Akta ne demek? | Akta anlamı nedir? | Akta

Akta anlamı nedir?

Akta ne demek?

Akta anlamı nedir?

Akta | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: akta

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطاع] kesmeler. 2.beylik araziler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kutb). Kutuplar. (bk.) Kutup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطاب] kutuplar. 2.azizler. 3.efendiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beyaz taç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Aydınlık, mehtaplı gece.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kutur). Kuturlar, çaplar, (bk.) Kutur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Attâr). (i. A. «ıtır» dan imüb.) 1. Güzel kokulu ruhlar, yağlar vesaire satan adam. Güzel kokular taciri. Fr. Parfumeur. 2. Ecza, ilâç vesaire satan adam. Fr. Droguiste. 3. Mahalle aralarında bazı baharatla iğne, iplik vesaire satan dükkâncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbalist. haberdasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of medicinal herbs. herbalist. dealer in small wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطار] taraflar, yöreler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, aydınlık sabah.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطار جهان] dünyanın her tarafı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kiremitleri yeniden sıralayan, kırılmışları yenileyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiler. transposer. transmitter. passer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who repairs tile roofs. transmitter. transmitting-medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be transferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be relaid. to be transferred. to be quoted. to be translated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. quotation. translation. transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Attarlık). (i.). Kokular yahut kimya maddeleri veya baharat satan adamın işi ve ticareti: Attarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yükün bir yerden bir yere veya karaya indirilmeksizin bir gemiden diğerine nakli. 2. Dam kiremitlerinin alt üst edilerek yeniden tanzimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. connection. quotation. transmission. transposition. adaptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connection. quotation. transit. transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transshipment. transfer. changing. quotation. retiling. buffered transfer. change. connection. hand over. trans s hipment. transshipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aktarmak, bir yerden veya bir kaptan diğerine nakletmek, taşımak, devretmek. 2. Arayarak alt üst etmek. 3. Altını üstüne getirmek: Damın kiremitlerini aktarmak. Tarım: (tarlayı) altı üstüne gelecek surette bellemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. change. quote. adapt. transpose. transfuse. cite. hand on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extract. narrate. to transfer. to transmit iletmek. to cite. to quote alıntılamak. iktibas etmek. to translate çevirmek. to narrate anlatmak. to retile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connecting. indirect. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Merm(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çöl sıçanı, yerbû.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beyaz tay. Türkler’de çok kullanılan bir isimdi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ci.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing. up. afoot. afoot. on one's legs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing. on foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outpatient treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cemiyetteki durumu ve görgüsü bayağı olan kimseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riffraff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mob. the common rabble. canaille. dregs of mankind. dregs. herd. hoipolloi. flotsam and jetsam. riff raff. rout. scum. scum of the earth. trash. the vulgar herd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ayakdaş.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir.

Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için buz küpçükleri bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan buzlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için bu küpçükler bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan bazlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.

Elmas gibi değerli bir taş cam kesmede nasıl kullanılıyor?

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en serti olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da cam kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkla grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistör telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince isçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rain cats and dogs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe bayrak, Farsça dâşten: Tutmak. Yanlış mürekkep kelime. Doğrusu alem-dâr). 1. Askerde bayrağı taşıyan er veya çavuş veya subay. 2. Cengâver ve harbe giden bir kabilenin reisi: İşkodra Malisorları’nın bayraktarları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili “Gelişmiş Ses Dağıtım Profili’. MP3 çalar, cep telefonu ve PDA gibi taşınabilir ses cihazlarından kablosuz yüksek kalite ses aktarımı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Demir veya çeliğin sürtülmesiyle kıvılcım çıkaran bir çeşit kuvars.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repairing a roof by overhauling its tiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Allah’tan gelen, Allah’ın verdiği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Herkesin hakkını gözeten kimse.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood transfusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in odd corners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picked up here and there by listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel Uygulama Kontrol Veri Yolunu kullanarak cihazla iletişim kuran bir uzaktan kumanda. Ev video kaydedicileriyle, bir oynatıcıyla birlikte senkronize düzenleme olanağı sağlayan değiştirilebilir kumanda işlevleri sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kat’» dan im.) (c. makatı’). 1. Kesilen veya bir şeyin kesildiği yer. 2. Bina, gemi ve makine gibi bir cismin içini göstermek için ortasından kesilmiş ferzolunmasıyle, o halde yapılmış resmi ve şekli: Maktâ-ı tûlânî; m»ktâ-ı arzî. 3. (e.) Şiirin durak yerleri: Şiiri okurken maktaı belli etmemeli. 4. Gazelin son beyti, zıddı: matlâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقطع] kesim yeri. 2.kesit.)

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizi USB ile PC’nize bağladığınızda görüntülerin otomatik olarak aktarılmasını sağlayan PC görüntü transferi yazılımı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sancak taşıyan kimse. Sancak taşıma görevlisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Doğrusu: alemdâr). Sancağı tutan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man in the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır dövmeye mahsus yassı tokmak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Evin her yerinde tam özgürlük için, TV’nizi, ses sisteminizi ve diğer cihazlarınızı kumandayı kızılötesi alıcıya doğrultmaya gerek olmadan çalıştırın

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distant. away. afar. off. clear. out. at a distance. far away. far off. far. aloof. in the distance. insofar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afar. apart. away. clear. distant. far. off. way. aloof. far afield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aloof. away. off. ulterior. well away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alâka derecesi az olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distant. from a distance. afar. kissing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a) from afar b) distant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Elektromanyetik enerjinin bulunmasıyla sözgelimi havadan fotograf çekme gibi, fiziksel özelliklerle ilgili uzak mesafelerden bilgi toplama yöntemi. ( Remote sensing )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote controlled. remote guided. wireless- controlled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remotely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). O vakit ki, ne zaman ki, olduğu vakit, kaçan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وقتاکه] –diği zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kolaylıkla yaprak yaprak ayrılan taş.

Türkçe Sözlük by