Akın ne demek? | Akın anlamı nedir? | Akın

Akın anlamı nedir?

Akın ne demek?

Akın anlamı nedir?

Akın | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: akin

Türkçe Sözlük

(i. «akmak» tan). 1. Akarcasına şiddetli ve hızlı hareket veya hücum. 2. Çapul ve talan için düşman yurduna tecavüz ve hücum: Akın etmek = Yığın yığın, birbirini müteakip ve kalabalıkla. -

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raid. foray. rush. afflux. exodus. flow. incursion. inflow. influent. influx. inroad. inrush. invasion. irruption. razzia. spate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exodus. flow. foray. incursion. influx. inroads. invasion. raid. tide. rush. inroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raid. assault. storm. rush. run. incursion. influx. inroad. invasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). benzer, yakın; akraba olan, hısım olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket kabiliyetine sahip.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addressograph. mailing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauch. spoil. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rushing and surging in grounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akın yapan yiğit. Yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman yurduna çapul için hücum eden süvari askeri, akıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raider. incursionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşmanlarının moralini bozan uç süvarileri. Hafif süvari.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman yurduna çapulculuk için hücum eden askerin hal ve sıfatı ve bu tarzdaki harb ve tahrip usûlü : Akıncılık etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akınalp)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan yeri ağarırken yapılan akın

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir sıvı cismin mütemadiyen hareketi, akış. 2. Nehir veya deniz suyunun bir tarafa doğru cereyanı : Boğaziçi akıntısı (Aksine anafor derler). 3. Bazı hastalıklarda bir delikten cerahat cereyanı. Akıntı burnu: Akıntıya maruz burun. Akıntıya kürek çekmek = Olmayacak bir işe çalışmak, nafile yorulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. current. flux. stream. afflux. chute. circulation. drift. effluence. effluent. issue. race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. stream. current. leak. flux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. current. leakage. stream. drift. tide. weathering. chute. efflux. race. running. seepage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streamy. sloping. pitching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streamless. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamethrower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عين اليقين] kesin, kesin bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bedenen yorucu , yıpratıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sürekli nazlanan, çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

«Hele bak, olacak şey mi bu?» gibi şaşkınlık anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

he looked about him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Kendi üstüne veya etrafına bakmak: Bakınıp duruyordu. 2. Şaşırmak, şaşa kalmak: Bakınıp durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırılma. breaking point kırılma noktası. breaking and entering huk. meskene tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam engine. vapour engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Burun akıntısının nedeni; nezle, saman nezlesi, sinüzit, müzmin nezle, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi birşey kaçmış olmasıdır. Ayrıca kızamık başlangıcında da görülür. Burun akıntısını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı ılık suya 10 damla limon suyu konup, karıştırılır. Burna azar, azar çekilir. Günde 3 kere tekrar edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Şimşek, berk (k kalın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washing machine. washer. yellow goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affable. likable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. charming. congenial. cuddly. cute. folksy. gracious. likable likeable. pleasant. warm hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicating machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter. touch typewriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dihkan). 1. Çiftçiler, köylüler. 2. Köy ağaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dükkân). Dükkanlar, (bk.) Dükkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دکاکين] dükkanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında beyaz akıntı; tıp dilinde ise; Gleet denilir. Arasıra görülen beyaz akıntı pek önemli değildir. Çünkü üşütmek, ruhi bunalım, uzun süren bir hastalık veya yüksekçe bir yerden düşmekten kaynaklanabilir. İç çamaşırında krem rengi beyazlıkta bir leke görülür. Kuruduğu zaman kahverengiye çalan sarı bir renk alır. Önce beyaz akıntının nedenini bulmak gerekir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmıyorsa, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason

Hazırlanışı : 2 kahve kaşığı anason, tavada iyice kavrulup yenir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inançları kökünden sarsan, fikirleri altüst eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mekân). Mekânlar, yerler, (bk.) Mekân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اماکن] mekanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit akıncı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camera. photographic apparatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبل المساکن] sarmaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. hâkan). Hâkanlar, Türk imparatorları. Türkçe’den Arapça’laştırılmıştır. (bk.) HAkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.>A.) [خواقين] hakanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator. calculating machine. adding / calculating machine. computing machine. counting machine. adding machine. reckoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başa kakılan şey. bk. Kakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowplough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. qinquina). Amerika’dan gelen acı bir ağaç kabuğu; kinin bundan çıkar ve kuvvet için de şarap vesaire ile içilir: Kınakına şarabı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kontestozu): Kökboyasıgiller familyasından; anayurdu Peru ve Bolivya olan ve sanayii bitkisi olarak Cava, Güney Hindistan, Kolombiya, Seylan, Guatemala, Kamerun ve Kongo gibi tropikal ülkelerde yetiştirilen 15-20 metre boyunda bir ağaçtır. Kabuğundan kinin çıkarılır. Kınakınanın içeriğinde kinin, kinidin, kinşonin, singol, kupreol gibi maddeler vardır. Gövde, kök ve kabukları kullanılır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ateş düşürür. Sıtmayı tedavi eder. Tifoda faydalıdır. Ağır ve mikroplu hastalıkların nekahat devresini kısaltır. Cilt kaşıntılarında faydalıdır. İştah açar. Kuvvet verir. Kabızlığı giderir. Kinidin alkoloidi taşikardide kullanılır. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Sağlık Bilgisi

Dış veya ortakulak iltihabından kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. Kulaktan kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak gerekir. İltihabın neden olduğu kulak akıntılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : Kulağa günde 2 kere birer damla saf sirke damlatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Biri diğerinin şartı yerinde olan iki cümle arasında kullanılır, ama, fakat, ancak, şu kadar var ki, şu şartla ki: Ben gelirim, lâkin gece kalamam; -seni oynamaktan menetmem, lâkin önce dersini yapmalısın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. however ama. fakat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Ladykin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. however.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لکن] ancak, ne var ki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. machina ki, o da Yunanca’dan alınmıştır). 1. Çarkla veya diğer usûl ve tertiple, gerek enerji, zenberek vesaire ile gerek elle hareket ettirilerek iş gören Alet: Saat, vapur makinesi; tarım makineleri. 2. Mekanik ilmi (bu mânâsı eskimiştir). 3. (argo) Tabanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machine. engine. device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. machine. press. device. contraption. machinery. car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machine. engine. mechanism. workings. motor. machinery. device. mechanical. workhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayar ve görüntü düzenleme yazılımına gerek kalmadan yanlış pozlama ve diğer sık rastlanan görüntü sorunlarının telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Makineli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makinesi olan, makine ile çalışan. Makineli tüfek = Tetiğine basılınca arasız ateş eden bir çeşit tüfek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapma, etme; teşekkül, yapı. başarı sebebi; çoğ. malzeme; çoğ. hususiyetler, nitelikler. making iron kalafat demiri. He has the makings of a man Adam olacağa benziyor. in the making olmakta, yapılmakta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Makinelerden anlayan usta işçi. 2. Lokomotif, vapur veya fabrikanın makinesini işleten kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machinist. mechanic. engineer. engine driver. machine repairman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineer. engineman. engine operator. machine operator. machinist. shop machinist. enginedriver. locomotive driver. fitter. operative. engine driver. mechanic. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şen, neşeli; i. cümbüş, eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mesken). Meskenler, (bk.) Mesken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misktn). Miskinler, (bk.) Miskin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مساکن] yoksullar. 2.miskinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساکن] konutlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz akın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz akıncı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. özenen, dikkat sarfeden; zahmet çektiren; i. özenme, itina etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (aslı sakınmak fiilinin emir sigasıdır). Zinhâr, olmaya ki, iyi bak, dikkat et: Sakın oraya gitmeyin, sakın ha!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan if.) (mü. sâkine) (c. sükkân, sekene). 1. Oynamayan, aynı halde duran, hareketsiz: Değirmenin alt taşı sâkindir. 2. Oturan, ikamet eden, bir yerin ahalisinden olan: İzmir’de sâkin bir tacir. 3. Hareketsiz, durgun: Sâkin bir su, sâkin hava. 4. Kendi hâlinde, uslu, uysal, yumuşak, sessiz: Pek sâkin adamdır. 5. (gramer) Hareke ile okunmayan, seslisi olmayan harf (hece) ki, Arap alfabesinde üzerine sükûn ve cezm denilen işaret yazılır: Harf-i sâkin, hurûf-ı sâkine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beware!. take care!. don't!. mind!. don't do it!. you dare!. don't you dare!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Beware ! Take care ! Don't do it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I do hope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. peaceful. smooth. still. calm. domicilled. even-tempered. tranquil. airless. cold. comfortable. composed. dispassionate. equal. even. halcyon. hushed. imperturbable. laidback. nerveless. noiseless. pacific. peaceable. philosophic. philosophica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. peaceful. smooth. still. calm. domicilled. even-tempered. tranquil. airless. cold. comfortable. composed. dispassionate. equal. even. halcyon. hushed. imperturbable. laidback. nerveless. noiseless. pacific. peaceable. philosophic. philosophica. col

