Alem-süz ne demek? | Alem-süz anlamı nedir? | Alem-süz

Alem-süz anlamı nedir?

Alem-süz ne demek?

Alem-süz anlamı nedir?

Alem-süz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: alem suz

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. sûhten = yakmak). Cihanı yakan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklarda 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerde 13. kat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayan 13. günü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İlk çağ’ın 7 hârikası. 7 şaşılacak şey. 1. Mısır’ ın ehramları. 2. Bâbil’in asma bahçeleri. 3. Zeus’un heykeli. 4. Rodos heykeli. 5. Efes’ te Artemis mâbedi. 6. Bodrum (Halikarnas)da Mosoleos’un türbesi. 7. İskenderiye deniz feneri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of tune. discordant. dissonant. off key. tuneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Alâm). 1. Alâmet, nişan, işaret. 2. Bayrak, sancak. 3. Has isim. Coğrafya ve tarihe müteallik bir şey veya şahsa, meselâ bil memlekete, dağa, nehre, adama mahsus olan isim: iskender, Ömer, İstanbul, Meriç gibi. Kaamûs ülAlâm = Has isimlere mahsus ansiklopedi. 4. Minare tepesi, mahçe: Bu geceki fırtınadan minarenin alemi düşmüş. 5. Sarığın altın oluklu teli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c Alemîn, avâlim). 1. Kâinat, mahlûklar, bütün gök cisimleri, cihan: Cenab-ı Hak Alemi yaratmıştır; bütün Alemin yaradanı ve sahibidir. 2. Bir güneş ile ona tâbî olan yani onun etrafında dönen gezegenlerin teşkil ettikleri daire: Alem-i şems = Güneş sistemi, Rabb-ülAlemîn = Alemlerin, kâinatın Tanrısı (Allah). 3. Dünya, arz: Devr-i Alem, Alemin her tarafı dolaşıldı. 4. insanlar, halk: Alem bilir, Alem işitti. 5. Cemiyet, cemaat, ayrıca bir hal ve sûret gösteren topluluk ve keyfiyet: Bir eğlence Alemi yaptık, çocukluk Alemi, mektep Alemi başka bir haldir; Alem-i mânâ = Rüya hali; Alem-i Ab = içki meclisi, kendi Aleminde = Kendi halinde; Alem-i ervah = Ruhlar Alemi, Alem-i melekût = Melekler Alemi, Alem-i lâhut = Öteki dünya, Fahr-i Alem = Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universe. world. kingdom. class of beings. state. condition. party. booze. booze-up. entertainment. spree. junket. razzle-dazzle. whoopee. bat. bender. binge. blast. blind. blow-out. burst-up. bust. buster. carousal. creation. jollification. nature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binge. blowout. jamboree. kingdom. merrymaking. orgy. revelry. spree. flag. the crescent and the star on top of a minaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The imperial standard of the Turkish Empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

world. universe. state. condition. field. people. the public. banner. kingdom. macrocosm. rave. rave up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Combination of individual and whole class approach which helps to integrate students with special needs into the classroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

