Aha ne demek? | Aha anlamı nedir? | Aha

Aha anlamı nedir?

Aha ne demek?

Aha anlamı nedir?

Aha | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aha

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Ha! Sahi! Gerçek! 2. İşte! Al!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exclamation expressing, by different intonations, triumph, mixed with derision or irony, or simple surprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sunk fence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Ha- ha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Heart Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Hospital Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Hospital Association, or American Heart Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The American Hospital Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Hospital Association, American Heart Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Hardboard Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Hospital Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Homebrewers Association Non-profit organization which promotes the hobby of homebrewing, and sanctions homebrew competitions Founded by Charlie Papazian, author of several books on homebrewing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Associate of the Institute of Hospital Administrators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for Adaptec Host Adapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alameda Housing Authority - A separate corporate body from the City of Alameda governed by Housing Commission and Board of Commissioners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abrams heavy armor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alaska House Authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem ya, oh; Gördün mü I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aca).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adanın hakimi, yöneticisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (m. Agâh). Agâhlar, bilenler, bilgililer, bilginler, Alimler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Nizari İsmaili imamlara verilen unvan. Doğu Türk-çesinde ağabey anlamında da kullanılmıştır. Türk kökenli Kaçarların onur unvanıydı. Ağa Han: Nizari İsmailîlerin dini önderi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Ahad) (mü. ihdâ). Bir, yek, vahid. Yevm-ül-ahad = Pazar günü. (matematik). Birden dokuza kadar olan rakamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ahad). (bk.) Ahad.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آحاد] birler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احد] bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir, kişi, kimse. 2.Birler, birden dokuza kadar olan sayılar. 3.Ünlü Türk denizcilerinden Ahad bey (Umur bey donanmasından).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) ehâdîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Birlik, Cenab-ı Hakk’ın birliği, vahdaniyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («hakik» den itaf.). Daha veya pek haklı, daha müstahak: O adam cümleden ahaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ehl» lisanımızda başka şekilde kullanılır). 1. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar. Anadolu, Rumeli, İstanbul ahalisi. 2. Halk, umum, nâs: Ahali için, ahalinin rahatını düşünmeli, (bk.) Ehl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk. population. inhabitants. people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the people. the inhabitants of. population. the public. community. resident community. resident population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهالی] halk, ahali, insan topluluğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («ak» dan müştak olup, «eher» imlâsiyle Farsça’ya dahi geçmiştir). 1. Aklık, düzgün. 2. Perdaht kolası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

size. sizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

third party. bleaching. polish. blank. glossiness. satin finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Highway Advisory Radio; U S traffic information broadcasting system whose transmissions are received through car radios which automatically interrupt other radio reception and tune to the correct station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Perdaht kolası sürmek, cilâ etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخوات] kızkardeşler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İki kardeş. Osmanlı Alimlerinden Urfalı vâiz Mahmud KAmil efendi’nin babası Mustafa KAmil efendi ile amcası Urfalı Mehmed efendi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-bye. goodbye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesini unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlanırdı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer Öbür uca doğru seyahate devam ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13.000 kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesibi unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlandı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer öbür uca doğrun seyahate devame ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13 bin kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almost. nearly. all but. nigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Paha, kıymet, değer, semen: Bunun bahâsı nedir? Bu sene zahirenin bahâsı çoktur, yüksektir; düşük bahâ ile satmak. Bahâyı çıkmak = Kıymeti artmak. Bahâdan düşmek = Ucuzlamak. Ateş bahâsına = Pek yüksek fiyatla. Us bahâsı = Bir geçmiş hatâdan ders alma. Kan bahâsı = Diyet. Yok bahâya = Pek ucuz, hemen hemen meccanen. Bî-bahâ = Bahâ takdir olunamıyacak derecede değerli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بها] değer, kıymet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güzellik, zariflik. 2.Parıltı. 3.Alışma, dadanma. - Bahailik mezhebinin kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıymetli, değerli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخبر] haberli, haberdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهادار] kıymetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelligi. Dinin değerlisi. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. bahadırân) (Türkçe’de dahi buğadur ve batur kullanılıp ikisi arasındaki münasebet açık ise de, hangisinin hangisinden çıktığını kestiremedik). Yiğit, cesur, kahraman, batır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. gallant. valiant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهادر] yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit, bağatur. Timur soyundan Hindistan’da hükümdarlık yapmış Türk lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

BAHADIR-ANE (i. F). Yiğitçe, dilâverce, kahramanca: Bir tavr-ı bahadırâne ile; bahadırâne bir yürüyüşü vardır. Cesur adamlara yakşır surette, yiğitçe: Bahadırâne yürümek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bahadır).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindistan'da hürmet ifade eden ve bey kelimesinin karşılığı olan unvan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bahaddin). Bahaeddin Ahmed Efendi (Bursa 1741-1794): Osmanlı dönemi tarihçilerinden. Müderrislik ve kadılık yaptı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of the sect of the Babis consisting of the adherents of Baha , the elder half brother of Mirza Yahya of Nur, who succeeded the Bab as the head of the Babists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Baha in 1863 declared himself the supreme prophet of the sect, and became its recognized head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are upwards of 20,000 Bahais in the United States. a teacher of or believer in Bahaism of or relating to Bahaism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a teacher of or believer in Bahaism. of or relating to Bahaism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Bahai; (s). Bahai mezhebine mensup olan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), islâm dininden ayrılmış, İran’dan başka Avrupa ve Amerika’da da yayılmış bulunan BAbîlik’ten doğmuş bir din.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bahailik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

(The Bahamas) Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de Kuzey Atlas Okyanusunda adalar grubu Florida eyaletinin güneydoğu kıyısı açıklarında Küba ve Hispaniola`nın kuzeyinde yer alır.

Coğrafi konumu: 24 15 Kuzey enlemi 76 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 13940 km².

Kara: 10070 km².

Su: 3870 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 3542 km.

İklim: İki mevsimli yumuşak astropik iklimi büyük ölçüde Stream Körfezi Akıntısı ile Atlas Okyanusu meltemlerinin etkisi altındadır. Kasırga mevsimi Temmuz ortalarından kasım ortalarına kadar sürer.

Arazi yapısı: Bahamalar güney ve batısındaki karalardan derin kanallarla ayrılan bir denizaltı yükseltisinin su üstüne çıkmış uzantılarından oluşur. Adaların kıyıları mercan kayalıklarıyla çevrilidir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Alvernia dağı 63 m.

Doğal kaynakları: tuz kereste tarıma elverişli topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %1.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %32.

Diğer: %67 (2005 verileri).

Doğal afetler: Tropikal kasırgalar su baskınlarına neden olarak zarar vermektedir.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 303770 (2006).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.5 (erkek 41799; kadın 41733).

15-64 yaş: %66.1 (erkek 98847; kadın 102074).

65 yaş ve üzeri: %6.4 (erkek 7891; kadın 11426) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.64 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -2.17 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.02 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.97 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.69 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.96 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 24.68 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.6 yıl.

Erkeklerde: 62.24 yıl.

Kadınlarda: 69.03 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.18 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 5600 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 200 (2003 verileri).

Ulus: Bahama.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah ırk %85 beyaz ırk %12 Asyalılar ve Hispaniola’lılar.

Din: Baptistler %32 Anglikanlar %20 Roma Katolikleri %19 Methodistler %6 diğer %23.

Dil: İngilizce(resmi) Creole (hem Avrupa hem de Asya soyundan gelen kişilerin konuştuğu dil).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %95.6.

Erkek: %94.7.

Kadın: %96.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Bahama.

ingilizce: Bahamas The.

Yönetim Biçimi: meşruti monarşi.

Başkent: Nassau.

İdari bölümler: 21 bölge; Acklins ve Crooked Adaları Bimini Cat Adaları Exuma Freeport Fresh Creek Governor›s Limanı Green Turtle Cay Harbour Adası High Rock Inagua Kemps Bay Long Adası Marsh Limanı Mayaguana New Providence Nicholls Şehri ve Berry Adaları Ragged Adası Rock Sound Sandy Burunu San Salvador ve Rum Cay.

Bağımsızlık günü: 10 Temmuz 1973.

