Alü ne demek? | Alü anlamı nedir? | Alü

Alü anlamı nedir?

Alü ne demek?

Alü anlamı nedir?

Alü | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: alû

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Erik, şeft-Alû, şefteâlû: Kayısı eriği, tüylü erik, şeftali. Zerd Alû ‘sarı erik’: Zerdâlî. Dilimizde bundan galat olarak bazı erik çeşitlerine «hulu» denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلو] erik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوبالو] vişne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Alûden» fiilinden imas. olup sıfat terkibine girer). Bulaşık, bulaşmış, kirli: HOn-ilûd = Kana bulaşık; hâb-Alûd = Uykuya bulaşmış, uyumuş; merhamet Alûd = Merhametli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلود] bulanmış, bulaşmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Alûden» fiilinden imef.). Bulaşmış, bulaşık; Alûd« hûn = Kana bulaşık; Alûde dâmen = Eteği bulaşık, iffetsiz, namussuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوده] bulanmış, bulaşmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. Alûde). 1. Bulaşmışlar, bulaşıklar. 2. Suçlular, namussuzlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bulaşıktık. 2. Garkolmuş, dalmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوده دامن] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bulaşıktık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلودگی] bulaşma, bulaşıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alüfte’nin cem’i: Namussuz kadınlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Kimya). Değerli bir taş. Alüminyum oksidinden ibaret olan alümin, içindeki renkli maddelere göre yakut (kırmızı), zebercet (sarı), safir (mavi) gibi adlar alır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alüminyum oksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i alüminyum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Al

Atom Numarası:13

Kütle Numarası:26,982

Yoğunluk:2,702g/cm3

Erime Sıcaklığı:660 °C

Kaynama Sıcaklığı:2519 °C

Dayanıklı, kolay işlenebilen ve hafif bir element olması nedeniyle elektrik hatlarında ve endüstrinin diğer alanlarında yararlanılır.

Alaşımları, uçak ve roket parçaları yapımında kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aluminum. aluminium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aluminium. aluminum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aluminium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bauxite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD bir okul veya üniversiteden mezun olan kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD bir okul veya üniversite mezunu erkek; eski öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naz veya kırgınlıktan yahut ima etmekten dolayı göz ucu ile bakma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nehirlerin taşıdığı toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvion. alluvium. placer. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvium. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvium. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلفته] iffetsiz, fahişe. 2.alışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Endülüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su altında kullanılan oksijen tüpü, skuba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topuk kemigi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merdiven veya taraçanın kenarındaki tırabzanı meydana getiren küçük direklerden her biri. balustered (s). parmakIıklı, korkuluklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).. korkuluk, parmaklık, tırabzan parmaklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برای معلومات] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi olmak için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük İskender'in savaş atı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika kızılderililerinin kullandığı üstü nakışlı ve uzun barış Piposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iftira etmek, çamur atmak, kara sürmek. calumnia'tion (i). iftira, karacılık. calum'niator (i). iftira eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iftira kabilinden, iftira şeklinde. calumniously (z). iftira ederek. calumniousness (i). iftira etme, iftiracılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iftira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ibrânîce: Goliath). israiloğulları’na musallat olup Hazret-i DAvûd ile muharebe etmiş biri ki pek iri yarı ve uzun boylu olduğundan, beden büyüklüğü bir atasözü hükmüne geçmiştir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Calut, Ad ve Semud kavimlerinin soyundandır. Hz.İsmail’den evvel bir müddet Beni İsrail’e hükümdar oldu. Onlara zulmetti. Filistin’de yaşayan Berberilerin krallarına Calut adı veriliyordu. Filistinlilere yaptığı zulümden dolayı Hz.Davud tarafından öldürülmüştür. Kur’an-ı Kerim’da üç yerde ismi geçmektedir (el-Bakara, 249-250-251). İsim olarak tercih edilmez.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü, bağışı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klarnetin en pes perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çirkefe bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden devlet adamlarına yazılan resmî fermanlarda adlara şeref pâyesi olarak eklenen tâbir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) Eteği bulaşık, mec. İffetsiz, kötü işlere karışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek bulaşıklığı, iffetsizlik, suçluluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن آلوده] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir nesnenin maddi ya da parasal karşılığı, değişim ortamı ya da benzeri bir standarda göre tahmin edilebilen miktar; ayrıca, nesnenin gerçek ya da olması gereken kıymetine, yararlığına ya da önemine göre göreceli statüsü. Değer kuramıysa kıymetleri önem sırasına göre, ayırıp sınıflandıran bir görüştür. Değerlerin nicel olarak ölçülebilme durumuna göre nesnel ve öznel değerlerden söz edilmektedir. Sanat ve mimarlık alanında mimari bir yapıya, bir sanat nesnesine ya da endüstri ürününe ilişkin iki tür değer tanımlanmaktadır. Bunlar; kullanıcının gereksinimini karşılamaya yönelik ürünün faydasıyla tanımlanan “kullanım değeri” ve mimarlık ya da sanat ürününün özellikle pazarlama ürünü olarak ortaya çıkmasıyla belirlenen “değişim değeri”dir. Kullanım değerine ilişkin değer yargıları kişiden kişiye, gruptan gruba değişebilmektedir. Örneğin; bir sanat nesnesinin estetik değerinden söz edildiğinde, o ürünü oluşturan bileşenlerin kompozisyonu, boyutları, ölçeği, rengi, dokusu, uyumu vb. sanat ve estetik kavramıyla ifade edilen, öznel nitelikli göreceli kıymeti anlaşılmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Paranın değerinin düşürülmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dévaluation

