Ahi ne demek? | Ahi anlamı nedir? | Ahi

Ahi anlamı nedir?

Ahi ne demek?

Ahi anlamı nedir?

Ahi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ahi

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ahilik ocağından olan kimse. 2. Eli açık, cömert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for 'I will uphold integration,' this militia operates in Ailiu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Animal Health Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ahi tuna is simply yellowfin tuna It is a term used in Hawaii to describe this variety of tuna which is distinguished from the other variety of tuna, known as bluefin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Animal Health Institute is the U S trade association that represents manufacturers of animal health care products -- the pharmaceuticals, vaccines and feed additives used to produce a safe supply of meat, milk and eggs, and veterinary medicines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Hawaiian name for both Yellowfin and Bigeye tuna Often prepared as Sashimi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ahi ocağına mensup olan kimse. 2.Cömert, eliaçık. Ahi Benli Hasan. Türk şairi. Yavuz döneminde yaşamış ve Şirinu Perviz mesnevisini yazmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan Allah’ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz.el-Vahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhametli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah’ın kulu.- er-Rahim, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şahid’in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bulunduran Allah’ın kulu. - Şahid, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.eş-Şahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delillerle belli olan Allah’ın kulu. - ez-Zahir, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.ez-Zahir).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگاهی] haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Malûmat, vukuf, haberdarlık. 2. Uyanıklık, teyakkuz, basiret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski ahi teşkilâtında esnaf birliklerinin başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dostlar, arkadaşlar, (bk.) Habîb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احبا] dostlar, sevilenler; sevgililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد] söz, yemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyin yerine getirilmesini emretmek. 2.Söz vermek. Emir, talimat, taahhüt, anlaşma, yükümlülük.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدشکن] sözünden dönen, antlaşmayı bozan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهيخته] kınından çıkmış, sıyrılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzyıllarca önce Anadolu’da gelişen bir halk ocağı. Sosyal bir kuruluş olan ahilik, iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisini aşılamak, istihsali çoğaltmak maksadını güder; günlük hayatta ise yardımlaşma, yoksullları koruma gibi insanî duyguları, ayrıca müzik, binicilik, silâh kullanma kabiliyetlerini geliştirmeye önem verirdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., Sanskrit canlıların hayatına kıymama doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahr» dan if.) (m. Ahire). 1. Son, sonraki: Ahır nefes = Son nefes. Ahır zaman = Son zaman. Ahır zaman peygamberi = Hazret-i Muhammed. 2. Biten, son bulan: Ahır oldu, bitti. (c.). Evâhir = Son zaman, nihayet: Evâhir-i ömründe, evâhir-i muharremde. Bir adamın evvel ve Ahırı = Başlangıçtaki ve sonraki hali. Min evvele ilâ Ahire = Başlangıcından nihayetine dek. Sonra, en sonra. Akıbet: «Eyledin zülfün gibî Ahır perişan hâlimi» (RÜhî). Evvel ve Ahır = Başlangıç ve son, her vakit. Ahırül-emr — En nihayet, akıbet (c.). Ahırîn = Sonrakiler. Evvelin ve Ahırın = Öncekiler ve sonrakiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Aslı Türkçe olup, Farsça’ya dahi geçmiştir). Hayvanların barındırıldığı dam, Istabl. Mîrâhûr = Hükümdar hayvanlarının idaresine memur adam, Istabl-ı Amire müdürü. Has Ahûr = Hükümdarın hayvanlarına mahsus ahır ve bu ahırın memurlarının ikametine mahsus idare, Istabl-ı Amire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ahîre). Sonraki, en sonra vaki olan, son: Meclisin karar-ı ahiri = Son kararı, iş’Ar-ı ahîre değin = Sonra vaki olacak iş’ar zamanına kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stable. shed. barn. byre. cowhouse. cowshed. crib. stabling. stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barn. stable. stall. shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stable. shed. barn. crib. stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخر] son, en son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخر کار] sonunda. 2.sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخربين] ileri görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخره] son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). En sonra, şimdiki zamandan az evvel: Ahiren alınan emre göre. («ahiren» ile «muahharen» arasında fark vardır. Birincisi şimdiki zamana nisbetle kullanılıp ona yakınlığı bildirir, ikincisi ise diğer bir hal ve vakanın zamanına nisbetle kullanılıp ondan uzaklığı gösterir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recently. lately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخيرا] geçenlerde, son zamanlarda, son olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future life. hereafter. eternity. after-life. afterdeath. beyond. underworld. the unseen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life to come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخرت] öbür dünya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ahretlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. Ahır), (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخرین] sonuncu. 2.sonrakiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sâhir’in c.). Büyücüler, büyüleyiciler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخرکار] sonunda, nihayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Hayvan) ahırda çok yatıp hamlamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخرالامر] sonunda, işin sonunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. uhûd). 1. Bir işi üstüne alıp söz verme, uhdesine alma: Ahdettim. 2. Cenâb-ı Hakk’a karşı olan taahhüt, and, yemin: Ahdim olsun. 3. Sözleşme, mukavele, peymân, misak, muahede : Ahd ve peymân. 4. Tanrı’ca, İsrail’e vaki olan misak: Ahd-i Atıyk: Tevrat, Ahd-i Cedîd: İncil. 5. Zaman, devir, hengâm, asır: Ahd-i kadîmde, Romalılar’ın ahdinde, ahd-i şehâb = Gençlik zamanı. 6. Bir hükümdarın zamanı, saltanat devri: Sultan Orhan Gazi ahdinde; ahd-i Sultân Selîm hânîde. 7. Fermân-ı Alî, hatt-ı hümâyûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muahede kâğıdı, bir muahedenin şartlarını havi olarak kaleme alınıp iki tarafça imza edilen resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muaheme yapmak, sözleşmek, aht ve peymân etmek, yeminleşmek, biribirine karşı taahhüt altına girmek: Kendisiyle bu iş hakkında ahitleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pledge mutually. to conclude an agreement with one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treaty / pact in writing. convention. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking. receiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخذ] alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fizik). Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren Alet. Telefon ahizesi: Telefonun dinlemeye ve konuşmaya yarıyan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handset. receiver. receiving set. transmitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver. receiver almaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver. handset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آخذه] alıcı gereç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليحده] tek başına, başlı başına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu gün Ay yüzeyine dikilmiş tek bayrak ABD’ye ait. Aya ilk ayak basmanın yanında 1969-1972 yılları arasında 12 ABD’li astronot ay yüzeyinde dolaştılar, toplam 170 saat Ay’da kaldılar. Bu arada sağa sola kilometrelerce yürüyüş yaptılar. Dünyaya dönüşlerinde 400 kilogram kaya ve toprak örneği, 30 bin fotoğraf getirdiler.

Bütün bunlar az şey değil. Onca çalışma, emek, bilgi, para ve risk. Ay için sarf edilen ve katlanılan bunca şeye karşılık Ay’ın ABD’ye ait olması pek mantıksız gelmiyor. Niçin Ay’ı da bir eyaletleri ilan edip bayraklarına bir yıldız daha ilave etmediler? Aslında insanların çoğu tarafından, Neil Armstrong’un aya ilk ayak basığından ve oraya ABD bayrağını dikmesinden beri Ay’ın ABD malı ve toprağı olduğu sanılıyor. Ancak bu bayrak sembolik açıdan bir önem taşıyor ve şimdilik Ay kimseye ait değil.

Sovyet Rusya ile ABD’nin uzaya gitme yarışına başlamaları ile birlikle uzayı sahiplenme konusu da gündeme geldi. Sonunda 1968 yılında, yani Ay’a seyahatten bir yıl önce yapılan uluslararası bir anlaşma ile çözüme ulaşıldı. Ay’ın ve diğer gökcisimlerinin ve uzayın araşlırılması ve kullanılması konusunda belirli kurallar getirildi.

