Aac-lc (gelişmiş Ses Kodlama ne demek? | Aac-lc (gelişmiş Ses Kodlama anlamı nedir? | Aac-lc (gelişmiş Ses Kodlama

Aac-lc (gelişmiş Ses Kodlama anlamı nedir?

Aac-lc (gelişmiş Ses Kodlama ne demek?

Aac-lc (gelişmiş Ses Kodlama anlamı nedir?

Aac-lc (gelişmiş Ses Kodlama | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aac lc gelismis ses kodlama

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz..

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses, 6 ses bölümünde kaydedilir (= 1/2 kare, 1 stereo kanal). 32 kHz örnekleme frekansı ca. 16 kHz çalma frekansına izin verir. 12 bit modu genellikle ses ekleme ve ses üstü kayıt için kullanılır; ek stereo kanallar, ör. orijinal 6 ses bölümüne müzik ya da konuşma eklenebilir. Toplam 2 stereo kanal (her biri 16 kHz çalma frekansında).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu modda, ses eklemenin yanı sıra ses üstü kayıt da kullanılabilmektedir. Birinci stereo kanal, genellikle video sinyalleriyle birlikte verilen orijinal ses içindir. İkinci stereo kanal ise, art alandaki müzik, konuşma ya da diğer ses efektleri için kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DAT ya da CD kalitesindeki yüksek kaliteli sesler kaydedilebilir ve çalınabilir. Bu 16 bit/48 kHz stereo ses sinyali, video sinyalleriyle birlikte kaydedilir; sesin kalitesi, müzik programlarının kaydedilmesi için uygundur.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Ana birimden ayrı (örneğin başka bir odada) bulunan ikinci bir amplifikatöre gönderilmek üzere sinyal sağlayan ses çıkışıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sol ve sağ kanallar için hoparlörler ve bir pasif subwoofer’dan oluşan üç yollu ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Pikselleri açıp kapatan, her biri kırmızı, yeşil ve mavi renkleri görüntülemek için tahsis edilmiş üç ayrı sıvı kristal ekran paneli kullanan arka projeksiyon ve ön ekran projektörlerinde Sony damgası.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

4 renkli LCD ekran (kırmızı, mavi, yeşil ve sarı), görüntüyü kendi tercihinize göre düzenlemenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

AAC (Gelişmiş Ses Kodlama) mp3’ten sonra geliştirilen bir ses formatıdır. Sony PlayStation®, PSP® ve WALKMAN® modellerinde standart olan AAC teknolojisi, aynı bit hızında daha verimli ses sıkıştırma özelliğine sahiptir. Böylece, ister yeni bir oyun oynuyor ister en sevdiğiniz şarkıyı dinliyor olun, üstün bir ses kalitesi elde edersiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Ses Kodlaması. Dijital olarak sıkıştırılmış müzik formatı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MP3’e göre %25 daha kaliteli olan müzik sıkıştırma formatıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz..

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ucubeler, pek acayip, tuhaf şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Acemler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cebredici, zorlayıcı, kuvvet ve kudret sahibi Allah’ın kulu. Cebbar, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük, ulu, yüce Allah’ın kulu. Celil, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzellikleri kendinde toplayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömert olan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrant. protractor iletkiprotractor. protractor iletki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protractor. goniometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african violet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reasonable. rational. rationalistic. rationalist. level-headed. level. orthodox. rationalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalist usçu. rasyonalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalistic. rationalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Her varlığın aklî bir sebebe dayandığını, bilginin kaynağının akıl prensipleri olduğunu kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism usçuluk. rasyonalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessories. accessory. accessaries. accessary. attachment. fixings. ornament. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. refinement. prop. spare part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. stage prop. appliances. props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Parlak kırmızıya çalar renkte. 2. Ala çalar doru (At).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçakça, pek yüksek olmayan, (ekseriya makamı tahbibde müstameldir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de yer, toprak demek olan «al» dan yahut «alt» tan;. 1. Yüksek karşılığı, aşağı, pes. 2. Boyu kısa, kısır, (mec.) 1. Karakteri ve nesli aşağı, kötü huylu, zelil, dûn. 2. Hasis, pinti, cimri. 3. Korkak, nâmerd. Alçak gönüllü = Mütevazı, kibirsiz. Alçaktan görüşmek = Kibir etmemek, tevazu göstermek. Yalımı alçak = Kibri olmayan, tevazu sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. short. vile. cowardly. base. low-down. rascally. humble. baseborn. contemptible. dastardly. ignoble. lousy. lowrise. misbegotten. nefarious. no-good. recreant. scoundrelly. sneaking. sneaky. sordid. squat. villainous. low. blackguard. heel. no-g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. base. bastard. contemptible. deep. ignoble. infamous. low. mean. rascal. scoundrel. scurvy. sordid. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. mean. base. bass. contemptible. dastardly. despicable. ignoble. ignominious. inane. lorry. lousy. low- down. nefarious. recreant. reptile. scurvy. shabby. small. sneaking. sordid. vile. yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. humble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humbleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. affability. humility. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scoundrel. bugger. unredeemed blackguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bas-relief. low-relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low voice / tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az alçak, pek yüksek olmayan. Alçaklıkla, zillet ve tenezzülle: Alçakça yalvarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despicably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendisinden aşağı olanlara eşit muamele yapan. Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren veya mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. meek. modest. unpretentious. decent. demiss. frugal. lowly. meek-spirited. pudent. low. simple. simple-hearted. simple-minded. submissive. unassuming. unpresuming. unpretending. hat in hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowly. meek. modest. unassuming. humble. modest mütevazı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common in hand. in hat. humble. low. lowly. meek. modest. prone. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Alçakgönüllü olanın hali veya bir alçakgönüllüye yakışacak davranış, tevazu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahkir etmek, hor ve zelil nazariyle bakmak. Alçalmak ve yaltaklanmak, alçakça yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). indirmek, azaltmak, alçaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yükseklik karşılığı, pestî. 2. Boy kısalığı, (mec.) Zillet. 2. Mübalağalı hasislik, cimrilik. 3. Korkaklık, nâmertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. ignominy. infamy. turpitude. villainy. lowness. shamefulness. vileness. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowness. shamefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

losing altitude. going down. losing esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alçalmak işi. 2. (coğrafya) Toprağın çökerek oturması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going down. losing altitude. losing esteem. abasement. degeneration. deterioration. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğilmek, inmek. Mec. tenezzül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend. dip. lapse. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decline. to go down. to lose esteem. to lose altitude. descend to. deteriorate. lower oneself. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humiliating. degrading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçak hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. reduce. belittle. debase. bastardize. bemean. detract. downgrade. drag down. lift down. set down. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen. debase. degrade. demean. downgrade. humble. to lower. to drop. to reduce. to degrade. to debase. to abase. to humiliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lower. to reduce. to humiliate. to abase. belittle. degrade. demean. derogate. descend. pervert. set down. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Can alıcı güzel. Can alan, cesur, yürekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha alçak, az alçak, alçakça.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). simya, alşimi.alchemist (i). simyager, alşimist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam harç yapmada kullanılan maruf beyaz toz, cibs. Alçı taşı = Bunun ezilmemişi, taş hâlinde olanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compo. plaster. plaster of paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster. plaster of paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster of Paris. gypsum. plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster mold. gypsum mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasterboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçı ile yapıştırmak veya sıvamak, alçı sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of paris. to plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of Paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast in plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkol, ispirto; içki. alcohol'ic (s)., (i). alkolik, ispirtoya ait; (i). ayyaş. alcoholism (i). alkolizm, içkiye düşkünlük, içkinin vücutta yaptığı tahribat. denatured alcohol mavi ispirto, karışık ispirto, rubbing alcohol tuvalet ispirtosu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i, eski Kur'an ı kerim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). odada yatak veya kitap rafları konulması için ayrı yer; kameriye; (jeol). düz kayanın tabakaları içine nehrin açtığı çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.), (bk.) Alkalimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist. capitalistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mikroskopla görülebilen hayvancık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. stupidly. silly. foolish. idiotic. crazy. footling. half-baked. ill-considered. inept. foolishly. fatuously. fondly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asinine. crass. crazy. emptily. foolish. harebrained. ludicrous. nonsensical. puerile. rubbish. sappy. sloppy. stupid. vacuous. stupidly. foolishly. silly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. cloddish. cockeyed. half baked. jerky. vacuous. witless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Seste, ara sesin titreşiminden hasıl olan alt ve üst sesler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Arşidükün feşi veya kızı. Habsburg Alman hanedanında imparatorluk prensesi: Büyük düşes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archduchess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Okuyup yazması olmayan kimselere para ile dilekçe, mektup ve benzeri şeyler yazan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petitioner. street letter writer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (Dilimizde müfret gibi kullanılıp müfredi olan «As» kullanılmaz). Vaktiyle gece nöbet gezen kol, gece bekçisi. Ases-başı: Vaktiyle polis müdürü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عسس] gece bekçisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı saltanatının eski devirlerinde polis müdürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir asidin temerküz derecesini ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), tayin etmek (vergi, para cezası v.b.) , kıymet takdir etmek, tarh etmek, -e bağlamak assessable (s). vergi tayini için kıymeti takdir olunabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i takdir edilen kıymet; kıymet takdir etme; vergi; ödenecek veya toplanacak meblâğ .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).vergi tahakkuk memuru; yargıç muavini veya muşaviri. assessor'ial (s). bu memura ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underdeveloped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ekonomik ve fiziksel gerileme gösteren bölge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıç kabzasının siperi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baldan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bal satan veya arı yetiştirip bal alan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealer in honey. beekeeper. apiarist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapışkan ve ayağı tutar çamur, özlü toprak, çömlekçi ve lüleci çamuru, salsal. 2. Umumiyetle çamur. Balçık hurma = Zenbil içinde basılmış top hurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ooze. silt. slime. clay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mud. wet clay. ooze. slime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balkon. balconied (s). balkonlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press attaché. press secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barometer. manometer. pressure gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Askerlerin tâyînât puslalarını alıp satarak bundan istifade ve ticaret eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Askerlerin tâyînât puslalarını alıp satmak işi ve bundan olunan ticaret.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ay yüzlü. 2.Fatımi devleti vezir ve serdarlarındandır. 2 defa Şam valisi olmuştur. (1013-1094).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. geğirmek; püskürtmek, fırlatmak; i. geğirme; fırlatma, püskürtme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Fransızca Belgique). Batı Avrupa’da bir devlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belgian. belgium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Belgium. benelux countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Brüksel.

Nüfus: 10.063.000.

Yüzölçümü: 11.787 km2.

Komşuları: Batı’da ve Güney’de Fransa, Güneydoğu’da Lüksemburg, Doğu’da Almanya, Kuzey’de Hollanda.

Önemli Şehirleri: Brüksel, Antwerp, Ghert, Charleroi, Liege.

