15-pin D-sub ne demek? | 15-pin D-sub anlamı nedir? | 15-pin D-sub

15-pin D-sub anlamı nedir?

15-pin D-sub ne demek?

15-pin D-sub anlamı nedir?

15-pin D-sub | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: pin sub

Teknolojik Terim

15 pin D-sub bağlantı noktası, filmleri doğrudan bir bilgisayardan çalıştırabilmenizi sağlar. Bu, depolanan dijital içeriğin gücünü açığa çıkarabilmeniz için ev sinema projektörünüzü bilgisayarınıza bağlamak için bilgisayarlarda kullanılan elektrikli bir konektördür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

15 pin D-sub bağlantı noktası, filmleri doğrudan bir bilgisayardan çalıştırabilmenizi sağlar. Bu, depolanan dijital içeriğin gücünü açığa çıkarabilmeniz için ev sinema projektörünüzü bilgisayarınıza bağlamak için bilgisayarlarda kullanılan elektrikli bir konektördür.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)- (bkz.Pınar).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Pınar).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Alp dağlarına ait; yüksek dağlara ait. Alpinist (i). Alp dağlarına veya yüksek dağlara tırmanan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alpiniste

dağcı

Dağa tırmanma sporu yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A climber of the Alps. a mountain climber who specializes in difficult climbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mountain climber who specializes in difficult climbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alpnisme

dağcılık

Dağa tırmanma sporu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. T.A.). Bir şube içinde bulunan ikinci derecedeki şube.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. antidumping

tic. karşı düşürüm

Ucuzluğa karşı yapılan ucuzluk.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizaltı avcı gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recruiting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Çavuş, üstçavuş ve başçavuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petty officer. sergeant. junior officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noncommissioned officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-commissioned officer (NCO. noncommissioned officer. petty officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Aşeften» den). Kargaşalık. Karıştırıcı. Sıfat terkibine girer: Cihân-Aşûb = Alemi karıştıran. Pür-lşûb = Fesatla dolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشوب] kargaşa. 2.karıştırıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve AŞUB-GEH (i. F.). Karışıklık yeri, kargaşalık mahalli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشوب انگيز] kargaşa çıkaran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Güzelavrat (belladonna) otundan çıkarılan bir ilâçtır. Hekimlikte kullanılır, zehirlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atropine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atropin, güzelavrato1undan çıkarılan ve hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Ölümden sonra dirilme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çift tüylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş yere.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vurunmak, şiddetle oynamak, helecana gelmek: Tozların içinde çarpınıp duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şiddetle oynama, şiddetli hareket, helecan: Yürek çarpıntısı. 2. Deniz sularının ufak, lâkin fazlaca oynak dalgacıklar halindeki hareketi: Poyrazın dalgaları büyük değilse de çarpıntısı pek fazladır.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde palpitasyon denilen çarpıntının nedenleri çeşitlidir. Bir kalp hastalığı söz konusu değilse; fazla sigara içmek, alkol, yorgunluk, sinirlenmek, kansızlık, hazımsızlık, çay, kahve veya zehirlenmelerden kaynaklanabilir. Yorgunluk, sinirlilik veya kötü alışkanlıklardan kaynaklanan çarpıntılarda aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 2 bardak kaynak suya, 1 çorba kaşığı nane konur. 20 dakika bekletilip, süzülür. Çarpıntı hallerinde, 1 çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palpitation. pit-a-pat. tremor. flutter. throb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palpitation. throbbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palpitation. throbbing. pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). İşkillenecek nokta.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’nin ses parçalarının CD-ROM sürücüden PC’deki ses dosyasına doğrudan kopyalanmasıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük çapa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat) beyne ve omuriliğe ait, beyni ve omuriliği etkileyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayin sırasında Katolik papazlannın giydiği kolsuz. cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ı).,(argo). arasıra uyuşturucu ilâç içme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesiş, vuruş. chopping block kütük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çırpınmak İşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oynamak, titremek, helecana gelmek, telâşa düşmek: Yürek çırpınmak. 2. (kuş) Kanatlarını oynatarak telâş etmek: Bir kuş çırpınıp duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flutter. struggle. fuss about. flop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flap. flick. flop. flounder. to flutter. to struggle. to flop about. to be all in a fluster. to bustle about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flutter with its wings. to be all in a fluster. to move convulsively. to shake. to beat. to rise. to shake down. to full. to hover. flop. flutter. thrash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oynama, helecan: Yürek çırpıntısı. 2. Sahilde denizin yaladığı kumsal veya çakıllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flurry. slight agitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Alp dağlarının güneyinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özleri bir olan, aynı tabiattan. consubstantial'ity (i). cevher birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aynı cevherle birleştirmek; aynı esasa dayandığını farz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). duvar tepeliği veya üstlüğü. coping saw oyma testere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dana ayağı, (bot). Arum maculatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bir pazarı elde etmek veya bir malı elden çıkarmak için benzerlerinden çok düşük fiyatla satma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale at reduced prices. dumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Diminishing the intensity of vibrations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dissipation of oscillatory or vibratory energy with motion or with time Critical damping Cc is that value of damping that provides most rapid response to a step function without overshoot Damping ratio is a fraction of Cc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing vibrations to stop, usually by the use of friction In suspension systems, this is commonly done either by direct rubbing friction, or by pistons forcing fluids through small openings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In resonant circuits, the decay of oscillations due to the resistance in the circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The suppression of oscillations or disturbances; the dissipation of energy with time See viscous damping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction in amplitude of a wave due to the dissipation of wave energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of response at the resonant frequency through the use of a damping media such as oil Usually specified as the ratio of critical damping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the ability of an audio component to 'stop' after the signal ends For example, if a drum is struck with a mallet, the sound will reach a peak level and then decay in a certain amount of time to no sound An audio component that allows the decay t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of the magnitude of resonance by the use of some type of material 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of the magnitude of resonance by the use of some type of material The damping material converts' sound to energy, then disperses the energy by converting it to heat. the reduction of movement of a speaker cone, due either to the electromecha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reducing the volume of a note by touching the strings or using a built-in damping mechanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of vibratory movement through dissipation of energy Types include viscous, coulomb, and solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Materials, design, and mounting techniques used to reduce ringing in the transducer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The manner in which the pointer settles at its steady indication after a change in the value of the measured quantity There are two general classes of damped motion, as follows: Periodic, in which the pointer oscillates about the final position before com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Damping is the dissipation of vibratory energy in solid media and structures with time or distance It is analogous to the absorption of sound in air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reducing vibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of applying water to the lithographic plate on a litho printing machine Also the application of moisture to paper in preparation for a subsequent process, e g supercalendering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adjustment to suspension's shock absorbers Controls the speed of the suspension's response to a bump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction in amplitude of an oscillation or vibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

