Alak ne demek? | Alak anlamı nedir? | Alak

Alak anlamı nedir?

Alak ne demek?

Alak anlamı nedir?

Alak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: alak

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kan pıhtısı, pıfıtılanmış kan parçası. 2. Sülük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علق] kan pıhtısı. 2.sülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. elâık). 1. İlişik, ilgi bağlılık, bağlanma, rabıta: Bizim işin o mesele ile alâkası yoktur. Bu iki madde arasında hiç bir şekilde alâka var mıdır? 2. Kalbten ilgi, gönül bağlama, aşk, sevişme, sevda, sevgi: Bir kıza alâkası vardı. Bir görüşte alâka peyda etti. 3. Münasebet, bağlılık, aidiyet: Onlarla benim hiç bir alâkam yoktur. Kızını onun oğluna vererek kendisiyle alâka peyda etti. 4. Malikiyet, tasarruf, müdahale hakkı, hisse: O çiftliğe, o madene sizin alâkanız var mıdır? (kimya) Münasebet. (Fr. affiniti). (tıp): Bir uzvun derdinin diğer bir uzva sirayeti. Fr. sympathie. Edebiyat. Mecâzî mânâ kullanmak için düşürülen münasebet. Rabıtalar. İnsanın ilişiği olduğu işler, münasebetler: Dünyevî, dünyaya ait alâkalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interest. concern. connection. relation. attachment. affection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. interest. connection. attachment. sympathy. concern. dealing. involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقه] ilgi, alaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ilgi uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه بخش] ilgilendiren, ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. alâka: ilişik. F. dâşten: tutmak) alâkası ve ilişiği olan, münasebetli, hissedar: Bu işle ben de alâkadarım. Yeni yapılan fabrikayla siz de alâkadar mısınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connected. concerned. interested. involved. appertaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه دار] ilgili, alakalı. alâkadar etmek ilgilendirmek. alâkadar olmak ilgilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه داران] ilgililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقدرالامکان] olabildiğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). ilgilenmek, alâka duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show interest (in. to be interested (in. to feel affection (for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Münasebet ve ilişiği olan: O da bu işte alâkalıdır. 2. Aşık, gönül vermiş: Bir kıza alâkalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. related.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. having a claim. pertinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyah ve kül renginde karga. (Arapça: gurâb-ül-bîn).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray jay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. à la carte

seçmeli yemek

Yemek listesinden seçilen, fiyatları ayrı ayrı hesaplanan yemek.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

à la carte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A la carte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned. indifferent. not related. irrelevant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevant. uninterested. indifferent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevancy. indifference. lack of any connection. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. Alakıyye). 1. Pıhtı çeşidinden olan, pıhtımsı. 2. (Paleontoloji). Sülük cinsinden: Tâife-i alakıyye = Sülük cinsinden hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft-boiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Geri tutmak, geciktirmek: Beni yoldan alakoydu. 2. Saklamak: Bunu sizin için alakoydum. (bk.) Bir de: alıkoymak ve alıkomak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir müddet için bir yerde tutmak: Beni yatıya alıkoydular. 2. Bir kimsenin yapmakta olduğu veya yapmak istediği işe engel olmak: Adamcağızı yolundan alıkoydular. 3. Bir maksatla ayırıp bir kenarda tutmak: Bu defteri arkadaşım için alıkoydum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tombul ve iri küçük çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başka hayvan veya bitkilerin üstünde yaşayan ve ona zarar veren hayvan veya bitki. Tufeylî, parazit. 2. Başkalarının sırtından geçinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasital. parasitic. parasitical. parasite. sponger. sucker. hanger-on. bloodsucker. endoparasite. free rider. freeloader. sponge. tufthunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodsucker. drone. leech. parasite. sponge. sponger. hanger-on. moocher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasite. sponger. sponge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asalak olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasitism. the character of as ponger. greasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Serî hareketli, eline ve ayağına ;abuk, hafif (ekseriya aynı mânâda olan cüst ile beraber kullanılır): Cüst ü çâlâk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چالاک] çevik, kıvrak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writing hastily and without deliberation. scribbling sth down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چالاکی] çeviklik, kıvraklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük taklak. Cunbalağı atmak = Ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Midenin sol tarafında İki yüz gram kadar ağırlığında bir iç organ ki, kanlı, siyahımsı ve gevşek bir dokudan ibarettir. Dalak şişmek = 1. Nefes darlaşıp koşamamak. 2. Hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harpte esir tutulup satılan. Kız dalağı = Eskiden harpte zabtolunan ülke ahalisinden tutulup halayık gibi satılan kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splenetic. splenic. spleen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spleen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spleen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir. Dalak ağrısı, dalak büyümesi, dalak şişmesi ve dalak zafiyetinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pazı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 tutam pazı konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Eğreltiotugillerden bir bitki, duvar sedefi (dichapelatum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurtluca): Eğreltiotugillerden; sıcak bölgelere yetişen bir bitkidir. Güzel kokulu, pembe çiçekleri vardır. Yapraklarının üstü parlak, altı donuk yeşil kadife rengindedir. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Dizanteri ve ishali keser. Nefes almayı kolaylaştırır. Öksürüğü keser. Karaciğer ve mide hastalıklarının iyileşmesine yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba ve terbiyesiz, iri bedenli ve kaba davranışlı, sade vücut beslemiş akılsız ve terbiyesiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone-headed. half-witted. crass. bonehead. bumpkin. boob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockhead. twat. stupid. birdbrained. blockheaded. dummy. cretin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. fool. idiot. air head. blockhead. crass. fart. fathead. fucker. jay. know nothing. known nothing. lug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Sabah aydınlığı. 2. Tomruk, falaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eskiden suçluları ve öğrencileri cezalandırmak için kullanılan Alet. Orta tarafında ayakları sıkıştırmaya mahsus ip geçirilmiş bir sopa ile tabanlara vurmaya mahsus bir sopadan ibaretti: Falakaya çekmek, falaka değnek getirtti, falakaya yatırmak, falaka vurmak. 2. Bazı manivela işlerini yapmak için kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası 3. (denizcilik). İki ucu bir yere bağlı bir parça halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastinado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastinado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلقه] falaka, ayağa sopa atarak acı çektirmek için hazırlanan düzenek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Felâket.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. galaxie

