Add ne demek? | Add anlamı nedir? | Add

Add anlamı nedir?

Add ne demek?

Add anlamı nedir?

Add | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: add

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عد] sayma, görme, değerlendirme, kabul etme. addedilmek sayılmak, görülmek, değerlendirilmek. addetmek/eylemek saymak, görmek, değerlendirmek. addolunmak sayılmak, kabul edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). katmak, ilâve etmek, eklemek; zammetmek, toplamak. adder (i). toplayan şey veya kimse. add up toplamak, yekun çıkarmak; neticelenmek; (k). dili anlaşılmak, belli olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) öIüler diyarı; cehennem, tamu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered. to be deemed. to be regarded as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katılan rakam veya miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave edilecek şey veya söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birkaç cins zehirli yılan; engerek, sağır yılan, (zool). Vipera berus; Amerika'da bulunan birkaç cins zehirsiz yılan. adder's mouth birkaç cins salepçi otu adder's-tongue (i). yılan dili, suoku; turna gagası,(bot). Geranium robertianum adderwort

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Kabul etmek, saymak: Bu işi olmamış addedin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. to count. to esteem. to deem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider. to steer / to hold. to esteem. deem. reckon. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tiryaki, müptelâ kimse, bir şeye düşkün kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıştırmak. be addicted to alışmak, kendini vermek, tiryakisi olmak, müptelâ olmak, düşkün olmak addictive (s). tiryaki eden, alışkanlık husule getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hesap makinesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Adis Ababa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave, ilave edilmiş şey; (mat). toplama in addition to (-e) ilâveten, ayrıca, fazla olarak. additional (s). biraz daha, ilâve edilen, eklenilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). katkı; katılan kimyasal madde; (s). toplamsal, ilâve olunacak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (s). bozmak, şaşırtmak; çürümek, cılk çıkmak; (s). çürük, cılk addlebrained (s). ahmak addled egg cılk yumurta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Sayılmak: Geç kalan gelmemiş addolunur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adres; söylev, nutuk; konuşurken takınılan tavır, eda; hüner, sanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). söylev vermek, nutuk söylemek, hitap etmek; mektubun adresini yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adresine mektup gönderilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitap eden kimse; imza eden kimse; dilekçe sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adres yazma makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). getirmek, göstermek (delil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Omuriliğin dış, beynin iç tabakasını meydana getiren sinir lifleri. Beyin hücrelerinin çoğunu akmadde teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Dini yüceltmek için din uğruna çalışan kimse. Alaaddin Keykubad (1192-1237) Anadolu Selçuklu Sultanı. - Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high street. main street. main road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suda ve lağım suyunda bulunan, yaklaşık 1 mikron büyüklüğünde veya daha büyük olmakla birlikte, sözgelimi kum tanesinden daha küçük katıları ifade etmek için kullanılan terim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ata binmiş gibi bacaklan birbirinden ayn olarak, eyere binmiş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizkadayıfı, zool. Alaria esculenta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo (filimde) kötü adam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelligi. Dinin değerlisi. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bacaklarını ayırarak binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حد] sınırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat mesane, kese, sidik torbası; iç lastik. air bladder zool. hava kesesi. gall bladder safra kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyestuffs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Beynin dış, omuriliğin iç tabakası. Bozmadde, sinir hücrelerinden meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ulu yol, geniş yol. Fars. şâh-râh, Osm. tarik-ı sultânî: Bağdad caddesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main street. highroad. avenue. street. road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street. main road in a city. avenue. highroad. highway. thoroughfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاده] ana yol, cadde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). golf oyununda oyuncunun taklmlannl taşlyan kimse; f oyun slrasında oyuncunun sopalarım taşımak,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), şayak. caddis fly dort kanath bir böcek, (zool), Trichoptera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daha ziyade çay koymaya mahsus küçük kutu, teneke veya çekmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili baba babacığım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok uzun bacaklı bir örümcek, (zool). Phalangis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمنهء متقدمه] eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interest rate. limit on the rate of interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saçma sapan söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit tütsülenmiş mezit balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gadr’dan imüb) (mü. gaddâre). Gadr ve sitem eden, merhametsiz, cefakâr. -2. Vefasız, emniyeti kötü kullanan, hâin. 3. Pek pahalı satan, soyucu tüccar (Arapça’da bu mânâsı yoktur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. atrocious. pedrifious. brutal. arbitrary. bloody-minded. draconian. draconic. ferocious. grim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. inhuman. vicious. tyrannical. pitiless. ruthless. merciless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. bloody. cutthroat. diabolical. ferocious. fiendish. grim. hellkite. truculent. tyrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غدار] zalim, acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Merhametsizce, zulüm ve sitemle, cefakârâne. 2. Emniyeti kötü kullanarak, hâincesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağır ve iki tarafı keskin bir çeşit kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Merhametsizlik, zulüm, cefâkârlık. 2. Vefasızlık, emniyeti kötüye kullanma, hainlik. 3. Pek pahalı satanın hali, soyuculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. cruelty. barbarity. brutality. ferocity. killer instinct. monstrosity. savagery. tyranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act cruelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temporary article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sevindirmek; sevinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hiddet’ten if.) (mü. hâdde). 1. Sivri, ince uçlu. 2. Keskin, 3. Sert, pek tesirli. 4. (tıp). Şiddetli ve iltihaplı (yara, çıban). Fr. aigue. 5. (matematik): Zâviye-i hâdde — Dik açıdan daha dar olan açı, mukabili: Münferice.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حاد] keskin. 2.sivri. 3.dar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حد] sınır. 2.şer’î ceza.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خد] yanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حد اصغری] en az.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حد اعظمی] en çok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حد طبيعی] normal hal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) aslında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خداع] düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hadîd’den imüb.). Demirci (az kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حداد] demirci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Demircilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حدادی] demircilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). Çabuk kavrayan, anlayışlı, kavrayışlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Erimiş madeni döküp tel yapmaya mahsus delikli safha suretinde Alet. mec. Hadde-i tedkikten geçirmek = inceden inceye araştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. rolling mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling machine. wire-drawer's plate. roller-mill. roller. rolling mill / press. roller mill. rolling press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roller. cogger. plunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dökümevi, döküm yapılan fabrika. Osmanlı devrinde tersanenin, döküm işleri yapan bölümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blooming mill. rolling mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roller mill. rolling mill / plant. drawing mill. tilt. rolling mill. rolling plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling. hot working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll. to mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezit balığı, (zool.) Melanogrammus aeglefinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bir şeyin meydana getirilmesi için işlenilen ana maddelerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jambon. kiç. artıst. gösterışçı. acemı oyuncu. amatör radyocu. abartili oynamak. rol kesmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw material / data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başlık; saçın taranış şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم قد] boydaş, aynı boyda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