Bu anlaşmaya göre, uzay hiç bir şekilde ve hiç bir ulus tarafından sahiplenilemez. Tüm dünyanın malı olarak kabul edilen Antarktika gibi uzay ve Ay kimseye ait değil veya herkese ait. İsteyen gidebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk Musikisi’nde TAhir makamının eski adı. (bk.) TAhir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. bâhîye). Şehvete mensup ve müteallik: Kuvve-i bâhîye = Şehvet kuvveti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «buhul» den). Hasis, nekes, cimri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بخيل] cimri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mübâhire). 1. Zâhir, açık, görünen: Asâr-ı bâhire = Açık eserler. Alâmât-ı bâhire = Açık alâmetler. 2. Parlak, güzel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Deniz, derya. 2.Yalancı, ahmak, alık. 3.Ekin sulayıcı, sulayan. 4.Belli, besbelli, açık, apaçık. 5.Işıklı, parlak, güzel. Bahir (Abdurrahman) İst. 1688-1746). Osmanlı dönemi kadılarından. Şair, bestekar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru doğurduğunda veya 5 yavru dişi olduğu zaman hayvanın kulağı kesilerek belirtilirdi. - Kur’an-ı Kerim, bu adetleri kaldırmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Işıklı, parlak, güzel. 2.Dikenli ağaç. 3.Açık, apaçık. 4.Çok koşan cins deve. 5.Vapur.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باخرد] akıllı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahis» den if.). Bahseden, bir bahsi havi, bir şeye dair malûmat ve ifadeyi toplayan: Ziraatten bâhis kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı bahs) (c. ebhas). 1. Bir şey hakkında etrafiyle söz söyleyip hakikati araştırma: İslâm medeniyetinden bahsediyorduk; son ilmî terakkilerden bahis açıldı. 2. Söz münazaası, muaraza, mübahase: Bu adam bahsi çok seviyor; bazı inanışlar hakkında bahse giriştiler. 3. Bir mevzu hakkında tafsilât, açıklama: Fizikte ses bahsi; akaait’te kader bahsi. 4. Bir iddia üzerine, sözü doğru çıkan tarafından kazanılmak üzere bir mükâfat tayini, ödül: Böyle olduğuna bahsederim; bahsi kazandı; bahse girişmem (bu dördüncü mânâ dilimize mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. place bet. wager. discussion. inquiry. chapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. wager. subject. topic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allusion. article. bet. betting. discussion. question. stake. wager. wagering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باحث] bahseden, söz eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحث] konu. 2.tartışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookmaker. commissioner. backer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

better. punter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Söz eden, bahseden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bahtı açık şanslı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. berehmen). Berehmenler, Hindu rahipleri, Brahmanlar. (bk.) Brehmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bürhân). Bürhânlar (deliller), (bk.) Bürhân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [براهين] deliller, kanıtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God is my witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili ya da “Ahizesiz Profil”, kablosuz cep telefonunun arabada ahizesiz kullanımına izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den). Cehd eden, çalışan, savaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاهد] çalışıp çabalayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - (Erkek İsmi) - Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan. Bu kelime Kur’an-ı Kerim’de “cihad et”. “Allah yolunda savaşa çık” anlamında kullanılmıştır. - Dil kuralında “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Kadın İsmi) - (bkz.Cahid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir demet kağıt; muhtıra, rapor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehl» den) (mü. cahihiie) (c. cühelâ, cihâi, cehele). 1. Bilmeyen, bilmez, nâdân, bî haber: Cahil adam. 2. Okumamış, ilimden mahrum, ümmt: Şu çocuğu okutun cahil bırakmayın. 2. Genç, tecrübesiz, acemi: O, cahil bir çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. ignorant. illiterate. unlettered. unlearned. benighted. nescient. rude. unenlightened. unilluminated. uninformed. unknowing. unread. untutored. yahoo. ignoramus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. ignorant. illiterate. inexperienced. clueless. philistine. pig. raw recruit. uncultured. unenlightened. unlearned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاهل] bilgisiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Cahile yakışır, cehaletle vaki olan: Gayret-i cahilin = Cahillikle, cahilcesine: Pek cahilâne hareket etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جاهلانه] cahilce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Câhile mensup ve mütealik: Gayret-i cShlIiyye. 2. (hi.) İslâm’dan evvelki küfür ve dalâlet devrine müteallik: Şuariy-ı Cihiliyye = CAhiliyye devri (Arap) şairleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Câhillik. Ar. cehl, Fars. nâdânî: Câhiliyyet alâmetidir. Arabistan tarihinde İslâm’dan evvelki devir ve hal, halkın putperestlikte bulundukları zaman: Zamân-ı CAhiliyet’te, Câhiliyyet şâirleri (yalnız Araplar hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). 1. Bilmezlik, n«danlık: Cahillik affolunmaz bir kusurdur. 2. İlimden mahrumiyet, okumamış adamın hali. 3. Gençlik, acemilik, tecrübesizlik: Câhilin eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorantness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. inexperience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. illiteracy. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cehennem. (T.) Tamu: N4r-ı cahim = Cehennem ateşi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gözü pek, yürekli, cesur kimse. 2.Patlak gözlü. Daha çok lakap olarak kullanılmıştır. - Cahiz b. Ebu Osman, Basra Mutezile kelamcılarının ileri gelenlerinden. Bir köle olduğu halde ilimde ilerlemiş ve devrinin ünlü simalarından olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. cumhur). Cumhurlar, topluluklar, (bk.) Cumhûr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جماهير] cumhuriyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tıpta operatörlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراحی] operatörlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cevher). Kıymetli taş, elmas: Cevâhir takmak, cevâhirle donatmak. Elmastan yapılmış veya elmasla süslü, cevâhir yüzük. Cevâhir yumurtlamak = Münasebetsiz sözler söylemek. (bk.) Cevher.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery mücevher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواهر] mücevherler. 2.mücevher.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cevherler, elmaslar, kıymetli taşlar. 2.Mayalar, özl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Mücevherci, elmas vesair kıymetli taşlar ve bunları hâvî tezyinat yapan ve satan adam: Cevâhircilerde aramalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cevahirci sanat ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Cevâhirci, elmas alıp satan, kuyumcu, mücevher taciri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cirâhiyye). Cerrahlığa mensup ve müteallik: Ameliyyât-ı cirâhiyye, fenn-i cirraht. (Türkçe telaffuzu: cerrâhî).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk dinî musikisinde koro ile okunan ilâhî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (eski ve Çağatayca yazı11lışı: «dağı»). Hem, kezalik: Bunu ben dahi bilmiyorum, bundan dahi anlaşılıyor. Kısaca «de» suretinde de kullanılır: Bunu ben de bilmiyorum. Vaktiyle «ve» mânâsiyle cümlenin başında da kullanılırdı. «Daha» yerine de vaktiyle dahi kullanılırdı: Bir dahi bunu yapmayın. Ve dahi = Hem de, bir de.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. dâhiye, dehâ’dan). Dehâ sahibi, (bk.) Dehâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even. also. too. likewise. eke. item. as well. genius. wizard. prodigy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. genius. prodigy. too. wonder. even.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. too. even. as well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داهی] deha sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Üstün zeka sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Gülen, gülücü, mü. dahîke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (duhûl’den). Birine iltica eden, sığınan: Filâna dahîl oldu. Dahilek = Sana iltica ettim. Dahflek ya Resûlullah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAHİL) (i. A.) (mü. dâhile) (duhûl’den). T. Giren, duhûl eden: Şehre dahil oldu. 2. Bir şeyin içinde bulunan Dahll-I hesap = Mahsup. Dâhil-I bil’-meclis = Mecliste hazır. 3. Bir şeyin içerisi, iç taraf, iç: Bu evin dahili, haricinden güzeldir. 4. Bir devletin ülkesi, hariç mukabili: Elde edilen mahsul dahilde sarfolunduktan sonra hayli miktarı da ihraç edilir. 5. Osmanlı devrinde bir ilmîye rütbesi: İbtidây-i dâhil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

