8 Cm 156 Mb Cd-r/-rw Ortam ne demek? | 8 Cm 156 Mb Cd-r/-rw Ortam anlamı nedir? | 8 Cm 156 Mb Cd-r/-rw Ortam

8 Cm 156 Mb Cd-r/-rw Ortam anlamı nedir?

8 Cm 156 Mb Cd-r/-rw Ortam ne demek?

8 Cm 156 Mb Cd-r/-rw Ortam anlamı nedir?

8 Cm 156 Mb Cd-r/-rw Ortam | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: cm mb cd rw ortam

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-RW. Görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir ve 300 keze kadar biçimlendirilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Pikselleri açıp kapatan, her biri kırmızı, yeşil ve mavi renkleri görüntülemek için tahsis edilmiş üç ayrı sıvı kristal ekran paneli kullanan arka projeksiyon ve ön ekran projektörlerinde Sony damgası.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

4 renkli LCD ekran (kırmızı, mavi, yeşil ve sarı), görüntüyü kendi tercihinize göre düzenlemenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-RW. Görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir ve 300 keze kadar biçimlendirilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-R. Aynı zamanda görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek çözünürlüklü ses örnekleme hızı. Bu yüksek örnekleme hızı, normal bir Audio CD ile kıyaslandığında daha fazla derinlik, zenginlik ve netlik sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) atom bombası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Harflere nokta koma. (Az kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ham topraktan yeni tarlaya tahvil olunmuş yer. 2. Asılıp yüzülmek için koyunun bacağına açılan delik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. undoing. clearance. disclosure. inauguration. spreading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. clearing. deforestation. a kind of bun. reduction of print pastes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclosure. exposure. tip- up. vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi kapalı halden çıkarmak: Kapıyı açmak. 2. Örtülü şeyden örtüyü kaldırmak: Baş açmak. 3. Katlanmış şeyi çözmek: Bohça, bayrak açmak. 4. Delmek, kazmak: Delik, kapı açmak. 5. Bir şeyden engelleri giderip serbest bırakmak: Yol açmak. 6. Tıkalı şeyden tıkacı çıkarmak: Şişe, boru açmak. 7. Genişletmek, tevsî etmek: Odayı, bahçeyi, meydanı açmak. 8. Kazıp ziraat etmek, işlemek: Tarla, arazi açmak. 9. Aralığı tevsî edip seyrekleştirmek: Parmaklığı açmak. 10. Yufka haline koymak: Hamur açmak. 11. Tathir etmek, temizlemek: Çamaşırı açmak. 12. Cilâ ve perdah vermek. 13. Umuma ait bir bina kurmak ve idare etmek: Mektep açmak, tiyatro açmak. 14. izah ve tafsil etmek: İbareyi, sözü açmak. 15. İşleri sürmek: Söz, bahis açmak. 16. Emniyet edip söylemek, gizliyi söylemek: Bana bir şey açmadı. 17. Çözmek, halletmek: Düğüm açmak. 18. Yapraklanmak: Çiçek, ağaç açmak. 19. Berrak ve bulutsuz olmak: Hava açmak istemiyor. 20. Cilâlanmak. 21. Açığa varmak, engine açılmak: Gemi açıldı. Adım açmak: Acele ile yürümek. Ağız açmak: Söylemek, söze başlamak. Ağız açmamak: Susmayı tercih etmek. İştah açmak: İştah getirmek. El açmak: Dilenmek. Baş açmak: Beddua etmek. Bayrak açmak: Ayaklanmak. Çığır açmak: Yeni bir tarz ve usul icad etmek. Defter açmak: iane toplamak. Fal açmak: Fala bakmak. Kapı, yol açmak: Bir işte başkalarına örnek olmak. Kalem açmak: Yontmak. Göz açmak -İhtiyatlı ve dikkatli, gaflet etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. elaborate. open up. uncover. unclose. unwrap. clear away. clear. clear up. expand. open out. spread out. unfold. unfurl. untie. undo. unbind. unlock. turn on. switch on. ring up. disclose. sharpen. whet. bring up in conversation. bring up the s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bare. break. clear. confide. cut. dilate. expose. open. sink. spread. undo. unloosen. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. power on. turn on. switch on. to open. to uncover. to unfold. to spread. to shave off. to clear up. to inaugurate. to untie. to unravel. to solve. to make lighter. to disclose / to mention. to let know. to suit a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kir çıkarmaya mahsus sabun ve saire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Ketum. Satranç ve dama oyunlarında karşı tarafı aldatmak, şaşkın duruma düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. difficult position. dilemma. deceit. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklama, dilini tutma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk, zirve, olgunluk zirvesi; (Tıb). buhran, kriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ima etmek, anıştırmak ; gölgelemek. adumbra'tion (i). ima, kinaye; gölgeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). sonra,sonradan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). elleri böğründe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Topluca, toplu olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاجمال] topluca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). imbik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blowtorch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolambaçlı yol; dolaylı davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eşyayı taşınabilir bir hale koymak için sarma veya sandığa yerleştirme işi, sarmalama, sandıklama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

package. packing. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing. boxing. package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make up in packages. to do the packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack. to wrap up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack. to wrap. bundle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bulk. without packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confused. perplexed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (kelimenin aslı Arapça olup, ancak Arapça’da hemzesi medsizdir). 1. Zahire vesaire koymaya mahsus büyük sandık. 2. Mal vesaire koymaya ve saklamaya mahsus yer, mahzen, mağaza, depo. 3. Geminin yük koymaya mahsus yeri. 4. Savaş gemilerinde topların sıralandığı kat: İki anbarlı, üç anbarlı gemi. Ambar-emini = Ambarcı, gümrük vesairede enbarın muhafaza ve idaresine mamur adam. Der ambar etmek = Ambara koymak. Kırkambar = Muhtelif şeyleri havi dükkân vesaire. İnsan hakkında: Geniş ansiklopedik bilgisi olan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storehouse. store. storeroom. warehouse. hold. barn. bin. depository. hutch. larder. office. repository. silo. stock room. storage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barn. depot. magazine. repository. storage. store. storehouse. storeroom. warehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granary. grain cellar. warehouse. trucking firm. hold. bin. bunker. storage closeout. crib. depository. depositee. depot. storage depot. hutch. locker. repository. staple. staple house. stock room. storage yard. store. store shed. store warehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümrükte veya diğer bir dairede ambarın muhafaza ve idaresine memur adam, ambar emîni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storekeeper. warehouse official. trucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anbarcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir paranın veya malın kullanılması veya başka bir yere götürülmesi, bir geminin bulunduğu limandan ayrılması yasağı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. embargo

engelleyim

Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embargo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embargo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cins ebegümeci,(bot). Hibiscus cannabis; bu bitkinin elyafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyükelçi, sefir; büyük yetki sahibi siyasi delege; büyük bir davanın temsilci veya savunucusu. ambassador plenipotentiary büyükelçi. ambassadress (i). sefire. ambassador'ial (s). büyükelçi ile ilgili, sefareti ilgilendiren. ambassador -at

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambergris. scent. perfume. fragrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A yellowish translucent resin resembling copal, found as a fossil in alluvial soils, with beds of lignite, or on the seashore in many places.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It takes a fine polish, and is used for pipe mouthpieces, beads, etc., and as a basis for a fine varnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

By friction, it becomes strongly electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amber color, or anything amber-colored; a clear light yellow; as, the amber of the sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ambergris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The balsam, liquidambar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Consisting of amber; made of amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Resembling amber, especially in color; amber- colored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To scent or flavor with ambergris; as, ambered wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To preserve in amber; as, an ambered fly. a deep yellow color; 'an amber light illuminated the room'; 'he admired the gold of her hair' a hard yellowish to brownish translucent fossil resin; used for jewelry a medium to dark brownish yellow color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambergris. scent. perfume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a deep yellow color; 'an amber light illuminated the room'; 'he admired the gold of her hair'. a hard yellowish to brownish translucent fossil resin; used for jewelry. a medium to dark brownish yellow color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first shadow of the primal plane of Order, the city of A is the archtype of all cities The Palace of A is the seat of the King of A , the ruler of Order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fossilised resin from ancient trees It is clear, translucent, varying in colour from yellow to brown From it are carved beautiful and expensive pipe stems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Naturally occurring, yellow to gold gemstone, fairly soft, which is the fossilized remains of tree resin Used in jewelry, mostly in the Roman period. A chromatic color of glass or plastic containers It is used principally to protect the contents of the co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molecular modeling package AMBER produces an output that it refers to as 'PDB' but differs from true PDB in several areas, enough so to warrant a separate set of handling routines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very hard fossilized plant resin Yellowish in color it is often used for semiprecious gem stones. one of the four only true realities, all else is but an influence reflection or shadow of these realities The second oldest of the known realities Amber is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A brown color of glass that absorbs nearly all radiation with wavelengths shorter than 450mm Amber glass offers excellent protection from ultraviolet radiation This is critical for products such as beer and certain drugs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assisted Model Building with Energy Refinement molecular simulation programs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lifts the spirits High electrical charge for positive energy Harmonizes Yin and Yang Powerful healing stone with large amount of organic energy In ancient times, ground to a powder and mixed with honey or oil of roses for various physical problems Filters

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Obtained from fir trees Gives a fragrance a very rich, warm fragrance tone It is commonly used in fragrances that fall into the 'oriental' category.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amber is a fossilised resin The most commonly found colours are brown and yellow However, there are also specimens found in red, green and close to white. a hard, translucent, yellow, orange, or brownish-yellow fossil resin, used for making jewelry and ot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

VLTI Instrument. light yellowish-brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

New name for Acrobat See entry above. a white wine gets approximately this colour after a long ageing or an early oxidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lager, or an ale, with a colour halfway between pale and dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fossilized resin of conifer trees Colors range from honey through yellow to reddish brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A student at Sunnydale High School, Amber was seen in 'The Witch' trying out for the cheerleading team, during which she spontaneously combusted due to a witch's spell She trained with one of the best cheerleading coaches money could buy , and the rumor i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Danburite Lapis Lazuli Periclase Tourmaline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A translucent fossilised resin that comes in a range of colours including, yellows, reds, whites, blacks and blues When rubbed, amber produces static electricity The best quality amber is clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lightweight fossilized sap, resin, or gum from ancient trees, which can be cut, etched, faceted, or carved Amber can be translucent or opaque and range in color from shades of yellow, brown, and red to gray or green.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kehribar; kehribar rengi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anberbalığı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kadıntuzluğu): Yabani, çalı şeklinde, sarı çiçekli bir ağaçtır. Kökü acıdır. Yaprakları ve yemişi tatlıdır. Seyrek ormanlarda bulunur. Boyu 2-3 metre arasındadır. Meyvelerinde bol miktarda C vitamini vardır. Meyveleri, kabukları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarını iyileştirir. Ateşi düşürür. Hazım bozukluklarını giderir. Bağırsak iltihaplarını tedavi eder. Öksürüğü keser. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Ağız yaralarını iyileştirir. Kan dolaşımını düzenler. Yüksek tansiyonu düşürür. Siyatik, romatizma ve eklem ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esmeramber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(croton elutheria): Antil adalarında yetişen “liquidamber/sığla ağacı” denilen ağacın kabuğudur. Kabukların dışı kahverengiye yakın gri; içi ise sarıdır. Yandığı zaman hoş bir koku verir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser. Hazım bozukluklarını giderir. Kansızlıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki elini aynı şekilde kullanabilen kimse; iki yüzlü kimse. ambidexter'ity (i). iki elini aynı şekilde kullanabilme hüneri; iki yüzlülük. ambidextrous (s). iki elini aynı şekilde kullanabilen; çok cepheli, usta; iki yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhit, çevre, ortam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolaşan; kuşatan, çevreleyen , ihata eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belirsizlik, muğlâklık , müphemiyet, şüpheli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belirsiz, müphem , iki anlamlı, muğlak. ambiguously (z). muğlak olarak. ambiguousness (i). muğlâklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ortam ışığını içeriğin keyfîni tam olarak çıkarabilmeniz için görüntü kalitesine uygun olarak yansıtan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çevre, muhit, etraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırs, ihtiras (iyi şeyler için olunca makbul sayılır); heves; şiddetle arzu olunan şey. ambitious (s). haris, hırslı; çok istekli, tutkun; başarma isteği olan; büyük işler peşinde koşan. ambitiously (z). ihtirasla, hırsla, hevesle. ambitiousn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kararsız, karışık hisler besleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ambiance

hava

Durum, ortam, çevre.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). eşkin gidiş; binek hayvanlannın eşkin ve rahvan yürüyüşü; (f). eşkin gitmek; avare avare gezinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. emblème

belirtke

Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emblem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emblem. emblem belirtke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emblem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). göz donukluğu hastalığı, görme bozukluğu. amblyopic (s). görme bozukluğuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. mitoloji). Olimpos tanrılarının yemeği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Yunan tanrılarının ölümsüzlük veren yemekleri; çok lezzetli yiyecek veya içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hepyek ; talihsizlik , şanssızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cankurtaran, ambulans : gezici hastane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ambulance

cankurtaran

Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. blood-wagon. casualty department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gezmek, yürümek. ambulant (s) seyyar, gezici; (tıb). vücudun bir tarafından başka tarafına geçen; (tıb). hastayı yatırmaya lüzum göstermeyen. ambula'tion (i). gezme, gezinme, gezicilik. am'bulatory (i)., (s)., (mim). gezilecek yer; (s). g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pusu, tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). pusu, tuzak; (f). tuzak kurmak, pusuya düşürmek. Iay an ambush pusu kurmak. Iie in ambush pusuya yatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anekdot, kısa hikâye, menkıbe, fıkra. an'ecdotal (s). fıkra tarzında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ensemble

müz. topluluk

Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make an oath. swear. take oath. vow. to take an oath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendine aşırı güven, nefsine itimat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرام بخش] dinlendiren, huzur veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pazıbent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. assemblée

kurul

Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı, meclis; takım, kalabalık; montaj; bir araya toplama veya toplanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplamak, birleştirmek, bir araya getirmek, kısımlan birbirine uydurmak ; parçaları yerli yerine takmak; toplanmak , birleşmek, bir araya gelmek, toplantı yapmak, içtima etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı, meclis, kongre assembly line montaj fabrikası. assembly room toplantı salonu. right of assembly toplanma hakkı. assemblyman (i). meclis üyesi, özellikle eyalet meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukların atlama oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atom bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atom bomb. atomic bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titreyen, korkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen başka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite different. utterly different.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite different. odd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bebek, çocuk; sanat eserlerinde isa'yı temsil eden çocuk tasviri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hintkamışı, bambu, (bot). Bambusa arundinacea; (s). bambudan yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k.dili). aldatmak, dolandlrmak; şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Malezya yerlilerinin dilinden). Sıcak ülkelerde yetişip 25 metre kadar uzayan ve mobilya, merdiven, baston gibi birçok eşya yapımına yarayan bir çeşit kamış. Buna hezaren ve Hind kamışı da denir. (Calamus rudentum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bamboo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bambou. bamboo. rattan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snow-white. extremely white. whiter than white. hoar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey. snowy. snow-white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snow-white. lily white. snow white. snowy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uyuşturmak, hissini iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçmek fiili. Biçilmiş, biçmekle vücude gelmiş. Seren biçmesi = Sereni biçmekle hasıl olan uzun döşemelik tahta. (bk.) Biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçmek fiili. Biçilmiş, biçmekle vücude gelmiş. Seren biçmesi = Sereni biçmekle hasıl olan uzun döşemelik tahta. (bk.) Biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plank. deal. cutting. sawing. slitting. clipping. shearing. intersection. chopping. mowing. harvesting. reaping. assessment. prism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kesmek, kat’etmek: Keserim, biçerim diye herkesi korkutuyor. 2. Yarmak, bölmek, ortasından ayırmak: Tahta biçmek. 3. (Esvab vesaire) ölçüp kesmek: Esvab biçmek. 4. (Ekin vesaire) oraklamak, hasad etmek: Ekin, ot biçmek. Ölçüp biçmek = Düşünmek ve tedbir etmek. Bol biçmek = İsraf etmek. Paha biçmek = Kıymet tahmin etmek. Pay biçmek = Kıyas etmek, ibret almak. Kesip biçmek = Halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kesmek, kafetmek: Keserim, biçerim diye herkesi korkutuyor. 2. Yarmak, bölmek, ortasından ayırmak: Tahta biçmek. 3. (Esvab vesaire) ölçüp kesmek: Esvab biçmek. 4. (Ekin vesaire) oraklamak, hasad etmek: Ekin, ot biçmek. Ölçüp biçmek = Düşünmek ve tedbir etmek. Bol biçmek = İsraf etmek. Paha biçmek = Kıymet tahmin etmek. Pay biçmek = Kıyas etmek, ibret almak. Kesip biçmek = Halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvest. mow. saw. to cut. to saw. to cut out. to reap. to mow. to harvest. to estimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cut. to cup up. to reap. to mow. to estimate. harvest. saw. shear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Gayrışuur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavasya, bot. Quassia amara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütlü pelte, paluze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bomba; aerosol bombası; jeol yanardağın dışarı püskürttüğü küre veya elips şeklindeki lav kümesi; f. bombardıman etmek, bombalamak; bomba patlatmak. bomb bay ask. uçakta bombanın atıldığı bölüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). 1. İçinde patlayıcı madde bulunan uhıumiyetle küre biçiminde silâh. El bombası, yangın bombası. 2. Geminin kıçındaki seren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomb. egg. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomb. dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomb. spanker boom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 A folkloric songstyle of Puerto Rico with predominantly African influence and adapted by Cortijo in the mid-1950's into a popular dance style as well as tataken up by salsa musicians 2 Large barrel-shaped drums, similar to and shorter than the Cuban tum