(Dijital Doğrudan Çift Sürücü Subwoofer) Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, Aşüften = fesada düşürmek). Gönlü alt üst eden, çelen (güzel).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل آشوب] gönül karıştıran, sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doping. dope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The introduction of an element that alters the conductivity of a semiconductor Adding boron to silicon will create a P-type material, while adding phosphorus or arsenic to silicon will create N-type material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deliberately adding a very small amount of foreign substance to an otherwise very pure semiconductor crystal These added impurities give the semiconductor an excess of conducting electrons or an excess of conducting holes which is crucial for making a wor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Addition of impurities to a semiconductor or production of a deviation from stoichiometric composition to achieve a desired characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intentional introduction of a selected chemical impurity into the crystal structure of a semiconductor to modify its electrical properties For example, adding boron to silicon makes the material more p-type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Process of introducing impurity atoms into a semiconductor to modify its electrical properties. the intentional alloying of semiconducting materials with controlled concentrations of donor or acceptor impurities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The deliberate addition of a small amount of an impuritiy in order to changed the properties of the original substance. the controlled addition of impurities to a semiconductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The addition of DOPANTS to a SEMICONDUCTOR.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Introducing chemical impurities into a semiconductor; a stage in chip manufacture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The addition of an ionic impurity to a semiconductor to alter its conductivity in desired well-defined area and to specified depth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adding impurities to a neutral lattice to bias conduction You might try Britney's guide to Semiconductor Basics :-).

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Improvement of the performance of automatic speech recognition by the use of sound recordings collected while the service is in operation. the process in which a crystalline structure is altered by replacing existing atoms with those atoms from other elem

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doping , illicit use of drugs before sporting events.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). damlama, damlayan şey. drippings (i). kızartılan etten damlayan yağ ve su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). damlama, düşme; (çoğ).. damlayan şeyler (mum, yağ), birikinti, sızıntı; (çoğ). gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. dumping

ekon. düşürüm

Mallarda yapılan genel ucuzluk.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesme, kırpma, kırkma; (ABD). gazete küpürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aşai Rabbani ayininde Hazreti isa'nın ekmek ve şarapla birlikte var olması doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Piyanonun atası olan çalgılardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philippines. the philipines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Philippines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Manila.

Nüfus: 69.809.00.

Komşuları: Güneyde Malezya, Endonezya, Kuzeyde Tayvan.

Önemli Şehirleri: Manila, Quezon City, Cebu.

Din: Roma Katolikleri %83, Protestanlar %9, Müslüman %5.

Dil: Plipino, İngilizce (ikisi de resmi dil). Cebuano, Bicol, İlocano, Pampango ve diğerleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasal Partiler.

Liberal Parti, Nacionalista Parti, Edsa Ulusal Hıristiyan Demokratlar Birliği (NUCD), Milliyetçi Halk Koalisyonu, Kilusan Bugong Lipunan, PDP-Laban Partisi).

Tarih: Filipin adaları 1571 yılında Macellan tarafından ziyaret edildi. Daha sonra bölgeye gelen İspanyollar, Manila kentini kurdular. İspanya hükümdarı II. Felipe’den esinlenerek, bu takım adaları Filipinler adını verdiler. 1869’da Süveyş Kanalı’nın gerçekleşmesiyle Filipinler Avrupa pazarına açıldı. 1899 Manila savaşında İspanya ABD’ye yenilince, Filipinler ABD’ye bırakıldı. Ancak Amerikan hükümetinin tutumu ve II. Dünya Savaşı nedeniyle ülkenin bağımsızlığına kavuşması ancak 1946 yılında mümkün olabildi. 1972’de başkan Ferdinand Marcos sıkı yönetim ilan etti ve sıkı yönetim sırasında Filipinler’in ABD ile ilişkileri zayıfladı.

1973-1976 yılları arasında hükümet güçleriyle ayrılıkçı Moro Müslümanları arasında çatışmalar çıktı. 1977 yılında yeniden başlayan çatışmaların ardından, Libya’nın aracılık ettiği özerklik anlaşması bölgede Hıristiyanlarca reddedildi.

1981 yılında sıkı yönetim kaldırıldı, ancak Marcos olağanüstü birtakım yetkilileri elinde tutmaya devam etti. Haziran’da 6 yıllık bir dönem için yeniden başkan seçildi.

21 Ağustos 1983 yılında Muhalefet lideri Bengno S. Aouino’nun suikaste kurban gitmesi Marcos’u istifaya çağıran gösterilere yol açtı. 1986 seçimlerinde Marcos suikasta uğrayan Aguino’nun eşi Corozon Aguino’ya karşı zafer kazandığını ilan etti. Aguino kendini başkan ilan etti.

24 Şubat’ta Marcos askeri ve dinsel desteğinin azalmasından dolayı olağanüstü hal ilan etti. 26 Şubat’ta ülkeden kaçtı. Aguino ABD ve diğer devletlerce başkan olarak tanındı. 1987 yılında Aguino toprak reformunu başlattı. Aguino’nun aday gösterdiği kişiler yasama organında büyük çoğunluk elde ettiler. Ekonominin zayıflığı, yaygın fikirliği, komünist muhalefler ve askeriyenin zayıf desteği yüzünden büyük sıkıntılarla karşılaştı. Aralık 1989 yılında asi güçler askeri üsleri televizyon istasyonlarını ele geçirdi ve başkanlık sarayını bombaladılar.

