Ağır Söz ne demek? | Ağır Söz anlamı nedir? | Ağır Söz

Ağır Söz anlamı nedir?

Ağır Söz ne demek?

Ağır Söz anlamı nedir?

Ağır Söz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: agir soz

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong language. rap on the knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank. outright. outspoken. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthright. foq- spoken. open character. straight out. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölçüde çok gelen ve yerinden zor kalkıp oynatılan: Ağır yük, ağır taş. mec. 1. Güç, zor, zahmetli: Ağır iş. 2. Pek ehemmiyetli ve mesuliyetli: Ağır mesele. 3. Pahalı, kıymetli: Ağır mal. 4. Yavaş, müteennî, hareketi çabuk olmayan: Ağır yürüyüş, ağır adam. 5. Vakur, haysiyetini fazla muhafaza eder, saygıya değer: Ağır adam. 6. Vahîm, tehlikeli: Ağır hastalık, ağır hava. 7. Tahammül olunmaz, kerih: Ağır koku. 8. Sıkıntılı, sıkıntı veren: Ağır adam. 9. Dokunaklı, güce giden: Ağır söz. 10. Şişman, yağlı, etli: Ağır vücut. 11. Kolay hareket etmez, zor kımıldanır: Ağır taş. 12. Az işitir, sağırca: Kulağı ağırdır. 13. Yavaş, tenbelce: Ağır yürümek. Tekrarla ağır ağır dahi denilir. Yavaş yavaş demektir. 14. Tahammül olunamayacak surette kötü: Çok ağır bir şey kokuyor. 15. Sıklet, ağırlık: _ Ağırınca = Sıkletince, veznince. 16. Vakar, temkin: Ağrını takınmak. 17. Güç, gücenme, infial: Ağırıma gitti. Ağırbaşlı = Pek ciddî, ehemmiyet ve vakar sahibi. Eline ağır = Elinden çabuk iş çıkmaz, işi yavaş Ağır gelmek — Zor görünmek: Bu iş bana pek ağır geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ağırlanmak, ağırlık vesaire, (bk.) Ağır vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde usullleri bir mertebe ağırlaştıran terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome. deliberate. despera

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy. weighty. ponderous. not quick. slow. serious. grave. severe. reserved. hard. dull. earnest. too rich. difficult to digest. cumbersome. deep. dense. dilatory. easy. flat footed. high. hulking. inert. languid. lazy. massive. oppressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