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originally a Puerto Rican three-drum dance form of marked west-central African ancestry, the bomba is especially associated with the Puerto Rican village of Loiza Aldea In its old form it is still played there at the festival of Santiago, and New York Pue

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Big drum used in Puerto Rico Name of an African dance and song. 1 A folkloric songstyle of Puerto Rico with predominatly African influence 2 Large barrel-shaped drums used in the Bomba style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bomba taşıyan, atan veya yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere hava, deniz veya karadan bomba atmak, topa tutmak, bombardıman etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. bomb. bombard. to bomb. to bombard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bombed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. topa tutmak, bombardıman etmek: bombalamak; üzerine varmak, sıkıştırmak. bombarder i. topa tutan kimse. bombardment i. bombardıman, topa tutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en eski cins top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.İ.). İki direkli bir nevi gemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask bombardıman uçağında bombacı; tar. topçu, topçu çavuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bombalama. BOMBOK (i.). Son derece kötü, pek berbat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombardment. salvo bombing. shelling. salvo. cannonade. drum-fire. prang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombardment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombardment. bombing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bombard. to shell. to scold sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originally, a deep-toned instrument of the oboe or bassoon family; thence, a bass reed stop on the organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name bombardon is now given to a brass instrument, the lowest of the saxhorns, in tone resembling the ophicleide. a large shawm; the bass member of the shawm family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bombardon, mızıkada en kalın sesli nefesli çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. abartmalı söz veya konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. abartmalı saçma, yüksekten atılan, şişirilmiş (söz ,konuşma). bombastically z. şişirilmiş bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çözgüsü ipek ve atkısı yün olan ince kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low, baroque-style chest with bulging, convex sides. bulbous, curving form; convex fronts and sides of chests.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rich dessert containing cream or custard mixtures arranged and frozen in a mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An outward-swelling kettle-base construction for chests of drawers and secretaries, found on the Chippendale and Louis XV styles, as well as some American Late Colonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A French term used to describe a swelling curve: the fronts of some later-18th century commodes and chests of drawers curve from top to bottom as well as from side to side; such fronts are called bombe. commode with a bulging front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannonball , fantastic shot , cannon ball , cracker , bombshell , bomb , bomb , ace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. top şeklinde dondurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bombardıman uçağı; bomba atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) bazen esrarla alınan amfetamin içitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrible. awful. dreadful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very bad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen boş. BONCUK (i.). Hayvanların yularına ve nazara karşı çocukların üstlerine takılan camdan çeşitli renklerde ve ekseriya mavi, delikli tane: Katır boncuğu, nazar boncuğu. Kadın esvabına takılır siyah ve küçükleri de vardır. Habbe. Boncuk illeti = Çocuk havalesi (bir çocuk hastalığı). BONO (i. İ.). Açık havale, poliçe. BONSERVİS (i. Fr.). İyi hizmet belgesi. Bir kimsenin çalıştığı yerden ayrılırken iyi hizmet ettğine dair aldığı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether empty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bomba geçmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bomba mermisi; büyük sürpriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bombardıman vizoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipekböceği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böğürtlen çalısı, kaba diken, bot. Rubus fruticosus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ ispinozu, zool. Fringilla montifringilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «mübâr»dan). 1. Koyun vesairenin kalın bağırsağı ki, doldurulup sucuk yapılır. 2. Bu barsağın, ciğer kıyması ve pirinçle doldurulup tava veya tepside pişmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chitterlings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large intestine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bumbar doldurmaya mahsus (kıyma vesaire).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) şemsiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. acemice iş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gövdesi tüylü birkaç çeşit iri arı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very creased. wrinkled all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili boş laf, palavra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). böcek kapan bir bitki, (bot). Pinguicula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAN-BAZ) (i. F. cân = ruh, bâhten = oynamak). 1. Tehlikeli oyunlarda bulunmakla sanki canı ile oynar adam: İp cambazı = İple oynayıp tehlikeli maharetler gösteren oyuncu. At cambazı = At üzerinde muhtelif oyunlar yapan maharetli adam. 2. At oynatıp talim ve terbiye etmede mahir binici ve at alıp. satmakla meşgul adam: Cambazdan bir at aldım, cambazların eline düşen at alınmaz. 3. Kurnaz, hîlekâr: Çok cambaz adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat. stunter. coper. distortionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat. rope dancer. horse dealer. sly. cunning. crafty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rope-walker. acrobat. horse-dealer. swindler. rope dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAN-BAZ-HANE) (i. F.). Cambazların temsil verdikleri tiyatro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ipte veya at üzerinde muhtelif oyunlar gösteren adamın maharet ve meşguliyeti. 2. At alıp, satma ticareti, at madrabazlığı. 3. Hilekârlık, kurnazlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kavis meydana getirmek; hafifçe bükülmek; dışbükey yapmak; (i). kavis, bükümlülük; (hav). kanadın bükümlülüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski kambiyocu, kambiyo uzmanı; kambiyo el kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). katman doku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kamboç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (jeol). Kambriyum, paleozoik devrin ilk bölümü; Galli kimse; (s). Galler Ülkesine ait; Kambriyum'a ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ince beyaz pamuklu veya keten kumaş; patiska. cambric tea sıcak su ile süt ve şeker karışımı bir içecek (bazen çay da ilâve edilir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cambridge şehri; Cambridge universitesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit sarımsı yumuşak peynir, kamamber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇARŞANBA) (i.) (Farsça çehâr şenbih’ten). Haftanın dördüncü günü. Ar. yevm-il-erbaa, salı ile perşembe arası: Çarşamba günü, çarşamba pazarı. Çarşamba karısı = Cadı, mevhum bir cin, mec. Saçı taranmamış, korkutucu kıyafetli kadın. Ayın son çarşambası — Uğursuzluğuna inanılan veya hiç gelmeyecek oian gün. Dokuz ayın son çarşambası = Aynı şey. Dokuz ayın son çarşambası bir araya gelmek = Her iş bir araya gelip toplanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wed. wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen). (çoğ). yeraltında inşa edilmiş koridorları ve odaları olan mezarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).,(i). azgınlık zamanlarında kedilerin çıkardığı seslere benzer sesler çıkarmak; bu şekilde bağırmak, haykırmak; kediler gibi kavga etmek; (i). azgın kedi sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Şarj Eşleştirmeli Cihaz (Charge Coupled Device – CCD), resmin elektronik sinyallere dönüşmesini sağlayan bir yarı iletken yongadır. Piksel sayısı ne kadar fazlaysa, CCD yonga tarafından o kadar çok resim ayrıntısı görülebilir. Sony Handycam’lerde, sensörlerin normal yongalara göre daha düşük aydınlatma koşullarında çalışmasını sağlayan kedi-gözü tipi CCD’ler kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CCD kameranın ışığı alan kısmıdır. 3CCD, kameranın uçana renk olan kırmızı, yeşü ve mavi (RGB) İçin ayrı bir CCD göz özelliği olmasıdır. Gelen ışık üç ana renge ayrılır ve renkleri ayrı olarak ele aldığından; daha gerçekçi ve parlak görüntüler elde edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

WALKMAN® (ek adaptör gerektirir) , CD Değiştirici ya da MiniDisc değiştirici ile uyumlu bağlantıya sahip araba stereosu

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan Digital Mavica, resimleri kaydetmek için bilinen 3,5 inç disketleri kullanmaktadır. Popüler JPEG resim sıkıştırma biçimiyle Mavica, dijital fotoğraf makinelerinde devrim yaratmıştır. Yeni CD, 156 MB kapasiteli bir CD-R diskler kullanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD’nin ses parçalarının CD-ROM sürücüden PC’deki ses dosyasına doğrudan kopyalanmasıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaydın başında MiniDisc kaydedici ve CD çalar, aynı anda ve otomatik olarak başlatılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaydın başında MiniDisc ve CD ya da MiniDisc ve kaset aynı anda başlatılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bazı ses CD’lerinde, genellikle parça bilgisi gibi çeşitli metinsel bilgiler CD’de yer almaktadır. Tüm Sony araç ses CD’si kafa birimleri ve değiştiricilerinde CD Text özelliği bulunmakta ve bu bilgileri okuyabilmekte ve gösterebilmektedirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bazı ses CD’lerinde, genellikle parça bilgisi gibi çeşitli metinsel bilgiler CD’de yer almaktadır. CD Text özelliğine sahip çalarlar, bu bilgiyi okuyabilir ve gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD Text’in CD WALKMAN®’dan bir MD WALKMAN® Kaydediciye kopyalanmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik değiştiricideki CD’lerde bulunan CD Text bilgileri, MiniDisc ya da kaset çalar da içeriyor olsa kafa biriminde görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD-R (Kaydedilebilir CD), üzerine bir kez yazılabilen silinemez CD’leri ifade etmektedir. Bir CD kaydedici yardımıyla, müzik, filmler, fotoğraflar gibi çeşitli veriler bu diskler üzerine kaydedilebilmektedir. CD-R’ler 8 cm ve 12 cm biçimlerinde mevcuttur. En sık kullanılanlar 650 MB ya da 700 MB kapasiteli 12 cm CD-R’lerdir. Daha küçük 8 cm çaplı disklere genellikle single (tekli) CD adı verilir ve daha çok müzik kaydetmek için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD çalarların ve değiştiricilerin CD-R/RW çalma yeteneğini belirtir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harpsichord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).çembalo, piyanoya benzer bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çenber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle. circumference. hoop. ring. bail. circuit. girth. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle. circumference. hoop. wooden ring. metal strip. large printed kerchief. basket ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle. band. hoop. orbit. ring. rim. strap. encirclement. bandage. ball. loop. girdle. iron. fillet. drum. perimeter. periphery. circular. peripheral. runner. wreath. hasp. ferrule. annulus. clip. ribbon. brasting. toroid. torodial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strap. to encircle. circumscribe. hoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strapped. hooped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -women) kadın başkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oda, yatak odası, özel oda; daire; saray veya resmi ikametgah odası; hâkimin oturum dışı konularda çalıştıgı oda; mahkeme, komisyon; bölme; teşrii meclis, yasama meclisi; fişek yatağı (silâhlarda); (f). odaya koymak; odaya kapatmak; oda verme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mabeyinci, teşrifatçı; kâhya, kethüda; muhasebeci, haznedar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oda hizmetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki renk iplikle dokunmuş pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -women)., (ing). hizmetçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıçının iki ucundaki şevli kenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (siir). dört heceli bir öIçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimsiz ve çelimsiz, eğri büğrü boylu (adam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇIMBAR (i.) Dokuma tezjâhındakl kumaşı germeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. çînber = buruşukları gideren). Çulhaların dokudukları bezi gerip düzeltmek için kullandıkları Alet ki, iki ucu tırnaklı yassı bir demir sopadan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cınbıstere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pair of tweezers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tweezers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tweezers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). etrafını çeviren, kuşatan, ihata eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafım dolaşmak; tavaf etmek. circumambula'tion (i). etrafını dolaşma. circumam'bulatory (s). etrafını dolaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). , (şaka). dolambaçlı yol; boş laf etme dolaylı bir şekilde meramını anlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terebinth berry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(celtis): Karaağaçgiller familyasından; 70 kadar türü olan bir çeşit sakız ağacının meyvesidir. Çitlembik ağacının meyveleri mercimekten az büyük ve buruk fıstık tadındadır. Hekimlikte meyvesi, yaprakları, tohumları ve sakızı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Ayak terlemelerini keser. Yaraları tedavi eder. Böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını dindirir. Öksürüğü keser.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tırmanmak, güçlükle tırmanmak; clamberer (i). el ve ayakla tırmanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Clear Photo LCD Plus, daha yüksek ekran çözünürlüğe ve daha yüksek kontrastlı çok sayıda renkle gelişmiş görüşe sahip bir LCD ekrandır. Bu, karanlık ya da aydınlık ortamlarda daha iyi film oluşturma ve odaklanmasına, oynatma sırasında daha net görüntüye olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ClearVid CMOS sensörü, ışığı dijital sinyale dönüştüren video kameranın gözüdür. Daha fazla ayrıntı ve netlikle ve aralarında Kesintisiz Yavaş Kayıt, yüksek ışık hassasiyeti ve Çift Kayıt da bulunan daha gelişmiş işlevlerle daha yüksek kaliteli resme yol açar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tırmanmak; tedricen yükselmek; çıkmak; (i). tırmanacak yer; tırmanış, tırmanma. climb down inmek; (k.dili). (bir tutumdan) vazgeçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tırmanan sarmaşık; (k.dili).; toplum hayatında yükselmek isteyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Ücretsiz Metal Oksit Yarı İletken). Video kamera ve dijital fotoğraf makinesi sensörü teknolojisi, CCD gibi, ışığı elektrik sinyallerine dönüştürür. CMOS’nin yararları arasında daha az bulanıklık, üstün kontrast sağlamak için daha geniş dinamik aralık ve pilin etkili çalışması için daha düşük güç tüketimi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz ibiği; horoz ibiği çiçeği; züppe kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by and by. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multimedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kolombiya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kolombo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güvercin takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çog-baria) (i). güvercinlik; eski Roma'da yakılmış ölü küllerini saklamaya mahsus mahzen; bu mahzenin duvarlardaki gözleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hasekikupesi, (bot). Aquilegia vulgaris; (s). kumru gibi, kumru ile ilgili; kumru renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tarak; ibik, tepe, sorguç; ibik gibi şey; petek; dalganın yüksek kısmı; (f). taramak, taranmak; (dalga) tümselip kırılmak comb out taramak, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dövüş, mücadele, çarpışma, savaş; (f). dövüşmek, savaşmak, çarpışmak, mücadele etmek. combat fatigue harp tesiriyle meydana gelen psikonorotik bozukluk. close combat göğüs göğüse çarpıma single combat düello.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

savaşçı, kavgacı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kavgacı, hırçın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). coomb.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tarak, yün, keten vb'ni tarayan kimse; uzun ve tümsekli dalga

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karıştırma, birleştirme; bileşim, terkip; bağdaşma, uyuşma, kaynaşma; birlik; kilidin şifre rakam veya harfleri; şifreli kilit; külot ve kombinezonu tekparça olan kadın iç çamaşırı; dans orkestrası combination lock şifreli kilit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uzlaşma, birlik; A.B.D., (k).dili siyasi ve ticari çıkar sağlamak için bir araya gelen grup; biçerdöğer makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birleştirmek, karıştırmak, bir araya getirmek; toplamak; birleşmek, bir araya gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., çoğ. tarantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili dans orkestrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yanabilir, tutuşabilir; parlamaya hazır; (i). kolay tutuşan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yanma, tutuşma; (kim). ısı ve ışık veren oksitlenme. combustion chamber yanma hücresi, yanma haznesi. combustion furnace yanma fırını, yakım ocağı. combustion gases yakım gazları. combustion motor yakımlı motor. combustion period yanma süresi, yakım