Milli bayram: Kur


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Irak’ta bir y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Bahane, vesile, sebep: Falan hususu yakınlık göstermeye bahane ittihaz ettim. 2. Asılsız özür, sahte itizar: İşine devam etmemek için bahane arıyor; ecel geldi baş ağrısı bahane. Bîbahane = Kusursuz, noksansız, özürsüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. cover. pretext. allegation. blind. cavil. cloak. cop-out. evasion. guise. peg. plea. pretence. putoff. rise. salvo. shift. stalking-horse. subterfuge. veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. pretext. shift. stall. subterfuge. put-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. pretext. blind excuse. cloak. cop- out. cover. poor excuse. handle. stalking horse. idle pretext. peg. pretense. professed excuse. put off. rationalization. slim evidence. subterfuge. thin excuse. veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهانه] bahane. 2.sebep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهانه جو] bahaneci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İlk yaz, (Arapça: Rebl), ilkbahar: Bahar mevsimi. Bahar açmak = Ağaçlar ve çiçekler açılıp bahar olmak. Sonbahar, köhnebahar = Güz, hazân, fasl-ı harîf. Herdem bahar = Herdem tâze (çiçek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. spring. springtime. springtide. may. flower. youth. spice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spice. spring. verdure. flowers. blossoms. blossomsspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A weight used in certain parts of the East Indies, varying considerably in different localities, the range being from 223 to 625 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. flowers. youthful period of life. spice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهار] ilkbahar. 2.bahar. 3.baharat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kışla yaz arasındaki mevsim. 22 Mart’la Haziran arası, ilkyaz. 2.Güzellik, güzel. 3.Sığır gözü, papatya, sığır papatyası, sarı papatya. 4.Put, çelipa, sanem. 5.Atılmış pamuk. 6.Ölçek. 7.Karanfil, tarçın, karabiber gibi kokulu şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. bahârat) (Arapça’ da sarı papatya mânâsına olup, dilimizdeki mânâsı şöyledir): Tarçın ve karanfil gibi güzel kokulu ve ısıtıcı tohumlar ki, bazı yiyecek ve içeceklere karıştırılır: Arablar yemeklere çok baharat korlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spices. seasoning. spicery. spice. condiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condiment. seasoning. spice. spices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spices. mull. season. spice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spice-seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high- tasted. seasoned. spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهاری] ilkbahar ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bahardan Arapça teşkil edilmiş galat bir tâbirdir). Bahar tavsifini ve çok defa bu münasebetle bir zatın medhinl ihtivâ eden kasîde veya musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahârat konmuş (yemek vesaire): Tuzlu, baharlı köfte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.)(Erkek İsmi) - Allah katında değer ve kıymet sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهایم] dört ayaklı hayvanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالاخانه] tavan arası, çatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Üstün, asil kanlı. Değerli soy mensubu. Balahatun: Şeyh Edebali’nin kızı ve Osman beyin karısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Basma yeri, matbaa. Ar. dâr-üt-tab’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Halk arasında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Paha biçilemeyecek kadar değerli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی بها] çok değerli, paha biçilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sonra, bâdehû, nihayet, Akıbet: Göreceksiniz, bilâhare pişman olacak. ortasından ayrılmak: Çam tahtası kolay biçilir. 2. Kesilmek, kat’olunmak: Pantolon böyle biçilmez. Esvabı biçildi. 3. Orakla kesilmek, hasad edilmek: Ekinler daha biçilmedi. Çayırın otu biçildi. Biçilmiş kaftan = Tamamiyle hâline münasip. Ar. enseb, elyak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sonra, bâdehû, nihayet, Akıbet: Göreceksiniz, bilâhare pişman olacak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

later. at a later time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاحرکت] hareketsiz, hareket etmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. over again. second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.J.) Bira içmeye mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery. beer house. public house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyacı dükkânı veya fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyehouse. dye-works. paint-works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dye works. dyeing plant. dyehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dye-house. dyer's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brussels sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brussels sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) 1.X. yy.’ın başlarında Orta Asya’daki yağma boyundan çıkan ve ilk İslam devletinin Türk hükümdarlarının birçoğuna verilen ünvan. 2.İliğ ve Karahanlı sülalesinden birçok hükümdarların unvanıdır. - Tarık Buğra, Saltuk Buğra.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Düşünülecek nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat edilecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CERAHAT) (i.), irin mânâsiyle dilimizde çok kullanılırsa da, Arapça olmayıp, cerâd kelimesinden galattır. Cerahat bağlamak = İrin tutmak, irinlenmek, işlemeye başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pus. matter. purulent matter. fester. ichor. sanies. suppuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. pus. puss irin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. pus. discharge. gathering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراحت] yara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (yara) Cerahat bağlamak, irin tutmak, işlemeye başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İrinli, işler (yara)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Ceyda).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yara. (Arapça’ da taze bıçak yarası gibi cerahatslz olan yaraya mahsus olup, cerahatlisine «karha» derler). 2. Cerrahlık ilmi, fenn-i cerrâht. (Her iki mânâ ile dilimizde pek kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çoğa).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much more than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Adâlet isteyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (aslında «dahi» ile aynı şeydir ve aslı «takı» dır). 1. Miktar veya zaman eklenmesi gösterir: Biraz daha verin, bir saat daha bekleyin, bitirmeye daha bir, iki satır kaldı, iki gün daha geçerse bir ay olacak. 2. Başka, ziyade, artık: Daha var mıdır? Artık daha yoktur, daha ne var? Daha neleri 3. Sıfatların başına girip büyütme ismi yapar: Bu, ondan daha büyük, o, bundan daha küçüktür, daha Alim. 4. Tekrar, kezalik: Bir daha gitsin; bir kere daha; bir daha yapma. 5. Hâlâ, henüz, el’An, bu ana dek: Daha gelmedi, deha burada mısınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. more. over. yet. still. any. only. plus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. more. over. yet. still. only. plus. else. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yet. so far. until now. still. only. more. in addition. else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

less. lesser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more. rather. worse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. more. rather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Optik sistemlerin yapısından dolayı görüntüler köşelere doğru daha koyu çıkarlar. Bu özellik, paraziti artırmadan mükemmel homojenlikte bir görüntü elde etmek için köşelerde kazanımı artırarak bu sorunu ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any longer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

better than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

better. preferable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

better. all the better.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so much the better.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afore. already. before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farther. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

older than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), irileşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), irilik, büyüklük, kocamanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

what's more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney's implied authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Şeyhülislâmlara verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اجزاخانه] eczane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Esma).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اول بهار] ilkbahar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ululuk, büyüklük, azamet. Osm. ulüvv-i şân. Sadrâzamlara, Mısır hidîvi ve hükümdarlık hânedanı mensuplarına, yarı müstakil hükümet ve emirlik başında bulunanlara verilen resmî unvan: Zât-ı fahâmet-penShî = Sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فخامت] yücelik, ululuk. 2.kıymet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Fahimlik, ululuk. 2.İtibar, kıymet, değ(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ululuğun sığındığı makam, başvurulacak en büyük makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir dilin doğru ve hatasız olarak, kolaylıkla söylenmesi ve yazılması. Sözün yanlış ve yabancı yahut pek seyrek kullanılan kelimelerden uzak olmasıyle beraber kaidelere de uygun olması: Fesâhatle söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Güzel, anlaşılır ve açık konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fazâyih). Edepsizlik, kötü huyluluk, alçaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F). Taş atmaya mahsus Alet, sapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fasâhat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فصاحت] fasihlik, dilde düzgünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Açıklık, duruluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki), (bk.) Duraküstü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rezalet, rüsvâlık, ayıp.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلاحت] çiftçilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akasma ve Meryem Ana asması da denilen bitkinin bir adı (elematis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik). Demirin tırnağını kaldırmak için geminin kenarına bağlı eğri demir askı, matafora. Fişka etmek = Demirin tırnağını kaldırmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda “General Electric” tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. fakıyh). Fakîhler, İslâm hukukçuları, (bk.) Fakîh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقها] fıkıhçılar, islam hukukçuları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fasîh). Fasihler, güzel, düzgün ve açık konuşanlar, iyi söyleme kabiliyetinde olanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فصحا] fasih konuşanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Kral Arthur efsanelerin de kusursuz bir sil3hşor; bahadır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pahası ağır, kıymetli, pek değerli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - 1.Bahar gülü. 2.Ebru sanatında kullanılan koyu kırmızı renkte toprak. Gülbahar Hatun: Mehmet Il.’nin hanımı. Bayezid II ve Gevher Sultan’ın annesi.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz, bizim Güneş adını verdiğimiz tek bir yıldız ve onun etrafında dönen dokuz gezegen, bu gezegenlerin etrafında dönen 60’dan fazla uydu (Ay), yine Güneş’in etrafında dönen gezegen olarak kabul edilemeyecek kadar küçük 5 bin civarında astroit, sayısız göktaşı, toz ve parçalardan oluşur. Güneş bu sistemdeki enerjinin de tek güç kaynağıdır.

Güneş’e baktığımızda katı bir maddeymiş gibi görürüz ama aslında yanan bir gaz kütlesinden başka bir şey değildir. Bilim insanlarına göre Güneş’ten söz ederken yüzey kelimesini kullanmak hatalıdır çünkü Güneş tamamen gazdan oluşmuştur. Güneş’in fotoğraflarında görülen keskin köşeler ise gazın yoğunluğunun birdenbire arttığı yerlerdir.

Güneş evreni dolduran milyarlarca yıldızdan biridir. Üstelik tamamıyla sıradan bir yıldızdır. Gezegenimizin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinde tam 200 milyar güneş bulunuyor. Bizim güneşimiz de bunlardan farklı bir oluşum değil.

