Akü ne demek? | Akü anlamı nedir? | Akü

Akü anlamı nedir?

Akü ne demek?

Akü anlamı nedir?

Akü | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: aku

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. battery akümülatör.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery. accumulator. automobile battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eski çağlardan beri basit hesap işlemleri yapmakta kullanılan bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus. abacus sayıboncuğu. çörkü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisini depo eden cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. storage battery akü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. secondary battery. storage battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Isırır, kudurmuş, azgın: Kelb-i akûr = Kudurmuş, azgın köpek. (kuduz mânâsiyle kullanılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقور] azgın, kudurmuş, saldırgan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقورانه] kudurmuşçasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir yerin veya salonun sesi aksettirme durumu. 2. Bu mevzu ile uğraşan fizik ve musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acoustique

1. yankı bilimi, 2. yankılanım

1. Fizik biliminin konusu ses olan kolu. 2. Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustic. audible. whispering. acoustics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustics. acoustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustics. acoustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustic , acoustics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. akut

tıp iveğen

Çabuk ilerleyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe , acute , acutely , acute accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accusatif

db. belirtme durumu

Yüklemi geçişli bir fiil olan cümlede fiilin doğrudan etkilediği, -ı/ -i, -u/ -ü ekini almış ad.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yatanın veya yatılan yerin ayak tarafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakta durarak: Ayaküstü sohbet ettik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mevsiminden evvel yetişen meyve, turfanda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکوچ] çekiç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavuk kelimesinin bir eski şekli. Eski Türk takviminde 8. yıldır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide durak perdesinin bir üstündeki nota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teachers college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. facule

gök b. benek

Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Üniversitelerin, ihtisas konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college. faculty. school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. school of a university. college of a university. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

university student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Atmosfer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Allah’ın yardımı, nafakası, infakı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İng. jacuzzi

sağlık havuzu

İçindeki suyun birtakım düzeneklerle titreştirildiği özel havuz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacuzzi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacuzzi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Daha çok tükrük bezlerini şişiren bulaşıcı ve ateşli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Hindyağı.

