12 Bit/32 Khz Ses ne demek? | 12 Bit/32 Khz Ses anlamı nedir? | 12 Bit/32 Khz Ses

12 Bit/32 Khz Ses anlamı nedir?

12 Bit/32 Khz Ses ne demek?

12 Bit/32 Khz Ses anlamı nedir?

12 Bit/32 Khz Ses | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: bit khz ses

Teknolojik Terim

Ses, 6 ses bölümünde kaydedilir (= 1/2 kare, 1 stereo kanal). 32 kHz örnekleme frekansı ca. 16 kHz çalma frekansına izin verir. 12 bit modu genellikle ses ekleme ve ses üstü kayıt için kullanılır; ek stereo kanallar, ör. orijinal 6 ses bölümüne müzik ya da konuşma eklenebilir. Toplam 2 stereo kanal (her biri 16 kHz çalma frekansında).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Normal şartlarda LCD TV’ler için kullanılan standart 8 bit paneller, 256 kademeli renk geçişi yeteneğine sahiptir. BRAVIA D3000 Serisi için kullanılan 10 bit panel, 1024 geçiş gölgesi sağlar. Bu özellik, ten tonlarından günbatımına her görüntüye canlılık katar ve yine gördüğünüz görüntünün aslına mümkün olduğunca yakın olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Normal şartlarda LCD TV’ler için kullanılan standart 8 bit paneller, 256 kademeli renk geçişi yeteneğine sahiptir. Gelişmiş 10-bit LCD panel teknolojisi, 1024 gölge geçişi sunmak için Sony tarafından BRAVIA TV’ler için geliştirilmiştir. Bu özellik, ten tonlarından günbatımına her görüntüye canlılık katar ve her şeyin aslına mümkün olduğunca yakın olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses, 6 ses bölümünde kaydedilir (= 1/2 kare, 1 stereo kanal). 32 kHz örnekleme frekansı ca. 16 kHz çalma frekansına izin verir. 12 bit modu genellikle ses ekleme ve ses üstü kayıt için kullanılır; ek stereo kanallar, ör. orijinal 6 ses bölümüne müzik ya da konuşma eklenebilir. Toplam 2 stereo kanal (her biri 16 kHz çalma frekansında).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu modda, ses eklemenin yanı sıra ses üstü kayıt da kullanılabilmektedir. Birinci stereo kanal, genellikle video sinyalleriyle birlikte verilen orijinal ses içindir. İkinci stereo kanal ise, art alandaki müzik, konuşma ya da diğer ses efektleri için kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DAT ya da CD kalitesindeki yüksek kaliteli sesler kaydedilebilir ve çalınabilir. Bu 16 bit/48 kHz stereo ses sinyali, video sinyalleriyle birlikte kaydedilir; sesin kalitesi, müzik programlarının kaydedilmesi için uygundur.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Ana birimden ayrı (örneğin başka bir odada) bulunan ikinci bir amplifikatöre gönderilmek üzere sinyal sağlayan ses çıkışıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ses kalitesi için genişletilmiş 24 bit çözünürlüklü yüksek kalite Dijital Analog Dönüştürücü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sol ve sağ kanallar için hoparlörler ve bir pasif subwoofer’dan oluşan üç yollu ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek çözünürlüklü ses örnekleme hızı. Bu yüksek örnekleme hızı, normal bir Audio CD ile kıyaslandığında daha fazla derinlik, zenginlik ve netlik sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz..

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekşilik, acılık; terslik, sertlik, huysuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). koymak, yapıştırmak, vermek (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary / court police. judiciary police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). istenildiği kadar, istenildiği gibi; (müz). tempo vb hususunda istenildiği gibi çalınabilen notalar;(kıs) ad lib.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessories. accessory. accessaries. accessary. attachment. fixings. ornament. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. refinement. prop. spare part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. stage prop. appliances. props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low voice / tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çevre, muhit, etraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırs, ihtiras (iyi şeyler için olunca makbul sayılır); heves; şiddetle arzu olunan şey. ambitious (s). haris, hırslı; çok istekli, tutkun; başarma isteği olan; büyük işler peşinde koşan. ambitiously (z). ihtirasla, hırsla, hevesle. ambitiousn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözlerin önünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hakem, iki taraf arasındaki bir mesele hakkında kesin karar verme yetkisi olan tarafsız kimse: son söz sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). bir borsada satın alınan tahvilatı aynı zamanda diğer bir borsada kâr ile satma; arbitraj; hakem vasıtası ile bir davayı halletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tahviller, hisse senedi, yabancı para v.s. yi daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. arbitrage

tic. ara kazanç

Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital consumption allowances. arbitrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Arbitrage)

Fiyat farklarından yararlanmak amacıyla para, kıymetli maden, tahvil ve hisse senedi alıp satma işlemidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karar verme hakkı veya yetkisi; hakem sıfatıyla karar verme; hüküm, karar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). indi, kendince, ihtiyari , keyfi. arbitrarily (z). keyfi olarak. arbitrariness (i). keyfi hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hakem sıfatıyla dinleyip karar vermek; karar vermek; hakem kararıyla halletmek.arbitra'tion (i). hakem kararıyla halletme. arbitration court (huk) hakem mahkemesi. arbitrator (i). hakem, iki taraf arasındaki bir meselede kesin karar verebil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Seste, ara sesin titreşiminden hasıl olan alt ve üst sesler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Arşidükün feşi veya kızı. Habsburg Alman hanedanında imparatorluk prensesi: Büyük düşes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archduchess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (Dilimizde müfret gibi kullanılıp müfredi olan «As» kullanılmaz). Vaktiyle gece nöbet gezen kol, gece bekçisi. Ases-başı: Vaktiyle polis müdürü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عسس] gece bekçisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı saltanatının eski devirlerinde polis müdürü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), tayin etmek (vergi, para cezası v.b.) , kıymet takdir etmek, tarh etmek, -e bağlamak assessable (s). vergi tayini için kıymeti takdir olunabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i takdir edilen kıymet; kıymet takdir etme; vergi; ödenecek veya toplanacak meblâğ .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).vergi tahakkuk memuru; yargıç muavini veya muşaviri. assessor'ial (s). bu memura ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vaytmetal, mil yataklarında kullanılan bir alaşım; buna benzer herhangi bir alaşım. babbitt bearings bu maden ile yapılan mil yatağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gıyabındaçekiştirmek, arkasından konuşmak, iftira etmek. backbiter (i). dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ecza. barbiturat, uyku hapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press attaché. press secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temizliğe riayet etmeyen adamların üstünde ve başında ve tavuklarla sair hayvanlarda hasıl olan ve ısırdığı yeri kaşındıran küçük bir cins böcek, kehle. Bit tutmak, baş biti, tavuk biti. Buğday biti = Buğdayda hasıl olan bir küçük böcek. Tahtabiti = Tahtaların aralıklarında barınan, kokan ve tâciz eden böcek, tahtakurusu. Çiçek biti = Çiçeklerde hasıl olan küçük bir böcek. Kasık biti = Kene. Külek biti = Kulağa kaçan, çatal kuyruklu bir böcek. Kâğıt biti = KAğıdı ve kitapları delip harabeden güve. Bltotu = Bite karşı kullanılan bitki. Ar. haşîşetülkamle. Bitpazarı = Çarşının eski elbiseler satılan yeri. (Batpazarı yazmakta mânâ yoktur). Bityeniği = Gizli ayıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

louse. headlouse. cootie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

louse. nit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a bridle, usually of iron, which is inserted in the mouth of a horse, and having appendages to which the reins are fastened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Anything which curbs or restrains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of anything, such as may be bitten off or taken into the mouth; a morsel; a bite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: A small piece of anything; a little; a mite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Somewhat; something, but not very great.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tool for boring, of various forms and sizes, usually turned by means of a brace or bitstock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bitstock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a key which enters the lock and acts upon the bolt and tumblers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cutting iron of a plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the Southern and Southwestern States, a small silver coin formerly current; commonly, one worth about 12 1/2 cents; also, the sum of 12 1/2 cents. 3d sing. pr. of Bid, for biddeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the British West Indies, a fourpenny piece, or groat. the cutting part of a drill; usually pointed and threaded and is replaceable in a brace or bitstock or drill press; 'he looked around for the right size bit' piece of metal held in horse's mouth by

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small quantity; 'a spot of tea'; 'a bit of paper'. a small fragment of something broken off from the whole; 'a bit of rock caught him in the eye'. an indefinitely short time; 'wait just a moment'; 'it only takes a minute'; 'in just a bit'. an instance o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Binary digIT A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwidth is usually measured in bits-per-second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwidthis usually measured in bits-per-second See also: Bandwidth, Bit, bps, Byte, Kilobyte, Megabyte. -- A single digit number in base-2, in ot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for binary digit The smallest unit of information a computer can have The value of a bit is 1 or 0.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