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çapraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). salkım, korimb, demet (bir çiçek durumu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kulomb, amper-saniye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denge sağlamak için ağırlık koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denge sağlamak için kullanılan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zıt gitmek, engellemek, mâni olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) züppe adam; horozibiği çiçeği, (bot). Celosia cristata white coxcomb kadife çiçeği, (bot). Amaranthus albus coxcombry (i). züppelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kırıntı, ekmek kırıntısı; parça, zerre; ekmek içi; (A.B.D), argo değersiz kimse; (f). ufalamak; kırıntılarla süslemek (yemek); sofradan kırıntıları toplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). harap olmak, çökmek; parçalanmak; ufalamak, ufalanmak. crumbly (s). kolaylıkla ufalanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hıyar, salatalık, (bot). Cucumis sativus. cool as a cucumber kendine hakim, soğukkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dışarıya fırlamış yer, tümsek. 2. Duvarın hizasından dışarıya çıkmış pencere ki, içine oturulup üç taraftan sokağa bakılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. oriel. bay window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay window. jut. jutty. alcove. seat. recess. pavilion. oriel. bay. colonage. window seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yük olmak, ağırlık vermek, sıkıntı vermek, engel olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hantal sıkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topluca, hep bir arada: Cümbür cemaat gittik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all together. the whole kit and caboodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Ağır cisimlerin suya düşmesi veya atılmasıyle çıkardığı sesi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (aslı: cünbiş). 1. Kımıldanma, hareket. 2. Zevk, eğlence: Bu akşam cümbüş edecekler; cümbüş İçin kıra çıkıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bancoya benzetilerek yapılmış ve teneke kaplanmış, meyhane musikisinde kullanılan bir çeşit ud. Tanbur şeklinde olanı da vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jamboree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binge. blowout. jamboree. merrymaking. orgy. revel. revelry. spree. carousal. rave-up. a mandolin with a metal body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgy. revel. carousal. a mandolin with a metal body. bacchanal. carouse. festivity. jollification. kick- up. life. merriment. merrymaking. rave. rave up. revelry. saturnalia. spree. team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riotous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kaşağı; (f). kaşağılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). büyük zil. cymbalist (i). zil çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Darvin veya onun evrim teorisine ait. Darwinism (i). Darvin nazariyesi, Darvincilik, doğal ayıklanma öğretisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça tabl-bâz’dan galat ki, davulcu demektir). Çarkları yandan olan vapurlarda çarkların döndükleri yerleri örtmek için vapurun iki tarafında bulunan iki büyük yarım daire; yan kamaralar da bunların altında bulunurdu: Davlumbazın üstüne çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paddle box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney hood. paddle box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood fume. hood uptake. fume cupboard. mantel flue. cowl. drum. paddle wheel. paddle box. side paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aralık, birinci kânun, kânunuevvel. Decembrist (i). 1825 tarihinde Rusya'da meşrutiyet hükümeti kurmak isteyenlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). yatık; eğilmiş, uzanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraise. assess. bid. estimate. evaluate. price. value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraise. appreciate. arrive at a price. value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her açıdan kolay izleme için değişebilir açılı yüksek kaliteli geniş LCD ekran. Bu özellik ile çekilecek alanı belirlerken kamerayı yukarı veya aşağı doğru eğerek kadrajı rahatlıkla ayarlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utter nonsense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. broach. clip. drill. hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دمبدم] her an.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV sinyallerinde genellikle siyah-beyaz ve renkli görüntü bilgileri tek sinyalde birleştirilirler. Dijital Comb Filtresi, renkli ve siyah-beyaz görüntü bilgilerini ayırarak, hassas görüntü ayrıntılarında yaşanan türden resim titreşimine neden olmadan net ve keskin görüntü ayrıntıları sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip of the tongue. lapse. lapse of the tongue. malapropism. parapraxis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sökmek, parçalarına ayırmak, demonte etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (A.B.D)., argo Arap saçı gibi karıştırmak, altüst etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gemiden karaya çıkarmak veya çıkmak. disembarka'tion (i). karaya çıkarma; karaya çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mahcup bir duruma düşmekten kurtarmak; güç bir durumdan sıyırmak, rahatlatmak. disembarrassment (i). güç bir durumdan kurtarma, rahatlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bedenden ayırmak, cisimden tecrit etmek. disembodied (s). bedenden ayrılmış, cisimden kurtulmuş. disembodiment (i). bedenden ayırma veya ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suyunu denize dökmek, denize dökülmek (nehir), akıtmak. disemboguement (i). nehrin denize dökülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ed, led, ing, ling) bağırsaklarını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yük veya sıkıntıdan kurtarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). dağıtılmış kısımlar veya parçalar (yazıda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). parçalamak, uzuvları bedenden ayırmak. dismemberment (i). parçalama, parçalanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gizlemek, saklamak, örtbas etmek; başka şekilde göstermek; gör- mezlikten gelmek, anlamazlıktan gelmek; iki yüzlülük etmek, mürailik etmek .dissemblance (i). mürailik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs DC) Washington mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ditiramp; kaside tarzında duygulu ve düzensiz bir üslupla yazılmış şiir. dithyrambic (s). bu tarzda yazılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Darbe Kod Modülasyonu) sıkıştırma yapılmayan bir ses teknolojisidir. Ses verilerini sıkıştırmak yerine, bilgiyi olduğu gibi kaydederek orijinal CD’nin birebir kopyasını yaratır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Pulse Code Modulation – Tını Kodlama Modülasyonu) sesi, bir sıkıştırılmamış yüksek kaliteli dijital ses biçimidir. Sony DVD Video oynatıcılar, çeşitli kuantizasyon (16 bit, 20 bit ya da 24 bit) ve örnekleme hızlarında (48 kHz ya da 96 kHz) DVD’leri oynatabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Dolanbaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinuosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curve. bend. labyrinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winding. full of curves. meandering. involved. intricate. tangled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortuous course. detour. devious path. ramble. twisty road. roundabout route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequivocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Manda, susığırı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Maksimum kaydetme esnekliği için Sony HDD / DVD kaydediciler Dual RW uyumludur. Bu, DVD-RW, DVD+RW, DVD-R ve DVD+R disklerine kaydedebilecekleri anlamına gelir. Yenilikçi bir özellik; geniş kayıt ortamı seçimi ve PlayStation®2 ve bilgisayarlar dahil olmak üzere diğer DVD aygıtlarıyla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dilsiz; dili tutulmuş sessiz konuşmayan; konuşmadan yapılan, pandomim şeklinde, mimikle ifade edilen; (A.B.D.), (k.dili) sersem kafasız, budala. dumbbell (i). jimnastik güllesi, halter; (A.B.D.) (argo) aptal kimse.dumb piano egzersiz için kullanı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit darbuka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. tabor. timbal. silly. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tabor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ دنبال] kuyruk. 2.peş, art.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD+RW (Digital Versatile Disc), diske kayıt yapılabilen ve birçok defa üzerine yeniden yazdırılabilen bir kayıt formatıdır. Diskler birçok standart DVD oynatıcıda oynatılabilir

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD-RW (Digital Versatile Disc), diske kayıt yapılabilen ve birçok defa üzerine yeniden yazdırılabilen bir kayıt formatıdır (VR modu). Diskler birçok standart DVD oynatıcıda oynatılabilir

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak kiri, kulak salgısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulağa kaçan, (zool.) Forfi cula auricularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجداد] atalar, cedler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ECDAD) (i. A. c.) (m. ced). Cedler, atalar, (bk.) Ced.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancestors. ancestry. ascending line. line of ascent. patronymic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(,çoğ. ses) (i)., (zool.) yılan ve böceklerde dış derinin atılması, değişmesi, dış kabuğun dökülmesi. ecdysiast (i). striptiz yapan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Cümlesi, hepsi: Radyallahü anhüm ecmaîn (yalnız böyle dua tâbirlerinde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cemîl’den itaf.). Daha veya en güzel. Ar. ahsen: Ecmel-i nâs idi = Halkın en güzeli idi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - En güzel, en yakışıklı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Vücutları birbirine ekli halkalardan meydana gelen hayvanları içine alan bir hayvan sınıfı. Böcekler, örümcekler, kabuklular ve çokayaklılar bu sınıfa girer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grenade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand grenade. hand-grenade. handgrenade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahnitetmek, mumyalamak; hatırında tutmak, anmak; (şiir) rayiha vermek, koku vermek. embalmer i. tahnit eden, mumyalayan kimse. embalmment i. tahnit, mumyalama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafına veya yanına toprak set yapmak embankment i. set yapma; toprak set.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -goes) f. ambargo; ticareti sınırlama; yasaklama, men etme; f. ambargo koymak, müsadere etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gemiye binmek veya bindirmek; sokmak sevketmek, girişmek, başlamak. embarka'tion i. gemiye binme veya bindirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. şıkların fazla oluşu. embarras desriches şaşırtıcı fazlalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkmak, sıkıntı vermek, şaşırtmak, mahcup etmek, utandırmak; engellemek, mâni olmak; tic. paraca sıkıntı vermek, güçlük çıkarmak. embarrassingly z. mahcubane, sıkıntı vermek suretiyle. embarrassment i. sıkıntı, sıkılma, utanma, mahcubiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sefarethane; sefaret, elçilik; sefir ve maiyeti, sefaret erkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meydan savaşına hazırlamak; mazgal yapmak. embattled s. meydan savaşına hazır durumda; savaş halinde; güç durumda, sıkışmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ded, -ding) içine koymak, gömmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süslemek, tezyin etmek, güzelleştirmek; (hikâyeye) aslında olmayan hayal ürünü şeyler ilave ederek ilgiyi artırmak. embellishment i. süsleme, güzelleştirme; süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kor, koz; ,coğ. sönmekte olan ateş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbecile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (emanet para veya mülkü) zimmetine gecirmek. embezzlement i. zimmete geçirme. embezzler i. zimmetine para geçiren kimse., emarginated.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. acılaştırmak; gücendirmek, acı hisler uyandırmak. embitterment i. acılaştırma; gücendirme darıltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aydınlatmak; alevlendirmek, tutuşturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. arma süsleri ile temsil etmek; süslemek tezyin etmek, tezyinatla göstermek; kutlamak, tesit etmek. emblazonment, emblazonry i. süsleme, tezyin etme; kutlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. amblem simge, remiz, işaret, arma; temsili resim; f. amblemle temsil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temsil eden, temsil edici sembolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., huk. ürün, mahsul; huk. araziden elde edilen ürün veya bu üründen elde edilen karın hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Avrupa Moleküler Biyoloji Örgütü

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cisimlendirmek, şekillendirmek, somutlaştırmak, belirtmek temsil etmek; bir butun halinde toplamak, düzenlemek, tertip etmek. embodiment i. cisim haline gelme, şekil alma; düzenleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cesaret vermek, teşvik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. embolie

tıp damar tıkanıklığı

Atardamar kanının pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. amboli kan pıhtısının bir kan damarı veya arterini tıkaması; takvimler arasında uygunluk sağlamak amacıyla sene, ay veya gün ilâvesi, ay ve güneş senelerinin uzlaştırılması. embolus i., tıb. damar tıkanmasına yol açan kan pıhtısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. vucutça toplu oluş, dolgunluk, şişmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kucaklamak, bağrına basmak; beslemek, büyütmek, bakmak; sığındırmak, sarmak, muhafaza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kıymetli tezyinatla süslemek; kakmak, kabartmak; üzerine kabartma işi yapmak, kabartma işi ile süslemek. embossment i. kakma, kabartma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nehir ağzı, vadinin ovaya açılan ağzı, top ağzı; müz. nefesli sazlann ağızlığı; nefesli sazın ağıza yerleştirilme sekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağaçlık veya kameriye gibi gölgeli bir yere koymak, muhafaza etmek gizlemek, gölgelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kucaklamak, bağrına basmak, sevmek; sarmak, içine almak, kapsamak, ihtiva etmek; benimsemek, kabul etmek, almak; i. kucaklama, sarılma, bağrına basma. embracement i. kabul etme, benimseme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. mahkemeyi tesir altında bırakmaya çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. hâkime, jüriye veya yeminli kimselere rüşvet vererek veya nüfuz kullanarak tesir etmeye çalışma. embracer i., huk. bu işi yapmaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dallanma, kollara ayrılma (nehir gibi); dal, kol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şaşırtmak, karıştırmak, dolaştırmak. embranglement i. şaşırtma; birbirine dolaşma, karışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kapı veya pencerenin meyilli pervazı, ask. mazgal şevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. embryon

anat. oğulcuk

Döllenmiş yumurtacığın gelişmeye başladığı andan dölüt olmasına kadar geçen süredeki adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Oğulcuğun cenin haline gelinceye kadar geçirdiği safhaları inceleyen biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Oğulcuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tıb. hasta bir uzvu ilâçlı bir sıvı veya yağla ovmak. embroca'tion i. bu çekilde ovma; bu işte kullanılan yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine nakış işlemek; süslemek; mübalâğaya kaçmak (hikâyede). embroidery i. nakış, işleme; süs embroidery frame kasnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karışıklık içine girmek; karmakarışık etmek, bozmak, karıştırmak; bozuşturmak, aralarını açmak. embroilment i. bozuşma, kavga, anlaşmazlık, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -os) s., biyol. embriyon, cenin, oğulcuk, bir organizmanın ilk oluşumu; başlangıç, iptida; s. ilkel, olgunlaşmamış. in embryo tasarı halinde, gelişmemiş halde. embryonic (embriyan'ik) s. embriyona ait; ilkel, gelişmemiş, olgunlaşmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyot. embriyoloji. embryologist i. embriyoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Borumsu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of suction pump. primer pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, incumber f. engel olmak, mani olmak; yüklemek, zorunluluk veya sorumluluk altında bırakmak. encumbrance i. yük, engel, mâni; çocuk, bakımından sorumlu olunan kişi; huk. borç, ipotek . without encumbrances çocuksuz; ipoteksiz, ilişiksiz. encumbrancer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (siir) bir cümle veya fikrin mısra sonunda bitmeyip birkaç mısrada devam etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genel tesir, parçaların tümünün bir bütün teşkil edercesine bir arada algılanması; iki veya daha fazla parçadan ibaret kadın kostümü, takım, döpiyes; müz. bir müzik topluluğunun birlik, denge ve başarı derecesi; topluluk, orkestra, koro; piyesteki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mezara koymak, gömmek, defnetmek; mezar olmak. entombment i. mezara koyma. (önek)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارجمند] değerli, saygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Işığı yakalayarak elektrik sinyaline dönüştüren bir yarı iletken çip. ‘Tamamlayıcı Metal Oksit Yarıiletken’ anlamına gelen CMOS sensörleri, daha az görüntü lekesi, daha geniş dinamik aralık ve daha düşük güç tüketimi sunar. Exmor™ teknolojisi çip üzerinde analog/dijital (A/D) sinyal dönüştürme ve kurursuz, temiz görüntüler iki aşamaları gürültü azaltma gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (golf) çimenli yol; bir koy,liman veya ırmağın seyredilebilen kısmı, serbest geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüy siklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). saçaklı, püsküllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To ignite warmed alcoholic beverages, which are then poured over foods just before serving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is a brief process performed to burn off the alcohol in a spirit or wine When done properly, the harshness of the raw alcohol disappears in the blue flames, leaving behind an assertive yet smooth flavor Flaming also adds flavor when deglazing a pan aft

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Served with ignited spirits poured over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). meşale, fener; süslü şamdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parlak, aşırı derecede süslü, şaşaalı, göz alıcı, rengârenk; (mim). alev gibi dalgalı kıvrıntılarla süslü. flamboyancy (i). aşırı derecede parlaklık, süs, saşaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda “General Electric” tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(foto). diyafram ayarı öIçüsü,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilerletmek, çabuk yetiştirmek, ilerlemesine yardımcı olmak; göndermek, yeni adrese göndermek, sevketmek. forwarder (i). sevkeden firma, malı sevkıyat acentesine götüren kimse. forwarding agent sevkıyat acentesi; ambar. forwarding address yeni adres.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ileride olan, öndeki, ön; ileri, ilerlemiş; küstah, cüretkâr; aşırı, müfrit; radikal; (i)., futbol ön sırada yer alan oyuncu, forvet. forward buying ileride teslim edilmek üzere satın alma. forward pass (A.B.D). futbol ileri doğru verilen pas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Forward Transactions)

Anlaşılan miktar ve fiyattan belirli bir tarihte belli bir ürünün teslim edilerek karşılığının ödeneneceğinin iki tarafın bibirine taahhütte bulunmasıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ileri doğru, ileri, doğru. backwards and forwards ileri geri. bring forward göz önüne koymak, dikkati çekmek; nakliyekun yapmak. put forward ileri sürmek. put ones best foot forward en iyi şekilde etkilemeye çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i el yordamıyle beceriksizce aramak, boş yere çabalamak; tutamamak; becerememek; konuşurken duraklamak; oyun da topu duşürmek; i tutamayış, becereme yiş; topu düşürme fumbler i beceriksiz kimse fumblingly z beceriksizce

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ip cambazı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Halatın dolaşığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A viola da gamba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i at slçramasl; at gibi slçrama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Banjul.

Nüfus: 859.000.

Yüzölçümü: 10.689 km2.

Komşuları: 3 Tarafı Senegal ile Çevrili.

Önemli Şehirleri: Banjul.

Din: Müslüman %95.4, Hıristiyan %3.7, Diğer 0.8.

Dil: İngilizce, Mandhka, Wolof.

Yönetim Biçimi: Askeri Rejim.