Din: %75 Katolik.

Dil: Fransızca, Almanca.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monark’a bağlı parlamenter demokrasi.

Siyasi Partiler.

Flaman Bloğu, Halkın Birliği, Fransızca Konuşanların Demokratik Cephesi, Özgürlük ve İlerleme Partisi, Reformcu Liberal Parti, Hristiyan Halk Partisi, Sosyal Hristiyan Parti, Sosyal Parti.

Tarih: Belçika ismi, ülkenin ilk yerleşik insanları olan Belgae’lerden gelmektedir. Ülke olarak Julius Caesar tarafından fethedilmiş ve Romalıların, Frank’ların Burgundy’nin, İspanya’nın, Avusturya’nın ve Fransa’nın da dahil olduğu bir dizi işgalci devlet tarafından 1800 yıl yönetilmiştir. 1815’ten sonra Belçika Hollanda’ya bağlandı fakat bağımsız bir anayasal monarşi olması 1830’a rastlar. Belçika’nın tarafsızlığı her iki dünya savaşında da Almanya tarafından ihlal edildi. Kral 3. Leopold 28 Mayıs 1940’ta Almanya’ya teslim oldu. Savaş sonrası, tahtından feragat edip yerini oğlu Kral Baudovin’e bırakması konusunda siyasi baskıya maruz kaldı. Kuzey Belçika’da yaşayan Flamanlar Hollandaca, güneydeki Valonlar ise Fransızca konuşurlar. Bu dil farklılığı daimi bir karşıtlık kaynağı olmuş, iki grup arasında düşmanlığa yol açmıştır. Parlamento, gücün merkezi hükümetten 3 bölgeye -Valonya, Flander ve Brüksel- transferini amaçlayan bir takım önlemler almıştır. Belçika yaptığı dış ticaret ile ekonomisini yürütmektedir ve toplam ücretiminin %50’si dış ülkelere satılmaktadır.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Belçika ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belgian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selfishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالجمله] tümüyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to some extent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili “Gelişmiş Ses Dağıtım Profili’. MP3 çalar, cep telefonu ve PDA gibi taşınabilir ses cihazlarından kablosuz yüksek kalite ses aktarımı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Bir çeşit fasulya, börülce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amply. abundantly. quite loose. quite wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortasında koyu bir benek olan bir çeşit ufak fasulye, (vigna sinensis). (bk.) Böğrülce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney-bean. cowpea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Karnıkara): Göbeği koyu renkli bir çeşit ufak fasulyedir. İçeriğinde protein, azot, nişasta ve C vitamini vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar tutukluğunu ve anüs kaşıntısını giderir. Yanık tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Broker)

Borsamız mevzuatında Üye temsilcisi kavramı kabul edilmiş olduğundan tanım “Üye Temsilcisi” maddesi altına alınmıştır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). En yüksek pâyeli elçi. Osm. sefîr-i kebîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador. ambassador sefiri kebir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. ambassadorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -nei) topuk kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalsiyumlu, kireçli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windy. talkative. garruluous. chatterbox. babbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanta çiçegi, (bot). Calceolaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalsiyumlu, kireçli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). kalsiyumlu, kalsiyum hâsıl eden; kireçli, kireç hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kireçleşme, kireç haline gelme; kireçlenme, kalsifikasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kireç haline koymak; kireçlenmek; kalsiyum tuzları ile sertleştirmek, taş haline getirmek; taş haline gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). badana; (f). badana etmek, badana yapmak, badanalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yakarak toz haline getirmek veya gelmek; kirecimsi bir hale gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalsiyum karbonattan meydana gelen taş (mermer, tebeşir, izlanda billuru).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalsiyum. calcium carbide karpit. calcium chloride kireç kaymağı. calcium hydroxide kireç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hesap edilebilir, sayılabilir; güvenilir, sağlam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hesap etmek, hesaplamak; saymak; ayarlamak; ABD, (leh), niyet etmek, planlamak, tasarlamak; düşünmek; tahminde bulunmak; upon veya on ile güvenmek, dayanmak. calcula'tion (i). hesaplama, hesap; tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hesap yapan; ihtiyatlı, dikkatli; egoist çıkarcı. calculating machine hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap eden kimse; hesap makinası; hesap cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). böbrek taş cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ-li,-lus.es) (tıb). safra kesesi veya böbrek taşı; (mat). hesap differential calculus diferansiyel hesap. integral calculus toplam hesap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kalküta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Canser).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman toprağına atla hücum yani ılgar edip yağma eden. Akıncı, yağmacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looter. marauding. raider. pillager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looter. pillager. marauder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapulcu davranışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillage. looting. plunder. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süvari alayı; süvarilerin veya atlı arabalann geçit töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

santigrat termometresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسيم الجثه] iri yapılı, iriyarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dial tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periwinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kadıköy yakasının eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalseduan, Kadıköytaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakır veya pirinç üzerine hakkaklık sanatı. chalcographer (i). bakır veya pirinç üzerinde çalışan hakkâk. chalcograph'ic, chalcograph'ical (s) . bakır ve pirinç hakkaklığına ait veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakırlı pirit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جدال جو] mücadeleci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇIRILÇIPILDAK (i.) Tamamen çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stark naked. in the buff. mother-naked. without a stitch on. without a stitch of clothing. starkers. in one's bare skin. in the nude. in one's birthday suit. in the raw. in the state of nature. in the altogether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stark naked. in the nude. in the buff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the altogether. stark naked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Clear Photo LCD Plus, daha yüksek ekran çözünürlüğe ve daha yüksek kontrastlı çok sayıda renkle gelişmiş görüşe sahip bir LCD ekrandır. Bu, karanlık ya da aydınlık ortamlarda daha iyi film oluşturma ve odaklanmasına, oynatma sırasında daha net görüntüye olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Omuriliğin ön kordonlarının iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde poliomelitis denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan çıkan damlacıklarla bulaşır. Çocuk felcine küçükler yakalanabileceği gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık mikrop kapıldıktan 7-21 gün içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için Salk aşısı veya Sabin aşısı yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6 ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek sesli olmayan musiki eseri. (bk.) Çokseslilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide aynı anda birden fazla sesin duyulması esasına dayanan sistem. Polifoni. Teksesli musikinin zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şunu bunu curnal eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Curnalcının işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Eskiden mahalle mektebine giden çocukların alfabelerini ve Kur’an cüzlerini koydukları, boyna asılan, kumaştan yapılma kese.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davul çalan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drummer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timpanist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Evde dijital surround efektleri yaşamanızı sağlayacak bir özelliktir. DCS, surround sesleri Cinema Studio Mode’ları ya da Virtual 3D modlarıyla yeniden düzenleyerek, filmlerin amaçlandığı şekilde izlenmesini sağlayacak yüksek kaliteli surround sesler oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kireçten mahrum etmek,(kemik v.b.'ni) kirecini çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). emanet paradan çalmak, zimmetine geçirmek. defalca'tion (i). emanet paradan çalma, zimmetine geçirme, suiistimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her açıdan kolay izleme için değişebilir açılı yüksek kaliteli geniş LCD ekran. Bu özellik ile çekilecek alanı belirlerken kamerayı yukarı veya aşağı doğru eğerek kadrajı rahatlıkla ayarlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiryolu işlerinde çalışan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). teskin edici, yatıştırıcı, müsekkin; (i)., (tıb). teskin edici veya koruyucu ilâç .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çan çiçeğinin bir türü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea trip / voyage. sea journey. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital Ses İşleme (DSP), ses üretiminin atmosferini değiştirerek, sese ayrı bir hava katabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony Ses Mühendisleri ve ses uzmanları tarafından Sony Pictures Entertainment’ta geliştirilen Digital Sinema Sesi, film deneyimini evinize taşır. Bu teknoloji, Sony’ye ait üç prestij sahibi ses dublaj salonlarında Kim Novak, Barbara Streisand ve Cary Grant’ın yardımlarıyla geliştirilmiştir. Bu salonlarda ses alanı ölçüleri alarak Sony, sinemadakiyle aynı aural hissini yeniden yaratabilen dijital işleme teknolojisini geliştirmiştir. Çoğu Sony HiFi alıcıları ve ev sinema sistemleri DCS özelliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Sinir sistemindeki bir bozukluktan dolayı, dil gücünün kaybolmasıdır. Doktor tarafından tedavi edilmesi gerekir. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zencefil, kekik, karbaşotu.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 çorba kaşığı toz zencefil, 1 çorba kaşığı ufalanmış kekik ve bir tutam karabaşotu konur. 15 dakika kaynatılıp, süzülür. Gargara yapılır, hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linguist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linguist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük dil, dil şeklinde küçük Alet. 2. Bızır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلجو] gönlün aradığı, güzel, sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmi müessese halinden çıkarmak, kilisenin devletle olan ilişkisini kesmek. disestablishment (i), resmi müessese halinden çıkarma, kilisenin devletle olan ilişkisini kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). itibarsızlık; (f). itibar etmemek, saymamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mal ve mülküne el koymak, evinden çıkarmak, (huk). tahliye etmek; yoksun bırakmak, mahrum etmek. dispossession (i). mal ve mülke el konulması, evden çıkarma veya çıkarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çift Sınırlandırıcı COS Filtresi (DLCF), resim kalitesini geliştirir ve atlama telafisini en iyi hale getirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Pulse Code Modulation – Tını Kodlama Modülasyonu) sesi, bir sıkıştırılmamış yüksek kaliteli dijital ses biçimidir. Sony DVD Video oynatıcılar, çeşitli kuantizasyon (16 bit, 20 bit ya da 24 bit) ve örnekleme hızlarında (48 kHz ya da 96 kHz) DVD’leri oynatabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (müz). tatlı, aheste, hoş, dolçe. dolce far niente tatlı rehavet. dolce vita tatlı hayat. dolcis'simo (s)., (z)., (müz). çok tatlı, çok hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato sauce. ketchup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok arabada hoparlörler zemin seviyesinde bulunmaktadır. Bu yenilikçi 3B sanal ses teknolojisi, seslerin sanki kafa hizasında bulunan hoparlörlerden geliyormuş gibi duyulmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulağa hoş gelen, ahenkli; tatlı, hoş, latif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zevk vermek, hoşa gitmek; yatıştırmak, dindirmek; tatlılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santur, kanuna benzer bir çeşit çalgı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dük’ün karısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (dü = iki, şeş = altı). 1. Tevla oyununda iki zarın da altı benekli tarafları üste gelmesi. 2. mec. Rasgelme, iyi tesadüf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duchess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godsend. double six. windfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toss- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD’ye ses kaydedilmesini sağlayan bir biçimdir. Yüksek örnekleme hızları ve çözünürlük, mükemmel ses kalitesinin elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Mezopotamya, Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki ülke. Bugün İrak’ta kalıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (il’den. Aslı: ilçi). Elçi, bir memleket veya devlet tarafından diğeri nerdine gönderilen vekil. Ar. sefîr. Büyükelçi = Sefir-i kebîr. Orta elçi = Büyükelçinin bir derece aşağısındaki elçi. Elçi vekili = Maslahatgüzar. Aracı, görücü, bir istek için gönderilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador. envoy. delegate. herald. legate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envoy. prophet. ambassador. delegate. emissary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Başka bir devlet nezdinde devletini temsil eden kişi. 2.Sefir. 3.Allah’ın gönderdiği rasul ve nebil(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eldiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elçi sıfat ve memuriyeti, sefaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. mission. legation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. ambassadorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. the quality and functions of an ambassador. delegacy. mission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye basarak tercih ettiğiniz ses tarzını (Rock, Pop, Caz, Konuşma) seçmenzi sağlayan özellik.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü ‘rihter’de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik O (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. Şimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Sesin şiddet faktörü => Ses seviyesi (dB) => Sesin kaynağı

