8 Cm Cd-r ne demek? | 8 Cm Cd-r anlamı nedir? | 8 Cm Cd-r

8 Cm Cd-r anlamı nedir?

8 Cm Cd-r ne demek?

8 Cm Cd-r anlamı nedir?

8 Cm Cd-r | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: cm cd

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-R. Aynı zamanda görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Pikselleri açıp kapatan, her biri kırmızı, yeşil ve mavi renkleri görüntülemek için tahsis edilmiş üç ayrı sıvı kristal ekran paneli kullanan arka projeksiyon ve ön ekran projektörlerinde Sony damgası.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

4 renkli LCD ekran (kırmızı, mavi, yeşil ve sarı), görüntüyü kendi tercihinize göre düzenlemenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-RW. Görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir ve 300 keze kadar biçimlendirilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-R. Aynı zamanda görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek çözünürlüklü ses örnekleme hızı. Bu yüksek örnekleme hızı, normal bir Audio CD ile kıyaslandığında daha fazla derinlik, zenginlik ve netlik sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Harflere nokta koma. (Az kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ham topraktan yeni tarlaya tahvil olunmuş yer. 2. Asılıp yüzülmek için koyunun bacağına açılan delik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. undoing. clearance. disclosure. inauguration. spreading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. clearing. deforestation. a kind of bun. reduction of print pastes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclosure. exposure. tip- up. vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi kapalı halden çıkarmak: Kapıyı açmak. 2. Örtülü şeyden örtüyü kaldırmak: Baş açmak. 3. Katlanmış şeyi çözmek: Bohça, bayrak açmak. 4. Delmek, kazmak: Delik, kapı açmak. 5. Bir şeyden engelleri giderip serbest bırakmak: Yol açmak. 6. Tıkalı şeyden tıkacı çıkarmak: Şişe, boru açmak. 7. Genişletmek, tevsî etmek: Odayı, bahçeyi, meydanı açmak. 8. Kazıp ziraat etmek, işlemek: Tarla, arazi açmak. 9. Aralığı tevsî edip seyrekleştirmek: Parmaklığı açmak. 10. Yufka haline koymak: Hamur açmak. 11. Tathir etmek, temizlemek: Çamaşırı açmak. 12. Cilâ ve perdah vermek. 13. Umuma ait bir bina kurmak ve idare etmek: Mektep açmak, tiyatro açmak. 14. izah ve tafsil etmek: İbareyi, sözü açmak. 15. İşleri sürmek: Söz, bahis açmak. 16. Emniyet edip söylemek, gizliyi söylemek: Bana bir şey açmadı. 17. Çözmek, halletmek: Düğüm açmak. 18. Yapraklanmak: Çiçek, ağaç açmak. 19. Berrak ve bulutsuz olmak: Hava açmak istemiyor. 20. Cilâlanmak. 21. Açığa varmak, engine açılmak: Gemi açıldı. Adım açmak: Acele ile yürümek. Ağız açmak: Söylemek, söze başlamak. Ağız açmamak: Susmayı tercih etmek. İştah açmak: İştah getirmek. El açmak: Dilenmek. Baş açmak: Beddua etmek. Bayrak açmak: Ayaklanmak. Çığır açmak: Yeni bir tarz ve usul icad etmek. Defter açmak: iane toplamak. Fal açmak: Fala bakmak. Kapı, yol açmak: Bir işte başkalarına örnek olmak. Kalem açmak: Yontmak. Göz açmak -İhtiyatlı ve dikkatli, gaflet etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. elaborate. open up. uncover. unclose. unwrap. clear away. clear. clear up. expand. open out. spread out. unfold. unfurl. untie. undo. unbind. unlock. turn on. switch on. ring up. disclose. sharpen. whet. bring up in conversation. bring up the s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bare. break. clear. confide. cut. dilate. expose. open. sink. spread. undo. unloosen. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. power on. turn on. switch on. to open. to uncover. to unfold. to spread. to shave off. to clear up. to inaugurate. to untie. to unravel. to solve. to make lighter. to disclose / to mention. to let know. to suit a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kir çıkarmaya mahsus sabun ve saire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Ketum. Satranç ve dama oyunlarında karşı tarafı aldatmak, şaşkın duruma düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. difficult position. dilemma. deceit. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklama, dilini tutma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk, zirve, olgunluk zirvesi; (Tıb). buhran, kriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Topluca, toplu olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاجمال] topluca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anekdot, kısa hikâye, menkıbe, fıkra. an'ecdotal (s). fıkra tarzında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make an oath. swear. take oath. vow. to take an oath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçmek fiili. Biçilmiş, biçmekle vücude gelmiş. Seren biçmesi = Sereni biçmekle hasıl olan uzun döşemelik tahta. (bk.) Biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçmek fiili. Biçilmiş, biçmekle vücude gelmiş. Seren biçmesi = Sereni biçmekle hasıl olan uzun döşemelik tahta. (bk.) Biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plank. deal. cutting. sawing. slitting. clipping. shearing. intersection. chopping. mowing. harvesting. reaping. assessment. prism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kesmek, kat’etmek: Keserim, biçerim diye herkesi korkutuyor. 2. Yarmak, bölmek, ortasından ayırmak: Tahta biçmek. 3. (Esvab vesaire) ölçüp kesmek: Esvab biçmek. 4. (Ekin vesaire) oraklamak, hasad etmek: Ekin, ot biçmek. Ölçüp biçmek = Düşünmek ve tedbir etmek. Bol biçmek = İsraf etmek. Paha biçmek = Kıymet tahmin etmek. Pay biçmek = Kıyas etmek, ibret almak. Kesip biçmek = Halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kesmek, kafetmek: Keserim, biçerim diye herkesi korkutuyor. 2. Yarmak, bölmek, ortasından ayırmak: Tahta biçmek. 3. (Esvab vesaire) ölçüp kesmek: Esvab biçmek. 4. (Ekin vesaire) oraklamak, hasad etmek: Ekin, ot biçmek. Ölçüp biçmek = Düşünmek ve tedbir etmek. Bol biçmek = İsraf etmek. Paha biçmek = Kıymet tahmin etmek. Pay biçmek = Kıyas etmek, ibret almak. Kesip biçmek = Halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvest. mow. saw. to cut. to saw. to cut out. to reap. to mow. to harvest. to estimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cut. to cup up. to reap. to mow. to estimate. harvest. saw. shear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Gayrışuur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütlü pelte, paluze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Şarj Eşleştirmeli Cihaz (Charge Coupled Device – CCD), resmin elektronik sinyallere dönüşmesini sağlayan bir yarı iletken yongadır. Piksel sayısı ne kadar fazlaysa, CCD yonga tarafından o kadar çok resim ayrıntısı görülebilir. Sony Handycam’lerde, sensörlerin normal yongalara göre daha düşük aydınlatma koşullarında çalışmasını sağlayan kedi-gözü tipi CCD’ler kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CCD kameranın ışığı alan kısmıdır. 3CCD, kameranın uçana renk olan kırmızı, yeşü ve mavi (RGB) İçin ayrı bir CCD göz özelliği olmasıdır. Gelen ışık üç ana renge ayrılır ve renkleri ayrı olarak ele aldığından; daha gerçekçi ve parlak görüntüler elde edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

