Ail ne demek? | Ail anlamı nedir? | Ail

Ail anlamı nedir?

Ail ne demek?

Ail anlamı nedir?

Ail | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ail

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rahatsız olmak, hasta olmak; sıkıntı vermek, taciz etmek, rahatsız etmek. ailing (s). keyifsiz, rahatsız, hasta ailment (i). rahatsızlık , hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıç direk yelkenleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) aylandız ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) idare ve geçimleri bir adama ait olan zevce, evlât, ana baba vesair şahısların hepsi, familya, ev halkı, hanedân, eş, zevce: Ailesini beslemek için gece gündüz çalışmaya mecburdur; büyük bir aileye, fakir lâkin namuslu bir aileye mensubdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. domestic. family. stirpes. relations. stirps. brood. kin. next of kin. menage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. house. kindred. wife. domestic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. wife. house. household. people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائله] aile. 2.eş, karı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor. family doctor / physician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of domestic relations. family law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning. birth control. planned parenthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master. patriarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family head. head of the family. genarch. head of a family. head of the household. housefather. household head. householder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (hav). kanatçık, goşisman, eleron. aileron controls goşisman kumandaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aile ile ilgili, ailelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining to the family. concerning the family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائلوی] aile ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). maden alaşımı, halita, alaşım; maden alaşımından olan adi maden; değerli bir şeyin kıymetini azaltan unsur; (f). kıymetli madene kıymetsiz maden karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) saldırmak, üzerine atılmak, üzerine varmak, hücum etmek, hamle etmek; tecavüz etmek, dil uzatmak assailable (s). tecavüz edilebilir. assailant (i). saldırgan kimse, mütecaviz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarar, fayda, kâr; (f). yaramak, ise yaramak, faydası olmak. of no avail beyhude, boşuna. to avail oneself of yararlanmak, -den istifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kullanışlı, hazır, elde mevcut; piyasada bulunan. availabil'ity, avail'ableness (i). hazır bulunma; muteber olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. müz. A.) (Ibrânîce’den) Dört büyük melekten, öldürmeye mamur olan melek. Ar. Melek-iil-nwvt = Ölüm meleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the angel of death. the reaper. the grim reaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azrael. the angel of death. death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزدائيل] Azrail.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), islâm dininden ayrılmış, İran’dan başka Avrupa ve Amerika’da da yayılmış bulunan BAbîlik’ten doğmuş bir din.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (huk). kefil; kefalet; kefalete bağlanma; kefaletle tahliye; tahliye için kefalet, teminat; (f). bir kimseye kefalet ederek tahliyesini temin etmek; mevkufu kefile teslim etmek; emanet etmek, tevdi etmek, sorumlu olmak. bail bond kefaletname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kayıktan su boşaltmaya mahsus tas; çember kulp, halka; tente desteği; ahır bölmesi; kriket oyununda kullanılan çubuk; (f). kayığın suyunu boşaltmak. bail out tayyareden paraşütle atlamak. bailer (i). kayığın suyunu boşaltan kimse; (kriket) sipe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). kefil olunabilir, teminat olarak verilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). emanetçi, kendisine saklamak için verilen malı kabul eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir derebeyi şatosunun etrafını çeviren dış duvar; şatonun dış avlusu. Old Bailey Londra ağır ceza mahkemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İskoçya'da belediye yüksek memuru; nahiye müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mübaşir; icra memuru; muhafız; kazalarda Sheriff denilen baş icra memurunun vekili; çiftlik veya şato kâhyası; ing. sınırlı görevleri olan hâkim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bailiff denilen yetki bölgesi; A.B.D. ihtisas sahası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). kefalet, malları teminat olarak verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). teminatı veren mudi, iade edilmek üzere mal veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(çoğ. -men) (huk). kefil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنی اسرائيل] İsrailoğulları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. feryat etmek, ağlamak; hayıflanmak; üzüntüsünü beyan etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., t. şantaj; tehditle birinden para koparma; f. şantaj yapmak. blackmailer i. şantajcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kısa kuyruk; kuyruğu kesilmiş hayvan; s. kısa kuyruklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. yelken ipi, istinga ipi; f. istinga etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. körlerin parmaklarıyla dokunarak okumaları için kabartma harflerden meydana gelen bir baskı sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «câl» den) (mü. câile). Yapan, eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayaktakımı, aşağı tabaka, sefiller.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalıhorozu, (zool). Tetrao urogallus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dokuz kamçılı kırbaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük sukamışı, (bot). Typha latifolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut CİBRİL (hi. İbrânîce’ den). Kerrûbiyân denilen büyük meleklerden biri olup, peygamberlere vahiy götürmeye memurdur, vahiy meleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the archangel gabriel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy- ghost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Peygamberlere vahiy getiren dört büyük melekten biri. 2.Cibril, İbranice Allahın kulu. 3.Az çok zorla olgunlaştırmak. Cebrail b. Öm(Erkek İsmi) Batı Karahanlı hükümdar (1099-1102).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güdük kuyruklu at; saf kan olmayan at; asil diye geçinen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kokteyl; karides kokteyli; meyva kokteyli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). jet uçaklannın bazan yüksek irtifada uçarken arkalarında bıraktıkları beyaz çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). A.B.D.'ne mahsus bir tavşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aynı kuvvetle karşı koymak, karşılamak. countervailing duty (tic). munzam gümrük resmi, sürtaks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesmek, kısaltmak, azaltmak. curtailment (i). azaltma, kısaltma, azalma, kısalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). irlanda millet meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (i). gündelik, günlük; (z). her gün; (i). gündelik gazete; (ing). gündelikçi (hizmetçi). daily bread günlük ekmek, geçim, rızk, maişet. daily double at yarışlalarında çifte bahis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. delil). Deliller, (bk.) Delil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دلائل] kanıtlar, deliller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). treni raydan çıkarmak. derailingswitch raydan çıkarmaya mahsus makas derailment (i). raydan çıkma (tren).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (çoğ). teferruat, ayrıntılar; tafsilât; ayrıntılı plan; (ask). müfreze, hususi bir işe ayrılan asker takımı; (f). tafsilatıyla anlatmak; hususi bir işe tahsis etmek. in detail tafsilatıyla, teferruatıyla, mufassalan, ayrı ayrı, ayrıntılarıyla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sandık ve çekme. cede koşe bağının dişleri, kırlangıç, geçme, kurtağzı; (f). tam uymak; köşe bağı kesmek; köşe bağı dişleriyle bitiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. e-mail

