Ada ne demek? | Ada anlamı nedir? | Ada

Ada anlamı nedir?

Ada ne demek?

Ada anlamı nedir?

Ada | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Etrafı su ile çevrili kara parçası.

2.Etrafı yollarla çevrili arsa ve binalar takımı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) mâdâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. adû).Adûlar, düşmanlar. (bk.) adc.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعدا] düşmanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب عدالت adalet suyu; 2.doğruluğun bereketi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şen, mâmur (Abâd gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبادان] bayındır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mâmurluk, şenlik, bayındırlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبادانی] bayındırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şenlik, mâmurluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) hastalıktan korunmak için üç köşeli muska üzerine yazılan manasız harfler; muska; anlamsız söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abracadabra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. edeb). (bk.) Edeb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آداب] edepler, terbiyeler. 2.yol yordam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Cemiyet içindeki davranış ve nezaket kaideleri, görgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) Yunus familyasından yırtıcı bir balık. Bazılarının boyu yirmi beş metreyi bulur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). anlamsız veya saçma bir hale gelinceye kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden bir bitki. Yaprakları çay gibi haşlanılarak içilir. Yurdumuzda çok yetişir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(salvia officinalis): Ballıbabagillerden; özellikle Akdeniz bölgesinde yetişen ıtırlı bir bitkidir. Menekşeye benzeyen çiçekleri haziran, temmuz aylarında açar. Yaprakları uzun, kenarları tırtıllı, beyazımsı yeşil renktedir. Hafif kafuru kokusu vardır. Çiçek açtığı zaman toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler:Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. c. A.) (m. aded). Sayılar, (bk.) Aded.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atasözü, darbımesel, vecize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Musikide hareket gösteren terimlerden biri. Yavaş, ağır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). (i)., (müz). adagio;(i). yavaş çalınan parça

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adanın hakimi, yöneticisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «adamak» tan). Mukaddes bir şahıs veya makama adanan şey, nezir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vow. oblation. offer. offering. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblation. offering. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offering. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - “Adın yayılsın, ün kazan” manasında.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عضلات] kaslar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Ai.) (c. adalât). Kas, vücudu hareket ettiren organ, (bk.) kas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beef. muscle. myo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muscle. muscle kas. muscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muscle. brawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [1[عضله kas. 2.kaslar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, Su

Hazırlanışı : 4 Bardak suya, kabukları soyulmamış 3 elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin adaleti- Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musculous. muscled. strong. having muscular strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hak elde etme ve herkesin haklarına tamamiyle riayet, adi, madelet, dâd, insaf: IcrS-yı adalet, adâlet icra etmek, adâlet mûcib-i saadettir, saadeti mûciptir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justice. equity. fairness. equitableness. reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equity. justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justice. equity. act of justice. jus. law. reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدالت] adalet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) /(Erkek İsmi) - 1.Hakka riayctkarlık, hak tanırlık, haklılık, doğruluk. 2.Haksızlıktan uzaklaşma. 3.Düzenli ve dengeli davranma. 4.Hakkaniyet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Adâletlicesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Court of Justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adil, adâletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عدالتکار] adil, adaletli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Adâlete uygun düşen veya adâletli olan: Adâletli bir hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right. just. equitable. fair. judicious. clean adil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. equitable. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i! A. T.). Adâlete aykırı düşen veya adâletli olmayan’ Adâletsiz karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iniquitous. unjust. inequitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjust. inequitable. oppressive law. unfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hak ve insafa mugayir hareket, adalet ve insaf eksikliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice. inequity. unjust act. iniquity. travesty of justice. unfairness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ada ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adaliye, anatomi). Sinirli etlere, balıketine mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.insan.

2.Erkek kişi. 3.İyi yetişmiş kimse: Bu şehir çok adam yetiştirdi. 4.Birinin tarafını tutan kimse: O, Ali beyin adamıdır.

5.Belirsiz zamir olarak herkes: Adamın gidip yatacağı geliyor.

6.Vazifeli şahıs: Buraya bakacak bir adam lâzrm. Buranın adamı nerede? Adam etmek = İyi yetiştirmek. Adam olmak = İyi yetişmek. Adam içine karışmak = Eş, dost arasına çıkmak, topluluğa karışmak. Adam sarrafı İnsanların karakterini iyi anlayan, görmüş geçirmiş kimse. Adama dönmek = Tertiplenmek, düzelmek. Adamdan saymak = Ehliyetini kabul etmek, (bk.) Adem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. dog. person. employee. guy. fellow. fellow man. bean. bird. bozo. chap. cookie. cooky. cuss. feller. jack. joker. buster. dick. fucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. dog. person. employee. guy. fellow. fellow man. bean. bird. bozo. chap. cookie. cooky. cuss. feller. jack. joker. buster. dick. fucker. bastard. bloke. bod. gentleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given in the Bible to the first man, the progenitor of the human race. 'Original sin;' human frailty. street names for methylenedioxymethamphetamine in Judeo-Christian mythology; the first man and the husband of Eve and the progenitor of the huma

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. person. individual. a full man. servant. attendant. one's agent / follower. chap. cove. cuss. guy. herbert. johnny. sod. son of a gun. specimen. wight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in Judeo-Christian mythology; the first man and the husband of Eve and the progenitor of the human race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scottish architect who designed many public buildings in England and Scotland. street names for methylenedioxymethamphetamine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first male God created; he and his mate Eve disobeyed God and were expelled from the garden of Eden See Chapter 1 Yahwist Creation Story The Hebrew term adam can variously designate humankind collectively , the first man , or the personal name Adam Se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Robert Adam : eminent architect who designed furniture for the houses he built or re-modelled; famous for his revival of the classical style, based on Ancient Greek and Roman taste, begun in England during the 1760's.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Furniture designed by the 18th-Century English architects Robert and James Adam, in the same Pompeiian classicism which marked their houses Pieces are delicate and slim, and have simple straight lines and restrained ornamentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Art Design Architecture and Media. red, a Babylonian word, the generic name for man, having the same meaning in the Hebrew and the Assyrian languages It was the name given to the first man, whose creation, fall, and subsequent history and that of his desc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The style period from 1765-1790 The Adam brothers introduced the neoclassical style in furniture and architecture to England.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

First man mentioned in Genesis and thus the paradigm for the human being Adam features in many pseudepigraphic texts of the Second Temple period found at Qumran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Genesis, the name Adam literally means 'ruddy,' from the Hebrew for 'red'; it possibly derives from an Akkadian word meaning 'creature ' In the older creation account , Adam is simply 'the man [earthling],' which is not rendered as a proper name until

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scottish brothers Robert and James Adam practiced as architects and designers, employing cabinetmakers, painters, and sculptors to execute their designs. earthborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arrestee Drug Abuse Monitoring System, formerly known as the Drug Use Forecasting program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Armywide Devices Automated Management System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Name mean red, earth First man See Adam, Second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adam, as first man, is the metaphorical representation of the collective entity who represents all people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A robo-demon created from other demon parts Click here for a full description.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Area Denial Artillery Munition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Adem; bir erkek adı. Adam's apple (bak). apple. not to know one from Adam tanıyamamak the old Adam insanların günah işlemeye olan tabii eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man-to-man defence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per capita. per head. per person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidnap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide. murder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murdering. murder. homicide. manslaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good judge of character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dedication. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dedication. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mukaddes bir şahıs veya makama bir şey ahd ve nezretmek: Adaçayı Tekkeye kurban adamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vow. offer. commit. consecrate. dedicate. devote. give up. wed. wed with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecrate. dedicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dedicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gerektiği şekilde: Bu işi adamakıllı yapacak biri lâzım. Adamakıllı bir yol. Adamakıllı bir söz.

2.Pek fazla. Adamakıllı ıslandım, iş adamakıllı ihmal edilmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. thoroughly. fully. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoroughly. fully. substantially. carefully. painstakingly. crashing. greatly. heartily. really. roundly. supremely. vitally. in the worst way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). hoşgörüsüz; çok sert; (i). çok sert efsanevi bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarsılmaz; delinmez ; elmas gibi sert ve parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Ademceğiz» yanlıştır). Küçük ve fakir ve hakir yahut merhamete değer insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little or modest man. poor fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

insaniyete yakışır surette, insaniyetle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Ademcik» hatadır). Küçük ve hakir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Adam yiyen.

2.Adama salar veya adamdan ürker (hayvan).

3.Alışkanlıktan insanın üzerine gelen (hayvan).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Allah daim ve bakî etsin mânâsiyle kullanılan Arapça duadır: Adâmellâhü devletehu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsana yakışacak şekilde: Adamlıkla alâkası yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manliness. manly character. honesty. decency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden bir bitki. Kökü bazen insanı andıran biçimler aldığından bu adla anılır. Ayrıca eskiden bu bitkide acayip hususiyetler olduğuna inanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Alraunwurzel, Mandragore, Mandrake): Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yapraklı ve kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. Kökleri insana benzediği için, bu isim verilmiştir. Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı ve Güney Anadolu. Kullanıldığı yerler: Kökleri % 0,3 oranında Hiyosiyaminlerle Skopolamin alkaloitlerini taşır. Bundan dolayı zehirli bir bitkidir. Ağrı kesici, yatıştırıcı, cinsel gücü arttırıcı etkileri vardır. Halen tedavide çesitli preparatların terkibinde kullanılmaktadır. Rastgele kullanıldığında zararlı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli durumlarda «Adam sen del» diyerek omuz silkme, işleri benimsememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesiz, yalnız, yakını ve yardımcısı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a servant / attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesiz, yardımcısız olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in southern Turkey on the Seyhan River.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in southern Turkey on the Seyhan River.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) /(Erkek İsmi) - Şanlı, şöhretli

