Aklı ne demek? | Aklı anlamı nedir? | Aklı

Aklı anlamı nedir?

Aklı ne demek?

Aklı anlamı nedir?

Aklı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: akli

Türkçe Sözlük

(i.). Beyazı olan, beyaz lekeli veya çizgili: Aklı karalı: Beyaz ve siyah olarak, alaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. akliyye). Akla mensup ve müteallik, akıl ile anlaşılan ve idrak olunan ve yalnız akla tatbik edilen, naklî mukabili: Aklî ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his or her mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. mental. rational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental. rational. intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقلی] akılca, akıl bakımından, rasyonel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weepy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaintive. tearful. ready to cry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maudlin. plaintive. plangent. tearful. weepy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Ağlayacak hale gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi ahlâka sahip olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savo u ry savory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâklı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Budalalık, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idiocy. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. idiocy. stupidity. folly. imbecility. tomfoolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucid. philosophical. rational. right. sane. sensible. steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wise. all there. collected. lucid. sane. serious. staid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Beyazlık, beyaz renk. 2. Düzgün. Yüz aklığı = Lekesizlik, namus, iffet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross one's mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as he sees it. he imagines (by mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça terkib). Sağduyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقل سليم] sağduyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Akıl ile keşif ve tahkik ve sırf müsbet esastan ibaret olan maddeler ve hususlar: Aklîyât ile nakliyât arasında her vaKit uygunluk olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Akıl hastalıkları. 2. Akılcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Akıl hastalıkları hekimi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقليه] akılcılık, rasyonalizm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقليون] akılcılar, rasyonalistler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topallık, arc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lameness. hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malfunction. lameness. lopsidedness. hitch. defect. disorganization. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. fault. trouble. limp. interruption. delayed. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alacağı olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpaid. creditor. claimant. encumbrancer. obligee. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yükseklik karşılığı, pestî. 2. Boy kısalığı, (mec.) Zillet. 2. Mübalağalı hasislik, cimrilik. 3. Korkaklık, nâmertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. ignominy. infamy. turpitude. villainy. lowness. shamefulness. vileness. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowness. shamefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asalak olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasitism. the character of as ponger. greasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeksizin her işe atılıp karışan adamın hal ve sıfatı, mülâhazasızlık, savrukluk, cür’et, mec. Yiğitlik, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temerity. rashness. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. intrepidity. forwardness. recklessness. impulse. mettle. temetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır adamın hali. Alıklık, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayağı olan, yürüyen. 2. Yüksek (hayvan). 3. Müteharrik, seyyar. Ayaklı kütüphane = Ansiklopedik bilgisi çok geniş, bilgin, allâme. Dört ayaklı = Fars. Çâr-pâ, hayvan gibi insan. mec. Hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayağı olan, yürüyen. 2. Yüksek (hayvan). 3. Müteharrik, seyyar. Ayaklı kütüphane = Ansiklopedik bilgisi çok geniş, bilgin, allâme. Dört ayaklı = Fars. Çâr-pâ, hayvan gibi insan. mec. Hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footed. walking. footed. podous. pod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walking. footed. legged. movable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a foot or leg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canbaz nalını. 2. Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canbaz nalını. 2. Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. stilt. treadle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. tradle. place to step on. footing. footrest. stilt. treadle. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. unemployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. being without any real job. lounge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to work. loaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boylu, yüksek, uzun. Ar. tavîl-ül-kaame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having legs. long legged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kızkardeşls evlenmiş iki adam arasındaki münasebet ve akrabalık.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Affiliate Company, Subsidiary)