ekon. değer düşürümü

Paranın altın veya yabancı bir paraya göre değerinin düşürülmesi, satın alma gücünün azalması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). değerini düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ikt). devalüasyon, para değerinin düşürülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dévalué

ekon. değeri düşürülmüş

“Değerini düşürmek” anlamındaki devalüe etmek, “değeri düşürülmek” anlamındaki devalüe olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F). Dumanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Bulutlu, (kelimesi kelimesine) buluta bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابرآلود] bulutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشک آلود] gözyaşlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kıymet takdir etmek,değerini tayin etmek, paha biçmek; tartmak. evalua'tion (i.) paha biçme, kıymet takdiri, değerlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f Iap lap yürümek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, F. Alûden = bulaşmak). Kedere bulaşmış, kederli, keder veren. Fars. hüzn-Aver.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غرض آلود] maksatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gerd = toz, Alûden = bulaşmak). Toza bulanmış, toz, toprak içinde olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرد آلود] tozlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de, Karayip Denizinde adalar, Porto Riko’nun güneydoğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 16 15 Kuzey enlemi, 61 35 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 1,780 km².

Sınırları: toplam: 10.2 km.

sınır komşuları: Hollanda Antilleri (Sint Maarten) 10.2 km.

Sahil şeridi: 306 km.

İklimi: Subtropikal iklimin etkisindedir, yüksek nem oranı değişiklik göstermektedir.

Arazi yapısı: Basse -Terre iç kısımdaki dağlar arasında volkanik özellik taşıyanıdır; Grande-Terre bölümü ise alçak bir kireçtaşı oluşumudur; diğer yedi ada da çoğunlukla volkanik özellik taşımaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Soufriere 1,484 m.

Doğal kaynakları: İşlenebilir arazi, turizmin gelişmesine olumlu katkıda bulunan iklim ve sahiller.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.7.

daimi ekinler: %2.92.

Diğer: %85.38 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 60 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Haziran - Ekim ayları arasında kasırgalar (hurricane); Soufriere aktif yanardağdır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 452,776 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.88 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.15 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 8.41 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.06 yıl.

Erkeklerde: 74.91 yıl.

Kadınlarda: 81.37 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.9 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Guadaluplu.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah veya melezler %90, beyazlar %5, Doğu Hindistanlılar, Lübnanlılar, Çinliler %5 civarındalar.

Din: Roma Katolikleri %95, Hindu ve pagan Afrikalılar %4, Protestanlar %1.

Diller: Fransız (resmi) %99, Creole kökenli (Hem Avrupa, hem de Asya soyundan gelenler).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %90.

erkekler: %90.

kadınlar: %90 (1982 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guadalup Bölgesi.

kısa şekli : Guadalup.

Yerel tam adı: Departement de la Guadeloupe.

yerel kısa şekli: Guadeloupe.

Bağımsızlık durumu: Fransa’ya bağlı bir ülkedir.

