Air ne demek? | Air anlamı nedir? | Air

Air anlamı nedir?

Air ne demek?

Air anlamı nedir?

Air | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: air

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava, nefes; (müz). hava, nağme; tavır. air base hava üssü.air bladder (zool). baIıklarda hava ile dolu bir kese, hava kesesi. airborne (s). havadan gelen (toz mikrop v.b.); havadan nakledilen; uçmakta. air brake hava freni. air castle hayal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(t). havalandırmak; güneşe sermek; ateşe göstermek; açmak. air one's views fikirlerini açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iş, maslahat; vaka, olay, hadise; hal; ilişki. an affair of honor namus veya şeref meselesi. Foreign Affairs Dışişleri as affairs stand şimdiki halde. Iove affair aşk macerası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). gizli ilişki; mesele, hikâye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert kıllı ve irice teriyer köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). havai bir şekilde, hoppaca; hafife alarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havadar olma; hafiflik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaya gösterme, hava alma, gezinti; açığa vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). havai; havadar; hava gibi hafif; hayali; çalım satan, kendine bir hava veren; çevik, canlı, şen; (güz). (san). şeffaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقسام سائره] diğer kısımlar, öbür bölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uçaksavar. antiaircraft gun uçaksavar topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle of latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. aşîret). Aşîretler, oymaklar, (bk.) Aşîret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command office. recruiting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. au pair

bakıcı

Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). aksine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). (Fr). hizmetçi kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). arka merdiven; gizli yol; (s). dolaylı, gizlice yapılan, el altından olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bayram, özellikle Kurban ve şeker bayramları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., İskoç. çocuk, kız veya oğlan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. basiret). Ba siretler, ibretli görünüşler, deliller.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i milyarder

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Buenos Aires.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kahire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جزائر] adalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskemle, sandalye; makam; kürsü; başkanlık sandalyesi; elektrikli iskemle; sedye; tahtırevan; (d.y). rayı traverslere bağlamak için kullanılan bir cins destek. easy chair rahat koltuk. chair car koltuklu vagon. take the chair başkanlık makamına geç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iskemleye oturtmak; makama geçirtmek, yetki vermek; (ing). iskemleyle beraber omuzlarda taşımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ-men) başkan, reis; tekerlekli iskemle sürücüsü chairmanship (i). başkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -women) kadın başkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

maslahatguzar, işgüder, sefir vekili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözle görülmeyen şeyleri görme kudreti; basiret; başkalannın zihninden geçenleri okuma hassası, gaipten haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). garipten haber veren, gözle görülmeyen şeyleri gören; (i). bu hassaları haiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avrupa otellerinde veya hükumet dairelerinde hizmet eden uşak veya haberci; ingiltere'de kapıcılık vb. işlerde bulunan görevli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