World So Addis Alem is 'New World' and Madane Alem is 'Savior of the World '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crescent made out of bronze or copper which is placed on the domes and at the peak of the mosques and minarettes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالم] dünya; evren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم] sancak. 2.alem. 3.nişan, alamet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = Cihan, F. Arâsten = Donatmak). Alemi süsleyen, Alemin süsü olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Alem = Cihan, F. efrûhten = Parlatmak). Alemi parlatan, bütün Aleme ışık saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dünyayı gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. penah = melce). Cihanın sığındığı (yer veya saha): Pâdişâh-ı Alempenâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. sûhten = yakmak). Cihanı yakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. taften = parlamak). Cihanı parlatan: Aftâb-ı Alemtâb = Dünyayı aydınlatan güneş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالم آرا] dünyayı süsleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). imbik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Alem = Bayrak, F. dâşten = taşımak). Bayrağı veya sancağı taşıyan, bayrakdar, sancakdar: Alemdar Mustafa Paşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer. leader önder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علمدار] sancaktar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Bayrak veya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2.İşe önderlik eden. Alemdar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bayrakdarlık, sancakdarlık: Alemdarlık vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) alemdârî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالم افروز] dünyayı parlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). İki Alem dünyâ ile Ahiret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Alem = Cihan, F. giriften = Tutmak). 1. Cihanı tutan, dünyayı zabteden, fâtih, cihangir. 2. Bütün Aleme yayılan, dünyayı dolduran: Onun nam ve şöhreti Alemgîr oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالمگير] dünyayı fetheden. 2.dünyaya yayılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Alemiyye). Cihana mensup ve müteallik veya ait olan (c. F.). Alemiyân = Dünya adamları, bütün arz ahalisi, insanlar: Valî-nîmet-i Alemiyân = Bütün halkın velinimeti (eskiden büyük hükümdarlara denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alem), (bk.) Alem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالميان] insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir ismin has isim olması, alem olmak hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dünya çapında, dünyaya yaygın, evrensel, cihanşümûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم شمول] dünyayı kaplayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالمتاب] dünyayı aydınlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. non-alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat ve huzûru bozan, rahatsızlık veren.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dünya meclisi, sohbet toplantısı. Bezm-i Alem Sultan. Sultan Abdülmecid’in annesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block of neutral countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any debt. ungeared. clear of debts. free from debt. debtless. free of debt. not indebted. unembarassed. unencumbered. unincumbered. unindebted. without debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without borrowing any money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom from debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boynuzu olmayan: Boynuzsuz keçi, inek. mec. Boynuzsuz koyun = Yumaşak huylu ve miskin adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu. Ar. kasîrül-kame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boy eksikliği, kısalık: Boysuzluk ne fena şey!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BUKALEMUN) (i. A.). 1. Derisi çeşitli renkler gösteren bir cins hayvan, keler, kaya keleri. 2. Cânfes gibi çözüldükçe başka bir renk gösteren kumaş. 3. mec. Sebatsız, fikir ve mizaç değiştiren adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chameleon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chameleon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. no clouds. sunny. unclouded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writing hastily and without deliberation. scribbling sth down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can yakan, fazla keder ve sıkıntı veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hiç düşünüp taşınmadan, rastgele. (bk.) Ceffe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جف القلم] çalakalem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ciğer, sûhten = yakmak). Ciğeri yakan, pek acıklı, gönül yakıcı. Fars. dil-sûz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگرسوز] yürek yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı yakan. mec. 1. Çok zulmeden. 2. Güneş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Cihan yakan. 2.Gaznelilerden Buhran Şahı mağlup edip, Gaznice ve Bust şehirlerini yakıp-yıkan, gaddar vahşi Alaeddin-Hüseyin’e verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childless. without issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çöpü olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. destitute. penniless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). İzinsiz, müsaadesiz, sellemehüsselâm