Hazırlanışı : Her sabah aç karnına bir çorba kaşığı hindiyağı içilir. Bu hastanın kabız olmasını önler.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps. parotitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). As denilen hayvanın başka bir adı. Nefîs kürk verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saç, Ar. zülf, yüzün iki yanına veya alna sarkan saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hint’ten gelir baharattan bir cins tane: Küçük kakule, salkık kakule = çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardamom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cardamon): İkiçenekliler sınıfının, zencefilgiller familyasından bir bitkidir. Hindistan’da ve Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişir. Meyvesi 1-2 cm boyunda bir kapsüldür. İçinde birbiri üzerine oturan siyah, prizmatik tohumları vardır. Meyveler tamamen olgunlaşmadan toplanır. İçeriğinde sineol, terpineol ve asetat vardır. Kullanıldığı yerler: Ferahlık verir. İştah açar. Mide rahatsızlıklarını ve gazları giderir. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzün iki tarafına sarkar saçları olan, zülüflü, mec. Kâküllü belâ = İçinden çıkılması zor dertler ve engeller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kuzey ülkelerinde bulunan sansar ve gelinciğe benzer boz ve siyah kuyruklu bir hayvan ki, kürkü pek makbuldür, bk. Kakım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاکل] perçem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagül koyununun asıl adı. bk. Karagül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Astrakhan, esp. in fine grades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Caracul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardy coarse-haired sheep of central Asia; lambs are valued for their soft curly black fur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. karagül; karagül kuzusunun kıvırcık kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakala benzer bir cins hayvan ki, arslanın yediğinin artığıyle beslenmek için bu hayvanın arkası sıra gezdiğine inanılır. Fars. siyâh-gûş. 2. Vaktiyle sadrâzamın hizmetinde bulunan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı hayvanlardan, kartaldan az küçük, bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eagle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i.). Karakuş adında eski bir kadıya yakışır şekilde: Hükm-i karakuşî = Bu Karakuş’un hükmü gibi keyfî, kanuna aykırı olduğu kadar mânâsız ve gülünç, fakat insan zaaflarını aksettiren hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hile ve gözbağcılıkla aşırma, gürültüye getirip usulle yok etme: Bizim kitabı katakulli ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında tek bir figürün ya da nesnenin, derinlik duygusu verecek şekilde betimlenmesi anlamına gelen terim. Derinlik dugusunu, yanılsama yoluyla yaratması açısından bir perspektif türü olarak kabul edilir. Kısaltımda, betimlenen nesneye, figüre belli bir uzaklıktan ya da alışılmadık bir açıdan bakıldığında, ortaya çıkan biçim bozmalar yumuşatılarak tuvale aktarılır. Örneğin, yatan bir figürün ayak ucundan bakıldığında, ayaklar olduğundan büyük, baş da küçük görünür. Kısaltımı kullanan sanatçı, ayakları göründüğünden küçük, başı da o oranda büyük vererek biçim bozmaları yumuşatır. Sanat tarihinde kısaltımın en iyi bilinen örneği, Mantegna`nın Ölü İsa adlı kompozisyonudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «kavi» den imef.) (mü. mâkule). Söylenmiş, denilmiş, Fars. güfte. (i. A.) Söylenilen şey, söz, kavi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «akl» dan imef.) (mü. mâkule). 1. Akla uygun, akla yakın, aklın kabûl ettiği: Dediğiniz şey mâkul değildir. 2. Akıl ile bilinir, akılla isbat olunur, aklî, menkul zıddı: Ulûm-i mâkule ve menkule (aslî-naklî ilimler). 3. Oldukça akıllı, sözü akla yatkın: Mâkul bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reasonable. fair. acceptable. just. moderate. level. logical. comprehensible. conceivable. judicious. plausible. possible. probable. sane. sensible. sober. sober-minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admissible. advisable. decent. feasible. modest. palatable. plausible. possible. rational. reasonable. sane. sensible. valid. amenable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reasonable. sensible. amenable to reason. comprehensible. conceivable. down to earth. judicious. moderate. rational. sane. sober. tenable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معقول] akla uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Akla uygun bulunan. Akıl ile bilinir, akılla kanıtlanan. Oldukça akıllı, sözü akla yakın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (I. A. c.). Akıl ile bilinir ve nakle dayanmıyan meseleler, ilimler ve bahisler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معقولات] aklî bilgiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A.). Cins, türlü, çeşit, kabîl: Bu makule şeyler hoş değil, o makule adamlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقوله] kategori.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Makul).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Akla yakın ve akıl ile anlaşılan şeyin hâli: Bu maddenin mâkuliyyeti açıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aks» ten imef.) (mü. mâkOse). 1. Tersine dönmüş, başaşağı çevrilmiş: Mâkûs tâlihiml 2. Diğer bir şeyin zıddı ve aksi olan, ters: Bu iş onun büsbütün mâkûsudur. 3. Bir yere vurup geri dönen veya şekli görünen, akseden: Aynada mâkûs sureti; camdan mâkûs ışık. 4. mec. Ters, iyi gitmeyen, uğursuz: Bu iş pek mâkûs gitti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معکوس] ters. 2.uğursuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâkûs olarak. Tersine, ters. Mâkûsen mütenasip = Ters orantılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun, I ince) (i. F.). Akla uygun olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). 1. Kilise çanı. 2. (kimya). Çan şeklinde camdan kapak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناقوس] çan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.)) [نامعقول] makul olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) üstüpü, kalafat üstüpüsü. black oakum katranlı üstüpü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kulak zarının arkasındaki boşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raccoon. racoon. coon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coon. raccoon. racoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racoon raccoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Duvarcıların duvarın doğruluğunu sağlamak için kullandıkları Alet ki ucuna kurşun veya tunçtan ağırca bir parça bağlı bulunan bir ipten ibaret olup bir çivi ile duvarın yukarısına veya konulacak taşa iliştirilip aşağıya sarkıtılır, (uyd. k.) Çekül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plummet. plumb line. plumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاکول] çekül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Şâkul gibi yukarıdan aşağıya inen, asılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şâkul kullanmak, şâkul tutup doğruluğuna bakmak. 2. Tasarlamak, ölçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski bir şarapnel çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturulan veya yatıları yerlerde üreyerek insan kanıyle beslenen, pis kokulu yassı ve küçük bir böcek (cimex).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedbug. bug. chinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedbug. bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedbug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Nalm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clog. sabot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clog. patten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactionary fundamentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Takır» kelimesinin belirttiği gürültünün daha ağırını taklid ve tasvir eder: Takur tukur, takur tukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skylark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «akab» den masdar). Birbiri arkasından gitme, birbirini takip etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعاقب] birbirini izleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

birbirini izlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşılıklı akitleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «naks» dan masdar). Azalma, eksilme: Stok mal gittikçe tenâkus ediyor, (tıp) Tenâkus-ı humma = Sıtmanın düşmesi. Tenâkus-ı dem = Kanın azalması. Tenâkus-ı kuvvet = Kuvvetten düşme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناقص] eksilme, azalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eksilmek, azalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakz» dan masdar) (c. teâkuzât). insanın bir sözünün diğer bir sözünü çürütmesi, bir sözü diğerine uymaması: Sözlerinde tenâkuz var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. being contradictory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناقض] çelişki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تناکر] antipati.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birikme, toplanma, yığılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. collection. gathering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تراکم] birikim, birikme, yığılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

birikmek, yığılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

biriktirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekl» den). Şekilce bir olup benzeşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Levrek familyasından çarpıcı bir balık (trachinusdraco).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanacak şeyler, ateş yakmaya yarayan odun, kömür gibi şeyler, Ar. mahrukat, Fr. combustible.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Boşluk.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. vacuum

fiz. basıncı düşürülmüş

Basıncı en az düzeye indirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction. vacuum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum. vacuum boşluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Boşluk, havasızlık anlamında kullanılan ‘vakum’ terimi çoğu kez yanlış anlaşılır. Normal şartlarda, deniz seviyesinde, vücudumuzun her santimetrekaresi üzerinde l kilogram hava basıncı vardır. Parmağınıza l kilogramlık bir yük taksanız zor taşırsınız ama parmağınızın minik bir bozuk para büyüklüğünde olan kısmı üzerinde her zaman bu ağırlık vardır. Bir de bütün vücudun üzerinde olanı düşünün.