largo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slowly. gradually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 9/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak usulünün bir şeklidir, (bk.) Aksak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde: 1. 10/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak semaî (bk.) usulünün bir mertebesi ve: 2. Klasik bir şekil: Ağır aksak semâİ usulü ile bestelenmiş ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperturbable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy penalty. stern penalty. severe punishment. heavy sentence. severe sentence. heavy fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infamous punishment. imprisonment with hard labour. penal servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manual labor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard work. heavy work. fatigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy casualties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy fine. penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy industry. heavy industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong language. rap on the knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictable offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy duty truck / lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead oil. fuel oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously wounded. badly wounded. badly injured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve aşırı hareketlerde bulunmayan, vakur, ciddî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serious. dignified. austere. calm. demure. earnest. graceful. grand. imperturbable. matronly. only. sedate. sober. sober-minded. solemn. staid. sage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bland. decorous. demure. dignified. sage. sedate. sober. solemn. serious. grave. sober vakur. ciddi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. earnest. reserved. sober. dignified. sacred. serious. solemn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağırbaşlı olma hali; ağırbaşlıya yakışacak davranış, ciddiyet, vakar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soberness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. earnestness. reservedness. soberness. equanimity. levelheadedness. poise. solemnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yer küresinin, yoğunluğu öbür kısımlarınkinden çok olan iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağırlamak işi. 2. (musiki). Gelin veya güveyinin karşılanması sırasında çalınan kıvrak hava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertainment of a guest. celebration treat. entertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İkram ve izâz etmek, hürmet etmek. 1. Yavaşlamak, bataet ve teenni peyda etmek. 2. Kokuşmak, ağır kokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host. entertain. wine and dine smb. dine. show hospitality. feast. fete. receive. regale. wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to put sb up. to show hospitality to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to extend hospitality. fête.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağır veya temkinli olmak, ikram olunmak: Ağırlanacak misafir yüzünden bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha ağır olmak, ağırlığı artmak. 2. Vahamet kesbetmek, vahîm olmak: Hasta, hastalık ağırlattı. 3. Vakar ve temkin peyda etmek, daha olgun olmak. 4. Fena kokmağa başlamak, bozulmak: Yemek ağırlaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become heavier. to become more serious. to slow down. to get harder. to become more difficult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become heavier. to become slower. to become graver. to turn. to become overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. stultification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha ağır etmek, ağırlığını arttırmak. 2. Ehemmiyet ve vahametini arttırmak. 3. Güçleştirmek, daha zor etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make heavier. to make slower. to slow down. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağırlığını arttırmak, daha ağır etmek: Yükümü ağırlatmayın. 2. İkram ve izâz ettirmek, kabûl ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sıklet, tartıda ağır şeyin hail. 2. Yavaşlık, bataet. 3. Vakar, temkin. 4. Ağır şeylerin toplamı, eşya, kalabalık. 5. Eskiden geline verilen mihr-i muaccel parası. 6. Gece uykuda basan kâbus: Ağırlık basmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight. heaviness. weightiness. gravity. force of gravity. dullness. slowness. severity. arduousness. avoirdupois. heft. massiveness. plummet. ponderosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballast. brunt. gravity. weight. heaviness. slowness. gravity ağırbaşlılık. severity. burden yük. responsibility sorumluluk. drowsiness. lethargy. foulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heaviness. weight. load. ponderosity. gravity. slowness. calmness. seriousness. graveness. richness. indigestibleness. fetidness. putrefaction. dullness. uneasiness. languor. effects. luggage. portion. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted. heavy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iplik germeye mahsus iğin alt tarafında mantar gibi tahta veya kemikten yapılmış tekerlek. 2. Yuvarlak ve tümseğimsi şey: Gece kandili ağırşağı, çadır ağırşağı (tepesindeki), diz ağırşağı = Diz kapağının kemiği. Domuz ağırşağı = Bir nevi bahûr-u meryem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağırşak gibi mantarımsı bir tümsek hasıl etmek: Çıban ağırşaktandı. 2. Şişip yuvarlanmak: Meme ağırşaklandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master agreement. main agreement. main contract. principal agreement. founding charter. primary contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerde kaplama tahtaları başlarının bindirilmesi için omurga ve bodoslamalara açılan yuva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proverb. adage. saying. byword. gnome. rede. saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adage. aphorism. byword. proverb. saw. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byword. dictum. proverb. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karaciğer. 2. Her şeyin içi veya önü: Dağın, yayın bağrı. Bağrıaçık = Perişan hal. Bağra basmak = Kucaklamak. Bağrıkara, bağrıyamk = Kederli, mahzun ve mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(kullanılan şekli: Bâr). Bağırmayı tasvir etmek ve mânâyı kuvvetlendirmek için mükerrer kullanılır: Bağır bağır bağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chest. bosom. breast. middle part. internal organs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. breast. heart. bowels. viscera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yük arabasının çatal yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: Bağıldak). 1. Beşikteki çocuğun göğsü üzerine kundağını bağlayan kumaştan enli bağ. 2. Adet görmüş kadınların tutundukları bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırmak fiili ve tarzı, nâra, sayha: Bu bağırış nedir? (bk.) Bağrışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shouting. clamour. holler. scream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırmak fiili, sayha, nâra, böğürme, öğürme: Sarhoşların, öküzlerin bağırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. shout. call. yawp. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. call. calling. exclamation. hoot. shout. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırdan, içeriden ses çıkarmak, bağırmak, haykırmak, sayha, nâra atmak, (hayvan) öğürmek, böğürmek. Bağırıp çağırmak = Yaygara ve gürültü etmek. Yüze bağırmak = Bağırarak sert muamele İle ürkütmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shout. bawl. yell. scream. exclaim. shout out. shout at. bark at. bark. bellow. call. cry. ejaculate. holler. hollo. holloa. hoop. hoot. howl. roar. sing out. whoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blare. call. cry. exclaim. holler. scream. shout. thunder. whine. whoop. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shout. to clamour. to cry. bellow. call. cry out. holler. scream. sing out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. anatomi). Karnın içindeki dar ve uzun dolaşıktı, içi boş uzuv. (bk.) Barsak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intestinal. gastral. enteric. bowels. intestine. bowel. gut. enteron. ileo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowels. gut. intestine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intestine. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır, süzülür. Yemeklerden sonra 2 çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim ve istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler : Lahana, karnıbahar, kabak, domates, yağlı et suları, yağlı et ve balıklar, konserveler, av etleri, pastırma, sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar, alkol. Yenilmesinde sakınca olmayanlar : un veya sebze çorbaları, yağsız ızgara etler, yoğurt, patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze yemekleri.

