Akl-ı Mücerred ne demek? | Akl-ı Mücerred anlamı nedir? | Akl-ı Mücerred

Akl-ı Mücerred anlamı nedir?

Akl-ı Mücerred ne demek?

Akl-ı Mücerred anlamı nedir?

Akl-ı Mücerred | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: akl mücerred

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل مجرد] soyut akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Şifalı Bitki

(Lupine, Lupin, Lupine): 10-100 cm yüksekliğinde, sık tüylü, bir senelik bitkidir. Yaprakları el şeklinde parçalı, uzun saplı, 5-9 yaprakçıklıdır. Çiçekleri dik salkım durumunda, beyaz veya mavimsi renkli, çiçek taç yaprağı kelebek şeklindedir. Yahudi baklası diye de tanınır. Türkiye’de yetiştiği yerler: Akdeniz bölgesi, Bursa, Antalya ve Konya çevreleridir. Memleketimizde üç türü bulunmaktadır. - Beyaz yahudi baklası: Beyaz çiçeklidir. 120 cm kadar yükseklikte, bir yıllık bir bitkidir. - Sarı çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Orta ve Güney Avrupa’dır. - Mavi çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Akdeniz çevresi memleketleridir. Kullanıldığı yerler: Tohumlarının idrar söktürücü, kan temizleyici ve kurt düşürücü tesiri vardır. Bazı türlerinin kavrulmuş tohumları “sebze kahvesi” ismiyle kahve yerine kullanılmaktadır. Fakat alkaloid taşıyan türlerinin bu şekilde kullanılması tehlikelidir.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağırşak gibi mantarımsı bir tümsek hasıl etmek: Çıban ağırşaktandı. 2. Şişip yuvarlanmak: Meme ağırşaklandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weepy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaintive. tearful. ready to cry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maudlin. plaintive. plangent. tearful. weepy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Ağlayacak hale gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi ahlâka sahip olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savo u ry savory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâklı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become foolish / stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make one foolish / stupid. to make one act like an idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Budalalık, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idiocy. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. idiocy. stupidity. folly. imbecility. tomfoolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل] akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل بالغ] ergin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل اول] Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل کل] doğadaki genel uyum. 2.Cebrail.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل مجرد] soyut akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل سليم] sağduyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceivable. palatable. reasonable. sensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisable. conceivable. legitimate. plausible. possible. rational. sane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conformable to reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kalem). Kalemler. (bk.) Kalem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقلام] kalemler. 2.yazı gereçleri. 3.devlet daireleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. acquittal ibra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. clearance. discharge. release. auditing and verifying of the accounts. clearing of a debt. discharging of a liability. granting sb full discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

release. receipt in full / in full discharge. final / full receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağartmak, beyazlatmak, temiz etmek. 2. Bir beyaz nişan koymak, beyazla nişanlamak. 3. Pâk etmek, temize çıkarmak, yüzünü ağartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Ak olmak, temizlenmek. 2. Bir dâvâ veya hesap sonunda temize çıkmak, beraet etmek, kurtulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiten. brighten. acquit. clear. absolve. exculpate. exonerate. justify. launder. purge. whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolve. acquit. exonerate. to acquit. to absolve. to exonerate ibra etmek. to launder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquit. to clear. to discharge (of a liability. to release. to audit and verify accounts. to settle. to grant full discharge. to receipt. to acknowledge receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Coğrafya). Dağların tir yöne doğru alçalıp giden taraflarından her biri, mâile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be acquitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cleaned. to be acquitted. to be absolved beraat etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be acquitted. to be cleared. to be discharged (of a liability. to be released. to be granted full discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akıl ile, akıl iktızasınca, akılca, akla tatbik olundukta. Mukabili: Naklen: içki, aklen ve naklen insana muzırdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقلا] akılca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyazı olan, beyaz lekeli veya çizgili: Aklı karalı: Beyaz ve siyah olarak, alaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. akliyye). Akla mensup ve müteallik, akıl ile anlaşılan ve idrak olunan ve yalnız akla tatbik edilen, naklî mukabili: Aklî ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his or her mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. mental. rational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental. rational. intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقلی] akılca, akıl bakımından, rasyonel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucid. philosophical. rational. right. sane. sensible. steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wise. all there. collected. lucid. sane. serious. staid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Beyazlık, beyaz renk. 2. Düzgün. Yüz aklığı = Lekesizlik, namus, iffet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross one's mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as he sees it. he imagines (by mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça terkib). Sağduyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقل سليم] sağduyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Akıl ile keşif ve tahkik ve sırf müsbet esastan ibaret olan maddeler ve hususlar: Aklîyât ile nakliyât arasında her vaKit uygunluk olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Akıl hastalıkları. 2. Akılcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Akıl hastalıkları hekimi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقليه] akılcılık, rasyonalizm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقليون] akılcılar, rasyonalistler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topallık, arc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lameness. hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malfunction. lameness. lopsidedness. hitch. defect. disorganization. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. fault. trouble. limp. interruption. delayed. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alacağı olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpaid. creditor. claimant. encumbrancer. obligee. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahkir etmek, hor ve zelil nazariyle bakmak. Alçalmak ve yaltaklanmak, alçakça yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). indirmek, azaltmak, alçaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yükseklik karşılığı, pestî. 2. Boy kısalığı, (mec.) Zillet. 2. Mübalağalı hasislik, cimrilik. 3. Korkaklık, nâmertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. ignominy. infamy. turpitude. villainy. lowness. shamefulness. vileness. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowness. shamefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşırmak, çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. lift. nick. purloin. sneak. swipe. to pilfer. to pinch. to crib. to collar. to walk off with. to walk away with. to filch. to lift. to nick. to snitch. to swipe. to rip sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to pilfer. to walk off with. snoop. waltz off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asalak olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasitism. the character of as ponger. greasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeksizin her işe atılıp karışan adamın hal ve sıfatı, mülâhazasızlık, savrukluk, cür’et, mec. Yiğitlik, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temerity. rashness. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. intrepidity. forwardness. recklessness. impulse. mettle. temetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır adamın hali. Alıklık, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make revolt. to cause to revolt. to arouse. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse to revolt. arouse. incite a riot. stir up. touch off a riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebellion. uprising. breach of the peace. commotion. insurgence. insurgency. insurrection. mutiny. putsch. revolt. riot. rising. upheaval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurrection. mutiny. rebellion. revolt. riot. rising. uprising. rebel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebellion. revolt. civil commotion. emeute. insurgence. insurrection. mutiny. riot. ruction. stampede. upheaval. uprise. uprising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Davranıp ayağa kalkmak, yürümek. 2. Kıyam, dâvâ, iddia etmek, kalkışmak, isyan etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Davranıp ayağa kalkmak, yürümek. 2. Kıyam, dâvâ, iddia etmek, kalkışmak, isyan etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebel. revolt. riot. to rebel. to revolt. to start walking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise in rebellion. to rise in revolt. to break out in revolt. to rebel. to revolt. to get on one's feet. to begin to walk. bear arms against. to rise in insurrection. mutiny. riot. run riot. squeal. uprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayağı olan, yürüyen. 2. Yüksek (hayvan). 3. Müteharrik, seyyar. Ayaklı kütüphane = Ansiklopedik bilgisi çok geniş, bilgin, allâme. Dört ayaklı = Fars. Çâr-pâ, hayvan gibi insan. mec. Hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayağı olan, yürüyen. 2. Yüksek (hayvan). 3. Müteharrik, seyyar. Ayaklı kütüphane = Ansiklopedik bilgisi çok geniş, bilgin, allâme. Dört ayaklı = Fars. Çâr-pâ, hayvan gibi insan. mec. Hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footed. walking. footed. podous. pod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walking. footed. legged. movable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a foot or leg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canbaz nalını. 2. Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canbaz nalını. 2. Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. stilt. treadle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. tradle. place to step on. footing. footrest. stilt. treadle. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. unemployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. being without any real job. lounge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to work. loaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boylu, yüksek, uzun. Ar. tavîl-ül-kaame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having legs. long legged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kızkardeşls evlenmiş iki adam arasındaki münasebet ve akrabalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowels. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Angıt gibi kanatlan kırmızı bir cins kaz.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Affiliate Company, Subsidiary)

