Aft ne demek? | Aft anlamı nedir? | Aft

Aft anlamı nedir?

Aft ne demek?

Aft anlamı nedir?

Aft | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aft

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphtha. canker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Near or towards the stern of a vessel; astern; abaft. at or near or toward the stern of a ship or tail of an airplane; 'stow the luggage aft'; 'ships with square sails sail fairly efficiently with the wind abaft'; 'the captain looked astern to see what th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at or near or toward the stern of a ship or tail of an airplane; 'stow the luggage aft'; 'ships with square sails sail fairly efficiently with the wind abaft'; 'the captain looked astern to see what the fuss was about'. situated at or toward the stern or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Toward the rear of the ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Toward the stern of the boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In, near, or toward the stern of the vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At, near or towards the stern or rear of a vessel or an aircraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Toward the stern. toward the stern of a vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Towards the rear or stern of the vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Towards the stern or rear of the vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Toward the rear of the yacht.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Toward the back of the boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Toward the stern of the vessel. at or towards the stern or after part of a ship, the opposite of bow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Towards the stern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Toward the stern of the boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire area toward the stern of a vessel from amidships.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At, near, or toward stern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Located in or toward the rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At, in, toward, or close to the stern of a vessel or the rear of an aircraft or a spacecraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Near, toward, or rear of the vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Toward or at the rear or stern of the boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To the rear, behind, or toward the tail of the aircraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Near, towards or in the rear section of the ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Toward the stern or back area of a vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z) (den). kıçta, kıça doğru fore and aft baştan kıça kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z), (den) kıça doğru, kıç tarafta, kıç tarafında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güneş, mec. pek güzel şahıs, pek parlak çehre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتاب] güneş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şemsiye. 2. Güneşli yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I, F.). 1. Güneşe tapan. 2. Nilüfer çiçeği. 3. Ayçiçeği. 4. Kaya keleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Güneş yüzlü, yüzü güneş gibi parlak (güzel). 2. Sevimli, dilber. 3. Güneşe karşı olan (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güneş yanaklı (güzel).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Su kabı. (bk.) Sftâve. 2. Güneş biçiminde yapılan mücevher.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتابه] ıbrık, su kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - 1.Su kabı. 2.Güneş biçiminde yapılan mücevh(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتابگير] güneş alan, güneş gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتابی] güneşlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتاب رو] parlak yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z), edat bağlaç sonra; ardına, ardında; (-dan) sonra; ardı sıra; için; tarzında, üslubunda. a painting after Reubens Rubens'in üslubunda bir resim. at a quarter after four dördü çeyrek geçe. a person after my own heart kalbimi fetheden bir ki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yemekten sonra gelen,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). mesai saatlerinden sonraki saatlerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). plasenta, son, meşime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (hav). art yakıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beklenmedik olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grizu patlamasından kalan zehirli gaz karması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (den). geminin kıç tarafındaki güverte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl tesirden sonra görülen tali tesir, tali reaksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş battıktan sonraki parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (den). geminin kıçında hizmet eden tayfa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahret, öbür dünya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü sonuç; yan tesir; çayır biçildikten sonra biten otlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). en geri, en son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğleden sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). doğumdan sonraki ağrılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). kıç taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl piyesten sonraki oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıç direk yelkenleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağızda kalan lezzet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonradan akla gelen fikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelecek, istikbal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). sonra,sonradan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Oynaş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uçaksavar. antiaircraft gun uçaksavar topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). aynı vücuttan alınıp vücudun başka bir yerine yapıştırılan ekleme parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhammed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhamnıed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormanda rahat yaşayabilme hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açık havada kampçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dirsekli makara mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). ana şaft ile makinaları işleten şaft arasında vasıta vazifesi gören şaft grup mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zanaat, el sanatı; esnaf; hüner, meleke, marifet, meslek; desise, hile, şeytanlık; (den). tekne, gemi gemiler. craft union bir iş dalında çalışanların kurdukları sendika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -men). esnaf zanaatçı. craftsmanship (i). hünerli iş, ince iş; hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hilekâr, şeytan, kurnaz. craftily (z). şeytanca, kurnazca. craftiness (i). kurnazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). krank mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaçık, deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. asılamak; dikmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (bahç.) aşı; (tıb.) yaralı yere parça ekleme; (f.) aşılamak; aşılanmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), A.B.D. rüşvet; para yeme; yolsuzluk, suistimal; (f.) rüşvet almak, nüfuzunu kişisel yararına kullanmak. grafter (i.) menfaatçi kimse, rüşvet ile geçinen kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) bıçak sapı, kılıç kabzası; (f.) bıçağa sap takmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zamanın bölünüşünde yedi günlük müddet, yediden ibaret olan günlerin bir devri, Ar. esbuğ: Bu hafta; geçen hafta; gelecek hafta; her hafta; haftada bir; haftalarca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

