Aj ne demek? | Aj anlamı nedir? | Aj

Aj anlamı nedir?

Aj ne demek?

Aj anlamı nedir?

Aj | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aj

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dinlenme, istirahat, rahatlık.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart tip bir objektif montajı

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lamba siperi, abajur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globe. lampshade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lampshade. skylight. lamp shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lampshade. fixture. diffuser. lamp shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir şahsın, bir şirketin veya bir devletin bazı işlerini gören kimse. 2. Gizli vazifesi olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. spy. secret agent. courier. gumshoe. infiltrator. intelligencer. spook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. mole. secret agent casus. representative temsilci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. secret agent. spy. emissary. nightingale. noser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Akılda tutulması gereken şeyleri not etmeye yarayan, takvim şeklinde tanzim edilmiş defter, muhtıra.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agenda

andaç

Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agenda. blank book. memorandum book. pocket book diary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. being an agent or representation. being a secret agent or a spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Her türlü havadisi toplayıp ilgililere bildiren teşekkül. 2. Ticarî bir teşekkülün kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. news agency. news bulletin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. news agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). aralık, az açık (kapı); ahenksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Filiz sürgün. 2.Çentik çentik olan şey

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آژنگ] buruşuk, cilt kırışığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Değirmen taşı gibi şeyleri yontup düzeltmeye yarayan demir Alet, dişengi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agitation

1. körükleme, 2. tıp çırpıntı

1. Körüklemek işi. 2. Ruhsal gerginliğin dışa vurması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. agitateur

körükleyici

Körükleme işini yapan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabble rouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agité

körüklenmiş

Bir kimse tarafından kötü bir iş yapması için harekete geçirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gözenek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

openwork. hemstitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open work. up-to-date. hemstitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). Ajuru olan veya her tarafı ajur tarzında işlenmiş olan, gözenekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-worked. pierced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mahagony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eşyayı taşınabilir bir hale koymak için sarma veya sandığa yerleştirme işi, sarmalama, sandıklama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

package. packing. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing. boxing. package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make up in packages. to do the packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack. to wrap up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack. to wrap. bundle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bulk. without packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aménagement

huk. düzenleyim

Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. engage

bağlanmış

Bağlı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged. hired. employed. reserved. occupied. tied to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to employ. book. engage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. engagement

bağlantı

Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement. undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tahviller, hisse senedi, yabancı para v.s. yi daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. arbitrage

tic. ara kazanç

Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital consumption allowances. arbitrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Arbitrage)

Fiyat farklarından yararlanmak amacıyla para, kıymetli maden, tahvil ve hisse senedi alıp satma işlemidir.


Finansal Terim by

Yabancı Kelime

Fr. avantage

1. üstünlük, 2. kazanım, 3. yarar

1. Üstün olma durumu. 2. Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak. 3. Bir işten elde edilen iyi sonuç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. advantage. avail. benefit. facility. start. virtue. head start. perk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. favored. favoured. expedient. favorable. favourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. propitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. average

1. ortalama, 2. sp. sayı farkı

1. İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı). 2. Futbol vb. karşılaşmalarda bir takımın elde ettiği sayıların, karşı takımın elde ettiklerine oranlanmasıyla bulunan sayı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). T. Yolcu eşyası. 2. Yolcu eşyası koymaya yarayan yer, yolcu eşyası vagonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage. luggage. trunk. well. boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage. boot. luggage. trunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage. luggage. car trunk. boot. baggage steward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage carrier. deck lid. luggage carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trunk lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-Fr.) [باژورنال] tutanak ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir seçimde herhangi bir adayın oyların mutlak çoğunluğunu alamaması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandage. ligature. swathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrage. dam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrage. dam. wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dam. barrage. the lowest passing grade in an examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrage. umbrella barrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. blocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. blocking. turned letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, yüzüne gülerek kandırmak. cajolement, cajolery (i). kandırma. cajoler (i). kandırıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Büyük Köpek takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kuruluşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch pedal. clutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Duvarlara üst üste yapıştırılmış afiş ya da benzerlerinden koparılan parçalarla yapılmış bir tür kolaj. İlk kez 1950 lerde Alman sanatçı Wolf Vostell (1932) bu türde çalışmalar yapmış, ayrıca Fransa`da afişçiler de bu tekniği uygulamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şifreyi çözme. Musikide bir notayı sökerek icrâ etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. deficit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. handicap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. derogation. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) drenaj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Tabiî kalsiyum, magnezyum ve demir silikatı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dosage

