Açık Duruşma ne demek? | Açık Duruşma anlamı nedir? | Açık Duruşma

Açık Duruşma anlamı nedir?

Açık Duruşma ne demek?

Açık Duruşma anlamı nedir?

Açık Duruşma | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: acik durusma

Türkçe - İngilizce Sözlük

public hearing. public trial. open trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keder, elem. 2. Matem, yas. (bk.) acı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «açmak» tan). 1. Kapalının zıddı, açık kapı, ev, sandık. 2. Kapalı olmayan, mânisiz: Açık yol. 3. Geniş, vâsî: Açık meydan, deniz. 4. Örtüsüz, çıplak: Başı, kollan açık. 5. Seyrek, aralıklı: Açık adımlar, açık kaş. 6. Bulutsuz, berrak: Açık hava. 7. Aşikâr, vazıh: Açık söz, ibare. 8. Gönül açıcı, ferah verici: Açık bir yer. 9. Koyu olmayan, beyaza çalan: Açık mavi, pembe. 10. Perdesiz, iffet hususunda laubali: Filan kadın açıktır, açık meşrepli. 11. Sahipsiz, boş, münhal: Açık memuriyet. 12. Mahfuz olmayan, istihkâmsız: Açık liman, kasaba. 13. Bozuk, ihtilâflı: Filanla aramız açıktır. 14. İsim yeri boş olan: Açık bono, poliçe. 15. Aşikâr sarâhaten: Açık söylemek. 16. Sesle: Açık okumak. Açık ağız: Bönlük, şaşkınlık. Açık el: Cömertlik, sahavet. Eli açık: Cömert, sehavetli. Alnı açık: Serbest, pervasız. Açık saçık: Adâb dışı giyinme, söz. Açık kapı: Misafirseverlik: Açıkgöz: Uyanık, becerikli. Gözü açık gitmek: Arzusuna kavuşamayıp hasret İçinde ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin geniş tarafı: Deniz açığı: Engin açıklarda, enginde. 2. Bir şeyin dış tarafı, hariç: Açıktan adam alınmaz. 3. Memuriyetsizlik, mâzuliyet: İşten çıkarılma, açığa çıkmak. 4. Vazife ve memuriyeti olmayıp muvakkaten işsiz bulunan subay veya memur: Açıkta kalmış. 5. Açık renk: Açığa boyamak. 6. Hesap muvazenesinde noksan: Bütçe açığı, açığı çıktı. Açıktan, açıktan açığa — Zahiren, alenen, Aşikâre. Açığa vurmak = Meydana çıkarmak. Açıklar livası = Boş gezen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. sig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open binding. public / official auction. open bidding. open sale. tender. adjudication. public auction. roup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank cheque. blank check. open cheque. (US check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endorsement in blank. blank endorsement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sea. high / in the open / main sea. the open sea. high sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public hearing. public trial. open trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction by underbidding. adjudication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dutch auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open handed. generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholic. hospitable. liberal. open minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair / clear visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open- air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor museum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air theater. open-air theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

openbill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open account. open account. deficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frc- hearted. honest. on the level. open- hearted. tweedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open credit. bank of overdraft. blank credit. clean credit. credit in blank. open-book credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension salary. half pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open university.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open ballot. open vote. to open vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market. overt market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill. certificate of indebtedness issued before all the details are settled. declared policy. open policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Position)

Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonara denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bawdy. improper. impure. indecent. lewd. nasty. obscene. pornographic. ribald. risqué. salacious. smutty. spicy. suggestive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic. obscene. pornographic. bawdy. dirty. filthy. fruity. immodest. naughty. racy. ribald. scabrous. smutty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulate. clearly. lucid. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. definite. definitely. clearly. clean- cut. direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open city. open town. unenclosed // unenclosed town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank. outright. outspoken. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthright. foq- spoken. open character. straight out. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public acknowledgement of thanks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an open wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chartreuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open hearted. candid. honest. open. frank. sincere. unreserved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolay anlaşılır bir şekilde: isteğinizi açıkça anlatınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outright. frankly. outspokenly. straight out. directly. clearly. clear. openly. plainly. above-board. nakedly. avowedly. bluntly. cloudlessly. declaredly. definitely. distinctly. downright. evidently. expressly. fairly. flatly. manifestly. outright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearly. frankly. freely. openly. outright. plainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explicitly. above-board. bluntly. above board. evidently. expressly. frankly. obviously. openly. point blank. straight from the shoulder. simply. straight out. unreservedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evince. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly speaking. strictly speaking. in plain words. to tell the truth. in plain english. frankly. strictly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly. in plain words. to tell the truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly. in all honesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borsadaki kıymetli evrakın değer değişmeleri üzerinde oynayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkarını sağlamak için, fırsatlardan faydalanan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. sharp. smart. wide awake. cunning. open-eyed. astute. canny. heady. hip. knowing. leery. nimble. shrewd. spry. up and coming. up-and-coming. vigilant. wide-awake. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheaded. smart. wary. clever. shrewd. cunning. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argus eyed. alert. sharp. shrewd. smart. to be up to snuff. up and coming. wary. wide awake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanation. statement. gloss. definition. indorsement. hearing. account. clarification. comment. commentary. declaration. direction. elucidation. endorsement. explication. exposition. illumination. illustration. instruction. paraphrase. profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertion. commentary. disclosure. explanation. exposition. gloss. interpretation. key. profession. rationale. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remark. comment. explanation. statement. revealing. explication. elucidation. interpretation. clarification. exposition. illustration. demonstration. exemplification. account. commentary. declaratory clause. denunciation. direction. exposé. gloss. legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Meydana çıkarmak, izhar ve ilân etmek. 2. Açıktan ve Aşikâre söylemek veya yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. explain. state. clarify. clear up. make smth. clear. unveil. dot the i's. account for. account for smth. account. lay open. show forth. unclose. unfold. declare. give smth. publicity. express. declassify. deliver oneself. develop. dilate. elu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assert. attest. clarify. communicate. elucidate. enlighten. explain. expound. popularize. profess. put. return. state. unfold. verbalize. to explain. to expound. to clarify. to enlighten. to make public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to expand. to reveal. to divulge. to disclose. to announce. to elucidate. to interpret. to clarify. to demonstrate. to exemplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annotated. annotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Matemde bulunmak, yaslı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Meydana çıkarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. to be explained. to be expounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be announced. to be expounded. to be revealed. to become known. to be explained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. illustrative. revealing. expository. elucidatory. illuminating. illuminative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. illustrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. expository. explicative. elucidative. annotator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elemli, kederli, feci: Acıklı hikâye. 2. Matemli, yaslı: Kadıncağız acıklıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deplorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving. pathetic. piteous. pitiful. plaintive. sad. distressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. tragic. touching. pathetic. a person who has experienced much grief. distressing. dolorous. grievous. harrowing. mournful. piteous. pitiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aralık, mesafe: İki ağaç arasındaki açıklık. 2. Ferahlık, nezaret: Gönül açıktan hoşlanır. 3. Meydan, yapı ve saireden boş arsa: Evin önünde bir açıklık vardır. 4. Havanın bulutsuz ve berrak olması: Bugünkü havanın açıklığı. 5. İffet hususunda laubalilik: Bu kadının açıklığı malumdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space. distance. gap. the open. openness. vacancy. clearness. plainness. fairness. straightforwardness. directness. distinctness. obviousness. aperture. baldness. berth. clarity. clearance. definiteness. demonstrativeness. distinction. distinctivenes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. definition. openness. space. open space. clearing. aperture. opening. gap. lightness. unambiguity anlaşılırlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperture. openness. explicitness. clarity. clarification. free and open space. gap. interval. span. ligthness of colours. vacantness. plainess. clearness. frankness. indecency. sauciness. break. clearing. evidence. hiatus. opening. unreserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling hungry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açlık duymak, aç olmak: Çok acıktım, karnım acıktı. 2. Çok arzu etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get hungry. feel hungry. be hungry. feel hollow. feel peckish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel hungry. to be hungry. to be famished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel hungry. to crave. to hunger after. to starve. hunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emek çekmeden: Açıktan iş sahibi oldu. 2. Uzaktan. 3. İlâve olarak: Maaşından başka açıktan da para kazanır. Açıktan açığa: Gizli tarafı kalmamacasına: Adam açıktan açığa para istedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from a distance. extra. in addition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite openly. boldly. freely. without any hesitation. down- the-line. in plain english. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aç komak, açlığa düşürmek. 2. Açlık vermek, iştiha açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel hungry. to starve sb. to deprive sb of food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Çiçekli bitkilerin iki ana bölümünden biri. Bu bitkilerde tohumlar yaprağın üzerinde bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadır, çalı çırpıdan yapılmış kulübe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçakça, pek yüksek olmayan, (ekseriya makamı tahbibde müstameldir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. as plain as a pikestaff. manifest. very clear. glaring. wide-open. conspicuous. crying. beyond dispute. without dispute. evident. evidential. evidentiary. gross. incontrovertible. self-evident. transparent. obviously. clearly. evidently. ope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard. explicit. incontrovertible. obvious. palpable. wide open. very clear. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. self-evident. clear. open. wide open. crystal clear. as clear as crystal. self evident. glaring. plain as a pikestaff. plainly. signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete openness / clarity. truism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Göz kapağının ucunda çıkan kabarcık. 2. Tüfek namlusu üzerinde nişan almaya mahsus kabarma. Arpacık soğanı = Soğanın küçük tanelisi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında it dirseği de denir. Doktorların Hordoleum dedikleri hastalıktır. Göz kapağındaki herhangi bir kılın dibinde; içi dolu bir şişlik meydana gelir. Acı ve zonklama vardır. Arpacıkla, hiçbir şekilde oynamayın, onu sıkmayın! Beslenmenize önem gösterin, üzüntülerinizi bırakıp biraz daha mutlu olmaya bakın.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak

Hazırlanışı : 1 diş sarımsak, iyice dövülür. Arpacığın üstüne sürülür. 20 dakika sonra, ılık su ile yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty. stye. foresight. bead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty on the eyelid. front sight. sty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azıcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir incir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı budakcık). Küçük budak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this small place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BURGAŞIK (i.) Karışık ve dolaşmış şey: Kargacık burgacık yazı = Okunması çok zor elyazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoğurtla hıyar veyahut diğer bir sebzeden yapılmış salata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dish made of chopped cucumber in garlic-flavoured yoghurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

droplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driblet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Son derece dar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek dar. Ar. zıyk, Fars. teng: Daracık bir yere sokulmuş, daracık dükkân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite narrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diyafram Açıklığı Önceliği, kullanıcının istediğini diyafram açıklığını seçmesine olanak sağlayan bir çalıştırma modudur. Enstantaneyi fotoğraf makinesi otomatik olarak belirler. Bu durum, kullanıcının resim derinliği üzerinde tam kontrole sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir muhakeme sırasında bir davanın hâkim huzurunda görüşülme safhası, celse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial. hearing. trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearing. trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a hearing in a lawsuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşı karşıya gelip bir işe başlamak, konuşmaya, bir bahse, cenge girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charitable. openhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounteous. free. free handed. generous. large- handed. liberal. munificent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oyluk kemiğinin başı. Ar. tüffâhe. 2. Çıkıntılı kemik: Yanak, çene elmacığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high part of the cheek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheekbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Shutter Priority (Enstantane) modunda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir. Aperture Priority (Diyafram açıklığı) modunda, kullanıcı diyafram açıklığını seçer ve fotoğraf makinesi enstantaneyi buna göre ayarlar.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Publicly-Held Corporation)

Hisse senetleri halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Free Float Rate)

Halka açık hisselerin nominal değerleri toplamının, tüm hisselerin toplam nominal değerlerine oranını ifade eder.


Finansal Terim by

Şifalı Bitki

(kestanekabağı): Kabakgillerden tatlısı yapılan bir çeşit kabaktır. Yaprakları uzun ve büyüktür. Çekirdekleri yoktur. Ev ilaçlarında çekirdekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Bağırsak kurtlarının düşürülmesinde yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yana çarpılmış, çarpık. 2. Pek de akıllı olmayan, delişmen, savruk: Kaçıktır, söylediğini bilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balmy. barmy. bats. batty. bonkers. cracked. crackers. crackpot. crank. cuckoo. dotty. freak. goofy. loony. lunatic. mad. madcap. mental. nut. nutcase. nuts. nutshell. peculiar. potty. queer. screwy. touched. unbalanced. funny. daft. off one's head. ladde

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fool. crazy. mad. eccentric. abnormal. a run. warped. crooked. no all there. bats. batty. crackbrain. crackers. daft. fey. lunatic. moonstruck. one one's nut. nuts. off one's onion. up the pole. off one's rocker. screwy. wacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, delişmenlik, savrukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craziness. crookedness. brain crack. wet ideas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearing in camera / chambers. closed-door hearing. closed hearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük karga. Kargacık burgacık = 1. Alfabenin sonunda boş kalan bir haneyi doldurmak için konulan uydurma bir şekil. 2. Karmakarışık, kötü ve okunması zor yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrawly. bad. in a scrawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kaya. Kayacık ağacı = Top kundağı ve ona benzer şeyler yapılan sert bir çeşit kayın ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaypası mantarının tahıllarda meydana getirdiği lekeli hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kısa: Kısacık bir ceket giymiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Pek fazla kolaylıkla: Kolaycacık öğrenilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük kurbağa, kurbağa yavrusu. 2. (tıp) Dil altında çıkan şiş. Pencere kurbağacığı = Çerçeveyi tutup kaldırmaya mahsus demir veya pirinçten gömme yuva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrench. adjustable spanner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiscal deficit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek minicik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teeny-weeny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