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, sûhten = yakmak). Yürek yakan, pek acıklı ve tesirli: Vak’a-i dil-sûz-i Kerbelâ = Gönül yakan Kerbelâ vak’ası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلسوز] yürek yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül yakan, yürek yakıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. stylograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. fountain pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. fill- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Don giymemiş olan. 2. mec. Yoksul, serseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. greedy. avid. grasping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malcontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İki dünya, dünyâ ve Ahıret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labial consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hissiz, duymaz, hissetmez, hiçbir şey kalbine tesir etmez. Katı yürekli. Osm. teessürsüz. 2. Anlayışsız, malûmatsız, habersiz, bilgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive. apathetic. apathetical. coldhearted. hard-hearted. senseless. unfeeling. unemotional. numb. bloodless. blunt. callous. cold. devoid of feelings. dull. frigid. impassible. insensate. marble. matter-of-fact. obtuse. phlegmatic. phlegmatica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathetic. asleep. callous. crass. deadpan. insensitive. stolid. unfeeling. unmoved. impassive. hardhearted. cold-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfeeling. hardhearted. callous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hissizlik, duymazlık, hissetmeyiş, teessürsüzlük. 2. İdraksizlik, malûmatsızlık, anlayışsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. heartlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (el. T.; Alem, Ar.). Başkaları, el gün: Elâlem bu işe ne der?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any false note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuit-tester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusuzca, önemsemeden, umursamadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jauntily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirsiz, mütevazı. 2. İstemeyerek, arzusuz. Gönülsüz çalışıyor. Gönülsüz okunan dersten hiçbir istifade olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudging. indisposed. loath. reluctant. humble. modest. unwilling. disinclined. half-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwilling. disinclined. loath. reluctant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kibirslzlik, gönül alçaklığı. 2. Arzusuzluk, istemiyerek iş görme, isteksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. indisposition. reluctance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tecrübesiz, alışmamış, acemi, toy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarous. graceless. ignorant. provincial. uncouth. inexperienced. without manners. impolite. ill-mannered. ill-bred. unmannerly. rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impolite. ill-mannered. rude. inexperienced. brutish. ill- behaved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tecrübesizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of manners. rudeness. inexperience. lack of experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvetsiz, zayıf, gevşek, dermansız. 2. İşsiz ve aylak. İşsiz, güçsüz duruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. feeble. flimsy. impotent. incapable. insubstantial. limp. powerless. senile. thin. unsound. weak. strengthless. languid. languorous. listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble. weak. without strength. faint. flabby. floppy. impotent. limp. nerveless. poor. power off. powerless. small. weakling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvetsizlik, zayıflık, dermansızlık. 2. İşsizlik, meşguliyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feebleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. failure. languor. weakness. feebleness. incapacity. powerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. feebleness. frailty. impotence. incapability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncontrolled. unguided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty-free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty free. duty-free. free of duty. toll- free. uncustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sessiz, patırtısız, şamatasız, sükûnetle, sessiz olarak yapılan: Gürültüsüz iş, gürültüsüz, patırdısız bir düğün oldu. Sessizce, sükût ve sükûnetle, gürültüsüz çalışıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noiseless. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça sessiz ve şamatasız: Gürültüsüzce bir ziyafet, gürültüsüzce konuşuyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayasız ekmek. Hamursuz bayramı = Israilliler’in hamursuz ekmek yedikleri bayram.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unleavened. unleavened bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jewish Easter Feast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev yakıcı, mec. Ailesini düşünmeyen, gözü dışarıda olan kimŞ6-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Hânüman, ev, bark, ocak yakıcı, yakan, kül eden. Harîk-ı hânmân-sûz = Evi kül eden yangın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARC-I ALEM) (i. A. F.). Herkesin kullandığı, yaptığı, kullanabileceği yahut yapabileceği. O iş harcıâlem, bana göre değil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرج عالم] herkese açık, herkese uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adamant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. intolerant. strict. uncharitable. strict toleranssız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austereness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnut olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontented. displeased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşnutsuz olma hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blahs. dissatisfaction. displeasure. discontentment. discontent. ill-feeling. aversion. disaffection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. discontent. disfavour. displeasure. dissatisfaction. discontentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontent. dissatisfaction. displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sınırsız; sonsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited. boundless. illimitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hüküm, kuvvet ve tesiri olmayan, Osm. keen-lem-yekün olan: Feshedilmiş kanunlar hükümsüzdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. inoperative. nude. nugatory. statute-barred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. abolished. null and void geçersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null and void. invalid. null. no longer in force. without effect. inoperative. lapsed. nugatory. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. voidness. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity geçersizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity. negation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi huyu olmayan, kötü huylu, hırçın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad-tempered. ill-tempered. ill-natured. grumpy. moody. cranky. peevish. difficult. vicious. acrimonious. bilious. cantankerous. churlish. crabbed. crabby. cross-grained. crotchety. crusty. cursed. disagreeable. disgruntled. doggish. farouche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellicose. cantankerous. contrary. crabby. cranky. cross. crusty. difficult. disagreeable. finicky. fractious. fretful. fussy. grumpy. irascible. mean. moody. morose. peevish. perverse. petulant. prickly. shirty. sour. surly. vicious. bad-tempered. ill-te

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractious. peevish. petulant. bad-tempered. irascible. acerbic. bearish. choleric. churlish. crabbed. crabby. cranky. crochety. cross- grained. cross. crusty. difficult. disagreeable. edgy. fretful. fussy. gruff. grumpy. harsh. ill- tempered. mean. moody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harshly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fret. to become bad-tempered. to fret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act peevishly. to fuss. to fret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become peevish. to become fretful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü huy, hırçınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crabbedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. huff. mood. spleen. bad temper. obstinacy. petulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad temper. fractiousness. petulance. distemper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be irritated. to show bad-temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidgety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disturbed. restive. restless. uneasy. troubled. ill at ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneasy. troubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness. discomfort. trouble. unrest. disquietude. fermentation. fidget. hump. inquietude. qualm. restiveness. restlessness. sleeplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bother. disturbance. ferment. qualm. unrest. disorder. uneasiness. disquiet. restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquiet. uneasiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle. with nothing to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kudüs, Kudsü şerif, Yeruşalim. Jerusalem artichoke yerelması, bot. Helianthus tuberosus. Jerusalem cherry kiraz yibi meyva veren bir salon yeşilliği. Jerusalem pine Halep çamı, bot. Pinus halepensis. New Jerusalem öbür dünya, cennet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless. cordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Wi-Fi® ya da Kablosuz teknolojiye sahip aygıtlar yerel alan ağına bağlanabilir ve fiziksel (kablolu) bağlantı gerekmeden veri gönderebilir/alabilir. Dizüstü, vb. gibi birçok aygıt ‘Wi-Fi® Teknolojili’ olacaktır – bu, sözü geçen aygıtların her zaman tam donanımlı olacağı ve erişime izin veren herhangi bir yerel alan ağına bağlanabileceği anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