Aguino 1982’de başkanlık seçimlerinde Fiedel Ramous’un başkanlığını tanıdı. 1992’de ABD’nin Filipinlerdeki askeri varlığı sona erdi. 30 Ocak 1994’te Müslüman ayrılıkçı gerillalarla ateşkes andlaşması imzalandı.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philippine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Filipino.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Philipine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Filipin Adaları halkından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گيسوبند] saç bağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) haris, tamahkâr, aç gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) saç tokası, firkete; (s.) ''u'' şeklinde kıvrılan. hairpin turn keskin viraj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saadet, mutluluk, bahtiyarlık; uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şapka iğnesi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taşmak üzere, dopdolu, tepeleme, silme, lebalep .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardım; bir tabak yemek, porsiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vurmak (ses ışık), çarpmak; sınırı aşmak, tecavüz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., asi, itaatsiz, kafa tutan, baş kaldıran,isyan eden. insubordination i. baş kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esassız, hakiki olmayan, hayali; zayıf, kuvvetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ince, incecik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very thin. very slender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. escarpin). Konçsuz veya yarım konçlu zarif ayakkabı, alafranga hafif kundura.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's low-cut shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Bir cins küçük ötücü kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaffinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowbird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart throb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tutma, koruma, muhafaza etme; geçim, geçimini temin etme; himaye. in keeping with uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Çok kâr eden, çok kazanan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bowling oyununda en önde bulunan çomak; k.dili baş, elebaşı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makasla kesilen veya kırpılan şeyden çıkan parçalar, bunun döküntüsü: Kâğıt, saç kırıntısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snip. clippings. brash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clipping. clipped off bit. bit. scrap. trimmings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tavşan, tavşan kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lapine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i.). Güzel, fakat lezzetsiz bir cins balık ki, iskorpite benzer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerleğin dingil çivisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acı bakla, bot. Lupinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kurda ait; aç kurt gibi; vahşi, yırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغصوب] gaspedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hesâb» tan imef.) (mü. mahsûbe). Sayılmış, hesap olunmuş, hesaba geçirilmiş, hesaba dahil: Emrinizle verdiğim parayı alacağınıza mahsûb ettim; bu para o hesaba mahsûb değildir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محسوب] hesap edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sayarak, sayılmak üzere, hesaba geçirilerek: Maaşınıza mahsûben şu kadar lira verdim; borcunuza mahsûben bana birkaç lira verin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the account of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking it out of. payment on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the account of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking it out of. payment on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâyin edilmiş, atanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kisb» den imef. (mü. meksûbe). Kazanılmış, kisb olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصوب] nispet edilen, ait, bağlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Mensuplar: Çiftliğin mensûbâtından birkaç hayvan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصوبين] mensuplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصوبيت] mensup olma, bağlı olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A ). MensOb olma, nisbet, bağ, intisap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. me’sûbât). Hayırlı bir işe karşılık Tanrı’ca verilen mükâfat, sevab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular officer. active officer. military / professional officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kendine paye vermek için şöhretli isimlerden bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tahta yuvarlakla oynanan dokuz kuka oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) keskin, acı, ısırıcı, zehir gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fikir yürütmek: zannetmek, düşünmek, farzetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zan, tahmin, fikir, oy, düşünce: huk. hâkimin ileri sürdüğü fikir. in my opinion fikrimce, kanaatimce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inatçı, fikrinden dönmeyen, dik kafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damkoruğugillerden herhangi bir bitki, bot. Crassulaceae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gereken veya olandan fazlasını taahhüt etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz pınar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ateşkesten sonra tarafların antlaşma koşullarına uymasını sağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Filipin Adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ned, -ning) toplu iğne; askı çivisi; mil; broş, iğne; kuka, lobut; kenetleyici veya bağlayıcı şey; oklava; değersiz şey; çoğ, k.dili bacaklar; müz. telli çalgılarda akort anahtarı; f. toplu iğne ile tutturmak; iliştirmek, tutturmak, tespit etme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İsp. ananas; ananas şurubu. pina cloth ananas yaprağının liflerinden dokunan ince kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çamgillere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk önlüğü, göğüslük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yerden kaynayarak çıkan su, Ar. yenbû, göz, kaynarca. 2. Bir suyun çıktığı yer, su başı, kaynak. Gözün pınarı = Gözün burna yakın ucu ki, yaşın birikip aktığı yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. spring. fount. font.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well. spring. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. fount. fountain. source. wellhead. well spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yerden kaynayıp çıkan su, kaynak, çeşme. Bir suyun çıktığı yer, su başı. Kaynak suyunun devamlı aktığı y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountainhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of water. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bir cins fıstık çamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kumar otomatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. kıskaç gözlük, kelebek gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. kerpeten; zool. kıskaç; ask. kıskaç hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çimdiklemek, kıstırmak; sıkıştırıp acıtmak, ıstırap vermek, ağrı vermek, acıtmak; açlık veya ıstırap ile zayıflatmak; (argo) çalmak, aşırmak;( argo) tutuklamak, ele geçirmek; den. rüzgâra karşı gitmek; vurmak, sıkmak; cimrilik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çimdik; tutam; kısma, kısııma; sıkıntı, ihtiyaç, zaruret, darlık; (argo) hırsızlık; (argo) tevkif. a pinch of salt bir tutam tuz. in veya at a pinch ihtiyaç karşısında, icabında. take it with a pinch of salt ihti yatla dinlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. altın taklidi olarak kullanılan bakır ve çinko alaşımı; taklit şey; s. taklit, adi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lastik boruya sıkıştırılarak sıvının akmasına engel olan kıskaç, pens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıskaç çoğ. kerpeten; zool. kıskaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (beysbol) sırası olan oyuncu yerine vuruş yapmak; başkasının görevini yapmak. pinchhitter i. acil durumda başkasının görevini yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğnedenlik, iğne yastığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sanma, zan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rind olma hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çam, bot. Pinus; çam ağacı; fıstık çamı, bot. Pinus pinea pine barren çamlık kumsal. pine cone çam kozalağı. pine needle çam iğnesi. pine tar çam katranı. Aleppo pine Halep çamı, bot. Pinus halepensis. ground pine bak. ground Scotch pine sarıçam, b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,( away ile) üzülmek, bitkin bir hale gelmek, zayıflamak, bitmek; (for ile) özlemek; hasret çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kozalaksı. pineal gland anat. beyin epifizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ananas, bot. Ananas comosus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyuklama, ımızganma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Uyuklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit or lie idly and drowsily. slumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vane. weathervane placed on top of a ship's mast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Midye cinsinden büyük bir deniz böceği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni yeni biten kuş tüyü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurşunun havada çıkardığı ses, buna benzer herhangi bir ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Büyük bir masada özel bir topla ve raketlerle oynanan bir çeşit tenis, masa tenisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kan fincanı, hacamat kabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An indoor modification of lawn tennis played with small bats, or battledores, and a very light, hollow, celluloid ball, on a large table divided across the middle by a net.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A size of photograph a little larger than a postage stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To play ping- pong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table tennis. ping-pong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pingpong, masa tenisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yağlı, kaygan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gizli, Ar. hafî, mahfî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پنهان] gizli, saklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gizli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. topluigne başı; ufak ve önemsiz şey; (argo) aptal kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğne ile açılmış delik, ufak delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., zool. kanat; iri kanat tüyü; kanat tüyleri; kanadın kuşun gövdesinden en uzak olan mafsalı; f. kuşun uçmasını engellemek için kanadının ucunu kesmek; bir kimsenin elini kolunu bağlamak; bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. büyük dişli çarka uyan küçük dişli çark .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. pembe renk; karanfil, bot. Dianthus; en üst derece; İng. tilki avcılarının giydikleri kırmızı ceket; İng. tilki avcısı; k.dili, aşağ. solcu; s. pembe in the pink of condition sıhhatça en iyi durumda. pink tea A.B.D., k.dili kabul günü. pinkish