İşletmenin doğrudan veya dolaylı olarak en az % 50 oranında oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legumes. pulse. pulses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse. pulses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Baklagiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başağı olan (ekin), başak tutmuş. 2. Başak resminde (ok).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Vaktiyle sultanların tahsisatı, has arpalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batakları ve sulak yerleri çok yer: Bataklı ovaların temizlenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batak yeri, batılan yer, çamurluk ve pek sulak yer. Orada bir büyük bataklık vardır. Sıtmanın önünü alıp havayı ıslah için bataklıkların kurutulması lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. swampy. bog. fen. quicksand. marsh. quagmire. quag. everglade. morass. moss. sink. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bog. fen. flat. marsh. marshy. morass. ooze. quagmire. quicksand. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guagmire. bog. marsh. moor. morass. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayrağı taşıyan: Ecnebi bayraklı bir gemi. Eli bayraklı = Alenî ve meşhur edepsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olmayıp saf ve açık olan su veya havanın hali: Bu suyun, bugünkü havanın berraklığı ne kadar güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearness. limpidity. clarity. definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

PITRAKLI (i.). Dallı budaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boğum ve mafsalları olan, zülmefâsıl: Boğmaklı kemik, kamış. 2. Toygara benzeyen ötücü bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Dal ve budağı olan (ağaç). 2. Budak yerleri ve düğümleri olan (tahta ve kereste). 3. Teferruat ve müşkülâtı çok olan: Dallı, budaklı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnarled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnarled. knotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage. senility. dementia. second childhood. secondary childhood. senile dementia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down- the-line. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan (eski tüfek). Çakmaklı tüfek, fitilliden sonra ve kapsüllüden evvel icat olunmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemilerde direklerin başlarına doğru yapılan taraçamsı yer ki, bâzı hizmetlere mahsustur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crow's-nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapağı olan göz, çapağı olan demir vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumy. crusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. stupidity. craziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çıplaklık. 2. Tüysüzlük, dazlaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memelilerin sığır, koyun gibi parmakları çift olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde çıngırak bulunan. Çıngıraklı yılan: Engerek familyasından zehirli bir yılan (oroplus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prairie rattler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattlesnake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çıplak olanın hâli, giyinmemiş veya soyunmuş olma. Osm. üryanlık, bürehnelik. 2. Süs veya takımdan uzak olanın hâil, sadelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bareness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nude. nudity. nakedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nakedness. nudity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çırak olma hali; çırağın yaptığı iş. 2. Çırağa verilen ücret, (bk.) Çırağlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eklembacaklı böceklerin, her ekleminde bir veya iki çift ayağı olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kol veya el sakatlığı yahut eksikliği. Ar. şellel, cezm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çorak yer. Fars. şûrezâr, kıraç yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damaklı iğne = Büyük bir çeşit olta iğnesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayak cezasını hak etmiş: Dayaklık bir kabahat değildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported by evidence / proofs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tellâklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tesirli, işler, geçer: Dokunaklı soğuk, dokunaklı söz. 2. Bozan, zararlı: Dokunaklı yemek. 3. Başa vuran, sertçe: Dokunaklı tütün, şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affecting. appealing. moving. pathetic. plaintive. poignant. touching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. moving. biting. insinuating. affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poignancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüysüz bir şeftali çeşidi (nucipersica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı ve yüzü duvakla örtülmüş: Duvaklı gelin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Eflâk ülkesi halkından olan, Romen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Vücutları birbirine ekli halkalardan meydana gelen hayvanları içine alan bir hayvan sınıfı. Böcekler, örümcekler, kabuklular ve çokayaklılar bu sınıfa girer.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

EX Kulaklıklar, derin bas sesler ve gerçek bir konfor sunmak üzere tasarlanan, kompakt ve hafif Sony kulak içi kulaklık serisidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tesirli, müessir, hüzün verici: Pek firaklı bir hikâye, bir ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frak denilen elbiseyi giyen adam.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Revenue Sharing Certificates)

Köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu, demiryolu, telekomünikasyon sistemleri ile sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları ile benzerlerinden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlarının gelirlerine, ortak olunması için çıkarılan senetlerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(General Finance Corporations)