included. inclusive. not excepting. including. with the inclusion of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

included. including. inclusive. interior. inside. inclusive. counting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

including. incluted. included. inland. inside. interior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخل] iç, içeri. dâhil olmak içeri girmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (cem’i: devâhil). Bir şeyin içyüzü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخله] iç, iç yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), (bk.) Dahîl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAHİLEN) (i. A.). 1. İçeriden, içten: Evi dahilen boyatmamış. 2. Ülke İçinde olarak: Devlet, dahilen ıslahat İle uğraşmak için bir müddet sulh ve asayişi muhafaza etmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخلا] içten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAHİLİ) (i. A.) (mü. dâhiliyye). 1. İç veya içeri ile alâkalı: Göğsümde dahilî bir ağrı hissediyorum. 2. Aileye ait, mahrem, hususî: Onun dahilî bir rahatsızlığı vardır; dahilî masrafları pek fazla. 3. Bir devletin kendi ülkesiyle alâkalı: UmOr-ı dâhiliyye, nizâm-ı dâhili, nizâmnâme-l dâhili = Bir resmî veya ticarî idarenin kurulmasını ve görevlerini tanzim eden nizamname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interior. internal. inward. inner. indoor. inside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in. internal. interior. inner iç. içsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. inland. interior. internal. inward. indoors. indoor. home. midland. inside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخلی] iç ile ilgili, iç yüze ait.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çıkarılabilir Memory Stick™’e gerek kalmadan depolama imkanı sağlayan yerleşik bellek