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bıçaklamak; ufak delikler açmak; kenarını kertikli kesmek; İng. süslemek, tezyin etmek. pinking shears surfle makası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb.bulaşıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili serçe parmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo), aşağ solcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bileşik yaprağın bir yapracığı, yapracık; kulak kepçesi; zool. kanat, balık kanadı; pines, zool. Pinna nobilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. büyük filika .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., mim. bina ve duvar üzerine süs için yapılan sivri tepeli kule; doruk, tepe, zirve; en yüksek nokta veya devir; f. sivri tepeli kule yapmak; en yüksek noktaya ulaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sapının iki tarafında tüy gibi yaprakları olan, tüysü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. yarıkları orta damara yakın gelen (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bileşik yaprakların tekrar tekrar bölünmesinden meydana gelen yapracık; zool. küçük kanat gibi organ veya kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D.'de yetişen bodur ve meyvaları yenir çam ağacı, bot. Pinus edulis; fıstık çamı, bot. Pinus pinea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo) Çok ihtiyar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. iğne ucu; ufakşey; f. kesin olarak yerini belirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ihtiyar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. ping-pong

sp. masa tenisi


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ping-pong. decrepit. geezer. codger. gaffer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table tennis. old. superannuated. gone to seed. ping pong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğne batması; sinirlendirici ufak şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarım litrelik sıvı olçü birimi, bir galonun sekizde biri, A.B.D. 0,473 litre, İng. 0,550 litre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılkuyruk, zool. Anas acuta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cimri, hasis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miserly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapskate. closefisted. mean. niggardly. parsimonious. screw. scrooge. skinflint. stingy. tight. tightfisted. miserly. penny-pinching. miser. niggard. penny pincher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very stingy. hard. moneygrubber. niggardly. parsimonious. penny pinching. penurious. piker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become very tightfisted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pinti adamın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miserliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stinginess. penny wisdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mil, eksen; dümenin erkek iğneciği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. benekli ufak cins at; bir cins benekli fasulye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. duvara asılabilen; A.B.D., (argo) cazibeli; i. duvara asılan seksi kadın resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çarkıfelek; fırıldak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük bir çeşit bağırsak solucanı, sivrikuyruk, askarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çamlık; çam kokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i ). Şiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kaval çalan; ıslık çalan (rüzgâr), düdük gibi ses çıkaran, tiz, kulak tırmalayıcı; i. kaval çalma; kaval ile çalınan hava; borular; şerit, harç, sutaşı; pasta üze- rine krema ile yapılan şerit şeklinde süs; kulak tırmalayıcı ses. piping hot ço