1.000.000.000.000.000.000 => 180 => Roket sesi 1.000.000.000.000.000 => 150 => Jet uçağının kalkışı 1.000.000.000.000 => 120 => Gök gürültüsü 100.000.000.000 => 110 => Klakson sesi (l metreuen) 10.000.000.000 => 100 => Metro istasyonu 1.000.000.000 => 90 => Mutfak blenderi 100.000.000 => 80 => Saç kurutucusu 10.000.000 => 70 => Otobandaki trafik 1.000.000 => 60 => Normal konuşma 10.000 => 40 => Oturma odası 1.000 => 30 => Kütüphane, hafif fısıltı 10 => 10 => Yaprak hışırtısı l 0 => İşitmenin alt sınırı

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkça bu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da ‘Herz’ birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olmasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü “rihter”de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik 0 (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. İimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkçabu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da “Herz” birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olamasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hiçbir düşüncesi olmayan, bir şeyi düşünmeyen. 2. Kedersiz, rahat, tasasız. 3. Vesvese ve merak etmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. calm. unembarassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşünmeyiş. 2. Tasasızlık. 3. Vesvesesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Trafik Anonsları (Traffic Announcement – TA) işlevinin, geçerli trafik bültenlerini kaçırmadan, trafik anonsu yapmayan istasyonları dinlemenizi sağlayan gelişmiş bir sürümüdür. Trafik anonsu yapıldığında, EON işlevi ayarlı istasyonun trafik programına otomatik olarak geçer.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Ergenlik yaşındakilerin yüz, omuz, sırt ve karınlarında görülürler. Siyah noktalar, beyaz benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler. İçleri cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir. nedeni; yağ bezlerinin tıkanmış olmasıdır. Ergenlik sivilceleri kendiliğinden kaybolur. Sıkmamak, oynamamak gerekir. Tedavinin ilk şartı sabırdır. Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü sabunla yıkamakta fayda vardır. Bu arada baharatlı yiyecekleri ve çikolatayı terketmek gerekir. Ayrıca, aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Marul, su.

Hazırlanışı : Soğuk su ile yıkanan marul yaprakları iyice ezilir. Çıkan su yüze sürülür.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü, boyun eğmez yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD çalarlar için bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı yüksek düzeyde direnç sağlayan bir sistemdir. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Böyle bir soruyu ilkçağlarda okyanus kıyısında yaşayan bir kişiye ‘bu denizlerin sonuna yolculuk nasıl olurdu’ diye sorsaydınız herhalde hayal gücünü bile kullanamazdı. Biz bugün evren hakkında o zamanın insanının dünya hakkında bildiğinden daha çok şey biliyoruz.

İimdilik bilebildiğimiz kadarıyla evrenin büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için gelin hayali bir uzay aracı ile hayali bir uzay yolculuğuna çıkalım ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin ikizi Andromeda galaksisine bir gidip gelelim.

Tabii bu uzay aracının hızı dünyamızdaki yolcu uçaklarınınki kadar, yani saatte bin kilometre civarında olursa, Güneş’e bile varmak yıllarca sürer. Onun için aracımızın hızının ışık hızı, yani saniyede 300 bin kilometre olduğunu varsayalım. Bu hızı tahayyül edebilmek için bir silahları çıkan merminin hızının saniyede bir kaç kilometre olduğunu belirtelim.

Dünyadan hareket eder etmez, bir saniyeden biraz fazla bir süre içinde Ay’ı sollar, 8 dakika sonra Güneş’te oluruz, Güneş’in sıcaklığından bir an evvel kurtulmak için yolumuza devam edersek 5,5 saat sonra gezegenleri arkamızda bırakarak Güneş istemimizden çıkarız. Buraya kadar 6 milyar kilometre yol gelmişizdir ve geriye dönüp baktığımızda artık Dünya’nın yanında Ay’ı seçemeyiz.

Güneş sisteminden çıkarken rotamızı en yakın yıldıza çevirelim. 4 yıl 3 ay sonra Proxima Centauri’ye varırız. Buralardan artık Güneş sistemimizin devleri Jüpiter ve Satürn de dahil hiç bir gezegen gözle görülemez sadece Güneş sönük bir yıldız olarak gözümüze çarpar.

Madem hayali bir seyahat yapıyoruz, burada geçen ömrümüzün de sınırlı olmadığını kabul edelim. 20 bin yıl sonra içinde bulunduğumuz yıldız grubu Samanyolu’nun sınırına ulaşıp dışarı çıkarız. Burada artık Güneş de gözden kaybolur. Bir kaç yüz bin yıl daha boşlukta gidip geriye baktığımızda 100 milyar yıldızdan oluşan Samanyolu’nu hızla dönen büyük bir girdap gibi görürüz.

İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisine diğer ülkeler mitolojiden kaynaklanan, ‘süt’ veya ‘sütlü yol’ anlamında ‘Milky way’ adını vermişlerdir. Anadolumuzda ise bu yıldızlar topluluğu, saman çalan bir hırsız kaçarken dökülen samanlara benzetilip ‘Saman uğrusu’ adı verilmiş bu ad zamanla Samanyolu’na dönüşmüştür.

Güneşimiz 4,5 milyar yaşındadır ve Samanyolu’nda bir turunu 220 milyon yılda tamamlar. Yani Güneş, gezegenler ve biz, bugüne kadar galakside 20 turu tamamlamış bulunuyoruz. 22 milyon yıl sonra yirmi birinci tur da tamamlanmış olacaktır. Son tur başladığında dinozorlar dünyada ortaya çıkmışlardı. Bir turda dünyada olup bitenlere bakın.

Dinozorlar 21. tur bitmeden dünyadan silinip gittiler. İnsanlık tarihi ise ancak 200 bin yıl evveline kadar gidebiliyor. Afrika’da bulunan, insanı andıran maymun kalıntıları ise 3,5 milyon yıllık, yani Taş Devri’ çizgi filmindeki Fred’in hiç bir zaman bir dinozoru olamadı.

Neyse biz yolculuğumuza devam edelim. Bu arada gözümüze bizim Samanyolu’na benzer başka yıldız grupları da çarpar. Bunlardan en yakın olanına 400 bin yıl sonra ulaşırız. Işık hızı ile yoluna devam eden uzay aracımız 3 milyon yıl sonra Samanyolu’nun ikizi olarak bilinen Andromeda galaksisini de geçerek galaksiler grubunun dışına çıkar ve daha büyük bir boşluğa dalar.

Aslında biz dünyadan baktığımızda bu mesafeden 3-4 bin kat daha uzak gök cisimlerini de gözlemleyebiliriz ama iyisi mi boşlukta kaybolmaktansa artık geri dönelim, evimize varmak için daha 3 milyon yıllık yolumuz var.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Biraz evvel, önce. Ar. mukaddimâ. 2. Daha evvel, ondan önce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

previously. ere this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. previously. formerly. before önceleri. eskiden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

previously. formerly. originally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Kunduracı bıçağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). orak şeklinde,kanca veya çengel şeklinde, hilal şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski pala gibi enli ve ağır kılıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fal açan, fala bakan: Falcı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune-teller. fortune teller. augur. diviner. seer. warlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortuneteller. seer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune teller. augur. soothsayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat.) orak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fal açmak işi. Fala bakanın meşguliyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune-telling. fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunetelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şahin, sungur, doğan. falconer (i). şahinci, doğancı, avcı. falconry (i). şahin veya doğan ile avlanma; doğancılık,kuşçuluk. peregrine falcon alaca doğan,şahin, (zool.) Falco peregrinus. red footed falcon kırmızı ayaklı kerkenez, (zool.) Falcovespert

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tar.) bir çeşit ufak top; Asya'ya mahsus birkaç çeşit doğan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FELÇ) (i.) (Arapça’da if. vezninde «fâlie» kullanılır), inme, damla nüzul, bilhassa bir kol ile bir bacağın oynamamasına sebep olanı, yarımca: Felce uğradı; felç isabet etti.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sinir sisteminde meydana gelen bir bozukluktan dolayı, kas gücünün kaybolmasına felç, nüzül veya inme denir. Tıp dilinde ise paralizi veya serebral tromboz denir. Hafif ve ağır olmak üzere iki şekli vardır. Tedavinin ilk ve önemli şartı hastanın neşesini kaybetmemesi ve en kısa zamanda iyileşeceğine inanmasıdır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acıhıyar.