BInary digiT The smallest unit of information in a computer, either on or off, represented in binary as either 1 or 0. -- A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwidth is usually mea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviated with small 'b' Binary Digit The smallest unit of data in a computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Binary digit, the smallest unit of information in a computer, represented as a 0 or 1 One character is typically seven or eight bits in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A binary digit; a zero or one The basic unit of storage and information transfer in a computer system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of data processing information A bit assumes the value of either 1 or 0.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contraction of binary digit, a bit is the smallest unit of information that a computer can hold Eight bits is equivalent to a byte The speed at which bits are transmitted or bit rate is usually expressed as bits per second or bps. -- A single digit numb

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of information on a computer network; a binary digit Data is transmitted in bits per second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest element of computerized data A full text page in English is about 16,000 bits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of information in a computer, equivalent to a single zero or a one The word 'bit' is a contraction of a 'binary digit ' Eight bits are needed to create a single alphabetical or numerical character, which is called a 'byte '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single-digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero A bit is the smallest unit of computerized data Bandwidth is usually measured in bits-per-second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A binary digit ; it is the most basic unit of data that can be recognized and processed by a computer. A bit is the smallest unit of data in a computer A bit has a single binary value, either 0 or 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of information a computer can manipulate A bit is either 0 or 1 Eight bits combine to make one byte Abbreviated 'b '. -- A single digit number in base-2, in other words, either a 1 or a zero The smallest unit of computerized data Bandwid

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of measurement that represents one figure or character of data A bit is the smallest unit of storage in a computer Since computers actually read 0s and 1s, each is measured as a bit The letter A consists of 8 bits which amounts to one byte Bits are

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bilgisayarın işleyebileceği en küçük veri parçası. 0 ve 1 olmak üzere yalnızca iki değere sahip olabilir (“açık” ya da “kapalı” olarak da bilinmektedir).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir aletin keskin olan ucu; matkap; gem; anahtarın kilide giren kısmı; f. gemlemek; tahdit etmek, sınırlamak. take the bit in one's teeth idareyi eline almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. parça, lokma, kırıntı, küçük bir kısım; kısa zaman; bilgi iletme birimi, elektronik beyin vb ile muhaverede en ufak birim;(sahnede) ufak rol; A.B.D., (argo) numara; ing. pek az değerli ufak para; A.B.D. yirmibeş sentin yarısı: two bits yirmibeş sen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital video sistemlerinde en iyi veri depolamasını sağlamak için görüntü verisi sıkıştırılabilmektedir. Bit hızı, resim piksellerinin işlenmesi için gereken hızdır. Resim ne kadar az ayrıntılıysa, o kadar fazla sıkıştırılabilir ve bit hızı o kadar düşük olur.

Teknolojik Terim by

Şifalı Bitki

(mezevek): Düğünçiçeğigiller familyasından; bir çok çeşidi bulunan ve kuzey yarımkürede yetişen bir bitkidir. Tohumlarında Delphinine vardır. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Bit, pire gibi zararlı asalak ufak böcekleri öldürmekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teşvik ederek, kışkırtarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بيتاب] yorgun, takatsiz. bîtâb kalmak bitkin düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيتابانه] bitkince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بتمامها] tümüyle, tamamen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. feeble. weary. dead-beat. tired out. all in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tired. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartial. neutral. unprejudiced. without prejudice. equitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرف] tarafsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرفانه] tarafsızca, yan tutmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. neutrality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dişi köpek veya kurt; kancık; (argo) Şirret kadın; kötü kadın; f., (argo) şikâyet etmek; acemice iş yapmak. bitchy s. orospu tabiatlı, şirret

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısırmak, dişlemek; sokmak (arı v.b.); oltaya vurmak (balık) ; yakmak ; aşındırmak, yemek; ısırık, parça lokma; diş izi; keskinlik (içki,biber,soğuk). bite off more than one can chew başından büyük işe girişmek. bite the dust düşüp ölmek biting s.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Güllerin bitmesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Bütün, yekpâre, tekmil. Bir düziye, boyuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. incessantly bidüziye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. ceaseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazı, tahrir, kitabet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmiş, mahv ve harap olmuş, fena bulmuş, ümitsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mektup, yazılmış şey Ar. muharrerât, Fars. nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finished. exhausted. worn out. bad. serious. in trouble. flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. broken down. in love. wan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yazıcı, kâtip, muharrir, münşî, mektupçu (beylikçi bundan galat olsa gerek). Eski Türk devletlerinde devlet kâtibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nihayet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. conclusion. end. epilogue. termination. ending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ending. end. expiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yazmak (hâlen Çağatayca ve Özbekçe’de kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite. limitless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sona erdirilmek, tamamına erdirilmek: Başlanılan mektep daha bitirilemedi. 2. Mahv ve helâk edilmek: O memleket kıtlıktan bitirildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be completed. to be finished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitirme, tamamlamak. 2. Son Ahır, encâm, pâyân. 3. Müthiş, anasının gözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashing. crack. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamlama, götürü, kesme, maktû, mezun olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing. ending. graduation. closure. consumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. termination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. graduation. conclusion. finishing. finishing off. perfection. termination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sona erdirmek, tamamlamak, ikmal ve itmam etmek: Ben işimi bitirdim. 2. Mahv ve helâk etmek, yok etmek, kuvvet bırakmamak: Bu sıtma beni bitiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı büttirmek). Tohumun filizlenip topraktan dışarı çıkmasına sebep olmak, yeşertmek. Bu yağmur ekilen tohumları çabuk bitirecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. leave off. complete. bring to an end. end. terminate. graduate. run out. sign off. call it off. break up. carry through. cease. clean up. clear off. close. bring to completion. conclude. consume. deplete. drink. make an end of. put an end to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrest. complete. conclude. deplete. end. exhaust. finish. heal. scotch. spend. terminate. transact. to finish. to end. to conclude. to break sth up. to break sth off. to get through. to consume. to use up. to complete. to accomplish. to exhaust. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quit. end. to finish. to complete. to accomplish. to terminate. to exhaust. to destroy. arrange. carry through. clean up. close. conclude. consume. deplete. determine. devour. eat. to make an end of. finalize. fulfil. get through. pack in. perfect. sap. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. finale. termination. expiration. expiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ending. expiration. finish. end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. windup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirine dokunacak surette yaklaşmış, kavuşuk, Ar. muttasıl, mülâsık, Fars. peyveste: Vapur iskeleye bitişikti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous. joining. touching. next to. next-door. next-door house. neighbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous. joining. attached. next door. adjoining. coterminous. neighbouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguity. juxtaposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaşmak, muttasıl ve mülâki olmak, kavuşmak: Vapur rıhtıma bitişti, yaranın ağzı daha bitişmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to join. to touch. to become contiguous. to adhere. to stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırılmak: Şu iki masa bitiştirilirse bir uzun sofra olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırmak, yanaştırmak, ittisal ettirmek: Şu İki masayı bitiştirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concatenate. to juxtapose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Kökleriyle bittiği yere tutunarak yaşayan bütün canlıların genel adı, nebat. Ağaç, yosun, ot, mantar hepsi birer bitkidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant. vegetable. herb. wort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearer. herb. plant. plant nebat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation. flora. greenstuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haulm halm. stalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bitkiye benzeyen, bitkiyi andıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmiş, mahv ve harap olmuş, hal ve tâkati kalmamış: O bitkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careworn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. fagged. groggy. haggard. jaded. listless. prostrate. shot. spent. weary. wonky. worn-out. tired out. dog-tired. all-in. dead beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. broken down. bushed. dead beat. dead tired. down- and-out. effete. gone. jaded. knackered. out on one's feet. peaky. played out. pooped. prostrate. spent. worn. worn out. wretched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. weariness. deadness. fag. fatigue. frazzle. languor. lassitude. over-fatigue. prostration. staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. fatigue. languor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetal. herbal. vegetative. galenic. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. vegetal. vegetable. vegetal nebati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. vegetal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir adam veya hayvanın bitlerini ayıklayıp kırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediculosys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendi bitini ayıklayıp kırmak: Güneşte oturup bitleniyordu. 2. Bitlenmek, bitli olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünde bit bulunan, kehlesi olan, pis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy. infested with lice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitme, bitiş. (bk.) Bitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break up. culmination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sona ermek, tamam olmak, Osm. pâyâna varmak, hitâm bulmak: Yapmaya başladıkları cami bitti, yazdığınız mektup bitti mi? 2. Tükenmek, kalmamak: Mürekkebim bitti, kandilin yağı bitti. 3. Mahv ve harap ve perişan olmak, fenâ bulmak, bozulmak: Muharebede düşman tümeni bitti. 4. Kalakalmak. 5. Yorulup kalmak, bıkmak, bezmek: Sabahtan beri uğraşa uğraşa bittim. 6. İstihza ile hayret etmek, şaşmak: Söylediği şiire bittim. 7. Nihayet derecede sevmek: Şu güzel ata bittim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tohum filizlenip topraktan dışarıya çıkmak, nâbit olmak: Ot biter, ekinler bitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

end. come to an end. finish. be at an end. expire. run out. adore. be very fond of. break off. break up. cease. conclude. die down. drop. end off. end up. fag. lapse. lay off. leave off. be out of smth. quit. sprout. stop. surcease. terminate. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. crack. die. discontinue. end. finish. lift. pass. peter. stop. terminate. wane. to finish. to end. to be over. to give out. to run out. to run out of sth. to be exhausted. to grow. to sprout. to fall for. to be fond of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to end. to be finished. to come to an end. to be completed. to be exhausted. to be worn out. to grow. to sprout. cease. culminate. die. draw to close. draw to an end. to draw to an end. finish. pass. pine. run out. surcease. to be through. wane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interminable. unfailing. unrelieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interminable. livelong. unending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. departed. done. finished. over. past. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. done for. terminated. finished. all over. clapped out. complete. cut and dried. done. all to pieces. spent. wrapped up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Sıracalıgillerden bir bitki. Birçok çeşidi vardır ve kuzey yarımküresinde yetişir (pedicularls). 2. Bitlere karşı kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski elbise ve eşyanın alınıp satıldığı pazar. (bk.) BAt. «Eskiye itibar olsaydı, bitpazarına nur yağardı».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flea market. jumble shop. rag fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