elektronik posta

Bilgisayarlar veya bir ağ içindeki belli gönderim merkezleri arasında elektronik bilgi iletişimi.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

E-mail modunda, görüntülerin boyutu 320 x 240’tur. Böylece e-postada gönderilmeye uygun daha küçük dosya boyutu elde edilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kenarını tırtıl veya kabartmalarla süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. ingiltere'de bir mülkün vâris tarafından ferağ veya satışını meneden miras usulu; miras yoluyla intikal eden ve satılması yasak olan gayri menkuller, meşruta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. icap ettirmek; huk. belirli bir veraset usulüne göre vermek; meşruten vakfetmek. entailment i. icap ettirme; meşruten vakfetme; bu suretle vakfedilen mülk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağırsaklar, iç uzuvlar; iç, iç kıslmlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. evvel). İlk vakitler, birinci günler, iptidalar: Evâil-i Ramazanda, evâil-i ömründe (yalnız «evâilde» kullanılırsa «eski zamânlarda» mânâsını ifade eder).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوائل] başlar, ilk günler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) AzrSil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fiil’den if.) (mü. fâile). 1. işleyen, yapan, Amil: Acaba bu işin, bu cinayetin fâill kimdir? 2. Müessir, tesir eden. 3. (gramer) Cümlede fiili icra edeni gösteren isim: «Kitap okuyordum» cümlesinde olduğu gibi fâil, fiilin çekimindeki son ekte gizli olabilir. Iım-i fiil = Eden, gelen, söyleyen gibi fâile sıfat olan fiil parçası. (hukuk) FAil-i müstakil = Bir suçu bizzat yapan veya yapılmasına sebep olan. Fiil-i müşterek = Bir cürmün işlenmesine sebep olmayıp iştiraki olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. author. perpetrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be wanting; to fall short; to be or become deficient in any measure or degree up to total absence; to cease to be furnished in the usual or expected manner, or to be altogether cut off from supply; to be lacking; as, streams fail; crops fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be affected with want; to come short; to lack; to be deficient or unprovided; used with of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fall away; to become diminished; to decline; to decay; to sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deteriorate in respect to vigor, activity, resources, etc.; to become weaker; as, a sick man fails.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To perish; to die; used of a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be found wanting with respect to an action or a duty to be performed, a result to be secured, etc.; to miss; not to fulfill expectation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To come short of a result or object aimed at or desired ; to be baffled or frusrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To err in judgment; to be mistaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To become unable to meet one's engagements; especially, to be unable to pay one's debts or discharge one's business obligation; to become bankrupt or insolvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be wanting to ; to be insufficient for; to disappoint; to desert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To miss of attaining; to lose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Miscarriage; failure; deficiency; fault; mostly superseded by failure or failing, except in the phrase without fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Death; decease. get worse; 'Her health is declining' stop operating or functioning; 'The engine finally went'; 'The car died on the road'; 'The bus we travelled in broke down on the way to town'; 'The coffee maker broke'; 'The engine failed on the way to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perpetrator. subject. active. agency. efficient. offender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail to do something; leave something undone; 'She failed to notice that her child was no longer in his crib'; 'The secretary failed to call the customer and the company lost the account'. be unsuccessful; 'Where do today's public schools fail?'; 'The att

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A deal is said to fail if on the settlement date either the seller does not deliver securities in proper form or the buyer does not to deliver funds in proper form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trade is said to fail if on settlement date either the seller fails to deliver securities in proper form or the buyer fails to deliver funds in proper form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A situation where either the seller fails to deliver the security in proper form or the buyer fails to deliver funds in the proper form on settlement date As long as the fail exists, the seller will not be paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trade that does not settle properly, as the seller failed to deliver security as contracted or the buyer does not have money to pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The failure of a seller to deliver securities to the purchaser or to a specified place of delivery as contracted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A transaction between two municipal securities brokers or dealers on which delivery does not take place on the settlement date A transaction in which a dealer has yet to deliver securities is referred to as a 'fail to deliver;' a transaction in which a de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Prolog operator that causes backtracking to occur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A security transaction which does not settle per its contract terms because of a failure by one of the counterparties to meet their obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A goal is said to haved failed if it could not be proven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Udh Brir Khser. specifies a failure condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the context of computers, one of the three historic choices offered by DOS when it could not complete the requested operation Also see Abort and Retry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Make the pattern fail on this occasion When a pattern fails, it means that the pattern was not truly available The calling routines in the compiler will try other strategies for code generation using other patterns Failure is currently supported only for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فاعل] yapan. 2.özne. 3.etkili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başaramamak, becerememek, muvaffak olamamak, çıkmamak, bitmek, kifayet etmemek; kuvveti kesilmek, zayıflamak; iflâs etmek; kalmak (sınavda), geçememek; boşa çıkarmak, bırakmak, ümidini kırmak; ihmal etmek, yapmamak; sınıfta bırakmak, geçirmemek. fail