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. still. tranquil. serene. resident. inhabitant. backwater. clear. comfortable. dispassionate. dreamy. dweller. easy. impassive. imperturbable. nerveless. pacific. peaceful. placid. quiescent. quiet. reposeful. restful. sedate. serebe. silent. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ساکن] yerleşik. 2.kendi halinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hareketsiz olan, oynamayan. 2.Uslu kendi halinde yavaş. 3.Bir yerde yerleşen, oturan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenience. objection. drawback. disability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenience. objection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. objection. disadvantange. disadvantage. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenient. objectionable. disadvantageous. prejudicial. unfavorable. unfavourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objectionable. undesirable. inconvenient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has drawbacks. person whom it is wise to avoid. disadvantageous. objectionable. unfavo u rable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has no drawbacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calmly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hareketsiz, kımıltısız, durgun. Sessiz. 2.Heyecanı veya kızgınlığı olmayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ve her şeyden sakınan, çekingen, ürkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prudent. cautious. cagey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kendini gözetme. 2. Kaçınma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let one's hair down. calm down. compose oneself. cool down. quieten. smooth down. become tranquilized. hush. let up. quiet. quiet down. resettle. simmer down. slacken. smooth. still. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quieten. rage. subside. to get quiet. calm down. to calm. to calm down. to cool down. to quiet down. to simmer down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become calm. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. compose. mollify. pacify. quieten. sedate. soothe. still. tranquillize. to compose. to calm. to calm sb down. to cool sb down. to soothe. to mollify. to quiet. to quieten. to pacify. to sedate. to tranquillize. to tranquilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calm. to soothe. cool. mollify. quieten. sedate. settle. steady. still. tranquillize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calmness. quietness. tranquility. tranquillity. calm. collectedness. collectivity. composedness. composure. equanimity. imperturbability. philosophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. cool. equanimity. quiet. repose. still. calmness. composure. coolness. self-possession. serenity. tranquility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calmness. tranquillity. security. stillness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sakınış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forbearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoidance. forbearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekinmek, kaçınmak. 2. Kendini gözetmek, korunmak. 3. Himaye etmek, gözetmek, dikkatle muhafaza etmek: Gözünüzü sakının.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sarılmak, üstüne alı»ak. 2. Kuşanmak: Kemer sarınmak. 3. Sarık vesaire bağlamak: Başına sarık, beline şal sarınıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoid. forbear. refrain. shun. to take care of oneself. to be wary of. to avoid. to refrain. to shun. to beware of. to protect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to avoid sth / sb. to keep away from. to steer clear of sb. to guard against. to watch out for sth dangerous. abstain. avoid. cradle. elude. eschew. evade. forbear. pull a fast one. shun. steer clear of. to get out of the way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâkin). 1. Oturanlar, sâkin olanlar. 2. (hi.) Sudan’da Kızıldeniz üzerinde bir liman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkak, alçak, cebin, sinsi; gizli ve çekingen; açığa vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hitabetme kabiliyeti olan; söz söyleyen; konuşacak gibi, canlı; i. konuşma, söyleme; ezberden nutuk söyleme; hitap. speaking acquaintance uzaktan aşinalık; tanıdık. speaking likeness aşırı benzeyiş, tıpkısı olma. speaking tube odalar veya ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. hang up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alma, alış; s. cazip, sevimli; sari, bulaşıcı. the takings ele geçen para. takingly z. alıcı tavırla; hoşa gidecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendi üstüne takmak veya asmak, kendi bedenine asmak, kuşanmak: Yüzük, nişan takınmak. 2. Kendine yakıştırmak, kendine münasip görmek, edinmek: Azamet takınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assume. to put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye ilişik bulunan şey