PITRAK (i. putrak). Çok şık, pek sık bitmiş, yeni bitip yüzünü büsbütün örtecek surette sık olan. Bıtrakotu = Demirdiken. Demirbıtrak = Eski cenk Aletlerinden olarak düşmanın ayağına batmak üzere yolun üzerine bırakılan üç köşeli demir diken. Kuzubıtrağı = Bir nev’i nebat, ganj. Bıtrak gibi kaynamak = Pek sık ve kalabalık olmak. Bıtrak gibi = Dallar üzerinde pek çok meyve olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

PITRAKLI (i.). Dallı budaklı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., den. geminin kablosunu biteye bağlamak, biteye vurmak; i., den., sık sık çoğ. güverte babası, bite, bita.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالطبع] doğal olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالتفصيل] ayrıntılı olarak, uzun uzadıya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالتمام] tümüyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AA turn of the cable which is round the bitts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having a peculiar, acrid, biting taste, like that of wormwood or an infusion of hops; as, a bitter medicine; bitter as aloes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing pain or smart; piercing; painful; sharp; severe; as, a bitter cold day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing, or fitted to cause, pain or distress to the mind; calamitous; poignant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Characterized by sharpness, severity, or cruelty; harsh; stern; virulent; as, bitter reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mournful; sad; distressing; painful; pitiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance that is bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bitters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make bitter. the taste experience when quinine or coffee is taken into the mouth English term for a dry sharp-tasting ale with strong flavor of hops proceeding from or exhibiting great hostility or animosity; 'a bitter struggle'; 'bitter enemies' expre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

English term for a dry sharp-tasting ale with strong flavor of hops. the taste experience when quinine or coffee is taken into the mouth. the property of having a harsh unpleasant taste. make bitter. extremely and sharply; 'it was bitterly cold'; 'bitter

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic taste characterized by solution of quinine, caffeine, and certain other alkaloids Perceived primarily at the back of the tongue Generally normal characteristics of coffees connected with their chemical constitution, influenced by degree of roastin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually considered a fault in but characteristic of such wines as Amarone and certain other Italian reds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the four basic tastes A major source of bitterness is the tannin content of a wine Some grapes - - have a distinct bitter edge to their flavour If the bitter component dominates in the aroma or taste of a wine it is considered a fault Sweet dessert

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the four basic tastes A major source of bitterness is the tannin content of a wine Some grapes - - have a distinct bitter edge to their flavor If the bitter component dominates in the aroma or taste of a wine it is considered a fault Sweet dessert

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unpleasant, biting flavor usually an aftertaste A bitter aftertaste is sometimes associated with variations in manufacturing and curing or aging procedures It is more prevalent in cured cheeses having higher moisture contents Bitterness is often confus

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A characteristic of over-extracted brews as well as over-roasted coffees, and those with various taste defects; it is a harsh, unpleasant tasted detected towards the back of the tongue Dark roasts are intentionally bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A harsh, unpleasant taste detected on the back of the tongue, found in over-extracted brews , as well as in over-roasted coffees and those with various taste defects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A style of ale which originated in England Typically pale to copper colored, with a pronounced hop character Some people consider bitter to be synonymous with pale ale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Describes one of the four basic tastes A common source of bitterness is tannin or stems Although a mild bitterness can often be a pleasant addition it is usually an indication of a flawed wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A taste sensation, usually sensed on the back of the tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A taste you get at the back of the tongue which should not be confused with the taste of tannins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The taste imparted by the resins of hops, best if balanced by other flavors; hop bitterness is generally responsible for the drinkability of beer. promotes appetite and aids digestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unpleasant taste associated with raw teas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects digestive system and nutrition due to its ability to stimulate the appetite Bitters stimulate the secretion of saliva and gastric juice reflexively by exciting the taste buds They are not effective if given directly into the stomach, as in the for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bitter is a style of ale which provides a strong hops taste to the palate In color, they normally range from gold to a coppery red Originally, every brewery in England generally had two ales, a bitter and a mild Compared to the mild, bitters were both dry

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Style of English beer that is dry and usually served draft Should not be served too cold. adj bitter [OE biter]. stimulates secretions of digestive and encouraging appetite. adj pahit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that stimulates secretion of digestive juices and encourages appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject , acrimoniously , bitter , bitterly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acı keskin; sert, şiddetli; kötü. to the bitter end iş bitinceye kadar; ölünceye kadar. a bitter pill yenilir yutulur cinsten olmayan durum. bitterish s. acımsı. bitterly z. acı olarak. bitterness i. acılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilik balığı, zool. Rhodeus amarus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balaban kuşu, okar, zool. Botaurus stellaris. little bittern cüce balaban, zool. Ixobrychus minutus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. içine acı otlar da karıştırılan bir nevi içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hem acı hem tatlı olan; aynı zamanda iyi ve kötü olan; i. yaban yasemini, bot. Celastrus scandens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavasya, bot. Quassia amara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yerin altında bulunup sıvı ve sarımtrak, yahut katı ve kara bir hal ve renkte olan yapıcı bir madde. Bitüm yol yapımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zift, katran; f. ziftlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ziftli, zift gibi. bituminous coal adi maden kömürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işin gizli kalmış, şüpheli tarafı, dalavere.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili “Gelişmiş Ses Dağıtım Profili’. MP3 çalar, cep telefonu ve PDA gibi taşınabilir ses cihazlarından kablosuz yüksek kalite ses aktarımı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Görüntü piksellerini bit-bit tanımlayan sıkıştırılmamış bir grafik biçimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) bazen esrarla alınan amfetamin içitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bit cinsinden saniyede iletilebilen veri miktarı birimidir. 8 bit, 1 baytı oluşturur.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Canser).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). manastırda yaşayan tarikat mensubu. cenobit'ical (s). bir tarikata ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dial tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periwinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karı koca olarak bir arada oturmak (gen. gayrimeşru şekilde), beraber yaşamak; eski aynı yerde oturmak. cohabitant (i). aynı yerde oturan kimse. cohabita'tion (i). bir arada yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cohabitation