Başkent: Basse-Terre.

İdari bölmeler: yok (Fransa tarafından yönetilir).

Bağımsızlık günü: yok (Fransa’ya bağlıdır).

Milli bayram: Bastille Günü, 14 Temmuz (1789).

Anayasa: 28 Eylül 1958 (Fransız Anayasası).

Hukuk sistemi: Fransa hukuku.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: FZ, WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Guadalup ekonomisi tarım, turizm, hafif sanayi ve hizmet sektörüne dayanır. Turizm ülkede anahtar sektördür. Gelen turistlerin çoğu ABD’li turistlerdir. Tarımda eskiden beri şekerkamışı en önemli ürünlerden olmuştur. Son dönemlerde ise şekerkamışı yerini yavaş yavaş başka ürünlere - muz, patlıcan ve çiçeklere bırakmıştır. Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir. Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir. İşsizlik


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F. Arapça gubâr = toz, Farsça Alûden = bulaşmak). Toza bulanmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غبار آلود] tozlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uykusu gelmiş, uyuklayan veya uykudan yeni kalkıp daha lâyikıyle gözlerini açmamış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب آلود] uykulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب آلوده] uykulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İyi ahlâk sahibi, iyi huylu ve herkesle geçinir olan: Pek halOk adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلوق] iyi huylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İyi huylu, insaniyetli, geçim ehli olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hallucination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disabled ex-serviceman. disabled veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطا آلود] hatalı, yanlış dolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). highfalutin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili tumturaklı, şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, Alûden = bulaşmak). Kana bulaşmış, kanlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خون آلود] kanlı, kana bulanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyinde su toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. muzmin sıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlığa yaramaz, sağlığa dokunur, zararlı. insalubrity i. sıhhate aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çok kıymetli, paha biçilmez. invaluably (z.) çok kıymetli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın göndermesi, yollaması, Allah’tan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. jalousie

şerit perde

İçeriden görülmeksizin dışarıyı görmeyi sağlayan, şerit biçiminde metal veya plastik levhalardan yapılmış bir tür pencere kapama düzeni.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. persian blinds. persiennes. window shade. venetian blind. jalousie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venetian blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venetian blind. sunblind. window shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Paslı, pasa bulanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuala Lumpur, Malezya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «illet» ten imef) (mü. mâlûle). (Arapça’da geçişsiz olduğundan «alîl» demek daha doğrudur). Bir illeti olan, illet sahibi. Hasta, sakat, kötürüm: Mâlûl bir adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلول] özürlü, hastalıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلولا] sakatlanmış olarak, özürlü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلولين] hastalar, sakatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disability. disablement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disability. being disabled. disablement. invalidism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İlleti olan, hastalık, sakatlık, kötürümlük: Mâlûliyyeti olan kimse askere alınmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MALÜM) (i. A. «ilm» den imef) (mü. mâlûme). 1. Bilinen, bilinmiş, öğrenilmiş: Onun hâli bizce malûmdur; malûmunuz olsun. 2. (e.) Müteaddt fiilin iki şeklinden biri ki, fâili bakımındandır. Fiil-i malûm = Yazmak, bilmek gibi. Diğer şekline «meçhul» denir: Yazılmak, bilinmek gibi. (hâl) Belli, öyle, şüphesiz (cevapta kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلوم] bilinen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bilinen, belli. Herkesçe bilinen. Faili belli olan fiil.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlaşılmak, bilinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Bilinen şeyler, öğrenilmiş hakikatler: O adamın çok malûmatı vardır. 2. Biliş, haber, vukuf: Bu bahiste malûmatım yoktur; filâna da malûmat veriniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلومات] bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bilgi satan, bilgiçlik taslayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معلومات فروش] bilgiçlik taslayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) bilgiçlik taslama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bilgiçlik taslamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgili: Çok malûmatlı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bilinen ve öğrenilmiş olan şeyin hâl ve sıfatı, malûm olma; bilinme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métallurgie

metal bilimi

Genellikle elementleri, özellikle metalleri saf olarak elde eden ve bunların işleme tekniğini belirleyen kimya endüstrisi kolu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ölmek üzere olan bizler sizi selâmlarız (gladyatorlerin dövüş meydanına çıkarken imparatoru selamlamaları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «galebe» den if.) (mü. mütegallibe). Zorla bir hakkı elde eden, zorba, galip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mâlûm olmayan, bilinmeyen, meçhul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامعلوم] bilinmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. nominal value