Tarih: Ülke 1588 yılında İngiltere’nin Afrika’daki ilk sömürgesi oldu. 1965 yılında bağımsız oldu. 1970 yılında İngiliz Devletler Topluluğu içinde bir Cumhuriyet statüsü kazandı. 1981 yılındaki darbe girişiminin ardından, Senegal ile konfederasyon kurdu. Konfederasyon 1989’a kadar sürdü. 24 yıl süren iktidar sonunda 23 Temmuz 1994 yılında Lieut Yahya Jammeh tarafından kanlı bir darbe gerçekleştirildi. Demokrasiye geçiş sözü vermesine rağmen Jammeh politik faaliyetleri yasakladı, potansiyel muhalifleri tutukladı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Gambia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Malaya'da bir bitkiden çıkan ve sakız gibi çiğnenen veya boya iş ipek veya altın sırmadan lerinde kullanılan sarımsı renkte pekiştiricimadde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i satranç oyununda daha iyi bir mevki kazanmak için bir oyuncunun bir veya birkaç taş feda etmesi, gambit; bir konu tartışmasını açış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i kumar oynamak; so nucundan emin olunmayan bir teşebbüse gi rişmek; şansa bağlı bir işe girişmek; i, kdili tehlikeli teşebbüs gamble away kumarda kaybetmek gambler i kumarbaz gam bling i kumar oynama gambling den kumarhane

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Hint zamkı, katalomba, gomagota; turuncumsu sarı renk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sıçrama, oyun; f sıç rayıp oynamak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ganbot.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. gun-boat

ask. topçeker

Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (at ve benzeri hayva nın) art ayak bileği gambrel roof mim balık sırtı d am, Felemenk çatısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasoline bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kerosene lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil lamp. kerosene lamp. gas-lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devolvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joggle. passage. that fits into or onto something else. tenon. passing. fitted into. dovetailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infection. passage. passing. dovetailed. joined by mortise and tenon. conduction. traffic. transition. tranmission. circulation. permenance. permeability. penetration. fit. keyed. shrunk. shrunken. jointer. match joint. tongue. inlaid work. scarf. scarfin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass beyond. pass. pass by. pass away. go by. expire. go. exceed. elapse. cross. surpass. leave behind. outrun. outdistance. beat. better. best. outgrow. fit in. clear. be over. be valid. be current. be transmitted. abate. cap. catch. change to. come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. cross. eclipse. exceed. excel. intervene. omit. outdistance. outdo. outstrip. pass. pip. skip. surpass. transcend. wade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass. migrate. to pass. to pass over. to cross. to traverse. to go through. to pass by. to go over. to cross over. to outgo. to surpass. to percolate. to skip. to shunt. to overreach. to transfer. to permeate. to mesh. to blow. to adapt. to outstrip. to o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescopic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı yerlerden geçebilmek için ödenen para, mürûriye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax for passage. toll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Revaçsız, itibarsız, sürümsüz: Bu memlekette geçmez birtakım kumaşlar getirmiş. 2. Kalp: Geçmez para. 3. İyi olmaz, tedavisi mümkün olmayan: Bu, geçmez bir hastalıktır. 4. Sirayet etmez, sârî olmayan: Geçmez hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitmiş, sona ermiş. Osm. mürûr etmiş, sabık, sâlif, mazi: Geçmiş zaman, geçmiş günler. 2. Çok olmuş, lüzumundan fazla olgun: Geçmiş meyve. Geçmiş olsun = Hastalara veya bir kaza atlatanlara olunan dua ve tebrik. 3. Macera, düşmanlık doğuran olay: Onun bir geçmişi vardır. O adamla bir geçmişiniz var mıdır? 4. Ölüler: Geçmişlerin adını lekeletmemen. Geçmişlerinizin canı için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past. bygone. belated. previous. former. departed. gone. passe. passee. antecedents. past. bygone. yesterdays. case history. background. history. lang syne. standing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background. bygone. departed. history. lost. olden. past. yore. overripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past. overripe. spoiled. antecedent. bygone. departed. former. geared. late.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., den. pusulanın yalpalıkları, yalpa çemberleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vecize veya darbımeselleri içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cave in. collapse. immigration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yerden bir yere gitmek, göç etmek Osm. rihlet, intikal etmek, muhaceret eylemek: Öbür dünyaya göçtü. 2. Çadırı kaldırıp başka yere konmak: Göçebeler, hayvanlarına otlak bulabilmek için daima konup göçerler. 3. Ev nakletmek, taşınmak: Yaylaya, köşke göçeceğiz. 4. Irtihal etmek, ölmek, vefat etmek: O da göçmüş. 5. İçeriye yıkılmak, batmak, çökmek: Kuyu göçtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migrate. emigrate. immigrate. trek. fall in. die. dent. go hence. transmigrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dent. immigrate. migrate. to migrate. to fall down. cave in. to emigrate. to move house. to dent. to collapse. to cave in. to die. to pass away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to emigrate. to migrate. to move off / to. to migrate seasonally. to fall down. to cave in. to collapse. to sink. to break. to fail. to pass. to slump. to die. dent. depart. tumble down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Muhacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migratory. migrant. emigrant. immigrant. emigrant. migrant. settler. incomer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigrant. immigrant. migrant. settler. migratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigree. immigration. settler. emigrant. evacuée. immigrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immigration. migration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migration. the state of being a migrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Hasır halat, lif halat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İran isi beyaz porselen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) söylenmek, şikâyet etmek; (i.) homurdanma, halinden şikâyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bamya; bamya çorbası; yumuşak ve yapışkan toprak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boom. to thunder. to die. roar. thump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boom. booming sound. roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumbling. roaring. booming. rumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bostan ve ormanda daldan yapılan bekçi ve avcı kulübesi. 2. Bostan korkuluğu, höyük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hacim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجم] hacim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük bakımından, cüsse itibariyle, cesametçe: Ağır ise de hacmen küçüktür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجما] hacimce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the chief rabbi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach. roach. black beetle. croton bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. anbar’dan galat). Anbar. (bk.) Anbar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hanbelt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hamburg; bir çeşit kara üzüm; bir çeşit ufak tavuk; bir çeşit erkek şapkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hamburger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fried cake of minced beef served on a bun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hamburger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fried cake of minced beef served on a bun. beef that has been ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen of Hamburg , hamburger , inhabitantnative of Hamburg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sığır kıyması; bu kıymadan yapılmış köfte, hamburger.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

‘Ham’ kelimesinin İngilizce’deki anlamı ‘domuzun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek’ demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atlıları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında ona tuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen ‘Tatar Bifteği’ ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacı ile gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg Bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servise sunar ve ona ‘Hamburg’a ait’ anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Almanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi ve aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getirir. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önceden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de ‘Salisbury Bifteği’ adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihinin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Savaşı sonrası ABD’de İngilizce’deki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de ‘Salisbury Bifteği’ olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

“Ham” kelimesinin İngilizce’deki anlamı “domuızun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek” demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında onatuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen “Tatar Bifteği” ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacıyla gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servie sunar ve ona “Hamburg’a ait” anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Amanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getiri. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de “Salisbury Bifteği” adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Svaşı sonrası ABD’de İngilizcede’ki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de “Salisbury Bifteği” olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hidrojen bombası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski zamanlarda yüz öküzden ibaret kurban; büyük çapta kan dökümü, katliam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همباز] ortak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هيئت مجموعه] genel, tüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi ya da video kamera ekranının her tür ışıkta anlaşılır olmasına yardım eder. Doğrudan güneş ışığında bile mükemmel görüş vermek için yansıyan LCD teknolojisini kullanarak bunu başarır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hibrit LCD monitör, parlak güneş ışığı altında bile mükemmel bir görüş sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu hibrit SACD (Super Audio CD), bir HD katmanı ve bir CD katmanında oluşmaktadır. Hibrit diskin CD katmanı geleneksel CD çalarlar tarafından okunabildiğinden ve SACD çalarlar mevcut CD’leri çalabildiğinden, SACD ve CD biçimleri arasında tam bir uyumluluk sağlanmaktadır. HD katmanında, 2 kanal ve çok kanallı DSD ses kayıtları ve çalmaları yapılabilir, ayrıca metin, grafik ve video verileri saklanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

h bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

H-bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Budala ve miskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slouchy. slouching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid-looking. lazy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hindhıyarı): Baklagillerden leguminoseae denilen büyük ağaçların meyvesidir. Doğu Hind, Antil ve Brezilya’da yetişir. Meyvesi siyahtır ve silindiriktir. Terkibinde şeker, pektin, zamk, tanen ve esans vardır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı önler, fazlası müshildir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Baklagillerden bir ağaç. Hint hıyarı da denir (cassia fistula).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f bal peteği; s. peteğimsi; f. petek şekline koymak, delikleraçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. savaşamaz halde, savaş dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: kumbara) 1. Demirden içi boş veya dolu büyücek mermi ki, muharebelerde havan topuyla atılırdı. 2. Para biriktirmek için kullanılan, toprak veya madenden yapılma, bir tarafında yarığı bulunan kap, kumbara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muharebede düşman üzerine humbara atan, havan topunu kullanan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Humbara yapılan beylik fabrika. 2. Humbaracılar kışlası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. alçak gönüllü, mütevazı; hakir, aciz; saygılı, hürmetkar; f. kibrini kırmak, colloq. burnunu sürtmek, karşısında eğilmeye mecbur tutmak. humble apology alçak gönüllülükle özür dileme. humble dwelling mütevazı ev. eat humble pie kibri kırılmak, ö

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bumblebee.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) yalan, hile, dolap, slang martaval, dümen; yalancı kimse, hilekar kimse; f. aldatmak; hile yapmak, slang kazık atmak, madik atmak. humbuggery i. hilekârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

2 megapiksel CCD, kameranın tam zoom oranında daha fazla ayrıntıyı çekmesini ve mükemmel netlik sunmasını sağlamaktadır. SteadyShot® resim stabilizasyonu, resim kalitesinden ödün vermeden mükemmel performans sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., şiir birincisi kısa ikincisi uzun iki heceli vezin şekli. iam'bic s. bu vezne ait, bu vezinle yazılan (mısra, şiir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitki kök, sap ve yapraklarında kabuğun iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem» den masdar). 1. Toplama. Icmâ-ı ümmet = Bir mesele üzerinde din Alimlerinin ve İslâm cemaatinin birleşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Card Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A smart card industry trade association For more information, go to www icma com.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The International City and County Management Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجماع] bir araya getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dağınık şeyleri toplama, biraraya getirme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cüml»den masdar). 1. Bir sözün tafsilât ve teferruatına girişmeksizin umumî surette toptan beyanı, hulâsa, telhîs: Sözü icmâl etmek. 2. Hesapta dört işlemden toplama. 3. Bir uzun hesaptan çıkarılan hulâsa: Ay, sene icmâli. 4. Gazetelerin, başmakale şeklinde, umumî siyasetin gündelik manzarasını hulâsa ederek yazdıkları makale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. digest. summary. synopsis. waste book. summing up. résumé. precise. adding up. briefing. recapitulation. extract. brief. abridgement. syllabus. boildown. tabloid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اجمال] özetleme. 2.özet. 3.toplam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Özetleme. 2.Özet. 3.Cem, toplama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öçetlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

özetlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hulâsa yoluyla, kısaltarak, Ar. mücmelen, muhtasaran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجمالا] özetle, özetleyerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısa, topluca, tafsilâtsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجمالی] derli toplu, özet halinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçmek işi. Ar. şürb, Fars. nûş. 2. İçindeki madenî tuzlar dolayısiyle suyu ilâç olarak içilen kaynak (çokluğu daha fazla kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking. potation. swig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking. mineral spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking. mineral spring. board and lodging. free board and lodging. draught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (sıvı bir şeyi) Ağızdan içeriye çekmek, Osm, şürb, nûş etmek: Su içmek. 2. İçki içmek, alkol almak: Çok içer. İçmekten ciğerleri bitmiş. Tütün ve tömbeki yakıp dumanını çekmek: Tütün, sigara, çubuk, nargile içer. Cezbetmek, çekip yutmak: Toprak o derecede kurumuştu ki, o kadar yağmurun suyunu çabucak içti. And içmek = Yemin etmek. Kanını içmek = Büyük bir kinle intikam almak. Yiyip, içmek = Eğlence ve ziyafette bol bol içki içip yemek yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drink. drinking. drink. imbibe. have a drink. slosh down. slosh. belt down. indulge. knock back. pull. swig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drink. have. imbibe. partake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drink. to smoke. to absorb. to imbibe. to drink. put away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral springs. health resort. spring resort. thermal spring. watering place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split aubergines with tomatoes and onions. eaten cold with olive oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dish prepared with eggplant. onions and olive oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dengesizlik, muvazenesizlik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (yarım rüzgâr mânâsiyle Farsça «nîm-bâd» veya deniz rüzgârları mânâsiyle Arapça Farsça «yem-bâdt» tâbirlerinden gelmiş sayılması yanlıştır. «Batı» dan olması ihtimali daha kuvvetlidir). Ekseriya batı veya kuzey batıdan esen serin deniz rüzgârı: İmbat esiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etesian winds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onrush wind. onshore wind. sea breeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. budala, ahmak, bön, aptal (kimse). imbecil'ity i ahmaklık, aptallık, budalalık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak embed.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. içine çekmek, emmek, massetmek; içmek; öğrenmek, kapmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alembyc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retort. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retort. still. alembic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kiremit gibi bir biri üzerine bindirmek veya binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üst üste konmuş, imbrica'tion i. bu şekilde konulmuş süs veya şey; birbirine bindirme veya bindirilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çog. imbroglios) karışık iş, dolambaçlı mesele; ciddi anlaşmazlık; kanşık küme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imroz adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sırılsklam yapmak (kan ile), bulaştırmak, boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayvanlaştırmak, hayvanlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. massettirmek,işba etmek;doldurmak;iyice ıslatmak;emdirmek;boyamak,renk vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yanmaz, ateş almaz, tutuşmaz; i. ateş almaz madde. incombustibil'ity i. yanmazlık. in combus'tibly z. ateş almayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iş. görev, ödev; memuriyet; memuriyet devri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zorunlu, yükümlü, ödevli, görev olarak yükletilmiş; i. görevli kimse, memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. encumber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (wove, woven) beraber dokumak, dokuyarak birbirine birleştirmek; birbirine karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (wound) birbirine sarmak, bir arada bükmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) entomb.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ropedancer. tightrope walker. tightrope dancer. wire walker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business volume. trading. rate of operations. volume of business. volume of work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. burn. lighten. radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hedefe rast getirememek, tutturamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playing card. card game. pack/deck of cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playing card. any card game. deck of cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. 7. ve 10. yüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı ve 13. yüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. Bir çeşit kâğıt oyunu: Iskanbil oynamak. 2. Umumiyetle oyun kâğıdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «şikembe» den). 1. Ot yiyen hayvanların ikinci midesi. 2. mec. Karın, boğaz, yemek derdi. Sade işkembesini düşünüyor. İşkembe çorbası = Temizlenmiş işkembeden yapılan çorba. İşkembeyi doldurmak = Hayvan gibi çok yemek. İşkembeden atmak = Bir işten bilgisi olmaksızın kendiliğinden uydurup söylemek. 3. İşkembe şekil ve biçiminde: İşkembe fener; işkembe suratlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tripe. paunch. rumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tripe. rumen. paunch. tummy. stomach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumen. paunch. tripe. maw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İşkembe çorbası yapan ve satan adam: İşkembeci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tripe seller. tripe restaurant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trading volume. transaction volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Traded Value)

Tüm hisse senetleri için gerçekleşen işlemlerdeki her emrin içerdiği hisse senedi sayısı ile işlem fiyatının çarpılarak elde edilen yekünlerin toplanmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. ing. steambot). Küçük vapur, çatana.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. steamboat

den. çatana

Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steamboat. picket boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kapı veya pencerenin dik yanı veya kenar pervazı, süve; (mad.) galeri içinde direk olarak bırakılan maden cevheri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tuzlama veya dumanlanarak muhafaza edilen domuz budu veya kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gun, so called from its fanciful resemblance to a 'betterave' or jambon The botanical name of the root is melochia 'What would you do to me, brigand? Give me fifty blows of a matraque, as your officer gave you last week for stealing his jambon?' - Ouida

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French: ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is the French word for 'ham' which consists of the hind leg of the pig, separated from the carcass at about the second joint of the verebrae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gun, so called from its fanciful resemblance to a 'betterave' or jambon The botanical name of the root is melochia 'What would you do to me, brigand? Give me fifty blows of a matraque, as your officer gave you last week for stealing his jambon?' - Ouida

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo cümbüş, eğlenti, slang gırgır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karmakarışık iş, intizamsızlık; ufak simit şeklinde ince ve tatlı kek; f. karmakarışık olmak veya etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok büyük, iri, azman;çok iri yapılı kimse veya şey. jumbo jet beş yüz insan taşıyabilen jet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçmak işi. bk. Kaçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. break. flight. getaway. bunk. elopement. lapse. scamper. scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasion. flight. escape. running away. desertion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Firar etmek, gizlice gitmek: Hapishaneden kaçtı; askerden birkaç er kaçmış; çocuk okuldan kaçtı. 2. Habersiz Savuşup gitmek: Yanımda idi ne vakit kaçtı göremedim. 3. Koşup sür’ atle gitmek: Köpeklerin korkusundan bir kaçıyordu kil 4. Çekinmek, karışmak istememek, Osm. ictinâb etmek: Ben hizmetten kaçmam lâkin elimden gelmiyor; masraftar kaçıyor. 5. (kadınlar erkeğe) Görünmemek, örtünmek, tesettür etmek: Kızı bu sene kaçmaya başladı, benden kaçmıyor. 6. Zail olmak, ortadan kalkmak: Keyfim kaçtı. 7. Girmek, nüfuz etmek: Kulağıma su, pire kaçtı. 8. Biraz bir tarafa gelmek: Şuradaki ipi al sağa kaç. Ağızdan kaçmak = Dikkatsizlikle söylenmek: Ağızımdan bir söz kaçtı. Sancağa kaçmak — Gemi seyir yolundan sağ tarafa salmak. İskeleye kaçmak = Sol tarafa salmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take flight. light out. escape. run away. run. desert. flee. slip off. slip. abscond. blow. bolt. make a bolt for it. break. break away. bunk. decamp. defect. elope. fade. fly. fly away. get away. go by. hook it. lam. lapse. leg it. nip off. pack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoid. desert. duck. elude. escape. flee. flinch. funk. hare. sag. scamp. shrink. shun. slip. trot. to run away. to get away. to flee. to escape. to break away. to break out. to bolt. to abscond. to make off. to do a bunk. to elope. to run away with sb. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscond. escape. to escape from. to evade. to run away from. to desert. to avoid. to flee from. to sneak off from. to skip out of. to run. to leak out. to veil herself before men. to go away inadvertently. to run swiftly. to leave. (water , dus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalembek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Hind Denizi’nde bir adanın isminden). 1. Sarı keresteli bir cins sandal ağacı. 2. Sarı taneli bir cins mısır buğdayı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hekim, tabib, doktor.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâNBER) (i.). Her işin içinde bulunan kimseler hakkında söylenen «kambersiz düğün olmaz» sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Sadık dost, köle. 2.Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mutlu, bahtiyar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i. ticaret). Poliçe senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ. cambiyo = mübadele) (ticaret). Banknot ve hisse senedi değiştirilmesi ve bunların alış verişle yapılan muamele: Kambiyo simsarı, kambiyo râyici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. foreign exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange office. foreign exchange. buying and selling of foreign currency. foreign exchange. bank department dealing with foreign currency transactions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiable instrument. bill of exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kambiyo üzerinde oynayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Güneydoğu Asya’da, Tayland Körfezi kıyısında, Tayland, Vietnam ve Laos arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 13 00 Kuzey enlemi, 105 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneydoğu Asya.

