Açık Elli ne demek? | Açık Elli anlamı nedir? | Açık Elli

Açık Elli anlamı nedir?

Açık Elli ne demek?

Açık Elli anlamı nedir?

Açık Elli | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: acik elli

Türkçe - İngilizce Sözlük

open handed. generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keder, elem. 2. Matem, yas. (bk.) acı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «açmak» tan). 1. Kapalının zıddı, açık kapı, ev, sandık. 2. Kapalı olmayan, mânisiz: Açık yol. 3. Geniş, vâsî: Açık meydan, deniz. 4. Örtüsüz, çıplak: Başı, kollan açık. 5. Seyrek, aralıklı: Açık adımlar, açık kaş. 6. Bulutsuz, berrak: Açık hava. 7. Aşikâr, vazıh: Açık söz, ibare. 8. Gönül açıcı, ferah verici: Açık bir yer. 9. Koyu olmayan, beyaza çalan: Açık mavi, pembe. 10. Perdesiz, iffet hususunda laubali: Filan kadın açıktır, açık meşrepli. 11. Sahipsiz, boş, münhal: Açık memuriyet. 12. Mahfuz olmayan, istihkâmsız: Açık liman, kasaba. 13. Bozuk, ihtilâflı: Filanla aramız açıktır. 14. İsim yeri boş olan: Açık bono, poliçe. 15. Aşikâr sarâhaten: Açık söylemek. 16. Sesle: Açık okumak. Açık ağız: Bönlük, şaşkınlık. Açık el: Cömertlik, sahavet. Eli açık: Cömert, sehavetli. Alnı açık: Serbest, pervasız. Açık saçık: Adâb dışı giyinme, söz. Açık kapı: Misafirseverlik: Açıkgöz: Uyanık, becerikli. Gözü açık gitmek: Arzusuna kavuşamayıp hasret İçinde ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin geniş tarafı: Deniz açığı: Engin açıklarda, enginde. 2. Bir şeyin dış tarafı, hariç: Açıktan adam alınmaz. 3. Memuriyetsizlik, mâzuliyet: İşten çıkarılma, açığa çıkmak. 4. Vazife ve memuriyeti olmayıp muvakkaten işsiz bulunan subay veya memur: Açıkta kalmış. 5. Açık renk: Açığa boyamak. 6. Hesap muvazenesinde noksan: Bütçe açığı, açığı çıktı. Açıktan, açıktan açığa — Zahiren, alenen, Aşikâre. Açığa vurmak = Meydana çıkarmak. Açıklar livası = Boş gezen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. sig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open binding. public / official auction. open bidding. open sale. tender. adjudication. public auction. roup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank cheque. blank check. open cheque. (US check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endorsement in blank. blank endorsement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sea. high / in the open / main sea. the open sea. high sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public hearing. public trial. open trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction by underbidding. adjudication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dutch auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open handed. generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholic. hospitable. liberal. open minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair / clear visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open- air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor museum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air theater. open-air theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

openbill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open account. open account. deficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frc- hearted. honest. on the level. open- hearted. tweedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open credit. bank of overdraft. blank credit. clean credit. credit in blank. open-book credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension salary. half pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open university.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open ballot. open vote. to open vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market. overt market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill. certificate of indebtedness issued before all the details are settled. declared policy. open policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Position)

Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonara denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bawdy. improper. impure. indecent. lewd. nasty. obscene. pornographic. ribald. risqué. salacious. smutty. spicy. suggestive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic. obscene. pornographic. bawdy. dirty. filthy. fruity. immodest. naughty. racy. ribald. scabrous. smutty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulate. clearly. lucid. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. definite. definitely. clearly. clean- cut. direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open city. open town. unenclosed // unenclosed town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank. outright. outspoken. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthright. foq- spoken. open character. straight out. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public acknowledgement of thanks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an open wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chartreuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open hearted. candid. honest. open. frank. sincere. unreserved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolay anlaşılır bir şekilde: isteğinizi açıkça anlatınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outright. frankly. outspokenly. straight out. directly. clearly. clear. openly. plainly. above-board. nakedly. avowedly. bluntly. cloudlessly. declaredly. definitely. distinctly. downright. evidently. expressly. fairly. flatly. manifestly. outright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearly. frankly. freely. openly. outright. plainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explicitly. above-board. bluntly. above board. evidently. expressly. frankly. obviously. openly. point blank. straight from the shoulder. simply. straight out. unreservedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evince. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly speaking. strictly speaking. in plain words. to tell the truth. in plain english. frankly. strictly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly. in plain words. to tell the truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankly. in all honesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borsadaki kıymetli evrakın değer değişmeleri üzerinde oynayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkarını sağlamak için, fırsatlardan faydalanan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. sharp. smart. wide awake. cunning. open-eyed. astute. canny. heady. hip. knowing. leery. nimble. shrewd. spry. up and coming. up-and-coming. vigilant. wide-awake. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheaded. smart. wary. clever. shrewd. cunning. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argus eyed. alert. sharp. shrewd. smart. to be up to snuff. up and coming. wary. wide awake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanation. statement. gloss. definition. indorsement. hearing. account. clarification. comment. commentary. declaration. direction. elucidation. endorsement. explication. exposition. illumination. illustration. instruction. paraphrase. profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertion. commentary. disclosure. explanation. exposition. gloss. interpretation. key. profession. rationale. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remark. comment. explanation. statement. revealing. explication. elucidation. interpretation. clarification. exposition. illustration. demonstration. exemplification. account. commentary. declaratory clause. denunciation. direction. exposé. gloss. legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Meydana çıkarmak, izhar ve ilân etmek. 2. Açıktan ve Aşikâre söylemek veya yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. explain. state. clarify. clear up. make smth. clear. unveil. dot the i's. account for. account for smth. account. lay open. show forth. unclose. unfold. declare. give smth. publicity. express. declassify. deliver oneself. develop. dilate. elu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assert. attest. clarify. communicate. elucidate. enlighten. explain. expound. popularize. profess. put. return. state. unfold. verbalize. to explain. to expound. to clarify. to enlighten. to make public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to expand. to reveal. to divulge. to disclose. to announce. to elucidate. to interpret. to clarify. to demonstrate. to exemplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annotated. annotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Matemde bulunmak, yaslı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Meydana çıkarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. to be explained. to be expounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be announced. to be expounded. to be revealed. to become known. to be explained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. illustrative. revealing. expository. elucidatory. illuminating. illuminative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. illustrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanatory. expository. explicative. elucidative. annotator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elemli, kederli, feci: Acıklı hikâye. 2. Matemli, yaslı: Kadıncağız acıklıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deplorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving. pathetic. piteous. pitiful. plaintive. sad. distressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. tragic. touching. pathetic. a person who has experienced much grief. distressing. dolorous. grievous. harrowing. mournful. piteous. pitiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aralık, mesafe: İki ağaç arasındaki açıklık. 2. Ferahlık, nezaret: Gönül açıktan hoşlanır. 3. Meydan, yapı ve saireden boş arsa: Evin önünde bir açıklık vardır. 4. Havanın bulutsuz ve berrak olması: Bugünkü havanın açıklığı. 5. İffet hususunda laubalilik: Bu kadının açıklığı malumdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space. distance. gap. the open. openness. vacancy. clearness. plainness. fairness. straightforwardness. directness. distinctness. obviousness. aperture. baldness. berth. clarity. clearance. definiteness. demonstrativeness. distinction. distinctivenes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. definition. openness. space. open space. clearing. aperture. opening. gap. lightness. unambiguity anlaşılırlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperture. openness. explicitness. clarity. clarification. free and open space. gap. interval. span. ligthness of colours. vacantness. plainess. clearness. frankness. indecency. sauciness. break. clearing. evidence. hiatus. opening. unreserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling hungry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açlık duymak, aç olmak: Çok acıktım, karnım acıktı. 2. Çok arzu etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get hungry. feel hungry. be hungry. feel hollow. feel peckish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel hungry. to be hungry. to be famished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel hungry. to crave. to hunger after. to starve. hunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emek çekmeden: Açıktan iş sahibi oldu. 2. Uzaktan. 3. İlâve olarak: Maaşından başka açıktan da para kazanır. Açıktan açığa: Gizli tarafı kalmamacasına: Adam açıktan açığa para istedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from a distance. extra. in addition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite openly. boldly. freely. without any hesitation. down- the-line. in plain english. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aç komak, açlığa düşürmek. 2. Açlık vermek, iştiha açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel hungry. to starve sb. to deprive sb of food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Çiçekli bitkilerin iki ana bölümünden biri. Bu bitkilerde tohumlar yaprağın üzerinde bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadır, çalı çırpıdan yapılmış kulübe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçakça, pek yüksek olmayan, (ekseriya makamı tahbibde müstameldir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. as plain as a pikestaff. manifest. very clear. glaring. wide-open. conspicuous. crying. beyond dispute. without dispute. evident. evidential. evidentiary. gross. incontrovertible. self-evident. transparent. obviously. clearly. evidently. ope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard. explicit. incontrovertible. obvious. palpable. wide open. very clear. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. self-evident. clear. open. wide open. crystal clear. as clear as crystal. self evident. glaring. plain as a pikestaff. plainly. signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete openness / clarity. truism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Göz kapağının ucunda çıkan kabarcık. 2. Tüfek namlusu üzerinde nişan almaya mahsus kabarma. Arpacık soğanı = Soğanın küçük tanelisi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında it dirseği de denir. Doktorların Hordoleum dedikleri hastalıktır. Göz kapağındaki herhangi bir kılın dibinde; içi dolu bir şişlik meydana gelir. Acı ve zonklama vardır. Arpacıkla, hiçbir şekilde oynamayın, onu sıkmayın! Beslenmenize önem gösterin, üzüntülerinizi bırakıp biraz daha mutlu olmaya bakın.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak