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraf makinelerinin artık yedek saklama çözümü sağlamak için dahili bir belleği vardır. Birçok Cyber-shot fotoğraf makinelerinde bellek boyutu en az 32MB’dir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal affairs içişleri. internal diseases. ward for internal diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal diseases. internal matters in a government office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داخليه] iç ile ilgili, iç yüze ait.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internist. doctor of internal medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. («umur-ı dâhiliyye» den kısaltma). Devletin kendi ülkesiyle alâkalı işlere, yani iç idare işlerine bakan vekâlet, bakanlık: Dahiliye vekâleti, dahiliye vekili. 2. İç hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) («dehâmet» den). Fazla kalın olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Nasip, rızk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dâhiye yakışır Daire bir şekilde, dâhice, dehâ eseri göstererek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. duhât). Harikulâde zihin, zekâ ve anlayış sahibi: Ibni Sinâ bir dâhî, bir dâhiye idi; Muâviye Araplar’ın dâhîyelerinden idi (Fransızlar’ın «génie» kelimesiyle ifade ettikleri mânâ için bu kelime zarûrîdir. Masdar olan «dehâ» kelimesinin sıfat olarak bu mânâ ile kullanılması hatadır. Ganî vezninde dahî ise Arapça’da bu mânâ ile kullanılıyorsa da, dilimizde yerleşmemiştir. Bununla beraber bugün dehâ kelimesi galat olarak dilimize tamamen yerleşmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «dehâ» den) (c. devâhî). Musibet, Afet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Dahi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dirhem). Dirhemler, (bk.) Dirhem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دراهم] dirhemler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dâhiyye). Musibet, Afet. (bk.) DAhiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pigsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cehenneme mensup ve ait olan, cehennemlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. c.) (m. efham). (bk.) Efham.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En ulu, pek büyük ve saygıya layık kimsel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - Hz.Yusuf un ikinci oğlu. Orta Filistin’de yerleşen İsrail kabilesine adını verdiği söylenir. Bu kabile Hz.Süleyman’ın ölümünden sonra asıl İsrail topluluğunun 12 kola ayrılmasında etken oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Allah’ın emri, ecel, ölüm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek şahin, kuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homeowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host. householder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houseowner. homeowner. owner of a house. householder. house owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houseownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Ahır). Son günler, son zamanlar: Ağustosun evâhırinde, evâhır-i ömründe, (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اواخر] sonlar, son günler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اول آخر] alt tarafı, önü sonu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Akıllı, anlayışlı, kavrayışlı.2.Ulu, büyük, sayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fahm’den) (c. fihâm). Çok kuvvetli, İtibar ve nüfûz sahibi olan, fahâmetli: Düvel-i fahîme = İtibar ve nüfûz sahibi devletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anlayışlı, akıllı (erkek, kadın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fahîm olana yakışacak tarzda.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fahr’den if.) (m. fâhire). 1. Kıymetli, ağır, güzel, parlak: Libas-ı fâhir = Kıymetli elbise. 2. İftihar eden övünme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاخر] değerli. 2.şerefli, onurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Övünülecek, iftihar edilecek. 2.Şerefli, kıymetli. 3.Parlak, güzel, mükemmel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fahir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fuhş’dan if.) (mü. fâhişe) (c. fevâhiş). 1. Ahlâk ve edebe aykırı iş, hareket ve bilhassa zina, rezalet (lisanımızda müfredi bu mânâ ile pek kullanılmaz; daha çok aşağıdaki mânâda kullanılır). 2. (mü.) ZAniye, kahbe, orospu: Birtakım fahişeler şehirden uzaklaştırıldı. 3. Mübalâğâlı, insafsızca: Fahiş fiyat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exorbitant. extortionate. steep. stiff. unreasonable. excessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excessive. exorbitant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاحش] aşırı. 2.büyük. çirkin, kötü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) FAhiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. hooker. slut. whore. harlot. bitch. call girl. courtesan. courtezan. drab. fancy woman. floozy. hustler. moll. night-walker. painted woman. pro. scarlet woman. slag. streetwalker. strumpet. trollop. trull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. wench. whore. harlot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. call girl. fancy woman. harlot. hooker. hustler. moll. scarlet woman. streetwalker. strumpet. tart. trollop. whore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاحشه] fuhuş yapan kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فاحشه خانه] genelev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harlotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. prostitution orospuluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyluk, oyluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle askerlerin fesleri üzerine dikilen daire biçiminde sarı tepelik. 2. Eskiden inzibat çavuşlarının boyunlarına taktıkları «kanun» kelimesi yazılı küçük plaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fâhişe). Fâhişeler. bk FAhiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فواحش] fahişeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ivory Coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe’de bazen: kâhî). Bazı defa, bazen, ara sıra.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گاهی] kimi zaman, bazen, arasıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazen, bazı kere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Şahitlik, şehadet, tanıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). istek, isteyiş, arzu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهش] rica, istek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). isteklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İstekli, arzulu, tâlib.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهشگر] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهشکار] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهش کرده] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. halhâl). Halhâller, ayak bilezikleri, (bk.) Halhâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harhara). (bk.) Harhara.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسب الماهيه] yapı bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Hayırhahlık, herkesin iyiliğini isteme, (bk.) Hayırhah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek tesir edici, öldürücü. Zehr-i helâhil = Öldürücü, çok tesir eden zehir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هلاهل] zehir, ağı, boğanotu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Halîfeye ait: Zât-ı Hazret-i Hilâfetpenâhî, Atebe-i Seniyye-i Cenâb-ı Hilâfet-penâhîlerine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıka basa dolu, ağzına kadar, dopdolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اباحی] helal sayan, mübah gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnananların babası. 2.Hakların babası. 3.Kur’an’da ismi geçen İbrahim peygamb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) İlâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A. musiki). Türk musikisinde dlnt bir form. Dint şarkı. Türk tasavvuf şiirinde de bir şeklin adıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ilâh» tan imen.). (mü. ilâhiyye). Ulûhiyete, Allah’a mensup ve ait, Tanrı tarafından olan: Emr-I ilahi = İlâht emir. Evâmlr-i ilâhiyye = İlâhi emirler. Eltâf-ı ilâhiyye = İlâhi lutuflar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ünlem). Rabbiml ey benim Allehıml İlâht, padişahlar padişahı, İlâhi sen bilirsin. Türkçe’de hayret ve şaşkınlık İfadesidir, altında bir isim bulunur: ilâht çocuk, İlâhi Ahmed beyi (ne tuhafsın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divine. godly. heavenly. celestial. hymn. chant. carol. canticle. elysian. anthem. psalm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divine. hymn. psalm. celestial. heavenly. anthem. christ!. for christ's sake!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hymn. psalm. chant. godlike. supernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ الهی] tanrısal. 2.ilahî, dinî şarkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الهی] Tanrım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T. musiki). Eskiden ilâht okuyan koronun başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divinity. theology. theology tanrıbilim. teoloji.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theologian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theologian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İLAHİYYAT) (i. A. e.). 1. Felsefenin ulûhlyetten ve Tanrı’ya ait meselelerden bahseden kısmı. 2. Dint ilimlerin bütünü, Fr. tiologle (bu mânâ Türkçe’ye mahsustur): llâhiyât Fakültesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الهيات] tanrıbilim, teoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). 1. Ulûhiyete ve Tanrı’nın varlığına İnanan felsefeciler vesaire. 2. Felsefenin llâhiyât kısmı ile uğraşanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true believer. man of faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Ispanakgiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ıstılâhiyye). Istılaha, terime ait: Istılâhî mânâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. self-possessed. composed. well- disposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru poğça nev’inden üç köşeli çarşı böreği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kühûlet» ten) (c. kevâhil). 1. Kühûlet sâhibi, olgun, orta yaşlı. 2. Ağır, hareketli, gayretsiz, tembel, durgun, râkid. Bahr-i kâhil = Durgun deniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاهل] tembel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kehânet» ten if). (c. kâhene). Eski Isrâl11iler’de vesair bazı dinlerde gaibden haber vermek iddiasında bulunan rûhânî reis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diviner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet. seer. sibyl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاهن] gaipten haber veren, kehanette bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hal. F.). Gaipten haber veren kâhin tavır ve usûlünde, kâhincesine, kâhine yakışır şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Eski isrâilliler’de vesair bazı dinlerde gaibden haber vermek iddiasında bulunan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gaipten haber vermek iddiasında bulunan insanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kahr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kahır» dan if.) (mü. kahire). 1. Kahreden, zor ve cebreyleyen, mahveden: Kuvve-i kaahire, satvet-i kaahire. 2. Üstün gelen, galip, muzaffer. 3. Def ve izâle den: Kahir-üs-sümûm = Panzehir: Mısr-ı Kahire ve Kahire = Mısır’ın başkenti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. sorrow. remorse. distress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. deep sorrow. great distress. unjust treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قهر] yok etme. 2.çok üzülme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاهر] kahreden, yok eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’an-ı Kerim’de iki yerde geç(Erkek İsmi) 2.Kahredici, zorlayan. 3.Yok eden. 4.Ezici kuvvet. Kahir Billah: Abbasi halifesi. (Ebu Mansur Muhammed el-Mutezid). Muktedir’in kardeşi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overwhelming majority. crushing majority. whooping majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kahretmek, çok üzülüp teessüf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Zorlama, zorla bir iş yaptırma, Ar. cebir, icbâr. 2. Galip gelip batırma, mahv ve helâk etme, yok etme, tenkil: Düşmanlarını kahretti; kötü adamları Allah kahreder. 3. (Türkçe) Bir mahrumiyet ve mağduriyetten dolayı kendisini yiyecek surette keder etme, böyle bir keder ve infialden müteessir olma, keder içine işleme: Çalışmasının mükâfatını görmediğinden kahretti; kahrından telef oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iş bilir adamın hâli, vukuf, malûmat, haberdarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illiterate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abysmal / blatant / crass / profound / total ignorance. ignoramus. dense ignorance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki (taraxacum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandelion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. iğrenme: Kerâhetle, Ar. maal-kerâhe. 2. İstemeyerek ve mecburiyet altında bir şey yapma, cebir, zorlama. 3. (fıkh) islâm dininde harâm olmadığı hade harâme yakınlığı olan şeyin hâli ki, bunlara mekrûh denir. Vakt-i kerahet (akşamcıların dilinde) = Akşam üzeri içki vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Göz tabakalarından biri. Fransızca: iris.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Açık yol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: LâHD) (i. A.) (c. lühûd). 1. Mezar, kabir, sin. 2. Kâgir yani kenarları taş, tuğla veya harçla duvar ve üstü tonos yahut kapak olan mezar (Türkçe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dühk» tan if.) (mü. lâhika). 1. Yetişip ulaşan, arkadan gelip yerleşen: Onlar da kervana lâhik oldular. 2. Eklenen, kelime vesairenin sonuna gelen: Cümlenin sonuna fiil lâhik olur. 3. Şimdiki, hâlen bir görevde bulunan, «sâbık» mukabili: Vâlî-i lâhik = Şimdiki vali. Nâzır-ı lâhik = Şimdiki nâzır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yetişip ulaşan. 2.Eklenen. 3.Yenisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. levâhik). Bir lâyiha ve nizâmnâme vesairenin sonuna eklenen şey, ilâve. Ar. zamîme, zeyl: O nizâmnâmenin bir lâhikası var.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاحقه] ek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Lahik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lahm» dan if.) (mü. lâhime) (paleontoloji). Et yiyen: Hayvânât-ı lâhime (etoburlar), Fr. carnivores.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lahn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcophagus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. lâhika). Lâhikalar, ekler. bk. Lâhika.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا یتناهی] sonsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Fesîle-i lehlâhiyye = Acı çiğdem çeşidinden bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لواحق] ekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sosyoloji). İptidâİ cemiyetlerde asıl varlık olarak anneyi kabûl eden; ailenin çocuklarını ana klanına mal eden davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Balık, Ar. semek. Sayd-ı mâhî = Balık avı: Sayd-ı mâhî resmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça balık sırtına benzerliği münasebetiyle). 1. Çatının çeşitli yönlerde iki sathı arasında uzanan sırt. Mâhî kiremidi = Bu sırta mahsus dar ve oyuk kiremit çeşidi. 2. Bu sırtı teşkil etmek üzere boyuna uzatılan kereste: Çatının mâhîsi kırılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ماهی] balık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - (bkz.Hz.Peygamberin isimleri).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yeni ay, ayça, hilal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Ayın nuru, ışığı. 2.Ay yüzlü güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mahâret» ten if.). (mü. mâhire, c. mehere). Elinden iş gelir, becerikli, üstad, usta, maharetli, hâzık: Pak mahir operatör, san’atında pek mahirdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. skilful. proficient becerikli. usta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. skillful. dexterous. great. great at. handy. proficient. subtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماهر] becerili, maharetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Maharetli, hünerli, elinden iş gelir, becerikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Maharetle, ustalıkla: Mâhlrâne bir şekilde konuştu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mahir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Maharet, ustalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHİYYET) (I. A.). Bir şeyin neden ibaret olduğu, gerçek, asıl, hakikat, Ar. künh: Bunun mahiyeti nedir? Mahiyetini anlayamadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true nature. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true nature. essential character. composition. property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماهيت] asıl, esas, içyüzü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça mâlı ismine Arapça nisbet «y» si getirilerek yappılmış bir tâbirdir). Aylık, Ar. şehriyye. (bk.) Maaş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnleyen ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - San, altın renginde ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Mushaf). Mushaflar, Kur’anlar. (bk.) Mushaf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مآخذ] kaynaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. c.) (m. mebhas). Mebhaslar. (bk.) Mebha».