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s). kusur, zaaf, ayıp; (s). zail olan, eksilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat olmadığı takdirde. failing that aksi takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yapan ve işleyen adamın hâli. Ar. Amiliyyet. 2. Müessirlik, tesir: Bu İlâcın fâiliyyeti tecrübe edilmiştir:

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاعليت] etkenlik, aktivite.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendinden çizgileri olan yumuşak ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarısızlık, muvaffakiyetsizlik, beceremeyiş; ihmal, yapmayış; bitme,tukenme, kaybolma; zail olma, zayıflama, inkıraz; iflâs; başarı kazanamayan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fazîlet). (bk.) Fazilet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayırlı bir iş uğrunda şahsî menfaatlerini ve canını bile feda eden adamın hali. Ar. hamiyyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فضائل] erdemler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fazîlet). Faziletler, iyi huylar, (bk.) Fazilet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

irlandada aşırı milliyetçi parti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). harman döveni; ortaçağda kullanılan buna benzer silâh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). trinketa yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pruva babafingo yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pruva gabya yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay kırılır; kolay bozulur; zayıf; zayıf ahlâklı, kolayca günah işleyebilir. frailly (z). kolay kırılabilir şekilde; zayıf ahlâklı olarak. frailty (i). zayıflık, manevi zaaf. human frailty kolayca günah işleyebilme eğilimi, beşer zafiyetleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuru yemiş küfesi; bir küfelik kuru yemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzundur) (i. A.) (c. gavâil). 1. Sıkıntılı iş, baş ağrısı veren meşguliyet, belâ, çözümü zor mesele, uğraştıran iş: Büyük başın gailesi çok olur, gaileden kurtulamıyorum. 2. Harb, muharebe, çatışma: Galle-i zâilede = Geçen seferki muharebede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غائله] uğraşı, telaş, meşakkat. 2.savaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzundur) (i.). I. Gaile çıkaran, gailesi olan, başa dert olan: Çok gaileli bir hayat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Gaile çıkarmayan. 2. Gailesi olmayan, dertsiz: Gailesiz bir iş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galon, ing 4,55 litre; ABD 3,78 litre gal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, gayly bak gay

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. gaile), (bk.) Gaile.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (gen. Holy Grail) son akşam yemeğinde Hazreti İsa'nın kullandığı farzolunan sahan veya kase .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurşuni renkte tezyini resim usulü (bilhassa cam üzerine).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) parmaklık, korkuluk; siper demiri; (den.) puntel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hevl» den if.) (mü. hâile). Korkunç, ürpertici: Bir seda-yi hâil: Bir korkunç ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havi» den if.). iki şey arasında bulunup birinden diğerinin görünmesine veya birleşmelerine engel olan: Ağaçlar hâil olduğundan köşkten deniz görünmüyor; kapalı havada bulutlar güne;e hâil olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small roundish masses of ice precipitated from the clouds, where they are formed by the congelation of vapor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The separate masses or grains are called hailstones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pour down particles of ice, or frozen vapors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pour forcibly down, as hail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Healthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Hale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To call loudly to, or after; to accost; to salute; to address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To name; to designate; to call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To declare, by hailing, the port from which a vessel sails or where she is registered; hence, to sail; to come; used with from; as, the steamer hails from New York.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To report as one's home or the place from whence one comes; to come; with from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exclamation of respectful or reverent salutation, or, occasionally, of familiar greeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wish of health; a salutation; a loud call. enthusiastic greeting precipitation of ice pellets when there are strong rising air currents greet enthusiastically or joyfully call for; 'hail a cab' be a native of; 'She hails from Kalamazoo' precipitate as s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fence. enclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation of ice pellets when there are strong rising air currents. enthusiastic greeting. praise vociferously; 'The critics hailed the young pianist as a new Rubinstein'. be a native of; 'She hails from Kalamazoo'. call for; 'hail a cab'. greet enthu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation that originates in convective clouds, such as cumulonimbus, in the form of balls or irregular pieces of ice, which comes in different shapes and sizes Hail is considered to have a diameter of 5 millimeter or more; smaller bits of ice are cla

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation that originates in convective clouds, such as cumulonimbus, in the form of balls or irregular pieces of ice, which comes in different shapes and sizes Hail is considered to have a diameter of 5 millimeter or more; smaller bits of ice are cla

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation in the form of balls or irregular lumps of ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Falling ice in roughly round shapes at least 0 2 of an inch in diameter Hail comes from thunderstorms and is larger than sleet Hailstones form when upward moving air -- updrafts -- in a thunderstorm keep pieces of graupel from falling Drops of supercooled