İşletmenin doğrudan veya dolaylı olarak en az % 50 oranında oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (yine bu mânâda olan «bakla» dan. Sebze demek olan «bek» den zannolunması hatadır). Maruf sebze ki, erken yetişip, fasulyeye benzer iri taneleri olur ve taze iken kabuğu ile beraber, kurusunun da taneleri yenir ve hayvanlar için pek gıda vericidir, ful: Sıkız baklası = En iyi cinsi, ingiliz baklaaı = Pek uzunu, acı bakla. Yahudi baklası = Kıbt fulü. Hlnd baklası = Enfiyeye koydukları güzel kokulu bir tohum ki Hlnd’den gelir. Baklayı ıslatmak = Sükût etmek, dilini tutmak. Ağzında bakla ıslanmaz = Boşboğazdır. Baklayı çıkarmak = Her şeyi söylemek. Bakla çiçeği = Açık yeşil. Bakla dökmek = Fala bakmak. Bakla kırı = Atın bakla rengini andırır kır donu (at hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. bukul). t. Sebze, yeşillik. 2. Yeşil kabuklu, iri taneli mâlOm sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad bean. horse bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad bean. bean. link of a chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad bean. horsebean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ful): Baklagillerden hazmı kolay ve besleyici bir bitkidir. Ev ilaçlarında çiçekleri kullanılır. Bir çeşidi olan acıbakla ise, acı ve otsu bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Lumbago, romatizma, siyatik ve dolama şikayetlerini giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bakla, fasulye, akasya, keçiboynuzu v.s. gibi pek çok sebze ve ağaçları içine alan büyük bir bitki familyası. Baklagiller, ikiçenekll ayrı taçyapraklılardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leguminosae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leguminous seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Baklan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hamurdan ceviz, badem veya kaymakla yapılan maruf tatlı, Antep, Şam baklavası. 2. Baklava dilimleri şekli, maîn şekli. Baklava şeklinde, maİn şeklinde parçalara bölünmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baklava.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich Middle Eastern cake made of thin layers of flaky pastry filled with nuts and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very sweet dessert made of layers of flaky pastry filled with a mixture of ground nuts and sugar The pastry is sliced, baked, and brushed with a honey syrup flavored with lemon or rose water. [Middle Eastern - Greek] A very sweet dessert made of layers

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Middle Eastern rich dessert of flaky pastry, honey and nuts. rich Middle Eastern cake made of thin layers of flaky pastry filled with nuts and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legumes. pulse. pulses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse. pulses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Baklagiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). (Ekin) başak hasıl etmek, başak tutmak, bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başağı olan (ekin), başak tutmuş. 2. Başak resminde (ok).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Vaktiyle sultanların tahsisatı, has arpalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batakları ve sulak yerleri çok yer: Bataklı ovaların temizlenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batak yeri, batılan yer, çamurluk ve pek sulak yer. Orada bir büyük bataklık vardır. Sıtmanın önünü alıp havayı ıslah için bataklıkların kurutulması lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. swampy. bog. fen. quicksand. marsh. quagmire. quag. everglade. morass. moss. sink. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bog. fen. flat. marsh. marshy. morass. ooze. quagmire. quicksand. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guagmire. bog. marsh. moor. morass. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayrağı taşıyan: Ecnebi bayraklı bir gemi. Eli bayraklı = Alenî ve meşhur edepsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Duru hâle gelmek, berrak olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clear. to be limpid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olmayıp saf ve açık olan su veya havanın hali: Bu suyun, bugünkü havanın berraklığı ne kadar güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearness. limpidity. clarity. definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıçakla yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. stab. to stab. to knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab. knife. pierce. pink. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stabbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

PITRAKLI (i.). Dallı budaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boğum ve mafsalları olan, zülmefâsıl: Boğmaklı kemik, kamış. 2. Toygara benzeyen ötücü bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Budaklar sürmek, dallar peyda etmek, dallanmak: Ağaç budaklandı. 2. Çatellaşıp zorlaşmak, pürüzlenmek: İş budaklandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Dal ve budağı olan (ağaç). 2. Budak yerleri ve düğümleri olan (tahta ve kereste). 3. Teferruat ve müşkülâtı çok olan: Dallı, budaklı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnarled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnarled. knotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage. senility. dementia. second childhood. secondary childhood. senile dementia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down- the-line. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan (eski tüfek). Çakmaklı tüfek, fitilliden sonra ve kapsüllüden evvel icat olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemilerde direklerin başlarına doğru yapılan taraçamsı yer ki, bâzı hizmetlere mahsustur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crow's-nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Canlı TV yayınını duraklatmanıza imkan tanıyan Sony HDD kayıt cihazları sayesinde artık hiçbir anı kaçırmayacaksınız. Yavaş gösterim ve hızlı ileri sarma işlevi dahil olmak üzere kaldığınız yerden itibaren sahneleri farklı hızlarda oynatabilir ve istediğiniz an canlı yayına dönebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Göz çapak tutmak. Gözden akan suyun göz kapağı kenarlarında ve kirpiklerde kurulması: Sabahları gözlerim çapaklanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapağı olan göz, çapağı olan demir vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumy. crusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. stupidity. craziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çıplaklık. 2. Tüysüzlük, dazlaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirletici emisyonlarının denetimi bağlamında amaçlanan sınırlamaların uygulanmasında, belirli kirleticilerin çıkış kaynaklarından ziyade bunların etkiledikleri alanların ele alınması gerektiğini savunan yaklaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memelilerin sığır, koyun gibi parmakları çift olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde çıngırak bulunan. Çıngıraklı yılan: Engerek familyasından zehirli bir yılan (oroplus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prairie rattler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattlesnake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nudist camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıplak hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çıplak olanın hâli, giyinmemiş veya soyunmuş olma. Osm. üryanlık, bürehnelik. 2. Süs veya takımdan uzak olanın hâil, sadelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bareness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nude. nudity. nakedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nakedness. nudity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çırak olma hali; çırağın yaptığı iş. 2. Çırağa verilen ücret, (bk.) Çırağlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eklembacaklı böceklerin, her ekleminde bir veya iki çift ayağı olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kol veya el sakatlığı yahut eksikliği. Ar. şellel, cezm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çorak yer. Fars. şûrezâr, kıraç yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damaklı iğne = Büyük bir çeşit olta iğnesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Destek koymak, destekle takviye etmek: Kapıyı arkadan dayaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to support with props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayak cezasını hak etmiş: Dayaklık bir kabahat değildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported by evidence / proofs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tellâklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Deride meydana gelen çatlakları tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Alkol, asilbend.

Hazırlanışı : 100 gram alkole 10 gram asilbend konup, merhem yapılır. Çatlaklara sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Dilin üzerinde görülen çatlakların nedenini belirlemek gerekir. Önemli olmayan dil çatlaklarında aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karanfil, nişadır, hardal.

