Adı üstünde ne demek? | Adı üstünde anlamı nedir? | Adı üstünde

Adı üstünde anlamı nedir?

Adı üstünde ne demek?

Adı üstünde anlamı nedir?

Adı üstünde | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: adi ustunde

Türkçe - İngilizce Sözlük

as the name implies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Adüv’ler, düşmanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hindistan’ın Devletâbâd şehrinde imal olunan bir nevi yazı kâğıd.ı (Devlet Abâdî’den kısaltılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبادی] bayındırlık. 2.ince Hint kağıdı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şen, bayındır, mamurlukla ilgili. Abadı Mehmet Çelebi. Türk hukuk bilgini (1555).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hidayet eden, doğru yolu gösteren Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden, (bkz.Hadi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya gücü yeten Allah’ın kulu.-Kadir; Allah’ın isimlerindendir. (bkz.Kadir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Adiye). 1. Adet olan, mutad, her vakitKI, fevkalade olmayan: Adî gün; umûr-i Adiye = Alışılmış işler. 2. Bayağı, aşağı: Adî bir adamdır, pek Adî bir yemek yapmıştı. Hukuk-ı Adiye = Ceza hukukundan olmayan, mehâkim-i Sdîye = Ceza mahkemelerinden gayri, hukuk mahkemeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tawdry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocious. banal. base. cheap. coarse. common. contemptible. despicable. dirty. low. mean. measly. monstrous. poor. scurvy. shabby. shoddy. sordid. stale. tacky. tawdry. vile. vulgar. worthless. low-down. ordinary. customary. usual. cheapjack. third-rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinary. usual. normal. habitual , inferior. common. low quality. commonplace. mean. base. banal. cheap. coarse. crummy. deferred ordinary shares. despicable. hackneyed. low. petty. pitiable. pitiful. poor. profane. prosaic. rubbishy. schlock. scurv.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Attitude Director Indicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acceptable Daily Intake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Approved Driving Instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A television market, as defined by Arbitron, a firm which measures TV audiences Each ADI is assigned Arbitron's three-digit numeric code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acceptable daily intake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adi literally means one with a beginning After one realizes intellectually that one is not distinct from God , the adi illusion begins That is, although one knows one is not different from God, one does not experience it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AutoCAD's Device-Independent Binary Plotter Format, a vector format generated by AutoCAD.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Approved Driving Instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small box-like device that replaced the modem at UC with the advent of the IBX telecommunications system in July, 1988.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assistance Dogs International.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Defence Industries Ltd. 'Place of' or 'village of ' Used with village names like Adi Abun, 'Bishop's-ville'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Attitude direction indicator. alternate delay interval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عادی] sıradan, âdi, değersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Common Stock)

Şirket ana sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmayan ve sahiplerine eşit haklar sağlayan hisse senedidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name and fame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as the name implies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıcaklık ışınlarını geçirmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adet» ten) (mü. adîde). Müteaddit, çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدید] birçok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیده] birçok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem (i). Allah'a Ismarladık, elveda , Allah'a emanet olunuz; (i), (gen) (çoğ). veda, Allah'a emanet etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). (Kadın İsmi) /(Erkek İsmi) - Güzel isim. Verilen ismin güzel olması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adîle) («adi» den). Müsavi, eşit, benzer, eş, akran. Nazîr ve adîli yoktur, bî-adîl = Emsalsiz, benzersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Adile) («adi» den if.). Adalet sahibi, adalet icra eden, hak dağıtan: Adil Amir, Adil hükümet. Şâhid-i Adil == Adalet üzere, doğru söyleyen şahit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. fair. impartial. just. righteous. scrupulous. equitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. equitable. fair. impartial. kosher. on the level. right. righteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عادل] adaletli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیل] eşit, denk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Doğruluk gösteren. Doğru. 2.Eşit, eş, müsavi. 3.Adaletli davranan. Kur’anî bir isimdir. Allah’ın emirlerini hakkıyla uygulayan anlamına gelir. Raşid halifelerin 2.cisi Ömer b. el-Hattab’ın meşhur lakabı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Kırım ve-liahtı. (1548- Kazvin 1579) Devlet Giray’ın oğlu. Osmanlı-İran savaşında Osmanlılara yardımcı oldu. İkinci Şa-mah savaşını kazanan İranlılarca tutsak edildi ve Kazvin’de öldü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Adalet sahibi bir adama yakışır surette: Adilâne hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justly. with justice / equity. fairly. impartially. equitably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عدلانه] adilce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Doğruluk gösteren. 2.Doğru- Her işinde adalet, doğruluk bulunan hükümet. 3.Adile Sultan; Osmanlı döneminde Bağdat’ta valilik yapan Süleyman Paşa’nın hanımı. Adına bir cami bir de kervansaray yapılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Adil yönetici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayağılık, aşağılık: Onun Adîliği kıyafetinden bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turpitude. commonness. inferior quality. vulgarity. baseness. dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority. commonness. meanness. baseness. pettiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «atmak» tan). 1. Yürümede bir ayağın kaldırılıp atılmasından ibaret hareket, hatve. 2. Bir adım miktarı mesafe ve ölçü. Adım atmak = Yürümek, gitmek; ayak talimi etmek. Adım atlamak = Sıçramak, adım adım -Ağır ağır, yavaş yavaş. Adım almak, adımını tek almak = Düşünce ve ihtiyatla hareket etmek. Adımını geri almak = Pişmanlık ve tereddütle hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adîme) («adem den smüş.). Bir şeyi olmayan, malik ve sahip olmayan, mahrum: Adîm-ül imkân = İmkânsız, muhal; adîm-ül iktidar = iktidarsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step. footstep. foot. pace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footstep. pace. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step. pace. footpace. footstep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیم] yok olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Step by step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adımla ölçmek, adım saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pace. to go apace. to measure by steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space for one step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیم الامکان] imkânsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cennet (Adn).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on behalf of. in the name of. in behalf of. per procurationem. per pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. in the name of. in behalf of sb. in sb's behalf. on behalf of sb. on sb's behalf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behalf. in the name of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonu olmayarak, nihayetsiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). geçici, muvakkat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Allah'a Ismarladık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i) etin yağına ait; yağlı; (i) etin yağlı tarafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. addition

hesap

Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden ocağına giden yatay geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Savaşçı, savaştan geri durmayan, mücahid. Adiy b. Hatim et-Tai: 630 yılında müslüman oldu. Babası gibi cömertti. Kabilesinde İslam’dan dönme eğilimleri görünce engel oldu. Cemel vakasında Hz.Alinin yanında yer aldı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عادیه] alışılmış, sıradan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). 1. Bayağı, basbayağı. 2. Her zamanki gibi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony. peace. gusto. relish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) ehâdîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Birlik, Cenab-ı Hakk’ın birliği, vahdaniyyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال عادیه] olağan haller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual promise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A ). Gücü her şeye yeten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-bye. goodbye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother tongue. native language. native tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vernacular. primitive language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother tongue. native language. original language. vernacular language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir musiki sisteminde nota yazısının ve aralık esasının dayandığı dizi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan da sade ve mesut bir ırkın oturduğu rivayet edilen dağlık bir ülke; cennet hayatı yaşatan kırlar. Arcadian (s). bu ülkeye ait; sakin, asude; sade, basit; pastoral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Güney Amerika'da bulunan ve zırh gibi kabuğu olan, kertenkele cinsinden iri hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Azadlık, serbestlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آزادی] özgürlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedâ» yahut «bedû»dan if.). 1. Sebep olan, icap eden, iktiza ettiren, mucip, illet, sebep: Ahlâkının iyiliği bâdî-i terakkisi (yükseliş sebebi) oldu. 2. Ibtida, evvel, baş: Bâdî-i amirde = Evvel emirde. 3. Zahir, alenî, aşikâr: Bâdî-i nazarda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بادی] sebep olan, yol açan. bâdî olmak sebep olmak, yol açmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Rüzgara veya havaya ait. 2.Geçici. Badi Ahmed (1839-1908). Türk yazar ve şair.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Kullanılan şekli: Bedava). Parasız, meccanen, beleş (bilâ şey) : Bâdihevâ sirke baldan tatlıdır. Pek ucuz: Bunu bâdihevâ almışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Malayan dagger shaped like a butterfly whose straight blade bears one sharp edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takılma, latife, şaka; istihza

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Değiştirerek patlıcan dediğimiz maruf sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «budûr» dan) (c. buvâdir). 1. Hemen söylenilip hatâdan uzak olmayan söz. 2. Ansızın zuhur eden vak’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unforeseen danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بادره] tehlikeli olay, felaket.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. buvâdî). Çöl, kır, beyâbân, sahra, deşt. Bâdiye-peymâ = Çölde dolaşan, bedevî. Bâdiye-nişîn = Çölde oturan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بادیه] çöl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çöl, kır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). 1. Bağdad şehrine mensup ve müteallik veya Bağdad ahalisinden, Bağdadlı. 2. Dar, ensiz tahta pervazlarından yapılmış ve üstü sıvanmış bölme ve tavan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. bahadırân) (Türkçe’de dahi buğadur ve batur kullanılıp ikisi arasındaki münasebet açık ise de, hangisinin hangisinden çıktığını kestiremedik). Yiğit, cesur, kahraman, batır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. gallant. valiant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهادر] yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit, bağatur. Timur soyundan Hindistan’da hükümdarlık yapmış Türk lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

BAHADIR-ANE (i. F). Yiğitçe, dilâverce, kahramanca: Bir tavr-ı bahadırâne ile; bahadırâne bir yürüyüşü vardır. Cesur adamlara yakşır surette, yiğitçe: Bahadırâne yürümek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bahadır).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بلادیده] belaya uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. bunduk). 1. Yuvarlak, kurşunlar. 2. Fındıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bender). Benderler (iskeleler), (bk.) Bender.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bâdiye). Bâdiyeler (çöller), (bk.) BAdiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: bicâde). Gök yakut.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün, dünyanın kendi ekseni etrafında bir dönüşü tamamladığında geçen süredir. Bunu herkes bilir. Aslında tam da öyle değildir. Çünkü dünya kendi ekseni etrafında dönüşü sırasında yörüngesi üzerinde güneşin etrafında da döndüğünden, güneşten bakıldığında bir tam devri için geçen süre farklı gözlemlenir.