Tedavi için gerekli malzeme : Pirinç çorbası, yoğurt.

Hazırlanışı : 1 kase pirinç çorbası ile birlikte, bir su bardağı dolusu taze yoğurt yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enteritis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir. Doktora başvuruncaya kadar aşağıdaki reçetelerden biri kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 adet havuç, önce soğuk suyla yıkanır, sonra rendelenir. Suyu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cestode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar.

- Yuvarlak kurtlar

- Kıl kurtları

- Kamçı kurtları

- Kancalı kurtlar

- Şerit

Aşağıdaki reçeteler bağırsak solucanlarını düşürmek için kullanılır; ancak hamileler kesinlikle kullanmamalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 avuç nar kabuğu konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah aç karnına 1 bardak içilir. Kurtlar dökülünceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowels. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırtmaya sebep olan: Devebağırtan = Pek dik ve çamurlu yokuş (taşlık olursa naldöken denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outcry. shout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outcry. shout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir çeşit yaban ördeği, katâ, suçulluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bağırmasına sebep olmak. 2. Bağırmak üzere vazifelendirmek: Tellâl bağırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb shout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Önemli soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide ninni formu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a couple of words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok çağıran, yaygaracı. 2. Çok bağırır saksağan cinsinden bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çağıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırma, haykırma, nidâ, sayha, yüksek ses. Fars. Bülend-Avâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davet etme, gelmesini isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bağırma, haykırma, seslenme. 2. Türkü söyleme, tegannî: Ali güzel türkü çağırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. summons. calling. evocation. invitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bağırmak, haykırmak, yüksek sesle seslenmek: O kadar çağırmayın, bağırıp çağırmak. 2. Yüksek sesle okumak, tegannî etmek: Türkü çağırmak (davet etmek mânâsını İfade eden «çağırmak» fiiliyle karıştırılmaması lâzımdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Davet etmek, gelmesini istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invite. summon. invoke. cry out. call for. call in. shout to. sing. call away. hail. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ask. bid. call. have. invite. page. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invoke. evoke. to call. to summon. to issue a call for. to call in sb. accite. convoke. crowd out. cry out. hail. to be an invitation to buy. invite. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırma çağırma sesi: Bağırtı, çağırtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Çağırmaya sevk etmek, zorlamak veya müsaade etmek. 2. Bağırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb called. to send for sb. send for. summon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins dağ serçesi, büyük asfur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dans etmeyi meslek edinen kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danseuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female dancer. belly-dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit sözlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(g kalın) (i. A. c.) (m. esgar). Esgarlar, en küçükler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

