Ab-ı Rü ne demek? | Ab-ı Rü anlamı nedir? | Ab-ı Rü

Ab-ı Rü anlamı nedir?

Ab-ı Rü ne demek?

Ab-ı Rü anlamı nedir?

Ab-ı Rü | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ab ru

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yüzsuyu.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak işlerini çabucak yapan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Analog sinyalleri dijital biçime dönüştüren yüksek performanslı bir IC Yongası. Elde edilen dijital veriler, Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) teknikleriyle işlenebilmektedir. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Abd’ler, kullar köleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Su, Ab-ı Ateşrenk, Ab-ı Ateşpâre, ib-ı engür, Ab-ı tarab gibi tabirler şairlerce şarap yerine kullanılır. Ab-ı hayât (veya Ab ü hayat), Ab-ı hayvân, Ab-ı zindegî = Hızır’ın içtiği su ki içenleri ebedî hayata kavuşturduğuna inanılır. Lâtif ve hafif su. Ab-ı revân = Akar su, Ab-ı zer = Altın suyu, Alem-i Ab = içki toplantısı. Ab ü tâb = Revnak, terâvet, tazelik, Ab ü dâne = Mukadder olan rızk, kısmet, kader, Ab ü havâ — Bir memleketin sağlık durumu, suyu ve havası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix in many words of Latin origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It signifies from, away , separating, or departure, as in abduct, abstract, abscond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See A-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fifth month of the Jewish year according to the ecclesiastical reckoning, the eleventh by the civil computation, coinciding nearly with August. the blood group whose red cells carry both the A and B antigens the eleventh month of the civil year; the f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the blood group whose red cells carry both the A and B antigens. a bachelor's degree in arts and sciences. the eleventh month of the civil year; the fifth month of the ecclesiastical year in the Jewish calendar. the muscles of the abdomen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A two part compositional form with an A theme and a B theme; the binary form consists of two distinct, self-contained sections that share either a character or quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A two-part compositional form with an A theme and a B theme; the binary form consists of two distinct, self-contained sections that share either a character or quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A choreographic form in which the A part represents a phrase of specified length and the B part a different phrase of specified length The two A and B phrases are made to complement and enhance each other, but may deal with either two parts of the same th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At-Bats. abdominal muscle FA - a tone of the scale OM - a mantra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ab ovo From the very beginning Stasinos, in the epic poem called the Little Iliad, does not rush in medias res, but begins with the eggs of Leda, from one of which Helen was born If Leda had not laid this egg, Helen would never have been born If Helen had

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Afterburner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aid to the Blind See Public Assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At-bat. abbr Advisory Board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aid to the Blind See Public Assistance. abbr Answer Back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allowed Benefit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A signal from a receiving device that indicates that it is ready to receive data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At Bats -- An official at-bat is the number of times a player went up to the plate to hit and did not walk, get hit by a pitch, sacrifice, or get interfered with by the catcher. air base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Antibiotic. a research method by which investigators systematically observe people while joining in their routine activities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest socio-economic classification group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ex , from , as from , as of , it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آب] su. 2.deniz. 3.ırmak. 4.tükürük. 5.özsuyu. 6.ter. 7.döl suyu. 8.sidik. 9.parlaklık. 10.yüzsuyu. 11.letafet, hava.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آب] Ağustos.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek -den, uzağa: abjure yeminle vazgeçmek; abdicate feragat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs) Bachelor of Arts üniversite diploması

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temmuz ortasında başlayan Musevî takvimindeki ay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Su renginde, gök, mavi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzellik ve zariflik veren süs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Suyun biriktiği yer, havuz. 2. (anatomi). Karnın, kaburgalar altındaki kısmı, boş böğür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Suyun biriktiği yer, havuz. 2. Dokumacılıkta kullanılan fırça

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب آبستنی meni; 2.bitkilerin yetişmesine neden olan su.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب عدالت adalet suyu; 2.doğruluğun bereketi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب احمر kızıl su. 2.kırmızı şarap. 3.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب آتشين ateşli su; 2.kırmızı şarap; 3.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب باده رنگ kızıl su. 2.gözyaşı, kanlı gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب انگور üzüm suyu. 2.şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آب خرابات] (meyhane suyu) şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ab-ı hayat v.s. (bk.) Ab.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب کوثر cennet suyu, 2.şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yüzsuyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birleşik: 1. Sucu, saka. 2. Sâki, kadeh sunan. 3. Şarap taciri. 4. Ayyaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pisliklerin aktığı yol ve delik, lâğım çukuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sulu, ıslak, nemli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı abâ) (i. A.). 1, Kaba ve kalın şayak. 2. Bu kumaştan yapılmış yakasız elbise. 3. Bu kumaştan yapılmış: Aba terlik. Abayı yakmak = (Birine) Aşık olmak. Abayı sermek = Postu sermek, yerleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (tu. eb). Ebler, babalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coarse woolen cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fabric woven from goat and camel hair a loose sleeveless outer garment made from aba cloth; worn by Arabs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silence cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Bankers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Bus Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Bakers Association. American Bankers Association. American Bar Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Bus Association. a digital code used by the American Bankers Association to define a bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Booksellers Association A trade association of publishers and booksellers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: American Booksellers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Bar Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Bus Association; comprised of bus companies, operators and owners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Australian Broadcasting Authority is a federal regulatory body, which regulates the use of the broadcasting services bands under the Broadcasting Services Act 1992 and the Radiocommunications Act 1992.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Bankers Association. in the US, is a national credential conferred by Accreditation Council for Accountancy and Taxation to professionals who specialize in supporting the financial needs of individuals and small to medium sized businesses ABA i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A three-part compositional form in which the second section contrasts with the first section The third section is a restatement of the first section in a condensed, abbreviated, or extended form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Bar Association Headquartered in Chicago, the ABA offers educational programs, publications, and services relating to all facets of the practice of law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Application Building Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An extension of the AB choreographic structure: after the B phrase, the piece returns to an altered version of the A phrase, which can be manipulated by changing the tempo, rhythm, length, or dynamics of the movement, or by fragmenting, repeating, or chan

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Broadcasting Authority. a fabric woven from the hair of camels or goats A loose sleeveless outer garment worn as traditional dress by men in the Middle East If you are not sure where the Middle East is located, you may wish to find a map from o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Broadcasting Authority A Commonwealth regulatory authority responsible for broadcaster licensing and regulating content of broadcasting and narrowcasting services under the Broadcasting Services Act 1992.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Applied Behavior Analysis, a therapeutic intervention for children with autism and other pervasive developmental disorders. a loose sleeveless outer garment made from aba cloth; worn by Arabs. a fabric woven from goat and camel hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبا] kaba yün kumaş. 2.aba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آباء] babalar. 2.gezegenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Arapça abâ, Farsça pûşiden = Giymek). Aba giyen, abadan hırka giyen, derviş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenevir muzu, (bot) Musa textilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aba veya abadan giyecek şeyler yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aba maker. aba seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z), (den) faça. taken aback şaşırmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) davar hırsızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) hesap tahtası; (mim )sütun başlığmdan geçen düz tabla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (m. ebed). Ebed’ler, sonu olmayan zamanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.), Mâmule, mamure, imar edilmiş, onarılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آباد] ebedler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آباد] bayındır, mamûr. âbâd etmek/eylemek.mamûr etmek. 2.zenginleştirmek. 3.huzur vermek. âbâd olmak. mamûrlaşmak. 2.zenginleşmek. 3.huzura kavuşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şen, bayındır. 2.(Ar.) Sonsuz gelecek zamanlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şen, mâmur (Abâd gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبادان] bayındır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mâmurluk, şenlik, bayındırlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبادانی] bayındırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şenlik, mâmurluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) öIüler diyarı; cehennem, tamu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hindistan’ın Devletâbâd şehrinde imal olunan bir nevi yazı kâğıd.ı (Devlet Abâdî’den kısaltılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبادی] bayındırlık. 2.ince Hint kağıdı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şen, bayındır, mamurlukla ilgili. Abadı Mehmet Çelebi. Türk hukuk bilgini (1555).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z), (den) kıça doğru, kıç tarafta, kıç tarafında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lamba siperi, abajur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globe. lampshade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lampshade. skylight. lamp shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lampshade. fixture. diffuser. lamp shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Amca.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)- İlhanlı hükümdarı Hülagu’nun oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eski çağlardan beri basit hesap işlemleri yapmakta kullanılan bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus. abacus sayıboncuğu. çörkü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبال] develer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Abası olan, aba giymiş olan. 2. Hırpalanan veya hakkı çiğnenen kise: Vur abalıya!

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i,) (zool) kabuklu bir deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yasaklamak, yasak etmek, menetmek, yapmamak, muhalefet etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) on amperlik elektrik cereyan birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Güneş yılının sekizinci ayı. 2. Eski İran inanışında bu ayda olan işlerin ilerlemesiyle meşgul olduğu farz olunan meleğin adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبان] Âbân ayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). 1. Güneş yılının onuncu günü. 2. Eski Iran inanışında o gün, yağmur yağarsa erkeklere, yağmazsa kadınlara ait sayılırmış. Abân-gâh kime aitse onlar suya girip yıkanır eğlenirlermiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) «Deveyi» çökertmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) tamamıyle bırakmak, terketmek, başından atmak; kendini tamamıyla vermek; kendini kaptırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) metruk, terk edilmiş; hayâsız, ahlâksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) terk; metrukiyet, terk edilmiş olma; tam feragat ile kendini teslim etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İpekten sarımtırak dallarla işlenmiş bir nevi kumaş ki sarık ve sairede kullanılır: Bursa Abânîsi = bu kumaştan yapılmış «Abânî sarık».

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Büyük adım atmak. 2. Adımları fazla açarak ölçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Arapça «aba» dan). 1. Bir şeyin üzerine kapanmak, üstüneçökmek, çullanmak: Filanın üzerine abandı. 2. Sarkmak, eğilmek: Pencereden abanıp baktım, 3. Adımları açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean against. to lean over. to push against. to batten on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean over. to push. to press. to lean against sth. to live at sb's expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «Abenûs» tan) 1. Hindistan’da çıkan pek sert ve siyah bir ağaç. Siyahlık ve sertlik de ifade eder: Abanoz kesilmek. 2. Abanozdan yapılma: abanoz ok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. c. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Sıcak ülkelerde yetişir, kerestesine «abanoz» denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عباپوش] abalı. 2.derviş. 3.yoksul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبار] kuyular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. exaggeration mübalağa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. hyperbole. overstatement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggerated. dithyrambic. fustian. hyperbolic. hyperbolical. overdone. inflated. fond. ornate. magniloquent. puffy. slobbery. spread-eagle. stagey. stagy. steep. swelling. tall. theatrical. turgescent. turgid. well-rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombastic. hyperbolic. overblown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exaggerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. turgescence. hyperbole. embellishment. aggrandizement. overcharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. hyperbole. exaggeration mübalağa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overstatement. amplification. exaggeration. hyperbole. puffing. slush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lay it on with a trowel. pile on the agony. drow the long bow. draw the longbow. exaggerate. embellish. aggrandize. carry to excess. carry things too far. enhance. heighten. balloon. overdo. embroider. color. colour. dramatize. glorify. fudge. lay it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorn. dramatize. exaggerate. glamorize. overdo. overestimate. overrate. overstate. romance. romanticize. to exaggerate. to magnify. to overstate. to romanticize. to romance. to blow sth up mübalağa etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exaggerate. aggravate. amplify. colour. glorify. to talk through one's hat. heighten. magnify. overplay. overstate. pile it on. put it on. romanticize. spread it thick. stretch. superlatives to speak. to lay it on thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombast. tall. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr) kahrolsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) alçaltmak, gururunu kırmak abasement( i) alçaltma, alçalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) utandırmak, mahcup etmek, bozmak; gururunu kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z) güneşte ısınarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Alt, alttaki, aşağı, abaşo babafingo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) azaltmak, indirmek; kısmen yahut tamamıyla kesmek; azalmak, eksilmek, hafiflemek, çekilmek; hükmü kalmamak abatement (i) azaltma, azaltılma, azalış, tenzil; kesilmiş yahut indirilmiş meblâğ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) tepe penceresi; panjur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),(Fr) mezbaha, salhane, kasaplık hayvanların kesildiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) eksenden uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beceri. Sezgi, anlayış, dikkat. Abay Kunanbayoğlu. Kazak Türk şiirinin kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horny. randy. raunchy. abkhasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Karaçay-Çerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk. - Abaza Hasan Paşa, Osmanlı vezirlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horny. randy. raunchy. poor. destitute. hungry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) baba; (bazı kiliselerde) piskopos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Allaha itaat ve ibadet eden, kulluğunu hakkıyla yerine getiren. Yasaklarından kaçınan. -Abbad b. Bişr. Ashab’dan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sert, çatık kaşlı kimse. 2.Arslan (bkz.Esed, gazanfer, şiir). - Abbas b. Abdülmuttalib. Rasûlullah (s.a.s)’ın amcası, Mekke’nin fethinde müslüman olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Abbas). Ahmed b. Hanbel’in hanımının ismi. Hz.Abbas’a mensup olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. mü.). Hazret-i Peygamber’in amcalarından Abbâs’tan inen hanedana mensup: Abbâsi halifeleri. 1. Abbâsîler devri. 2. Şah Abbâs Safevî’ye ait iran sikkesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yüzgeç, yüzücü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) papaza verilen nezaket unvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) kadınlar manastırının baş rahibesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) manastır; manastıra ait bina veya binalar; manastır kilisesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) manastırın baş rahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, ihtisar etmek abbrevia'tion(i). kısaltma, remiz, bir veya birtakım kelimeleri gösteren harf veya harfler; özetleme, ihtisar; kısaltılmış yazı, özet; (müz) bir takım notaları gösteren remiz yahut işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Bant Genişliği Kontrollü (Automatic Bandwidth Control – ABC) radyo, yakın frekanslı istasyonlardan kaynaklanan bozulma parazitlerini en aza indirerek daha iyi yayın kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alfabe; herhangi bir şeyin temel kuralları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبجامه] su kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبچين] peştemal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. ibâd). 1. Kul, köle, bende: Abd-i kadîm, abd-i sâdık, abd-ı memlûkleri (eski nezaket tabirleri). 2. Mahluk, Allah’ın yarattığı, insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix used in many Muslim male names in conjunction with a divine attribute of God, meaning 'servant ' Examples include Abd-Allah , Abd al-Rahman , and Abd al-Khaliq. 'All but degree' or 'all but dissertation' - Not a formal degree; applies to someone

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abandoned interval due to no available train or no crew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aged, Blind or Disabled Refers to the SSA eligibility programs for these populations For many states, also refers to a type of categorical eligibility for Medicaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abductor ABS - Acrylonitrile Butadiene Stryrene AD - Arm drive ADD - Adductor ADJ - Adjustable ADPT - Adapter AH - Adjustable Height AI - Airless Insert AIO - All-In-One ALR - Articulating Legrest ALUM - Aluminum AMH - Adjustable Mounting Hardware ANO - A

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Baud Rate Detection See baud rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roland automatic blanket washing device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبد] kul. 2.köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Köle, hizmetçi, itaat edici. Kul. Sonuna Allah’ın isimleri getirilince bazı isimler meydana gelir. Abdullah, Abdurrahim, Abdulmelik gibi.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Afganistan’da yaşıyan bir Türk boyunun adı, bu boydan olan kimse. 2. Anadolu’daki bazı göçebelerin adı ve bunlardan olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedii» cemi olan «eb-dâl»den). 1. Ahmak ve safderûn. 2. Bir şeye akıl yormaz, kalender meşrep ve derviş adam. Halk söyleyişi: Aptal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A religious devotee or dervish in Persia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Budalalık, ahmaklık. 2. Kalenderlik, safderunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abdala benzer, ahmakça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ab’dan). 1. Bahçe kovası, sulamaya mahsus süzgeçli kova. 2. Sidik kesesi, mesane.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبدان] su kabı. 2.mesane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبدار] sulu. 2.parlak. 3.hoş