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lezzetli birkaç çesit elma; çekirdek; (argo) harika kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. züppe kimse: papağan şeklinde ok hedefi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oklukirpi, zool.Hystrix cristastus. porcupine beater dişleri veya sivri uçları olan bir makina. porcupine fish kirpi balığı, zool. Diodon hystrix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakınlık, hısımlık, akrabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. raptiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yağmacılık, soygunculuk, çapulculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gıcırtılı, hışırtılı; çatlak sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ravalpindi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. halinden şikâyet etmek, can sıkılmak, üzülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. rezerpin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boydan boya kesen, yaran;ing), (argo) çok güzel, mükemmel, âlâ. a rip ping good time çok güzel vakit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.j. Tortu, telve, çöküntü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saklama, himaye, saklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. soluk borusu veya dolyolu iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. salpinges) anat. boru, nefir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aberration. deviation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahire anbarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazıma; kazıma sesi; gen. çoğ. kazıntılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da bulunan geniş ağızlı, büyük ve dikenli kafası olan, iskorpit gibi bir balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهر آشوب] şehir karıştıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yağmur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Azar azar serperek yağan yağmur. 2. Dökülen bir sıvıdan sıçrayan damlalar: Serpintiden üstübaşı ıslandı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemiler; bir memlekete veya limana ait bütün gemiler; tonaj; gemi ile taşıma, nakletme. shipping bill manifesto. shipping company nakliye şirketi. shipping room işyerinde paketleme ve sevkıyat dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarşıya çıkma, alışveriş etme. shopping center alışveriş merkezi, büyük çarşı. shopping district çarşı. shopping list alışveriş listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (argo) Çabucak yapıverirle, çarçabuk yapılıveren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. uyku hali; s. uyuyan, uykudaki; uyku için kullanılan. sleeping bag uyku tulumu. sleeping Beauty Uyuyan Güzel. sleeping car yataklı vagon. sleeping partner ing. işin idaresine karışmayan ortak. sleeping pill uyku hapı. sleeping sickness uyku ha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (spun, (eski) span; -ning) eğirmek, bükmek; (ağ) örmek; çevirmek, döndürmek; dönmek; fırıldak gibi dönmek; tornalamak; fırlatmak; hav. dikine düşmek. spin a yarn masal okumak, martaval atmak, maval okumak. spin out uzatmak, uzun uzadıya söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırıl fırıl dönme; k.dili. gezme; hav. diklemesine düşüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ıspanak, bot. Spinacia oleracia; k.dili. sus. spinaceous s. ıspanakgillerden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belkemiğine ait, omurga kemiğinde bulunan. spinal anesthesia omur iliğe iğne ile yapılan anestezi. spinal column anat. belkemiği, omurga. spinal cord anat. omurilik, murdarilik. spinal curvature tıb. belkemiğinin eğriliği, kamburluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eğirmen, kirmen, iğ; iğ mihveri, mil, dingil; sığlık veya kayalıklan belirten fener direği; takriben 13800 metrelik iplik uzunluk ölçüsü; f. boy atmak, uzamak; delmek, geçirmek (fiş). spindle file puantir, fişnot. spindle tree iğağacı, bot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. leylek bacaklı, ince ve uzun bacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz kurtluca, bot. Atractylis gummifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. santrifüjlü çamaşır kurutma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgârın denizden getirdiği hafif su serpintisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. omurga, belkemiği; belkemiğine benzer şey; diken; kılçık; kitap sırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kaba lâl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. omurgasız, belkemiği olmayan; dikensiz; cesaretsiz, yüreksiz. spinelessly z. korka korka. spinelessness i. korkaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot, zool. dikenli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. eski usul telli ve klavyeli bir alet, epinet; küçük piyano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikenli veya diken üreten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç köşe büyük yarış yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğiren veya büken kimse; iğ, eğirme veya bükme makinası; olta ucuna takılan kaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örümcek ve ipekböceğinin iplik salan uzvundaki memeciklerden her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. çalılık, koru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. eğirme, bükme; s. eğiren. spinning frame eğirme tezgâhı. spinning jenny iplik eğirme makinası, çıkrık makinası. spinning wheel çıkrık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yan ürün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikenli, diken gibi. spinosity i. dikenlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalık, evde kalmış kız, yaşı geçmiş kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spintariskop, alfa ışınları göstericisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot., zool. dikencik, iğnecik. spinulose s. dikenli, iğneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikenli, iğneli; güçlüklerle dolu, şaşırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. külot; topuklu süssüz ayakkabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlangıç, atlama taşı; ilerleme vasıtası, basamak, ilk adım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( A.B.D.) kravat iğnesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. uzun boylu, iriyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. sub ile başlayan bazı kelimelerin kısası: subaltern, submarine subordinate, subscription, substitute gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) as ast; alt, aşağı; ikincil; yan; hemen hemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ekşice, mayhoş; sertçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acente yardımcısı; ikinci mümessil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Subhi).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Alp dağları eteklerindeki; bot. orta yükseklikteki dağlarda yetişen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. ikincil önerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ast, alt; i., ing., ask. astsubay; ast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbiri arkasından gelen, ardıl, ardışık. subalterna'tion i. birbiri arkasından gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çoban.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su altında bulunan; su altında oluşan; su altında kullanılan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Slavca’dan). Çuhadan, yu varlak tepeli ve dilimli bir çeşit başlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı arktik, kutup dairesine oldukça yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: Sü-başı). Kumandan. Klasik Osmanlı devrinde zâbıta Amiri, binbaşı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. soubassement

mim. oturmalık

Sağlam bir taban oluşturmak için temel ile birlikte belli bir yüksekliğe ulaşmış yapının oturduğu bölüm.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. montaja hazır çok parçalı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( i. Süryântce’den). 28 ve dört yılda bir de 29 gün çeken, takvimin 2. ayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feb. february.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

February.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. atomdan küçük, atom içindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifade olunmayan şeyi anlama veya anlatma; ima yoluyla anlaşılan veya anlatılan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kulak altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orduya katılan asteğmenden orgenerale ve büyük amirale kadar rütbelere yükselebilen asker. Subaylar; subay, üstsubay ve general.veya amiral diye üç sınıfa ayrılır. Osm. zâblt. Birçok ülkede zâbıta Amirleri ve ticaret gemisi zâbitleri hakkında da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

army officer. officer. commissioned officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank of an officer. being an officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Şabb). (bk.) Şabb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. alt temel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt bodrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. topun çapından daha küçük (mermi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. kıkırdak altındaki; kıkırdağımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. göklerin altında, dünyasal; i. dünyada yaşayan yaratık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt bodrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. altsınıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. köprücük altındaki; köprücük sinirine ait; i. köprücük sinir veya damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt komisyon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bilinçaltında olan, şuur altındaki; i. bilinçaltı. subeonseiously z. şuur altında; bilinçsizce, şuursuzca, kendinden geçerek. subeonseiousness i. bilinçaltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kıtanın parçası olmakla beraber coğrafi bağımsızlığı olan bölge. the Subeontinent Hindistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. alt sözleşme, yan mukavele; f. yan mukavele yapmak. subeontraetor i. taşeron, ikinci üstenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. kızışma altı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bir başka besi yerinden nakledilmiş kültür; sosyol toplum içinde davranışlarıyla farklı bir unsur meydana getiren grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deri altındaki; deri altına zerk olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar bölmek; parsellemek. subdivision i. parsellenmiş arazi; alt bölüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. ana notanın üstündeki dördüncü veya altındaki beşinci nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zorla itaat ettirmek, boyun eğdirmek; baskı altında tutmak; hafifletmek, yumuşatmak; toprağı tarıma elverişli kılmak. subdu'al i. boyun eğme, razı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞÜBE) (i. A.) (c. şuabât). 1. Dal, budak. 2. Bölük, takım, kısım. 3. Bir resmi dairenin bölündüğü kısımların herbiri: Bu umum müdürlüğün birçok şubesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branch. branch. branch office. ramification. arm. department. limb. offshoot. substation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branch. department. section. subsidiary. affiliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. branch office. branch. branch house. department. section. division. subsidiary. branch establishment. leg. subdivision. line. offset. affiliate. affiliated company. agency office. arm. branch shop. desk. subsidiary office. offshoot. ramification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شعبه] kol, dal, şube.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شعبده] hokkabazlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شعبده باز] hokkabaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Beşikteki çocukların bacakları arasına yerleştirilen sidik şişesi veya sidiği bir kaba akıtacak boru yahut bebek iskemlesinin oturak kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şişe mantarı gibi, mantara benzer, mantarımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوبسو] her taraf, her tarafta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. altfamilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (ev yapımında) tabanın alt ve kaba tahta döşemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. koyu, esmer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. genera) biyol. altcins.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buzulun altında bulunan veya oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir grubun bölümü, ikinci derecede grup; biyol. alttakım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ashâb). 1. Sabah, sabah vakti: Namâz-ı subh = Sabah namazı; subh-ü mesâ = Sabah-akşam. 2. Fecir, şafak; subh-i sâdık = Şafak sökme; »ubh-i kâıib = Şafaktan önceki elaca karanlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبح] sabah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبح و مسا] sabah akşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. subh = sabah, F. dem = vakit). Sabah vakti, fecir zamanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Her türlü hatâdan ve beşerî vasıflardan uzak ve arınmış olan Cenab-ı Hakk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. subhâniyye). Subhân’a, Allah’a ait, ilâhî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صبح دم] sabah vakti, sabahleyin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci derecede yazı başlığı; bölüm başlığı; ikinci müdür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صبحگاه] sabah vakti, sabahleyin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sabah vakti, şafak ile ilgili. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Subhi).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insandan aşağı, insanlık aşamasına ulaşamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -diees) mat. satır altına yazılan rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeraltı borularıyla sulamak. subirriga'tion i. toprağın altını sulama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., müz. birden, derhal, ani; çabuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. subjeet, subjeetively, subjunetive.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. altındaki; alttaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hükmü altına almak, itaat ettirmek, boyun eğdirmek, arz etmek, sunmak. subject to maruz kılmak, tesiri altında bırakmak; mahkum etmek mecbur tutmak; tabi kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyruk, tebaa; kul, bende; maruz olan kimse, hedef; denek; konu; ders, ders konusu; neden; dürtü; gram. özne; müz. esas perde esas makam; fels. özne. subject matter konu, mevzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buyruk altındaki. subject to idaresi altında, tasarrufunda; bağlı, tabi; maruz, tesiri altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hüküm altına alma; tabi olma, itaat, boyun eğme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öznel; zati kişisel, şahsi; dahili; hayali; gram. nominatif, öznel, subjectively z. öznel olarak. subjectiveness, subjectiv'ity i. öznellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öznelcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Düşünen şahısla alâkalı (düşünülen şeyle alâkayı ifade eden objektif zıddı). 2. Belirli bir şahsa mahsus; şahsî, ferdî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subjectif