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hail is a destructive form of precipitation that is 5 to 190 millimeters in diameter The large downdrafts in mature thunderstorm clouds provide the mechanism for hail formation Hailstones normally have concentric shells of ice alternating between those wi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pieces of ice that fall from thunderstorms Hail often is composed of concentric rings of ice that form as the particle moves through 'wet' and 'dry' areas of the thunderstorm. Precipitation which forms into balls or lumps of ice over 0 2 inch in diameter

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation in the form of balls or clumps of ice produced by thunderstorms Severe storms with intense updrafts are most likely to produce large hail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation composed of balls or irregular lumps of ice with diameters between 5 and 50 mm. precipitation composed of chunks of ice that form atop cumulonimbus clouds and fall as soon as they become too heavy for the cloud updrafts to hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation in the form of balls or lumps usually consisting of concentric layers of ice A thunderstorm is classified as severe when it produces hail 3/4 of an inch or larger in diameter The following table shows hail size estimates:. is precipitation c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation in the form of transparent or partially opaque balls or irregular lumps of concentric ice Hail is normally defined as having a diameter of 5 millimeters or more and is produced by thunderstorms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pieces of ice that fall from thunderstorms Hail often is composed of concentric rings of ice that form as the particle moves through 'wet' and 'dry' areas of the thunderstorm. millimetric or larger precipitation particle of ice, formed by the accretion of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation in the form of balls or irregular lumps of ice Tall cumulonimbus clouds are much warmer at the bottom than at the top This causes tremendous pressure differences and strong rising air currents, which suck warm water droplets from the bottom

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation in the form of balls or irregular lumps of ice produced by liquid precipitation freezing and being coated by layers of ice as it is lifted and cooled in strong updrafts of thunderstorms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hail is observed precipitation in the form of small balls or pieces of ice , falling either separately or agglomerated into irregular lumps Hail falls during heavy thunderstorms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation of small balls or other pieces of ice falling separately or frozen together in irregular lumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sparse hailstones of small size, often mixed with rain Moderate:.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هائل] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) selâmlamak; çağırmak; seslenmek; (i.) selâmlama, seslenme. hail fellow well met samimi dost, yakın arkadaş; herkesle çabuk ahbap olan kimse, sıcakkanlı kimse, samimiyetten hoşlanan kimse. hail from den, ,,, Iimanından kalkmak. Where do you h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) dolu; dolu gibi yağan şey; (f.) dolu halinde yağmak veya yağdırmak; hızlı ve şiddetli gelmek (söz, yumruk). hailstone (i.) dolu tanesi. hailstorm (i.) dolu fırtınası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Osmanlıca’da uydurulmuştur). Sonu facia ile biten tiyatro eseri, Fr. tragidie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hamile kullanılmamıştır). 1. Omuzdan asılan bağ: Kılıç, nişân hamâili. 2. Muska, tılsım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمائل] kılıç kayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). 1. Kare şeklindeki yelkenlerin veya serenlerinin orta kısmı. 2. Yelkenin alt yakasının sarılmasını kolaylaştıran kısım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) merdiven parmaklığı, tırabzan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şeytantırnağı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. haslet). Hasletler. (bk.) Haslet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصائل] hasletler, tabiatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Heva ve hevesine uyma, ciddiyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flightiness. inconstancy. irresponsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde biribirine çok benzeyen, hepsi hicâz dörtlüsü veya beşlisi ile yapılan 4 basit makama (Hicâz, Zengûle, Uzzâl ve Hümâyûn) verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iri başlı kısa çivi, ayakkabının altınaa vurulan iri başlı çivi, kabara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kuyrugu; Osmanlılarda tuğ; kırkkilit, atkuyrugu, bot. Equisetum arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sosyalleşme, sosyalizasyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sosyalleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitivism. primitivity. primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.İbrahim (a.s.)’in oğlu. İbrahim (a.s.) O’nu Allah’a kurban olarak adamış ve sözünde durmak için harekete geçmiştir. Fakat Allah (c.c.) O’nu son anda Cebrail aracılığıyla durdurmuş ve bu imtihanı kazandığını bildirmiştir. İsmail (a.s.) Kur’an’da ismi geçen peygamberlerdendir ve babasıyla beraber Ka’be’yi inşa etmişlerdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (ibrânîce’de Allah’ın kulu demektir). Hazret-i YAkub’un lakabı olup, onun on iki oğlundan gelen Ibrânîler’e bu münasebetle «Benî isrâil» denir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) - Ya’kub peygamberin lakabı. Sonradan onun soyundan gelenler İsrailoğullan diye anılmışlardır. İsrailoğullan, Kur’an’da çok sık kullanılan bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Orta Doğu’da, Akdeniz Sahilinde, Mısır ile Lübnan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 31 30 Kuzey enlemi, 34 45 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 20,770 km².

Sınırları: toplam: 1,017 km.

sınır komşuları: Mısır 266 km, Gazze 51 km, Ürdün 238 km, Lübnan 79 km, Suriye 76 km, Batı Şeria 307 km.

Sahil şeridi: 273 km.

İklimi: Ilıman, güneyde sıcak ve kuru iklim tipi görülür.