birlikte yaşama

Birlikte oturma, bir arada yaşama.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek sesli olmayan musiki eseri. (bk.) Çokseslilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide aynı anda birden fazla sesin duyulması esasına dayanan sistem. Polifoni. Teksesli musikinin zıddı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan mesafeye eşit eski bir uzunluk öIçüsü, gez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabakgillerden bir bitki; (kim). Iaboratuvarda kullanılan kabak şeklinde bir kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Eskiden mahalle mektebine giden çocukların alfabelerini ve Kur’an cüzlerini koydukları, boyna asılan, kumaştan yapılma kese.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Evde dijital surround efektleri yaşamanızı sağlayacak bir özelliktir. DCS, surround sesleri Cinema Studio Mode’ları ya da Virtual 3D modlarıyla yeniden düzenleyerek, filmlerin amaçlandığı şekilde izlenmesini sağlayacak yüksek kaliteli surround sesler oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). zimmet, borç; (f). zimmet kaydetmek; birinin zimmetine kaydetmek. debit an account bir hesabı zimmetine kaydetmek. debit balance zimmet bakıyesi. debit a person with a sum, debit a sum against a person, debit a sum to a person bir meblağı bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çan çiçeğinin bir türü.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DCI, LCD projektörler için tamamen titreşimsiz bir ekran görüntüsü oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Ses İşleme (DSP), ses üretiminin atmosferini değiştirerek, sese ayrı bir hava katabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony Ses Mühendisleri ve ses uzmanları tarafından Sony Pictures Entertainment’ta geliştirilen Digital Sinema Sesi, film deneyimini evinize taşır. Bu teknoloji, Sony’ye ait üç prestij sahibi ses dublaj salonlarında Kim Novak, Barbara Streisand ve Cary Grant’ın yardımlarıyla geliştirilmiştir. Bu salonlarda ses alanı ölçüleri alarak Sony, sinemadakiyle aynı aural hissini yeniden yaratabilen dijital işleme teknolojisini geliştirmiştir. Çoğu Sony HiFi alıcıları ve ev sinema sistemleri DCS özelliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmi müessese halinden çıkarmak, kilisenin devletle olan ilişkisini kesmek. disestablishment (i), resmi müessese halinden çıkarma, kilisenin devletle olan ilişkisini kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). itibarsızlık; (f). itibar etmemek, saymamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mal ve mülküne el koymak, evinden çıkarmak, (huk). tahliye etmek; yoksun bırakmak, mahrum etmek. dispossession (i). mal ve mülke el konulması, evden çıkarma veya çıkarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Pulse Code Modulation – Tını Kodlama Modülasyonu) sesi, bir sıkıştırılmamış yüksek kaliteli dijital ses biçimidir. Sony DVD Video oynatıcılar, çeşitli kuantizasyon (16 bit, 20 bit ya da 24 bit) ve örnekleme hızlarında (48 kHz ya da 96 kHz) DVD’leri oynatabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir çok arabada hoparlörler zemin seviyesinde bulunmaktadır. Bu yenilikçi 3B sanal ses teknolojisi, seslerin sanki kafa hizasında bulunan hoparlörlerden geliyormuş gibi duyulmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şüphe, tereddüt. dubitative (s). şüpheli, ,şüphe veya kararsızlık belirten .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dük’ün karısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (dü = iki, şeş = altı). 1. Tevla oyununda iki zarın da altı benekli tarafları üste gelmesi. 2. mec. Rasgelme, iyi tesadüf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duchess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godsend. double six. windfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toss- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD’ye ses kaydedilmesini sağlayan bir biçimdir. Yüksek örnekleme hızları ve çözünürlük, mükemmel ses kalitesinin elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye basarak tercih ettiğiniz ses tarzını (Rock, Pop, Caz, Konuşma) seçmenzi sağlayan özellik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. acılaştırmak; gücendirmek, acı hisler uyandırmak. embitterment i. acılaştırma; gücendirme darıltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü ‘rihter’de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik O (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. Şimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Sesin şiddet faktörü => Ses seviyesi (dB) => Sesin kaynağı

1.000.000.000.000.000.000 => 180 => Roket sesi 1.000.000.000.000.000 => 150 => Jet uçağının kalkışı 1.000.000.000.000 => 120 => Gök gürültüsü 100.000.000.000 => 110 => Klakson sesi (l metreuen) 10.000.000.000 => 100 => Metro istasyonu 1.000.000.000 => 90 => Mutfak blenderi 100.000.000 => 80 => Saç kurutucusu 10.000.000 => 70 => Otobandaki trafik 1.000.000 => 60 => Normal konuşma 10.000 => 40 => Oturma odası 1.000 => 30 => Kütüphane, hafif fısıltı 10 => 10 => Yaprak hışırtısı l 0 => İşitmenin alt sınırı

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkça bu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da ‘Herz’ birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olmasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü “rihter”de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik 0 (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. İimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkçabu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da “Herz” birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olamasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hiçbir düşüncesi olmayan, bir şeyi düşünmeyen. 2. Kedersiz, rahat, tasasız. 3. Vesvese ve merak etmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. calm. unembarassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşünmeyiş. 2. Tasasızlık. 3. Vesvesesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sergi; (huk.) mahkemeye veya hakemlere ibraz olunan vesika veya delil; vesika gösterme; (f.) teshir etmek, sergilemek; göstermek, arz etmek; resimle göstermek; (tıb.). ilâç olarak vermek; (huk.) dava esnasında vesika veya delil ibraz etmek. exh

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. exhibition

sergi

Alıcının görmesi, seçmesi için dizilmiş şeylerin tümü ve bu nesnelerin serildiği yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sergi; gösterme, teşhir, izhar, ibraz, arz; (ing.) üniversiteden verilen burs; (tıb.) ilaç olarak verme. make an exhibition of oneself kendini teşhir etmek, kendini gülünç duruma düşürmek. exhibitionism (i.) kendini teşhir merakı,teşhir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aşırı, had derecede, fahiş (fiyat), çok fazla, ifrata kaçan; (huk.) kanun dışında kalan. exorbitance, cy (i.) fazlalık, aşırılık, ileri gitme, haddini aşma. exorbitantly (z). aşırı olarak, had derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flebit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (tıp). Toplardamarlarda iç zar iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, bir süs bitkisi cinsi (hesperis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (parmak, yüz, kulak) soğuk ısırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmuş, soğuktan çürümüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i satranç oyununda daha iyi bir mevki kazanmak için bir oyuncunun bir veya birkaç taş feda etmesi, gambit; bir konu tartışmasını açış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uygun aksesuar ile iletişim sağlayan bir aksesuar yuvası. Örneğin, video ışığı, kayıt başladığında otomatik olarak yanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Aksesuar Yuvası, flaş işlemlerinde çeşitli gelişimler sağlar ve kablosuz bağlantı, ön-flaş özelliği ve otomatik pozlama ayarı gibi olanaklar tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc’in ses kalitesi, normal 16 bit standardına kıyasla yüksek çözünürlüklü 20 bit sinyal işlemesiyle geliştirilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hubut» tan if.) (mü. hâbite). Aşağı inen, düşen, hubut eden. Tedrîc-i hâbit (edebiyat) = Bir şeyi tarif ederken vasıf bakımından yukarıdan başlayıp aşağıya inmek: Alim, kâtip, hoşgû bir edam (aksine tedrîc-i sâid denir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) adet, alışkı, alışkanlık, itiyat, tabiat, huy; iptila, düşkünlük; zihni yapı, kafa; yaradılış, tıynet; elbise, kıyafet, kılık; din adamları ve binicilerin giydiği özel kıyafet; (biyol.) özel olarak büyüme veya yetişme. habitforming (s.) iptilâ hası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) giydirmek. habited in giymiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) oturulabilir, ikamete elverişli habitabil'ity, hab'itableness (i.) oturulacak halde olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bir yerde) ikamet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural abode, locality or region of an animal or plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Place where anything is commonly found. the type of environment in which an organism or group normally lives or occurs; 'a marine habitat'; 'he felt safe on his home grounds'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a plant or animal species naturally lives and grows; or characteristics of the soil, water, and biologic community that make this possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The environment in which an organism or biological population lives or grows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place and conditions in which an organism lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The environment in which a population or individual lives; includes not only the place where a species is found, but also the particular characteristics of the place that make it especially well suited to meet the life cycle needs of that species Habitat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place or environment where a plant or animal naturally or normally lives and grows. the natural home of an animal or plant; the sum of the environmental conditions that determine the existence of a community in a specific place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a population lives and its surroundings, both living and non-living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural environment/area/location in which where an organism normally grows. the area in which an animal, plant, or microorganism lives and finds the nutrients, water, sunlight, shelter, living space, and other essentials it needs to survive Habitat l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specific area or environment in which a particular type of plant or animal lives Components of a habitat include food, water, and shelter. the place where an organism lives and/or the conditions of that environment including the soil, vegetation, water,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place or community where a plant or animal lives and grows. the place where an organism naturally lives, grows, and interacts. the place where an animal or plant lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific area or environment in which a particular plant or animal lives An organism's habitat provides all of the basic requirements for the maintenance of life For example, typical coastal habitats include beaches, marshes, rocky shores, bottom sedi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where an animal or plant naturally lives and grows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a population or community lives and its surroundings, both living and non-living. The native environment or specific surroundings where a plant or animal naturally grows or lives The surroundings include physical factors such as temperatur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural home or environment of an animal or plant. the place where a species normally lives. the place or type of site where an animal or plant naturally or normally lives and grows; the arrangement of food, water, shelter, and space suitable to an an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific environment in which an organism lives and on which it depends for food and shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The location and environmental conditions in which a particular organism normally lives. the type of environment in which an organism or group normally lives or occurs; 'a marine habitat'; 'he felt safe on his home grounds'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir hayvan veya bitkinin yetiştiği yer; herhangi bir şeyin doğal yeri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ikamet, oturma; mesken, ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alışılmış, mutat, itiyat edinilmiş; daimi. habitually (z.) alışıldığı şekilde, âdet üzere. habitualness (i.) alışkanlık, âdet, mutat oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) alıştırmak, alışkanlık haline getirmek, itiyat kespettirmek. habitua'tion (i.) itiyat, alışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) âdet, itiyat, alışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) müdavim, daimi ziyaretçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Habitude; mode of life; general appearance. person's predisposition to be affected by something ; 'the consumptive habitus'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person's predisposition to be affected by something ; 'the consumptive habitus'. constitution of the human body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without untoward events. smoothly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, serkeş, bildiğini okuyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air sac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hazır Aksesuar yuvası üzerinden harici flaş birimleri takılabildiğinden, çeşitli flaşlar kullanılabilir. Bu durum özellikle stüdyo ortamı için çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Geometri kaidelerine uygun olmayan, fenne, aykırı surette yapılmış: Hendesesiz bir bina.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at nalı; nal şeklinde şey; çoğ. nal ile oynanılan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kendi kendisine yetişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. self-sown. volunteer. raised with little or no supervision. self-taught. self-made.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sabit Disk Sürücünüzden DVD’ye aktarılan bilgileri sıkıştırırken en iyi kaliteyi korur. Bu biçim, kaydedilen her bir sahnenin bit hızını otomatik olarak kontrol eder. Bunu, içeriğin hangi kesimlerinin, örneğin, karmaşık aksiyon sahneleri, daha yüksek bit hızlarına ihtiyaç duyduğunu algılayarak yapar. Daha düşük sesli sahneler daha düşük bit hızlarında kaydedilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içine çekme, massetme, emme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şerefsizlik, iffetsizlik, dürüst olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüphe kaldırmaz, kati, kesin. indubitably z. şüphesiz, muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sakin olmak, ikamet etmek, içinde oturmak. inhabitable s. içinde oturulur, oturmaya elverişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikamet, sakin olma; mesken, ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bir yerde) ikamet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tutmak, bırakmamak, mani olmak, kendini çekmek. inhibited s. ruhsal etkenler yüzünden hareketlerinde serbest olmayan, çekingen. inhibitory s. menedici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tutan şey, bırakmayan özellik; yasak, memnuiyet; psik. etrafın tesiri ile hareketlerdeki çekingenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüneyebilen (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tatil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İstikrarlı Ses özelliği programlar ile reklamlar arasında tutarlılık olması için ses düzeylerini eşitler.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. jam-session