‘Fotoğraf makinesinden bağımsız’ adı verilen uzak flaş ünitelerine, fotoğraf makinesi gövdesine bağlantı kablosu gerekmeden otomatik olarak komut verilebilir. Pozlama ve flaş güç düzeyleri en iyi sonuçları vermesi için fotoğraf makinesi tarafından otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without bark. without skin. without shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without bark. rindless. shelled. circumcised. soft fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. aklâm). 1. Kamış. 2. Bir çeşit çubuğun, yazı yazmak üzere yontulup açılmışı: Kalem yontmak, açmak; kalemle yazı yazmak. 3. Umumiyetle yazı yazan Alet: Demir kalem. 4. Maden, taş ve tahta üzerine oymaya mahsus çelikten ucu keskin Alet: Madenci, taşçı, hakkâk kalemi; kalemle hakketmek. 5. Tülbent vesaire üzerine boya ile nakşetmeye mahsus ince fırça veya sivri tahta çöpü: Kalem işi; kalemkârî yemeni, yorgan yüzü. 6. Yazı çeşidi, hat: Güzel kalemi vardır; ince kalem; kalın kalem. 7. Nakış, resim: Karakalem = Siyah nakış. 8. Resmî dairelerin yazı işleri (tahrirat) daireleri, kâtiplerin toplanıp yazı yazdıkları oda: Kaleme devam etmek, muhasebe kalemi; aklâm efendiler. 9. Kalem biçiminde kesilmiş çöp ve çubuk: Ağacın dallarını kalem yapmak, kalem kesmek. 10. Aşılanacak ağacın yabanisinin yarığına takılmak üzere, istenen ağacın bir yıllık budaklarından alınıp kalem gibi kesilmiş olan sap: Ahlat ağacına armut kalemi aşılanır; bağı aşılamak için güzel kalemler bulmalı; kalem aşısı; aşı kalemi. 11. Çiçek hastalığına karşı aşılanacak çocuklara sürülecek aşının saklandığı zıvana: Çocukları aşılamak için taze kalem bulmalı. 12. Defter veya pusulada bir sırada ve bir rakamla yazılan şey: On beş kalem eşya aldık. Kalem açmak = Yontmak. Kendisi çok güzel kalem açar. Aşı kalemi = 1. Ağaca aşılanacak budak parçası. 2. Çocuklara aşılanacak çiçek aşısı hâvî zıvana. Kalem aşısı — Ağaç aşısı çeşitlerinden biri ki, kalem vurmakla olur. Kaleme almak = Yazı yazmak, bir mevzuu yazılı olarak söylemek: Güzel kaleme almış. Ehl-i kalem, erbib-ı kalem = Fikirlerini yazıyla iyi ifade edenler; yazarlar, münşîler. Kalem işi = bk. Kalemkârî. Bir kalemde = Birden, bir defada: Bir kalemde beş yüz lira verdi. Kalemböreği = İnce uzun bir nevi börek. Kalem parmaklı = Uzun ve düzgün parmaklı. Ceffel-kalem (Ar.) = Bir şeyi düşünmeden hemen hüküm vermek: Bu adamın ahlâksızlığına ceffel-kalem hükmetmek doğru değildir. Kalem çekmek = Çizmek, çıkarmak. Kalem kulaklı = Kulakları dikili ve düzgün at. Kalem keski = Sacın kenarını kesmeye mahsus soğuk keski. Kaleme gelmemek — Hiç ehemmiyeti olmamak, bir veçhile dikkat çekmemek: O iş kaleme gelmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. pencil. item. entry. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. pencil. item. entry. style. office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