Arazi yapısı: Güneyde Negev çölü, kıyıda alçak ovalar, orta kısımda dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Ölü Deniz -408 m.

en yüksek noktası: Har Meron 1,208 m.

Doğal kaynakları: Kereste, potas, bakır, doğal gaz, fosfat kayalıklar, magnezyum bromid, kil, kum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %15.45.

daimi ekinler: %3.88.

Diğer: %80.67 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,940 km²(2003 verileri).

Doğal afetler: Sonbahar ve yaz ayları boyunca kum fırtınaları; kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 6,352,117 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.18 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.89 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.46 yıl.

Erkeklerde: 77.33 yıl.

Kadınlarda: 81.7 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.41 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 (2001 verileri).

Ulus: İsrailli.

Nüfusun etnik dağılımı: Yahudi %76.4 (İsrail doğumlu %67.1, Avrupa/Amerika doğumlu %22.6, Afrika doğumlu %5.9, Asya doğumlu %4.2), Yahudi olmayan %23.6 (çoğunlukla Arap) (2004).

Din: Musevi %76.4, Müslüman %16, Arap Hıristiyan %1.7, diğer Hıristiyan %0.4, Dürzi %1.6, diğer %3.9 (2004).

Diller: İbranice (resmi), Arapça (Arap azınlıklar tarafından kullanılır), İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %95.4.

erkekler: %97.3.

kadınlar: %93.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: İsrail Devleti.

kısa şekli : İsrail.

Yerel tam adı: Medinat Yisra’el.

yerel kısa şekli: Yisra’el.

ingilizce: Israel.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Kudüs.

İdari bölümler: 6 bölge; Merkez, Haifa, Jerusalem, Kuzey, Güney, Tel Aviv.

Bağımsızlık günü: 14 Mayıs 1948.

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 14 Mayıs (1948).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Beni İsrâil kitaplarında hurafe kabilinden, mitoloji ile tarihin karışmasından doğmuş hikâyeler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) cezaevi, tutukevi, hapishane, tevkifhane; hapis; (f.) hapishaneye kapamak, hapsetmek, tutuklamak. jail fever tifüsün eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hapishane gediklisi; mahpus; ip kaçkını; pranga kaçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gardiyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kabîle). Kabîleler, oymaklar, bk. Kabîle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبائل] kâbileler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kavi» den if) (mü. kaile). 1. Diyen, söyleyen, bir sözün sahibi: Bu sözün, bu beytin kaili kimdir? 2. Râvî, nâkil ve rivâyet eden: Bu haberin kailini bulmalı. 3. Razı, rıza veren: Benim dediğime bir türlü kail olmadı; ben işin o suretle halledileceğine kailim; ben bir karıncanın ezilmesine kail olmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of headless cabbage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Kale, 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any cabbage, greens, or vegetables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A broth made with kail or other vegetables; hence, any broth; also, a dinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a hardy cabbage with coarse curly leaves that do not form a head. coarse curly-leafed cabbage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قائل] söyleyen. 2.razı olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

razı olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lahana familyasından kıvırcık yapraklı bir sebze; İskoç lahana çorbası; (A.B.D.),( argo) para. sea kale yabani lahana, bot. Crambe maritima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biribirinden büyük olmak üzere kemana benzer dört çalgıya verilen isim: Keman, alto = viola, violonsel ve kontrbas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-established family. old. well-known family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) LA.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırmalı yelken, hasır yelken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aile ile beraber, ailece, ailecek (bk.) Maa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meyi» den if.) (mü. mâile). 1. Bir tarafa doğru eğilmiş, eğri, münhani: Mâil duvar, ağaç. 2. Bir şeye istidat ve kabiliyeti olan: Eğlenceye, içkiye, san’ata mâildir. 3. Hevesli, arzulu, talip, isteyen, düşkün, müptelâ: Bir güzele mâil oldu. 4. Benzer, çalar, andırır, yakın: Penbeye mâil sarı; azıcık maviye mâildir. 5. (geometride) Amudî (yatay) ile ufkî (dikey) arasında bir durumu olan, Ar. münharif: Hatt-ı mâil (eğri çizgi); sath-ı mâil (eğri yüzey).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small piece of money; especially, an English silver half-penny of the time of Henry V.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rent; tribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A flexible fabric made of metal rings interlinked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It was used especially for defensive armor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence generally, armor, or any defensive covering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contrivance of interlinked rings, for rubbing off the loose hemp on lines and white cordage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any hard protective covering of an animal, as the scales and plates of reptiles, shell of a lobster, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To arm with mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bag; a wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bag or bags with the letters, papers, or other matter contained therein, conveyed under public authority from one post office to another; the whole system of appliances used by government in the conveyance and delivery of mail matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which comes in the mail; letters, etc., received through the post office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trunk, box, or bag, in which clothing, etc., may be carried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail See

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See Sending Mail See Rmail,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail See

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic Mail is a means of exchanging private text messages through the Internet and other networks The most popular mail readers on Unix are Elm and Pine It is also possible to read mail across a SLIP connection with a client program connected to a po

