Ahz ne demek? | Ahz anlamı nedir? | Ahz

Ahz anlamı nedir?

Ahz ne demek?

Ahz anlamı nedir?

Ahz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ahz

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ] alma. ahz ü kabul etmek alıp kabul etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Alışveriş (Aksata).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hizb). (bk.) Hizib. Hizipler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احزاب] kütleler. 2.partiler. 3.Ahzâb sûresi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hüzn). (bk.) Hüzün. Hüzünler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احزان] hüzünler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخضر] yeşil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احزن] çok hüzünlü. ahzetmek almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to receive. to take. to collect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encashment. legal right of collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ و عطا] alış veriş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ و قبض] alıp sahip çıkma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a jiffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bacak, oyluk. Farsça rân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir bakış, bir göz atma. 2. Bir kere göz kırpma. 3. Göz kırpacak kadar zaman, an. Bir lahzada = Göz açıp kapayıncaya kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instant. second. the twinkling of an eye. minute. moment. split second. twinkling. wink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لحظه] an, lahza.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bir bakış, bir göz atma. 2.Göz kırpacak kadar zaman an. 3.Bir kez göz kırpma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mahz ve mahzâ). Sırf, öz, hâlis, sade, sâfi: Mahz-i hikmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محض] sırf, sade, tam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ancak, yalnız, sade, tek, mücerret: Mahzâ sizi görmek için geldim; mahzâ kendi eğlencesi için yazıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huzûr» dan). 1. Huzur yeri, bir büyük zâtın yanı. 2. Hazır olma, huzur, görünme, gösteriş. Nik-mahzar = Huzuru ve görünüşü güzel, güzel gösterişli. 3. Birçok adam tarafından ortaklaşa imza olunarak yüksek bir makama sunulan dilekçe («arz-ı mahzar» da denilir). Birini mahzar etmek = Biri aleyhinde şikâyet bulunan bir dilekçe sunmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محضر] huzur, kat. 2.görünüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazen» den im.) (c. mehâzin). 1. Mal ve eşya koymaya mahsus kapalı yer, kiler, anbar. 2. Türkçe. Yeraltı, bodrum: İçilecek şeyler soğuk durmak için mahzene konmalıdır (Fr. magasin, bu kelimeden gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. cistern. repository. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. granary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellar. underground storeroom or depository. cistern. repository. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazf» ten imef.) (mü. mahzûfe). Hazfolunmuş, yerinden kaldırılmış, silinmiş (harf vesaire): Bu kelimede a harfi mahzûftur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hüzn» den İmef.) (mü. mahzûne). Tasalı, kaygılı, kederli, gamlı, dertli, hazin, isteğine erişememekten müteessir: Kendisini çok mahzûn gördüm; mahzûn mahzûn dönüp gitti; şu yetimi mahzûn etmeyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. droopy. downcast. chapfallen. languishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dejected. doleful. downcast. forlorn. funereal. gloomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. dejected. depressed. doleful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محزون] hüzünlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüzünlendirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüzünlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tasa ve kaygı ile, gam ve kederle: Mahzunâne yüzüme baktı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [محزونانه] hüzünlü bir halde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tasa, kaygı, keder, gam, dert, hüzün: Bu kadar mahzûniyyete sebep yoktur: Yüzünde mahzûniyyet eserleri görünüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadness. dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadness. dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHZUR) (i. A. «hazer»

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazer» den imef.) (mü. mahzûre). Yakınlaşması yasak, yanına varılması doğru olmayan, harâm (yukarıdaki «mahzur» kelimesi ile karıştırılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenience. objection. disability. handicap. rub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. objection. obstacle. snag. disadvantage. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محذور] sakınca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sakıncalı bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (fıkh). Yasak ve haram şeyler: Zaruret mahzûrâtı ortadan kaldırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazz» dan imef.) (mü. mahzûza). Hazzeden, hoşlanan, memnun, hoşnut: Bu haberden çok mahzûz oldum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محظوظات] hoşa gidecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Memnuniyet, hoşnutluk: Okuduğu kitap çok mahzûziyyet verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huzûr» dan İmef.) (mü. müstahzara). 1. Huzûra getirilmiş, celbedilmiş, getirilip hazır ve mevcut olan. Hazırlanmış. 3. Zihinde saklı, hatırlanan. 4. Ambalajlı, hazır ilâ;.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made drug. preparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparation. factory-made pharmaceutical. chemical or cosmetic. concoction. patent medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. müstahzara) (bu suretle isim gibi pek kullanılmaz). 1. Hatırda tutulup İcabında kullanılan bilgi, tarih ve edebiyata ait fıkra, şiir vesaire. 2. Hazır ilâçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huzûr» dan if.) (mü. müstahzıra). 1. Huzura getiren, celbeden, hazır ve mevcut hâle koyan. 2. Hazır eden, hazırlayan, yapan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهزن] yol kesen, haydut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهزاده] şehzade.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şehzade, şah oğlu, hükümdar çocuğu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) şehzâde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Saygıdeğer kimse. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hizab» den masdar). Boyama (başlıca saç ve sakal hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hüzn» den). Hüzünlü etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazer»den masdar). Sakındırma, çekindirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحذیر] sakındırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yeşil renk verme.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sakındırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tahzir).

İsimler ve Anlamları by