Güneş bize çok yakın (150 milyon kilometre) olduğu için çok büyük ve parlak görünür. Güneşten sonra bilinen en yakın yıldızın, bu mesafenin 250 bin katı daha uzakta olduğu düşünülürse, Güneş’e burnumuzun dibinde diyebiliriz.

Dünyamızdan bakınca Güneş sabitmiş gibi görünür ama o da kendi ekseni etrafında döner. Dönüş yönü dünyanınkine göre terstir. Katı bir cisim olmadığından ekvatoru üzerindeki bir nokta 24,5 günde tam dönüş yaparken daha kuzeydeki bir noktası 31 günde yapar. Yani kutuplarına gittikçe dönüş hızı yavaşlar.

Güneş’in ısı ve ışık olarak yaydığı enerji, merkezinin hemen çevresinde sürüp giden nükleer tepkime (hidrojen bombasında olduğu gibi) yani hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşürken çıkardığı büyük enerjidir. Güneş tarafından saniyede yakılan hidrojen miktarı 564 milyon tondur. Bunun yüzde 0,7’si ise doğrudan enerjiye çevrilmekte, ısı ve ışın yayınımına gitmektedir.

Yeryüzünde yaşam Güneş ışınlarına bağlı olduğuna göre, Güneş’in insanlar için gerekli olan enerjiyi daha ne kadar zaman sürdürebileceğini bilmek hakkımızdır. Güneş’in şu andaki enerji durumunda önümüzdeki 5 milyar yılda önemli bir değişiklik olmayacak, aynı şekilde ısı ve ışık vermeye devam edecektir.

Daha sonra genleşmeye başlayacak, sıcaklığı bugünküne göre yüzdde 20 artacak dev bir kızıl yıldıza dönüşecektir. O zaman yeryüzündeki sıcaklık dayanılmaz bir yüksekliğe ulaşacak, okyanuslar kaynayıp buharlaşacak ve gezegenimiz bizim bildiğimiz türden bir hayatın var olduğu bir yer olmaktan çıkacaktır. Ancak 5 milyar yıl hayli uzun bir zaman süresidir, şimdiden telaşa kapılmaya gerek yoktur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ünlem kahkaha sesi; ünlem Hahhah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir bahçenin etrafındaki alçak çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). MOsevîler’in dince Alimi ve başı, râhibi: Başhaham, hahambaşı = israîltler’in mezhepçe en büyük reisleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the chief rabbi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). MOsevî râhipliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arzulu istekli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهان] isteyen, istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواه ناخواه] ister istemez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HASTA-HANE) (i. F ). Hastaların kabûl ve tedavi olunduğu umumî bina, Fars. bîmâr-sitân. Seyyar hastahane = Savaşta kolayca yer değiştirmeye elverişli hafif ve gezici hastahBne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air space. airspace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin veya herkesin iyiliğini arzu edene mahsus: Hayrhâhâne fikirler, hayr-hâhâne öğütler. Hayırhahlıkla, birinin veya herkesin iyiliğini isteyerek: Ben size hayr-hâhâne söylüyorum. (bk.) Hayırhah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Helva vesaire pi şirmeye mahsus geniş ve az derin tencere veya kazan. Kuşhanenin büyüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Humbara yapılan beylik fabrika. 2. Humbaracılar kışlası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, bahâ = değer). Kan bahâsı, diyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İşe yaramayacak şekilde kırılıp parçalanmış, paramparça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashed to bits. bashed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اباحت] helal sayma, mübah görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işleri öyle veya böyle idare etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Mart, nisan, mayıs aylarını içine alan mevsim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. vernal. spring. springtime. springtide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. spring bahar. ilkyaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. springtime. spring time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yılın ilk mevsimi, bahar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râhat» tan masdar). Rahatlendırma, rahat, ettirme, yorgunluk aldırma: Vücudunu ve zihnini iraha için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business travel. official tour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk-musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ıslah). Islahlar. bk. Islah.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصلاحات] düzeltmeler, iyileştirmeler, reformlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reformer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reformer. reformist. improver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صطلاحات] terimler, tabirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSTİRAHAT) (i. A. «râhat» dan masdar). Rahatlanma, dinlenme: Biraz istirahat etmeli; istirahate muhtaçtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose. rest. recreation dinlenme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose. rest. reposing. resting. ease. relaxing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استراحت] dinlenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dinlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. İzâh). izâhlar, açıklamalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposition. explanations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanations. direction. explanation. explication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایضاحات] açıklamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklamada bulunmak, açıklama yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( KABAHAT) (i. A.) (c. kabâhât). 1. Çirkin iş ve hareket, yakışıksız davranış: Bunu yaptımsa, bunu söyledimse bir kabahat mi ettim? Bu da bir kabahat mi? 2. Hafif suç, kusur: Bu kabahatin cezası nedir? Kabahatimi bileyim de cezama razıyım. Kabahat etmek = Kusur etmek, yanılmak: Size danıştığıma kabaha ettim. 2. mec. Yellenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. guilt. blame. sin. delinquency. demerit. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misdeed. offence. sin. fault. offense. guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misdemeanour. blame. fault. sin. minor offense. guilt. misconduct. crime. debt. delinquency. demerit. misdeed. misdoing. minor offence offense. trivial offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قباحت] suç, kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. guilty. in the wrong. culpable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culpable. guilty. blameworthy. criminal. delinquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olan, suçlu: Kendisi kabahatli olduğunu biliyor da sesini çıkarmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Suç sahibi olma, suçluluk:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameless. innocent. faultless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olmayan, Fars. bi-günâh, Ar. mâsûm: O adam kabahatsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultlessness. innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suç yokluğu, bî-günahlık, masumluk: Onun kabahatsizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sesle ve çok gülme: Kahkaha ile güldü, kahkahayı koyuverdi. 2. Sarmaşık gibi tırmanır, mor ve kırmızı çiçek açar bir çeşit çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughter. laugh. guffaw. haw-haw. heehaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chortle. laugh. laughter. snort. loud laughter. chuckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughter. guffaw. hilarity. laugh. roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gale. hysterics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden, beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi, gündüzsefası, çit sarmaşığı (convolvulus persicum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çitsarmaşığı): Çitsarmaşığıgiller familyasından, uçları mavi çizgili beyaz çiçekler açan bir çeşit sarmaşıktır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esmer bey, Esmer hükümdar. Karahanlılar devletinin kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli. savoy cabbage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karantina idarehanesi, 2. Karantina yeri, Osm. tahaffuzhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden, etli çiçekleri sebze olarak yenen bir bitki (brassica deracea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauliflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauliflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(karnabit): Turpgillerden; vatanı Doğu Akdeniz bölgesi olan 2 yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşil, çiçekleri beyaz veya sarımtıraktır. Kış sebzelerindendir. Lahanaya benzer. Aslında, lahananın çiçek saplarının kısalıp etlenmesiyle lahanadan türemiştir. Yenen kısmı, henüz açmamış yoğun çiçek durumudur. Yurdumuzda; güzlük turfanda karnabahar, kışlık karnabahar ve mart karnabahar olmak üzere üç çeşidi vardır. Fosfor ve vitamin bakımından çok zengindir. Kullanıldığı yerler: Zihin yorgunluğunu giderir. Cinsel gücü arttırır. Sinirleri kuvvetlendirir. İdrar söktürür. Dalak hastalıklarına iyi gelir. Şeker hastalarına faydalıdır. Kalp hastalıklarında şikayetlerin azalmasında yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kayraalp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = az, baha = kıymet). Kıymeti az, kıymetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slum quarter. shackles. slum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continental shelf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kula).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Çocuklara Arız olan hastalık ki, kemiklerinin incelip, başlarının kalınlaşmasına ve dermansızlığa yol açar. Sıskalık, Fr. rachitisme.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hayvanlar aleminde genellikle dişiler erkeklerini seçerler. Bu nedenle erkek cazip olmak zorundadır. Sadece dış görünüşü ile değil kuşlarda olduğu gibi özellikle çiftleşme zamanında sesleriyle, yani ötüşleriyle de rakiplerinden üstün olmaları gerekir.

Dişileri cezbetmek için bu kadar gösterişli olmak erkekleri düşmanları için çok kolay bulunan bir av haline getirir. Dişiler kendilerini tabiat içinde veya yuvalarında gösterişsiz renkleri ile daha iyi saklayabilir, düşmanların dikkatlerini çekmezken çoğunlukla erkekler hedef olurlar.

Aslında tüm kuşlar memeli hayvanlardan daha güzel ve süslüdürler. Bu, kuşların tüylerindeki melanin denilen bir maddeden kaynaklanmaktadır. Bu madde insanın saç ve derisinde de vardır ama miktarı kuşlardakine oranla çok azdır.

Hayvanlar dünyasında güzellik ve renklilik önemli bir iletişim aracıdır. Çevresindekilere büyüklük, güç, yaş ve cinsiyet konularında fikir verir, etkiler.