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received Chapitre 28 Chapitre 29, for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message to one or more users or groups sent over the computer Mail can include other documents as attachments Mail can traverse multiple machines and networks See also attachment, Multipurpose Internet Mail Extensions , NeXTMail, Simple Mail Transfer Pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a special room where you can send messages to individual users Essentially it is just like any other room, however only the recipient and author of a message can read it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message to one or more users or groups sent over the computer Mail can include other documents as attachments Mail can traverse multiple machines and networks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Well, if you must, the physical address for paper mail is Downtown Anywhere Inc 32 Woodland Road Boston, MA 02130.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the world of computer networking, 'mail' refers to electronic mail or e-mail. dispatches of correspondence and other objects tendered by and intended for delivery by means of the postal service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something that you lost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flexible armor made up of interlocking metal rings Mail By The Sword. a button on the IE Toolbar which will open your email program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Z Sending Mail S

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small piece of money; especially, an English silver half-penny of the time of Henry V.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rent; tribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A flexible fabric made of metal rings interlinked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It was used especially for defensive armor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence generally, armor, or any defensive covering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contrivance of interlinked rings, for rubbing off the loose hemp on lines and white cordage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any hard protective covering of an animal, as the scales and plates of reptiles, shell of a lobster, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To arm with mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bag; a wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bag or bags with the letters, papers, or other matter contained therein, conveyed under public authority from one post office to another; the whole system of appliances used by government in the conveyance and delivery of mail matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which comes in the mail; letters, etc., received through the post office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trunk, box, or bag, in which clothing, etc., may be carried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail See

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See Sending Mail See Rmail,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail See

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Sending Mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic Mail is a means of exchanging private text messages through the Internet and other networks The most popular mail readers on Unix are Elm and Pine It is also possible to read mail across a SLIP connection with a client program connected to a po

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received Chapitre 28 Chapitre 29, for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message to one or more users or groups sent over the computer Mail can include other documents as attachments Mail can traverse multiple machines and networks See also attachment, Multipurpose Internet Mail Extensions , NeXTMail, Simple Mail Transfer Pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a special room where you can send messages to individual users Essentially it is just like any other room, however only the recipient and author of a message can read it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message to one or more users or groups sent over the computer Mail can include other documents as attachments Mail can traverse multiple machines and networks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Well, if you must, the physical address for paper mail is Downtown Anywhere Inc 32 Woodland Road Boston, MA 02130.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the world of computer networking, 'mail' refers to electronic mail or e-mail. dispatches of correspondence and other objects tendered by and intended for delivery by means of the postal service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something that you lost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flexible armor made up of interlocking metal rings Mail By The Sword. a button on the IE Toolbar which will open your email program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mail means messages sent from one user to another through the computer system, to be read at the recipient's convenience Emacs has commands for composing and sending mail, and for reading and editing the mail you have received See section Z Sending Mail S

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مائل] eğilimli, istekli. 2.eğimli, meyilli. 3.çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. halka veya zincirden yapılmış zırh; f. böyle zırh giydirmek. mailed fist saldırı tehdidi, baskı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. posta; posta arabası; f., A.B.D. postaya vermek, posta ile göndermek. mail train posta treni. firstclass mail en yüksek posta ücretine tabi adi mektup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir yana eğilmiş, eğik. 2.Hevesli, istekli, yetenekli. Taraflı, içten istekli. 3.Andırır, benz(Erkek İsmi) 4.Tutkun.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eğilim göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta ile gönderilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mektupların içine konup postalandığı torba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mail).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta gemisi; postalama işlerinde kullanılan makina; postaya gidecek mektup veya paketleri hazırlayan kimse; banyo edilmek üzere film postalamaya elverişli ufak torba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir tarafa eğilmiş olan şeyin durumu. Ar. inhirâf, inhinâ: Bu çizginin, bu sathın mâiliyyeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) postacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta siparişiyle alınan. mailorder house posta ile sipariş kabul eden mağaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. mayistra yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mes’ele). Meseleler. (bk.) Mesele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meş’al). Meş’ aller, meşaleler, (bk.) Meş’al,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسائل] meseleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاعل] meşaleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dört büyük melekten rızıkların taksimine memur melek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mitralyöz, makinalı tüfek. mitrailleur i. makinalı tüfek kullanan asker, mitralyözcü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

molotofkokteyli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek ray, monoray; tek raylı demiryolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıçankuyruğu, bot. Alopecurus agrestis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mûmâ» İmâ’dan imef.) (mü. mûmaileyhâ) (tes. mûmâileyhümâ) (c. mumâileyhüm) (ilâ = edat, h = 3. şahıs zamiri), imâ ve işaret olunan, anılan şahıs: MÜmâileyh paşa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مومی اليه] anılan, adı geçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مومی اليهم] adı geçenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fiilden if.) İçine işlemiş, alınmış, müteessir, gücenmiş, muğber: O sözden münfail oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş için İyilik yapan adamın hâli, riyâ, riyakârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müştalle). Yanmış, tutuşmuş, ateş almış, alevlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gücenmek, alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشتعل] alevli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neyUden if.). Kavuşan ve muvaffak olan, muzaffer: Kâr ederek meramına nâil oldu, nâil-i merâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who attains/gains/receives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the horny scale of plate of epidermis at the end of the fingers and toes of man and many apes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The basal thickened portion of the anterior wings of certain hemiptera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The terminal horny plate on the beak of ducks, and other allied birds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slender, pointed piece of metal, usually with a head, used for fastening pieces of wood or other material together, by being driven into or through them.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of length, being two inches and a quarter, or the sixteenth of a yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fasten with a nail or nails; to close up or secure by means of nails; as, to nail boards to the beams.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stud or boss with nails, or as with nails.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fasten, as with a nail; to bind or hold, as to a bargain or to acquiescence in an argument or assertion; hence, to catch; to trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To spike, as a cannon. a thin pointed piece of metal that is hammered into materials as a fastener horny plate covering and protecting part of the dorsal surface of the digits a former unit of length for cloth equal to 1/16 of a yard attach something some

