Aden, Gulf Of ne demek? | Aden, Gulf Of anlamı nedir? | Aden, Gulf Of

Aden, Gulf Of anlamı nedir?

Aden, Gulf Of ne demek?

Aden, Gulf Of anlamı nedir?

Aden, Gulf Of | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aden gulf

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aden körfezi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aden körfezi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adénite

tıp ak kan yangısı

Lenf düğümleri iltihabı.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Boyundaki lenf damarlarının şişmesi sonucu meydana gelen iltahaplı şişliğe adenit denir.

Tedavi için gerekli malzeme : Soğan, Sarımsak

Hazırlanışı : Öğle ve akşam yemeklerinde yarımşar kuru soğan ile ikişer diş sarımsak yenir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (anat). Ienf bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). lenf bezlerinin şişmesi veya büyümesi, adenoma, genellikle bez dokusu uru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باده نوش] içki içen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genişlemek, genişletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ritim, ahenk; sesin yavaşlaması; (müz). perdenin derece derece inmesi, nagmenin sonu, kadans. cadenced (s). derece derece inen; ahenkli, ritmik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). bir solo kısmın sonunda sesin gösterişli bir şekilde yükselmesi, kadenz, durgu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek üvey kardeş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kuvvetini kırmak hafifletmek, boğmak uyuşturmak (ağrı) kesmek (ses, ağrı); tatsızlaştırmak; parlaklığını gidermek, donuklaştırmak; ses geçmesini önlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zeval, batma, çökme, çöküş, yıkılış, inkıraz, inhitat. decadent (s). inkıraz bulmuş, zeval bulmuş, batmış, çökmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. içinde kaybolmak; yutmak, girdap içine çekip yutmak. engulfment i. bu suretle yutma veya yutulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) körfez; uçurum; (f.) yutmak. Gulf Stream Gulf Stream akıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül renkli. 2.Gül gibi kızıl olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. anatomi). Sünnet derisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدنگ] ok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ok.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. engulf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basing on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dayanarak, güvenerek, itimâtla: Filânın himâyesine istinâden buna cür’et ediyor; affınıza istinaden. 2. .Senet ve delil sayarak: Nâbî’nin bir beytine istinâden bu kelimenin yerinde kullanıldığını iddia ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referring to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