Üzerimizdeki atmosfer tabakasının ağırlığının yarattığı bu hayli yüksek basınç altında ezilmeyiz hatta hissetmeyiz bile. Vücudumuz buna göre ayarlanmıştır. Bu basınç biraz artarsa (denize daldığımızda) veya biraz azalırsa (uçakta veya yüksek dağlara çıkıldığı zaman) vücudumuz, kulaklarımız başta olmak üzere bunu hemen algılar.

İşte basıncın, santimetrekareye l kilogram (l 000 gram) olan atmosfer basıncının altına düşmesine vakum denilir. Örneğin santimetrekarede 0,8 kilogramlık (800 gram) bir basınç pratikte atmosfer basıncının ne kadar altında ise o kadar yani l 000-800= 200 milibar vakum olarak ifade edilir.

Vakumda, yani hava basıncı atmosfer basıncından daha düşük olduğunda üzerimizdeki basınç da azalmış yükümüz hafiflemiş olduğuna göre vücudumuz da daha rahat etmez mi? Hayır, tersine. Vücudumuzun iç basıncı atmosfer basıncına göre ayarlıdır. Dışımızdaki basınç düşerse, denge bozulacağından ve iç basıncımız fazla geleceğinden başta damarlarımız olmak üzere tüm organlarımız zarar görebilir, devam etmesi durumunda ise insanı ölüme götürebilir.

Hakiki veya mutlak vakum tam sıfır hava basıncına ulaşmaktır ki, bu pratikte mümkün değildir. Uzayda bile hakiki vakum yoktur. Bir ortamın hakiki yani mutlak vakumda olması için içinde molekül, atom, elektron, ve atomun diğer küçük parçacıklarından hiçbirinin olmaması gerekir. Uzayda ‘neutrinus’ denilen partiküller vardır, bu nedenle uzayda bile hakiki vakum vardır diyemiyoruz. Ancak uzay o kadar büyük, parçacıklar da o kadar küçüktürler ki yüzde 99,9999.... vakumdur diyebiliriz.

Elinize bir şişe alıp havasını boşaltıp, ağzını da sızdırmaz şekilde kapatırsanız şişenin içinde vakum oluşmuştur diyebiliriz. İişenin kapağında bir delik açarsanız dışarıdaki hava derhal içeri hücum eder, içerdeki vakumun yerini alır. O halde dünyamızı çevreleyen hava tabakası niçin uzayın boşluğuna, vakumlu ortamına kaçmıyor?

Örnekteki havanın, şişenin içine dalmasına sebep üzerindeki atmosferik basınçtır. Atmosferde 10 bin metreye çıkıldığında (yolcu uçaklarının normal uçuş yüksekliği) hava basıncı santimetrekarede 0,3 kilograma, 16 bin metrede 0,1 kilograma düşer.

Atmosferin üst katmanlarına gittikçe de hava basıncı sıfıra yaklaşır. Havanın vakumlu ortama kaçmasını yaratacak bir hava basıncı yoktur, bu nedenle uzayın boşluğu hava moleküllerini çekemez, atmosfer tabakamız da uzayın boşluğuna kaçıp gitmez. Tabii dünyanın çekim gücünü de unutmamak lazım.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction. vacuum. vacuum-packed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «vakar» dan). Ağırbaşlı, vakarlı, temkinli: Pek vakur bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graceful. staid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solemn. grave. dignified. solemn ağırbaşlı. onurlu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dignified. grave. sedate. proud. reserved. solemn. staid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقور] ağırbaşlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ağırbaşlı, temkinli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağırbaşlılıkla, temkinle: Vakurâne hareket, vakurâne baktı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وقورانه] ağırbaşlılıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Erkek keklik. 2.İbranice, “Takib eden, izleyen”. -Hz.Yusuf (a.s.)’un babası ve Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen 25 peygamberden (Hz.Ya’kub). Hz.İshak (a.s.)’ın oğlu. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A ), (c. yevâkît). Alüminyum oksit birleşiminde çok değerli bir taş. Gök yâkut = Mavisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kuzey-doğu Sibirya’da yaşayan bir Türk kavmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruby. oriental ruby. true ruby. vermeil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Turkish language of the Yakuts, a Mongolian people of northeastern Siberia, which is lingua franca over much of eastern Siberia. the Turkic language spoken by the Yakut people a member of a Turkic people of northeastern Siberia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruby. yakut. of the Yakuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a Turkic people of northeastern Siberia. the Turkic language spoken by the Yakut people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ یاقوت] yakut. 2.dudak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Parlak kırmızı, şeffaf kıymetli taş. 2.Sibirya’nın kuzey kısmında yaşayan bir Türk kavmi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Yakutlar’ın konuştuğu Türkçe.

Türkçe Sözlük by