Aka ne demek? | Aka anlamı nedir? | Aka

Aka anlamı nedir?

Aka ne demek?

Aka anlamı nedir?

Aka | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aka

Türkçe Sözlük

(i.), iran Türkleri arasında «ağa» yerine kullanılır; ancak orada ulemâ hakkında da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also known as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also known as. also known as A-T ataxia telangiectasia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for 'automated knowledge acquisition ' Refers to the use of programs to create knowledge needed by other programs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also Known As. 'Also known as' - if a person has some interest in real property by one name, but also uses another name Example: MARY JONES aka MARY HARDING JONES.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also known as Used in contracts when a person uses more than one name In other words, an alias.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Apple Knowledge Archive http://karchive info apple com/.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Above Knee Amputee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Red Often used in kumite competition where one competitor wears a red belt and the other a white belt The officials then refer to the competitors by the colour of their belt See also Shiro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dark form of Akamuji which is the all-red Koi of the Kohaku It means the same as Beni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Red belt in sparring. red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Red. our.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25’inde başlardı.

1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.

1 Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) Amca.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)- İlhanlı hükümdarı Hülagu’nun oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abracadabra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer şakayıkına mukabil olarak küçük bir ağaçta hasıl olan şakayık çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekseriya ağacın kabuğunu gagalar, uzun gagalı ve kargaya benzer küçükçe bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapsucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Görme sinirlerinin göz yuvarlağı içinde dağılmasından meydana gelen zar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Ahlâk bakımından.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [احمقانه] ahmakça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. akab). Akabler, geriler, (bk.) akab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Akâb «k kalın okunur»). I. Ökçe. 2. Geri, arka: Onun akabinde ben de gittim; akabinde onlar da geldiler. 3. Bir zamanı takip eden zaman, bir vaktin ilerisi, sonra: Yağmur yağdı, akabinde hava açtı; kavga ettiler, akabinde barıştılar, (c.) Evlât ve ahfat, zürriyet. Onun Akâbı kalmadı; Akâbı devam edip hâlâ mevcuttur. Derakab = Çok geçmeden, pek az sonra, hemen: Ben eve gittim derakab adam gelip geri çağırdı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقب] arka, art. 2.topuk, ökçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقبات] yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sarp ve çıkılması müşkül yokuş. 2. Tehlikeli geçit, dar ve iki tarafı pusu yeri olan boğaz: Geçilecek bir takım akabeler vardır. 3. Muhatara, tehlike. Hastalığın veya diğer bir halin en tehlikeli ve korkulur süresi: Bir akabe atlattı; şu akabeyi de geçirsek artık korkmam, (hi. mü. coğrafya). Kızıldeniz’in kuzey ucunda, Süveyş’in doğu tarafında dar bir körfez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقبه] geçilmesi güç geçit. 2.yokuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sarp geçit, çıkılması zor yokuş. 2.Tehlike. Atlatılması zor güçlük, muhtıra.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A. T.). Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediately afterwards. subsequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediately after. subsequently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ardından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draining. drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drain. drain the water away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İlimler, fenler meclisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Akademi tarzında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic. academical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academical. academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında, her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan; onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için, sözcük olumsuz niteliktedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tarih). Osmanlı saraylarında hizmet gören beyaz hadımağası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayınağacı çeşidinden kerestelik bir ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. akide). Akideler, inanışlar, (bk.) Akide.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقائد] inançlar, akideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrines. tenets. religious precepts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mahagony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. «Akar»). Dilimizde kullanılmaz. Tıpta kullanılan kökler vesaire: Akâkıyr-ı tıbbiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Akil» den itaf.). Daha veya pek ve en akıllı: Akal-ı Ükalâ = Akıllıların en akıllısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit pamuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a type of cotton plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ö-mer Paşa). Türk hekim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. kalil’den). Pek az, çok az, (bk.) akall.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Halk ağzında: En az.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Azınlık, azlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A.). Kısırlık, verimsizlik, neticesizlik, kesintiye uğrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. sterility. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقامت] verimsizlik, durgunlaştırma, aksatma. 2.kısırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yıldız kümesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyaz cins anber.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Akarsu. 2.Uzun mesafeler geçerek denize dökülen akarsu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha çok yaz geceleri gökyüzünde hızla geçip giden ışıklı iz, şahap. Bunlar, göktaşlarının, atmosfere girince sürtünmeyle akor halini almasından meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima akan, cârî, revan: Akarsu = MA-i cârî. Akar yara = Daima cerahat akan yara. Akaryakıt = Benzin v.s. gibi sıvı haldeki yakacak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. akaret). İrat getirir mülk ve binalar: Mesken yapılan binaların vergisi başkadır, akarın başka; kendisinin bir hayli akareti vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running. landed property. real estate. real property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running. flowing. liquid. real estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقار] kazanç sağlayan mülk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Akıp geçen. 2.Gelir getiren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A.). Akar’ın çoğ. akarlar, akaretler. Gelir sağlayan mallar ve yapılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقرات] kazanç sağlayan mülkler, akarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Akıntılı bir hastalık. 2. Küçük akarsu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k-a kalın okunur) (i. A.). Kısır olma, kısırlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1: Nehir, dere, çay gibi durmadan akıp giden su. 2. Bir sıra inci veya elmastan gerdanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stream. tributary. river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

river. stream. diamond necklace. running water. watercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel-oil. liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petroleum products. fuel products. fueloil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. aksâ). (bk.) Aksâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çardağa sarılır bir cins beyaz gül.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz, mavi, morumsu, pembe çiçek veren yabani, tırmanıcı bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevilen, sayılan soydan gelen

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikenli ve dikensiz, çiçekli ve çiçeksiz çeşitleri olan bir cins ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locust. locust tree. acacia. myall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acacia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(salkım ağacı): Baklagillerden; bir çeşit süs ve gölge ağacıdır. Salkım çiçekli ve küçük yapraklıdır. Çiçekleri güzel kokar. Çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Astım ve Nefes darlığını giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Yun.i.) (Kadın İsmi) - Küçük sıra yapraklı, gölgeli küçük cinsleri süs için yetiştirilen baklagillerden bir ağaç. Salkım ağacı da denir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)- Beyaz ay, ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak göründüğü evre. Ak ve ay kelimelerinden birleşik isim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Köy ihtiyarı, koca ba-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. elâık). 1. İlişik, ilgi bağlılık, bağlanma, rabıta: Bizim işin o mesele ile alâkası yoktur. Bu iki madde arasında hiç bir şekilde alâka var mıdır? 2. Kalbten ilgi, gönül bağlama, aşk, sevişme, sevda, sevgi: Bir kıza alâkası vardı. Bir görüşte alâka peyda etti. 3. Münasebet, bağlılık, aidiyet: Onlarla benim hiç bir alâkam yoktur. Kızını onun oğluna vererek kendisiyle alâka peyda etti. 4. Malikiyet, tasarruf, müdahale hakkı, hisse: O çiftliğe, o madene sizin alâkanız var mıdır? (kimya) Münasebet. (Fr. affiniti). (tıp): Bir uzvun derdinin diğer bir uzva sirayeti. Fr. sympathie. Edebiyat. Mecâzî mânâ kullanmak için düşürülen münasebet. Rabıtalar. İnsanın ilişiği olduğu işler, münasebetler: Dünyevî, dünyaya ait alâkalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interest. concern. connection. relation. attachment. affection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. interest. connection. attachment. sympathy. concern. dealing. involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقه] ilgi, alaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ilgi uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه بخش] ilgilendiren, ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. alâka: ilişik. F. dâşten: tutmak) alâkası ve ilişiği olan, münasebetli, hissedar: Bu işle ben de alâkadarım. Yeni yapılan fabrikayla siz de alâkadar mısınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connected. concerned. interested. involved. appertaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه دار] ilgili, alakalı. alâkadar etmek ilgilendirmek. alâkadar olmak ilgilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه داران] ilgililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقدرالامکان] olabildiğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). ilgilenmek, alâka duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show interest (in. to be interested (in. to feel affection (for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Münasebet ve ilişiği olan: O da bu işte alâkalıdır. 2. Aşık, gönül vermiş: Bir kıza alâkalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. related.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. having a claim. pertinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyah ve kül renginde karga. (Arapça: gurâb-ül-bîn).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray jay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. à la carte

seçmeli yemek

Yemek listesinden seçilen, fiyatları ayrı ayrı hesaplanan yemek.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