Yüzölçümü: toplam: 181,040 km².

Kara: 176,520 km².

Su: 4,520 km².

Sınırları: toplam: 2,572 km.

sınır komşuları: Laos 541 km, Tayland 803 km, Vietnam 1,228 km.

Sahil şeridi: 443 km.

İklimi: Tropikal muson iklimi hakimdir. Muson mevsimi Haziran’dan Ekim ayına kadardır. Kasım-Mayıs ayları dönemlerinde hava kurudur. Kışları kuzeyde biraz soğuktur, bütün yıl boyunca ülke genelinde ısı aynıdır.

Arazi yapısı: Ülke topraklarının büyük bölümünü orta kesimdeki geniş ovalar kaplamaktadır ve doğu kesimini boydan boya aşarak güneye doğru akan Mekong Irmağı egemendir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Tayland Körfezi 0 m.

en yüksek noktası: Phnum Aoral 1,810 m.

Doğal kaynaklar: Kereste, değerli taşlar, demir yatakları, manganez, fosfat, hidrolik güç potansiyeli.

Arazi kullanımı: İşlenebilir topraklar: %20.44.

ekinler: %0.59.

Diğer: %78.97 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 2,700 km²(2003 verileri).

Doğal afetler: Muson yağmurları (Haziran - Kasım ayları arasında); su baskınları; arada sırada görülen kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 13,881,427 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %35.6 (erkek 2,497,595; kadın 2,447,754).

15-64 yaş: %61 (erkek 4,094,946; kadın 4,370,159).

65 yaş ve üzeri: %3.4 (erkek 180,432; kadın 290,541) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.78 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.02 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.94 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.62 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.95 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 68.78 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 59.29 yıl.

Erkek: 57.35 yıl.

Kadın: 61.32 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.37 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %2.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan kişi sayısı: 170,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 15,000 (2003 verileri).

Ulus: Kamboçyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Khmerler %90, Vietnamlılar %5, Çinliler %1, diğer %4.

Dinler: Budist %95, diğer %5.

Dil: Khmer (resmi) %95, Fransızca, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %73.6.

Erkek: %84.7.

Kadın: %64.1 (2004 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kamboçya Krallığı.

kısa şekli : Kamboçya.

Yerel tam adı: Preahreacheanachakr Kampuchea.

yerel kısa şekli: Kampuchea.

Eski adı: Khmer Cumhuriyeti, Kamboçya Cumhuriyeti.

ingilizce: Cambodia.

Yönetim şekli: Cumhuriyet.

Başkent: Phnom Penh.

İdari bölmeler: 20 eyalet ve 4 belediye; Banteay Mean Cheay, Batdambang, Kampong Cham, Kampong Chhnang, Kampong Spoe, Kampong Thum, Kampot, Kandal, Kaoh Kong, K


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.) (cambria bölgesinin adından). En eski jeolojik kat. Omurgasız fosiller bu katta görünmeye başlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanbur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humpback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hump. hunchback. hunch. humpback. humpbacked. hunchbacked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hump. humpback. hunchback. bulge. projection. hunchbacked. stooped. bulging. projecting. bunch. gibbious. hunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanburlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beli bükülmek, arkası çıkmak, kanbur olmak, Osm. tahâdüb etmek: Bu tahta kanburlaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become hunchbacked. to bulge out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanburlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hump. hunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanburluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gibbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being hunchbacked. protuberance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sert ve kemiksiz bir kabuk içinde yaşayan, ağır yürüyüştü bir sürüngen hayvan (testudo). Suda yaşayan bazı kaplumbağaların ağırlığı 300 kiloyu bulur. Kaplumbağa yürüyüşü = Pek ağır yürüyüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortoise. turtle. tortoise. chelonian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortoise. turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turtle. tortoise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sürüngenlerin, kara ve deniz kaplumbağalarının muhtelif cinslerini içine alan alt sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.

Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000’li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.

O devirde Mısır’da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.

Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.

Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan’da, Çin’de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere’de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.

O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.

Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannon. collision. smashup. confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carom. billiard. cannon. collision. smash up. confusion caused by a collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç kişinin birini yakalayıp kaldırması: Adamı, kargatulumba götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbide lamp. acetylene lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İ. catacomba). Büyük yeraltı mezarlığı veya kemikliği; Roma katakombu, Paris katakombu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Knight Commander of the Order of St Michael and St George.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. rapture. trance. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kırkanbar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) . Sarmak, sarılmak, Osm. derâğuş etmek, kucağa almak, bağra basmak, bk. Kucmak, kucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kucaklamak.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın güneyinde, Karayip Denizi kıyısında, Panama ve Venezuela arasında ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Ekvator ve Panama arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 4 00 Kuzey enlemi, 72 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 1,138,910 km².

Sınırları: toplam: 6,309 km.

sınır komşuları: Brezilya 1,644 km, Ekvator 590 km, Panama 225 km, Peru 1,800 km, Venezuela 2,050 km.

Sahil şeridi: 3,208 km (Karayip Denizi 1,760 km, Kuzey Pasifik Okyanusu 1,448 km).

İklimi: Kıyı bölgelerinde ve doğu ovalarında tropikal iklim, dağlık bölgelerde daha soğuk iklim hakimdir.

Arazi yapısı: Kıyı boyunca düz ovalar, orta kısımlarda dağlar, Andlar ve doğuda yatık ovalar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Pico Cristobal Colon 5,775 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, demir, nikel, altın, bakır, değerli taş, hidro güç.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar %2.01.

Sürekli ekinler: %1.37.

Diğer: %96.62 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 9,000 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Dağlar volkanik özellik taşımaktadırlar; arada sırada depremler, periyodik kuraklıklar görülebilir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 43,593,035 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %30.3 (erkek 6,683,079; kadın 6,528,563).

15-64 yaş: %64.5 (erkek 13,689,384; kadın 14,416,439).

65 yaş ve üzeri: %5.2 (erkek 996,022; kadın 1,279,548) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.46 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.3 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 71.99 yıl.

Erkek: 68.15 yıl.

Kadın: 75.96 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.54 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.7 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 190,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 3,600 (2003 verileri).

Ulus: Kolombiyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: melez %58, beyaz %20, siyah %4, siyahlarla Amerika yerlilerinin karışımı %3, Amerika yerlileri %1, diğer %14.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %92.5.

erkekler: %92.4.

kadınlar: %92.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kolombiya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kolombiya.

Yerel tam adı: Republica de Colombia.

yerel kısa şekli: Colombia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Bogota.

İdari bölümler: 32 bölüm ve 1 başkent bölgesi; Amazonas, Antioquia, Arauca, Atlantico, Bolivar, Boyaca, Caldas, Caqueta, Casanare, Cauca, Cesar, Choco, Cordoba, Cundinamarca, Guainia, Guaviare, Huila, La Guajira, Magdalena, Meta, Narino, Norte de Santander, Putumayo, Quindio, Risaralda, San Andres y Providencia, Distrito Capital de Santa Fe de Bogota, Santander, Sucre, Tolima, Valle del C


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i ince) (i. Colombie’ nın adından) (kimya). Niyobyum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Ana direğin kapele payından destemorasına kadar olan kısmı. 2. Eski tahta sava; gemilerinin baş ve kıç lumbarlarına konulan uzun bir cins top, Fr. couleuvrine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combi suit , estate car , shooting brake , station wagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Rusça L.). Birbirini tatamamlayan kuruluşların bütünü, büyük fabrikalar sistemi. Tarım kombinası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. combination

1. birleştirme, 2. tertip

1. Birleştirmek işi. 2. Düzenleniş, sıralanış biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. combiné

toplu

Bir arada, bütün.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combined. sectional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combined ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). I. Tertip, düzenleme. S. Kısa ve kolsuz kadın iç çamaşırı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. combinaison

düzenleme

Bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petticoat. shift. shimmy. chemise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. arrangement. combination. slip. petticoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. chemise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulağa kaçan suyu çıkarmak için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Kulağa 3 damla tatlı bademyağı konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. («humbara» dan galat), bk. Humbara. 2. Çocukların para koyup biriktirmek için ağızsız ve yalnız paranın girmesine müsait ve çıkmasına engel dar bir yarığı olan toprak vesaireden yuvarlak küçük kap kl, sonunda kırılır yahut açılır ve içindeki para alınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piggy bank. money box. moneybox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money-box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piggy bank. coinbox. token box. money box. save- all. thrift box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Humbaracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Künbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vault. cupola. dome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kuzu; kuzu eti; kuzu gibi masum ve zayıf kimse; acemi borsacı; (f.) kuzulamak. Lamb of God Hz. lsa. lambkin (i.) küçük kuzu, kuzucuk. lamblike (s.) kuzu gibi, iyi huylu, yumuşak başlı. lambskin (i.) kuzu derisi. lamb's wool kuzu yünü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. lampe). Gaz (petrol) yakmaya mahsus büyük kandil: Lamba yakmak; askı, duvar, el lambası; bir çift lamba (sonradan ampul’e de «elektrik lambası» denmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i.). Doğramada, mermer, maden veseireden bir tahta veya levha geçecek ve girecek surette açılmış yiv: Lamba açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamp. bulb. light. illuminant. glim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamp. fixture. head lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kenarı biribirine kavuşacak şekilde yivli, biribirine geçecek surette erkekli dişili hazırlanmış: Lambalı döşeme, tavan tahtaları; lambalı pervaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (leh.) dövmek, dayak atmak; fena azarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunan alfabesinin on birinci harfi olan L harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hafif parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alev gibi yalayarak yayılan; hafifçe parlayan (göz, gök). lambently (z.) alev gibi yayılarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kapı veya pencere üzerine asılan süs, perde; ortaçağda miğferi muhafaza için üzerine sarılan kumaş parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panel. wainscot. dado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchboarding. panelling. wainscot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD, veya Sıvı Kristal Ekran, BRAVIA TV’lerimizde kullanılan en popüler teknolojilerden biridir. İki saydam tabakanın arasında pikselleri oluşturan saydam kristal sıvı kullanılarak oluşturulan LCD ekran teknolojisi, ekranda göreceğiniz en keskin, net ve parlak görüntüyü oluşturur. Elektrik LCD ekrandan geçerken içindeki küçük sıvı kristallerin rengini belirler; böylece izlediğiniz görüntü canlı renklerle hayat bulur. Düşük ışık yoğunluğu sayesinde LCD ekran teknolojisi parlamayı önler ve daha dar açılardan izleme imkanı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sıvı Kristal Ekran teknolojisi düz panel televizyonlar yaratmak için kullanılan yöntemlerden biridir. Işık sıvı kristaller tarafından yaratılmaz; panelin arkasında bir ışık kaynağı (ampul) ekrana ışık verir. Ekran iki adet polarize saydam panel ile bunların arasına sıkıştırılmış sıvı kristal solüsyonundan oluşur. Sıvının içerisinden geçen bir elektrik akımı, kristallerin aralarından ışık sızmayacak şekilde hizalanmalarını sağlar. Her bir kristal, ışığın geçmesine izin vererek veya ışığı engelleyerek deklanşör vazifesi görür. Saydam ve karanlık kristallerin örgüsü görüntüyü oluşturur. LCD teknolojisi doğrudan izlenen arka projeksiyonlu ve ön projeksiyonlu televizyonlarda kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek kaliteli LCD ekran mükemmel renk, kontrast ve ayrıntı özellikleriyle daha net fotoğraflar sunar. Güneşli açık mekanlarda bile olsanız, özellikle çektiğiniz fotoğrafları çerçeveleyip izlerken çok işinize yarar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düz panel teknolojisinde likit kristaller iki cam tabaka arasında toplanır. Geçen elektrik akımı, küçük kristallerin ışığın geçmeyecek biçimde dizilmesini sağlar. Bu küçük likit kristallerin her biri bir pikseli yaratır ve görüntü oluşur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekstra büyük, geniş LCD dokunmatik ekran güneşli açık mekanlarda bile mükemmel renk, kontrast ve ayrıntılara sahip net görüntüler sağlar. Fotoğraf makinesi ayarları doğrudan dokunmatik ekran üzerinden yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sayaç, tarih ve saat, pilin şarj durumu gibi bilgileri gösteren bir bilgi paneli.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

LCD (Sıvı Kristal Ekran) ekran, fotoğraflarınızın çerçevesini oluşturmak ve resimleri göstermek için net bir görünüm sağlar. Fotoğraf makinesi işlevleri ve ayarları da LCD ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir pikselin açılması ya da kapanması için geçen süre

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kol ve bacak gibi vücuda eklemle bağlı uzuv; ağacın büyük dalı; herhangi bir şeyin kol veya dalı; başka bir şeyin kısmı veya vasıtası sayılan kimse veya şey.limb from limb tamamen (parçalanmış). be out on the end of a limb desteksiz kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yuvarlak bir sathın kenarı; açıları ölçmeye mahsus aletin derece işaretleri olan kenarı. upper limb of the moon ayın üst ucu. eastern limb güneş ve ayın doğuya bakan kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit yük kayığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. kenarlı, başka renkte kenarı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. top arabasının ayrılabilen ön parçası, toparlak; den. geminin karinasına sintine suyunun geçmesi için yapılmış delik ve oluk; f., gen. up ile top arabasına koşum parçasını bağlamak. limber up harekete alıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğilir bükülür, oynak (bilhassa beden uzuvları). limberness i. kolayca eğilip bükülme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An extramundane region where certain classes of souls were supposed to await the judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: Any real or imaginary place of restraint or confinement; a prison; as, to put a man in limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A border or margin; as, the limbus of the cornea. in Roman Catholicism, the place of unbaptized but innocent or righteous souls an imaginary place for lost or neglected things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a barge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the state of being disregarded or forgotten. an imaginary place for lost or neglected things. in Roman Catholicism, the place of unbaptized but innocent or righteous souls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An extramundane region where certain classes of souls were supposed to await the judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: Any real or imaginary place of restraint or confinement; a prison; as, to put a man in limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A border or margin; as, the limbus of the cornea. in Roman Catholicism, the place of unbaptized but innocent or righteous souls an imaginary place for lost or neglected things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a barge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the state of being disregarded or forgotten. an imaginary place for lost or neglected things. in Roman Catholicism, the place of unbaptized but innocent or righteous souls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limbo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Kat. ilah. vaftiz edilmeden ölen çocuklarla İsa'dan evvel yaşamış olanların ruhlarının bulunduğu yer; istenmeyen veva unutulmuş sey veya kimsenin gönde- rildiği yer veya içinde bulunduğu durum;zindan, hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ağır kokulu ve yumuşak bir çeşit peynir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kenar şeridi; iki değişik renk arasındaki kenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızılyaprak, koyunotu, bot. Agrimonia eupatorium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ciğerli sosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Harp gemisinin topun ağzı önündeki deliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porthole. scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Vapur kamaralarına aydınlık vermeye mahsus yuvarlak pencere ki, kalın cam ve sağlam kapakla kapalı olur. bk. Lunboz.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Fransa ile Almanya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 49 45 Kuzey enlemi, 6 10 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 2,586 km².

Sınırları: toplam: 359 km.

sınır komşuları: Belçika 148 km, Fransa 73 km, Almanya 138 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Kıtasal ve ılıman iklim arasında değişiklik gösterir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Moselle Nehri 133 m.

en yüksek noktası: Buurgplaatz 559 m.

Doğal kaynakları: Demir, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %23.94.

Sürekli ekinler: %0.39.

Diğer: %75.67.

Sulanan arazi: 10 km² (1993 verileri).

Coğrafi Not: kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 474,413 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.23 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 8.75 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.74 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.89 yıl.

Erkeklerde: 75.6 yıl.

Kadınlarda: 82.38 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.78 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Lüksemburg’lu.

Nüfusun etnik dağılımı: Kelt Kökenliler, Portekizler, İtalyanlar, Slavlar ve Avrupalılar.

Din: Roma Katolikleri, Protestanlar, Museviler ve Müslümanlar.

Diller: Lüksemburg ca (ulusal dil), Almanca (resmi dil), Fransızca (resmi dil).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %100.

erkekler: %100.

kadınlar: %100 (2000 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Lüksemburg.

Yerel tam adı: Grand Duche de Luxembourg.

yerel kısa şekli: Luxembourg.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Lüksemburg.

İdari bölümler: 3 bölge; Diekirch, Grevenmacher, Lüksemburg.

Bağımsızlık günü: 1839 (Hollanda’dan).

Milli bayram: Milli gün 23 Haziran.