toplu caz

Caz müzisyenlerinin bir araya gelerek müzik yapmaları.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asetilen gazı çıkarmakta kullanılan ve karbonla kalsiyum bileşiği olan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ya Arapça kanabit yahut Rumca’dan). Lahanaya benzer bir cins sebze ki, karnabahar da denilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili iskambil oynayanların arkasında durup ellerindeki oyun kağıtlarını gören seyirci; istenmedik öğüt veren kimse, başkalarının işine burnunu sokan kimse. kibitz f. böyle hareket etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yakın akrabâsı, koruyucusu ve ahbabı olmayan, Fars: bî-kes: Kimsesiz bir kadın; zavallı pek kimsesiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all alone. alone. desolate. orphan. forlorn. lone. outcast. solitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lone. lonely. unattended. waif. desolate. empty. deserted. forlorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without relatives or friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesi olmayanın hâli, Osm. bî-keslik: Onun kimsesizliğine acınır; kimsesizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no friend or relative to turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agonic. without a corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altın kamış, bot. Lysimachia vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mazbata). Mazbatalar, tutanaklar, bk Mazbata.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye dokunarak ses ayarlaması sağlar. Üç mod (MBP Off, MBP-A, MBP-B), hem fader hem de dengeyi aynı anda kontrol eder.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (kompütor) bir milyon bilgi birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hübût» tan im.). Düşecek yer, inilen yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. menâbit). Bir şeyin bittiği, ekilip yetiştiği yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., biyol. adet, aybaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (tek, çoğ) melas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizle kısa video dizileri yakalamanızı ve bunları dijital olarak Sony Memory Stick™’e kaydetmenizi sağlar. Veriler daha sonra istenildiği zaman LCD ekranda izlenebilir ya da düzenlemek ya da saklamak üzere kolayca ve dijital olarak Memory Stick™ üzerinden başka bir multimedya cihaza aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz yüksek kaliteli kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır. Bu sürüm 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz VGA kalitesinde kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Memory Stick™ Yonga Kaydedici için ses sıkıştırma biçimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «esâs» tan imef.) (mü. müessese). Kurulmuş, yapılmış, temeli atılmış: Bu dava hangi delil üzerine müessestir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

established. founded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Müesseseler, kuruluşlar, tesis olunmuş, kurulmuş şeyler: Müessesât-ı ilmiyye (İlmî müesseseler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kuruluş: Bu, bir hayır müessesesidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

establishment. institution. foundation kuruluş. kurum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

establishment. institution. institute. organization. enterprise. house. seminary. concern. foundation. incorporated business. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be institutionalized. institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertile. rich. generous. productive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebât» tan if.) (mü. münbite). Ekilen şeyi güzel yetiştiren, her şeyin bitmesine müseit, ürün veren: Münbit yer. Gayri münbit = ürün vermeyen (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hübût tan if.) (mü. münhebita). Yukarıdan aşağıya inmiş, düşmüş, Osm. hubût etmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kuzey Afrika dervişlerine verilen ad. Murâbıt kuşu = Leyleğe benzer bir kuş (Lat. leptoptilu).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan f.) (c. mürâbıtîn). Kendini ibâdete veren zâhid (Fas’ta dervişe verilen unvandır), (c.). Mürâbıtîn = Mürâbıtlar. Ortaçağ’da Fas ve Endülüs’te saltanat sürmüş büyük bir Arap hanedanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan if, iftiâl). Irtibâtı olan, bağlantılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTEBİDD) (i. A. if.). İstibdatla hareket edenemrindekilere söz hakkı tanımayan: Müstebit bir Amir, müstebit bir kı rai.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotic. tyrannical. despot. tyrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤسس] kurulu, kurulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤسسات] kurumlar, kuruluşlar, müesseseler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤسسه] kurum, kuruluş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منبت] verimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebât» tan if.) (mü. nâbite). Biten, yerden çıkıp gelişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-spirited. downcast. dejected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyifsizlik: Bugün bir neş’esizliğim var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nâbite). Yerden bitenler, yerden çıkıp büyüyenler.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsan sesi, daha doğrusu insan konuşması oluşurken katkıda bulunan o kadar çok şey vardır ki, bunlar bir araya gelince iki insanın konuşmasının aynı olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Hatta her bireyin konuşması o kadar kendine özgüdür ki, telefonda sesin alttan ve üstten belirli frekansları yok edilmesine rağmen, açar açmaz ‘merhaba’ deyişinden karşımızdaki kişiyi tanıyabiliriz.

Sesimizin oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerinin boyu sesimizin kalınlığını belirler. Ne kadar uzunsalar ses o kadar ince çıkar. Kadınların erkeklere göre avantajları ses tellerinin daha uzun olmalarıdır. Tabii ki ses tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler. Dudağımız, dişlerimiz, dilimiz olmasaydı ortaya anlaşılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı.

Konuşurken nefes veririz. Bu nefes konuşmanın karakteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer. Ayrıca kişinin karakteri, havanın akışı ve hızı, ağız ve dudak yapısı da konuşmada etkin faktörlerdir. Ancak tüm konuşma olayının organizatörü beyindeki bir bölgedir. Burada düşüncenin ana yapısı oluşturulur, kulak ve gözlerden gelen sinyallerle birleştirilir ve boğaza sinyal olarak gönderilir.

Hayvanlarda ise beyinde böyle bir bölge yoktur. Bazı papağan, muhabbet kuşu hatta karga türlerinin konuşmaları onların ezberleme ve tekrar edebilme yetenekleridir. Bilinçli bir konuşma söz konusu değildir. Genetik olarak insana en yakın olan şempanzelerin bile dil ve damak yapıları nedeni ile insan gibi konuşmaları mümkün değildir.

Dünyanın dört bir yanında farklı lisanlar konuşuluyor ama tüm bu insanlar ağızlarında benzer sesler çıkarıyorlar. Her iki dudakları ile T’ ve ‘B’, dudak ve dişleri ile ‘F’ ve ‘V, dilin ön kısmı ile ‘T’ ve ‘D’, dilin arka kısmı ile de ‘K’ ve ‘G’ seslerini çıkarıyorlar.

Dilin ilk insanlarda, işbirliği daha doğrusu kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma ihtiyacından doğduğu sanılıyor. Günümüze kadar altı bin dil geliştirilmiş. Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin daha az sayıda harfle yazılmalarıdır. Altay dilleri ailesine giren Türkçe’mizde bazı ilginç özellikler var. Bir kere cisimleri dişi ve erkek olarak ayırmıyoruz, ses uyumu var ve bir ad veya fiil kökünden değişik eklerle yeni kelimeler türetebiliyoruz.

İnsan yüzündeki kaş, göz, burun, ağız ve diğer şekillerin çok az fark göstermelerine rağmen hepsi birleşince nasıl bir insan diğerine benzemiyorsa, oluşumunda katkıda bulunan şeylerin çeşitliliği açısından konuşmamız da öyledir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsan sesi, daha doğrusu insan konuşması oluşurken katkıda bulunan o kadar çok şey vardır ki, bunlar bir araya gelince iki insanın konuşmasının aynı olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Hatta her bireyin konuşması o kadar kendine özgüdür ki, telefonda sesin alttan ve üstten belirli frekansları yok edilmesine rağmen, açar açmaz “merhaba” deyişinden karşımızdaki kişiyi tanıyabiliriz.

