Aid ne demek? | Aid anlamı nedir? | Aid

Aid anlamı nedir?

Aid ne demek?

Aid anlamı nedir?

Aid | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aid

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائد] ait, ilişkin. 2.geri dönen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yardım, iane; f yardım etmek, iane vermek. first aid ilk yardım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkan, korkmuş. be afraid korkmak. be afraid of (-den) korkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belirli sürelerde bir derneğe ödenmesi taahhüt edilen para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenues. subscription. dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenues. benefice. income. remuneration. contribution. subscription. quota. dues. share. allowance. agency fee. capital fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائدات] gelirler, aidat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. aidât, avâid). Birine râci ve ait olan vergi yahut gelir: kendisinin vakıftan aidatı vardır; kendisi avâidini muntazaman alıyor (Müfredi pek kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائده] kâr, kazanç, gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver; yardımcı, muavin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver, emir subayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hatırlatıcı niteliği olan not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ait olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of belonging. concern. relation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation / interest. the state of belonging to. being the property of. concerning / regarding a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. akide). Akideler, inanışlar, (bk.) Akide.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقائد] inançlar, akideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Aide). (Dilimizde bu mânâ ile kullanılmaz). 1. Aidât, irat, gelir: Kendisinin vakıftan biraz avâidi vardır. 2. Tahsisat: Kendisine öteden beri bağlanmış avâidi vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوائد] gelirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «buûd» den smüş.) (mü. baîde). Uzak, ırak, dûr: Bağdad, Şam’dan baîddir. İhtimale yakın olmayan, umulmayan, beklenmiyen: O adamdan böyle bir muamele baîd değildir. Baîd-ül-lhtimal = İhtimali kuvvetli olmayan, muhtemel olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعيد] uzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ing. meyhane tezgâhında hizmet eden kız veya kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Faydasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Faydasız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. örmek, örgü şeklinde dokumak; kurdele veya bant ile tutturmak, bağlamak (saç); şerit veya sutaşı ile süslemek; i. örgü, saç örgüsü; şerit, sutaşı; kurdele, bant, şerit (saç için). braiding i. saç örgüsü; saç örgüsü şeklindeki motif veya süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğünde gelinin yanında bulunan genç kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ceride). Cerideler, gazeteler, (bk.) Ceride.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرائد] gazeteler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oda hizmetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ne fayda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fayda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فائده] yarar, kazanç, fayda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Faydalı, müfîd, nâfî, kârlı, kazançlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فائده بخش] yararlı, faydalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. feride). Tekler, nadirler, (bk.) Feride.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fâide). Faydalar. (bk.) Fayda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوائد] yararlar, faydalar, kazançlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski hizmetçi kız ,evlatlık, besleme; cariye, odalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harîbe). 1. Bâkireler. 2. Delinmemiş inciler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta hizmetçisi. housemaid's knee tıb. dizkapağı iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kakma, işleme ile süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kuûd»dan if.) (mü. kaide). 1. Oturan, oturmuş. 2. Fas’ ta bir çeşit vali.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قائد] komutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Rehber kumandan. 2.Atlan yedekte götüren. 3.Oturan, ikamet eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (c. kavâid). Bir şeyin onun üzerine durduğu, ayaklık: Sütunun kaidesi. 2. Usûl, nizam, yol: Her şeyin bir kaidesi vardır; kaideye riâyet etmeli. 3. Bir ilim ve fenne ait karar ve usullerin her biri: Hesapta çarpma, bölme kaideleri; gramerde çekim kaideleri; umumî kaideler. 4.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedestal. rule kural. base. pedestal taban. duraç. ayaklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. basis. method. pedestal. system. rule. regulation. buttocks. rump. bottom. bed. base plate. bedplate. stand. ground work. bedding. fundamental. foundation plate. block. mount. scole. support. axion. principle. technique. formality. formula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قاعده] kural. 2.temel, esas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Oturan. 2.Temel, esas. 3.Başkent.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kaide kıran, kaideye, usûle riâyet etmeyen, kaideyi bozan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kaide kırarak, kaide kırarcasına, kaideye, usûle riâyet etmeyerek, kaideyi bozarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Oturarak, oturduğu yerde: Kaiden selâmını aldı; namazda kaiden okunacak dualar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. without base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kaidesine uygun olarak, usûl ve nizamına uydurup, usûlen, nizâmen: Kaideten böyle olmak lâzım gelir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاعدة] kural olarak, esas itibarıyla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kaide ile ilgili. 2. (geometri) Tabana ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A, c.) (m. kılâde). Kılâdeler, bukağılar, bk. Kılâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kaside). Kasideler. bk. Kaside.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصائد] kasideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kaaide). Kaideler. bk. Kaide. Gramer ilmi ve kitabı: Kavâid-i Osmâniyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قواعد] kurallar, kâideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşçı yamağl kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yapılışında ince ve paralel çizgiler bulunan (kâğıt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) lay laid up biriktirilmiş, ilerisi için saklanmış; hastalık sebebiyle evde veya yatakta; (den.) arması soyulmuş ve havuza yatırılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genç kız, bakire kız, kız çocuk; hizmetçi kız. maid of all work her işi gören hizmetçi kadın maid of honor kraliçe veya prenses nedimesi; düğünde geline refakat eden kız. old maid evlenmemiş yaşlı kız; titiz ve telaşlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meydan, alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Üzerinde yemekler bulunan, kurulmuş sofra. 2. Yemek, ziyafet: Filânın şerefine bir mâide çekti, verdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مائده] sofra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Üzerinde yemek bulunan sofra. Yemek, şölen. 2.Kur’an-ı Kerim’in 5.suresinin adı. 3.İsa ve Havarilerine gökten inen sofra (Maide-i Mesih).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. genç kız, evlenmemiş kız; s. evlenmemiş, bekâr; tecrübesiz, bakir, yeni, taze; masum, nezih; ilk. maiden effort ilk teşebbüs. maiden name evli kadının bekarlık soyadı. maiden over kriket oyununda sayı kaydedilmeyen devre. maidenly s. kız gibi;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baldırıkara, bot. Adiantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızlık, erdenlik, bakirelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hizmetçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belinden aşağısı balık şeklinde olan efsanevi denizkızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mâide). (bk.) mâide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. me’vûd). (bk.) Mev’Üd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevid). (bk.) Mevid.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütçü kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «bu’d» dan lf.) (mi), mübâide). Uzaklaştıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râd» dan if.) (mü. mürtaide). Ürküp titreyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bud’» dan if.) (mü. mütebâide). Birbirinden uzak bulunan, uzaklaşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «câd» dan if.) (mü. mütecâide) (paleontoloji). Kıvrak, kıvırcık. Mütecâidü’ş-şaâr = Kıvırcık saçlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kuûd» dan if.) (c. mütekaidin). Emekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ziyâde» den if.) (mü. mutezâide). Artan, çoğalan: Serveti günden güne mütezâyid oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساعد] uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستعد] yetenekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقاعد] emekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kabiliyeti olmayan. (bk.) Müstait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامساعد] uygun olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. neşîde). Neşîdeler, şiirler, şarkılar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dadı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. pay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ekose; i. ekose kumaş; ekose desen; İskoçya dağlılarının kullandıkları ekose şal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. posta ücreti ödenmiş (olarak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ra’d» den if.) (mü. râide). Gürleyen, gök gUrlemesi sesi çıkaran.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. akın, yağma, çapul, hücum; polis ve gümrük memurlan baskını; f. akın etmek, baskın yapmak. raider i. akıncı, baskıncı; eskiden ticaret gemilerine hücum için kullanılan silahlı ticaret gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gürleyen, gürüldeyen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gürleyen bulut.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gürleyen bulutlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kolun-dirsek ile el arasındaki kısmı, bilek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çıkıcı, çıkan, yükselen, (musiki) Çıkıcı dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sa’d»dan smüş.) (mü. saide) (c. suadâ). 1. Bahtiyar, uğurlu, mübârek, mes’ud: Bayramınız sâİd olsun. 2. Tanrı katında makbûl ve Ahıreti mamur olan: Cenâb-ı Hak saidler zümresine kata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Güney (Yukarı) Mısır’da bir eyalet ve şehir ki, «Asyût» da denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساعد] kol, bilek ile dirsek arası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. say.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Mübarek, kutlu, uğurlu. Mübarek, mesut. Sevap kazanmış, Allah katında makbul tutulmuş. Sahabe isimlerinden

