Acı Su ne demek? | Acı Su anlamı nedir? | Acı Su

Acı Su anlamı nedir?

Acı Su ne demek?

Acı Su anlamı nedir?

Acı Su | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aci su

Türkçe - İngilizce Sözlük

undrinkable water. briny / hard water. brackish water. raw water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklarda 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerde 13. kat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayan 13. günü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

15 pin D-sub bağlantı noktası, filmleri doğrudan bir bilgisayardan çalıştırabilmenizi sağlar. Bu, depolanan dijital içeriğin gücünü açığa çıkarabilmeniz için ev sinema projektörünüzü bilgisayarınıza bağlamak için bilgisayarlarda kullanılan elektrikli bir konektördür.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ucubeler, pek acayip, tuhaf şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Acemler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aba veya abadan giyecek şeyler yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aba maker. aba seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah’ın kulu. - Macid kelimesi, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Ma-cid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid’in kulu. Vacid, Allah’ın isimlerindendir. -(bkz.el-Vacid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlamsız, manasız, akılsızca, gülünç; birbirine karşıt düştüğü için yanlış; imkansız, olmayacak absurdity (i). anlamsızlık, manasızlık; delilik, maskaralık absurdly (z). esassız olarak; saçma bir şekilde absurdness (i). anlamsızlık, manasız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. absurde

saçma

Akla uygun olmayan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) akasya; aksalkım ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlının zıddı, acı ilâç. 2 İçilemiyen tuzlu: Acı su. 3. Mizaca hoş gelmiyen, sert, acı söz. 4. Kulağa kötü gelen: Acı ses, acıağaç = Kavasiye, acıalma = Yenmez bir elma, acıbadem = Acımtırak ve sert kokulu bir cins badem, acıçaça = Bir cins balık, acıhıyar = Ebûcehil karpuzu, acımarul = Hindibâ nev’i, acıyonca = Yoncanın bir-cinsi, bed ve nahoş bir suretle = Acı acı bağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: Acık). 1. Dert, keder, elem. 2. Ağrı, sızı, vecâ. 3. Musibet, matem, yas. 4. İntikam, öc, sert, yürekler acısı = Pek acınacak hal, kuyruk acısı = Kin, acı çıkarmak = Zararı gidermek, öç olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Birbiriyle kesişen iki satıh veya iki çizginin birleştiği yerde meydana gelen açıklık, zaviye. Açı ölçü birimi 360 eşit parçaya bölündüğü takdirde «derece», 400 eşit parçaya bölündüğü takdirde «grat» tır. Açıların büyüklüğü kenarlarının uzunluğuna değil, iki kenar arasındaki açıklığa bağlıdır. Bu açıklık iletki (minkale) ile ölçülür. Açıların ölçülmesinde daha çok «derece» kullanılır. Birbirini bütünleyen açılar: Toplamı bir yatık açıya eşit iki açıdır. Birbirini tümleyen açılar: Toplamı bir yatık açıya eşit iki açıdır. Çevre açısı: Köşesi bir dairenin merkezinde bulunan açıdır. Dar açı: Dik açıdan küçük olan açıdır. Dik açı: Doğru açının yarısı büyüklüğünde olan açı. (90 derece veya 100 grat). Doğru açı: Bir kenarı öbür kenarının uzantısı olan açıdır. (İSO derece veya 200 grat). İki düzlemli açı: Aynı doğrudan geçen iki yarım düzlemin meydana getirdiği açıdır. Karşı durumlu açılar: Bir doğru, iki paralel doğruyu kesince, kesen ve kesilen doğrunun aynı tarafındaki açılara denir. Kiriş teğet açısı: Bir dairenin aynı noktasından çizilen bir teğetle bir kiriş arasındaki açıdır. Komşu açılar: Birer kenarları ve köşeleri ortak olan ve öbür kenarları ortak kenarın başka başka tarafında bulunan iki açıdır. Merkez açısı: Köşesi bir dairenin merkezinde bulunan açıdır. Tam açı: Bir doğru çizginin bir noktası etrafında kendi üstüne gelinceye kadar döndürülmesiyle meydana gelen açıdır. Ter» açılar: Kenarları birbirlerinin uzantılarından ibaret olan açılar. Terseş açılar: Bir doğru iki paralel doğruyu kesince doğruların aynı yönünde bulunan açılardır. İki çeşittir: Açı kesilen doğruların içerisinde ise iç ters açı; kesilen doğruların dışında ise dış ters açı denir. Yöndeş açı: Bir doğrunun paralel iki doğruyu kesmesiyle meydana gelen, kesen doğrunun aynı yönünde, kesilen doğruların biri içinde, biri dışında olan aç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. bitter. peppery. brackish. acrid. biting. painful. sad. sorrowful. lamentable. grievous. tragic. cutting. poignant. sardonic. scathing. shrill. splitting. harsh. severe. incisive. pungent. trenchant. vitriolic. pain. ache. hurt. sting. gnawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acid. acrid. acrimonious. affliction. agitation. anguish. astringent. bitter. cutting. distress. gnawing. grief. grievous. heartache. heartbreak. hot. pain. pang. piercing. poignant. pungent. rank. sardonic. sorrow. sting. suffering. tart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain. suffering. affliction. tribulation. grief. sorrow. ache. biting. bitter. distress. gip. hard. harsh. hurt. ill. piercing. sour. sting. trenchant. vitriolic. woe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitterly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kuvasya ağacı): Sedefotugillerden; 2-3 metre boyunda küçük bir bitkidir. İnce kabuklarının üzerinde sarı benekler vardır. Çiçekleri kırmızıdır. Sıcak ülkelerde yetişir. Bu ülkelerde acı ağaç kabuklarından yapılan kaplardan su içenlerin kuvvetleneceğine inanılır. Hekimlikte; kökü, kabuğu ve odunu kullanılır. Etkili maddesi “Quassine”dir. Çok acıdır. Kullanıldığı yerler: İştah açar, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür. Tükürük ifrazatını arttırır. Mide, bağırsak, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını düzenler. Böbrek sancılarını keser, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Bağırsak kurtlarını döker. Kanamaları durdurur. Haşarat kaçırıcı olarak da kullanılır. Fazla kullanılacak olursa; baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma yapar.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter almond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undrinkable water. briny / hard water. brackish water. raw water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter and sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sedefotugillerden küçük bir ağaç. Hekimlikte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Acîbe. (Aceb’den i.). Şaşacak, garip, tuhaf, hayrete değer: Emr-i acîb, umûr-ı acîbe, acîbü’l huy = Şekil ve sureti garip, acîbü’l kıyâfe = Kıyafeti tuhaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Aceb’den: Tuhaf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجيب] tuhaf, acayip, ilginç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Lupine, Lupin, Lupine): 10-100 cm yüksekliğinde, sık tüylü, bir senelik bitkidir. Yaprakları el şeklinde parçalı, uzun saplı, 5-9 yaprakçıklıdır. Çiçekleri dik salkım durumunda, beyaz veya mavimsi renkli, çiçek taç yaprağı kelebek şeklindedir. Yahudi baklası diye de tanınır. Türkiye’de yetiştiği yerler: Akdeniz bölgesi, Bursa, Antalya ve Konya çevreleridir. Memleketimizde üç türü bulunmaktadır. - Beyaz yahudi baklası: Beyaz çiçeklidir. 120 cm kadar yükseklikte, bir yıllık bir bitkidir. - Sarı çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Orta ve Güney Avrupa’dır. - Mavi çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Akdeniz çevresi memleketleridir. Kullanıldığı yerler: Tohumlarının idrar söktürücü, kan temizleyici ve kurt düşürücü tesiri vardır. Bazı türlerinin kavrulmuş tohumları “sebze kahvesi” ismiyle kahve yerine kullanılmaktadır. Fakat alkaloid taşıyan türlerinin bu şekilde kullanılması tehlikelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Acalb). Şaşacak iş, hayret veren ve uyandıran şey, garibe, zamanın acîbesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجيبه] şaşılacak şey.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Açan, fetheden. 2. Keşif ve halleden, halledici. 3. Cilâ ve perdah eden, cilâcı. 4. Sevinç ve ferahlık veren: Gönül açıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. that opens. opener. willow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opener. expander. spreader. switch. polisher. commentator. varnisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Herbstzeitlose, Krokus, Colchique, Colchicum, Autumn crocuses): Boyu 10-30 cm yüksekliğe ulaşan, otsu ve yumrulu bir bitkidir. Sonbaharda morumsu pembe renkli, 6 parçalı çiçekler açar. Yaprak ve meyvaları ise ilkbaharda ortaya çıkar. Sonbaharda çiçek açtığından dolayı halk arasında “güz çiğdemi” olarak da bilinir. Yetiştiği yerler: Türkiye’de pek bulunmaz. Avrupa’nın sulak çayırlarında bol miktarda yetişir. Kullanıldığı yerler: Tıbbi önemi haiz bir bitkidir. Kullanılan kısmı yumru ve tohumlarıdır. Tohum ve yumruların idrar arttırıcı, terletici, müshil ve romatizma ağrılarını dindirici etkisi vardır. Alkaloitlerin çok yüksek zehirleyici özelliği olduğundan, bu droglar, dahilen ancak hekim kontrolünde kullanılabilir. Eskiden halk arasında romatizma ağrılarını dindirmek için haricen kullanılırdı. Bunun için bir tutam acı çiğdem tohumu, 2-3 diş sarmısak ile havanda iyice dövülür. Elde edilen sulu kısım bir tülbente emdirilip, ağrıyan kısma sarılır. Bu pansuman birkaç gün arka arkaya tekrarlanır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğne ve diken şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). asit, ekşi şey, ekşi; (s). asit niteliğinde; asit fazlalığı olan. acid'ity (i). ekşilik , ekşime, asidite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). asit etmek, ekşitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). asidoz, özellikle şeker hastalığında kanın asitli hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mayhoş etmek, biraz ekşitmek. acidulous (s) mayhoş, eksice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Ebûcehil karpuzu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğne biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lay off. to expose sth to view. to reveal. uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Selling)

Sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak sureti ile satılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giveaway. revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclose. divulge. evince. expose. express. impart. publish. reveal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expose. to reveal. to disclose. bare. give away. give forth. leak. leak out. to blow the lid off. proclaim. pronounce against sb. publish. spit it out. testify. unbosom one's heart. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keder, elem. 2. Matem, yas. (bk.) acı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «açmak» tan). 1. Kapalının zıddı, açık kapı, ev, sandık. 2. Kapalı olmayan, mânisiz: Açık yol. 3. Geniş, vâsî: Açık meydan, deniz. 4. Örtüsüz, çıplak: Başı, kollan açık. 5. Seyrek, aralıklı: Açık adımlar, açık kaş. 6. Bulutsuz, berrak: Açık hava. 7. Aşikâr, vazıh: Açık söz, ibare. 8. Gönül açıcı, ferah verici: Açık bir yer. 9. Koyu olmayan, beyaza çalan: Açık mavi, pembe. 10. Perdesiz, iffet hususunda laubali: Filan kadın açıktır, açık meşrepli. 11. Sahipsiz, boş, münhal: Açık memuriyet. 12. Mahfuz olmayan, istihkâmsız: Açık liman, kasaba. 13. Bozuk, ihtilâflı: Filanla aramız açıktır. 14. İsim yeri boş olan: Açık bono, poliçe. 15. Aşikâr sarâhaten: Açık söylemek. 16. Sesle: Açık okumak. Açık ağız: Bönlük, şaşkınlık. Açık el: Cömertlik, sahavet. Eli açık: Cömert, sehavetli. Alnı açık: Serbest, pervasız. Açık saçık: Adâb dışı giyinme, söz. Açık kapı: Misafirseverlik: Açıkgöz: Uyanık, becerikli. Gözü açık gitmek: Arzusuna kavuşamayıp hasret İçinde ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin geniş tarafı: Deniz açığı: Engin açıklarda, enginde. 2. Bir şeyin dış tarafı, hariç: Açıktan adam alınmaz. 3. Memuriyetsizlik, mâzuliyet: İşten çıkarılma, açığa çıkmak. 4. Vazife ve memuriyeti olmayıp muvakkaten işsiz bulunan subay veya memur: Açıkta kalmış. 5. Açık renk: Açığa boyamak. 6. Hesap muvazenesinde noksan: Bütçe açığı, açığı çıktı. Açıktan, açıktan açığa — Zahiren, alenen, Aşikâre. Açığa vurmak = Meydana çıkarmak. Açıklar livası = Boş gezen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. sig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open binding. public / official auction. open bidding. open sale. tender. adjudication. public auction. roup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank cheque. blank check. open cheque. (US check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endorsement in blank. blank endorsement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sea. high / in the open / main sea. the open sea. high sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public hearing. public trial. open trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction by underbidding. adjudication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dutch auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open handed. generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholic. hospitable. liberal. open minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair / clear visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open- air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor museum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air theater. open-air theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

openbill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open account. open account. deficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frc- hearted. honest. on the level. open- hearted. tweedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open credit. bank of overdraft. blank credit. clean credit. credit in blank. open-book credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension salary. half pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open university.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open ballot. open vote. to open vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market. overt market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill. certificate of indebtedness issued before all the details are settled. declared policy. open policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Position)

Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonara denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bawdy. improper. impure. indecent. lewd. nasty. obscene. pornographic. ribald. risqué. salacious. smutty. spicy. suggestive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic. obscene. pornographic. bawdy. dirty. filthy. fruity. immodest. naughty. racy. ribald. scabrous. smutty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulate. clearly. lucid. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. definite. definitely. clearly. clean- cut. direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open city. open town. unenclosed // unenclosed town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank. outright. outspoken. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthright. foq- spoken. open character. straight out. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public acknowledgement of thanks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an open wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chartreuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open hearted. candid. honest. open. frank. sincere. unreserved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolay anlaşılır bir şekilde: isteğinizi açıkça anlatınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outright. frankly. outspokenly. straight out. directly. clearly. clear. openly. plainly. above-board. nakedly. avowedly. bluntly. cloudlessly. declaredly. definitely. distinctly. downright. evidently. expressly. fairly. flatly. manifestly. outright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearly. frankly. freely. openly. outright. plainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explicitly. above-board. bluntly. above board. evidently. expressly. frankly. obviously. openly. point blank. straight from the shoulder. simply. straight out. unreservedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evince. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly speaking. strictly speaking. in plain words. to tell the truth. in plain english. frankly. strictly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly. in plain words. to tell the truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly. in all honesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borsadaki kıymetli evrakın değer değişmeleri üzerinde oynayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkarını sağlamak için, fırsatlardan faydalanan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. sharp. smart. wide awake. cunning. open-eyed. astute. canny. heady. hip. knowing. leery. nimble. shrewd. spry. up and coming. up-and-coming. vigilant. wide-awake. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheaded. smart. wary. clever. shrewd. cunning. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argus eyed. alert. sharp. shrewd. smart. to be up to snuff. up and coming. wary. wide awake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanation. statement. gloss. definition. indorsement. hearing. account. clarification. comment. commentary. declaration. direction. elucidation. endorsement. explication. exposition. illumination. illustration. instruction. paraphrase. profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertion. commentary. disclosure. explanation. exposition. gloss. interpretation. key. profession. rationale. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remark. comment. explanation. statement. revealing. explication. elucidation. interpretation. clarification. exposition. illustration. demonstration. exemplification. account. commentary. declaratory clause. denunciation. direction. exposé. gloss. legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Meydana çıkarmak, izhar ve ilân etmek. 2. Açıktan ve Aşikâre söylemek veya yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. explain. state. clarify. clear up. make smth. clear. unveil. dot the i's. account for. account for smth. account. lay open. show forth. unclose. unfold. declare. give smth. publicity. express. declassify. deliver oneself. develop. dilate. elu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assert. attest. clarify. communicate. elucidate. enlighten. explain. expound. popularize. profess. put. return. state. unfold. verbalize. to explain. to expound. to clarify. to enlighten. to make public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to expand. to reveal. to divulge. to disclose. to announce. to elucidate. to interpret. to clarify. to demonstrate. to exemplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annotated. annotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Matemde bulunmak, yaslı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Meydana çıkarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. to be explained. to be expounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be announced. to be expounded. to be revealed. to become known. to be explained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. illustrative. revealing. expository. elucidatory. illuminating. illuminative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. illustrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. expository. explicative. elucidative. annotator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elemli, kederli, feci: Acıklı hikâye. 2. Matemli, yaslı: Kadıncağız acıklıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deplorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving. pathetic. piteous. pitiful. plaintive. sad. distressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. tragic. touching. pathetic. a person who has experienced much grief. distressing. dolorous. grievous. harrowing. mournful. piteous. pitiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aralık, mesafe: İki ağaç arasındaki açıklık. 2. Ferahlık, nezaret: Gönül açıktan hoşlanır. 3. Meydan, yapı ve saireden boş arsa: Evin önünde bir açıklık vardır. 4. Havanın bulutsuz ve berrak olması: Bugünkü havanın açıklığı. 5. İffet hususunda laubalilik: Bu kadının açıklığı malumdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space. distance. gap. the open. openness. vacancy. clearness. plainness. fairness. straightforwardness. directness. distinctness. obviousness. aperture. baldness. berth. clarity. clearance. definiteness. demonstrativeness. distinction. distinctivenes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. definition. openness. space. open space. clearing. aperture. opening. gap. lightness. unambiguity anlaşılırlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperture. openness. explicitness. clarity. clarification. free and open space. gap. interval. span. ligthness of colours. vacantness. plainess. clearness. frankness. indecency. sauciness. break. clearing. evidence. hiatus. opening. unreserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling hungry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açlık duymak, aç olmak: Çok acıktım, karnım acıktı. 2. Çok arzu etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get hungry. feel hungry. be hungry. feel hollow. feel peckish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel hungry. to be hungry. to be famished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel hungry. to crave. to hunger after. to starve. hunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emek çekmeden: Açıktan iş sahibi oldu. 2. Uzaktan. 3. İlâve olarak: Maaşından başka açıktan da para kazanır. Açıktan açığa: Gizli tarafı kalmamacasına: Adam açıktan açığa para istedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from a distance. extra. in addition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite openly. boldly. freely. without any hesitation. down- the-line. in plain english. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aç komak, açlığa düşürmek. 2. Açlık vermek, iştiha açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel hungry. to starve sb. to deprive sb of food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Çiçekli bitkilerin iki ana bölümünden biri. Bu bitkilerde tohumlar yaprağın üzerinde bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Acile) («ecUden if. hukuk. Vadeye bağlı, vadesi gelince vuku bulacak olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Acile) (acele’den if.). t. Aceleci, açık, aceleci, müstacel. 2. Şimdiki, hazır, müstakbel ve mühletli olmayan, peşin: Emr-i Acil, devay-i Acil, mihr-i Acil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgent. immediate. pressing. exigent. importunate. crying. insistent. direful. instant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burning. immediate. importunate. instant. pressing. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgent. pressing. prompt. immediate. hasty. swift. speedy. it admits of no delay. sore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Council of Independent Laboratories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاجل] acil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Açılmak eyleminden emir; serpil

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emergency room / ward. emergency room / service. emergency room. emergency service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting from different angles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acı olmak, meraret kesbetmek: Bu salatalık acılanmış (Çağatayca: Acınmak). Mec. Şiddet ve hiddete gelip kötü huylu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bitter. to turn rancid. to grieve. to be afflicted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning rancid / sour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn rancid / sour. to become irritated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to turn rancid. to embitter. sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ayın dolunay halinde olmaya başlaması

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. hukuk). Vadeye bağlı olarak, vadesi hululünde icra olunmak üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Acele ile, müstacel olarak, serian, derhal: Mektebin Acilen açılması isteniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgently. hastily. promptly. in haste. now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgently. promptly. immediately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgently. without delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاجلا] derhal, acil olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acısı olan, üzüntülü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. spicy. bitter. sad. mourning. sorrowful. heartbroken. heartsick. heartsore. disconsolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anguished. grieved. mourning. disconsolate. spicy. hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grieved. sorrowful. mourning. having a bitter taste. hot. spicy. sour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acı olan şeyin hali, meraret. Mec. Sertlik, şiddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitterness. acridness. acridity. gall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). İnhiraf: gök ekvatoru ile bir yıldızın arasındaki uzaklık. Kuzeye doğru uzaklık, artı, güneye doğru olan da eksi işaretiyle gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right ascension. evolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion. opening. declination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Açma düğmesine bastığınızda, disk otomatik olarak çıkartılacaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foldaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Açılma. 2. Bir binanın kullanılmaya yahut yeni bir kuruluşun işlemeye başlaması, açılış töreni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaugural. opening. opening. inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaugural speech. opening speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating ceremony. inaugural ceremonies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. fade-in. dehiscence çatlama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentary. praphrasing. dissection. exposition. elucidation. explaining fully. confiding. deployment. development. fade in. fading in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’yi, bekleme konumundan, önceden belirlenmiş bir süre sonunda (ayar saatinden sonraki 12 saat içinde) açılacak şekilde ayarlayabilirsiniz. 1 saat içinde TV’de herhangi bir işlem yapılmazsa, yeniden bekleme konumuna döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kapalı halden çıkmak: Kapı açıldı. 2. Dağılmak, çekilmek: Bulutlar, kalabalık açıldı. 3. Temizlenmek: Bu bez açılmıyor. 4. Berrak ve açık olmak: Hava açıldı. 5. Yapraklanmak: Gül, çiçek açıldı. 6. Neşelenmek, gönül ferahlığı peyda etmek: İnsan gezmekle açılır. 7. Mahcupluk ve tutukluktan kurtulup, serbestlenmek. 8. Genişlik kazanmak: Oda açıldı. 9. Uzağa, engine salmak: Vapur açıldı. 10. Başlamak: Meclis açıldı. 11. Bahse başlamak: Söz açıldı. 12. Zuhur etmek, hasıl olmak: İş açıldı. 13. Boş kalmak, münhal olmak: Filan memuriyet açıldı. 14. Sır söylemek, emniyet edip her şeyi söylemek: Bana açıldı. Ara açılmak = Bozuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open oneself. open. be opened. come open. open out. open in. open up. disperse. admit smb. into one's confidence. disclose one's secret. become relaxed. refresh. air. bare. disentangle. diverge. effuse. expand. fine. flower. gape. come loose. get loo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blossom. confide. dilate. gape. open. spread. thaw. unbend. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be opened. to become wider / larger. to expand. to be inaugurated. to begin. to recover to clear up. to put to sea. to clear

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Acımak işi. 2. Merhamet: Adamda acıma diye bir şey yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compassion. pity. sympathy. commiseration. ruth. pathos. feeling. aching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clemency. compassion. mercy. pity. sympathy. clemency merhamet. commiseration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pity. compassion. commisseration. mercy. turning rancid. hurting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. aslı: açıkmak). 1, Ağrımak, ağrıyı mucip olmak: Elim acıyor. 2. Keder ve teessüf etmek, merhamete gelmek: Şu adamın haline acırım. 3. Esirgemek, kıyamamak: Emeğime acırım. («Ağrımak» ile «acımak» arasındaki fark şudur ki: Ağrı daha esaslı ve derin, acı sathî, lâkin daha müessir ve yakıcı olur. Sızı ise başlıca sinirde nöbet nöbet gelip geçenidir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. ache. bite. sting. feel sorry for. be sorry for. deplore. feel pity for. pity smb. commiserate. have compassion. feel for smb. have mercy. pity. relent. rue. smart. sympathize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed. hurt. pity. smart. sting. to hurt. to smart. to sting. to ache. to be/feel sorry for sb. to have/take pity on sb. to relent. to show mercy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to give pain. to ache. to feel sore. to pity. to feel sorrow for. to feel compassion. to commisserate. deplore. feel. feel for. to feel pity for. relent. show clemency. smart. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard-hearted. pitiless. cruel. tyrannic. tyrannical. atrocious. brutal. coldhearted. cutthroat. dead. ferocious. fiendish. flinty. grim. harsh. implacable. inclement. inexorable. inhumane. merciless. outrageous. relentless. without remorse. ruthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocious. barbaric. barbarous. bestial. brutal. cruel. diabolical. ferocious. fiendish. fierce. grim. heartless. inhuman. inhumane. mean. merciless. punitive. relentless. remorseless. repressive. rough. ruthless. satanic. savage. stern. stony. uncharitab

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruthless. cruel. bitter. cutthroat. diabolical. dog- eat dog-. draconian. flinty. grim. harsh. heartless. implacable. inexorable. inhuman. merciless. pitiless. relentless. remorseless. repressive. satanic. truculent. tyrannical. uncharitable. unfeeling. u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. mercilessly. without remorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a heavy hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. vivisection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir meseleyi, bir metni en ince noktalarına kadar gözden geçirerek izah etmek, şerh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to elucidate. to analyze. to explain fully. to annote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acıya çalar lezzette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bittersih.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acıya dönük, acıca, acımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Hamur. 2. Yoğrulmuş şey, çamur ve saire. 3. Hamur gibi yoğrulmuş ve kaşıkla yenecek ilâç, macun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Rengi ve tadı değişmiş, bozulmuş pis su.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجين] macun, yoğurulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merhamete şayan, teessüf veren: Acınacak bir haldedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deplorable. lamentable. pitiable. pitiful. regrettable. sad. sorry. miserable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitiable. deplorable. miserable. abject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing regret. exciting. pity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Merhamete getirmek, acımaya sevketmek, rikkati mucip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse pity for. to ask for sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause regret. to excite pity. tell the tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Keder ve teessüf olunmak: Haline acınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Cfbiyoloji). İnkişaf etmek, gelişmek. Yorganı atmak: Çocuk açındı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pitied. to be regretted. to lament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrant. protractor iletkiprotractor. protractor iletki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protractor. goniometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Herhangi bir açıyı iki eşit açıya ayıran yarım doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector. bisecting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. acre) (ecr’den if. hukuk). Bir şeyi kiraya veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az acı, acıya çalar, acımtırak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban turpu denilen b.ir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseradish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Acıyıp merhamet etmek. 2. Himaye etmek, sahip çıkmak, korumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory speech. opening discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. mild. not hot. without pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. without pepper / spice. not hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Acımasına sebep ol acıttım. 2. Cefa ve eziyet vermek. acımak, ağrıtmak, ağrı ve sızı vermek: Elimi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. cause pain. pain. bite. sting. gnaw. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. sting. to hurt. to pain. to cause pain. to make sth bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to cause pain. to smart. to do sb hurt. to give sb pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızılkantarongillerden bir bitki. Acı olan yaprakları hekimlikte kullanılır (Menyantes trifoliata).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İktidarsızlık, beceriksizlik, el yetmeme: Ben aczimi bilirim, aczimle beraber hizmet hevesiyle bu işe teşebbüs ettim; izhar-ı ıcz etmek = İktidarsızlığını itiraf ve beyan etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Acize, c. aceze) (acz’den if.). 1. İktidarsız, geyr-i muktedir, zayıf, gevşek, elinden iş gelmez: Aciz bir adamdır; kendi işini görmekten Acizdir. 2. Şaşırmış, ne yapacağını bilmez, dermansız: Ben bu işde Aciz kaldım; insan cevap vermekten Aciz kalır. 3. Konuşan şahsın söylediği tevazu kelimesi: Acizleri, Aciz bendeleri. Darülaceze = Düşkünler yurdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. icaz). 1. (anatomi). Sağrı, insan ve hayvanın gerisi, kıçı; azmü’l »cz = Kuyruk sokumu kemiği. 2. Beyitin son kelimesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helpless. inability. helplessness. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insolvency. inability. weakness. helplessness. helpless. personal disability. unable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاجز] aciz. 2.ben.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Aciz ve iktidarsızlıkla, hakirane: Acizâne takdimine cüret kılındı; Acizâne bir kitap yazmağa başladım. 2. Tevazu ifadesi olarak kullanılır: Taraf-ı Acizaneme irsal buyurulan tahrirat yed-i Acizaneme vasıl oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاجزانه] acizce. 2.alçakgönüllüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bu Acize ait veya mensup ve müteallik, tevazu tâbiridir: Pcder-i Acizî = Pederim; »Üy-I Aciziye — Taraf-ı Acizaneme, Acizâne tarafıma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاجزی] acizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Beceriksizlik, kabiliyetsizlik. 2. Fakirlik, tevâzu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاجزیت] acizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bendeniz, ben.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. helplessness. insolvency. failure. unableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). anlamsız veya saçma bir hale gelinceye kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidnap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyü, (bk.) efsûn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افسون] büyü, efsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) sütleğen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeker ve pekmek vesaireden yapılmış lüzucetli şekerleme ve macun yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictable offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full to the brim. mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halitosis. whim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betray. slip out. to put in on the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اخترشمار] yıldızbilimci. 2.geceleri uyuyamayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1: Nehir, dere, çay gibi durmadan akıp giden su. 2. Bir sıra inci veya elmastan gerdanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stream. tributary. river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

river. stream. diamond necklace. running water. watercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kayınağacı): Kayıngillerden; nemli topraklarda yetişen bir ağaçtır. Meyveleri küçüktür. Yaprakları ilkbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. Şişmanlamayı önler. Romatizma ağrılarını dinlendirir. Ayak kokularını keser. Saçları gürleştirir, kepekleri yok eder. Cilt hastalıklarını tedavi eder. Kalp kifayetsizliğinin sebep olduğu idrar tutukluğunu giderir. Vücutta biriken tuzu atar. Üremi ve albüminde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of tune. discordant. dissonant. off key. tuneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessories. accessory. accessaries. accessary. attachment. fixings. ornament. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. refinement. prop. spare part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. stage prop. appliances. props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözlerde görülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Temiz, pırıl pırıl su gibi. 2.Nehir