week.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

week.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Monday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her hafta ve haftada bir vâki olan: Haftalık gazete = Haftada bir çıkan. 2. Hafta itibariyle verilen ücret veya aylığa karşılık her hafta verilen para: Bu mürettibin haftalığı ne kadardır? Bugün, haftalık dağıtma günüdür. Mağaza haftalığı kesti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. hebdomadal. sennight. wage. wages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. weekly wages. a weekly. once a week. lasting. weeks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. occurring once a week. weekly wage. lasting weeks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worker paid by the week.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haftalık ücretle çalışan: Haftalıklı rençber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خفتان] kaftan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bir futbol oyununun kırk beşer dakikalık iki kısmından her biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) el sanatı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ileride, bundan sonra. the hereafter öbür dünya, ahret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). gelecekte, istikbalde; aşağıda (resml yazıda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Hovercraft i. tazyikli hava üzerinde karada ve denizde gidebilen pervaneli bir taşıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. indraught i. içeri çekme, içeriye doğru akış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Asıl Türkçe olup Farsça’ya geçmiştir). Eskiden padişah nâmına devlet adamlarına giydirilen üstlük süslü ceket ki, bir çeşit nişan vermek mahiyetindeydi; hıl’at: Kaftan giydirmek. Kaftanağası = Eskiden büyüklerin dairelerinde baş içağası. Kaftanböceği = Hanımböceği de denilen güzel bir böcekcik, Fr. bette a bon Dieu. Biçilmiş kaftan, üstüne biçilmiş kaftan = Pek lâyık ve münasip, tam yakıştığı gibi olan: Bu iş size biçilmiş kaftandır, üstünüze biçilmiş kaftandır. Kılıç kaftan = Eskiden bir kumandana verilen imtiyaz alâmetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caftan. kaftan. robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Caftan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caftan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a woman's dress style that imitates the caftan cloaks worn by men in the Near East. a cloak with full sleeves and sash reaching down to the ankles; worn by men in the Levant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caftan , kaftan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir büyük dairede baş içağası ki, kaftanlara bakardı, kaftanağası. Kaftancıbaşı = Vaktiyle büyük devlet adamlarına giydirilen hıl’atların verilmesine nezaret eden memur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphtha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement between United States, Canada and Mexico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement NBEP National Biomass Ethanol Program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement, concluded between Canada, Mexico and the United States Entered into force in 1994.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The North American Free Trade Agreement, which became law in 1993 when it was enacted by the United States, Canada, and Mexico NAFTA's purpose, among other things, is to facilitate and increase trade among the three countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement; a trade agreement ending trade restrictions between the United States, Canada, and Mexico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement The agreement can be found at http://www dfait-maeci gc ca/nafta-alena/agree-e asp. means the North American Free Trade Agreement, done on December 17, 1992;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The North American Free Trade Agreement which was signed by Canada, the United States and Mexico in December, 1992 and implemented in January, 1994 This replaces the Free Trade Agreement between Canada and the U S As a result of NAFTA, the two new columns

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement; trade agreement among United States, Canada and Mexico that went into effect January 1, 1994.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In January 1994, Canada, the United States and Mexico launched the North American Free Trade Agreement and formed the world's largest free trade area NASA: National Aeronautics and Space administration, established in 1958.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A regional preferential trade agreement that aims to eliminate tariffs and other trade, services, and investment barriers among its members.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American Free Trade Agreement, involving the United States, Mexico, and Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North American free trade Agreement This agreement allows reduced or no duties on products which are determined to be originating goods of the U S , Canada or Mexico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In January 1994 Canada, the United States and Mexico launched the North American Free Agreement and formed one of the world's largest free trade areas Designed to foster increased trade and investment among the partners, they expected the NAFTA to reduce