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who attains. gains. or receives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horny plate covering and protecting part of the dorsal surface of the digits. a thin pointed piece of metal that is hammered into materials as a fastener. a former unit of length for cloth equal to 1/16 of a yard. attach something somewhere by means of na

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fastener made from endless wire by cutting a point and forming a head at the shank end opposite the point. fastener made from endless wire by cutting a point and forming a head at the shank end opposite the point National Wooden Pallet and Container Assoc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small headed and pointed piece of metal driven though a piece of wood to fasten it to another Longer and heavier examples are usually referred to as spikes, or double nails Nails may be distinguished by material and mode of preparation, ie nails may be

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hypodermic needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A good body check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ingrown Nail Fungus Nail Nail Injury Nail Problems HEEL Heel Spur Plantar Fasciitis Stone Bruise Haglund's Sever's Disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نائل] erişen, kavuşan, murada eren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çivi, mıh; tırnak; hayvanlarda tırnak yerine bulunan pençe veya toynak; 5,7 santimetrelik kumaş ölçü birimi. nail brush tırnak fırçası. nail file tırnak törpüsü. nail polish tırnak cilâsı. nail puller kerpeten, kıskaç. nail scissors tırnak makası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mıhlamak, çivilemek; sıkı sıkı bağlamak, kavramak; (argo) tutmak; yakalamak; (argo) (bir yalanı) meydana çıkarmak; (argo) çalmak; (argo) vurmak. nail down çivilerle sabitleştirmek; garantiye almak. nail up çivilerle kapatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Muradına eren, ermiş, ele geçiren. Naili: Divan edebiyatı şairlerinden olup asıl adı Salih’tir. Manastır’da doğmuş, Mısır’da vefat etmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

muradına ermek, kavuşmak, erişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nail).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Erişme, elde etme, nâil olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kova, gerdel. pailful s. bir kova dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ot minder, ot şilte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. payet, pul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ancak geçti ve geçmedi diye değerlendirme yapan karne sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başın arkasından sarkan saç örgüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılkuyruk, zool. Anas acuta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenmek, galip olmak; hakim olmak; yürürlükte olmak; yaygın olmak, âdet olmak; başarmak, etkili olmak. prevail on razı etmek, ikna etmek, gönlünü yapmak. prevail over, prevail against galip gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. galip gelen, hâkim olan, üstün gelen; en sık esen (rüzgar); geçerlikte olan, yaygın. prevailingly z. galip gelerek; en çok, genellikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıldırcın, zool. Coturnix coturnix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yılmak, sinmek, ürkmek, cesaretini kaybetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sövüp saymak. rail at, rail against dil uzatmak, sözle sataşmak, sövüp saymak; dırlanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tırabzan, merdiven parmaklık; demiryolu, ray; f. parmaklıkla çevirmek, tırabzan koymak; demiryolu ile taşımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su tavuğu. water rail su yelvesi, zool. Rallus aquaticus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tren garı; yapılmakta olan demiryolu hattının döşendiği en son nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmaklık; parmaklık gereçleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaka yollu alay; şakacılık, takılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, railway i., f. demiryolu; f. demiryolu ile taşımak; A.B.D., k.dili ivedilikle geçirmek (mecliste tasarı). narrowgauge railroad dekovil hattı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıçan kuyruğu gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. risâle). Risaleler. (bk.) Risâle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رسائل] risaleler. 2.dergiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. f .perakende satış; s. perakende; f. perakende olarak satmak; ayrıntılarıyle anlatmak: tekrar anlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rezîle). Rezâletler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رذائل] rezaletler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karışık renkli kuyruklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «suâl» den if.) (mü. sâi le). 1. Soran, sual eden. 2. Dilenen, dilenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «seyelân» dan if.) (mü. sâile). Akan, cereyân eden, Ar. câri, mâyî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سائل] dilenci. 2.soran. 3.akan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yelken; yelkene benzer herhangi bir şey; yel değirmeni yelpazesi; yelkenli gemi; topluluk ismi yelkenli gemiler; deniz yolculuğu; f. gemi ile yola çıkmak; yelkenle seyretmek; gemi ile gitmek; gemi gibi su üstünde yüzmek; havada uçmak; gemi kul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenli gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelken bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenli gemi. a fast sailer süratli yelken gemisi. a good sailer fazla sallamayan gemi. a heavy sailer çok sarsan gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç balığına benzer ve sırtında büyuk kanadı olan balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi ile yolculuk; gemicilik; den. kalkış saati. sailing boat yelkenli gemi. sailing orders sefer talimatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akan şeylerin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dilencilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemici; düz tepeli ve dar kenarlı hasır şapka. a bad sailor deniz tutan kimse. sailorly s. gemici gibi, gemiciye yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus ve kuyruğu makas şeklinde olan bir cins sinekyutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Huylar, ahlâk, tabiatlar. Şemâil-i Şerife = Hz. Muhammed’in ahlâkı ve bundan bahseden kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شمائل] huylar, tavırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Huylar, davranışlar, alışkılar. 2.Bir kimsenin dış görünüşünün özellikleri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız arka tekerlekleri olan römork.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo yeni subay olmuş kimse; acemi kimse; azgın katır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gömlek eteği. shirttail relative dış kapının mandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. aşağıdan yedinci yelken, kontra yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salyangoz, sümüklüböcek, zool. Helix; tembel ve uyuşuk kimse. snailpaced s. çok yavaş yürüyen. climbing snail flower salyangoz, bot. Phaseolus caracalla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cunda yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cunda yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. swale i. bataklık; leh. gölgelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