Neyse şimdi biz bunu karıştırmayalım ve bugün bütün dünyanın kabul ettiği zaman sistemine bakalım; o Bir yıl 12 aydır. o Bir yıl 52 haftadır o Bir ay 28-31 gündür. o Bir ay 4-5 haftadır. o Bir hafta 7 gündür. o Bir gün 24 saattir. o Bir saat 60 dakikadır. o Bir dakika 60 saniyedir. o Bir saniye 100 mili saniyedir.

Görüldüğü gibi, bir gün kaç saniyedir diye sorulduğunda bile kafadan hesaplanamayacak kadar karışık bir bölünme. Önce gün 24’e, sonra 60’a, sonra bir daha 60’a bölünüyor. Saniyeden sonraki bölünmeler ise ondalık sistemle gidiyor. İşte çocukların zaman hesaplarında zorlanmalarının sebebi.

Bir günde niçin 24 saat olduğunu kimse bilmiyor. Bu rakamın güneş saatini ilk kullanan Mısırlılardan kaynaklandığı sanılıyor. Yere dikilen yüksek bir taşın gölgesi sabah batıya, akşam doğuya düşüyordu ve Mısırlılar bu arayı altıya bölmüşlerdi. Dolayısı ile bir gün 24 bölüm oluyordu.

12 sayısı 2, 3, 4 ve 6 ile bölünebildiğinden, o zamanlar en çok kullanılan sayı birimi idi ki, bugün bile düzine adı altında sayı birimi olarak kullanılmaktadır.

Mısırlılar ayrıca 30 günlük ay ve 360 günlük yıl takvimini uyguluyorlardı.

Bugün bir dairenin 360 dereceye bölünmesinin sebebinin de bu olduğu sanılıyor. Yaklaşık 3 bin yıl önce, bugün Irak olarak bilinen yerde yaşayan, Babilliler ise 60 sayısını matematik sistemlerinde temel olarak almışlardı. 2, 3, 4, 6, 12, 15, 20 ve 30 ile bölünebilen ve 360’ı da bölen bu sayı dakika ve saniyenin birimi olarak alındı. O zamanlar için onluk sistem, yani on sadece 2 ve 5’e bölünebilen zavallı bir sayı idi.

Saniyenin bölümleri ise o devirlerde ölçülemiyordu, ölçülebilmeye başlandığında ise dünya ondalık sisteme geçmişti ve bu esas alındı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuğbay, albayla tuğgeneral arasında bir rutbe. brigadier general tuğgeneral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchantress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. witch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «câdC» dan). 1. Halkın bâtıl inancına göre gûyâ mezardan çıkıp geceleri korkutucu bir surette ve cin gibi gezen hayal, vampir, karakoncolos. 2. mec. Kötü huylu ve çirkin kocakarı, acöze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrewish. termagant. witch. hag. ghoul. bitch. old cat. hellcat. gorgon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrewish. termagant. witch. hag. ghoul. bitch. old cat. hellcat. gorgon. vixen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witch. hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den of intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchcraft. bad temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchcraft. magic. spell. cantankerousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show a bad temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göçebelerin evi yerinde olup ordugâhlarda askerlerin, bekçi ve ko rucu gibi adamların da geçici ikametgâhıdır. Kalın bezden yahut keçe veya deriden yapılır. Ekseriya mahrut (piramid), bazen üçgen biçiminde olur ve bir direkle kurulup etekleri ip parçalarıyla kazıklara bağlanır. Oba, hayme, hargâh, çetr: Çadır kurmak, çadırda yatmak. Çeşitleri olup, en büyüğüne otak, en küçüğüne çerge derler. Tatar çadırına «alaçık», Türkmen çadırına «derim», halı ve kilimden yapılanına da «oba» denir. (F. çetr, çadır’dan gelir). Çadır altı = Sefer, ordugâh: Çadır çiçeği = Şekli çadıra benzer bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas. tent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent. beach operator. canvas. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادر] çadır. 2.örtü, kadınların giydiği örtü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadır yapıp satan adam. Çadırcılar = Çadırcı esnafının çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tentmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çadıruşağı): Maydanozgillerden; özsuyu hekimlikte kullanılan bir bitkidir. Böceklerin, gövdesine açtığı, deliklerden özsuyu sızar. Zamk gibi yapışkan olan bu maddeyle yakı yapılır. Kullanıldığı yerler: Kan ve lenf damarlarını genişletir. Ağrıları dindirir. Müzmin ve mikrobik hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Kanadalı; (s). Kanada ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفادیده] üzülmüş, cefa çekmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cellâtlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلادی] cellatlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hicrî takvimde ayların beşincisiyle altıncısının ismi olup, birincisine «cemadiyel-evvel» ve ikincisine «cemadiyel-Ahire» derler, mec. Cemâziyeievvel = Eski hal: Ben, onun cemâziyelevvelini bilirim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Cihât’a mensup, savaş işleriyle ilgili. 2. II. Sultan Mahmud devrinde harp masraflarına karşılık olmak üzere kesilmiş sikke.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yalanlamak, tekzip etmek, aksini iddia etmek; karşı olmak, tezat teşkil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aykırılık, çelişme; yalanlama. a contradiction in terms sözlerde çelişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inkâr ve tekzip manasında; aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fark, zıt oluş, aksi. in contradistinction to -in aksine olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zıddı ile tefrik etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocuğa bakmakla görevli kadın, lala, müennesi dâye: Çocuk dadısı, şu çocuğu dadısına verin, daha dadısının kucağından çıkmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nanny. nursemaid. nurse. dry nurse. governess. duenna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nanny. nurse. nursemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocuğa bakan kadının sıfat ve görevi: O kadın dadılık ediyor, dadılık zor bir vazifedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hadîs ve bununla ilgili şeyleri öğretme yurdu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریادل] gönlü zengin. 2.büyük himmetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönlü geniş, herşeyi hoş gören.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass widow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorceé. widow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feme discovert. widow. widowed woman. relict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

, Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Dursaliha).*

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. efdai). Efdallar, en fâzıllar, en faziletliler, (bk.) Efdal.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Pek mümtaz olanlar, çok bilgilil(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. hadîs). Hadîsler, Hz. Muhammed’in sözleri, (bk.) Hadîs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احادیث] hadisler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ احدیت] birlik. 2.Tanrı’nın birliği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran Üstünde Kontrast, inanılmaz derecede zengin renkler için siyah ve beyaz parlaklık arasındaki farkı vurgular. Bu en karanlık gölge (siyah) ile en parlak gölgenin (beyaz) ölçümüdür. Ne izliyor olursanız olun, kontrast oranı ne kadar yüksek olursa, görüntü kalitesi de o kadar yüksek olur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Perişan, saçılmış, dağınık şeyler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) saçmak, yaymak, neşretmek (ışın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kökünden söküp atmak, defetmek; mahvetmek yok etmek eradica'tion (i.) yok etme. erad'icator (i.) kökünden söken ve yok eden kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éradication

yok etme

Ortadan kaldırmak.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Genel kural olarak gelişmiş hayvanların beyinleri basit yapılı hayvanlarınkinden, iri yapılı hayvanların beyinleri de küçük hayvanlarınkinden daha büyük ve karmaşıktır. Ama beyin büyüklüğünün zeka ile hiçbir bağlantısı yoktur. İnsanlarda yetişkinlerin beyinlerinin çocuklarınkinden, erkeklerin beyinlerinin kadınlarınkinden biraz daha büyük olmaları yalnızca yaş, vücut ağırlığı ve cinsiyet farkından kaynaklanır.

Bir beyine bakarak, onun bir kadına mı yoksa erkeğe mi ait olduğuna karar veremezsiniz, çünkü aralarında şeklen gözle görülür büyük bir fark yoktur. Ancak her iki cinsiyetin beyinleri arasında ortalama bir büyüklük ve ağırlık farkı vardır. Kadın beyinleri erkeklerinkinden yaklaşık yüzde 10 daha küçüktürler. Ortalama yetişkin bir erkeğin beyninin ağırlığı 1.375 gramdır.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus, kadınların vücut ağırlıklarının da erkeklerden yüzde 10’un üstünde bir oranla hafif olmasıdır. Yani kadının beyninin vücuduna oranı yaklaşık yüzde 2,5 iken erkeğin yüzde 2’dir. Sonuçta kadınlar vücutlarına oranla daha büyük bir beyne sahiptirler.

Tek bir beyne bakarak hangi cinse ait olduğuna karar veremezsiniz ama ortada 100 tane beyin varsa en küçüğünün bir kadına, en büyüğünün ise bir erkeğe ait olma ihtimali çok kuvvetlidir.

İnsan beyninin hacim olarak büyüklüğünün zeka ile bir alakası yoktur. Bilimsel çalışmalar ilk insanlardan Neanderthal adamının beyninin günümüz modern erkeğininkine göre 100 santimetreküp daha büyük olduğunu göstermiştir.