kim. düzem

Bir birleşiğe veya bir karışıma girecek madde miktarlarının belirtilmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosage. dose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar-coated pill. dragée.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar-coated pill. chocolate-coated raisin or nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Oluk vs. su yollan yaparak, bir yerde birikmiş suları akıtma işi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. drainage

akaçlama

Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. doublage

sin. ve TV seslendirme

Sesin, çekimden sonra film üzerine geçirilmesi, kaydedilmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubling. dubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubbing. postsynching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. espionnage

casusluk

Casus olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kapaksız rafları olan taşınabilir dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelves. shelving unit. whatnot. dresser. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set of shelves. dresser with shelves. whatnot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahkeme veya dava dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

force majeure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photomontage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photomontage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomatizm doğrultusunda çalışan Gerçeküstücü sanatçıların uyguladığı “sürtme” tekniği. Ernst tarafından geliştirilen bu teknikte ahşap, taş ya da dokuma gibi dokulu bir yüzey üstüne yerleştirilen kağıda siyah ya da renkli bir malzeme sürtülerek dokunun kâğıda, geçmesi sağlanır. Böyle elde edilen rastlantısal desenler, resimsel tasarımın temelini oluşturur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage. coach-house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage. bus terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage. carriage house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight in grams.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight in grams.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news agency. news agency / service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Egyptian asp or cobra It is related to the cobra of India, and like the latter has the power of inflating its neck into a hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its bite is very venomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is supposed to be the snake by means of whose bite Cleopatra committed suicide, and hence is sometimes called Cleopatra's snake or asp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Asp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. image

ruh b. imge

1. Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri. 2. Duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

image. image imge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

image. established brand , image , market , product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Devedikeni. 2. Lüzumsuz ve münasebetsiz lâkırdı, boş ve mânâsız söz, herze, hezeyân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژاژ] anlamsız söz, zırva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., |Aj = devedikeni, hâyîden = çiğnemek). Boş sözler söyleyen, saçmalayan, hezeyân eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژاژخای] boşboğaz, zevzek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ülkenin kendi limanları arasında gemi işletme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabotage. coasting trade. coast navigation. coasting navigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right of coast trading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Her türlü resimsel düzenin çerçeve sınırlarının belirlenmesi işlemi. Özellikle fotoğraf sanatı ürünleri için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğri, şaşı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calibrage

ayarlama

Ayarlamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gizlenme, örtme, aldatma gayesiyle yapılan tertibat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. camouflage

gizleme

Gizlemek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflage. mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus et yiyen, ağaçlarda yaşayan ve kediden büyük memeli bir hayvan, zool. Po tos flavus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent provocateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collage

kesyap

Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dadacılarca yaratılmış bir resim tekniği. Elde mevcut her türlü basılı, çizili ya da fotografik malzemenin, bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak düzende yapıştırılmasıyla elde edilir. Böylelikle kendileri sanatsal nitelikte olmayan çeşitli malzemeler, yalnızca yeni bir kompozisyon oluşturmak için kullanılmaları sayesinde bir sanat yapıtı meydana getirirler. Bu durumda sanatsal üretim süreci, sadece bir kompoze etme etkinliğine indirgenmiş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromium-plating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tıp). 1. Hasta dokuları kazıyarak alma işi, kazıma. 2. Dölyatağının içini kazıyıp cenîni alma ameliyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion. curettage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curetting. curettage. abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curettage. curetting. abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Brokerage Fee)