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undesired reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Cıva ile klordan mürekkep zehirleyici tesiri fazla bir tuz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aksu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) -Ak renkli yaban ördeği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aksungur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Doğan cinsinden bir nevi av kuşu. - Aksungur b. Abdullah. Melikşah zamanında Halep’in hakimliğini, yöneticiliğini yapan Türk Emiri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde soylu anlamında kullanılırdı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس العمل] tepki, reaksiyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadır, çalı çırpıdan yapılmış kulübe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçakça, pek yüksek olmayan, (ekseriya makamı tahbibde müstameldir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Hele, husûsiyle, en çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الخصوص] özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Usûle göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in due form. as a formality. duly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. sûhten = yakmak). Cihanı yakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dünya çapında, dünyaya yaygın, evrensel, cihanşümûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم شمول] dünyayı kaplayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Trading in Securities)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. non-alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

british plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Azotik asitle hidroklorik asit karışımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T.A.). Bir şube içinde bulunan ikinci derecedeki şube.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deliotu, (bot). Alyssum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمدشد] geliş gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمدوشد] geliş gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). amino asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keynote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother's pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutionalist. constitutional expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taskmaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çakal eriği, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mide ekşimesini tedavi eden, asitleri giderici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok sert bir çeşit maden kömürü, antrasit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Arabamızın motoru arabayı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulur. Motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörde havanın yardımıyla soğutulur.

Kapalı bir çevrimde ve ideal ısı dengelerinde devamlı oluşan bu olayın farkına biz ancak, herhangi bir arıza durumunda soğutma olayı yetersiz kaldığında, radyatörden buharlar çıktığında, yani bilinen tabiri ile arabamız hararet yaptığında varırız.

Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düşünce, arabamız kapı önünde hareketsiz halde iken bu soğutma suyu da her su gibi donabilir. Donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mani olacak ‘anti-firiz’ dediğimiz sıvı ilave edilir.

Motorun soğutma suyunun içine ne oranda antifiriz konulacağını, o bölgede olabilecek en düşük hava sıcaklığı belirler. O zaman şöyle düşünülebilir. Tam emniyetli olması bakımından, soğutma suyunun yerine niçin tamamen antifiriz doldurmuyoruz? Antifiriz oranı yüzde yüzü bulunca sıcaklık ne kadar düşerse düşsün maksimum korunma sağlanmış olmaz mı?

Hayır, olmuyor. Mantıken ters gelebilir ama belirli orandan fazla konulan antifiriz bu sefer de tamamen ters tepki veriyor. Suya yüzde 50 oranında katılmış antifiriz -37 derecede donarken, antifirizin kendisi yani saf antifiriz -12 derecede donuyor.

Suyla karışabilen her şey onun sıfır derece olan donma noktasını düşürür. Yani donma derecesini düşürmek için suya toz şeker, şurup hatta aküdeki asit bile konulabilir. Hepsi de bir dereceye kadar aynı işlevi görür ancak hiçbiri diğer tehlikeli yan etkileri bakımından tavsiye edilmez.

İlk otomobillerde şeker ve balın antifiriz olarak kullanılmaları denendi, sonraları ise alkolde karar kılındı. Ancak bu sefer de alkolün kaynama noktası düşük olduğundan motor sıcakken sorun çıkardı. O halde ideal antifirizin donmayı önlemesi ama aynı zamanda da suyun kaynamasına sebep olmaması gerekiyordu. Günümüzde bu amaçla ‘etilen glikol’ denilen renksiz kimyasal bir sıvı kullanılıyor.

Suyun içine katılan kimyasalların donmayı önleme özelliği, suyun ve buzun moleküler yapıları ve antifirizin bu yapılara olan etkisinden ileri geliyor. Bilindiği gibi tüm sıvılarda olduğu gibi suda da moleküller serbest ve düzensiz halde, katılarda (buzda) ise sabit ve düzgün bir yapıdadırlar. Su donarken önce moleküllerinin hareketleri yavaşlar sonra da düzgün ve sabit bir pozisyona gelirler yani kristalleşirler. İşte antifirizin buradaki rolü, moleküllerinin su molekülleri ile birleşerek onların buz kristalleri oluşturmalarına mani olmaktır.

Peki öyleyse ortada su yokken antifiriz kendi kendine niçin daha çabuk donuyor? Çünkü suya katıldığında antifirizin su moleküllerine yaptığını su da antifiriz moleküllerine yapar. Donmayı önlemek daha doğrusu geciktirmek iki taraflı çalışır, su da antifirizin donma derecesini düşürür. Sonuç olarak arabanın soğutma suyuna önerilenden fazla antifiriz konmasının hiçbir faydası yoktur aksine zararı vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquarian. antiquary. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old curiosity shop. dealer in antiques. antiquarian. art shop. curio dealer. dealer in antiquities. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tuhaflık. 2. Antika olma hali. (i.). Antika eşya satıcısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizaltı avcı gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. as plain as a pikestaff. manifest. very clear. glaring. wide-open. conspicuous. crying. beyond dispute. without dispute. evident. evidential. evidentiary. gross. incontrovertible. self-evident. transparent. obviously. clearly. evidently. ope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard. explicit. incontrovertible. obvious. palpable. wide open. very clear. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. self-evident. clear. open. wide open. crystal clear. as clear as crystal. self evident. glaring. plain as a pikestaff. plainly. signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete openness / clarity. truism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Araba yapan sanatkâr. 2. Araba süren adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver. coachman. carter. wagoner. cartwright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car driver. person who sells cars. coachman. cabman. wag g oner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Araba yapmak sanatı. 2. Araba sürenin hal ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzlaştırmak için araya giren kimse: Vasıta, mutavassıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediator. go-between. middleman. intercessor. intermediary. in-between. interceder. intermediate. jobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. intermediary. middleman. mediator. go-between. broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediary. agent. go-between. mediator. middleman. negotiator. conciliator. us- weather market-maker. fixer. friendly arbitrator. go- between. go between. interagent. interceder. intercessor. intermediate. intermediate agent. mesne. transactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediary bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediary (Institution))

Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’nca yetkili kılınmış bankalar ve aracı kurumlardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Brokerage House)

Sermaye piyasası faaliyetinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over. through. via. by means of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the mediation of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aracının gördüğü iş, vasıtalık, tavassut; vesatet: O, bu işi ancak benim aracılığımla yapabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. intervention. mediatorship. agency. agency business. intercession. intermediate trade. procuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediation)

Sermaye piyasası araçlarının, yetkili aracı kuruluşlar tarafından, kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına, kendi namına ve başkası hesabına alım satımıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının tamamının satılacağının aracı kuruluş veya kuruluşlar tarafından ihraçcı şirkete taahhüt edilmesidir. İki türlü olur: bakiyeyi yüklenim veya tümünü yüklenim.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat ve huzûru bozan, rahatsızlık veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinden çıkılamaz derecede karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woolly hair. tangled skein. skein. tangle. snarl. dogs dinner. elflock. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hash. ragbag. snarl. tangle. fuzzy hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mix up. muddle. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisitive. investigative. researcher. explorer. investigator. surveyor. analyst. searcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. research worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. research man. research worker. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off- road vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieldfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieldfare. ousel. ouzel. mavis. song-thrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir arı kolonisinde on binlerce işçi arı, binlerce erkek arı ve sadece bir tane ana (kraliçe) arı vardır. Ana arı kovanın her şeyidir, yokluğunda iş düzeni ve üretim durur. Ana arı kovanda tek olduğu gibi, ölümü halinde yerine geçebilecek ikinci bir arıya da izin vermez. Kovanda ana arı adayı olmak demek ölüm demektir.

Ana arının yok olmasına bir şekilde ölmesi neden olabileceği gibi arıcı tarafından da bilinçli olarak kovandan alınabilir. Ana arı yok olunca koloninin kendisine süratle yeni bir ana arı edinmesi gerekecektir. Bu yeni ana arı eskisinin yumurtladığı son yumurtalardan çıkacaktır.

Bu yumurtaların arı sütü ile beslenmesi, yeni ana arının arı sütü içinde doğuş ve gelişme evrelerini geçirmesi gerekmektedir. Burada görev yine işçi arılara düşer. İşçi arılar üst çene bezlerinden beyaz renkte, pelte kıvamında, hafif keskin koku ve tatta bir sıvı salgılarlar. İşte arı sütü budur. Bu salgı ile beslenen yumurtalar 16 gün sonra arı olarak gözü terk ederler.

Arı yetiştiricileri bu safhada larvaları yok ederek, arı sütünü kaşıklarla gözlerden toplarlar. Her bir gözden yaklaşık 0,1 gram arı sütü alınabilir. Yüzde 65’İ su, yüzde 35’i ise protein, yağ, şeker ve vitamin ihtiva eden kuru maddeden oluşmuştur.

Arı sütü, özellikle sinir sistemi hastalıklarında, yorgunluk sorunlarında, kısırlık ve damar sertliği tedavilerinde, insana güç ve zindelik kazandırmada kullanılan, doğrudan doğadan gelen önemli bir tabii gıdadır. Piyasaya saf veya bala karıştırılmış halde, draje veya tablet halinde sunulmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Arpa ve umumiyetle hayvan yemi satan adam. mec. Arpacı kumrusu gibi düşünmek = Endişeli ve derin düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Göz kapağının ucunda çıkan kabarcık. 2. Tüfek namlusu üzerinde nişan almaya mahsus kabarma. Arpacık soğanı = Soğanın küçük tanelisi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında it dirseği de denir. Doktorların Hordoleum dedikleri hastalıktır. Göz kapağındaki herhangi bir kılın dibinde; içi dolu bir şişlik meydana gelir. Acı ve zonklama vardır. Arpacıkla, hiçbir şekilde oynamayın, onu sıkmayın! Beslenmenize önem gösterin, üzüntülerinizi bırakıp biraz daha mutlu olmaya bakın.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak

Hazırlanışı : 1 diş sarımsak, iyice dövülür. Arpacığın üstüne sürülür. 20 dakika sonra, ılık su ile yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty. stye. foresight. bead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty on the eyelid. front sight. sty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arpa vesaire bazı hububattan çıkarılan maruf gıda verici içki, bira.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of inferiority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

C vitamini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thundercloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glum. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulky. surly. down faced. glum. saturnine. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinching. purloining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recruiting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gök, sema, sipihr, felek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kuşkonmaz otu ve pancardan çıkarılan özel bir asit, asparagin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azaltmak, hafifletmek, yatıştırmak, teskin etmek, kesmek; tatmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hafifletici, dindirici, teskin edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Çavuş, üstçavuş ve başçavuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üzerine almak, deruhte etmek ; farzetmek, var olduğunu kabul etmek; var gibi göstermek, yakıştırmak; yetkisi olmadan bir vazifeyi üstüne almak. assumed (s). farzolunan; hayali; takma, müstear (isim) ; gasbedilmiş assuming (s). kibirli, mağru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bir vaat uzerine yapılan sözlesme; akdin bozulması halinde zarar ziyan davası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) farz, tahmin, zan; tavır, poz, amirlik taslama; kendine is edinme, ustune alma; kibir, gurur, kustahlık; semaya yukselme, uruç, bilhassa Hazreti Meryem'in semaya urucu. Feast of the Assumption 15 Ağustosta kutlanan Meryem'in urucu yortusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). farzolunan, zannedilen ; kibirli, magrur. assumptively (z).farzederek , zannederek; kibirle, gururla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güven, itimat; inanç, itikat; nefsine itimat, kendine güvenme, cesaret ; söz, yemin, teminat; arsızlık, yüzsüzlük; (ing). sigorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).temin etmek , temin edici söz söylemek;ikna etmek; söz vermek;sigorta etmek.assured (s).önceden belli olan (ışur'idli) (z) elbette, her halde, mutlaka, muhakkak assuring (i).,(s). emniyet veren, inandıncı (şey veya kimse). assuringly (z). inand

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). yükselen, yukarı dogru kıvrılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petty officer. sergeant. junior officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noncommissioned officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-commissioned officer (NCO. noncommissioned officer. petty officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Aşeften» den). Kargaşalık. Karıştırıcı. Sıfat terkibine girer: Cihân-Aşûb = Alemi karıştıran. Pür-lşûb = Fesatla dolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشوب] kargaşa. 2.karıştırıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve AŞUB-GEH (i. F.). Karışıklık yeri, kargaşalık mahalli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشوب انگيز] kargaşa çıkaran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, rahatlanma, istirahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «asuden» fiilinden imef.). Rahatlamış müsterih. Asûde-hâtır = Hatırı, gönlü rahat. Asûde-dil = Gönlü rahat. AsOde-nişîn = Rahat oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسوده] rahat, huzurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Rahatlamış, sükuna ermiş, keder ve sıkıntıdan uzak, müsterih. 2.Sakin, sessiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü rahat, başı dinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâli rahat olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, istirahat, Asfyiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسودگی] huzur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آسوده خاطر] gönlü rahat, huzurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Meftûn, şeydâ, çıldırırcasına Aşık. 2. Açık meşrebli, oynak, namusu şüpheli kadın. (bk.) Aşifte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü perîşan olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşiftelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Asmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Gök, sema, felek. Asuman ile Zeycan hikayesinin erkek kahramanı. Doğu Anadolu’da yaygın olarak anlatılır. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Asunsion, Paraguay ,ın başkenti,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ayrılmış olarak, parçalanm ış bir şekilde; parçalar halinde; birbirinden ayrı veya uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاشورا] aşûre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noah's pudding. a dessert with wheat grains. nuts. dried fruit. etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Muharremin onuncu günü ki, İslâm’dan önce de resmî bir gün idi. 2. O gün pişirilip dağıtılması mutad olan mâruf bir tatlı ki, dövülmüş buğdayla meyve ve hububatın ekserinden birer miktar karıştırılmakla yapılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hırçın tay.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشفته] iffetsiz kadın. 2.perişan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشفته دل] gönlü perişan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسمان] gökyüzü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavism. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz gecelerinin karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş böceğidir.

