Akis ne demek? | Akis anlamı nedir? | Akis

Akis anlamı nedir?

Akis ne demek?

Akis anlamı nedir?

Akis | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: akis

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir yere çarpma, vurma: Duvara aksetti. 2. Işık ve şeklin bir yere vurup geri dönmesi veya orada görünmesi: Güneş duvara aksediyor. Sureti aynaya aksediyor. 3. Sesin bir yere vurup geri dönmesi; yankılanma: Topun sesi dağlara aksetti. 4. Ters, zıd, hilâf, aykırı: Yalan, doğruluğun aksidir; siz benim dediğimin aksini iltizam ediyorsunuz. Edebiyat. Sözün bir kısmını diğer kısmından önce getirerek aksetme: «Kelâm-ı kibar, kibar-ı kelâmdır» gibi. Aksine: Tersine, zıddına, ters ve zıd olarak. Bilakis. Ber aks = Büsbütün zıddı ve tersi olmak üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. flow. run. pour. afflux. efflux. flight. flux. gliding. inflow. influx. passage. river. tenor. tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. flow. run. runoff. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. flowing. inflow. course. influx. running. run-off. stream. current. outflow. draught. discharge. gliding. run. tenor. tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflection. echo yankı. inversion evirtim. effect. reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس] yansıma, aksetme, akis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yankı. 2.Işığın veya bir şeklin bir satha çarpıp orada görünmesi, yansı. 3.Zıt, ters, muhalif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fizik). Kendilerine has şekilleri olmayıp, içinde bulundukları kabın şeklini alan, sıvı veya gaz halindeki maddelerin ortak özelliği, seyyal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakmak fiili ve tarzı: Bu nasıl bakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look. glance. eye. blink. view. dekko. gander. regard. slant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye. look. regard. squint. view. glance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glance. look. view. blink. gaze. overlook. prospect. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle. contention. light. outlook. perspective. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view point. point of view. viewpoint. angle of view. perspective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Parçaları arasında bakışım bulunan, mütenazır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Tenazur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical simetrik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakışı olan: Ahû bakışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak birbirine bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another. to exchange glances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. f. A.). Tersine, aksine olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the contrary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the contrary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالعکس] aksine, tersine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakmak fiili ve tarzı. 2. Şimşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coincide. to fit into one another. to clash. to collide with one another. to be congruent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide with one another. to fit snugly into. to happen / occur at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). içki içmek, işret etmek, içip keyif yapmak: Oturmuş çakıştırıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drink. to booze. to sow enmity between (two people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A. c.) (m. Çerkeş). Çerkesler: Memâlîk-i çerâkise = Çerkeş köleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğunun çenetleri çakı sapına benzeyen bir deniz yumuşakçası (Fr. solen).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fİ’L-İ MÜN’AKİS) (i. F. A.). Organizmanın bir uyarmaya karşı birdenbire aldığı vaziyet, refleks.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acayip, garip; hilkat garibesi kabilinden; kaprisli. freakishly (z). beklenmedik bir şekilde. freakishness (i). acayiplik; kaprisli oluş, maymun iştahlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc’in ses kalitesi, normal 16 bit standardına kıyasla yüksek çözünürlüklü 20 bit sinyal işlemesiyle geliştirilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاکستر] kül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاکستری] kül rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). İnsanın düşünme yoluyla kendi kendini müşahedesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hustle and bustle. jostle. scrimmage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crush. hustle. scramble. scuffle. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirini dürtüp iterek hırpalaşmak: İtişip kakışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to push and shove each other. to horse around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dürtüp iterek hırpalamak, dürtüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kışın en soğuk zamanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kazakhistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kazakhstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kazakhstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in kuzey batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 48 00 Kuzey enlemi, 68 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 2,717,300 km².

Sınırları: toplam: 12,012 km.

sınır komşuları: Çin 1,533 km, Kırgızistan 1,051 km, Rusya 6,846 km, Türkmenistan 379 km, Özbekistan 2,203 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Kıtasal iklim görülür, kışlar soğuk, yazlar sıcak geçer.

en alçak noktası: Vpadina Kaundy -132 m.

en yüksek noktası: Khan Tangiri Shyngy 6,995 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, kömür, demir, manganez, krom, nikel, kobalt, bakır, molibden, kurşun, çinko, boksit, altın, uranyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %8.28.

daimi ekinler: %0.05.