Hazırlanışı : Havana bir tatlı kaşığı karanfil, 1 tatlı kaşığı nişadır ve bir tatlı kaşığı hardal tohumu konur. İyice dövülür, günde üç kere dilin altına üstüne sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Büyük yer kırığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tesirli, işler, geçer: Dokunaklı soğuk, dokunaklı söz. 2. Bozan, zararlı: Dokunaklı yemek. 3. Başa vuran, sertçe: Dokunaklı tütün, şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affecting. appealing. moving. pathetic. plaintive. poignant. touching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. moving. biting. insinuating. affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poignancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standstill. pause. hesitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sagnation. pause. standstill. halt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lâkırdı söylerken tereddütle tutukluk göstermek, kesik kesik söylemek: Pek duraklayarak söylüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pause. to stop. to hesitate. to waver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pause. to pause. to come to a stop. to stop once in a while. to hesitate. fizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring sth to a standstill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüysüz bir şeftali çeşidi (nucipersica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başına ve yüzüne duvak örtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı ve yüzü duvakla örtülmüş: Duvaklı gelin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Eflâk ülkesi halkından olan, Romen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Vücutları birbirine ekli halkalardan meydana gelen hayvanları içine alan bir hayvan sınıfı. Böcekler, örümcekler, kabuklular ve çokayaklılar bu sınıfa girer.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

EX Kulaklıklar, derin bas sesler ve gerçek bir konfor sunmak üzere tasarlanan, kompakt ve hafif Sony kulak içi kulaklık serisidir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Fillerin kulaklarının büyüklüğünün daha iyi işitmeleri ile bir ilgisi yoktur, kulaklar soğutucu görevi yaparlar.

Bilindiği gibi filler çok büyük hayvanlardır ve havanın çok sıcak olduğu bölgelerde yaşarlar. Filin kulaklarında bir çok kan taşıyıcı damar vardır. Bunlar sıcak kanı kulağın yüzeyine taşırlar ve sıcaklığın buradan havaya gitmesini sağlarlar. Böylece hayvancağız kulaklarını oynatarak kendini serinlemiş hisseder.

Afrika filleri çok az ağaç bulunan kurak yerlerde yaşadıklarından kulakları daha büyüktür. Asya’da özellikle Hindistan’da ise fillerin saklanabilecekleri ağaç gölgeleri çok olduğu için oralarda yaşayanların kulakları daha küçük ve üçgenimsidir.

Afrika filleri Asya fillerinden ortalama yüzde 5 daha büyüktürler.

Bugüne kadar yaşayan fillerin içinde büyüklük rekoru 4,10 metre yükseklik ve 10,7 ton ağırlık ile bir Afrika filine aittir. Fillerde dişler yeme değil de savunma amaçlı olup Asya fillerindekiler daha ince ve uzun ama daha hafiftirler.

Filin burnu değişikliğe uğrayarak uzamış, yakalayıcı bir hortuma dönüşmüştür. Bir insanın vücudundaki kasların sayısı 600 iken bir filin gövdesinde 50 bin kas vardır. İnsanda kalp tek bir kastan oluşmuşken gülmek için 17, surat asmak için ise 43 kasın çalışması gerekir. Yani gülmek daha az yorucudur. Fillerin kaslarının 40 bini hortumda bulunur. Bu hortumu ile fil bir ağacı devirebilir, yerdeki bir toplu iğneyi alabilir.

Filleri diğer hayvanlardan ayıran bazı ilginç özellikleri vardır. Örneğin fil zıplayamayan tek memeli hayvandır. Ayrıca fil insanın dışında başı üstünde amuda kalkabilen tek hayvandır.

Filler parmak uçlarına basarak yürürler, çünkü ayaklarının geri taraflarında kemik yoktur, bu bölge sadece yağdan oluşmuştur. Bir günde 30 kilometre yüzebilirler, bu arada hortumlarını şnorkel gibi kullanarak hava alabilirler. Suyun kokusunu 5 kilometre öleden alabilirler ve bir günde 250 litre su içebilirler. Filler, özellikle Asya filleri sakin ve uyumlu hayvanlardır. Ancak bugüne kadar sirklerde ölümcül kazalara aslan ve kaplanlardan çok filler yol açmışlardır.

Fillerin en önemli özelliklerinden birinin kendilerine yapılan bir hareketi unutmadıkları olduğu söylenir. Bu inanış tam doğru değildir. Yapılan deneylerde fillerin zor öğrenen ama bir kere öğrenince ömür boyu unutmayan hayvanlar oldukları saptanmıştır. Kendisine yapılan kötü bir hareketi hiçbir zaman unutmayan hayvan devedir. Kendisini döven kim olursa olsun fırsatını bulduğunda intikamını alır. Dayak yedikten yıllar sonra sahibini öldüren develer görülmüştür. ‘Deve kini’ tanımı işte bu nedenle kullanılır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Tesirli, müessir, hüzün verici: Pek firaklı bir hikâye, bir ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frak denilen elbiseyi giyen adam.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Revenue Sharing Certificates)

Köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu, demiryolu, telekomünikasyon sistemleri ile sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları ile benzerlerinden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlarının gelirlerine, ortak olunması için çıkarılan senetlerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(General Finance Corporations)

(Corresponding Special Purpose Vehicles in Securitization) Alacakların temellükü ve bu alacaklar karşılık gösterilerek düzenlenen varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracı ve halka arzı amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ses taklidi). Git git gıdak sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cluck. to cackle. to cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strangle sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirinin gırtlağına sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be at each other's throats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149,5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846 metre)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinde dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınlarının yeryüzünden yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havada her bir kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149,5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimiz bir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepelerinin soğuk olmasının bir başka nedeni dağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışıklarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekrar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Maden vesaire üzerine çelik kalemle oyma sanatı: Hakkâklık mühim bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hakkından gelmek, galebe çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to overcome. to crush. to suppress. to spoil. to eat up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirine hakkını vererek alacak, verecek kalmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle mutual rights or claims. to be quits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hakka yakın, doğru, gerçek, sahih. 2. Adalet, insafa yakın, Adilâne, insaflıca, munsıfâne. 3. Alacağı olan, müstahak. 4. Sözü veya işi doğru ve adalete muvafık olan: Siz haklısınız; bu dâvada kim haklı çıktı? Haklıyı haksızdan ayırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right. just. rightful. legitimate. de jure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eligible. reasonable. right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. right. rightful. justifiable. justified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. justify. vindicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legitimacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rightness. rightfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justificability. justness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Publicly-Held Corporation)

Hisse senetleri halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının bulunabileceği ileriki yıllara kadar saklamak, bilim insanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmamalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmak, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır.

Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanamadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmalı, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır. Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanmadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzağa gitmek, uzak olmak, Osm. tebâüd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzaklaşmak, Osm. tebâüd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzaklaştırmak, Osm. teb’İd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Irak halkından, Irak’ta doğan veya Irak halkının soyundan olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iraqi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Iraqi. of Iraq.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Uzaklık, ayrılık, mesafe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big and little mixed together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suya bulaşmış olan şeyin hâli, nemlilik, Ar. tebellül, tartîb: Bu elbisede bir ıslaklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağacı, yalnız gövdesi kalacak şekilde budamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaçma hâli, firar, firârîlik: Asker kaçağı olduğu haber alınıp yakalandı. 2. Gümrükten veya resimden kaçırılmış olma: Bu tütünün kaçaklığı bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evet ve hayır demeden ve her iki tarafa da çekilebilen cevap veya davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive. elusive. vague. non-committal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçaların sekiz kollu önemli bir sınıfı: Mürekkep balığı denilen hayvan, kefadanbacaklılar sınıfındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Başında kalpak bulunan, kalpak giyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalpak İmâline yarayan: Kalpaktık astragan veya taklidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. moral turpitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood transfusion. transfusion blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayağı takılıp yüzüstü düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall flat on one's face. to capsize. to overturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapağı olan: Kapaklı cezve, kâse. 2. Gizli, saklı, Ar. mestur, mahfi, zıddı: açık: Bu gizli kapaklı bir iş değildir: Açık ve ortadadır. 3. Namlusunun kuyruğunda bir çeşit kapağı olan eski bir tüfek cinsi. 4. Topların cephane arabası ki, yağmurdan muhafaza için sağlam kapakla örtülü olması şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a lid or cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kapak taşı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kapalı kulaklıklar, tüm kulağın kulaklıkla kapandığı, dolayısıyla kulaklığın akustik özelliklerinin çok yakından kontrol edilebildikleri kulaklıklardır. Sonuçta dış sesler neredeyse tamamen ortadan kaldırılırken, özellikle baslar olmak üzere çok yüksek bir ses kalitesine ulaşılır. Kapalı kulaklıklar özellikle HiFi kullanım için idealdir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Ko Profit and Loss Sharing Certificate)