item. pencil. pen. chisel. gouge. office handling the paperwork for a governmental department. entry. sort. shaft of an arrow. artists'medium. itemization. tool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قلم] kalem. 2.keski. 3.büro.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalem koyacak kutu, kalem mahfazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tülbent üzerine ince fırça ile nakışlar yapıp yazma yapan san’atkâr. 2. Oda duvarlarıyla tavanlarını çeşitli boyalarla süsleyen kimse: Bu tavanları süslemek için mâhir bir kalemkâr lâzım. 3. Gümüş, altın vesair çeşitli madenî eşyaya çelik kalemle nakışlar ve çiçekler, yazılar hâkkeden san’atkâr: Bu kutunun üzerindeki çiçekler dövme olmayıp kalemkâr işidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem-kâr elinden çıkmış, kalem işi, el ile nakş veya hâkkolunmuş: Kalemkârî yemeni, tavan, kutu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Ar. kalem, Fars. keşiden = çekmek). 1. Kalem çeken, yazan, yazıcı, kâtip. 2. Çizen, çizip çıkaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. reften = gitmek). Bir hükümdar veya hükümetin kalemi hüküm sürdüğü yani idaresi altında bulunan yer, ülke: Osmanlı devletinin kalem-revi dâhilinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kalem, Fars. zeden = vurmak). Yazılmış, kaleme alınmış, Ar. muharrer: Yukarıda kelem-zede-i beyân olunduğu üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. zeden = vurmak). Kalem çalan, yazan, tahrîr eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Hind Denizi’nde bir adanın isminden). 1. Sarı keresteli bir cins sandal ağacı. 2. Sarı taneli bir cins mısır buğdayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kalemle, yazı ile, Ar. tahrtren: Kelemen ifade etmek («tahriren» demek daha iyidir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kalemiyye). Kaleme ve yazıya yahut kâtip sınıfına ait: Merltib-i kalemiyye = Osmanlı devrinde kalemiyye sınıfından olanların mertebeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden kalem ve yazışma masraflarına karşılık ödenen vergi ve ücret: Beş kuruş da kalemiyyesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ قلمکاری] nakkaşlık. 2.kalem işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalemkâr san’atı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem kutusu, kalem koyacağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box. pencil case. pen box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box. pencil case. pen rack. penholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil tray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قلمرو] ülke, diyar, topraklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Daha çok başkasının adına kalem münakaşalarına girişen yazarlar hakkında alay yollu söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. tırâşîden = yontmak). Kalem yontmaya mahsus kesici Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpener. pencil sharpener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil sharpener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem yontmaya mahsus uzun saplı Alet yapıp satan san’atkâr: Eskiden kalemtıraşçılarla kâğıt makası yapan makasçılar da, hattatlar gibi hüner sahiplerinden sayılıp en ustalarının biyografileri yazılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) BÜkalemûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reed pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kanunu olmayan. 2. Kanuna aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. illegal. unlawful. lawless. illegitimate. illicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. unlawful. not covered by a law. lawless. against the law. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kanuna aykırılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness. nonexistence of law. unlawfulness. illegality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.

Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000’li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.

O devirde Mısır’da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.

Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.

Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan’da, Çin’de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere’de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.

O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.

Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömür kalemiyle yapılan resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyada bir şeye aldırmayan, endişe duymayan, lâkayd, lâübali: Kaygusuz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kökü olmayan. 2. mec. Temeli, mesnedi, dayanağı, aslı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rootless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rootless. baseless. unfounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kokusu olmayan, koku neşretmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odourless. scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torso. trunk. sleeveless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baldıra gelecek kısmı olmayan: Konçsuz ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copying pencil. carbon / idelible pencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusu olmayan, korkmaz, pervasız: Korkusuz adam. Korkusuz yol, korkusuz ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. dauntless. intrepid. unafraid. safe. courageous. stalwart. undaunted. unflinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. dauntless. fearless. intrepid. reckless. stalwart. undaunted. unflinching. courageous. daring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. intrepid. safe. audacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emniyet, selâmet, tehlikesizlik, sağlamlık. 2. Cesurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness. adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