callback. recall. to call back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرداگرد] çepeçevre, fırdolayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcastic remark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract of employment. business agreement / concert / contract. empoyment agreement. business agreement. business contract. employment agreement. work contract. working agreement. business concert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade bağırsakları zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez. Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça kâr-ı kîl: çamur işi yahut gâhgîr: samanla tutulmuş’tan gelme olabilir. 1. Taş yahut tuğla harcıyla yapılmış, ahşap olmayan: Kâgir bina, ev, dükkân. 2. Bu suretle yapılmış sağlam bina: Kâgir bir bina yaptırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease agreement. hiring contract. hiring agreement. contract of lease / premises / tanancy. real agreement. contract of lease. contract of premises. contract of tenancy. indenture of lease. lease arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmin sahne içeriğine bağlı olarak, istenen pozlama seviyesini tespit etmek için iki yöntemden biri kullanılabilir. Merkez Ağırlıklı (Center Weighted) Ölçüm, resmin ortasını kullanır ve bir çok genel çekim için uygundur. Nokta Ölçümü (Spot Metering) özelliğini kullanarak, sahnenin belirli bir noktasını da seçebilirsiniz. Bu durum özellikle, geniş kontrast aralığında fotoğraf görüntülerinde kullanılmak üzere yararlıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. mesozoik, ikinci zamana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir eserin başında, o eser hakkında söylenen fakat eserin asıl parçası olmayan kısım, mukaddime.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İncebağırsağın 25 santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak bağırsağı denir. C harfi görünümündedir. Onikiparmak bağırsağında meydana gelen ülsere tıp dilinde duodenum ülseri denir. Tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu, düzensiz hayat, gürültü, fazla miktarda sigara, çay, kahve ve alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer yetersizliği, kalp hastalıkları, hormon dengesizliği, dengeli bir şekilde beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler, haddinden fazla et, hamur işleri veya baharatlı yiyecekler ve bazı ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin meydana gelmesine yardımcı olur. Hasta, mide ekşimesi ve ağzına ekşi su gelmesinden şikayet eder. Ayrıca dili paslı, rengi solgundur, baş dönmesi ve fazla terleme de görülür. Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder. Yemeklerden sonra da göğse doğru yayılan bir ağrı belirir. Bu belirtiler, ilk bahar ve sonbahar aylarında daha da artar. Tedavi için yapılacak ilk iş, hastalığı doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, yemekleri az, fakat sık sık yemek, istirahat etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, bal.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı sıcak suya 3 çorba kaşığı limon suyu ve 1 tatlı kaşığı süzme bal konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreword. preface. introduction. prolog. prologue. exordium. preamble. proem. prolegomena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreword. introduction. preamble. preface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preface. foreword. preamble. prolegomenon. prologue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Option Contract)

Belli miktarda bir malı, menkul kıymeti veya finansal göstergeyi belli bir fiyattan ileride önceden belirlenmiş bir tarihte veya öncesinde alma veya satma hakkıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific weight. specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific weight. specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, işitmez, kulağı duymaz. 2. içi dolu olunca vurulunca ses çıkarmayan ve çınlamayan: Sağır davul. 3. İçi görünmeyen, kapalı: Sağır oda, pencere, kapı. 4. Az veya boğuk ve sönük ses çıkaran, sessiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga İle) (i. A.) (mü. sagîre) (cem’i: sigâr «ga» ile). 1. Küçük, ufak. Sagîr ve kebîr = Büyük, küçük. Sıgâr ve kibar = Büyüklerle küçükler, insanlar. 2. Bulûğa ermemiş ve vasîye muhtaç çocuk: Uç sagîr çocuk bıraktı. Sagîr-i mümeyyiz = Kendini bilecek yaşta çocuk. Sagîr-i gayr-ı mümeyyiz .= Kendini bilmeyecek yaşta çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. muted. as deaf as a doorpost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. giving no sound. dull. indistinct. deaf person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. blind. blank. oral teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صغير] küçük. 2.küçük çocuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf mute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind wall. dead wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind door. false door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. Şâgirdân). 1. ilim veya san’at, tahsilde bulunan talebe, öğrenci. 2. Bir işi öğrenmek üzere bir üstâda bağlı bulunan genç çırak, yamak: Marangoz, çilingir şâgirdl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاگرد] öğrenci. 2.çırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاگردان] öğrenciler. 2.çıraklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şakirtlik, çıraklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. sagâir «ga» ile). Küçük günah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow deaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulağın işitmemesi, kulak sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sonradan meydana gelen sağırlıkları doğuran nedenler çeşitlidir. Mesela; dış, orta veya içkulak bozuklukları, beyin hastalıkları veya histeri, geçici sağırlığa neden olabilir. Gerçek nedeni bulmak doktorun işidir. Geçici sağırlıkların tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pelin, su.