(Corresponding Special Purpose Vehicles in Securitization) Alacakların temellükü ve bu alacaklar karşılık gösterilerek düzenlenen varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracı ve halka arzı amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hakka yakın, doğru, gerçek, sahih. 2. Adalet, insafa yakın, Adilâne, insaflıca, munsıfâne. 3. Alacağı olan, müstahak. 4. Sözü veya işi doğru ve adalete muvafık olan: Siz haklısınız; bu dâvada kim haklı çıktı? Haklıyı haksızdan ayırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right. just. rightful. legitimate. de jure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eligible. reasonable. right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. right. rightful. justifiable. justified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. justify. vindicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legitimacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rightness. rightfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justificability. justness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Publicly-Held Corporation)

Hisse senetleri halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(hi.). Irak halkından, Irak’ta doğan veya Irak halkının soyundan olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iraqi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Iraqi. of Iraq.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Uzaklık, ayrılık, mesafe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big and little mixed together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suya bulaşmış olan şeyin hâli, nemlilik, Ar. tebellül, tartîb: Bu elbisede bir ıslaklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaçma hâli, firar, firârîlik: Asker kaçağı olduğu haber alınıp yakalandı. 2. Gümrükten veya resimden kaçırılmış olma: Bu tütünün kaçaklığı bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evet ve hayır demeden ve her iki tarafa da çekilebilen cevap veya davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive. elusive. vague. non-committal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçaların sekiz kollu önemli bir sınıfı: Mürekkep balığı denilen hayvan, kefadanbacaklılar sınıfındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Başında kalpak bulunan, kalpak giyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalpak İmâline yarayan: Kalpaktık astragan veya taklidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. moral turpitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood transfusion. transfusion blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapağı olan: Kapaklı cezve, kâse. 2. Gizli, saklı, Ar. mestur, mahfi, zıddı: açık: Bu gizli kapaklı bir iş değildir: Açık ve ortadadır. 3. Namlusunun kuyruğunda bir çeşit kapağı olan eski bir tüfek cinsi. 4. Topların cephane arabası ki, yağmurdan muhafaza için sağlam kapakla örtülü olması şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a lid or cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kapak taşı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kapalı kulaklıklar, tüm kulağın kulaklıkla kapandığı, dolayısıyla kulaklığın akustik özelliklerinin çok yakından kontrol edilebildikleri kulaklıklardır. Sonuçta dış sesler neredeyse tamamen ortadan kaldırılırken, özellikle baslar olmak üzere çok yüksek bir ses kalitesine ulaşılır. Kapalı kulaklıklar özellikle HiFi kullanım için idealdir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Ko Profit and Loss Sharing Certificate)