Sesimizin oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerimizin boyu sesimizin kalınlığını belirler. Ne kadar uzunsalar ses o kadar ince çıkar. Kadınların erkeklere göre avantajları ses tellerinin daha uzun olmalarıdır. Tabii ki ses tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler. Dudağımız, dişlerimiz, dilimiz olamsaydı ortaya anlaşılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı.

Konuşurken nefes veririz. Bu nefes konuşmanın karekteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer. Ayrıca kişinin karekteri, havanın akışı ve hızı, ağız ve dudak yapısı da konuşmada etkin faktörlerdir. Ancak tüm konuşma olayının organizatörü beyindeki bir bölgedir. Burada düşüncenin ana yapısı oluşturulur, kulak ve gözlerden gelen sinyallerle birleştirilir ve boğaza sinyal olarak gönderilir.

Hayvanlarda ise beyinde böyle bir bölge yoktur. Bazı papağan, muhabbet kuşu hatta karga türlerinin konuşmaları onların ezberleme ve tekrar edebilme yetenekleridir. Bilinçli bir konuşma söz konusu değildir. Genetik olarak insanan en yakın olan şempanzelerin bile dil ve damak yapıları nedeni ile insan gibi konuşmaları mümkün değildir.

Dünyanın dört bir yanında farklı lisanlar konuşuluyor ama tüm bu insanlar ağızlarında benzer sesler çıkarıyorlar. Her iki dudakları ile “p” ve “b”, dudak ve dişleri ile “f” ve “v”, dilin ön kısmı ile “t” ve “d”, dilin arka kısmı ile de “k” ve “g” seslerini çıkarıyorlar.

Dilin ilk insanlarda, işbirliği daha doğrusu kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma ihtiyacından doğduğu sanılıyor. Günümüze kadar altı bin dil geliştirilmiş. Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin daha az sayıda harfle yazılamalarıdır. Altay dilleri ailesine giren Türkçe’mizde bazı ilginç özellikler var. Bir kere cisimleri dişi ve erkek olarak ayırmıyoruz, ses uyumu var ve bir ad veya fiil kökünden değişik eklerle yeni kelimeler türetebiliyoruz.

İnsan yüzündeki kaş, göz, burun, ağız ve diğer şekillerin çok az fark göstermelerine rağmen hepsi birleşince nasıl bir insan diğerine benzemiyorsa, oluşumunda katkıda bulunan şeylerin çeşitliliği açısından konuşmamız da öyledir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturma (sıfat terkiplerinde «nişin» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. nişeste-gân). Oturmuş, oturan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(k.dili), (bak.) obituary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(huk.) bir hakim tarafından resmi olmayarak ileri sürülen fikir; rasgele söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) bir öIü hakkında yazılan kısa biyografi; (s.) birinin öIümüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. obsessive

ruh b. takıntılı

Takıntısı olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) musallat olmak, tedirgin etmek; zihnini meşgul etmek. obsession (i.) kafayı meşgul eden düşünce; sürekli endişe; sabit fikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. obsession

ruh b. takıntı

Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Emr-i vâki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathly silence. deathly stillness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamlanmış olup artık değiştirilemeyen iş, Osm. emr-i vâki’, (bk.) Oldubitti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yörünge; çember; anat. göz çukuru; zool. kuşların gözleri etrafındaki deri; f. bir gökcismi etrafında dönmek veya döndürmek; bir yörüngede dönmek. orbital s. gezegen yörüngesine ait; göz çukuruna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. çevre yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski zamanda üzerindeki yazı silinerek yeniden başka yazı yazılmış parşomen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki yerine dört hoparlör kullanılarak elde edilen ses.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. uykusuzluk ve asabiyet hallerinde kullanılan bir uyku ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. filebit, flebit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sahip olmak, malik olmak, mutasarrıfı olmak; hükmetmek. possessed s. sahipli; soğukkanlı; mecnun; çılgın; azimkâr. possessed with niyetli, azimkâr; mecnun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. malik olma, iyelik, sahip olma, zilyetlik; çoğ. servet, mal, mülk; cin çarpması, cinnet, delilik; kendine hâkim olma; müstemleke, sömürge. Possession is nine points of the law bak. point. give possession. vermek, teslim etmek, istimlâk ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. malik olan; tahakküm edici: gram. iyelik belirten, mülkiyet ifade eden; i.- in hali possessive case -in hali. possessive relation isimle tamlama, izafet. possessively z. tahakküm ederek, sahip çıkarak. possessiveness i. tahakküm etme, sahip çı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mal sahibi; huk. zilyet, malik sıfatıyle tasarruf eden kimse. possessory s. zilyete veya zilyetliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Prens eşi veya baba tarafından hanedan kanı taşıyan kadın veya kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princess. infanta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meşgul etmek, zihnini işgal etmek; lehinde fikir hasıl ettirmek. prepossession i. tarafgirlik; zihin meşguliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cazibeli, alıcı. prepossessingly z. cazibeyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güneş yörüngesinin her yıl biraz değişmesi neticesinde gece-gündüz eşitliği zamanının her yıl biraz daha erken alınması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. précession

gök b. devinme olayı

Yerin dönme ekseninin tutulum düzleminin normali çevresinde bir koni çizecek biçimde çok yavaş olarak dönmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğruluk, dürüstlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yasak etmek, engel olmak, resmen menetmek; mani olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yasak; yasak emri; içki yasağı. prohibitionist i. içki yasağı taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yasaklayıcı; engelleyici. prohibitive price satışa mâni olacak kadar yüksek fiyat, aşırı fiyat. prohibitively z. yasak edilecek derecede; engelleyecek şekilde. prohibitiveness s. yasaklayıcılık; engelleyici oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. process

süreç

Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bir bölme içinde tamamlayıcı hoparlör sürücüleri kullanılarak, daha iyi bas tepkisi sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tavşan, zool. Lepus cuniculus; adatavşanı, zool. Oryctolagus cuniculus; f. tavşan avlamak. rabbit hutch, rabbit warren evcil tavşan üretmeye mahsus kafes veya yer. rabbit punch enseye indirilen el darbesi. rabbity s. tavşana benzer; tavşanlarla d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rapt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan if.). 1. Rapteden, bağlayan. 2. Nefsini Ahırete bağlamış olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rabteden, bağlayan, birleştiren. Nefsini dünyadan menedip ahirete bağlamış olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan) (c. revâbıt). 1. Bağ, İp, bend vs.: Bunu tutturacak bir râbıta lâzım. 2. Münasebet, alâka: Bir gönül râbıtası. 3. Mensûp olma, intisap. 4. Nizam, tertip, usûl, düzen, münasebet: Bu işte, bu adamda râbıta yoktur (cem’i dilimize mahsus olan bu son mânâ ile kullanılmaz). 5. Cümleleri birbirine bağlayan edat: Bu iki cümle arasında bir râbıta ister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie. connection. congruity. bond. relation. order. system. method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. bond. connection. link. tie. relation. affiliation. order. orderliness. system. fastening. adhesion. linkage. association. coupler. knot. nexus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رابظه] bağ, ilişki, temas. 2.sıra, düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İki şeyi birbirine bağlayan şey, bağ. 2.Münasebet, ilgi. 3.Bağlılık, mensub olma. 4.Sıra, tertip, usul, düzen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رابطه دار] bağlantılı, ilintili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tertipli, muntazam, yolunda, sözünü ve işini bilir: Râbıtalı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. coherent. consistent and logical. conscientious and capable. decorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasebetsiz, nizamsız, tertipsiz: Pek rabıtasız adam; rabıtasız bir daire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarranged. disorderly. untidy. lacking system. incoherent. inconsistent and illogical. floating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Münasebetsizlik, nizamsızlık, tertipsizlik: O adamın rabıtasızlığı mâlûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin üçte bir kadar kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve hapörleri olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Pillerin kullanış şekilleri de ömürlerini belirler. Bir radyoyu 4 saat sürekli açık tutmak ile birer saatlik aralarla 4 kere açıp kapamak arasında da fark vardır. Piller çalışmıyorken çok az da olsa kendilerini toparlayabildiklerinden, devamlı açık tutulduklarında, aynı toplam süre için ömürleri daha kısa olur. İüphesiz bu durum ilk çalıştırmada, yani ilk hareket anında daha fazla akım çeken motorları çalıştıran piller için geçerli değildir.

Pille çalışan hesap makinelerinde, makineyi uzun süre açık tutmak mı pilin ömrünü daha çabuk bitirir, yoksa yapılan işlemlerin yoğunluğu mu? Makinede hesapları yapan mikro işlemci, hesap makinesi çalışıyorken en fazla güç çeken kısmıdır. Ne kadar çok rakamla, ne kadar çok işlem yapılırsa, pillerin ömürleri o kadar kısalır. Hesap makinesi açıldığında, yapılan işlemin dışında akım çeken tek şey ekranın aydınlatmasıdır ki pilin ömrü üzerinde işlemler kadar etkili olamaz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kızartılmış ekmeğe sürülen eritilmiş peynir, (bak.) Welsh rabbit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) fare ısırmasından ileri gelen bulaşıcı bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. récessif

biy. çekinik

Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan (soya çekim nitelikleri).