Hazırlanışı : 1 diş sarımsak, iyice dövülür. Arpacığın üstüne sürülür. 20 dakika sonra, ılık su ile yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty. stye. foresight. bead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty on the eyelid. front sight. sty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azıcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir incir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit kokulu reçine; bu reçinenin elde edildiği ağaç; Mekke pelesenk ağacı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bedel ödenilen, bedeli olan. 2. Bedelci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having the value of. one who has paid to be exempted from his military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Rights Issues)

Şirketlerin sermaye artırımı karşılığında çıkardıkları hisse senetlerini nominal değerinden veya daha yüksek bir fiyattan satmak suretiyle gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarına denir. Söz konusu hisse senetleri ortaklara satılabileceği gibi (rüchan hakkının kullandırılması), ortaklar dışındaki yatırımcılara da satılabilir. (rüchan haklarının kısıtlanması). Bedelli sermaye artırımına katılım bedeli belli bir süre ile sınırlıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i). Zahir, aşikâr, ayan, meydanda olan, bedihî: Bunun böyle olacağı belli idi. Zekâ kuvveti, alnının genişliğinden bellidir. Belli etmek = İzhâr eylemek, göstermek: Düşmanlığını belli etmiyor. Bell i başlı = MAruf, itibarlı. Besbelli = Pek aşikâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şöyle veya böyle beli olan: İnce belli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. clear. certain. specific. particular. known. avowed. broad. conspicuous. explicit. express. given. manifest. noticeable. palpable. patent. perspicuous. precise. prominent. self-evident. shadowless. stated. translucent. unmistakable. upfront.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. broad. concrete. manifest. obvious. palpable. prominent. unmistakable. evident. certain. definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evident. obvious. clear. visible. certain. definite. broad / adj ,. express. notable. signal. unmistakable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main. eminent. notable. well-known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kavgacı, dövüşken, mücadeleci; savaşmayı seven. bellicosely z. dövüşkence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dövüşkenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. münakaşaya meyilli oluş, münakaşacılık; harpçilik, muhariplik, harp hali, harp etme. belligerency i. kavgacılık eğilimi, dövüşkenlik; harp hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. münakaşacı, kavgacı, dövüşken; cenkçi, harbe meyilli; muharip, harbe girmiş; harbe ait; i. harpte taraflardan birini teşkil eden devlet veya millet; bu devlet ordusunun mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Malûm olmayan, meçhul, belirli, muayyen olmıyan: Gidip gitmeyeceği bellisizdir. 2. Fark olunamaz, görülemez: Babil’in harabeleri bellisiz olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkça belli: Besbelli artık gitmemiz lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evident. obvious. obviously. patent. self-evident. evidently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. obviously. certainly. quite evidently. clear. evident. self evident. point- blank. self-evident. sure as eggs is eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualism ferdiyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haecceity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı budakcık). Küçük budak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this small place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BURGAŞIK (i.) Karışık ve dolaşmış şey: Kargacık burgacık yazı = Okunması çok zor elyazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoğurtla hıyar veyahut diğer bir sebzeden yapılmış salata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dish made of chopped cucumber in garlic-flavoured yoghurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamelya, çingülü, japongülü, (bot). Thea japonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). savaşı gerektiren olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). viyolonsel çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucunda çengel bulunan, ucu çengel şeklinde olan, kancalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooked. having a hook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fırtınalı, şiddetli (hava). 2. Karlı, kar yağacağını gösterir (hava). 3. Çamurlu, batak, cıvık (mevsim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstanbul menşeli bir oyun ve oyun havası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexuality. sex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex. sexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birlikte harbeden devletlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). counterespionage.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

droplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driblet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Son derece dar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek dar. Ar. zıyk, Fars. teng: Daracık bir yere sokulmuş, daracık dükkân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite narrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diyafram Açıklığı Önceliği, kullanıcının istediğini diyafram açıklığını seçmesine olanak sağlayan bir çalıştırma modudur. Enstantaneyi fotoğraf makinesi otomatik olarak belirler. Bu durum, kullanıcının resim derinliği üzerinde tam kontrole sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ev, ikametgah, mesken. dwelling house, dwelling place ev, ikametgah, mesken, konut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charitable. openhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounteous. free. free handed. generous. large- handed. liberal. munificent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beş defa on, yüzün yarısı. Ar. hamsîn, Fars pencâh: Elli gün, elli koyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eli olan. Ar. zül-yed, Fars dest-dâr: İnsan iki elli, iki ayaklıdır. 2. Sap ve kulpu olan: Elli şamdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifty. handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goddess of old age who defeated Thor in a wrestling match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goddess of old age who defeated Thor in a wrestling match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elli kuruş vesaire kıymetinde olan: Ellilik tütün. 2. Elli aded veya parçadan mürekkep yahut elli şeyi olan: Ellilik defter (elli yapraklı). 3. Elli yaşında olan: Ellilik bir adam. 4. Elli sayısı. 5. Elli kuruş veya lira vesaire kıymetinde: Bir ellilik değer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Kırk dokuzdan sonra gelen, elli sırasına erişen: Ellinci defa, senenin ellinci haftası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiftieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiftieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elips; astr. bir gezegenin dönencesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ses) i., gram. bir cümlenin anlamı bozulmaksızın öğelerinden birinin atılması; matb. çıkanlan kelimelerin yerini gosteren nokta veya işaretler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., geom. elipsoit. ellipsoidal s. elipsoit gibi oval şekli olan, elipsoidal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beyzi, oval, eliptik; kısa, kısaltılmış, bazı kelimeleri çıkarılmıs (yazı, konusma). elliptically z. beyzi olarak, eliptik şekilde. elliptic'ity i. elips şeklinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Herbirine veya her defasında elli: Hepsine ellişer lira verdiler. Arabalara ellişer tahta koyarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifty each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oyluk kemiğinin başı. Ar. tüffâhe. 2. Çıkıntılı kemik: Yanak, çene elmacığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high part of the cheek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheekbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süslemek, tezyin etmek, güzelleştirmek; (hikâyeye) aslında olmayan hayal ürünü şeyler ilave ederek ilgiyi artırmak. embellishment i. süsleme, güzelleştirme; süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with obstacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having obstacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeplerace. steeplechase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Shutter Priority (Enstantane) modunda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir. Aperture Priority (Diyafram açıklığı) modunda, kullanıcı diyafram açıklığını seçer ve fotoğraf makinesi enstantaneyi buna göre ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universality. catholicity. globalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) Köşe bucak, aramak, kaçmak, telâşla oraya buraya koşarak: Fellek fellek dolaşıyor. Fellik fellik arıyor, (bk.) Fillenk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). yelpaze şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Umumiyet, umumî olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.) Umumiyetle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generally. usually. normally. in general. on the whole. largely. at large. as a general rule. as a rule. by and large. exoterically. for the most part. ordinarily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. ordinarily. usually. in general. mostly. as a rule. more often than not umumiyetle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usually. in general. persuasive advertising. by and large. authorized capital. generally. generally speaking. mostly. normally. ordinarily. for the most part. passenger service agent. principally. quick fix. widely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çok yorucu, bitap düşürücü; (i.) çok yorucu şey, işkence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuality. currency. up-to-dateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currency. current interest. up to dateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel olan şahıs veya şeyin hali. Ar. hüsn, cemâl, bahâ: Güzellik kadın için birinci süstür; kız güzelliğine güvenip ilim ve terbiye tahsilinden geri kalmamalıdır. 2. İyilik, Ar. tayyib, hoşluk: Bugünkü havanın güzelliği, bu sesin güzelliği. 3. Yavaşlık, tatlılık, Ar. hilm: Güzellikle kandırdım, güzellikle kaldırıp öbür tarafa koymalı, güzellikle söylemek. 4. Düzgün, süs. 5. iyi havadis, iyi haberler, iyilik, sağlık: Ne var, ne yok? Güzellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic. beauty. prettiness. fairness. charms. feminene charms. comeliness. fineness. handsomeness. niceness. pulchritude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty. elegance. glory. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty. excellence. gentleness. kindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty parlour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gently. without using force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with gentleness. with kinds words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Publicly-Held Corporation)

Hisse senetleri halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Free Float Rate)