WALKMAN® (ek adaptör gerektirir) , CD Değiştirici ya da MiniDisc değiştirici ile uyumlu bağlantıya sahip araba stereosu

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan Digital Mavica, resimleri kaydetmek için bilinen 3,5 inç disketleri kullanmaktadır. Popüler JPEG resim sıkıştırma biçimiyle Mavica, dijital fotoğraf makinelerinde devrim yaratmıştır. Yeni CD, 156 MB kapasiteli bir CD-R diskler kullanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD’nin ses parçalarının CD-ROM sürücüden PC’deki ses dosyasına doğrudan kopyalanmasıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaydın başında MiniDisc kaydedici ve CD çalar, aynı anda ve otomatik olarak başlatılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaydın başında MiniDisc ve CD ya da MiniDisc ve kaset aynı anda başlatılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bazı ses CD’lerinde, genellikle parça bilgisi gibi çeşitli metinsel bilgiler CD’de yer almaktadır. Tüm Sony araç ses CD’si kafa birimleri ve değiştiricilerinde CD Text özelliği bulunmakta ve bu bilgileri okuyabilmekte ve gösterebilmektedirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bazı ses CD’lerinde, genellikle parça bilgisi gibi çeşitli metinsel bilgiler CD’de yer almaktadır. CD Text özelliğine sahip çalarlar, bu bilgiyi okuyabilir ve gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD Text’in CD WALKMAN®’dan bir MD WALKMAN® Kaydediciye kopyalanmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik değiştiricideki CD’lerde bulunan CD Text bilgileri, MiniDisc ya da kaset çalar da içeriyor olsa kafa biriminde görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD-R (Kaydedilebilir CD), üzerine bir kez yazılabilen silinemez CD’leri ifade etmektedir. Bir CD kaydedici yardımıyla, müzik, filmler, fotoğraflar gibi çeşitli veriler bu diskler üzerine kaydedilebilmektedir. CD-R’ler 8 cm ve 12 cm biçimlerinde mevcuttur. En sık kullanılanlar 650 MB ya da 700 MB kapasiteli 12 cm CD-R’lerdir. Daha küçük 8 cm çaplı disklere genellikle single (tekli) CD adı verilir ve daha çok müzik kaydetmek için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD çalarların ve değiştiricilerin CD-R/RW çalma yeteneğini belirtir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Clear Photo LCD Plus, daha yüksek ekran çözünürlüğe ve daha yüksek kontrastlı çok sayıda renkle gelişmiş görüşe sahip bir LCD ekrandır. Bu, karanlık ya da aydınlık ortamlarda daha iyi film oluşturma ve odaklanmasına, oynatma sırasında daha net görüntüye olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ClearVid CMOS sensörü, ışığı dijital sinyale dönüştüren video kameranın gözüdür. Daha fazla ayrıntı ve netlikle ve aralarında Kesintisiz Yavaş Kayıt, yüksek ışık hassasiyeti ve Çift Kayıt da bulunan daha gelişmiş işlevlerle daha yüksek kaliteli resme yol açar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