öznel

Özneye ilişkin olan, öznede oluşan, nesnelerin gerçeğine değil, bireyin düşünce ve duygularına dayanan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. subjectiviste

fel. öznelci

Öznelcilik yanlısı, öznelciliği benimseyen ve savunan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. subjectivité

fel. öznellik

Öznel olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gerçeklerin insanlara ancak kendi düşüncelerinin mahsulü olarak göründüğünü kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subjectivisme

fel. öznelcilik

Bütün bilgilerin özneye ilişkin ve değer yargılarının bireysel, öznel olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ilave etmek, eklemek. subjoinder i. ilave, ek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boyun eğdirmek, tabi kılmak, itaat ettirmek; zapt etmek, fethetmek; maruz bırakmak. subjuga'tion i. boyun eğdirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. şart (kipi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kiracının bir başkasını kiracı olarak alması; kiracının malın bir kısmım kiraya vermesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kiracının kiracısı olmak; kiraya vermek (asıl kiracı tarafından).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-let, -ting) başkasına kiraya vermek (asıl kiracı tarafından); devretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. arınmış, tasfiye edilmiş; yükseltilmiş; yüceltilmiş; i., kim. süblime, aksülümen. corrosive sublimate süblime, biklorit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., kim. sublimleşmek, sublimleştirmek; arıtmak, tasfiye etmek; psik. bilinçaltına itilmiş yasak güdüleri toplumca kabul edilir şekle yöneltmek, yüceltmek . sublima'tion i. süblimleşme; arıtma; yüceltme, yükseltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Civa biklorürü, aksülemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosive sublimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüce, ulu, asil; heybetli; son derece güzel, âlâ. Sublime Porte Babıâli. sublimely z. sonderece; asilâne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükseltmek, yüceltmek, ulvileştirmek; kim. süblimleşmek, sublimleştirmek; arıtmak, arınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. bilinçaltıyla algılanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. Fr.) (kimya). Katı halden doğrudan doğruya gaz hâline geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sublimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sublimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. dil altında olan. sublingual gland dilaltı bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahile yakın; inme çizgisi ile 40 metre derinlik arasındaki sulara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayın altında olan, bu dünyada bulunan, dünyasal, arza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hafif makinalı tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınır veya kenar çizgisi altındaki işlenmeye değmez (toprak); biyol. sınır veya kenara yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. denizaltı; denizaltında yetişen; i. denizalı (gemi). submarine chaser denizaltı avcı botu. submarine mine denizaltı mayını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -lae) anat., zool. alt çene veya alt çene kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alt çeneye veya alt çene kemiğine ait; alt çenedeki tükürük bezlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. gamda altıncı nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. batırmak, daldırmak; su ile kaplamak; örtmek; batmak. submergence i. batma, dalma, su altında kalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. suya batırmak; su ile kaplamak. submersible s. su altında kalabilir. submersion i. su altında bırakma, batırma, batma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mikroskopla görülemeyecek kadar küçük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küçültülmüş bir şeyden daha ufak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teslim olma, boyun eğme, itaat; tevazu, alçak gönüllülük, uysallık; sunuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itaatkar uysal, boyun eğen. submissively z. boyun eğerek, uysallıkla. submissiveness i. boyun eğme, itaat etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) teslim etmek, iradesine bırakmak; reyine veya onamasına sunmak; arz etmek ileri sürmek, teklif etmek, söylemek, beyan etmek; teslim olmak, boyun eğmek; itaat etmek. submittal i. teslim olma, boyun eğme; sunuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s dağ eteğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tam bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. normalden aşağı; i. zekâsı normalin altındaki kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. okyanus dibindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dünya çevresinde tam bir devir yapmayan (uydu, roket); anat. göz çukuru altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. alttakım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. aşağı alt, küçük, ikincil; tabi; gram. bağlı; i. ast; ikinci derecede memur. subordinate clause gram. bağımlı cümlecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikinci dereceye koymak; birinin emri altına koymak; tabi kılmak. subordina'tion i. ikinci derecede veya planda olma; itaat, boyun eğme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aklını çelmek, kışkırtmak, ifsat etmek, ayartmak; huk. yalan yere yemin etmeye teşvik etmek. subornation i. yalancı tanıklığa teşvik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. içinde en az miktarda oksijen bulunan bir elemanın oksidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes veya romanda ikinci derecedeki olaylar zinciri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mahkemeye davet; f. mahkemeye davet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sous-bras

