Ahla ne demek? | Ahla anlamı nedir? | Ahla

Ahla anlamı nedir?

Ahla ne demek?

Ahla anlamı nedir?

Ahla | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ahla

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Halîl). (bk.) Halil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok tatı. Pek şirin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. halef), (bk.) Halef.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاف] halefler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hulk.). (bk.) Hulk. 1. İnsanın yaradılışında haiz olduğu veya terbiye ile kazandığı rûhî, kalbî şeyler: Ahlâk-ı hamide = Güzel ahlâk. Fezâil-i ahlâk = Ahlâkın fâziletleri, hüsn-i ahlâk = İyi ahlâk, ahlâk-ı zemime = Kötü ahlâk. 2. Ahlâk ve terbiyeden bahseden ilim ki, felsefe şubelerindendir: llm-i ahlâk = Ahlâk ile uğraşan bilgeler. Ahlâk bozukluğu, fesâd-ı ahlâk = Umumî ahlâka Arız olan kötülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morals. morality. character. ethic. ethics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morality. morals. conduct. character. moral disposition. casuist. etiquette. principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق] huy, ahlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethics. moral science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amoral. lewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق عملی] uygulamadaki ahlak anlayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق حسنه] iyi huy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق نظری] teorideki ahlak anlayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق ذميمه] kötü huy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Ahlâk bakımından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâk ilmi ile uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moralist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moralist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاقا] ahlakça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. Ahlâkıyye). Ahlâka ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethical. moral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral. moralistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective in moral sense. filthy. immoral. tainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauch. spoil. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاقيات] ahlak bilgisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاقيون] ahlakçılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahlâk ilmine ait bahis ve mütalaalar: Ahlâkıyyatla uğraşan bilginlerdendir. (Ahlâkî ve ahlâkıyyât kelimeleri Arapça’da yoktur, galattır, Osmanlılar’ca yapılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahlâk ilmine dair kitap yazan ve bu ilim ile uğraşan bilgeler ve yazarlar: Şeyh SAdî ahlâkıyyûndandır. Bu da Osmanlıca bir galat kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi ahlâka sahip olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savo u ry savory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâklı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâkı bozuk, kötü ahlâklı : pek ahlâksız bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immoral. dissolute. corrupt. uncleanly. low-down. wicked. loose. unmoral. abandoned. characterless. debauched. depraved. dirty. frail. ill. impure. mean. profligate. purple. rascally. reprobate. unclean. unprincipled. unregenerate. unscrupulous. vici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amoral. bad. corrupt. depraved. dissolute. immoral. improper. impure. loose. nasty. naughty. outrageous. profligate. smutty. unprincipled. unsavoury. unscrupulous. unsavory. debauched. debauchee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immoral. vicious. corrupt. mean. of ill-repute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorally. corruptly. indecently. obscenely. perversely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü ahlâk sahibi olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorality. vice. depravity. debauchery. uncleanliness. corruption. debauch. depravation. dissoluteness. indecency. rascality. turpitude. moral turpitude. viciousness. wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorality. corruption. impropriety. impurity. turpitude. vice. immorality. depravity. debauchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immorality. corruption. vice. wickedness. perverseness. perversity. debauchery. depravation. indecency. profligacy. turpitude. moral turpitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (Dilimizde kullanılmayan «hulm»dan). Rüyalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احلام] karmakarışık rüyalar. 2.düşazmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Saf, halis, ka-rışımsız. 2.İyi yürekli, temiz kimse. 3.Kur’anî ıstılahta, Allah’a halis olarak yönelip ihlaslılıkta ileri bir dereceye varmış kul.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın armuda benzeyen meyvasi. Kendi kendine yetişen bu ağaca armut aşılanır. Yaban armudu (Piraster). 2. Kaba, yol yordam bilmeyen kimse: Adam ahlatın biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاط] salgılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Yaban armudu, Piraster, Pirus elaegrifolia, Wild pear-tree, Poirier sauvage): Gülgillerden, kendi kendine yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır. Yemişi iyice olgunlaştıktan sonra yenir. Kullanıldığı yerler: Meyveleri ishal keser. Zehirli hayvan sokmalarında, filizi ezilip yaraya sürülür.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاط اربعه] dört özsuyu kan, salya, safra, dalak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بداخلاق] ahlaksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refresh. freshen up. freshen. draw a breath. draw breath. cheer. relieve one's feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unburden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become spacious or airy. to feel relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açmak, ferah hâle getirmek. 2. Sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevinmek, gönül açılmak: Böyle yerlerde gezmekle İnsan ferahlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sb at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسن اخلاق] güzel ahlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deify. idolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse appetite or desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get pleasantly hungry. to feel a desire. to get a craving for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûs» dan imef.). 1. Kurtulacak, sığınılacak yer. Ar. melce, me’ men. 2. (şiirde) ŞAirin şiirde kabûl ettiği isim ki, gazelin sonunda söylenmesi Adettir: Kanunî Sultan Süleyman Hanın mahlası «Muhibbi» dir. 3. Eskiden isme eklenen ikinci isim ki, bir sıfattan ibarettir: İsmi Osman, mahlası NÜrî’dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen name. pseudonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellation. pet name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخلص] takma ad.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Nikâhla almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nikâhlı hâle gelmek. 2. Birbirine varmak üzere nikâhları kıyılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pehlevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Perdah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sth a sheen. to polish. to burnish. to glaze. to buff. to grind. to smoothen. to lap. to hone. to broach. to stone. to calender. to satinize. to satin. to sleek. to pounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pick up. acquire. to have illegitimately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pick up. to give birth to (an illegitimate child. to produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Peydâ etmek (uygunsuz şeyler hakkında: edinmek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabaha, kadar uyuyamamak, bütün gece uykususz kalıp sabahı bulmak: Oyunda sabahlamışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit up all night. pass the whole night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay awake all night. to keep an all-night vigil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the mornings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to stay awake / to sit up / to work all night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (at) Art ayakları üzerine kalkmak. 2. Birdenbire hiddet edip meydana atılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rear. to rear up. to fly into a passion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rear up. ramp. rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alışverişte veya bir işte başlangıç, siftah etmek, başlamak: Daha siftahlamadık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arming. armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâh vermek, Osm. teslîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. arming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. arming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâh edinmek, silâh takmak, silâha sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take up arms. arm oneself. to arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take up arms. to arm oneself. to become armed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kararmak, siyah olmak: Nikel siyahlanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karartmak: Sobacı duvarı siyahlattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacken. black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blacken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) SÜ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokunacak bez vesaireyi tezgâha koymak. 2. mec. Hazırlamak, hazırlığa girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Örneği timsah olan sürüngenler takımı.

Türkçe Sözlük by