load limit. capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yakup Peygamberin rüyasında gördüğü dünya ile cennet arasındaki merdiven; (den.) çoğunlukla tahta basamakları olan ip merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunan kediotu, (bot.) Polemonium caeruleum; bu türden herhangi bir bitki .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قد] boy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kadeh yapan, yapıcı. 2. (kadh’den) Kötüleyen, zemmeden, yeren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çakmak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah, mukaddes ve mübârek eylesin!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Kuds» tan geçmiş zaman kipinin 3. müfret erkek şahsı). Muazzez ve mübarek etsin! Kaddes-Ailah sırrehu = Allah sırrını muazzez etsin! (Evliyâ ve büyük mutasavvuflar hakkında söylenir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article / section of the law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive. preservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da evde imal edilen pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gazlara koku eklemekte kullanılan ve böylece sızıntılar konusunda uyarıcı olan madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) merdiven; (mec.) yükselme vasıtası; (İng.) çorap kaçığı. ladder stitch iğneardı teyel, çapraz teyel. accommodation ladder vapurun borda iskelesi. companion ladder kameraya inecek merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) erkek çocuk, oğlan, delikanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MADDE) (i. A.) (c. mevâd). 1. Maya, cevher, bir şeyin oluştuğu cisim, asıl, öz, unsur: Bunun maddesi nedir? Maddesi belli değildir. 2. El ile tutulur, gözle görülür şey, cisim: Ağrıyan yare dokunulunca içinde bir madde olduğu duyulur; tabiat, yabancı maddeleri vücuttan dışarı atar. 3. İş, husus, durum: Bu, büyük bir madde değildir, bazı maddelerin müzakeresi; birkaç liralık bir maddedir. 4. Kanun, nizam bend ve fıkrası: Kanunun filânca maddesi hükmünce. 5. Sözlüğün bir kelimeden veya ansiklopedinin bir mevzudan bahseden fıkrası: Yukarıdaki maddede açıklanan kelime. 6. İrin, cerahat: Bu çıbanın içinde çok madde vardır. 7. mec. Erkek tenasül organı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. matter. stuff. item. substance. article. clause. entry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. body. clause. lubricant. material. matter. object. provision. stuff. substance. entry. paragraph. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. clause. item. matter. question. substance. theme. material. component. ingredient. entry. section. topic. provision. stipulation. commodities. element. head. stuff. thing. timber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماده بماده] madde madde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clause by clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clause by clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maddecilik doktrinine bağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Maddeden başka varlık kabul etmeyen doktrin. Spiritüalizm mukabili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. delirtmek; delirmek; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıldırtıcı, delirtici; sinirlendirici, can sıkıcı. maddeningly z. çıldırtırcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boya kökü, kızıl boya; bu kökten alınan parlak kırmızı boya, fes boyası. madder lake sarıya çalan kızıl bir renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). 1. Madde ve cisim olarak: Bu, ondan maddeten daha büyük, daha ağırdır. 2. İşle, sözle değil, fiilen: Ben, söylediğimi maddeten isbat ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially. physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially. physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. maddiyye). 1. Ruhanî ve mânevî olmayan, cisme, maddeye ait: Bu, maddî bir şeydir, maddî ve manevî fayda. 2. Sözden ibaret ve itibârî olmayıp gerçek ve fiilî olan: Ben maddî kazanç gösteriyorum, (i. A. c.) Maddiyyûn = RÜhânî şeylere inanmayıp yalnız cisimlere, maddî şeylere inanan, Ar. mülhid (Fr. matirialiste). Mezheb-i maddiyyûn = Maddecilik, Ar. ilhad, Fr. materialisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. materialistic. physical. pecuniary. tangible. worldly. concrete. corporeal. earthbound. earthly. earthy. matter-of-fact. temporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthly. material. temporal. physical. worldly. tangible. substantial. materialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material. pecuniary. physical. tangible. materialistic. monetary. bodily. physically. temporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مادی] madde ile ilgili. 