gök b. gök ada

Milyarlarca yıldızdan, yıldız kümelerinden, bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, Samanyolu gibi bağımsız uzay adası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galaxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galaxy. galaxy gökada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galaxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shellac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Mühür mumu imaline yarar bir cins zamk. Fransızca: gommelaque.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Musevi dinindeTalmud'da bulunan kuralların toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sarkıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunda kullanılmış, şapkaya benzer bir çeşit başlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanın burun deliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stand aghast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be left open-mouthed. to be left dumbstruck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gelincik-çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büyük çaylak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gomalağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kozalaklılar takımının meyvesi: Çam kozalağı. 2. Küçük ve cılız kalmış şey: Kozalak karpuz. Sukozalağı = Su kabarcığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cone. pine cone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zapfen. kokon. zypressennuss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yaprakları iğnemsi, yemişleri kozalak şeklinde olan bir bitki takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pineal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mâ = bağ, halak = halak’dan geçmiş zaman, Allah). 1. Tanrının her yarattığı, bütün yaratıkları. 2. Büyük kalabalık: Pazar yerine mâhelakallâh toplanmışlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Manda yavrusu, buzağısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tatlı yeşil renkte tabiî bakır karbonat, bakır taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «talâk» dan if.) (mü. muntalaka). Bırakılmış, serbest kalmış, koyuverilmiş, salıverilmiş, azad edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. astronomi). Yeryüzünde bulunan bir kimsenin gözünden çıktığı farzedilen doğru ile dünyanın merkezinden çıktığı farzedilen doğrunun, bir gök cisminin merkezinde birleşerek meydana getirdikleri açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ucu toplu zencirli bir nevi eski cenk tokmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptal, anlayışı kıt, bön.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. crazy. dimwitted. doltish. dopey. gullible. jerky. obtuse. idiot. fool. stupid. silly. country bumpkin. cretin. dolt. dope. ninny. sucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. crazy. dimwitted. doltish. dopey. gullible. jerky. obtuse. idiot. fool. country bumpkin. cretin. dolt. dope. ninny. sucker. apish. ass. berk. booby. bugger. chump. clod. clot. cockeyed. cuckoo. daft. dim. dummy. fucker. goon. nit. nitwit. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half-witted. dolt. sloppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “şal” dan Rumca’ya uydurularak yapılmıştır, «şalcık» demektir). Yünden İnce bir cins kumaş ki kadın giyeceği, hırka ve yorgan yüzü vesaire olur. Lahuraki buna benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to act like a nincompoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silliness. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half-wittedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stalactite

min. sarkıt

Mağaraların tavanında aşağıya doğru oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalactite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boşama, nikâhın feshi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorce of a wife by her husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طلاق] boşama. 2.boşanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dil açıklığı, kolay ve serbestçe söz söyleyiş. Ar. selâset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eloquence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طلاق نامه] boşanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak, şişman, tombul: Tombalak bir çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yuvarlak, gülle şeklinde: Topalak adam. 2. Yuvarlak pamuk dengi: Bir topalak pamuk. 3. Hünnapgillerden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [والاقدر] saygıdeğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanların su vesaire içtikleri kap, tekne: Köpeğin yalağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yamalı, yama vurulmuş, ekli. Yarım yamalak = Tamam olmayan, noksan, kusurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi büyük puhu kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedridden. housebound. confined to bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanently bedridden. bed ridden. confined to bed. confined. invalid. laid up. sick- abed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yuvarlak.

Türkçe Sözlük by