Alçı Kalıp ne demek? | Alçı Kalıp anlamı nedir? | Alçı Kalıp

Alçı Kalıp anlamı nedir?

Alçı Kalıp ne demek?

Alçı Kalıp anlamı nedir?

Alçı Kalıp | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: alci kalip

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster mold. gypsum mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam harç yapmada kullanılan maruf beyaz toz, cibs. Alçı taşı = Bunun ezilmemişi, taş hâlinde olanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compo. plaster. plaster of paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster. plaster of paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster of Paris. gypsum. plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster mold. gypsum mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasterboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçı ile yapıştırmak veya sıvamak, alçı sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of paris. to plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of Paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast in plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist. capitalistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Okuyup yazması olmayan kimselere para ile dilekçe, mektup ve benzeri şeyler yazan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petitioner. street letter writer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bal satan veya arı yetiştirip bal alan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealer in honey. beekeeper. apiarist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapışkan ve ayağı tutar çamur, özlü toprak, çömlekçi ve lüleci çamuru, salsal. 2. Umumiyetle çamur. Balçık hurma = Zenbil içinde basılmış top hurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ooze. silt. slime. clay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mud. wet clay. ooze. slime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype. conventional. cliche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalsiyumlu, kireçli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). kalsiyumlu, kalsiyum hâsıl eden; kireçli, kireç hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kireçleşme, kireç haline gelme; kireçlenme, kalsifikasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kireç haline koymak; kireçlenmek; kalsiyum tuzları ile sertleştirmek, taş haline getirmek; taş haline gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). badana; (f). badana etmek, badana yapmak, badanalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yakarak toz haline getirmek veya gelmek; kirecimsi bir hale gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalsiyum karbonattan meydana gelen taş (mermer, tebeşir, izlanda billuru).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalsiyum. calcium carbide karpit. calcium chloride kireç kaymağı. calcium hydroxide kireç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şunu bunu curnal eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Curnalcının işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kireçten mahrum etmek,(kemik v.b.'ni) kirecini çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü, boyun eğmez yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Fal açan, fala bakan: Falcı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune-teller. fortune teller. augur. diviner. seer. warlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortuneteller. seer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune teller. augur. soothsayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat.) orak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fal açmak işi. Fala bakanın meşguliyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune-telling. fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunetelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayal denilen gölge oyunu oynatan adam, karagözcü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanciful. imaginative. wool gathering. woolgathering. day-dreamer. visionary. stargazer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daydreamer. dreamy. romantic. visionary. dreamer. fanciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreamer. unrealistic. visionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşine dikkat etmeyen, musamahacı, dikkatsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglectful. negligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglectfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolutionary. revolutionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupying. occupant. occupier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupying. occupier. member of an occupation force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Curnalcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop. denouncer. informer. common informer. whistler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kal işi yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalçaya kadar çıkan uzun çorap, çizme altında giyilen kalın çorap veya abadan yapılma tozluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâALEB) (i. A.) (c. kavâlib). 1. Bir şekil ve hususî surette dökülmesi istenen şeylere mahsus zarf: Dökmeci kalıbı, hurufat kalıpları. 2. Hususî bir biçim, bir şekil alması istenen bazı şeylerin konmasına mahsus araç: Buz kalıbı; potin; çizme kalıbı. 3. Umumiyetle şekil ve suret nümûnesi: Esvap kalıbı, gemi kalıbı. 4. Bir kalıba dökülmüş, kalıptan çıkmış şey: Bir kalıp şeker, bir kalıp sabun. 5. Kalıba dökülmeksizin, kalıptan çıkmış gibi bir şekil ve biçimde olan şey. 6. Ruha nisbetle insan veya hayvanın bedeni, maddî kısmı: Kalıptan ibaret bir adam: Akıl ve ruhu yok kadar az olup sırf maddî şekil ve biçimden ibaret olan. Kalıp değiştirmek, kalıp dinlendirmek = Ölmek, vefat etmek. 7. mec. Cansız, kalıp gibi hareketsiz: Kalıp gibi hasta; herif insan değil, kalıp; koca kalıp, kalıp gibi yatmak. Kalıp etmek = Hile etmek. Basmakalıp = Bir şeyi anlamaksızın, akıl ve zekâ göstermeksizin bir örneğe uyarak veya bir yerden aynen alarak vücuda gelen şey: Onun yazdığı şey basmakalıptır. Basma kalıbı = Boyanacak kalemkârî tülbendin veya nakşedilecek kumaşın üzerine basılmak üzere muhtelif şekil ve biçimde oyulmuş tahta. Kalıbını basmak = Mühür basmak yerine bütün kalıbı basmak ki, mecâzen bütün varlığı ile o işe angaje olmak mânâsına gelir. Kalıbı dinlendirmek = Ölmek. Kalıptan kalıba, bin kalıba girmek = Şeklini ve kıyafetini değiştirmek. Bir kalıba dönmek = Bir hâl şekli bulmak, bir çare düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mould. mold. form. pattern. bar. cake. cast. formwork. master. matrix. model. print. shape. stamp. stencil. tablet. template. templet. dies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. cake. cast. model. mould. pattern. print. shape. stencil. template. templet. mold. last. block. bar. piece. appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mo ld. block. fast. pattern. model. bar. piece of sth. imposing appearance. cake. cast. die. face mould. form. gage. impress. matrix. mold. patterned sample. shape. stamp. tablet. template.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalıp yapan veya bir şeyi kalıba geçiren: Ayakkabı kalıpçısı, şapka kalıpçısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diesinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diesinker. moulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of moulds. one who makes casting. blocker. moulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diesinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalıba geçirmek, kalıba koyarak şeklini düzeltmek veya genişletmek: Şu şapkayı iyi kalıplamadı; çizmeyi kunduracıya götür de kalıplasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to block. to mould.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalıba geçirilmek, kalıba konularak şekli düzeltilmek: Bu şapka bir aydan beri kalıplanmadı; bu ayakkabı bir kere kalıplansa açılacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be blocked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become stereotyped. to get rigid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotyped. clichéd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotyped. inflexible. rigid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalıba geçirtmek, kalıba geçirterek şeklini düzelttirmek: Ayakkabı, şapka kalıplatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth blocked or reshaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposing out. well-dressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ungainly. dowdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small and unprepossessing (man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calypso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calypso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kral ve krallık taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

royalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

royalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normative. prescriptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normative. who sticks strictly to the rules. formalistic. prescriptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mânâsız ve münasebetsiz saçma sapan uydurma sözler söyleyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storyteller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storyteller. spinner of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mersingillerden birçok cinsi olan bir ağaç, sıtma ağacı (eucalyptus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eucalyptus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eucalyptus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sıtma ağacı): Mersingiller familyasından; Anavatanı Avusturalya olan, her zaman yeşil bir ağaç cinsidir. Bazılarının boyu 150 m’ye ulaşır. Ender olarak ağaçcık şeklinde bulunur. Çiçekleri beyaz-sarı veya kırmızı renktedir. Meyvesi tepeden 4-5 yarıkla açılan kapsüldür. Odunu sert ve reçinelidir. Yapraklarında uçucu yağ, reçineler, acı madde ve tanen vardır. Uçucu yağı çok miktarda sineol taşır. Yurdumuzda Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilir. 160’dan fazla türü vardır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser. Solunum yolları hastalıklarında faydalıdır. Boğaz ve burun iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Nezlede faydalıdır. Ateşi düşürür. Vücudu kuvvetlendirir. Bronşite ve diğer solunum yolları hastalıklarında faydalıdır. İdrar yollarını temizler. Astım ve Veremde faydalıdır. Sıtmanın önünü alır. Basur memelerinden kaynaklanan şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük havlu yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) inat etmek, karşı gelmek, boyun eğmemek. recalcitrance, recalcitra'tion (i.) inatçılık, serkeşlik. recalcitrant (s.), (i.) inatçı, serkeş (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sandal kullanan kayıkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düz, sarp, pek dik: Yalçın kaya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rugged. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitous. steep. smooth and bare. rugged. step. smooth. slippery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep. smooth and slippery. craggy. rugged. stark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sarp. 2.Düz kaygan. 3.Parlak, cilalı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yalçın). Çetin, sert ve yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - bkz.Yalçın.

İsimler ve Anlamları by