koltukluk

Giysinin terden lekelenmemesi için koltuk altına içten dikilen parça.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir bölgenin bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasıtlı yanıltıcı ifade; huk. hakikati gizleyerek bir ayrıcalık veya mülk elde etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkasının (bilhassa alacaklının) yerine geçirmek. subroga'tion i. bir kimsenin yerine geçirme veya geçme; huk. alacaklıya olan borcu ödeyerek borçlunun alacaklısı yerine geçme, halefiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. el altından, gizli olarak, mahrem olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. kürek kemiği altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir yazının altına yazmak, imzalamak, altına ismini yazmak; imzalayarak onaylamak; teberru etmek; taahhüt etmek; abone olmak. subscribe to abone olmak; imzalayarak onaylamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satırın altına yazılmış harf veya rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imza, imza etme; kabul etme; abone; abone ücreti; iştirak taahhüdü. take up a subscription yardım parası toplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkası gelme, sonradan gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonra gelen, sonraki; sonuç olarak izleyen. subsequently z. sonradan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yaramak, işe yaramak, hizmet etmek; ilerlemesinde yardımcı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyun eğme, köle gibi itaat veya hizmet; yaranma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boyun eğen, köle gibi itaat veya hizmet eden. subserviently z. boyun eğerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sakinleşmek, yatışmak; çökelmek; inmek; dibe çökmek, çökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatışma; çökme, çökelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yardımcı; ek; bağlı, tabi (şirket); i. yardımcı, muavin; şube, bayi, tabi şirket; müz. ikinci tema. subsidiary company tabi şirket, yan kuruluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. para vermek, açığını dışarıdan gelen yardım ile kapatmak; rüşvet vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamu yararına olan bir teşebbüse hükümetçe verilen para yardımı; ing. tar. Parlamento tarafından krala verilen tahsisat; iane, para yardımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçinmek; mevcut olmak, var olmak; yaşamak. subsist in kapsamak, ibaret olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçinme; geçinecek şey, nafaka; varlık, vücut, mevcudiyet. subsistent s. var olan, mevcut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toprakaltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneşin tam altındaki; tropikal; dünyasal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işitilemeyecek kadar az titreşimli ses dalgalarına ait; ses hızından daha az süratle giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İşitilebilir aralığın altındaki frekansları susturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. altcins.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madde, özdek, cisim; töz, cevher; esas; hulâsa, öz; kuvvet, sağlamlık; servet, varlık, zenginlik. in substance esasında; özet olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli seviyeden aşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. metin, dayanıklı; değerli, kıymetli; önemli, ehemmiyetli; zengin, varlıklı; özlü, cisimsel; hakiki; i. gerçek. substantially z. esasen, aslında. substantiality, substantialness i. gerçek varlık, hakiki mevcudiyet; sağlamlık; gerçek değer; yücel

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. özdekçilik. substantialist i. özdekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gerçeklemek, kanıtlamak; gerçekleşmek; gerçekleştirmek, tahakkuk ettirmek. substantia'tion i. gerçekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mevcudiyet ifade eden; bağımsız, müstakil; dayanıklı; sabit, devamlı; tözel; i., gram. isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şube.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. asıl bileşimde bulunan atomun yerini alan başka atom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., bedel; vekil; f. vekil tayin etmek; bedel olarak koymak; vekâlet etmek; yerine geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başka bir şeyin yerine kullanma; bir başkasının yerine koyma, bir başkasının yerini alma. sub'stitutive, substitutional, substitutionary s. vekâlet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt tabaka; biyokim. mayadan etkilenmiş madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stratosfer altı atmosfer tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (çoğ., -s, -ta) temel; alt tabaka; fels. dayanak, asıl sebep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel. substructure i. temel toprak altı yapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sınıflandırmak; kapsamak, içine almak, ihtiva etmek (sınıf).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapsama; kapsam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. teğet altı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılıman iklim kuşağının nispeten daha soğuk bölgelerine özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kiracının kiracısı. subtenancy i. kiracının bir diğerine kiralaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., geom. karşısında bulunarak iki ucunu birbirine raptetmek (kavis veteri); bot. taşımak (tomurcuk). subter- (önek) altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaçamak, bahane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, neous s. yeraltı; gizli, saklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ince, narin; keskin; yaygın; kurnaz; ince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. inceltmek, incelik vermek; ince farklarını gözetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikincil başlık; sin. altyazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kurnaz, hilekâr; ince; mahir, usta; gizli. subtly z. incelikle; mahirâne, ustaca; kurnazca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. incelik; kurnazlık, şeytanlık, hilekarlık; zekâ, cin fikirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çıkarmak, hesaptan düşmek. subtrac'tion i. çıkarma subractive s. eksiltici; mat. eksi işareti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çıkan, bir sayıdan çıkarılacak sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. veznedar yardımcısı. subtreasury i. veznedarlık şubesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. astropikal. subtropics i., çoğ. astropika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. biz şeklindeki, sivri uçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. varoş, dış mahalle; çoğ. şehir civarı, banliyö. suburban s. varoşta olan, kenar mahallede oturan; banliyöye ait. suburban train banliyö treni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dış mahallede oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dış mahallede oturanların toplum hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerçekleşme, muhakkak ve müsbet olma, meydana çıkma, şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık olma: Bu iş sübût buldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming established / certain. becoming a reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cengiz Han’ın ünlü Moğol generalinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. subvenir den

para ile desteklenmiş

“Para yardımı yapmak, desteklemek” anlamındaki sübvanse etmek birleşik fiilinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subvention

ekon. destekleme

Devletçe yapılan para yardımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subvention. subsidy. benefit payments. export bounty. grants-in aid. patronization. subsidiary coins. subsidies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. desteklemek, yardımına yetişmek; araya girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imdadına yetişme, vardım; devletten alınan tahsisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıkma, devirme, altüst etme, tahrip; harap olma; yıkılma, devrilme; ifsat, bozulma. subversive s. tahrip edici, yıkıcı, altüst eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. altüst etmek, harap etmek; devirmek, yıkmak; bozmak, ifsat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. metro; tünel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bas ses üretimi için sol ve sağ kanallardan beslenen bir düşük frekans hoparlörü. İnsan kulağının, düşük frekanslı seslerin yönünü ayırt edememesi gerçeğine dayanan bir çalışma sistemi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bas ses üretimi İçin sol ve sağ kanallardan beslenen düşük frekanslı hoparlördür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir subwoofer amplifikatörü için özel olarak tasarlanmış bir preamp çıkış.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