Ortaklıkların, kar ve zarara ortak olmak üzere iştigal sahalarına giren tüm faaliyetlerin gerektirdiği finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ihraç veya halka arz edebilecekleri bir tür sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçalardan, karınlarındaki uzantıları bacak gibi kullanarak ve sürünerek yürüyen kabuklu hayvanlar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavak ağaçları olan yer: Orada bir kavaklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poplar grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaymakla yapılmış, kaymağı olan: Kaymaklı, kadayıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy ice-cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welded. welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. unreliability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machismo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilaginous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litheness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briskness. alertness. agility. fluency akıcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy and alertness. neatness. lilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esirgememe, merhametsizlik, gaddarlık: Onun kıyaklığı emsalsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being swell or super.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döşeme tahtalarının altındaki kirişler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joisting. floor framing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Amipleri, günsüleri, deliklileri ve ışınlıları içine alan bir hücreli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachiopods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korkan adamın hâli. Ar. havf. 2. Cesaretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. timidity. cowardliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. fearfulness. timidity. cold feet. pantophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act cowardly. cop out. to show the white feather. funk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yaprakları iğnemsi, yemişleri kozalak şeklinde olan bir bitki takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kulakları veya uzun kulakları olan: Uzun kulaklı; kesik kulaklı. 2. Bir bıçak çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aureate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having ears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soğuktan korumak için kulağa geçirilen kumaştan kılıf. 2. Portatif radyoların, telefon veya telsiz cihazlarının kulağa tutulan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. headset. earpiece. earphone. deaf-aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earphone. earflap. earlap. headphones. headset. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. earphone. earflap. earlap. earpiece. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuruluk, yağmursuzluk, rutubetsizlik. Ar. yubûset: Bu kuraklık bir müddet daha devam ederse ekinler yanacak. 2. Yağmursuzluktan ileri gelen kıtlık: Hindistan’da kuraklık olduğu söyleniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirsiz zamanlarda meydana gelen ve canlıların (özellikle bitkilerin) yaşamını tehlikeye düşürecek veya onları zarara uğratacak kadar azalmış bulunan su kıtlığıdır. Bu tanımlamadan anlaşılacağı üzere, belirli bir iklimin karakteristiği olarak belirli mevsimlerde su kıtlığı ” kuraklık” değildir. Herhangi bir yılın, herhangi bir mevsiminde meydana gelen alışılmışın dışındaki su noksanlığıdır. ( Trockenheit/drought, dryness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought. dryness. dry. aridness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gerdanında uru olan, urlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vesvese ve telâş eden, şüphe edip korkan: Meraklı bir kadındır. 2. Her şeyi öğrenip bilmek arzusunda bulunan: O kadar meraklı olmamalı. 3. Düşkün, mübtelâ, bir şeyin iyisini arayan: Yemeğe meraklıdır. 4. Çabuk müteessir olan: Meraklı kadın. 5. Heyecanlı, çekici: Meraklı bir roman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curious. nosey. nosy. inquiring. interested. addicted. keen. keen on. hipped. hipped on. inquisitive. inquisitorial. prying. quizzical. rubberneck. snoopy. splenetic. curious person. snoop. hound. amateur. lover. fancier. addict. buff. bug. devotee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. awestruck. buff. curious. hooked. inquiring. inquisitive. interested. searching. solicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curious. inquiring. inquisitive. particular. scrupulous or exacting about. anxious. inclined to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mızrakla müsellah (asker), kargılı, nizedar: Mızraklı süvari alayıMIZRAB