Bilinen en büyük beyinlerden biri Rus yazar Turgenyev’inki idi ve 2021 gramdı. Dünyanın en zeki bilim adamlarından biri kabul edilen Einstein’in beyni ise ortalama boyutta bir beyindi.

Yunusun beyni ortalama 2270 gram ağırlıkta olup insanınkinden yaklaşık 1,66 kat daha ağırdır. Ancak bu, yunusların insanlardan daha zeki oldukları anlamına gelmez. Beyin ağırlığı ile zeka orantılı olsaydı 5 kiloluk beyni ile fil karadaki hayvanların hepsinden, 9 kiloluk beyni ile balina tüm canlılardan daha zeki olurdu.

İnsan beyninden 7 kat daha ağır olan balina beyni, kendi vücudunun 40000’de biri kadardır. Memelilerin beyinlerinin ağırlıkları genel olarak vücut ağırlıklarının 100’de biri, kuşların 200’de, sürüngenlerin 300’de, balıkların ise 5 - 6,000’de biridir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hakikaten, niçin erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?

İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.

Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu?

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.

Peki kadınların düğmeleri niçin solda?

Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housewife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homemaker. housewife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’yı taklid ederek Türkler’in yaptıkları bir kelimedir). Evlâtlık, Ar. bünüvvet: Evlâdiyyetle şartlı = Babadan oğula kalmak şartiyle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suçluları iade etmek veya ettirmek. extraditable (s). iade edilebilir(suçlu). extradition (i). suçluları iade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. yed). Yedler, eller. (bk.) Yed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zeminler, yeryüzleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمنهء قدیمه] eski zamanlar, eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Fâzıl).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fazıl).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fatma).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجر صادق] tan ağartısı, şafak sökmesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FECR-İ SADIK) (i. F. A.). Tan yerinde gün doğmadan belirip, gün doğuncaya kadar süren aydınlık, gerçek ten, hakikî fecir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. firdevs). Firdevsler, cennetler, (bk.) Firdevs.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Price Increments (tick))

Her hisse senedi fiyatı için bir defada gerçekleşebilecek en küçük fiyat değişimidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kalb ve gönüle ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fuâdiyye). Can ve yürekten olan, kalpten, gönülden samimî: Teveccühât-ı fuâdiyyelerinin devamını rica ederim (eski saygı tâbirlerinden). (bk.) Fuâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gadr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Gadreden, hiyanet eden, fenalık eden. (bk.) Gadr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. guderâ, gudürân). 1. Selin ortaya çıkardığı birikinti su, göl. durgun su. 2. Küçük ırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göle ait, göl kenarlarında yetişen veya gölde yaşayan: Nebâtât-ı gadtriyye, semek-i gadîri = Göl balığı, göl bitkileri. Fr. lacustre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gadir (yanlış olarak «gadr» yerine kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gadiyyât). Sabahın erken vakti ki, tan atmasıyle güneş doğması arasıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kama şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gladyatör. gladiator'ial s. gladyatöre ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. gladiolus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kılıç çiçeği, glayol, kuzgunkılıcı, kuzgun otu, keklik çiğdemi, bot. Gladiolus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name given to a child when its umbilical cord is cut. middle name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonu şebekesi üzerinden veri transferi sağlayan paket temelli servistir. GPRS en iyi koşullarda maksimum 32 – 48 kbps veri aktarımına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) meyil, irtifa; yokuş; yükselme veya düşme; (fiz.) değişim öIçüsü; (s.) derece derece değişen; (zool.) yürüyebilen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tedricen yükselen sıralar, basamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit çarkıfelek çiçeğinin meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden el bombası atan asker; (ing.) hususi bir alaya mahsus nefer; (zool.) Güney Afrika'ya mahsus bir çulha kuşu; uzun kuyruklu balıkgillerden biri, (zool.) Macrourus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipek veya yünle ipek karışımından yapılmış çok ince kumaş; nar şurubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hired woman. charwoman. daily help. daily woman. daily woman / help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Demircilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حدادی] demircilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Haydi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hâdiye) ,chüdâ» dan if.). Doğru yolu gösteren, hidâyet veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come on!. go on!. come along!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هادی] doğru yolu gösteren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خادع] düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yenilene yardım eden, yardımcı. 2.Hidayet eden, doğru yolu gösteren. Kılavuz, rehb(Erkek İsmi) 3.Önde giden kimse. 4.Mızrak ucu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). On birinci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Tatsız hadiselerle geçen toplantı, gösteri vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Oyun, hile, Ar. mekr, hud’a.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Erken doğan oğlan çocuğu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A). Erken doğan kız çocuğu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Vakitsiz, erken doğan kız çocuğu. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. Hadice: Hz.Muhammed (s.a.s)’in ilk eşi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. hiddet’ten smüş.) (m. hadide). 1. Öfkeli, hiddetli, titiz. Ar. gazûb. Hadîd-ül-mizâc = Hiddeti galip, çabuk kızar. 2. Şiddetli, şedîd, keskin. 3. Demir, Fars. Ahen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Keskin. 2.Demir. 3.Öfkeli, hiddetli, şiddetli, titiz. 4.Kur’an-ı Kerim’in 50.suresinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Öfkeci, öfkeli, çabuk kızar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. hadîdiyye). Demire ait veya demirden yapılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hadâik). Ağaçlı bahçe, ağaçlık: Hadâik-ı hâssa = Padişah sarayının bahçeleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حدیقه] bahçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hâdim = hizmet eden’ den). Erkekliği elınmış erkek, tavâşî: Hadımağası. Hadım etmek = Erkekliğini giderici ameliyatta bulunmak, (insanı) enemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hedm’den if.) (mü. hâdime). Yıkan, tahrip ve hedmeden. Hâdim-ül-lezzât = Lezzetleri yıkan yani ölüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hidmet’ten if.) (mü. hâdime) (c. hüddâm, hademe). Hizmet eden, hizmetçi, hizmetkâr: Onun menfaatlerine hâdim olmak İstemem. Hadim-ül Haremeyn-iş-Şerîfeyn = Mekke-i Mükerreme ile Medîne-i Münevvere’ye nisbetle Yavuz’dan beri Osmanoğullan’na mensup İslâm halîfelerinin aldığı tevazu unvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eunuch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eunuch. castrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خادم] hizmetçi. hâdim olmak hizmet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hizmetkar, yardım eden. Hadim-i Harameyn: Harem-i Şerifin hizmetkarı. Hicaz’ın alınmasından sonra Osmanlı sultanlarına verilen lakap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to castrate. alter. emasculate. geld.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden saraylarda ve büyük konaklarda haremle selâmlık arasında hizmet gören hadım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خادمه] bayan hizmetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal imbecility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ötücü gövercin. 2. Kişneyen aygır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hades’ten smüş.) (mü. hadîse). 1. Yeni, Ar. cedîd, Fars. nev-zuhûr Hadîs-üs-sin = Gen;. 2. Sonradan ortaya tıkan, eski olmayan (bu mânâ ile «hâdis» daha çok kullanılmıştır). 3. (c. ehâdîs). Peygamberimiz’in sözü veya bir iş ve hareketi: Hadîs-i şerif; il m-i hadîs; nakl-i ehâdîs-i şerife.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hudûs’tan if.) (mü. hâdise). 1. Yeni zuhur eden veya vuku bulan, meydana çıkan: Bir mesele hâdis oldu. 2. Eski olmayan, soradan vücuda gelmiş, yaratılmış, Ar. mahlûk: Alem hâdistir. 3. Yeni, Fars. nevzuhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tradition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the prophet muhammad's sayings/deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hadith. tradition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حادث] meydana gelen. 2.yeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حدیث] hadis, Peygamber sözü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حادثات] olaylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. havâdis, hâdisât). 1. Olay, vak’a, vâkıa, vuku bulan hal ve keyfiyet, macera: Hâdisit-ı dehr = Zamanın olayları. 2. (tıp) Bir hastalığın devamı sırasında ortaya çıkan hal, hastalığın tesadüfen başka bir renk alması, Arıza. 3. (c. havadis). Haberler, vukuat, yeni vuku bulmuş işler: Bugünkü gazetelerde hiç havadis yok: Yurt havadisi, dış havadis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

event. incident. happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affair. phenomenon. event. incident. occurence. case. occurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case. event. incident. occurrence. happening. action. affair. appearance. phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حادثه] olay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked by unpleasant events.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haydisene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come on ! hurry up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without untoward events. smoothly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hadi).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

‘Ham’ kelimesinin İngilizce’deki anlamı ‘domuzun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek’ demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atlıları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında ona tuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen ‘Tatar Bifteği’ ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacı ile gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg Bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servise sunar ve ona ‘Hamburg’a ait’ anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Almanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi ve aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getirir. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önceden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de ‘Salisbury Bifteği’ adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihinin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Savaşı sonrası ABD’de İngilizce’deki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de ‘Salisbury Bifteği’ olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