Hazırlanışı : 1 adet acı hıyar iyice dövülür. Suyu ile felçli yerler ovulur. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apoplectic. apoplectical. paralysis. apoplexy. stroke. palsy. seizure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apoplexy. palsy. paralysis. stroke. seizure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paralysis. hemiplegia. apoplexy. apoplectic fit. palsy. paralysation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلج] inme, felç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become paralyzed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palsied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paralytic. paralyzed. apoplectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Fincan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde eski bir saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fincancı, (bk.) Fincan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çalmak, aşırmak, slang yürütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, bir süs bitkisi cinsi (hesperis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -cra) (i)., (mak). dayanak noktası, dayanma noktası, manivela mesnedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Futbol oyuncusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

football player. footballer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footballer. football player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soccer / football player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Gazları ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

developed. advanced. improved. sophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced. forward. sophisticated. developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced. developed. full- grown. improved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, hızlı hareket eden ayrıntılar içeren resimlerde bile daha net ve daha sorunsuz görüntü sağlayan gelişmiş Dijital Sinyal İşlemcisi ve Hareket Algılayıcısı kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, daha net, daha yumuşak bir görüntü sağlamak için tümleşik Dijital Sinyal İşlemcisini kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uygun aksesuar ile iletişim sağlayan bir aksesuar yuvası. Örneğin, video ışığı, kayıt başladığında otomatik olarak yanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Aksesuar Yuvası, flaş işlemlerinde çeşitli gelişimler sağlar ve kablosuz bağlantı, ön-flaş özelliği ve otomatik pozlama ayarı gibi olanaklar tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, bazen düşük ışık koşullarında ortaya çıkan görüntü ‘parazit’ini azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Giriş sinyaline bağlı otomatik resim geliştirme. En iyi izleme koşulları için.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş İris, özellikle karanlık sahnelerde kontrastı geliştirmek için tasarlanan özel bir işlevdir. İki moddan birini (Otomatik ve Manuel) kullanın. Otomatik Modda en iyi içerisinde parlak ve karanlık sahnelerin bulunduğu filmler gibi video içeriği ile birlikte çalışacak şekilde tasarlanmış iki farklı ayar vardır. Otomatik 1, sahneden sahneye değişen geniş bir parlaklık aralığına sahip programlar içindir. Otomatik 2 ise parlaklık düzeyleri sahneden sahneye pek farklılık göstermeyen programlar içindir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş İris 2 sistemi her sahnedeki ışık düzeyine otomatik olarak tepki vererek ve en iyi sonuçları elde edecek şekilde diyafram açıklığını ayarlayarak çalışır. Karanlık sahnelerde, bu genellikle gölgelerde genellikle kaybolan ayrıntıları ortaya çıkarır ve aydınlatmanın parlak olduğu sahneler de tanımlamalarını korur ve silinmezler. Kapsamlı bir manuel seçenek de dahil olmak üzere, dört farklı ayar vardır ve böylelikle sonuç daima tam istediğiniz gibi olur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu gelişmiş özellik, JPEG biçiminde çekilen dijital fotoğrafların ekranda kolayca görüntülenmesine olanak sağlar. Ayrıca, JPEG görüntülerini Cyber-shot dijital fotoğraf makinenizden Sabit Disk Sürücünüzün / DVD oynatıcınızın dahili sabit sürücüsüne kopyalamanıza imkan tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Kontrast Geliştirici muhteşem geçiş düzeyleri sunmak için arka ışık düzeyini ayarlayarak, her sahnenin kontrastını optimize eder. Olağanüstü bir derinlik duygusu yaratmak için, parlaklığı kaybetmeden, en karanlık sahnelerde bile en derin siyahlar görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Gezi yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorer. goal-scorer. kicker. executioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tank. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondolier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondolier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gülcük, küçük gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD küçük ve derin dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Cihana, aleme bedel gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül toplayan, gül devşiren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Az yahut hayli güzel: Güzelce bir kız, güzelce sesi var. 1. Oldukça iyi: Güzelce yazıyor. 2. Dikkatle veya yavaşçacık: Bunu güzelce yıkamalı, çocuğu güzelce tutup kaldırmalı, güzelce anlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty. fair. thoroughly. beautifully. properly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nicely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گل چهره] gül yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلچين] gül deren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) gerfalcon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without untoward events. smoothly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pamuğu temizlemek için yay ile atmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) yalıçapkını, iskelekuşu emircik, (zool.) Alcedo atthis; kış başında deniz kenarında yumurtladığı zamanlarda fırtınayı durdurduğu farzolunan hayal mahsulü bir kuş; (s.) bu hayali kuşa ait; durgun, sakin, dingin. halcyon days kış ortasında i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air sac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayal denilen gölge oyunu oynatan adam, karagözcü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanciful. imaginative. wool gathering. woolgathering. day-dreamer. visionary. stargazer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daydreamer. dreamy. romantic. visionary. dreamer. fanciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreamer. unrealistic. visionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hazır Aksesuar yuvası üzerinden harici flaş birimleri takılabildiğinden, çeşitli flaşlar kullanılabilir. Bu durum özellikle stüdyo ortamı için çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şirret kadın; cadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geometri kaidelerine uygun olmayan, fenne, aykırı surette yapılmış: Hendesesiz bir bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculpture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi ya da video kamera ekranının her tür ışıkta anlaşılır olmasına yardım eder. Doğrudan güneş ışığında bile mükemmel görüş vermek için yansıyan LCD teknolojisini kullanarak bunu başarır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hibrit LCD monitör, parlak güneş ışığı altında bile mükemmel bir görüş sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock. speedo. speedometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at nalı; nal şeklinde şey; çoğ. nal ile oynanılan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşine dikkat etmeyen, musamahacı, dikkatsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglectful. negligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglectfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolutionary. revolutionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ilcâAt). Cebretme, zorlama, mecbûr etme, çâresiz bırakma (Arapça’da birini sığınak aramaya mecbur etmek ve birinin ilticasını kabûl ile kendisini himaye etmek ve Tanrı’ya tevekkül eylemek mânâlarına gelip bizde kullanılan mânâsı yoktur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ilcâ). Mecbûr etmeler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülkenin canı, sevdiği kişisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). idare bakımından vilâyetten sonra gelen yer, kaymakamlık, kazâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borough. district. town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

county. district. commune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hesaba gelmez, hesap edilemez; sayısız. incalculably z. hesaba gelmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. talim etmek, öğretmek, tekrarlayarak kafasma sokmak, telkin etmek, aşılamak. inculca'tion i. telkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüneyebilen (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tatil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupying. occupant. occupier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupying. occupier. member of an occupation force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k). Bir ışık kaynağının muayyen uzaklıkta meydana getirdiği aydınlığı ölçmeye yarayan Alet, fotometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter. photometer. light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Cisimlerin ısınma derecesini ölçmeye yarayan Alet, kalorimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İspanyol tarz, usul veya dilinde: İspanyol lisanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spanish. spanish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İstikrarlı Ses özelliği programlar ile reklamlar arasında tutarlılık olması için ses düzeylerini eşitler.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jam-session

toplu caz

Caz müzisyenlerinin bir araya gelerek müzik yapmaları.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I.). Curnalcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop. denouncer. informer. common informer. whistler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bacağın yukarısı, üstten oynak yeri: Kalçam ağrıyor. Kalça kemiği = Bu oynak yerindeki çıkıntılı kemik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hip. thigh. buttocks. haunch. huckle. nates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hip. haunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

femur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalçası geniş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Örülerek yapılan ip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kal işi yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalçaya kadar çıkan uzun çorap, çizme altında giyilen kalın çorap veya abadan yapılma tozluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Umumî bir yer veya dairede ve meselâ cami ve sokak vesairede kandilleri yakmakla görevli adam. 2. Kandil yapıp satan adam.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(dianthus caryophyllu): İkiçenekliler sınıfının, karanfilgiller familyasından; karşılıklı ensiz sivri yapraklı, düğüm düğüm ince saplı, 300 kadar çeşidi bulunan, otsu bir süs bitkisidir. Yaprakları pembe, beyaz veya kırmızıdır. Ençok tanınan türü çiçek karanfili’dir. Çok hoş kokuludur. Yapraklarından şurup yapılır. Kullanıldığı yerler: Ateş düşürür, terletir. İştah açar. Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. Dağkaranfilinin çiçekleri balla karıştırılıp yenirse, iktidarsızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Kılcallığa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capillary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capillary. very fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capillary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a capillary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Çok ince bir boru, bir sıvıya daldırıldığı zaman, bu sıvı, boruyu ıslatıp ıslatmadığına göre, boru içine geçen sıvının üst yüzü dıştaki sıvının sathından ya daha yukarıda ve çukur veya daha aşağıda ve tümsek bir durum alır; sıvıların denge prensiplerine aykırı olan bu hususuiyete kılcallık denir. Lambalarda petrolün fitilde yükselmesi, süngerin suyu çekmesi, birer kılcallık hadisesidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capillarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş tutmak için at kuyruğu kılından örülmüş ağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Balıklardan birçoğunun belkemiklerinden çeşitli durumlarda iki yana ayrılan az çok ince ve sivri kemikler, iğne gibi balık kemiği: Balık kılçığı; kılçık boğazda kalmak; tatlı su balıklarının kılçığı çok olur. 2. Ekin başaklarının her bir tanesinin ucundan yukarıya uzanıp sert ve dik bir püskül teşkil eden ince ve sivri saman parçaları: Buğday, arpa, yulaf kılçığı. 3. Güreşte başvurulan oyunlardan biri. Kılçık atmak (argo) = Ortalığı karıştırıcı, dolayısıyle bir kimseyi suçlayıcı söz söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spine. fishbone. awn. fish's spine. bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone. string. fish bone. awn. beard. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishbone. awn. string. fish bone. spine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bony. awny. string. stringy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kılçık denilen ince sivri kemikleri olmayan: Kılçıksız balık. 2. Başağında iğne gibi ince ve sivri şeyleri olmayan: Kılçıksız arpa = Peygamber arpası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boneless. awnless. stringless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yakın akrabâsı, koruyucusu ve ahbabı olmayan, Fars: bî-kes: Kimsesiz bir kadın; zavallı pek kimsesiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all alone. alone. desolate. orphan. forlorn. lone. outcast. solitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lone. lonely. unattended. waif. desolate. empty. deserted. forlorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without relatives or friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesi olmayanın hâli, Osm. bî-keslik: Onun kimsesizliğine acınır; kimsesizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no friend or relative to turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemiplegia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşten sıçrayan pek küçük parça: Üzerine bir kıvılcım sıçrayarak tutuştu; bu kömür çok kıvılcım saçıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark. sparklet. glint. spark of. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark. sparkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark. solar flare. scintilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to start to give off sparks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızımsı, kırmızıya çalar. Kızılcabuğday = Bir cins yumuşak buğday. Kızılca kıyamet = Velvele, büyük patırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırmızıca, kırmızımsı. 2. Bir çeşit düzgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reddish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightful row.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızılcıkgillerin örnek bitkisi. Kızılcık meyvesi, zeytinden küçük, kırmızı ve mayhoş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornelian cherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornelian cherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cornus): Kızılcıkgiller familyasından; çoğunluğu çalı veya ağaç halinde odunsu ve bir kaçı da otsu karakterde, kışın yaprak döken veya her zaman yeşil bitki cinsidir. Yaprakları sade, uzun veya kısa saplı, genellikle çatallı tüylüdür. Çiçekleri salkım veya şemsiye şeklindedir. 40 kadar türü vardır. Meyvesi yuvarlaktır. Yurdumuzda yetişen türü sarı çiçekli kızılcıktır. Boyu 7-8 metre kadardır. Çalı şeklinde olanları da vardır. Kış aylarında yapraklarını döker çiçekleri yapraklarından önce açar. Renkleri sarıdır. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Meyveleri sonbaharda olgunlaşır. 1-1,5 cm boyundadır. Parlak kırmızı renktedirler. Lezzeti buruktur. Meyveleri şeker, müsilajlı maddeler ihtiva eder. Kabuklarında ise reçineli maddeler, tanen ve müsilaj vardır. Meyveleri yenir veya şurubu yapılır. Kullanıldığı yerler: Meyveleri ishali keser. Kabızlık yapar. Kabukları ateş düşürür. Ağız paslanmasını giderir. Ağız yaralarını geçirir. Şurubu, vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Bu familyaya iri gövdeli ağaçlar girer; yüz kadar cinsi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. T. kimya) (y. k.). Bir klorürde erimiş bulunan kloru ölçmeye yarayan Alet, klorometre, Fr. chloromfetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification. coding. encoding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. codify. to code. encode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encode. to encode. to code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileğe takılan yünden örme eldiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mitten. mitt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğday tanesinin biçimini değiştiren ve ununu bozan bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekçi, gardiyan, Fars. dîde-bân: Gümrük kolcusu. 2. Hizmetçilere iş bulup yerleştiren kâhya, erkek veya kadın: Kolcuya hizmetçi ısmarlamak (bu mânâsıyle eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman. guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, gardiyanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Kontrol yapan kimse. Ar. murakıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agonic. without a corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kral ve krallık taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

royalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

royalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eritilip tasfiye olunmamış veya topraktan çıktığı halde bulunan maden: Demir, altın külçesi. 2. Büyük parça suretinde dökülmüş maden: Beş kiloluk bir külçe altın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingot. nugget. pig. chunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingot. bullion. nugget. pile. heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullion. ingot. nugget. lump. chunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden in a lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normative. prescriptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normative. who sticks strictly to the rules. formalistic. prescriptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Kuvvetleri ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) loco citato, lower case.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD, veya Sıvı Kristal Ekran, BRAVIA TV’lerimizde kullanılan en popüler teknolojilerden biridir. İki saydam tabakanın arasında pikselleri oluşturan saydam kristal sıvı kullanılarak oluşturulan LCD ekran teknolojisi, ekranda göreceğiniz en keskin, net ve parlak görüntüyü oluşturur. Elektrik LCD ekrandan geçerken içindeki küçük sıvı kristallerin rengini belirler; böylece izlediğiniz görüntü canlı renklerle hayat bulur. Düşük ışık yoğunluğu sayesinde LCD ekran teknolojisi parlamayı önler ve daha dar açılardan izleme imkanı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sıvı Kristal Ekran teknolojisi düz panel televizyonlar yaratmak için kullanılan yöntemlerden biridir. Işık sıvı kristaller tarafından yaratılmaz; panelin arkasında bir ışık kaynağı (ampul) ekrana ışık verir. Ekran iki adet polarize saydam panel ile bunların arasına sıkıştırılmış sıvı kristal solüsyonundan oluşur. Sıvının içerisinden geçen bir elektrik akımı, kristallerin aralarından ışık sızmayacak şekilde hizalanmalarını sağlar. Her bir kristal, ışığın geçmesine izin vererek veya ışığı engelleyerek deklanşör vazifesi görür. Saydam ve karanlık kristallerin örgüsü görüntüyü oluşturur. LCD teknolojisi doğrudan izlenen arka projeksiyonlu ve ön projeksiyonlu televizyonlarda kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek kaliteli LCD ekran mükemmel renk, kontrast ve ayrıntı özellikleriyle daha net fotoğraflar sunar. Güneşli açık mekanlarda bile olsanız, özellikle çektiğiniz fotoğrafları çerçeveleyip izlerken çok işinize yarar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düz panel teknolojisinde likit kristaller iki cam tabaka arasında toplanır. Geçen elektrik akımı, küçük kristallerin ışığın geçmeyecek biçimde dizilmesini sağlar. Bu küçük likit kristallerin her biri bir pikseli yaratır ve görüntü oluşur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekstra büyük, geniş LCD dokunmatik ekran güneşli açık mekanlarda bile mükemmel renk, kontrast ve ayrıntılara sahip net görüntüler sağlar. Fotoğraf makinesi ayarları doğrudan dokunmatik ekran üzerinden yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sayaç, tarih ve saat, pilin şarj durumu gibi bilgileri gösteren bir bilgi paneli.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

LCD (Sıvı Kristal Ekran) ekran, fotoğraflarınızın çerçevesini oluşturmak ve resimleri göstermek için net bir görünüm sağlar. Fotoğraf makinesi işlevleri ve ayarları da LCD ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir pikselin açılması ya da kapanması için geçen süre

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Silikon üzerinde Sıvı Kristal anlamına gelir. Bir lamel ile bir silikon çip üzerine yerleştirilmiş, piksellerle kaplı, oldukça yansıtıcı, ayna benzeri bir yüzey arasında bir sıvı kristal katmanı sıkıştıran projeksiyon televizyon ekranı teknolojisi. Bu katmanlar arka projeksiyon ve ön projeksiyon televizyonlarda kullanılabilen bir mikro ekran oluşturur. Üreticiler LCoS tabanlı teknolojileri için farklı adlar kullanır. Sony SXRD™ adını kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altın kamış, bot. Lysimachia vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mâcûn). Macunlar. (bk.) Macun.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. memnun olmayan, tatmin olmayan; i. tatmin olmayıp isyana hazır kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mânâsız ve münasebetsiz saçma sapan uydurma sözler söyleyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karçiçeği, akçöpleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storyteller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storyteller. spinner of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir matbaa idare edip kitap vesaire basmakla geçinen adam, basımevi sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer. presser. pressman. typographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer , operator of a printing business or a printing machine. printer. typographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Matbaacının işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing. printing basımcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the print. typography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye dokunarak ses ayarlaması sağlar. Üç mod (MBP Off, MBP-A, MBP-B), hem fader hem de dengeyi aynı anda kontrol eder.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. harbo u rage. haven. home. let- out. place of refuge. sanctuary. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملجأ] sığınak, sığınacak yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A.). Sığınacak yer, ilticâ olunan yer, Fars. penâh, Ar. melâz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., biyol. adet, aybaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden menzil beygirleriyle giden tatar, postacı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmin sahne içeriğine bağlı olarak, istenen pozlama seviyesini tespit etmek için iki yöntemden biri kullanılabilir. Merkez Ağırlıklı (Center Weighted) Ölçüm, resmin ortasını kullanır ve bir çok genel çekim için uygundur. Nokta Ölçümü (Spot Metering) özelliğini kullanarak, sahnenin belirli bir noktasını da seçebilirsiniz. Bu durum özellikle, geniş kontrast aralığında fotoğraf görüntülerinde kullanılmak üzere yararlıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süt veren, sağmal. milch cow sağmal inek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hesap etmek. miscalcula'tion i. yanlış hesaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model maker. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). t. Moğol kavmine ait yahut Moğol dilinde olan: Moğolca söz, yaşayış, yazı. 2. (hi.) Moğol dilinde veya Moğollar’ın tarz ve usûlüne göre: Moğolca söylemek, yazmak, yaşamak. Moğol dili = Moğollar’ın konuştuğu dil ki, TÜrân dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mongolian. the Mogolian language. in Mongolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (tek, çoğ) melas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizle kısa video dizileri yakalamanızı ve bunları dijital olarak Sony Memory Stick™’e kaydetmenizi sağlar. Veriler daha sonra istenildiği zaman LCD ekranda izlenebilir ya da düzenlemek ya da saklamak üzere kolayca ve dijital olarak Memory Stick™ üzerinden başka bir multimedya cihaza aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz yüksek kaliteli kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır. Bu sürüm 320 x 240 çözünürlük, saniyede 16,6 çerçeve çekim hızı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital saklama alanınız dolana kadar kesintisiz VGA kalitesinde kayıt. Özellikler arasında ileri sarma, oynatma ve geri alma işlevlerinin yanı sıra, uzun kliplerin kısa bölümlere ayrılmasını sağlayan bir mod da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Memory Stick™ Yonga Kaydedici için ses sıkıştırma biçimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Mubâyaa eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockbroker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchasing agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «esâs» tan imef.) (mü. müessese). Kurulmuş, yapılmış, temeli atılmış: Bu dava hangi delil üzerine müessestir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

established. founded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Müesseseler, kuruluşlar, tesis olunmuş, kurulmuş şeyler: Müessesât-ı ilmiyye (İlmî müesseseler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kuruluş: Bu, bir hayır müessesesidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

establishment. institution. foundation kuruluş. kurum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

establishment. institution. institute. organization. enterprise. house. seminary. concern. foundation. incorporated business. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be institutionalized. institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bitki köklerini sıcak veya soğuk ile kuraklıktan korumak veya meyvaları temiz saklamak için kullanılan saman ve yaprak tabakası; f. böyle tabakayla örtmek. mulch pile gübre haline gels

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolandırmak; cereme ile cezalandırmak; i. cereme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤسس] kurulu, kurulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤسسات] kurumlar, kuruluşlar, müesseseler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤسسه] kurum, kuruluş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. National Association for the Advancement of Colored People.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA’LÇE) (i. F.). Kaba kundura ve çizmelerin altına, fazla dayanmaları için mıhlanan demir: Çizmeye nalça çakmak, nalçalı kundura.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heel iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نعلچه] nalça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-spirited. downcast. dejected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyifsizlik: Bugün bir neş’esizliğim var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsan sesi, daha doğrusu insan konuşması oluşurken katkıda bulunan o kadar çok şey vardır ki, bunlar bir araya gelince iki insanın konuşmasının aynı olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Hatta her bireyin konuşması o kadar kendine özgüdür ki, telefonda sesin alttan ve üstten belirli frekansları yok edilmesine rağmen, açar açmaz ‘merhaba’ deyişinden karşımızdaki kişiyi tanıyabiliriz.

Sesimizin oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerinin boyu sesimizin kalınlığını belirler. Ne kadar uzunsalar ses o kadar ince çıkar. Kadınların erkeklere göre avantajları ses tellerinin daha uzun olmalarıdır. Tabii ki ses tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler. Dudağımız, dişlerimiz, dilimiz olmasaydı ortaya anlaşılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı.

Konuşurken nefes veririz. Bu nefes konuşmanın karakteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer. Ayrıca kişinin karakteri, havanın akışı ve hızı, ağız ve dudak yapısı da konuşmada etkin faktörlerdir. Ancak tüm konuşma olayının organizatörü beyindeki bir bölgedir. Burada düşüncenin ana yapısı oluşturulur, kulak ve gözlerden gelen sinyallerle birleştirilir ve boğaza sinyal olarak gönderilir.

Hayvanlarda ise beyinde böyle bir bölge yoktur. Bazı papağan, muhabbet kuşu hatta karga türlerinin konuşmaları onların ezberleme ve tekrar edebilme yetenekleridir. Bilinçli bir konuşma söz konusu değildir. Genetik olarak insana en yakın olan şempanzelerin bile dil ve damak yapıları nedeni ile insan gibi konuşmaları mümkün değildir.