à la carte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A la carte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned. indifferent. not related. irrelevant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevant. uninterested. indifferent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevancy. indifference. lack of any connection. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek makam = yer), yeri yüksek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی مقام] yüksek makamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Güney Amerika’da yaşar keçi ile deve arasında bir hayvan. 2. Bu hayvanın kılından mamul bir cins ince yünlü kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttom layer. bottom course. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İşlemci ve RAM gibi, bir bilgisayarın hayati önem taşıyan bileşenlerinin bulunduğu ana devre kartı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iri taneli bezelye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabic numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Artıp geriye kalan. 2. Eski çağlardan beri görenekle sürüp gelen inanış, alışkanlık v.s.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyden artıp kalmak. 2. Çağdaşları öldüğü veya yok olduğu halde kendi hayatta veya var olarak kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kabağın çardağa alınan uzun bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -1.Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2.İleri atılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önünden gelip geçenlerin çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a place where everybody passes by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baksana!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BAKAA) (bk. beka) (i. A.). Bulunduğu halde kalma, devam, sebat, yok olmama, fenâ mukabili: Baka bulmak — Daim ve sâbit olmak. D»r-ı baka = Ahret, dâr-ı fenâ (dünya) zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavşan çeşidinden bir diken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stand in wonder. to gawp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stand in bewilderment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Kıç altında olan top delikleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapma sedef veya kehribar sedef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakelite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakalite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lise tahsilinden sonra sınavla kazanılan olgunluk. Olgunluk imtihanı ve diploması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Baklagillerden bir ağaç; odunundan kırmızı boya çıkarılır Anavatanı Brezilya’dır. 2. Has olmayan her türlü boya (Hamatoxylon compeachianum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümet üyelerinden her biri. Devletin görmekle mükellef bulunduğu hizmetlerden birini idare etmek üzere başbakan tarafından milletvekilleri arasından veya dışarıdan seçilen ve devlet başkalarınca tasdik edilerek iş başına getirilen kimse, nâzır, vekil: Devlet bakanı, millî eğitim bakanı v.s.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. onlooking. minister. secretary of state. secretary. chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chancellor. minister. secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minister. secretary. state secretary. cabinet officer. officer of state. viewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEKANAK (i.). Koyun ve keçi ve sığır gibi hayvanların çatal tırnağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). – Gökyüzünde duran ay, açık seçik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. the Council of Ministers. council of Ministers cabinet. administration. cabinet council. governing commission. ministerial council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakanın yönetimi altındaki dairelerin bütünü veya bu dairelerin bulunduğu yer, vekâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministerial. ministry. department. secretaryship. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. cabinet post. department. government department. executive department. governing department. office. ministerial office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk. Bakkar) (i. A.). Sığır, öküz, inek, manda cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir kumar çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnek, Kur’an’ın en uzun ve İkinci sûresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compared to/with. by comparison with. in comparison with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sığır cinsine has.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri sağlam gibi göründüğü halde kör olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bakıyye). (bk.) Bakıyye. Bakıyyeler, artmış olanlar. (Maliye) Tahsil olunamayıp ertesi seneye kalan vergi ve varidat. (Askerlik) Kur’a bakayası = Kur’a isabet edip de silâh altına alınmaları geciktirilenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remnants. arrears. arrears of taxes. in arrears. remains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقایا] geriye kalanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polo neck. turtle neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. baraque). Tahtadan muvakkat mesken vesaire, kulübe. Salaş, sundurma: Baraka kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barracks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billet. cot. shed. hut. shanty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States writer of poems and plays about racial conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shed. hut. barrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'grace' or spiritual energy emanating from Allah through the silsillah of the Tariqa through which all practices are accomplished. physical manifestation of personal blessing It can be transferred from person-to-person, or from an object to a person M

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quality of blessedness or grace found characteristically in marabouts and other divinely favored persons Also, charisma that endows the blessed with a special capacity to rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States writer of poems and plays about racial conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Hükümet başkanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister. premier. chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chancellor. premier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister. chancellor. minister president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). 1. Başbakan olanın görevi. 2. Başbakanın makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime ministry. office of Prime Minister. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Türk musikisinde bir tam dörtlü ile bir tam beşlinin birleşerek teşekkül ettirdiği makamlar. Hepsi 13 tanedir: Çârgâh, BÜselik, Kürdi, Rast, Uşşak, Hüseynî, Nevâ, Hicâz, Hümâyûn, Uzzâl, Zengûle, Karcıgâr ve SÜznâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of a chairman. office of president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Gazete ve dergilerin baş tarafına konan önemli makale, başyazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editorial. leading article. feature article. shirttail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype. conventional. cliche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aslı «bedraha» ya ni yolun büyüğü olup Arapçalaşmıştır). Rehber, kılavuz, yol gösterici, delil (Bedrika okunması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aydınlık görünüşlü güzel kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white-collar workers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاقيد] kayıtsız şartsız, kesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırma, kırılma; kırılan şeylerin tutarı; ikt. kırılma payı, kırık bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağı yakalayan, çağdaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş, çalım. Caka satmak: Çalım, gösteriş yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splash. show off. swagger. swank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing off. swagger. ostentation. monkey tricks. splash. swank. vanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuzların Çavuldur boyundan olan Türk beyi. XI. yy. ilk yarısında İzmir bölgesinin hakimi oldu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکاچاک] kılıç şakırtısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Caka satmayı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. şegal). Köpeğe benzer yabanî bir hayvan ki, ekseri sürü ile gezer ve çok yaygara ederler (canis aureus). Çakal eriği = Eriğin en Adi ve ekşi cinsi, yabanî erik (prunus spinosa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal. coyote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus spinosa): Bir çeşit eriktir. Ağacı bodurdur. Çiçekleri beyazdır ve yapraklarından önce çıkar. Meyvesi yuvarlak ve yeşildir. Tadı buruktur. Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser, mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir. Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Caka ile yapılan, cakalı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. ostentatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl taşlarından ibaret mermi atan bir çeşit top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık denizlerde alamana tarzında kullanılan bir balık ağı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashing. revolving lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parıldayan, ışık veren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateş almayan silâh. (bk.) Çakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakasına yapışarak, yakapaça: Serseriyi çalyaka götürdüler, (bk.) Çal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writing hastily and without deliberation. scribbling sth down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاکار] cefa eden, üzen. 2.cefa çeken, üzülen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاکاری] cefa etme, üzme. 2.cefa çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dakar şehri, Senegal'in başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(her iki «k» da kalın okunur) (i. A.). Dakîka’nın c. ince ve anlaşılması güç ve dikkate muhtaç olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دقایق] incelikler. 2.dakikalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eczâ saklanılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstanbul’da, yetim ve öksüzler için kurulmuş yatılı okul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Renklerinin parlaklığı dolayısıyle şakayıka benzetilen bir polip çeşidi (actiniae).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça der = zarf edatı, Arapça akab = Alt taraf, arka). Arkası sıra: Der-akab kendisi geldi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [درعقب] ardından, hemen, derhal, hemen ardından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minister of state. Secretary of State.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. fountain pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. fill- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşkınlıktan bir an için ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek, donup kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be petrified with horror or astonishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Durağı cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Yarımın bir fazlasıyle elde edilen ekseriyet, mutlak ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکثریت مطلقه] çoğunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide geçki sırasında asıl makam ki, gidilen makamın zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı ak, dürüst erkek.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(çayırmelikesi): Gülgillerden dalları sağlam ve sert kırmızımtırak bir bitkidir. Çiçekleri kar taneleri gibidir ve dalların ucunda toplanmışlardır. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Bitkinin her yeri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Böbrek mesane ve idrar yollarındaki iltihapları giderir. Soğuk algınlığını geçirir. Kanı temizler. Sinirleri yatıştırır. Kalbi kuvvetlendirir. Nefes darlığı ve astımda faydalıdır. Diş ağrılarını keser. Diş eti ve boğaz iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Takılar hariç üzerimizdeki her giysinin bir fonksiyonu vardır. Peki kravatın boğazı sıkmaktan başka fonksiyonu nedir? Her iki yakayı bir araya getirmekse düğme o işi görüyor. Düğmeleri örtüp giysimizi güzel ve renkli kılmaksa kadınlar niye takmıyor? Pek de kravat sever bir millet olmadığımız açıktır ama ister inanın, ister inanmayın kravatın ortaya çıkışında Türklerin de rolü var.

1660’da Osmanlılar Avusturya ordusuna yenilince o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde olan Hırvatistan’dan (Croatia) bir alay asker zaferin kahramanları olarak Paris’e götürüldüler ve kralın huzuruna çıkarıldılar. Bu askerler boğazlarına renkli mendiller takmışlardı. Bu mendiller Romalılar devrinde hatiplerin, ses tellerini sıcak tutmak için boğazlarına sardıkları mendillere benziyordu. Kral çok beğendi ve kendisi de krallık kravatları takan bir alay kurdu. Kravat kelimesi de Hırvat anlamındaki ‘Croat’tan türedi.

Çok geçmeden bu moda İngiltere’ye sıçradı. Hiçbir centilmen boğazına bir şey sarmadan kendini iyi giyinmiş hissetmiyordu. Kravat o zamanlar o kadar yüksek bağlanırdı ki, insanlar vücudunu döndürmeden etrafa bakamıyorlardı, ama hiç olmazsa bir faydası vardı. Kılıç darbelerine karşı boyunu koruyordu.

Kravat çeşitli şekillerde yüzyıllarca yerini korudu, yüzden fazla değişik bağlama şekli geliştirildi. Bağlama şekilleri üzerine kitaplar yazıldı. 1960 gençliğinin düzene baş kaldırması sırasında biraz gözden düştü ama 1970’li yıllardan başlayarak popülaritesi yine arttı. Tabii ki patronlar kravat takınca çalışanlara da başka seçenek kalmıyordu.

Kravatlar erkeklerin elbise dolaplarının en kolay yıpranabilir aksesuarlarıdır. Genellikle erkekler kravatı düğümünün bir tarafından, ince ucunu çekerek çıkarırlar. Halbuki doğru yol kravatı bağlarken hangi hareketleri yaptıysanız, sökerken de ters sıra ile aynısını yapmanızdır.

Kravatı çıkardıktan sonra her iki ucunu birleştirip iki kat yapmanız, parmağınızın üzerine bir kemer gibi sarmanız, parmağınızı içinden çektikten sonra bütün gece o şekilde muhafaza etmeniz uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Eğer söz konusu olan bir ipek kravat ise sabahleyin de hemen askıya asmanız gerekiyor, bu şekilde içindeki fiberler orijinal şekillerine gelecektir. Son bir uyarı: Üzerinde leke olsa bile ipek kravatları kuru temizlemeye göndermeyin, deforme olabilirler, mümkün olduğunca kendiniz temizlemeye çalışın bu da bir sonuç vermezse dikişlerim söküp mendil olarak kullanabilirsiniz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseplay. rag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fakr). İhtiyaç, zaruret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فاقه] yoksulluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. A.). Fakihlik. Fıkıh ilminde bilgi sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقاهت] fıkıhçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. T. A.). Fıkıh ilminde bilgi sahibi olan. Eskiden nesir dilinde müftülere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yalnız, ancak: Ava gitmek Adetim değildir, fakat bugün misafirlerimin hatırı için gitmeye mecbur oldum. Fakat bunu size söylüyorum. 2. Ama, lâkin, şu kadar ki: Ben çok çalışmayın dedim, fakat büsbütün dersi bırakın demedim. O adam çok okuyor, fakat faydalı kitaplar seçmiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. only. if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. however. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. however.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقط] ancak, yalnız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Uyku, insana kaslarını ve diğer dokularını onarma, yaşlanan veya ölen hücrelerini yenileme şansı verir.