Halka açık hisselerin nominal değerleri toplamının, tüm hisselerin toplam nominal değerlerine oranını ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili haylaz kimse, mikrop, ortalığı birbirine katan kimse, haşarı kimse, muzır kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cehennemi, cehenneme ait; cehennem gibi, kötü, korkunç. hellishly (z). cehennemi bir şekilde, korkunç bir surette. hellishness (i). cehennemi oluş korkunçluk, kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kestanekabağı): Kabakgillerden tatlısı yapılan bir çeşit kabaktır. Yaprakları uzun ve büyüktür. Çekirdekleri yoktur. Ev ilaçlarında çekirdekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Bağırsak kurtlarının düşürülmesinde yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homosexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akıl, zekâ, anlayış; istidat; zekâ sahibi; malumat, haber; bilgi, vukuf. intelligence bureau istihbarat bürosu. intelligence quotient zekâ bölümü, öIçülmüş zeka derecesini gösteren rakam. intelliqence service istihbarat teşkilâtı. intelligence te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akıllı, zeki, anlayışlı; kabiliyetli; maharetli, usta. intelligently (z.) akıllıca, anlayışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aydınlar, münevverler sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) anlaşılır, idrak edilebilen. intelligibly (z.) anlaşılır surette. intelligibil'ity (i.) anlaşılabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin yeni model DVD kaydedicilerinde kullandığı bu sistem görüntü ayarlarını ve diğer uygulamaları kendi yapay zekasıyla en uygun hale getirerek kullanmanızın önünü açıyor.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yana çarpılmış, çarpık. 2. Pek de akıllı olmayan, delişmen, savruk: Kaçıktır, söylediğini bilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balmy. barmy. bats. batty. bonkers. cracked. crackers. crackpot. crank. cuckoo. dotty. freak. goofy. loony. lunatic. mad. madcap. mental. nut. nutcase. nuts. nutshell. peculiar. potty. queer. screwy. touched. unbalanced. funny. daft. off one's head. ladde

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fool. crazy. mad. eccentric. abnormal. a run. warped. crooked. no all there. bats. batty. crackbrain. crackers. daft. fey. lunatic. moonstruck. one one's nut. nuts. off one's onion. up the pole. off one's rocker. screwy. wacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, delişmenlik, savrukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craziness. crookedness. brain crack. wet ideas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük karga. Kargacık burgacık = 1. Alfabenin sonunda boş kalan bir haneyi doldurmak için konulan uydurma bir şekil. 2. Karmakarışık, kötü ve okunması zor yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrawly. bad. in a scrawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kaya. Kayacık ağacı = Top kundağı ve ona benzer şeyler yapılan sert bir çeşit kayın ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılığı kıyafeti düzgün, yaşlıca ve gösterişli kimse. bk. Kerliferli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kelliğe yakalanmış olma, kel illeti: Onun kelliği bellidir.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Saçlı deride, deriden 2-3 santimetre kadar yüksekte kabuklar şeklinde ortaya çıkan ve bir çeşit mantarın neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın ortaya çıktığı yerdeki saçlar ya tamamen dökülmüş ya da bir iki kıl kalmıştır. Tedavinin ilk şartı, temizliğe çok dikkat etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, bal.

Hazırlanışı : 10 diş sarımsak kabukları soyulmadan dövülür. Üzerine 1 tatlı kaşığı süzme bal ilave edilir. İyice karıştırıldıktan sonra, hasta olan yerlere sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baldness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alopecia. baldness. favus. ringworm. bare wasteland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baldness. favus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaypası mantarının tahıllarda meydana getirdiği lekeli hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kısa: Kısacık bir ceket giymiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Pek fazla kolaylıkla: Kolaycacık öğrenilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük kurbağa, kurbağa yavrusu. 2. (tıp) Dil altında çıkan şiş. Pencere kurbağacığı = Çerçeveyi tutup kaldırmaya mahsus demir veya pirinçten gömme yuva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrench. adjustable spanner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Makyavel; Makyavel politikasını güden kimse. Machiavellian s. Makyavelce. Machiavellianism i. Makyavelcilik, Makyavelizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiscal deficit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal hâsıl eden bal taşıyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal gibi akan, bal gibi tatlı. mellifluence i. tatlı dil. mellifluently, fluously z. tatlı dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midenin besinleri gereği gibi ve normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı, mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için gerekli olan salgıyı yapamamasıdır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam fesleğen konur. Kaynatılıp, süzülür Yemeklerden 10 dakika sonra, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek minicik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teeny-weeny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting as a model for an artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde gölgeleri, gölgelemeyi ve ışıklı noktaları kullanarak; biçimlerin gerçek oldukları ve hacme sahip oldukları yanılsamasını sağlama tekniği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bilâğ» dan if.) (mü. mübelliğa). Tebliğ eden, bir emir veya haberi yerine yetiştiren. Büyük camilerde son cemaate imamın ve müezzinin sözlerini tekrar ederek yetiştiren adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tebliğ eden, haber veren bildiren. 2.Büyük camilerde imamın söylediğini tekrarlayan kimse. - Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mücellit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «cild» den İf.). Kitapları dikip kenarlarını düzelterek kap gaçiren işçi: Bu kitapları mücellide göndermeli, mücellit dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinder. bookbinder ciltçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbindery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kitapları dikip kap geçirme, ciltçilik san’atı: Mücellidlikte mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ülfet» ten if.) (mü. müellife) (c. müellifin). Kitap te’lif eden, yazar, muharrir: Bu kitabın müellifi en meşhur müelliflerdendir. Li-müellife = Kitabın müellifi tarafından söylenmiş olan şiirlerin başında geçen bir tâbirdir ki, şiirin başka yerden alınmadığını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