concessioner (i). imtiyaz sahibi; fuarda bir satış yeri sahibi; temsilci, bayi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan, korsan gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAİR) (i. A. «devr» den s.). 1. devreden, dönen, dolaşan. 2. T. Bir şey hakkında olan, ait, bâhis: Edebiyata dair bazı bahisler yazdı, bu kitap neye dairdir? Yolların tamirine dair konuşuyoruz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relating to. about. regarding. concerning. relating to. respecting. as regards. touching. anent. re.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. regarding. concerning. relating to. on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. concerning. relating to. for. in re. relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دائر] ilişkin, hakkında. 3.dönen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Def.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAİRE) (i. A. «devr» den) (c. devâir). T. Bir merkezî noktayı az, çok uzaktan çevirip her yeri merkezden aynı uzaklıkta bulunan eğri. Bu çizginin içinde kalan yuvarlak yer ki, kürenin yüzey resmi hükmündedir. 3. Büyük bir apartman vesair binanın bölündüğü kısımların beheri: Her biri birkaç oda vs. den mürekkeptir: Misafirhanede bir daire kiraladı. 4. Devlet idare eden şubelerin beheri ve beherinin kalem, meclis vesairesini içine alan binaları: Başbakanlık, maliye, millî eğitim dairesi. Devâlr-i hükümet = Hükümet daireleri. 5. Belediye şubelerinin beheri, bir büyük şehrin her kısmının belediyesi: Belediye dairesi, birinci, ikinci daire, daire Amirleri. 6. Bir resmî idarenin yönettiği yer: Konya vilâyetinin dairesi pek geniştir, orası kazamızın dairesinin dışındadır. 7. Büyük ev, konak: Filânın dairesi büyüktür. Bu dairede beş, elti sofra çıkar, daire halkı. 8. mec. Bir mânevî emrin hükmünde bulunan yer: Filânı haddi daresine sokmak, edep ve terbiye dairesi içinde söz söylemek, (astronomi) DAlre-tüşşems = Güneş dairesi. Dâiret-ül-bürûc = Burçlar dairesi (Fr. 4cliptique) (tıp). Dâire-i iltihâbiyye = Bir çıban vesaire iltihabının uzandığı yer ki, bir daire teşkil eder (askerlik). Dâire-i te’sîr = (tesir evleri) Mermilerin ulaşabildiği uzaklık. Rub’ıdâire = Dairenin dörtte biri ki, bir dik açı teşkil edip dairenin kavsi bir açısının yerini tutar. Muhît-i daire = Daire-i çenberi. Nısıf daire =s Dairenin yarısı. Dâiro-I irtifâ, dâiret-üs-semâvât = Bir gök cismi ile rasat yapılan yerin tepe noktasından geçen daireler. Dâire-i tOl = TÜl dairesi, boylam çizgisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle. round. disc. verge. apartment. bureau. department. board. hoop. rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle. round. disc. verge. apartment. bureau. department. board. hoop. rooms. circuit. compartment. pad. ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. circle. department. office. ring. round. apartment. flat. room. section. hall. administration. office building. ward. tenement. roundel. compartment. compass. studio. accomodation. area. bureau. chamber. circle chart. circuit. desk. hi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دائره] daire. 2.büro, ofis. 3.devlet dairesi. 4.tef, zilli tef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Seçim bölgesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Resmî dâire, hükümet dâiresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Def çalan musiki san’atkârı, hânende (eskiden hânendeler def çalarak okurlardı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dönerek, dolaşarak, ihata ederek, çevirerek. Dâiren mâdâr = Çepeçevre, etrafını tamamen dolaşarak: Şehre dâiren mâdâr hendek çevirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çepeçevre, fırdolayı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دائرا مادار] çepeçevre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. orbicular. annular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. cyclic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. dâireviyye). Daire şeklinde: Dairevî bir yer, dâirevî bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دائروی] dairemsi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دائره زن] daire çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süthane, mandıra; sütçü dükkânı. dairy farm mandıra. dairymaid (i). sütçü kız. dairyman (i). sütçü. dairy products süthanede imal edilen ve satılan mallar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. darre). Bir kocaya ortak kadınlar, kumalar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nazik, tatlı, güler yüzlü, şirin, zarif, hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yeis, üzuntü, keder, ümitsizlik; (f)., sık sık of ile ümitsiz olmak, meyus olmak. despairingly (z). üzüntüyle, kederle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. dâire). Daireler. (bk.) Daire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دوائر] daireler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tamire muhtaç olma; bakımsızlık. in disrepair tamire muhtaç, harap halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kurama, nazariyeci; (s). kuramsal, nazari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s)., (i). aşağı kata, aşağı katta, aşağıya, aşağıda; (s). aşağıda olan; (i). aşağı kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taş yığını halinde abide, mezar veya işaret noktası, kurgan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekler, bir çeşit küçük oval pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güzel; hoş, zarif, istenir; saf, temiz,pak; dürüst, haklı, doğru, adil, mubah; sarışın,kumral; orta, vasat, şöyle böyle; uygun, muvafık, müsait; iyi, açık (hava); uğurlu; okunaklı, açık. fair and square doğru ve dürüst,haklı. fair ball beysbol iyi bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). iyi, yolunda, dürüstçe, tam .fair spoken her şeyin doğrusunu söyleyen; nazik,tatlı dilli, kandırıcı. bid fair (bak.) bid play fair kurallara göre oynamak, hakça mücadele etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pazar, panayır, fuar, sergi. fairgroundi panayır meydanı, sergi yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fair play