Anayasa: 17 Ekim 1868.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, AG (Avustralya Grubu), Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslarar


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. L. tıp). Soğuk veye burkulma sonucunda bel bölgesinde ansızın beliren ağrı yahut tutulma.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

| Sırtın aşağı kısmında hissedilen çok şiddetli ağrıya lumbago denir. Belirtileri çeşitlidir. Mesela, hasta otururken, bir yerden kalkarken, eğilerek bir iş yaparken sırt bölgesinde şiddetli ağrılar hisseder. Ağrı belirtili bir noktadan başlayıp, kasıklara ve kalçaya doğru yayılır. Hastalığın belirli bir nedeni olmamakla beraber, bağların ve kasların fazla gerilmesi, disk kayması veya bel kemiği ile kalça kemiği arasındaki eklemlerin fazla zorlanması nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı istirahat etmektir. Ayrıca sırta sıcak su torbası koymak ve masaj yapmak da çok faydalıdır. Aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı zeytinyağı, hafif ateşte ısıtılır. Ilıdıktan sonra sırt bölgesine masaj yapılır. Aynı işlem, her gün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rheumatic pain in the loins and the small of the back. backache affecting the lumbar region or lower back; can be caused by muscle strain or arthritis or vascular insufficiency or a ruptured intervertebral disc In a lucky manner; by good fortune; fortun

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The state or quality of being lucky; as, the luckiness of a man or of an event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Good fortune; favorable issue or event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Being without luck; unpropitious; unfortunate; unlucky; meeting with ill success or bad fortune; as, a luckless gamester; a luckless maid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Favored by luck; fortunate; meeting with good success or good fortune; said of persons; as, a lucky adventurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Producing, or resulting in, good by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term meaning pain in the back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pain in the lumbar or loin region. back pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-medical term signifying pain in the lumbar region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-medical term signifying pain in the lumbar region Archaic term meaning back pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lawrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imprecise term for low back pain. backache affecting the lumbar region or lower back; can be caused by muscle strain or arthritis or vascular insufficiency or a ruptured intervertebral disc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rheumatic pain in the loins and the small of the back. backache affecting the lumbar region or lower back; can be caused by muscle strain or arthritis or vascular insufficiency or a ruptured intervertebral disc In a lucky manner; by good fortune; fortun

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The state or quality of being lucky; as, the luckiness of a man or of an event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Good fortune; favorable issue or event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Being without luck; unpropitious; unfortunate; unlucky; meeting with ill success or bad fortune; as, a luckless gamester; a luckless maid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Favored by luck; fortunate; meeting with good success or good fortune; said of persons; as, a lucky adventurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Producing, or resulting in, good by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term meaning pain in the back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pain in the lumbar or loin region. back pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-medical term signifying pain in the lumbar region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-medical term signifying pain in the lumbar region Archaic term meaning back pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lawrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imprecise term for low back pain. backache affecting the lumbar region or lower back; can be caused by muscle strain or arthritis or vascular insufficiency or a ruptured intervertebral disc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. belağrısı, lumbago.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. bele ait (damar, sinir). lumbar region bel nahiyesi, bel. lumbar vertebrae bel omurları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hantal hantal yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., ing. kalabalık eden ve kullanılmayan eşya; f. lüzumsuz eşya ile doldurmak.lumber room ing. sandık odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kereste; f. kereste kesmek; ormanda ağaç kesmek lumberjack i. ormanda ağaç kesen kimse. lumberman i. keresteci, hızarcı, bıçkıcı. lumberyard i. kereste deposu. lumber mill kereste kesme yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kereste için ağaç kesimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hantal, kaba; gürültülü. lumberingly z .hantalca

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lüksemburg.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mambo (dans).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bir cins ksilofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye dokunarak ses ayarlaması sağlar. Üç mod (MBP Off, MBP-A, MBP-B), hem fader hem de dengeyi aynı anda kontrol eder.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük, şan, şeref.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجد] ululuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mecid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rızkı bol, nasibi açık, bahtiyar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem’» den im.) (c. mecâmi). 1. Toplanılan yer, toplantı yeri, birtakım şahıs veya eşyanın biriktiği yer: Mecmâ-ı üdebâ = Ediplerin toplandığı yer. 2. Kavuşulan yer, bitişme yeri. Ar. mülteka. Mecmâ-ı bahreyn = İki denizin kavuşma yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجمع] toplantı yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem’» den imef.) (mü. mecmûa). Toplanmış, birikmiş, yığılmış, (i. A. c. mecâmi). 1. Toplanmış şey, top, yığın. 2. (matematik, hesapta). Toplama, kara cümle: Bu on beş kalem rakamın mecmûu nedir?

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجموع] toplam, tümü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MECMÜA) (i. A.) (c. mecâmi). 1. Toplatılıp biriktirilmiş ve düzenlenmiş şeylerin bütünü, koleksiyon. 2. Seçilmiş şiir, musiki eserleri vs. yi toplayan dergi. 3. İlim, fen, edebiyat, sanat, aktüalite, spor ve her türlü mevzu üzerinde yayınlanan haftalık, iki haftalık, aylık, üç aylık vs. dergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periodical. magazine. review dergi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine. periodical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجموعه] dergi. 2.küçük risale veya farklı kitapların bir araya getirildiği eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Toptan, birden, birlikte, hep: Mecmûan geldiler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجموعا] toplam olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source. spring. well. fountain. origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivation. spring. fountainhead. source. origin. well. resource. rise. head waters. waterhole. mother. fount. fountain. fountain head. parent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üye, aza; organ, uzuv; mat. denklemin bir tarafı. member of parliament (kıs. MP) milletvekili. membership i. üyelik; üyeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zar, gışa; parşömen parçası. membrana'ceous, membranous s. zarımsı, zardan ibaret; tıb. zar hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجمر] buhurdan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midenin besinleri gereği gibi ve normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı, mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için gerekli olan salgıyı yapamamasıdır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam fesleğen konur. Kaynatılıp, süzülür Yemeklerden 10 dakika sonra, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated. archaic. corny. dated. obsolete. out. outdated. outmoded. outworn. superannuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion. outdated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mozambique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mozambique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kıvırcık, kıvrılmış, lülelenmiş saç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cümle» den imef.) (mü. mücmele). Kısa ve az sözle ifade olunmuş, hülâsa edilmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Kısa ve az sözle anlatılmış, öz, özet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısa olarak, az sözle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertile. rich. generous. productive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. lakırdıyı gevelemek, mırıldanmak; i. anlaşılmaz söz veya ses, mırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anlamsız ve karışık söz; anlaşılması güç büyü veya ayin; put, fetiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üstü balmumu veya kauçuk gibi bir şeyle kaplanarak su geçmiyecek hâle konmuş. (A.). 2. Balmumu veya kauçukla kaplanmış bez veya başka bir dokuma: Muşambaya sarılı muska. 3. Kauçukla yapılıp su geçirmeyen yağmurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilcloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linoleum. oilcloth. oilskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilcloth. oilskin. linoleum. waxcloth. wagon cover. trenchcoat. raincoat. mackintosh. tarpaulin. apron. oil cloth. rubber cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem» den if.) (mü. müstecmia). Toplayan, cem’ eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجملا] özetle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامبردار] ünlü, sanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yavan, tatsız, tatsız şekilde duysal; sıkılgan, kararsız; i. kararsız kimse, sıkılgan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizgergedanı, zool. Monodon monoceros.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Doğu Arabistan’da büyük bir ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yiğitlik, bahadırlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kahramanllık yiğitlik, efelik. Korkusuz olmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nücûm, encüm). Yıldız, (bk.) Nücûm Encüm-sipâh = Yıldız gibi hesapsız askeri olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نجم] yıldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. necmiyye). Yıldıza ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yıldızla ilgili. Necmüddin: Dinin yıldızı. - Dilimizde “Necmettin” şeklinde kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NECMİYYE) (bk.) Necmî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Necmi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neon lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neon lamp. neon tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belladonna lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik ışıkları uygulaması, önceleri demiryollarının trenleri kontrol için uyguladığı sinyaller Örnek alınarak başlamıştır. Demiryolları idaresi kırmızı rengi ‘dur’ sinyali olarak seçmişti. Kırmızı renk kan rengi olduğundan asırlar boyu tehlikenin, tahribatın ve ölümün simgesi olmuştur. Demiryolları ilk faaliyete geçtiği 1830’lu yıllarda ‘ikaz’ ışığının rengi yeşil, ‘geç’ ışığının ise beyazdı.

Bir süre sonra beyaz sinyal problem yaratmaya başladı. Beyaz renkli ‘geç’ sinyali diğer sokak lambaları ile karıştırılabiliyordu. Ama daha da kötüsü ‘dur’ işaretlerine konulan kırmızı mercekler yerlerinden düşünce ışık beyazlaşıyor, ‘geç’ sinyali olarak algılanıyor ve kazalara yol açabiliyordu.

Sonunda demiryolcular kırmızıyı ‘dur’, yeşili ‘geç’ sarı rengi de ‘ikaz’ sinyali olarak kullanmaya başladılar. Bilindiği gibi sarı, renk spektrumu içinde en göz alıcı renktir. Böylece makinist bir sinyalin bulunması gereken yerde beyaz ışığı görürse, bir şeylerin yanlış olduğunu anlıyor ve tedbirini alıyordu.

Karayollarına gelince, yollarda sadece atların ve at arabalarının bulunduğu tarihlerde bile dünyanın büyük şehirlerinde trafik sorundu. İlk trafik lambası otomobillerin ortaya çıkmasından çok önce 1868’de Londra’da kullanıldı. Gazla yakılan ve bir eksen etrafında döndürülebilen kırmızı ve yeşil lambalar bir yıl sonra patlayıp, kendilerini çeviren polisi de yaralayınca bu uygulama ortadan kalktı.

Ama öte yandan otomobillerin ortaya çıkması ve şehirlerde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte durum iyice kötüleşti. Çeşitli şehirlerde değişik uygulamalar yapıldı. Demiryollarındaki uygulama örnek alındı ama demiryollarında birbirine paralel iki hat vardı. Bu sistem iki yolun kesiştiği kavşaklarda işe yaramıyordu.

Sonunda günümüzdekilere benzeyen ilk elektrikli otomatik trafik lambasını, ilkokul mezunu ve ABD’deki Cleveland’da otomobil sahibi ilk siyah olan Garrett Morgan geliştirdi. 1914’de ilk denemelerine başlayan Morgan 1923’de de patentini aldı. Morgan 1963’de ölümünden az önce patentini 40 bin dolara General Electric firmasına sattı.

Morgan’ın lambaları demiryollarına benzer şekilde bir “T” üzerinde kırmızı ve yeşil iki lambadan ibaretti. Çok geçmeden ikaz anlamında sarı lamba da ilave edildi ve uygulama bütün dünyaya süratle yayıldı.

Aradan geçen yıllara rağmen sarı renk hala ‘ikaz’ anlamındadır ama günümüz sürücüleri onu ‘geç’ sinyali olarak algılıyorlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çabuk, çevik, atik; tetik, uyanık, zeki, açıkgöz. nimblefingered (s.) marifetli, hünerli, eline tez. nimblewitted (s.) hazırcevap, anlayışlı, çok zeki. nimble ness (i.) çabukluk, çeviklik. nimbly (z.) çevikçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Karabulut.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

meteor. kara bulut

Koyu esmer renkte büyük yağmur bulutu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circle, or disk, or any indication of radiant light around the heads of divinities, saints, and sovereigns, upon medals, pictures, etc.; a halo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Aureola, and Glory, n., 5.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rain cloud; one of the four principal varieties of clouds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cloud. a dark gray cloud bearing rain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Nimbus satellite program, initiated by the National Aeronautics and Space Administration and later operated by both NASA and the National and Oceanic Atmospheric Administration , was developed in the early 1960s to meet research and development needs

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. bi) (güz. san.) ayla, hale; bir kimse veya şeyin etrafnı saran parlak şöhret bulutu; meteor, eski yağmur bulutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.), (ask.) geri hizmetlerde görevli kimse; savaş zamanında sivil olan kimse; (s.) savaşta kullanılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Norveç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Norveçli; Norveç diline ait; (i.) Norveçli kimse; Norveç dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kasım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) hissiz, duygusuz; uyuşuk, uyuşmuş; (f.) uyuşturmak, uyuşukluk vermek. numbly (z.) hissizce. numbness (i.) duygusuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) saymak; hesap etmek; numara koymak; ihtiva etmek; sayısını sınırlandırmak. He numbers eighty years. Seksen yaşındadır. We number fifty men. Elli kişiyiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sayı, adet, numara, rakam; (çoğ.) çokluk; gram bir kelimenin tekil veya çoğul olmasına göre hali; müzik parçası. numbers (i.), numbers game gangsterlerin düzenlediği bir çeşit piyango. a number of birtakım, birkaç. back number bir mecmuanın eski

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mankafa kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Bir şeyin ölçüsünü belirtme: Tarlayı, arsayı, suyun derinliğini, zahireyi, zeytinyağını ölçme (ağırlıkhakkında «tartma» denilir). 2. Biçilecek bir şeyin ölçüsünü almak: Ölçüp öyle biçmeli. 3. mec. İyice düşünme, tasarlama, dengeleme: Siz bir kere işi zihninizde ölçün. mec. Ölçüp biçme = İyice düşünmek Canı cana ölçme = İnsaf etme. Gözle ölçme = Bir göz gezdirip tahmin etmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measuring. mensural. measurement. measuring. survey. surveying. gauging. mensuration. metage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measuring. mensural. measurement. survey. surveying. gauging. mensuration. metage. arithmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauging. measurement. measuring. survey. surveying. mensuration. scaling. taping. gaging. metering. meterage. admeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ölçme fiili

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measure. survey. clock. evaluate. gage. gauge. mete. meter. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauge. measure. weight. to measure. to gauge. to consider. to weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure. to weigh. to evaluate. to measure the worth of. to compare. to weigh. to mete. to admeasure. to gage. to gauge. to meter. to tape. to observe. to scale. to survey. depart. dose. fathom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca: ombra: gölge). Ceviz taklidi renklendirmede koyu kahverenginde boyamaya mahsus toprak boyeOMLET

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, omber i. bir iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. ombudsman

huk. kamu denetçisi

Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halkın şikâyetlerini takip eden memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Vasat, çevredeki şartlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambient. atmospheric. environment. atmosphere. ambiance. ambience. medium. ambit. aroma. occasion. stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambient. atmospheric. environment. atmosphere. ambiance. ambience. medium. ambit. aroma. occasion. stage. climate. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

media. medium. atmosphere. miliev. environment. surroundings. ambience. weather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. başka suretle, başka türlü; yoksa, olmazsa, aksi takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öteki dünya işlerine dalmış, bu dünyadan olmayan; hayali işlerle meşgul. otherworldliness i. öteki dünya işlerine dalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sayıca fazla gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendinden fazla emin, gururlu, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tartıda fazla gelen miktar, fazla ağırlık: şişmanlık; şişman: f. fazla yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. basmak; etkilemek, bunaltmak; garketmek, boğmak; başından aşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok kuvvetli, karşı konulamaz; bunaltıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuvvetinden fazla çalıştırmak veya çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wrote, written) fazla ince bir üslupla yazmak; fazla uzun yazmak; bir yazı üzerinde düzeltme yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla işlemeli; sinirleri bozuk; aşırı heyecanlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok görüntü çerçevesine ve resimdeki harekete bakarak renkseme ve aydınlık ayrımı yapar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıtların uçmasını önlemek için üzerine konan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırtasiyecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DV video kameralarda kullanılan Tını Kodlama Modülasyonu (Pulse Code Modulation – PCM), en iyi kalite için 16 bit tek stereo modda ya da yaratıcı ses düzenlemesi için 12 dupleks stereo modda dijital ses kaydı yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu terimin yerine artık PC Card terimi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Penbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pink. rose. rose-colored. rose-coloured. rosy. rose-pink. garnet. pink. rose color. rose colour. carnation. rhodo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pink. rosy. ruddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pink. rosy. ruddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz ve kırmızının karışmasından oluşan açık renk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Pembe gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinkness. pinkishness. blush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinkish. rosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. genel etki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. güneş veya ay tutulmasının başında veya sonunda görülen hafif gölge; yarı gölge; yarı aydınlık yarı karanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şurasını burasını gezmek, dolaşmak; etrafını gezmek; gözden geçirmek, teftiş etmek. perambu la'tion i. gezme, dolaşma. perambulator i., ing. çocuk arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Fars. pencşenbih’ten). Haftanın beşinci günü, cumadan evvelki gün, Ar. yevmü’l-hamis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thurs. thursday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thursday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thursday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيامبر] peygamber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. peygamberin). Allah’ın verdiği emir ve haberleri getirip insanlara tebliğ eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet. seer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet. prophet yalvaç. elçi. resul. nebi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پيغمبر] peygamber. 2.haberci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Allah tarafından kullarına haber götürmekle görevlendirilmiş seçkin insan. Nebi, Rasul. - Yalnız Peygamberlere mahsus bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lignum vitae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelors button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mavi kantoron): Bileşikgiller familyasından; özellikle ılık bölgelerdeki tahıl tarlalarında yetişen bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Kullanıldığı yerler: İştah açar. İdrar söktürür. Nikris hastalığında faydalıdır. Böbreklerdeki kumun dökülmesine yardımcı olur. Bazı göz hastalıklarında kullanılır. Ağrıları keser. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Fazla miktarda kullanıldığı zaman kalbe zarar verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Peygamberle alâkalı, peygambere mensup. 2. Peygamberlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophethood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. şakül, iskandil kurşunu; dikey duruş; s. dikey, şakuli, amudi; k.dili tam; z. dosdoğru, dimdik; k.dili tamamen, mutlak surette. plumb line şakül sicimi, şakül, çekül. out of plumb dikey olmayan, eğrice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iskandil etmek, şaküle vurmak, şaküllemek: doğrultmak, düzeltmek; ölçmek, tartmak; en alt seviyesine erişmek; kurşunla kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalem kurşunu; dişotu, bot. Plumbago europaea. plumba ginous s. grafite benzer; grafitli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su borusu tamircisi veya tesisatçısı. plumber's helper musluk pompası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kurşun hâsıl eden, kurşunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir binadaki boru tesisatı; kurşun ve lehim işleri; su tesisatım yapma; boru tesisatçılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Semiz ve tombalak (çocuk). (bk.) Tonbul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İt., müz. portamento, ses kaydırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. kambriyum öncesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlangıç, mukaddeme, önsöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bitkinin damar ve kambiyum dokularını teşkil eden gelişmemiş filiz kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sürüngen (sap); yüzükoyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. jeoloji). Yerin ilkel kabuğuna dayanan jeoloji sistemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. kanda bulunan ve kanın pıhtılaşmasında etken olan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. enine boyuna dolaşıp gezmek, avare dolaşmak; konuyu dağıtmak; enine boyuna yayılıp büyümek (bitki); i. gezinme, gezinti; dolambaçlı yol. rambler i., dolaşıp gezen kimse; bot. sarmaşık gülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. avare dolaşan; çeşitli yönlerde düzensizce yayılan; konudan konuya atlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili neşeli, gürültülü; deliduman, delişmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. remboursement

tic. geri ödeme

Alınan bir borcun ödenmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) received.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) received.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Taşlama, taşla vurma. 2. Suçluyu beline kadar toprağa gömüp taşlayarak öldürme cezası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رجم] taşlama, taşa tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

taşlanarak öldürülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) boylu boyunca uzanmış, arkaya dayanmış. recumbency (i.) uzanış, dayanış. recumbently (z.) uzanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sarfolunmuş parayı tediye etmek, parasını geri vermek. reimbursement i. ödeme, masrafını iade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Genetik mühendislik tekniklerinden, farklı birey veya türlerin DNA’larını birleştirmeye kadar uzanan değişik tekniklerin ürünü