categorical. unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconditional. without reservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Kültürü olmayan, cahil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illiberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowbrow. uncultured. uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncultured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil. lead pencil. black lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unleaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurumu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuskunu olmayan (at). 2. Perişan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admittedly. certain. doubtless. easily. indubitable. secure. unsuspecting. trustful. of course. certainly. surely. no doubt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuspecting. trusting. definite. absolute. certainly. doubtless. easily. by all means. and no mistake. open and shut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusuru olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultless. perfect. excellent. blameless. accomplished. beyond reproach. capital. clean. correct. final. flawless. ideal. immaculate. impeccable. indefectible. irreproachable. precise. free from taint. taintless. thorough. thoroughgoing. unblemished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultless. perfect. excellent. blameless. accomplished. beyond reproach. capital. clean. correct. final. flawless. ideal. immaculate. impeccable. indefectible. irreproachable. precise. free from taint. taintless. thorough. thoroughgoing. unblemished. defi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown. faultlessness. impeccability. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean hands. exactitude. perfection. profundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Siyah ve pek ufak taneli bir üzüm çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuz, meymenetsiz, Ar. menhûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kutsuz olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğu olmayan, güdük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailless. acaudal. brushless. rumpless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Muhtelif kurbağa çeşitlerini içine alen takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inutile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needless. redundant. superfluous. unnecessary. uncalled-for. superfluous gereksiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnecessary. unneeded. needless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz olan şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needlessness. unnecessariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needlessness. unnecessariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahsulü, ürünü olmayan, verimsiz.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Mikrobu olmayan, mikrobu öldürülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mikropsuz hâle getirmek, sterilize etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which lacks a seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kelâm» dan masdar) (c. mükâlemât). 1. Söyleşme, konuşma, iki kişi arasındaki konuşma. 2. Bir dili öğrenmek için iki dil üzere düzenlenmiş konuşma şeklinde temrinler: Fransızca mükâleme. 3. Muahede için iki devlet murahhasları arasında yapılan müzakere: O diplomat mükâlemeye memur oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dil öğrenmek için karşılıklı iki dilden konuşma örnekleri veren kitap: Fransızca Türkçe bir mükâleme-nâme (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «İmkânsız» yerine halk arasında kullanılır. Yanlış ve çirkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm»den masdar). İki kişi veya taraf arasındaki sulh ve barışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unhappy. unfortunate. joyless. infelicitous. woebegone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. crestfallen. downhearted. joyless. miserable. unhappy. in low spirits. in poor spirits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismal. joyless. lugubrious. moody. seedy. unhappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get down in the dumps / mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unhappiness. infelicity. misfortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکالمه] konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسالمت کار] barışçıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Irz ve edebi olmayan: Namussuz bir adam. 2. İffet ve doğruluğu olmayan: Namussuz bir kadının sözüne güvenilemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bent. corrupt. crooked. deceitful. devious. dishonest. dodgy. rascal. rogue. shady. shameless. scoundrel. dishonourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulous. immoral. unvirtuous. rotten wretch. damned thing. blighter. corrupt. crooked. dishonest. dishonourable. dodgy. double. ignominious. reptilian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unchasteness. dishonesty. roguery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Evrenin nuru, alemi aydınlatan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (ögsüz = annesiz’den). Yetim. Öksüzler babası = Yetimlere karşı merhametli zat. Öksüzbalığı — Renksiz bir çeşit kırlangıç balığı. Öksüz parmak = Başparmak. Öksüz sevindiren = Cicili bicili şey, az kıymetli şatafatlı şey. Öksüz anası = Fakir çocuklarını görüp gözeten kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphan. motherless. without relations/friends. motherless child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphan. fatherless. charity child. orphan child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an orphan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ölçülmemiş, götürü: Ölçüsüz pazarlık olmaz. 2. İtidalsiz, dengesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measureless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. extravagant. immeasurable. immoderate. unmeasured. measureless. incalculable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immoderate. measureless. unmeasured. uncalculated. incalculable. careless. haphazard. imprudent. excessive. beyond the measure of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmeasuredness. incalculableness. haphazardness. imprudence. immoderation. excessiveness. overmeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y k.) (i. gramer, mantık). Menfi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. negatory. unfavorable. unfavourable. deprecating. poorly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. unfavorable. negative menfi. negatif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. negatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortal. eternal. deathless. undying. everlasting. endless. imperishable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