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - 1.Sulu, taze. 2.Parlak. 3.Sağlam vücutlu. 4.Nükteli. 5.Zarif, güzel, hoş. 6.Su veren hizmetçi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Suyu bol olma, tazelik. 2. Renklilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبدندان] bön. 2.âciz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Abdest = El suyu). Namaz kılmak için şeriate göre yüz ve dirsekle beraber el ve ayakları yıkamak ve başa meshetmekten ibaret temizlenme işi: abdest almak, abdest vermek = Azarlamak, abdest iktiza etmek = Rüyada kirlenmek, ihtilâm, abdest bozmak = Ayak yoluna gidip dışarı çıkma ihtiyacını gidermek, abdestimde şüphem yoktur = İmanım vardır (halk arasında gusüle de bazen abdest denildiği için, birine küçük, diğerine büyük abdest derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Purification by washing the hands before prayer; a Mohammedan rite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual ablution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبدست] abdest. 2.paylama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Abdest almaya mahsus ibrik.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimpinella saxisfrage): Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetre kadardır. Kökü akıcıdır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Göğüs ağrılarını dindirir. Ateşi düşürür. Boğmaca, öksürük ve baş ağrılarını keser. Vücuda dinçlik verir. Balgam ve ter söker. Burun kanamalarını keser. Bademcik şişlerini indirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir. Çıbanın olgunlaşmasına yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (Abdest-hâne = Abdest evi). 1. Abdest almaya ve el, yüz yıkamaya mahsus musluklu ve kurnalı yer. 2. Abdest bozacak yer, ayakyolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبدستخانه] tuvalet. 2.abdest alınan yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl abdest alırken giyilen bir nevi kısa cüppe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) kısa cübbe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abdest almamış, abdesti bozulmuş, pehrizslz, sakınılması icap eden günahlardan sakınmayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kulluk ve itaat eden.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) -(den) çekilmek, -(den) vazgeçmek, feragat etmek: resmen bırakmak veya feragat etmek ; (özellikle hükümdarlıktan)tacını ve tahtını terk etmek abdica'tion (i) tacını ve tahtını terk etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

()i karın, batın; biyol haşarat gövdesinin art kısmı abdom'inal (s) karna ait abdominal cavity (anat) karın boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) zorla almak,(kadın yahut çocuk) kaçırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(çocuk) kaçırma; kız kaçırma abductor(i) kaçıran kimse; dışarı çeken kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zararlı şeyleri ve sebeblerini bir hikmete mebni olarak yaratan Allah’ın kulu. ed-Dar. Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şey üzerinde tasarruf ve hükmeden tek hükümdar Allah’ın kulu. el-Melik, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Geniş Avf ve mağfiret sahibi yüce Allah’ın kulu. Allah’ın isimlerinden, (bkz.el-Afuv).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En yüksek, en yüce ve yücelikte eşi olmayan Allah’ın kulu. A’la kelimesi Kur’an-ı Kerim’in sıfatı olarak geçmektedir. Ünlü bir İslam bilgini.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah’ın kulu. Ali kelimesi Kur’an’da Allah’ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah’ın kulu. Alim kelimesi Allah’ın 99 isminden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Azamet ve büyüklük sahibi Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden, (bkz.el-Azim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Allah’ın kulu. (bkz.Aziz). Aziz Allah’ın isimlerindendi r. - Sultan Abdülaziz: 32.Osmanlı padişahının adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı. Allah’ın kulu-Allah’ın isimlerinden, (bkz.Baki).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratan, yaratıcı Allah’ın kulu. Bari ismi, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyi görüp gözeten ve gizliliğin kendisi için söz konusu olmadığı yüce Allah’ın kulu. - (bkz.el-Basir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Genişlik, ferahlık ve kolaylık verici olan Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden (bkz.el-Basıt).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın isimlerinden.- Bedi’nin kulu. (bkz.el-Bedi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Berr’in kulu. Cömert ve ihsan edicinin kulu.-Berr, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Berr).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cebredici, zorlayıcı, kuvvet ve kudret sahibi Allah’ın kulu. Cebbar, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük, ulu, yüce Allah’ın kulu. Celil, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzellikleri kendinde toplayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömert olan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şeriki ve ortağı bulunmayan, tek olan Allah’ın kulu. Ehad, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Aslan’ın kulu.- Hz.Rasûlullah (s.a.s)’m reddettiği isimlerdendir. Müslümanlar kullanmazlar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Herşe-yin evveli, ilk olan, varlığının başlangıcı bulunmayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ezelden beri var olan varlığı için başlangıç söz konusu olmayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah’ın kulu. (bkz.Ferid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Zafer kazanmış, üstün gelmiş, fetheden-açan, kullarınının kapalı-müşkil işlerini açan Allah’ın kulu. (bkz.Fettah). Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kullarının günahlarını affeden Allah’ın kulu. - (bkz.Gaffar). Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kullarının günahlarını tekrar tekrar bağışlayıcı olan Allah’ın kulu. - (bkz.Gafur). “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zengin, varlıklı, bol, doygun olan Allah’ın kulu.- Allah’ın isimlerinden, (bkz.Gani).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyin iç yüzünden, gizli ve saklılıklarından haberdar olan Allah’ın kulu. (bkz.el-Habir). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hidayet eden, doğru yolu gösteren Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden, (bkz.Hadi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Herşeyi bütün ayrıntı ve inceliğiyle kayıtlayıp tutan ve dilediği zamana kadar bela ve afetlerden koruyan Allah’ın kulu. -(bkz.el-Hafız). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hak ve gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran Allah’ın kulu. - Hak, Esmau’l-Hüsna’dandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Bütün işlerin kendisine döndürüldüğü, onun adalet ve kararına baş vurulduğu yüce Hakem Allah’ın kulu. - (bkz.el-Ha-kem). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeye hükmeden Allah’ın kulu.- Hakim, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratan, yoktan vareden, yaratıcı Allah’ın kulu. - Halik, Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah’ın kulu. - (bkz.Halim). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın diliyle övülmüş Allah’ın kulu. - Hamid; Allah’ın isimlerindendir. (bkz.Hamid).- Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün varlıkların takdir edilen hayatları boyunca yaptıkları bütün işlerin ayrıntılarıyla hesabını en iyi bilen Hasib’in kulu. - Hasib; Allahın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Daima diri olan, ebedi hayat sahibi, her şeye gücü yeten Cenab-ı Allah’ın kulu. -(bkz.el-Hay). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya gücü yeten Allah’ın kulu.-Kadir; Allah’ın isimlerindendir. (bkz.Kadir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah’ın kulu. -Kaviy kelimesi Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Kaviyy).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan, baki, kaim Allah’ın kulu. - Kayyum, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Kayyum).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kebir’in, büyüklük ve Azamette eşsiz olan Allah’ın kulu. - Kebir; Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Kebir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Allah’ın kulu. - Kerim; Allah’ın isimle -rindendir. (bkz.Kerim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın kulu. Peygamber (s.a.s)’in en sevdiği isimlerden aynı zamanda babasının adıdır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Latif, güzel, yumuşak, hoş, nazik olan bütün olayların ve eşyanın inceliklerini bilen Allah’ın kulu. - el-Latif; Allah’ın isimlerindendi. (bkz.Latif).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Afrika’da ve Akdeniz bölgesinde yetişen bir ağacın yağlı ve tatlımsı meyvesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah’ın kulu. - Macid kelimesi, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Ma-cid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah’ın kulu. - Malik; Allah’ın isimlerindendi. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şanı büyük ve yüksek olan, şan ve onur sahibi yüce Allah’ın kulu. - Mecid kelimesi Allah’ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31.Osmanlı padişahı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah’ın kulu. - Mennan kelimesi, Allah’ın sıfatlarındandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hastalara şifa veren, mesih İsa’nın kulu.-(bkz.Mesih). İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Metanetli, sağlam, dayanıklı olan Allah’ın kulu. - (bkz.Metin). Allah’ın isimlerin-dendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren, onların dua ve tevbelerine icabet eden yüce Allah’ın kulu. Mucib, Esmau’l-Hüsna’dandır. - (bkz.el-Mucib).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün varlıkların sayısını tek tek bilen Allah’ın kulu. - Muhsi, Esmau’l-Hüsna’dandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hayat veren, can ve ruh veren, bütün canlıları ve hayatı diri tutan Allah’ın kulu. - Muhyi, Allah’ın 99 isminden birisidir, (bkz.Muhyi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratılmışları yokettikten sonra tekrar dirilten Allah’ın kulu. - Muid Allah’ın 99 isminden birisidir, (bkz.el-Muid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Muiz’in, izzet veren, şereflendiren Allah’ın kulu. - (bkz.el-Muiz). Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gönüllerde iman nurunu yerleştiren, kendisine yönelenlere, iman nasib ederek onları hidayetine alan, koruyan yüce Allah’ın kulu. - Mü’min, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid’in kulu. Vacid, Allah’ın isimlerindendir. -(bkz.el-Vacid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan Allah’ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz.el-Vahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah’ın kulu. - Vali, Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Vali).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah’ın kulu. - Varis kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Varis).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vasi’nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münezzeh olan Allah’ın kulu. - Vasi kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vasi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vedud’un kulu.- Allah’ın isimlerinden. Vedud; iyi amel sahibi kullarını seven, onlara rahmet ve rızasını yönelten, sevilmeye ve sayılmaya, dostluğu kazanılmaya yegane layık olan yüce Allah anlamındadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah’ın kulu. Vehhab, Allah’ın isimle-rindendir. - “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine tevekkül edilen, kudretiyle kullarının işlerini halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah’ın kulu. - Vekil. Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vekil).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine iman edenlerin dostu ve yardımcısı. Yarattıklarına mütevelli ve nazar edici olan Allah’ın kulu. - el-Veliyy kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Veli).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yararlı şeyleri ve sebeplerini kudretiyle yaratan Allah’ın kulu. - Nafı kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.en-Nafı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yardım eden, Yardımcıların en hayırlısı, mü’minlere nusrct ve zafer veren Allah’ın kulu. - Nasır, Allah’ın sıfatla-rındandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yardımcı, yardım eden Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Nur sahibi, aydınlık, parlaklık sahibi olan Allah’ın kulu. - Nur, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rafı’nin kulu. (bkz.er-Rafi). Allah’ın isimlerinden

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhametli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah’ın kulu.- er-Rahim, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahman’ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü’min-kafir ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah’ın isimlerindendir. Abdurrahman İbn Avf: Sahabedendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rauf olan Allah’ın kulu. (bkz.er-Rauf).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok lütuf, şevkat ve rahmet eden. Onları belli nimetlerle dengeli yaşatan, seviyelendiren Allah’ın kulu. (bkz.Rauf).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın isimlerinden. Reşid’in kulu.- (bkz.er-Reşid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün mahlukların rızkını veren Allah’ın kulu. - Rezzak, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz sabır ve genişlik sahibi Allah’ın kulu. Allah’ın isimlerinden, (bkz.es-Sabur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şahid’in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bulunduran Allah’ın kulu. - Şahid, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.eş-Şahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kimseye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Allah’ın kulu. - Samed, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Allah’ın kulu. - Şekür, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah’ın kulu. - es-Selam kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılamaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyden arınmış olarak bütün sesleri, sözleri ve kelimeleri işitip ayırdeden yüce Allah’ın kulu. (bkz.es-Semi’).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Günahları örten, gizleyen Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delillerle belli olan Allah’ın kulu. - ez-Zahir, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.ez-Zahir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e.) («A» ünlemiyle Rumeli ağızlarında «be, bre, vire, more» suretlerinde kullanılan bir edattanmürekkep olarak Rumeli’nde işitilir) aya, hey, behey: Abe kardeş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z),(den) omurgaya dikey olarak, bordanın tam ortası hizasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. script. alphabet alfabe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. the ABC.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical sequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) çok basit;(i) okumayı yeni öğrenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic. alphabetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z) yatakta, yatağın üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. m.). Abid’ler, ibadet edenler, kullar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبک] sulu. 2.cıva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) akçakavak (bot) Populus alba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel vücutlu, güzellik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abanoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Abanos ailesi, (Fr. Eb£nac6es).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Nuh’un erkek torunu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sapma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aberration

gök b. ve ruh b.sapınç

1. Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık. 2. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu .arasındaki fark. 3. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),(Al) batıl itikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hata, dalâlet, doğru yoldan ayrılma, inhiraf; yan delilik, akıl hastalığı; sapıklık; (astr) sapınç, sapma; adese veya ayna sisteminde bütün ışınların bir noktaya toplanamaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Faydasız iş, oyuncak çeşidinden beyhude ve boş iş, saçma: abesle iştigal etmek, buna zihin yormak abestir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vain. absurd. nonsense. unreasonable. meaningless. nugatory. trivial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senseless. unreasonable. foolish. unnecessary. useless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futile. meaningless. trivial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبث] saçma, abes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) söz ve davranışlarla cesaret vermek veya yardım etmek.(gen. fina anlamda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

-tor (i) başkasına kötülük aşılayan kimse, kışkırtan kimse, suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askıda oluş, muallakıyet in abeyance kullanılmaz durumda, askıda, muallâkta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şişe, sürahi, kadeh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبگينه] kristal. 2.kadeh. 3.sürahi. 4.ayna. 5.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبگير] havuz. 2.su birikintisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبگون] su rengi. 2.mavi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - 1.Mavi renk. Gök. 2.Parlak. 3.Nişasta.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبهر] nergis. 2.zerrinkadeh çiçeği. 3.yasemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Nergis çiçeği. 2.Yasemin. 3.Zerrin kadehi çiçeği. 4.Dolu kab.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبخيز] büyük dalga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Büyük dalga. 2.Kaynak. 3.Su yolu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) hor görmek, iğrenmek abhorrence (i) nefret; nefret edilen veya tiksinilen herhangi bir şey abhorrent (s) nefret uyandıran, iğrenç; (to) ile karşı, muhalif, zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبخورد] nasip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ayva. 2. Suda yaşıyan ve meydana gelen. 3. Açık mavi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبی] mavi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (ibr) nisan ayının eski bir ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ibadet» ten if.) (mü. Abide) (c. abede). Tapan, tapınan, ibadet eden, takvâ ehli, zâhid: Abid adamdır, Abide bir kadın, Abidin ibadeti. Abede-i evsân = Puta tapanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عابد] ibadet eden. 2.erkek adı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبيد] kullar. 2.köleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Allah’a ibadet eden, çok ibadet eden, zahid. Kullar, kölel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Abid ve zâhide yakışır surette, Abidce: Bir Abidâne tavır ile; Abidâne ömür sürüyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبدات] anıtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Abidât). Bir hadiseyi gelecek nesillere hatırlatmak için inşa edilen yapı, heykel, anıt (mecazî mânâda da kullanılır: bu kitap bir Abidedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. memorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. memorial anıt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wait; to pause; to delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stay; to continue in a place; to have one's abode; to dwell; to sojourn; with with before a person, and commonly with at or in before a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remain stable or fixed in some state or condition; to continue; to remain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wait for; to be prepared for; to await; to watch for; as, I abide my time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To endure; to sustain; to submit to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bear patiently; to tolerate; to put up with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stand the consequences of; to answer for; to suffer for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. cenotaph. memorial. edifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell; 'You can stay with me while you are in town'; 'stay a bit longer--the day is still young'. put up with something or somebody unpleasant; 'I cannot bear his constant criticism'; 'The new secretary had to endure a lot of unprofessional remarks'; 'he