2.materyalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çılgın, zıvanadan çıkmış, köpürümüş, çok hiddetlenmiş; çıldırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MADDİYYAT) (i. A. c.). Madde ve cisme ait şeyler, gözle görülür ve elle tutulur şeyler, maneviyyât ve rûhâniyyât zıddı: Yalnız maddiyatla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things. materiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things. materiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مادیت] maddîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مادیه] madde ile ilgili. 2.matetaryalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maddî). Maddîler, materyalistler, (bk.) Maddî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hz.Peygamberin isimlerinden).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâdil edilmiş, değiştirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kaydedici, kaydeden Alet, sayaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adi» den if.) (mü. muaddile). Tâdil, eşit ve beraber kılan. (astronomi) Muaddilü’n-nehâr = Gündüzle gecenin eşit olduğu, yılda iki defa güneşin geçtiği daire ki, arzı iki eşit kısma ayırır, ekvator.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدل] denk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Faziletli, fazileti çok adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Besleyen, besleyici, (bk.) Mugazzi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadeb» den imef.) (mü. muhaddebe). 1. Kanbur, tümsekli. 2. (matematik, geometride) Kürenin bir kısmı gibi ortası tümsekli ve daire şeklinde olan, zıddı: mukaar, Fr. convexe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hader» den imef.) (c. muhadderât). Namuslu ve iffetli kadın. Muhadderât-ı İslâmiyye = islâm kadınları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadd» den if.) (mü. muhaddide). Tahdid ve tayin eden, bir şeye hudut ve sınır koyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hader» den if.) (mü. muhaddire) (tıp). Uyuşturucu, hissi ibtâl eden, Fr. narcotlque. (i. c.) Uyuşturucu ilâçlar: Muhaddirât kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخدر] uyuşturucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadîs» den if.) (c. muhaddisîn). Hadîs bilgini: Muhaddlsînden bir zât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hudûş» dan imef.) (mü. muhaddişe) (tıp). Osm. Tahdîş eden, gıcıklıyan, şiddetlendiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محدث] hadis bilgini.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kadem» den imef.) (mü. mukaddeme). 1. Önde bulunan, ileride olan, önden giden. 2. Eski, zamanca ileride bulunan, zıddı: muahhar: İskender’ in zamanı Hazret-i Isâ’dan çok mukaddemdir. 3. Değeri fazla olan, mertebesi daha yüksek veya lüzumu daha çok: İş eğlenceden mukaddemdir. 4. İki kısımdan mürekkep olan her şeyin birinci kısmı. 5. (mantık) iki kaziyyeden mürekkep kıyasın birinci kaziyyesi. Diğerine «tâlî» derler. 6. (askerlik) imparatorluk devrinde redif askerinin bölündüğü iki sınıftan birincisi: Önce mukaddem ve sonra tâlî sınıf silâh altına alınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقدم] önde. 2.önce, önceki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan evvel, önce: Bu kelime mukaddemâ kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدما] önceden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mukaddemât). 1. Maksada girişmeden önce söylenen ve maksadın ifadesine esas alınan söz: Önce bir mukaddeme yaptı, sonra mevzua girdi. 2. Bir kitabın asıl metninden önceki yazı, önsöz, Osm. dîbâce, medhal: Mukaddeme-! İbni Haldûn. 3. (askerlik) Ordunun ileride bulunan kısmı: Mukaddemetüi-ceyş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hz.Peygamberin isimlerinden).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kader» den imef.) (mü. mukaddere). 1. Tayin ve takdir olunmuş, belirli ölçüde. 2. İlâhî kadere göre, Tanrı’ca takdir olunmuş: Mukadder ne ise o olur. 3. Kader, kazâ, ezelî hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predestined. foreordained. fated. providential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Takdir olunmuş, kıymeti biçilmiş, kadri değeri bilinmiş, beğenilmiş. 2.Yazılı, yazılıp belirlenmiş ilahi taktir. 3.Yazılı olmayıp sözün gelişinden anlaşılan. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Tanrı’ca takdir olunmuş işler: Mukadderât-ı ilâhiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