everlasting. immortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortal. deathless. everlasting. stable. undying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortalize. perpetuate. to immortalize. to perpetuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to immortalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölümsüz, ebedî olma, Osm. lâyemût olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negation. negative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativeness. negativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativity. negativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negation. negative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativeness. negativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativity. negativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortality. eternity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ömrü kısa olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short-lived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without. without him. without her. without it. be. without him/her/it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without him / her / it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without. without him. without her. without it. be. without him/her/it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without him / her / it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignoble. dishonourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in self-respect. abject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignoble. dishonourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in self-respect. abject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of self-respect. dishonour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of self-respect. dishonour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unorganized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unorganized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Örtülü olmayan, üstü açık, çıplak: Örtüsüz karyola, minder, masa, sofra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered. unveiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb lacking a valid excuse. free from defect. unexcused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb lacking a valid excuse. free from defect. unexcused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utterly penniless. barehanded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utterly penniless. barehanded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرتوسوز] büyüteç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pulu olmayan. 2. mec. Parası olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stampless. unstamped. scaleless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth. clean-cut. sleek. glabrous. glare. glazed. fluently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even. fluent. smooth. without a hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth. even. free of problems. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soulless. spiritless. dull. inanimate. dead alive. impassive. stagnant. wooden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodless. deadpan. impassive. lifeless. soulless. stolid. toneless. inanimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiritless. lacking in energy or vigor. insipid. flat. dead. lifeless. bloodless. inanimate. languid. soulless. toneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inanimateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sâmân = servet, rahatlık, sûhten = yakmak). Mal ve mülkü yakıp mahveden: Sâmân-sûr bir yangın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Evrenin hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissonance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Gönül yakan. 2. Gönlü yanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). ı. Nihayeti olmayan, bitmez yer, tükenmez, Ar. ebedî, müebbed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endless. infinite. eternal. boundless. unending. abiding. abysmal. dateless. no end. no end of. illimitable. immeasurable. immortal. indefinite. interminable. limitless. never-ending. sempiternal. timeless. undying. without end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abiding. absolute. boundless. endless. eternal. everlasting. indefinite. infinite. interminable. timeless. unfailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite. endless. eternal. boundless. without end. everlasting. illimitable. immeasurable. limitless. timeless. undying. unending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become immortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nihayetsizlik, bilmezlik, tükenmezlik, ebedîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. infinity. endlessness. aeon. eon. everlasting. indefiniteness. infinite. the infinite. infinitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. infinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinity. endlessness. eternity. infinitude. kingdom come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any result.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unquestioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsible. flighty. feckless. unaccountable. trigger-happy. derelict. unamenable. undutiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. feckless. irresponsible. irresponsibility. feckless mesuliyetsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsible. errant. feckless. nonliable. unaccountable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility. flightiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility mesuliyetsizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility. nonliability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free of problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü soydan olan, alçak: Soysuz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. degenerate. person who comes from bad stock. low born of. small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gemein. minderwertig. verwerflich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degeneration. depravation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soysuz olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. satranç oyununda şahın kiş denmemiş fakat nereye oynarsa kiş denecek vaziyette olması, pata; iki taraftan her biri kımıldanamaz halde olma; faaliyetsizlik; f. satrançta şah demeden hareket edemez hale getirmek; kımıldanamaz hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabahatsiz, mâsüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not guilty. innocent. guiltless. blameless. harmless. clean-handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameless. clear. innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent. not guilty. blameless. clean handed. guiltless. in the clear. unimpeachable. unsuspecting. white handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabahatsizlik, Osm. bîgünahsızlık, mâsumluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blamelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence. white hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürümü olmayan, az satılan mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which is not in demand which is hard to sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unvarnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain. undecorated. unadorned. unembellished. austere. homely. simple. stark. uncoloured. unvarnished. uncolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Suyu olmayan, kuru: Susuz ova = Çöl; susuz yer. 2. İçecek su bulamayan, susamış: Uç gün susuz kaldık. 3. Suyu olmaksızın, su bulamadığı halde: Susuz yaşamak, susuz yol almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juiceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry. waterless. arid. thirsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterless. dry. without water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Su eksikliği veya yokluğu, kuruluk: Bu ovanın susuzluğu geûşmesini engelliyor. 