author.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «elem» den if.) (mü. müellime). 1. Elem ve ağrı veren, acıtan, ağrıtan. Darb-ı müellim = Acıtan vuruş. 2. Elem ve keder veren, hüzünlü: Babamın ölümü pek müellim bir haberdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfection. excellence. faultlessness. class. consummation. finish. impeccability. soundness. thoroughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellence. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den if.). Tanzimat’tan önce kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «billûr» dan if.) (mü mütebellire) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Billûr şekil ve suretinde donmuş olan, tebellür etmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celâ»dan if.) (mü. mütecelliyye). 1. Meydana çıkan, görünen, apaçık. 2. Parlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «elem» den if.) (mü. mütellime). 1. Elem ve kedere uğramış: Kendisini pek müteellim gördüm. 2. Acıyan, ağrıyan, hasta: Kalbim müteellimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!. A. «kelâm» dan if.) (mü. mütekellime). t. Tekellüm eden, söyleyen. 2. (edebiyat, gramerde) 1. şahıs: Ben, biz, gelirim, gideriz... gibi. Türkçe’de müfred ve cem’i vardır. 3. Nutuk söyleyen, hatip. (I. A. c. mütekellimîn). Kelâm konuşan (İslâm felsefesi) bilgini).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «malaka»dan if.) (mü. mütemellika). Yaltakçılık eden, yaltaklanan, dalkavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «melk, mülk» ten if.). Temellük eden, malın sahibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulvân» dan if.) (mü. müteselliyye). Teselli bulan, bir ziyan ve acıya karşı bir fayda ve sevinç görüp acıyı unutur gibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den if.). 1. Teslim olunan şeyi alıp kabûl eden. 2. Vergi memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vely» den İf.) (mü. mütevelllyye). Bir vakfın idaresine memur adam ki, ekseriya vakfedenin neslinden olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trustee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten if.) (mü. mütevellide). 1. Doğan, tevellüt eden, dünyaya gelen. 2. mec. Hâsıl olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caused by. resulting from. born of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zillet» ten if.) (mü. mütezellile). Alçaklanan, tenezzül eden, zillete katlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten if.) (mü. müvellide). 1. Doğurtan, ebe, kadın doktoru. 2. (kimya, paleontoloji). Hâsıl eden, husule getiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oksijen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hidrojen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ebe kedin. (bk.) müvellid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجلد] ciltçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤلف] yazar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متجلی] görünen, tecelli eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متألم] elemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متکلم] konuşan. 2.birinci tekil şahıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متملک] dalkavuk, yardakçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متسلی] teselli bulan, avunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

teselli bulmak, avunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متولی] bir vakfın üst yöneticisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متولد] doğan. 2.ileri gelen, kaynaklanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causality. causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle of causality. law of causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objectivity. outwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Mızraplı bir halk çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

then and there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

then and there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orjinal durumuna dönecek kadar esnektir.

Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır.

Bu maddeyi yapay olarak elde etmeyi hala başaramayan bilim insanlarının örümcek çiftliği kurup, örümcekleri sağarak, ipliklerini aldıklarını biliyor muydunuz? Yaklaşık 2.5 santimetre boyundaki bu örümceklerden günde hayvan başına 320 metre (yaklaşık 3-5 gram) iplik elde ediliyor ve bu iplikler ABD ordusuna kurşun geçirmez yelek yapmada kullanılıyor.

Dünyada 34 bin örümcek cinsi tepit edilmiştir. Yani her cins örümcek farklı özellikler taşır. Örümceklerin hepsinde zehir bezleri vardır, ama karadul örümceği, kahverengi örümcek gibi çok az türü insana zarar verebilir. Dünyanın en büyük örümceği ise Güney Amerika’nın kuzey kısmında yaşayan “Goliath Trantula” isimli dev örümcektir. Erkeğinin bacağının boyu 25 santimetreyi bulur. Kurbağaları, kertenkeleleri, fareleri ve hatta küçük yılanları yakalayıp yiyecek kadar güçlüdür.

Örümcekler, diğer böceklerden farklı olarak sekiz bacağa ve sekiz göze sahiptirler. Büyüme safhasında bir bacak kırılırsa yerine yenisi gelebilir. Vücutları iki parça olup arka kısmındaki bezlerden ağ üretimi başlar, buradaki çok ince deliklerden sıvı ve damlalar halinde verilen ağ malzemesi dışarı çıkar çıkmaz donar.