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Adama işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenances. customs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir şeye uydurmak, uyarlamak; edeb adapte etmek. adapt oneself uymak, intibak etmek, tabi olmak. adaptable (s). uysal, şartlara uyan, intibak edebilen adapter (i). adaptör; intibak eden ve ettiren şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şartlara ve çevreye uyma yeteneği, intibak kabiliyeti, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tatbik etme işi, bir şeyin bir başkasına göre ayarlanması, bir canlının yaşadığı muhite uyması işi: Bu piyesin adaptasyonu iyi olmuş. Bazı kelebekler adaptasyon sayesinde kendilerini korur, ADAPTE (i. Fr.). Adaptasyonu yapılmış, tamamlanmış: Bu eser Fransızca’dan adaptedir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adaptation

uyarlama

Uyarlamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adaptation. conformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adaptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, imtizaç , intibak, tatbik, uyma; (edeb). adaptasyon, uyarlama; ışık değişikliklerine gözü alıştırma işlemi; uydurulma, şekil değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adapté

uyarlanmış

1. Sinema, tiyatro, radyo ve televizyonun teknik imkânlarına uygun duruma getirilmiş.

2.Kişi ve yer adları değiştirilerek yerli bir eser durumuna getirilmiş (yabancı eser).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angepasst. übertragen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adapteur

uyarlayıcı

Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter. adaptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter adaptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). musevi takviminde şubat ortasında başlayan ay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «ad-daş»). Adı bir, «Ahmed» adını taşıyan iki ayrı şahıs gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

namesake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

namesake. name sake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı adı taşıyan iki kişinin hal ve sıfatı ve aralarında münasebet, aynı ismi taşıma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zambakgillerden bir bitki, soğanından ilâç yapılır (Urginea Maritima).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Scille, Scillae bulbus, Sea onion, Urginea maritima): Zambakgillerden bir çesit bitkidir. Yaprakları uzun şerit şeklindedir. Çiçekleri yeşil ve beyaz damarlıdır. 2 kilogram kadar olan soğan kısmı, yapraklarının altındadır. Acı ve zehirlidir. 7,5 gram adasoğanı, bir insanı rahatça öldürebilir. Tazeyken kullanılmaz. Aksi halde zehirlenme ve kusmalara yol açar. Soğanın etli olan orta kısmı, dilimlenerek kurutulur. Sonra dövülüp toz haline getirilir. Çok iyi bilmeden kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler:İdrar söktürür. Kalp hastalarında vücudda biriken suyu boşaltır. Azotemiyi azaltır. Böbrek hastaları kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). yıldızlara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عادات] âdetler, alışkanlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbit. cony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birini nezretmeğe sevk ve icbar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Düşmanlık, husûmet: O adamın bana adâveti vardır.

2.Kin, garez, buğz: İzhar-ı adavet etmek = Kinini açığa vurmak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عداوت] düşmanlık. adâvet etmek/eylemek düşmanlık gütmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir vazife veya işe seçilmek üzere kendisini ileri süren, yahut başkaları tarafından ileri sürülen kimse: Milletvekili adayı.

2.Belirli bir iş için yetiştirilen kimse: Avukat adayı. Namzet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant. cadet. candidate. aspirant. contestant. entrant. nominee. postulant. remainderman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant. candidate. nominee. applicant namzet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candidate. nominee. suitor. solicitor. aspirant. postulant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candidacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomination. candidacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candidacy. candidateship. candidature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all day long. without interruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. alâka: ilişik. F. dâşten: tutmak) alâkası ve ilişiği olan, münasebetli, hissedar: Bu işle ben de alâkadarım. Yeni yapılan fabrikayla siz de alâkadar mısınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connected. concerned. interested. involved. appertaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه دار] ilgili, alakalı. alâkadar etmek ilgilendirmek. alâkadar olmak ilgilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه داران] ilgililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the altogether. natural. stark naked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

every now and then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

every so often.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasionally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. behind. behindhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind. rearward. on the reverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the dodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) («Arka» dan. Aslı: Arka-daş).

1.Dost, yakın, tanıdık, refik, ortak.

2.Muavin, yardımcı, yamak.

3.Bir işte birlikte bulunanlardan her biri: Yol arkadaşı, okul arkadaşı. Arkadaş değil, arka taşı = Yük olan, eziyet veren arkadaş için kullanılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. friend. pal. buddy. bud. fellow. companion. mate. comrade. associate. bedfellow. brother. chap. chum. compeer. consociate. familiar. feller. helpmate. helpmeet. sidekick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. associate. buddy. chap. companion. company. comrade. date. fellow. friend. mate. pal. partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy. companionable. jovial. sociable. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who values friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. pally. comradely. companionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive. forthcoming. friendly. kindly. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like friends. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Refakat, refiklik, şeriktik. Arkadaşlık etmek = Refakat etmek, beraber bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. comradeship. company. companionship. fellowship. good fellowship. amity. association. camaraderie. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. company. comradeship. fellowship. friendship. society. togetherness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a friend of. to accompany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. armata

den. donanma

Bir devletin deniz kuvvetleri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fleet of armed ships; a squadron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically, the Spanish fleet which was sent to assail England, a. d. 1558. a large fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Spanish Armada The fleet assembled by Philip II of Spain, in 1588, for the conquest of England Used for any fleet. a fleet of warships.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). donanma. the Armada 1588'de İngiltere'ye hücum edip mağlup olan İspanyol donanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çiçekleri asılmış insana benzeyen ve köklerinden sahlep çıkarılan sahlepgillerden bir bitki (Lorogiosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tarih). Osmanlı sarayında bir hademe sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanatkâr Alât ve edevâtı, marangoz vesaire takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kit. set of tools. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. equipage. gadget. gearing. kit. set of tools. implements. utensils. hand tools. set. gear. gear and tackle. requisite. facilities. apparatus. instrument. appliance. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind and fatherly man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bâdem. (bk.) BAdem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بادام] badem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bâdem şeklinde: Bâdâmî göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badana, duvarlara vurulan kireç veya aşı boya şerbeti: Badana etmek, çekmek = Duvarları bu şerbetle beyazlatmak veya boyamak.

1.Aşırı derecede sürülen düzgün.

2.Sathî tamir, bir şeyin kusur ve eksiklerini zâhirde görünmeyecek surette yalandan süsleme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash. lime-wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash. lick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badanacı, duvarları badana eden sanatkâr, bu sanatla geçinen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvarları badana etmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalamak, duvarlara kireç veya aşı boya şerbeti çekmek, badana vurmak: Badanacı evleri badanalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorate. whitewash. to whitewash. to decorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whitewash. to whiten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalatmak, badana ettirmek: evi hangi badanacıya badanalattınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badanalı. Badana sürülmüş, kireç veya aşı boya şerbetiyie boyanmış: Badanalı duvarlar sıhhate elverişlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bağdaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bağdaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Şekerli yer elması.

2.Düztaban.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهادار] kıymetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya Kuzey Pasifik Okyanusunda mercanada.

Coğrafi konumu: 0 13 Kuzey enlemi 176 28 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 129 km².

Kara: 129 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Sahil şeridi: 4.8 km.

İklimi: Az yağışlı sabit rüzgarlı yakıcı güneşli ekvatoral iklim hakimdir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: 8 m - isimsiz bölge.

Doğal kaynakları: Guano karada ve suda vahşi doğa.

Arazi kullanımı: Tarıma elverişli: %0.

Sürekli ekinler: %0.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %100.

Sulanan arazi: 0 km² (2005).

Doğal afetler: Mercanadayı çevreleyen kayalıklar denizciler için tehlike oluşturmaktadırlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Baker adası ıssızdır. 1942 yılında II Dünya savaşında adaya yapılan hava saldırıları sırasında buradaki tüm siviller adayı terk ettiler. Su anda ada sadece avlanma amaçlı kullanılmaktadır. (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Baker Adası.

ingilizce: Baker Island.

Bağımsızlık durumu: ABD’ye bağlıdır; Washington tarafından yönetilir.

Hukuk sistemi: ABD hukuku uygulanmaktadır.

Bayrak: ABD bayrağı kullanılmaktadır.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinliği yoktur.

Ulaşım ve Taşımacılık

Deniz yolları: yok.

Limanları: yok; sadece denizin ortasında demir atma imkanı var.

Hava alanları: 1665 metrelik alanda II Dünya savaşı sonrası terkedilmiş bir uçak pisti var üzeri tamamen bitki örtüsü ile kaplanmıştır ve şu anda kullanılmamaktadır. (2006 verileri).

Ulaşım notu: Batı yakasında bir gündüz feneri bulunmaktadır.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleface. white. white man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakterilerle ayrışabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in / at one go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a jiffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as much. the same amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from the front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük bir sepete yerleştirilen kirli çamaşırların üzerine sıcak kül suyu süzme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over head and heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tenedos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biz, kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balta, savaş baltası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meantime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incidentally. meanwhile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the way. among other things. in the meantime. meanwhile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this much. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-A.) dan+m] bundan başka, bunun yanısıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. in this place. in this quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from here. from this place. from hence. hence. herefrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

away. hence. from here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bedava olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «cadı» dan). Ağız kalabalığı ile herkesi susturup haksız yere hak kazanan, şarlatan: Pek cadaloz adam, cadaloz karı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. shrew. vixen. old trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irascible / shrewish woman. nagging woman. hag. harridan. shrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kalabalığı ile haksız yere hak kazanma ve sözünü geçirip nüfuzunu yürütme, şarlatanlık: O, ancak cadalozlukla iş görmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadastro, çap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kadastroya ait. cadastral map kadastro haritası. cadastral survey kadastronun araziyi ölçmesi, kadastro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ceset, kadavra. cadaverous (s). kadavra gibi, soluk, pörsümüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealthily. on the sly. on the quiet. surreptitiously. secretly gizlice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çapraz düğmeli ve harçlı bir cins kısa yelek ki, potur gibi eski kıyafetle giyilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kanada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the bag. a bird in hand. cert. cinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

CARTADAN (i.). Gürültü ile ve ansızın. Cartadak pencereyi açtı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

akdiken kabuğundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمادات] cansız varlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağustosböceği, (zool). Cicadis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلادار] cilalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Po nehrinin güneyinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (çukadar). Ayak hizmetinde bulunan çuha elbiseli, yahut çuhadan olan perdenin haricinde emre hazır bulunan hademe ki vaktiyle hususî bir sınıf teşkil ederlerdi. Kapı çuhadarı = Eskiden BAbiâlî’de vilâyetlerin kapı kethüdalarının maiyyetinde bulunup valilerin bazı siparişlerini yerine getiren memurlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çuhadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇUHADARLIK (i.). Çuhadar hizmet ve vazifesi. Kapı çuhadarlığı = Kapı çukadarı hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Birdenbire suya veye derin bir yere düşen şeyin sesini taklit ve tasvir eder: Cunbadak düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cunbadak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin tadını tattırıp alıştırmak, iptilâ ettirmek: Siz çocukları oyuna dadandırdınız, şimdi derse çalışmıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to get a taste for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin tadını alıp alışmak, lezzetini alıp iptilâ hâline getirmek: Siz eğlenceye çok dadandınız. Dadanmak kudurmaktan beterdir. İyi terbiye görmeyen çocuk kötü şeylere dadanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get a taste. to visit frequently (a place where one hopes to gain sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Delikanlı, babayiğit kimse.