Dünyanın dört bir yanında farklı lisanlar konuşuluyor ama tüm bu insanlar ağızlarında benzer sesler çıkarıyorlar. Her iki dudakları ile T’ ve ‘B’, dudak ve dişleri ile ‘F’ ve ‘V, dilin ön kısmı ile ‘T’ ve ‘D’, dilin arka kısmı ile de ‘K’ ve ‘G’ seslerini çıkarıyorlar.

Dilin ilk insanlarda, işbirliği daha doğrusu kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma ihtiyacından doğduğu sanılıyor. Günümüze kadar altı bin dil geliştirilmiş. Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin daha az sayıda harfle yazılmalarıdır. Altay dilleri ailesine giren Türkçe’mizde bazı ilginç özellikler var. Bir kere cisimleri dişi ve erkek olarak ayırmıyoruz, ses uyumu var ve bir ad veya fiil kökünden değişik eklerle yeni kelimeler türetebiliyoruz.

İnsan yüzündeki kaş, göz, burun, ağız ve diğer şekillerin çok az fark göstermelerine rağmen hepsi birleşince nasıl bir insan diğerine benzemiyorsa, oluşumunda katkıda bulunan şeylerin çeşitliliği açısından konuşmamız da öyledir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsan sesi, daha doğrusu insan konuşması oluşurken katkıda bulunan o kadar çok şey vardır ki, bunlar bir araya gelince iki insanın konuşmasının aynı olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Hatta her bireyin konuşması o kadar kendine özgüdür ki, telefonda sesin alttan ve üstten belirli frekansları yok edilmesine rağmen, açar açmaz “merhaba” deyişinden karşımızdaki kişiyi tanıyabiliriz.

Sesimizin oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerimizin boyu sesimizin kalınlığını belirler. Ne kadar uzunsalar ses o kadar ince çıkar. Kadınların erkeklere göre avantajları ses tellerinin daha uzun olmalarıdır. Tabii ki ses tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler. Dudağımız, dişlerimiz, dilimiz olamsaydı ortaya anlaşılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı.

Konuşurken nefes veririz. Bu nefes konuşmanın karekteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer. Ayrıca kişinin karekteri, havanın akışı ve hızı, ağız ve dudak yapısı da konuşmada etkin faktörlerdir. Ancak tüm konuşma olayının organizatörü beyindeki bir bölgedir. Burada düşüncenin ana yapısı oluşturulur, kulak ve gözlerden gelen sinyallerle birleştirilir ve boğaza sinyal olarak gönderilir.

Hayvanlarda ise beyinde böyle bir bölge yoktur. Bazı papağan, muhabbet kuşu hatta karga türlerinin konuşmaları onların ezberleme ve tekrar edebilme yetenekleridir. Bilinçli bir konuşma söz konusu değildir. Genetik olarak insanan en yakın olan şempanzelerin bile dil ve damak yapıları nedeni ile insan gibi konuşmaları mümkün değildir.

Dünyanın dört bir yanında farklı lisanlar konuşuluyor ama tüm bu insanlar ağızlarında benzer sesler çıkarıyorlar. Her iki dudakları ile “p” ve “b”, dudak ve dişleri ile “f” ve “v”, dilin ön kısmı ile “t” ve “d”, dilin arka kısmı ile de “k” ve “g” seslerini çıkarıyorlar.

Dilin ilk insanlarda, işbirliği daha doğrusu kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma ihtiyacından doğduğu sanılıyor. Günümüze kadar altı bin dil geliştirilmiş. Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin daha az sayıda harfle yazılamalarıdır. Altay dilleri ailesine giren Türkçe’mizde bazı ilginç özellikler var. Bir kere cisimleri dişi ve erkek olarak ayırmıyoruz, ses uyumu var ve bir ad veya fiil kökünden değişik eklerle yeni kelimeler türetebiliyoruz.

İnsan yüzündeki kaş, göz, burun, ağız ve diğer şekillerin çok az fark göstermelerine rağmen hepsi birleşince nasıl bir insan diğerine benzemiyorsa, oluşumunda katkıda bulunan şeylerin çeşitliliği açısından konuşmamız da öyledir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturma (sıfat terkiplerinde «nişin» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. nişeste-gân). Oturmuş, oturan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Işık sadece vizörün merkezindeki “nokta” alanında ölçülür. Pozlama hesaplamasının doğru yapılmasını garantiler. Özellikle zorlu ışık koşullarında kolaylık sağlar.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. obsessive

ruh b. takıntılı

Takıntısı olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) musallat olmak, tedirgin etmek; zihnini meşgul etmek. obsession (i.) kafayı meşgul eden düşünce; sürekli endişe; sabit fikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. obsession

ruh b. takıntı

Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oğul kelimesinin küçültme şekli. 2. (zooloji). Döllenmiş yumurtacığın gelişmesinin ilk safhası. 3. (botanik) Bitki tohumlarının en önemli kısmı ki, tohum çimlendiği zaman, bununla yeni bir bitki gelişmeye başlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embryo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağdanlık, yağ ibriği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muşamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Savaşta düşmandan ele geçirilen mal, ganimet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Baht, talih, ikbal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bahtlı, şanslı, talihli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Olcaytu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Tahıl ölçmeye mahsus ölçü. 2. Mahallî bir ağırlık birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measure. scale. guess stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scale. measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşi karıştıracak demir kol, gelberi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rake. poker. fire hook. stoker. gridiron. backbar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Bir şeyin ölçüsünü belirtme: Tarlayı, arsayı, suyun derinliğini, zahireyi, zeytinyağını ölçme (ağırlıkhakkında «tartma» denilir). 2. Biçilecek bir şeyin ölçüsünü almak: Ölçüp öyle biçmeli. 3. mec. İyice düşünme, tasarlama, dengeleme: Siz bir kere işi zihninizde ölçün. mec. Ölçüp biçme = İyice düşünmek Canı cana ölçme = İnsaf etme. Gözle ölçme = Bir göz gezdirip tahmin etmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measuring. mensural. measurement. measuring. survey. surveying. gauging. mensuration. metage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measuring. mensural. measurement. survey. surveying. gauging. mensuration. metage. arithmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauging. measurement. measuring. survey. surveying. mensuration. scaling. taping. gaging. metering. meterage. admeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ölçme fiili

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measure. survey. clock. evaluate. gage. gauge. mete. meter. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauge. measure. weight. to measure. to gauge. to consider. to weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure. to weigh. to evaluate. to measure the worth of. to compare. to weigh. to mete. to admeasure. to gage. to gauge. to meter. to tape. to observe. to scale. to survey. depart. dose. fathom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Ölçme işi. ölçme, mukayese: Ölçüye vurulmadıkça bir şeyin miktarı bilinemez. 2. Ölçecek Alet: Yanınızda ölçü var mı? 3. Takdir, tahmin, kıyas. 4. Münasip miktar, itidal. 5. Değer, itibar. 6. Vezin (şiirde vezin ve musikide düzüm). Ölçü almak = 1. Biçilecek veya yapılacak bir şeyin ölçüsünü tayin etmek. 2. ibret almak: Bundan ölçü almalı. Ölçüye almak, vurmak = Ölçmek, ölçüsünü almak. Ağız ölçüsü — Herkesin hâl ve haddine göre söylemesi lâzım gelen söz. Boy ölçüsü = Kabiliyet derecesi. Boyunun ölçüsünü almak = Biri tarafından azara, hakarete uğramak. Ölçüsünü bildirmek = Miktarını anlatmak, haddini bildirmek. Göz ölçüsü = Tahmin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measure. measurement. dimension. scale. meter. metre. foot rule. extent. gage. gauge. prosody. size. standard. stint. test. dimensions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extent. gauge. level. measure. measurement. metre. norm. scale. size. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. gauge. measure. measurement. measuring. unit of measurement. size. proper degree. suitable limit. bounds. measure. meter. module. measuring stick. scale. gage. dosage. chain. tape. rhythm. meterage. calibration. dimensions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measurement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölçüden geçirilmek (ağırlık hakkında «tartılmak» denilir). 2. mec. İyi düşünülmek, tasarlanmak, mukayese olunmak, takdir ve tahmin edilmek: Karadan önce işin iyice ölçülmesi gerekir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be measured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ölçülmüş. 2. Mutedil, uygun nisbette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sober. temperate. measured. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measured. moderate. prudent. careful. continent. demure. dimensional. low key. sober.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefully calculated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderation. continence. temperament. temperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mukayese, denge. 2. Düşünce, tahmin, takdir. 3. Tavır, edâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measure. measurement. estimate. evaluation. indication. metage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computation. measurement. survey. measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measurement. measure. measuring. size. scale. quantitative. geometric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) l. Eli işe yatkın, becerikli, usta. 2.Kendini olduğundan üstün gösteren. 3.Hekimlik taslayan kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to think sth over carefully. to estimate. to appraise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard. criterion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boy ölçüşmek = İki kişi birbirinin derecesini anlamak için yarışmaya çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ölçülmemiş, götürü: Ölçüsüz pazarlık olmaz. 2. İtidalsiz, dengesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measureless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. extravagant. immeasurable. immoderate. unmeasured. measureless. incalculable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immoderate. measureless. unmeasured. uncalculated. incalculable. careless. haphazard. imprudent. excessive. beyond the measure of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmeasuredness. incalculableness. haphazardness. imprudence. immoderation. excessiveness. overmeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. standard. canon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. touchstone. criterion kıstas. mısdak. kriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathly silence. deathly stillness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Elçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Otel işleten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel-keeper. hotelier. innkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotelkeeper. hotelier. common victualler. host. innkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management. operating a hotel. hotel business. hotel trade. hotelhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management. operating a hotel. hotel business. hotel trade. hotelhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski zamanda üzerindeki yazı silinerek yeniden başka yazı yazılmış parşomen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki yerine dört hoparlör kullanılarak elde edilen ses.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). İskambil kâğıtlarıyla numaralar yaparak saf halkın parasını çeken dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük havlu yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sardalya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sahip olmak, malik olmak, mutasarrıfı olmak; hükmetmek. possessed s. sahipli; soğukkanlı; mecnun; çılgın; azimkâr. possessed with niyetli, azimkâr; mecnun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. malik olma, iyelik, sahip olma, zilyetlik; çoğ. servet, mal, mülk; cin çarpması, cinnet, delilik; kendine hâkim olma; müstemleke, sömürge. Possession is nine points of the law bak. point. give possession. vermek, teslim etmek, istimlâk ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. malik olan; tahakküm edici: gram. iyelik belirten, mülkiyet ifade eden; i.- in hali possessive case -in hali. possessive relation isimle tamlama, izafet. possessively z. tahakküm ederek, sahip çıkarak. possessiveness i. tahakküm etme, sahip çı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mal sahibi; huk. zilyet, malik sıfatıyle tasarruf eden kimse. possessory s. zilyete veya zilyetliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Prens eşi veya baba tarafından hanedan kanı taşıyan kadın veya kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princess. infanta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meşgul etmek, zihnini işgal etmek; lehinde fikir hasıl ettirmek. prepossession i. tarafgirlik; zihin meşguliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cazibeli, alıcı. prepossessingly z. cazibeyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güneş yörüngesinin her yıl biraz değişmesi neticesinde gece-gündüz eşitliği zamanının her yıl biraz daha erken alınması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. précession

gök b. devinme olayı

Yerin dönme ekseninin tutulum düzleminin normali çevresinde bir koni çizecek biçimde çok yavaş olarak dönmesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. process

süreç

Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzellik, zarafet. pulchritu'dinous s. güzel, zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philately. stamp collecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bölme içinde tamamlayıcı hoparlör sürücüleri kullanılarak, daha iyi bas tepkisi sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin üçte bir kadar kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve hapörleri olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Pillerin kullanış şekilleri de ömürlerini belirler. Bir radyoyu 4 saat sürekli açık tutmak ile birer saatlik aralarla 4 kere açıp kapamak arasında da fark vardır. Piller çalışmıyorken çok az da olsa kendilerini toparlayabildiklerinden, devamlı açık tutulduklarında, aynı toplam süre için ömürleri daha kısa olur. İüphesiz bu durum ilk çalıştırmada, yani ilk hareket anında daha fazla akım çeken motorları çalıştıran piller için geçerli değildir.

