Aksa ne demek? | Aksa anlamı nedir? | Aksa

Aksa anlamı nedir?

Aksa ne demek?

Aksa anlamı nedir?

Aksa | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aksa

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. Kusvâ) (c. Akasi) («kusû»dan smüş.). Uzakta bulunan, uzak, ırak: Mescid-i Aksâ. (itaf.) Daha uzakta bulunan, an uzak, en kenar. Son: Mağrib-i Aksâ = Fas, aksâ-yı maşrık: Aksâyül-meratip = Mertebelerin sonu. Derece-i kusvâ = Son derece.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقصی] uzak, en son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 9/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak usulünün bir şeklidir, (bk.) Aksak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde: 1. 10/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak semaî (bk.) usulünün bir mertebesi ve: 2. Klasik bir şekil: Ağır aksak semâİ usulü ile bestelenmiş ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Erişilmek istenen en büyük emel, hedef, mefkûre, ülkü, fr. ideal.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقصای امل] ülkü, ideal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Uzakdoğu, Çin, Japonya, Çinhindi, Filipinler, Malezya, Kore v.s.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقصای شرق] Uzakdoğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 9 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topal (Arec, lenk) (Bu tabir «topal» dan daha umumî, daha eski ve esaslıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lame. limping. lopsided. interrupted. game. gammy. halting. hipshot. palsied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrupted. delayed. checked. lame. limping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde «Lenk FAhte» de denen 10 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). 1. Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. 2. Türk musikisinde bir usûl ile ölçülmüş ağır semâİ çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. Aksak semâİ usulünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köy ihtiyarı, koca ba-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topallık, arc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lameness. hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malfunction. lameness. lopsidedness. hitch. defect. disorganization. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. fault. trouble. limp. interruption. delayed. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ak, F. şâm) (ahşam yazmamalı). 1. Güneşin batış vakti: Akşam oluyor. 2. Güneşin batması ile yatılacak vakit arasındaki zaman: Akşam geç vakte kadar oturduk. Akşam olmak = Gündüz geçip gece yakınlaşmak. Akşam üzeri, akşam üstü = Akşam vaktine yakın. Akşam etmek = Günü geçirmek. Akşamlar hayır ola, akşam şerifleriniz hayır olsun = Selâm ve iltifat tâbiri. Akşam günü = Günün öğleden sonraki kısmı. Akşam namazı = 5 vakit namazdan 4.’sü. Akşam yemeği = Akşam veya ondan sonra yenen yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kısım). Kısımlar. (bk.) kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. ak, F. Şâm. Ahşam yazmamalı). 1. Güneşin batma zamanı: Akşam oluyor. 2. Güneşin batması ile yatılacak vakit arasındaki zaman: Akşam geç vakte kadar oturduk. Akşam olmak = Gündüz geçip gece yaklaşmak. Akşam üzeri, akşam üstü = Akşam vaktine yakın. Akşam etmek = Günü geçirmek. Akşamlar hayroIş, akşam-ı şerifleriniz hayrolsun: Selâm ve iltifat tabiri. Akşam günü = Günün öğleden sonraki kısmı. Akşam namazı = Beş vakit namazdan dördüncüsü. Akşam yemeği = Akşam veya ondan sonra yenen yemek. Güneşin batma vaktinde yahut ondan sonra: Her akşam geliyor. 3. Önümüzdeki akşam vakti: Akşam bize gelir misiniz? 4. Dünkü akşam vakti: Akşam nerede idiniz? Sabah akşam: Her sabah, her akşam, devamlı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts. portions. sections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts. spare parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vespertine. evening. night. eve. dark. dew-fall. eventide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening. last night. yesterday evening. tonight. this evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقسام] kısımlar, bölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening journal. evening paper. afternoon paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloaming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusk. gloaming. nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقسام سائره] diğer kısımlar, öbür bölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch. hobble. paralysation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. limping. hitch. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all day long. without interruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Aslı ağsamak olup «ağmak» tan). Bir ayağın kısa veya sakat olmasından dolayı sekerek yürümek, topallamak. (mec.) Eksik kalmak, ilerlememek, iyi gitmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limp. hitch. have a hitch. halt. hinder. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limp. to hitch. to have a hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limp. to have a hitch. to delay. to drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Akşam erken yatan. 2. Her akşam belirli surette içkiye devam eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tippler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitual evening drinker. working in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a habitual drinker in the evenings. sb who works in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking habitually in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarımsı pembe renkte olan. mec. ihtiyarlığın son demleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