2.Erkek kardeş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother. young man. youth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Erkek kardeş. 2.Delikanlı, babayiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çepeçevre, fırdolayı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دائرا مادار] çepeçevre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlükle, ancak, uc uca: Trene daradar yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dağılmış, çok saçılmış, (bk.) Dardağan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock a hoop. in pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishevelled. shambolic. slummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tenzil, indirim, indirme; rütbe tenzili; rezalet; düşme, sukut; (güz). (san). uzak görünmesi için tonu hafifletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décadence

çöküş

Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (alaria esculenta).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(carrageen): Esmer su yosunlarından bir çeşit deniz bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Tonlarla, taramalarla vb. ile dereceli etkilerin yaratılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statesman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statesman. diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecclesiastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

never in the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceaseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

always. away. consistently. on. steadily. steady. together. all the time. on and on. continuously. continually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. ceaselesly. without cease. right off the reel. repeatedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meksika'da yapılan çok biberli bir börek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Faziletli. 2.Rasulullah’a tabi olmuş sahabedendir. Medineli ilk müslümanlardandır. Birçok hadis rivayeti mevcuttur.

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Başkent: Thorshawn.

Nüfus: 1399 km2.

Komşuları: Atlas Okyanusu’nun Kuzeyinde Takımada.

Önemli Şehirleri: Thorshawn, Sandur, Sandvik, Klaksvik.

Din: Çoğunlukla Hıristiyan.

Dil: İzlanda Dili, Faroe Dili.

Yönetim Biçimi: Danimarka’ya Bağlı Özerk Bölge.

Tarih: Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde 22 volkan adasından oluşan takımada. İzlanda ile İngiltere arasında yer alan bu takımadanın merkezi Thorshawn’dır. Adalardan yalnızca 17’sinde insan yaşar. Ancak

2.Dünya Savaşı’nda Danimarka’nın Almanlar tarafından işgal edilmesiyle bir süre İngiliz denetimine geçti. 1946’da Faroe parlamentosu bağımsızlık ilan etti ama yeni meclis kararı değiştirdi. 1948’de özerkliği tanınan Faroe 1953’ten bu yana Danimarka meclisinde 2 üye ile temsil edilmektedir.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more than needed. too much. adscititious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.). (bk.) Ferkad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. savant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gadavât). Sabahın erken zamanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queer fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (güz.) (san.) farkedilmez bir şekilde renk değiştirmek; derecelere ayırmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) derece derece çıkma veya inme; sıralama; derece, merhale; (güz.) (san.) bir tondan diğer bir tona tedricen geçme; (müz.) perde değiştirme; (dilb.) sesli harfi tedricen değiştirme. gradational (s.) derece derece, tedrici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Karayipler’de, Karayip Denizi ve Atlas Okyanusu arasında, Trinidad ve Tabago’nun kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 12 07 Kuzey enlemi, 61 40 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 344 km².

Kara komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 121 km.

İklim: tropikal; kuzeybatıdan daima rüzgarlar esmektedir.

Arazi yapısı: Orta kısmında volkanik özellik taşıyan dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Saint Catherine Dağı 840 m.

Doğal kaynakları: Kereste, tropikal meyveler.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.88.

ekinler: %29.41.

Diğer: %64.71 (2005 verileri).

Doğal afetler: Haziran - Kasım ayları arası kasırga mevsimidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 89,703 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.26 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -12.59 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 14.27 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.87 yıl.

Erkeklerde: 63.06 yıl.

Kadınlarda: 66.68 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.34 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Grenadalı.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar %82, kuzey Asyalılar ve Avrupalılar, azınlık olarak Arawaklar/Karayip Kızılderilileri.

Din: Roma Katolikleri %53, Anglikan %13.8, diğer Protestanlar %33.2.

Dil: İngilizce (resmi), Fransız kökenliler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %96.

erkekler: %96.

kadınlar: %96 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Grenada.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Saint George’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 1 bağımsız bölge; Carriacou ve Petit Martinique, Saint Andrew, Saint David, Saint George, Saint John, Saint Mark, Saint Patrick.

Bağımsızlık günü: 7 Şubat 1974 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 7 Şubat (1974).

Anayasa: 19 Aralık 1973.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), LAES, NAM, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OECS (Doğu Karayip Devletleri Teşkilatı), OPANAL, OPCW (K


Ülke by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de, Karayip Denizinde adalar, Porto Riko’nun güneydoğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 16 15 Kuzey enlemi, 61 35 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 1,780 km².

Sınırları: toplam: 10.2 km.

sınır komşuları: Hollanda Antilleri (Sint Maarten) 10.2 km.

Sahil şeridi: 306 km.

İklimi: Subtropikal iklimin etkisindedir, yüksek nem oranı değişiklik göstermektedir.

Arazi yapısı: Basse -Terre iç kısımdaki dağlar arasında volkanik özellik taşıyanıdır; Grande-Terre bölümü ise alçak bir kireçtaşı oluşumudur; diğer yedi ada da çoğunlukla volkanik özellik taşımaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Soufriere 1,484 m.

Doğal kaynakları: İşlenebilir arazi, turizmin gelişmesine olumlu katkıda bulunan iklim ve sahiller.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.7.

daimi ekinler: %2.92.

Diğer: %85.38 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 60 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Haziran - Ekim ayları arasında kasırgalar (hurricane); Soufriere aktif yanardağdır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 452,776 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.88 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.15 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 8.41 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.06 yıl.

Erkeklerde: 74.91 yıl.

Kadınlarda: 81.37 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.9 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Guadaluplu.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah veya melezler %90, beyazlar %5, Doğu Hindistanlılar, Lübnanlılar, Çinliler %5 civarındalar.

Din: Roma Katolikleri %95, Hindu ve pagan Afrikalılar %4, Protestanlar %1.

Diller: Fransız (resmi) %99, Creole kökenli (Hem Avrupa, hem de Asya soyundan gelenler).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %90.

erkekler: %90.

kadınlar: %90 (1982 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guadalup Bölgesi.

kısa şekli : Guadalup.

Yerel tam adı: Departement de la Guadeloupe.

yerel kısa şekli: Guadeloupe.

Bağımsızlık durumu: Fransa’ya bağlı bir ülkedir.

Başkent: Basse-Terre.

İdari bölmeler: yok (Fransa tarafından yönetilir).

Bağımsızlık günü: yok (Fransa’ya bağlıdır).

Milli bayram: Bastille Günü, 14 Temmuz (1789).

Anayasa: 28 Eylül 1958 (Fransız Anayasası).

Hukuk sistemi: Fransa hukuku.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: FZ, WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Guadalup ekonomisi tarım, turizm, hafif sanayi ve hizmet sektörüne dayanır. Turizm ülkede anahtar sektördür. Gelen turistlerin çoğu ABD’li turistlerdir. Tarımda eskiden beri şekerkamışı en önemli ürünlerden olmuştur. Son dönemlerde ise şekerkamışı yerini yavaş yavaş başka ürünlere - muz, patlıcan ve çiçeklere bırakmıştır. Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir. Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir. İşsizlik


Ülke by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz, bizim Güneş adını verdiğimiz tek bir yıldız ve onun etrafında dönen dokuz gezegen, bu gezegenlerin etrafında dönen 60’dan fazla uydu (Ay), yine Güneş’in etrafında dönen gezegen olarak kabul edilemeyecek kadar küçük 5 bin civarında astroit, sayısız göktaşı, toz ve parçalardan oluşur. Güneş bu sistemdeki enerjinin de tek güç kaynağıdır.

Güneş’e baktığımızda katı bir maddeymiş gibi görürüz ama aslında yanan bir gaz kütlesinden başka bir şey değildir. Bilim insanlarına göre Güneş’ten söz ederken yüzey kelimesini kullanmak hatalıdır çünkü Güneş tamamen gazdan oluşmuştur. Güneş’in fotoğraflarında görülen keskin köşeler ise gazın yoğunluğunun birdenbire arttığı yerlerdir.

Güneş evreni dolduran milyarlarca yıldızdan biridir. Üstelik tamamıyla sıradan bir yıldızdır. Gezegenimizin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinde tam 200 milyar güneş bulunuyor. Bizim güneşimiz de bunlardan farklı bir oluşum değil.

Güneş bize çok yakın (150 milyon kilometre) olduğu için çok büyük ve parlak görünür. Güneşten sonra bilinen en yakın yıldızın, bu mesafenin 250 bin katı daha uzakta olduğu düşünülürse, Güneş’e burnumuzun dibinde diyebiliriz.

Dünyamızdan bakınca Güneş sabitmiş gibi görünür ama o da kendi ekseni etrafında döner. Dönüş yönü dünyanınkine göre terstir. Katı bir cisim olmadığından ekvatoru üzerindeki bir nokta 24,5 günde tam dönüş yaparken daha kuzeydeki bir noktası 31 günde yapar. Yani kutuplarına gittikçe dönüş hızı yavaşlar.