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adı ‘soğuk ışık’tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.

Kısa bir zaman öncesine kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna inanılıyordu. Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4’ünü, florasan ampul ise yüzde 10’unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları, böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına... Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkansızdır. Yani ışık üretim mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştiirebildikleridir.

Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır.

Ateş böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.

Bu gizemli böceklerin 2 bin çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.

Genellikle ısırarak zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği yemeye teşebbüs etmez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dokunaklı, hatır kıracak şekilde söz söyliyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını Öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşularında, pistin köşelerinde koşucular hafif içe meylederek koştukları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece yüzde 5’i, kadınların ise yüzde 3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşullarında, pistin köşelerinde koşucular haifif içe meylederek koştuları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece %5’i, kadınların ise %3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir ve bu sayede 64 mm’lik diske 80 dakikalık yüksek kaliteli stereo ses kaydedilmesine olanak sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cüretli, cüretkâr; küstah, arsız. audaciously (z). küstahça, cüretle. audaciousness (i). küstahlık, cüretkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cüret; küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kulak ve göze aynı anda hitap eden sistem, öğretimde kullanılan yardımcı araç; (s). kitaptan başka ögretim araçları (radyo, resim, fonograf, televizyon) ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kendi kendine telkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird of prey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. freeloader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yucca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zanbakgillerden bir bitki. Anavatanı Amerika’dır. Başak halinde iri ve beyaz çiçek verir. (Yucca gloriaso).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysun).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Böğürtlen, su

Hazırlanışı : 2 su bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı böğürtlen konur. 10 dakika bekletilip, süzülür. Sabah bir bardak, akşam bir bardak içilir.


Sağlık Bilgisi by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayna yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of mirrors. seller of looking glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Su gibi berrak ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Suya yansıyan ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) 1.Ay kıvılcımı. 2.Ay ışığı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi ışıltılı ve güzelsin anlamında.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sungur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azıcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atmosferdeki azotun bitkiler tarafından özümlenmesi, sonra topraktan geçerek atmosfere dönmesi süreci. Azot, proteinlerin önemli bir bileşenidir ve bu nedenle hem bitkiler hem de hayvanlar için gereklidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F. bâ = ile A. husûs = tayin). Husûsiyle, husûsen, alel-husûs, hele, en ziyade, en fazla, bilhassa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük hemşire, abla, kız kardeş. 2. Kıdemli ve yaşlı kadın, abla, kalfa. 3. Şeyh zevcesi: Bacı hanım. 4. Zevce, refika, eş, karı (Kocaların karılarına tevazu yollu verdikleri isimdir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elder sister. sister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

older sister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). çubuk seklinde mikroskobik bakteri, basil; herhangi bir mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badanacı, duvarları badana eden sanatkâr, bu sanatla geçinen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvarları badana etmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخصوص] hele hele, özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle. contention. light. outlook. perspective. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view point. point of view. viewpoint. angle of view. perspective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bittern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Osmanlı teşkilâtında saray vazifelilerinin bir sınıfı. 2. Balta ile giden itfaiyeci, tulumbacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of axes. hewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Banka hissedarı, bankada görevli veya banka işleri uzmanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker. bank employer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker. bank employee. shroff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün vücudumuz, bir kısmı gözle görülebilen, büyük bir kısmı da ancak dikkatli bakınca fark edilen kıl ve tüylerle kaplıdır. Bu tüy ve kılların dibinde ‘sebum’ adı verilen yağ bezleri vardır. Bunların çıkardığı yağ, su geçirmez keratin bir tabaka oluşturur ve suyun derimizden içeri girmesini önleyerek derimizi yumuşak tutar.

Belki de en çok kullanılan yerler olmaları nedeni ile vücudumuzda sadece parmak uçlarımız ve tabanlarımızda kıl veya tüy yoktur. Dolayısı ile koruyucu keratin tabaka da yoktur. Ayrıca parmaklarımızın uçları ve ayaklarımızın tabanları kalın bir deri tabakası ile kaplanmıştır.

Parmaklarımızın uçları ve tabanlarımız suyun altında belli bir süre kalıp iyice ıslanırsa, osmos denilen daha sulu bir maddenin daha koyu bir maddenin içine girişi sonucunda derimizin altına su girer ve bu su burada kendine yer bulmak ister. Ancak buradaki kalın derimizin genleşerek bu suya ayırabileceği fazla yeri olmadığı için, aynen yazın çok sıcak havalarda yollardaki asfaltlarda olduğu gibi eğilir, bükülür yani büzüşür.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir incir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barka denilen büyük sandalı kullanan adam. Sandalcı, kayıkçı, flokacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headscarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Tülbent üzerine kalıp basan adam. 2. Matbaacı. 3. Basma yapan ve satan adam. 4. Türkistan’da Ruslar’a karşı çete savaşı veren Türk gerillası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basmacı sanatı, (bk.) Basmacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Ölümden sonra dirilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin baş tarafı. 2. (Astronomi) yeryüzündeki bir noktada şakul doğrultusunda olan üst yön, semtürre’s Başucu uzaklığı = Bakılan yıldızdan bakan göze gelen ışın çizgisi ile o yerdeki çekül çizgisi arasında meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zenith. head. bedside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head end. bedside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anusta ve kalın barsağın alt kısmında toplardamarların genişlemesiyle kendisini gösteren bir hastalık. Basur sonucu anusta beliren, meme ucuna benzer damar şişkinliği: Basur memesi. Basurotu = Düğünçiçeğigillerden, sarı çiçekli bir bitki (Ranunculus ficaria). Ormanlarda yetişir, kökünde basura iyi gelen bir madde vardır.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Son bağırsakta bulunan siyah kan damarlarının genişleme, şişme ve kanamalarına; halk arasında basur, tıp dilinde hemoroid denir. Başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Kabızlık, hamilelik, şişmanlık, soğuk yerlerde fazla oturma, alkol alışkanlığı ve son bağırsaklardaki bazı hastalıklar, basura neden olur. Basurlar iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır. İç basur; makatın içinde meydana gelen basurlara verilen isimdir. Dış basur; makatın dışında, küçük, yuvarlak, eflatuni renkte tümörlerdir. Tedavide ilk şart, kabızlığı gidermektir. Aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya bir avuç papatya konur. Kaynatılır, süzülür. Bu su ile basur memelerinin üzeri yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemorrhoids. haemorrhoids. piles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemorrhoid. piles. hemorrhoids emoroit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(küçük kırlangıç otu): Düğünçiçeğigiller familyasından; ilkbaharda çalılıklar arasında yetişen küçük bir bitkidir. Yaprakları üç parçalıdır. Yeşilimtıraktır. Yumruları yapraklarının arasındadır. Kökü küçüktür. Çiçekleri altın sarısı rengindedir. Sabahları açar, akşamları kapanırlar. Ev ilaçlarında kökleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinden doğan şikayetleri giderirler.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. basuriyye). Basura, mayasıla ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aye aye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baysan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalıin cinsinden, yırtıcı bir kuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akkoyunlu hükümdarlarından. Gıyase’d-Din Baysungur. Timur’un torunu ve Şahruh Mirzanın oğlu. Büyük bir hattattır ve resim ve sanatın koruyucusu olarak tanınmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعث بعد الموت] ölümden sonra diriliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her işini parasız veya çok ucuza sağlamaya çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who wants to get things for nothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period of waiting. waiting period. waiting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazlarda, hiç görüşme yapılmadan, şarj edilebilir bataryanın tam olarak dolduğu andan, tükenene kadar geçen süredir. Bu süre, en başta baz istasyonuna yakınlık olmak üzere çeşitli nedenlerle değişiklik gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Efsanelere göre, içene ebedî hayat veren su, ab-ı hayat.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ebedilik, ölümsüzlük veren su, Ab-ı hayat.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. benzoik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soğuk ve keskin su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Güler yüzlü mânâsiyle «beşâşet» den mübalağa ismi olmak üzere kullanılıyorsa da, Araplar’ca kullanılmadığı için galat sayıldır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشوش] güleç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Okşadıkça süt veren deve. 2.Araplarca çok meşhur ve meş’um bir kadın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بشوشانه] güleryüzle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.

Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.

Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10’unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20’sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nazik insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boş, faydasız, neticesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sayısız, hesapsız, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Şuursuz, düşüncesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. A.). Şuursuzca, düşünmeden.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kininin veya greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olmayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da arttırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emil imin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kanserojen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, biberin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine karışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe eder ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi Önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kiwinin ya da greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olamayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da artırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emilimin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kansorejen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, bibrin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine kaarışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe der ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üüstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika elması denilen ağacın başka bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika elması denilen ağacın başka bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Billûru andıran. 2. (Kimya) Eriyiği zardan geçen cisimlerin umumî adı, koloit zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multitudinous. pocketful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beer brewer / drinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a few of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی سود] yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی شعور] bilinçsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی شبهه] kuşkusuz, şüphesiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی شمار] sayısız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation. flora. greenstuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block of neutral countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sulu k; k.dili asalak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğaça ile börek pişirip satan adam. (bk.) Poğaçacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bohça ile eşya gezdirip satan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bomba taşıyan, atan veya yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. asitborik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. borasit, Bandırma taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any debt. ungeared. clear of debts. free from debt. debtless. free of debt. not indebted. unembarassed. unencumbered. unincumbered. unindebted. without debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without borrowing any money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom from debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahvil ve kâğıt para üzerine borsa oyunu yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull. stockbroker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in vain. needlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş yere.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. boatswain.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş yere, nafile, beyhude, lüzumsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fondly. futile. hopeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in vain. for nothing. to no effect. uselessly. to little avail. without avail. to no end. to little purpose. to no purpose. thankless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya çeşitlerini yapan veya tutan, eşya ve çeşitli maddeleri boyamak sanatiyle ve nakkaşlıkla uğraşıp geçinen adam: Boyacıdan boya aldım, evi boyatmak için bir boyacı arıyorum. Boyacı küpü = Boyacının boyayı koyduğu küp. mec. Pek çabuk ve kolay yapılan basma kalıp ve baştan savma işi anlatır: Boyacı küpü mü bu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painter. dyer. dipper. shoe black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painter. dyer. shoeblack. bootblack. shoeshine boy ayakkabı boyacısı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyer. housepainter. dealer in paints. shoeshine boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya satan veya boyayan ve nakkaşlık eden adamın sanatı: Boyacılık ediyor, boyacılık pek lüzumlu bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyeing. house painting. shoeshining. manufacturing or selling of paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boynuzu olmayan: Boynuzsuz keçi, inek. mec. Boynuzsuz koyun = Yumaşak huylu ve miskin adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu. Ar. kasîrül-kame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boy eksikliği, kısalık: Boysuzluk ne fena şey!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozayı yapan ve sokaklarda gezdirip satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamirci, eskici, meremetci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arası açılmış, iyi müj nasebette olmayan, biriyle arasına soğukluk ve anlaşmazlık girmiş olan: Filânla bir sebepten bozuşmuştuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Ara açıklığı, soğukluk, münasebet kesme: Aralarında bir bozuşukluk vardır. Osm. Münaferet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kuvvetlendirici, kuvvet verici; i. destek, dayanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. bromür asidi, asit bromik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Küçük kitap, risale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booklet. brochure. folder. leaflet. pamphlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brochure. leaflet. literature. pamphlet. prospectus. booklet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booklet. brochure. folder. leaflet. pamphlet. prospectus. tract. fascicle. broadside. keyline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı budakcık). Küçük budak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık l kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde l-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağırlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1.000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1.000.000 tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2.000 - 6.000 metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6.000 metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbus’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık 1 kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde 1-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağarlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1 milyon tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2 bin-6 bin metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6 bin metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbüs’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. no clouds. sunny. unclouded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very creased. wrinkled all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this small place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BURGAŞIK (i.) Karışık ve dolaşmış şey: Kargacık burgacık yazı = Okunması çok zor elyazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çekilip toplanmış, Osm. takabbuz etmiş: Buruşuk yüz. 2. Ütüsü ve düzgünlüğü bozulmuş: Buruşuk kâğıt, kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wizened. crinkly. wrinkled. crumpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puckered. crumpled. ruffled. wrinkled. crease. crinkle. crinky. crisp. furrow. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkle. crease. pucker. ruck. rumple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit tam dörtlünün ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficit. budgetary deficit. budget deficit. deficit in budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A). Türk musikisinde 15 zamanlıdan daha fazla zamanlı usullerin hepsi. 15 zamanlı ve daha az zamanlılara küçük usul denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puckered. wrinkled. crinkly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı kabuklu hayvanlan kayalara bağlayan lif; iyi cins sarımtırak keten:Mısırlıların mumyalamada kullandıkları kumaş; pamuklu veya ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyi cabadan edinmek isteyen kimse, bedavacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). c. Çâbük-süvârân, iyi at süren, ata iyi binen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک سوار] usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoğurtla hıyar veyahut diğer bir sebzeden yapılmış salata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dish made of chopped cucumber in garlic-flavoured yoghurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Aba, kebe gibi kaba bir yün dokuma. 2. Türlü renkli ipliklerden dokunan bir çeşit kilim, cicim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Meksika ve Batı Hint adalarında kızılderili kabile reislerine verilen ad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. caesuras, caesurae) bir mısraı okurken hafifçe durulacak yer; (müz). durgu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Caka satmayı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalıp çakmakla gümüşün üzerine’ kabartma şekiller yapan kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrub bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom made from heath. besom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maden üzerine çalma işi yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground fir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(pinus): Birçok çeşidi olan bir ağaçtır. Kozalakları ilk yıl kapalıdır. İkinci yıl açılıp, kurur ve ağacın dibine düşer. İlaç yapımında; tomurcuğu, palamutu, kozalağı, filizleri ve çırası kullanılır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Müzmin öksürüğü keser. Kolay doğum yapmayı sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleaching liquid. wash. chlorine water. wash-water. bleacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çamaşır yıkayan, çamaşırcı (çamaşır kelimesi bundan galattır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامه شوی] çamaşırcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mud bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can yakan, fazla keder ve sıkıntı veren.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Hayat veren su, tazelik. 2.Sevgili, sevimli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Cansu). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çanta yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çapa ile çalışan rençber. 2. Yeniçeri askerinin bir sınıfı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geniş, büyük, içi çok şey alan. capaciously (z). geniş bir şekilde. capaciousness (i). genişlik, büyüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kapasitans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). muktedir hale koymak; salahiyet vermek, yetkilendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kondensatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hacim, oylum; istiap haddi; yetenek, kabiliyet; güç, iktidar; mevki, sıfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kaproik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kapsül, kaşe (hap); (bot). tahıl veya tohumu içinde saklayan kuçük kese, kapsül, açılır meyva; (anat)., (zool). muhafaza eden zar; (s). özlü. capsular (s). kapsüle benzer; kapsül içinde. capsulated (s). kapsül şekli verilmiş; kapsül içinde sakl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çarşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit dörtlünün Tincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle ordunun ilerisinde keşif maksadıyla gezen ve cenk eden hafif asker, karavul, ileri karakol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارسو] dört yön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [چارسو] çarşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). tesadüfen olan; kasıtlı olmayan, rasgele; dikkatsiz, ihmalci; ilgisiz;(i). ihtiyaç oldukça gündelikle tutulan işçi; bir görevden başka bir göreve gitmek üzere yolda olan asker; yerine henüz yerleşmemiş hayvan veya bitki. casual clothes günlük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazaya uğrayan kimse; (ask). şehit, öIü, yaralı; kayıp; kaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahlâk meseleleriyle ugraşan kimse. ahlâk kurallarını kendi isteğine göre yorumlamaya gayret eden kimse. casuis'tic (s). ahlâk kurallarıyla ilgili; ahlak kurallarınl kendi çıkanna göre yorumlayan. casuis'tically (z). kendi çıkarına göre yorumlayarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ces» ten) (c. cevâsis). 1. Kötülüğe ait haber ve sırları gizlice öğrenip haber veren kimse. 2. Düşman tarafından bir devletin askerî, siyasî, iktisadî durumunu ve kuvvetini öğrenmek üzere asıl şahsiyetini gizleyerek onun ülkesine veya ordusuna sokulmuş, yahut kendi vatanı aleyhinde böyle bir hizmette bulunmak üzere düşman tarafından kazanılmış adam. Eski Türkçe’de: Çaşıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spy. intelligencer. beagle. emissary. gumshoe. infiltrator. spook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emissary. spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An event; an occurrence; an occasion; a combination of circumstances; a case; an act of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See the Note under Accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret agent. spy. beagle. emissary. intelligence agent. intelligencer. nack. plant. scout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). savaşı gerektiren olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جاسوسی] casusluk, ajanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Casus sıfat ve hizmeti: Düşmana casusluk etmek, casus olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloak-and-dagger. espionage. spying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espionage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espionage. spying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to commit espionage. snook. spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). ketchup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kafkas Dağları; Kafkasya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoopoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). İşkillenecek nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, beceriklilik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kahraman, cesur, atak, delikanlı, yiğit. 2.Genç sağlıklı, gürbüz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çelik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garrulous. chatterbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird of paradise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ithama lâyık, kusurlu bulunabilir. censurably (z). tenkide yol açan bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). tenkit, kınama; itham etme, suçlama; (f). sert bir şekilde tenkit etmek; kabahatli bulmak; tasvip etmemek, uygun bulmamak, münasip görmemek. censurer (i). kınayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sayım, nufus sayımı; eski Roma'da vergi sistemiyle ilgili olarak vatandaş ve mal sayımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cesaret» ten) (mü. cesOre). Cesaretli, yiğit, yürekli. Fars. dilîr: Pek cesur bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. courageous. bold. daring. gutsy. adventurous. audacious. bulldog. chivalrous. dashing. dauntless. doughty. enterprising. fearless. foolhardy. gallant. game. gamy. great-hearted. gritty. hardy. heroic. intrepid. martial. plucky. redoubtable. re.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. brave. courageous. gallant. intrepid. spunky. stalwart. stout. stouthearted. valiant. plucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. brave. courageous. adventuresome. adventurous. chivalrous. daring. doughty. gallant. gutsy. intrepid. leonine. lion hearted. manful. plucky. red blooded. stalwart. stout. stout hearted. undaunted. valiant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسور] cesaret sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cesaretli, yürekli, yiğit, gözüpek, atılgan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cesaret, yiğitlik, yüreklilik: Bu muharebede cesurluğunu gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(Koz): Uzun ömürlü; gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi değerli ulu bir ağaçtır. Yemişi nişastalı ve yağlıdır. Hekimlikte; yaprakları, meyvesinin üzerindeki yeşil kabukları ve yağı kullanılır. Bir çok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ve kabukları ile hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. El ve ayak donuklarında, deri çatlaklarında faydalıdır. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Çok kuvvetli bir besin olduğundan fazla yememelk gerekir. Cevizyağı, raşitizm ve sıracada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Derinin yanmasını önler.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayin sırasında Katolik papazlannın giydiği kolsuz. cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). kundura, ayakkabı, çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). klorik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). kloröz asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çin lokantalarında yenen sebzeli et, piliç gibi türlü yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ciğer, sûhten = yakmak). Ciğeri yakan, pek acıklı, gönül yakıcı. Fars. dil-sûz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگرسوز] yürek yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). T. Her tarafı kaplayan. 2. Dünya çapında, dünya ölçüsünde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı yakan. mec. 1. Çok zulmeden. 2. Güneş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

global.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Cihan yakan. 2.Gaznelilerden Buhran Şahı mağlup edip, Gaznice ve Bust şehirlerini yakıp-yıkan, gaddar vahşi Alaeddin-Hüseyin’e verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli maddelere cilâ veren, oğarak veya vernik vesaire sürerek parlatan işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finisher. varnisher. polisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Babayiğit, boylu, boslu, delikanlı, gürbüz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapurda ve iskelede çımayı atıp, tutmak işiyle vazifeli tayfa: Vapurun çımacıları.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(platanus): Çınargiller familyasından; 30 metreye kadar boy salan, gövdesi kalın, uzun ömürlü, koyu gövdeli bir ağaçtır. Hekimlikte kozalakları ve yaprakları kullanılır. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Diş ve vücut ağrılarını dindirir. Saç kepeklerini giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexual harassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). asit sitrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). f kapama, kapanma; son verme, sona erdirme; kapayan kısım; bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendinden fazla emin, kendine fazla güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion. miscarriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukça, çocuk gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childish. childlike. infantile. puerile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boyish. childish. puerile. soppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puerility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childless. without issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Coğrafya bilen, yazan veya öğreten kimse: Kâtib Çelebî, ünlü Türk coğrafyacılarındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak sigorta poliçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortak sigorta yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Multiple Price Continuous Auction Method)

Çok fiyat yöntemi; bir menkul değer için verilen alım satım emirlerinin fiyat ve zaman önceliği kurallarına uygun olarak teker teker karşılaştırılması sonucunda oluşan fiyatlarla alım satım işleminin gerçekleştirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luckily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunately. happily. thankfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çoksamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çoksanmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -lossi, -lossuses) çok büyük herhangi bir heykel; büyük ve azametli herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı ölçülere sahip olan, eşit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı birim ile ölçülebilen; orantıl commensurably (z). orantılı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). orantılı, eşit; yeterli; uygun, münasip. commensurately (z). uygun bir öIçü ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birleşme noktası, ek yeri; (anat)., (zool). birleşik iki organın birbirleriyle birleşme yeri, dudakların veya göz kapaklarının bitiştiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sukunet huzur, dinginlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). tarafların rızasıyla gayri resmi surette akdedilmiş (mukavele); (biyol). bilinçli hareketlerin uyardığı içgüdüsel ve tepkisel hareketleri belirten; (psik). his veya şuurla beraber giden gayri ihtiyari (hareket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fikir veya oy birliği, umumun fikri; (biyol). uzuvların ahenkle işlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özleri bir olan, aynı tabiattan. consubstantial'ity (i). cevher birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aynı cevherle birleştirmek; aynı esasa dayandığını farz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). örf, adet, alışkanlık, itiyat. consuetu'dinary (s). mutat, alışılagelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsolos; (eski Roma'da) konsül. consul general başkonsolos. vice consul konsolos muavini. consular (s). konsolosa ait ; konsüle ait. consular agent fahri konsolos. consulate (i). konsolosluk, konsoloshane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). danışmak, baş vurmak, müracaat etmek, sormak; göz önünde tutmak, hesaba katmak; istişare etmek. consultant (i). müşavir, danışman, rehber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müzakere, istişare; konsültasyon. consul'tative (s). istişari; müşavirlikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). müşavirlik eden, danışman olan; (i). danışma. consulting room muayene odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tüketilir, istihlâk edilir, yanması mümkün; sarfolunur, kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tüketmek, istihlâk etmek; yakıp yok etmek, çürütmek, bitirmek; israf etmek, ziyan etmek; sarfetmek; yemek, yutmak; tükenmek, istihlâk edilmek, yanmak, uçmak; ziyan edilmek, israf edilmek. consumed with jealousy kıskançlıktan deliye dönmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çok fazla, yanarcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüketici, müstehlik; sarfeden kimse. consumer goods tüketim maddeleri. consumers' cooperative tüketim kooperatifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tam, mükemmel. consummately (z). mükemmelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tamamlamak, ikmal etmek. consummate a marriage nikâhtan sonra cinsel temas yolu ile izdivacı tamamlamak. consumma-tion (i). ikmal, itmam, yerine getirme; iyi sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüketim, istihlak; yok etme; (tıb). verem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tüketilecek; (tıb)., eski vereme tutulmuş; (i). veremli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inatçı, asi, itaatsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çöpü olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir köyde misafir doyuran esnaf, muhtar, kocabaşı, aksakal. 2. Osmanlı devrinde taşrada Hıristiyanlar’ın ileri geleni, mağaza ve dükkân sahibi. 3. Yeniçerilerde (çorbası bir kazanda pişen) bir taburun subayı, orta kumandanı, binbaşı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sel, gürültüyle akan su.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). müteselsil kefil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (pol). gerillacılarla savaşmak için yetiştirilmiş.(asker,komando).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tedbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). serveti ile meşhur Lidya kralı Krezüs; çok zengin adam, Karun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çuha yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çuhaçiçeğigillerden, bir süs bitkisi (primula veriş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowslip. primrose. polyanthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(baharçiçeği): Çuhaçiçeğigillerden; sık çiçek açan bir süs bitkisidir. Kökü kırmızı; yaprakları sarıdır. Çiçekleri ise; koyu sarı renkte olup, çuha gibi kıvrıktır. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. Sinirleri yatıştırır. Rahat uyku sağlar. Yarımbaş ağrılarını dindirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. destitute. penniless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of a junta. junta member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cism). Cisimler. (bk.) Ecsâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tamahkârlık, pintilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dikkati çeken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işine ciddiyet ve dikkatle sarılmayan, teobel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remiss. daydreamer. woolgatherer. shirker. slacker. malingerer. tricky fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who does not take his / her work seriously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damga vurmakla görevli şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

droplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driblet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information bureau / office / centre / center. information bureau / office. press bureau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Son derece dar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek dar. Ar. zıyk, Fars. teng: Daracık bir yere sokulmuş, daracık dükkân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite narrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). İdam mahkûmlarını asmak için kurulan sehpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gibbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallows. gibbet. scaffold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallows. gallows mike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmahkemeye başvurarak bir kimseyi dava eden adam. Ar. müddeî, müşteki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claimant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claimant. litigant. plaintiff. prosecution. prosecutor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaintiff. claimant. litigant. petitioner. orator. prosecutor. reclaimant. remonstrant. suer. suitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir mahkemeye başvurarak bir kimseyi dava etme. Osm. müddeîlik.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Dijital Doğrudan Çift Sürücü Subwoofer) Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Her açıdan kolay izleme için değişebilir açılı yüksek kaliteli geniş LCD ekran. Bu özellik ile çekilecek alanı belirlerken kamerayı yukarı veya aşağı doğru eğerek kadrajı rahatlıkla ayarlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sapotgillerden, odunu sert bir ağaç (sideroxylon).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seabus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayaları erozyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu mineraller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu minarelleri ve içlerinde tuz buluna kayaları erezyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu minareller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksilme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval base. sea base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

Şifalı Bitki

(mousse de corse): Deniz kayalarında bulunur. Kuru iken saç gibi ince, esmer, birbirine girmiş liflerdir. Deniz bitkileri gibi kokar. Tadı tuzludur. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarını düşürür.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kökünden çıkarmak, (bir kimseyi veya toplumu) çevresinden yoksun bırakmak; ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Hepsi, kamilen, baştan başa hep. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). İzinsiz, müsaadesiz, sellemehüsselâm