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبده] anıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) bir yerde kalmak; sabit durmak; tahammül etmek, dayanmak, çekmek; ikamet etmek, oturmak, sakin olmak, mukim olmak abide by sebat etmek; itaat etmek durmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Anıt. Önemli ve değerli yapıt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Abide gibi, Abideyi andırır. 2. Çok büyük (fr. monumental) (mecazi mânâda da kullanılır: Abidevî bir şiir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبدوی] anıtsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İbadet edenler-Zeyne’l-Abidin’den kısaltma isim ad. Zeynelabidin: Hz.Ali’nin torunlarından biri, ibadet edenlerin ziyneti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water of life bengisu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Orta cüz Kazak Hanı. Ülkesini Çinlilere, Hive hanlıklarına karşı ustaca savundu (1711-1781).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبله] su çiçeği. 2.sivilce. 3.su kabarcığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iktidar, yetenek, kabiliyet; marifet, hüner; dirayet, zekâ; huk ehliyet, kudret abilities (i) kabiliyetler; hassalar, melekeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat) başlangıçtan, aslından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) cansızdan canlı oluşumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Abire) (c. Abirîn) «ubûr» dan if.). Geçen, ubûr ve mürOr eden: Mirîn ve Abirîn = Gelip geçenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عابر] yaya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبرو] yüzsuyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denizlerin dokuz bin metreyi geçen derinlikleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبشخور] sulama yeri. 2.nasip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz.Abuşga.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâmile, gebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gebe, 2. Dişi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبستن] gebe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبستنگاه] döl yatağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gebelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in full dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) sefil, alçak, aşağılık; gurursuz; köle gibi abjectly (z). alçakça, sefilce abjectness (i) alçaklık, adilik, sefillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) yemin ederek vazgeçmek; kesin olarak feragat etmek, inkâr etmek, sapıklıktan dönmek abjura'tion (i) yeminle vazgeçme, feragat etme abjuration of religion inkâr etme, dinden Sıkma, irtidat abjuratory (s) vazgeçme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبکار] saka. 2.ayyaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبکش] saka, su çeken. 2.kevgir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük kızkardeş («ağabey» in müennesi hükmündedir. Anadolu’da «bacı» ve şark Türkçesinde «aba» derler), 2. Osmanlı sarayında daire eskisi, kalfa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elder sister. sister. sis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elder sister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elder sister. madam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «eblek»den). Değirmi çehreli genç irisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.’den) (gramer). Bir isim hali, ismin uzaklaşma hali, ismin mekân, yer bildiren bir hail: Çarşıdan geldim misalinde çarşı kelimesi ablatif haline girmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ablatif

db. çıkma durumu

Ad soylu bir sözün taşıdığı kavramda çıkış bildiren, -dan / -den, - tan / -ten ekleri ile kurulan durum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(tlb). bedenden (ur, uzuv) alma; (jeol). (taşların) zamanla aşınması; uzay sürtünme ısısının zarar vermeden dağıtılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s). Latince isimlerde ablatif, ismin -(den) hali; (s) -den halinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir balık ağı çeşidi. Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç kadardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gram mana değişikliği ile sesli harfin değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).(z). alevli; hararetli, şevkli; (z) alev alev, hararetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güçlü, muktedir, kadir; istidadı olan, hünerli, becerikli; yetkili able-bodied (s) vücudu sağlam olan güçlü able-bodied seaman gemici tayfa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. dan alınmış A. «hebl» den). Elde tutulup onunla yelken kullanılan ip. Abliyl bırakmak = Şaşırmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiçekli~ bol çiçekleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) temizleyici; (i) deterjan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. «Blocce» den). Denizden kuşatma muhasara: Abluka etmek, ablukaya almak. Ablukayı bozmak = Muhasara hattını delip geçmek. Ablukayı kaldırmak = Muhasarayı bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. abloco

ask. kuşatma

Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockade. siege. investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) kızarmış yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yıkanma, aptes, gusül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). hünerle, maharetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) inkâr etmek, reddetmek, feragat etmek abnega'tion (i) inkâr, feragat, mahrumiyete katlanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) anormal, usule veya âdete uygun olmayan; tabii olmayan abnormal'ity (i) anormallik, usule veya âdete uygunsuzluk; bu halde olan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) anormallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبنوس] abanoz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z), edat gemi, tren vb'nin içine veya içinde; den yan yana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) ev, oturulan yer, ikametgah, mesken; kalma, ikamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). abide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kaldırmak, bozmak; ilga etmek, feshetmek, iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaldırılma, ilga abolitionist i herhangi bir şeyin kaldırılması taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) atom bombası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) çok kötü, iğrenç, nefret uyandıran abominable snowman (bak) yeti abominably (z) çok fena bir şekilde, berbat olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) son derece iğrenç kabul etmek, istikrah etmek, nefret etmek abomina'tion (i) iğrenme, istikrah, nefret; iğrenç veya menfur şey; kötülüğe sebep olan herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. Abonne). Gazete ve dergi gibi süreli yayınlara peşin para vererek belirli bir zaman için müşteri olan: Filan gazetenin aboneleri çoktur, bir dergiye abone olmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abonné

sürdürümcü

Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscriber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscriber. subscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscriber. subscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir gazete ve saireye abone olma, abone olanın hal ve sıfatı, iştirak. 2. Bir gazete ve süreli yayın ve sairenin belirli bir zaman için peşin verilmek suretiyle tahsis edilmiş bedeli, filan gazetenin bir sene için aboneliği şudur (Bunun yerine Fr. «abonnement» da kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having. subscribers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir imalâtçı ile müşteri arasında muntazam satın alma için yapılan anlaşma: Gaz abonmanı, elektrik abonmanı, gazete abonmanı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abonnement

sürdürüm

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscription. season ticket. bus ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscription. season ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Deniz teknelerinin iskeleye, rıhtıma veya başka tekneye yanlamasına yanaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alongside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) asıl yerli: bir yerin en eski halkından olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) bir memleketin asıl yerlisi; bir memleketin asıl hayvan ve bitkilerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) çocuk düşürmek; boşa çıkmak; bitirmeden durdurmak; başarısızlıkla bitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) çocuk düşürme; düşük; olgunlaşmadan kurumuş çiçek, meyve veya ekin; tam başarısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vaktinden evvel doğmuş; boş, beyhude, eksik, akim; tıb çocuk düşürmeye sebebiyet veren abortively (z). akim kalarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). irade yitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).(gen). in ile çok olmak, bol olmak, mebzul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat -(e) dair, hakkında; çevresine, etrafında; yakında, civarında, havalisinde; ötesinde berisinde, her yerinde; ile meşgul; için About facel (ask)., emir Geriye don I about to come gelmek üzere beat about the bush bin dereden su getirmek abo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). aşağı yukarı, takriben, kadar; her tarafta; etrafa, etrafına; ötede beride, şurada burada; aksi yöne, obur tarafa; sıra ile about half a kilo yarım kilo kadar about 7 o'clock saat yedi sularında Iook about etrafına bakınmak order one abou

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yukarıda olan; yukarıda zikredilmiş, daha önce gösterilmiş olan; semada olan, gökteki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). daha yukarıda olarak, sıraca önce olarak; rütbe veya iktidarca üstün olarak above-board (s) doğru, hilesiz, aşikâr above ground yeryüzünde, toprağa gömülmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat yukarısına, yukarısında, üstüne, üstünde fevkine, fevkinde; -den yukarıya, yukarıda, ustun; daha çok above all hepsinden ziyade, bütün bunlardan başka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). başlangıçtan beri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). abridged, abridgement.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tare. counterweight. makeweight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) hastalıktan korunmak için üç köşeli muska üzerine yazılan manasız harfler; muska; anlamsız söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) aşındırmak, yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبراه] su yolu, kanal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abracadabra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steer a ship. to manage abnormal conditions. to master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «Ebreş» ten). 1. Alaca benekli (At). 2. Tüysüz yerlerinde uyuz gibi bir hastalığı olan (At), yukarıda anılan illet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابرش] alacalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) aşınma yenme, yıpranma; aşınmış veya aşındırılmış kısım yahut ondan kopan parçalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s) aşındırmak ve bilemek veya cilâ yapmak için kullanılan bir madde; aşındırıcı şey, yıprandırıcı madde; (s). aşındıran, bileme veya cilâ işinde kullanılabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Gözyaşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yan yana, beraber; aynı hizada, aynı seviyede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, kesmek; mahrum etmek abridgement (i) kısaltma, özetleme; azalma, kesilme; bir eser, demeç veya sözün kısaltılmış şekli; özet, hulâsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبریز] tuvalet. 2.ıbrık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z) ortalıkta, halk arasında; dışarıda; dış memleketlerde, hariçte; şurada burada, her tarafta; memleket dışına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yetkisini kullanarak ilga etmek, iptal etmek, feshetmek; kaldırmak, bir tarafa koymak abroga'tion (i). ilga, iptal, yetkisini kullanarak feshetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Ab-ı rû). 1. Yüzsuyu, yüz aklığı, ırz, namus. 2. Şeref, haysiyet, Abrû dökmek = haysiyetini ayaklar altına almak, yüzsuyu dökmek. 3. Emsaline şeref veren: Abrûy-ı Al-i Osman olan FAtih.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birdenbire olan, ani olan, acele ile olan; ters, haşin; birbirini tutmaz, kesik, pürüzlü; çok dik abruptly (z). birdenbire; terslikle abruptness (i). acele; sertlik, terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Park, bahçe, koru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبشار] çağlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şelale.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(tıb) çıban, apse, cerahat kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). absis, fasla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) kesme, kesilme, ani bitiş;(kon). (san). inkıta, ara, fasıla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kaçmak, firar etmek, kanundan kaçmak, özellikle alacaklıdan kaçmak absconder (i) kaçak, firari, kanundan kaçan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İçi cerahat dolu şişliklere verilen isimdir. Vücudun her tarafında ortaya çıkabilir. Nedeni vücuda giren mikroplardır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : Soğuk su ile yıkanan bir lahana yaprağı, absenin üzerine dolanır. Yarım saatte bir yenisi ile değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaybubet, yokluk; (huk). gaip oluş, gıyap; dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çekilmek, hazır bulunmamak için çekilip gitmek absent oneself gitmek, bulunmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nâmevcut, yok, gaip absent-minded (s) dalgın absent without leave (ask). vaktinde dönmek üzere kaçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vazifesi başında bulunmayan; başka bir memlekette ikamet eden(mal sahibi). absenteeism (i). vazifesi başında veya malın olduğu memlekette bulunmama itiyadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apsent, pelin otu ile yapılan anasonlu yeşil bir içki; (bot). pelin otu, acı pelin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kâmil, tam; halis, sade, saf; mutlak, sonsuz, nihayetsiz, kayıtsız şartsız; gram soyut, mücerret; ki,sisel değer ölçülerine bağlı olmayan absolute ceiling hav azami yükseliş haddi absolute pitch (müz). bir notanın frekansı; bir sesin perdesin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç, günah veya cezayı affetme; Katolik kilisesinde günahlarrn affolunduğunu papazın ilân etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak oluş, mutlakıyet doktrini mutlakçılık; (pol). mutlak idare, kayıtsız şartsız kral hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kralların kayıtsız şartsız hakimiyeti taraftarı, mutlakıyetci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suç, günah veya cezayı affetmek yahut bunu ilân etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt, akla uygun olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). içine çekmek, içmek, emmek, massetmek; yutmak; işgal etmek, zapt etmek absorbent (s).(i). içe çekici, alıcı, emici (madde). absorbent cotton hidrofil pamuk. absorption (i). içe çekme, içme, emme, zihin meşguliyeti, dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. absorbé

fiz. soğurma

Katı veya sıvı bir madde soğurma yoluyla bir gazı içine alma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çekinmek, kaçınmak, geri durmak, sakınmak, imtina etmek abstain from (-den) imtina etmek, (-den) kaçınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok yemek ve içmekten sakınan, perhizkâr abstemiously (z). perhiz yaparak, ılımlı bir şekilde, az yiyip içerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekinme, kaçınma, sakınma, imtina; çekimser olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). silmek, temizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (yiyecek, zevk v.b. şeylerden) kendini geri tutma; perhiz, imsak abstinent (s). perhizkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). eşya veya fikirlerden soyut olan; soyut, mücerret; dalgın; ideal, nazari, kuramsal; (i) özet. abstract noun soyut isim abstract number soyut sayı, mücerret adet. in the abstract kuramsal olarak. abstractly (z). soyut olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkarmak, ayırmak veya tecrit etmek; çalmak, aşırmak; kimyasal usullerle ayırmak, çıkarmak; özetlemek, hulâsa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zihin meşguliyeti, dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) soyutlama; çıkarma, tecrit, ayırma; münzevi hayat; zihin meşguliyeti, dalgınlık; çalma, aşırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abstraction

fel. soyutlama

Bir nesnenin özelliklerinden veya özellikleri arasındaki ilişkilerden herhangi birini tek başına ele alan zihinsel işlem, gerçeklikte ayrılamaz olanı düşüncede ayırma.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. abstractionisme

fel. soyutçuluk

Soyutlamalara, somut gerçeklerinkine eşit değer verme, amaç olarak soyutu alan tutum.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mücerret, soyut.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abstrait

fel. soyut

Varlığı duyularla algılanamayan


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlaşılması güç, muğlak abstruseness (i). muğlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlamsız, manasız, akılsızca, gülünç; birbirine karşıt düştüğü için yanlış; imkansız, olmayacak absurdity (i). anlamsızlık, manasızlık; delilik, maskaralık absurdly (z). esassız olarak; saçma bir şekilde absurdness (i). anlamsızlık, manasız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. absurde

saçma

Akla uygun olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(e.) «A bu nel» tabirinden hafifletilmiş olarak hayret edatıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asian and Pacific States broadcasting Union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asia-Pacific Broadcasting Union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Arabic word for a holy man or saint from any religion that is used mostly by archaeologists Arabs of today use the word as a slang term to describe the head of a family or father of children Back to Abu reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ab, A. heva’dan). (bk.) Ab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty. incoherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balderdash. incoherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeksizin ve sayıklarcasına söylenilen, münasebetsiz, hezeyan kabilinden (söz): Abuksabuk söylemeye başladı, abuksabuk sözler (Sabuk «sapmak» tan türemiştir. «Abuk» ise buna uydurularak yapılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İrade kaybı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aboulie

ruh b. irade yitimi

Karar verme, dikkat, istekli kımıldama vb. zihin veya beden etkinliğine ilişkin işleri yapamamaktan doğan sinir yorgunluğunda görülen bir belirti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba, anlayışsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boorish. dunce. stupid. rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, çokluk, bereket; servet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bol, bereketli, mebzul abundantly (z). bol bol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lezzetsiz ve sıhhate muzır olarak dikkatsiz pişmiş adi yemekler: Aburcubur yemekler, aburcubur yemeyip iyi beslenmeli. 2. Ağızdan gelen, dikkatsin, adi söz, saçma sapan, hezeyan: Aburcubur laf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Uböset» ten imef.). Yüzü ekşi, çatık çehreli, asık suratlı: Abus adam. (Çehre hakkında da kullanılır). Vech-i abûs, abûsül-vech = Yüzü ekşi, çatık çehreli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبوس] somurtkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötüye kullanma, suiistimal; kötü muamele; zarar; fesat, suç; küfür, sövüp sayma; Irza tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kötüye kullanmak; suiistimal etmek; zarar vermek, incitmek; sövüp saymak, küfür etmek; şerefini lekelemek; Irza tecavüz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağzı bozuk, küfürbaz; yolsuz, bozuk; fesatçı abusively (z). yolsuz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koca, zevc, yaşlı erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dayanmak, bitişik olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köprünün karada olan ayağı, mesnet; (mim). kemer veya kubbenin ağırlığını destekleyen kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Altın suyu. Altın suyu gibi parlak ve görkemli. Yahut Ebu Zer (el-Gıfarî) isminin fonetik değişikliğe uğramış şekli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din yolunda çabuk, hızlı giden