Güneş’in ısı ve ışık olarak yaydığı enerji, merkezinin hemen çevresinde sürüp giden nükleer tepkime (hidrojen bombasında olduğu gibi) yani hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşürken çıkardığı büyük enerjidir. Güneş tarafından saniyede yakılan hidrojen miktarı 564 milyon tondur. Bunun yüzde 0,7’si ise doğrudan enerjiye çevrilmekte, ısı ve ışın yayınımına gitmektedir.

Yeryüzünde yaşam Güneş ışınlarına bağlı olduğuna göre, Güneş’in insanlar için gerekli olan enerjiyi daha ne kadar zaman sürdürebileceğini bilmek hakkımızdır. Güneş’in şu andaki enerji durumunda önümüzdeki 5 milyar yılda önemli bir değişiklik olmayacak, aynı şekilde ısı ve ışık vermeye devam edecektir.

Daha sonra genleşmeye başlayacak, sıcaklığı bugünküne göre yüzdde 20 artacak dev bir kızıl yıldıza dönüşecektir. O zaman yeryüzündeki sıcaklık dayanılmaz bir yüksekliğe ulaşacak, okyanuslar kaynayıp buharlaşacak ve gezegenimiz bizim bildiğimiz türden bir hayatın var olduğu bir yer olmaktan çıkacaktır. Ancak 5 milyar yıl hayli uzun bir zaman süresidir, şimdiden telaşa kapılmaya gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man of the hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hadîka). Hadîkalar, bahçeler, (bk.) Hadîka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حدائق] bahçeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alçak gönüllülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yenilik, gençlik: Hadâset-i sin = Yaş küçüklüğü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Musevi din kitaplarının efsane kısmı; Musevi din kitaplarının tefsiri. haggadic (s.) bu kitaplara veya tefsirlere ait. haggadist (i.) bu kitap veya tefsirlerin yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bunlar havayla suyun kalitesini önemli ölçüde etkiler ve kirliliğin başlıca nedenlerini oluştururlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravy. a) from the air b) effortlessly. for nothing c) empty. worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAVA-DAR) (i. F., Ar. hava, Fars. dâşten = mâlik olmak). İyi hava alan, havası kolay yenilenir, hava hareketlerine açık: Havadar bir yer, bir köşk, bir oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. spacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. spacious. breezy. having plenty of air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. well-ventilated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هوادار] açık mekanlı

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.iyi hava alan yer veya binanın hâli: Bu yerin, bu evin havadarlığı.

2.Aşıklık, düşkünlük: Onun filân kadına havadarlığı malûmdur.

3.Taraftarlık, taraf tutma, kafadarlık: Kötü adama havadarlık eden, iyi adam olamaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man who enjoys life. man of the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life companion. yokemate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baş ağrısı; A.B.D., (k.dili) dert, güçIük, baş belâsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Ne olursa olsun!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرچه بادا باد] ne olursa olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هوادار] istekli, taraftar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هوادار] havalı, havadar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خداداد] Allah verdi. 2.Allah vergisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yıpranarak işe yaramaz hâle gelmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ibadan, Nijerya'da bir şehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ibâdet). İbâdetler, bk. İbâdet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبادات] ibadetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ictihâd). ictihadlar, bk. ictihad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ifâde). İfadeler, bk. ifade.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افادات] ifadeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyumsuzluk, intibaksızlık, uygun gelmeyiş. inadapt'able s. uyumsuz, intibak edemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an uprising by Palestinian Arabs against Israel in the late 1980s and again in 2000; 'the first intifada ended when Israel granted limited autonomy to the Palestine National Authority in 1993'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an uprising by Palestinian Arabs against Israel in the late 1980s and again in 2000; 'the first intifada ended when Israel granted limited autonomy to the Palestine National Authority in 1993'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businessman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of business. businessman. business man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. isnâd). Bir kimseye yöneltilen, yüklenen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. istişhâd). Şâhit göstermeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقادات] inançlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), eski çıtkırıldım delikanlı, züppe, cicibey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerli Hint subayı; Hintli baş hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tyke tike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kimseden korkmaz görünerek şuna buna meydan okuyan kimse, yiğit taslağı.

2.mec. Babayiğit: Doğrusu, kabadayı çocuktur.

3.(halk ağzında) Başta gelen: Bunun en kabadayısı elli kuruşa.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rowdy. bully. blusterer. hector. rowdy. toughie. roughneck. bulldozer. hoodlum. hooligan. rapscallion. rough. ruffian. swashbuckler. tough. villain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bully. hooligan. tough. tough guy. roughneck. rough. toughie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bully. swashbuckler. rough fellow. manly. brave person. fireeater. hector. hoodlum. self professed hero. rough. roughneck. truculent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swashbucling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabadayıca davranış, kabadayı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with bravado. bluster. bully. hector. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. catena).

1.Vaktiyle küreğe verilen esirlerin ayağına vurulan zincirli halka, pranga.

2.Bir tür çok iri at. bk. Katana.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (Arapça miktar demek olan «kadr»den).

1.Miktar ve sayı bildirir: İstediği kadar; istediği miktar ve derecede; yetecek kadar yemek; oturacak yer.

2.Yaklaşma ve tahmin bildirir: Onlar yirmi kadar idiler; bin kadar tuğla lâzım.

3.Son, netice bildirir: Sabaha kadar, ne vakte kadar? Bir iki seneye kadar. İşaret isimleri ve «ne» kelimesiyle mürekkep kelimeler teşkil eder; O kadar, bu kadar, şu kadar: Ne kadar = Kaç, ne miktarda? Şu kadar ki, şu kadar var ki = Şu farkla kî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as much as. as far as. so. as much as. up to. until. till. inasmuch as. so long as. until. till. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as. as big as. as much as. until. till. by. up to. to. as far as. about. or so. something like. amount. degre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as much as. as many as. up to. by. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ülkedeki arazi ve mülklerin yerini, yüzölçümünü, sınırlarını belirtip planlama işi: Kadastro memuru. Kadastro çalışmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadastral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land survey. cadastral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadastre. land registry. cadaster cadastre. land surveying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.), insan veya hayvan ölüsü, ceset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadaver. carcass. carcase. corpse. dead body. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadaver. corpse. carcass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpse. carcass. cadaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâDAİF) (i. A. c.) (m. kadife). (Halk dilinde kadayıf). Şeker şerbetiyle pişirilip tatlı yapılmak üzere çeşitli şekillerde dökülmüş hamur: Tel kadayıf = Tel gibi ince dökülmüşü. Ekmek kadayıfı = Yassı, daire şeklinde olup birbiri üstüne ikisi birlikte ve koyu şerbetle büyük tabakta pişirilerek arasına kaymak konulan cinsi. Yassı kadayıf = Ufak daire şeklinde olup yumurta ile tavada pişirileni. Deniz kadayıfı = Bir çeşit yosun ki, öksürük için haşlanıp suyu içilir, ciğerotu. bk. Kadife.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of sweet pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadayıf yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ad lib. off the cuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonkers. crackers. nuts. up the pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçaların sekiz kollu önemli bir sınıfı: Mürekkep balığı denilen hayvan, kefadanbacaklılar sınıfındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buddy. bud. buddy buddy. buddy-buddy. crony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buddy. intimate friend. chum. crony. intimate. like-minded. congenial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindred spirit. like-minded. after one's own heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uyma, peyklik, gayretkeşlik, yardaklık: Kendisine kafadarlık edecek birtakım eksik akıllılar bulmuş.

2.Arkadaşlık, yoldaşlık, dostluk.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların sıkılınca geleneksel olarak başvurdukları üç şey alkol, nikotin ve kahvedir. Alkol alınmasına ve sigara içilmesine sağlık kuruluşlarınca karşı çıkılmasına karşılık kahve içme alışkanlığı hiç bir zaman benzeri eleştirilerle karşılaşmamıştır. Halbuki fazla miktarda kahve içimi de anormal zihinsel durumlar oluşturabilir, kafeinin birden kesilmesi kendine özgü olumsuz belirtiler ortaya çıkarabilir.

Günlük hayatımızda başlıca kafein kaynakları, kahve, çay, çikolata, kakao ve kolalı içeceklerdir. Kafein en çok kahvede bulunur, çayda ise kahvenin yarısı ile beşte biri kadardır. Bir fincan kahvede 85-100 miligram, bir bardak çayda 60 miligram, kolalı içeceklerin litresinde ise 100-130 miligram kafein bulunur. Bu nedenle kafein üzerindeki araştırmalar kahve üzerinde yoğunlaşmıştır.

Kafeinli içecekler içildiklerinde vücut tüm kafeini emer, kandaki seviyesi 15-45 dakikada en yüksek seviyesine çıkar. Alınan miktarın en azından yarısının vücutta kullanılıp atılmasına kadar geçen zaman yaklaşık beş saattir. Kafein kandaki yağ asitlerinin seviyesini arttırır, bu maddeler enerjiye çevrilerek vücut direncini arttırırlar. Kafein sinir sistemine uyarıcı etki yapar, uykuya olan reaksiyon zamanını uzatır, canlılığı arttırır.

Bir insan kısa sürede 6-7 fincan kahve içerse, kafeine bağlı, huzursuzluk, uykusuzluk, ishal, kalp çarpıntısı gibi belirtiler görülebilir. Ancak kafein zehirlenmesi olabilmesi için günde 80-100 fincan kahve, 125 bardak çay veya 200 kutu kolalı içecek içilmesi gerekmektedir ki bu da pratikte mümkün değildir.

5-10 gramlık kafein tozu erişkin bir kişiyi öldürebilmektedir. Kafein zehirlenmesi belirtileri sıkıntı, kusma, kalp çarpıntısı ve komadır. Kalbin durması ve solunum yetersizliği nedeniyle ölüm bile meydana gelebilir.

Aşırı kahve alımının şeker, gut, mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarına da yol açtığı ileri sürülmüş ama bu hastalıkların hiçbirinin nedeni ile aşın kafein alımı arasındaki ilişki kanıtlanamamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canada. the dominion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canada. canadian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’nın kuzeyinde, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 60 00 Kuzey enlemi, 95 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: toplam: 9,984,670 km².