İnsanların aksine hayvanlarda erkek daha güzeldir, dişisinden görünüm ve ebat olarak farklıdır. Erkek geyiğin gösterişli boynuzları, erkek aslanın yelesi, horozun ibiği hep ya düşmana karşı veya sürü içinde liderlik yarışındaki rakiplerine karşı etkileyici bir silahtır.

Kuşlarda erkeklerin daha iri olmaları, parlak renkleri ve kuvvetli ötüşleri bir açıdan da yuvayı savunma sorumluluğunu taşımalarındandır. Bu özellikler ne kadar kuvvetliyse düşman o kadar ürküp çekinebilir, o yuvayı bırakıp daha başka kolay avlara yönelebilir.

Güzellik ve gösteriş sadece kelebeklerde güzel olma amacına yöneliktir. Onlar ömürlerinin büyük bir kısmını kuluçka devrinde geçirdiklerinden, kelebek şeklindeki kısacık yaşamlarında bu kadar güzel olmaları da haklarıdır doğrusu.

Hayvanlar aleminde kuşların en çok ötenleri de erkeklerdir. Bunu hem dişi kuşu davet hem de hakimiyetleri altında olan alanları belirtmek için yaparlar. İüphesiz dişi kuşlar da en çok öten erkeği tercih ederler. Bu tercih tabii ki erkeğin sesinin güzel olmasından dolayı değil güçlü olmasından, hakimiyet sahasının geniş olmasından ve daha fazla yiyecek imkanına sahip olmasındandır.

Tabiatın kanunu dişi kuşlar için de geçerlidir. Erkeklerini zengin ve güçlü oldukları için seçerler.

Aslında erkekler yiyecek bulmak için çok zaman harcamazlar, onlar daha çok öterler. İunu da ilave edelim ki, memeli hayvan türleri içinde sadece yüzde 3’ü tek eşli iken kuş türleri içinde tek eşlilik oranı yüzde 90’dır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arsızca, edepsizce, terbiyesizce, haddini bilmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. = sebze). Üstü yeşil ve içi beyaz olarak kat kat sarılı yapraklardan ibaret büyük sebze ki, etle pişer, dolması, turşu ve salatası yapılır, kapuska, kelem, Fars. kerteb, Ar. melfûf; lahana fidesi, tohumu. Başlahana = Sıkısı. Çiçek, frenk lahanası = Ceviz kadar küçük cinsi ki bir sapta birçok tane olur. Karalahana —Lahananın koyu yeşil yapraklı bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabbage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabbage. rabbit food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(brassica oleracea): Turpgiller familyasından iri ve kalın yapraklı bir bitkidir. En çok yetiştirileni baş lahanadır. Yurdumuzun bütün bölgelerinde yetişir. Başlıca çeşitleri: Kemer lahanası, Batman lahanası, köse lahanası, Brüksel lahanası ve Kara lahanadır. Lahana C vitamini bakkımından zengindir. Yapısında kükürt bulunur. Çiğ olarak yemek veya sıkarak suyunu içmek daha faydalıdır. Kullanıldığı yerler: Kansızlığı giderir. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Mide ve bağırsak yaralarını yumuşatır. Kabızlığı giderir. Kandaki şeker miktarını düşürür. Vücudu hastalıklara ve kansere karşı korur. Göğüs ucu çatlaklarını giderir. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astımda faydalıdır. Romatizma, siyatik, lumbago ve Apsede yararlıdır. Ses kısıklığını giderir. İştah açar. Guatr olanlar yememelidir.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محبت] sevgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sevmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mahdûm). Mahdûmler, oğullar, (bk.) Mahdûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havf» dan). Korku. Mahâfetullah = Allah’tan korkma, Tanrı korkusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mahfil). Mahfiller, (bk.) Mahfil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محافل] mahfiller. 2.toplantı yerleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mahkeme). Mahkemeler, (bk.) Mahkeme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاکم] mahkemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHALL) (i. A. «hulûl» den imef.) (c. mahâl). Yer, mekân, makam, Fars. cây: Bu mahalde. Mahalli değildir = Münasip yeri değildir; her sözü mahallinde söylemeli. Nâ-be-mahal = Münasip yerinde olmayan, Fars. nâ-becâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mahall). Mahaller, yerler, (bk.) Mahal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locality. location. locus. place. position. seat. spot. station. district. site. situs. side. quarter. situation. standing. stand. locale. lieu. post. spot of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

House or palace. click me for larger image A name which is probably derived from the village of Mahallat in the Arak region The term is also frequently referred to carpets from this region that have a medium weave and knot count, are woven on cotton found

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Palace, also sometimes used for elaborate rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محل] yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Çare, tedbir. 2. Hile. Lâ-mahâle = Çaresiz, zarurî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahlep, bot. Prunus mahaleb.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محل] yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mahallât). Bir şehir ve kasabanın bölündüğü parçaların her biri ki, birçok evden mürekkeptir ve ekseriya, muhtarı ve imamı vardır: Mahalle imamı, muhtarı, mektebi. Mahalle karısı = Terbiyesiz ve edepsiz kadın. Mahalle çocukları = Sokaklarda gezen terbiyesiz çocuklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parish. quarter. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parish. quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district. ward. quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district night guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district night guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the elected head of a neighbourhood executive officer of a district of a to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the elected head of a neighbourhood executive officer of a district of a to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Süt ve pirinç unu ile yapılan pelte kıvamında bir tatlı. Mahallebi çocuğu = Nazlı büyütülmüş. Su mahallebisi = SUtsüz yapılan ve pekmezle yenilen mahallebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mahallebi yapıp satan kimse. 2. Nazlı büyütülmüş, çıtkırıldım kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir mahalle ahalisinden olan: Mahallelilerden birkaç kişi gelmişti. O, benim mahallelimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mahalliyye). Bir mahalle, bir yere mahsus, yerli, bir yerin malı veya mahsûlü olan. Hükûmet-i mahalliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local. endemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محلی] yerel. 2.yerli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local administration. local government. local administrative. municipal / local / city administration. municipal corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local administration. local government. local administrative. municipal / local / city administration. municipal corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محليه] yerel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeri olmayan, yersiz. 2. Münasip şekilde olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (c. mahmil). Mahmiller. (bk.) Mahmil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ماهانه] aylık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mihrace, Hint hükümdarlarına mahsus ünvan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mihracenin karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHARET) (i. A.). Bir iş görmede ustalık, beceriklilik, elden iş gelme, marifet, hüner, alışkanlık, ustalık, meleke: Cerrahlıkta mahareti vardır, bu işi büyük bir maharetle yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proficiency. skill. art. dexterity. diplomacy. finesse. hand. handiness. ingenuity. knack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهارت] beceri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Becerikli, usta, mahir, hâzik: Maharetli adam. 2. Ustalıkla yapılmış, ustalıklı, hünerli: Maharetli