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مباحث] konular, bahisler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. medhal). Medhaller, girişler, (bk.) Medhal.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفاهيم] mefhumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mefharet). Mefharetler, övünmeler, bk Mefharet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفاخر] övünülecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - İftihar edilecek, övünülecek şeyl(Erkek İsmi) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Oyunlar, eğlenceler, .çalgı ve cünbüşler: Melâhîye dalmak. Alât-ı melâhî = Sazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mülhid). Mülhidler, dinden sapıtmışlar, (bk.) Mülhid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملاحده] dinsizler, tanrıtanımazlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. yoktur). Nehy olunmuş şeyler, yasaklanmış şeyler, zıddı: evâmir: Evâmir ve menâhî-i şer’iyyeMENAHİC

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merhale). Merhaleler, (bk.) Merhale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merhamet). Merhametler, (bk.) Merhamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merhem). Merhemler, (bk.) Merhem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meşhed). Meşhedler, şehit mezarları, (bk.) Meşhed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meşhûr). Meşhurlar, ünlüler, (bk.) Meşhur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاهير] ünlüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevhibe). (bk.) Mevhibe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [موضوع بحث] sözkonusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mezheb). Mezhepler, (bk.) Mezhep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مذاهب] mezhepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Zahmetler» mânâsiyle kullanılmışsa da Arapça’da böyle bir kelime yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mazhar). (bk.) Mazhar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), içinde mizah bulunan, mizah taşıyan, mizahlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahd» den if.) (mü. muahide) (tes. muâhidîn muâhedeteyn). Aralarında yemin eden, muahede yapanların her biri: Muâhid taraflar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahz» den if.) 1. Çekiştiren. 2. Târiz ve tenkit eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahâ» dan if.). Övünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahs» den if.). Mübâhase eden, diğer biriyle bahse girişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den if.) (c. mücâhidin). 1. Gayret eden, çok çalışan, nefsini yenebilen. 2. Cihâd eden, din uğruna ve Tanrı yolunda savaşan: Mücâhidîn-i islâm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cihad eden, din düşmanlarıyla savaşan. Savaşan, uğraşan, savaşçı. 2.Gayret eden, çok çalışan. 3.Tasavvufta nefsine karşı gelerek kendini terbiye eden ve böylece manevi makamlara erişen kimse, derviş. - Türk dil kurallarına göre d/t olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din savaşçısı, İslam askeri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combatant. fighter. champion of islam. fighter for islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter for the Islamic faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «duhûl» den if.) (c. müdâhilîn). Dahil olan, karışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intervening. interfering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intervener. who meddles. meddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dehn» den if.) (mü. müdâhine). Şahsî menfaat için birrini yüzüne karşı öven, dalkavuk, koltuk veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan if.) (mü. mufâhire). Mufaharet eden, akranına üs-, tün çıkmaya çalışarak övünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mufâhir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Övünen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Fahreden, övünen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müntehil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müntehip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.). Bülûğ çağına ermiş, on iki yaşına basmış erkek çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Murahlk olma, bülûğ çağına ermişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten if.) (mü. musâhibe). t. Biriyle musâhebe eden, konuşan, arkadaş. 2. Eskiden büyük adamları eğlendiren nedîm. 3. Musâhib-i şehryârî = Padişah musâhibi. Padişahın yakın hizfnetinde bulunanlara verilen unvan ve görev.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مصاحب] arkadaş, sohbet arkadaşı. 2.padişahın özel işlerine bakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musâhib sıfat ve görevi, (bk.) Musâhib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şühOd» tan İf.). Gözle gören, müşâhede eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havi» den if.) (mü. müstahîle). Mümkün ve kabil olmayan, İmkânsız: Bu işin böyle olması müstahîldir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahd»den if.) (tes. müteâhideyn). Ahdeden, kendi aralarında yemin edenlerin herbiri: Tarafeyn-i müteâhideyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehl» den if.). Cahilliğini bilmeyen veya bildiğini bilmez gibi gözüken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bilmezliğe gelerek, tecâhül ederek: Mütecahilâne cevap verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dühûl» den if.) (mü. mütedâhile). Birbirine geçmiş, birbirine girmiş, önceki de İşlemiş iken hâlâ ödenmemiş (maaş vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hı ile) (i. A. «fahr» dan if). Tefâhür eden, övünen, kurulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «luhûk» dan if.) (mü. mütelâhika). Birbiri arkasından gelen, birbirine katılan, birbiri ardınca yetişip birleşen: Asâkir-i mütelâhika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nihâyet» ten if.) (mü. mütenâhiye). Biten, nihayete varan, sona eren. Nl-mütenâhi (ve daha doğrusu gayr-ı mütenâhî) = Bitmez, tükenmez, sonsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zihâm» dan if.) (mü. mütezâhime). Birbirini iterek ve birbiri üstüne çıkarak biriken, kalabalık ve izdihamla toplanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zahr» dan masdar). Birinin tarafını tutan, yardım eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zahir olan, arka çıkan, yardım eden, koruyan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. muzmahile). İzi kalmayacak surette mahvolan: Eski derebeyi hanedanları muzmahil öldüler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متناهی] sona eren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NA-müstahakk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nihayetsiz, nihayeti olmayan kâinat ve zaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nehb» den if.) (mü. nâhibe). Yağmalayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Zühre gezegeni. 2. mec. Bülûğa ermiş genç kız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناهيد] Venüs, Çulpan, Zühre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Venüs (zühre) gezegeni. (Arapça’da) Yeni yetişen kız. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nâhide). Turunç memeli kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAhid.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz, Nahid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NAHİF) (i. A. «nehâfet» ten) (mü. nahife). Arık, lâğar, zayıf: Pek nahif bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emaciated. gaunt. fragile-looking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نحيف] cılız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nehak» dan if.) (mü. nâhıka). Anırıcı, eşek sesii.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Eşek anırması.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ayın ilk günü ya da son gecesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nahv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nevâhî). 1. Yan, taraf, kenar, bölük. 2. Civar: Bu nâhiyelerde. 3. Küçük yer. 4. Kazâların bölündüğü küçük mülkî ve idarî taksimat: Nahiye müdürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ward. township. regioni. sub-district. district. region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subdistrict. region. community district. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناحيه] yöre, bölge. 2.bucak. 3.taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gramerde cümle teşkili bahsi, sentaks.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite. boundless. endless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامتناهی] sonsuz, engin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legitimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâhiye). Nahiyeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نيم جاهلی] yarıcahil, yarı cahilî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصف اخير] son yarısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü, atak, çabuk yapılı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Pâdişâhla alâkalı. 2. Hükümdarlık: Fermân-ı pâdişâhî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پادشاهی] padişahlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. sosyoloji). Soyda temel olarak babayı alan cemiyetin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پدرشاهی] ataerkil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sıfat terkibine girer). Bir şeyin koruyucusu olan kimse ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پناهی] sığınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Belirli BRAVIA TV’ler çarpıcı bir çok parlak siyah kaplama ile birlikte gelir. Tutkulu tasarım gelişmişliğinde ulaşılan zirve, herhangi bir oturma odasının tam kalbinde yer alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic surgery. plastic operation / surgery. plastic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahat, huzurlu, dingin.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [راهب] rahip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. rühbân). 1. Papaz, Hıristiyan din adamı. 2. Keşiş. 3. Müslümanlıktan başka dine mensup din adamı: Budist râhibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Dünyadan el, etek çekerek manastırda yaşayan kadın rahip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nun. sister. priestess. vestal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nun. sister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nun. priestess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Saf ve kokulu şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Gitme, göçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yük hayvanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rahat, sakin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(RAHM) (i. A.) (c. erhâm). 1. Dölyatağı. 2. Karâbet, hısımlık. Sıla-i rahm = Akraba ve yakınları ziyaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahmet» ten) (mü. rahîme). Esirgeyen, acıyan, merhametli (aynı zamanda Allah’ın 99 adından biridir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahm» dan) (mü. râhlme) (c. râhimîn). Rahmeden, acıyan ve esirgeyen, merhametli. Erhamü’r-râhimîn = Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uterine. uterus. womb. loins. matrix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uterus. womb. merciful. gracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matrix. womb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رحيم] merhametli. 2.merhamet eden Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Esirgeyen, acıyan, koruyan, merhametli. Kur’an’da 220 yerde zikredilmiştir. Allah’ın isimlerinden, (bkz.Abdürrahim).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Rahimden gelen cerahatli akıntının neden olduğu bir çeşit egzamadır. Rahimde veya vajina çevresinde kızarma ve şişlikler görülür. Bu şişlikler bir süre sonra su toplayıp, kabuklanır. Kaşıntı, zonklama ve yanma hissedilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı soğuk suya 1 çorba kaşığı bal konur. Karıştırılıp hepsi bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Rahimim iç yüzünün iltihaplanmasına tıp dilinde endometri denir. Nedeni, belsoğukluğu, doğumdan ve çocuk düşürdükten sonra rahimde parça kalması veya rahim düşüklüğüdür. Hastanın karın bölgesi hassastır, vajinadan cerahatli ve sümüğe benzer akıntı gelir. Aybaşı kanamaları fazla olur. Bacaklarda ve leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır. Bu ağrılar dinlenmekle geçer. Doktora başvurmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam tere otu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Sabahları aç karnına, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Bu hastalık, aybaşı hali dışında görülen aşırı kanamalarla kendini gösterir. Aybaşı hali sırasında da sancı olmaz. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen.

