Ahd-i Atıyk ne demek? | Ahd-i Atıyk anlamı nedir? | Ahd-i Atıyk

Ahd-i Atıyk anlamı nedir?

Ahd-i Atıyk ne demek?

Ahd-i Atıyk anlamı nedir?

Ahd-i Atıyk | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ahd atiyk

Türkçe Sözlük

(hi. F. A.). Tevrat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ahit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد] yemin, and. 2.çağ, devir. 3.söz verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد عتيق] Tevrat, Zebur ve Mezâmir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F. A.). Tevrat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F. A.). İncil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد جدید] İncil ve ekleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yemin etme, söz verme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احضر] yemyeşil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احداث] yeni olaylar. 2.dertler. 3.gençler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احدب] kambur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resolve. to take an oath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiance. to pledge. to engage / to promise solemnly. to covenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ahdiye). Ahd ve misak ve muahedeye mensup ve müteallik: Şerâit-i ahdiyye = muahede şartları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ahd, and icabı veya ahd ve ahda müteallik. Ahdî, Türk tezkire yazan ve Divan şairi (Bağdat 1593).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدنامه] ahitname, antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهد و پيمان] and.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر احضر] Hint Okyanusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بدعهد] sözünde durmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (çocuk dilinde). 1. At, midilli, beygir. 2. At taklidi oyuncak, dahdaha binmiş bebek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محدود] sınırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لحد] mezar, lahit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Mehdilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahdut.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محدود] sınırlı, kasıtlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıdmet» ten imef.) (mü. mahdûme) (c. mehâdim). 1. Hizmet olunana nisbetle efendi. 2. Bir büyük kimsenin oğlu (saygı maksadıyla muhâtabın çocuklarından bahsederken: Mahdum bey, kerîme hanım denilirse de, kendi çocukları hakkında «mahdûmun, kerîmem» demek doğru değildir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخدوم] oğul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHDÜD) (i. A. «hadd» den imef.) (mü. mahdûde). 1. Etrafı çevrilmiş, Ar. muhat, çevrilmiş: Adanın her tarafı denizle mahduttur. 2. Sınırlı, sınır ve hududu olan, hududu tayin olunmuş: Bu ülke, iki taraftan denizle, öteki iki taraftan filân memleketle mahduttur. 3. mec. Pek ileriye varmayan, çok şeyler ihata edemiyen, eksik: Onun aklı, malûmâtı, iktidarı mahduttur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıdmet» ten imef.) (mü. müstahdeme). Hizmette bulunan, kullanılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employee. servant. cleaner. messenger. doorman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who works as a cleaner. messenger or doorman in a government office. employee (generally of a lower status. jobholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستخدم] çalışan, hizmet eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستخدمين] çalışanlar, hizmet edenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Had ve sınırı olmayan, sınırsız. 2. Pek geniş, sonsuz, pâyansız, sınırsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامحدود] sınırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yol bilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.T. T.). Kalpten beyne kan taşıyan ve boynun iki yanından geçen büyük atardamar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İri inci tanesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dallı, budaklı ağaç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski vezirlerin silâhlarını saklayıp idare etmeye memur ağa. 2. Osmanlı sarayında Enderûn’un en büyük Amiri olan orgeneral.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سلاحدار] silahtar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahdit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحدید] sınırlandırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sınırlandırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sınırlandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yaş haddi, emeklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitations. restrictions. demarcations. delimitations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحدیدات] sınırlandırmalar, kısıtlamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huds» tan mas.). 1. Nakil ve rivayet etme. 2. Hadîs nakil ve rivayet etme. 3. Teşekkürünü yerine getirme (asıl mânâsı: insanın gördüğü iyiliği herkese söylemek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadeş»den). Tırmalama, tırmıkla incitme, kurcalama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAHDİD) (i. A. «hadd»den mas.). 1. Sınır koyma, hudut belirtme. 2. Tarif ve tayin etme: Lutfunu yalnız birtakım adamlara tahdid ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restriction. limitation. restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitation. circumscription. restriction. delimitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demarcation. circumscription. absolute definition. delimitation. determination. restraining. restraint. restriction. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limit. to restrict. to delimit. to demarcate. astrict. contain. determine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hizab» den masdar). Boyama (başlıca saç ve sakal hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vahdâniyye). Allah’ın birliğine ve bir olan Allah’a mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وحدانی] Tanrı’nın birliği ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’ın birliği ve varlığı: Vahdâniyete inanmak, vahdâniyet hakkı için.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وحدانيت] Tanrı’nın tekliği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tekliği, birliği. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Birlik, bir ve tek olma. 2. Yalnızlık, Ar. inzivâ, uzlet, halvet. 3. (tasavvuf) Allah’a yakınlık, vuslat, kesret mukabili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وحدت] teklik. 2.birlik, beraberlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yalnızlık, teklik, birlik. 2.Allah’ı birlemek, şirkten uzaklaşmak. 3.Hakimiyet ve teşri’i (yasa koyuculuğu) yalnız Allah’a ait olarak görmek.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وليعهد] veliaht.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zenehdân.

Türkçe Sözlük by