Uyku, insan beynine hafızasındaki bilgileri düzenleme, gereksizleri unutma ve arşlivleme şansı verir. Rüyalar da bu işlemin bir parçasıdır.

Uyku, enerji tüketimimizin miktarını azaltır. Bu nedenle günde dört-beş kez yerine üç öğün yemekle yetinebiliriz. Gece karanlığında zaten hiçbir şey yapamayacağımızdan, anahtarı kapatarak enerji tassarrufu yaparız.

Uyku, bütün gün çalışan beynin bir şarj süresi olabilir. Diğer organlardaki enerji harcamasını kısarak, beyin hücre aktiviteleri için gerekli olan enerjiyi artırabilir.

Uyku hakkında tüm bildiğimiz, geceleri iyi bir uyursak, sabahları kendimizi iyi hissettiğmiz, hem vücudumuzun, hem de beynimizin yeni bir gün için kendisini tazelediği olgusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eskiden suçluları ve öğrencileri cezalandırmak için kullanılan Alet. Orta tarafında ayakları sıkıştırmaya mahsus ip geçirilmiş bir sopa ile tabanlara vurmaya mahsus bir sopadan ibaretti: Falakaya çekmek, falaka değnek getirtti, falakaya yatırmak, falaka vurmak. 2. Bazı manivela işlerini yapmak için kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası 3. (denizcilik). İki ucu bir yere bağlı bir parça halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastinado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastinado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلقه] falaka, ayağa sopa atarak acı çektirmek için hazırlanan düzenek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başkalarının menfaati ile din ve devlet uğurunda şahsî menfaatlerini feda eden, hamiyetli: Fedakâr adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altruistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکار] özverili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Erkek İsmi) - Birleşik isim. Kendini veya şahsi menfaatlerini esirgemeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fedakâr bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکارانه] özveri ile, özverili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self sacrificing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکاری] özveri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendi menfaatlerini umumî ve hayırlı İşlere yahut dost ve akraba yoluna sarfetme; fedakâr adamın hali ve sıfatı: O adam bu uğurda çok fedakârlık etti; onun fedakârlığı inkâr olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-sacrifice. altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (argo). Afi, gösteriş caka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splash. showing off. swagger. swank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing off. swagger. posing. monkey tricks. swank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show off. swanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. nifty. swanky gösterişli. cakalı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Musikide geçki sırasında, geçki yapılan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Asıl durağından başka .bir perdeye nakledilmiş, şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Mühür mumu imaline yarar bir cins zamk. Fransızca: gommelaque.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayçiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. helianthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. sunflower ayçiçeği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Yürek oynaması, çarpıntı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خفقان] yürek çarpıntısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun ve her iki k da kalındır) (i. A. c.) (m. hakikat). Hakikatler. (bk.) Hakikat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حقائق] gerçekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkler’de büyük han, hanlar hanı, imparator, büyük imparator. Kaan ve kağan kelimelerinin Ar. Fars. telâffuzuna uydurulmuş şeklidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

khan. turkish ruler. emperor. sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

khan. emperor. ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Eski Türk ve Moğol hükümdarlarının kullandığı unvanlardan biri, hanlar hanı. 2.Kağan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (mü. hâkaniyye). Hâkana mensup ve ait, Ar. sultânî, Fars. şâhâne: Tapu ve kadastro idaresi. Hudûd-ı hâkanî = Osmanlı devleti hududu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hâkan olma hali. 2. Hâkanla idare şekli. 3. Hâkanın hakimiyetindeki ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun) (i. A.). Hürmetsizlik, itibarsızlık, saygısızlık, hor, hakir görme, kötü muamele etme: Zavallılığı sebebiyle bir adama hakaret etmek insanlık şânından değildir. Hakaret görmek, çekmek = Tahkir edilmek, saygısız muameleye uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insult. revilement. defamation. affront. contempt. contumely. cuss word. epithet. hotfoot. indignity. invective. opprobrium. outrage. slap. slap in the face. slight. slur. snub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insult. invective. offence. slight. affront. indignity. offense. aspersion. defamation of character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion. insult. affront. animo defamandi. bricbat. compensatory damages. contumely. criminal libel. defamation. defamation of character. indignity. injurious language. verbal injury. outrage. sneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حقارت] aşağılama, hakaret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affront. insult. revile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insult. to become abusive. affront. demean. lace into. libel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun) (i. A. F.). Hakaretle karışık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حقارت آميز] aşağılayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حقایق] gerçekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Musevi dinindeTalmud'da bulunan kuralların toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ahmaklık, budalalık: Hamâkat etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حماقت] ahmaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arp. harp. harp çalmak. israrla belırtmek. durmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military academy. staff college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vaktiyle düşman gerilerini veya ülkesini ateşe vermeye ve yangın çıkarmaya mahsus gemi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطاکار] hatalı, hata yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Maharet, fen ve sanatta geniş bilgi, olgunluk, tecrübe: Filân doktorun hazâkati söyleniyor. Başlıca doktorlar hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevk» dan masdar). 1. Üste gelme, hastalıktan kalkma, iyileşme, hastalıktan kurtulup büsbütün iyi oluncaya kadar aradan geçen müddet: ifâkat bulmak. İfâkatta bulunanlara yarayacak yiyecekler. 2. Sarhoşluktan veya bayılmaktan kurtulma, ayılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افاقت] iyileşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hastalıktan kurtulma, iyileşme. 2.Ayılma.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iyileşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. iğlâk). Kapamalar, bk. iğlâk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aşın güzelliği ve çekiciliği ile hayat verme, verilme.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bir zamanlar herkes İngilizler gibi yolun solundan gidiyordu. Bunun için de çok geçerli bir sebep vardı.

Yüzyıllarca önce yolun karşısından gelenin dost mu, yoksa düşman mı olduğunu kestirmek mümkün değildi. İnsanların çoğu sağ ellerini kullandıkları için, yolun solundan, duvar dibinden (yaya veya atla) giderek sol taraflarını emniyete alır, sağ ellerini kılıçlarını hemen çekecek şekilde hazır bekletirlerdi.

Yolun solundan seyahat, ilk defa 1300 yıllarında, papanın Roma’ya gelecek hacıların yolda karmaşaya sebep vermemeleri için, yolun solundan gitmelerini söylemesiyle resmileşti ve yüzyıllar boyu devam etti.

18. yüzyılın sonlarında ABD’de birçok atın çektiği posta arabalarında, sürücü koltuğu yoktu ve sürücü en arkada ve soldaki atın üstünde oturuyordu. Bu da yolun solundan gidildiğinde karşıdan geleni ve yolun kontrolünü zorlaştırıyordu.

Çok geçmeden ABD’de trafik sağdan işlemeye başladı. Fransız İhtilali sırasında, ihtilalin liderlerinden Maximilien Robespierre, büyük bir olasılıkla Katolik kiliseye meydan okuyanlara bir jest olsun diye, Parislilerden yolların sağından gitmelerini istedi.

Bir süre sonra aslında kendisi de bir solak olan Napolyon, ordularındaki ikmal arabalarının yolların sağından gitmeleri emrini verdi ve zaptettiği her ülkede de bu uygulamayı hayata geçirdi.

İngiltere hiçbir zaman Napolyon tarafından zapt edilemediğinden İngilizler yolun solundan gitme alışkanlıklarından vazgeçmediler. Avustralya, Hindistan gibi tüm eski sömürgelerinde de bu usulü devam ettirdiler. Zaten İngilizler’de Amerikalılardan farklı olarak sürücü arabanın üstünde ve sağında oturuyordu.

Modern araba teknolojisinin gelişmesi ile bu gelişimin dünyada öncüsü olan ABD’de sürücü koltuğu ve direksiyon sağdan gidişe uygun olarak sola konuldu ve dünyanın birçok bölgesinde bu şekilde yaygınlaştı.

İngiltere’de ve eski sömürgelerinde, trafik akışını sağ şeride almanın faturası o kadar yüklüdür ki, artık isteseler de kolay kolay bunu yapamazlar.

Hangi ülkede olursanız olun, trafiğin yönü ister sağdan olsun ister soldan, karşıdan karşıya geçmeden önce, siz yine de her iki yöne bakmayı ihmal etmeyin.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar. Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarım kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Artık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar.

Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarını kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Arlık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dökme, akıtma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ارتجاعکار] gerici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اعتناکار] özen gösteren, itinalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tesâdüfî olarak, tesâdüfen, rastgele, Ar. alet-tesâdüf, kazârâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zevk» ten masdar). Tattırma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Cakarta, Endonezya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gür ve geniş sakallı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قائم مقام] kaymakam. 2.yerine geçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (çocuk dilinde). 1. Pislik, neces: Çocuğun kakası var, kakasını edecek. 2. Kötü, fena: Kaka bebek = Yaramaz çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excrement. dejection. evacuation. excreta. faecal matter. faeces. rejectamenta. stool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excrement. faeces. dirty. bad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A New Zealand parrot of the genus Nestor, especially the brown parrot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excrement. dirty. filthy. bratty. turd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Manda etinden yapma kaba pastırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kakıp durmak, itelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to defecate. to go potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kötüleşmek, fenalaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vuran. Ağaçkakan = Gagasiyle ağaçların kabuğunu gagalayan bir kuş çeşidi,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (bir Meksika yerli dilinden). Amerika’da ve oradan alınarak Afrika’da yetişen kahveye benzer bir tane ki, toz hâlinde sütle ve sade olarak kahve gibi içilir ve başlıca çikolata imalinde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cacao. cocoa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cacao. soft commodities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocoa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hindbademi): İkiçenekliler sınıfının sterculiaceae familyasından, vatanı tropik Amerika olan bir ağacın meyvesidir. Kakao ağacı 4-10 metre boyundadır. Yaprakları derimsidir. Çiçekleri her mevsimde açar. Meyvelerinin içinde kestane büyüklüğünde tohumları vardır. Tohumlarının içeriğinde teobromin denilen alkoloid vardır. Bu madde uyarıcıdır. Tohumlarından kakao yağı çıkarılır. Kozmetik sanayiide ve eczacılıkta fitil yapmakta kulanılır. Tohumlarının yağı alındıktan sonra elde edilen kakao tozuna çikolata denir. Kullanıldığı yerler: Uyarıcı, iştah açıcı ve kuvvet vericidir. İdrar söktürür. Vücuttaki zehirlerin dışarı atılmasını sağlar. Böbrek iltihaplarını giderir. Fazla içildiği takdirde çarpıntı ve baş ağrısı yapar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I.). Sevimsiz, kendisini bir şey sanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakavan olma hali yahut kakavanca davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being stuck-up and stupid. being old and peevish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stand aghast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be left open-mouthed. to be left dumbstruck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hawaii Adalarının yerlisi; Büyük Okyanus adalısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyunlardan insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban meydana getiren tehlikeli hastalık, yanıkara, karayanık, şarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sığırdiligillerden, çiçekleri beyaz veya menekşeye çalar kırmızı renkte bir bitki (symphytum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömür kalemiyle yapılan resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkic language spoken by the Karakalpak people a member of a Turkic people living near Lake Aral in central Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a Turkic people living near Lake Aral in central Asia. the Turkic language spoken by the Karakalpak people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir tür dağ ağacı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşları kara ve gür olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yaban havucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter disorder. in complete confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek karışık, çok karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic. haywire. higgledy-piggledy. intricate. messy. topsy-turvy. upside down. in utter disorder. in a mess. in confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(populus): Söğütgiller familyasından, sulak yerlerde yetişen bir çeşit ağaçtır. Akkavak, titrekkavak, tellikavak, servikavağı, karakavak, Hollandakavağı gibi çeşitleri vardır. Hekimlikte karakavak kullanılır. Karakavak 25-30 metre boyunda, gövdesi kalın bir ağaçtır. Yaprakları üçgen şeklinde, dişli ve tüysüzdür. Yaprak tomurcukları tanen, uçucu yağ, mum, salisin ve populin adı verilen glikozitleri taşır. Kullanıldığı yerler: Kavak tomurcuklarından hazırlanan merhemler basur memelerinin ve romatizmanın lokal tedavisinde kullanılır. Karakavak odunun yakılmasından kömür elde edilir. Mide ve bağırsaklardaki gazı giderir. Yine bu kömürden yapılan diş tozları da dişlerin temizlenmesinde ve dişetlerinin kuvvetlendirmekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Finansal Terim

(Book-entry Settlement)

Üyelerin, takasa olan para borçları ile takastan olan para alacaklarının hesaben ödenmesi ile menkul kıymet borçları ile menkul kıymet alacaklarının hesaben teslimidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the elite. socialite. upper crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (A. kaim = duran, makam = yer). 1. Birinin yerine geçen, yerini tutan, vekil, nâib: Yerine bir kaymakam bırakıp gitti. 2. Bir kazâ (ilçe) idare eden mülkiye memuru: Kazâ kaymakamı, kaymakam tayin edildi. 3. Eskiden yarbay rütbesinin adı. bk. Yarbay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head official of a district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official charged with governing a provincial district. lieutenant colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vekâlet, vekillik: O işte filân kaymakamlık ediyor. 2. Bir kazânın idaresiyle görevli mülkiye memurunun memuriyeti, hal ve sıfatı: Kaymakamlığı kendisine az görüyor. 3. Yarbay rütbesi: Beş sene kaymakamlık etti. Kıdemli binbaşılardan olduğundan kaymakamlık bekliyor. 4. Bir mülkiye kaymakamının idare ettiği kasaba, ilçe, kazâ: Orası bir kaymakamlıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank / duties of a kaimakam. administrative district within a province. building housing a kaimakam's office. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goatee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sakalı keçininki gibi yalnız çenesinde ve uzunta olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, çayırlarda ve nemli yerlerde yetişen, mavimtırak yahut mor çiçekleri olan bir çayır bitkisi (cistus creticus).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کماکان] eskiden olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-art ekseni, yan eksenine göre kısa olan insan, brakisefal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinical case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyar kadın. Kocakarı IIScı = Hekim olmayanlarca tavsiye edilen ve çoğu eczane dışındaki maddelerden yapılan sözde İliç. Kocakarı soğuğu = İlkbaharda belli günlere rastlayan soğuk havalar, Ar. berdü’l-acûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crone. old woman. hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. old woman. mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk remedy. nostrum. patent medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Düzkanatlılardan karnında çatal şeklinde iki uzantı bulunan bir böcek (forficula auricularia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serçegillerden küçük bir kuş (Lat. saxicola).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) En aşağı. bk. Lâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لااقل] en azından, hiç olmazsa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لقب] lakap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Hurma ve incir gibi bazı meyve ağaçlarının erkeğinden dişisine yetiştirilmesi şart olan aşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: LâKAB) (i. A.) (c. elkab). Bir adamın asıl adından başka adaşlarından ayırmak için sonradan kendisine verilen veya yakıştırılan diğer ismi ki, onunla şöhreti olur: Zenbilli lakabıyla anılan Şeyhülislâm Ali Efendi; Tiryaki lakabıyla ünlü Hasan Paşa; yiğit, lakabıyla anılır. (c.) Osmanlı devrinde rütbe sahiplerine yazılan mektubun başında ve zarfın üzerinde veya ismi anıldıkta rütbesine göre yazılan sıfat, unvan; rif’atlû, izzetlû, saâdetlû gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nickname. epithet. patronymic. sobriquet. agnomen. cognomen. moniker. surname.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epithet. nickname.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnomen. appellation. cognomen. epithet. nickname. sobriquet. title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاقيد] kayıtsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاقيدی] kayıtsızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wanton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Leyleğin gagasıyla çıkardığı ses. 2. mec. Mânâsız ve boş sözler, Ar. türrehât, hezeyân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. chatter. yakking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لقلقه] boş laf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Ar. tâbirlerde «liyâka» şeklinde de kullanılır). 1. Lâyık olma, yararlılık, değerlilik, istihkak: O adamın bu işe, bu işin size liyâkati vardır; her işte liyakat aramalı. 2. Ehliyet, iktidar: Erbâb-ı liyâkatten; onun iktidar ve liyâkati bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merit. suitability. capacity. competence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merit. deservingness. worthiness. suitability. capability. competence. desert. mark. qualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لياقت] yaraşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Layık olan, değerlilik, yararlılık. 2.İktidar, hüner, fazilet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Liyâkatli, değerli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. liyâkatmend’in c.),. Liyâkatliler, değerliler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehil, müstahak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. worthy. deserving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

würdig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. worthy. deserving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

würdig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyetsiz, bk. Liyâkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable. imcompetent. unworthy. undeserving. inadequate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyetsizlik, bk. Liyâkat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Rodezya'nın başşehri, Lusaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mâ = bağ, halak = halak’dan geçmiş zaman, Allah). 1. Tanrının her yarattığı, bütün yaratıkları. 2. Büyük kalabalık: Pazar yerine mâhelakallâh toplanmışlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mâ = bağlama İsmi, vakaa = vukuun’dan geçmiş zaman müz. şahıs: düştü). Düşen, vâkt olan, Fars. ser-güzeşt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقابر] mezarlar, kabirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماقبل] önceki, önü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماقبل التاریخ] tarih öncesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuûd» dan im.). 1. Oturulacak yer. 2. Oturak yeri, geri, kıç, Fars. dübür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İng.). Kırık taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

macadam. macadamized road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce’den) (zooloji). Orta boy bir şebek cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kavi» den masdar). Söyleme, söyleyiş, söz, kelâm: Her şey için bir makal vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقال] söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Söz, lakırdı. Söyleme, söyleyiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun) (i. A. «kavi» den) (c. makalât). Bir madde hakkında söylenilen veya yazılan şey, söz, nutuk, bend, bahis: Musiki hakkında uzun bir makale yazdı. Gazetelerdeki makaleleri ona büyük ün kazandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. column. story. writing. write-up. contribution. paragraph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. contribution. feature. story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article in a newspaper. article. contribution. story. write up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (musiki). Musikide belirtilmiş ses dizi veya dizilerinden meydana gelen ve tam bir hususiyet gösteren sistem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kıyâm» dan im.). 1. Durulan yer, durak, mekân, mahal: Orası sizin makamınızdır; siz makamınıza geçin. 2. Ar. mansıp, mesnet, büyük görev: Makam-ı sadâret-i uzmâ; makama hitaben yazılmış bir dilekçe. 3. Bir velinin veya bir büyük zâtın gömüldüğü veya gömülmediği halde nâmına yapılmış türbe, ziyaret yeri: İstanbul’da birçok türbe ve makamlar vardır. Kaalm-nakaam. (bk.) Kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place. office. quarter. station. chair. strain. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music. station. post. office. mode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. office. position. post. chair. competent office. mode. music. opposite number. portfolio. prefecture. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقام] yer. 2.kat, huzur. 3.musikî makamı