(Ücretsiz Metal Oksit Yarı İletken). Video kamera ve dijital fotoğraf makinesi sensörü teknolojisi, CCD gibi, ışığı elektrik sinyallerine dönüştürür. CMOS’nin yararları arasında daha az bulanıklık, üstün kontrast sağlamak için daha geniş dinamik aralık ve pilin etkili çalışması için daha düşük güç tüketimi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by and by. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraise. assess. bid. estimate. evaluate. price. value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraise. appreciate. arrive at a price. value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her açıdan kolay izleme için değişebilir açılı yüksek kaliteli geniş LCD ekran. Bu özellik ile çekilecek alanı belirlerken kamerayı yukarı veya aşağı doğru eğerek kadrajı rahatlıkla ayarlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utter nonsense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. broach. clip. drill. hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip of the tongue. lapse. lapse of the tongue. malapropism. parapraxis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Darbe Kod Modülasyonu) sıkıştırma yapılmayan bir ses teknolojisidir. Ses verilerini sıkıştırmak yerine, bilgiyi olduğu gibi kaydederek orijinal CD’nin birebir kopyasını yaratır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Pulse Code Modulation – Tını Kodlama Modülasyonu) sesi, bir sıkıştırılmamış yüksek kaliteli dijital ses biçimidir. Sony DVD Video oynatıcılar, çeşitli kuantizasyon (16 bit, 20 bit ya da 24 bit) ve örnekleme hızlarında (48 kHz ya da 96 kHz) DVD’leri oynatabilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجداد] atalar, cedler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ECDAD) (i. A. c.) (m. ced). Cedler, atalar, (bk.) Ced.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancestors. ancestry. ascending line. line of ascent. patronymic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(,çoğ. ses) (i)., (zool.) yılan ve böceklerde dış derinin atılması, değişmesi, dış kabuğun dökülmesi. ecdysiast (i). striptiz yapan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Cümlesi, hepsi: Radyallahü anhüm ecmaîn (yalnız böyle dua tâbirlerinde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cemîl’den itaf.). Daha veya en güzel. Ar. ahsen: Ecmel-i nâs idi = Halkın en güzeli idi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - En güzel, en yakışıklı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارجمند] değerli, saygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Işığı yakalayarak elektrik sinyaline dönüştüren bir yarı iletken çip. ‘Tamamlayıcı Metal Oksit Yarıiletken’ anlamına gelen CMOS sensörleri, daha az görüntü lekesi, daha geniş dinamik aralık ve daha düşük güç tüketimi sunar. Exmor™ teknolojisi çip üzerinde analog/dijital (A/D) sinyal dönüştürme ve kurursuz, temiz görüntüler iki aşamaları gürültü azaltma gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devolvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joggle. passage. that fits into or onto something else. tenon. passing. fitted into. dovetailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infection. passage. passing. dovetailed. joined by mortise and tenon. conduction. traffic. transition. tranmission. circulation. permenance. permeability. penetration. fit. keyed. shrunk. shrunken. jointer. match joint. tongue. inlaid work. scarf. scarfin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass beyond. pass. pass by. pass away. go by. expire. go. exceed. elapse. cross. surpass. leave behind. outrun. outdistance. beat. better. best. outgrow. fit in. clear. be over. be valid. be current. be transmitted. abate. cap. catch. change to. come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. cross. eclipse. exceed. excel. intervene. omit. outdistance. outdo. outstrip. pass. pip. skip. surpass. transcend. wade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass. migrate. to pass. to pass over. to cross. to traverse. to go through. to pass by. to go over. to cross over. to outgo. to surpass. to percolate. to skip. to shunt. to overreach. to transfer. to permeate. to mesh. to blow. to adapt. to outstrip. to o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescopic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı yerlerden geçebilmek için ödenen para, mürûriye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax for passage. toll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Revaçsız, itibarsız, sürümsüz: Bu memlekette geçmez birtakım kumaşlar getirmiş. 2. Kalp: Geçmez para. 3. İyi olmaz, tedavisi mümkün olmayan: Bu, geçmez bir hastalıktır. 4. Sirayet etmez, sârî olmayan: Geçmez hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitmiş, sona ermiş. Osm. mürûr etmiş, sabık, sâlif, mazi: Geçmiş zaman, geçmiş günler. 2. Çok olmuş, lüzumundan fazla olgun: Geçmiş meyve. Geçmiş olsun = Hastalara veya bir kaza atlatanlara olunan dua ve tebrik. 3. Macera, düşmanlık doğuran olay: Onun bir geçmişi vardır. O adamla bir geçmişiniz var mıdır? 4. Ölüler: Geçmişlerin adını lekeletmemen. Geçmişlerinizin canı için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past. bygone. belated. previous. former. departed. gone. passe. passee. antecedents. past. bygone. yesterdays. case history. background. history. lang syne. standing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background. bygone. departed. history. lost. olden. past. yore. overripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past. overripe. spoiled. antecedent. bygone. departed. former. geared. late.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vecize veya darbımeselleri içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cave in. collapse. immigration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yerden bir yere gitmek, göç etmek Osm. rihlet, intikal etmek, muhaceret eylemek: Öbür dünyaya göçtü. 2. Çadırı kaldırıp başka yere konmak: Göçebeler, hayvanlarına otlak bulabilmek için daima konup göçerler. 3. Ev nakletmek, taşınmak: Yaylaya, köşke göçeceğiz. 4. Irtihal etmek, ölmek, vefat etmek: O da göçmüş. 5. İçeriye yıkılmak, batmak, çökmek: Kuyu göçtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migrate. emigrate. immigrate. trek. fall in. die. dent. go hence. transmigrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dent. immigrate. migrate. to migrate. to fall down. cave in. to emigrate. to move house. to dent. to collapse. to cave in. to die. to pass away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to emigrate. to migrate. to move off / to. to migrate seasonally. to fall down. to cave in. to collapse. to sink. to break. to fail. to pass. to slump. to die. dent. depart. tumble down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Muhacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migratory. migrant. emigrant. immigrant. emigrant. migrant. settler. incomer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigrant. immigrant. migrant. settler. migratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigree. immigration. settler. emigrant. evacuée. immigrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immigration. migration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migration. the state of being a migrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hacim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجم] hacim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük bakımından, cüsse itibariyle, cesametçe: Ağır ise de hacmen küçüktür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجما] hacimce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هيئت مجموعه] genel, tüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi ya da video kamera ekranının her tür ışıkta anlaşılır olmasına yardım eder. Doğrudan güneş ışığında bile mükemmel görüş vermek için yansıyan LCD teknolojisini kullanarak bunu başarır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hibrit LCD monitör, parlak güneş ışığı altında bile mükemmel bir görüş sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu hibrit SACD (Super Audio CD), bir HD katmanı ve bir CD katmanında oluşmaktadır. Hibrit diskin CD katmanı geleneksel CD çalarlar tarafından okunabildiğinden ve SACD çalarlar mevcut CD’leri çalabildiğinden, SACD ve CD biçimleri arasında tam bir uyumluluk sağlanmaktadır. HD katmanında, 2 kanal ve çok kanallı DSD ses kayıtları ve çalmaları yapılabilir, ayrıca metin, grafik ve video verileri saklanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2 megapiksel CCD, kameranın tam zoom oranında daha fazla ayrıntıyı çekmesini ve mükemmel netlik sunmasını sağlamaktadır. SteadyShot® resim stabilizasyonu, resim kalitesinden ödün vermeden mükemmel performans sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitki kök, sap ve yapraklarında kabuğun iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem» den masdar). 1. Toplama. Icmâ-ı ümmet = Bir mesele üzerinde din Alimlerinin ve İslâm cemaatinin birleşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Card Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A smart card industry trade association For more information, go to www icma com.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The International City and County Management Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجماع] bir araya getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dağınık şeyleri toplama, biraraya getirme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cüml»den masdar). 1. Bir sözün tafsilât ve teferruatına girişmeksizin umumî surette toptan beyanı, hulâsa, telhîs: Sözü icmâl etmek. 2. Hesapta dört işlemden toplama. 3. Bir uzun hesaptan çıkarılan hulâsa: Ay, sene icmâli. 4. Gazetelerin, başmakale şeklinde, umumî siyasetin gündelik manzarasını hulâsa ederek yazdıkları makale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. digest. summary. synopsis. waste book. summing up. résumé. precise. adding up. briefing. recapitulation. extract. brief. abridgement. syllabus. boildown. tabloid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اجمال] özetleme. 2.özet. 3.toplam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Özetleme. 2.Özet. 3.Cem, toplama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öçetlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

özetlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hulâsa yoluyla, kısaltarak, Ar. mücmelen, muhtasaran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجمالا] özetle, özetleyerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısa, topluca, tafsilâtsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجمالی] derli toplu, özet halinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçmek işi. Ar. şürb, Fars. nûş. 2. İçindeki madenî tuzlar dolayısiyle suyu ilâç olarak içilen kaynak (çokluğu daha fazla kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking. potation. swig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking. mineral spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking. mineral spring. board and lodging. free board and lodging. draught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (sıvı bir şeyi) Ağızdan içeriye çekmek, Osm, şürb, nûş etmek: Su içmek. 2. İçki içmek, alkol almak: Çok içer. İçmekten ciğerleri bitmiş. Tütün ve tömbeki yakıp dumanını çekmek: Tütün, sigara, çubuk, nargile içer. Cezbetmek, çekip yutmak: Toprak o derecede kurumuştu ki, o kadar yağmurun suyunu çabucak içti. And içmek = Yemin etmek. Kanını içmek = Büyük bir kinle intikam almak. Yiyip, içmek = Eğlence ve ziyafette bol bol içki içip yemek yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drink. drinking. drink. imbibe. have a drink. slosh down. slosh. belt down. indulge. knock back. pull. swig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drink. have. imbibe. partake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drink. to smoke. to absorb. to imbibe. to drink. put away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral springs. health resort. spring resort. thermal spring. watering place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business volume. trading. rate of operations. volume of business. volume of work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. burn. lighten. radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hedefe rast getirememek, tutturamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trading volume. transaction volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Traded Value)