Ortaklıkların, kar ve zarara ortak olmak üzere iştigal sahalarına giren tüm faaliyetlerin gerektirdiği finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ihraç veya halka arz edebilecekleri bir tür sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçalardan, karınlarındaki uzantıları bacak gibi kullanarak ve sürünerek yürüyen kabuklu hayvanlar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavak ağaçları olan yer: Orada bir kavaklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poplar grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üstünde kaymak bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaymakla yapılmış, kaymağı olan: Kaymaklı, kadayıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy ice-cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be based on. originate. start. have it's source in. take it's source from. arise. derive. be derived from. root in. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. originate. to be welded. to arise from. to result from. to stem from. to originate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welded. welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. unreliability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machismo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi, hareketli nesnelere net şekilde odaklanılması için ‘burst’ çekimi sırasında kesintisiz olarak otomatik odaklanmayı ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilaginous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litheness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briskness. alertness. agility. fluency akıcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy and alertness. neatness. lilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esirgememe, merhametsizlik, gaddarlık: Onun kıyaklığı emsalsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being swell or super.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döşeme tahtalarının altındaki kirişler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joisting. floor framing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiir ve musikisinde yiğitlik ve yiğitlik övgüsü terennüm eden bir form (şekil) ve çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Amipleri, günsüleri, deliklileri ve ışınlıları içine alan bir hücreli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachiopods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopover. baiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yolculuk sırasında bir yerde kalıp geceyi geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop over. camp. be billeted. put up. roost. stop off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitch. to stay for the night. to spend the night. to be billeted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night to bivouac. to encamp. to billet. stop off. stopover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korkan adamın hâli. Ar. havf. 2. Cesaretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. timidity. cowardliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. fearfulness. timidity. cold feet. pantophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act cowardly. cop out. to show the white feather. funk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yaprakları iğnemsi, yemişleri kozalak şeklinde olan bir bitki takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. clasp. cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kollarla göğsün üzerine sarmak, Osm. derâgûş etmek: Çocuğunu sıkı sıkı kucakladı. 2. mec. Çevirmek, içine almak: Bu isim, o familyaya ait bitkilerin hepsini kucaklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embrace. hug. give a hug. clasp smb. in one's arms. clasp. embosom. strain smb. to one's breast. canoodle. caress. cuddle. encircle. enclasp. enfold. fold in one's arms. give smb. a hug. infold. snuggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. to embrace. to cuddle. to hug. to clasp. to take in one's arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace. to take in one's arms. to hug. to surround. cuddle. grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kucak kucağa sarılmak, biribirini kucaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle up. embrace one another. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. cuddle. to embrace one another. to cuddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace or hug each other. cuddle. neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kulakları veya uzun kulakları olan: Uzun kulaklı; kesik kulaklı. 2. Bir bıçak çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aureate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having ears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soğuktan korumak için kulağa geçirilen kumaştan kılıf. 2. Portatif radyoların, telefon veya telsiz cihazlarının kulağa tutulan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. headset. earpiece. earphone. deaf-aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earphone. earflap. earlap. headphones. headset. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. earphone. earflap. earlap. earpiece. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çocuğu kundağa sarmak, çocuğunu yıkayıp kundakladı. 2. (kadın başı) Sade yemanî ile ve saçlarını yemenînin içine toplayarak bağlamak. 3. Kasten yangın çıkarmak, sabotaj yapmak, sabote etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swathe. bundle. instigate. sabotage. set fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swaddle. to set fire to. to wreck. to sabotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swaddle. to set fire to a place using a bundle of oily rags. to sabotage. to wreck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be swaddled. to be fitted with a gunstock. to be set on fire by an arsonist. to be sabotaged. to be wrecked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuruluk, yağmursuzluk, rutubetsizlik. Ar. yubûset: Bu kuraklık bir müddet daha devam ederse ekinler yanacak. 2. Yağmursuzluktan ileri gelen kıtlık: Hindistan’da kuraklık olduğu söyleniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirsiz zamanlarda meydana gelen ve canlıların (özellikle bitkilerin) yaşamını tehlikeye düşürecek veya onları zarara uğratacak kadar azalmış bulunan su kıtlığıdır. Bu tanımlamadan anlaşılacağı üzere, belirli bir iklimin karakteristiği olarak belirli mevsimlerde su kıtlığı ” kuraklık” değildir. Herhangi bir yılın, herhangi bir mevsiminde meydana gelen alışılmışın dışındaki su noksanlığıdır. ( Trockenheit/drought, dryness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought. dryness. dry. aridness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gerdanında uru olan, urlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşak biçim ve durumunda olup bağlamak ve kuvvetlendirmek için çekilen şey: Duvarın içine kuşaklama demir lamalar koydurmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracing. strengthening or banding. system of braces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşakla kuşanır gib bağlamak, sağlamlaştırmak: Binayı demir lamalarla kuşaklamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brace. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to band. to tie up. to secure sth to brace. to strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların bacaklarının arkasında, ayaklarının altına kadar uzanan ‘fleksor tendonu’ denilen bir kilitleme mekanizması vardır. Kuş uyuyacağı vakit bacaklarını kısar ve ağırlığı bu bağlantıya yüklenir. Bunun sonucu pençelerini tünediği yer etrafında iyice kapatır.

Bu kilitleme o kadar güçlüdür ki, kuşun minik gövdesinin salınımına hiç bir şekilde müsaade etmez. Kuş hareket edeceği vakit bacaklarını düzleştirir, tendon gevşer ve kilit açılır. Bu sayede kuşlar elektrik tellerinin üzerlerinde, evcil olanlar kafeslerinde incecik bir tel veya tahta parçası üzerinde düşmeden uyuyabilirler.

İşin bir başka ilginç boyutu da kuşların bir kısmının, özellikle leylek, flamingo gibi uzun bacaklı olanlarının sadece uykuda değil uyanıkken de tek bacak üzerinde durmayı tercih etmeleridir. Bu durum basitçe diğer ayaklarını dinlendirme olarak yorumlanır ama asıl sebep başkadır.

Kuşların bacaklarında tüy yoktur. Kar, buz veya soğuk sığ suların üzerlerine konduklarında, vücutlarından önemli miktarda bir ısı enerjisini bacakları yoluyla kaybederler. Bu nedenle tek bacakları üstünde durarak ciddi bir enerji tasarrufu sağlarlar.

Belki dikkat etmişsinizdir kuşların büyük bir kısmı uyurken kafalarını kanatlarının altına sokarlar. İşte bunun sebebi de kafalarından oluşacak ısı kaybını sıcacık tüylerinin altında önlemektir.

Kuşların niçin hep havada pislediklerini düşündünüz mü hiç? Kuşların, özellikle güvercinlerin yoğun olduğu yerlerde çok fazla kuş pisliği göremezsiniz, çünkü kuşlar tuvaletlerini havada yani uçarken yaparlar. Bu da nedense insanlar tarafından bir uğur olarak kabul edilir. Kafasına kuş pisliği isabet eden biri önce onu nasıl temizleyeceğini düşüneceğine en yakın piyango bayisini aramaya başlar.

Aslında üzerimize düşen kuşun dışkısı değil idrarıdır. Kuşun idrarında üre değil suda çözülemeyen ürik asit bulunur. Bu ürik asit toksik değildir, kendi vücutlarına zarar vermez {arabalarımızın boyalarını ise mahveder). Böylece idrarlarını yaparken su kaybını da önlemiş olurlar. Bu güç/ağırlık oranlarını korumaları için kuşlara tanınmış bir ayrıcalıktır.