Aracı kuruluşların, aracı olarak Borsada gerçekleştirdikleri işlemler karşılığında menkul kıymetlerin işlem fiyatlarıyla hesaplanan tutarı üzerinden müşterilerinden aldıkları komisyondur.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Lacivert. 2.Koyu mavi değerli bir süs taşı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sluicing. panning. lavage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sluicing. panning. lavage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

lesemajeste Fr., huk. hükümdara karşı yapılan kusur veya suç; hıyanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mihrace, Hint hükümdarlarına mahsus ünvan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haşmetli, şahane, muhteşem, heybetli. majestically z. heybetli bir sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şevket, haşmet, heybet, celal; b.h.kral veya eşine verilen ünvan . Your Majesty, His Majesty, Her Majesty Haşmetmeap, Majeste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rengarenk ve parlak italyan çinisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. (musiki) Batı musikisinde iki makamdan (mode) biri. 2. Bülûğ yaşına ermiş, reşit olmuş çocuk, zıddı: minör.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D. üniversitede öğrenimi belli bir konuda yoğunlaştırmak, başlıca bir mevzu takip etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. binbaşı; müz. majör; man. büyük terim, büyük önerme; A.B.D. bir üniversite ögrencisinin takip ettiği esas sertifika, birinci disiplin; (bir branşta) öğrenci. major general tuğgeneral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyük; başlıca, çoğu (kısım), asıl; müz. (gam) majör; man. tasımın büyük önermesine ait. major key majör perdesi. major offense büyük suç. major premise, major term man. büyük terim, büyük önerme. major suit briçte kupa veya maça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. mos) saray veya malikânede vekilharç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. bando önünde caka satarak yüruyen kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekseriyet, çoğunluk; oy çoğunluğu; rüşt, erginlik, reşitlik. absolute majority salt çoğunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. büyük harf, majüskul; s. büyük harfle yazılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük harf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. majuscule

db. büyük harf

Özel adlarla cümle başları gibi yerlerde kullanılan ve büyük yazılan harf.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kaş, göz, kirpikler, yanak ve dudaklara sürülen maddeler yardımıyla yüzün görünüşünü değiştirme işi. (bk.) Makyaj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makiyaj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up. toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up. make up. paint. war paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marquage

sp. tutma

Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Felç tedavisi, vücudun fazla yağlarını eritme, organlara biçim verma gibi maksatlarla elektrik akımı, su gibi çeşitli vasıtalar kullanarak kaslar üzerine yapılan fizik etki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage. rubdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masseur. masseuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masseur. masseuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manager

yönetici

Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Yazılı olarak bırakılan, sözle veya elden gönderilen kısa haber: Telefon edip bir mesaj bırakmış; mesajınızı aldım. 2. Devlet adamlarının bir topluluğa veya bir yabancı devlet adamına yazılı hitabı, tebliği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. message

ileti

Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. communication. dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. dispatch. message. word. message ileti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. runner. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mise en page

sayfalama

Sayfalamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up. making up. page-setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

layout. making up into pages. make-up. paging up. page layout. typographical layout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modelage

oylumlama

Kil, bal mumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddeleri, yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirme, taslak yapma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Kil ya da balmumu gibi yoğrulabilen malzemelerle üç boyutlu plastik biçim oluşturma anlamına gelir. Bu biçim, heykel yapımında döküm ya da model için kullanılabileceği gibi, sanatsal bir ürün olarak da değerlendirilebilir. Terim resim, çizim ve fotoğrafçılıkta ışık, ton karşıtlığı, renk ve perspektif denetimiyle iki boyutlu biçimlere gerçekteki üç boyutluluk yanılsamasını kazandırmak için yapılan uygulamayı karşılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kurma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. montage

sin. ve TV kurgu

Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir anlam ve uyum bütünlüğü sağlayarak birleştirme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. installation. assemblage. mounting. fitting. montage. erecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

montage. mounting. reassemble. fitting. assembling. assembly. installation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembling. assembly. erection. mounting. fitting. installation. installing. assemply work. assemblage. fitting together. montage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitter. mounter. assembler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a fitter. fitting. assembling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şeyin balmumu, alçı gibi bir madde ile alınan kalıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking an impression. moulage. cast. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. pijama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Büyük hanların, yapıların altında, yayaların bir sokaktan öbürüne geçebileceği ve çok defa içinde dükkânlar bulunan geçit. 2. Bir yazıdan alınan parça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passage. passageway. arcade. alley. gangway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arcade. passage. arcade with shops. passage. precinct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passage. covered shopping arcade. passageway lined with shops. gangway. passageway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Patenle kayma sporu. 2. Yolun kaygan olması yüzünden bir taşıtın kayması veya tekerlekler döndüğü halde taşıtın ilerleyememesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skating. skidding. spinning. ice skating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice skating. skidding. slipping. break-away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tire chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Manzara resmi. pezeta (i. isp.). İspanyol para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landscape. paysage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landscape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landscape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fran.) (Kadın İsmi) - Kır resmi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Kumsal, deniz sahili. 2. Deniz banyosu yapılmak üzere hazırlanmış kumsal (Türkçe’de gerçek plaj hususiyeti olmayan deniz hamamlarına da plaj denmektedir: Tarabya plajı).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. plage

