Adım Adım ne demek? | Adım Adım anlamı nedir? | Adım Adım

Adım Adım anlamı nedir?

Adım Adım ne demek?

Adım Adım anlamı nedir?

Adım Adım | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: adim adim

Türkçe - İngilizce Sözlük

Step by step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «atmak» tan). 1. Yürümede bir ayağın kaldırılıp atılmasından ibaret hareket, hatve. 2. Bir adım miktarı mesafe ve ölçü. Adım atmak = Yürümek, gitmek; ayak talimi etmek. Adım atlamak = Sıçramak, adım adım -Ağır ağır, yavaş yavaş. Adım almak, adımını tek almak = Düşünce ve ihtiyatla hareket etmek. Adımını geri almak = Pişmanlık ve tereddütle hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adîme) («adem den smüş.). Bir şeyi olmayan, malik ve sahip olmayan, mahrum: Adîm-ül imkân = İmkânsız, muhal; adîm-ül iktidar = iktidarsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step. footstep. foot. pace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footstep. pace. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step. pace. footpace. footstep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیم] yok olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Step by step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adımla ölçmek, adım saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pace. to go apace. to measure by steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space for one step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیم الامکان] imkânsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zeminler, yeryüzleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمنهء قدیمه] eski zamanlar, eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fatma).

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Price Increments (tick))

Her hisse senedi fiyatı için bir defada gerçekleşebilecek en küçük fiyat değişimidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. hâdim = hizmet eden’ den). Erkekliği elınmış erkek, tavâşî: Hadımağası. Hadım etmek = Erkekliğini giderici ameliyatta bulunmak, (insanı) enemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hedm’den if.) (mü. hâdime). Yıkan, tahrip ve hedmeden. Hâdim-ül-lezzât = Lezzetleri yıkan yani ölüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hidmet’ten if.) (mü. hâdime) (c. hüddâm, hademe). Hizmet eden, hizmetçi, hizmetkâr: Onun menfaatlerine hâdim olmak İstemem. Hadim-ül Haremeyn-iş-Şerîfeyn = Mekke-i Mükerreme ile Medîne-i Münevvere’ye nisbetle Yavuz’dan beri Osmanoğullan’na mensup İslâm halîfelerinin aldığı tevazu unvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eunuch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eunuch. castrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خادم] hizmetçi. hâdim olmak hizmet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hizmetkar, yardım eden. Hadim-i Harameyn: Harem-i Şerifin hizmetkarı. Hicaz’ın alınmasından sonra Osmanlı sultanlarına verilen lakap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to castrate. alter. emasculate. geld.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden saraylarda ve büyük konaklarda haremle selâmlık arasında hizmet gören hadım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خادمه] bayan hizmetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal imbecility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepping stone. first step. beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kadîme) (c. kudemâ). 1. Eski, Ar. atıyk, Fars. dîrîn: Zamân-ı kadîm; târîh-ı kadîm; ezmine-i kadîme (eski zamanlar). 2. Başlangıcı olmayan, ezelî: Cenâb-ı Hak kadîmdir; Alem kadîm olamaz; Kelâm-ı Kadîm. 3. (hukuk) Evvelini bilir kimse olmayan. 4. Çok eski zaman: Kadîmden beri. Min’el-kadîm = Eskiden beri. (c.). 1. Eski adamlar, eski zaman adamları: Kudemânın yıldızlar hakkında tamamen yanlış inannışları vardı. 2. Eskiler, kıdem bakımından ileri gelenler: Kudemây-ı ricâl-i devletten; kudemâdan bir zat. 3. (m. gibi). Yaşlı ve vekarlı adam, ağır başlı, eski tarz ve kıyafette adam: Kudemâ kıyafeti; kudemâ tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arapça erkek ayak basan. ulaşan. varan. ezeli. evvelsiz. Çok eski zamanlara ait eski atik. yıllanmış.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدیم] eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ayak basan, ulaşan, varan. 2.Ezeli, evvelsiz. 3.Çok eski zamanlara ait eski atik. 4.Yıllanmış. - Kelam-ı Kadim, Kur’an-ı Kerim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kazm»dan if.) (mü. kaadıma). Kemirici: Hayvân-ı kadım; hayvânât-ı kadıma = Kemirici hayvan, hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. askerlik). İleri karakol. Ar. mukaddimet-ül-ceyş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski zamanda: Kadîmen karada seyahat vasıtası hayvandan ibaretti. 2. Eskiden beri. Ar. minei-kadîm: O arazi kadîmen çayır idi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدیما] eskiden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in Arapça kaidesi ile yaptıkları bir kelimedir). Eskiden mevcut olan, eskiden bulunan, daimî: Kadîmi bir bina; bizde kadîmî bir bahçıvan vardır, eskiden, Ar. mine’l-kedîm, daima: O, kadîmî bizde oturuyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کار قدیم] eski el işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام قدیم] Kur’ân.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [قرون قدیمه] eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mahdûm). Mahdûmler, oğullar, (bk.) Mahdûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahâdim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [من القدیم] eskiden beri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adem» den İf.) (mü. mün’adime). Yok olan, mevcud olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadme» den if.) (mü. mütesâdime). Çarpışan, tokuşan, birbirine vuran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yok olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nedâmet» ten if.) (mü. nâdime). Nedâmet getiren, pişman: Kendisi ettiğine nâdim oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regretful. remorseful. contrite. repentant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادم] pişman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Pişmanlık duyan, pişman. Tevbe eden.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pişman etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pişman olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Pişmân olarak, pişmanlıkla.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nadim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Ağza bir şey alındığı zaman tatlılık, acılık, ekşilik gibi sıfatlardan duygulanma, Ar. zâika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste. the sense of taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste. small amount tasted. the sense of taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sadece tadına bakmaya yetecek miktar: Bir tadımlık bal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just enough of sth to let one discover its taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir şeyin çeşnisine bakmak için ağza alınan miktarı, (bk.) Tadım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وضع قدیم] eski konum, eski durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by