children çocuklar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

children. male children. naive child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large room where juvenile delinquents are kept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mürekkepbalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emulsion. emulsive. orgeat emulsification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., anat. el ayasını yukarıya döndürmek. supina'tion i. el ayasını yukarıya döndürme. supinator i., anat. supinator, el bileğini dışarıya döndürücü adale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Latince'de -i veya -den halindeki isim-fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sırt üstü yatmış; yatay durumdaki, meyilli; kaygısız; miskin, enerjik olmayan. supinely z. kaygısızca; miskinlikle. supineness i. kaygısızlık; miskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. Thames nehri üzerindeki kuğuların senede bir yapılan markalama işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyük bir alanı kapsayan, şümullü, genel, umumi. sweeping statement geniş ve genel kapsamı olan ifade. sweepings i., çoğ. süprüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعصب] fanatiklik, katı yandaşlık. 2.yobazlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mutaassıp, taassup sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taassupla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعصبکار] fanatik, mutaassıp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعصبکاری] fanatiklik, mutaassıplık, taassup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., hav. kuyruk çevrintisi; k.dili. ruhi bunalım. go into a tailspin ruhi bunalım geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1850-1864 Çin isyanına katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan pınar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mâbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temple. place of worship. chapel. fane. sanctuary. shrine. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanctuary. temple. place of worship. sanctuary mabet. ibadethane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place of worship. temple. house of worship. sanctuary. shrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetish. idol. image. idol fetiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tapınan, Abid, ibâdet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ibâdet, Fars. perestiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tapınış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adoration. cult. liturgy. service. worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worship. adoration. cult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. ibâdet etmek, Osm. perestiş eylemek: Puta tapmak; ateşe tapanlar. 2. Tapınma derecesinde sevmek, Osm. meftûn olmak: İdaresi altında bulunanlar kendisine tapınırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore. worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bow down in worship. to worship. adore. to adore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worship. to pay homage to. to adore. to idolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafifçe vurma; musluktan alınan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nisbet» ten masdar). Birbirine karşı münasip olma, aralarında uygunluk bulunma; birbirini tutma, yakışıma. Tenasüb-i Azâ = Vücut ve yüzü meydana getiren organların birbirine uygun olması. Tenâsüb-i elfâz — Kelimelerin birbirine uygun olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tenâsübiyye). Tenâsübe ait, uygun olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) on kuka ile oynanılan oyun, on kuka oyunu, kiy oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tepinmesine sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El ve ayaklarını vurarak sıçrama, hiddetten kendini yerden yere vurup çırpınma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tepinme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stamp. to stamp its feet. to kick and stamp (with anger or range. to jump for joy. to dance about with joy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Suyun dibine çökme ve durulma mânâsıyle kullanılıyorsa da bu mânâyı ifâde için rüsub demek daha doğrudur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kuzey Amerika'ya mahsus yenilebilen bir çeşit su kaplumbağası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kürek ıskarmozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üstün, âlâ; İng., k.dili zinde, çok sıhhatli; çok iyi; i. tepesini kesme; tepe; sos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Alplerin ötesinde (kuzeyinde) yaşayan veya bulunan (kimse veya şey).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka bir cisme deiğştirmek; Hazreti İsa'nın et ve kanına değiştirmek. (Aşai Rabbani'de kullanılan ekmek ve Sarabı). transubstantia'tion i. Katolik ve Ortodoks kiliselerinin inanışına göre Aşai Rabbani ayininde kullanılan ekmek ve şarabın Hazreti İ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. süslü koşum takımı süs, tezyinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. üç dereceli tüysü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çevik, kıvrak; hafif adımlarla yürüyen; i. hafif ve çevik adımlarla yürüme; hafif bir dans. trippingly z. sekerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından, gelişmiş dayanıklılığıyla birlikte, özel olarak tasarlanmış koni şekli sayesinde olağanüstü güç ve ses performansı sunan Yenilikçi Subwoofer tasarımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. alttan takmak veya desteklemek, altına destek koymak. underpinnings i., çoğ. duvar temeli; k.dili. ayaklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (ned, ning) topluignelerini çıkarmak; açmak, çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cisimsiz, katı olmayan; asılsız; hakikatte olmayan, hayali. unsubstantiality i. cisimsizlik. unsubstantially z. cisimsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üstsubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Binbaşı, yarbay, albay rütbelerindeki subay.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tilki ile ilgili veya tilkiye ait; tilkiye benzer, tilkilik kabilinden, kurnazca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağlayan, gözleri yaşlı; ince ve sarkık dallı. weeping willow salkımsöğüt, bot. Salix babylonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. whop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamçılama, kırbaçla dövme; dayak; ipin etrafına sarılan sicim. whipping boy başkalarının suçlan üzerine yukletilen çocuk. whipping post kamçılamak için suçluların bağlandığı direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. çok iri, çok büyük, okkalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telle gizlice dinleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paket kağıdı; ambalaj ipi; sargı; kapak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MEX-1HD’nin maksimum kayıt hızını gösterir. CDDA’dan (CD Digital Audio), tümleşik sabit diske veri transferi, normal çalma hızından sekiz kat daha hızlı olabilir. Alternatif olarak normal hızlı (x1) kaydı seçebilir ve işlem sırasında tüm CD’yi dinleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkta kışlayan atlara örtülen uzun tüylü kebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aslında Marmara’nın bu isimle anılan bir köyünden çıkmış bir nevi üzüm: Yapıncak üzümü, Rumeli yapıncağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Seyrek taneli, kırmızı bereli bir üzüm türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahte tavır ve hareket, yapış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi için yapmak veya yaptırmak: Bir kat elbise yapınmak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeni Sony WALKMAN® ZAPPIN teknolojisi, şarkılar arasında geçiş yaparken nakarat kısımlarını çalarak, aradığınız parçaları bulmanıza yardımcı olur. Tek bir düğmeye basarak, dilediğiniz şarkı veya albüme kolaylıkla erişebilirsiniz. Spor salonundayken veya hareket halindeyken bile, işinize ara vermeye gerek kalmadan en sevdiğiniz parçaları dinleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. zapping

geçgeç

Seyredilecek uygun bir program aramak amacıyla televizyon kanallarını tarama.


Yabancı Kelime by