Akır ne demek? | Akır anlamı nedir? | Akır

Akır anlamı nedir?

Akır ne demek?

Akır anlamı nedir?

Akır | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: akir

Türkçe Sözlük

(|. A. «akr» dan if.) (Müzekkeriyle müennesi birdir). 1. Kısır, doğurmaz, akîm. 2. Mahsul vermez, münbit olmıyan. Akır karha: Ud-ul-karh dahi dedikleri, ilâç olarak kullanılan kök.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاقر] kısır. 2.verimsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir kiraz çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. asker). Askerler. (bk.) Asker.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عساکر] askerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Cu senbolüyle gösterilen bir eleman. 1. Kırmızıya yakın renkte maruf maden ki çeşitli kap kaçak imaline ve kalay vesaire ile birleştirilerek prinç ve tunç gibi mürekkep madenler teşkiline girer. 2. Bakırdan kap kaçak, mutfak takımları: Bakırları kalaycıya vermek; bakır takımı. 3. Bakır pası, jenkâr: Bu sahanlar bakır olmuş; bu yemek bakır çalmış. Bakırdan yapılmış: Bakır leğen, bakır akça = Sikke-i nuhâssiyye, fülüs-i ahmer; bakır kaplama. Bakır paıı = Bakıra ekşi bir şey dokunduğunda hasıl olan yeşil pas. Bakır çalmak = Bakır pasının yiyeceğe bulaşması. Bakırtaşı = Malakit. Bakır tuzu = Kıbrıs zaçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bozulmamış, el değmemiş, temiz kalmış.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Cu

Atom Numarası:29

Kütle Numarası:63,546

Yoğunluk:8,96g/cm3

Erime Sıcaklığı:1084 °C

Kaynama Sıcaklığı:2927 °C

Kırmızımsı renkte, parlak, elektrik ve ısı iletkenliği yüksek bir metaldir.

Elektrik endüstrisinde çok yaygın olarak kullanılır.

Pirinç ve bronz gibi alaşımları eşya ve alet üretiminde kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper. cupric. cuprous. copper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virgin. virginal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virgin. virginal. untouched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باکر] el sürülmemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) l. İnceleyen, tetkik edip açıklayan. 2.Arslan. 3.Hz.Hüseyin’in Zeyne’l-Abidin’den torununun adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper-plated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Sony DVD oynatıcılar, elektriksel parazitlere karşı mükemmel bir dayanıklılık sağlayan bir bakır kaplı şasi ile donatılmışlardır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verdigris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verdigris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakırdan kablar yapan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppersmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copperworking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BAKİR (i. A.). Kız oğlan kız (aslı «blkr» dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virgin. virgin. maiden. untouched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maiden. virgin. chaste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virgin. maiden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باکره] kızoğlan kız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virginhood. virginity. maidenhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virginity erdenlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maidenhood. virginity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Mavi çizikli ela renginde, mavi çizgili çil: Çakırgöz = Ar. aynı zerka. Pençesi iri ve pek keskin bir cins doğan. Çakırper.çe = Tuttuğunu bırakmaz, her şeyden istifade eder, harîs. Çakırdiken = Bir cins bitki. Çakırkanat = Kanatları çizgili bir nevi ördek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarap, içki, mey, bâde. Çakır keyif (doğrusu çakır keyfi) = Düşmeyecek derecede sarhoş. Fars. nîm-mest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greyish blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grayish blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Mavimsi, mavi renkli, gri benekli gözleri olan kişi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukuru fazla olan bozuk satıhlar için kullanılır: Yol pek çakır çukurdu, içimiz dışımıza çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş avında çakırı tu. tan adam. Çakırcı başı = Çakırcıların reisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, bir bitki, deve elması (Fr. panicaut).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğan cinsinden bir yırtıcı kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi hareli kanatan olan bir ördek çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarı sarhoş, içki İçerken sarhoşluğun ilk demlerinde olan adam. (bk.) Çakır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half tipsy. mellow. merry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir limandaki tekneleri dagalarm tesirinden korumak için denizde yapılan set.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir limanı akıntılardan ve gelgitlerden korumak amacıyla gelgite açık koylarda, göllerde yada ırmaklarda gerçekleştirilen yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater. jetty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jetty. mole. breakwater. wave braker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salepgillerden bir bitki (epipactis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAKR) (i. A.). Fakirlik, (bk.) Fakr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. needy. pauper. destitute. distressed. impecunious. indigent. necessitous. penniless. penurious. ropy. small. pauper. poor person. fakir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. needy. pauper. poor. fakir. dervish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Oriental religious ascetic or begging monk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Faker. a Muslim or Hindu mendicant monk who is regarded as a holy man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needy. poor. destitute. needy / unfortunate or miserable person. barehanded. fakir. have- not. impecunious. indigent. necessitous. penurious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim or Hindu mendicant monk who is regarded as a holy man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fakir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فقير] yoksul. 2.bendeniz. 3.dilenci. 4.derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). derviş, fakir, Hint fakiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the poor. have-nots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. fakr’dan smüş.) (mü. fakire) (c. fukarâ). 1. Yoksul, züğürt, malsız, servetsiz, parasız, fukara, muhtaç. 2. Bîçare, zavallı: Ne yapsın fakiri 3. Tevazu yoluyle daha çok dervişler arasında birinci şahıs için kullanılır: Fakir, dün ziyaretinize geldimse de bulamadım. Çokluğu Türkçe’de teklik yerine de kullanılır. 4. Hindistan’da tabiat üstü gibi görünen gösteriler yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. F.) Konuşanın evi (tevazu tâbiri): Fakirhâneye teşrifinizi rica ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. F.). 1. Fakire yakışır surette. Fakirâne bir evim vardır, fakirâne yaşamayı kabüllenip gelirinin çoğunu hayra sarfediyor. 2. Acizane (tevazu tâbiri): Fakirâne takdimine cüret ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home for impoverished old people who are homeless or handicapped. wretched little hole. mean house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فقيرخانه] bendenizin evi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.). Hindistan’da, fakirlerin yaptığı, tabiat üstü kuvvetlere atfedilen fevkalade gösteri ve temrinlerin tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get poor yoksullaşmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poverty. poorness. pauperism. want. beggary. indigence. nudity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