Hazırlanışı : Bir avuç fesleğen ezilerek suyu çıkarılıp, 1 kave fincanı içilir. Aynı işlem, şikayetler kesilinceye kadar tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla rahim boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır. Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla görülür. Tıp dilinde uterus kanseri denir. Vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Menekşe çiçeği, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya, 1 tutam kuru menekşe çiçeği konur. Kaynatıldıktan sonra 20 dakika bekletilip, süzülür. Bu suyla rahim yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Bazı kadınların vajina veya rahimleri bacaklarının arasına doğru sarkar. Bu durum, yaşlı kadınlarda görüldüğü gibi gençlerde de görülebilir. Nedenleri, müzmin öksürük, ıkınma, ağır şeyler kaldırma, aşırı yorgunluk, rahim ur veya polipleri, doğum sırasında destekleyici kas ve bağların zayıflamış olması veya aileden gelen eğilimdir.

Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla doğum yapmamış kadınlarda görülür. Bazı urlar zararsızdır. Ancak aybaşı günlerinde gecikme, kilo kaybı, kansızlık ve adet görmenin ikinci ve üçüncü günlerinde haddinden fazla kanama varsa, geç kalmadan bir doktora başvurmak gerekir. Ayrıca hastada idrar yapma ihtiyacı fazlalaşır, leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acıyıp esirgeyerek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Rahimde meydana gelen ve nohut büyüklüğünde olan renkli yumrulara rahim polip’i denir. Nedeni, rahimin iç yüzünü örten zarın iltihaplanmış olmasıdır. Aybaşı halinde aşırı kanama, rahim akıntısı ve arasıra gelen karın ağrıları ile kendini gösterir. Kesin tedavisi ameliyattır.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hafif sesli, yumuşak sesli, tatlı sesli, lâtif sözlü kız.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hafif sesli, latif konuşan kadın demektir, (bkz.Rahim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. râhim). Merhametliler, acıyanlar, acıyıp esirgeyenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. râhim). Merhametliler, acıyanlar, acıyıp esirgeyenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priest. monk. parson. clergy. clergyman. cleric. clerk in holy orders. divine. dominie. sky pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clergyman. monk. priest. celibate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priest. minister. pastor. monk. clergyman. ecclesiastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priesthood. ministry. holy orders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rahîse). Ucuz, ehven.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bal arısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yolluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rebî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Refâh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bal arıları.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. reyhân). Reyhânlar, (bk.) Reyhân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Peygamberimiz’e ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Reise, reislik makamında bulunana alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıyamet, mahşer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the early hours of the morning. at an unearthly hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sadârete ve sadrâzama ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sehâ» dan smüş.) (mü. sahiyye). Cömert, iyiliksever, eliaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şâha ait. (şâhâne daha çok kullanılır). 2. Iran şâhına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şâhlık, hükümdarlık. 2. Nişasta ve yumurta ile yapılan bir çeşit helva. 3. Mermer denilen ince patiskanın makbul bir çeşidi, mermer-şâhî. 4. İran’ın bir küçük sikkesi. 5. Eski ftpların bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سخی] cömert, eliaçık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهی] şahlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şah’a hükümdara mensup, şah ile ilgili. Şahlık hükümdarlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sahip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صاحب] sahip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen., b.h. Hindistan'da Avrupalılara verilen ünvan; efendi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Cihangir hükümdar. 2. Bir çeşit lâle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب جمال] güzel yüzlü, güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female owner. mistress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistress. proprietress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صاحبه] bayan sahip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Sahip. Koruyan, gözeten. 2.Bir iş yapmış olan. 3.Herhangi bir niteliği olan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب کمال] olgun insan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب کرامت] keramet sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب قران] muzaffer hükümdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) 1.Her zaman basan, üstünlük kazanan hükümdar. 2.Ünlü bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب نظر] görüş sahibi, deneyimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real. genuine. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real. genuine. authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel, dilber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شاهد] tanık. 2.güzel. 3.sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir yerde bulunan, bir şeyi gören ve gördüğü ve bildiği şeyler konusunda bilgi veren kimse, tanık. 2.Bir akdin yapılması sırasında taraflardan birinin yanında hazır bulunan. 3.Doğrulayan, isbat eden. 4.Hz.Muhammed’in sıfatlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mezara dikine dikilen ve üzerinde yazı ve çiçek bulunan mermerden baş ve ayak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. honestly. for real. real. honest. actually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. indeed. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İslam’ı seçmiş olan ve İslam’ın hak din olduğuna şahidlik eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sahâfet» ten smüş.) (mü. sahîfe). Gevşek, zayıf, hafif, boş: Akıllıca sahîftir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحيفه] sayfa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: SâYFA) (i. A.) (c. sahâif). Kitap veya her türlü yazıl-ı kâğıdın bir yüzü, yaprağın yarısı: Yüz sahifeli kitap, kitabın otuz beşinci sahifesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül dalı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SAHİH) (i. A. «sıhhat» tan smüş.) (mü. sahîha). 1. Gerçek, doğru, yalan olmayan, esaslı. 2. Sıhhatta olan, sağ. 3. Tam, sağlam, kusursuz, hâlis. 4. (Ar. gramerinde). Asıl harfleri arasında harfi illet yani elif, vav, ye bulunmayan: Fiil-i sahîh (sâlim de denilir). S. Gerçek, gerçekten, hakikaten: Sahih öyledir (Halk dilinde: sâhi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

True. correct. accurate. real. genuine. sound. sure. reliable. really. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صحيح] doğru. 2.gerçek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahiden, gerçekten, hakikaten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerçek çıkmak: Falanın geleceği sahihleşti mi7 2. Tasdik olunmak, doğruluğu anlaşılmak: Dünkü haber sahihleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sahih hâle getirmek, gerçek yapmak. 2. Doğruluğunu araştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şâhika) («şehıyk» den if.). Yüksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. Şevâhık). Dağ tepesi, zirve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summit. apex. climax. head. paroxysm. point of culmination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاهقه] doruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zirve, doruk, dağ tepesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SAHİL) (i. A.) (c. sevâhll). Su ve deniz kenarı, kıyı, yalı. Sahil muhafızı = Sahili düşman taarruzu ve kaçakçılıktan koruyan görevli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaside. coastal. coast. shore. beach. seashore. seaboard. seaside. waterside. bank. littoral. sea coast. strand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. coast. seafront. seashore. seaside. shore. strand. bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coast. shore. bank. coastal. sea front. seaboard. seaside. strand. waterside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساحل] kıyı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Deniz, nehir, göl kıyısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoreline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. sâhil = yalı, Fars. hâne = ev). Deniz kenarında yazlık mesken, yalı: Boğaziçi sâhil-hâneleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deniz kenarında yazlık büyük konak, büyük yalı, yazlık saray: Beylerbeyi sâhil-sarayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come true. to become a reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ساحل خانه] yalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «suhûnet» ten smüş.) (mü. sahtne). Sıcak, ısı, kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İstanbul şivesinde: şâhin, Anadolu’da: şahın) (i.). Doğan’a benzer bir kuş ki av avlamak için terbiye olunur. Şahin bakışlı = Azameti» bakan. Terazi şahini = Terazinin dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawk. buzzard. falcon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falcon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falcon. hawk. hobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهين] şahin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kadın. 2.Sık. Katı, pek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Büyük boylu, kanca gagalı, yırtıcı bir kuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü yiğit, cesur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarayda av şahinlerini terbiye ve idare eden adam; şahinci-başı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şahin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü, yiğit (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Güçlü, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen, güçlü, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