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute temperature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nakliyye). 1. Taşımaya ait.Vesâit-i nakliyye = Nakil vasıtaları. 2. Nakil ve rivayetle öğrenilen; zıddı: akit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKLİYYAT) (i. A. c.). 1. Taşıma ve göç işleri, erzak ve mühimmat nakli işleri. 2. Nakil ve rivayetle bilinen şeyler: Nakli ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cargo-carrying. transportation. portage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. shipping. forwarding. freighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carriage. transport. shipping. freighting. forwarding. transportation. expedition. conveying. shipment. haul. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقليات] taşımacılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a transport company. shipper. freighter. forwarding agent. freight agent. shipping agent. forwarder. dispatcher. carrier. carter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKLİYYE) (i. A ). 1. Eşya nakli işi. 2. Eşya ve erzak nakli için verilen ücret: Nakliyesi çok pahalıdır. 3. (denizcilik) Erzak, cephane ve asker taşımaya mahsus askerî gemi: Nakliye gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwarding. transport. carriage. carrying. shipping. forwarding. freight. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwarding. transport. carriage. carrying. shipping. freight. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation. carriage. transport. shipping. forwarding. conveying. shipment. freight forwarding. dispatching. cartage. portage. merchanting house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقليه] taşıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakliye işini meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transporter. shipper. carrier. carrying agent. carman. goods agent. haulier. mover. remover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. shipper. transporter. forwarding agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who operates a transport company. shipper. freighter. forwarding agent. freight agent. shipping agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mutfağın ateş yanan yeri: Mutfak ocağı. 2. Duman çıkması için çatıda açılmış büyük baca. 3. İri kereste, temel direği. 4. Osmanlı devrinde devletin irsi olarak verdiği mâlikâne: Ocağa ait. Ocaklık demir = Cankurtaran demiri, büyük lenger.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her objektifin temel ölçüsüdür. Görüş alanını ve dolayısıyla nesnenin ne kadar büyütüldüğünü belirtir. Odak uzaklığının kısa olması, geniş görüş alanı ve düşük büyütme oranı anlamına gelir. Odak uzaklığının uzun olması, dar görüş alanı ve yüksek büyütme oranı anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Objektifin odak uzaklığı, objektif sonsuza odaklandığında, optik eksen boyunca objektifin ikinci temel noktasıyla CCD düzlemi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital ve 35 mm fotoğraf makineleri, farklı odak uzaklıklarına sahip objektiflere sahiptirler. Odak uzaklığı, objektif ile sensörün yüzeyi arasındaki mesafedir. Tipik dijital sensörler, 35 mm filmin doğrusal boyutlarının yaklaşık altı biri kadardır. Görüntünün daha küçük dijital sensör üzerine yansıtılabilmesi için, odak uzaklığının aynı ölçüde küçültülmesi gerekmektedir. Örneğin 1/4 inç CCD kullanırken, odak uzaklığının 35 mm filme göre düzeltilmesi için 9,5 faktörüyle çarpılması gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Okunması kolay yazı veya kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasible. possible. possible mümkün. kabil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. apt. earthly. feasible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ. uzuv. alet. araç. org. örgüt. kuruluş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ. uzuv. alet. araç. org. örgüt. kuruluş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şirket: Ortaklık, ticaretin ruhudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership. association. company. community. coparcenary. copartnership. joint adventure. joint undertaking. joint venture. participation. privity. tie-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. incorporation. partnership. society. firm company. partnership iştirak. müşareket. firm. company. corporation şirket. kumpanya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership. company. consortium. copartnership. corporation. firm. interestedness. joint partnership. participating state. participation. partnership firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yere gelen tarafı geniş olmakla yerinde sağlam duran: Oturaklı şişe. 2. Gösterişli: Oturaklı ev, adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emekli (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pâk olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brightness. brilliancy. brilliance. luster. lustre. glossiness. radiance. shine. splendor. splendour. effulgence. flamboyance. flame. flashiness. glazing. gleam. glitter. gorgeousness. incandescence. irradiance. lambency. liveliness. lucency. lumines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. gloss. glow. irradiation. light. luminance. luminescence. luminosity. lustre. polish. radiance. sheen. shine. sparkle. splendour. varnish. brilliance. brightness. luster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brightness. gleam. gloss. glow. irradiation. radiance. refulgence. resplendence. shine. brilliance. greatness. light. lustre. briliancy. glossiness. radiancy. luminosity luminescence. bloom. glitter. polish. luminance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD panel parlaklığı, yüzeyde bir nokta bırakan ışık miktarıyla ölçülür. Parlaklık kandela birimiyle (bir mumun yaydığı ışık) hesaplanan uç nokta parlaklık seviyeleri sayesinde, iyi aydınlatılmış odalarda veya pencere gibi diğer ışık kaynaklarının yanında bile canlı renk netliği ve resim doğruluğu elde edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahta veya demir sıra çubuklardan ibaret bölme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rail. railing. bar. guardrail. balustrade. banisters. grating. grill. grille. fence. fencing. grid. hurdle. paling. palisade. rack. trellis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balustrade. fence. grid. parapet. rail. railing. guard. banisters. grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fence. palisade. balustrade. railing. grill. window-guard. baluster. baluster railing. banister. bar. barrier. rail. grate. lattice. handrail. handrailing. picketing. guard rail. life guard. lurdle. paling. grille. guardrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kirli ve biçimsiz kıyafetli, çapaçul, salkımsaçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovenly. sloppy. untidy. dowdy. dowdyish. draggled. frowzy. gay. messy. ratty. slatternly. slipshod. sluttish. out of trim. sloven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrubby. sloppy. sloven. slovenly. slut. dirty. filthy. dowdy. tatty. shabby. scruffy. scruff. slob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty and slovenly looking. frowzy. scruffy. sloppy. slovenly. slummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slatternliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slatternliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaz ve ördek gibi parmaklarında perde bulunan kuşlar

