Adû ne demek? | Adû anlamı nedir? | Adû

Adû anlamı nedir?

Adû ne demek?

Adû anlamı nedir?

Adû | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: adû

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدو] düşman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. adad). 1. Kol, bazu. 2. mec. istinatgah, muin, yardımcı: Adûdüddevle = Devletin yardımcısı. Anatomi. Azm-ı adud = Kol kemiği; cerrahî. Haz-i adud = Kolun kesilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adudîye). Anatomi. Kola mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaltaklanmak, tabasbus etmek. adula'tion (i). mübalağalı bir şekilde methetme, aşırı övgü, tabasbus, yaltaklanma adulatory (s). aşırı övgü niteliğinde olan, yaltaklanma mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). reşit, ergin, erişkin (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). karıştırmak, safiyetini bozmak; (s). karışık, mahlut adultera'tion (i). karıştırma, karıştırılmış olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zina, evli biriyle gayri meşru cinsi münasebet. adulterer (i). zina yapan erkek adulteress (i). zina yapan kadın adulterine (s). gayri meşru (çocuk). adulterous (s). zina eden; caiz olmayan, memnu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ima etmek, anıştırmak ; gölgelemek. adumbra'tion (i). ima, kinaye; gölgeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanmış, kavrulmuş, kurumuş adv kıs adverb.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Adâ). Çokluğun çokluğu: Eâdî. (Dilimizde daha çok «adû» şeklinde kullanılmıştır). Düşman, hasım: Adüvv-i cân = Can düşmanı, adüvv-i kadîm = Eski düşman, Adây-ı din = Din düşmanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemilerde, küpeştenin iç tarafında bulunan direklere takılı halatları bağlamak için kullanılan delikli ve çubuklu levha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plate at the edge of the deck with holes for fastening rigging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindistan'da hürmet ifade eden ve bey kelimesinin karşılığı olan unvan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyücü, Ar. sâhir, sihir, sihirbaz, mec. Çok güzel. (bk.) Cadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جادو] büyücü. 2.cadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog caducei) Yunan mabudu Hermes'in tanrıların habercisi olarak elinde taşıdığı asa; tıp ilminin sembolü olarak kullanılan yılanlı asa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bunaklık; halsizlik, zayıflık; fanilik, geçicilik,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جادوگر] büyücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sihirbaza lâyık olan veya lâyık surette, sihirbazâne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool)., (bot). birleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دادو] dadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دادوفریاد] feryat figan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داد و ستد] alışveriş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik), ince katranlı halat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tedrici, derece derece; kademeli. gradualism (i.) siyasi veya toplumsal değişiklikerin tedrici olarak uygulanması prensibi. gradually (z.) derece derece, ted.ricen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) diploma vermek; diploma almak, mezun olmak; derecelere ayırmak; derecelere aynlmak; tedricen değişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) mezun kimse, diplomalı kimse; dereceli sıvı öIçeği; (s.) mezunlara ait; dereceleri olan. graduate school üniversite mezunlannı öğrenci olarak kabul eden fakülte. graduate student ihtisas yapan öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezun olma, diploma alma, diploma dağıtımı, öIçü bardağı üstündeki derece işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Latince veya Yunanca vezin sözlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عبادالله] Tanrı’nın kulları. 2.çok, bol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın kullan, insanlar, (bkz.Abdullah). 2.Çok, pek çok.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a boyun eğme, teslim olma, kendini teslim etme.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın irşadı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of date. null and void. barred by the statute of limitations. statute barred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black widow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black mulberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I. denzcilik). Gemilerde çeşitli maksatlarla kullanılan ince ip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «add» den imef.) (mü. mâdûde). 1. Sayılmış, sayılı, sayısı bilinen: Meskûkât-ı mâdûde. 2. Sınırlı, belirli, münhasır: Ticaretin faydaları mâdûd değildir. 3. Bir cins sayısına dahil, bir türlü sayılan: Antimon madenlerden mâdûddur. Nâ-mâdûd (ve daha doğrusu gayri mâdûd = Sayısız, sayılmaz, hesapsız. Ar. lâyuad, çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدود] sayılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sayılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c. hukuk). Yumurta gibi sayı İle alınıp satılan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adem» den imef.) (mü. mâdûme). Yok olan, mevcut olmayan: Mâdûm bir şeyi istemek boştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدوم] yok olmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدوميت] yokluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sonradan yapılmış bir kelimedir). Yokluk, yok olma: Anka kuşunun mâdûmiyyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağlama edatı, dûn = alt), t. Alt taraf, bir şeyin aşağısında bulunan yer: Bin sayısı mâdûnunda, bu miktarın mâdûnunda olmamalı. 2. Emir altında bulunan, diğerinin emir ve hükmü altında olan, mâfevk zıddı: Bir Amir daima mâdûnunu kayırmaya ve onlarla yüz-göz olmamaya çalışmalıdır: Mâfevkıyle geçinemiyorsa da mâdûnu ile pek iyi geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferior. subordinate. subaltern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مادون] ast, aşağıda, alt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAdûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sayılmaz, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Amonyak tuzu denilen, tuzlu ve yakıcı beyaz bir madde. Nişadır ruhu = Amonyak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nişadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üniversiteden mezun olduktan sonraki tahsile ait; i. doktora talebesi, üniversiteden mezun talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. dişli dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tanrının kullu, talihli kıldığı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevinçli, neşeli, memnun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Mübarek, kutlu, uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادروان] şadırvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adi» den). Beraberlik, denklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being equivalent. equivalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعادل] denklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Değişme, değiştirme, trampa az çok argodur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Birdenbire zihne gelme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «redf»ten). 1. Birbiri arkasından gitme, birbirini takip etme. 2. (gramer) İki veya daha çok sözün bir mânâya gelmesi: Bu iki kelime arasında terâdüf vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rast gelme, aramaksızın bulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluky. flukey. coincidence. incidence. hap. fortuity. chance. encounter. accident. conjunction. contingency. happenstance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluky. flukey. coincidence. incidence. hap. fortuity. chance. encounter. accident. conjunction. contingency. happenstance. chance meeting. chance event. happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence. chance event. accident. a chance meeting. an accidental encounter. chance. hazard. casual event. casus. conjunction. lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Rastgele

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by chance. by coincidence. accidentally. haply. incidentally. fortuitously. by accident. casually. causelessly. in passing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidentally. incidentally. by chance. by coincidence. by accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by chance. by accident. fortuitously. by coincidence. coincidentally. accidentally. by haphazard. by misadventure. peradventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rastgeie olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. casual. chance. coincidental. concurrent. contingent. fortuitous. incidental. stray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. coincidental. fortuitous. chance. casual. adventitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadm» dan) (c. tesâdümât). Çarpışma, tokuşma (müsademe gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصادف] rastlama. 2.rastlantı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rastlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rastlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصادفا] rastlantı eseri, rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصادفی] rastlantı eseri, rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصادم] çarpışma, tokuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çarpışmak, tokuşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iftira etmek, karalamak, çamur atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karıştırılmamış, safiyeti bozulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üniversite öğrencisi; s. üniversite öğrencisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıra kemerli köprü, viyadük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. viaduc

köprü yol

Vadi veya ırmak üstünden demir yolu veya kara yolunun geçişini sağlayan, ayaklar üzerine oturtulmuş yüksek ve uzun köprü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trestlework. viaduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viaduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viaduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by