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kullanılmayış, yürürIükten kalkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devamslı, istikrarsız, birbirini tutmayan; tertipsiz, düzensiz, aralannda bağlann olmayan, rabıtasız, dağmık rasgele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Afrika’da yaşayan, vücudunun ağırlığı ve tüylerinin azlığından dolayı uçamayan büyük bir kuş ki, kanatlarının tüyleri terbiye olunarak şapka süslerinde kullanılmakla pek kıymetlidir. Devekuşu tüyü, yumurtası.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supporter of a dictatorial regime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip of the tongue. lapse. lapse of the tongue. malapropism. parapraxis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, Aşüften = fesada düşürmek). Gönlü alt üst eden, çelen (güzel).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü rahat, huzurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü gitmiş, Aşık, vurgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, sûhte = yanmış). Yüreği yanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü açılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, sûhten = yakmak). Yürek yakan, pek acıklı ve tesirli: Vak’a-i dil-sûz-i Kerbelâ = Gönül yakan Kerbelâ vak’ası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل آشوب] gönül karıştıran, sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل سوخته] bağrı yanık, gönlü yaralı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلسوز] yürek yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül yakan, yürek yakıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterior angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade deficit. foreign trade deficit / gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fraxinus excelsior): Zeytingillerden sert keresteli bir ağaçtır. Boyu 30 metre kadardır. Yaprakları 9-13 parçalı bir dantela görünümündedir. İlkbahar ve yaz aylarında kabuğu ve yaprakları toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Anne sütünü artırır. Romatizma ve nikris ağrılarını keser. Kabızlığı giderir. (kabuğu ise kabızlık yapar, ishali keser) idrar söktürüp, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Mobilyacılıkta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break of discipline. disciplinary offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk, kırılma, gücenme, öfke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aksine ikna etmek, caydırmak, vazgeçirmek. dissuasion (i). vazgeçirme, caydırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). bisulfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). disülfür bir eleman ile iki kükürt atomundan meydana gelen bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). disulfürik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynlma; nifak, ihtilaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, aralarını bozmak; ayrılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, ahenksizlik, uyumsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kullanılmama, kullanılmazlık; terk. fall into disuse kullanılmaz olmak, terkedilmiş olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kullanmaz olmak, kullanmamak, terketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kullanışsızlık, faydasız oluş; zararlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Diyafram Açıklığı Önceliği, kullanıcının istediğini diyafram açıklığını seçmesine olanak sağlayan bir çalıştırma modudur. Enstantaneyi fotoğraf makinesi otomatik olarak belirler. Bu durum, kullanıcının resim derinliği üzerinde tam kontrole sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileri de onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten ‘aspartame’ denilen tatlandırıcı, şekerden 200 kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yazan yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekinmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileride onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten “aspartame” denilen tatlandırıcı, şekerden 2 yüz kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekilmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animism. nature worship. naturism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrama işleriyle meşgul olan sanatkâr, binaların tahtadan yapılan kapı, pencere, çerçeve gibi işlerini yapan adam ki, dülger işinden ince ve marangoz işinden kaba işle uğraşır. Ar. neccar: Bu, doğramacı işidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinetmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpenter. carpenter who makes woodwork. joiner. house carpenter. woodworker. rough carpenter. door maker. door fitter. furniture fitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğramacı işi ve san’atı, kapı ve pencere kanat ve çerçeveci gibi işler yapmak sanatı: Doğramacılık zahmetli bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpentry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joinery. woodwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunması için oluşturulmuş bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimini çalıştıran iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaset hızında kısa süreli hız değişikliklerini önlemek için kaset sürücünün döner mekanizması, kayışlar yerine doğrudan motorlarla döndürülmektedir. Bu sayede daha güvenilir, doğru kaset hareketi ve en iyi ses kalitesi elde edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fact. actually. as a matter of fact. honestly. to tell the truth. in all conscience. frankly speaking. strictly speaking. the straight of it. frankly. honest. indeed. in sooth to say. strictly. verily. of a verity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the truth of the matter. to speak honestly. indeed. frankly. verily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Dokumacılık yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kumaş dokuma işi veya dokuma ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense of touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç boyutlu ses efektlerinin oluşturulmasını sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Dondurma yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice cream seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice cream seller / maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Don giymemiş olan. 2. mec. Yoksul, serseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Değişme, başka bir hale girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformation. transmutation. mutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformation. conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. transformation. conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Osm. istihâle ve tahavvül etme nazariyesi. Lamarck’ın ortaya attığı ve Darwin’in geliştirdiği nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotative. rotatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dönerken, dönüşte: Kalemden dönüşün size uğrarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşarcıların ekin yığınlarını damgalattıkları tahta damga (eskiden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. greedy. avid. grasping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malcontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinin hayır duâsında bulunan. Fars. senâ-kâr: Duâcınızım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beadsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickster. swindler. spieler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. zooloji). Tavukgiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labial consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the wake of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

world view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delinmemiş inci. mec. Bâkire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri ad. *

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim.*

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Düşmüş, yerinden çıkıp eksik olmuş: Düşük diş, düşük kiremit. 2. Aşağıya sarkmış: Düşük et. 3. Vakitsiz doğmuş, kazaen rahimden çıkmış: Düşük çocuk, Osm. cenîn-i sâkıt. 4. Kusurlu, eksik, nâkıs, üstüne ve altına uymaz: Bu cümlenin şurası düşüktür. Düşük yerlerini tashih etmeli. 5. Sâkıt, düşürülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. fallen. falling. nominal. subdued. abortion. miscarriage. hypo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. fallen. falling. nominal. subdued. abortion. miscarriage. hypo-. baggy. lowly. paltry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. fallen. low. misconstrued. comedown. hypo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, bir HiFi sistemi için bekleme modunda güç tüketiminin azaltılmasına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarkma, sarkan şeyin hâli: Bu eteğin düşüklüğü şu elbiseyi çirkinleştiriyor. 2. Kusur, noksan, eksiklik, bağlantısızlık, rabıtasızlık: Bu cümlenin düşüklüğü apaçıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünme, efkâr, endişe: Sizin bir düşünceniz vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinking. reasoning. sentiments. thinking. thought. belief. idea. opinion. mind. consideration. judgement. apprehension. attitude. cogitation. conceit. counsel. fancy. remark. say-so. sense. voice. ideo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. attitude. communion. conception. consideration. estimate. estimation. idea. judgment. mind. observation. opinion. remark. sense. sentiment. sight. thinking. thought. view. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idea. opinion. reflection. thought. thinking. observation. anxiety. worry. conception. consideration. counsel. estimate n. proselyte. sentiments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude of thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünce içinde bulunan, düşüncesi olan, dolgun, sıkıntıda, tasalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoughtful. considerate. regardful. circumspect. wistful. advised. forethoughtful. mindful. pensive. worried. abstracted. delicate. meditative. philosophic. philosophical. reflective. ruminant. ruminative. sophisticated. tactful. minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerate. contemplative. meditative. nice. pensive. preoccupied. reflective. thoughtful. anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pensive. thoughtful. careful. lost in thought. depressed. worried. mindful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşünmeden iş gören. 2. Tasasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoughtless. inconsiderate. careless. mindless. unmindful. blind. blindfold. brusque. flighty. freewheeling. gauche. half-baked. headfirst. headforemost. headlong. heady. ill-advised. ill-judged. imprudent. impulsive. incautious. indiscreet. injudici. cav

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. thoughtless. tactless. unworried. carefree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi düşünememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscretion. lack of consideration. rash judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meditate. muse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düşünmeyi sağlamak: Bu çocuğun terbiyesi beni çok düşündürüyor. 2. Gaile ve endişeye sebep olmak, gaileye sokmak: Sizi bu kadar düşündüren nedir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preoccupy. strike. to make think. to weigh on sb. to preoccupy. to worry. to disturb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb think. to give sb pause to think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engrossing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber. thought-provoking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thought provoking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmek işi, düşünüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinking. thought. consideration. cerebration. cogitation. drift. reck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. thinking. thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisement. thought. thinking. introspection. cogitation. contemplation. reasoning. reflection. study. think. think tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düşünmek, Osm. tefekkür etmek, fikir ve mülâhaza eylemek: Ne düşünüyorsunuz? 2. Uzun uzadıya incelenip tetkik etmek: Düşünmeden söyleme. Siz bu işi iyi düşündünüz mü? 3. Hatıra getirmek: Ben bir şey düşündüm. 4. Üzülmek, tasalanmak, dertli olmak, keder eylemek: Hasta çok düşünüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

think. give thought to. think of. conceive. imagine. remember. give a thought. be pensive. allow. balance. bethink oneself. cerebrate. cogitate. consider. consult. contemplate. deliberate. envision. excogitate. fancy. figure. intend. meditate. opine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

think. give thought to. think of. conceive. imagine. remember. give a thought. be pensive. allow. balance. bethink oneself. cerebrate. cogitate. consider. consult. contemplate. deliberate. envision. excogitate. fancy. figure. intend. meditate. opine. asso

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to think of. to consider. to think about. to worry about. care. chew over. cogitate. contemplate. contrive. deem. deliberate. entertain. expect. figure. give though to. look. mean. meditate. plan. puzzle over. reason. reckon. reflect. revolve. speculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. ideational fikri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Üzerinde çok durulmak, incelenmek, tetkik ve mülâhazadan geçrilmek: Düşünülecek iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be thought of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolve a problem. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Düşünen, düşünücü, mütefekkir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinker mütefekkir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinker. intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşünmek işi. Ar. tefekkür, mülâhaza, Fars. endişe. 2. Gaile, vesvese, dalgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentality. thought. way of thinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşürmek işi. (bk.) Düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropping. reducing. abortion. lowering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Aşağıya bırakmak, indirmek. Osm. ıskat etmek: Kâseyi elinden düşürüp kırdı. Ağaçtan meyve düşürmek. 2. Düşmesine sebep olmak: Bu çocuğu kim düşürdü? O beni düşürdü. 3. Tesadüf ettirmek, rast getirtmek. Osm. İkaa etmek: Talih büyük ikramiyeyi bana düşürdü, itibardan düşürmek = İtibarını kırmak. Çocuk düşürmek = Ana rahminde ölen cenini vücuttan çıkarmak. Sırasını düşürmek = Münasebet getirmek. Küçük düşürmek = Mahcûb etmek, karşılık vermekten Aciz bırakmak, utandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop. cause to fall. beat down. lower. reduce. mark down. let down. let fall. curtail. deflate. depress. flop. knock off. overthrow. precipitate. pull dawn. put down. roll back. scale down. send down. sink. slim down. spill. step down. take from. thr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. dip. dump. fell. lower. reduce. topple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drop. to let fall. to reduce. to abort. to get sth at a bargain. to remove from power. to overthrow. bring down. fell. overshadow. spill. topple. undermine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağıya bıraktırmak, attırmak. Osm. ıskat ettirmek: Kendisini ürkütüp elindeki kâseyi düşürttü. Çocuk düşürtmek = Bir gebe kadının ceninini zamanından önce aldırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to drop. to cause sb to abort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dropped. to be decreased. to be overthrown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recessional. fall. falling. drop. reduction. scale-down. collapse. comedown. cutback. decline. decrease. downgrade. ebb. ebb tide. eclipse. purler. sinking. spill. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downfall. drop. eclipse. fall. recession. falling. decrease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descent. fall. drop. decrease. loss. sinking. reduction. crashing. crash. falling. incident. downfall depression. comedown. downfall. downturn. shortfall. slippage. spill. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sakat, alîl, el ve ayak gibi bir uzvu kusurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hissiz, duymaz, hissetmez, hiçbir şey kalbine tesir etmez. Katı yürekli. Osm. teessürsüz. 2. Anlayışsız, malûmatsız, habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive. apathetic. apathetical. coldhearted. hard-hearted. senseless. unfeeling. unemotional. numb. bloodless. blunt. callous. cold. devoid of feelings. dull. frigid. impassible. insensate. marble. matter-of-fact. obtuse. phlegmatic. phlegmatica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathetic. asleep. callous. crass. deadpan. insensitive. stolid. unfeeling. unmoved. impassive. hardhearted. cold-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfeeling. hardhearted. callous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hissizlik, duymazlık, hissetmeyiş, teessürsüzlük. 2. İdraksizlik, malûmatsızlık, anlayışsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. heartlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعاجب] şaşılası şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Alaca ata binmiş, mec. Yiğit, muharip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابریشم] ipek, bükülü ipek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ilâç yapan ve satan adam. Osm. saydalanî, ispençâr. Eczacı başı = Eskiden bir büyük dairenin veya bir tümen veya alayın baş eczacısı. Eczacı çırağı = Yamağı, yardımcısı. Fr. droguiste, yalnız ilâç satana denir, ilâç yapan eczacı mânâsına gelmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemist. druggist. pharmacist. pharmaceutist. apothecary. dispensing chemist. dispenser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemist. druggist. pharmacist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacist. chemist. druggist. apothecary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıbbî ecza ve ilâç yapma ve satma sanatı. Ar. saydala, Osm. fenn-i saydalânt, fenn-i ispençiyârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacy. pharmaceutics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmaceutics. pharmacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). obur, açgözlü .edaciously (z) oburcasına edacity (i). oburluk, çok yeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). istenen sonucu veren, etkili, tesirli, yararlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EFSÜN) (i. F.). Büyü, sihir; eski Türkçe: Arpağ (halk dilinde: Afsun).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. spell büyü. sihir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افسون] afsun, büyü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Efsun, büyü, sihir, gözbağcılık, (bkz.Füsun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Efsuncu, üfürükçü, büyücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üfürükçü, büyücü, sihirbaz, eski Türkçesi arpağcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üfürükçülük, büyücülük, arpağcılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ افسونگر] afsuncu. 2.büyüleyici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir büyücüye kendini okutup büyülenmek, okunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendini okutup büyü etmiş veya başkasının büyüsü kendisine tesir etmiş olan. Ar, meshûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Füsürde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalbi, gönlü donmuş, hissiz, duygusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Beyni donmuş. mec. Kabiliyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Yazık, hayf, diriği