based on. relying on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

based on. supported by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استنادا] dayanarak. 2.güvenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstişhâd süreliyle, şâhit getirerek, şâhit göstererek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استطرادا] sırası gelmişken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güvenerek, dayanarak, istinat ve emniyet ederek, inanarak: Sizin sözünüze İtimâden bu işe teşebbüs ettim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتمادا] güvenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girit’te yetişen bir cins çalının zamkı ki, saç ve kaş boyamaya yarayan siyah bir mâcun çıkarılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labdanum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to load , loading , to bootstrap , to charge , to download , boutique , premise , premises , shop , store , joint , business , downloading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cistus): Ladengiller familyasından; İç Anadolu ve sahil bölgelerinde yetişen, kış aylarında yaprak dökmeyen, yeşil bodur bir çalıdır. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Çiçekleri büyük, beyaz veya pembe renklidir. Meyveleri kapsüldür. İçeriğinde Ladan denilen zamk vardır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Nezleyi keser. Dizanteride faydalıdır. Parfümeride kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kurşundan, kurşun; kurşun renginde, kurşuni; ağır kurşun gibi; ağırlık veren; kasvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal. mineral. mine. diggings. ore. quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal. mine. gold mine. mineral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal. mine. mineral. rich source. gold mine. minepit. metallic. metalline. ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maggots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine ore. mineral ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine ore. mineral ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral lode / vein / deposit / lead / squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral lode / vein / deposit / lead / squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore. mineral head. metalliferous ore. pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore. mineral head. metalliferous ore. pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black diamond. stone-coal. mineral of coal. pitcoal. black coal. fossil coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black diamond. stone-coal. mineral of coal. pitcoal. black coal. fossil coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine shaft. pit head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (C. mattin) (Ar. doğrusu: mâdin). 1. Toprağın içinden çıkan, eritilip dökülmek veya ısıtılıp dövülmekle çeşitli şekillere girip Alet ve edevat imaline yarayan cisimlerin her biri: Demir, bakır, kalay, kurşun, gümüş, altın en tanınmış madenlerdendir. 2. (kimya) Gelişmesi olmayan cisim, cevher. 3. Bir madenin veya bir çeşit taş, toprak ve başka şeylerin bulunduğu ve çıktığı yer, maden filizler bulunan yer, ocak: Ural dağlarında gümüş ve altın madenleri verdir. Mermer, alçı, kömür madeni. 4. Altın ve gümüşten başka olan maden: Gümüş değil madendir. 5. Maden veya eski maden, has porselen, çini gibi şeyler: Çin, Saksonya madenleri, onda çok eski madenler vardır. 6. mec. Bir meziyet ve faziletin kaynağı olan kişi, o meziyet ve faziletle vasıflı insan: Ol mâden-i ilm-ü hayâ. Kendisinde çok değerli şey bulunan, define, hazine: Herif madeni Bu, kütüphane değil maden! (Türkçe sıfat) 1. Madenden yapılmış: Maden tabak. 2. Gümüş ve altından başka olarak basit veya mürekkep bir madenden yapılmış: Maden madalya, (kimya) Şibih maden = Yarı maden. Maden vasfı taşımayan, fakat kimyaca madenler arasında sayılan bazı basit cisimler, Fr. mitalojide. Îlm-i maâdin = Madenlerin çeşit, cins ve durumlarından bahseden ilim, Fr. miniralogie. Imâl-i maâdin = Madenlerin işletilmesi ilim ve san’atı, Fr. mitalurgie. Maden suyu = İçinde tabiî olarak erimiş bir maden bulunan su. Maden kömürü = Pek eski zamanlardan toprağın altında kalıp yanabilir taş haline geçmiş olan ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerden maden çıkaran, bir maden ocağını işleyen veya bu işlerde kullanılan adam. Madenci feneri = Madencilerin kullandığı özel fener.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal miner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner. mine owner. mine expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner. mining expert. mine owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy. mining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mining. the work of a miner. mining expert or mine owner. business corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Madencilik çalışmalarının sonucunda, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını kirletici etkiye sahip materyel, özellikle kaya ve maden artıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mâdeniyye). 1. Madene ait veya madenden yapılmış: Madenî cisim, mevâdd-ı mâdeniyye. 2. Maden ilmine ait, Fr. min6ralogique. (i. A. c.). Mâdeniyyûn = İlm-i maâdin mütehassısı: Mâdeniyyûnun fikrince.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallic. mineral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallic. metal. mineral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallic. metal. mineral. pertaining to minerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Madenden yapılmış nefesli sazlar ki, tahta nefeslilerin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coin. coinage. piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coinage. metallic money. metal currencies. coins. coin. metallic currency. coined money. hard cash / money. bean. fractional coins. hard money. piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lube oil. mineral / rocl oil. naphta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lube oil. mineral / rocl oil. naphta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Madene ait maden sayılan şeyler, gelişmesi olmayan cisimler, Ar. cemâdât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدنيات] madencilik bilimi, mineraloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). I. Maden gibi olan. 2. (kimya) Madenlerin bütün ortak vasıflarını haiz olmayan elemanların genel adı, Osm. şibih maden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağı çıkarılan ve eti gübre olarak kullanılan ringa cinsinden bir balık, zool. Brevoortia tyrannus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.« haden » den). Barışma, anlaşma, uyuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hedn» den). Dostluk, sadakat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazlasıyle yüklenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Egin korfezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. başkasının üzüntüsüne sevinme, Oh! deme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Madene benzer.

Türkçe Sözlük by