Kara: 9,093,507 km².

Su: 891,163 km².

Sınırları: toplam: 8,893 km.

sınır komşuları: ABD 8,893 km.

Sahil şeridi: 202,080 km.

İklim: 70.paraleldeki buz tepelerinden bati sahillerindeki gür bitki örtüsüne kadar değişiklik gösteren iklim çeşitliliğine rağmen Kanada’nın bütününde özellikle nüfusun da daha yoğun olduğu Amerika sınırları boyunca 4 ayrı mevsim yaşanır. Yazın günlük sıcaklık +35 ve daha üstündeki derecelere kadar yükselir, buna rağmen -25 ve daha da altındaki dereceler alışılmadık değildir. İlkbahar ve sonbaharda hava sıcaklıkları daha normaldir.

Arazi yapısı: Batıda dağlık ovalar, güneydoğuda alçak düzlükler çoğunluktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Logan Dağları 5,959 m.

Doğal kaynakları: Demir, nikel, çinko, bakır, altın, kurşun, molibden, potas, gümüş, balık, kereste, vahşi doğa, kömür, petrol, doğal gaz, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %4.57.

daimi ekinler: %0.65.

Diğer: %94.78 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 7,850 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kuzeydeki süreklilik gösteren buzlanma ekonomik gelişmeye engel teşkil etmektedir; Doğudan Rocky Dağlarından gelen şiddetli kasırgalar ülkeye yağış ve kar getirirler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 33,098,932 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %17.6 (erkek 2,992,811; kadın 2,848,388).

15-64 yaş: %69 (erkek 11,482,452; kadın 11,368,286).

65 yaş ve üzeri: %13.3 (erkek 1,883,008; kadın 1,883,008) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.88 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 5.85 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.69 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.22 yıl.

Erkek: 76.86 yıl.

Kadın: 83.74 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.61 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan kişi sayısı: 56,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 1,500 (2003 verileri).

Ulus: Kanada.

Nüfusun etnik dağılımı: İngiliz kökenli %28, Fransız kökenli %23, diğer Avrupalılar %15, Amerikan yerlileri %2, diğer Asya, Afrika, Arap kökenli %6, melez %26.

Din: Roma Katolikleri %42, Protestanlar %40, diğer %18.

Dil: İngiliz %59.3 (resmi), Fransız %23.2 (resmi), diğer %17.5.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Kanada.

ingilizce: Canada.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Ottava.

İdari bölmeler: 10 eyalet ve 3 bölge; Alberta, British Kolombiya, Manitoba, New Brunswick, Newfoundland, Kuzeybatı bölgesi, Nova Scotia, Nunavut, Ontario, Prince Edward Adası, Quebec, Saskatchewan, Yukon


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canadian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canadian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law officer / lawyer. jurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

montenegro. montenegrin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Montenegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahminî olarak, kararlama suretiyle

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sert bir şeyi ısırmayı taklit ve tasvir eder: Elindeki elmayı kartadak ısırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasada vazifeli şahıs, kasayı yöneten adam, kasa memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruyup zayıflamış veya eskiyip yıpranmış, işe yaramaz, bitmiş: Kurada beygir, kılıç, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frogman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frogman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebze gibi kullanılan mayhoşça bir yaprak ki, yabânîsi ve evcili olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patience dock efelek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(rumex patientia): Karabuğdaygiller familyasından; dere kenarlarında ve sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen bir bitkidir. Haziran - Eylül ayları arasında yeşilimtırak renkte küçük çiçekler açar. Boyu 50 cm ile 2 m arasında değişir. Köklerinde nişasta, şekerler, reçine ve antrakinon türevleri vardır. Yaprakları sebze olarak yenir. Ev ilaçlarında kökü ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kökü kaynatılıp içilirse bütün kaşıntıları keser. Yeşil tohumları kaynatılıp içilecek olursa, anne sütünü artırır. Mesane tıkanmasını giderir. İştah açar. İshali keser.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) laden, (bot.) Cistus; laden zamkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) canından bezmiş gibi, cansız; alakasız, uyuşuk, tembel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Eyvah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) labdanum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lap diye ses çıkaracak şekilde, birdenbire, ansızın, bk. Larpadak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi kelime). Birden, hızla ve şiddetle bir işin yapılmasını anlatır ve taklit eder: Larp. Larpadak alıp götürdü, bk. Lappadak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi kelime).

1.Yumuşak ve kalın bir şeyin düştüğünü ve düşerken çıkardığı sesi taklit ve tasvir eder: Et loppadak yere düştü.

2.Hız, acele ve hırsla yutmayı tasvir eder:


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. mâ = bağlama edadı, sadak = «sıdk» dan geçmiş zaman). Doğru olan, uygun: Falân söze mâsadak olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

except. apart from. with the exception of. in addition to. besides. save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماعدا] dışında,-den başka, başka, öte, yanı sıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.), -den başka.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makadam, şose; makadam inşasında kullanılan malzeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. makadam usulü ile şose yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ma = ismi mevsul, adâ = «udvan» dan mazi fiili). Geçen, tecavüz eden, başka, gayri, fazla: Bundan mâdâ, mâdâsı hep böyledir, elimdeki kitaptan mâdâ kitaplarımın hepsi ciltlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madagaskar Adası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar. madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar. madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Afrika’da, Hint Okyanusunda ada, Mozambik’in doğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 20 00 Güney enlemi, 47 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 587,040 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 4,828 km.

İklimi: Sahil boyunca tropikal, iç kısımlarda ılıman, kuzeyde kuru iklim tipi görülür.

Arazi yapısı: Dar kıyı ovası, yüksek platolar, merkezde dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Maromokotro 2,876 m.

Doğal kaynakları: grafit, krom, boksit, tuz, kuvars, asfalt kumları, değerli taşlar, mika, balık, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.03.

daimi ekinler: %1.02.

Diğer: %93.95 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 10,860 km (2003 verileri).

Doğal afetler: Periyodik kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 18,595,469 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.03 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 75.21 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 57.34 yıl.

Erkeklerde: 54.93 yıl.

Kadınlarda: 59.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 5.62 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.7 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 140,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 7,500 (2003 verileri).

Ulus: Malagasy.

Nüfusun etnik dağılımı: Malaya-Endonezyalı (Merina ve Betsileo’yu kapsamaktadır), Cotiers (Afrikalılar, Malaya-Endonezyalı ve Arapların karışımından ortaya çıkmış olan soy - Betsimisaraka, Tsimihety, Antaisaka, Sakalava), Fransız, Hint, Creole, Comoran.

Din: Yerel inançlar %52, Hıristiyan %41, Müslüman %7.

Diller: Fransızca (resmi), Malagasy (resmi).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %68.9.

erkekler: %75.5.

kadınlar: %62.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Madagaskar Cumhuriyeti.

kısa şekli : Madagaskar.

Yerel tam adı: Republique de Madagaskar.

yerel kısa şekli: Madagaskar.

Eski adı: Malagasy Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Antananarivo.

İdari bölümler: 6 eyalet; Antananarivo, Antsiranana, Fianarantsoa, Mahajanga, Toamasina, Toliara.

Bağımsızlık günü: 26 Haziran 1960 (Fransa’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 26 Haziran (1960).

Anayasa: 19 Ağustos 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Kahramanlık, yararlık gösterenlere, yarışlarda ve sergilerde derece alanlara hatıra olarak verilen madenî nişan: İstiklâl madalyası. Madalyanın ters tarafı = Bir işin, hesaba katılması gereken pürüzlü tarafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medal. decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. medal. obverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medal. decoration. trophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.). İçine küçücük resim, saç teli gibi hatıralar konulan ve boyuna zincirle asılan süs eşyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medallion. locket. roundel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locket. medallion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locket. medal. medallion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAdem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gentlewoman; an appellation or courteous form of address given to a lady, especially an elderly or a married lady; much used in the address, at the beginning of a letter, to a woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The corresponding word in addressing a man is Sir. a woman who runs a house of prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a woman of refinement; 'a chauffeur opened the door of the limousine for the grand lady'. a woman who runs a house of prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev idare eden kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ mesdames) i. bayan (evli), sayın bayan (mektup başında), madam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. madame).

1.Avrupalı hanım, evlenmiş Avrupalı kadın: Bir madam geldi. 2.Zevce, eş: Filan mösyö, madamıyla beraber geldi (Fransızca’da kadınlar için kullanılan umumî saygı tâbiridir ve «efendim» mânâsına gelir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: madapulam). Bu ismi taşıyan Hind şehrinde yapılan bez ve bunun Avrupa’da yapılan taklidi, patiska.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مادامالحيات] ömür boyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. terkip) (mâ = bağlama edatı, dâm = «devâm»dan).

1.Daim ve bâkî oldukça. Midâmül-hayât = Sağ oldukça, ömrü oldukça.

2.Çünkü: Madem görmek istiyorsunuz, gelin, görün. Bu mânâ ile bazen «ki» edatını da alır: Mademki böyle istiyorsunuz, böyle olsun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İng.). Kırık taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

macadam. macadamized road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden tersane havuzlarına gemi alınınca havuzların suyu büyük bostan dolapları ile boşaltılırdı. Bu dolapları mandalar çekerdi. Bu iş için tersanelerde ayrı bir bölük, bölüğün başında da Manda Ağası bulunurdu. Kurası tersaneye çıkan erkekler askerlik yapmamak için bedel olarak para ödemez, tersaneye manda verirlerdi. Sahibinin yerine askerlik süresini dolduran mandalar bir terhis tezkeresi verilir, bu tezkereler sırmalı kordonlarla boynuzlarının arasına asılırdı. Köyüne veya kasabasına dönen mandalar coşkulu bir törenle karşılanırlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(F. terkib). Olmaya ki, sakın, zinhârl

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مبادا] sakın, aman sakın, olmaya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MemorystickPRO Duo ve kart okuyucu arasında veri aktarımı gerçekleştirmek amacıyla kullanılır. Hafıza kartı adaptörün içine yerleştirilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yemiş veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «udvân»dan masdar). Karşılıklı düşmanlık, (bk.) Muâdât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nidâ» dan imef.) (gramerde). Gerek nidâ edatı ile ve gerek nidâ edatı olmadan da ismin çağırmaya mahsus hâli: Ali! Ey Ali! gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» dan masdar). İki kişi arasında sâdıkane davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «akd» den if.) (mü. mûtekide).