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آب و هوا] iklim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Asıl mânâsı sulama ise de, dilimizde yalnız mecazî mânâsıyle bazı eski nesir yazarları tarafından kullanılmıştır). Yardım, itimat: Abyârî-i himmetinizle = Himmetiniz yardımıyle, himmetiniz sayesinde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dipsiz, derin; koyu, kesif, çok; hudutsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cehennem, tamu, uçurum olan yer; ahlâki veya zihni derinlik; denizin dibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Habeşistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i). Habeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبزه] su kaynağı. 2.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبعاب] vantrolog.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Şüphe ve tereddüt beyan eder: bekledikleri misafir geldi mi acaba? Acaba o da gelecek midir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if. i wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whether. if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I wonder. would / do you mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aca).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul olunabilir, makbul be acceptable makbule geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sorumlu, mesul; tarif edilebilir, anlatılabilir accountabil ity (i). sorumluluk, mesuliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyüme, artış; artış miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ziyadeleşmek, çoğalmak; hasıl olmak, gelmek; (huk). hak olarak hissesine düşmek; gerçekleşmek, tahakkuk etmek accrued expense tahakkuk etmiş masraf . accrued interest tahakkuk etmiş faiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (anat). hokka çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public hearing. public trial. open trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair / clear visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. edeb). (bk.) Edeb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آداب] edepler, terbiyeler. 2.yol yordam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Cemiyet içindeki davranış ve nezaket kaideleri, görgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) Yunus familyasından yırtıcı bir balık. Bazılarının boyu yirmi beş metreyi bulur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). anlamsız veya saçma bir hale gelinceye kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şartlara ve çevreye uyma yeteneği, intibak kabiliyeti, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Adis Ababa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عدم آباد] yokluk ülkesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a doctor of forensic medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary / court police. judiciary police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). takdire şayan, beğenilecek , çok güzel admirably (z). beğenilecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tavsiye edilebilir; uygun, münasip, muvafık. advisabil'ity, advisableness (i). uygunluk, muvafık olma, tavsiyeye lâyık olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, tatlılık, hatırşinaslık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nazik, tatlı, hatırşinas, sokulgan.affably (z). nezaketle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aftâb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتاب] güneş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) l. Güneş, gün ışığı. 2.Çok güzel, dilber, parlak yüz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آفتاب جمال] güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi parlayan, sevgili, maşuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güneş, mec. pek güzel şahıs, pek parlak çehre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتاب] güneş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şemsiye. 2. Güneşli yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I, F.). 1. Güneşe tapan. 2. Nilüfer çiçeği. 3. Ayçiçeği. 4. Kaya keleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Güneş yüzlü, yüzü güneş gibi parlak (güzel). 2. Sevimli, dilber. 3. Güneşe karşı olan (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güneş yanaklı (güzel).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Su kabı. (bk.) Sftâve. 2. Güneş biçiminde yapılan mücevher.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتابه] ıbrık, su kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - 1.Su kabı. 2.Güneş biçiminde yapılan mücevh(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتابگير] güneş alan, güneş gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتابی] güneşlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتاب رو] parlak yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tincture of opium. morphine. laudanum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandfather. an oldman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşça büyük olan erkek kardeş. Saygı hitabı olarak kardeş olmayanlar arasında da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elder brother. big brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elder brother. a title used when addressing a respected person who is older than the speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elder brother. big brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Koruyucu bir şekilde davranış: O, bana çok ağabeylik etti. 2. Ağabey olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of being an elder brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Görme sinirlerinin göz yuvarlağı içinde dağılmasından meydana gelen zar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud mouthed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Habîb). (bk.) Habîb. Dost, muhib: O adam ahbabımdır, ahbabca konuşuruz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احباب] dostlar. 2.dost.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). («Ahen» demir, «rübûden» kapmak). Demiri kapan, mıknatıs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهن ربا] miknatıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski ahi teşkilâtında esnaf birliklerinin başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sâhir’in c.). Büyücüler, büyüleyiciler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخرالامر] sonunda, işin sonunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Haşeb). (bk.) Haşeb. Keresteden, tahtadan yapılan: Ahşap ev, bina.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.>T.) [اخشاب] ahşap. 2.keresteler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احطاب] odunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hizb). (bk.) Hizib. Hizipler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احزاب] kütleler. 2.partiler. 3.Ahzâb sûresi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encashment. legal right of collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ و قبض] alıp sahip çıkma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor. family doctor / physician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. akab). Akabler, geriler, (bk.) akab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Akâb «k kalın okunur»). I. Ökçe. 2. Geri, arka: Onun akabinde ben de gittim; akabinde onlar da geldiler. 3. Bir zamanı takip eden zaman, bir vaktin ilerisi, sonra: Yağmur yağdı, akabinde hava açtı; kavga ettiler, akabinde barıştılar, (c.) Evlât ve ahfat, zürriyet. Onun Akâbı kalmadı; Akâbı devam edip hâlâ mevcuttur. Derakab = Çok geçmeden, pek az sonra, hemen: Ben eve gittim derakab adam gelip geri çağırdı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقب] arka, art. 2.topuk, ökçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقبات] yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sarp ve çıkılması müşkül yokuş. 2. Tehlikeli geçit, dar ve iki tarafı pusu yeri olan boğaz: Geçilecek bir takım akabeler vardır. 3. Muhatara, tehlike. Hastalığın veya diğer bir halin en tehlikeli ve korkulur süresi: Bir akabe atlattı; şu akabeyi de geçirsek artık korkmam, (hi. mü. coğrafya). Kızıldeniz’in kuzey ucunda, Süveyş’in doğu tarafında dar bir körfez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقبه] geçilmesi güç geçit. 2.yokuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sarp geçit, çıkılması zor yokuş. 2.Tehlike. Atlatılması zor güçlük, muhtıra.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A. T.). Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediately afterwards. subsequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediately after. subsequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ardından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tepesi tüysüz ve beyaz ve boynunda kabaca tüylerden gerdanlığı olan bir cins yırtıcı kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzzard. vulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doruğu bulutlu dağ.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقيده فروش] inanç tüccarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek ses kalitesini sağlamak için hassas dijital voltaj darbelerini, dengeli akım darbelerine dönüştürür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit akçıl çay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «karîb» dilimizde bu mânâya gelmez). Hısımlar, aralarında kan birliği bulunanlar: Akraba arasında öyle şeye bakılmaz. Hısım: O, benim akrabamdır. Akrabalarımı göreceğim (Aslı akribâ’dır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

related. connected. akin. akin to. agnate. allied. connate. consanguine. kindred. relative. flesh and blood. kin. agnate. cognate. connection. connexion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognate. folks. kin. kindred. relation. relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a relative. relatives. akin. family. kinsman. related. relation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقرباء] akraba, yakınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindred languages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindred. kinsfolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flesh. kinsfolk. relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hısımlık, yakınlık: Aramızda akrabalık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. alliance. blood. kindred. relationship. kinship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinship. cognation. blood. connection. kindred. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expecting at any moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kutb). Kutuplar. (bk.) Kutup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطاب] kutuplar. 2.azizler. 3.efendiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı sekili at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıntısı sert, soğuk, tatlı sularda bulunan bir cins leziz balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout. salmon trout. grilse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Ala banda) (Denizcilik). Geminin bir tarafında bulunan topların birden boşanması, yaylım ateşi: Alabanda etmek. Orsa alabanda : Gemiyi birden çevirme kumandası, mec. Şiddetle azarlama ve kınama: Bir alabanda yedi ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side of a ship. bulwarks. hard over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalgama benzer bir bitki (Brassica oleracea).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su mermeri, kaymak taşı. Oriental alabaster Bektaşi taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Son haddine kadar, olanca hızı ile, olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the brim. hammer and tongs. supremely. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). (bk.) Albora.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsizing. overturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overturn. to upset. to overset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Fırça ile dikine taranacak şekilde kısa kesilmiş erkek saçı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه بخش] ilgilendiren, ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir tehlikeyi veya haberi bildiren işaret veya tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bas-relief. low-relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. F.). Hesâba sayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Sabahleyin, erkenden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Alem = Cihan, F. efrûhten = Parlatmak). Alemi parlatan, bütün Aleme ışık saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. taften = parlamak). Cihanı parlatan: Aftâb-ı Alemtâb = Dünyayı aydınlatan güneş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالم افروز] dünyayı parlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالمتاب] dünyayı aydınlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir dildeki sesleri gösteren harflerin, belli bir sıraya göre dizilmiş takımı. 2. Okuyup yazmayı yeni öğrenecekler için başlangıç kitabı. 3. Bir işin başlangıcı : Sen daha o işin alfabesindesin. Mors alfabesi = Telgrafçılıkta kullanılan bir harf sistemi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alphabet

db. abece

Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. abc. primer. script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the alphabet. a primer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ABC. script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Alfabe sırasına göre dizilmiş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alphabétique

abecesel

Alfabe sırasına göre dizilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic. alphabetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical. alphabetical abecesel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Ali = Yüksek F. cenâb = cânib). Haysiyetli, yüksek karakterli, küçüklüğe düşmeyen, hasis olmayan, cömert, açık elli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) «Abâ ehli» demektir. Hz. Muhammed’in aile üyelerine (kızı Hz. Fatma, damadı Hz. Ali ve torunları Hz. Hasan ve Hüseyin’e) denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی جناب] cömert. 2.haysiyetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eli açıklık, cömertlik, Alîcenâb olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alfabe; unsurlar, esaslar. alphabet'ical (s). alfabe sırasına göre. alphabet'ically (z). alfabe sırası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttom layer. bottom course. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. i. Denizcilik). Alttakinin aşağısında bulunan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diğerkâmlık, başkalarını düşünme, fedakârlık. altruist (i). digerkâm, fedakâr, başkalarını düşünen kimse. altruistic (s). digerkâm, fedakâr, başkalarını düşünür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(croton elutheria): Antil adalarında yetişen “liquidamber/sığla ağacı” denilen ağacın kabuğudur. Kabukların dışı kahverengiye yakın gri; içi ise sarıdır. Yandığı zaman hoş bir koku verir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser. Hazım bozukluklarını giderir. Kansızlıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uysallık, yumuşak başlılık, boyun eğme; yükümlülük, mükellefiyet ; sorumluluk, mesuliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uysal, yumuşak başlı; yükümlü, mükellef, sorumlu. amenableness (i)., (bak). amenability amenably (z). uysalca, boyun eğerek, yumuşak başlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumuşak huyluluk , sevimlilik, tatlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoş, sevimli, tatlı. amiably (z). hoş surette, tatlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dostane, dostça amicably (z). dostçasına

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [( امابعد] maksada gelince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kil). çocukların vaftizini reddeden bir Hıristiyan mezhebine mensup kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tar). bir ordunun deniz kıyısından içeriye doğru girişi (özellikle ksenofon'un katıldığı Fars seferi, M.Ö.401); (tıb). ateşin yükselmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). yapıcı metabolizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anabolisme

biy. özümleme

Özümlemek işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). okuması yazması olmayan, ummi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mausoleum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the tomb of Atatürk in Ankara. mausoleum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Anıtkabir, Atatürk’ün “Buradan Ankara ne güzel görünüyor” dediği Rasattepe’de 9 Eylül 1944 yılında atılan temel çalışmalarıyla başlamıştı. İnşaat çalışmaları sırasında yapılan kazılarda buranın Frigyalılar’a ait eski bir mezar alanı olduğu bulunan mezarlardan anlaşılmıştı. Ata’nın bu kabire nakli ölümünden ancak 15 sene sonra gerçekleşti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehensible. intelligible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensible. comprehensible. deductible. perceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşı, antiserum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ekon). tröstlerin teşekkül etmesine karşı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). oyuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygulanabilir , tatbik edilebilir; uygun, münasip. applicabil'ity (i). uygulanabilme, tatbik edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diğer parmakların uçlarına dokunabilen (baş parmak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sezilebilir, tefrik edilebilir; değer biçilebilir, takdir edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). istimlâk edilebilir , mal edilmesi mümkün veya caiz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Arab). Arablar. Çöldeki Arâb kabileleri, m. Arâbî. (bk.) Arap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرب] arap

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Arap, Arabistanlı; Arap atı. street Arab köprü altı çocuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Araba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dört veya iki tekerlek üzerinde hareket eden nakil vasıtası. Fars. gerdûne: Binek, yük, öküz, top arabası. El arabası: El ile itilen küçük cinsi, çekçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car. automobile. motorcar. cart. carriage. auto. autocar. gharry. motor. wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automobile. car. carriage. motorcar. auto. vehicle. cart. wagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wagon or cart, usually heavy and without springs, and often covered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car. automobile. automobile. machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car-ferry. ferry-boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Araba yapan sanatkâr. 2. Araba süren adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver. coachman. carter. wagoner. cartwright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car driver. person who sells cars. coachman. cabman. wag g oner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Araba yapmak sanatı. 2. Araba sürenin hal ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public ferry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arabaların konduğu yer. 2. Bir arabayı dolduracak miktarda eşya vesaire. Burada bir arabalık odun var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coach house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cart shed. garage. carload. wagonload. truckload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süslemede kullanılan bir tezyinat çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Musikide Arap stiline’ benzetilmiş, içiçe giren nağmelerle yapılmış parça. Balede bir pozisyonun adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). arabesk, çiçekli ve yapraklı süsleme; (s). arabesk tarzında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Arabiye). 1. Arap milletine veya diline mensup ve müteallik: Lisân-ı Arabî = Arap dili. Edebiyât-ı Arabiyye = Arap edebiyatı. 2. Arap dili, Arapça: Arabî bilir misiniz? Arabî pek geniş ve düzgün bir dildir. Arap dilinde, Arapça: Arabî söylemek, Arabî konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Arâb). Çölde oturan Arap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عربی] arapça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Arabistan. Arabia Felix Yemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s). Arap, Arabistanlı; (s). Arabistan a ait. Arabian Nights Binbir Gece Masalları. Arabian Sea Umman Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Arapça; (s). Arabistan-a veya Araplara ait. Arabic League Arap Birligi. Arabic numerals Arap rakamları, bugün kullandığımız rakamlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Arap terimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One well versed in the Arabic language or literature; also, formerly, one who followed the Arabic system of surgery. a scholar who specializes in Arab languages and culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a scholar who specializes in Arab languages and culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Arap dil ve edebiyatı âlimi,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arap memleketi. Arap ahali ile meskûn yer, Cezîre-t-ül-Arab = Arabistan yarııVıadası: Arabistan’da çok dolaştığı için güzel Arapça söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic studies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Arabiyyet). (bk.) Arabiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. Arabiyyât). Arap dili, edebiyatı ve tarihi: Arabiyyet ile uğraşmak; Arabiyyette, Arabiyyâtta geniş bilgi sahibidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sürülüp ekilebilir, işlenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kişinin arasını açmak; dostluklarını bozma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzlaştıran, barıştıran kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ,(şiir) Arabistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediary (Institution))

Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’nca yetkili kılınmış bankalar ve aracı kurumlardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Brokerage House)

Sermaye piyasası faaliyetinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft soap. yellow soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenci, siyah, siyahî ki, memleketimize Arap ülkelerinden geldiklerinden dolayı böyle isimlendirilmeleri Adet olmuştur. Ve tefrik için asıl Araplar’a «Beyaz Arap» yahut «Ak Arap» denilmeğe mecburiyet elvermiştir. Arap köle, Arap halayık. Arapsaçı = Karma karışık ve müşevveş şey. Arap darısı = Kara buğday dahi denilen hububat nevi. Fr. sarrazin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Arkturus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden bir bitki, yer prasası da denir (Leonurus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Sıtmanın titretip üşütmesi.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de Karayip Denizinde bir ada Venezuela’nın kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 12 30 Kuzey enlemi 69 58 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 193 km².

