Aklam ne demek? | Aklam anlamı nedir? | Aklam

Aklam anlamı nedir?

Aklam ne demek?

Aklam anlamı nedir?

Aklam | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aklam

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kalem). Kalemler. (bk.) Kalem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقلام] kalemler. 2.yazı gereçleri. 3.devlet daireleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. acquittal ibra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. clearance. discharge. release. auditing and verifying of the accounts. clearing of a debt. discharging of a liability. granting sb full discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

release. receipt in full / in full discharge. final / full receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağartmak, beyazlatmak, temiz etmek. 2. Bir beyaz nişan koymak, beyazla nişanlamak. 3. Pâk etmek, temize çıkarmak, yüzünü ağartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Ak olmak, temizlenmek. 2. Bir dâvâ veya hesap sonunda temize çıkmak, beraet etmek, kurtulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiten. brighten. acquit. clear. absolve. exculpate. exonerate. justify. launder. purge. whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolve. acquit. exonerate. to acquit. to absolve. to exonerate ibra etmek. to launder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquit. to clear. to discharge (of a liability. to release. to audit and verify accounts. to settle. to grant full discharge. to receipt. to acknowledge receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahkir etmek, hor ve zelil nazariyle bakmak. Alçalmak ve yaltaklanmak, alçakça yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşırmak, çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. lift. nick. purloin. sneak. swipe. to pilfer. to pinch. to crib. to collar. to walk off with. to walk away with. to filch. to lift. to nick. to snitch. to swipe. to rip sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to pilfer. to walk off with. snoop. waltz off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıçakla yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. stab. to stab. to knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab. knife. pierce. pink. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Destek koymak, destekle takviye etmek: Kapıyı arkadan dayaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to support with props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standstill. pause. hesitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sagnation. pause. standstill. halt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lâkırdı söylerken tereddütle tutukluk göstermek, kesik kesik söylemek: Pek duraklayarak söylüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pause. to stop. to hesitate. to waver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pause. to pause. to come to a stop. to stop once in a while. to hesitate. fizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başına ve yüzüne duvak örtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ses taklidi). Git git gıdak sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cluck. to cackle. to cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strangle sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hakkından gelmek, galebe çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to overcome. to crush. to suppress. to spoil. to eat up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağacı, yalnız gövdesi kalacak şekilde budamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiir ve musikisinde yiğitlik ve yiğitlik övgüsü terennüm eden bir form (şekil) ve çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopover. baiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yolculuk sırasında bir yerde kalıp geceyi geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop over. camp. be billeted. put up. roost. stop off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitch. to stay for the night. to spend the night. to be billeted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night to bivouac. to encamp. to billet. stop off. stopover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. clasp. cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kollarla göğsün üzerine sarmak, Osm. derâgûş etmek: Çocuğunu sıkı sıkı kucakladı. 2. mec. Çevirmek, içine almak: Bu isim, o familyaya ait bitkilerin hepsini kucaklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embrace. hug. give a hug. clasp smb. in one's arms. clasp. embosom. strain smb. to one's breast. canoodle. caress. cuddle. encircle. enclasp. enfold. fold in one's arms. give smb. a hug. infold. snuggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. to embrace. to cuddle. to hug. to clasp. to take in one's arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace. to take in one's arms. to hug. to surround. cuddle. grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çocuğu kundağa sarmak, çocuğunu yıkayıp kundakladı. 2. (kadın başı) Sade yemanî ile ve saçlarını yemenînin içine toplayarak bağlamak. 3. Kasten yangın çıkarmak, sabotaj yapmak, sabote etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swathe. bundle. instigate. sabotage. set fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swaddle. to set fire to. to wreck. to sabotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swaddle. to set fire to a place using a bundle of oily rags. to sabotage. to wreck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşak biçim ve durumunda olup bağlamak ve kuvvetlendirmek için çekilen şey: Duvarın içine kuşaklama demir lamalar koydurmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracing. strengthening or banding. system of braces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşakla kuşanır gib bağlamak, sağlamlaştırmak: Binayı demir lamalarla kuşaklamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brace. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to band. to tie up. to secure sth to brace. to strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatma koşullarında ya da görüntünün kontrastının düşük olduğu durumlarda odaklanmayı sağlayan yararlı bir işlevdir. Özel odaklama efektleri yaratmak için de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manuel zoom halkası, hızlı, hassas ve daha tepkisel zoom olanağı ile kullanıcılara daha fazla kontrol imkanı sunar. Zoom kolu, özellikle hareketli nesnelerin fotoğrafını çekerken çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Customer Name Based Custody System)

