Adli Polis ne demek? | Adli Polis anlamı nedir? | Adli Polis

Adli Polis anlamı nedir?

Adli Polis ne demek?

Adli Polis anlamı nedir?

Adli Polis | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: adli polis

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial / court police. criminal police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehrin en yüksek noktasında bulunan iç kale veya hisar, akropol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adı ve ismi olan, adlanmış: Ahmed adlı = Ahmed nâm, Ahmed ismiyle müsemmâ. 2. Meşhur, tanınmış, şöhret kazanan. 3. Fenalıkta adı çıkmış. İyi adlı = itibarlı, iyi şöhretli. Adlı sanlı = Şöhret, şan ve itibar sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adliye). 1. Adalete mensup ve müteallik. 2. Mahkeme ve dava işlerine dair ve müteallik. Mehâkim-i adlîye: Adlî mahkemeler; umûr-ı adlîye: Adlî işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

named. called. famous ünlü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

named. having the name of. called. titled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal. judicial. juridical. forensic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forensic. judicial. juridical. legal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial. juridical. legal. pertaining to law / justice. forensic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدلی] adalet ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial / court police. criminal police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-known. reputed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial records.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a doctor of forensic medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary recess. vacation. vacations. judicial holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forensic medicine. medical jurisprudence. legal / forensic medicine. forensic / legal medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary / court police. judiciary police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k). dili irticalen söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). istenildiği kadar, istenildiği gibi; (müz). tempo vb hususunda istenildiği gibi çalınabilen notalar;(kıs) ad lib.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mahkeme ve davalara müteallik işler dairesi: Adliye nezareti, adliye nazırı, adliye vekâleti ve vekili. Adliyeye müracaat etmek. 2. II. Mahmud’un bastırdığı eski altın para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary. justice. justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration of justice. judicial court. judiciary. law court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General Court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Adliyede meslekî görevi olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدليه] mahkeme, adliye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dedeağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azad edilmiş köle vesaire.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmopolit bir şehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). Iomboz kapağı; lomboz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. deadline

süre sonu

Bir işin bitirilmesi veya borcun ödenmesi için öngörülen sürenin sona ermesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). son teslim tarihi: cezaevlerinde hükümlülerin geçmemesi gereken yasak bölge sınırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) araba farı, far; gemide pupa feneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) başlık, serlevha; (f.) başlık koymak; tiyatro afişte ismi başta olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabalık, battallık, hantallık: Konuştukları dilin kobadlığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birleşik şehirler, nüfus artışıyle büyük şehirlerin yayılarak birbirine bitişmesiyle meydana gelen yerleşme sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başşehir, başkent; büyük şehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekelci, inhisarcı. monopolis'tic s. inhisarcı, tekelci, tekele ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski bir şehrin büyük kabristanı; mezarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Filibe'nin eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. poliçe). 1. Şehrin içinde Asâyişe, cürüm ve cinayet işlerine bakan, emniyeti temin eden teşkilât, zabıta. 2. Bu teşkilâtta çalışan görevli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police. police. policeman. cop. copper. bluebottle. bobby. bull. flatfoot. flattie. the force. fuzz. the heat. patrolman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobby. bull. cop. copper. fuzz. law. pig. police. the police. policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

policeman. the police. beak. blue man. bull. constable. police constable. cop. the law. long arm. the minions of the law. nab. old bill. peeler. rookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Greek word for 'city,' used to designate the independent city-states of ancient Greece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Promoting Operational Links with Integrated Services. the Greek term for city-state, from which the term 'politics' is derived The character of the polis was examined in ancient times, and many later thinkers yearned for its re-establishment as an ideal o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Belt polity intermediate in size between deme and Cluster Typically a single habitat cylinder or torus. state or society characterized by a sense of community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

City-state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slang for Police force and Policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop shop. nick. precinct. station house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i.leh,Polonya'ya veya Polonya halkına ait;i. polonya dili,Lehçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,i. cilalamak,parlatmak,cila vermek,inceleştirmek,terbiye etmek,süslemek,cilalanmak,parlamak,daha iyi duruma sokmak.i. cila, perdah, cilalama,incelik, zarafet,nezaket, terbiye.polish off işini bitirmek;(bir rakibi yenip9başından defetmek. polish up iyic

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detective. cloak-and-dagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detective story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arıların kovanlarını sıvadıkları bir reçine, arı reçinesi, kara mum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a plain-clothes man. hard hole. plain- clothes man. police detective. civil police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riot police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlatılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Yabancı, meçhul, bilinmeyen. 2. Düşman, muhalif. 3. Uğursuz, meş’um.

Türkçe Sözlük by