Kara: 193 km².

Su: 0 km².

Sınırlar komşuları: 0 km.

Kıyı uzunluğu: 68.5 km.

İklimi: tropikal deniz.

Arazi yapısı: Sınırlı bitki örtüsüne sahip düz tepelikli bir araziye sahiptir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Jamanota Dağı 188 m.

Toprakları: tarıma elverişli: %10.53.

Otlaklar: %0.

ormanlar: %0.

Diğer: %90 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 0.01 km².

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 71891 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaşlar: %19.5 (erkek 7175; kadın 6849).

15-64 yaşlar: %68.2 (erkek 23894; kadın 25140).

65 yaşlar ve üzeri: %12.3 (erkek 3616; kadın 5217) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.44 (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlar: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.95 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.69 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.93 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 5.79 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ulus: Arubalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Karayip yerlileri ile beyazların karışımı %80.

Dinler: Roma Katolikleri %82 Protestanlar %8 Hinduistler Müslümanlar Museviler.

Diller: Flemenkçe (resmi) Papiamento (İspanyol Portekiz Hollanda İngiliz lehçesi) İngilizce (yaygın) İspanyolca.

Okur yazar oranı: Toplam nüfus: %97.

Yönetimi

Ülke ismi: Aruba.

Bağımlılık durumu: Hollanda Krallığına bağlıdır.

Yönetim biçimi: parlamenter demokrasi.

Başkent: Oranjestad.

Bağımsızlık günü: yok (Hollanda’ya bağlıdır).

Milli bayram: Bayrak günü 18 Mart.

Anayasa: 1 Ocak 1986.

Hukuk sistemi: Hollanda Medeni hukuku ve İngiliz Genel hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu kuruluşlar: Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı) ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu) Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı) IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü) WCL (Dünya Emek Konfederasyonu) WToO (Dünya Turizm Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Turizm Aruba ekonomisinin başlıca desteğidir. Offshore bankacılık ve petrol arıtımı da önemli sektörlerdendir.

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %3.4 (2005 verileri).

İş gücü: 41500 (2004 verileri).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: Genellikle işgücü otel ve restoranlarda toptan - perakende ticarette ve petrol arıtım işlerinde yoğunlaşmıştır.

İşsizlik oranı: %6.9 (2005 verileri).

Endüstri: turizm gemi taşımacılığı petrol arıtımı.

Elektrik üretimi: 770 milyon kWh (2003).

Elektrik üretimi için kaynaklar: Fosil yakıtlar: %100.

Hidro: %0.

Nükleer: %0.

Diğer: %0 (2003).

Elektrik tüketimi: 716.1 milyon kWh (2003).

Elektrik ihracatı: 0 kWh (2003).

Elektrik ithalatı: 0 kWh (2003).

Tarım ürünleri: aloe; çiftli


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). yılanyastığı, danaayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kamış cinsinden , kamışa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. arâis). Gelin, yeni evlenmiş kadın yahut evlenmek üzere süslenmiş kız (Arapça’da müzekker dahi olup güveyiye de denir). Zülf-i arûs = Hint baklası. Tuğ-ı arûs = Zanbak çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [] gelin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Asıl gelincik demektir). Yeşil ve pembe dalgalı bir nevi sedef ki, tezyinatta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gelin, küçük gelin. 2.Bebek gibi güzel kız. 3.İşlemecilikte kullanılan yeşil parlak sedef. 4.Ateş böceği. 5.Küçük bir mancınık çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F. T.). Yukarıda zikrolunan renkli sedefle süslü: Arûsekli ud.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). haruspex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). 1. Nazmın vezinlerinden bahseden ilim. Arap, Fars, Türk şiirinde kullanılan vezin ki, hecelerin uzunluk (kapalılık) ve kısalık (Açıklık) değerlerine dayanır: llm-i arûz, arûz okumak. 2. Bir beytin birinci mısraı’nın son tef’ilesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. asab). (bk.) Asab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Asâb). Sinir. Asaba dokunmak: Hiddet ve sıkıntıyı mucib olmak. (Cem’i daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. uşbu). Tâze otlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عصب] sinir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. asâbât). Asab: 1. Bir tek sinir. (bk.) Asab. 2. Baba tarafından akraba olanlar, erkek tarafından hısımlar. 3. Hısım, akraba kavim ve kabile, tarafdarlar, avene. 4. Fıkıh. Uzaktan akraba ki, mirastan İslâm hukukunda ferâize hisseleri olmayıp, yakın akraba hisselerini aldıktan sonra kalan kısmı bunlara dağıtılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. asabiye) (Asâbî dememeli). Sinirleri zayıf ve pek hassas olup küçük sebeple müteessir olan ve hiddete gelen, kızan: Asabi adam, asabî mizaçlı: Asabiyyül-mizâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritable. nervous. prickly. quick-tempered. short-tempered. hot-blooded. choleric. crusty. hot-headed. ratty. techy. testy. waspish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritable. peppery. prickly. sinirli. neural sinirsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervous. irritable. neutral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عصبی] sinirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sinirlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get nervous. to be irritated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sinir hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervous diseases. neurology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinir hekimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve specialist. neurologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tension. irritability. pepperiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritability. nervousness. frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عصبی المزاج] asabî mizaçlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kendi akraba ve yakınlarını veya vatan, din ve milliyetini müdafaa ve iltizam etmek gayreti, hamiyet, gayret: O adamın asabiyyeti vardır. Asabiyyet-i dîniyye, asabiyyet-i milliyyesi müsellemdir. 2. Asabî mizaçlı olma, sinirlilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عصبيت] sinirlilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sahip). Sahipler. (bk.) Sahip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصحاب] dostlar, arkadaşlar. 2.sahipler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahib’in çoğulu. 2.Hz.Muhammcd (s.a.s)’i görüp ona tabi olan kişil(Erkek İsmi) İnsanlık aleminin en seçkin simaları ve örnek neslidirl(Erkek İsmi) Haklarında varid olan naslarla korunmuşlar, Allah’ın yardımını müşahade etmişler ve büyük peygamberin öğretilerini harfiyyen yaşamışlardır. Ashab-ı Kiram: Yüce sahabel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Esas olarak, sanayi tesislerinden, konutların ısıtılmasından ve otomobillerden kaynaklanan, sülfür ve azot oksitleri içeren su buharı emisyonlarının yol açtığı asit çökelmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسياب] değirmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension bridge. drawbridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kabağın çardağa alınan uzun bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İplikçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aşab» dan imüb). Bitki çeşitlerini toplıyarak ve örneklerini kurutarak her biri üzerinde ilmî incelemeler yapan bilgin (fr. herberisto).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden gökcisimlerinin yüksekliğini tayin etmede kullamlan bir gözlem aracı, usturlap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Su değirmeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «su’b» dan itaf.). Daha veya pek güç «.ya sarp: At’ab-ı umûr, as’ abri turûk = işlerin en gücü, yolların en sarpı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(zemberekotu): Atkuyruğugillerden; kök sapı ömürlü olan, nemli yerlerde yetişen bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar tutukluğunu giderir. İdrarı artırır. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar torbasındaki iltihabı giderir. Kan işemeyi keser. Albümin miktarını düşürür. Zatülcenp ve karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Nikris ve romatizmanın şikayetlerini giderir. Tavsiye edilen miktardan fazla kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عطا بخش] bahşiş veren, ihsanda bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). davul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atabey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. 2.Lala. Devlet idaresinde yetki taşıyan naip.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Devlet yönetiminde bir san. Lala.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Selçuklular devrinde şehzadelere mürebbilik eden şahıs, lala.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kinin gibi bir ilâç, atebri n.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş tutuşturan, ateş yakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ateş-efrûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ateş gibi hararetli. 2. Ateş gibi yakıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش افروز] ateş yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nemli yerlerde çok yetişen ve ilâç olarak kullanılan bir bitki. Atkuyruğugillerdendir (Hippuris vulgaris). 2. Genç kızların, saçlarını başlarının arkasına toplayıp soktukları at kuyruğuna benzer biçim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare's-tail. ponytail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki familyası. Örneği atkuyruğudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «tanab» kullanılmamıştır). Çadır ipleri, bağları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطناب] ipler. 2.çadır ipleri. 3.ağaç kökleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear reactor. pile. atomic pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(ar). ( s). kara sevdalı, hüzünlü, melankolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu. Attab b. Esid. Sahabeden. Mekke valiliği yapmıştır. Rasulullah tarafından atanmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekicilik, cezbetme kabiliyeti attractable (s). cezbedilir, cezbedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Al). irfan; 18 yüzyılda bilimsel akım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kullanışlı, hazır, elde mevcut; piyasada bulunan. availabil'ity, avail'ableness (i). hazır bulunma; muteber olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Bir kıt’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european. eur. europe. euro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europe. european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Europe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Avrupalılar’a has, Avrupalılar’ın yaptığı şekilde: Avrupaî bir davranış, Avrupaî bir makale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avrupa ahalisinden olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europeanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Avrupalı bir hale gelmek. Avrupalılar’ın çalışma ve yaşayış tarzını benimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become europeanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Muhammed Tapar’ın oğlu. Büyük Selçuklu Sultanı Sancar’ı Oğuzların elinden tutsaklıktan kurtarıp tahtına oturttu. Selçukluları istila etmek isteyen Harizm Şahlan uzun süre engelledi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak işlerini çabucak yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle anlatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı korumak için giyilen altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan giyecek. Ayakkabılarını çevirmek = Birine, kendisinden hoşlanılmadığını bir hareketle arilatmak, istiskal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe. footwear. pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footwear. shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootlace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoelace. shoestring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe lace. shoe string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker. shoe-seller. shoe-dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker. seller of shoes. shoerepairer's shop. shoe repairer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaking. shoe trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çıkış sinyalinin hassas biçimde ayarlanmasını sağlar. Sinyal seviyesinin diğer cihazlarla eşleştirilmesi için sıklıkla kullanılır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güney Arabistan’ın eski ve tanınmış bir derviş ailesinden olup (1722-1778) yılları arasında yaşamış, Hindistan, Mısır, Taif, Suriye ve İstanbul’a ziyaretler yapmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

TV/Monitör ekranını izlerken kolay düzenleme için kontrol panelini çıkartabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanıcının, en iyi güvenlik için ön paneli çıkartmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kusur görücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عذاب] azap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزب] bekar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Azap veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عذاب انگيز] azap veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Azamet taslayan, çalım satan, kurum satan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعراب] Araplar, çöl arapları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعرابی] çöl arabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعصاب] sinirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Haberi olan. 2. Akıllı, zekî. 3. ihtiyatlı, tedbirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Doğru olarak, doğrulukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğur. Bab tutmak = Uğurlu saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Ebvâb). 1. Kapı, giriş, medhal: Bâb-ı merhamet (merhamet kapısı) açıktır. Minel-bâb ilel-mihrâb = Kapıdan mihraba kadar, cümlesi, hepsi, tamamı. 2. Dergâh, derbâr, umumî merci, başvurma yeri olan büyük kapı: Bâb-ı devlet = Devlet kapısı; herkesin başı bu bâba bağlıdır. 3. Büyük daire, kapı: Bâb-ı Ali = Sadrazamlık ve dîvân-ı hümâyûn ile dahiliye ve hariciye nezaretlerini ve şûrây-ı devleti havi yüksek daire. Paşa kapısı = Sadrâzam dairesi. Bâb-ı meşihat, Bâb-ı fetvâ = Meşîhat-ı Islâmiye (şeyhülislâmlık) dairesi, şeyhülislâm kapısı. Bâb-ı seraskeri = Askerî daire, serasker kapısı (millî savunma bakanlığı, harbiye nezareti). 4. Bir kitabın bölündüğü kısımların beheri, ki taksimatın en büyüğü olup, ekseriya her bâb birkaç fasla ayrılır: Bâb-ı evvel, bâb-ı sânî = Birinci bâb, ikinci bâb. 5. Arapça fiil tasnif şekillerinin beheri: Birinci, dördüncü bâb; ef’Al, tef’il, istif Al bâbları. 6. Husus, madde, keyfiyet: Ol bâbda = O hususta; bu bâbda malûmatım yoktur. O bâb-ı Ahar = O başka iş. 7. Geçit, boğaz, derbent (Bu mânâ ile Türkçe’de çok kullanılmaz, yalnız bazı has isimlerde bulunur): Bâb-ül-ebvâb = Şirvan’daki derbent. Bâb-ül-mendeb = Kızıldeniz’in güneyindeki boğaz. Bâb-üzzekkak = Cebel-i TArik Boğazı. Bâb-üsSaâde’t iş şerife = Harem-i Hümâyûn. Bâb-üs-Saâdet-iş-Şerife Ağası = Kızlar Ağası, Başağa. Bâb-ı Hümâyûn = Topkapı Sarayı’nın büyüft ve resmî kapısı. Gerek bâb ve gerek kapı isimleri bu mânâ ile kullanıldığından, ikisini de bu mânâ ile kullanmak, meselâ: Bâb-ı Seraskeri kapısı demek hata ise de, bâb bu mânâ ile ve kapı ise lügat mânâsında kullanılarak, «BAb-ı Seraskerî» denilen dairenin kapısı mânâsiyle «BAb-ı Seraskerî kapısında duran nöbetçi» denilirse, bu tâbirde hata görmek hatadır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باب] kapı. 2.konu. 3.bölüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Baba, ata, peder, vâlid (Esasen çocuk diline mahsus olarak ekser diller arasında müşterektir. Avrupa lisanlarında papa telaffuz olunur). 2. Yaşlı ve muhterem adam ve bir çeşit ruhanî sıfatı olan: Hacıbaba, derviş baba. 3. Bektaşî şeyhi. 4. Baş, top: asâ babası, tırabzan babası. 5. Zencilere Arız olan sar’aya benzer bir asabî hâl: Babası var; babası tutmak. 6. Hayır-hâh, iyi niyetli ve muhterem : Baba adam. 7. Erkek, anaç mukabili: Babahindi, babaincir. Ahûbaba, ağababa = Ak sakallı yaşlı ve hürmete şayan adam. Ana baba bir = Öz kardeş. Anababa gönü = Kimsenin anasını babasını aramaya vakti olmadığı ve tanımadığı gün, mahşer, büyük musibet. Baba ocağı = Atalardan kalan ev. Öksüzler babası = Yetim ve kimsesizlere bakar, hayır sahibi ve ikramcı adam. Babadan babaya = Oğuldan ataya, yukarıya doğru müteselsilen. Babadan oğula, evlâda = Aşağıya doğru müteselsilen. Büyükbaba = Büyük ata, püyük peder, ced. Baba yurdv = Atalardan kalan mülk, ev. Dokuz babalı = Zina çocuğu, meşrû olmayan çocuk. mec. Cin fikirli adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father. daddy. dad. papa. pa. pater. pop. old man. the old man. goodman. governor. the governor. guv. guvnor. senior. sire. begetter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dad. daddy. father. pa. papa. pop. poppa. bollard. newel post. very good. great. very difficult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of plum cake. a small cake leavened with yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father. venerable old man. upright post of a staircase. knob. post. snubbing post. boss. timberhead. king post. crown post. pillar post. broachpost. corner post. bitt. male. begetter. governor. head post. papa. patronymic. pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term of affection for a Saint or holy man. a term of affection for a saint or holy man meaning 'father'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Religious master or father; term of respect. a small cake leavened with yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بابا] baba. 2.ata.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kendi dölünden çocuğu olan erkek. 2.Birinci dereceden erkek akraba. 3.Koruyucu, velinimet. 4.Saygı ifadesi olarak yaşlılara verilen unvan. 5.Ecdad, Ata. 6.Tekke büyüğü. 7.Zencilerde görülen saraya benzer bir hastalık. - Baba Oruç. Oruç Reis. Türk denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa’nın lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind and fatherly man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden borçları olanlar Baba Cafer Zindanı’na atılırlardı. Hapsedilen borçlular zindanın tek penceresinden yardım isterler, borçlarını ödemeleri için halka yalvarırlardı. Baba Cafer’den bir borçlu kurtarmak büyük sevap sayılırdı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk Musikisi’nde TAhir makamının eski adı. (bk.) TAhir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paternal line. paternal side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Babanın annesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father's mother. paternal grandmother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paternal grandmother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biraz kalender davranıştı, cana yakın, güvenilir erkek: Ahmet Bey çok babacan adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avuncular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherly. kindly. friendly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherly. good-natured. dependable old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlü ve gösterişli, iriyarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Papa fingo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top gallant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damarları yan kesilmiş akik cinsi, ayn-ı bakar (öküz gözü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Zehirsiz ve ıslık çalar bir cins yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Babaları tutmak, öfkelenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a fit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sar’ası ve bir çeşit cinneti olan (zenci).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a father. in a rage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Babalık, pederlik, übüvvet. 2. Ahiret babası. 3. Uveypeder. 4. Kayınpeder. 5. Doğru ve saf, hile bilmez, mutedil fikirli ve safderun: Babalık adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhood. parenthood. paternity. pop. pops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhood. paternity. stepfather. father-in-law. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhead. stepfather. adoptive father. father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a father to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur işi bir tatlı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşlı ve vakarlı adama yakışır surette olan: Babayâne tavır, kıyafet = Yaşlı ve vakarlı adama yakışır bir surette: Babayâne giyiniyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بابایانه] babaca, babacan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Babayâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş delikanlı, tam bedenî kuvvetini almış genç = Cesur, yiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hero. brave man. straightforward. swashbuckler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tam bedenî kuvvet. 2. Gençlik, delikanlılık. 3. Cesaret, şecaat. Babayiğitlik satmak = Yalandan cesaret göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vaytmetal, mil yataklarında kullanılan bir alaşım; buna benzer herhangi bir alaşım. babbitt bearings bu maden ile yapılan mil yatağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). anlaşılmaz sözler söylemek; gevezelik etmek, saçmalamak; çağlama; manasız ve saçma bir şekilde if ade etmek; boşboğazlık etmek, ağzından kaçırmak ; (i). boş laf, manasız söz; gevezelik, mırıltı babbler (i). geveze kimse, boşboğaz kim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bebek; saf ve tecrübesiz kimse; ABD, argo kız, slang piliç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Babil şehri ve kulesi; yüksek bina; (kh). kargaşalık, ana baba günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F). Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrâzamların (başbakanların) resmî makamlarının adı. Daha önce Paşakapısı denirken, I. Abdülhamid zamanından itibaren BAb-ı Alî (Yüksek Kapı) denmeye başlanmıştır. Bâbıâlî, XVIII. yüzyılın sonlarına kadar, Veılr kapısı, Mİrî saray, Paşa sarayı, Bâb-ı Asafî, Sadrâzam kapısı diye de anılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Galatı: Babullâne). Eskiden Babil şehri gibi fuhuş yeri olan fâhişeler mahalli, fuhuşhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