Diğer: %91.67 (205 verileri).

Sulanan arazi: 35,560 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Depremler ve toprak kaymaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 15,233,244 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.33 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -3.33 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 28.3 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 66.89 yıl.

Erkeklerde: 61.56 yıl.

Kadınlarda: 72.52 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.89 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 16,500 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Kazakistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Kazakistanlı %53.4, Rus %30, Ukraynalı %3.7, Özbek %2.5, Alman %2.4, Uygur %1.4, diğer %6.6 (1999 nüfus sayımı).

Din: Müslüman %47, Rus Ortodoksları %44, Protestanlar %2, diğer %7.

Diller: Kazakistanlı %40, Rus %66.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.4.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %97.7 (1999 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kazakistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kazakistan.

ingilizce: Kazakhstan.

Yerel tam adı: Qazaqstan Respublikasy.

Eski adı: Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Astana.

İdari bölümler: 14 bölge ve 3 şehir; Almatı, Almatı şehri, Aqmola (Astana), Aqtobe, Astana, Atyrau, Batys Qazaqstan (Oral), Bayqongyr, Mangghystau (Aqtau; formerly Shevchenko), Ongtustik Qazaqstan (Shymkent), Pavlodar, Qaraghandy, Qostanay, Qyzylorda, Shyghys Qazaqstan (Oskemen; formerly Ust’-Kamenogorsk), Soltustik Qazaqstan (Petropavl), Zhambyl (Taraz; eski Dzhambul).

Bağımsızlık günü: 16 Aralık 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 25 Ekim (1990).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Ko


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird's eye view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAKIYS) (i. A. «kıyâs» tan imef.) (mü. makıysa) (aslı: «makyûs») «mukyus şekli galattır). Kıyâs edilebilir, kıyas kabûl eder, benzetilebilir: Bu iş başka işlere makıys değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aks» ten if.) (mü. mün’akise). 1. Tersine dönmüş, çevrilmiş. Ar. mâkûs. 2. Bir yere çarpıp geri dönen, akseden: Ses, duvardan mün’akis oldu. 3. Parlak bir şeye vurup oradan ışığı, resim ve şekli gelen veya görünen: Şekli aynaya, suya mün’akis oluyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksan» dan if.) (mü. mütenâkıse). Azalan, gittikçe azalıp küçülen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منعکس] yansıtan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksan» dan if.) (mü. nâkısa). 1. Eksik, kusurlu, tam ve mükemmel olmayan, noksan. 2. Ayıp ve kusurlu olan, kusurlu. 3. (matematik) Çıkartma işareti (—).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde ikişer mısrâ okunduktan sonra terennüm gelen iki hâneii beste veya semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKIYS) (i. A. «noksân» dan smüş.) (mü. nakıysa). Eksik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. minus. less. below. inadequate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery. sampler. needlework. painting. image. fresco. fresco painting. decoration. ornamentation. ornament. tablature. scroll. vignette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ناقص] eksik. 2.eksi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقش] desen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 3 hâneli aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli beste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli sengîn semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli yürük semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. nakais). Eksiklik, kusur, ayıp.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقيصه] kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroiderer. embroideress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidering. embroidery. being an embroiderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقيصه] kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidered. ornamented with embroidery. frescoed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nukuş). 1. Resim, tasvir, şekil. 2. Duvar ve tavanlara yağlı veya suluboya ile yapılan resimler, çiçekler ve bunların yapılması. 3. Sırma veya ipekle işleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «nakıysa» bu mânâda kullanılmaz). Nakıysalar, noksanlar, eksiklikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâkıysa) (bu mânâda kullanılmadığından dilimizde «nakıysa» nin cem’i gibi ve «nekaais» yerine kullanılmıştır). Eksiklikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. nâkûs). (bk.) NAkus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya’da, Arap Denizi kıyısında, Hindistan, İran ve Afganistan arasunda, kuzeyde Çin sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 30 00 Kuzey enlemi, 70 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 803,940 km².