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. affair. small debt. condition. subject which a student has flunked. hang-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thing that is connected with or related to sth else. outstanding debt / obligation. relationship. relations. dealing with sb. piece of jewelry. subject which a student has flunked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person having outstanding debt. student who has flunked a subject. obsessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicating machine. duplicator. manifold writer. manifolder. mimeograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

razor. safety razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grill for making toasted sandwiches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el atma, girişme; girişilen iş; cenaze işi; taahhüt, teşebbüs, üzerine alma, deruhde etme; vaat, garanti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remotely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Velîkin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok mühim, bütün dünyayı sarsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uzak olmayan: Yakın yer. 2. Fazlaca yakın olan: Yakın akraba. 3. Çok benzeyen: Sarıya yakın bir renk. 4. Erişilmesine az bir şey kalmış olan, Ar. karîb: Yaşı elliye yakındır. 5. Yakın yerde, uzak olmayarak: Yakın oturuyor, yakın gel. Yalçında = 1. Yakın yerde. İ. Az vakit sonra, çok geçmeden: Yakında gelecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) ( (i. A.). Hiç şüphesiz, olarak, bilme, inanmış olma, Ar. itmînân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. akin. akin to. approximate. close. close-rage. connate. connected. contiguous. convenient. familiar. handy. immediate. imminent. inseparable. intimate. near. not far. pending. proximate. within reach. by. close. close to. at hand. hard. har.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

akin. analogous. bosom. convenient. handy. imminent. near. parallel. pleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nearby. near to. close to. close-by. who is close to sb. very similar to. akin. close. round the corner. handy. hot. immediate. imminent. locally. near. neighbouring. nigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقين] kesin bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). İki yakın makam arasındaki geçki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir makama dizisi bakımından yakın olan diğer makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. closely. nearly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. closely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotly. intimate. at close range. shortly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Asla şüpheye yer olmayacak şekilde bilerek: Yakînen bilirim ki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقينا] kesin olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. yakîniyye). Şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak bilgiye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. by. near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. close. at one's elbow. at hand. in close vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kesin olarak bilinen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yakın yerlerde. 2. Son zamanlarda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaklaşmak, Osm. takarrüb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaklaştırmak, Osm. takrîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakın olma, Ar. kurb, kurbiyet: Bu evin çarşıya yakınlığı. 2. Akrabalık: Aramızda yakınlık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacency. affinity. approximation. closeness. connection. connexion. contiguity. familiarity. immediacy. imminence. intimacy. kinship. nearness. propinquity. proximity. relationship. terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. familiarity. immediacy. imminence. proximity. nearness. closeness. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closeness. proximity. nearness. warmth. rapport. sympathy. good feeling. immediacy. nearest. propinquity. vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complaining. beefs. jeremiad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendi vücudunun bir yerine bir şey sürmek: Kına yakınmak. 2. Şikâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complain about. beef. complain. cry out. fuss. grouch. moan. to laugh on the wrong side of one's mouth. nark. repine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gittikçe birbirine yaklaşarak uzanan ışınlar, çizgiler, Ar. mütekarib.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

‘Polygraph’ denilen bir alet ile sanığa 4-6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, o Nefes alış hızı. o Nabzı. o Kan basıncı (tansiyonu). o Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yalan makinesi testi başladığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulmaya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test süresince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylendiğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insanların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan söylerken farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

“Polygraph” denilen bir alet ile sanığa 4 - 6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, • Nefes alış hızı.

• Nabzı.

• Kan basıncı (tansiyonu).

• Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yaln makinesi testi başlasığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulamya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test sürsince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylediğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insnların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by