Hazırlanışı : İki bardak suya 2 tutam pelin konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra temiz bir şişeye süzülür. Her 2 kulağa günde 3 kere ikişer damla damlatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deafness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deafness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAgird.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şâgirt ve talebe hal ve sıfatı. 2. Çıraklık, yamaklık. 3. Acemilik, tecrübesizlik. 4. Çırak hakkı ve ücreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales contract. sale contract. sales agreement. contract for sale / to sell. contract for sale. note of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etrafı denizle kuşatılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kelime: «Bülbül» Fersça’dan alınma bir sözdür. 2. Kelimelerden mürekkep, İsteklerin ifedesine yarayan lâkırdı, Ar. kelâm, kavi: Atalarımızdan kalma bir sözdür. 3. Haber, havâdis, şâyia: Bir söz işittim; bir söz dolaşıyor. 4. Vaad, taahhüt: Kendisi söz verdi; o sözünde durmaz adam değildir. 5. Uyuşma, Ar. mukavele, muvafakat, karar: Aramızda söz ettik; önler söz bağlamışlar; söz alıp vermişler. 6. Bahis: Onun sözü geçti; ondan söz açıldı. 7. Dedikodu, Fars. güft-ü gû, Ar. kıyl-u kaal: Söz olmasın diye çekmiyorum. 8. Hüküm, nüfuz. Atalarsözü = Ar. Darb-ı mesel. Söz atmak = Sözle sataşmak, Osm. harfendâzlık etmek. Acı söz = Hoşe gitmeyecek söz. Söz açılmak = Bahsi geçmek. Söz anlamak = Anlayış göstermek. Söz anlatmak = İnandırmak. Söz almak = VAdettlrmek. Söz ayağa düşmek = Küçük büyüğü dinlememek, her kafadan bir ses çıkmak. Sözebesi = Durmadan konuşan, laf yetiştiren. Söz eri = Baş, reis. Sözünün eri = Sözünde durur, vâdine sadık. Söz ehil = Güzel söz söylemeye muktedir, Osm. mîr-i kelâm. Söz etmek = Bir şeyden bahsetmek. Söz başı = Bahis başı. Söz bir Allah bir = Söylediğim söyledik, kararımdan dönmem. Söz bir etmek = Söz birliği etmek, ittifak etmek. Söz bitmek = Karar verilmek, muvafakat hâsıl olmak. Söz birliği = İttifak. Büyük söz = Kibirle söylenilen söz. Söz aramızda, beynimizde = Gizli kalsın, kimse işitmesin. Söz çıkarmak = Haber yaymak. Düşman sözü — İftira. Söz düşmek = Bahsi geçmek. Sözde = Sanki, güya. Sözden dönmek = Vaadden caymak. Söz dinlemek = Kanmak, itaat etmek. Söz tutmak = Dediğini yapmak. Söz kaldırmak = Sert söze tahammül etmek. Söz kesmek = Karar vermek. Sözü kesmek — Sözü tamamlamadan bırakıp sükût etmek. Söz geçirmek — Sözünü dinletmek. Söz gelişi = Meselâ, farazâ. Söz götürmek = Kesin olmamak. Söz götürmez = Diyecek yok. Söz girmek, karışmak — Bir bahse başka lâkırdı karışmak. Sözüm ona, sözüm yabana = Biri hakkında ağır veya edebe aykırı bir şey ileri sürülünce söylenen nezaket cümlesi. Sözüm sözdür, sözüm söz olsun = VA’dimden dönmem. Söz vermek = Vaad ve taahhüt etmek. Sözü yabana atmak = İtibar etmemek. Yabana atılacak söz değildir = Doğrudur. Söz yok = Diyecek yok, uygun, doğru. Saz ve söz = Eğlenceli meclis. Söz alıp vermek = Bir işi kararlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice. foregoing. parole. remark. undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegation. expression. promise. remark. word. utterance. statement. asseveration. assurance. covenant. expletive. hearsay. observation. pledge. profession. saying. speech. talk. tongue. undertaking. verbalism. vocable. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words. cross talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a manner of speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1) Doğruluğu ve gerçekliği tartışılabilir olmak; 2) Dedikodu yapmak; 3) Tahammül etmek, katlanmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the said. person or thing being talked. assessment roll. point at issue. talk. text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pledge. promise. undertake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give one's word. to deliver / to make a promise. to promise. assure. engage. engage one's word. to pledge one's faith. pass. pass one's word. pledge one's word. to deliver a promise. stipulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphasia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir kurul veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse. 2. Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye ki. Meclis komisyonlarında ikisi başkadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokesman. announcer. rapporteur. mouthpiece. speaker. coryphaeus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthpiece. speaker. spokesman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokesman. spokeswoman. front. mouthpiece. speaker. vocal proponent. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. vocable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. dele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sanki: Sözde eğlendik. 2. Gerçekte öyle olmayıp öyle bilinen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so-called. would-be. reputed. supposed. nominal. alleged. ostensible. professed. self-styled. soi-disant. so-called. nominally. as if. as though. allegedly. professedly. quasi. of a sort. of sorts. quasi-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. ostensible. seeming. supposedly. would-be. so-called. as if. as though. psuedo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supposedly. so-called. in the abstract. nominal. pretended. professedly. reputedly. so to speak. so called. supposed. would be.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir konu konuşulurken birden araya girip konuşmaya başlamak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linguistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Söylev veren, güzel konuşan hatib.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sözünde duran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Anlaşma, anlaşıp karar verme. 2. Sözle anlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual. agreement. articles. contract. engagement. oral contract. charter. compact. covenant. indenture. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. contract. covenant. aggreement. contrant. appointment. agreement. bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. arrangement. contract. covenant. engagement. accord. treaty. convention. boilerplate. bond. compact. deal. joint compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söz etmek, ittifak edip karar vermek: Bu iş hakkında onunla sözleştim. 2. Söz etmek, birbirine sert söz söylemek: Kendisiyle geçen gün biraz sözleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to promise each other. to agree to meet (at a certain place at a certain time. compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done by agreement or under contract. contractual. sb who is bound by a contract. founded on contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no contractual agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Söz etmiş, önceden anlaşmış veya emir almış. 2. Nişanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbal. oral. nuncupative. parol. verbatim. viva. viva voce. vocal. word-of-mouth. oral. oral examination. fiancee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal. agreed together. having promised. engaged to be married. fiancé. fiancée.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal. engaged to be married. fiancé. fiancée. orally. parol. spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral speakie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lügat kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexical. dictionary. lexicon. glossary. thesaurus. wordbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexiographer. vocabulist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güzel, etkili konuşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seemingly. supposedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in brief. in short. the long and the short of it is that. to cut long story short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man of his word. true blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convoke a meeting. to convene / convoke a meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective agreement. trade agreement. collective bargaining. collection agreement. collection bargaining agreement. collective contract. joint agreement. labo u r agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Contracts)

Sözleşmenin taraflarına bugünden, belirlenen ileri bir tarihte üzerinde anlaşılan fiyattan, standartlaştırılmış miktar ve kalitedeki bir malı veya kıymeti satın alma veya satma yükümlülüğü getiren sözleşmedir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Atın omuzları arasında yağlı yeri. 2. Eğerin vurmasından dolayı hayvanın bağrında açılan yara, cidav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağız. (bk.) Yağız.

Türkçe Sözlük by