Pille çalışan hesap makinelerinde, makineyi uzun süre açık tutmak mı pilin ömrünü daha çabuk bitirir, yoksa yapılan işlemlerin yoğunluğu mu? Makinede hesapları yapan mikro işlemci, hesap makinesi çalışıyorken en fazla güç çeken kısmıdır. Ne kadar çok rakamla, ne kadar çok işlem yapılırsa, pillerin ömürleri o kadar kısalır. Hesap makinesi açıldığında, yapılan işlemin dışında akım çeken tek şey ekranın aydınlatmasıdır ki pilin ömrü üzerinde işlemler kadar etkili olamaz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) inat etmek, karşı gelmek, boyun eğmemek. recalcitrance, recalcitra'tion (i.) inatçılık, serkeşlik. recalcitrant (s.), (i.) inatçı, serkeş (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. récessif

biy. çekinik

Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan (soya çekim nitelikleri).


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. recéssion

ekon. durgunluk

Alışverişin azlığı vb. nedenlerle piyasanın durgun olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmitigated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gall bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Safra kesesi taşlarının neden olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp dilinde kolesistit denir. İki çeşidi vardır.

- Müzmin safra kesesi iltihabı :

Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir. Hastanın karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve gerginlik vardır. Ayrıca; sağ taraftan başlayıp, kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir ağrı ve sarılık nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit denir. Bu hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda görülür.

- Akut Safra Kesesi İltihabı :

Bilhassa, safra yollarına yerleşmiş taşın neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde akut kolestit denir. Hastada karnın sağ üst kısmına gelen ani, şiddetli ve çabuk gelişen, sırta, hatta sağ omuzun ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş artar, kusma ve bulantı görülür. Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir. Ameliyat gerekmeyen durumlarda veya safra kesesi iltihaplanmasını önlemek ve safra akımını kolaylaştırmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam maydanoz konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 2 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelken bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: salsa’dan). Do mates suyu veya başka şeylerle yapılan ye mek terbiyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing. gravy. sauce. tomato paste. tomato sauce. tomato sauce/paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sauce. tomato paste. tomato sauce. gracy. dope. dressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Salar).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Normal stereo kulaklıkları kullanırken, sanal surround sesin keyfini çıkartabilirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yalnızca iki hoparlör kullanarak surround ses efekti elde edilmesini sağlayan benzersiz Sony işleme yöntemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sandal kullanan kayıkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). 1. Altmış, 60. Ar. slttln. 2. Kemankeş. 3. Balık oltasının topu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sokakta kırba ile su gezdirip parasız dağıtan ve bu vesile ile ekseriya dilenen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekilciliğe bağlı olan veya öğreti oiarak şekilciliği kabûl eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şekle, Adete, geleneğe bağlılık. 2. (felsefe) Varlığı, biçimden ibaret sayan yahut gerçeğin ancak biçim bakımından kavranabileceğine inanan ekol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism biçimcilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Coşkun, taşkın yaratılışlı kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güzel konuşma yeteneği olan. 2.XI. Anadolu, Kafkaslar ve Orta Doğu’da imparatorluk kuran Türk topluluğunun hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (hi. A.) (mü. Selçûkıyye). Selçuklular’a ait, Selçuklular’la alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلجوقی] Selçuklu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Selçukoğulları (devlet ve hânedânı) na ait.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vakar, kendine hâkim olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yıpramak, kıpırmak. 2. Sinip sızlanmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) gömüt, sin, mezar, kabir; (f.) gömmek, defnetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mezara ait; kasvetli; mezardan geliyor gibi (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kulağa gelen ve bir şey işitilmesini sağlayan titreşim, sadâ: Tabanca sesi, davul sesi. 2. İnsan veya hayvan ağzından çıkan sadâ, Ar. savt: Güzel sesi var. Ses çıkarmak = Söylemek, lâkırdı etmek. Ses çıkmak = Haber gelmek. Ses kopmak = Gürültü olmak. Ses kesilmek = gürültü kesilmek. Sasi kesmek = Sözü kesmek, susmak. Ses vermek = Çağırana cevap vermek: İşitiyor da ses vermiyor. Sesli sesli = Bağırarak: Sesle okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Altı, Ar. sitt. Tavla oyununda. Şeş ve yek = Altı ile bir. Şeş ve dü = Altı ile iki. Şeş ve se = Altı ile üç. Cihâr ve şeş = Altı ile dört. Şeş-beş = Altı ile beş. Dü şeş = ikisi de altı. mec Dü-şeş = mec. İyi tesadüf, rasgelme, şans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. sonic. phonic. audio. vocal. acoustic. sound. voice. noise. tone. cry. call. shout. clatter. sonance. vocal. vox. phono-. sono-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. sound. tone. voice. cry. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audio. sound. voice. tone. noise. audiovisual aids. blur. clatter. cry. murmur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Senior Executive Service. means the Senior Executive Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Senior Executive Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spongiform encephalopathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Severely Errored Seconds: A unit used to specify the error performance of T carrier systems This indicates a second containing ten or more errors, usually expressed as SES per hour, day, or week This method gives a better indication of the distribution of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Student Employment Services.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Severely Errored Second. abbr Service Evaluation System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SCSI Enclosure Services are an ANSI X3 T10 standard for temperature and power monitoring of disk enclosures for enhanced data protection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Shelf Edge Study Part of LOIS project.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sports Education Service of the Australian Sports Commission. A second that has an equivalent error ratio greater than 1-in-1,000 In SF, a second with one or more LOSs or frame sync losses, six or more framing bit errors, or 1,544 or more BPVs In ESF, a s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Secondary Emissions Standard. severely errored seconds Seconds during which the bit error ratio is greater than a specified limit and transmission performance is significantly degraded A performance monitoring parameter is measured on a per-channel basis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش] altı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dildeki seslerle değişikliklerini ve bu değişikliklerin tarihini inceleyen dilbilgisi bölümü, Fr. Phonitlque.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustics. phonetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses Büyütme özelliği arka plandaki sesleri değiştirmeden konuşma sesini arttırmanızı ya da azaltmanızı sağlar ve en sevdiğiniz şarkıcıya odaklanmak ya da maç yorumlarını en alt düzeyde tutmak istediğinizde kullanabileceğiniz mükemmel bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound / sonic barrier. sound barrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İnsan sesi frekans aralığı güçlendirilerek diyalogların daha kolay anlaşılması sağlanır.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Sesin tamamen kaybolmasına, tıp dilinde afoni denir. Tam veya kısmi olabilir. Nedeni, boğaz veya gırtlak hastalıkları, konuşma kaslarını kontrol eden sinirlerin hastalanması veya sinir bozukluğudur. Tedaviye geçmeden önce, gerçek nedeni bulmak gerekir. 1-2 gün içinde geçmeyen ses kayıplarında doktora başvurmak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turp, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 tane turp doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocal cords.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Boğaz veya gırtlağın, dışarıdan gelen organizmalar tarafından istila edilmesi sonucu ortaya çıkar. Nedeni, soğuk algınlığı, bağırmak, çok konuşmak, boğazı tahriş edici duman veya benzeri gazlar veya boğaz iltihabıdır. Kısa sürede geçmeyen ses kısıklığında, doktora başvurmak gerekir. Kısa süreli ses kısıklığının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kereviz yaprağı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 kahve fincanı ufalanmış kereviz yaprağı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Bu modda, resme sesli bir not ekleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voice range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses tüpü, kulaklığınızla daha net ve parazitsiz sesler dinleyebilmeniz için, konuşan kişinin sesiyle çevredeki sesleri ayırır