1.İnanan, bir şeye itikadı olan: Tenasühe mûtekid bir mezhep.

2.İtikat sahibi, inancı doğru ve sağlam, dindar: MÜtekid bir zattır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-DAN) (i. F.). t. Bilmez, cahil.

2.Haddini bilmez, kaba, nobran, terbiyesiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rude. boorish. tactless. ignorant. uncomplaisant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نادان] cahil. 2.hödük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kaba, dobra.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bilmezlik, cehalet.

2.Haddini bilmezlik, kabalık, nobranlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAdânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudeness. boorishness. tactlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) 1.cahillik. 2.hödüklük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nazar, nazâret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarlayı temizleyip otlarını kurutmak için önceden sürüp hazırlama: Tarlayı kasımda nadas edip baharda ekmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallowing. fallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallowing land. land that has been fallowed and left uncultivated. fallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) şimdi, bugünlerde, şimdiki zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sifir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. so. such. that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow student. school fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). O kadar, o miktarda, o derecede: Ol kadar yağmur yağdı ki, oluklar almadı, ol kadar yalvardığını hâlde dinlemedi (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ora.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there. thereat. therein. yon. yonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there. yonder. in that place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there. therein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from there. thence. therefrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thence. from there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from there. thence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the middle. in between. exposed. obvious. clear. apparent. evident. evidential. evidentiary. between. betwixt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. borderline. clear. demonstrable. evident. halfway. indecisive. indeterminate. overt. palpable. patent. a) in the middle b) clear. obvious. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amid. halfway. median. midway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the middle. in between. exposed. obvious. clear. apparent. evident. evidential. evidentiary. between. betwixt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. borderline. clear. demonstrable. evident. halfway. indecisive. indeterminate. overt. palpable. patent. a) in the middle b) clear. obvious. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amid. halfway. median. midway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. lift. wipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. axe. blot out. bring away. cut out. eliminate. kill. make away. prescind. remove. shuffle aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ).

1.Mükâfat.

2.(Türkçe’de) Ayakdaş, yoldaş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan).

1.Kiremit altına çatı örtüsü yapılan ince tahta.

2.Kutucuların kullandıkları ince çam tahtası ki, kolay bükülür.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .tirit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Pattadan bir misafir geldi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Memory Stick™’in bir PC Card bağlantısıyla bağlanmasını sağlar (dizüstü bilgisayar, dijital fotoğraf makinesi).

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رابطه دار] bağlantılı, ilintili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çok uzaklardaki şeyleri gösteren cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measuring instrument in which the echo of a pulse of microwave radiation is used to detect and locate distant objects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument used to detect precipitation by measuring the strength of the electromagnetic signal reflected back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for RAdio Detection And Ranging An electronic instrument used to detect distant objects and measure their range by how they scatter or reflect radio energy Precipitation and clouds are detected by measuring the strength of the electromagnetic sign

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Radio Detection And Ranging system used to detect the presence and location of objects by the transmission and return of an electromagnetic signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radio Detection and Ranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term coined from the phrase 'Radio Detecting and Ranging ' It is based on the principle that ultra-high frequency radio waves travel at a precise speed and are reflected from objects they strike It is used to determine an object's direction and distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for radio range and detecting A radio detection device that uses pulses of microwave-length energy to provide range, azimuth, and/or elevation data of objects. a system using beamed and reflected radio-frequency radiation, usually microwave, to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radio Detection And Ranging. radio detecting and ranging; a device used to detect and determine the range to distant objects or atmospheric discontinuities by measuring the time for the echo of a radio wave to return from it and the direction from which i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that detects distant objects and determines their position, velocity, and other characteristics by analysis of very high frequency radio waves reflected from their surfaces Since the introduction of radar during the Second World War, radar counte

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic device using high frequency radio waves to detect objects and display their positions on a monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for RAdio Detection And Ranging An electronic instrument used to detect distant objects and measure their range by how they scatter or reflect radio energy Precipitation and clouds are detected by measuring the strength of the electromagnetic sign

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

By emitting high frequency radio waves and measuring where and how fast they were reflected, a radar instrument can measure things like distance, direction, speed, etc A radar instrument can 'see' objects in the dark as well as penetrate cloud cover. - an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument for determining the distance and direction to an object by measuring the time needed for radio signals to travel from the instrument to the object and back, and by measuring the angle through which the instrument's antenna has traveled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

RADAR stands for RAdio Detecting And Ranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radio detection and ranging. a system that locates distant objects by sending out radio waves and detecting them when they bounce back off the objects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radio Detection and Ranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radio Detecting and Ranging; a device which transmits a microwave pulse, and calculates the distance, direction, and speed of an object from the returned pulse reflected by the object. A system or device which uses transmitted and reflected radio waves to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System using pulsed radio waves to detect the position of objects by measuring the time a single pulse takes to reach the object and be reflected back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The technique of transmitting radio waves to an object and then detecting the radiation that the object reflects back to the transmitter; used to measure the distance to, and motion of, a target object. measuring instrument in which the echo of a pulse of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radar , radio detection and ranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aksettirdiği radyo ışınlarıyle bir cismin yerini ve şeklini tespit eden aygıt, radyolokasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radar operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «rüfedân» dan). Kabuğu ile beraber suda az pişmiş yumurta.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Ramazan i. Ramazan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رایحه دار] kokulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) okunaklı; okumaya değer, ilginç. readabil'ity (i.) okunaklılık; okumaya değer olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) bir şeyin mantıksızlığını ispat; aksinin yalan olduğunu ispat suretiyle bir fikrin doğruluğunu gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde ‘Arap rakamları’ diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan’dır ve buradan önce Arabistan’a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa’ya geçmiştir.

Avrupa’da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68’den 16’yı çıkarmak için 68 yani ‘LXVIII’ rakamından 16’yı ifade eden ‘XVI’ rakamlarını silince geriye ‘LII’ yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15’i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77’nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç ‘LXII yani 62’dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1 000)

Romen rakamaları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=1 000)+(D=500)+(C=100)+(L=50)+(X=10)+(V=5)+(I=1)=1966

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin IX=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX (1 000+900+90+9)=1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M’den büyük harf olmadığından 1 000’den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10’un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce ‘bir’ gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadar yani ‘X’ nerede olursa olsun ‘10’dur. Halbuki günümüz rakamlarında ‘1’ tek başına iken ‘1’dir ama sağdan ikinci haneye geçince ‘10’ değerini, üçüncüye geçince ‘100’ değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanına bir parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).


Genel Bilgi by

Rüya

Rüyada at görmek murada nailiyet ile tâbir olunur... Ata binmeye ehil olmayan biri, rüyada ata bindiğini görse, bu onun için izzet ve makama, yüksek derecelere delâlet eder... Rüyada At Görmek ile ilgili tüm bilgilere BÜYÜK RÜYA TABİRLERİ sitesinden ulaşabilirsiniz.

Rüya by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدا] ses.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ses, yankı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Ses.

2.Dağa veya diğer bir şeye çarpıp geri dönen ses, aks sadâ, yankı: Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş (BAkî).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Suya kanmış, sulu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Suya kanmış, sulu, taze.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Suya kanmışlık, sulu olma, tazelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okluk, ok torbası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiver (for arrows. quiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ok koymaya yarayan meşin torba. 2.Sabah yeli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sadakaet). Tanrı rızâsı için fakirlere verilen şey. Sadaka-i fıtr = Fıtra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. charity. handout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. benefaction. charity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. benevolence. charity. dole. eleemosynary gifts. handout. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sıdk’dan. Ar. terkiplerde: sadâka).

1.Sâdıklık, dostluk, sevgi, vefâ.

2.İyiliği görülen veya çok büyük bir insana, efendiye içten bağlılık ve itaat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegiance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherence. allegiance. credit. faith. fidelity. loyalty. faithfulness. constancy. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegiance. fidelity. loyalty. devotion. constancy. faith. fealty. troth. trustworthiness. truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صداقت] bağlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Dostluk, içten bağlılık, doğruluk, vefalılık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. devoted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. devoted. faithfulness. religious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithfulness. loyalty. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithless. disloyal. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. unfaithful. faithless. perfidious. untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity. disloyalty. unfaithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. unfaithfulness. infidelity. infraction of faith. insinuation of infidelity. perfidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit ipekli kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinçli: Şâdân olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادان] sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Keyifli, neşeli, sevinçli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. “sadr”dan). Sadrda, başta bulunma, öne geçme, başkanlık.

2.Sedâret-i uzmâ, sadrâzam makamı, sadrâzamlrk, imparatorluk devrinde başbakanlık. Sadârete geçmek — Sadrâzam olmak. Sadâret müsteşarı, sadâret mektupçusu (özel kalem müdürü).

3.Rumeli ve Anadolu kadıaskerliği pâyesi ki, fiilen bu iki görevde bulunanlara «sadreyn efendiler» denir ve şeyhülislâmdan sonra gelirlerdi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدارت] sadrazamlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. sadâret = başkanlık, Fars. penâh = sığınak). Sadrâzamlara verilen bir unvan ve saygı hitâbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sadârete ve sadrâzama ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صدارت پناه] sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. seyyid). Seyyidler. (bk.) Seyyid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سادات] seyyitler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man about town. man-about-town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. samadâniyye). Hak Taâlâ Hazretlerine ve ezelî kudretine mensup ve ait olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ansızın: Şappadak içeri daldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ses taklidi). Vurma sesini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Satranç oyununda İah koruma altındadır. O sanki bir köşede korkudan sinmiş bir şekilde olanlara bakan, titrek adımlarla birer birer ilerleyen, arada sırada ‘hadi ne zaman rok yapacaksanız, yapın’ diye inleyen bir insan görünüşü verir. Halbuki vezir, satranç tahtasını oradan oraya dolaşarak, atlayarak, zıplayarak, rakibi yıpratarak, son derecede etkin bir şekilde hareket etmektedir.