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. recéssion

ekon. durgunluk

Alışverişin azlığı vb. nedenlerle piyasanın durgun olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. râbıta). Râbıtalar, ilgiler, (bk.) RAbıta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [روابط] bağlar, ilgiler, ilişkiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seblt, sübût» tan if.) (mü. slblte) (c. sevlblt). 1. Yerinde duran, hareket etmeyen, yeril: Değirmenin alt taşı sâblttir, ben fikrimde slbittim. 2. Gerçekleşmiş, ispatlanmış, müsbet, muhakkak, zan ve vehim üzerine kurulmayan: Bu gerçek, İlmen sâbit oldu. 3. Gökyüzünde hareket etmez gibi görünen yıldız: Nücüm-l slbite (slbit yıldızlar). Slbit-kadem = Sebatlı, dönek olmayan: Verdiği sözde slbit-kadem kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed. constant. stationary. set. settled. immobile. immovable. permanent. stable. firm. attached. changeless. entrenched. established. fast. flat. flat-footed. immutable. indelible. invariable. irremovable. put. real. rigid. staid. standing. staring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. fast. firm. fixed. immobile. immovable. immutable. indelible. invariant. set. settled. stable. stationary. steady. static. fast. established. definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. fixed. stable. stationary. indelible. proven. established. localized permanent. deep seated. entrenched. fixed assets. immobile. immovable. immutable. irremovable. sedentary. settled. standing. steadfast. steady. substanti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ثابت] kanıtlanmış. 2.yerinde duran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Değişmeyen, kımıldamayan. 2.Kanıtlanmış, anlaşılmış.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bir CD çalar ve tümleşik bir sabit diskten (40 GB) oluşan ses sistemi. ATRAC teknolojisinde yapılan geliştirmeler (örn., ATRAC3) sayesinde sabit disk artık 500 CD’ye karşılık gelen 600 saate varan sürelerde müzik saklayabilmektedir. “M-Crew for HDD” yazılımı, müzik dosyalarının PC ya da USB arayüzüyle kolayca işlenmesine olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

296 saat müzik ya da yaklaşık 4000 parça alabilen tümleşik 16 GB sabit diske sahip bir radyolu CD olan yeni MEX-1HD’i tanımlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed idea / opinion. a bee in one's bonnet. fixed idea. fixed opinion. mad point. monomania. set opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. intransigent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monomaniac. obsessional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Income Securities)

Alacaklılık hakkı sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve yatırım aracı olarak kullanılan borçlanma senetleridir. İhraç eden kuruluşların niteliğine göre kamu ve özel sektör menkul kıymetleri olarak ikiye ayrılırlar. Sabit getirili menkul kıymetler vade sonuna kadar elde tutulmaları halinde belirli bir getiriyi garanti eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

established / fixed rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında diskin motoru CD’yle birlikte hareket eder; lazer sabittir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hareket etmeyen yıldız, gezegen olmayan yıldız. 2.Matematik formülünde değeri değişmeyen miktar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stabilize. to become stable. to become fixed. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. immutability. unchangeableness. stable equilibrium. stabilization. fixity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gall bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Safra kesesi taşlarının neden olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp dilinde kolesistit denir. İki çeşidi vardır.

- Müzmin safra kesesi iltihabı :

Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir. Hastanın karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve gerginlik vardır. Ayrıca; sağ taraftan başlayıp, kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir ağrı ve sarılık nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit denir. Bu hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda görülür.

- Akut Safra Kesesi İltihabı :

Bilhassa, safra yollarına yerleşmiş taşın neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde akut kolestit denir. Hastada karnın sağ üst kısmına gelen ani, şiddetli ve çabuk gelişen, sırta, hatta sağ omuzun ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş artar, kusma ve bulantı görülür. Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir. Ameliyat gerekmeyen durumlarda veya safra kesesi iltihaplanmasını önlemek ve safra akımını kolaylaştırmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam maydanoz konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 2 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Normal stereo kulaklıkları kullanırken, sanal surround sesin keyfini çıkartabilirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yalnızca iki hoparlör kullanarak surround ses efekti elde edilmesini sağlayan benzersiz Sony işleme yöntemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(si. F.). 1. Altmış, 60. Ar. slttln. 2. Kemankeş. 3. Balık oltasının topu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakar, kendine hâkim olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kulağa gelen ve bir şey işitilmesini sağlayan titreşim, sadâ: Tabanca sesi, davul sesi. 2. İnsan veya hayvan ağzından çıkan sadâ, Ar. savt: Güzel sesi var. Ses çıkarmak = Söylemek, lâkırdı etmek. Ses çıkmak = Haber gelmek. Ses kopmak = Gürültü olmak. Ses kesilmek = gürültü kesilmek. Sasi kesmek = Sözü kesmek, susmak. Ses vermek = Çağırana cevap vermek: İşitiyor da ses vermiyor. Sesli sesli = Bağırarak: Sesle okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Altı, Ar. sitt. Tavla oyununda. Şeş ve yek = Altı ile bir. Şeş ve dü = Altı ile iki. Şeş ve se = Altı ile üç. Cihâr ve şeş = Altı ile dört. Şeş-beş = Altı ile beş. Dü şeş = ikisi de altı. mec Dü-şeş = mec. İyi tesadüf, rasgelme, şans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. sonic. phonic. audio. vocal. acoustic. sound. voice. noise. tone. cry. call. shout. clatter. sonance. vocal. vox. phono-. sono-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. sound. tone. voice. cry. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audio. sound. voice. tone. noise. audiovisual aids. blur. clatter. cry. murmur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Senior Executive Service. means the Senior Executive Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Senior Executive Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spongiform encephalopathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Severely Errored Seconds: A unit used to specify the error performance of T carrier systems This indicates a second containing ten or more errors, usually expressed as SES per hour, day, or week This method gives a better indication of the distribution of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Student Employment Services.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Severely Errored Second. abbr Service Evaluation System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SCSI Enclosure Services are an ANSI X3 T10 standard for temperature and power monitoring of disk enclosures for enhanced data protection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Shelf Edge Study Part of LOIS project.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sports Education Service of the Australian Sports Commission. A second that has an equivalent error ratio greater than 1-in-1,000 In SF, a second with one or more LOSs or frame sync losses, six or more framing bit errors, or 1,544 or more BPVs In ESF, a s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Secondary Emissions Standard. severely errored seconds Seconds during which the bit error ratio is greater than a specified limit and transmission performance is significantly degraded A performance monitoring parameter is measured on a per-channel basis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش] altı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dildeki seslerle değişikliklerini ve bu değişikliklerin tarihini inceleyen dilbilgisi bölümü, Fr. Phonitlque.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustics. phonetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses Büyütme özelliği arka plandaki sesleri değiştirmeden konuşma sesini arttırmanızı ya da azaltmanızı sağlar ve en sevdiğiniz şarkıcıya odaklanmak ya da maç yorumlarını en alt düzeyde tutmak istediğinizde kullanabileceğiniz mükemmel bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound / sonic barrier. sound barrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İnsan sesi frekans aralığı güçlendirilerek diyalogların daha kolay anlaşılması sağlanır.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Sesin tamamen kaybolmasına, tıp dilinde afoni denir. Tam veya kısmi olabilir. Nedeni, boğaz veya gırtlak hastalıkları, konuşma kaslarını kontrol eden sinirlerin hastalanması veya sinir bozukluğudur. Tedaviye geçmeden önce, gerçek nedeni bulmak gerekir. 1-2 gün içinde geçmeyen ses kayıplarında doktora başvurmak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turp, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 tane turp doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocal cords.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Boğaz veya gırtlağın, dışarıdan gelen organizmalar tarafından istila edilmesi sonucu ortaya çıkar. Nedeni, soğuk algınlığı, bağırmak, çok konuşmak, boğazı tahriş edici duman veya benzeri gazlar veya boğaz iltihabıdır. Kısa sürede geçmeyen ses kısıklığında, doktora başvurmak gerekir. Kısa süreli ses kısıklığının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kereviz yaprağı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 kahve fincanı ufalanmış kereviz yaprağı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Bu modda, resme sesli bir not ekleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voice range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses tüpü, kulaklığınızla daha net ve parazitsiz sesler dinleyebilmeniz için, konuşan kişinin sesiyle çevredeki sesleri ayırır