yazılı değer

Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş değer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supernormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bataklıklara ait; bataklık gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) PAluze.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nişasta ve şekerle yapılan ve soğuk yenen pelte.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden değerlendirmek; yeniden göz önüne almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. révaluation

ekon. değer katma

Bir paranın değerini altına ve dövize göre yeniden ayarlama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden değerlendirmek. revalua'tion i. yeniden değerlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Velîler, Tanrı adamları, evliyâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Şafağa bulaşmış, şafak renginde, şafak gibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhatli, sıhhate yarar, sıhhi. salubriously z. sıhhate yarar surette. salubriousness, salubrity i. sıhhatlilik, sıhhi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Büyük kayık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kılıç. 2.Oğuzların Üçok boyuna bağlı bir Türk kabilesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mürâİ, riyakâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سالوس] iki yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Riyâ, riyâkârlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhate yaravan, sıhhi, faydalı, hayırlı, yararlı. salutarily z. sıhhate yararlı olarak, faydalı olarak. salutariness i. sıhhilik, faydalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selâm; selâm verme, hatır sorma. salutatory s. selâm niteliğinde, selâm veren. salutatorian i. diploma töreninde halka hoş geldiniz anlamında söz söyleyen öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. selam vermek, selâmlamak, aşinalık etmek; selâm göndermek; selâm çakmak; top atışı veya bayraklarla selâmlamak; i. selamlama, selâm verme; selâm; selam çakma; selâm duruşu, selâm merasimi. fire a salute top atışıyle selâmlamak. give a salute se

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins mazının zamkı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شفتالو] şeftali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحاب آلود] bulutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Neşeli, keyifli, sevinçli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شعر آلود] şiirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Seçkin, seçilmiş, güzel. 2.İki kürek kemiği arası. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da yerli kesimcinin vergi topladığı bölge; Hindistan'da mali kane. talukdar i .yerli kesimci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. aşık kemiği; jeol. tepe veya uçurum dibinde biriken kaya parçalan; meyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - Bakara suresinde İsrailoğulları hükümdarlığına Allah tarafından tayin edilen ve az bir askerle Calut’un ordularını yok eden komutan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deniz, okyanus, talay.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. tantal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yumit kral Tantalus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (hukuk), iki tarafin ikisine de yemin verilme, ikisinin de yemin etmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulf»ten). Birbirine uymama, birbirine zıd olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten). Büyük bir istekle atılma, tehlikeyi düşünmeksizin bir şeye dalma, birbirini itip çiğneyecek surette koşuşma: Halk büyük bir tehâlükle bu işe girişti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تخالف] uygunsuzluk, uymama. 2.farklılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهالک] can atış, can atma, atılma, çok arzu etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parıîdama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «veled» den). Doğurma, doğma.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cyber-shot® U, şık ve zarif bir alüminyum gövdeye sahiptir ve yalnızca 87 gram ağırlığındadır. Hafifliği ve küçüklüğü (yalnızca 84,5 x 39,8 x 28,6 mm) harika tasarımını güçlendirmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. değerinden aşağı değer vermek; hafifsemek. undervalua'tion i. değerinden az gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kıymetli, değerli; aziz; pahalı; i., gen. çoğ. kıymetli şey, mücevherat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. valuation

değerleme

Değer biçme, bir malın değerini belirleme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f kıymet biçmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değer biçme; kıymet, biçilmiş değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kıymet, değer; itibar, önem, ehemmiyet; gerçek değer, hakiki kıymet; kesin anlam; müz. değer; resimde renk tonu, rengin açıklık veya koyuluğu; para eden şey, mal; f. değerini ölçmek; iabar etmek, muteber tutmak, saymak, takdir etmek; kadrini b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değerlendirilmiş, belirli bir kıymeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zulm»den). Fazla zulüm ve haksızlık eden, pek cefakâr ve gaddar, çok kıyıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., zehr = zehir, Alûden = bulaşmak). 1. Zehirli. 2. mec. Pek acı ve üzüntü verici: Zehr-Alûd bir söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zerdali.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زردالو] zerdali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by