then and there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

then and there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dağılmış, serpilmiş, dağınık. 2. Düzgün olmayan, perişan. Açık saçık = Elbisesinden her tarafı görünen (kadın) (veya) müstehcen sözler konuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strewn. scattered. in disarray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaka gibi görünerek. Şaka olsun diye: Şakacıktan arabayı bozdular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. c.). Selçuklular.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sesli Açıklamalar kör ya da görme engelli kişilerin TV deneyimini geliştiren, filme dair açıklamaların yer aldığı bir ses kaydıdır. İzleyiciler için ekranda olup bitenleri açıklar ve sağır ya da işitme konusunda zorluklar yaşayan kişiler için altyazıların gördüğü işlevi görür. Şu ana kadar, AD özelliği sadece ayrı bir alıcı kutu ya da uydu alıcısı ile kullanılabiliyordu. TV’yi herkes için erişilebilir kılmak için, BRAVIA yelpazesi belirli TV kanalları tarafından yapılan açıklamalı ses kayıt yayınlarına kolayca erişim sağlayan tümleşik AD özelliğine sahip ilk üründür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) («sıcak» sıfatının küçültülmüşü olup sevgi için kullanılır). Sevilecek ve hoşlanılacak şekilde sıcak: Sıcacık odasında oturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balmy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosy. warm. pleasantly hot. cozy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ek olarak yalnızca ve belirli bir yeri işaret eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk memleketlerinde (bilhassa Türkistan’da) oturan İranlı. Tacikistan = Türkistan’da İranlılar’ın hafif ekseriyet teşkil ettikleri bir bölge.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İran ve Türkistan’da yaşayan İran asıllı, Farsça konuşan halktan olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tadzhikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tadjikistan. tadzhikistan. tajikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tajikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 39 00 Kuzey enlemi, 71 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 143,100 km².

Sınırları: toplam: 3,651 km.

sınır komşuları: Afganistan 1,206 km, Çin 414 km, Kırgızistan 870 km, Özbekistan 1,161 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: İç kısımlarda kıtasal, Pamir dağlarında yarı çöl ve kutupsal iklim görülür.

Arazi yapısı: Pamir ve Alay dağları yer şekillerini oluşturur; Fergana Vadisi kuzeyde, Kofarnihon ve Vakhsh vadileri güneybatıda yer alırlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Syrdariya 300 m.

en yüksek noktası: Ismail Samani Zirvesi 7,495 m.

Doğal kaynakları: Hidro enerji, petrol, uranyum, cıva, kömür, kurşun, çinko, antimon, tungsten, gümüş, altın.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %4.

Diğer: %65 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 6,390 km² (1993 verileri).

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 6,578,681 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.12 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -3.49 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 116.09 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.18 yıl.

Erkeklerde: 61.09 yıl.

Kadınlarda: 67.42 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.29 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Tacik.

Nüfusun etnik dağılımı: Tacik %64.9, Özbek %25, Rus %3.5, diğer %6.6.

Din: Sünni Müslüman %80, Sii Müslüman %5.

Diller: Tacikce (resmi), Rusça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

erkekler: %99.

kadınlar: %97 (1989 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Tacikistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Tacikistan.

Yerel tam adı: Jumhurii Tojikiston.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Duşanbe.

Bağımsızlık günü: 9 Eylül 1991 (Sovyetler Birliğinden).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 9 Eylül (1991).

Anayasa: 6 Kasım 1994.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasy


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek ufak, pek küçük, küçücük. Sevgi de gösterir: Ufacık bir çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skimpy. tiny. minute. very small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diminutive. fiddling. minuscule. small. tiny. titchy. wee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teeny weeny teensy weensy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open wag g on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietly. slowly. softly. under plain cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavaş ve belli etmeden veya ortalığı karıştırmadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapma, sun’İ tavır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected. artificial. campy. cold. constrained. counterfeit. factitious. false. genteel. plummy. pretended. put-on. rose-water. set. shifty. sophisticated. studied. studious. theatrical. unnatural. feigned. chichi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected. artificial. bogus. contrived. deceitful. histrionic. mannered. mock. phoney. sham. slimy. strained. theatrical. feigned. false. affectation. simulated. pretended. phony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. affected. artificial. feigned. mock. affectedness. artificiality. pose. show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaffected. free of show or affectation. natural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz günleri, güneşli sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaz günleri, sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah renk bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Canlılarda dişinin çıkardığı üreme hücresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: yumuşakçık). Pek yumuşak ve mülâyim: Çocuğun yumuşacık elleri.

Türkçe Sözlük by