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hatırlamak, hatırda tutmak, unutmamak, hatıra getirmek, anmak, yad etmek. Remember me to him. Benden selam söyleyin. remembrance i. hatırlama, hatıra, zihin; hatırlama süresi; eks. çoğ. andaç; selam. remembrancer i. hatırlatıcı şey veya kimse; b.h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blazonry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. benzemek, müşabih olmak, andırmak. resemblance i. benzeyiş, müşabehet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşkenar dörtgen. rhombic s. eşkenar dörtgen şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karşılıklı kenar ve açıları eşit olup dik açısı bulunmayan paralelkenar. rhomboi'dal s. böyle bir paralelkenar biçiminde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. kerte, pusulanın 32 kısmından her biri; bütün meridyenleri aynı açıda kateden hat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit pırasa, bot. Allium scorodoprasum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. intizamsız ve kuralsız (durum).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce). Güney Amerika menşeli oynak bir dans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a ballroom dance based on the Cuban folk dance a rhythmic syncopated Cuban folk dance in duple time syncopated music in duple time for dancing the rumba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Informal 'get-together' combining African drumming and Spanish or African vocal traditions with improvised dancing and singing Rumba also refers to the rhythms played at these gatherings Those rhythms are played on three congas and / or cajon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rhythmic Cuban dance, in 8/8 time, that became popular in ballrooms across Europe and the U S from the 1930s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Rumba was originally a marriage dance Many of its movements and actions which seem to have an erotic meaning are merely depictions of simple farm tasks The shoeing of the mare, the climbing of a rope, the courtship of the rooster and the hen, etc It w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Most of what Americans call rumbas were forms of son which swept Cuba in the 1920s The Cuban rumba was a secular drum form with many variants, including the guaguanco and the columbia, though modern musicians tend to regard all these as separate Its desce

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dance craze of cuban origin, popular in the 1930's, a couple's dance in a moderately fast quadruple meter. syncopated music in duple time for dancing the rumba. a rhythmic syncopated Cuban folk dance in duple time. a ballroom dance based on the Cuban fo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rumba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i.gürlemek,gümbürdemek;gurlamak,gurulda- mak;(taşı) yuvarlanan fıçıya koyup parlatmak; i. gümbürtü, gürültü, gürleme; guruldama, gurultu; paytonun arkasındaki oturma yeri, bagaj yeri; şaft üzerinde yuvarlanan fıçı; A.B.D., (argo) dalaş, maraza. r

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ruanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Audio CD — mümkün olan en yüksek kalitede ses standardı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek kalitede ses depolama ortamı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Aygıtın, Super Audio CD ses kalitesi oluşturabildiğini ifade eder.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Pit Sinyal İşleme (Pit Signal Processing – PSP) teknolojisiyle, Super Audio CD’nin sinyal yüzüne belirsiz bir görüntü ya da filigran basılabilir. Bu teknoloji sanatçıları ve tüketicileri yasa dışı kopyalamaya karşı korumaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Saçmak İşi.’ 2. Av için tüfeğe doldurulan küçücük kurşun taneleri kl, tüfek atıldığı zaman saçılıp birden birkaç kuş vurabilir. 3. Çevresinde ağırlık vermek İçin kurşun taneleri bağlı bulunan daire şeklinde balık eğı. 4. Münasebetsiz, perişan, mânâsız ve ehemmiyetsiz söz: Söylediği saçmadır. Saçma sapan = Boş söz, ehemmiyetsiz şey veya İş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonsense. absurd. nonsensical. senseless. unreasonable. foolish. silly. pointless. for the birds. blind. chimerical. claptrap. cockeyed. fantastic. fantastical. farcical. fatuous. frothy. impertinent. inane. incongruous. inept. irrational. outlandish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurd. asinine. bollocks. bull. childish. cockeyed. crazy. drivel. empty. extravagant. fatuous. feeble. foolish. grotesque. impractical. inane. ludicrous. nonsense. nonsensical. preposterous. ridiculous. rot. rubbish. sappy. senseless. shot. silly. slopp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurd. ridiculous. scattering. strewing. absurd remark. spreading. casting. dissipation. dissemination. diffusion. dispersion. sprinkling. small shot. spill. radiation. emission. drop shot. ad absurdum. balderdash. bull. bull shit. bunk. bunkum. childish

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dağıtmak, serpmek: Tohum, su, kıvılcım saçmak. Atef saçmak = Tüfek ve topla mermi yağdırmak ve mec. Pek fazla hiddet etmek, hiddetle sert sözler söylemek. Para saçmak = Bir şey uğrunda çok para harcamak. Gözyazı saçmak = Bir acı dolayısıyle çok ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. disseminate. distribute. scatter. shed. sprinkle. strew. to scatter. to sow. broadcast. to strew. to sprinkle. to radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scatter. to screw. to spread. to disseminate. to disperse. to diffuse. to spill. to send forth. to radiate. to emit. to cast. to dissipate. to effuse. to sprinkle. to sow. bestrew. distribute. shed. take. vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kink. come off it!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drivel. glossolalia. knock it off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saçma sapan söylemek, boş söz etmek, münasebetsiz sözler söylemek, hezeyân etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talk through one's hat. talk nonsense. twaddle. drivel. bullshit. blah-blah. talk wild. blather. blether. drool. flap. gab. gas. piffle. rave. rot. waffle. yap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rave. to talk or act unreasonably. to talk nonsense. to piffle. to blather. to drivel. to babble. to prate. to twaddle. to talk tripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk nonsense. to talk rot. babble. to pluck a crow. gas. to talk through one's hat. to be right off it. piffle. twaddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonsense. absurdity. bullshit. horseshit. rubbish. stuff. applesauce. balderdash. bilge. blather. blatherskite. blether. bosh. cock. drivel. extravagance. eyewash. farce. fatuity. fiddle-faddle. flapdoodle. flimflam. flubdub. footle. gab. galimatias.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abracadabra. absurdity. bilge. bullshit. bunk. charade. claptrap. cobblers. cock. codswallop. crap. drivel. frivolity. humbug. nonsense. punk. shit. tomfoolery. tripe. twaddle. toomfoolery. garbage. rubbish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. piece of nonsense. absurd remark. bilge. boloney. bosh. codswallop. frivolity. garbage. guff. moonshine. tomfoolery. unreason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide-and-seek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide-and-seek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Afrika dilinden). Bir dans çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a form of canasta using three decks and six jokers a lively ballroom dance from Brazil music composed for dancing the samba dance the samba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SAMBA is a collection of free software developed to provide Microsoft file system services from UNIX file servers More information about the on-going SAMBA project may be found at the SAMBA home page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A syncopated, smooth dance style which was invented in the late 1800s as part of Brazil's carnaval celebrations Carnaval sambas were typically performed by large percussion ensembles, and were an expression of Brazil's West African heritage Later on, in t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Samba is an open-source implementation of Microsoft's SMB/CIFS protocol for file and printer sharing Samba lets Linux computer masquerade as Windows NT or 2000 servers, offer better performance and stability at a cheaper price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This Brazilian dance was first introduced in 1917 but was finally adopted by Brazilian society in 1930 as a ballroom dance It is sometimes referred to as a Samba, Carioca, a Baion or a Batucado The difference is mostly in the tempo played since the steps

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The word 'samba' means 'to rub navels together' The Portuguese imported many slaves from Angola and Congo into Brazil in the 16th century, who in turn brought their dances such as the Catarete, the Embolada and the Batuque These dances were considered sin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Afro-Brazilian dance, characterized by duple meter, responsorial singing, and polyrhythmic accompaniments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System for Advanced Mobile Broadband Application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As the body goes into blackout, the arms and legs convulse, giving the appearance that the diver is dancing the samba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Sub-Antarctic Motions in the Brazil Basin, a component of the WOCE float program aimed at describing the absolute general circulation of the Antarctic Intermediate Water as it spreads northward at about 800 m depth in the Brazil Basin During t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A client/server for non-Windows based system integration into Windows File Sharing and Printing system. synergy advanced multipurpose bus arbiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dance craze of Brazilian origin, popular in the 1940's, a dance in a moderately fast quadruple meter with complex rhythms. large west African tree having large palmately lobed leaves and axillary cymose panicles of small white flowers and one-winged see

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit Brezilya dansı, samba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baba tatlısı da denilen bir hamur tatlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. üçgen şeklinde eski bir telli çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saplamak, sokmak, batırmak: iğne sançmak. 2. Yere dikmek, Osm. rekzetmek: Sancak, mızrak sançtı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. uskumrugillerden bir balık; s. uskumrugillere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tırmalamak; kapışmak; (çırpılmış yumurtayı) yağda pişirmek; karıştırmak; itişip kakışmak; ask.düşman uçaklannın yolunu kesmek için acele havalanmak; radyo. konuşmayı gizli tutmak için sinyali değiştirmek; i. kapış, kapma; tırmanarak gitme; çar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., güz. san. üzerine donuk bir boya tabakası vurarak çizgileri yumuşatmak; i. donuk renkte bir tabaka sürme; donuk renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Namazda yüzünü yere koyma, yere kapanma: Secde etmek, secdeye varmak. Secde-i sehv = Namazda veya Kur’an-ı Kerîm’de, okurken yapılan bir hataya mukabil yapılen secde. Secde-I şükür = Şükretmek maksadıyla yapılan secde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostration. prostration. kowtow. kotow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostrating oneself in prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. secde, Fars. gâh = yer). Secde yeri, secdeye varılacak yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سجده گاه] secde edilen yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Seçmek işi. Ar. intihâb, Ihtiyâr. 2. Görüp farketme. i. Seçkin, Osm. intihap veya ihtiyar olunan veya olunmuş: Onun askeri hep seçme adamlardan ibaretti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. choice. picked. eclectic. recherche. choosing. selection. digest. pick. spotting. choice. co-optation. sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. extract. option. pick. select. selection. choosing. selecting. outstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. select. selecting. choosing. distinguished. outstanding. superior. hand picked. polling. selection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right to vote. elective franchise. right of choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!.). Seçmekle alınıp satılan, seçmek şartıyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by allowing the customer to pick and choose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Zıt bile olsa çeşitli felsefe doktrinlerinden seçilmiş fikirleri toplama usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin en iyisini bulup ayırmak, Osm. intihap ve ihtiyar etmek. 2. Fark ve ayırt etmek, İyi görüp farkedebilmek: Bir karaltı gördüm ama ne olduğunu seçemedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choose. select. elect. perceive. distinguish. pick. co-opt. constitute. coopt. cull. decide on. decide up. descry. hand-pick. intend. intend for. look out. opt. be particular about. pick out. plump for. single out. spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. choose. discern. distinguish. name. pick. return. select. spot. tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choose. select. to choose. to select. to elect. to perceive. to distinguish. to see. to discern. cull. excerpt. garble. gather. opt. pick. pick out. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potpourri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elective. optional. facultative. permissive. selective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrary. optional. selective. multiple-choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selective. sth which one may choose or reject at will. multiple-choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optional subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seçimde rey verme hakkına sahip olan kimse. Ar. müntehib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituent. voter. elector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electorate. elector. voter. electoral body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elector roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list of electors. voter-registration roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituent body. elective body. electoral body. electorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. benzer, müşabih; görünüşte olan; i. başkasına benzeyen şey, eş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suret, şekil; benzerlik, müşabehet; görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symbole

simge

Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. sign. emblem. attribute. banner. exemplar. representation. standard. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribute. byword. symbol. symbol simge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. byword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symbolique

simgesel

Simge ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emblematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolic. symbolical. symbolical simgesel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolic. symbolical. emblematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symboliste

simgeci

Simgecilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. symbolisme

ed. simgecilik

Sanat eserinin değerini, gerçeğin olduğu gibi aktarılmasında değil, duygu ve düşüncelerin, işaret ve biçimlerin uygunluk içinde düzenlenişinde gören, ayrıca kelimelerin müzik ve simge değerine dayanılarak en anlatılmaz duygu inceliklerinin bile sezdirilebileceğini savunan edebiyat ve sanat akımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to symbolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eylül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Paris'te 26 eylül 1792 katliamına katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başından vazgeçmek, ölümü göze almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sessiz Açma etkin olduğunda, TV başlangıçta düşük sesle açılır ve ses kademeli olarak en son dinleme düzeyine yükseltilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ayaklarını sürüyerek yürümek; (i.) ayaklarını sürüyerek yürüme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) salhane, mezbaha; karışık ve harap yer. in a shambles altüst, karmakarışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yelkovan, (zool.) Puffinus puffinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dışarıya çıkmak, Osm. def’-i tabîİ etmek. 2. mec. Berbâd ve murdâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shit. have a shit. have a crap. crap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shit. to shit. to crap. to have a crap. to mess up. to bugger up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) İşkembe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکمبه] işkembe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gümüş eşya, gümüş sofra takımı; kaşık ve çatal takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşparmakotu, bot. Potentilla anserina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سيمبر] gümüş gibi beyaz göğüslü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Göğsü gümüş gibi olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directional signal light. turn-signal light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foglamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fog lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., f. gürültü ile; düşüncesizce; f. gürültü ve şiddetle ilerlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çanta çiçeği, bot. Calceolaria integrifolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. uyumak, uyuklamak; uyuşuk ve hareketsiz halde olmak; pineklemek; i. uyku, uyuma, uyuklama, pinekleme. slumber away uyuyarak vakit kaybetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uykuda hayal edilen yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyku getiren; uykulu, uykusu gelmiş; uykuya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. koyu, karanlık, loş; kasvetli, can sıkıcı, sıkıntılı. somberly z. loşça; kasvetle. somberness i. loşluk, kasvetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geniş kenarlı şapka, sombrero.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyur gezerlik. somnambulate f. uykuda gezmek. somnambulation i. uykuda gezme. somnambulist i. uyurgezer kimse. somnambulistic s. uykuda gezer gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. somnambulisme

uyurgezerlik

Uyurgezer olma durumu.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Her sensörün daha fazla ışık alması için pikseller arasındaki ölü alanları azaltan gelişmiş sensör yapılandırmasına sahip Sony Super HAD (Hole Accumulated Diode) CCD™, nefes kesici görüntüler elde edilmesini sağlar. Yonga üzerindeki mikro lensler, ışık toplama performansını ve CCD hassasiyetini geliştirerek, daha parlak, daha gerçeğine uygun ve daha az parazitli görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğünçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