Tüm hisse senetleri için gerçekleşen işlemlerdeki her emrin içerdiği hisse senedi sayısı ile işlem fiyatının çarpılarak elde edilen yekünlerin toplanmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçmak işi. bk. Kaçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. break. flight. getaway. bunk. elopement. lapse. scamper. scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasion. flight. escape. running away. desertion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Firar etmek, gizlice gitmek: Hapishaneden kaçtı; askerden birkaç er kaçmış; çocuk okuldan kaçtı. 2. Habersiz Savuşup gitmek: Yanımda idi ne vakit kaçtı göremedim. 3. Koşup sür’ atle gitmek: Köpeklerin korkusundan bir kaçıyordu kil 4. Çekinmek, karışmak istememek, Osm. ictinâb etmek: Ben hizmetten kaçmam lâkin elimden gelmiyor; masraftar kaçıyor. 5. (kadınlar erkeğe) Görünmemek, örtünmek, tesettür etmek: Kızı bu sene kaçmaya başladı, benden kaçmıyor. 6. Zail olmak, ortadan kalkmak: Keyfim kaçtı. 7. Girmek, nüfuz etmek: Kulağıma su, pire kaçtı. 8. Biraz bir tarafa gelmek: Şuradaki ipi al sağa kaç. Ağızdan kaçmak = Dikkatsizlikle söylenmek: Ağızımdan bir söz kaçtı. Sancağa kaçmak — Gemi seyir yolundan sağ tarafa salmak. İskeleye kaçmak = Sol tarafa salmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take flight. light out. escape. run away. run. desert. flee. slip off. slip. abscond. blow. bolt. make a bolt for it. break. break away. bunk. decamp. defect. elope. fade. fly. fly away. get away. go by. hook it. lam. lapse. leg it. nip off. pack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoid. desert. duck. elude. escape. flee. flinch. funk. hare. sag. scamp. shrink. shun. slip. trot. to run away. to get away. to flee. to escape. to break away. to break out. to bolt. to abscond. to make off. to do a bunk. to elope. to run away with sb. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscond. escape. to escape from. to evade. to run away from. to desert. to avoid. to flee from. to sneak off from. to skip out of. to run. to leak out. to veil herself before men. to go away inadvertently. to run swiftly. to leave. (water , dus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.

Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000’li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.

O devirde Mısır’da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.

Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.

Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan’da, Çin’de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere’de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.

O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.

Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Knight Commander of the Order of St Michael and St George.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. rapture. trance. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) . Sarmak, sarılmak, Osm. derâğuş etmek, kucağa almak, bağra basmak, bk. Kucmak, kucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kucaklamak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulağa kaçan suyu çıkarmak için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Kulağa 3 damla tatlı bademyağı konur.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

LCD, veya Sıvı Kristal Ekran, BRAVIA TV’lerimizde kullanılan en popüler teknolojilerden biridir. İki saydam tabakanın arasında pikselleri oluşturan saydam kristal sıvı kullanılarak oluşturulan LCD ekran teknolojisi, ekranda göreceğiniz en keskin, net ve parlak görüntüyü oluşturur. Elektrik LCD ekrandan geçerken içindeki küçük sıvı kristallerin rengini belirler; böylece izlediğiniz görüntü canlı renklerle hayat bulur. Düşük ışık yoğunluğu sayesinde LCD ekran teknolojisi parlamayı önler ve daha dar açılardan izleme imkanı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sıvı Kristal Ekran teknolojisi düz panel televizyonlar yaratmak için kullanılan yöntemlerden biridir. Işık sıvı kristaller tarafından yaratılmaz; panelin arkasında bir ışık kaynağı (ampul) ekrana ışık verir. Ekran iki adet polarize saydam panel ile bunların arasına sıkıştırılmış sıvı kristal solüsyonundan oluşur. Sıvının içerisinden geçen bir elektrik akımı, kristallerin aralarından ışık sızmayacak şekilde hizalanmalarını sağlar. Her bir kristal, ışığın geçmesine izin vererek veya ışığı engelleyerek deklanşör vazifesi görür. Saydam ve karanlık kristallerin örgüsü görüntüyü oluşturur. LCD teknolojisi doğrudan izlenen arka projeksiyonlu ve ön projeksiyonlu televizyonlarda kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek kaliteli LCD ekran mükemmel renk, kontrast ve ayrıntı özellikleriyle daha net fotoğraflar sunar. Güneşli açık mekanlarda bile olsanız, özellikle çektiğiniz fotoğrafları çerçeveleyip izlerken çok işinize yarar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düz panel teknolojisinde likit kristaller iki cam tabaka arasında toplanır. Geçen elektrik akımı, küçük kristallerin ışığın geçmeyecek biçimde dizilmesini sağlar. Bu küçük likit kristallerin her biri bir pikseli yaratır ve görüntü oluşur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekstra büyük, geniş LCD dokunmatik ekran güneşli açık mekanlarda bile mükemmel renk, kontrast ve ayrıntılara sahip net görüntüler sağlar. Fotoğraf makinesi ayarları doğrudan dokunmatik ekran üzerinden yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sayaç, tarih ve saat, pilin şarj durumu gibi bilgileri gösteren bir bilgi paneli.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

LCD (Sıvı Kristal Ekran) ekran, fotoğraflarınızın çerçevesini oluşturmak ve resimleri göstermek için net bir görünüm sağlar. Fotoğraf makinesi işlevleri ve ayarları da LCD ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir pikselin açılması ya da kapanması için geçen süre

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük, şan, şeref.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجد] ululuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mecid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rızkı bol, nasibi açık, bahtiyar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem’» den im.) (c. mecâmi). 1. Toplanılan yer, toplantı yeri, birtakım şahıs veya eşyanın biriktiği yer: Mecmâ-ı üdebâ = Ediplerin toplandığı yer. 2. Kavuşulan yer, bitişme yeri. Ar. mülteka. Mecmâ-ı bahreyn = İki denizin kavuşma yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجمع] toplantı yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem’» den imef.) (mü. mecmûa). Toplanmış, birikmiş, yığılmış, (i. A. c. mecâmi). 1. Toplanmış şey, top, yığın. 2. (matematik, hesapta). Toplama, kara cümle: Bu on beş kalem rakamın mecmûu nedir?