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افسوس] yazık, çok yazık, eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ افسرده] donuk. 2.üzgün, moral çöküntüsü içinde. 3.duygusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افشره] sıkılmış meyva suyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breadfruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(artocarpus): Dutgillerden; tropik asya adalarında yetişen ve her mevsimde mahsul veren bir bitkidir. Meyveleri ananasa benzer. İçeriğinde bol miktarda nişasta vardır. Meyve ve yaprakları yenir. Ekmek yapmak için de kullanılır. Kullanıldığı yerler: Besleyicidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sourpuss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (daha doğrusu öksü). Bir tarafı yanmış odun ve bilhassa ateş tutuşturmakta kullanılanı, köseği, (bk.) Öksü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÖKSÜLEMEK (f.) Bir tarafı yanmış odun koyarak (ateşi) tutuşturmak, parlatmak, mec. Kızdırmak, azıtmak: Fesadı eksülemek. (bk.) Oksülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feel. handle. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cerrahlıkta elektrik kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric power meter. electric meter. demand meter. electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charitable. openhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounteous. free. free handed. generous. large- handed. liberal. munificent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apple juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elma satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oyluk kemiğinin başı. Ar. tüffâhe. 2. Çıkıntılı kemik: Yanak, çene elmacığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high part of the cheek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheekbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok zayıflatmak, bir deri bir kemik hale getirmek. emaciated s. (açlıktan veya hastalıktan) çok zayıflamış, sıska. emacia'tion i. anormal derecede zaylflatma, bir deri bir kemik hale gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. emced). Emcedler, en şanlılar, en şerefliler, (bk.) Emced.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kapı veya pencerenin meyilli pervazı, ask. mazgal şevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) I. Beyazıd zamanında Buhara’dan Bursa’ya hicret eden mutasavvıf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety-valve. safety valve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Best Effort Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının izahnamede gösterilen satış süresi içinde satılmasını, satılmayan kısmın ise ihraçcıya iadesini ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. İncil). İnciller. (bk.) İncil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Dört ayrı İncil metni: Metta, Markus, Luka, Yuhanna İndileri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapama, kuşatma, çevirme; kapanma, çevrilme; kapanıp çevrilen şey, etrafı çit veya duvarla çevrili yer, zarf içine konulan şey, ilişikte gönderilen şey; mânia, çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir enerji biçiminin diğerine dönüşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeplerace. steeplechase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Açık deniz.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Shutter Priority (Enstantane) modunda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir. Aperture Priority (Diyafram açıklığı) modunda, kullanıcı diyafram açıklığını seçer ve fotoğraf makinesi enstantaneyi buna göre ayarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birbirini takip etmek, ardından gelmek; sonuç olmak, çıkmak, meydana gelmek. the ensuing year ertesi sene. Silence ensued Onu sessizlik izledi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sağlamak,temin etmek,garanti etmek, emniyete almak; sigorta etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hileyle dolap kuran. Ar. dessâs, Fars. hîlekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickster. schemer. plotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aşai Rabbani ayininde Hazreti isa'nın ekmek ve şarapla birlikte var olması doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Efes, şimdiki Selçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) birçok şeyden meydana gelen tek şey, Amerika Birleşik Devletlerinin resmi sloganı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. ürcûfe). Ürcûfeler, uydurmalar, (bk.) Ürcûfe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اراجيف] saçmalıklar, uydurmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Erdurmuş).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gücünü, kudretini göst(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersöz).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ata binmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) obur, açgözlü, tamahkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouillon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broth. consomme. gravy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meat broth. consommé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heaps. lots of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Evlerin ve işyerlerinin oluşturduğu ve fabrikaların endüstriyel nitelik taşımayan pis sularının da dahil olduğu atık su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sağlığa ve çevreye yönelik tehlikenin azaltılması amacıyla atık suyun arıtılması işlemi; ilkin mekanik işlemlerin kullanıldığı, daha sonra bunu biyolojik ve kimyasal işlemlerin izlediği bütünsel bir süreç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) arasöz; konu dışına çıkma, konudan ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açma, keşfetme, teşhir;muhafazasız olma, maruz olma, açık olma;açığa çıkarma; (huk). mahrem yerlerini gösterme suçu; (foto). alma, çıkarma, poz (filim üzerine). The house has a southern exposure. Evin cephesi güneye bakar. exposure meter (foto). ışık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fabrika sahibi, bir fabrikayı idare eden adam: Kâğıt fabrikacısı, fabrikacılarla muhabere etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fec’den if.) (mü. fâcia) (Arapça müennesi de fâcî’dir). Acıklı, hüzün ve keder verici, acıklı: Bir hal-i fâcî, bir hikâye-i fâcia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragedy. disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catastrophe. tragedy. calamity. disaster. drama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Fascia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamity. tragedy. disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sheet or band of fibrous connective tissue separating or binding together muscles and organs etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاجعه] acıklı olay. 2.felaket. 3.dram.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Afet, musibet, acınacak hal ve hadise. 2. Tiyatro oyunlarının acıklı ve ibret verici bir hikâyeden ibaret olanı (Fr. drame). FScia-nüvis = FAcia denilen acıklı tiyatro kitapları yazan muharrir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). yüze ait, veçhi;(i). yüz masajı. facial angle yüz açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acıklı, tesir edici ve ağlatıcı bir hikâyesi olan: Fâcialı bir vaka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاجعات] acıklı olaylar, facialar. 2.felaketler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dış görünüş; (jeol.) Kaya birikintilerinin bileşim ve oluşumlarını düzenleyen özelliklerin. toplamı; (tıb.) hastalık sırasında yüzün ifadesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay; sevimli, cana yakın; uysal,kolay inanan, yumuşak huylu; mahir, usta,becerikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) şüphesiz olarak birinci gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Cehenneme giden yol kolaydır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kolaylaştırmak, teshiletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolaylık, suhulet; fesahat;serbestlik; uzluk, hüner; (ask.) özel bir iş için yapılmış bina. facilities (i). vasıta, imkân,bina, tesisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplama; kumaşın kenarına geçirilen astar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fücûr’dan if.) (mü. fâcire) (c. fecere). Fitneci ve fesatçı, sefih, zina ve işret gibi kötü işleri yapan: Bir şahs-ı fâcir, sâhire-i fecere, kefere-i fecere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاجر] günah işleyen. 2.karşı cinse düşkün olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fücûr’dan) (c. fecere, füccâr). 1. Fenâ huylu, günâhkâr, fücur sahibi. 2. Sefih, çok içen. 3. Habîs, rezîl, şerîr, şakî. 4. Kadına düşkün erkek, erkeğe düşkün kadın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boş, yanlış, ,çürük, aslı esası olmayan, yalan, yanıltıcı, aldatıcı, temelsiz. fallaciously (z). esası olmadan, boşuna,yanlış olarak. fallaciousness (i). yanlışlık, asılsızlık, temelsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any false note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ekser Doğu dilleri arasında ortak olup asıl hangi dilin malı olduğu kestirilemezse de Latince «faseolus» dan olması uzak ihtimaldir). Bilinen sebze ki, tazesi kabuğu ile beraber ve kurusu tane tane olarak yenir. Barbunya, çalı, ayşekadın, yer fasulyesi vesair çeşitleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. haricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. pod. bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. beans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(phaseouls vulgaris): Baklagillerden; barbunya, çalı, ayşekadın, horoz gibi birçok çeşitleri olan bir bitki ve bunun sebze olarak kullanılan yeşil ürünü ve kuru tohumlarıdır. Kullanıldığı yerler: Taze fasulye, bedeni ve zihni yorgunlukları giderir. Vücudun kuvvetlenmesini sağlar. Pankreas bezi’nin gereği gibi çalışmasına yardımcı olur. Şeker hastalığını önler ve kandaki şeker miktarını düşürür. İdrar tutukluğunu giderir. Albümini düşürür. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer yetersizliğini tedavi eder. Kalbi ve böbrekleri kuvvetlendirir. Kalp çarpıntılarını giderir. Zehirlenmelerden sonra yenilecek olursa; çabuk iyileşmeyi sağlar. Fasulye pişirilirken, pişirme suyunu en azından 2-3 kere değiştirmek gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

percentage worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utilitarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bir işin doğru olup olmadığını, o işin faydalı olup olmamasıyle ölçen ahlâk doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utilitarianism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Süper İnce Nokta Aralıklı Resim Tüpü, görüntü çözünürlüğünü inanılmaz geliştirir. Ortadan aralıklı tüp yuvaları, 0,47 mm’ye indirilerek yatay çözünürlük %60 oranında artırılmış ve hassas resim ayrıntıları daha iyi görüntülenebilir hale getirilmiştir. Yeni CRT sürücü devresi, odaklanmayı %25 oranında geliştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskimiş, yıpranmış, buruşmuş, bozulmuş: Fersûde kıyafetle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فرسوده] solgun. 2.yıpranmış. 3.eprimiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fersûdelik, eskilik, yıpranmışlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Hayret ifade eden bir söz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat)., (huk). mahkeme memuruna verilen yazılı haciz emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarık, çatlak, rahne; yarma; (tıb). fisur, cilt veya mukozanın hafifçe veya yüzeysel olarak çatlaması; (f). yarmak, çatlatmak; ayrılmak, çatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show off. swanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semaphorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden imâret ekmeklerini yapan veya gezdirip dağıtan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(biyokim). folik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). ipotekli malı sahibinin kaybetmesi, hakkın düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi), iyi yanan çubuktan çıkan sesi taklit ve tasvir ederek art arda kullanılır: Fosur fosur çubuk içiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fosur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fosur sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fosur sesi çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ney sazını üflerken, asıl nağmeye Adetâ eşlik eden ses ki, ne kadar az olursa o kadar makbuldur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Francala yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uçar, uçucu; çabuk geçen, ömürsüz, süreksiz; (bot). geçici, dayanıksız, çabuk dökülen. fugaciousness, fugac'ity (i). uçuculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fasi). Fasıllar, bölümler, b. Fasıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فصول] fasıllar, bölümler. 2.mevsimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (efsûn’un hafifletilmişi). Büyü, sihir. (bk.) Efsûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic sihir. büyü. afsun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyü sihir. Şaşırtıcı güzelliğe sahip, hayret verici derecede güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Sihirbaz, büyüleyici. mec. Çok güzel, dilber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyüleyici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İsrar eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Donmuş, Ar. câmid: Füsürde-dil = Yüreği donmuş, hissiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. fass). (bk.) Fas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.) (efsûs’un hafifletilmişi). Yazık, eyvah! (bk.) Efsûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusuzca, önemsemeden, umursamadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jauntily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فسون] afsun, büyü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فسونگر] afsuncu, büyücü. 2.büyüleyici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فسرده] donuk, solgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gacır gucur, gıcırtı, gıcırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Kulak tırmalayıcı sesi ifade eder: Kuyunun çıkrığı gacır gucur dönüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagpiper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محسوس] hissedilmeyecek şekilde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mess. place of confusion. pit of hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night flight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uygun aksesuar ile iletişim sağlayan bir aksesuar yuvası. Örneğin, video ışığı, kayıt başladığında otomatik olarak yanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Aksesuar Yuvası, flaş işlemlerinde çeşitli gelişimler sağlar ve kablosuz bağlantı, ön-flaş özelliği ve otomatik pozlama ayarı gibi olanaklar tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtuse angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtuse / wide angle. obtuse angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geniş açılı objektif sayesinde, fotoğrafını çekeceğiniz kişiden veya alandan uzaklaşmanıza gerek kalmadan her fotoğrafa çok daha fazlasını sığdırabilirsiniz. Bu özellik manzara ve parti çekimlerinde ve kareye daha fazlasını sığdırmak istediğiniz tüm durumlarda en büyük yardımcınız olacak.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla. partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem çok yaşayın ! (aksıran bir kimseye söylenir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uzun saç, saç örgüsü, zülüf.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(fraxinus ornus): Ege ve Akdeniz’in sahil kısımlarında yetişen bir çeşit dişbudak ağacıdır. Sarı boya elde etmekte ve kudret helvası yapmakta kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür ve kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giresun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uzun saç, zülüf, kâkül, saç örgüsü, perçem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گيسو] saç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Saç bağı, saç örgüsü. 2. Altından yapılmış kadın tarağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saçlı. Necm-i gisûdar = Kuyruklu yıldız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گيسوبند] saç bağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buza ait, buzlu; buz devrine ait; kim. buza benzer. glacial drift buzulların taşıdığı taş ve toprak. gIacial period buzul devri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buzul ile kaplanma; buzulun yeryüzünün şeklini değiştirme etkisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buzul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. şahra şevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. glikozüri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, keçisağan, (zool.) Caprimulgus europaeus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı arasına su toplanmıştır. Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı, bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır. Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır. Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kantoron, bal.

Hazırlanışı : 250 gram süzme bala 3 tatlı kaşığı dövülmüş kantaron kökü konup, iyice karıştırılır. Günde 3 kere aç karnına birer tatlı kaşığı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. clap of thunder. thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Türklerin oturduğu birçok akarsuya verilen isim. 2.Adana’dan gelerek Akdeniz’e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarından. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Binboğa dağlarından Elbistan’ın güney batısında Seyhan nehrine karışan çay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirsiz, mütevazı. 2. İstemeyerek, arzusuz. Gönülsüz çalışıyor. Gönülsüz okunan dersten hiçbir istifade olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudging. indisposed. loath. reluctant. humble. modest. unwilling. disinclined. half-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwilling. disinclined. loath. reluctant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirslzlik, gönül alçaklığı. 2. Arzusuzluk, istemiyerek iş görme, isteksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. indisposition. reluctance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tecrübesiz, alışmamış, acemi, toy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarous. graceless. ignorant. provincial. uncouth. inexperienced. without manners. impolite. ill-mannered. ill-bred. unmannerly. rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impolite. ill-mannered. rude. inexperienced. brutish. ill- behaved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tecrübesizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of manners. rudeness. inexperience. lack of experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

déjà vu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slant. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewpoint. point of view. angle of vision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Parlaklık kaybı ya da renk kayması olmadan bir monitörü görebileceğiniz maksimum açıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mülâkat edilmek, bir araya gelinmek: Vakitsiz görüşülmek olmaz, sonra görüşülebilir. 2. Konuşulmak, sohbet edilmek, anlaşma için müzakere olunmak: Bu iş hakkında kendileriyle görüşülmek lâzım gelir. Kahvede görüşülmek münasebet almaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be discussed. to be talked over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewash. girl-watching. eye bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göze toz kaçması, çapaklanma, göz iltihabı, nezle veya bazı alerjik hastalıklar göz yaşının fazlalaşmasına neden olur. Şikayetler soğuk havalarda daha da artar. Doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Susam, su.