“Ham” kelimesinin İngilizce’deki anlamı “domuızun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek” demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında onatuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen “Tatar Bifteği” ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacıyla gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servie sunar ve ona “Hamburg’a ait” anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Amanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getiri. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de “Salisbury Bifteği” adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Svaşı sonrası ABD’de İngilizcede’ki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de “Salisbury Bifteği” olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. hendek). Hendekler, (bk.) Hendek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandy. mollycoddle. mother's darling. mother's pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâdise). Hâdiseler. (bk.) HAdise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news. rumors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news. piece of news. rumour. tidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حوادث] yeni haberler. 2.olaylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (haydud’un cem’i olmak üzere kullanılmış ise de evvelâ haydud kelimesi Arapça olmadığından böyle bir çokluk olamaz ve bu kelime Arapça olmadığı için o dile mahsus olan (ha) ile yazılmayıp (hı) ile yazılması lâzımdır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) serlevha, başlık; maden yolunun dar başı; baş koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanturpu, bayırturpu, yabani lahana, acırga, karaturp, bot. Armoracia lapathifolia. horseradish tree banağacı, bot. Moringa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İdâdiyye). 1. Hazırlamaya, istidatlı ve hazır olacak bir hale getirmeye mahsus. 2. Eski eğitim sisteminde rüşdiyeden sonra gelen ve üniversiteye talebe yetiştiren orta dereceli okul, lise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanzimat’tan sonra Osmanlı devletinde lise, rüşdiyye (ortaokul) ile dârülfünûn (üniversite) arasındaki okul: Idâdiyye-i mülkiyye, idâdiyye-i askeriyye, idâdiyye-i tıbbiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İla) (i. A.). İktisada alt, Fr. Economique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical. financial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical. pertaining to economics. amalgamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصادی] ekonomik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). İktisat ilmi veya iktisada alt şeyler, ekonomi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصادیات] ekonomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصادیون] iktisatçılar, ekonomistler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepping stone. first step. beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. imdâdiyye). imdat ve yardıma alt: Fırka-ı imdâdiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. inat olsun diye. 2. Aksine, tersine: Kız da inadına çirkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberately. out of obstinacy/spite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Eşyanın gerçeklerini inkâr edenler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. ten renginde, pembemsi; kan kırmızısı; f. kızıla boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sökülemez, kökünden çıkarılamaz, giderilmesi olanaksız. ineradicably z. sökülüp atılmaz surette, çıkarılamaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irâde» den imen.) (mü. irâdiyye). Iradetle alâkalı, irâdetle vâki olan, bilip isteyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volitional. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willkürlich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ışık saçan, ışıldayan, parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aydınlatmak, tenvir etmek: zihnini açmak; üzerine saçmak (sevgi, sevinç); röntgen ışınlarına tutmak. irradia'tion (i.) parlaklık, ışık verme; zihnin aydınlanması; ısı saçılması; röntgen ışınlarına tutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesswoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. isnâdiyye). Osmanlı gramerinde mesnet ile müsned-i ileyh arasındaki bağlılığa ait, bu bağı ve münasebeti bildiren: Fill-I isnâdî, cümle-i isnâdiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. isnâd). I. İsnatla alâkalı fikirler. 2. İsnatla alâkalı şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mânâda, dayanağa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. istitrâdiyye). Istitrâda ait veya istitrâd yoluyla söylenilen: Fıkra-i istitrâdiyye. bk. istitrâd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقادیات] inançla ilgili şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. ittihâdiyye). Birlik ve ittifaka ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعدادی] lise.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslında: KâADİ, KAAZİ) (e ). (i. A.) (c. kuzât) («kazâ» dan if.). 1. İfave icra eden: Kaadi-i-hâcât = Herkesin dileğini, isteğini yerine getiren, Tanrı. 2. Şer’İ hâkim, eskiden şer’İ mahkeme reisi, şerîate göre muhakeme ile hükmeden adam: Kadı efendi. Kaadi-l-kuzât = Kadılar kadısı, Ortaçağ İslâm devletlerinde en büyük kadı, bütün kadıların reisi ve Amiri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاضی] dinî yargıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. cadi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hüküm, karar, hakimlik. 2.Seri devlette, mahkeme reisi. İlim sahibi yetkili. Kadı İyaz: (İyaz b. Musa b. Ümran es-Sebtî (1083-1149). Meşhur fıkıh ve hadis bilgini. İspanya’da Gırnata kadılığı yaptı. 20’yi aşkın eseri vardır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Kadılar kadısı, bk. Kad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Güneşte veya dumanda kurutulmuş et, pastırma. 2. Etleri dökülmüş ve kemikten ibaret kalmış insan veya hayvan bedeni, isklelet. 3. mec. Pek kuru ve zayıf adam (son iki mânâ Türkçe’ye mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدید] kurutulmuş et, kadit. 2.canlı cenaze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâDİFE) (i. A.) (c. kadâif). 1. İpek, pamuk veya yünden örgülü parlak, hafif tüylü lüks kumaş. 2. Kadifeden mâmûl: Kadife elbise. Kadifeçiçeği = Yaprakları örgülü çiçek çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

velvet. velvet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

velour. velvet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

velvet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yüzü ince sık tüylü, parlak ve yumuşak kumaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marigold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kuvars ve şekilsiz silisten ibaret, mavimtrak beyaz renkte bir cins akik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadı unvan ve vazifesi, Ar. kazâ: Kadılık pek mes’uliyetli bir vazifedir. 2. Bir kadı’nın dairesi, bir kadı’nın hükmü geçen yer, kaza: Orası bir kadılık yeridir (şimdi: kaymakamlık, ilçe).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاضی القضات] başkadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kadîme) (c. kudemâ). 1. Eski, Ar. atıyk, Fars. dîrîn: Zamân-ı kadîm; târîh-ı kadîm; ezmine-i kadîme (eski zamanlar). 2. Başlangıcı olmayan, ezelî: Cenâb-ı Hak kadîmdir; Alem kadîm olamaz; Kelâm-ı Kadîm. 3. (hukuk) Evvelini bilir kimse olmayan. 4. Çok eski zaman: Kadîmden beri. Min’el-kadîm = Eskiden beri. (c.). 1. Eski adamlar, eski zaman adamları: Kudemânın yıldızlar hakkında tamamen yanlış inannışları vardı. 2. Eskiler, kıdem bakımından ileri gelenler: Kudemây-ı ricâl-i devletten; kudemâdan bir zat. 3. (m. gibi). Yaşlı ve vekarlı adam, ağır başlı, eski tarz ve kıyafette adam: Kudemâ kıyafeti; kudemâ tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arapça erkek ayak basan. ulaşan. varan. ezeli. evvelsiz. Çok eski zamanlara ait eski atik. yıllanmış.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدیم] eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ayak basan, ulaşan, varan. 2.Ezeli, evvelsiz. 3.Çok eski zamanlara ait eski atik. 4.Yıllanmış. - Kelam-ı Kadim, Kur’an-ı Kerim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kazm»dan if.) (mü. kaadıma). Kemirici: Hayvân-ı kadım; hayvânât-ı kadıma = Kemirici hayvan, hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. askerlik). İleri karakol. Ar. mukaddimet-ül-ceyş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski zamanda: Kadîmen karada seyahat vasıtası hayvandan ibaretti. 2. Eskiden beri. Ar. minei-kadîm: O arazi kadîmen çayır idi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدیما] eskiden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in Arapça kaidesi ile yaptıkları bir kelimedir). Eskiden mevcut olan, eskiden bulunan, daimî: Kadîmi bir bina; bizde kadîmî bir bahçıvan vardır, eskiden, Ar. mine’l-kedîm, daima: O, kadîmî bizde oturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden kibar karısı, hanım. 2. Osmanlı padişahlarının ilk dört eşi: Kadın-efendi hazretleri. Baş-kadın-efendi = Padişahın birinci zevcesi. Kadın-efendiler, Avrupa protokolünde imparatoriçe değil, kraliçe derecesinde sayılırlardı. XVII. asırdan önce kadın-efendi yerine haseki denirdi. 3. insanın dişisi: Kadınlara mahsus salon; kadınların yeri ayrıdır. 4. Eskiden hanımdan aşağı olarak bir unvan: Kâhya (kethudâ) kadın, aşçı-kadın, bacıkadın. Kadınbudu = Yumurtaya bulanmış pirinçli ve kıymalı bir çeşit köfte. Kadıntuzluğu = Bir cins bitki, anberbâris. Kadın kadıncık = Terbiyeli, toplu ve kendi halinde kadın. Kadıngöbeği = Bir cins hamurlu tatlı. Kadın-nine = Büyükanne ve kayınvalide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. woman. lady's. female. petticoat. woman. female. she. dame. broad. distaff. hen. jane. petticoat. gyno-. gynous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird. dame. female. girl. lady. skirt. woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. woman. female. matron. feminine. feme. lollipop men , lollipop lady. petticoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Yetişkin dişi insan. 2.Evlenmiş kadın. 3.Evli ve itibarlı kadın, hanım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady killer. womanizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecological diseases. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couturier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress maker. dressmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir köfte cinsi. bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meat and rice croquettes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın tarz ve usûlünde: Kadınca konuşuyorlardı; kadınca bazı hareketleri vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. womanlike. unmanly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. feminine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. womanish. womanlike. effeminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kadın: Kadın kadıncık, bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınlara düşkün, kadın düşkünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak ve ortası çukur bir hamur tatlısı, bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman. womankind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womankind. womenfolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin almayacağı kadar pahalı idi. Zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı. Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha hızlı ilikleyebiliyorlardı Bu nedenle, terziler dügmeleri hizmetçilerin sağına, hanımların ise soluna gelecek şekilde diker oldular.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadın olmak hususu: Kadınlık zor iştir. 2. Hakkıyle kadın olmak hususu: Gereği gibi kadınlık nedir bilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

femaleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanhood. womanliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanhood. feminity. muliebrity. woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminate. feminine. womanlike. womanish. ladylike. unmanly. lydian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camp. effeminate. feminine. womanish. womanly. sissy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanish. feminine. effeminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sarıçalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kudret» den smüş.). Çok kudret sahibi, her şeye muktedir (Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Tanrı’nın 99 adından biridjr, başkası hakkında kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kadr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kudret» den if.). Kudret ve kuvvet sahibi, muktedir: Ben bu işe kadir değilim; ona kim kadir olabilir? Cenâb-ı Hak her şeye kadirdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mighty. powerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mighty. powerful. strong. capable of. able.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قادر] güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدیر] çok güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Değer, kıymet, itibar. 2.Parlaklık. 3.Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü. 4.Allah’ın isimlerinden. Kur’an-ı Kerim’de 50’ye yakın yerde geçmektedir. Başına”abd” takısı olarak “Abdülkadir” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Night of Power. the 27th of Ramadan when the Koran was revealed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kadr = değer, Fars. dânisten = bilmek). Değerli adamların değerini bilen ve anlayan, takdir edebilen: Bir vezir-i kadr-dân idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değerbilir, vefalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciative of merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’la güçlenen. Gücünü Allah’tan alan. 2.Ebu’l-Ahmed b. İshak. Abbasi halifesi (Öl. 1031). Halife Muktedir’in torunu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدردان] değerbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değerli adamları takdir etmek hassası: Kadirdanlık büyük bir meziyettir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güçlü kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. denizcilik). Eski bir çeşit kürekli harp gemisi ki, lüzumuna göre hem yelken, hem kürekle çekilir ve her küreğini, kürek mahkûmu dört suçlu veya esire çektirirlerdi. Kadırga limanı = Vaktiyle kürekli harb gemilerine üs vazifesi gören liman. Kadırgabalığı — Balina denilen büyük deniz hayvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. kaadiriyye). Abdülkadir Geylânî’nin kurduğu büyük tarikat: Tarîk-ı Kaadirî; Tarîkat-ı Kaadiriyye = Bu tarîkate mensup edam: Kadiriler, Kadiri dervişi. Kadiri dergâhı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. F.). Kadiri tekkesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. 2.Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birlesik isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciative of merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدرشناس] değerbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadir, değer bilirlik, Ar. vefâ, Fars. kadr-şinâsî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) değerbilirlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skin and bones. a mere skeleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hep olduğu yerde kalan büyük fıçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. kandil). Kandiller. bk. Kandil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کار قدیم] eski el işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaktüs): Atlasçiçeğigiller familyasından; bir çeşit bitkidir. Nopal zamkı elde edilir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام قدیم] Kur’ân.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to one's name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [قرون قدیمه] eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. tıp). Göz akı zarının göz bebeğine doğru bir ok ucu biçiminde ilerlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İslavca: vladika). Vaktiyle Karadağ piskopos prenslerine verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Elli altmış metre kadar yüksekliği olan, kerestesi ve reçinesi pek beğenilen bir çam cinsi (pinus picea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spruce. spruce fir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spruce. spruce tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Romansch dialect spoken in some parts of Switzerland and the Tyrol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person speaking Ladin as a mother tongue. a Rhaeto-Romance dialect of Romansh spoken in southeastern Switzerland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Rhaeto-Romance dialect of Romansh spoken in southeastern Switzerland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamâyil şeklinde takılan fişeklik, göz göz palaska.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yükleme. bill of lading konşimento.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لادینی] laik, din dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ladino.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), radyo anten iniş teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) yol gösterme, rehberlik; ima; (s.) önde olan, yol gösteren, rehber olan. leading article (İng.) başmakale. leading lady piyeste başrolü oynayan kadın. leading man başrolü oynayan erkek. leading question belirli bir cevabı gerektiren soru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurşun ile kaplama veya bölme; kurşun çerçeve (pencere için); (matb.) satır aralarının anterlini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yükleme; yük; ağırlaşması veya kalınlaşması için herhangi bir şeye katılan madde; sig. masrafları karşılamak için prime eklenen miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معادن] madenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) devam edecek, sürecek, arkası var.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medh» den if.) (mü. mâdiha). Medheden, öven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. argo). Dalavere, hile: Dalavere yapmak, hile yapmak, kazık atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

New York şehrinde birçok reklam sirketinin bulunduğu cadde; Amerikan reklam dünyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مادیان] kısrak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mahdûm). Mahdûmler, oğullar, (bk.) Mahdûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mebde’). Mebde’ler, başlangıçlar, (bk.) Mebde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبادی] ilkeler, prensipler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahâdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. c.) (m. mikdâr). Miktarlar, (bk.) Miktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتب اعدادی] lise.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meydân). Meydanlar, alanlar, (bk.) Meydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Miknatıs’dan galat, (bk.) Miknatıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mîlâdiyye). Hazret-i Isâ’nın doğum yılı bakımından: Milâdî tarih, sene-i Mİlâdiyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [من القدیم] eskiden beri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mogadişu, Somali'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adi», muâdeie’den if.) (mü. muâdile). Beraber, müsavi, eşit, ölçü, cisim veya değerce bir olan sayı. Bîmuâdil = Emsalsiz, örneksiz, benzersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equivalent. equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equivalent. alike. similar. of equal standing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معادل] denk, eşdeğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mübadele olunmuş; başkasıyle değiştirilmiş. 2. Türkiye’ deki Rumlar’la değiş edilerek Yunanistan’ dan getirilen Türkler: Bir mübâdll kafilesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nidâ» dan if.). Dellâl, bağırarak bir şeyi ilân eden adam: Bedesten’de münâdîlik yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadeb»den if.) (mü. münhadibe). Kanburlaşmış, eğri, kemerli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hadere»den if.) (mü. münhadire). İnişli, meyilli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adûl» den if.) (mü. mün’adile). Doğru yoldan sapmış, Osm. adûl etmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adem» den İf.) (mü. mün’adime). Yok olan, mevcud olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «redf» den if.) (mü. mürâdife). (bk.) Müterâdlf.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Murad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Südûf» tan if.) (mü. müsâdife). 1. Rasgele birlikte bulunan, rast gelen: Dün yolda ona müsâdif oldum. 2. Takvimce meşhur bir olayın geçtiği (gün) («mütesâdif» dememeli).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصادف] rastlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedel» den if.) (mü. mütebâdile). 1. Bir birinin yerine geçebilen, nöbetle değişen. 2. (matematik, geometri) Karşılıklı. Zâviyetân-ı mütebâdiletân = Karşılıklı iki açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «büdûr» dan if.) (mü. mütebâdire). Ortaya çıkan. Mütefeâdir-i hâtır = Hatıra gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medy» dan if.) (mü. mütemâdiyye). Uzanan, süren, sürekli, devamlı, arasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. continual sürekli. aralıksız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. continual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mütemâdi olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. all the time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. invariably. always. on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ridf» ten if.) (mü. müterâdife). Bir mânâya gelen, mânâsı bir olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Tesadüf eden, rastgelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadme» den if.) (mü. mütesâdime). Çarpışan, tokuşan, birbirine vuran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منادی] müezzin. 2.tellal, çığırtkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yok olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرادف] eşanlamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصادف] rastlar, rastlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمادی] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمادیا] sürekli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترادف] eşanlamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متصادف] rastlayan, tesadüf eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nidâ» dan if.) (mü. nâdiyye). Bağıran, çağıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادی] seslenen, çağıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Nida eden, haykıran, çağıran. 2.Toplantı, meclis, (bkz.Nida).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NA-DİDE) (I. F.). 1. Görülmemiş, görülmedik, emsali, misli olmayan. 2. Pek seyrek ve kıymetli: Nâdtde bir elmas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. precious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare and precious. never seen before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Görülmemiş görülmedik. Pek seyrek bulunan, çok değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nedâmet» ten if.) (mü. nâdime). Nedâmet getiren, pişman: Kendisi ettiğine nâdim oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regretful. remorseful. contrite. repentant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادم] pişman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Pişmanlık duyan, pişman. Tevbe eden.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pişman etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pişman olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Pişmân olarak, pişmanlıkla.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nadim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nedret» ten if.) (mü. nâdire). Az bulunur, bulunmaz, seyrek. Nâdirü’l-vücûd = Pek az bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. unusual. exceptional. few and far between. infrequent. scarce. uncommon. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrequent. rare. scarce. uncommon. unique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That point of the heavens, or lower hemisphere, directly opposite the zenith; the inferior pole of the horizon; the point of the celestial sphere directly under the place where we stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest point; the time of greatest depression. the point below the observer that is directly opposite the zenith on the imaginary sphere against which celestial bodies appear to be projected an extreme state of adversity; the lowest point of anything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. scarce. uncommon. scarcely. curious. different. few and far between. recherché. unique. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on any given observer's celestial sphere diametrically opposite of one's zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest point of the celestial sphere; opposite to zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That point on the celestial sphere vertically below the observer, or 180 degrees from the zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point on the ground vertically beneath the center of a remote sensing platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the ground vertically beneath the centre of a remote sensing system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That point on the celestial sphere directly opposite the zenith and directly below the observer The lowest point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The nadir is that part of the celestial sphere that is directly below the observer For a transit or theodolite, it is the point directly below the vertical axis of the instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the celestial sphere 180o from the zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the ground vertically beneath the satellite. straight down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest measured value In cancer treatments, it usually refers to the lowest white blood cell and platelet count. the point directly underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term used to describe a point directly underneath an object or body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point on Earth directly beneath a satellite, the opposite of zenith Compare with subsatellite point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the celestial sphere opposite the zenith or directly below the observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imaginary point directly under an observer on the surface of the Earth, extending through the Earth and into the sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Straight down, usually used for reference in the output of a downward-facing luminaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest point Refers to the lowest blood glucose concentration on a bg curve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The direction toward the center of the Earth or other body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the celestial sphere 180 degrees from the zenith. an extreme state of adversity; the lowest point of anything. the point below the observer that is directly opposite the zenith on the imaginary sphere against which celestial bodies appear to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادر] az bulunur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. ayakıcı; en aşağı safha veya nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seyrek, az, ender bulunur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.c.). Az ve seyrek bulunan şeyler: O büyüklükte inci nâdirâttandır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادرات] az bulunur şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nevâdlr). Garip fıkra, tuhaf hikâye: Bir nâdire söyledi, çok nevâdir bilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادره] az bulunur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nadir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip hikâyeler ve tuhaf fıkralar bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip hikâyeler, fıkralar ve zarif nükteler söyleyen, zarif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nâdir olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasional. rarely. seldom. every once in a while. few and far. far between. uncommonly. once in a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarely. seldom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarely. seldom. unusually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادرا] nadir olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bağırıp, çağıran, seslenen. 2.Toplantı, meclis.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâdî). Meclisler, toplantılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâdire). Nâdireler, az bulunan şeyler, (bk.) NAdire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نوادر] nadir olan değerli eşyalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Az bulunan şeyl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Yapılan istatistik çalışmalarına göre dünya genelinde kadınlar erkeklerden daha uzun bir hayat süresine sahiptirler. Tarihte 60 - 70 yıl ve daha öncesine gidersek iki unsur öne çıkıyor: Savaşlarda ölenlerden dolayı azalan erkek nüfusu ve yalnız erkeklerin çalışabileceği yıpratıcı işlerden dolayı erkeklerin ömürlerinin kısalması.