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (aslında «makame» nin cem’i ise de dilimizde «makam» ın cem’i gibi de kullanılır). Makamât-ı »liyyeye başvurmak; makamât-ı mübâreke; musiki makamatı; makamât-ı Harîrî. (bk.) Makam, makame.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقامات] makamlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kıyâm» dan im. mü.) (c. makamât). 1. Meclis, cemiyet. 2. Bir meclis ve toplulukta söylenen nutuk. 3. Nutuk şeklinde ve her biri ayrıca bir bahse ait makalelerin her biri: Harirî’nin sekizinci mekamesi; makamât-ı Hartrt; makamat meydanı (bu isimde Arapça’da birçok kitaplar vardır ki, sahiplerinin isimleriyle tanınır). 4. Tasavvufta yüksek mevki. Sâhib-i makamât = Yüksek mevkie erişmiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahenkli, ölçülü: Makemlı bir sesle, güzel makamlı bir şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (muhtemelen Arapça’ dan). 1. Tahta veya demirden mekik şeklinde bir yuvanın içinde mil üzerinde dönen zıvana ki, üstünden geçirilen ipin hareketini kolaylaştırmak için kullanılır: Kuyu makarası; bir dilli, iki dilli makara. 2. Tahtadan iki ucu çıkıntılı ufak zıvana kl, üzerine iplik, sırma vesaire sarılır: İplik makarası; bir makara beyaz tire. mec. Makara gibi = Geveze, çok konuşan. Makaraları koyuvermek = Gülmeyi zaptedemeyip kahkahayı koyuvermek. Makara çekmek = (kuş) Bir nefeste uzun nağme çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reel. bobbin. spool. pulley. block. sheave. hasp. quill. roller. truckle. whip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbin. pulley. reel. spool. block. drum. barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reel. spool. block. bobbin. pulley. drum. barrel of windless. winch. roller. trundle. hasp. coil. caster. whip. cylindrical. muffle. fairleader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dragon demon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sanskrit 'The Crocodile ' In Europe the same as Capricorn the tenth sign of the Zodiac Esoterically, a mystic class of devas With the Hindus, the vehicle of Varuna, the water-god '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makarası olan. Makaralı kuş = Makara çeken kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. macaroni). Hamurdan çeşitli şekillerde dökülmüş ve pilâv gibi pişirilen bir yiyecek. Düdük makarnası = İçi boş makarna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasta. macaroni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

macaroni. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

macaroni. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makarna yapan veya makarnayı çok yiyen (bazen alay maksadıyla İtalyanler için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karâr» dan im.). 1. Yer edinilen, durulan yer, karar-gâh. 2. Oturulan yer, ikamet yeri, mesken: O orman vahşî hayvanların makamdır; yezlık ve kışlık makarrı ayrıdır. 3. Merkez, kürsü, başkent: Fransa’nın makarr-ı hükümeti Paris’tir; Semerkand, Timur’un makarrı idi; makarr-ı saltanat; makarr-ı hükümet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقر] başkent. 2.merkez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «mıkass» tan). 1. Kâğıt, bez ve saç gibi yumuşak şeyleri kesmeye mahsus, ortadan bağlı iki parçadan ibaret Alet; kâğıt makası, tırnak makası. 2. Makas şeklinde çatışmış eğaç vesaire: Çatı makası. 3. İkiye bölünen şey, çatal, çatallama: Kemer mokası; demiryolu makası. 4. Asma olmayan arabanın yayı: Arabanın makası kırıldı. 5. (denizcilik) Gemi direği gibi ağır şeyleri kaldırmaya mahsus hareketli İki büyük seren ki, istenilen yere dikilir. Makas bendi = Bir çeşit pehlivan hilesi. Çifte, çatal. Makas gülle = Bir zincirin iki ucunda bulunan çifte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scissors. a pair of scissors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scissors. spring. truss. clippers. clipper. shears. points. switches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scissors. truss. shears. switch. spring a pinch on one's cheek. roof truss. crosstie. turnout shears. cropper. trimmer. point. bent. roofing. trussing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiryollarında makasları açıp kapayan işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan). Terzi kalfası, büyük terzihanelerde elbiseyi biçen uste, makasçı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقاصد] maksatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çaprazlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting with scissors. shear. shearing. scissors kick. diagonally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonally. scissors kick. blue pencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Orta ve işaret parmakları arasına alıp sıkıştırmak. 2. Kesmek, makas vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makası olan. Makaslı böcek = Kınkanatlılardan makasları iri bir böcek (Lat. lucanius).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttocks. rump. anus. fundament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماوقع] olup biten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zalak» dan im.). 1. Ayak kayacak yer. 2. mec. Yanlışa düşüren iş ve durum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uzun a ile) (i. A. c.) (m. maksad). Maksatlar, (bk.) Maksat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uzun a ile) (i. A. c.) (m. maktâ). Maktâlar. (bk.) Maktâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uzun a ile) (i. A. c.) (m. maktel). Makteller, ölüm yerleri. (bk.) Maktel.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Central Settlement)

Borsa’da gerçekleşen tüm işlemlerin takasının yine Borsa’da sonuçlandırılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kaşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. menâtık). 1. Kuşak, kemer, bölge. 2. (astronomi) Semada on iki burcun sıralandıkları daire, (denizcilik) Mıntaka-I söküne» = Büyük Okyanus’ta ekvator yakınlarında rüzgârsız bölge.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منطقه] bölge, mıntıka. 2.iklim kuşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tark» tan la) (c. matârık). 1. Değnek, cop, sopa. 2. Cenk sopası, tokmak. 3. Çekiç. (bk.) Matrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kaside-i muallaka» dan kısaltılmış) (c. muallakaat). Câhiliyet devrinde KAbe duvarına asılan kaside: Kays’ın muallaka’sı. Muallakaat-ı Seb’a = Bu şerefi kazanan yedi ünlü kaside.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «unk» tan masdar). Biribirinin boynuna sarılma, sarmaşma, kucaklaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aşk» tan masdar). Biribirine Aşık olma, karşılıklı aşk ve ilgi, sevişme, biribirine aşk ve muhabbet besleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معاشقه] sevişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fark» tan). 1. Ayrılma, birinden uzaklaşma, ayrılık: Dostlarından mufârakat etmiş. 2. Bir yeri terk edip gitme: Ticaret için memleketimden mufârakat edeli epeyce oluyor; oradan mufârakatımda. 3. Karı koca arasında ayrılma, boşanma: Evlendiğinin senesinde mufârakat oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) mufarakat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Millî an’anelerine, örf ve Adetlerine bağlı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victorian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [محافظه کار] tutucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [محافظه کار] tutucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhafazakâr olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) tutuculuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «lika» öan masdar). Buluşma, birleşme, görüşme: İki imparator filân yerde mülâkat edeceklerdi; aralarında mülâkat olacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interview. interview görüşme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interview. audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (I. A. c.). 1. Mülhaklar, ekler, bağlantılar. 2. Bir merkeze bağlı ve tâbf yerler: Konya vilâyetinin mülhakatı çoktur; oranın gümrüğü filân müdüriyet mülhakatındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «nakl»den) (m. münâkale). Ulaştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakl» den masdar) (c. münâkalât). 1. Ulaşım. 2. Aktarış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksân» dan masdar) (c. münâkasât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Alınacak veya yaptırılacak bir şeyin en az bedele razı olana ihâle olunmak üzere açık eksiltmeye konması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNAKAŞA) (i. A. «nakş» tan masdar) (c. münâkaşât). Atışma, çekişme, mücadele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underbidding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. disputation. altercation. argumentation. bickering. hassle. spat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. wrangle. heated debate. encounter. altercation. argumentation. barney. broil. bust up. competitive tendering. confab or conflab. contest. controversy. disagreement. disputation. parley. rhubarb. rixation. set to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputed. in dispute. at issue. moot. in question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rıfk» tan masdar). Arkadaşlık, yoldaşlık, birlikte bulunma: Bu yolculukta bana kim mürâfakat edecek?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükub»dan). 1. Bakıp gözetme. 2. (tasavvuf) Tanrı’nın birliğine dalıp kendinden geçme, Ar. istiğrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introspection. inspection. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. inspection. control. audit. contemplation. meditating on spiritual things. revision. examination. surveilance. superintendence. overlooking. oversight. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مراقبه] denetim. 2.kendi iç dünyasına dalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) musiki). Türk musikisinde basit makam hususiyeti taşımayan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSABAKA) (i. A. «sebk» ten masdar). Birbirini geçmeye ve birbirinden ileri olmaya çalışma, yarış, yarışma, rekabet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yarış, yarışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest. race yarış. yarışma. karşılaşma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contest. competitive bidding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müsabaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» dan masdar). İki kişi arasında sâdıkane davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kararı dan im.) (aslı müstakırr). Yerleşilen ve karar kılınan yer, durulan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tıbk» dan masdar) (Arapça terkiplerde: mutâbaka). T. Uygunluk, muvafakat, birbirini tutar halde olma. 2. (gramer) Fiil ile fail veya sıfat ile sıfatlananlar arasında dişilik, erkeklik, sayı vesairece uygunluk: Sıfat ile mevsuf arasında mutabakat şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. agreement. agreement uyuşma. anlaşma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum of understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boşanmış kadın. Bir kimsenin boşadığı kadın: O, falanın mutallakasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessarily. regardless. surely. absolutely. without fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without fail. by all means. surely. that's for certain. at any rate. anyhow. needs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطلقا] kesinlikle, zorunlu olarak, kayıtsız şartsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Kayıtsız ve şartsız, umumiyet üzere: Ben o sözü mutlaka söyledim. 2. Behemehal, elbette: Bunu mutlaka böyle yapmalısınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vefk» den masdar). I. Uyma, uygun gelme, uygunluk. Ar. tevâfuk: Aralarında hiç muvâfakat yoktur. 2. Uygun ve münasip olma, mutabakat, münasebet, Ahenkli olma: Çalgılar arasında muvâfakat şarttır. 3. Razı olma, kalben inanma, izin: Hanı satmaya karar verdik, ama bir hissedar muvafakat etmiyor. 4. Uzlaşma: Aralarında muvâfakat hâsıl oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assent. agreement. consent. harmony. previous assent. consentment. accord. acceptance. compliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

K. concurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consent to. to give one's consent to sth. to assent to sth. to agree. to accept. to accord. to comply. accede. acquiesce. consent. consort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deed of consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. Ar. «zayk» dan mas.). Sıkıntı, yokluk, parasızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıyk» dan masdar). 1. Darlık, sıkıntı, güçlük, müşkilât. 2. Yokluk, züğürtlük, geçinmede darlık, sıkıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrasment. the state of being in financial difficulties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ملاقات] buluşma. 2.görüşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ملحقات] ekler. 2.bir yere bağlı olan başka yerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقلات] taşımacılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقصه] açık eksiltme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقشه] tartışma. 2.irdeleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسابقه] yarışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسامحه کار] hoşgörülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Geçinmek için lâzım olan para, zarûrî ihtiyaç: Çoluk çocuğunun nafakasından kesip borcunu verdi. 2. Yetimlere veya boşanmış bir kadına vesair şahıslara, geçinmeleri için mahkemece tahsis olunan ve verdirilen para: Yetimlere nafaka bağlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsistence. subsistence money. maintenance. alimony. compassionate allowance. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alimony. maintenance. livelihood. subsistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alimony. allowance. maintenance allowance. living. livelihood. the money upon which sb lives. alimonia. living allowance. maintenance. recurring charges. subsistence. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفقه] geçim parası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dişi deve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناقه] dişi deve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKARAT) (I. A. c.). Şarkılarda her kıt’a sonunda tekrarlanan mısra. 4 mısrâlı şiirlerde şarkı formunda 2. ve 4. mısrâlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chorus. refrain. repeat. refrain. burden. phrase/speech that has been worn out by repetition. the same old refrain. the same old thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refrain. chorus. burden. theme tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down and out. knockout. knockout. kayo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knockout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz akan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz akay. Özü temiz kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hakan soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Zararlı morötesi radyasyonu süzen, ozon içeren üst atmosfer katmanı. CFC türünden kimyasal maddelerin atmosfere bırakılması sonucunda ozon tabakasının zayıfladığı, bunun ise cilt kanserinde artışa neden olacağı hesaplanmaktadır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Dürüst, doğru iyi tanınmış kimsel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Temizler, anlar. 2.Veliler, ermişler, evliya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok iğneli bir olta çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «betaka» dan galat). Kıymet ve fiyatı belirtmek üzere eşya ve kumaşlara iliştirilen pusula, yafta, Fr. etiquette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). 1. Deniz ortasında yassı büyük kaya. 2. Kara nakil vasıtalarına takılan numara levhası. 3. Küçük levha. Plaka-aya = Ayar tahtası, demircilerin sac yapraklarını düzeltmek için kullandıkları düz çelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plate. licence plate. number plate. tablet. slab. plaque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numberplate. plate. license plate. plaque. tablet. license plates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number plate. license plate. disc. disk. license plate. license tag. plaque. tablet. name-plate. slip. numbering. sheeting. ticket. stab. name plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekiz «portugal» İsminden). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi, Ar. nârenc. Çin portakalı = Mandalina. Kan portakalı = İçi kırmızı cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange. orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus aurantium var): Turunçgiller familyasından bir ağaçtır. Boyu 2-10 m arasında değişir. Yaprakları sert dayanıklı ve düz kenarlıdır. Meyvesi C vitamini bakımından zengindir. Kabuğunun altında sarımtırak, bazılarında ise kırmızı renkte sulu ve dilimli bir öz bulunur. Kabuklarından portakal esansı elde edilir. Eczacılıkta ve gıda sanayiinde kullanılır. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılır. Kullanıldığı yerler: Çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su, spazm giderir. Kabuklarından yapılan şurup ise, mide hastalıklarında kullanılır. Damar sertleşmesini ve felci önler. Soğuk algınlığı, grip ve nezlede faydalıdır. Yorgunluğu ve sinir bozukluğunu giderir. Cildin güzel olmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır. Karaciğeri çalıştırır ve safra ifrazatını artırır. Ateşi düşürür. Nekahat devresini kısaltır. Vücuda enerji verir. Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Zayıflatıcıdır. Mide hastalıklarından şikayet edenler portakal yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Portakal şerbeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Portakal renginde (turuncu demek daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. rikab). 1. Boyun, gerden. 2. mec. Sahip olabilme hakkı. 3. Köle, halayık, esir. Itâk-ı râkabe = Köle ve câriye Azâdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(çift k ile galattır) (I. A.) (c. rukum, erkam). 1. Yazma, yazı, tahrir, yazı ile kayıt ve işaret. Rakam etmek = Yazmak, kayd etmek. 2. Sayı: 7 rakamı, 8 rakamı. Erkaam-ı Hindiyye = Avrupaılar’ın Araplar’dan Araplar’ın da Hindiiler’den almış oldukları bugün kullandığımız sayı işaretleri: 1, 2, 3... işaretleri. 3. Hesap ilim ve kuralları: Rakam bilmek, öğrenmek. Rakam dökmek = Hesap etmek. Rakam koymak = Numaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure. number. numeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digit. figure. number. numeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digit. figure. number. numeral. key figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. rakam, Fars. keşîden = çekmek). Rakam çeken, yazan, çizen..

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. rakam, Fars. zeden = vurmak). 1. Yazılmış, kayıtlı. 2. Sözü edilen, anılan,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yazan, çizen, kayd ve işaret eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rakam» dan) (mü. rakamiyye). Rakama alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a number which contains so many digits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arkadaşlık, maiyet: Refakatinde bir adam vardı; refakatinde iki kâtip bulunuyor. 2. Yol arkadaşlığı: Filân yere gideceğim, bana kim refâkat etmek ister? Onun refâkati pek iyidir. 3. (musiki) Eşlik. Bir saz veya sese başka bir sazla eşlik etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionship. accompaniment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accompanying. escorting. companionship. acting as a companion to. attendance. company. fellowship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفاقت] eşlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Refildik arkadaşlık, yoldaşlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accompany. to escort. go along with. walk out with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eşlik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospital attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone from outside who stays with a patient in hospital. paid companion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eşliğinde, beraberinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رهاکار] kurtarıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رجاکار] ricası, yalvarırcasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rlyâkârlıkla, mürâllikle, ikiyüzlülükle: Riyâkârâne hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocritical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ریاکار] ikiyüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ریاکارانه] ikiyüzlüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) ikiyüzlülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) Eski Roma devrinde kullanılan rakamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman numeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde ‘Arap rakamları’ diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan’dır ve buradan önce Arabistan’a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa’ya geçmiştir.

Avrupa’da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68’den 16’yı çıkarmak için 68 yani ‘LXVIII’ rakamından 16’yı ifade eden ‘XVI’ rakamlarını silince geriye ‘LII’ yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15’i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77’nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç ‘LXII yani 62’dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1 000)

Romen rakamaları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=1 000)+(D=500)+(C=100)+(L=50)+(X=10)+(V=5)+(I=1)=1966

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin IX=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX (1 000+900+90+9)=1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M’den büyük harf olmadığından 1 000’den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10’un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce ‘bir’ gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadar yani ‘X’ nerede olursa olsun ‘10’dur. Halbuki günümüz rakamlarında ‘1’ tek başına iken ‘1’dir ama sağdan ikinci haneye geçince ‘10’ değerini, üçüncüye geçince ‘100’ değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanına bir parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).


Genel Bilgi by

Sağlık Bilgisi

Yaş ilerledikçe saça ve sakala rengini veren maddenin yapımı azalır, bir süre sonra da tamamen kesilir. Kumral ve kızıl saçlar, daha erken beyazlaşır. Genç yaşlarda görülen beyazlaşmalar ise, ırsidir. Tedavisi yoktur. Ancak aşağıdaki reçeteler uygulanarak boyanabilirler.

Tedavi için gerekli malzeme : Reyhan, tereyağı.