Örümcek ağının her tarafı yapıştırıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Örümceklerin birçok türünde erkeğine göre 4 – 5 kat büyük olan dişinin çiftleştikten sonra erkeğini yediği doğrudur. Ancak bu erkeklerin bir gecelik zevk uğruna katlandıkları bir sonuç değil, kendi nesillerini devam ettirebilmek, kendi evlatlarını üretebilmek için kendilerini dişiye kurban etmeleridir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Özel olma hâli, hususiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speciality. specialty. characteristic. particularity. peculiarity. property. feature. special feature. attribute. attribution. cachet. character. hall mark. hallmark. idiosyncrasy. particular. plate-mark. point. quality. quiddity. singularity. stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. characteristic. feature. individuality. nature. peculiarity. property. qualification. quality. speciality. trait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. feature. attribute. attribution. character. genius. invention. particularity. peculiarity. point. privacy. property. quality. ring. self. special feature. speciality. token. trait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. specially. in particular. particularly. exclusively. above all. in especial. expressly. notedly. principally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. notably. particularly. peculiarly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially. particularly. above all. accepted pairing. bosom. chiefly. consumerization. expressly. fat cat. intransigent. notably. peculiarly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjectivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjectivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapışkanotu, bot. Parietaria officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) isyan, ayaklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) asi, serkeş, isyankâr. rebelliously (z.) asice, isyan ederek, isyankâr şekilde, serkeşçe. rebelliousness (i.) asilik, isyankarlık, serkeşlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dağılmış, serpilmiş, dağınık. 2. Düzgün olmayan, perişan. Açık saçık = Elbisesinden her tarafı görünen (kadın) (veya) müstehcen sözler konuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strewn. scattered. in disarray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaka gibi görünerek. Şaka olsun diye: Şakacıktan arabayı bozdular.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uydu navigasyon sistemi. Uydudan gelen sinyaller sayesinde, küçük elektronik araçların koordinatları belirlenebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uydu, peyk, satelit, bir gezegenin uydusu; büyük bir kimsenin peşinde dolaşan kimse, bende, uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. c.). Selçuklular.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sesli Açıklamalar kör ya da görme engelli kişilerin TV deneyimini geliştiren, filme dair açıklamaların yer aldığı bir ses kaydıdır. İzleyiciler için ekranda olup bitenleri açıklar ve sağır ya da işitme konusunda zorluklar yaşayan kişiler için altyazıların gördüğü işlevi görür. Şu ana kadar, AD özelliği sadece ayrı bir alıcı kutu ya da uydu alıcısı ile kullanılabiliyordu. TV’yi herkes için erişilebilir kılmak için, BRAVIA yelpazesi belirli TV kanalları tarafından yapılan açıklamalı ses kayıt yayınlarına kolayca erişim sağlayan tümleşik AD özelliğine sahip ilk üründür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) («sıcak» sıfatının küçültülmüşü olup sevgi için kullanılır). Sevilecek ve hoşlanılacak şekilde sıcak: Sıcacık odasında oturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balmy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosy. warm. pleasantly hot. cozy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imlâ, yazılış, yazım; heceleme, imlasını söyleme. spelling bee, spelling match imlâ yarışması. spelling book imlâ kılavuzu. spelling reform imlâ reformu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İnsan gözünü yormadan titreşimli görsel görünümler sağlamak için ince ayarlanmış resimler elde etmeyi sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlarla dolu, yıldızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldız şeklindeki, yıldızımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ek olarak yalnızca ve belirli bir yeri işaret eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk memleketlerinde (bilhassa Türkistan’da) oturan İranlı. Tacikistan = Türkistan’da İranlılar’ın hafif ekseriyet teşkil ettikleri bir bölge.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İran ve Türkistan’da yaşayan İran asıllı, Farsça konuşan halktan olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tadzhikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tadjikistan. tadzhikistan. tajikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tajikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 39 00 Kuzey enlemi, 71 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 143,100 km².

Sınırları: toplam: 3,651 km.

sınır komşuları: Afganistan 1,206 km, Çin 414 km, Kırgızistan 870 km, Özbekistan 1,161 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: İç kısımlarda kıtasal, Pamir dağlarında yarı çöl ve kutupsal iklim görülür.

Arazi yapısı: Pamir ve Alay dağları yer şekillerini oluşturur; Fergana Vadisi kuzeyde, Kofarnihon ve Vakhsh vadileri güneybatıda yer alırlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Syrdariya 300 m.

en yüksek noktası: Ismail Samani Zirvesi 7,495 m.

Doğal kaynakları: Hidro enerji, petrol, uranyum, cıva, kömür, kurşun, çinko, antimon, tungsten, gümüş, altın.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %4.

Diğer: %65 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 6,390 km² (1993 verileri).

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 6,578,681 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.12 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -3.49 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 116.09 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.18 yıl.

Erkeklerde: 61.09 yıl.