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilful. proficient. dexterous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skillful. proficient. intelligent. perfection to. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ustalığı olmayan, beceriksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriksizlik,elden gelmeyiş: Bu işte maharetsizliğini gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماحصل] sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاسن] iyilikler, güzellikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHATT) (i. A.). Yol boyunca inilecek yer, menzil, konak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da evliya derecesinde adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Böyle olmakla beraber, böyle ise de.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماحضر] hazırda olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخازن] mahzenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاذیر] sakıncalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» den) (c. mesâllh) (Ar. tâbirlerde «maslahâ» şeklinde geçer). 1. Sulh ve asayiş yolu, iyilik yolu: Böyle maslahat gördüler; maslahat iyi neticeye varmaktır. 2. İş, husus, mesele, durum. Oraya bir maslahat için gitti. 3. Ehemmiyetli İş, mes’ele: Bu da bir maslahat mı? Amma da maslahat yaptınız. Ashâb-ı mesâlih = İş sahipleri, kendi işleri İçin hükümete müracaat edenler, hükümetçe işi olanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مصلحت] iş. 2.dirlik düzenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. İş gören, İş bilir. 3. Elçi ve büyükelçi vekili: Danimarka maslahatgüzârı (maslahatgüzâr sözünün eskiden «küçükelçi» mânâsı da vardı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elçi vekilliği, geçici elçilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مصلحت گزار] elçi adına devlet işlerini yürüten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümetçe işi olenlar: Yalnız maslahatltları içeriye koyuyorlar (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mahmedet). (bk.) Mahmedet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mahreç). Mahreçler, çıkışlar, (bk.) Mahreç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hüsn). Hüsnler, güzellikler, (bk.) Hüsn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. muhzır), (bk.) Muhzır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «melh»den). Güzellik, şirinlik. Ar. hüsn, sabâhat. Melâhat-ı vech = Yüz güzelliği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملاحت] yüz güzelliği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzellik, yüz güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «milh»den İm. «memliha» şekli galattır). Tuz çıkarılan yer, tuzla.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ferah, sevinç. 2.Zayıf olma hali.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveying. measuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساحه] ölçüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arazinin ilmi şekilde ölçülmesi, arsa, tarla, ev ve toprağı ölçmek: Arsayı mesaha edip dört parçaya taksim ettiler. 2. Arazi vesalrenin ölçülmesi ilmi, geometrinin bundan bahseden kısmı: Fenn-i mesâha pek lüzumlu bir ilimdir. 3. Bir arsa vesairenin ölçüsü, miktarı. Mesaha-i sathiyye = Yüzölçümü: filân vilâyetin mesaha-i sathiyyesl şu kadar kilometrekaredir. Mesâha zenciri = Araziyi ölçmede kullanılan yüz mıkyaslı zencir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayvan kesim yeri. (bk.) Mezbah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughterhouse. slaughter house. abattoir. butchery. shambles. packing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abattoir. shambles. slaughterhouse. abattoir kesimevi. kanara. salhane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughterhouse. butchery. meat house. shambles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gemicilik). Denizcilik, deniz işletmeciliği işi: Eski Finikeliler milâhatta pek ilerlemişlerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yelpaze.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مروحه] yelpaze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahs» ten masdar) (c. mübâhasât). 1. Bir iş hakkında iki kişi erasındaki söz, İki taraftan birinin, diğerinin sözünü çürütmeye kendi fikrini ispata çalışarak tartışması. Mübâhase sonunda kavgaya döndü. 2. Dava ve muhalefet suretiyle olmayarak bir madde hakkında sözleşme, herkes fikrini ve bildiğini söylemek üzere karşılıklı konuşma: İlme dair mübâhase ediyorduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahâ» den masdar). Övünme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Günahı, sevabı olmayan, işlemesi ne haram, ne de helal olan (mubah).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Övünme, iftihar etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MÜDAHALE (i. A. «duhûl» den masdar) (c. müdâhhalât). 1. Karışma, sokulma, el atma: Ben, böyle İşlere müdahale etmem, o, kendi işine müdahale ettirmez. 2. Araya girme, aracılık: Komşuları müdahale etmeye mecbur oldular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intervention. interference. meddling. intermeddling. interposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barge. intervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interfere. to intervene. intermeddle. to shove an oar in. step in. weigh in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zahire» den imef.) (mü. müddahare). Biriktirilmiş, toplanmış: Onun müddahar erzakı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr»dan). Kendi iyiliklerini sayarak akranına üstün çıkmaya çalışma, başkalarına karşı övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Muflharet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iahz»dan masdar) (c. mülâhazât). 1. Dikkatle bakma. 2. İyice düşünme: Bu işi iyi mülâhaza ettiniz mi? İşi mülâhaza etmeden konuşmamalı. Mülâhazasiyle = Fikriyle, fikrine dayanarak, düşünerek: Yağmur yağar mülâhazasiyle muşambayı giydim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. considered though. consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapacağını veya söyleyeceğini etrafıyla düşünmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşüncesizlik, tedbirsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mülâhazalar, düşünceler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considered thoughts. observations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank space (on a printed form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rebaha» dan) (Arapça’da «kâr ve tamâ» mânâsına gelir). Tefecilik: Murâbaha kanunen yasaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury. landing money at an illegal rate of interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contract of sale between the bank and its client for the sale of goods at a price plus an agreed profit margin for the bank The contract involves the purchase of goods by the bank which then sells them to the client at an agreed mark-up Repayment is usu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a contract whereby a financial institution buys goods for a customer from a third party and then resells the goods to the customer at a pre-agreed price on deferred payment terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the most controversial type of transaction, it is a contract of sale in which payment is made some time after delivery of the goods transacted Used as the basis of modern Islamic banking since the amount charged for deferred payment is in excess of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tefeci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tefecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safaha» dan masdar). El ele tutuşma, selâm ve sevgi maksadıyla birine el uzatma, el sıkma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصافحه] tokalaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tokalaşmak, el sıkışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصاحبه] konuşma, sohbet etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten masdar). İki veya fazla kişi arasında konuşma, sohbet etme: Akşamları birleşip musâhabe ederdik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıhr»dan). Evlilik dolayısıyla olan akrabalık, Osm. karâbet-i sıhriyye: O iki aile arasında musâharet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» dan mas.). Barışma, barışıklık, .uzlaşma: İki devlet musâlaha ettiler, musâlaha akdolundu. Sulh, asayiş, huzur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» ten mas. müfâale). Barış, barışma, uzlaşma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصالحه] barış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «semâhat» tan masdar). 1. Hoşgörme, gözyumma, bir suçluya karşı şiddet göstermeylp geçiverme. 2. İhmal, dikkatsizlik, gevşekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance. forbearance. tolerance. toleration. forbearance hoşgörü. tolerans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerance. lenience. indulgence. overlooking. disregarding. complaisance. indulge. latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müsamahacı, hoşgören, göz yuman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müsamaha ve hoşgörürlükle, aldırmayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görmezliğe gelen, aldırmayan, kusuru olana karşı şiddet göstermeyip yumuşak davranan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıkça, sarâhatle, şüphe bırakmayacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Silâhlı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hakk.dan imef.) (mü. mustahakka). 1. Hak kazanmış, haklı, istihkakı olan, lâyık: O adam mükâfata müstahaktır. Cezaya müstahak bir adam. 2. Hak edilen şey, bir adamın lâyık olduğu mükâfat veya ceza: Allah müstahakını versin (ekseriya ceza, şaka için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthy of. deserving of. meriting. condign. just.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get what is coming to one. to get one's just deserts. deserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «uhuvvet» den mas.). 1. Kardeşlik, birbirini kardeş sayma. 2. Dostluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.). İzahlı olarak, açıklanarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir tarihle tarihli olarak, yıl, ay ve günü kayıtlı olduğu halde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zahm» den masdar). Birbirini itip sıkıştırarak hücum etme, Ar. tezâhüm, izdihâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مداخله] karışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتخب] seçilmiş, seçkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتخبات] seçki, antoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصالحه] barış yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسامحه] hoşgörü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسامحه کار] hoşgörülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستحق] hak kazanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Müstahak olmayan. 2. İstihkak olunmamış, hak kazanılmamış, hak edilmemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arıklık, lâgarlık, zayıflık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-HAK) (i. F.). Haksız, hak ve insafa aykırı. Nâhak yere = Haksız olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ناحق] haksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ناخلف] hayırsız evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Öksürük. 2. Hırıltılı soluma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin şanı ve şerefi. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Şan, şeref. 2. Şan ve şeref sahibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Şan, şeref, onur. 2.Şan, şeref sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İlkbahar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوبهار] ilkbahar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İlkbahar. Yeni bahar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), mec. Temizlik, nezihlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Temizlik, paklık. İncelik, rikkat.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Yapılan istatistik çalışmalarına göre dünya genelinde kadınlar erkeklerden daha uzun bir hayat süresine sahiptirler. Tarihte 60 - 70 yıl ve daha öncesine gidersek iki unsur öne çıkıyor: Savaşlarda ölenlerden dolayı azalan erkek nüfusu ve yalnız erkeklerin çalışabileceği yıpratıcı işlerden dolayı erkeklerin ömürlerinin kısalması.

Zamanımız için artık bu iki unsur da çok geçerli değil. Dünya savaşları dönemi bitti, yerel savaşlarda askerler kadar kadın ve çocuklar da ölüyor. Kadın ile erkek arasında iş güçlüğü kalmadı. Uzun yıllar aynı ortamda aynı işi yapanlar incelenmiş ve kadınların yine erkeklere göre daha uzun süre yaşadıkları tespit edilmiştir.

Aslında pek çok canlının dişisi erkeğine göre daha uzun ömürlüdür. Kadın vücudu zarif, yumuşak ve güzeldir. Erkeğin ki ise daha geniş, iri, bol kaslı ve kuvvetlidir. Bu nedenle erkek daha hızlı koşar, daha fazla ağırlık kaldırır yani fiziken daha güçlüdür.

Ancak zarafet ve çekiciliğin altında kadın büyük bir biyolojik üstünlük gizler. Dişiler daha anne karnında iken bile daha dayanıklıdırlar. Ceninlerde, erken doğumlarda, bebeklerde, kızların ölüm oranı erkeklere göre daha azdır. Büyüme çağında kızlar oğlanlardan daha çabuk gelişir ve belli bir yaşa kadar da daha çabuk büyürler.

Kadınların daha sağlıklı ve uzun ömürlü olma avantajlarının ardında insan türünün evrimsel devamlılığı ve gelişimi de vardır. İnsanlar oldukça yavaş ürerler. Kadınların gebeliği 9 ay gibi hayli uzun sürer ve sonucunda genellikle tek bir çocuk doğar. Neslin devamı için erkekten çok kadına iş düştüğünden, kadının verimlilik süresince birbiri ardına çocuk doğurabilmesi için kendisine doğa tarafından bu gizli güç ve dayanıklılık avantajı verilmiştir.