want. poverty. indigence yoksulluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poverty. destitution. indigence. need. pauperism. poorness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kumaşın parlak ipek yolları. 2. Yol yol ipekli kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. hakaret’ten smüş.) (mü. hakîre). İtibârı, değeri olmayan, küçük görülen, horlanan, güçsüz, hürmet ve sevgi gösterilmeyen. Eskiden tevâzu ve mahviyet tâbiri olarak kullanılırdı: Bu abd-i hakîr; bu fakîr-i hakîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insignificant. small. mean. vile. despicable. low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vile. worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حقير] değersiz. 2.küçük. 3.bendeniz, ben.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). İtibârı, değeri olmayan bir adama ait olan yahut olarak, eskiden bu da yine tevâzu yerinde kullanılırdı: Artza-i hakîrânem; hakîrâne ifâde-i hâle cür’et eylerim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Japonca). Japonlar’da karnını bıçakla deşmek suretiyle intihar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hara-kiri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suicide, by slashing the abdomen, formerly practiced in Japan, and commanded by the government in the cases of disgraced officials; disembowelment; - - also written, but incorrectly, hari-kari. ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced by warriors in the traditional Japanese society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) harakiri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Hindistan’a değil, kuzey Afrika ülkelerine, özellikle Fas’a gidenlerin en çok ilgisini çeken şeylerden biri de yılan oynatıcılarıdır. Yılan oynatıcısının yılanının sepetinden çıkartıp oynatmasının, onu bir tür hipnotize etmesinin, flütünden (aslında flüt benzeri bir çalgıdan) çıkardığı seslerle bir alakası yoktur.

Çünkü kobra yılanı bir taş gibi sağırdır. İşitme organı ve buna bağlı sinirleri yoktur. Sesleri duyması mümkün değildir. O sadece yerden, yani topraktan gelen titreşimleri hissedebilir. Yılanlar titreşimlere karşı çok hassastırlar.

Aslında yılanın sepetinden çıkıp, dikelip aldığı pozisyon saldırı pozisyonudur. Kobra gövdesinin ön bölümünü havaya diker ve boynunu yassıltarak genişletir. Bu hareketi boyun kaburgalarını birbirlerinden ayırarak sağlar.

Yılan oynatıcısı elindeki flütü sağa sola sallayarak yılanın baktığı hedefin yerini sürekli değiştirir. Yılan flüte doğru kafasını oynattıkça bu, seyircilere sanki yılan dans ediyormuş izlenimini verir. Aslında yılanın sallanması fiziksel bir olaydır. Onu vücudunun üst kısmını yerden yükseltebilmek için yapar. Sallanmayı kestiği an yere düşer.

Kobra yılanları türünün hepsi bir değildir. Yılan oynatıcıları genellikle gördükleri her şeye anında saldıran Kral Kobrası’nı tercih etmezler. Bunlar aynı zamanda dünyanın en büyük zehirli yılanlarıdırlar. Boyları 5 metreyi geçer zaten en kuytu yerlerde yaşarlar ve diğer kobraların aksine insandan kaçarlar.