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجموع] toplam, tümü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MECMÜA) (i. A.) (c. mecâmi). 1. Toplatılıp biriktirilmiş ve düzenlenmiş şeylerin bütünü, koleksiyon. 2. Seçilmiş şiir, musiki eserleri vs. yi toplayan dergi. 3. İlim, fen, edebiyat, sanat, aktüalite, spor ve her türlü mevzu üzerinde yayınlanan haftalık, iki haftalık, aylık, üç aylık vs. dergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periodical. magazine. review dergi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine. periodical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجموعه] dergi. 2.küçük risale veya farklı kitapların bir araya getirildiği eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Toptan, birden, birlikte, hep: Mecmûan geldiler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجموعا] toplam olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجمر] buhurdan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated. archaic. corny. dated. obsolete. out. outdated. outmoded. outworn. superannuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion. outdated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kıvırcık, kıvrılmış, lülelenmiş saç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cümle» den imef.) (mü. mücmele). Kısa ve az sözle ifade olunmuş, hülâsa edilmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Kısa ve az sözle anlatılmış, öz, özet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısa olarak, az sözle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem» den if.) (mü. müstecmia). Toplayan, cem’ eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجملا] özetle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Doğu Arabistan’da büyük bir ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yiğitlik, bahadırlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kahramanllık yiğitlik, efelik. Korkusuz olmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nücûm, encüm). Yıldız, (bk.) Nücûm Encüm-sipâh = Yıldız gibi hesapsız askeri olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نجم] yıldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. necmiyye). Yıldıza ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yıldızla ilgili. Necmüddin: Dinin yıldızı. - Dilimizde “Necmettin” şeklinde kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NECMİYYE) (bk.) Necmî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Necmi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Bir şeyin ölçüsünü belirtme: Tarlayı, arsayı, suyun derinliğini, zahireyi, zeytinyağını ölçme (ağırlıkhakkında «tartma» denilir). 2. Biçilecek bir şeyin ölçüsünü almak: Ölçüp öyle biçmeli. 3. mec. İyice düşünme, tasarlama, dengeleme: Siz bir kere işi zihninizde ölçün. mec. Ölçüp biçme = İyice düşünmek Canı cana ölçme = İnsaf etme. Gözle ölçme = Bir göz gezdirip tahmin etmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measuring. mensural. measurement. measuring. survey. surveying. gauging. mensuration. metage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measuring. mensural. measurement. survey. surveying. gauging. mensuration. metage. arithmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauging. measurement. measuring. survey. surveying. mensuration. scaling. taping. gaging. metering. meterage. admeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ölçme fiili

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measure. survey. clock. evaluate. gage. gauge. mete. meter. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauge. measure. weight. to measure. to gauge. to consider. to weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure. to weigh. to evaluate. to measure the worth of. to compare. to weigh. to mete. to admeasure. to gage. to gauge. to meter. to tape. to observe. to scale. to survey. depart. dose. fathom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DV video kameralarda kullanılan Tını Kodlama Modülasyonu (Pulse Code Modulation – PCM), en iyi kalite için 16 bit tek stereo modda ya da yaratıcı ses düzenlemesi için 12 dupleks stereo modda dijital ses kaydı yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu terimin yerine artık PC Card terimi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) received.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) received.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Taşlama, taşla vurma. 2. Suçluyu beline kadar toprağa gömüp taşlayarak öldürme cezası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رجم] taşlama, taşa tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

taşlanarak öldürülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Audio CD — mümkün olan en yüksek kalitede ses standardı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek kalitede ses depolama ortamı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Aygıtın, Super Audio CD ses kalitesi oluşturabildiğini ifade eder.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Pit Sinyal İşleme (Pit Signal Processing – PSP) teknolojisiyle, Super Audio CD’nin sinyal yüzüne belirsiz bir görüntü ya da filigran basılabilir. Bu teknoloji sanatçıları ve tüketicileri yasa dışı kopyalamaya karşı korumaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Saçmak İşi.’ 2. Av için tüfeğe doldurulan küçücük kurşun taneleri kl, tüfek atıldığı zaman saçılıp birden birkaç kuş vurabilir. 3. Çevresinde ağırlık vermek İçin kurşun taneleri bağlı bulunan daire şeklinde balık eğı. 4. Münasebetsiz, perişan, mânâsız ve ehemmiyetsiz söz: Söylediği saçmadır. Saçma sapan = Boş söz, ehemmiyetsiz şey veya İş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonsense. absurd. nonsensical. senseless. unreasonable. foolish. silly. pointless. for the birds. blind. chimerical. claptrap. cockeyed. fantastic. fantastical. farcical. fatuous. frothy. impertinent. inane. incongruous. inept. irrational. outlandish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurd. asinine. bollocks. bull. childish. cockeyed. crazy. drivel. empty. extravagant. fatuous. feeble. foolish. grotesque. impractical. inane. ludicrous. nonsense. nonsensical. preposterous. ridiculous. rot. rubbish. sappy. senseless. shot. silly. slopp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurd. ridiculous. scattering. strewing. absurd remark. spreading. casting. dissipation. dissemination. diffusion. dispersion. sprinkling. small shot. spill. radiation. emission. drop shot. ad absurdum. balderdash. bull. bull shit. bunk. bunkum. childish