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak, lâtif, güzel, süslü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçağı olan. (bk.) Saçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fringy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fimbriated. fringed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gizlenmiş, gizli. 2. Açık olmayan, mahremâne: Saklı söz. 3. Bir tarafa konup başka bir kimse veya vakit için ayrılmış, mahfuz: Daima ihtiyaten saklı biraz param bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidden. secret. covered. clandestine. close. covert. inward. perdu. perdue. privy. snug. behind. crypto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covert. secret. ulterior. veiled. hidden. concealed. put aside. reserved. legally guaranteed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidden. concealed in. sth which is kept secret from. sth which is kept or stored in. sth which is saved for. legally guaranteed. arcane. close. concealed. hush hush. inner. occult. potential. secret. shady. sibyline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silliness. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half-wittedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alliaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shakiness. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hararet, ısı: Sobanın sıcaklığı uzaktan hissolunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. warmth. temperature. fervor. fervour. pyro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glow. heat. warmth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warmth. caldarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left handedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left-handedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tabak koymaya yarayan raf. 2. Tabak kurutmaya yarayan mutfak Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser. tanning sepi. sepicilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den masdar) (c. taklîbât). 1. Döndürme, çevirme, altüst etme. 2. Bir şeyin şekil ve kalıbını değiştirme. Taklîb-i hükümet = İhtilâl, hükümeti devirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقليد] taklit, öykünme. 2.sahte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقليدا] öykünerek, taklit ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. taklîdiyye). Taklitle yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıilet» ten masdar). Azaltma, indirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقليل] azaltma, kısma. 2.azaltılma, kısılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Büzme. 2. Bazı hastalıklardan sonra kaslarda meydana gelen sertlik, katılık, kasılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKLİD) (i. A.) (c. taklîdât). 1. Takma, asma, kuşatma. 2. Birinin hareketinin veya şekil ve sûretinin aynını yapma, benzemeye veya benzetmeye çalışma. 3. Bir şeyin sahtesini yapma. 4. Birinin bir hareketinin aynını yaparak kendisiyle eğlenme, maskaralık etme: Herkesi taklit eder, herkesin taklidini yapar. 5. Bir san’at eserinin veya ticarî maddenin sahtesi: Bu malın taklidi ucuzdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitated. imitative. fake. false. counterfeit. sham. bogus. mock. pinchbeck. simulated. snide. imitation. fake. sham. mimicry. mockery. mimic. mock. simulation. simulacrum. affectation. bastard. echo. gold brick. hit-off. impression. mimesis. repetit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation. counterfeit. dummy. fake. false. impression. sham. simulated. spurious. takeoff. imitated. colorable imitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making an imitation of. copying. duplicating. imitating. aping. mimicking. impersonating. mocking. faking. counterfeiting. forgery. artificial. bogus. counterfeit. ersatz. fake. false. imitated. imitation. mime. mock. mockery. phony. sham. shoddy. show. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ape. copy. counterfeit. do. echo. imitate. mimic. simulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to copy. to reproduce. to duplicate. to imitate. to make an imitation of sth. to try to act like. to ape. to mimic. to impersonate. to mock. to fake. to counterfeit. to sham. act. echo. feign. follow. pretend. simulate. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected. imitator. copyist. forger. ape. copycat. mimic. mime. impersonator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ape. apish. copycat. mimic. imitator. copy-cat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitator. mimic. copier. sb who imitates or copies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimicry. imitating. copying. being an imitator or copier. mimicking. mocking. being a mimic or mocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başında yelpaze şeklinde sorgucu olan: Taraklı kuş. 2. Diş diş nakışlı: Taraklı kumaş. 3. Parmaklarının üst tarafındaki tarağı enli: Taraklı ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crested. embroidered in a striped pattern. wide. big.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin jelatinli deniz hayvanlarını içine alan sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Husyesi olan. 2. (argo) Cesur, şecî, bahadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virile. bold. influential. big.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who has nuts. bold. fearless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memelilerin tek parmağı olan hayvanları (gergedan gibi) içine alan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk ağzında tellaklık (ka ile)). Hamamda müşterileri ovuşturup kese süren ve yıkayan kimsenin hâl, sıfat ve vazifesi: Hamamda tellâklık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unguiculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having nails. having claws. spiked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which has nails. claws or hooves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthed. grounded. mixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). At, su aygırı gibi parmakları toynak biçiminde olan hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kulak kepçelerini belirli frekanslarda havalandırarak İçindeki küçük kompakt hoparlörün etkisini artıran teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz ve kelimeleri tantanalı ve debdebeli olen, parlak görünen: Tumturaklı sözlere aldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandiloquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious and inflated. grandiloquent. magisterial. mouth- filling. orotund. sententious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harp esirliği, esaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. captivity esaret. esirlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. bondage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içinde ufak bulunan: İrili ufaklı = İri, ufak karışık veya birbiri üstüne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçüklük: Ufaklığın zararı yoktur. 2. Ufak para: Üstümde ufaklık yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pint-sized. pint-size. little one. shorty. shortie. tiny. kid. kiddy. bantling. fractional currency. smallness. tot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallness. littleness. change. little one. small change. child. kid. boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractional coins. smallness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aklî ilimler, müsbet ilimler, fen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Naklî, edebî ilimler. Müsbet ilim sayılmayan bilgiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uşağın işi ve hâli (mec. aşağılayıcı mânâda da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serrility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhymed. rhyming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhymed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mesafe veya zamanca yakın olmayış: Çarşının uzaklığı sebebiyle bu ev bize gelmez. 2. Fark, uymazlık: Bu iki mal arasında çok uzaklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. breadth. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. breadth. remove. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displacement. distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long eared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sulu yerlerde yaşayan uzun bacaklı kuşlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altın veya yaldız yaprağı ile yaldızlanmış, yaldızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilded. silvered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Volatility)