XIX. yüzyılda İran’da BAb adında biri tarafından kurulan din sistemi, Bahâİlik, bu mezhepten çıkmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Babilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hintli veya Bengalli efendi; ingilizce bilen yerli kâtip; sathi bir ingiliz kültürüne sahip olan yerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağzı köpeğinkine benzeyen kısa kuyruklu bir maymun türü, Habeş maymunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pabuç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindistan ve Arabistana mahsus birkaç cins ağaç, (bot). Acacia arabica; bu ağaçların zamkı, tohum zarfı veya kabukları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. «bâbune» den Arapçalaştırılmış) (botanik). Papatya, ukruvan. Bâbunc-ı kelbî = İt papatyası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بابونه] babuna, papatya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Böbürlenme. 2.Hükümdar. - Babürşah. Zahirettin Muhammed (1483-1530). Hindistan’daki Türk-Hint İmparatorluğu’nu kuran kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). (f). bebek çocuk; bir ailenin en küçüğü; çocukça halleri olan kimse; argo bir kimsenin ovunmesine sebep olan icat veya eser; argo kız; (s), bebek gibi; bebeğe ait; bebeğe yakışan; (k).dili küçük nispeten küçük; (f). küçük çocuk mua

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., ABD ana babanın evde olmadıgı zaman çocuğa (çoğu zaman birgece için) bakmak. baby sitter çocuk bakıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Babil şehri; herhangi büyük ve tantanalı bir şehir; günahkârlar şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Babil imparatorluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Babil şehrine veya imparatorluğuna ait; günahkâr; (i). Babil imparatorluğunda oturan kimse; Babil dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarap satan, meyhâneci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باده فروش] meyhaneci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bademciklerin iltihaplanmasına tıp dilinde tonsilit denir. Bademcikler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz renkte cerahatlı görünümdedir. Yutkunma sırasında ağrı yapar. Hastada kırıklık, baş ağrısı ve vücut ağrıları vardır. Hastalık birdenbire üşütme ve ateş ile başlar. Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak iltihabı, böbrek iltihabı, romatizma ve kalp hastalıklarına neden olabilir. Aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tentürdiyot, su.

Hazırlanışı : 1 bardak suya 5 damla tentürdiyot katılır, karıştırılır. Gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quinsy. tonsilllitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim ve istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler : Lahana, karnıbahar, kabak, domates, yağlı et suları, yağlı et ve balıklar, konserveler, av etleri, pastırma, sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar, alkol. Yenilmesinde sakınca olmayanlar : un veya sebze çorbaları, yağsız ızgara etler, yoğurt, patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze yemekleri.

Tedavi için gerekli malzeme : Pirinç çorbası, yoğurt.

Hazırlanışı : 1 kase pirinç çorbası ile birlikte, bir su bardağı dolusu taze yoğurt yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enteritis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخبر] haberli, haberdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). kefil olunabilir, teminat olarak verilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavşan çeşidinden bir diken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. the Council of Ministers. council of Ministers cabinet. administration. cabinet council. governing commission. ministerial council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir yaşını geçmiş çocuklara balın bir zararı olamaz ama 12 aylıktan daha küçük bebeklere tavsiye edilmez. Peki nasıl oluyor da, tabiatın arılar vasıtası ile bahşettiği bu muhteşem gıda bebekler için zehirleyici olabiliyor?

‘Botulizm’ kelimesi bir çeşit zehirlenmeyi tarif eder. Botulin ise bakterilerin ortaya çıkardığı bir protein olup kaslardaki fiber doku yoluyla sinir hücrelerini istila eder, sonucu ölüme yol açabilecek hasarlar verebilir.

Botulizm bakterisi tabiatta bol bulunur ama havadaki oksijen tarafından hemen öldürülür. Ancak aktif olmadıkları zamanlarda bile oksijensiz bir ortamda yine hayat bulurlar. Bu, en çok teneke konserve kutularda saklanan gıdalarda görülür. Ağzı sıkı kapalı kutuların oksijensiz ortamında canlanan bakteriler, eğer yiyecek iyi ısıtılmazsa zehirleyici toksinler üretirler.

Arılar bal yapmak için nektar toplarlarken botulizm sporlarını da beraber alıp farkında olmadan bal yapımında kullanabilirler. Yetişkinlerde bu balın yenmesi sorun yaratmaz. Gerek vücudun savunma sistemi gerekse midenin asitli ortamı, bu bakterinin zarar vermesine müsaade etmezler. Bebeklerde ise hem savunma sistemi yeterli gelismemiştir, hem de mide hala ancak anne sütünü hazmedebilecek durumdadır. Zehirlenen bebek nefes alma ve yutkunma zorluğu çekebilir, kol, bacaklar ve boyunda güçsüzlük ortaya çıkabilir, durum çok ciddi sonuçlara yol açabilir.

Aslında botulin proteini bebeklere 6 aya kadar zarar verebilir. 8 aydan sonra tehlike geçmiştir ama en iyisi, bebeğin sağlığını emniyete almak için bir yaşına kadar bal yedirmemektir.

Balın bir türü olan delibal zehirlenmesi ise bir başka olaydır, yaşa bağlı olmadan tüm insanları etkileyebilir. Daha çok Karadeniz bölgesinde görülen bu zehirlenmenin nedeni arıların balı yaparken kara ağrı ve sarı ağrı adı verilen bitkilerin çiçeklerinden aldıkları toksindir.

Zehirlenme, bir kişinin bu baldan 50-100 gram yemesinden sonra ortaya çıkar ve kendini karın ağrısı, ishal, kusma, baş dönmesi hatta kol ve bacaklarda ağrı, kramp ve felçler şeklinde belli eder. Genellikle ölümle sonuçlanmaz. Bu balın bekletilmesi veya kaynatılması da zehirlenmeye çare değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

yahut BELBAN (i. Bulgarca’da ayıya derler). 1. Gezdirilip oynatılan ayı: Ne toplandınız, balaban mı oynuyor? 2. İri cüsseli insan veya hayvan: Balaban adam, doğan. 3. Büyük davul tokmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sturdy. fat. huge. large.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çocuk bekçisi. 2.Gürbüz canlı, cüsseli, insan veya hayvan. Balaban: Gıyasu’d-Din Uluğ Hanın IV. yy. başlarında Aybek tarafından İltutmuş’dan sonraki en büyük hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bittern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. irileşmek, şişmek, İri ve şişman olmak. 2. Lakırdıyı ağızda çiğneyip sarhoş gibi söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Balanbanlanmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالابلند] uzun boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

lal yakut, açık pembe yakut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ballıbabagillerden bir bitki (lamium). Başlıca çeşitleri benekli ballıbaba ve ak ballıbabadır. Ak ballıbabaya arılar çok konar.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(laminum): Ballıbabagiller familyasından bir çeşit bitkidir. Benekli ballıbaba ve arıların çok sevdiği ak ballıbaba gibi türleri vardır. Kullanıldığı yerler: Kabakulak, mayasıl ve kanlı basurda faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) iki çenekli ve bitişik taçyapraklılardan bir bitki familyası. Nane, lavanta çiçeği, kekik gibi kokulu bitkiler bu familyaya girer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (f). müflis (kimse), iflas etmiş olan (kimse); iflas ettirmek, mahvetmek, tüketmek. go bankrupt iflas etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iflas. declare bankruptcy iflas etmek. fraudulent bankruptcy hileli iflas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bütün vücudumuz, bir kısmı gözle görülebilen, büyük bir kısmı da ancak dikkatli bakınca fark edilen kıl ve tüylerle kaplıdır. Bu tüy ve kılların dibinde ‘sebum’ adı verilen yağ bezleri vardır. Bunların çıkardığı yağ, su geçirmez keratin bir tabaka oluşturur ve suyun derimizden içeri girmesini önleyerek derimizi yumuşak tutar.

Belki de en çok kullanılan yerler olmaları nedeni ile vücudumuzda sadece parmak uçlarımız ve tabanlarımızda kıl veya tüy yoktur. Dolayısı ile koruyucu keratin tabaka da yoktur. Ayrıca parmaklarımızın uçları ve ayaklarımızın tabanları kalın bir deri tabakası ile kaplanmıştır.

Parmaklarımızın uçları ve tabanlarımız suyun altında belli bir süre kalıp iyice ıslanırsa, osmos denilen daha sulu bir maddenin daha koyu bir maddenin içine girişi sonucunda derimizin altına su girer ve bu su burada kendine yer bulmak ister. Ancak buradaki kalın derimizin genleşerek bu suya ayırabileceği fazla yeri olmadığı için, aynen yazın çok sıcak havalarda yollardaki asfaltlarda olduğu gibi eğilir, bükülür yani büzüşür.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baobap ağacı, (bot). Adansonia digitata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Baobap cinsinden olan ağaçlar fasilesi, baobapgüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kale duvarı, hisar, burcu, sûr. 2. Sığınacak yer, sığınak, melce, siper.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بارو] burç, hisar burcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barut renginde, koyu zeytunî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Güherçile ile kükürt ve kömürden mürekkep alev alıcı bir madde ki, toz halinde olup, umumiyetle ateşli silâhlarda ve taş kırmak gibi işlerde kullanılır. mec. Çabuk ateş alan, hiddet ve şiddete kapılan. Pamuk barutu = Barut gibi parlar eczalı pamuk. Barut kapağı = Mühimmat arabası. Barut kertesi = Barut ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunpowder. powder. quick to anger person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunpowder. powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunpowder. black miner's powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barut yapan, barut fabrikacısı. Barutçubaşı = Eskiden barut yapan müteahhit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Barut imal olunan yer, barut fabrikası 2. Barutun konulup saklandığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunpowder factory. powder magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barut koydukları kutu vesaire, barut mahfazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder flask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder flask. powder horn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dizzy. giddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giddy. vertiginous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Başında saçı olma yan veya saçı dibinden kesilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. letter of application. recourse. appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. application. reqest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. application. recourse. request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Türk musikisinde kürdîli bir mürekkep kep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.) Türk musikisinde Kürdîli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayrı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayru).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayru).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz oyunundaki çok kısa adamın adı. Bundan kinaye olarak kısa boylu erkekler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدرود] veda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ay yüzlü. 2.Fatımi devleti vezir ve serdarlarındandır. 2 defa Şam valisi olmuştur. (1013-1094).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dolunay yüzlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok görmek, gözü kalmak, haset etmek; vermek istememek. be grudging s. kıskanan. begrudgingly kıskanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Beyrut, Lübnan'ın baskenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siddetle dövmek; ağır darbelerle vurmak; dil uzatmak, alaya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Birlikte bulunan: Onunla berâber idik. 2. Müsavi, eşit: Sen onunla berâber değilsin. Sen kendini onunla berâber mi tutuyorsun? 3. Bir hizada olan: Kayık su ile berâber idi. 4. Birlikte: Berâber geldik, berâber oturuyoruz. 5. Refakat, birlik, maiyyet: Onun berâberindedir. Berâberince geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

together. co-. with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

together. equal. level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

together. accompanying. abreast. even. together with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برابر] birlikte. 2.eşit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scoreless. quits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deuce. drawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deuce. draw. drawn. quits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Berâberlik, farksızlık, eşitlik, müsâvilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برابری] birliktelik. 2.eşitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herewith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

along with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzelterek bir hizaya getirmek veya müsavi etmek, eşit kılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Berâber gelmek, bir hizada veya müsavi, eşit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müsavi olma, Ar. tesâvî, eşitlik, müsâvât. 2. Bir hizada olma. 3, Muvazene, denklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie. togetherness. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unity. cooperation. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu Sultanı. (Öl. 1104). Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برسابق] eskiden olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Beri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسر و چشم] başüstüne, başım gözüm üstüne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kapıda bekleyen adam, kapıcı. (Başlıca, mektep kapıcılarına denirdi. Farsça kaidesince cemi «bevvâbân» dahi kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بواب] kapıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bevvâb). Kapıcılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Bevvâb). Kapıcılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بوابين] kapıcılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapıcılık: Filân mektebin bevvaplığı (kapıcılığı) açıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çöl, Ar. sahrâ, beriyye. Beyâbân-nişîn = Çölde oturan. Beyâbân-neverd — Çöllerde dolaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيابان] çöl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Ülke

(Belarus) Başkent: Minsk.

Nüfus: 104.405.000.

Yüzölçümü: 80.134 km2.

Komşuları: Batı’da Polonya, Kuzey’de Litvanya, Letonya.

Önemli Şehirleri: Minsk, Homel.