Zamanımız için artık bu iki unsur da çok geçerli değil. Dünya savaşları dönemi bitti, yerel savaşlarda askerler kadar kadın ve çocuklar da ölüyor. Kadın ile erkek arasında iş güçlüğü kalmadı. Uzun yıllar aynı ortamda aynı işi yapanlar incelenmiş ve kadınların yine erkeklere göre daha uzun süre yaşadıkları tespit edilmiştir.

Aslında pek çok canlının dişisi erkeğine göre daha uzun ömürlüdür. Kadın vücudu zarif, yumuşak ve güzeldir. Erkeğin ki ise daha geniş, iri, bol kaslı ve kuvvetlidir. Bu nedenle erkek daha hızlı koşar, daha fazla ağırlık kaldırır yani fiziken daha güçlüdür.

Ancak zarafet ve çekiciliğin altında kadın büyük bir biyolojik üstünlük gizler. Dişiler daha anne karnında iken bile daha dayanıklıdırlar. Ceninlerde, erken doğumlarda, bebeklerde, kızların ölüm oranı erkeklere göre daha azdır. Büyüme çağında kızlar oğlanlardan daha çabuk gelişir ve belli bir yaşa kadar da daha çabuk büyürler.

Kadınların daha sağlıklı ve uzun ömürlü olma avantajlarının ardında insan türünün evrimsel devamlılığı ve gelişimi de vardır. İnsanlar oldukça yavaş ürerler. Kadınların gebeliği 9 ay gibi hayli uzun sürer ve sonucunda genellikle tek bir çocuk doğar. Neslin devamı için erkekten çok kadına iş düştüğünden, kadının verimlilik süresince birbiri ardına çocuk doğurabilmesi için kendisine doğa tarafından bu gizli güç ve dayanıklılık avantajı verilmiştir.

Günümüzdeki bilimsel araştırmalar üç noktada yoğunlaşıyor. İnsan dünyaya geldiği zaman hücrelerinde 23 çift kromozom taşır. Bunlardan yirmi üçüncüsü, yani cinsiyet kromozomu kadınlarda iki tane ‘X’ iken erkeklerde ‘XY’dir. ‘Y’ kromozomu ‘X’ den daha küçük olup, içindeki genler yüzde 3-6 daha azdır. Renk körlüğü, hemofili gibi hastalıklar sadece erkeklerde görülürken kadının fazla genleri bu hastalıkları önlemede rol oynar.

İkinci husus ise kadınların ‘estrojen’, erkeklerin ise ‘androjen’ diye bilinen cinsiyet hormonlarını daha fazla salgılamalarıdır. Estrojen hormonu kandaki yağ miktarını azaltmakta bu nedenle kadınlarda kalp ve damar hastalıkları daha az görülmektedir.

Kadınlarda üçüncü uzun ömür mekanizması, hemen her türlü bakteriyel enfeksiyonlara karşı dayanıklılıktır.

Bütün bunlara ek olarak kadınların uzun ömürlü olma oranları yıllar geçtikçe daha da artmakta, ortalama yaşam süresi uzadıkça kadın ile erkek ömrü süresi arasındaki fark daha da açılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tarih boyu erkek mesleği denilince genel olarak fiziksel gücün gerektirdiği ve öne çıktığı işler anlaşılır. Ancak ruhsal ve duygusal özellikler ile hayal gücünün öne çıktığı bazı işler de yine erkeklerin tekelindedir. Ressamlık, bestecilik, orkestra şefliği gibi.

Şüphesiz tarih boyunca bir çok kadın ressam çok önemli eserler yaratmışlardır. Ne var ki müzeler ve değerli koleksiyonlara bakınca kadın sanatçıların eserlerine pek rastlayamıyoruz. Hadi Rafael, Rambrandt gibi ustaların yaşadıkları çağlarda kadınların sosyal konumları nedeniyle resimle uğraşmaları zordu diyelim, ama Dali ve Picasso gibi yakın tarihlerde yaşamış ressamların zamanında böyle bir zorluk yoktu ki. O halde bunun başka bir sebebi olmalı.

Aynı şekilde niçin dişi bir Mozart veya Beethoven yok? Müziği yorumlayan kadın şarkıcılar, piyanistler, kemancılar veya orkestradaki tüm kadın elemanlar erkeklerden aşağı kalmaz hatta kendi branşlarında dünya çapında başarılı olabilirlerken niçin orkestra şeflerinin hemen hemen hepsi erkek? Acaba hala bir çok orkestrada çoğunluğu oluşturan erkek elemanların, başlarında kendilerine doğru elindeki çubuğu sallayıp duran bir kadının idaresine girmek istememelerinden mi?

Sadece bu kadar da değil. Mimarlık ve mühendislik gibi tasarım ağırlıklı işlerde niçin erkekler önde? Hatta kadınların günlük yaşamlarında en çok zaman ayırdıkları iş yemek pişirmek iken ve erkeklerin yüzde doksanı yumurta kırmayı bile beceremezken niçin dünyanın en büyük yemek ustaları, gurmeleri, aşçıbaşıları hep erkek?

Tüm bu suallere beyin araştırmacıları ve psikologların üzerinde anlaştıkları bir açıklama var. Onlara göre işin sırrı beynin sağ ve sol yarımkürelerinde. Her iki yarım küre farklı fonksiyonlara kumanda ettikleri gibi cinsiyete göre erkekler sağ, kadınlar ise sol yarımkürelerini daha fazla kullanıyorlar.

Aslında yeni doğan çocukta her iki yarımküre de ‘sağ’dır. 2 yaşına varmadan bu yarımkürelerden biri ‘sol’ olur yani konuşma merkezi ortaya çıkar. Erkek çocuklarda 6, kız çocuklarda 13 yaşında beynin asimetresi tamamlanır. İnsanlar yaşlandıkça iki yarımküre arasındaki bu görev farkı yine azalmaya başlar. Şüphesiz sağ ve sol beyin fonksiyonları insandan insana da farklılıklar gösterir.

Kadınların daha çok kullandıkları beynin sol yarımküresinde konuşma ve iletişim merkezleri bulunmaktadır. Bu nedenle her yaş grubunda yapılan deneyler sonucunda kız çocukların konuşmayı daha önce becerdikleri, çevreye daha iyi uyum sağladıkları, okullarda, iletişim, sosyal ve politik alanlarda daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Erkeklerin daha çok kullandıkları beynin sağ yansı ise, analiz, sentez, bir olaya tümüyle bakış gibi görevleri yüklenmiştir. Yani ayrıntıları göz önüne almadan özetlersek, ilk bakışta birbirlerinin aynıymış gibi görünseler de, sol yarımkürede sezgi gücü, sağda ise analiz gücü egemendir. Sol beyin olayları tümdengelim, sağ beyin ise tümevarım ile inceler.

İşte bu nedenle sağ beyin fonksiyonlarının gerektiği işlerde erkekler daha başarılı olmaktadırlar. Şüphesiz bu bir genellemedir. Kadınlar arasında orkestra yöneten, opera besteleyen sanatçılar, hatta Marie Curie gibi iki kez Nobel ödülü kazanarak bilim tarihine geçmiş olanlar da vardır. Ancak yine de tüm bu branşlar hala erkeklerin egemenliği altındadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sal volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Amonyak tuzu denilen, tuzlu ve yakıcı beyaz bir madde. Nişadır ruhu = Amonyak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nişâdırıyye) (kimya). Nişadıra (amonyaka) ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxygen tent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Olmamış, vuku bulmamış, örneksiz: Olmadık iş değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unheard of. uprecedented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iyi olmaz, geçmesi imkânsız, şifa kabûl etmez: Onmadık yara, hastalık. 2. İyi olması imkânsız, hayırsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan. sovereign. monarch. padishah. sov'ran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan. ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

( PADŞAH ) (i. F.). Hükümdarlar hükümdarı, büyük hükümdar, hâkan, imparator.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişahça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Pâdişâhla alâkalı. 2. Hükümdarlık: Fermân-ı pâdişâhî.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişah unvan ve sıfatı veya devleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. padişah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparator Şarlman'ın maiyetinde bulunan on iki efsanevi asilzadeden biri; macera peşinde koşan şovalye, kahraman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pallas Atene'nin Truva'nın güvenliğini sağlayan heykeli; her hangi bir güvenlik unsuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bazı tiyatroların en üst kattaki en ucuz yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the upper balcony. the gallery (of a theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the upper balcony. the gallery (of a theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek, numune; gram çekim listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paradigme

1. değerler dizisi, 2. örnek, 3. db. dizi

1. Belirli bir alanda çalışan bilim adamlarının paylaştığı ortak değerler ve anlayışlar dizisi. 2. Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey. 3. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradigm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cennet, Aden, cennet bahçesi; cennet gibi yer. fool's paradise boş emeller üzerine kurulmuş mutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında en çok merak edilen paraşütün icadından çok, onunla havadan ilk kimin atladığıdır. Kim böyle bir şeyi ilk defa denemeye cesaret etmiştir? Sanıldığının aksine paraşüt uçaktan sonra değil, yaklaşık bir yüzyıldan fazla bir zaman önce, balonla hemen hemen aynı tarihlerde ama çok ayrı çalışmalarla icat edilmiştir.