Hazırlanışı : 1 kahve kaşığı susamın üzerine 5 damla su dökülür. Karıştırılıp göz kapaklarının üzerine sürülür. Yarım saat sonra ılık su ile yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ince yapılı, zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ünlem cana yakın, şirin, hoşsohbet, mültefit; merhametli, kerim, rahim; ünlem Hayret! Good gracious! Allah Allah ! His most gracious Majesty Haşmetmeab Kral Hazretleri. graciously (z.) zarif olarak; sıcakkanlılıkla, cana yakınlıkla. graciousnes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picheter. picket. strike picket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Müşkülât çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir işi güç görerek yapmak istememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvetsiz, zayıf, gevşek, dermansız. 2. İşsiz ve aylak. İşsiz, güçsüz duruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. feeble. flimsy. impotent. incapable. insubstantial. limp. powerless. senile. thin. unsound. weak. strengthless. languid. languorous. listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble. weak. without strength. faint. flabby. floppy. impotent. limp. nerveless. poor. power off. powerless. small. weakling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvetsizlik, zayıflık, dermansızlık. 2. İşsizlik, meşguliyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feebleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. failure. languor. weakness. feebleness. incapacity. powerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. feebleness. frailty. impotence. incapability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncontrolled. unguided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kurutulmuş penbe gül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül renkli su, taze su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Hz.Peygamber (s.a.s.)’in kızlarından birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül gibi çekici kadın. Güzel sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaybolmuş, telef olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty-free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty free. duty-free. free of duty. toll- free. uncustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğu. 2. Bu yönden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gündoğrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz, bizim Güneş adını verdiğimiz tek bir yıldız ve onun etrafında dönen dokuz gezegen, bu gezegenlerin etrafında dönen 60’dan fazla uydu (Ay), yine Güneş’in etrafında dönen gezegen olarak kabul edilemeyecek kadar küçük 5 bin civarında astroit, sayısız göktaşı, toz ve parçalardan oluşur. Güneş bu sistemdeki enerjinin de tek güç kaynağıdır.

Güneş’e baktığımızda katı bir maddeymiş gibi görürüz ama aslında yanan bir gaz kütlesinden başka bir şey değildir. Bilim insanlarına göre Güneş’ten söz ederken yüzey kelimesini kullanmak hatalıdır çünkü Güneş tamamen gazdan oluşmuştur. Güneş’in fotoğraflarında görülen keskin köşeler ise gazın yoğunluğunun birdenbire arttığı yerlerdir.

Güneş evreni dolduran milyarlarca yıldızdan biridir. Üstelik tamamıyla sıradan bir yıldızdır. Gezegenimizin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinde tam 200 milyar güneş bulunuyor. Bizim güneşimiz de bunlardan farklı bir oluşum değil.

Güneş bize çok yakın (150 milyon kilometre) olduğu için çok büyük ve parlak görünür. Güneşten sonra bilinen en yakın yıldızın, bu mesafenin 250 bin katı daha uzakta olduğu düşünülürse, Güneş’e burnumuzun dibinde diyebiliriz.

Dünyamızdan bakınca Güneş sabitmiş gibi görünür ama o da kendi ekseni etrafında döner. Dönüş yönü dünyanınkine göre terstir. Katı bir cisim olmadığından ekvatoru üzerindeki bir nokta 24,5 günde tam dönüş yaparken daha kuzeydeki bir noktası 31 günde yapar. Yani kutuplarına gittikçe dönüş hızı yavaşlar.

Güneş’in ısı ve ışık olarak yaydığı enerji, merkezinin hemen çevresinde sürüp giden nükleer tepkime (hidrojen bombasında olduğu gibi) yani hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşürken çıkardığı büyük enerjidir. Güneş tarafından saniyede yakılan hidrojen miktarı 564 milyon tondur. Bunun yüzde 0,7’si ise doğrudan enerjiye çevrilmekte, ısı ve ışın yayınımına gitmektedir.

Yeryüzünde yaşam Güneş ışınlarına bağlı olduğuna göre, Güneş’in insanlar için gerekli olan enerjiyi daha ne kadar zaman sürdürebileceğini bilmek hakkımızdır. Güneş’in şu andaki enerji durumunda önümüzdeki 5 milyar yılda önemli bir değişiklik olmayacak, aynı şekilde ısı ve ışık vermeye devam edecektir.

Daha sonra genleşmeye başlayacak, sıcaklığı bugünküne göre yüzdde 20 artacak dev bir kızıl yıldıza dönüşecektir. O zaman yeryüzündeki sıcaklık dayanılmaz bir yüksekliğe ulaşacak, okyanuslar kaynayıp buharlaşacak ve gezegenimiz bizim bildiğimiz türden bir hayatın var olduğu bir yer olmaktan çıkacaktır. Ancak 5 milyar yıl hayli uzun bir zaman süresidir, şimdiden telaşa kapılmaya gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunrise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetgum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Kökbacaklılardan ışın biçimindeki yalancı bacaklarıyla ötekilerden ayrılan tek hücreli bir hayvan takımı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Temiz, pak, hızlı su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Sessiz, patırtısız, şamatasız, sükûnetle, sessiz olarak yapılan: Gürültüsüz iş, gürültüsüz, patırdısız bir düğün oldu. Sessizce, sükût ve sükûnetle, gürültüsüz çalışıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noiseless. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça sessiz ve şamatasız: Gürültüsüzce bir ziyafet, gürültüsüzce konuşuyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pislikten veya kadınlar Adet ve lohusalık vesaireden temizlenmek için bütün bedeni belirli şartlarla yıkayarak şer’an temizlemek işi: Gusletmek, gusul abdesti almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şer’an gusül abdesti almak üzere yıkanmaya mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gusn). Gusnlar, dallar, (bk.) Gusn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Seçilmiş, beğenilmiş söz, şiir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alçıtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hâc» dan galat) (c. hüccâc). Yılın belirli zamanında KAbe-i şerifeyi ziyaret edip hac farizasını yerine getirmiş adam: Hacıları götüren vapur geldi: Hüccâc-ı Müslimîn = Müslüman hacılar (Hıristiyanlığın kutsal yerlerini, bilhassa Kudüs’ü ziyaret eden Hıristiyanlar’a da hacı denir). Hacıotu = Bir çeşit bitki, kan kurutan. Hacıbaba = Hacı olmuş ihtiyar ve muhterem adam (çoğunun hacı olduğu düşünülerek Araplar’a ve bilhassa yaşlılarına denir). Hacılar bayramı = Kurban bayramı, Ar. ıyd-1 adhâ. Hacı hoca = Hacı olmuş dindar adam. Hacıyatmaz = Ne türlü atılsa ağırlığının olduğu tarafa dönüp ayaküstü duran oyuncak. Hacılar yolu = Saman yolu, Fars. kehkeşân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hadji. pilgrim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilgrim. hajji. hadji. christian pilgrim. attachment. charge. distress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hadji. pilgrim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاجی] hacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هاجی] hicveden, yeren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hacca giden, Kabe’yi ziyaret eden, hacı. 2.Dini bir mahalli ziyaret eden kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (hicâb’dan). 1. Kapıcı, perdedâr. 2. Eski islâm devletlerinde başmâbeynci, saray nâzırı veya vekil-i mutlak ve vezîr-i Azam vazifesini yapan büyük memur. 3. Kaş (bu mânâ ile c. havâcib, tes. hâcibeyn). 4. (tıp) Ara-zarı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حاجب] kapıcı. 2.perdedar. 3.engel. 4.kaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Birinin bir yere gitmesine engel olan. 2.Kapıcı. -Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) büyük çiftlik, fabrika veya iş yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tıp). Karın gurultusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hacâlet» ten i.). Utanmış, mahcup, Fars. şermende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خجيل] utangaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sa. manyolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HACM) (i. A ). Bir cismin büyüklüğü, büyüklük, cüsse, cesamet, cism: Ağırlıkta bundan hafifse de hacmi büyüktür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volume. capacity. body. bulk. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk. size. volume. capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk. capacity. mass. volume. size. content. cubage. cubic contents. measurement. holding. dimensions. flat scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Heykel gibi mekânda yer işgal eden bir kütleye veya hacime dairdir. Bu yanılsamayı sağlayabilmek için sanatçılar mod etme (modelling) veya tarama(hatching) gibi teknikler kullanırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky. voluminous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voluminous. having volume. bulky. volumed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HACR) (i. A. fıkh). Bir kanunî sebepten dolayı birinin kendi malını kullanmaktan alıkonulması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hicret eden, göçen. 2. Sayıklayan hasta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هاجر] göçmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hicret eden, bir başka yere geçen. 2.Sayıklayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz oyununda halk görüşünün ve duyuşunun temsilcisi olan Karagöz’e karşı, kendisini halktan üstün görme, bilgiçlik taslama, kitap dili kullanma gibi özenişleri temsil eden şahsın adı olup bu karakterde bulunanlar için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حاجيان] hacılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dibindeki ağırlık dolayısıyle yere nasıl bırakılırsa bırakılsın, dik bir durum alan oyuncak. 2. mec. Müşkül durumlarda kendisini çabucak toparlamayı beceren kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbler. roly-poly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HACZ) (i. A. hukuk). Birinden alacağını kurtarmak için bir mal veya mülkünü mahkeme tarafından rehin hükmüne koyup zapt veya satışını isteme muamelesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hacz» den). 1. Ayıran, bölen, tefrik eden. 2. (anatomi) Bedenin içindeki bazı oyukları ayıran bölme zarlarına denir: Hicâb-ı HAciz = Göğsü karından ayıran büyük zar, diyafram.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraint. sequestration. attachment. confiscation. distress. garnishment. levy. seizure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraint. sequestration. seizure. attachment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. distraint. sequestration. arrestment. confiscation. distress. levy. levy of distress. real poinding. salvage lien. seizure. judicial sequestration. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حاجز] ayıran. 2.haczeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequestered. sequestrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sükût hakkı, susma payı, bir kimseye bildiğini söylememesi için verilen para veya tâviz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Bodrum, Halikarnas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( HALİSÜ’D-DEM) (i. A.). Saf kan, kanına başka kan karışmamış.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Publicly-Held Corporation)

Hisse senetleri halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Free Float Rate)

Halka açık hisselerin nominal değerleri toplamının, tüm hisselerin toplam nominal değerlerine oranını ifade eder.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Intermediation For Public Offering)

Sermaye piyasası araçlarının halka arz yoluyla satışına aracılıktır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Praise be to God ! Thank God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Filikaların kıçtan birinci oturağında kürek çeken adam: Hamlacılar = Saray-ı hümâyûna mahsus kayıkların kayıkçıları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oarsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayasız ekmek. Hamursuz bayramı = Israilliler’in hamursuz ekmek yedikleri bayram.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unleavened. unleavened bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jewish Easter Feast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur kıvamında

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doughy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev yakıcı, mec. Ailesini düşünmeyen, gözü dışarıda olan kimŞ6-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Osmanlı hânedânında «sultan» denen imparatorluk prenseslerinin kızlarına verilen resmî unvan. Bu prensesler, yalnız ana tarafından Osmanoğlu’dur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Hânüman, ev, bark, ocak yakıcı, yakan, kül eden. Harîk-ı hânmân-sûz = Evi kül eden yangın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hapşırma sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atishoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harita yapan veya satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harita yapma işi, kartografi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartography. surveying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). (bk.) Haşır haşır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خاص و عام] herkes.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasetçi, kıskanç (hasede, sanıldığı gibi bunun cem’i olmayıp, hâsid’in cem’idir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسود] kıskanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Hasetçilikle, hasetçiye yakışır bir surette, kıskanarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسودانه] kıskanarak, kıskançlıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسودی] kıskançlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air crossing. skylift. air lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airbase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air base. naval base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asker veya sivil uçuculuğu meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airman. pilot. aviator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airman. pilot. member of the airforce. air man. aviator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâcib). Hâcibler, mâbeynciler. (bk.) HAcib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Havacı mesleği, uçuculuk bilgisi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aeronautic. aeronautical. aviation. aeronautics. aeros. airmanship. aerial navigation. flying. aero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aeronautics. aviation. flying. airmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aviation. aeronautics. flying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sığırdili familyasından, Akdeniz bölgesinde yetişen ve köklerinde kırmızı bir boya elde edilen bir bitki (alkanna tinctoria). 2. (argo) Değer ve ehemmiyeti olmayan, boş: Bu işin sonu havacıvadır.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(alkanna tinctoria): Hodangiller familyasından; Akdeniz bölgesinde yetişen bir bitkidir. Çiçekleri mavidir. Köklerinin iç tarafı sarı, öz kısmı ise kırmızımtırak renktedir. Kökünden boya elde edilir. Kullanıldığı yerler: Ağrıları giderir. Bağırsak hastalıklarında faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Bunlar havayla suyun kalitesini önemli ölçüde etkiler ve kirliliğin başlıca nedenlerini oluştururlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrot juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Burun deliğinin yukarısı, derin yeri, geniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get. young animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler. Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü?

Bir kısmı daha ılıman yerlere göçeler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalın yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.

Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Daha doğrusu kış uykusu bir çeşit uyku değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: Havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkanı azalır. Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar.

Kış uykusu bildiğimiz şekilde uymak değildir. Buna bilim dilinde ‘’hibernasyon’’ diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz.

Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece brkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.

Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.

Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağarlıklarının yüzde kırkına yakınını kaybederler. Bu kaybın yüzde doksanına periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde on kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uyksu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartları ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasury bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by