things that are fated to happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدرات] yazgı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuds» den imef.) (mü. mukaddese). Takdis olunmuş, kutlu. Beyt-i Mukaddes = Kudüs’teki Mescid-i Aksâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacred. holy kutsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy. sacred. sacral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدس] kutsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Takdis edilmiş, mübarek kutsal temiz. Mübarek, kutsal kitaplar, Kur’an, Tevrat, Zebur, İncil. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mukaddes mefhumların bütünü, (bk.) Mukaddes.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدسات] kutsal değerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kadem» den if.). Takdim eden, bir büyük zâtın huzûruna götürüp veren: Mukaddim-i arî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقدمه] giriş. 2.önsöz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» dan imef.) (c. musaddaka). Gerçeklendirilmiş, tasdik olunmuş, doğru olduğu resmî bir makam tarafından yazılı şekilde tasdik edilmiş: Musaddak bir mukavele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sıdk» dan if.) (mü. musaddıka). Bir sözün yahut bir işin veya yazılmış bir şeyin doğru ve sahih olduğunu ispat ve tasdik eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçekliğini ve geçerliliğini resmi yazı ile bildiren. Tasdik eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadv» dan if.). Bir işe girişen, teşebbüs eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan» if.). Başa geçip oturan, başta kurulan, Osm. tasaddur eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEADDİDİ (i. A. «aded» den if.) (mü. müteaddide). Birkaç tane olan, birden fazla olan, çok, birkaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerous. many. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hudûs» tan if.) (mü. mütehaddise). Ortaya çıkan, yoktan var olan, meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kudüm» dan if.) (mü. mütekaddime). 1. Karşılıklı, karşı karşıya olan, biri diğerinin karşısında bulunan, ileri geçen, baştaki: Bu iş diğerlerine mütekaddimdir. 2. Geçmiş eski, eskimiş. 3. Takdim olunan, sunulan, birinin önüne ve huzuruna götürülen: Filân tarafından mütekaddim hediyeler. (I. A. c. mütekaddlmîn). 4. Eski adam: Mütekaddimînin söylediğine bakılırsa, zıddı: müteahhir, müteahhirîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعدد] birçok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقدم] geçmiş, eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin şanı ve şerefi. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatka; doldurmak için kullanılan yumuşak madde; abartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. uzun saplı bel; kısa kürek, kayığın kenarına dayamadan kullanılan kürek; tokaç, çırpıcı tokmağı; yandan çarklı vapurda çark kanadı; f. kısa kürekle yürütmek veya yürümek; ağır ağır kürek çekmek; çarkların hareket etmesiyle yürümek; k.dili kıça ş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sığ suda gezinmek; suda oynamak; sendeleyerek yürümek (çocuk veya ihtiyar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahıra yakın etrafı çevrili küçük çayır veya otlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabuklu pirinç, çeltik; çeltik tarlası. paddy wagon A.B.D., (argo) emniyet arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., k.dili şiddetli öfke; A.B.D., k.dili pataklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Derece, rütbe, mertebe, kerte: O raddede yoruldum ki, söz söylemeye tâkatim yok. 2. Takribi ölçü veya zaman: Yaşı kırk raddelerindedir (Arapça’daki asıl mânâları: 1. Fayda. 2. Araba oku).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imp. of Read, Rede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point. degree. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ راده] derece. 2.civar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. örmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelliği. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kederlendirmek, keyfini kaçırmak, neşesini kaçırmak; kederlenmek, neşesi kaçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eyer, semer; sele, bisiklette oturacak yer; sırtın alt kısmındaki et (koyun); coğr. bel, semer, boyun; semere benzer şey; f. semer vurmak, eyerlemek; yüklemek. saddle a person with a task birine zor bir iş yüklemek. saddle horse binek atı . sa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırtı çukur olan herhangi bir şey; sırtında semere benzer çizgileri olan kuş veya kelebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hurç, heybe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyer kaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşa, eyer altına konan keçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saraçlık; saraciye; saraçhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyer kaltağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) Musevilikte ahret ve ölümsüzlüğü yadsıyıp özdekçiliğe yönelen kimse, Saduki Saddu cean s. Sadukilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılmakladır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.b.i.) (Erkek İsmi) - Dinin kahramanı, dinin yiğidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gönderenin adına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. (=.). Hudut muhafızı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سروقد] servi boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kızmemesi, altıntop, greypfrut, bir çeşit ağaçkavunu, şatok; (bot.) Citrus grandis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınlara mahsus ve yan binilen eyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. kaçmak; i. kaçış .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyyar merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bacaklarını açıp durmak veya yürümek apışıp durmak; bacaklarını ayırıp oturmak; k.dili. taraf tutmamak; apışarak bir şeyin üstünde durmak veya oturmak; iki tarafı birden idare etmek; ask. hedefin hem önüne hem arkasına vurmak; i. apışma; apışık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha da ilave etmek, yeniden katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kundağa sarmak (çocuk); i. kundak. swaddling band kundak bağı. swaddling clothes kundak takımı, kundak; bebeklik çağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adûv» den) (c. taaddiyyât). 1. Öteye geçme, tecâvüz. 2. Hak ve insaf sınırını aşma, zulüm. 3. Örf, Adet ve kanun haddini geçme, bu hududun dışında hareket. 4. Fiilin gösterdiği işin bir veya iki mef’Üle geçmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعدی] zulüm. 2.haksızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.zulmetmek. 2.haksızlık etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «add»den). Birden fazla, birkaç olma. Taaddüd-i avalim = Alemlerin müteaddid olması. Taaddüd-i zevcât = Birden fazla kadınla evlenme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعدد] çokluk. 2.çoğalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تغدی] beslenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

beslenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gıda, beslenme (Ar.’da mânâsı: kuşluk yemeği yemek veya yedirmek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadr» den masdar). Eğik bir düzeyden akarak veya yuvarlanarak inme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huds» tan masdar). Olma ve zuhûr etme, ortaya çıkma. Arapça’da mânâsı başkadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tahaddüse ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحدب] tümsekleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tümsekleşmek, kamburlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تحدس] sezgi. 2.meydana gelme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

meydana gelmek, ortaya çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحدسيه] sezgicilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A ). Mukaddes olsun!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıdem» den). 1. Önce gelme. 2. ileri geçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedence. precedence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mübarek, mukaddes kılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقدم] öncelik. 2.öne geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öne geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Teşebbüs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصدی] girişme, başlama, el atma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

girişmek, başlamak, el atmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tasaddukaat). Sadaka verme, sadaka olarak verme: Malını tasadduk etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan masdar). Başa geçme, en. başta oturma, öne ve ileriye geçme: Bu adam tasadduru çok sever, daima tasaddur etmek ister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tegazzî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

beslenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. boş laf etmek, saçmalamak; i. boş laf, saçma; geveze adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eyerini çıkarmak; eyerden düşürmek, attan düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear. junk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkaç, tampon; vatka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. badi badi yürümek, paytak paytak yürümek; i. badi badi yürüyüş. waddly s. paytak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Değişik biçimlerde maruz kalma sonucu zarara yol açabilen kimyasal maddeler.

Türkçe Sözlük by