Bu taşın bizdeki adı vezir (bakan gibi bir şey) olduğu için bu hareketlilik normal görülebilir ama Batı ülkelerinin bu taşa kraliçe anlamında ‘queen’ adını verdiklerini düşünürseniz ortaya tuhaf bir durum çıkar. Hele satrancın tarihininyüzyıldan öncesine gittiği göz önüne alınırsa, o zamanlar daima ordularının başında savaşa giden krallara, şahlara satrançta niçin böyle pasif bir rol verilmiştir, anlaşılmaz.

Satrancın ilk olarak

6.yüzyıl içinde Hindular tarafından oynanmaya başlanıldığı, daha doğrusu Hinduların ‘chaturunga’ (şaturanga) isimli oyunundan geliştiği ileri sürülüyor. ‘Chaturunga’ sözcüğü Sanskritce’de ‘dört kol’, ‘dört kollu ordu’ veya ‘dört silah’ anlamına gelmektedir.

O zamanki Hint ordusu dört bölümden oluşuyordu. Filler, savaş arabaları, süvariler ve piyade. Bugün bu dört kola, fil, kale, at ve piyon diyoruz. Avrupa savaşlarında fil kullanılmadığı için bu taşa piskopos (bishop) adı verilmiştir. Bizdeki at Arapçada süvari, Avrupa’da ise şövalye olarak adlandırılmıştır. Yani medeniyetler satranç terimlerinde kendilerine göre bazı değişiklikler yapmışlardır.

İaturanga Hindistan’dan önce İran’a geçti ve geçerken ismi. ‘şatrang’ oldu. Arap orduları onu 1000 yıl kadar önce, fethettikleri İspanya üzerinden Avrupa’ya getirdiler. Araplar oyuna ‘şatranj’ veya ‘al-şah-mat’ (şah ölü) ismini verdiler. Ancak şah oyunda hiçbir zaman ölmez, diğer taşlar gibi oyun tahtasının dışına çıkartılamaz. Vatanı olan karelerde kımıldayamaz hale gelince esir düşer. Satranç ismi Türkçeye Arapçadan girmiştir.

İlk oynanış şeklinde bugünkü hareket kabiliyetindeki bir vezir veya kraliçe yoktu. Gerçi şahın yanında Araplar tarafından akıllı adam diye isimlendirilen bir taş vardı ama hareket imkanı çok kısıtlıydı. Sadece bir kere o da çapraz olmak koşuluyla ilerleyebiliyordu.

Asırdan asıra, ülkeden ülkeye satranç oyunu gittikçe gelişti ve bazı değişikliklere uğradı. Avrupa’ya ulaştığında vezirin ismi kraliçe oldu ama hareket imkanı hala kısıtlıydı. Bununla belki o yıllarda Avrupa’da yaşayan güçlü kraliçelerin, krallarının daima yanında olup onları kollamaları şeklinde sosyal bir bağlantı kurulabilir.

Bu şekli ile satranç oyunu çok yavaş oynanabildiğinden oyunu süratlendirmek için kraliçe (vezir) ve filin güçleri, yani hareket imkanları arttırıldı, etkinlik sahaları genişletildi. Bir başka kural değişikliği ile satranç tahtasının karşı kenarına varabilen bir piyonun kraliçe (vezir) olabilmesi imkanı tanındı.

Bu, çok çağdaş ve demokratik bir değişimdi. Taşların en güçsüzü ve alçak gönüîlüsü piyade, işlerinde sebat eder ve başarı ile ilerlerse en güçlü taş olabiliyor, hatta karşı tarafın şahını mat ederek en son sözü söyleyebiliyordu. Avrupa’da gün geçtikçe gelişen demokrasi, yıkılan krallıklar satranca da yansıyordu. İah artık örneği çok az kalmış, güçsüz monarşik hükümdarlar gibi köşesinden pek çıkamıyordu.

Gerçeği oyunda iken ikinci bir kraliçenin ortaya çıkması ise başlangıçta oyuncuların kafasını karıştırdı ama hangi şah bir yerine iki kraliçesinin olmasını istemez ki!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Satranç oyununda Şah koruma altındadır. O sanki bir köşede korkudan sinmiş bir şekilde olanlara bakan, titrek adımlarla birer birer ilerleyen, arada sırada ‘hadi ne zaman rok yapacaksanız, yapın’ diye inleyen bir insan görünüşü verir. Halbuki vezir, satranç tahtasını oradan oraya dolaşarak, atlayarak, zıplayarak, rakibi yıpratarak, son derecede etkin bir şekilde hareket etmektedir.

Bu taşın bizdeki adı vezir (bakan gibi bir şey) olduğu için bu hareketlilik normal görülebilir ama Batı ülkelerinin bu taşa kraliçe anlamında ‘queen’ adını verdiklerini düşünürseniz ortaya tuhaf bir durum çıkar. Hele satrancın tarihininyüzyıldan öncesine gittiği göz önüne alınırsa, o zamanlar daima ordularının başında savaşa giden krallara, şahlara satrançta niçin böyle pasif bir rol verilmiştir, anlaşılmaz.

Satrancın ilk olarak

6.yüzyıl içinde Hindular tarafından oynanmaya başlanıldığı, daha doğrusu Hinduların ‘chaturunga’ (şaturanga) isimli oyunundan geliştiği ileri sürülüyor. ‘Chaturunga’ sözcüğü Sanskritce’de ‘dört kol’, ‘dört kollu ordu’ veya ‘dört silah’ anlamına gelmektedir.

O zamanki Hint ordusu dört bölümden oluşuyordu. Filler, savaş arabaları, süvariler ve piyade. Bugün bu dört kola, fil, kale, at ve piyon diyoruz. Avrupa savaşlarında fil kullanılmadığı için bu taşa piskopos (bishop) adı verilmiştir. Bizdeki at Arapçada süvari, Avrupa’da ise şövalye olarak adlandırılmıştır. Yani medeniyetler satranç terimlerinde kendilerine göre bazı değişiklikler yapmışlardır.

Şaturanga Hindistan’dan önce İran’a geçti ve geçerken ismi ‘şatrang’ oldu. Arap orduları onu 1000 yıl kadar önce, fethettikleri İspanya üzerinden Avrupa’ya getirdiler. Araplar oyuna ‘şatranj’ veya ‘al-şah-mat’ (şah ölü) ismini verdiler. Ancak şah oyunda hiçbir zaman ölmez, diğer taşlar gibi oyun tahtasının dışına çıkartılamaz. Vatanı olan karelerde kımıldayamaz hale gelince esir düşer. Satranç ismi Türkçeye Arapçadan girmiştir.

İlk oynanış şeklinde bugünkü hareket kabiliyetindeki bir vezir veya kraliçe yoktu. Gerçi şahın yanında Araplar tarafından akıllı adam diye isimlendirilen bir taş vardı ama hareket imkanı çok kısıtlıydı. Sadece bir kere o da çapraz olmak koşuluyla ilerleyebiliyordu.

Asırdan aşıra, ülkeden ülkeye satranç oyunu gittikçe gelişti ve bazı değişikliklere uğradı. Avrupa’ya ulaştığında vezirin ismi kraliçe oldu ama hareket imkanı hala kısıtlıydı. Bununla belki o yıllarda Avrupa’da yaşayan güçlü kraliçelerin, krallarının daima yanında olup onları kollamaları şeklinde sosyal bir bağlantı kurulabilir.

Bu şekli ile satranç oyunu çok yavaş oynanabildiğinden oyunu süratlendirmek için kraliçe (vezir) ve filin güçleri, yani hareket imkanları arttırıldı, etkinlik sahaları genişletildi. Bir başka kural değişikliği ile satranç tahtasının karşı kenarına varabilen bir piyonun kraliçe (vezir) olabilmesi imkanı tanındı.

Bu, çok çağdaş ve demokratik bir değişimdi. Taşların en güçsüzü ve alçak gönüllüsü piyade, işlerinde sebat eder ve başarı ile ilerlerse en güçlü taş olabiliyor, hatta karşı tarafın şahını mat ederek en son sözü söyleyebiliyordu. Avrupa’da gün geçtikçe gelişen demokrasi, yıkılan krallıklar satranca da yansıyordu. Şah artık örneği çok az kalmış, güçsüz monarşik hükümdarlar gibi köşesinden pek çıkamıyordu.

Gerçeği oyunda iken ikinci bir kraliçenin ortaya çıkması ise başlangıçta oyuncuların kafasını karıştırdı ama hangi şah bir yerine iki kraliçesinin olmasını istemez ki!


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ شعشعه دار] gösterişli. 2.parlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeddâda lâyık, pek sağlam ve büyük: Şeddâdâne binalar yaptılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier. companion at arms. companion / comrade in arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire, beklenmedik bir zamanda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

range of mountains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain chain. mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıralar hâlinde uzanan dağ zenclri, Osm. sllsile-i cibâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinary. common. regular. unexceptional. banal. routine. workaday. average. blah. casual. common or garden. commonplace. copybook. cut and dried. exoteric. hackneyed. mediocre. nondescript. prosaic. quotidian. run-off-the-mill. small. straight. casu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

average. banal. common. commonplace. humble. humdrum. low. measly. menial. mundane. nondescript. ordinary. pedestrian. regular. simple. spartan. uncoloured. undistinguished. unsophisticated. workaday. of a sort. small-time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinary. run-of-the-mill. any. banal. bread and butter. characterless. man of common extraction. commonplace. matter of-fact. mundane. ordinarily. prosaic. run of the mill. of sorts. so so. undistinguished. unexceptional. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin süratle kesildiğini tasvir ve taklit eder: Makası vurup şırpadak kesti.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ülkemizin her tarafında olmasa bile, kışın çok soğuk geçtiği yerlerde, özellikle sabahları soğuk havada arabaların motorunu çalıştırabilmek sorun olur. Bu sorunun temel üç nedeni vardır ve birleştiklerinde sabahın köründe, soğuk havada insana ter döktürürler.