Dil: Belarus Rusçası, Rusça.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Bölge, Ortaçağ’da Litvanyalıların ve Polonyalıların yerleşimine sahne oldu. 1503’te başlayan Rusya-Polonya savaşında ödül olarak ortaya kondu. Bölgenin batı kısmının Polonya tarafından yönetilmesine rağmen, 1992’de SSCB’ye bağlandı. 1941’de Alman orduları tarafından işgal edildi. Beyaz Rusya 1944’de Rus birliklerince ele geçirildi. SSCB’ye ilhak edilen Kuzeydoğu Polonya topraklarını almak suretiyle topraklarını genişletti. 25 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Sovyetler Birliği’nin 26 Aralık 1991’de dağılması üzerine de bağımsız bir devlet oldu. Ülkenin yeni anayasası 15 Mart 1994’te kabul edildi ve 10 Temmuz 1994 seçiminde de yeni bir devlet başkanı seçildi.


Ülke by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gelin odası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykusuz, uyumaz, uyanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykusuz, uyumaz, uyanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hesapsız, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hesapsız, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Çekinmeksizin, pervâsız, bir kayda tâbi olmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tabiatiyle, normal olarak: Çocuk iyi beslenmezse bittabi zayıf kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuvvetsiz, kudretsiz, yorgun, bitkin: İki saat koştuktan sonra bîtâb düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tâkatsizlik, halsizlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak başlı, muti, söz dinleyen; (briç) deklarasyon yapmaya müsait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblivious. unaware. ignorant. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. unaware of. ignorant of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی خبر] habersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حساب] hesapsız, sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İyi gün, güzel gün anlamında. Bihruze Hatun: Şah İsmail’in zevcesi. Çaldıran’da yenilip her şeyini bırakan Şah İsmail’in zevcesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., dilb. dudaksıl; iki dudaklı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert report. expert's report. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in exchange for. and the same to you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمقابله] karşılığında, aynen, mukabele ederek, mukâbil olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی محابا] çekinmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مروت] mürüvvetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بنابرین] bundan dolayı, buna dayanarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horsedrawn carriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakterilerle ayrışabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hızlı Bionz görüntü işleme motoru, kullanıcının ışık hızında resim yakalamasına olanak sağlar. Motor, kesintisiz olarak saniyede üç kareye kadar, 10,2 megapiksel çözünürlükte ve en iyi JPEG sıkıştırma formatında, yüksek hızda burst çekim yapılmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multitudinous. pocketful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery. breweries. brewing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dışarı. 2. Dış, hârici. 2. Fazla, dışarıda, hâriçte. Derûn ve birûnu = İçi ve dışı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيرون] dış. 2.dışarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Dışarı. 2.Dış harici. 3.Osmanlı Devleti’nde saray dışında vazifeli memurlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Selâmlık dâiresi, selâmlık odası. Selâmlık dairesine ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Reyhan Muhammed b. Ahmed el-Biruni: Büyük İslam bilgini (973-Gazne 1048). İbn Sina’dan ders altı. Hindistan’a gitti. Sanskritçe öğrendi. Pozitif ilimlerin hepsiyle ilgilendi ve bu konuda birçok kitap yazdı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki sabit durumu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بيتاب] yorgun, takatsiz. bîtâb kalmak bitkin düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيتابانه] bitkince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالطبع] doğal olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالضروره] zorunlu olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lâzım olduğu için, gerekli görüldüğü için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Karşılık olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gevezelik etmek, boş sözler söylemek; ifşa etmek, boşboğazlık etmek; i. geveze kimse, boşboğaz kimse. blabber, blabbermouth i. boşboğaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbreklerin iç kısımlarının iltihaplanmasıdır. Tıp dilinde piyelonefrit adı verilir. İki çeşiti vardır:

- Akut Böbrek İltihabı : Ani olarak ortaya çıkan, titreme, kaburga altlarında ve yanlarında başlayıp, kasıklara kadar yayılan bir ağrı ile kendini gösterir. Sık sık idrara gitmek ihtiyacı duyulur. İdrar çıkarken de yanma ve ağrı hissedilir. İlk önlem olarak belin iki yanına sıcak su torbası konur. Bol su, limonata ve açık çay içilir.

- Kronik Böbrek İltihabı : Akut böbrek iltihabının gereği gibi tedavi edilmemiş olması, kronik böbrek iltihabının başlıca nedenidir. Hastada iştahsızlık, ateş, halsizlik, baş ağrısı, ağrılı idrar etme ve bel ağrıları görülür. Yapılacak ilk iş, bol bol meyva suları içmek ve aşağıdaki reçetelerden birini uygulamaktır. Ayrıca tuz ve hayvani gıdalar azaltılmalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı kekik konur. 10 dakika bekletildikten sonra, süzülür ve bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn the helm to the lee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor ile yeşil arasında ve madenî bir parlaklıkta olan renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yeraltında kemerli büyük mahzen ki kiler veya zindan gibi kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar. cellarage. halicarnassus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar. subterranean vault. dungeon. cellerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Farenjit veya anjin adı verilen bu hastalığın nedenleri; nezle ve grip gibi ateşli hastalıklarla, havadaki zararlı maddeler, sinüzit, alkol veya sigaradır. Yapılacak ilk iş; istirahat etmektir. Mümkün olduğu kadar az konuşmak da yararlıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke, Adaçayı, Arpa, Havuç suyu

Hazırlanışı : Bir litre saf sirkeye batırılan tülbent, boğaza sarılır. Yatmadan önce de ayak tabanları sirke ile oğulup, kurulanır. Veya Ilık adacayı ile gargara yapılır. Yada aç karnına, taze sıkılmış havuç suyu içilir.Bir başka tedavi de Arpa çayı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğdurma işine konu olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boğdurulma fiili boğdurulma hareketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir çeşit fasulya, börülce.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. ekşi yoğurt, kesilmiş süt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçi boş üstüvâne. Ar. enbûbe, karn. Kurşun, demir, saç boru, soba borusu. 2. Dilsiz ve perdesiz olarak nefesle çalınan bir çalgı Aleti ki helezonî şekilde bir maden borudan ibarettir. Boru çalmak, yuf borusu, mec. Boş saçma, mânâsız şey. Boru gibi ötmek = Gür sesli olmak veya mânâsız, münasebetsiz söylemek. Ağaç borusu = Istramonye. Boruçlçeği = Turuncu, boru gibi bir çiçek kl çardağa çıkar ve duvara tırmanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe. tube. trumpet. horn. clarion. conduit. drain. duct. trump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. clarion. duct. flue. horn. pipe. trumpet. tube. tubing. bugle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conduit. horn. pipe. trumpet. tube. bugle. cane. spout. orifice. flue. duct. beak. cornet. nose. nozzle. penstock. blare. funnel. trump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe flange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpet flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çan çiçeği): Çançiçekgillerden; çiçekleri boru biçiminde olan bir bitkidir. Çiçekleri turuncu renktedir. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığı, bronşit ve astımın sebep olduğu rahatsızlıkları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipeline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipeline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortasında koyu bir benek olan bir çeşit ufak fasulye, (vigna sinensis). (bk.) Böğrülce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney-bean. cowpea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Karnıkara): Göbeği koyu renkli bir çeşit ufak fasulyedir. İçeriğinde protein, azot, nişasta ve C vitamini vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar tutukluğunu ve anüs kaşıntısını giderir. Yanık tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istanbul Boğazı, Karadeniz Boğazı. the Bosphorus and its shores Boğaziçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe fırçası; atkuyruğu, bot .Equisetum arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaraplı balık çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift süren ve araba çeken öküzlerin boynuna geçirilen ağaç çerçeve ki, boylu boyuna üstüne konan ağacına sapanın ve arabanın oku bağlıdır, mec. Tahakküm, kahır, tasallut: Boyunduruk altında olmak = Tahakküm çekmek, kahır görmek. Zapt ve işgal altında kalmak, esaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoke. headlock. oppression. lintel. garrot. pass. span. crowfoot. bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğu kalın ve kısa, başı küçük, zararsız bir yılan (eryx).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teneffüs edilebilir, nefes alınabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Juraik devrinde yaşayan dinozor cinsinden çok büyük bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çürütmek, berelemek, ezmek; incitmek, kırmak; dövmek (havanv.b.'de); çürük peyda etmek,bir yerini çürütmek, berelemek; incinmek; i. çürük, bere ezik. bruiser i. boksör; k.dili kaba ve güclü adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafa yaymak, sayialar çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brussels sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brussels sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir akaryakıtı yakıcı bir madde (hava, oksijen) ile birleştirerek tutuşturup, yakmaya yarayan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burner yakmaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gösteriş1i fakat değersiz; sahte, taklit; i. şatafatlı fakat değersiz olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili sabah ile öğle arasında yenen, hem kahvaltı hem de öğle yemeği yerine geçen öğün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Bjumbura.

Nüfus: 5.451.000.

Yüzölçümü: 27.834 km2.

Komşuları: Kuzey’de Ruanda, Doğuda Tanzanya, Batıda ve Güneyde Zaire.

Önemli Şehirleri: Bjumbura, Kitega.

Din: Hıristiyan %85.5, Kabile dinleri %13.5, Müslüman %0.9.

Dil: Burundi dili, Fransızca (resmi).

Yönetim Biçimi: Askeri Yönetim.

Tarih: Orta Afrika’da bağımsız bir ülkedir. Almanya bölgeyi 1879’da yönetmeye başladı. Ancak Belçika Birlikleri Birinci Dünya Savaşı sırasında burasını işgal ettiler ve 1919’da Belçika MC tarafından Ruanda-Urundi’yi yönetmekle görevlendirildi. Ruanda-Urundi’nin 1962’de ikiye ayrılmasıyla Belçika’nın egemenliği sona erdi. Ruanda Cumhuriyet, Burundi ise Monarşiyle yönetilmeye başlandı. 1966’da Tutsi subayları Tutsi Kralı’nı devirdi ve bir Cumhuriyet kurdular. Hutular ve Tutsiler arasında savaş şiddetlendi. 1970’lerin başlarında Cumhurbaşkanı Micombera yönetimi Hutuları suçladı. Kısa aralıklarla binlerce Hutu öldürüldü. Sağ kalanlar komşu ülkelere sığındılar.


Ülke by

Ülke

Başkent: Bandor Seri Begawan.

Nüfus: 285.000.

Yüzölçümü: 2.226 km2.

Komşuları: Güneybatı’da Sarawak.

Önemli Şehirleri: Bandor Seri Begawan.

Din: %63 Müslüman, %14 Budist, %8 Hristiyan.

Dil: Malay, İngilizce, Çince.

Yönetim Biçimi: Bağımsız Sultanlık.

Tarih: Brunei sultanlığı 16. Yüzyılın ilk dönemlerinde, Sulu adalarının bir kısmı ve Filipinlilerin yanısıra Borneo adasının tümü üzerinde hakimiyeti olan güçlü bir devletti. 1988 yılında bir andlaşma ile Büyük Britanya’nın himayesine girdi. Brunei 1 Ocak 1984’te tam bağımsız bir devlet oldu.

1987’de Brunei Sultanı Nikaragualı kontragerillalara 10 milyon dolar bağışladı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. koyu renk saç cilt ve göz; esmer oğlan veya adam; s. esmer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. s. esmer kız veya kadın; s. esmer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. darbe, hamle, yüklenme. bear the brunt asıl yükü taşımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fırça; fırçalama: çok tüylü kuyruk, özellikle tilki kuyruğu: kısa bir temas veya karşılaşma; müfreze çarpışması; elek. fırça; f. fırçalamak; süpürmek; hafifçe dokunmak, değinmek; aceleyle ve telâş1a hareket etmek. brush aside brush away bir kenara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalıllk, fundalık: çalı çırpı; yer yer meskun olan ormanlık bölge. brushwood i. çalı çırpı; sık çalılık, fundalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili olumsuz cevap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert, ters kaba. brusquely z. kabaca. brusqueness i. kabalık terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bursa şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brüksel. Brussels carpet Brüksel halısı. Brussels lace el dokuması. Brüksel danteli. Brussels sprouts Brüksel lahanası, ufak lahana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kesintisi çıkarılmamış, kesintisiz para

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross. before-tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vahşi, yabani; hayvani; merhametsiz, insanlıktan uzak; kaba, nezaketsiz; makul olmayan, mantıksız. brutally z. vahşi bir şekilde. brutal'ity i. vahşilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayvanca veya gaddarca davranmak, böyle bir davranışa sebep olmak. brutaliza'tion i. vahşileştirme, vahşileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. hayvan; hayvan gibi adam; insanların hayvanca arzu ve duyguları; s. düşüncesiz, mantıksız; hayvan gibi vahşi; zalim; şehvete ait, bedensel by brute force beden kuvveti ve zorla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s kaba, hayvan gibi, insanlıktan uzak; bedensel, cinsel; uygarlıktan yoksun. brutishly z. hayvanca. brutishness i. hayvanlık, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of this sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. umacı, öcü, korku yaratan hayali bir kavram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. İbranice). Tavşankulağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saz otu su hezaranı, hasır sazı bot. scirpus cernuus; koğalık, bot. Scirpus lacustris. small bulrush su kamışı, bot. Typha latifolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very creased. wrinkled all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonetheless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

although. nevertheless. nevermore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «burmak» tan). Bağırsakları kıvırıp koparır gibi şiddetli karın ağrısı. Buruntu, burma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. burç). Burçlar, (bk.) Burc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. burç.). Burçlar (bk.) Burc.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بروج] burçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soğukluk, soğuk, Ar, berd, Fars. sermâ: Havanın burûdet şiddeti. mec. İnsan münasebetlerinde soğukluk, sevişmeme, düşmanlığa yakın anlaşmazlık, karşılıklı nefret: Aralarında burûdet vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برودت] soğukluk. bûs etmek öpmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «burmak» tan). 1. Burulup incinmiş: Buruk kol. 2. Ağız buruşturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sour. acrid. subacid. sec.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrid. puckery. astringent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrid. astringent. twisted. sprained. bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astringency. being upset. resentment. acerbity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmak işi. (bk.) Burulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torsion. twisting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torsion. twist. sharp stomach pains. sulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bükülmek, çevrilmek, kıvrılmak. 2. Dönmek, dolanmak: İp ayağına buruldu. 3. Çevrilip incinmek: Kol, ayak burulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be twisted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cramp. to give intestinal pain. to twist around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («burmak» tan). Burma, kıvırıp yarma. (e.). Kıvırıp koparmayı belirtir: Burum burum koparmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Bürüme, katlama, katlayış. 2. Bürülmüş, katlanmış şey: Bir bürüm kaymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koza gibi yumaklanmış şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ham iplikten dokunmuş bez: Bürümcük çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauze. crepe. gossamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crimped fabric. crêpe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Acele, baştan savma, ehemmiyet vermeksizin çabuk bitiriverme. 2. Başı örtülü, kapalı, izahat ve tafsilât vermeksizin toptan ifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sarmak, Osm. leffetmek: Başını bir tül ile bürüdü. 2. Etrafını almak, çevirmek, ihâta etmek, kaplamak: Ortalığı sis bürüdü. Duman gözlerimi bürüdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover up. to wrap. to enfold. to invade. overrun with weeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yüzün ortasında, iki kaşın arasından ağzın üstüne kadar ve iki yanak ve gözün arasında uzanan ve solunuma ve koklamaya yarar iki deliği olan çıkıntılı organ. 2. Uç: Kalemin burnu, mumun burnunu kesmek. 3. Denizin içine girmiş ve dağlık taşlık kara ucu. Ar. Re’s: Boz burun (alçağına dil derler). 4. mec. Kibir, gurur, nahvet: Burnu büyük = Kibirli, gururlu. İtburnu = Yabanî gül, Burunotu = Enfiye. Burnu ucunda = Pek yakın, ta karşısında, yanıbaşında. Burun buruna = Başbaşa, yakından karşı karşıya. Burunperdesi = Burnun iki deliği arasındaki zar. Burundan düşmek = Çok benzemek. Kıh (hık) elemiş burnundan düşmüş = Ana, babaya çok benzeyen hakkında kullanılır. Burun sürtmek = Alçakçasına sokulmak, dalkavuklukta bulunmak, çanak yalamak. Burun şişirmek = Tekebbür etmek, kibirlenmek. Burun kabarmak = Kibir taslamak. Kibirli olmak. Burun kanadı = Burun deliklerinin kapakları. Burundan gelmek = Huzurdan sonra aksine bir hal görüp zahmet çekmek: Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. Çiçeği burnunda = Pek tâze (meyve). İnsanlar hakkında da biraz alaylı olarak kullanılır: Çiçeği burnunda genç kız. Danaburnu = Yer altında bitkilerin köklerini kesen muzır bir böcek. Karga burnu = Bir çeşit pens.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nasal. rhinal. nose. smeller. beak. bill. tip. cape. headland. promontory. foreland. conk. hooter. ness. nozzle. prominence. snoot. rhino-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. cape. conk. headland. nose. promontory. spout. hooter. beak. pride. arrogance. arrogancecape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head. headland. mull. nose. point. tip. cap. snout. peg. beak. hook. promontory. neck. spit. cam. nozzle. foreland. head land. point of land. prominence. snitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Burunda et büyümesinden kaynaklanan bu hastalığa tıp dilinde Adenoid ve Polip denir. Hastanın burnundan soluması güçleşir. Daha çok ağzından nefes alıp verir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, pamuk

Hazırlanışı : 1 avuç tere otu ezilir. Suyuna batırılan pamuk, burun içindeki ete sürülür. Bu işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Burun akıntısının nedeni; nezle, saman nezlesi, sinüzit, müzmin nezle, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi birşey kaçmış olmasıdır. Ayrıca kızamık başlangıcında da görülür. Burun akıntısını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı ılık suya 10 damla limon suyu konup, karıştırılır. Burna azar, azar çekilir. Günde 3 kere tekrar edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir şey yoktur. Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turşu suyu.