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Said).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şedîde). 1. Zahmetli ve meşakkatli durumlar, şiddetler: soğuğun, harbin, yolun şedâidi. 2. Afetler, belâlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temkinli, ağırbaşlı, vakarlı; sabit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yardım edilmemiş, yardım görmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. örgüsünü açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ödenmemiş; alacaklı (işçi); ücretsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söylenmemiş, bahsedil memiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, yüzüne vurmak. upbraidingly z. azarlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

membership dues. member dues. membership contribution. membership fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Va’d.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İyiliğe sevk ve kötülükten uzaklaştırma için korkutma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Birini iyiliğe sevk ve kötülükten uzaklaştırmak için korkutma, yıldırma.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerinde söylenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ziyâdet» ten) (mü. zâide) (c. zevâid). 1. Artan, arttırılan, Osm. ilhak ve ilâve olunmuş. 2. Fazla, lüzumdan ziyade, lüzumsuz: Bu masraf zâiddir. 3. (matematik) 1. Kat’ı ziid (Fr. hyperbole) denilen geometrik şekil. 2. Artı, artı işâreti ( + ).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زائد] artık. 2.artan. 3.artı. 4.gereksiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Artan, artıran. -Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zaid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zâide). Fazlalıklar, fazla, lüzumsuz şeyler.

Türkçe Sözlük by