Ancak bu durum kuşların hiç dışkıları yok anlamına gelmez. Kuşların pisliği genellikle beyaz renktedir ama ortasındaki küçük siyah kısım, dışkıdır. Yani kuşlarda idrar ve dışkı aynı anda aynı yerden atılır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Leylek. 2. Bu kuşun gagasını biribirine vurarak çıkardığı ses: Leyleğin ömrü laklakla geçer. 3. Boş lakırdı, gevezelik, devamlı söylenilen saçma-sapan sözler: Toplanmış laklak ediyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clacking noise by storks. clatter. chatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لقلاق] leylek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to yak. to clatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Leyleğin gagasıyla çıkardığı ses. 2. mec. Mânâsız ve boş sözler, Ar. türrehât, hezeyân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. chatter. yakking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لقلقه] boş laf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’ya benzetilerek uydurulmuş bir sözdür). Boş lakırdılar, saçma-sapan sözler, Ar. türrehât, hezeyân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kal» den imef.) (mü. maklûa). Kal’ olunmuş, çekilip çıkarılmış, sökülmüş, koparılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» ten imef.) (mü. maklûbe). 1. Tersine çevrilmiş, altı üstüne yahut içi dışına döndürülmüş. 2. Değiştirilmiş, başka bir hale konulmuş: Eski bir sarnıçtan maklûb havuz. 3. Harfleri aşağıdan yukarıya okunduğu halde yine aynı olan kelime veya terkip.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatma koşullarında ya da görüntünün kontrastının düşük olduğu durumlarda odaklanmayı sağlayan yararlı bir işlevdir. Özel odaklama efektleri yaratmak için de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manuel zoom halkası, hızlı, hassas ve daha tepkisel zoom olanağı ile kullanıcılara daha fazla kontrol imkanı sunar. Zoom kolu, özellikle hareketli nesnelerin fotoğrafını çekerken çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vesvese ve telâş etmek, şüphe edip korkmak: Oğlunun hastalığı için meraklandı. 2. Merakı kalkmak, merakına dokunmak, müteessir olmak: Cenaze görünce meraklandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow wiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flap. to be anxious. to worry. to get curious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry about. to be anxious about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vesvese ve telâş eden, şüphe edip korkan: Meraklı bir kadındır. 2. Her şeyi öğrenip bilmek arzusunda bulunan: O kadar meraklı olmamalı. 3. Düşkün, mübtelâ, bir şeyin iyisini arayan: Yemeğe meraklıdır. 4. Çabuk müteessir olan: Meraklı kadın. 5. Heyecanlı, çekici: Meraklı bir roman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curious. nosey. nosy. inquiring. interested. addicted. keen. keen on. hipped. hipped on. inquisitive. inquisitorial. prying. quizzical. rubberneck. snoopy. splenetic. curious person. snoop. hound. amateur. lover. fancier. addict. buff. bug. devotee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. awestruck. buff. curious. hooked. inquiring. inquisitive. interested. searching. solicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curious. inquiring. inquisitive. particular. scrupulous or exacting about. anxious. inclined to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mızrakla müsellah (asker), kargılı, nizedar: Mızraklı süvari alayıMIZRAB

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Customer Name Based Custody System)

Takasbank sisteminde Müşteri kodlarıyla takip edilem alt hesapların Takasbank’ın yapacağı düzenleme ile isme çevrilmesini, her bir yatırımcı için verilecek sicil numarası ile takip edilerek yatırımcının kimlik bilgilerinin tespitinin mümkün hale getirilmesini ve müşterilerin menkul kıymetlerini bloke edebilmesini amaçlayan sistemdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute temperature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجرد] bekar. 2.soyut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقل] nakil, anlatma. 2.taşıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.anlatılmak. 2.taşınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Rivayet ve hikâye ederek. 2. Nakil ve rivayetle, işiterek, akıl ve İspat suretiyle olmayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by relay. live. by transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقلا] naklederek, nakil yolu ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live broadcast. live telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conveyance. conveying. haulage. portage. relation. transfer. transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nakil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. carry. transfer. remove. transplant. communicate. convey. freight. graft. implant. recount. route. ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicate. conduct. convey. relate. ship. transfer. transport. to transport. to convey. to carry. to transfer. to conduct. to narrate. to tell. to commentate. to transplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to transport. to transfer. to convey or move. to move to another place. to transfer sb to a new post. to recount. to conduct. to transmit. to carry. to communicate. to shift. to report. to remove. to relate. to reminisce. to narrate. convey. freight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.anlatmak. 2.taşımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nakliyye). 1. Taşımaya ait.Vesâit-i nakliyye = Nakil vasıtaları. 2. Nakil ve rivayetle öğrenilen; zıddı: akit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKLİYYAT) (i. A. c.). 1. Taşıma ve göç işleri, erzak ve mühimmat nakli işleri. 2. Nakil ve rivayetle bilinen şeyler: Nakli ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cargo-carrying. transportation. portage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. shipping. forwarding. freighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carriage. transport. shipping. freighting. forwarding. transportation. expedition. conveying. shipment. haul. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقليات] taşımacılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a transport company. shipper. freighter. forwarding agent. freight agent. shipping agent. forwarder. dispatcher. carrier. carter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKLİYYE) (i. A ). 1. Eşya nakli işi. 2. Eşya ve erzak nakli için verilen ücret: Nakliyesi çok pahalıdır. 3. (denizcilik) Erzak, cephane ve asker taşımaya mahsus askerî gemi: Nakliye gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwarding. transport. carriage. carrying. shipping. forwarding. freight. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwarding. transport. carriage. carrying. shipping. freight. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation. carriage. transport. shipping. forwarding. conveying. shipment. freight forwarding. dispatching. cartage. portage. merchanting house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقليه] taşıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakliye işini meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transporter. shipper. carrier. carrying agent. carman. goods agent. haulier. mover. remover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. shipper. transporter. forwarding agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a transport company. shipper. freighter. forwarding agent. freight agent. shipping agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mutfağın ateş yanan yeri: Mutfak ocağı. 2. Duman çıkması için çatıda açılmış büyük baca. 3. İri kereste, temel direği. 4. Osmanlı devrinde devletin irsi olarak verdiği mâlikâne: Ocağa ait. Ocaklık demir = Cankurtaran demiri, büyük lenger.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her objektifin temel ölçüsüdür. Görüş alanını ve dolayısıyla nesnenin ne kadar büyütüldüğünü belirtir. Odak uzaklığının kısa olması, geniş görüş alanı ve düşük büyütme oranı anlamına gelir. Odak uzaklığının uzun olması, dar görüş alanı ve yüksek büyütme oranı anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Objektifin odak uzaklığı, objektif sonsuza odaklandığında, optik eksen boyunca objektifin ikinci temel noktasıyla CCD düzlemi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital ve 35 mm fotoğraf makineleri, farklı odak uzaklıklarına sahip objektiflere sahiptirler. Odak uzaklığı, objektif ile sensörün yüzeyi arasındaki mesafedir. Tipik dijital sensörler, 35 mm filmin doğrusal boyutlarının yaklaşık altı biri kadardır. Görüntünün daha küçük dijital sensör üzerine yansıtılabilmesi için, odak uzaklığının aynı ölçüde küçültülmesi gerekmektedir. Örneğin 1/4 inç CCD kullanırken, odak uzaklığının 35 mm filme göre düzeltilmesi için 9,5 faktörüyle çarpılması gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focusing. to focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okunması kolay yazı veya kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasible. possible. possible mümkün. kabil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. apt. earthly. feasible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ. uzuv. alet. araç. org. örgüt. kuruluş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ. uzuv. alet. araç. org. örgüt. kuruluş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortaklıkla, müştereken: Ortaklaşa bir dükkân açalım veya bir çiftlik alalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. joint. in collaboration with. jointly. collectively. in common. in cahoots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. as a partner. in common. sharing equally. collectively. jointly. together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jointly. together. as partners. collectively. joint. common. shared. in common.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). 1. Ortak olarak bir varlık meydana getiren fertlerin bütünü. 2. Ortak mülkiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ortak olmak: Hepimiz ortaklaşırsak bir mağaza açabiliriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şirket: Ortaklık, ticaretin ruhudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership. association. company. community. coparcenary. copartnership. joint adventure. joint undertaking. joint venture. participation. privity. tie-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. incorporation. partnership. society. firm company. partnership iştirak. müşareket. firm. company. corporation şirket. kumpanya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership. company. consortium. copartnership. corporation. firm. interestedness. joint partnership. participating state. participation. partnership firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatmalı ya da karanlık ortamlarda doğru odaklamanın ve çerçevenin ayarlanması çok zordur. Parlak gün ışığından, tamamen karanlık ortamlara kadar her türlü aydınlatma koşulunda çekim yaparken AF aydınlatıcı nesneyi otomatik olarak aydınlatarak fotoğraf makinesinin doğru biçimde odaklama yapmasını sağlar. Bu durum aydınlatma koşulları ne olursa olsun net biçimde odaklanılmış, güzel fotoğrafların çekilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yere gelen tarafı geniş olmakla yerinde sağlam duran: Oturaklı şişe. 2. Gösterişli: Oturaklı ev, adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emekli (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(PAKLAMAK) (f ). 1. Temizlemek. 2. Temize çıkarmak. 3. Boşaltmak, silip süpürmek, hepsini alıp götürmek veya yemek: Bizim bir haftalık yiyeceğimizi bir günde pakladılar. 4. mec. İşini bitirmek, becermek, idam etmek: O kanlı katili ele geçince paklamalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

temizlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pâk hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Temizletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pâk olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brightness. brilliancy. brilliance. luster. lustre. glossiness. radiance. shine. splendor. splendour. effulgence. flamboyance. flame. flashiness. glazing. gleam. glitter. gorgeousness. incandescence. irradiance. lambency. liveliness. lucency. lumines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. gloss. glow. irradiation. light. luminance. luminescence. luminosity. lustre. polish. radiance. sheen. shine. sparkle. splendour. varnish. brilliance. brightness. luster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brightness. gleam. gloss. glow. irradiation. radiance. refulgence. resplendence. shine. brilliance. greatness. light. lustre. briliancy. glossiness. radiancy. luminosity luminescence. bloom. glitter. polish. luminance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD panel parlaklığı, yüzeyde bir nokta bırakan ışık miktarıyla ölçülür. Parlaklık kandela birimiyle (bir mumun yaydığı ışık) hesaplanan uç nokta parlaklık seviyeleri sayesinde, iyi aydınlatılmış odalarda veya pencere gibi diğer ışık kaynaklarının yanında bile canlı renk netliği ve resim doğruluğu elde edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parmak dokundurmak, parmak sürmek. 2. Dürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir up. to incite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir up. to incite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı insanlar her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar hallerinden memnun görünürler.

En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü vardır. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Bu sıvının içinde erimiş halde oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur.

Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelenler bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar neticesinde gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerinin hareket kabiliyetini arttırır.

Şüphesiz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır. Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekerseniz, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 artırır.

Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içersinde tekrar oluşması biraz zaman alır.

Tüm bu açıklamalar, deneylerle ispatlanmasına rağmen, yine de bu kadar küçük gaz miktarının bu kadar büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hala anlaşılmış değildir. Bu sorunun tatmin edici bir cevabı da henüz yoktur. Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor.

Evet geldik en çok merak edilen soruya! Parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zararlı mıdır? Bu konuda elde çok az bilimsel çalışma sonucu vardır. Bir görüşe göre parmak çıtlatmanın eklem yerlerimizdeki sıvıya bir tesiri yoktur. Diğer bir görüşe göre ise sürekli olarak bunu yapanlarda ve bunu alışkanlık haline getirenlerde, eklemler etrafındaki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısı ile elin kavrama gücü azalmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bazı insanlar her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuzun buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar hallerinden memnun görünürler.

En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin parmaklarınızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü vardır. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Bu sıvının içinde erimiş halde oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur.

Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelenler bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar neticesinde gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerinin hareket kabiliyetini arttırır.

İüphesiz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır. Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekerseniz, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 arttırır.

Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır.

Tüm bu açıklamalar, deneylerle ispatlanmasına rağmen, yine de bu kadar küçük gaz miktatının bu kadar büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hala anlaşılmış değildir. Bu sorunun tatmin edici bir cevabı da henüz yoktur. Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor.

Evet geldik en çok merak edilen soruya! Parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zaralı mıdır? Bu konuda elde çok az bilimsel çalışma sonucu vardır. Bir görüşe göre parmak çıtlatmanın eklem yerlerimizdeki sıvıya bir tesiri yoktur. Diğer bir görüşe göre ise sürekli olarak bunu yapanlarda ve bunu alışkanlık haline getirenlerde, eklemler etrafındaki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısı ile elin kavrama gücü azalmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmakları vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar. Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahta veya demir sıra çubuklardan ibaret bölme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rail. railing. bar. guardrail. balustrade. banisters. grating. grill. grille. fence. fencing. grid. hurdle. paling. palisade. rack. trellis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balustrade. fence. grid. parapet. rail. railing. guard. banisters. grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fence. palisade. balustrade. railing. grill. window-guard. baluster. baluster railing. banister. bar. barrier. rail. grate. lattice. handrail. handrailing. picketing. guard rail. life guard. lurdle. paling. grille. guardrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kirli ve biçimsiz kıyafetli, çapaçul, salkımsaçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovenly. sloppy. untidy. dowdy. dowdyish. draggled. frowzy. gay. messy. ratty. slatternly. slipshod. sluttish. out of trim. sloven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrubby. sloppy. sloven. slovenly. slut. dirty. filthy. dowdy. tatty. shabby. scruffy. scruff. slob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty and slovenly looking. frowzy. scruffy. sloppy. slovenly. slummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slatternliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slatternliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Pat küt diye dövmek. 2. Acele ile ve üstünden süpürmek: Şu odayı pataklayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastise. clobber. lick. to spank. to tan sb's hide. to give sb a beating/whacking. to beat sb up. to clobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to thrash. to give sb a beating. to wash clothes by beating them in a hurried. haphazard way. belabour. whop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be beaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaz ve ördek gibi parmaklarında perde bulunan kuşlar

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak, lâtif, güzel, süslü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kenarları eskiyip yıpranmaktan saçak gibi tel tel olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become frayed / raveled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçağı olan. (bk.) Saçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fringy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fimbriated. fringed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eğeleme, eğe ile cilâ verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Soytarılık ve mukallitlik ederek her kalıba giren hafif mizaçlı hoppa insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soytarılık, mukallitlik, tuhaflık, hafif mizaçlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklayış, saklamak işi. (bk.) Saklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiding. concealment. safekeeping. preservation. storage. secretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safekeeping. secretion. storage. preservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflage. concealing. concealment. preservation. safe custody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Depository Institution (Custodian))