ŞEHİNŞAH, ŞAHENŞAH, ŞEHENŞEH, ŞEHİNŞEH veya ŞAHİNŞEH (i. F.). Şahlar şâhı, padişah, büyük imparator, hâkan, en büyük şâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şehinşahltk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Çok yiğit, kahraman, şahin gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SAHİB) (i. A. «sohbet» ten if.) (c. ashab, sahâbe, sahb). Konuşulan, arkadaş. Peygamberimiz’le konuşabilen çağdaşları: Ashâb-ı Kirâm. Sahâbe-i Resûlu’llâh, Al ve sahbına salât ve selâm olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAHİB) (i. A. «sahb» dan if.) (mü. sâhibe) (c. ashâb). Bir mal, mülk vs.’nin mâliki: Ev sahibi, bu koyunların sahibi kimdir? 2. Sahiplik sıfatı taşıyan. 3. Bir şeyi temsil eden: İmtiyaz sahibi. 4. Bir şeyi yapıp vücuda getiren. Fâil, müellif: Gülistân sahibi Şeyh SAdî. 5. Koruyan, himaye eden. Bir kimseye sahip çıkmak = Himaye etmek, tarafını tutmak. Sahip çıkmak = Sahibi olduğunu iddia etmek. Sihib-i hâne = Bir evin efendisi, ev sahibi. Sâhibe-i hâne = Evin hanımı. Söz sahibi = Nüfuzlu, sözü geçer. Tabiat sahibi = Zevk sahibi. Sâhib-kırân = Cihangir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endowed with. owner. possessor. holder. proprietor. lord. master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holder. lord. master. owner. possessor. patron. protector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owner. proprietor. proprietress. master. mistress. governer. holder. lord. possessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. enjoy. hold. own. possess. retain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquire. to own. to become the owner of. to acquire to get sb / sth under control. to do sth about sb / sth that is misbehaving. to have sexual intercourse with a virgin. get possession. have. hold. possess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owned. possessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahip çıkma, himaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possessive. possessory. possession. ownership. mastership. dominion. title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ownership. possession. property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proprietorship. protection. patronage. guardianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahibi olmayan, kimsenin malı olmayan. 2. Koruyucusu, kimsesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forlorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derelict. disembodied. ownerless. unowned. unprotected. abandoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ownerless. unclaimed. sth which has no owner. sth which is unclaimed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kimsenin malı olmayan şeyin hâli. 2. Himayesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sihr»den if.) (mü. sâhire). 1. Büyü eden, büyücü, sihirbâz. 2. mec. Aşırı güzelliği ile herkesi büyüleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sehr» den if.) (mü. sâhire). Uykusuz, gece uyuyamayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ساحر] büyücü. 2.büyüleyici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gece uyumayan, uykusuz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Büyülercesine, büyüler gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeryüzü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Geceleri uyumayan, uykusuz. 2.Büyücü, büyüleyici güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞAHS) (i. A.) (c. eşhâs). 1. İnsanın görünen şekil ve sureti. 2. İnsanın varlığı, nefs, zât. 3. Kimse, ferd, kişi. (Saygı göstermek istenirse «zât» denilir) 4. (gramerde) Fiil ve zamirde geçen şekillerin herbiri. Şahs-ı sâlis = Davada üçüncü şahıs, iki tarafta olmıyan. Şahs-ı mânevi = Şahıs gibi hukuk ve görevleri olan kuruluş, cemiyet, şirket v.s.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual. party. natural person. figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party. person. self. individual kişi. kimsa. zat. person kişi. character kişi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual. character. bod. individual person. lot. man. party. personality. self. soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şah ülkesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahâdet» den if) (c. ŞuhOd). 1. Gördüğü veya bildiği şeyleri mahkemede yerinde ifade ederek davanın isbatına yardımcı olan. 2. Tanrı’nın birliğine şahit olan Hz. Muhammed’in sıfatlarından biri. 3. Senet yerine geçecek derecede makbul ve muteber bir eserden getirilen misal: Şâhid-i Adil = Şehâdetinde asla şüphe olunmayan şahit. Yalan şâhid, şâhid-i zor = Yalan yere şâhitlik eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness. evidence. attester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewitness. witness. eyewitness tanık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestor. witness. attestant. authority. instrument of evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şahit olma. Ar. Şahâdet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. testimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving evidence. testimony. witnessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witnessing. testifying. being a witness. evidence. testimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwitnessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Salâhiyet sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SALAHİYYET) (i.) (Ar. «salâh» dan Türkler’in yaptığı bir kelimedir). 1. Bir işe karışmaya ve bir i? ve harekete hakkı olma, (y. k.): yetki: Sizin bu işe karışmaya salâhiyetiniz yoktur; bu, benim salâhiyetim içindedir. 2. (hukuk). Bir dâvânın ilgili mahkemede bakılması. Adem-i »alâhiyyet dâvâsı — İki taraftan birinin, dâvânın verildiği mahkemeye ait olmadığını iddia etmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. power. authorization. attribution. competence. conusance. hand. jurisdiction. jus. mandat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلاحيت] yetki..

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صلاحيت دار] yetkili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salâhiyet sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authorized. competent. empowered. entitlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disability. incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şâhide). Bir kaide veya kelime için verilen sağlam örnek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şahika). Şahikalar, zirveler, (bk.) Şahika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâhil). bk. sahil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سواحل] kıyılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Osmanlı hükümdarlarına ait: Atebe-i seniyye-i şevketpenâhîlerine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سياحين] gezginler. 2.turistler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A.) (mü. şifihiyye). Ağızdan olan, zıddı: tahrirî: Şifâhî emir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفاهی] sözlü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şifihî olan, ağızdan alınan sözlü ifadeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Asker. 2. Süvari. 3. Orduda atlı sınıfına mensup asker. Tımarlı Sipâhî = Türk Osmanlı ordusunun en büyük kısmını teşkil eden atlı sınıf. Kapıkulu sipâhisi = Osmanlı devrinde İstanbul’da bulunan sipâhî tümeni.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Osmanlı İmpa-ratorluğu’nda tımar sahibi bir sınıf atlı ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sipâhîce, sipâhîye yaraşır surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. negro zenci. fellah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. negro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سياهی] siyahlık. 2.zenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyaha çalan. -v