acıdilek, eşekhıyarı, bot. Ecballium elaterium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İstanbul; eski İstanbul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tail lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tail light. tail lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınaya tutulmuş, fırtına yemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınadan gecikmiş; fırtınadan mahsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü, dobra dobra söyleyen, dürüst, açık sözlü. straightforwardly z. açıkça, dürüst bir şekilde, dobra dobra. straightforwardness i. dürüstlük; açıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ters görünme (aynada olduğu gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Stromboli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. düşecek gibi olmak, sürçmek, tökezlemek, kösteklenmek, sendelemek; sendeleyerek yürümek; dili sürçmek; günaha girmek; hataya düşmek; i. sürçme, tökezleme, kösteklenme; yanlışlık, hata, yanılgı. stumble across, stumble on, stumble upon rast gelm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) şakın budala, şaşkaloz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. montaja hazır çok parçalı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenilmek, mağlup olmak, dayanamamak; ölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sünbül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyacinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyacinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) l. Zambakgillerden, salkım çiçekli, keskin kokulu, soğanlı otsu bitki. 2.Güzellerin saçı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sünbülî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sümbüle benzeyen, sümbül gibi güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. en iyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SACD’ye bakın.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cyber-shot fotoğraf makinelerindeki teknoloji, CCD’nin ışık toplama performansını güçlendirir. Bu, her bir pikselin üst kısmına mikroskobik bir objektif yerleştirip üzerine mümkün olduğunca fazla ışığın odaklanması sağlanarak çalışır. Bu şekilde renk parazitleri azaltılıp resim kalitesi yükseltilir. Bu özellik ayrıca Advanced HAD CCD™ olarak Handycam® ürün serisinde de bulunabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başka bir şeyin üzerine dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. slip up. stumble. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayağını bir engele çarpmakla düşecek gibi olmak: Bu at her adımda sürçüyor. 2. Yanılmak, hata etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stumble. to say sth by mistake. slip up. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelişmiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstünde kalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelimiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstündekalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan Microsoft Windows ya da Linux tabanlı işletim sistemleri gibi, Symbian da mobil cihazlarda kullanılan bir işletim sistemidir. Bu altyapı üzerine, farklı özellikleri destekleyen yazılımlar üretilerek cep telefonlarının kabiliyetleri çeşitlendirilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Psion, Nokia, Ericsson ve Motorola markalarının ortaklaşa kurduğu, farklı markalardan telefonların birbirleriyle uyumunu saplamak amacıyla onlara ortak işletim sistemi üreten firma.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. sembiyoz tarzında yaşayan canlı, ortak yaşar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. birbirinden farklı canlıların ortak yaşayışı, ortakyaşama, sembiyoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sembol, simge, remiz, timsal, alamet, belirti, işaret, nişan. symbol'ic(al) s. sembolik, simgesel, remzi, remiz kabilinden. symbol'ically z. sembolik olarak. symbolism i. simgecilik, sembolizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sembolü olmak; simgelerle ifade etmek; mecazi yönden kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon. san. bir kavramı daha dar veya daha geniş anlamda başka bir kavramla ifade etme usulü (msl. Türk ordusu yerine Mehmetçik, vişne şurubu yerine vişne demek gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تاجدار] taç sahibi, padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tacamahac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread basket. cornloft. garner. granary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. trampet, ufak davul; kasnak; kasnak işi; f. kasnağa gerip işlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. classical lute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cidd» den masdar). Yeniletme, yeni etme, tazeletme. Tecdîd-i havâ = Odanın havasını değiştirip tazeletme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تجدید] yenileme. 2.yenilenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yenilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yenilemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yinelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal. renovation. restoration. refurbishment. replacing with a new one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâd» dan masdar). Dondurma, dondurulma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Süs, tezyin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stapler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stapler. stapling machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lazy. idle. do-nothing. inactive. asleep. bonelazy. indolent. inert. laggard. languid. languorous. slack. slothful. sluggard. sluggish. stagnant. tired. torpid. workshy. lazy person. lazybones. idler. drone. do-little. slug. do-nothing. idle fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle. indolent. inert. lax. layabout. lazy. shiftless. slothful. slouching. sluggard. sluggish. inactive. slothfu. lounger. lazybones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolent. lazy. supine. slothful. lame / lazy dog. gadabout. inert. lackadaisical. laggard. lymphatic. no-work. remiss. shiftless. slow coach. torpid. work shy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow lazy. to get lazy. rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence. inertia. laze. sloth. laziness. inaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence. sloth. laziness. idleness. laze. sluggishness. torpor. vacuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning. admonition. admonition uyarı. stimulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cautioning. admonition. warning. demerit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caution. to warn. to admonish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caution. to warn. to admonish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.) yer sarsıntısı, deprem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins biber ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’da da kullanılır). 1. Üşenen, üşengen. 2. İşte ağır davranan, ağır yürüyen: Tenbel hayvan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksük, dikiş yüksüğü; mak. yüksük şeklinde boru parçası; den. radansa. thimbleful i. yüksük kadar (miktar), az şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit ağaç çileği, bot. Rubus odoratus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nohut ve üç yüksükle yapılan üçkâğıtçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. damarda veya kalpte kanın pıhtılaşması, tromboz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -bi) tıb. kan damarını tıkayan pıhtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. başparmak; eldiven baş parmağı; f. kitap yapraklarını başparmakla tuta tuta eskitmek ve kirletmek. thumb a ride otostop yapmak. thumb index sözlük ve fihrist kenarında harflere göre kesilen parmak yeri. thumb mark başparmakla kirlenmiş yer, parm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. başparmak tırnağı; tırnak kadar şey; s. başparmak tırnağı kadar; kısa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başparmağın dokunacağı veya kullanacağı parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. parmak izi; f. parmak izi almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. parmakla döndürülen vida; kelebek başlı cıvata; baş parmağı sıkan eski bir işkence aleti; f. bu aletle işkence yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başparmak mahfazası; yelkenci yüksüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. raptiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kettledrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Tymbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettledrum. timbal. tymbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dümbelek; zool. çekirge karnının alt tarafında bulunup kanadı dokundukça ses çıkaran zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yumurtaya bulanıp kalıba dökülmüş karışık yemek; davul şeklinde bir çeşit börek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ünlem kereste; kereste ormanı; işlenmiş iri kereste parçası; madde, malzeme; yetenek; den. gemi kaburgası, gemi postası; ünlem Dikkat, düşüyor ! (kesilen ağaç). timber line orman sınırı. timber wolf Amerika'ya mahsus bozkurt, zool. Canis lupus tim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormanlık arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. ses rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden kullanılan zilli tef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Parmak çocuk; cüce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezar, kabir, gömüt, sin; türbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tombak, bakır ve çinko alaşımu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altınla karışık veya altın kaplamalı bakır veya tunç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tombac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an alloy of copper and zinc used to imitate gold in cheap jewelry and for gilding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tombac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hokkabaz yuvarlağı. 2. Numaralı kâğıtlar ve numaralı pullarla oynanan kumar oyunu, Fr. lotto.”

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotto. tombola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotto. tombola. bingo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotto. loto. tombola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotto man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak, şişman, tombul: Tombalak bir çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su sığırı dişisi, dişi manda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nehirlerde çalışan, altı düz ve güvertesiz kayık. 2. Köprü altına konan veya şamandıra gibi kullanılan fıçı şeklinde küçük duba: Köprü, vapur tombazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.) (»tütün» demek olan tabaco’dan). Nargile ile içilen tütün çeşidi ki. Iran vesair yerden gelir. Tömbeki içmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tobacco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tömbeki satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tombala oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oğlan gibi kız, erkek tavırlı kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezar taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blowzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chubby. fat. rotund. plump. plump. buxom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plump. porky. well rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get plump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chubbiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumpness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Sosyoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic beacon / light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. titremek; ürpermek; i. titreme; ürperme. tremble for üzerine titremek, endişede olmak. tremblingly z. titreyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Mâdeni nefesli ve pistonlu bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trombone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trambone. trombone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. trombon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. tromba’dan galat). 1. Suyu bir taraftan çekip diğer teraftan vermeye mahsus makine: Kuyu, yangın tulumbası. Firenk tulumbası = Su çıkarmaya mahsus madenî tulumbe, 2. Denizden suyu yukarıya çekip sonra boşaltan bir çeşit kasırga ki, rastgeldiği gemiler için pek tehlikelidir, hortum, Fars. gird-bâd. 3. (tıp) Vücudun İçinde biriken sıvıları çekip almaya veya sıvı bir ilâcı vücudun içine vermeye mahsus büyük şırınga. 4. Bir tulumbaya bağlı olup onu idare eden başıbozuk veya asker, tulumbacılar takımı. Tulumba tatlısı = Fıskiye gibi bir makineden sıkılıp çıkarılan bir cins hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. force pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. fire engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. water pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden mahallelerde eski usul yangın tulumbalarını yangın yerine götürüp orada kullanan adam. 2. Evlerde su tulumbalarını tamir eden işçi. 3. mec. Çapkın, haylaz, terbiyesiz, hâl, hareket ve muamelesi pek kaba ve sert adam, hayta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker / seller of pumps. member of a fire brigade. hell-raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yangın tulumbası idare edip yangın söndürmek ve su tulumbası tamir etmek işi: Tulumbacılık, tehlikeli bir iştir. 2. mec. Terbiyesizlik, çapkınlık, kaba ve sert hareket ve muamele, haytalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Düşen şeyin sesini taklit ve düşmeyi tasvir edip çocuk dilinde düşmek mânâsiyle de kullanılır: Tumb yere düştü, tumb suyun içine düştü, tumb etti («cumb» gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yatağa atılıp rahat ve çocuk dilinde yatmak mânâsıyla kullanılır: Saat dokuza gelince haydi tumba! Uykusu gelince tumba yattı!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning upside down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişman ve bilimsiz, kısa ve şişman: Tumbadiz bir adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tüm bay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ufak yumru: Toprak tümbek. 2. Bir tarafı açık ve bir tarafı gergin deri ile kapalı bakırdan dümbelek, darbuka. 3.Dümbelek şeklinde saksı: Beşik tümbeği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. düşmek, yıkılmak, devrilmek; yuvarlanmak; acele ve dikkatsizce yürümek; takla atmak; karıştırmak, altüst etmek; örselemek; yıkmak, devirmek, yuvarlamak, düşürmek; cila makinasında yuvarlayıp temizlemek; i. düşüş, yuvarlanma; taklak; A.B.D., k.di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bokböceği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılacak gibi, yıkılmak üzere, yarı yıkık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su bardağı; taklakçı güvercin, uçarken takla atan güvercin; emniyet kilidinde hareketli kısım; tabancada tetik ile hareket ettirilen bir kısım; hacıyatmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horozibiği, yabani kadife çiçeği, bot. Amaranthus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cambazlık; taklak; güvercinin uçarken taklak atması. tumbling barrel, tumbling box parlatmaya mahsus döner varil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftçi arabası, kağnı; Fransız ihtilâli zamanında suçluları idam yerine götürmek için kullanılan araba; eskiden suya batırmak maksadı ile üstüne suçlu kadınları bağladıkları tekerlekli iskemle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yük yığını, bohçalaşmış eşya ki, at yükünün iki dengi arasına atılır. 2. Üzerine seyisin bindiği hafif yük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunçtan oluşan, dağ gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flight. flying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dağın karlarla örtülmüş dik yamacı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Havaya kalkıp gitmek: Kuş uçtu. 2. Gaz veya buhar hâline geçip hevaya kalkmak: Bu süt kaynaya kaynaya uçtu. 3. Yok olmak, sıyrılıp gitmek, mahvolmak: Rengi, benzi uçmuş. 4. Çalınmak, aşırılmak; görünmez olmak: İki gün kütüphanemi açık bıraktımdı, kitaplarımın yarısı uçtu. 5. Yardan, uçurumdan yuvarlanıp düşme: Köprünün üstünden uçup nehre düştü. 6. Fazla koşmak, pek hızlı gitmek: Hücum kumandası verilince süvariler uçup gözümüzden kayboldular. 7. Çapkınlıkta pek ileri varmak, uçarı çapkın olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take wing. fly. wing. evaporate. fade. barrel. flush. freak out. sail. soar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. flit. float. flutter. fly. scorch. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consume. fade. fly. to get high. vanish. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uçan uçucu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart alec.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. sayvan şeklinde çiçek biçimi, şemsiye durumu, umbel. umbellated s. sayvan biçiminde. umbellet i., bot. umbelcik. umbellif'erous s. sayvan biçiminde çiçekleri olan; maydanozgillere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. kırmızı veya koyu kahverengi manganezli aşıboyası, ombra; s. bu boyaya ait; f. ombra ile boyamak veya koyulaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göbeğe ait; göbeğe yakın. umbilical cord göbek kordonu; bir insanı veya cihazı uzay gemisine veya başka bir şeye bağlayan kablo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göbek şeklinde. umbilica'tion i. göbeğe benzer çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. göbek. umbiliform s. göbek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. umbones) kalkan üstündeki kabartma, kalkan ortasında bulunan yumru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. umbrae) gölge; astr. tam gölge; kötek, minakop, zool. Umbrina cirrhosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gücenme, alınma; gölge yapan şey (ağaç). give umbrage gücendirmek. take umbrage gücenmek, hatırı kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gölgelik, gölgeli; alıngan, kuşkulu, şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. şemsiye; denizanasının şemsiye şeklinde yüzme uzvu; s. şümullü, bütünü kapsayan. umbrella stand şemsiye konulacak yer, şemsiyelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leylek ve balıkçıla benzer Afrika'ya mahsus bir kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gölge yapan, gölgeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. su altında olan veya kullanılan; geminin su hattından aşağıda olan; i. su seviyesinin altında olan kısım; z. suyun altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yolunda, yoluna girmiş, başlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iç çamaşırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. normalden az ağırlığı olan; zayıf; i. normalden az olan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ilgi uyandıramamak, etkileyememek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük orman ağaçları altında büyüyen ufak ağaç veya çalılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölüler diyan; toplumun suçlular tabakası, kanunsuzlar âlemi; arz küresinin öbür tarafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-wrote,-written) imza etmek; sigorta etmek; bir teşebbüsün masrafını ödemeyi taahhüt etmek; sağlama bağlamak.. underwriter i. sigortacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. top arabasının koşum parçasını çıkararak hazırlamak; işe hazırlanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sayılmamış;sayısız; numarasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. derinliği ölçülmemiş; su boruları tesisatı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. karmakarışık halden çıkarmak, düzene sokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lay open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overdue. past due.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renunciation. surrender. giving up. cession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relinquish. abandonment. renouncement. renouncing. abdication. abnegation. cession. departure. desistance. discontinuance. recantation. relinquishment. remise. remission. remitment. remittal. renunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop the reins. abandon. back down. back down from. back out. back out of. back track. backtrack. cease. cede. cry off. cut loose. declare off. desist. disclaim. dispense with. do without. forbear. forego. forgo. forsake. give over. give up. go witho.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abandon. chuck. desist. forgo. forsake. quit. relinquish. renounce. waive. to give up. to quit. to abandon. to abdicate. to desist. to forsake. to back out. to relinquish. to renounce. to change one's mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to renounce one's claim to sth. to give up. to abandon. to decide not to. to forgo to waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendini kaybedecek derecede ilâhî aşka dalma, Ar. istiğrak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجد] coşku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وجدآور] coşkulu, heyecanlandıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zenginlik, varsallık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Coşkunlukla ilgili, coşkunlukla oluşan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vecdi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VİCDAN) (i. A.). 1. Bulma, bir şeyi bir hâlde görme. 2. Kalple hissetme, duygu. 3. İnsan kalbindeki bir gizli duygu ki, iyilik etmekten hoşlanır, kötülük etmekten ızdırap duyar ve iyiyi kötüden ayırır: Bunu vicdanım kabûl etmiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscience. heart. inner man. remorse. scruple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscience. scruple. conscience bulunç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscience. casuist. heart. qualm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجدان] iyi ile kötüyü ayırt edip değerlendirme duygusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İyiyi kötüden, hayrı serden ayırmayı sağlayan iç duygu, ahlak şuuru. His duygu. 2.Din, inanç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compunction. remorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad / burdened conscience. compunction. bad conscience. guilty conscience. pangs of conscience. qualm. qualms of conscience. remorse. worm of conscience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vicdanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as far as one's conscience is concerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجدانا] vicdan bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vicdâniyye). Vicdanla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of conscience. pertaining to one's conscience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalbindeki iyiyi ayırma hissi kuvvetli olan, duygulu, insaflı: Vicdanlı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscientious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscientious. scrupulous. honest. just. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vicdanlı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold-blooded. hard-hearted. without remorse. remorseless. unconscientious. unconscionable. unscrupulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remorseless. unscrupulous. unjust. unfair. conscienceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulous. unjust. unfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vicdan noksanlığı, hissizlik, duygusuzluk, insafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjustness. unfairness. unscrupulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. gerçeğe benzeyiş, görünüşte doğruluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıcakkanlı; enerjik; tutkulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savaştan yıpranmış, savaş yorgunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamaşırcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su yolu; gemi güvertesinde biriken suyu akıtmaya mahsus açık oluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. su dağıtım tertibatı; su oyunları; (argo) gözyaşı; (argo) yağmur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sudan aşınmış, suda eskimiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havadan anlar; kamuoyunu sezen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hava etkisiyle bozulmuş veya aşınmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altmış iki ile altmış yedi kilo arasında boksör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmur kervan çulluğu, zool. Numenius phaeopus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanaldatana benzer A.B.D.'ye özgü bir gece kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. matkap, burgu; f. burgu ile delmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahim, döl yatağı; menşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vombat, Avustralya'ya özgü keseli bir hayvan,zool. Wombatidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by