Müşterisi adına menkul kıymetleri saklamaya yetkili kurum ve kuruluşlardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f. «sağ» dan). 1. Gizlemek: Hırsızları evinde saklamıştı. 2. Beklemek, gözetmek, korumak: Allah saklasınl 3. Bir tarafa kaldırmak, biri için yahut bir vakit için bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şak etmek, ses çıkarmak, şakırdamak: Arabacının kamçısı muttasıl şaklıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep smth. under wraps. hide. conceal. put out of sight. shelter. bury. keep smth. quiet. keep back. blind. cloak. disguise. enshrine. harvest. hold back. lay down. obscure. plant. put by. screen. secrete. keep snug. stash. stash away. stow away. suf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bury. cloak. conceal. disguise. hide. keep. mask. preserve. reserve. save. screen. secrete. store. veil. withhold. to hide. to conceal. to secret. to bury. to disguise. to keep. to keep sth back. to save. to preserve. to keep secret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

save. to hide. to conceal. to keep sth secret from sb. to save sth for. to keep sth for. to set sth aside for. blot out. cover. defend. hold back. keep. lay up. lie low. pocket. preserve. protect. put by. screen. secrete. shade. stash. stash away. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide-and-seek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide-and-seek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir kısmı saklanıp, biri tarafından aranmak suretiyle oynanılan bir çocuk oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gizlenilmek: Bu, saklanılır-şey mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hidden. to be concealed. to be kept secret from sb. to be kept in. to be stored in. to be saved. to be kept. to be set aside for sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gizlenmek: Acaba nerelerde saklandı? 2. Muhafaza edilip dayanmak: Bu tohum iki, üç sene saklanabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide. hide out. hide oneself. cover oneself. burrow. bury oneself. take cover. lie up. lie low. shelter oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide. to hide. to hide oneself. to be kept secret. to be kept. to be saved for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscond. to go into hiding. to hide oneself. to hide. to conceal oneself. to be hidden. to be kept secret from. to be kept in a place to be saved for. hole up. lay low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Saklanacak yer, gizli yer, görünmeyen köşe ve bucak. 2. Sığınacak yer, sığınak. 3. Mahfaza, kılıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gizletmek. 2. Bekletmek. 3. Saklı bulundurmak, biri için kaldırıp muhafaza ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şak ettirmek, kırbacın sesi gibi bir ses çıkartmak, şakırdatmak: Kamçıyı şaklatarak hayvanları yürüttü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gizleyen. 2. Koruyan, muhafaza eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklama, gizleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gizlenmiş, gizli. 2. Açık olmayan, mahremâne: Saklı söz. 3. Bir tarafa konup başka bir kimse veya vakit için ayrılmış, mahfuz: Daima ihtiyaten saklı biraz param bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidden. secret. covered. clandestine. close. covert. inward. perdu. perdue. privy. snug. behind. crypto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covert. secret. ulterior. veiled. hidden. concealed. put aside. reserved. legally guaranteed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidden. concealed in. sth which is kept secret from. sth which is kept or stored in. sth which is saved for. legally guaranteed. arcane. close. concealed. hush hush. inner. occult. potential. secret. shady. sibyline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to act like a nincompoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silliness. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half-wittedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alliaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shakiness. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Savsalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put off doing sth continually. to put sb off with an excuse. to neglect sth / to do sth. neglect. to put on the shelf. temporize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hararet, ısı: Sobanın sıcaklığı uzaktan hissolunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. warmth. temperature. fervor. fervour. pyro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glow. heat. warmth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warmth. caldarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left handedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left-handedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanning. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derileri sepilemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tabak koymaya yarayan raf. 2. Tabak kurutmaya yarayan mutfak Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser. tanning sepi. sepicilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taklak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somersault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartwheel. somersault. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe takla ile Farsça «bâhten» fiilinden mürekkep), (bk.) Taklacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKLAKÇI) (i ). Takla ve perende atan canbaz veya hokkabâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başı yere koyup bütün vücudu çevirmekten ibâret oyun, Fars. perende. Tepe-taklak = Başaşağı, Osm. sernigûn olma. 2. Bütün varını yoğunu kaybetme: Borsa oyununda tepe-taklak gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Takım ve takıntıları mânâsındaki «takım taklavat» tâbirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den masdar) (c. taklîbât). 1. Döndürme, çevirme, altüst etme. 2. Bir şeyin şekil ve kalıbını değiştirme. Taklîb-i hükümet = İhtilâl, hükümeti devirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقليد] taklit, öykünme. 2.sahte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقليدا] öykünerek, taklit ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. taklîdiyye). Taklitle yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıilet» ten masdar). Azaltma, indirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقليل] azaltma, kısma. 2.azaltılma, kısılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Büzme. 2. Bazı hastalıklardan sonra kaslarda meydana gelen sertlik, katılık, kasılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKLİD) (i. A.) (c. taklîdât). 1. Takma, asma, kuşatma. 2. Birinin hareketinin veya şekil ve sûretinin aynını yapma, benzemeye veya benzetmeye çalışma. 3. Bir şeyin sahtesini yapma. 4. Birinin bir hareketinin aynını yaparak kendisiyle eğlenme, maskaralık etme: Herkesi taklit eder, herkesin taklidini yapar. 5. Bir san’at eserinin veya ticarî maddenin sahtesi: Bu malın taklidi ucuzdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitated. imitative. fake. false. counterfeit. sham. bogus. mock. pinchbeck. simulated. snide. imitation. fake. sham. mimicry. mockery. mimic. mock. simulation. simulacrum. affectation. bastard. echo. gold brick. hit-off. impression. mimesis. repetit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation. counterfeit. dummy. fake. false. impression. sham. simulated. spurious. takeoff. imitated. colorable imitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making an imitation of. copying. duplicating. imitating. aping. mimicking. impersonating. mocking. faking. counterfeiting. forgery. artificial. bogus. counterfeit. ersatz. fake. false. imitated. imitation. mime. mock. mockery. phony. sham. shoddy. show. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ape. copy. counterfeit. do. echo. imitate. mimic. simulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to copy. to reproduce. to duplicate. to imitate. to make an imitation of sth. to try to act like. to ape. to mimic. to impersonate. to mock. to fake. to counterfeit. to sham. act. echo. feign. follow. pretend. simulate. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected. imitator. copyist. forger. ape. copycat. mimic. mime. impersonator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ape. apish. copycat. mimic. imitator. copy-cat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitator. mimic. copier. sb who imitates or copies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimicry. imitating. copying. being an imitator or copier. mimicking. mocking. being a mimic or mocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok noktalı otomatik odaklama, geniş açıdan makro çekimlere kadar tüm zoom aralığında müthiş net görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tarakla düzeltme, temizleme. 2. Tarakla yapılmış, tarak işi. 3. Zemin boya üzerine tarak şeklinde gölge yaparak işlenen nakışla süslenmiş: Taraklama boyanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raking. harrowing. combing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzeltmek: Şu yolları güzelce taraklamalı. 2. Suyun altını tarakla temizlemek: Limanı birkaç yılda bir taraklamak şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tarakla tesviye olunmak: Bahçe öyle taraklanmaz. 2. Temizlenmek ve tasfiye olunmak: Bu liman kaç yıldan beri taraklanmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzelttirmek: Şu küçük tarlaları bahçıvana taraklatmalı. 2. Havuz, nehir, liman vesairenin dibini ayıklatmak: Şu limanı birine taraklatmak lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başında yelpaze şeklinde sorgucu olan: Taraklı kuş. 2. Diş diş nakışlı: Taraklı kumaş. 3. Parmaklarının üst tarafındaki tarağı enli: Taraklı ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crested. embroidered in a striped pattern. wide. big.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin jelatinli deniz hayvanlarını içine alan sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutup çekerek hırpalamak, didiklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tease. to worry. to harass. to torment. to tease out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be harassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Husyesi olan. 2. (argo) Cesur, şecî, bahadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virile. bold. influential. big.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who has nuts. bold. fearless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memelilerin tek parmağı olan hayvanları (gergedan gibi) içine alan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk ağzında tellaklık (ka ile)). Hamamda müşterileri ovuşturup kese süren ve yıkayan kimsenin hâl, sıfat ve vazifesi: Hamamda tellâklık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamental rights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upside down. head over heels. on one's head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head foremost. head over heels. upside- down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırmalamak. 2. Tırnaklarını geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch. to claw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scratched. to be clawed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve kompozisyonlarındaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız derimize her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerlerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı kaşımak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilere tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0,5 - 0,6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2,5 - 3,0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır veya incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve komposizyonlardaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda çok olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız deriye her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı karıştırmak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilerle tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0.5-0.6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2.5-3.0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır ve incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unguiculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having nails. having claws. spiked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which has nails. claws or hooves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form into pellets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get lumpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form lumps. to become lumpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthing. grounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ateş vesaireyi) Toprakla örtmek, üzerine toprak çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to earth. to ground. to cover with earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give land to a landowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthed. grounded. mixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). At, su aygırı gibi parmakları toynak biçiminde olan hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kulak kepçelerini belirli frekanslarda havalandırarak İçindeki küçük kompakt hoparlörün etkisini artıran teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz ve kelimeleri tantanalı ve debdebeli olen, parlak görünen: Tumturaklı sözlere aldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandiloquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious and inflated. grandiloquent. magisterial. mouth- filling. orotund. sententious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harp esirliği, esaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. captivity esaret. esirlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. bondage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte uçan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamışızdır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘sublime’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte öan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamıştır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘’sublime’’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve vasınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, nyani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, çağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.), içinde ufak bulunan: İrili ufaklı = İri, ufak karışık veya birbiri üstüne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçüklük: Ufaklığın zararı yoktur. 2. Ufak para: Üstümde ufaklık yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pint-sized. pint-size. little one. shorty. shortie. tiny. kid. kiddy. bantling. fractional currency. smallness. tot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallness. littleness. change. little one. small change. child. kid. boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractional coins. smallness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Ufak ufak doğramak, parçalamak: Peyniri ufaladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aklî ilimler, müsbet ilimler, fen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Naklî, edebî ilimler. Müsbet ilim sayılmayan bilgiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uşağın işi ve hâli (mec. aşağılayıcı mânâda da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serrility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhymed. rhyming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhymed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzaklaşmak işi. (bk.) Uzaklaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming distant. retiring from. divergence. divergency. estrangement. remove. revulsion. secession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirinden ayrı düşmek: Uzaklaştık da görüşemiyoruz. 2. Mâzide, geçmişte kalmak: O günler uzaklaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become distant. retire. move away. draw away. grow away from. recede. walk away. walk off. wander. wander away. wander off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diverge. recede. stray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. back out of sth. clear off. recede. retreat. sashay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forcible transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirinden ayrı düşürmek: Bu masaları biraz uzaklaştırmak 2. Uzağa sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estrange. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoom out. banish. chase. estrange. fend off. repress. send away. unship sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mesafe veya zamanca yakın olmayış: Çarşının uzaklığı sebebiyle bu ev bize gelmez. 2. Fark, uymazlık: Bu iki mal arasında çok uzaklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. breadth. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. breadth. remove. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displacement. distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long eared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sulu yerlerde yaşayan uzun bacaklı kuşlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gild. to silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlanmış, yaldızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilded. silvered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi) (yeni doğmuş çocuk). Ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Volatility)