kumsal

Denize, göle vb. yerlere girilebilen genellikle kumluk alan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. bathing beach. plage. seaside place. seaside resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. sand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. bathing beach. seaside resort. watering place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach towel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Dilimleri birbirine göre eğik olan feldispat serisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luggage rack / stand / grid. trolley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. raffinage

arıtım

Petrol, yağ vb. maddeleri arıtma işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. raca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rodage

alıştırma

Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running in. breaking in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir yazarın, gördüklerini anlatan yazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interview. reportage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interview. reporting. set of articles on a topical subject. report. reportage. commentary. running commentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feature report. programme which gives a detailed report on a particular topic. newspaper report. feature. interview. reportage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reporter. interviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writer of feature articles. interviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Baltalama.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sabotage

baltalama

Bilinçli ve kasıtlı olarak bir işi veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sabotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sabotage. malicious damage / destruction. diversionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saboteur. wrecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saboteur. botcher. ratter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Birinin suçunu veya yüz karasını meydana çıkarmak tehdidiyle çıkar sağlamaya çalışma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Saraybosna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM şebekesi üzerinden 160 karaktere kadar kısa mesajlar gönderilmesini sağlayan iletim servisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Sondalama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sounding. boring. drilling. inquiry. test bore. exploratory well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drilling. sounding. sounding. drilling (as for oil. to sound. to fathom. bore. boring. exploration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sounder. leadsman. driller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Meslekî bilgisini artırmak için birinin nezareti altında yapılan çalışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probation. apprenticeship. training. course of instruction. training period. training course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training period / practice. internship. practical training. apprenticeship. probation statik. statical. booster training. vocational training. course of training. training course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Staj yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal. intern. trainee. probationer. pupil. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intern. probationer. trainee. apprentice. probtioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainee. intern. articled clerk. probationer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a trainee. internship. probationership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stoppage

tic. ön kesinti

Ücretlerde, serbest meslek gelirlerinde ve sonraki yıllara devredilen taahhüt işlerinde ödemeler sırasında bu ödemelerin belirli bir kısmı ödemeyi yapanlarca tutulduktan sonra kişiler adına vergi dairelerine yatırılan miktar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoppage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoppage. withholding tax. collection at source. deduction at source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection at source. withholding tax. stoppage at source. stoppage n. withholding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatigue. exhaustion from overwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervous breakdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da ulusal egemenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Tac Mahal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulatory message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. şey, zımbırtı, zırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Matbaacılıkta basılan şeylerin baskı sayısı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tirage

baskı sayısı

Gazete, kitap, dergi vb.nin bir defada basıldığı sayı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation. circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation. circulation. press run. circulation rate. total circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيراژه] gökkuşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir geminin iç hacmine göre taşıma kapasitesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonnage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonnage. shipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gökkuşağı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mermi yolu; geom. eğri, münhani; astr. yörünge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Mevzuunu efsanelerden veya tarihten alan, seyreden üzerinde merhamet veya dehşet hissi uyandıran sahne eseri, facia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragedy. tragedy ağlatı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Trajediyle alâkalı. 2. Çok acıklı, fecî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragicomedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragicomedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragicomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragicomic. tragicomical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Örgü işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker / seller of knit goods. knitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dinlenme ve eğlenme amacına hizmet eden peyzajların aksine, sadece tarım ve endüstri amaçlı kullanım için yararlanılan peyzajlardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) VAj-gûne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ters, aksi, uğursuz, kötü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [واژگون] baş aşağı, tepetakla, tersyüz olmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. döl yolu

Döl yatağının ağzından dışarıya doğru uzanan yol.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vagina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vagina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. virage

dönemeç

Bir yolun yön değiştirdiği yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve dönemeç. curve of a road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. curve in a road. highway curve. switch back. switchback. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr.). Elektrikte gerilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. voltage

fiz. gerilim

Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromotive force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voltage. tension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by