Paraşüt fikri eski Çin’e kadar gider. Günümüzdeki paraşüte benzer bir şeyler geliştirilmiş ama oyuncak olmaktan öteye geçememiştir. Leanorda da Vinci’nin de bu konudaki çalışmaları biliniyor. Bu fikri hayata ilk geçiren kişi ise Fransa’da 1783 yılında Louis-Sabestian Lenomand olmuştur.

Lenomand 4.5 metre yükseklikteki bir ağaçtan, omuzlarına birer adet bir çeşit şemsiye bağlayarak ilk deneyimini yapmıştır. Ancak o, buluşunu o seviyedeki bir yükseklikten, yangın çıkan bir binadan atlayarak kaçmak için düşünmüştü.

Ciddi anlamda ilk atlamanın şerefi ise Fransız Andre-Jackques Garnerin’e aittir. 1769 Paris doğumlu Garnerin Fransız ordusunda 1793 yılında müfettiş olmuş, İngiltere’de iki yıl hapis yatmış ve dönüşünde 1797 yılında ilk atlayışını 1.000 metreden bir balondan yapmıştır. Bu ilk paraşüt şemsiye şeklindeydi, çapı yedi metreydi ve ketenden yapılmıştı. Garnerin daha sonra birçok gösteri atlayışı yapmış, hatta bir keresinde 1802 yılında İngiltere’de 2.400 metreden atlamıştır.

Önceleri ketenden yapılan paraşütler, sonraları ipekten yapılmaya başlanıldı. Uçaktan ilk atlayışı gerçekleştiren ise 1912 yılında, ABD Kara Kuvvetleri’nden Yüzbaşı Albert Berry oldu.

Birinci Dünya Savaşı başlarında uçaktan paraşütle atlamanın pratik olmadığı görüşü hakim olduğundan, sadece gözetleme balonlarında görevli olanların, uçak saldırılarından kaçışlarında çok yaygın olarak kullanılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru paraşütün uçak pilotlarının da can dostu olduğu anlaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda ise uçak ebatlarının büyümesi ve teknolojilerinin gelişmesi ile insanların ve birliklerin yere indirilmeleri dışında silahları indirmek, mahsur kalan birliklere ikmal malzemesi göndermek, ajanları indirmek gibi birçok alanda kullanılmışlardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında en çok merak edilen paraşütün icadından çok, onunla havadan ilk kimin atladığıdır. Kim böyle bir şeyi ilk defa denemeye cesaret etmiştir? Sanıldığının aksine paraşüt uçaktan sonra değil, yaklaşık bir yüzyıldan fazla bir zaman önce, balonla hemen hemen aynı tarihlerde ama çok ayrı çalışmalarla icat edilmiştir.

Paraşüt fikri eski Çin’e kadar gider. Günümüzde ki paraşüte benzer bir şeyler geliştirilmiş ama oyuncak olmaktan öteye geçememiştir. Leonardo da Vinci’nin de bu konudaki çalışmaları biliniyor. Bu fikri hayata ilk geçiren kişi ise Fransa’da 1783 yılında Louis-Sabestian Lenomand olmuştur.

Lenomand 4,5 metre yükseklikteki bir ağaçtan, omuzlarına birer adet bir çeşit şemsiye bağlayarak ilk deneyimini yapmıştır. Ancak o, buluşunu o seviyedeki bir yükseklikten, yangın çıkan bir binadan atlayarak kaçmak için düşünmüştü.

Ciddi anlamda ilk atlamanın şerefi ise Fransız Andre-Jack-ques Garnerin’e aittir. 1769 Paris doğumlu Garnerin Fransız ordusunda 1793 yılında müfettiş olmuş. İngiltere’de iki yıl hapis yatmış ve dönüşünde 1797 yılında ilk atlayışını bin metreden bir balondan yapmıştır. Bu ilk paraşüt şemsiye şeklindeydi, çapı yedi metreydi ve ketenden yapılmıştı. Garnerin daha sonra birçok gösteri atlayışı yapmış, hatta bir keresinde 1802 yılında İngiltere’de 2 bin 400 metreden atlamıştır.

Önceleri ketenden yapılan paraşütler, sonraaları ipekten yapılmaya başlanıldı. Uçaktan ilk atlayışı gerçekleştiren ise 1912 yılında, ABD Kara Kuvvetleri’nden Yüzbaşı Albert Berry oldu.

Birinci Dünya Savaşı başlarında uçaktan paraşütle atlamanın pratik olmadığı görüşü hakim olduğundan, sadece gözetleme balonlarında görevli olanların, uçak saldırılarından kaçışlarında çok yaygın olarak kullanılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru paraşütün uçak pilotlarının da can dostu olduğu anlaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda ise uçak ebatlarının büyümesi ve teknolojilerinin gelişmesi ile insanların ve birliklerin yere indirilmeleri dışında silahları indirmek, mahsur kalan birliklere ikmal malzemesi göndermek, ajanları indirmek gibi birçok alanda kullanılmışlardır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafif suç, kabahat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casement. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayılan ışınlar şeklinde; merkezden çevreye doğru düzenlenmiş; yarıçapa ait; anat. kolun dal kemiğine ait, radyal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. parçası olduğu dairenin yarıçap uzunluğuna eşit yay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, radiancy i. parlaklık, aydınlık, şaşaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışın yayan, parlak, şaşaalı; neşe saçan; fiz. ısı yayan. radiantly z. hararetle, şevkle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ışın yaymak; ışın halinde yayılmak; bir merkezden etrafa dağıtıp yaymak; radyoaktif ışınlar yaymak. radia'tion i. bir merkezden yayılarak dağılma, ışık veya sıcaklık verme, yayılma. radiation sickness radyoaktif ışınların etkisiyle meydana gelen hasta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalorifer, radyatör; fiz. ışık veya sıcaklık yayan şey; oto radyatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. köke veya asla ait, temel; kökten, temelden, esaslı, köklü; bot. kökten çıkan, tabandan çıkan; mat. bir sayı veya niceliğin köküne ait, köksel; Radikal Partiye ait; i. kök, asıl; gram türetilmiş olmayan kelime, kök; Radikal Partiden bir kimse;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köktencilik, radikalizm; radikallerin ilkeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kökcük: anat. sinir kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kıyamette üfürülecek ikinci sûr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kıyamette üfürülecek surun ikincisi

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. radical

1. kökten, 2. köktenci

1. Yüzeyde kalmayıp derine inen, asıl konuyu da içine alan. 2. Köktencilikten yana olan, köktencilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ilim, din ve siyasette temelden, kökten değişiklikler yapma temayülü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radicalisme

fel. ve top. b. köktencilik

1. fel. Ele alınan konunun temel nedenlerine, köklerine kadar inen düşünce biçimi. 2. top. b. Kurulu düzenin temellerine yönelik toplumsal ve ekonomik değiştirmelerden yana olan tutum veya öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. radyo telsiz telgraf veya telefon; telsiz telgraf veya telefonla gelen haber; radyo alıcı veya vericisi; f. radyo ile yayımlamak; telsiz telgrafla haberleşmek; s. radyoya veya telsiz telgrafa ait; radyoda kullanılan. radio astronomy radyo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek radyo veya radyum kuvvetiyle yayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. radyoaktif. radioactive series radyoaktif dağılma dizisi. radioactivity i., fiz. radyoaktivite, radyoetkinliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoaktif karbon izotopu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kim. yanın radyoaktif unsurları inceleyen dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karbon tarihlendirmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radvoqram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoizotop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. ışınlılardan bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radar ile bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. röntgen etkisiyle ışık saçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışınların kuvvetini ölçmeye yarayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoskopi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelgraf, telsiz telgraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. radyoterapi, röntgen ile tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turp, bot. Raphanus sativus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. radyum. radium paint radyumlu boya. radium therapy bak. radiotherapy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. radii, radiuses) yarıçap; anat. radyus, önkol kemiği, döner kemik, dal kemik; yarıçap ile ölçülen daire ölçümü. radius vector sabit bir noktadan hareket eden bir cisme olan uzaklık; astr. güneş ile bir gezegen arasındaki değişken uzaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. radices, radixes) mat. bir sayı sisteminde temel olarak kullanılan rakam; bot. bitki kökü; kök kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.) (bazı dua tâbirlerinde kullanılan mazi fiilidir). Razı olsun. Radiyallahü anh = Allah ondan razı olsun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rıza gösteren, kabul eden, boyun eğen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rasadiyye). Rasada ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رصدی] gözlemle ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) okuma; okunma; okunuş; edebi araştırma, çalışma; mana; okunacak metin; göstergenin kaydettiği öIçüm; metin; yorum; (s.) okumaya elverişli. reading desk kitap sehpası; kürsü. reading lamp masa lambası. reading room okuma salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. remâdiyye). Kül çeşidinden veya kül renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. «bat» dan). Ördek, ördek gibi: Badi badi yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادی] sevinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Mutlulukla, uğurla ilgili, uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sevinç, mutluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» tan if.) (c. asdika, sâdıkaat) (mü. sâdıka). 1. Doğru, sahih, gerçek, zıddî: kâzib. 2. Sadakatli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sadique). T. Sadizm sapıklığına uğramış kimse. 2. Bu şekildeki davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. obedient. devoted. true-blue. true-hearted. adhesive. constant. devout. stanch. staunch. trusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. devoted. faithful. loyal. stalwart. staunch. steadfast. true. truehearted. trusty. unswerving. sincere. honest. veracious. staunch sadakatli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devoted. faithful. loyal. true. honest and accurate. constant. sincere. staunch. thick and thin. truehearted. trusty. unfailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صادق] yürekten bağlı olan. 2.doğru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğru gerçek hakiki, yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bağlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sadık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). Sadakatle, bağlılıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithfully. with loyalty. closely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صادق القول] doğru sözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. sedilia) kilisede papazlara mahsus iskemle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sudûr» dan if.) (mü. sâdıra). Çıkan, meydana gelen: O adamdan böyle iş sâdır olmaz. Şeref-sâdır, şeref-sudûr = Şerefle sâdır olan (ekseriya hükümdar emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صادر] çıkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hayrette kalan, şaşıran.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.çıkmak, meydana gelmek. 2.imzadan çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sadır).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صادره] çıkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki ucu sivri ve sap çıkarılabilen eski bir çeşit ütü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.’dan). Yüksek bir havuzun içine fıskiye hâlinde akıp oradan dökülen su ki ekseriya cami avlularında olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.) (mü. sâdise). Altıncı Fars. şeşüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سادس] altıncı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Altıncı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Altıncı olarak, altıncı derecede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سادسا] altıncısı, altıncı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadizm. sadist i. sadist kimse. sadistic s. sadist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Sadik (sadique) yerine kullanılan uydurulmuş kelime, (bk.) Sadik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sadique