Hazırlanışı : İki tutam reyhan 2 çorba kaşığı tereyağında pişirilir. Soğuduktan sonra beyaz yerlere sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sadakaet). Tanrı rızâsı için fakirlere verilen şey. Sadaka-i fıtr = Fıtra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. charity. handout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. benefaction. charity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. benevolence. charity. dole. eleemosynary gifts. handout. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sıdk’dan. Ar. terkiplerde: sadâka). 1. Sâdıklık, dostluk, sevgi, vefâ. 2. İyiliği görülen veya çok büyük bir insana, efendiye içten bağlılık ve itaat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegiance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherence. allegiance. credit. faith. fidelity. loyalty. faithfulness. constancy. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegiance. fidelity. loyalty. devotion. constancy. faith. fealty. troth. trustworthiness. truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صداقت] bağlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Dostluk, içten bağlılık, doğruluk, vefalılık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. devoted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. devoted. faithfulness. religious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithfulness. loyalty. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithless. disloyal. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. unfaithful. faithless. perfidious. untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity. disloyalty. unfaithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. unfaithfulness. infidelity. infraction of faith. insinuation of infidelity. perfidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. sehâkâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâhte = yapma, Ar. vakar = ağırlık). Yalandan ve gösterişli bir vakar takınan, yalandan ağırbaşlılık gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «saky» dan imüb). Su taşıyan. Saka kuşu = Kanaryaya benzer bir ötücü kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâtife, mizah: şaka söylüyorum; şaka etmek; şakaya bozmak = LAtifeye çevirmek; «I şakan = şaka yoluyla kabaca diğerkıin orasına burasına dokunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goldfinch. finch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water seller. water- bearer. water carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joke. monkeyshiness. fun. pleasantry. jest. badinage. banter. chaff. drollery. game. hell. humor. humour. josh. lark. quiz. sport. waggery. waggishness. wisecrack. witticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gag. jest. joke. lark. play. prank. skit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gag. jest. joke. chaff. crack. fun. giggle. hoax. jape. lark. leg pull. persiflage. play. rib tickler. spoof. wheeze. wisecrack. witticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goldfinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jest. kid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to joke. banter. chaff. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâtifeci, şaka yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jesting. playful. humoristic. facetious. jocose. jocular. puckish. quizzical. waggish. jester. humorist. funster. wisecracker. banterer. bel esprit. buffoon. joker. wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jocular. playful. quizzical. sly. sportive. waggish. joker. wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaka gibi görünerek. Şaka olsun diye: Şakacıktan arabayı bozdular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good humoredness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlarda görülen öksürük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glanders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شقاءق النعمان] gelincik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çene altı. Ar. gabgab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz ile kulak arasındaki çukurca ve yumuşakça kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double chin. dewlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temporal. temple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Erkeklerde yüzün etrafında ve alt çenenin üzerinde biten kıllar. Ar lihye, Fars. rîş. Aksakal = Köy ihtiyarı, muhtarı. Ak sakal, kara sakal = Büyük, küçük herkes. Sakalı ele vermek = Başkalarının nüfuzuna tâbi olup İrâdesine sahip olamamak. Tahta sakal = Enli sakallı. Sakalı tıraş atmak = İddia tabiridir: Böyle değilse ben sakalımı tıraş ederim. Sekalcücüğü = Bamteli. Sakalı değirmende ağartmak = Tecrübe kazanmaksızın ihtiyar olmak. Saç sakal = Yaş ve yıl. Tep sakal, kaba sakal, köse sakal = Sakalı bu şekillerin birinde olan adam. Keçisakal = Ucu sivri kesik sakal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beard. whiskers. beaver. fungus. pogono-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beard. whiskers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beard. whiskers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sakal kılının kolayca koparılması ve kopan kılın ucunda da cerahat damlacığı görülmesi şeklinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde sikozis denen bu hastalığa, stafilokok cinsi mikroplar neden olur. Sakal diplerini oksijenli su ile yıkadıktan sonra aşağıdaki reçetelerden herhangi biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 avuç doğranmış maydanoz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, sakal dipleri yıkanır. Yüzün tamamı da yıkanabilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbiriyle şaka etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banter. to joke with one another. to banter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to joke with one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.) (müfredi «saki» dilimizde kullanılmaz). İnsan ve cin, dünya ile Ahıret, insan ile hayvan, Arap ile Acem yahut ağır şeylerle hafif şeyler. Seyyid-i Sakaleyn = Peygamberimiz. Şeyhülislâm Ebussûd Efendiye «Müftt-i Sakaleyn» unvanı verilmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. saklab, saklâbt). Slavlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sakalı gelmek, sakallı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sprout a beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearded. with a beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearded. whiskered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beardless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beardless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. askâm «ka ile») Hastalık, illet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i.) Bozukluk, noksanlık, sakatlık, yanlışlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سقامت] sakatlık. 2.yanlışlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Yunanca’dan). 1. Mısır’da yaşayan bir cins kertenkele, kum kertenkelesi. 2. Bu hayvanın derisine benzer güzel bir cins tülbent ki, sargı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cehennem, tamu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Atın alnındaki beyazlık, akıtmanın ufağı. Akıtma sakar = Burundan alt dudağa aşanı. 2. Uğursuz (at), sakerlı. 3. mec. Bir işi doğru dürüst yapamayan, mutlaka bir kazâ ve ziyan yapan: Sakar adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. butterfingered. awkward. maladroit. left-handed. gawky. heavy-handed. ungainly. unhandy. oaf. sacchar-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. clumsy. gawky. ungainly. butterfingered. ham-fisted. ham-handed. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. accident prone. butterfingered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yiğit, cesur. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saccharine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saccharin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become awkward. to become butterfingered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness. awkwardness. being butterfingered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Şeker kamışı ve pancar şekeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sakarya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. askaat). 1. Bir şeyin düşük ve işe yaramaz kısmı. 2. Kötü ve faydasız şey. 3. Yanlış, hata, eksiklik. 4. (Türkçe) Organlardan biri eksik ve hastalıklı olan, Ar. alil: Sakat bir adam. 5. Eksik ve hasta (organ): Bu ademin eli, ayağı, gözü sakattır. 6. Hatalı, doğru olmayan, yanlış: Bu söz sakattır. Sakat iş işleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handicapped. disabled. lame. invalid. crippled. defective. funny. game. gammy. incapable of working. infirm. malformed. wonky. disabled. cripple. invalid. lame duck. crock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cripple. insecure. invalid. knacker. wonky. disabled. crippled. handicapped. lame. game. risky. untrustworthy. shifty. wobbly. shaky. unsound. defective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defective. handicapped. invalid. disabled unsound. broken. unsound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become invalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Düşük yerler, kusurlar, noksanlar. 2. Eti yenen hayvanların böbrek, ciğer gibi etinden gayrı yenen kısımları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haslet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrails. offal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offal (used as food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offal seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infringement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sakat hâle getirmek. 2. Bozmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cripple. disable. maim. mutilate. to injure. to disable. to cripple. to mutilate. to maim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disable sb physically. to cripple. to maim. to mutilate. to spoil the shape or appearance of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sakat hâle gelmek. 2. Kusurlu ve yanlış olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become disabled. to become mutilated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become physically disabled. to become crippled. to become maimed or mutilated. to be spoiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sakat olma hâli. 2. Noksan, kusur, yanlışlık, hatâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disability. infirmity. disablement. defect. lameness. deformation. deformity. invalidism. invalidity. malformation. shakiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deformity. disability. infirmity. defect. mishap. accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disability. handicap. impairment. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). 1. Bedbahtlık, saadetin zıddı. 2. Yaramazlık, kötü iş. 3. Haydutluk, eşkiyâlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAKAİK) (ka uzun) (i. A. «şakıyka» nın cemMdir). Büyük ve parlak bir çiçektir ki «şakaayık-ı nûmâniyye» de denilir; ağaç şakayıkı = gül ağacı gibi bir küçük ağacın verdiği şakayık; yer şakayığı = soğandan çıkan çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ayıgülü): Düğünçiçeğigiller familyasından; otsu veya gövdesi odunlaşmış, çok yıllık bir bitki cinsidir. Birçok çeşidi vardır. Tıbbi şakayık; Mayıs-Haziran aylarında pembe veya kırmızı renkli çiçekler açan, 70 cm kadar boyunda, çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları derin parçalıdır. Kökünde; uçucu yağ, nişasta, şekerler, peanol ve peregrinin adlı bir alkoloid vardır. Ev ilaçlarında kökleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Boğmaca ve öksürükte şikayetleri giderir. Sara da faydalıdır. Sinirleri yatıştırır. Nikris ve kramplarda da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bahçelerde yetiştirilen, pembe, kırmızı alaca çiçekler açan, çok yıllık süs bitkisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğlence, alay, maskaralık. Sarakaya almak = Eğlenmek, alay etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be left dumbfounded by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Göçürülmüş, transpoze edilmiş makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eşfâk). Şefkat, acıyarak, ve esirgeyerek sevme. (bk.) Şefkat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفقت] şefkat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şefkat, acıyarak ve esirgeyerek sevme.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سخاکار] cömert, eliaçık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) cömertlik, eliaçıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ثناکار] öven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Tapu senedi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاکار] şifa veren, iyileştiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki kelimeden). Vaktiyle malî vs. vesikeların kaleme alındığı bir Arap yazısı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ıslatma, ıslanma; ıslatılan şeyin çektiği sıvı miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpleasant / stupid joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fair cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tabakaat). 1. Sıra, birbiri üstüne konan sıraların herbiri, kat, yufka. Tabakaatü’l-arz = Jeoloji. 2. Sınıf, zümre, derece. Tabakaatü’f-şuarl = ŞAir sınıfları, şâir biyografileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tütün ve sigara kutusu. 2. İnce kat, levha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

layer. ply. stratum. lamina. coating. coat. sheet. bed. cigarette case. collection. covering. order. rank. sphere. stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

class. coat. coating. crust. layer. order. plate. rank. seam. sheet. sphere. stratum. sheet. category. coat. tobacco box. cigarette box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. coat. layer. stratum. sheet. category. group or class. film. case. sheeting. coating. lamination. leaf. lamina. ledge. tier. plate. tobacco case. formation. band. course. fold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طبقه] kat. 2.katman. 3.sınıf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. tabaka). Tabakalar, (bk.) Tabaka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طبقات] katlar. 2.katmanlar. 3.sınıflar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبقة الارض] jeoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki, üç kişi ile yönetilen küçük yelkenli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir çeşit kumaş topu: Sopalı taka, bir taka şal (som sırmalısına «altınoluk» denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) TAkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Bangladesh; equal to 100 paisas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small. single-masted boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Bangladesh; equal to 100 paisas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerikan zamkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabûl» den). 1. Kabûl etme, alma. 2. Benimseme. 3. Üstüne alma. 4. Öpülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabz» dan mas.). 1. Toplanıp çekilme, büzülme. 2. (tıp) Kabız olma (ikinci mânâ ile «inkıbaz» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقبل] kabul etme. 2.benimseyiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A ). Mukaddes olsun!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıdem» den). 1. Önce gelme. 2. ileri geçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedence. precedence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mübarek, mukaddes kılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقدم] öncelik. 2.öne geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öne geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den masdar). (c. takallübât). 1. Dönme, bir yandan bir yana çevrilme, alt üst olma. 2. Değişme, başka kalıba girme, (c.) Değişiklikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kald» den masdar). 1. Gerdanlık gibi boyuna sarma, asma, takınma, kuşanma. Takallüd-i seyf = Kılıç kuşanma, takınma. 2. Üstüne alma, deruhte etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kulus» tan masdar). (c. takallüsât). (tıp) Bir organın çekilip toplanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقلص] kasılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kasılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kurb» dan). Yaklaşma, yanaşma, vakti yakın olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approaching. drawing near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karâr» dan). 1. Yerleşme, bir yerde karar ve sebat bulma. 2. Kararlaşma, kararı verilme: Ne günü hareket edeceğimiz daha takarrür etmedi. 3. (tıb) Hastalığın, vücudun bir yerinde sınırlanması, Fr. ‘localisation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

established. being established. being decided. being fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقرب] yaklaşma, yakınlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yaklaşmak, yakınlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقرر] karar kılma. 2.yerleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.karar kılmak. 2.kararlaştırılmak. 3.yerleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kass» dan). Ödeşme, hesaplaşma, alacak verecek kalmama, sayışma: Takas olduk. Takas tokuş etmek = Alacağını vereceğine hesap etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interchange. exchange. swop. swap. clearing. barter. dicker. truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. interchange. swap. clearing. exchange. clearing kliring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. clearing. exchange. exchange. settling with each other. clearance. compensation. clearing ratio. swap. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Settlement)