Günümüzdeki bilimsel araştırmalar üç noktada yoğunlaşıyor. İnsan dünyaya geldiği zaman hücrelerinde 23 çift kromozom taşır. Bunlardan yirmi üçüncüsü, yani cinsiyet kromozomu kadınlarda iki tane ‘X’ iken erkeklerde ‘XY’dir. ‘Y’ kromozomu ‘X’ den daha küçük olup, içindeki genler yüzde 3-6 daha azdır. Renk körlüğü, hemofili gibi hastalıklar sadece erkeklerde görülürken kadının fazla genleri bu hastalıkları önlemede rol oynar.

İkinci husus ise kadınların ‘estrojen’, erkeklerin ise ‘androjen’ diye bilinen cinsiyet hormonlarını daha fazla salgılamalarıdır. Estrojen hormonu kandaki yağ miktarını azaltmakta bu nedenle kadınlarda kalp ve damar hastalıkları daha az görülmektedir.

Kadınlarda üçüncü uzun ömür mekanizması, hemen her türlü bakteriyel enfeksiyonlara karşı dayanıklılıktır.

Bütün bunlara ek olarak kadınların uzun ömürlü olma oranları yıllar geçtikçe daha da artmakta, ortalama yaşam süresi uzadıkça kadın ile erkek ömrü süresi arasındaki fark daha da açılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişahça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Baha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price. value. expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بها ] değer, kıymet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Değer, fîat, eder, tutar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inestimable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invaluable. priceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inestimable. invaluable. above price. beyond price. without price. priceless. unpriced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sattığı şeylere yaptığı hizmete karşılık yüksek fiyat isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who wants high prices for his merchandise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who wants high prices for his merchandise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pahası artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in price. to become expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in price. to become expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fiyatı fazla olan, ucuz zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive. costly. high-priced. dear. pricy. pricey. precious. rich. sumptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costly. dear. exclusive. expensive. pricey. rich. sumptuous. swish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costly. dear. expensive. high priced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pahalı hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase / to rise / to advance / to go up in price. to become dearer / more expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase / to rise / to advance / to go up in price. to become dearer / more expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşyanın pahalı satılması hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness. dearness. preciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. situation in which everything is expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness. dearness. preciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. situation in which everything is expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müşterilerin oturarak pasta yemesine mahsus yeri olan pastacı dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Posta idarehanesi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin üçte bir kadar kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve hapörleri olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Pillerin kullanış şekilleri de ömürlerini belirler. Bir radyoyu 4 saat sürekli açık tutmak ile birer saatlik aralarla 4 kere açıp kapamak arasında da fark vardır. Piller çalışmıyorken çok az da olsa kendilerini toparlayabildiklerinden, devamlı açık tutulduklarında, aynı toplam süre için ömürleri daha kısa olur. İüphesiz bu durum ilk çalıştırmada, yani ilk hareket anında daha fazla akım çeken motorları çalıştıran piller için geçerli değildir.

Pille çalışan hesap makinelerinde, makineyi uzun süre açık tutmak mı pilin ömrünü daha çabuk bitirir, yoksa yapılan işlemlerin yoğunluğu mu? Makinede hesapları yapan mikro işlemci, hesap makinesi çalışıyorken en fazla güç çeken kısmıdır. Ne kadar çok rakamla, ne kadar çok işlem yapılırsa, pillerin ömürleri o kadar kısalır. Hesap makinesi açıldığında, yapılan işlemin dışında akım çeken tek şey ekranın aydınlatmasıdır ki pilin ömrü üzerinde işlemler kadar etkili olamaz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Değirmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. rihâl). Semer, palan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râhet»). 1. Dinlenme, İşsizlik, istirahat: Siz rahat edin; artık rahatını buldu. 2. Istırapsızlık, gailesizlik, Asâyiş, ferah: Rahat vermedi, rahatınız yerinde mi? 3. Istırapsız, gailesiz, müsterih: Rahat mısınız? 4. Uygun, kullanışlı, kolaylıkla kullanılan: Palan, eğerden daha rahattır. 5. Müsterih olarak, Istirahatle: Rahat oturun; oraya trenle rahat gidilir. 6. Kolaylıkla: Bu anahtar çok rahat işler; bu tulumba ile su pek rahat çıkarılır. Rahat rahat = Ferah ferah: Akşama kadar oraya rahat rahat gidilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfortable. comfy. easy. luxurious. cavalier. complacent. cosy. cushioned. cushy. facile. leisure. at rest. restful. serene. snug. sweet. unconstrained. unconventional. undisturbed. unembarassed. untroubled. at ease. rest. comfort. ease. peace. comp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. comfortable. comfy. complacent. convenience. cosy. cushy. ease. easy. fine. fluent. free. peace. peaceful. rakish. relieved. repose. rest. restful. unmoved. welfare. comfort. free and easy. cushy. easily. at ease!. tranquility. quiet. at ease. tranq

