Adl ne demek? | Adl anlamı nedir? | Adl

Adl anlamı nedir?

Adl ne demek?

Adl anlamı nedir?

Adl | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: adl

Türkçe Sözlük

(i A ). 1. Hak elde etme, tarafsız hüküm, hakkaniyet, adalet: Dünya adi ile kaimdir; adl-i pâdişahî = PAdişâh adaleti, adl-i ilâhî = Tanrı’nın adaleti. 2. Müsavat, eşitlik, eşit muamele. 3. Hukuk. Rehin veren ile rehin alarak rehni tevdi ettikleri kimse. Kâtib-i adi = Adalet kâtibi, noter.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدل] adalet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletin barındığı yer, adâlete sığınan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. c. A.) (m. dil). Kenarlar, kenar çizgileri, (bk.) dil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اضلاع]] kenarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Ad koymak, tesmiye etmek. 2. Ad takmak, lakap vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naming. denomination. terminology. nomenclature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). isim koymak, isim takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. entitle. intitle. refer to. denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a name. to call. to denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nam ve şöhret kazanmak. 2. Fenalıkta şöhret bulmak, bed-nâm olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adı ve ismi olan, adlanmış: Ahmed adlı = Ahmed nâm, Ahmed ismiyle müsemmâ. 2. Meşhur, tanınmış, şöhret kazanan. 3. Fenalıkta adı çıkmış. İyi adlı = itibarlı, iyi şöhretli. Adlı sanlı = Şöhret, şan ve itibar sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adliye). 1. Adalete mensup ve müteallik. 2. Mahkeme ve dava işlerine dair ve müteallik. Mehâkim-i adlîye: Adlî mahkemeler; umûr-ı adlîye: Adlî işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

named. called. famous ünlü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

named. having the name of. called. titled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal. judicial. juridical. forensic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forensic. judicial. juridical. legal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial. juridical. legal. pertaining to law / justice. forensic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدلی] adalet ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial / court police. criminal police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-known. reputed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial records.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a doctor of forensic medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary recess. vacation. vacations. judicial holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forensic medicine. medical jurisprudence. legal / forensic medicine. forensic / legal medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary / court police. judiciary police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k). dili irticalen söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). istenildiği kadar, istenildiği gibi; (müz). tempo vb hususunda istenildiği gibi çalınabilen notalar;(kıs) ad lib.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mahkeme ve davalara müteallik işler dairesi: Adliye nezareti, adliye nazırı, adliye vekâleti ve vekili. Adliyeye müracaat etmek. 2. II. Mahmud’un bastırdığı eski altın para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary. justice. justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration of justice. judicial court. judiciary. law court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General Court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Adliyede meslekî görevi olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدليه] mahkeme, adliye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Esir veya köle ve cariyenin koyverilmesi, ıtk: Azâdlık kâğıdı. 2. Serbestlik. Azâd olunmaya lâyık, Azâd edilme vakti gelmiş: Azadlık köle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Esir veya köle ve cariyeyi Azâd, İtaak etmek. 2. Çocukları okuldan salıvermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azad edilmiş köle vesaire.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içinde birçok vadi bulunan çorak arazi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). fena halde; (k.dili) çok .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ing. mübaşir; bir kilise görevlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eksiz halı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beşik; beşiğe benzer iskele veya çerçeve; ot toplamak için tırpana eklenen parmaklık; (den). karada filika için dayak. cradlesongi ninni rob the cradle (k.dili). yaşça kendinden çok küçük birisi ile gezmek veya evlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ihtimamla muhafaza etmek, korumak, sakınmak; beşiğe yatırmak; parmaklıklı tırpanla ot biçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). Iomboz kapağı; lomboz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. deadline

süre sonu

Bir işin bitirilmesi veya borcun ödenmesi için öngörülen sürenin sona ermesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). son teslim tarihi: cezaevlerinde hükümlülerin geçmemesi gereken yasak bölge sınırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çıkmaz iki taraflı karşı koymanın sonucu olarak her iki tarafın hareketsiz kalışı ; (f). çıkmaza sokmak, çıkmaza girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). öldürücü; zehirli; ölüm derecesinde; ölüm gibi. deadly enemy can düşmanı. deadly nightshade güzelavratotu, (bot). Atropa belladonna. deadly sin ağır günah. the seven deadly sins yedi büyük günah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

1.İyilik. 2.Fazilet. 3.Erdemlilik. Fadl b. Abbas b. Abdülmuttalib: Rasulullah’ın amcası Abbas (r.a.)’ın oğludur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karanın denize uzanan çıkıntısı, burun; tarlanın bir ucunda sürülmeden bırakılan parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) başsız, başkansız, şefsiz; akılsız, kafasız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) araba farı, far; gemide pupa feneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) başlık, serlevha; (f.) başlık koymak; tiyatro afişte ismi başta olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.) başı önde; paldır küldür; önünü ardını düşünmeden; (s.) baş kısmı önde; kayıtsız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabalık, battallık, hantallık: Konuştukları dilin kobadlığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kepçe; (f.), kepçe ile doldurmak veya boşaltmak. ladleful (i.) kepçe dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asma kilit; f. asma kilitle kilitlemek, asma kilit vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pedal, ayaklık, basarık; f basarık ile makina işletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Yabancı, meçhul, bilinmeyen. 2. Düşman, muhalif. 3. Uğursuz, meş’um.

Türkçe Sözlük by