Kadınlarda: 67.42 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.29 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Tacik.

Nüfusun etnik dağılımı: Tacik %64.9, Özbek %25, Rus %3.5, diğer %6.6.

Din: Sünni Müslüman %80, Sii Müslüman %5.

Diller: Tacikce (resmi), Rusça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

erkekler: %99.

kadınlar: %97 (1989 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Tacikistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Tacikistan.

Yerel tam adı: Jumhurii Tojikiston.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Duşanbe.

Bağımsızlık günü: 9 Eylül 1991 (Sovyetler Birliğinden).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 9 Eylül (1991).

Anayasa: 6 Kasım 1994.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasy


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celâ» dan masdar) (c. tecelliyyât). 1. Görünme, açığa çıkma. 2. İlâhî kudret eserlerinin görünmesi, açığa çıkması. 3. İlâhî lutfa erişme. 4. Talih, kader: Benim tecellim böyle imiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfiguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestation. fate. luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestation. becoming manifest. revelation. destiny. fate. phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تجلی] görünme, ortaya çıkma. 2.kader.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Görünme, belirme. 2.Kader, talih. 3.Allah’ın lütfuna erişme.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تجليگاه] görünme yeri, zuhur yeri, ortaya çıkış yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teller takınmış, tel ile süslenmiş: Telli gelin. 2. Kaba bir surette süslendirilmiş, cicili bicili: Telli pullu. Telli bebek = mec. Delişmen, hoppa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string instruments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tesirli, etkili .tellingly z. etkili bir şekilde, tesirli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence. inertia. laze. sloth. laziness. inaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence. sloth. laziness. idleness. laze. sluggishness. torpor. vacuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Temeli olan, esaslı. 2. Sebatlı, devamlı, sürekli, geçici olmayan. 3. Eski, eskiden kurulmuş: Oranın temelli bir mektebi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a foundation. true. well-founded. permanent. permanently. fundamental. for good. for good and all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which has a foundation. permanent. old. application for life. for good.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üşenme hâli, Ar. kesel. 2. Ağırlık, Ar. batâet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (e. teselliyât). Bir acıyı kısmen unutturacak iyilik veya nasihat, avutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolation. comfort. cheer. salve. solace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balm. comfort. consolation. solace. comfort avunç. avuntu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. consolation. solace. alleviation. relief. silver lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسلی] avutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commiserative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. condole. console.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to console. to comfort. to give sb consolation / comfort / solace. cheer up. to offer a mite for comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hono u rable mention. consolation stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

avutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. teselli, Fars. Amîhten = karıştırmak). Teselli veren, teselli yollu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tesellî, Fars. pezîreften = kabûl etmek). Teselli kabûl eden, teselli edilebilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tesellî, Fars. yâften = bulmak). Teselli bulan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تسلی کار] avutan, teselli veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsolable. disconsoled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tevellâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. barometrenin ana ilkesini keşfeden İtalyan fizik bilgini; Toricelli'ye ait veya onunla ilgili Torricellian tube barometrenin cam tübü Torricellian vacuum barometre cıvası üzerindeki hava boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bahçede veya evin dış tarafında bulunan kafes işi; f. kafes işi yapmak; dallarını kafese sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,, Ar. teselli, Fars. bahşîden = Bağışlamak). Teselli veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek ufak, pek küçük, küçücük. Sevgi de gösterir: Ufacık bir çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skimpy. tiny. minute. very small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diminutive. fiddling. minuscule. small. tiny. titchy. wee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teeny weeny teensy weensy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız, zekasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open wag g on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietly. slowly. softly. under plain cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavaş ve belli etmeden veya ortalığı karıştırmadan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. seğirmek; seğirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tel şehriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. yumurta sarısında bulunan bir protein.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Wellington, Yeni Zeland'ın başkenti; çoğ. çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapma, sun’İ tavır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected. artificial. campy. cold. constrained. counterfeit. factitious. false. genteel. plummy. pretended. put-on. rose-water. set. shifty. sophisticated. studied. studious. theatrical. unnatural. feigned. chichi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected. artificial. bogus. contrived. deceitful. histrionic. mannered. mock. phoney. sham. slimy. strained. theatrical. feigned. false. affectation. simulated. pretended. phony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. affected. artificial. feigned. mock. affectedness. artificiality. pose. show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaffected. free of show or affectation. natural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz günleri, güneşli sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaz günleri, sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah renk bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Rüzgârlı, rüzgârı çok: Yelli gün, hava. 2. Sızıları olan, romatizma ve benzeri hastalığa tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,(argo) ödlek, korkak; sarı göğüslü(kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canlılarda dişinin çıkardığı üreme hücresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: yumuşakçık). Pek yumuşak ve mülâyim: Çocuğun yumuşacık elleri.

Türkçe Sözlük by