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at ease. comfort. comfortable. easy. relaxed. please and quiet. untroubled. easygoing. sb who has an easy manner. comfy. commodious. convenient. cosy. cushy. homey. to keep a good house. peaceful. physical comfort. rest. tranquil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing at ease. standing in the at-ease position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be at ease. to rest easy. to be untroubled. to take it easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel at ease. to be relaxed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beset. harry. haze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lokumun asıl adı. (bk.) Lokum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with ease. easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfortably. easily. smoothly. without difficulty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) - Rahat artıran. Türk müziğinin bileşik makamlarından. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relaxation. relief. reprieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let one's hair down. relax. let go. ease. feel relieved. let oneself go. open out. unbend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. unwind. to become comfortable. feel relieved. calm down. to feel relieved. to relax. to rest. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel better / relieved. to feel at ease. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Rahat etmek, müsterih olmak, dertsiz olmak: Gailesinden kurtulup rahatlandı. 2. Dinlenmek, yorgunluk almak, istirahat etmek: Çok yoruldum, bir, İki saat rahatlanacağım. 3. Sükûnet bulmak: Ortalık rahatlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. relieve. ease. comfort. relieve one's mind. de-stress. facilitate. disburden. disembarrass. lighten. salve. straighten smb. out. thaw. thaw out. unbend. unbrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. cushion. pacify. reassure. relax. relieve. salve. to relieve. to reassure. to relax. to lighten. to pacify. to set sb's mind at rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel better to make sb relieved. to put sb at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İstirahat: Ortalıkta rahatlık var; o, rahatlığı seven bir edamdır. 2. Uygunluk, muvafakat: Bu kıyafetin rahatlığı inkâr olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. ease. facility. easiness. leisureliness. boon. cosiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation. amenity. boon. comfort. ease. facility. latitude. lift. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace and quiet. comfort. ease. easy goingness. peace of mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müsterih olmayan, darlık ve ıstırapta bulunan: Siz orada rahatsızsınız; sizi rahatsız ettik; gece vakti kimseyi rehatsız etmemek için hastalığımı sakladım. 2. Rahat kullanılmayan, ıstırap ve sıkıntı veren. Uygunsuz: Bu yatakta rahatsız oldum. 3. Keyifsiz: Rahatsız olduğu İçin evden çıkamadı; kendisini hayli rahatsız gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncomfortable. disturbed. uneasy. troubled. comfortless. unrestful. worrisome. unwell. ill. ailing. bad. in bad health. constrained. diseased. incommodious. indisposed. out of sorts. poorly. queer. seedy. sick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austere. disturbed. fitful. indisposed. poorly. punk. restless. uncomfortable. uneasy. unwell. upset. anxious. sick. ill. unwell. funny. rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. indisposed. uncomfortable. a bit unwell. under the weather. sick. ail. incommodious. molestation. out of sorts. poorly. under the wheater. uneasy. unhappy. unquiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed. unmolested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disturbance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besiege. bite. bother. disturb. embarrass. fuss. intrude. molest. offend. perturb. pester. rasp. tease. trouble. worry. wriggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disturb. to bother. to trouble. to inconvenience. to annoy. chafe. derange. discomfit. discommode. disquit. harass. niggle. perturb. plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel unwell. to feel ill. ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müsterih olmama, ıstırap: Dar pabuç çok rahatsızlık verir. 2. Keyifsizlik, hafif hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. uneasiness. disquiet. inconvenience. inquietude. trouble. unrest. annoyance. disease. illness. ailment. indisposition. dysphoria. complaint. discomfiture. discomposure. distemper. disturbance. draft. embarrassment. fidget. harassment. ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ailment. complaint. discomfort. disorder. disturbance. inconvenience. upset. uneasiness. trouble. indisposition. bother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. indisposition. uneasiness. slight sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lokum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rehâvet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Revah). Ünlü sahabi Abdullah b, Revaha’nın babası.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [رباخوار] tefeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelliği. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güzellik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzellik, letafet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Safhalar, devreler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phases. stages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صفحات] aşamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAHA) (i. A.). Alan, açıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field. ground. range. pitch. tract. breadth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. course. court. field. ground. pitch. range. scope. zone. open space. domain. courtyard. region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. field. sphere. sweep. region. zone. open space. open area. playing field. arena. acreage. yard. basin. bound. scope. playground compass. domain. ground. line. purview. range. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساخه] cömertlik, eliaçıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساحه] alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞİHAB) (I. A.). 1. Alev, ateş parçası. 2. Akan yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâhib, sahâbî). «ashâb» ile aynı mânâdadır, (bk.) Sahip, ashâb, sahâbî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابه] Hz. Muhammed’in sohbetlerine katılan müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahipler, sahip çıkanlar, tutanlar. 2.Asr-ı saadet döneminde yaşamış ve Hz.Muhammed’i görmüş mü’min kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yıldızı. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahip çıkmak, himaye, müdafaa, benimseme, tutma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sahip çıkma. Koruma, arka olma, yardım etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ashâb, sahâbe). Peygamberimiz’in bizzat görüp konuştuğu çağdaşları, yakınları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابی] Hz. Muhammed’in sohbetlerini katılan müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sahâbiyyât). Peygamber’le görüşüp konuşan kadın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tanıklığı. Dinin belirtisi, işareti. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. insanın gördüğü ve bildiği bir işi mahkemede yeminle ifade etmesi, şahitlik. 2. İkrar, itiraf, bir işin sıhhat ve gereğine inanma. 3. Açık alâmet, delil. 4. Kelime-i Şehâdet: Şehâdet getirmek. 5. Hak yolunda can fedâ edip şehâd olma. 6. Gözle görülen şeyler. Şahadet parmağı = Şahâdet getirirken kaldırılan işaret parmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attesting. witnessing. testifying. attestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهادت] tanıklık, şahitlik. 2.şehadet getirme. 3.şehitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Şahitlik etme, şahitlik, tanıklık, Kelime-i şehadet. 2.Açık, belirti. 3.Şehit olma, şehidlik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Diploma. 2. Bir mesleği yapabilmek için alınan evrak. 3. Hüsn-i hâl, iyi hal vesikası. 4. Bir muamelenin yapıldığını tasdik eden kayıt ve vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. diploma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sahhaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealer in secondhand books. second-hand bookseller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of second hand books. bouquiniste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sahîfe). Sahife.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحائف] sayfalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. sehâkâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şişmanlık, topluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yemek koymaya mahsus kap. 2. Bir sahan dolusu yemek: Bir sahan yahniyi tek başına yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Şâh’ın c.) Şahlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallow frying-pan. copper food dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallow cooking pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهان] şahlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şahlar. 2.Oldukça büyük boylu, yırtıcı bir kuş. (bkz.Şahin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mutlu, memnun.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şâha ait: Fermân-ı şâhâne. 2. imparatorlara lâyık, en üstün güzellikte: Şâhâne bir kadın, bir saray, bir yat, bir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous. fantastic. wonderful. magnificent. brave. corking. fantastical. far-out. keen. princely. wizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majestic. regal. royal. tremendous. magnificent. superb. splendid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial. splendid. superb. devastating. fantastic. glorious. kingly. majestic. regal. resplendent. royal. superduper. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاهانه] şahlara yakışır. 2.şahlarla ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hükümdarlara yakışacak kadar güzel, eksiksiz olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıcaklık, isilik, kızgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Merdiven başında veya altındaki sed. 2. Merdivenin döndüğü yerde veya aşağıdan bir, iki basamak çıkıldıktan sonra bulunan geniş basamak. 3. Birkaç sahandan yapılmış: Beş sahanlık bir sofra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing of a flight of steps or stairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şahâb.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Alev, ateş parçası. 2.Kayan yıldız, akan yıldız. 3.Cesur yürekli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صحاری] çöller. 2.kırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük Sahra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sahrâ). (bk.) Sahrâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Güçlü, güzel cins at, atların şahı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik, elaçıklıfl’-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genorosity. liberality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. sehâvet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - El açıklığı, cömertlik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılmakladır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik, (bkz.Semahat).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Çok düşünmeden fikre doğan, akla gelen şeyl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıklık, şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak surette açık ifade.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراحت] açıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Açıklık, ibarede açıklık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıkça, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explicitly. nominatim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراحة] açıkça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Gandhinin uyguladığı pasif direniş programı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sabahat).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Yumuşak huyluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauch. debauchery. dissipation. dissolytenesss. reckless extravagance with money. profligacy. squandering. depravation. libertinism. orgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفاحت] sefihlik, zevk ve eğlence düşkünlüğü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سماع خانه] mevlevî dervişlerinin semâ ettikleri özel mekan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سماحت] iyilikseverlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). t. Cömert. 2. Eskiden kazaskerlik pâyesini alanlara ve «devletlû» unvâniyle beraber şeyhülislâma verilen resmî unvandı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ثناخوان] öven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) Öven, metheden. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SEYAHAT) (iki y ile yanIıştır) (I. A.). Uzak yerlere gitme, uzun yolculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traveling. travelling. travel. trip. journey. voyage. eyre. peregrination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. travel. voyage. trip. expedition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. travel. voyage. trip. travelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سياحت] gezi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir seyyahın gezdiği yerlere ve seyahatte görüp geçirdiği şeylere dair yazdığı kitap: Evliyâ Çelebt’nin Seyâhat-NAme’sl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel book. travels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاخانه] hastane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumnal. autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طباخت] aşçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'da bazı ağaçlardan çıkarılan reçineli madde (ilâç veya tütsü olarak kullanlılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tacamahac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kur’an-ı Kerim’in 20.suresi. - Hz.Ömer’e müslüman olmadan önce okunan ilk sure. Hz.Ömer bu sureden etkilenmiş ve müslüman olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hacm»den). Hacimlenme, büyüme, irileşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hacer» den masdar). Taş olma, taş gibi katılaşma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحجر] taşlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

taşlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadr» den masdar). Eğik bir düzeyden akarak veya yuvarlanarak inme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huds» tan masdar). Olma ve zuhûr etme, ortaya çıkma. Arapça’da mânâsı başkadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tahaddüse ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحدب] tümsekleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tümsekleşmek, kamburlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تحدس] sezgi. 2.meydana gelme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

meydana gelmek, ortaya çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحدسيه] sezgicilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıffet» den). 1. Hafifleme, hafiflenme. 2. Ayağa mest, çizme gibi konçlu şeyler giyme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıfz» dan masdar). Sakınma, korunma, kendini muhafaza etme, zıddı: taarruz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bulaşık bir yerden gelenlerin karantina bekledikleri yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendini muhafaza ve müdafaa etmek maksadına dayanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Korunma ile ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hakk» dan masdar). Doğru ve gerçek olduğu meydana çıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assessment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. realization gerçekleşme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accrual. realization. becoming a reality. turning out to be true. accrument. falling due. assessment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحقق] gerçekleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerçekleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hükm» den masdar). Hüküm sürme, hâkim kesilme: Tahakküm etmek, birinin tahakkümünü çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domination. tyranny baskı. zorbalık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domination. tyranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحکم] hükmetme, hükmü altında tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hükmetmek, hükmü altında tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halâvet ve hulvân» dan). Donatma, süsleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halâ» dan masdar). Tenhaya çekilme, yalnız kalma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hilâf» tan masdar) I. Geride kalma, arkada bırakılma. 2. Değişme (bu mânâ dilimize mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulk» tan masdar) Bir huy ve tabiatla vasıflanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hail» den masdar) (kimya) Hallolma, basitlere ayrılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûs» dan masdar) 1. Halâs olma, kurtulma. 2. Şiirde bir mahlas kullanma: Kanunî Sultan Süleyman «Muhibbi» tahallüs ederdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تخلص] kurtulma. 2.şiirde mahlas kullanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamy.den). Sakınma, perhiz etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den masdar). 1. Bir yükü üstüne alma, yüklenme. 2. Ağır bir şeye katlanma, ses çıkarmayarak çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerance. patience. endurance. resistance. fortitude. hardihood. hardiness. sufferance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. tolerance. forbearance. long- suffering. patience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. patience. toleration. durability. stamina. stress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abide. brook. endure. tolerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resist. to tolerate. to put up with. to bear. to suffer. to endure. abide. brook. stand. support. sustain. swallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Dayanılmaz derecede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tahammül = dayanma, Fars. güdâhten = eritmek). Sabır ve tahammülü mahveden, sabır ve tahammüle yer bırakmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabır ve tahammülü olmayan, tahammül edemeyen, dayanamayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient. intolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabırsızlık, tahammül edemeyiş, dayanamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamr» dan mas.) Mayalanma, ekşime: Şarap, hamur tahammür etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation. ferment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mayalanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «humz» dan masdar). Ekşime, ekşilik peydâ etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحمل] dayanma, katlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dayanmak, katlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تحمل فرسا] dayanılmaz, takat kesici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخمر] mayalaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Temizlik. 2. Şer’İ yıkanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleanliness. purity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طهارت] temizlik. 2.temizlenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

temizlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cleanse oneself (especially after urinating or defecating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hary»den masdar) (c. taharriyât). Araştırma, bir şeyin esasını ve gereğini bulmak için arayıp inceleme veya seçme. (bk.) Taharri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تحری] arama. 2.araştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.aranmak. 2.araştırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.aramak. 2.arştırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plainclothes policeman. plainclothesman. police detective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحریات] araştırmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) araştırmacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hareket» ten mas.). 1. Kımıldanma, hareket etme, oynama. 2. (Harf) harekelenme, bir hareke ile okunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çekinme, sakınma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taharrüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخشی] ürperme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huşû»dan). Tevazu gösterme, kibir ve gururdan uzak olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haşed» den) (askerlik). Birlikte hareket, birbirine yardım için çabucak bir yere birikme, yığılma: Hudutta tahaşşüd var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûl» dan). Hâsıl olma, netice olarak ortaya çıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hısn» dan mastar). Korunmak için bir istihkâm içine çekilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huşûnet» ten masdar). Huşûnet gösterme, sertleşme, katılaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasret» ten masdar) (c. tahassürât). Hasret çekme, çok arzu edilip ele geçirilemeyen şeye yanıp yakılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûs» dan masdar). Hususî ve mahsûs olma («ihtisas» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hiss»den). 1. Haber duyup inanma. 2. Kalbden duyma. 3. Hislenme, duyguyla intibâ alma (bu iki mânâ dilimize mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تحسر] özlem duyma. 2.üzülme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحسس] duygulanma, hislenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخطی] haddini bilmeme, sınırı geçme, çizgiyi geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatm» den masdar). Çok lüzumlu ve yerinde olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hatıra getirme, hatıra gelme (Ar.’da mânâsı başkadır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخطر] anımsama, hatırlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anımsamak, hatırlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hâl» den masdar). (c. tahavvülât). Bir hâlden bir hâle geçme, değişme: Mevsim tahavvül etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahavvül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحول] değişim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحولات] değişimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayâl» den mas.) (c. tahayyülât). Hayâl etme, tasavvur etme, asılsız bir şeye zihinde vücut verme, hayâle dalma, kuruntu: İnsan taheyyülâta dalınca gerçeği göremez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idea. notion. fancy. imagination. fancy imgeleme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imagining. imagination. fantasizing. daydreaming. apprehension. visualisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahayyül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayret» ten masdar) (c. tahayyürât). Hayran olma, hayrette kalma, şaşa kalma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havz»den masdar). (aslı: tahavvüz). Yer tutma, bir yeri olma, saygı ve itibara erişme: O adam ettiği iyiliklerle memleketinde tahayyüz etmiştir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخيل] hayal etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hayal etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخيلات] hayal etmeler, hayale dalışlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخيلی] hayalî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحير] hayranlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hayran kalmak, şaşakalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huzû» dan). Alçakgönüllülük gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hüzn»den masdar). Kederli, hüzünlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazer»den masdar). Sakınma, çekinme, Ar. ihtirâz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Tac Mahal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Aşçılık, yemek pişirmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yerleşik yaşayan han.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü ve çevreli lider, han.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. Kuzey Amerika kızılderililerinin bir çeşit savaş baltası; f. bu balta ile vurup ölüdürmek. bury the tomahawk savaştan vazgeçmek, barış yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bebekler iki yaşına geldiklerinde artık yürüyebilen, düşünebilen, konuşabilen, akıl yürütebilecek tutarlı davranışlar göstermeye başlayan birer minik insan haline gelirler. Bu yaşta insanların isimlerini bilirler, basit şarkıları ezberleyebilirler hatta bir önceki gün ve bir önceki hafta içinde olanları hatırlayabilirler. Ancak tüm bunları zaman içinde unuturlar. Hafızaları bir iki önemli görüntü dışında tamamen silinir.

Bilim insanları geçmiş tecrübelerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anı veya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Bu görüşe göre üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller. Hikaye ve anılarını anlatamıyorlar daha doğrusu hikayenin kurgusunu yapıp kişileri yerlerine oturtma yeteneğine ancak üç yaşından sonra sahip olabiliyorlar. Bu nedenle de üç yaşından önce zaman, yer ve karakter kavramlarını anlayamıyorlar.

Üç yaşından küçükler çok düzgün konuşabildikleri, anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde, tüm olanları bir bütün içinde şekillendiremiyorlar, bunu ilerde anlatabilecek bir hikayeye dönüştürüp hafızaya kaydedemiyorlar. Bir başka deyişle hafızamız, hayatta ne yaptığımızı ve ne yapıldığını kavramaya başladığımız 3 - 4 yaşlarında çalışmaya başlıyor ve daha önce olan olayları hatırlamamız mümkün olmuyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واحه] vaha, çöl ortasındaki yeşil alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Çöllerin su bulunan kesimlerinde oluşan bitkili alan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bağışlayan, ihsan eden. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır. “Abd” takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur: Abdülvahab.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Batak yer, bataklık, çamur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Hazım güçlüğü, zor hazmedilen şeyin hâli. 2. Ağır ve tehlikeli olan şeyin hâli, tehlike, Ar. muhatara: Hastalığın vahâmeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وخامت] korkunçluk, vehamet, tehlikeli durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hazmı zor, hazmolunmaz, ağır. 2. Tehlikeli, korkulu, neticesi fena, vahtm, muhataralı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واحسرتا] eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yerl(Erkek İsmi) Vahalar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واحيفا] yazıklar olsun, eyvahlar olsun, vah vah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Vazıhlık, açıklık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقاحت] arsızlık, utanmazlık, hayasızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقس علی هذا] bununla kıyasla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vahabi. Wahabiism i. Vahabilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yağmur yağarken koşanların daha çok ıslanacağını ileri süren, insanı yağmurda sallana sallana dolaşmaya iteleyen bir görüş ile hiçbir şey fark etmeyeceğini iddia eden bir başka görüş ortada dolanıp durmaktadır.

Hiçbir şey değişmeyeceğini söyleyenlerin görüşüne göre vücudunuzun bir dikdörtgen olduğunu ve yağmur damlalarının yere dik düştüğünü farz edelim. İster bir yüz metreci gibi hızlı koşun, ister sallanarak yürüyün bir şey fark etmez. Hızınıza bağlı olmadan vücudunuza düşen yağmur tanesi sayısı aynı kalır. Koştukça ön tarafınıza bir saniyede daha çok yağmur tanesi isabet edecektir ama süre kısaldığından toplam sayı ve sonuç değişmeyecektir.

‘Yağmurda yürüyünüz’ diyenler ise koşma durumunda yağmur damlalarının aynı sürede daha çok sayıda birikeceğini ve buharlaşmaları için daha az zaman olduğundan üzerimizin daha ıslak olacağını, aerodinamik tesirleri hesaba katarak, düz yürürken üzerimize düşmeyecek düşey damlaların, koşarsak karşıdan gelecekleri için temas edeceklerini, yürürken başımıza düşen damla sayısının koştuğumuz sırada düşenden fazla olamayacağını ileri sürerek ‘ahmak ıslatan’ diye de tabir edilen hafif yağışlarda yürümeyi öneriyorlar. Tabii burada unutulmaması gereken şey yavaş yürürken bacaklarımızın da çok yağış alacağı.

‘Koşunuz!’ görüşüne göre ise, yağmurda koşmakla yürümek arasında, vücudumuza düşen yağmur tanesi miktarı açısından bir fark olmayabilir ama önemli olan başımıza düşen miktardır. Bu nedenle koşarsak süre kısalır ve başımıza düşen yağmur miktarı azalır.

Yapılan bir deneyde, yağmur karşıdan 45 derece açı ile yağıyorken, bir defter kağıdına aynı mesafe 7 saniyede koşulduğunda 131 damla, 20 saniyede yürünüldüğünde ise 216 damla isabet ettiği saptanmıştır. Buna göre yağmurda yürüyerek gitmek, koşmaya göre neredeyse iki misli ıslanmak anlamına gelmektedir.

Şüphesiz bu Önermeler yapılırken, rüzgarın yönü, üzerimizdeki giysilerin şekli ve cinsi ve en önemlisi kapalı alana ulaşılacak mesafe göz önüne alınmamış ve değerlendirmeler kısa mesafelere göre yapılmıştır. Uzun mesafelerde hiç şansınız yok, koşabildiğiniz kadar koşun ama en doğrusu yağmur geçene kadar kapalı bir yerde oyalanın.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice. pimento.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allspice. pimento.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimenta): Mersingiller familyasından; Amerika’nın tropikal bölgelerinde doğal olarak yetişen ve baharat elde edilen bir bitkidir. Her tarafı kokuludur. Kokusu ve tadı; tarçın, karanfil, karabiber ve hindistancevizininkine benzer. Baharat olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Unutkanlığı giderir. Vücudun direncini artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zahire) Zahireler. (bk.) Zahîre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذخائر] zahireler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by