ruh b. elezer

1. Başkalarına acı çektirerek cinsel doyum sağlayan (kimse). 2. Başkalarına acı çektirmekten zevk duyan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolent. sadist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who obtains pleasure from inflicting pain or others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadist. sadistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who obtains pleasure from inflicting pain or others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sadistçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sadi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Memnunluk, sevinç, gönül ferahlığı. 2.Güzel sesle şarkı okuyan, şiir söyleyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şantöz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Marquis de Sade’ın adından). Başkasına eziyet etmekten zevk duymak şeklinde kendisini gösteren sapıklık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sadisme

ruh b. elezerlik

Başkalarına acı çektirme yoluyla cinsel doyum sağlama biçiminde kendini gösteren bir tür sapıklık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadism. sadism elezerlik. sadistlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. sudOr). 1. Göğüs: Sadrını madalyalarla süslemiş. IIlet-l sadr = Göğüs hastalığı. 2. Yürek, kalb, hatır: Sadra şifâ verecek bir haber, bir cevap yoktur. 3. Her şeyin önü, başı, ilerisi, en yüksek yer: Sedra geçmek, sadırda kurulmuş (odanın baştarafında oturmaya mahsus olan «sedir bundan galattır. (bk.) Sedir). 4. Başbakan, en yüksek makamda bulunan. Sadr-ı Anadolu = Anadolu kazaskeri. Sadr-ı RÜm = Rumeli kazaskeri. 5. («sadrâzamı dan hafifletilmiş) Sadr-ı lâhık, sadr-ı sâbık (şimdiki sadrâzam, eski sedrâzam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sandid). (bk.) Sandid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sandık), (bk.) Sandık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çok büyük ve sağlam yapı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendisiyle çatışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı otomatik (tabanca).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنه< ميلادیه] miladî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. serâdıkat). 1. Büyük perde. 2. Otağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sâdır = sudûr eden, çıkan). Şerefle sudûr eden, çıkan («şeref-sânih» gibi padişah emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref; sâdır = sudûr eden, çıkan). Şerefle sudûr eden, çıkan («şeref-sânih» gibi padişah emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

padişahın emriyle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlıksız okuma veya çalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıla gelinceye kadar, cambazlık, ateş yutma vb. gösteriler sokaklarda halka, saraylarda ise asillere yapıyordu.

Philip Astley, bugünkü modern sirklerin kurucusu kabul edilir. 1763 yılında kurduğu sirkinde, ana gösteri ata binilerek yapılanlardı. Astley atlar bir daire etrafında döndüklerinde, binicilerin at üzerinde daha rahat ayakta durduklarını bildiğinden, sirk çadırım ve gösteri yerini bir daire oluşturacak şekilde düzenledi ve atların gösteri sırasında, daima daire biçiminde dönmelerini sağladı.

Bir başka sirk sahibi, Antonio Franconi’de, dairenin en uygun çapının yaklaşık 13 metre olduğunu saptadı ki, bu mesafe bugün bile kullanılan ölçüdür.

Son bir not olarak, İngilizce’si ‘circus’ olan sirk kelimesinin, Latince’de daire anlamına gelen, ‘circle’dan türediğini de belirtmeden geçmeyelim.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman of the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooker. pinchpin. streetwalker. tart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aile adı. Erkekler ve kızlar baba, kadınlar ise koca soyadını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

last name. surname. patronymic. family name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family name. surname.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surname. family name. cognomen. last name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çomak durumu kabilinden; parlak kahverengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -dices) bot. çomak (çiçekdurumu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süratli okuma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ara sıra olan; seyrek; münferit, dağınık, ayrı. sporadically z. ara sıra, zaman zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arazi ölçmesinde geçici topoğrafya istasyonu; ölçme çubuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -dia) eski Yunan stadyumu; stadyum; 185 metrelik eski uzunluk ölçüsü; inkişaf derecesi; tıb. hastalığın devresi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Stradivarius keman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرادق] saray perdesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعدیات] zulümler. 2.haksızlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TADİL) (i. A. «adi» den masdar) (c. tadîlât). I. Adalete uydurma, doğru etme, doğrultma. 2. Fazla aşırılıktan kurtarıp lüzumu derecesinde bulundurma, itidal kazandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendment. changing. altering. moderating. tempering. modulation. qualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design conversion. remodeling. modifications. alterations. change.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendment. amendments. modifications. alterations. changes. reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Ağza bir şey alındığı zaman tatlılık, acılık, ekşilik gibi sıfatlardan duygulanma, Ar. zâika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste. the sense of taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste. small amount tasted. the sense of taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sadece tadına bakmaya yetecek miktar: Bir tadımlık bal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just enough of sth to let one discover its taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to taste. to sample a food. sample. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bask. savour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make the most of. to get the utmost enjoyment out of sth. savour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «add» den masdar). 1. Geçirme, tecavüz ettirme. 2. Bir fiili, müteaddî (etken) hâle getirme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. yalan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. taradiddle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir şeyin çeşnisine bakmak için ağza alınan miktarı, (bk.) Tadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adû»dan masdar). Ara açılma, düşmanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uzama, sürme, devam edip gitme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمادی] uzama, sürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzamak, sürmek, devam etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

char.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning woman. charwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alışveriş; değiş tokuş. trading post uygurlaşmamış yerlerde değiş tokuş için kurulmuş dükkân. trading stamp kâr pulu, pay kuponu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tradition

top. b. gelenek

Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. traditionel

geleneksel

Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anane, gelenek, görenek, âdetler; sünnet; hadis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geleneksel, ananevi. traditionalism i. ananeye bağlılık, gelenekçilik. traditionally z. geleneksel olarak, geleneklere göre traditionalist i. ananeye bağlı kimse, gelenekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişman ve bilimsiz, kısa ve şişman: Tumbadiz bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Umulmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contingent. unforeseen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unforeseen. unhoped for. unlooked for. unthought of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalanlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman zamanında okçulardan ok satın alan ünlü Kemankeşler soyundan 80 yaşındaki Ahmet Ağa’ya bir okçu çırağı, “baba sende kiriş gerecek kuvvet varmı ki ok alıyorsun ?” diye laf attı. Bu sözlere çok öfkelenen Ağa, at üstündeki ihtiyar çarşının kapısından sarkan zincirlere kolları ile sarılıp aynı anda bacaklarını altındaki atın karnına doladı. Kendini yukarı çektiğinde altındaki atı da havaya kaldırdı. Ağa’nın bu harekete etrafındakileri şaşkına çevirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzatma, Ar. temdîd, tatvîl. Uzun uzadıya = Pek uzun sürecek şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at length. prolix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ استادی] ustalık. 2.üstatlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canyon. clough. combe. coomb. coombe. dale. dell. glen. gorge. vale. valley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dale. vale. valen. valley. valley koyak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valley. wadi. subject. topic. sense. line. dale. vale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وادی] vadi. 2.nehir yatağı. 2.saha, alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ladika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vanadyum. vanadium steel vanadyum ile kuvvetlendirilmiş çelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وضع قدیم] eski konum, eski durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Doğuştan (olan).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vadi, dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YADGAR) (i. F ). 1. Bir şahıs veya hâli akla getiren şey, hâtıra: 2. mec. Edepsiz, münasebetsiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keepsake. remembrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memento. memorial. relic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. yâdgâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatan kimse. Bırakılan anı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Yabancı gözüyle bakmak, yabancı saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. nature. temperament. physical constitution. make-up. disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. nature. temperament. making. natural disposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by nature. naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. illicit. lawless. unlawful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. unlawful. against the law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Zındıklar, dinsizler. (bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زنادقه] zındıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zındîk). Zındıklar, (bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk askerî musikisinde bir vurma Alet.

Türkçe Sözlük by