Benzin de diğer sıvılar gibi soğuk havada daha az buharlaşır. Bunu yazın güneş gören bir kaldırıma su döktüğünüzde görebilirsiniz. Buradan hemen buharlaşan su, gölgedeki kaldırıma döküldüğünde kolayca buharlaşamaz, bir süre orada kalır. Benzin de soğuk havada kolayca buharlaşamayınca, buji ateşlediğinde tutuşması da zor olur.

Motor yağı soğuk havada kalınlaşır. Buna örnek olarak reçeli gösterebiliriz. Sıcak havada daha akıcı olan reçel, buz dolabına konulup çıkartıldığında kavanozdan daha zor akar. Böylece anahtarı çevirdiğinizde motorunuz, döner kısımlarının olduğu yataklarda kalınlaşmış yağın direnci ile karşılaşır.

Soğuk havalarda akü de sorun çıkartır. Esasında akla şu soru gelebilir. Cep radyonuzun pillerinin ömrünü uzatmak için buz dolabında saklanılması tavsiye edilir, yani soğuk ortam pil için iyidir. Öyleyse bir çeşit pil olan akü soğuk havada doğru dürüst niçin çalışmaz?

Araba aküsünden elektrik elde edilmesi de diğer pillerde olduğu gibi kimyasal bir reaksiyondur. Ancak soğuk havada bu reaksiyon yavaşlar ve marş motorunuza gerekenden daha az güçte elektrik gelir. Bu da motorun ilk hareketi için gerekenden daha yavaş dönmesine neden olur.

Yeri gelmişken söyleyelim. Kalem pillerin içindeki de bir çeşit kimyasal reaksiyondur. Özellikle kuru pillerin kullanılmadıkları zamanlarda bile çok az da olsa elektrik kaçırdıkları bilinir. Bu nedenle bu kaçak kimyasal reaksiyonu en aza ve yavaşa indirebilmek için, pillerin kullanılmadıkları zamanlarda buz dolabında muhafaza edilmeleri tavsiye edilir.

Pillerin buz dolabına konulmaları ömürlerini artırabilir ancak kullanma sırasında tam performans alabilmek açısından piller oda sıcaklığında olmalıdırlar. Zaten günümüzün gelişmiş pilleri, o kadar uzun muhafaza ömrüne sahiplerdir ki, buzdolabına konulup konul mamaları pek bir şey fark ettirmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ülkemizin her tarafında olmasa bile, kışın çok soğuk geçtiği yerlerde, özellikle sabahları soğuk havada arabaların motorunu çalıştırabilmek sorun olur. Bu sorunun temel üç nedeni vardır ve birleştiklerinde sabahın köründe, soğuk havada insanater döktürürler.

Benzin de diğer sıvılar gibi soğuk havada daha az buharlaşır. Bunu yazın güneş gören bir kaldırıma su döktüğünüzde görebilirsiniz. Buradan hemen buharlaşan su, gölgedeki kaldırıma döküldüğünde kolayca buharlaşamaz, bir süre orada kalır. Benzin de soğuk havada kolayca buharlaşamayınca, bji ateşlendiğinde tutuşması da zor olur.

Motor yağı soğuk havada kalınlaşır.Buna örnek olarak reçeli gösterebiliriz. Sıcak havada daha akıcı olan reçel,n buz dolabına konulup çıkartıldığında kavonazdan daha zor akar. Böylece anahtarı çevirdiğinizde motorunuz, döner kısımlarının olduğu yataklarda kaslınlaşmış yağın direnci ile karşılaşır.

Soğuk havalarda akü de sorun çıkartır. Esasınnda akla şu soru gelebilir. Cep radyonuzun pillerinin ömrünü uzatmak için buz dolabında saklanılması tavsiye edilir, yani soğuk ortam pil için iyidir. Öyleyse bir çeşit pil olan akü soğuk havada doğru dürüst niçin çalışmaz?

Araba aküsünden elektrik elde edilmesi de diğer pillerde oldğu gibi kimyasal bir reaksiyonndur. Ancak soğuk havada bu reaksiyon yavaşlar ve marş motorunuza gerekenden daha az güçte elektrik gelir. Bu da motorun ilk hareketi için gerekenden daha yavaş dönmesine neden olur.

Yeri gelmişken söyleyelim. Kalem pillerin içindeki debir çeşit kimyasal reaksiyondur. Özellikle kuru pillerin kullanılmadıkları zamanlarda bile çok az da olsa elektrik kaçırdıkları bilinir. Bu nedenle bu kaçak kimyasal reaksiyonu en aza ve yavaşa indirebilmek için, pillerin kullanılmadıkları zamanlarda buz dolabında muhafaza edilmeleri tavsiye edilir.

Pillerin buz dolabına konulamaları ömürlerini artırabilir ancak kullanma sırasında tam performans alabilmek açısından piller oda sıcaklığında olmalıdır. Zaten günümüzün gelişmiş pilleri, o kadar uzun muhafaza ömrüne sahiplerdir ki, buzdolabına konulup konulmamaları pek bir şey fark ettirmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man in the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

later. later on. afterwards. afterward. subsequently. in the sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afterwards. later.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afterwares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parvenu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upstart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arriviste. beggar on horseback. new man. nouveau riche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Saîd). Saîdler, bahtiyarlar, (bk.) Saîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Sayma, sayı. Tâdâd etmek = Saymak. Tâdâda gelmez = Sayıya gelmez, sayılamaz, pek çok.

2.Birer birer gösterme.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعداد] sayı. 2.sayma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to count. to enumerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archipelago. group of chain of islands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya). Birbirine yakın birkaç adanın bütünü.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sesimiz telefonda ses hızı ile gitmez. Telefonun ağız kısmı denilen mikrofona konuştuğumuzda, ses burada elektrik akımına çevrilir. Karşı tarafın telefonunda tekrar sese çevrilene kadar yolculuğunu elektrik akımı olarak yapar.

Bilindiği gibi elektriğin hızı ışık hızı ile aynıdır. Dolayısıyla ses telefonda ışık hızı ile yol alır. 5 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşınızla telefonla konuşurken onun bulunduğu yerde gök gürlerse, şimşeğin ışığının gökgürültüsünden önce gelmesi gibi, gökgürültüsünün telefondaki sesi de havadan gelen sesine göre daha önceden kulağımıza ulaşır.

Ses hızı, deniz seviyesinde, kuru ve sıfır derecedeki havada saniyede 331,4 metredir. Bakır kablo içinde ise saniyede 3500 metre kadardır. Yani sesimiz telefonda ışık hızı ile değil de ses hızı ile gitseydi (ki bu mümkün değildir) 600 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşımız konuştuklarımızı telefonda 3 dakika sonra duyabilirdi. Düşünebiliyor musunuz böyle bir konuşma sonunda gelecek telefon faturasını?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Birden büyük bir gürültü ile düşmeyi tasvir eder: Tıngadak bir şey düştü.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bazen çocuğa alınan bir uçan balon elinden kaçabilir. Hep beraber havada yükselen balona bakakalınır. Bu balon havada ne kadar yükselecektir acaba?

Uçan balonların doldurma uçları ne kadar iyi bağlanmış olursa olsun, çok az da olsa hava daha doğrusu helyum kaçırırlar. Havadan çok daha hafif helyum gazı ile şişirilen bu balonların ağızlarından kaçırdıklarını eve getirdiğimiz ve tavana yapışıkmış gibi havada duran balonun sabah olunca porsuyup yere inmiş olduğunu görünce anlarız.

Balonun ağzının ideal bir biçimde bağlanmış olduğunu kabul etsek bile havada yükselebileceği mesafe yine de sınırlıdır. Yükseldikçe hava basıncı azaldığından ve balonun iç basıncı dışındakinden daha yüksek kaldığından balon yükseldikçe şişmeye başlar. Sonunda balonun yapıldığı malzemeye, hacmine ve malzemenin kalınlığına bağlı olarak belirli bir yükseklikte patlar.

Küçük uçan balonlar en çok 10 bin metreye, sepetinde insan taşıyan büyük balonlar 30 bin metreye, bilim insanları tarafından içinde ölçüm aletleriyle birlikte yollanan araştırma balonları da 40 bin metreye kadar yükselebilirler.

Balonların belirli yükseklikte dış basıncın azlığına dayanamayıp patlamalarından bazı bilimsel gözlemlerde de faydalanılır. Hava tahmin balonlarına bağlı hava sıcaklığını, basıncını ve nem oranını ölçen aletler vardır. Bu balonlar yaklaşık 30 bin metre yükseklikte patlayacak şekilde yapılmışlardır. Aletler açılan bir paraşütle yere yumuşak iniş yaparlar. Hem üzerlerindeki değerler kaydedilir hem de oldukça pahalı olan bu ölçüm aletlerinin tekrar kullanılabilmeleri sağlanır.

Bu ölçüm aletleri bir tarlanın ortasına, bir ağacın tepesine veya bir vadi yatağına da düşebilirler. Onları bulanların ilgili makamlara götürmeleri artık aletlerin ne olduklarını anlamalarına veya insaflarına kalmıştır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okunmaz, okunaksız, sökülmez, anlaşılmaz okunması güç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üstâda yakışır, üstâd elinden çıkmış, maharetle yapılmış, ustaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmonaut. spaceman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [استادانه] ustaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وفادار] vefalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vefâ-dâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi, alelade, sıradan, bayağı, günlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyi yaratan Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya). Üç tarafı suyla çevrili kara parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chersonese. peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşim denilen damarlı yeşil taş ki, Türkler, Müslümanlık’tan önce bu taştan put yapar, yağmur dilemek için suya atarlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beklenmeyen ve uygun olmayan bir sırada.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire, ansızın, münasebetsiz ve umulmadık bir vakitte: Zırp çıktı (zıpçıktı), zırpadak giriverdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Işıklı, parlak, Ar. münevver.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضيادار] aşıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by