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dağıtmak, serpmek: Tohum, su, kıvılcım saçmak. Atef saçmak = Tüfek ve topla mermi yağdırmak ve mec. Pek fazla hiddet etmek, hiddetle sert sözler söylemek. Para saçmak = Bir şey uğrunda çok para harcamak. Gözyazı saçmak = Bir acı dolayısıyle çok ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. disseminate. distribute. scatter. shed. sprinkle. strew. to scatter. to sow. broadcast. to strew. to sprinkle. to radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scatter. to screw. to spread. to disseminate. to disperse. to diffuse. to spill. to send forth. to radiate. to emit. to cast. to dissipate. to effuse. to sprinkle. to sow. bestrew. distribute. shed. take. vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kink. come off it!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drivel. glossolalia. knock it off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saçma sapan söylemek, boş söz etmek, münasebetsiz sözler söylemek, hezeyân etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talk through one's hat. talk nonsense. twaddle. drivel. bullshit. blah-blah. talk wild. blather. blether. drool. flap. gab. gas. piffle. rave. rot. waffle. yap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rave. to talk or act unreasonably. to talk nonsense. to piffle. to blather. to drivel. to babble. to prate. to twaddle. to talk tripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk nonsense. to talk rot. babble. to pluck a crow. gas. to talk through one's hat. to be right off it. piffle. twaddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonsense. absurdity. bullshit. horseshit. rubbish. stuff. applesauce. balderdash. bilge. blather. blatherskite. blether. bosh. cock. drivel. extravagance. eyewash. farce. fatuity. fiddle-faddle. flapdoodle. flimflam. flubdub. footle. gab. galimatias.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abracadabra. absurdity. bilge. bullshit. bunk. charade. claptrap. cobblers. cock. codswallop. crap. drivel. frivolity. humbug. nonsense. punk. shit. tomfoolery. tripe. twaddle. toomfoolery. garbage. rubbish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. piece of nonsense. absurd remark. bilge. boloney. bosh. codswallop. frivolity. garbage. guff. moonshine. tomfoolery. unreason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saplamak, sokmak, batırmak: iğne sançmak. 2. Yere dikmek, Osm. rekzetmek: Sancak, mızrak sançtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Namazda yüzünü yere koyma, yere kapanma: Secde etmek, secdeye varmak. Secde-i sehv = Namazda veya Kur’an-ı Kerîm’de, okurken yapılan bir hataya mukabil yapılen secde. Secde-I şükür = Şükretmek maksadıyla yapılan secde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostration. prostration. kowtow. kotow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostrating oneself in prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. secde, Fars. gâh = yer). Secde yeri, secdeye varılacak yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سجده گاه] secde edilen yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Seçmek işi. Ar. intihâb, Ihtiyâr. 2. Görüp farketme. i. Seçkin, Osm. intihap veya ihtiyar olunan veya olunmuş: Onun askeri hep seçme adamlardan ibaretti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. choice. picked. eclectic. recherche. choosing. selection. digest. pick. spotting. choice. co-optation. sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. extract. option. pick. select. selection. choosing. selecting. outstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. select. selecting. choosing. distinguished. outstanding. superior. hand picked. polling. selection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right to vote. elective franchise. right of choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!.). Seçmekle alınıp satılan, seçmek şartıyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by allowing the customer to pick and choose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Zıt bile olsa çeşitli felsefe doktrinlerinden seçilmiş fikirleri toplama usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin en iyisini bulup ayırmak, Osm. intihap ve ihtiyar etmek. 2. Fark ve ayırt etmek, İyi görüp farkedebilmek: Bir karaltı gördüm ama ne olduğunu seçemedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choose. select. elect. perceive. distinguish. pick. co-opt. constitute. coopt. cull. decide on. decide up. descry. hand-pick. intend. intend for. look out. opt. be particular about. pick out. plump for. single out. spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. choose. discern. distinguish. name. pick. return. select. spot. tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choose. select. to choose. to select. to elect. to perceive. to distinguish. to see. to discern. cull. excerpt. garble. gather. opt. pick. pick out. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potpourri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elective. optional. facultative. permissive. selective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrary. optional. selective. multiple-choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selective. sth which one may choose or reject at will. multiple-choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optional subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seçimde rey verme hakkına sahip olan kimse. Ar. müntehib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituent. voter. elector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electorate. elector. voter. electoral body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elector roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list of electors. voter-registration roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituent body. elective body. electoral body. electorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başından vazgeçmek, ölümü göze almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sessiz Açma etkin olduğunda, TV başlangıçta düşük sesle açılır ve ses kademeli olarak en son dinleme düzeyine yükseltilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dışarıya çıkmak, Osm. def’-i tabîİ etmek. 2. mec. Berbâd ve murdâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shit. have a shit. have a crap. crap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shit. to shit. to crap. to have a crap. to mess up. to bugger up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her sensörün daha fazla ışık alması için pikseller arasındaki ölü alanları azaltan gelişmiş sensör yapılandırmasına sahip Sony Super HAD (Hole Accumulated Diode) CCD™, nefes kesici görüntüler elde edilmesini sağlar. Yonga üzerindeki mikro lensler, ışık toplama performansını ve CCD hassasiyetini geliştirerek, daha parlak, daha gerçeğine uygun ve daha az parazitli görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