Takasbank sisteminde Müşteri kodlarıyla takip edilem alt hesapların Takasbank’ın yapacağı düzenleme ile isme çevrilmesini, her bir yatırımcı için verilecek sicil numarası ile takip edilerek yatırımcının kimlik bilgilerinin tespitinin mümkün hale getirilmesini ve müşterilerin menkul kıymetlerini bloke edebilmesini amaçlayan sistemdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focusing. to focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatmalı ya da karanlık ortamlarda doğru odaklamanın ve çerçevenin ayarlanması çok zordur. Parlak gün ışığından, tamamen karanlık ortamlara kadar her türlü aydınlatma koşulunda çekim yaparken AF aydınlatıcı nesneyi otomatik olarak aydınlatarak fotoğraf makinesinin doğru biçimde odaklama yapmasını sağlar. Bu durum aydınlatma koşulları ne olursa olsun net biçimde odaklanılmış, güzel fotoğrafların çekilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(PAKLAMAK) (f ). 1. Temizlemek. 2. Temize çıkarmak. 3. Boşaltmak, silip süpürmek, hepsini alıp götürmek veya yemek: Bizim bir haftalık yiyeceğimizi bir günde pakladılar. 4. mec. İşini bitirmek, becermek, idam etmek: O kanlı katili ele geçince paklamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parmak dokundurmak, parmak sürmek. 2. Dürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir up. to incite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir up. to incite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Pat küt diye dövmek. 2. Acele ile ve üstünden süpürmek: Şu odayı pataklayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastise. clobber. lick. to spank. to tan sb's hide. to give sb a beating/whacking. to beat sb up. to clobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to thrash. to give sb a beating. to wash clothes by beating them in a hurried. haphazard way. belabour. whop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklayış, saklamak işi. (bk.) Saklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiding. concealment. safekeeping. preservation. storage. secretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safekeeping. secretion. storage. preservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflage. concealing. concealment. preservation. safe custody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Depository Institution (Custodian))

Müşterisi adına menkul kıymetleri saklamaya yetkili kurum ve kuruluşlardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f. «sağ» dan). 1. Gizlemek: Hırsızları evinde saklamıştı. 2. Beklemek, gözetmek, korumak: Allah saklasınl 3. Bir tarafa kaldırmak, biri için yahut bir vakit için bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şak etmek, ses çıkarmak, şakırdamak: Arabacının kamçısı muttasıl şaklıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep smth. under wraps. hide. conceal. put out of sight. shelter. bury. keep smth. quiet. keep back. blind. cloak. disguise. enshrine. harvest. hold back. lay down. obscure. plant. put by. screen. secrete. keep snug. stash. stash away. stow away. suf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bury. cloak. conceal. disguise. hide. keep. mask. preserve. reserve. save. screen. secrete. store. veil. withhold. to hide. to conceal. to secret. to bury. to disguise. to keep. to keep sth back. to save. to preserve. to keep secret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

save. to hide. to conceal. to keep sth secret from sb. to save sth for. to keep sth for. to set sth aside for. blot out. cover. defend. hold back. keep. lay up. lie low. pocket. preserve. protect. put by. screen. secrete. shade. stash. stash away. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide-and-seek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hide-and-seek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Savsalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put off doing sth continually. to put sb off with an excuse. to neglect sth / to do sth. neglect. to put on the shelf. temporize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanning. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derileri sepilemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok noktalı otomatik odaklama, geniş açıdan makro çekimlere kadar tüm zoom aralığında müthiş net görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tarakla düzeltme, temizleme. 2. Tarakla yapılmış, tarak işi. 3. Zemin boya üzerine tarak şeklinde gölge yaparak işlenen nakışla süslenmiş: Taraklama boyanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raking. harrowing. combing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzeltmek: Şu yolları güzelce taraklamalı. 2. Suyun altını tarakla temizlemek: Limanı birkaç yılda bir taraklamak şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutup çekerek hırpalamak, didiklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tease. to worry. to harass. to torment. to tease out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırmalamak. 2. Tırnaklarını geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch. to claw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form into pellets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthing. grounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ateş vesaireyi) Toprakla örtmek, üzerine toprak çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to earth. to ground. to cover with earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Ufak ufak doğramak, parçalamak: Peyniri ufaladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gild. to silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi) (yeni doğmuş çocuk). Ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harp için teçhiz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embargo. interdict. interdiction. prohibition. proscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ban. crackdown. prohibition. prohibiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banning. forbidding. prohibiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put one's foot down. put under a ban. put the lid on smth. ban. put a ban on. bar. call off. debar. embargo. enjoin. forbid. imprison. inhibit. interdict. clamp the lid on smth. outlaw. prohibit. proscribe. taboo. put under a taboo. tabu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. forbid. prohibit. proscribe. to prohibit. to forbid. to ban. to inhibit. to proscribe. to prohobit. to deprive of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to forbid. to prohibit. to ban. to interdict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sarıp top yapmak, yuvarlatmak. 2. Topa iplik sarmak, ipliği yumak yapmak.

Türkçe Sözlük by