Borsa’da gerçekleştirilen işlemler sonucunda oluşan borç ve alacakların karşılıklı olarak tasfiye edilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kaşş» tan masdar) (tıp). Tükürme, balgam çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kasr» dan mas.). Kusur etme, bir iş görmeye gücü varken görmeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (Arapça terkiplerde: tâka). Güç, zor, kuvvet, kudret, iktidar: Bunu yapmaya tâkatim yoktur, bende tâkat kalmadı. Tâkat götürmek = Kuvvet yetmek, muktedir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. energy güç. hal. derman. power. capacity. potency. energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. strength. fund of strenght. energy. force. capacity. might. endurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاقت] dayanma gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güç, kuvvet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tâkat = güç, Fars. fersûden = eskitmek). Tâkati eskitip çürüten, tâkat götürülemez, dayanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tâkati, gücü eriten, yakan mahveden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tâkati tüketen, tâkat kıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طاقت فرسا] takat tüketici, dayanılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tâkat, kuvvet ve iktidarı olmayan, zayıf, gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. feeble. prostrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iktidarsızlık, kuvvetsizlik, zaaf, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقطر] damlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kat» dan mas.). Birbirini kesme, birbirinin üstünden geçme: İki demiryolu hattı tekatû ediyor (Ar.’da birbirinden kesilip ayrılmak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gürültü, velvele. 2. Vaktiyle çubukları silmek için odanın ortasına konulan tahtadan veya madenden geniş ve ortası tokmaklı tabla. 3. (matbaacılık) Sahifeler makineye «konmak üzere sıkıştırıldığında harfleri vurarak düzeltmeye mahsus takoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. tumult. commotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «katr»dan). Damla damla akma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). At nalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nalbant.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاویم] takvimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı. A. «kuvvet» ten). Kuvvetlenme, kuvvet kazanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. takayyüdât). 1. Bağlanma, bağlı olma. 2. Çalışma, çabalama, iş edinip uğraşma, üstüne düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir), (tıp) İrinlenme, irin peydâ etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving careful attention to. attentiveness. vigilance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقيد] bağlanma. 2.özen gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKAZA) (i. A ). I. Borcunu ödemesi için borçluyu sıkıştırma, tazyik. 2. Serzeniş: Benimle takaza etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Gökkuşağı (kavs-i kuzah) şeklini gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dil açıklığı, kolay ve serbestçe söz söyleyiş. Ar. selâset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eloquence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hırs ve tamâ eden, açgözlü, doymaz. 2. Mal ve parayı çok seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAMAHKARLIK) (i.) 1. Açgözlülük, hırs, doymazlık. 2. Mal ve parayı çok sevme, hasislik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(| A ). Gümbürtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Alacaklının borçluyu sıkıştırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail scissors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki katlı bir ipi büke büke germek için, araya geçirilen tahta parçası.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanlış anlaşılmaz, açık. unmistakably z. şüphe götürmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kolay korkmaz, kolay değişmez, sabit, sarsılmaz, sağlam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ifade edilemez, söylenemez, tarifsiz; ağıza alınmaz; berbat. unspeakably z. ifade edilemeyecek şekilde; çok fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upper crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. upper crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Bir makama nisbetle, dizi bakımından, yakın ve benzer olmayan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

v neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumstance. event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

event. occurrence olay. hadise. happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case. event. occurrence. case in point. affair. fact. facts of the case. happening. incident. occasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Vuku bulan hâl, geçen macera, hâdise, olay, olmuş hâl. 2. Harb, cenk, mesele (Arapça’da bir kere düşüş demek olup, pek bu mânâlara gelmediğinden, vâkıa veya vakîa’dan galat olsa gerektir) Vak’a-nüvîs = Osmanlı imparatorluğu zamanında, meydana gelen vakaları yazmaya memur resmî devlet tarihçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronicler. annalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dignity. gravity. sedateness. self-posession. solemnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقار] ağırbaşlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Ağırbaşlılık, haysiyetini koruma, temkin sabır, heybet. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka’lar uzun) (i. A.). Ağırlık, haysiyeti muhafaza. Ar. temkîn: Kibir ne kadar fena ise, vakar o kadar lâzımdır. Sahte-vakar = Yalandan ve yersiz vakar satan, büyüklük taslayan, Ar. mutaazzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vakarı olan, ağır, temkinli, Ar. vakur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. grave. dignified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temkinsiz, haysiyetini muhafaza edemiyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undignified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vakar yokluğu, temkinsizlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقایع] olaylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka’lar uzun) (i. A. c.) (m. vâkıa). Vâkıalar. (bk.) VAkıa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronicle. annals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [والاقدر] saygıdeğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir tek yaprak. 2. Kâğıt, mektup, pusula, tezkere. 3. Varaka-i sahiha = Senet, dilekçe vesaireye mahsus damgalı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet of paper. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printed form. official document. certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ورقه] belge. 2.bir yaprak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tek yaprak, tek kağıt. Yazılı kağıt. 2.İlk vahyin gelmesi üzerine Hz.Hatice’nin Hz.Peygamber’i alıp götürdüğü meşhur kişi: Varaka b. Nevfel. 3.Varaka ile Gülşah hikayesinin erkek kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Vefalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وفاکار] vefalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) - Sevgisi geçici olmayan, vefası olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Hareketli görüntüler arasından bir kareyi dondurma işlemine verilen addır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elbise boynu, elbise veya çamaşırın boyun geçecek ve boynu örtecek yeri: Gömlek yakası, sırmalı yaka, yakası kirli. 2. Kenar, sahil: Deniz yakası. Yakadan atmak = Defetmek, kurtulmak. Yakası açılmadık = Duyulmamış, kullanılmamış. Yakayı ele vermek = Tutulmak, kaçamamak, ele geçmek. Yaka ısırmak = Hayret etmek, şaşmak. İki yakası bir yere gelmez = İşini bilmez, müsrif. Yaka paça = Sürükleyerek. Çalyaka etmek = Şiddetle tutmak, tevkif etmek, yakalamak. Yaka silkmek = Nefret etmek, usanmak. Yakasına yapışmak = Yakalamak. Yakayı kurtarmak = Kurtulmak, sıyrılmak. Yaka yırtık = Boynu etrafında bir sıra ters tüyleri olup uğursuz sayılan at. Yakayı ele vermek Yakalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. collaret. collarette. dickey. dicky. flange. neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. flange. neck. side. bank. shore. edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. side. cape. flange. ring. neck. hillside. outskirt. breasting. leech. crimp. front. rim. ridge. ruft. sea shore. shrouding. bank. neckband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsı sağlamak için yakılan her çeşit madde, Ar. mahrûkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. grasp. seizure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. arrest. catching. capturing. seizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakasından tutmak, ele geçirmek: Hırsızların birini yakalamışlar. 2. Bulmak, rastgelmek: Kendisini sokakta yakaladım, güzel bir kitap yakaladım. 3. Mesul tutmak, birinden istemek: Ben seni yakalarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. catch. catch hold of. catch up on. claw hold of. clutch. collar. cop. embrace. entrap. grab. grapple. grasp. grip. get hold of. hook. intercept. nab. nail. nobble. overtake. pinch. pull up to. seize. seize on. snap up. snatch. tackle. take. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capture. catch. collar. grab. grasp. grip. nab. seize. stalk. tackle. to catch. to collar. to grip. to grasp. to seize. to nail. to nab. to bag. to arrest. to run sb in. to stop. get hold of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capture. trap. to catch. to apprehend. to arrest. to capture. to collar. to grab. to grapple. to grasp. to seize. to get hold of. claw. clutch. cop. corral. ensnare. entrap. get. grip. hitch. lay fast. lay hand on. nab. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutulmak: Hırsız yakalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch an infection. attack. attaint. catch. incur. become infected. smite. be smitten with. be taken with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incur. to be caught. to be arrested. to contract. to go down with sth. to catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be / to get caught. to be collared. to be seized. to be spotted. to be held responsible. to catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ele geçirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yakaya mahsus, yakaya gelen: Yakalık kürk. 2. Kolalı gömleğin iğreti yakası: Yakalık takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Gece denizde balıkların veya küreklerin hareketi neticesindeki fosforlaşma hâdisesi sonunda görülen ışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakamozlar meydana gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakarmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer. begging. entreaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yalvarmak, dilemek, rica etmek: Yalvarıp yakardım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beg. to impose. to entreat. to beseech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitten. anflehen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyanıklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقظه] uyanıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yakzan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir makama dizisi bakımından yakın olan diğer makam.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek kontrast plakaları BRAVIA projektörlerimizde bulunur. Işığın içeri sızmasını önlemek ve dolayısıyla da daha derin siyahlar ve daha yüksek bir kontrast oranı sağlamak için, bu plakalar Gelişmiş İris İşlevi ile birlikte çalışır. Geleneksel panellerin flüoresan tüplerinden ışık sızabilir ve bu da siyahların koyu gri görünmesine neden olur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ezkan). Çene, ağızın altındaki iki enek kemiğinin birleştiği yer, Fars. zenehdân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [زناکار] zina eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zânîlik.

Türkçe Sözlük by