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., T. sipahi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Subhi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SÜRAHİ) (I. A.). Uzun boyunlu su ve şarap şişesi: Bir sürahi su; sürahiyi doldurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jug. pitcher. decanter. carafe. water-bottle. water bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decanter. carafe. jug. dispenser. pitcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراحی] sürahi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'nın doğusunda konuşulan beynelmilel bir dil, Savahili, Savahilice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğday, mısır, arpa yulaf, çavdar gibi bitkiler; hububat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cereal. corny. cereals. cereal. grain. corn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cereal. corn. grain. cereals. produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cereal. grain. corn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread basket. cornloft. garner. granary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAHİN) (i. A ). 1. Öğütülmüş hububat, un. 2. Darı, unu, öğütülmüş darı. 3. Şekerle hazırlanıp satılan darı. Tahin helvası = Darı uniyle yapılıp hazır satılan tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sesame oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crushed sesame seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tahini.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahin renginde olan, kül renginde: Tahînî bir ev, tahînî boyalı: Evini tahînîye boyadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a thick Middle Eastern paste made from ground sesame seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light creamy paste made of toasted sesame seeds and sesame oil -- almost like peanut butter Used in many Middle Eastern dishes, it can be found in Middle Eastern delicatessens or larger supermarkets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sesame seed paste used in Middle Eastern cooking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A paste made from sesame seeds common in Middle Eastern cooking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light creamy paste made of toasted sesame seeds and sesame oil - almost like peanut butter Used in many Middle Eastern dishes, it can be found in Middle Eastern delicatessens or larger supermarkets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick paste made of ground sesame seed Popular in the Middle East in a number of specialties, including 'hummus' and 'babghanoush '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rich and creamy, with a nutty flavor, tahini is made from hulled toasted sesame seeds Tahini enriches savory dishes, dressings, sauces, and desserts in the the cuisines of Mediterranean Africa and the Middle East Store refrigerated Available in natural fo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick paste made from ground sesame seeds Tahini is used in Middle Eastern cooking to flavor dishes such as hummus and baba ghanoush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tahini is a thick paste made of ground sesame seeds and used primarily in Middle Eastern cooking It is used as a base for many sauces and dips served with vegetables, meat, chicken, fish, shellfish, and pita bread You can use tahini straight out of the ja

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick, creamy paste or butter made from ground sesame seeds Used as a seasoning for dips, sauces, spreads, and other dishes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A high protein spread made from hulled sesame seeds ground into a paste. crushed sesame seed paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A smooth, oily paste made from sesame seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A paste of ground sesame seeds and a flavor similar to peanut butter Recipe: Garlicky Bean Spread. a thick, smooth paste made of ground sesame seeds; a staple of Middle Eastern cuisine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A smooth paste made from sesame seeds Also called sesame butter Refrigerate after opening to prevent rancidity Joyva brand tahini is available from most grocery stores Other brands can be found in Indian or Middle Eastern groceries. a thick Middle Eastern

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir basit makam. Nevâ makamının inici şeklidir. Lâ (dügâh) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahâret» ten if.) (mü. tâhire). T. Temiz. 2. Abdesti bozan şeylerden temiz olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاهر] temiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, pak. 2.Türk musikisinde basit bir makam. 3.Her türlü günah ve ayıptan arı olduğundan Rasulullah (s.a.s)’a bu isim verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde buselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tahir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tahiyye). (bk.) Tahiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayy» den mas.) (c. tahiyyât). Selâm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.“Allah ömür versin” demek. Selam verme, hayır dua etmek. 2.Mülk, malikiyyet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Denizaltı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحت البحر] denizaltı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) MAnâyı kuvvetlendirmek için vallahi ve billâhi’den sonra söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nihâyet» ten masdar). Bitme, tükenme, son bulma, nihayete varma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahvet» ten). Gevşeme, gevşek, gayretsiz olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(radyo) 300 ile 3000 megasikl arasında frekans, kıs. uhf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu şahin.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واهی] yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vehb» den) (mü. vâhibe). Bağışlayan, bağışlayıcı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bağışlayan, bağışlayıcı. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vahib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si. A. «vahdet» ten) (mü. vâhide). 1. Bir, tek, Fars. yektâ, Ar. münferid: Cenâb-ı Hak vâhid ve kadîmdir. 2. Vâhid-i kıyâsî = Ölçü, tartı, sayma ve parada esas alınıp onunla hesap olunan şey, birim: Onlu sistemde metre, ağırlıkta kilo vâhid-i kıyâsîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahdet» ten) (mü. vahîde). 1 Yalnız, tek, Ar. münferid, Fars. yektâ. 2. Eşi ve benzeri olmayan, emsalsiz, Fars. bî-nazîr, yegâne, Ar. ferîd: Vahîd-i asr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واحد] tek, bir tane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وحيد] tek, biricik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir, tek, yalnız. Allah’ın sıfatlarındandır. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) VAhid.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek din, dinin tekliği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vahid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tek olarak, yalnız başına, Ar. münferiden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahâmet» ten) (mü. vahîme). 1. Hazmı güç, hazmolunmaz, ağır. 2. Neticesi tehlikeli, korkulu, muhataralı: Oranın havası vahîmdir, vahîm bir İŞ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vehm» den if.) (mü. vâhime). Kuran, vehmeden, vehim ve hayale bağlı olan. Kuvve-i vahime = İnsanın vehmetmek hususiyeti, hayal gücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grave. dangerous. serious. desperate. perilous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serious. grave. acute. desperate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وخيم] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuvve-i vâhime» den kısaltma). Kuruntu, kurmak hassası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vâhine). Arık, lagar, zayıf, düşkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) VAhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one. single. sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

single. sale. one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vahy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apocalypse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divine inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revelation. divine inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah için, Allah hakkı için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by God. i swear it is so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I swear it's true. for the life of me. by jingo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upon my conscience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sadrâzamlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax base. assessment. tax assessment. basis of appointment. basis of assessment. assessable income / profits. assessment to tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. vlcâhiyye) (hukuk). Yüz yüze olan, gıyâben olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجاهی] yüzyüze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zehâb» dan). 1. Gidici, giden. 2. Bir fikir ve zanna uyan, sapan, inanan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ذاهب] giden. 2.sanıya kapılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.gitmek. 2.sanıya kapılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zühd» den) (mü. zâhide) (c. zühhâd). Dinin emirlerini tamamen kabûl eden, Ar. Abid, müttekî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زاهد] aşırı dindar, zühd ile uğraşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zühd sahibi, şüpheli şeyleri bile terkederek günahtan kaçan, Allah korkusuyla dünya nimetlerinden el çeken (kimse) muttaki.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [زاهدانه] zahitçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zahid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zahf» tan if.) (mü. zâhife) (paleontoloji). Yılan gibi karnı üzerine sürünerek yürüyen hayvan (lar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ZAhif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zuhûk» tan). Mahvolan, yıkılan, yok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zuhûl» den if.). İhmal eden, ihmalci. Ar. müseyyib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zuhûr.dan if.) (mü. zShire). 1. Meydanda olan, açık, Aşikâr: Bu. zâhir bir iştir. Zâhir olmak = Zuhur etmek, meydana çıkmak. 2. Bir şeyin meydanda ve açıkta olan şekil, dış yüz. 3. Elbette, şüphesiz: Zâhir yarın gelecektir, öyledir zâhir (bu mânâ ile halk ağzında «zağar»),

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. outer appearance. apparently. it seems that. certainly. of course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ظاهر] ortaya çıkan, görünen, zuhur eden. 2.belli, açık, aşikâr. 3.sanırım. 4.görünüş, dış yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Parlak, parlak yıldız. Allah’ın isimlerindendir. Kur’an-ı Kerim’de Hadid suresi 3.ayette geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ortaya çıkmak, görünmek, zuhur etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظاهربين] sadece görünüşe bakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zahâir). Vaktinde sarfolunrnak üzere tedarik edilip depolanan yiyecek maddeleri: Zahire tedarik etmek, zahire anbarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store of grain. cereals. store of provisions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provisions. stock of grain. stack of foodstuffs. stores. cereal. corn. produce. purveyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذخيره] depolanmış erzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zahir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meydanda olarak, Aşikâr bir şekilde, görünüşte: Zâhiren dost görünüyorsa da, aslında düşmandır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظاهرا] görünüşte, görünüşe göre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zâhiriyye). Zâhirde olan, dıştan görünen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظاهری] dış görünüş ile ilgili, görünüşteki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Dış görünüşler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظاهرپرست] sadece dış görünüşe bakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ZAhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zâhidin hâl ve tavrı, zühd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zevâhir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظواهر] dış yüzler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zâhire Türkçe’de kullanılmamıştır). Bir şey veya şahsın meydanda olan ve görünür tarafları, dış görünüşü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Parlak yıldızlar. 2.(bkz.Zahir). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by