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissonance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altı yön, altı cihet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeş: altı, hâne: ev). İçi altı köşeli, namlusu yivli: Şeş-hâne tüfek, top. Namlusu içerden altı köşe teşkil eden yivli tüfek, top: Şeş-hâne tüfeği, topu. mec. Altı kaval üstü şeşhâne (şimdi şişhâne deniyor): Altı üstüne uymaz kıyafet, karışıklık, ahenksizlik.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğrafları ya da MPEG filmlerini, sesli olarak standart bir TV’de göstermeye yarayan bir kamera çıkışı. PAL ve NTSC seçenekleri, bu olanağın dünyanın her yerinde kullanılmasına izin vermektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sessiz Açma etkin olduğunda, TV başlangıçta düşük sesle açılır ve ses kademeli olarak en son dinleme düzeyine yükseltilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) susam, (bot.) Sesamum indicum. sesame oil susam yağı, tahin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) (i.) (anat.) susam şeklindeki, susamsı; (i.) susamsı kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) [شش بش] altı ve beş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound mand. sound mixer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش جهار] altı ve dört.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و سه] altı ve üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و یک] altı ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birisini çağırmak: Ahmed’i sesle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound recording. postsynching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sesli hâle getirmek. 2. Bir notayı okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to record the sound for. to make a sound recording for a motion picture. vocalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. calling out. addressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Seslenmek işi. 2. Söz yöneltme, hitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yelling. calling. shouting. yell. call. cry. hail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe. hail. holler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çağırmak. 2. Çağırana cevap vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yell. call. call to. cry. shout. shout to. holler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. hail. shout. to call out. to say something. to address. to speak to hitap etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to call out to sb. to say sth. to speak to. to address. call. cry. hail. holler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ses ve sadası olan, sesi çıkan. 2. Gürültü, gürültüsü çok: Sesli bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocal. voiced. noisy. sounding. sonant. vowel. vociferous. out loud. forte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonorous. voiced. vocalic. talking. vowel. having a voice. noisy. sounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audible. sb who has a certain kind of voice. vowel. sonorous. vocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sesli Açıklamalar kör ya da görme engelli kişilerin TV deneyimini geliştiren, filme dair açıklamaların yer aldığı bir ses kaydıdır. İzleyiciler için ekranda olup bitenleri açıklar ve sağır ya da işitme konusunda zorluklar yaşayan kişiler için altyazıların gördüğü işlevi görür. Şu ana kadar, AD özelliği sadece ayrı bir alıcı kutu ya da uydu alıcısı ile kullanılabiliyordu. TV’yi herkes için erişilebilir kılmak için, BRAVIA yelpazesi belirli TV kanalları tarafından yapılan açıklamalı ses kayıt yayınlarına kolayca erişim sağlayan tümleşik AD özelliğine sahip ilk üründür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talking film. sound film. talkies. sound picture. talkie. talky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vowel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vowel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soundness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEŞ-PER) (i. F. şeş: altı, per: kanat). Dilli topuz ve soğancık denilen altı dilimli eski savaş Aleti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش پر] topuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek bir buçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yüz ellinci seneye ait; (i.) yüz ellinci yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uzun kelimeler kullanmaya meraklı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) sapsız yaprak gibi doğrudan doğruya yapışık olan, sesil; (zool.) yerleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toplantı süresi; celse, oturum; toplantı; bazı kiliselerde idare heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Sesi olmayan. 2. Kendi hâlinde, sâkin: Sessiz adamdır. 3. Gürültü etmeksizin, sesi Işitilmeyerek: Sessiz sadasız iş görüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soundless. voiceless. noiseless. without a sound. mute. silent. quiet. dumb. close-tongued. hushed. mum. muted. non-violent. nonviolent. quiescent. reserved. reticent. speechless. still. tacit. taciturn. tuneless. wordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumb. mute. quiescent. quiet. reticent. serene. silent. sleepy. speechless. still. taciturn. tranquil. unassuming. voiceless. soundless. buttoned up. consonantal ünsüz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. silent. consonant. backwater. breathless. mum. mute. placid. speechless. still. sweet. taciturn. tranquil. voiceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silent film. silent film / screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voiceless consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diğer kişilerin duyduğu ses seviyesini en aza indiren kulaklık yapısı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silent reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet and retriving. quietly and unobstrusively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silent march.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. silently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietly. silently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become quiet. quieten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silence. quietness. noiselessness. quiet. muteness. peace. hush. mutism. quiescence. quietude. repose. speechlessness. stillness. taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hush. quiet. repose. silence. still. taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silence. quietness. quietude. repose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şast.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شست] okçu yüksüğü. 2.olta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Altı telli eski bir telli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Şeştâr çalan sâzende.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeyrek dinar kıymetinde eski bir Roma sikkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. tia) eski bir Roma parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sonenin son altı mısraı; (müz.), (bak.) sextet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit gazel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Altıncı, Ar. sâdis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و دو] altı ve iki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ششم] altıncı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و سه] altı ve üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و یک] altı ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâbite). (bk.) SAbit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثوابت] yıldızlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan ısırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., müz. birden, derhal, ani; çabuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dünya çevresinde tam bir devir yapmayan (uydu, roket); anat. göz çukuru altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (çoğ.) güneş gözlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. deliğinin üstünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indoor plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerin ayrıldığı dört şubeden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahtakurusu

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir Ses Geliştirici MP3’e dönüştürülmüş müziğin kalitesi düşer. Taşınabilir Ses Yükselticisi, sesi orijinal kaynak düzeyine yaklaştırmak için ses frekanslarını güçlendirerek bunu telafi eder, böylece Network WALKMAN®™ cihazları ve başka bir taşınabilir müzik çalarda daha yüksek kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mono.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Musiki eserinin çoksesli olmaması, çokseslilik zıddı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sesimiz telefonda ses hızı ile gitmez. Telefonun ağız kısmı denilen mikrofona konuştuğumuzda, ses burada elektrik akımına çevrilir. Karşı tarafın telefonunda tekrar sese çevrilene kadar yolculuğunu elektrik akımı olarak yapar.

Bilindiği gibi elektriğin hızı ışık hızı ile aynıdır. Dolayısıyla ses telefonda ışık hızı ile yol alır. 5 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşınızla telefonla konuşurken onun bulunduğu yerde gök gürlerse, şimşeğin ışığının gökgürültüsünden önce gelmesi gibi, gökgürültüsünün telefondaki sesi de havadan gelen sesine göre daha önceden kulağımıza ulaşır.

Ses hızı, deniz seviyesinde, kuru ve sıfır derecedeki havada saniyede 331,4 metredir. Bakır kablo içinde ise saniyede 3500 metre kadardır. Yani sesimiz telefonda ışık hızı ile değil de ses hızı ile gitseydi (ki bu mümkün değildir) 600 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşımız konuştuklarımızı telefonda 3 dakika sonra duyabilirdi. Düşünebiliyor musunuz böyle bir konuşma sonunda gelecek telefon faturasını?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sübût» tan). Sağlamca yerleştirme, yerinden oynamaz hâle koyma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تثبيت] sağlamlaştırma, tutturma. 2.kanıtlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tutturulmak. 2.kanıtlamak. 3.belirlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tutturmak. 2.kanıtlamak. 3.belirlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial attaché. commercial counsellor. commercial secretary. trade service diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok iyi ve lezzetli parça; cazip ve ilginç ufak şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. ala lokma, çok iyi ve lezzetli parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çilli evcil kedi, üç renkli dişi kedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bedeninde üç bölme bulunan ve şimdi soyları tükenmiş olan deniz böcekleri takımından bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa gagalı ve göğsü kabarık tüylü evcil bir güvercin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili. beş paralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gemsiz, yularsız; idaresiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikamet edilmemiş, oturulmamış; ıssız, boş, tenha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses olduğunda kayıt modunu otomatik olarak açar, sessizlik durumunda otomatik olarak kapatır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due date. date of maturity. maturity date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sesin bit değerini ayarlayan ve böylece daha az yer kaplayan ama daha iyi ses kalitesine sahip ses dosyaları yaratmaya yarayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çengelli dikenleri olan herhangi bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eat up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zabt» tan) (mü. zâbite). 1. İdareye muktedir, hükmetmeye ehil olan: Zâbit adamdır. 2. Subay (Fars. c. zâbitân). Mektepli zâbit = Eskiden harp okulunu bitirmiş olan. Alaylı zabit = Eskiden neferden yetişme olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضابط] subay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Askere kumanda eden rütbeli ask(Erkek İsmi) 2.Ticaret gemilerinden, geminin hareketini yöneten idareci. 3.İdare etme gücü olan. (Mecaz): Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. zabt = kayıt, Fars. nâme = yazılı şey). Bir meclis veya mahkemenin veya sorgu hâkimi gibi bir memurun müzakere ve ifâdeleri yazarak tanzim ettiği resmî kâğıt, tutanak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şehir veya yerin nizam ve Asâyişi işlerine bakan idare, polis, zaptiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc. especially those dealing with prices. fair marketing. building construction and sanitation. police fiscal. county constabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضابطه] güvenlik görevlisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ZAbit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضابطان] subaylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İdareye iktidar ve ehliyet. 2. Subaylık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes of a meeting. minute book. written proceedings of a legislative assembly. court record. transcript. police record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi zâbıta dilimizde bu mânâ ile az kullanılmıştır). Kaideler, nizamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zavâbit.

Türkçe Sözlük by