sp. dürüst oyun

Kurallara ve karşılıklı hoşgörüye bağlı kalınarak oynanan oyun.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müh.) karenaj; (hav.) kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fairplay DRM (Dijital Haklar Yönetimi), iTunes® dosyalarının başka bir formatta kopyalanmasını sınırlayan bir erişim kontrol teknolojisidir. Bu şekilde kontrol edilen dosyalar arasında AAC, M4V ve M4P formatları sayılabilir. Fairplay DRM ile kodlanan bir dosya, Apple iPod® dışındaki hiçbir cihazda oynatılamaz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (golf) çimenli yol; bir koy,liman veya ırmağın seyredilebilen kısmı, serbest geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). peri; (argo.) homoseksüel erkek,(slang). ibne; (s). peri gibi, perilere ait .fairyland (i). periler ülkesi, büyülü yer. fairylike (s). peri gibi, peri elinden çıkmış gibi .fairy ring bazen çayırlarda bulunan ve perilerin dansından meydana geldi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetenek, kabiliyet, Allah vergisi; anlayış, seziş, hissediş; (k).dili gösterişli uslup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yumurta akı; yumurta akından yapılmış çiriş; yumurta akına benzer yapışkan madde; f.böyle bir madde sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حفائر] çukurlar. 2.oyuklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayret» ten if.). Şaşırmış, şaşa kalmış, hayrette bulunan, Ar. mütehayyir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saç,kıl, tüy; kıl payı mesafe. hair curler bigudi. hair net saç filesi. hair pencil kıldan yapılmış ince resim fırçası. hair remover kılları döken ilâç. hair re storer saçı beslediği zannedilen ilâç. hair shirt at kılı gömlek, ceza gömleği. hair

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) kıl payı; (i.) kıl kadar mesafe .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saç fırçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kıldan yapılmış sert bir kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saç tıraşı; saç kesilme biçimi. I want a haircut. Saçımın kesilmesini istiyorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. dos) saç tuvaleti, saç şekli,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuvaför, berber .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (alında) saç çizgisi; ince çizgi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) saç tokası, firkete; (s.) ''u'' şeklinde kıvrılan. hairpin turn keskin viraj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) korkunç .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kılı kırk yaran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saatin içindeki kıl gibi yay .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kıllı tüylü, kıldan yapılmış; kıl gibi; ABD, (argo.) tehlikeli; mükemmel. hairi ness (i.) tüylülük, kıllılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Department of the Ministry of National Defence responsible for instruments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Yu). (tar). yüksek mevkide bulunan fahişe, cariye, gözde. hetaer'ism (i). cariyelik, metreslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çocuklara yüksek mama iskemlesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kılı; at kılından dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bozmak, zaylflatmak; eksiltmek, azaltmak (kuvvet). impairment i. bozulma, zarar, noksan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnace room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial district. area of jurisdiction. area under / within the jurisdiction of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler room. furnace room. stakehold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kebîr) (mü. kebîre). Kebîreler, büyükler, bk. Kebîre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) yatacak yer; vahşi hayvan ini; (f.) ağıla veya ine istirahat için girmek; ağıla koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İskoç.) mülk sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr.) hükümetin sanayi ve ticaret işlerine müdahale etmemesi prensibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. profesör tipinde; klasik müziğe düşkün; i. profesör tipli kimse; bilgin; klasik müzik; hippi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baldırıkara, bot. Adiantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. mağara). Mağaralar, (bk.) Mağara.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s havadaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milyoner, milyon sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiftik yünü; tiftik yününden yapılan kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok zengin kimse, mültimilyoner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dair, ait, ilgili (Türkler’in yaptığı galat bir Arapça kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şâr» dan if.) (mü. müteşâirre). Kıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şi’r» den if.). Şairlik taslayan, şairlik satmak isteyen, sahte şair.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متدائر] ilişkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متشاعر] şair geçinen, şair müsveddesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ateş, alev.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ateş, alev, sıcaklık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nairobi, Kenya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nazîre). Nazîreler, benzetmeler, (bk.) Nazîre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çift çift koymak veya düzenlemek; çiftleştirmek; çift olmak, eş olmak; çiftleşmek. pair off çiftlere ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s) çift, iki adet; bir erkekle bir dişiden ibaret bir çift; karı koca; gözlük veya makas gibi iki parçadan meydana gelen alet; iskambil oyununda eşdeğerde olan iki kâğıt; (konuşma dilinde bazen sayılardan sonra çoğul anlamında tekil olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., Kan. büyük çayırlık, ağaçsız geniş kır. prairie chicken A.B.D. çayır tavuğu, zool. Tympanuchus. prairie dog A.B.D. çayır köpeği, zool. Cynomys ludovicianus. prairie schooner A.B.D. eski zamanda kırları geçmeye mahsus üstü kaput bezi ile ö