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The North American Free Trade Agreement, which was approved by Congress in 1993, set up an open trading zone among the United States, Canada and Mexico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Maden kömürü katranından elde edilen, özel kokulu beyaz,antiseptik bir hidrokarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphthaline. naphthalene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mothball. naphthalene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphthalene. moth balls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put naphthalene among woolens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bankadaki hesap mevcudundan fazla para çekme; açık itibar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Süs için atın eyerine ve başka şeylere dikilen veya mıhlanan çeşitli şekillerde maden levhacığı veya başlı çivi, şemse, kabara. 2. Zemin renginden başka bir renkte büyük benek. Pafta pafta = Böyle beneklerle donatılmış. 3. Bir büyük haritayı meydana getiren bölümler, kısımlar: Yirmi paftadan mürekkep bir Anadolu haritası yaptırıldı. 4. Demircilerin vida yivlerini açmak için kullandıkları bir cins hadde, Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diestock. pafta. plate. die plate. screw plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section of a large map. diestock. plate. sheet. die. threading. tool. die plate. hub. screw plate. screw cutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diestock. pafta. plate. die plate. screw plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section of a large map. diestock. plate. sheet. die. threading. tool. die plate. hub. screw plate. screw cutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. papazlık sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sal; f. sal yapmak; sal ile taşımak; sal kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili yığın, büyük miktar. a raft of çok, pek çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatı kirişi, kiriş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. rafting

sp. sal yarışı

Özel botlarla debisi yüksek ırmaklarda yapılan bir tür spor.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) ikinci müsvedde; (tic.) protesto edilen bir senedin masraflarla beraber ikinci şekli; (f.) ikinci müsveddeyi yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). 1. Makinenin hareketiyle mihveri çevresinde dönüp pervaneyi çalıştıran demir mil. 2. Bir makinenin devriyle meydana gelen kuvveti nakle vasıta olan ve üzerine dişil çarklar ve tekerlekler bağlanan demir mil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaft. axle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ok, mızrak) ince sap; ok gibi şey; (mak.) mil, şaft; sütun gövdesi; dikili taş; maden kuyusu; aydınlık, hava bacası; araba oku; ABD, argo penis, erkeklik uzvu; (f.), ABD, argo aldatmak. shaft bearing şaft yatağı. elevator shaft asansör bo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes yazma veya sahneye koyma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet idaresi, devletçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kullanma hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) TAfte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taffeta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taffeta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tafta, düz ve donuk olan bir çeşit ipekli kumaş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Bükülmüş, katlanmış. 2.Yanmış, yanık. 3.Aydınlık, parlak. 4.Üzgün, ciğeri yanmış, aşık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Akıl erdirme, anlama, tefhim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. taraf, Fars. dâşten = tutmak). Birinin tarafını, bir tarafı tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tarafdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favorable. favourable. sympathetic. fan. follower. supporter. partisan. sympathizer. adherent. advocate. pro. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent. advocate. follower. partisan. pro. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocate. follower. partisan. supporter. adherent. partial. disciple. fan. favo u rable. people. proponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. partiality. adherence. partisanship. discipleship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) sonra; ondan sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) takip eden kısımda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukarı çekiş, havanın yukarıya yükselmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Hıristiyanlar’ın dinlerine girme alâmeti ve Hıristiyanlık şartı saydıkları merasim ki, Ortodokslar’ca suya girmekten, Katolikler’ce üzerine su serpmekten ibarettir, Ar. tâ’mid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vaftis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptismal. christening. baptism. christening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godfather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godfather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to baptize. christen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptistery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. rüzgar yönünü belirten flama; f., (eski) el sallayarak işaret vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yavaş yavaş götürmek, sürüklemek (rüzgar veya dalgalarla); i. hafif ses veya koku; sürüyüp götürme; hafif esinti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizcilik veya su sporlarında maharet; gemi, kayık; deniz taşıtları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyü, sihir, afsun; büyücülük, bakıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormancılık, orman bilgisi, avcılık; oymacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça yâfte’den). Kutu ve şişe üzerine yapıştırılan yazılı kâğıt, etiket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. placard. price tag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. poster. tab. tag. price tag. placard. bill. sticker. tally. ticket. signboard. window sticker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bulunmuş, bulunan. 2. Bulmuş, nâil olmuş. Şeref-yâfte = Şeref bulmuş, şeref kazanmış.

Türkçe Sözlük by