Bir menkul kıymetin fiyatının veya piyasanın genelinin kısa bir zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği. Oynaklığı yüksek bir menkkul kıymetin fiyatında hızlı değişim ve aşırı dalgalanma özellikleri görülür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. cılız kimse veya hayvan; s. cılız, güçsüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Foreign Company)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dışarıda yerleşik kişilerden ilgili ülke mevzuatına göre yabancı sermaye piyasası araçlarını çıkaran ortaklıklar ile yatırım ortaklıklarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağı yukarı!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximate. approximative. proximate. rough. some. about. circa. just about. well-nigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. approximate. around. circa. round. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximate. approximately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximately. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. almost. more or less. near. something like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri yaklaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approach. imminence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approach. approaching. approximation. coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). l. Yakın gelmek, yanaşmak: Ateşe yaklaşın, Ramazan yaklaştı. 2. Benzemek: Bu kumaş popline yaklaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approach. come close to. approximate. bear down on. close. come near. come on. come up. converge. draw. draw close. draw near. draw on. go on for. get hotter. near. step up. verge. walk up. walk up to. get warmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approach. near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go near. to come near. to approach. to near. to draw near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakına getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to approximate. to bring near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoom in. to draw one thing near another. to approximate sth to. close up. neighbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lordolatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulation. blandishment. blarney. cheap flattery. flattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dalkavukluk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to toady to. to fawn on over. to lickspittle. bow and scrape. to stoop to conquer. cringe. curry favour. fawn on sb. flatter. grovel. toady. truckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalkavukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapak, yani yünle örtülü. 2. Yapak veren. Yapaklı hayvan = Koyun; mukabili: Kıllı = Keçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leafing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaprak çıkarmaya başlamak, yaprakla örtünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!.). 1. Yapraklarla örtülü, yaprağı olan, yaprağı çok. 2. Tabakalara bölünmüş, kat kat: Yapraklı taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leafy. leafed. flaked. ornamented with leaf patterns. foliate. laminated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harp için teçhiz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Silâh ve mühimmat tedarik etmek. 2. Hazırlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embargo. interdict. interdiction. prohibition. proscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ban. crackdown. prohibition. prohibiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banning. forbidding. prohibiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put one's foot down. put under a ban. put the lid on smth. ban. put a ban on. bar. call off. debar. embargo. enjoin. forbid. imprison. inhibit. interdict. clamp the lid on smth. outlaw. prohibit. proscribe. taboo. put under a taboo. tabu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. forbid. prohibit. proscribe. to prohibit. to forbid. to ban. to inhibit. to proscribe. to prohobit. to deprive of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to forbid. to prohibit. to ban. to interdict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prohibitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prohibitive. prohibitory. inhibitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prohibitive. prohibitory. forbidding. prohibiting. banning. interdicting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Genellikle bir örnek iklim ve toprak özelliklerine sahip alanlar ve bunun bir sonucu olarak da tür, bileşim ve çevreye uyum bakımından son derece birörneklik gösteren biyota.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla rahatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemli bir rolü vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2,5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sının vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirsiniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Investment Trusts)

Sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda veya borsa dışı organize piyasalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek üzere anonim ortaklık şeklinde ve kayıtlı sermaye esasına göre kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformity. monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. monotone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Petrol ve kömür gibi kullanımla birlikte yavaş yavaş azalan sonlu kaynakların aksine doğal olarak ortaya çıkan ve güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi kullanımla azalmayan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yiyeceği tuzlamak insanlık tarihinde bilinen en eski muhafaza metodudur. Arkeolojik kazılarda bu usulün taş devrinde bile bilindiğine dair bulgular elde edilmiş, hatta Çin’de bu konuda MÖ 2000 yıllarına dayanan kayıtlar bulunmuştur. Romalılar eti, balığı, zeytini, karidesi ve peyniri tuzlayarak saklıyorlardı. Eski Mısır’da da ölülerin vücutları bozulmamaları için tuzla kaplanıyordu.

Tuz, suyu çok seven bir kimyasaldır. Yiyecekteki suyu emerek, bakterilerin gelişmek için muhtaç oldukları nemli ortamı ortadan kaldırır ve bakterilerin yiyeceği bozmalarını önler. Tuz aynı zamanda bu bakterileri kendisi de doğrudan öldürür. Günümüzde eti muhafaza etmek için tuza kuvvetli bir bakteri düşmanı olan ‘potasyum nitrat’ da ilave edilir.

Aslında tuzlama bir tür pişirmedir. Et ve balığı tuzladığımızda aynen onları pişirmişiz gibi kimyasal bir reaksiyon oluşur (lakerdayı hatırlayın). Tuzlanan ette proteinler gevşer ve çözünür ki, bu, et ısıtıldığında olan olay ile aynıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sarıp top yapmak, yuvarlatmak. 2. Topa iplik sarmak, ipliği yumak yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şişip yumru olmak: Mafsalları yumaklanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ductility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

softness. mildness. gentleness. flexibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leniency. softness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Yumuşak olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conglobate. round. round out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak olan şeyin hâli ve şekli: Bunun yuvarlaklığı muntazam değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanılacak bir hâli olmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mors ve foklar gibi denizde yaşayan, yüzgeçlerini karada da ayak gibi kullanan memeli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zikzak biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by