SACD’ye bakın.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cyber-shot fotoğraf makinelerindeki teknoloji, CCD’nin ışık toplama performansını güçlendirir. Bu, her bir pikselin üst kısmına mikroskobik bir objektif yerleştirip üzerine mümkün olduğunca fazla ışığın odaklanması sağlanarak çalışır. Bu şekilde renk parazitleri azaltılıp resim kalitesi yükseltilir. Bu özellik ayrıca Advanced HAD CCD™ olarak Handycam® ürün serisinde de bulunabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. slip up. stumble. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayağını bir engele çarpmakla düşecek gibi olmak: Bu at her adımda sürçüyor. 2. Yanılmak, hata etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stumble. to say sth by mistake. slip up. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelişmiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstünde kalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelimiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstündekalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon. san. bir kavramı daha dar veya daha geniş anlamda başka bir kavramla ifade etme usulü (msl. Türk ordusu yerine Mehmetçik, vişne şurubu yerine vişne demek gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تاجدار] taç sahibi, padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tacamahac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cidd» den masdar). Yeniletme, yeni etme, tazeletme. Tecdîd-i havâ = Odanın havasını değiştirip tazeletme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تجدید] yenileme. 2.yenilenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yenilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yenilemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yinelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal. renovation. restoration. refurbishment. replacing with a new one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâd» dan masdar). Dondurma, dondurulma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Süs, tezyin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunçtan oluşan, dağ gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flight. flying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dağın karlarla örtülmüş dik yamacı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Havaya kalkıp gitmek: Kuş uçtu. 2. Gaz veya buhar hâline geçip hevaya kalkmak: Bu süt kaynaya kaynaya uçtu. 3. Yok olmak, sıyrılıp gitmek, mahvolmak: Rengi, benzi uçmuş. 4. Çalınmak, aşırılmak; görünmez olmak: İki gün kütüphanemi açık bıraktımdı, kitaplarımın yarısı uçtu. 5. Yardan, uçurumdan yuvarlanıp düşme: Köprünün üstünden uçup nehre düştü. 6. Fazla koşmak, pek hızlı gitmek: Hücum kumandası verilince süvariler uçup gözümüzden kayboldular. 7. Çapkınlıkta pek ileri varmak, uçarı çapkın olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take wing. fly. wing. evaporate. fade. barrel. flush. freak out. sail. soar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. flit. float. flutter. fly. scorch. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consume. fade. fly. to get high. vanish. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uçan uçucu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lay open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overdue. past due.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renunciation. surrender. giving up. cession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relinquish. abandonment. renouncement. renouncing. abdication. abnegation. cession. departure. desistance. discontinuance. recantation. relinquishment. remise. remission. remitment. remittal. renunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop the reins. abandon. back down. back down from. back out. back out of. back track. backtrack. cease. cede. cry off. cut loose. declare off. desist. disclaim. dispense with. do without. forbear. forego. forgo. forsake. give over. give up. go witho.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abandon. chuck. desist. forgo. forsake. quit. relinquish. renounce. waive. to give up. to quit. to abandon. to abdicate. to desist. to forsake. to back out. to relinquish. to renounce. to change one's mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to renounce one's claim to sth. to give up. to abandon. to decide not to. to forgo to waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendini kaybedecek derecede ilâhî aşka dalma, Ar. istiğrak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجد] coşku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وجدآور] coşkulu, heyecanlandıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zenginlik, varsallık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Coşkunlukla ilgili, coşkunlukla oluşan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vecdi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(VİCDAN) (i. A.). 1. Bulma, bir şeyi bir hâlde görme. 2. Kalple hissetme, duygu. 3. İnsan kalbindeki bir gizli duygu ki, iyilik etmekten hoşlanır, kötülük etmekten ızdırap duyar ve iyiyi kötüden ayırır: Bunu vicdanım kabûl etmiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscience. heart. inner man. remorse. scruple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscience. scruple. conscience bulunç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscience. casuist. heart. qualm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجدان] iyi ile kötüyü ayırt edip değerlendirme duygusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İyiyi kötüden, hayrı serden ayırmayı sağlayan iç duygu, ahlak şuuru. His duygu. 2.Din, inanç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compunction. remorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad / burdened conscience. compunction. bad conscience. guilty conscience. pangs of conscience. qualm. qualms of conscience. remorse. worm of conscience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vicdanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as far as one's conscience is concerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجدانا] vicdan bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vicdâniyye). Vicdanla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of conscience. pertaining to one's conscience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalbindeki iyiyi ayırma hissi kuvvetli olan, duygulu, insaflı: Vicdanlı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscientious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscientious. scrupulous. honest. just. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vicdanlı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold-blooded. hard-hearted. without remorse. remorseless. unconscientious. unconscionable. unscrupulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remorseless. unscrupulous. unjust. unfair. conscienceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulous. unjust. unfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vicdan noksanlığı, hissizlik, duygusuzluk, insafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjustness. unfairness. unscrupulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony X-black LCD™, bir yerine iki tane özel tasarlanmış lamba ile güçlü bir şekilde aydınlatılır. Ekran yüzeyi yansımayı önleyici bir katman ile kaplanmıştır. Bu da geniş bir kontrasta sahip canlı ve gerçeğine uygun renkler sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ezmek, basmak. 2. Hurdehaş etmek. 3. mec. Zulmetmek.

Türkçe Sözlük by