Bir menkul kıymetin fiyatının veya piyasanın genelinin kısa bir zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği. Oynaklığı yüksek bir menkkul kıymetin fiyatında hızlı değişim ve aşırı dalgalanma özellikleri görülür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. cılız kimse veya hayvan; s. cılız, güçsüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Foreign Company)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dışarıda yerleşik kişilerden ilgili ülke mevzuatına göre yabancı sermaye piyasası araçlarını çıkaran ortaklıklar ile yatırım ortaklıklarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalkavukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapak, yani yünle örtülü. 2. Yapak veren. Yapaklı hayvan = Koyun; mukabili: Kıllı = Keçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!.). 1. Yapraklarla örtülü, yaprağı olan, yaprağı çok. 2. Tabakalara bölünmüş, kat kat: Yapraklı taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leafy. leafed. flaked. ornamented with leaf patterns. foliate. laminated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla rahatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemli bir rolü vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2,5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sının vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirsiniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Investment Trusts)

Sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda veya borsa dışı organize piyasalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek üzere anonim ortaklık şeklinde ve kayıtlı sermaye esasına göre kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformity. monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. monotone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ductility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

softness. mildness. gentleness. flexibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leniency. softness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Yumuşak olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak olan şeyin hâli ve şekli: Bunun yuvarlaklığı muntazam değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanılacak bir hâli olmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mors ve foklar gibi denizde yaşayan, yüzgeçlerini karada da ayak gibi kullanan memeli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zikzak biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by