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissonance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altı yön, altı cihet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeş: altı, hâne: ev). İçi altı köşeli, namlusu yivli: Şeş-hâne tüfek, top. Namlusu içerden altı köşe teşkil eden yivli tüfek, top: Şeş-hâne tüfeği, topu. mec. Altı kaval üstü şeşhâne (şimdi şişhâne deniyor): Altı üstüne uymaz kıyafet, karışıklık, ahenksizlik.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğrafları ya da MPEG filmlerini, sesli olarak standart bir TV’de göstermeye yarayan bir kamera çıkışı. PAL ve NTSC seçenekleri, bu olanağın dünyanın her yerinde kullanılmasına izin vermektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sessiz Açma etkin olduğunda, TV başlangıçta düşük sesle açılır ve ses kademeli olarak en son dinleme düzeyine yükseltilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) susam, (bot.) Sesamum indicum. sesame oil susam yağı, tahin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) (i.) (anat.) susam şeklindeki, susamsı; (i.) susamsı kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) [شش بش] altı ve beş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound mand. sound mixer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش جهار] altı ve dört.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و سه] altı ve üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و یک] altı ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birisini çağırmak: Ahmed’i sesle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound recording. postsynching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sesli hâle getirmek. 2. Bir notayı okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to record the sound for. to make a sound recording for a motion picture. vocalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. calling out. addressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Seslenmek işi. 2. Söz yöneltme, hitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yelling. calling. shouting. yell. call. cry. hail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe. hail. holler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çağırmak. 2. Çağırana cevap vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yell. call. call to. cry. shout. shout to. holler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. hail. shout. to call out. to say something. to address. to speak to hitap etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to call out to sb. to say sth. to speak to. to address. call. cry. hail. holler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ses ve sadası olan, sesi çıkan. 2. Gürültü, gürültüsü çok: Sesli bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocal. voiced. noisy. sounding. sonant. vowel. vociferous. out loud. forte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonorous. voiced. vocalic. talking. vowel. having a voice. noisy. sounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audible. sb who has a certain kind of voice. vowel. sonorous. vocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sesli Açıklamalar kör ya da görme engelli kişilerin TV deneyimini geliştiren, filme dair açıklamaların yer aldığı bir ses kaydıdır. İzleyiciler için ekranda olup bitenleri açıklar ve sağır ya da işitme konusunda zorluklar yaşayan kişiler için altyazıların gördüğü işlevi görür. Şu ana kadar, AD özelliği sadece ayrı bir alıcı kutu ya da uydu alıcısı ile kullanılabiliyordu. TV’yi herkes için erişilebilir kılmak için, BRAVIA yelpazesi belirli TV kanalları tarafından yapılan açıklamalı ses kayıt yayınlarına kolayca erişim sağlayan tümleşik AD özelliğine sahip ilk üründür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talking film. sound film. talkies. sound picture. talkie. talky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vowel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vowel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soundness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEŞ-PER) (i. F. şeş: altı, per: kanat). Dilli topuz ve soğancık denilen altı dilimli eski savaş Aleti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش پر] topuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek bir buçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yüz ellinci seneye ait; (i.) yüz ellinci yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uzun kelimeler kullanmaya meraklı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) sapsız yaprak gibi doğrudan doğruya yapışık olan, sesil; (zool.) yerleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toplantı süresi; celse, oturum; toplantı; bazı kiliselerde idare heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Sesi olmayan. 2. Kendi hâlinde, sâkin: Sessiz adamdır. 3. Gürültü etmeksizin, sesi Işitilmeyerek: Sessiz sadasız iş görüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soundless. voiceless. noiseless. without a sound. mute. silent. quiet. dumb. close-tongued. hushed. mum. muted. non-violent. nonviolent. quiescent. reserved. reticent. speechless. still. tacit. taciturn. tuneless. wordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumb. mute. quiescent. quiet. reticent. serene. silent. sleepy. speechless. still. taciturn. tranquil. unassuming. voiceless. soundless. buttoned up. consonantal ünsüz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. silent. consonant. backwater. breathless. mum. mute. placid. speechless. still. sweet. taciturn. tranquil. voiceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silent film. silent film / screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voiceless consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diğer kişilerin duyduğu ses seviyesini en aza indiren kulaklık yapısı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silent reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet and retriving. quietly and unobstrusively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silent march.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. silently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietly. silently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become quiet. quieten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silence. quietness. noiselessness. quiet. muteness. peace. hush. mutism. quiescence. quietude. repose. speechlessness. stillness. taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hush. quiet. repose. silence. still. taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silence. quietness. quietude. repose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şast.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شست] okçu yüksüğü. 2.olta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Altı telli eski bir telli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Şeştâr çalan sâzende.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeyrek dinar kıymetinde eski bir Roma sikkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. tia) eski bir Roma parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sonenin son altı mısraı; (müz.), (bak.) sextet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit gazel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Altıncı, Ar. sâdis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و دو] altı ve iki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ششم] altıncı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و سه] altı ve üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شش و یک] altı ve bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Strateji, (bk.) Sevk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سوق الجيش] strateji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سوق الجيشی] stratejik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Termometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimple. acne. pustule. carbuncle. whelk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acne. pimple. pustule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimple. pustule. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yağ bezelerinin fazla çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en küçük çıbanlara sivilce denir. Sivilceleri sıkmamak, tuzsuz, yağsız ve baharatsız şeyler yemek gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ekşi nar, sirke.

Hazırlanışı : Bir su bardağı ekşi narsuyu ile yarım su bardağı sirke karıştırılır. Bu suya batırılan pamukla, sivilcelerin üzerine kompres yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimply. pimpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. potur, kısa diz pantolonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sosyalist düşünceleri olan, sosyalist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leftist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leftist. lefty. flush left.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu soyundan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. susturmak, bastırmak, tesirsiz hale getirmek; k.dili. ani cevaplarla susturmak; çamurda yürürken ayak sesi çıkarmak; i. susturucu cevap; çamurda ayak sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. dar ve derin olukları olan, yivli. sulca'tion i. olukluluk; oluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ci) anat. oluk. (süleyman')

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (çoğ.) güneş gözlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acele» den). Acele etme, acelecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAACCÜB) (i. A. «aceb» den). Şaşakalma, şaşkınlık. Şâyân-ı taaccüb = Şaşkınlığa değer. Bâls-i taaccüb = Şaşkınlık verici.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعجب] şaşırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şaşırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. talklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

talk pudrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir Ses Geliştirici MP3’e dönüştürülmüş müziğin kalitesi düşer. Taşınabilir Ses Yükselticisi, sesi orijinal kaynak düzeyine yaklaştırmak için ses frekanslarını güçlendirerek bunu telafi eder, böylece Network WALKMAN®™ cihazları ve başka bir taşınabilir müzik çalarda daha yüksek kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spectroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعبية الجيش] strateji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mono.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolist. monopolistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Musiki eserinin çoksesli olmaması, çokseslilik zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sesimiz telefonda ses hızı ile gitmez. Telefonun ağız kısmı denilen mikrofona konuştuğumuzda, ses burada elektrik akımına çevrilir. Karşı tarafın telefonunda tekrar sese çevrilene kadar yolculuğunu elektrik akımı olarak yapar.

Bilindiği gibi elektriğin hızı ışık hızı ile aynıdır. Dolayısıyla ses telefonda ışık hızı ile yol alır. 5 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşınızla telefonla konuşurken onun bulunduğu yerde gök gürlerse, şimşeğin ışığının gökgürültüsünden önce gelmesi gibi, gökgürültüsünün telefondaki sesi de havadan gelen sesine göre daha önceden kulağımıza ulaşır.

Ses hızı, deniz seviyesinde, kuru ve sıfır derecedeki havada saniyede 331,4 metredir. Bakır kablo içinde ise saniyede 3500 metre kadardır. Yani sesimiz telefonda ışık hızı ile değil de ses hızı ile gitseydi (ki bu mümkün değildir) 600 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşımız konuştuklarımızı telefonda 3 dakika sonra duyabilirdi. Düşünebiliyor musunuz böyle bir konuşma sonunda gelecek telefon faturasını?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse, mümessil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative. rep. representative. agent. spokesman. ambassador. commissionaire. coryphaeus. delegate. deputy. emissary. envoy. nominee. substitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. delegate. representative. substitute. envoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney. agent. representative. sales account. commissary. concessionnaire. delegate. one's man of business. rep. vicarious agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation. legation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative office. agency. representation. being representative. office of a representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial attaché. commercial counsellor. commercial secretary. trade service diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tolga

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favouritism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çilli evcil kedi, üç renkli dişi kedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ülser, çıban, yara, karha; ahlâki bozukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ülser olmak, kendi kendine yara olmak; ülsere sebep olmak. ulcera'tion i. ülserleşme; ülser. ulcerative s. ülsere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ülserli, ülser kabilinden, ülserleşmiş. ulcerously z. ülserli olarak. ulcerousness i. ülser olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nahoş, tatsız, hoş karşılanmayan, istenilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietly. silently. slowly. softly. gently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietly. slowly. softly. under plain cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavaş ve belli etmeden veya ortalığı karıştırmadan.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Member Representative)

Borsa’da işlem yapma yetkisine sahip aracı kuruluş temsilcisidir


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meekly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long measure. measure of length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses olduğunda kayıt modunu otomatik olarak açar, sessizlik durumunda otomatik olarak kapatır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanardağ kabilinden, yanardağ gibi; yanardağ içinden çıkmış; volkan gibi; patlayan. volcanic ash yanardağ külü. volcanic bomb yanardağ patlamasında dışarıya flrlayan yuvarlak lav parçası. volcanic cone yanardağ lavlarından meydana gelen konik yığ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanardağlar veya bunlann faaliyetleriyle ilgili durum veya olaylar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanardağ ısısının etkisine maruz bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanardağ, volkan. volcanist i. yanardağ uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. volkanik olaylardan bahseden ilim. volcanological s. bu ilme ait. volcanologist i. bu ilmin uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Romalıların ateş tanrısı, tanrıça Venüs'ün çirkin ve topal kocası, Vulkan. Vulcan powder kayaları parçalamak için kullanılan bir çeşit dinamit. Vulcan'ian s. tanrı Vulkan'a ait; k.h. yanardağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ebonit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kükürtle sertleştirmek (kauçuk), ebonitleştirmek. vulcaniza'tion i. ebonitleştirme, vulkanizasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kls Women'a Army Auxiliary Corps

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Welsh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s.,(ünlem) iyi karşılamak, memnuniyetle karsılamak, hoş karşılamak; nezaket göstermek, samimiyet göstermek; i. samimi karşılama, hoş karşılama; nezaket gösterme; s. hoş karşılanan, iyi karşılanan; sevindirici, hoşa giden, rahatlatıcı, makbule ge

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerlekli sandalye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony X-black LCD™, bir yerine iki tane özel tasarlanmış lamba ile güçlü bir şekilde aydınlatılır. Ekran yüzeyi yansımayı önleyici bir katman ile kaplanmıştır. Bu da geniş bir kontrasta sahip canlı ve gerçeğine uygun renkler sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Düz, sarp, pek dik: Yalçın kaya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rugged. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitous. steep. smooth and bare. rugged. step. smooth. slippery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep. smooth and slippery. craggy. rugged. stark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sarp. 2.Düz kaygan. 3.Parlak, cilalı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yalçın). Çetin, sert ve yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - bkz.Yalçın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Parlak, parlayan. 2.Elçi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yola çıkıp giden, misafir, seyyah. 2. Vapur, tren, uçak vs. gibi bir nakil vasıtasında bulunanlar: Bu vapurda yolculara iyi bakıyorlar. 3. Bir yola ve bir seyahata hazırlanmış adam: Ahmed yolcudur. 4. Ümitsiz hasta, ahret yolunu tutmuş adam: Biçare, galiba yolcudur. Yolcu olmak = Yola ve seyahata hazırlanmak. Yolcu çıkarmak = Geçirmek, Osm. teşyî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fare. passenger. pilgrim. traveler. traveller. voyager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passenger. traveller. goner. traveler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fare. journeyer. passenger. traveller. viator. voyager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage. luggage. things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Seyahat, sefer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruising. itinerary. headway. journey. peregrination. travel. trip. voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedition. journey. run. travel. voyage. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. tour. travel. voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir şeyin yüzeyini ölçme ve bu ölçme sonunda beliren miktar, Osm. mesâha-i sathiyye.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Akciğerleri saran zarın iltihaplanması sonucu görülen bir hastalıktır. Tıp dilinde plörezi denir. Nedeni, zatürree, verem veya akciğer absesinden yayılan iltihaptır. Tedaviye vakit geçirmeden başlamak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 6 tane lahana yaprağı konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir. Aynı işlem her gün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذات الجنب] akciğer zarı iltihabı, zatülcenp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenbil yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by