Ağda ne demek? | Ağda anlamı nedir? | Ağda

Ağda anlamı nedir?

Ağda ne demek?

Ağda anlamı nedir?

Ağda | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: agda

Türkçe Sözlük

(i.) (Akide suretinde telaffuzu galattır). Tencerede karıştırılıp pişirilerek koyulaşmaş ve lüzucet kazanmış her nevi şeker ve pekmez vesaire, macun. Ağda yapıştırmak = Tenden tüyleri veya başdan keli sökmek için macun kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semisolid syrup. epilating wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caramel. burnt sugar. semi-solid confection. sugar syrup. molasses. mastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeker ve pekmek vesaireden yapılmış lüzucetli şekerleme ve macun yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağdalı bir hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koyulaşıp lüzucet kazanmak ağda haline gelmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coagulate. to make semi-solid syrup or confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağdalanmış. 2. İfadesi ağır, anlaşılması güç yazı : O muharririn yazıları çok ağdalıdır. Yabancı olduğundan anlaşılması güç (deyiş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semi-solid. consistent. coagulated. florid. of rich elaborated style. bombastic. highflown. flowery. redundant. syrupy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bağdat şehri; Irak'ın başşehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). 1. Bağdad şehrine mensup ve müteallik veya Bağdad ahalisinden, Bağdadlı. 2. Dar, ensiz tahta pervazlarından yapılmış ve üstü sıvanmış bölme ve tavan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Değeri ölçülemeyen gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Güreşte hasmın bacağını kendi bacağiyle sarıp yıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçirerek bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dizleri büküp baldırları haç gibi toplayarak oturmakla alınan vaziyet: Bağdaş kurmak = Bu vaziyette oturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting cross-legged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting cross-legged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yakın arkadaş, dost.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous homojen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in agreement. coherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherence. accordance tutarlık. insicam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination. concord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dizleri büküp baldırları haç gibi toplıyarak oturmak, bağdaş kurmak. 2. Uymak, anlaşmak. 3. Uyuşmak, uzlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agree. reach an agreement. square with. accord. comport. consort. square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mesh. square. to agree with. to accord with. to suit. to get on well with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get along well with. to be compatible with. mix. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatible. incongruous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlaşmazlık, uyuşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. accommodate. correlate. ensure harmony. associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. to harmonize. to reconcile. to accommodate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to reconcile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagdad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baghdad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Baghdad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İrak’ın başkenti olan tarihsel kent. Bağdat Hatun: (XIV. yy.) Emir Coban’ın güzelliğiyle ünlü kızı. İlhanlılar devletinin son hükümdarı Ebu Said Bahadır Han ile evlenmiştir. Bahadır Han’ın ölümünden sorumlu tutularak Arpa Han tarafından öldürüldü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aynı çağda yaşayan insan veya geçen hadiselerin her biri, hem-asr. 2. Çağımızda olan. Ar. muâsır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern. contemporary. contemporaneous. up-to-date. coeval. latterday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporary. modern. modern muasır. coeval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneous. contemporary. modern. coeval. latter day. modernistic. neoteric. neotric. present day. switched on. up to date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization. becoming contemporary / contemporaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become modernized. to become contemporary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become contemporary. to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize. contemporize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneity. modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneity. modernism. modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültü, patırtı, boş telâş ve ıztırap, baş ağrısı: Hayatın dağdağasını terketti (öldü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دغدغه] telaş, gürültü patırtı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültülü, patırtılı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hakikaten, niçin erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?

İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.

Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu?

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.

Peki kadınların düğmeleri niçin solda?

Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grease cup. lubricator. nipple. oilcan. oilcup. stuffing box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilcan. grease box. grease cup. lubricator. oil can. oil feeder. oiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lubricator. oilcan. lubricating box. grease box. grease nipple / cup / fitting. oil can / box / cup / feeler. nipple. oiler. grease cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by