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

,questionary i. anket; form, belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gitmek, çekilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tamir etmek, onarmak; zararını telafi etmek, tazmin etmek; i. tamir, onarma; tazmin; çoğ. tamirat, onarım; iyileştirme, şifa verme. repairman i. tamirci. repair ship tamirat gemisi. repair shop tamirci dükkânı. in good repair iyi halde, tamirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hour circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. sagîre). (bk.) Sagîre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyr» den if.) (mü. şâire). 1. Seyir ve hareket eden, yürüyen (bu mânâ İle «seyyâr» daha çok kullanılmıştır). 2. Geçen, duyulan, yayılan. 3. Diğer, başka: Siz gltmezseniz şâirleri gider.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiir» den if.). (c. Şuerâ). Şiir söyliyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bard. poet. poet ozan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سائر] diğer. 2.gezen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شعير] arpa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاعر] ozan, şair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seyreden, hareket eden, yürüyen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şiir yazan kimse, ozan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyurgezer, somnambül. “

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شاعران] şairler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şairce.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شاعرانه] romantik, şairce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şevâir). Şair kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاعره] bayan şair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sair).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kadın şair, daha çok unvan olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سائر فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şâir sıfat ve san’atı. 2. Saz şâirliği, Aşıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poesy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. beceriklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minstrel. bard. troubadour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. serîre). (bk.) Serîre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرائر] sırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıla gelinceye kadar, cambazlık, ateş yutma vb. gösteriler sokaklarda halka, saraylarda ise asillere yapıyordu.

Philip Astley, bugünkü modern sirklerin kurucusu kabul edilir. 1763 yılında kurduğu sirkinde, ana gösteri ata binilerek yapılanlardı. Astley atlar bir daire etrafında döndüklerinde, binicilerin at üzerinde daha rahat ayakta durduklarını bildiğinden, sirk çadırım ve gösteri yerini bir daire oluşturacak şekilde düzenledi ve atların gösteri sırasında, daima daire biçiminde dönmelerini sağladı.

Bir başka sirk sahibi, Antonio Franconi’de, dairenin en uygun çapının yaklaşık 13 metre olduğunu saptadı ki, bu mesafe bugün bile kullanılan ölçüdür.

Son bir not olarak, İngilizce’si ‘circus’ olan sirk kelimesinin, Latince’de daire anlamına gelen, ‘circle’dan türediğini de belirtmeden geçmeyelim.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek taş mücevher; tek başına oynanılan kağıt oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basamak; kademe; çoğ. merdiven. stair carpet merdiven halısı. stair rod merdiven halısı çubuğu. a flight of stairs bir kat merdiven. back stairs arka merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binanın merdiven kısmı, merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven başı, sahanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tâyerân»dan if.) (mü. tâire). 1. Uçan, uçucu. 2. Kuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طائر] kuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Uçan, uçucu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tair).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flying- saucer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haksız, adaletsiz; hileli. unfairly z. adalete aykırı olarak, haksızca. unfairness i. haksızlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kıllarını çıkarmak; işlemek (kösele).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarar görmemiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. yukarıya, yukarıda; s. yukarıdaki, üst kata ait; i. üst kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax administration. tax department. fiscal administration. assessment office. fiscal management. rating authority. revenue authorities. taxation authority. taxing authority. valuation board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and so forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

et cetera. etc. and so forth. and so on. and what not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. sofra şarabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerlekli sandalye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tel. gibi tüyleri olan teriyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicircle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zahire) Zahireler. (bk.) Zahîre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذخائر] zahireler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. züvvâr). Ziyaret eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زائر] ziyaretçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Zaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Zaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Zaire. a republic in central Africa; achieved independence from Belgium in 1960.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zaire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zamir), (bk.) Zamîr.

Türkçe Sözlük by