Sınırları: toplam: 6,774 km.

sınır komşuları: Afganistan 2,430 km, Çin 523 km, Hindistan 2,912 km, Iran 909 km.

Sahil şeridi: 1,046 km.

İklimi: Daha fazla sıcak ve kuru çöl iklimi hakimdir. Kuzeybatıda ılıman, kuzeyde arktik iklim tipleri görülür.

Arazi yapısı: Doğuda Indus ovası, kuzey ve kuzeybatıad dağlar, batıda Balochistan platosu yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: K2 (Mt. Godwin-Austen) 8,611 m.

Doğal kaynakları: Toprak, doğal gaz, sınırlı petrol yatakları, kömür, demir, bakır, tuz, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %27.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %6.

Ormanlık arazi: %5.

Diğer: %61 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 171,100 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Yaygın depremler, yağmur sonrası su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 144,616,639 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.11 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.84 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 80.5 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 61.45 yıl.

Erkeklerde: 60.61 yıl.

Kadınlarda: 62.32 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.41 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 74,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 6,500 (1999 verileri).

Ulus: Pakistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Punjabi, Sindhi, Pashtun (Pathan), Baloch, Muhajir.

Din: Müslüman %97, Hıristiyan, Hindu, ve diğer %3.

Diller: Punjabi %48, Sindhi %12, Siraiki %10, Pashtu %8, Urduca (resmi) %8, Balochi %3, Hindko %2, Brahui %1, İngilizce, Burushaski, ve diğer %8.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %42.7.

erkekler: %55.3.

kadınlar: %29 (1998).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Pakistan İslam Cumhuriyeti.

kısa şekli : Pakistan.

Eski adı: Batı Pakistan.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Islamabad.

İdari bölümler: 4 eyalet, 1 bölge, 1 başkent bölgesi; Balochistan, Federal yönetim Bölgesi, Islamabad Başkent Bölgesi, North-West Frontier Province, Punjab, Sindh.

Bağımsızlık günü: 14 Ağustos 1947 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 23 Mart (1956).

Anayasa: 10 Nisan 1973.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), C (beklemede), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-19, G-24, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), I


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. direkleri hafifçe arkaya yatık; yan, yampiri, çarpık; gösterişli. rakishly z. yana eğilmiş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlaksız, sefih, sefih görünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Takıp takıştırmak, uygun şekilde asmak: Mücevheratını takıp takıştırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow of traffic. dispatch / handling of traffic. through traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yaraşma, iyi gitme, uygunluk. 2. Münasebet: Bu işin yakışığı yoktur. 3. Güzellik. Yakışık almak = Münasip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uyar, yakışır, yaraşır: Yakışıklı kıyafet. 2. Münasip, münasebetli. 3. Güzel, şanlı: Yakışıklı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comely. good-looking. handsome. personable. shapely. sightly. smart. well-favored. well-favoured. stunner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsome. personable. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsome. good-looking. easy on the eye. good looking. snazzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakışıklı olmayan, yersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indecent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improper. unbecoming. unseemly. unsuitable. rude. ill assorted. in bad form. incorrect. indecent. infra dig. uncalled for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İyi giyinmek, yaraşmak, güzel durmak, uygun gelmek: Bu .elbise size yakıştı. Esmere açık renk yakışmaz. 2. Münasip ve uygun olmak, uymak: Oyle yerlere gitmek, böyle sözler söylemek size yakışır mı? Onunla uğraşmak bana yakışmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assort. become. befit. behoove. behove. comport. fit. go together. pertain. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be suitable. to be proper. to befit. to look good on or in suit. become. beseem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzeyen bir tarafını bularak ortaya atılan uydurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakışacak hâle koymak, yaraştırmak, muvafık ve uygun hâle getirmek: Giydiği şeyi vücuduna yakıştırır. 2. Kabûl etmek, münasip görmek: Bu sözü, bu türlü hareketi size yakıştıramadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. tailor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make something suitable. to think something is becoming. to make go with. to think becoming to. to ascribe. to impute. to expect of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth look good on or in. to make sth go with. to regard sth as suitable for sb. to take a fact and make up a story to suit it. to embroider. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by