frak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatal kuyruk; kanatları çatal kuyruğa benzer birkaç çeşit kelebek. swallowtailed

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yükletmek için arka kısmı bir yana açılan (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kuyruk, zool. Xiphophorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. kıç küpeştesi, morfidar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., huk. şarta bağlı tasarruf, meşrut vakıf; s., huk. mahdut, meşrut, koşullu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. kuyruk; eskiden paşalık alameti olan at kuyruğu; tuğ; kuyruğa benzer şey; ceket ucu veya kuyruğu; arka, nihayet; çoğ. k.dili. parada resimsiz taraf, yazı; saç örgüsü; uçağın kuyruğu; çoğ. k.dili. frak; k.dili. iz; k.dili. kıç, popo; sayfa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Fayda, yarar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (A.B.D.), (argo) öndeki arabanın dibinden gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük arabasının arkasındaki menteşeli veya sürme kapak, arka kapak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. yarısı dışarıda yarısı içeride bulunan taş veya tuğlanın duvar içindeki kısmı; çoğ. posa, tortu; maden filizi ayıldıktan sonra kalan kir; harmandan kalan saman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arka lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. terzi; f. terzilik yapmak; uydurmak. tailor's tack bol teyel. tailor's twist terzilerin kullandıkları sağlam ibrişim. merchant tailor tüccar terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terzi kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terzi elinden çıkmış, iyi dikilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkaya ilave edilen parça; kitabın sonuna gelen resim veya süslü şekil; kemanın kuyruk tarafında tellerin bağlandığı ağaç parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suyu değirmen çarkından alıp götüren kanal; ark, azmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., hav. kuyruk çevrintisi; k.dili. ruhi bunalım. go into a tailspin ruhi bunalım geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tef’İl, tef’ile bu mânâya gelmez) (edebiyat). Aruz’da mısraın belirli hecelere bölünmesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalenin iki tabyası arasında bulunan hendek dışındaki siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

on beşinci yüz yılda yüz tanesi on peniye satılan çivi; 7,5 santimetrelik çivi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Tayland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. başparmak tırnağı; tırnak kadar şey; s. başparmak tırnağı kadar; kısa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. avcı neferi, nişancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayak tırnağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gabya yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sürüklemek, arkası sıra yerde sürüklemek; izlemek; geriden izlemek, geri kalmak; ayakla çiğneyerek yol yapmak; sürünmek; sürüklenmek; iz bırakmak, peşinde bırakmak; bitki gibi yerde uzamak; izleyerek avlamak; i. iz; peten, sürüklenen şey, kuyru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol açan kimse; öncü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerde surüklenen şey veya kimse; sürüngen sap, yerde uzanan fidan; diğer bir arabanın çektiği araba; römork; otomobilin çektiği ve içinde ev tertibatı olan araba; sin. gelecek programa ait filim parçası. fragman trailer court ev römorku park yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fundagillerden pembe çiçekli her dem taze bir bitki, bot. Epigaea repens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Sibirya'yı kateden demiryolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ağrı çekmek, doğum agrısı çekmek; zahmet ve meşakkat çekmek; i. doğum ağrısı; zahmet ve meşakkat, şiddetli ağrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. agaç ,çivi, kavela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yan yelken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğruluğundan şüphe edilemez, çürütülemez, muhakkak; zaptedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevcut olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boşuna, nafile; başarısız; tesirsiz, faydasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gevşemeyen, yorulmaz, zayıflamayan; yanılmaz, şaşmaz, güvenilir; sadakatli; tükenmez, nihayetsiz. unfailingly z. daima, muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çivilerini sökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) hürmetle çıkarmak (şapka).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (eski) çıkar; bahşiş; f., (eski) işe yaramak, faydası olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sığınan, kurtulan. Sahabe adlarındandır: Vail b. Hucr.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Versay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vesîle). Vesileler. (bk.) Vesile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وسائل] sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuyruksallayan, zool. Motacilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. feryat etmek, figan etmek; hayıflanmak; yas tutmak; i. figan. Wailing Wall Kudüs'te ağlama duvarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şerefe içme; içki alemi; işret için içilen baharlı içki; eski bir selâmlama; f. işret etmek, içki alemi yapmak; birinin şerefine içmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zevâl» den) (mü. zâile). 1. Zevâl bulan, devamlı, kalıcı olmayan, Osm. muvakkat, fânî: Dünya nimeti zâildir. 2. Geçen, Osm. mürûr eden, sâbık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زائل] yok olan, yok olucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yok olmak, ortadan kalkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by