that of the last night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bütün günü bir işte veya bir yerde geçirip akşama ermek. 2. Akşam vakti bir yerde kalmak, akşamı orada geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay until evening. to spend the evening (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening. evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Akşama erdirmek, akşama kadar oyalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akşam vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her akşam bir işe devam eden. Akşamlı sabahlı: Devamlı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akşama mahsus: Bu akşamlık yemeğimiz vardır. Daha bir akşamlık kömür kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for an evening. enough for evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expecting at any moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akşam vakti, akşama doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent. stress. style of pronunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi ve temiz tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak with an accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasîr» den itaf.). Daha veya pek kısa: Aksâr-ı eyyâm = Günlerin kısaları, yılın kısalmış günleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğuştan gerekli boya maddesinden mahrum olduğu için derisi, kılları beyaz olan (insan ve hayvan). Çapar, albinos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ahzüita’dan). Alış veriş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Topal etmek mec. noksan bırakmak, bitirmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to hamper. to paralyse. to delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to impede. to arrest. to interrupt. to throw cold water on. to retard. to slacken. to delay. to hold back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bazı Bektaşî nefeslerinde kullanlmış nadir bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. hesitation tereddüt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. demur. hesitancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durup tereddüt etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. falter. hesitate. waver. to hesitate. to falter. to waver tereddüt etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hesitate. blow hot and cold. demur. falter. haver. hum. oscillate. pause. vibrate. waver. whiffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz adlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Türk musikisinde 12 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic. dogmatic dogmatik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik ve matematik) (uyd. k.). Birbirinden gittikçe uzaklaşarak uzanan (ışınlar, çizgiler), Ar. mütebait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Iraksamak işi. 2. (fizik ve matematik) Iraksak olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin olacağını uzak görmek, olacağını tahmin etmemek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقصد] amaç.)

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAKSAD) (i. A. «kasd» ten masdar) (c. makasid). Kasdolunan şey, meram, istek, niyet: Maksadınız nedir? Maksadını ifade edemiyor; bu sözden maksat şudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim. intention. purpose. intent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intention. purpose. intent. aim. object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim. design. end. goal. intent. intention. meaning. object. plan. point. purpose. resolve. terminus. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done or said with an aim in mind. done or said in order to hurt somebody. intentional. purposeful. purposive. studied. witting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeless. unintentional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 3 hâneli aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde 9/4 ile yazılan Aksak usûlü. Ağır Aksakia Aksak arasında bir harekettedir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru namuslu tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Alm. Fr.) (musiki). XIX. asırda yapılan bir mâdeni nefesli çalgı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saxophone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alaca kargaya benzeyen ve ondan küçükçe siyahlı beyazlı bir kuş ki, testere ile tahta yarar gibi sürekli garip bir ötmesi ve sıçrayarak yürümesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magpie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magpie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). 1. Türk halk musikisinde bir vurma Aleti. Bir çeşit ilkel kastanyet. 2. Hokkabazın arkadaşına vurduğu çatlak tahta parçası ki az vurmakla çok ses verir, şakşaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sycophant. toady. plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Taksa pulu = Taksalı mektuplara yapıştırılan pul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the amount of postage due on a letter bearing insufficient postage. coupled with fine (it is collected from the addressee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage-due stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pulu yapıştırılmadığı veya eksik yapıştırıldığı için bedeli ceza puluyla beraber alıcısından alınan mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde 5 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Düşman uçaklarıyla yerden savaşmak için kullanılan top, makineli tüfek vs. 2. Aynı maksatla kurulan askerî birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anti-aircraft. anti-aircraft gun. flak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiaircraft. antiaircraft weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Aksak usûlünün yürük mertebesi.

Türkçe Sözlük by