Yılan oynatıcılarının tercihleri daha sakin olan ve yemeyi gözünün kesmediği büyüklükteki objelere saldırmayan Asya Kobrası’dır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Kuru şeylerin birbirlerine dokunmaları sonunda çıkan sesi taklit ve tasvir eder: Kuru dallar kakır kakır ediyordu. Art arda gelip sıfat gibi de kullanılarak pek kuru demektir: Bu deriler kakır kakır olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuzey ülkelerinde yaşayan büyük bir cins dağ sıçanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Kakır kakır eden kuru ve gevrek (şey). 2. Eritilen içyağının kalan kuru ve kavrulmuş maddesi. Kıkırdak: Kıkırdak böreği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (kuru şeyler) Birbirlerine temas ederek kuru bir ses çıkarmak, kakır kakır etmek: Bu cevizler ne çok kakırdıyor. 2. mec. Çok üşümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuru şeyleri biribirlerine temas ettirerek ses çıkartmak: Şu cevizleri kakırtdatmayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru şeylerin temasından veya bir kuru tahta vesairenin kırılmasından çıkan ses ve gürültü: Bu cevizler, bu pervazlar ne kadar kakırdıyor.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklarını bırakma yöntemi, kertenkelelerin bir savunma yöntemidir. Başka bir hayvan kendilerine saldırdığında, kertenkele kuyruğunu bırakır. Vücudundan ayrılan kuyruk, kasların kasılmasıyla bir süre yerde oynamaya devam eder. Saldıran hayvanın dikkati bu yöne kaydığından, kertenkele hızla oradan uzaklaşır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz, lâf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok fazla konuşan, devamlı konuşan: Lakırdıcı bir çocuk; ihtiyarlar çok lakırdıcı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mekr» den if.) (mü. makire). Mekr ve hile eden, hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müstakar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Pek küçük ve ehemmiyetsiz şey. Aynı mânâda: kıtmîr. Nakîr ve kıtmîr = Hep beraber, takımıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şiddetli titremeyi taklit ve tasvir eder, art arda kullanılır: Sakır sakır titremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Yağmurun, bülbül gibi öten bir kuş vesairenin ve yıkanan bazı şeylerin sesini ifade eder: Şekır şakır yağmur yağıyordu; bülbüller şakır şakır ijtüyordu; şakır şakır yıkadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şükr» den if.) (mü. şâkire). Şükür ve hamd eden, gördüğü iyiliği unutmayıp şükrünü yerine getiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاکر] şükr eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şükreden, durumundan memnun olan. Allah’a şükreden. Kur’an’da çok sık geçen kelimelerden biridir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şakır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAgird.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاکرد] öğrenci. 2.çırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Korku veya soğuktan şiddetle titremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şakır şakır etmek, böyle bir ses çıkarmak: Yağmur şakırdıyordu; bülbüller her taraftan şakırdamaya beşladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şak veya şakır ettirmek, böyle bir sesle seslendirmek: Kamçıyı hayvanların başı üstünde şakırdattı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şakir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun ve köpek gibi hayvanlara yapışıp kanlarını emen bir küçük böcek, kene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞIKIRRAK) (i. A.). Yeşil, kırmızı veya beyaz renklerle süslü bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şakır şakır edip ses çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clangor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drumming. pattern. splash. rattle. clatter. jingle. snap. smack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). 1. Atın ayaklarıyla, çekiç vesairenin gürültüsü gibi kuru bir sesi taklit ve tasvir ederek çok defa art arda kullanılır: Takır takır bir at geçtiğini işittim. Takır-tukur da denilir: Sabahleyin ustaların takır-tukur işlediklerini işittik. 2. Takır takır ses çıkaracak şekilde boş. Bu mânâ ile ekseriya «tam» mübalâğa edâtı ile beraber kullanılır: Bizim kiler tam-takır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Takırtı etmek, kuru ve sert gürültü çıkarmak: Ortalık donmuş olduğundan hayvanların ayakları çok takırdıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Kuru ve sert bir ses çıkartmak, gürültü ettirmek: Ayaklarını takırdatarak geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle. to clatter. to bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvan ayaklarının çıkardığı gürültü gibi kuru ve sert ses: Takırtısı işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. clack. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chatter. clatter. clack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. rattle. bang. clack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen boş. (bk.) Tam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tezkire). Tezkereler. (bk.) Tezkere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zikr» den). 1. Zikreden, zikirle meşgul. 2. Tekkede HSh! okuyan adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذاکر] zikreden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zikreden, ,anan. Allah’ı gerektiği gibi teşbih ve tehmid eden. Kur’an’ı öğüt verici, gerçek bir zikir olarak gören.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zakir).

İsimler ve Anlamları by