Hazırlanışı : 1 su bardağı turşu suyu az aralarla burna çekilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosebleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Burun tıkanıklığını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya, 2 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır. Buharı derin derin solunur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. İpekböceği kozasının teli, ham ipek. 2. Böyle ipekten yapılmış ince bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in east central Africa on the northeastern shore of Lake Tanganyika of or relating to or characteristic of Burundi or its people; 'the Burundi capital'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in east central Africa on the northeastern shore of Lake Tanganyika. of or relating to or characteristic of Burundi or its people; 'the Burundi capital'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Burundi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sert atları tımar ederken, zaptetmek için burunlarını sıkmaya mahsus tahta kıskaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burunluk, (bk.) Burunduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Burnu olan: Büyük, küçük, basık burunlu. 2. Sivri ucu olan, uçlu. 3. mec. Kibirli, böbürlenen, azametli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (karın). Bağırsaklar kıvrıliyormuş gibi şiddetli sancımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Örtünmek, sarılmak: İhrâma büründü. 2. Yaşmak tutunmak: Hanımlar hüründüler mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrap oneself up. to play the role of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrap sth around oneself. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burunsalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır ve develeri zabt için burunlarına vurdukları tahta kıskaç. Isırmayı önlemek için köpeklerin ağız ve burunlarına takılan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «burmak» tan). Bağırsakları burar gibi karında duyulan şiddetli sancı, burma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(L) («burmak» tan). Karnın şiddetle ve bağırsaklar kıvrılıp koparılır gibi sancıması, buruntu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrivel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok buruşuk: Yüzü buruş buruştu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

badly wrinkled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Türkçe «buruşmak» tan). Dil buruşturan şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buruşmak işi. (bk.) Buruşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creasing. buckling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekilip toplanmak, takabbuz etmek: ihtiyarlıktan yüzü buruşmak. 2. Ütüsü ve düzlüğü bozulup kat kat ve kırma kırma olmak, sülpümek: Kâğıt, esvap buruştu. 3. Kuruyup toplanmak, solmak: Çiçek buruştu. 4. (dil) Ekşi bir şeyden kamaşıp toplanarak çekilmek: Erikten dilim buruştu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contort. crease. crinkle. crumple. ruck. shrivel. to crumple. to crease. to crinkle. to ruck up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become wrinkled / crumpled / ruffled. to get a sour taste in one's mouth. contract. crease. crinkle. pucker. ruck. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugation. crush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin düzgünlüğünü bozup muntazam olmayan bir surette kat kat ve kırmalı etmek; ütüsünü bozmak: Kâğıdı, kumaşı buruşturmak. 2. Hoşlanmama alâmeti olarak (yüzü) toplayıp kat kat etmek, abûsluk göstermek: Yüzünü buruşturdu. 3. (dilin) Toplanıp çekilmesini mucip olmak: Bu şurup dil buruşturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. wrinkle. wrinkle up. crumple. crumple up. corrugate. ruffle. cockle. crinkle. muss. pucker. pucker up. ruck. ruck up. ruckle. rumple. shrivel. shrivel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crample. to wrinkle. to ruffle. to pucker. to contort. corrugate. crease. crinkle. crumple. crush. line. ruck. screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çekilip toplanmış, Osm. takabbuz etmiş: Buruşuk yüz. 2. Ütüsü ve düzgünlüğü bozulmuş: Buruşuk kâğıt, kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wizened. crinkly. wrinkled. crumpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puckered. crumpled. ruffled. wrinkled. crease. crinkle. crinky. crisp. furrow. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkle. crease. pucker. ruck. rumple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meydana, çıkma, zuhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bûse, öpücük toplayan, kapan, alan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'da bulunan ve maymuna benzer ufak bir hayvan, zool. Galago maholi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emir, ferman, hüküm. Buyruk tutmak: Emre tâbî olmak Buyruk kulu = Emir kulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bidding. charge. command. edict. imperative. mandate. order. ordinance. prescription. writ. decree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. command. decree. behest. mandat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı güç. 2.Egemen. 3.Emir. 4.Kendi başına hareket eden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Buyruk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Os manii devlet teşkilâtında sadâret (başba kanlık) makamından yazılan bir çeşit emirnâme ki, dîvân yazısıyla yazılıp başında o makamın büyük mührü bulunurdu. 2. Bir vali veya diğer bir makamdan yazılıp iş sahibinin eline verilen açık emir-nâme. 3. Kolağası (kıdemli yüzbaşı) rütbesine kadar olan subaylara, meretlerinden verilen tevcih-nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Buyruluş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Emredilmek, ferman olunmak. 2. Edilmek, olunmak, ya pılmak (saygı ifadesi olarak bu fiillerin yerine kullanılır): irsâl buyrulmak, tenbih buyrulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Buyruldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buyrulmak tarzı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitte! herein!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gramps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emreden, Amir, hâkim. 2. İşi başkalarına emir ve havale eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperious. masterful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refrigerator. fridge. frige. freezer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fridge. icebox. refrigerator. ice-box. a cold fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fridge. ice safe. refrigerator. yellow goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برودت] soğukluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بروز] ortaya çıkma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zarurî olarak, ister istemez, bilmecburiye, nâçar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taksi; tek atlı binek arabası; lokomotif veya kamyon sürücüsünün oturduğu üstü kapalı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bedava, karşılıksız: Al işte, bir tane de caba. 2. Üstelik, fazla olarak: O kadar emek çektim, üzüntüsü de cabal

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Gayret, herhangi bir işi yapmak için harcanan güç, cehd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. endeavor. endeavour. working. try. diligence. exertion. industry. nerve. push. strenuousness. struggle. zip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. effort. exertion. ginger. glow. mettle. push. spurt. strain. stroke. struggle. zeal. zip. endeavour. striving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. endeavor. endeavour. energy. exertion. struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyi cabadan edinmek isteyen kimse, bedavacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bedava olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). fitne, komplo, entrika; gizlice çalışan küçük bir grup entrikacı; (f). böyle bir grup kurmak; komplo hazırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle Musevilerce Kitabı Mukkades'in bâtıni tefsiri; bâtıni bilgi, sır. cabalism (i). Kitabı Mukaddes'in Musevilerce bâtıni tefsiri. cabalist (i). bu çeşit tefsir yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çabalamak İşi. (bk.) çabalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. El, ayak oynatıp direnmek: Çamurun içine düşmüş çabalayıp duruyordu. 2. Çok çalışmak, uğraşmak, cehd etmek: Derse çabalıyor. Boş yere çabalama, o işi nasıl olsa başaramazsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endeavor. scramble. strive. endeavour. struggle. work. go for. exert oneself. go after. hump oneself. strain. strain at. study. tug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endeavour. labour. seek. strive. struggle. to endeavour. to strive. to struggle. to labour. to labor. to exert oneself. to make an effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make efforts. to strive. to struggle. endeavour. essay. labour. seek. shoot at. wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El ayak oynatarak deprenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabalamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ispanyol efendisi;ABD süvari, atlı; kavalye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabare, gece kulübü;show programı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iahana. drum-head cabbage top lahana, (bot). Brassica oleracea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (ing). çalınmış bir şey,özellikle terzilerin kumaşlardan çaldıkları parça; (f). çalmak, aşırmak, yürütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Cebbar).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili sürücü, şöför.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir cevap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جابجا] yer yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskoçya'da oynanan bir oyunda fırlatmak için kullanılan değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Efendi, 2.Bey. 3.İleri gelen, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cibâyet» ten). Eskiden Evkaf gelirlerini ve zekâtı toplayan tahsildar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evkaf gelirlerini toplayan tahsildarın vazife ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kulübe; kamara, kabin;(f). kabin veya kamarada yaşamak; küçük bir yere kapamak, tahdit etmek. cabin boy kamarot. cabin class ikinci sınıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). camlı ve raflı olan dolap; kabine, bakanlar kurulu; küçük özel oda;(s). dolap ile ilgili; gizli. cabinetmaker (i). ince iş yapan marangoz. cabinetwork (i). ince marangozluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kırık ve çıkıkları bağlayıp yerine koyan cerrah, kırıkçı, çıkıkçı (zorlayıcı mânâsiyle kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جابر] zorlayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Cebreden, zorlayan. 2.Galip gelen. 3.Aziz ve kuvvetli olan. Allah’ın hükümlerini uygulamada güç kullanan. 4.Kırıkçı, kırık sancı. Cabir b. Abdullah b. el-Ensari: Sahabedendir (603-697). Birinci Akabe Bey’atından sonra müslüman oldu. Rasulullah’ın bulun savaşlarına katıldı. Sahabenin bilginlerindendi. Kendisinden çok sayıda hadis rivayet edilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cabir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hazine (bkz.Semahat). 2.Şam’ın güneybatısında, Çavlan’da bir y(Erkek İsmi) 3.Havuz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kablo; (den). gomene, palamar, telgraf. cable car teleferik; kablo ile çekilen araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kablo ile raptetmek bağlamak;kablo döşemek sualtı kablosu ile telgraf çekmek. cablegram (i). sualtı kablosu ile çekilen telgraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(den). hafif gomene, ince gomene, palamar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog cabmen) arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Praia.

Nüfus: 428.000.

Yüzölçümü: 4.033 km2.

Komşuları: Moritanya, Senegal.

Önemli Şehirleri: Mindelo, Praia.

Din: Katolik.

Dil: Portekiz (resmi dil), Crioulo.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Cabo Verde, 1450’li yıllarda Portekizlilerce keşfedildi. İlk Portekizli sömürgeciler 1462’de yerleşti; çok geçmeden Afrikalı köleler getirildi. Cabo Verdelilerin çoğunluğunu bu iki grubun torunları oluşturur. 5 Temmuz 1975’te bağımsız olan Cabo Verde’de 1991 yılında Antonia Mascarenhas ulusun ilk özgür başkanlık seçimini kazanmıştır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şiş kebabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili takım. the whole caboodle güruh; hepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD yük katarında tren memurlarının kullandığı en sona takılı vagon; (ing).gemi mutfağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek atlı ve körüklü hafif araba, kabriole; üstü açılabilen iki kapılı otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek süratle, süratle ve gürültüsüzce, alelacele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slippy. quickly. apace. at no time. in no time. in a snap. with a rush. double-quick. fast. hand over fist. by leaps and bounds. lickety-split. nimbly. in short order. posthaste. quick. readily. slick. speedily. swiftly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. quickly. in a flash. like a flash. in no time. in less than no time. chop-chop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickly. swift fashion. sharpish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çâbük» ten. Daha doğrusu Farsça’sı bu Türkçe kelimeden alınmıştır). Hızlı, tez, aceleli, hafif: Eli, eline çabuk, ayağına çabuk. Çabuk olun, çabuk davranın, geç kalmayın. Süratle. Ar. aceleten: Çabuk gel. Çabuk’ çabuk = Acele ile. Çarçabuk ss Pek süratle, derhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seri, hafif, çabuk: Çibük-dest = Eli hafif, eline çabuk. Çâbükpâ = Ayağı hafif. Ar. serî-ül-hareke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. fast. swift. hasty. speedy. early. expeditious. hurry-up. light-footed. lissom. lissome. nimble. precipitous. presto. prompt. rapid. ready. sharp. snappy. quick-action. quickly. swiftly. soon. apace. early. pronto. in good time. in double time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. fast. swift. hasty. speedy. early. expeditious. hurry-up. light-footed. lissom. lissome. nimble. precipitous. presto. prompt. rapid. ready. sharp. snappy. quick-action. quickly. swiftly. soon. apace. pronto. in good time. in double time. crisp. imm

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. hasty. quick. soon. quickly. speedily. expeditious. impetuous. at a rate of knots. like the clappers. mercurial. pressing. prompt. promptly. speedy. swift. like the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. hot tempered. quick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eline çabuk kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El çabukluğu, eline çabuk olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çabuk yürüyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). c. Çâbük-süvârân, iyi at süren, ata iyi binen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çabukluk, çeviklik. 2. Sür’atli giden at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çabukluk kazanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Süratlendirmek, çabukluk vermek. Osm. tesrî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sürat, acele. Elçabukluğu = Hokkabazlık, meharet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speed. velocity. quickness. rapidness. haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickness. speed. rapidity. haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک] kıvrak, çevik, çabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابکی] kıvraklık, çeviklik, çabukluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک پا] ayağına çabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک رو] hızlı giden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک سوار] usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sukabağı; sukabağından oyulmuş su kabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD, (k).dili hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hesap edilebilir, sayılabilir; güvenilir, sağlam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

household soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yatak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül kapan, gönül kapıcı güzel, sevgili, dilber.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -bra, -brums) üstü işlemeli kollu şamdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kannabin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendir, kenevir, haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül alan, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). nağmeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Cambridge ile ilgili; Cambridge üniversitesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabiliyet, yetenek; istidat; iktidar, güç; kapasite; ehliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muktedir, ehliyetli, kabiliyetli. cspableness (i). muktedir olma. capably (z). kabiliyeti sayesinde başararak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dört kaşlı: Ter bıyıklı genç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Süpürge.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karabina denilen tüfeği kullanan asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ri) italyan polisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark) zımpara, korindon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek çabuk, hemencecik, derhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lickety split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very quickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CARUB) (I. F.). Süpürge.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جارو] süpürge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) CArC.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürge, (bk.) çâr-rûb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاروب] süpürge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü. Eskiden Mekke’de KAbe’yi, Medine’de Peygamber’in türbesini süpürme işi mühim ve şerefli bir vazife ve rütbe sayılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü, çöpçü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a yakın. Allah dostu. Carullah Zemahşeri: Müfessir, alim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü, Ar. râbî. (bk.) Çehârüm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tohum göbeği tomurcuğu, tohumun hilum kısmının kenarındaki çıkıntı; (zool). horoz ibigi veya onun benzeri sarkık et. carun cular carun'culous (s). sarkık et biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارم] dördüncü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavun, Kırkağaç kavunu.