2. Susama, su içmeme: Deve susuzluğa dayanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirst. thirstiness. lack of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought. thirst. waterlessness. aridity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterlessness. thirst. dehydration. being in a dehydrated state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milkless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milkless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şuûru olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconscious bilinçsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconsciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). («SÜhten» fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Yanma, tutuşma, ateş, hararet: SÜz-i dil = Gönül ateşi. Pür-sûz = Ateşli, yanan, yakıcı: Dilsûz = Gönül yakan, gönül yakmak. Ciğersû = Ciğer yakan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سوز] yanma. 2.yakma. 3.ateş. 4.yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. (. 1. Gönül süsleyen ateş. 2. (Musiki) Türk Muslkisi’nde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. F.). Türk Musikisi’ndeki 13 basit makamdan biri. Rast (sol) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yakan, yakıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سوزان] yakıcı. 2.yanıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yakan, yakıcı. Yanan, yanıcı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir sıvıyı süzgeçten geçirerek tasfiye ettirmek: Suyu, sütü süzdürmell.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb strain or filter sth. to drain. to infilter. to filter. to run-off. to dewater. to leach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İğne, ibre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزن] iğne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Topluca yapılan av.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yakan, yakıcı, pek tesirli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزنده] yakıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İnce bir çeşit nakış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümdar; başka memleket üzerinde hüküm süren devlet. suzerainty i. hükümdarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sıvıyı geçirip tortularını ve posasını tutmaya mahsus delikli kap ki çeşitleri olur: Süt, çay süzgeci. 2. İçine yabancı madde girmemek için tulumba vesaire borularının uçlarına takılan borunun çapının iki mislindeki Alet. Çobansüıged = Bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colander. filter. strainer. rose. spray head. cullender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filter. colander. strainer. drainer. diffuser. percolator. sprinkler. skimming dish. skimmer. arrester. jellybag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce süzgeç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whose lids are langourously lowered. thin. gaunt. haggard. drawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yanma, tutuşma ile ilgili. 2.(Mecazen): Ateşli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Türk musikisinin şed makamlarından biri. 2.Gönül ateşi, gönül sıcaklığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Yanma, yakma. J. Tesir, hüzün. 3. Yürek yanması, büyük teessür: SÜzişle anlatıyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزش] yanma, yangı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateşli, yakıcı. 2. Tesirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süzmek işi. (bk.) Süzmek. Süzülmüş, süzgeçten geçirilmiş: Süzme aşure, süzme yoğurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filtering. filtration. straining. infiltration. percolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filtering. filtration. percolation. decantation. looking attentively. strained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filtration. straining. filtering. percolation. filtered. infiltration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear / thick honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. (bir sıvıyı) Süzgeçten veya bir bez ve kumaştan geçirip tortuların geçmesine yol vermeyerek tasfiye etmek: Suyu, sütü süzmek. 2. mec. Yarı kapalı gözle bakıp incelemek: Kendisini baştan ayağa süzdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filter. ogle. pan. percolate. scan. to filter. to strain. to eye from head to foot. to look attentively. to halfclose the eyes. to examine closely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filter. to strain. to filter. to filtrate. to drain. to percolate. to clarify. to extract. to clear. to skin. to refine. segregate. to defecate. infiltrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوزناک] yakıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yakan, yakıcı. Dokunaklı. 2.Türk müziğinde basit bir makam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gökte süzülen ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glide. infiltration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Süzgeçten veya süzgeç yerini tutan bir şeyden geçirilip, tasfiye olunmak. 2. Hafif ve gizli bir surette kayarak gitmek veya uçmak. 3. Çok zayıflamak, arıklanmak: Bu hastalık yüzünden büsbütün süzüldü. 4. (gözler) Mahmur olmak, uykudan yarı kapanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be filtered. distil. distill. drain. filter. float. flow. glide. percolate. plane. ride. seep. soar. volplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filter. glide. infiltrate. ride. sail. slip. sneak. soar. steal. trickle. to be filtered. to be strained. to trickle. to glide. to soar. to lose weight. to get thin. to slip away. to creep away. to steal. to infiltrate. to run down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be strained. to be filtered. to run. to flow. to glide. to behave conquettishly. course. distil. drain. filter. infiltrate. percolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süzülmek fiilinin mânâsını kuvvetlendirmek için art arda kullanılır: Süzüm süzüm süzülüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabır ve tahammülü olmayan, tahammül edemeyen, dayanamayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient. intolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabırsızlık, tahammül edemeyiş, dayanamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very tasteless. very insipid. very boring. flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işi önceden düşünmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaltering. unhesitant. unwavering. without gloves. without hesitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat-heeled. low-heeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. free of sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballpoint. biro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. ball-point pen. ball point pen. ball point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not thrifty. spendthrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of thrift. improvidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairless. featherless. bald. bare. unfledged. plumeless. beardless. glabrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairless. featherless. pileless. napless. beardless. young.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfeathered. unfledged. downless. hairless. beardless. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tuzu olmayan veya eksik olan: Tuzsuz yemek. 2. mec. Tetsız, tuzsuz lakırdılar, tatsız, tuzsuz şaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without salt. salt-free. saltless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saltness. unsalted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucu olmayan. Uçsuz bucaksız = Sonu yokmuş duygusu verecek kadar geniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pointless. without a point. untipped. endless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Uğuru olmayan, bereketsi, hayırsız, Ar. meş’um, menhûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill omened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black. evil. inauspicious. ominous. sinister. evil omened. ill-omened. ill-fated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baleful. black. ill. ill- fated. inauspicious. ominous. potentous. unlucky. untoward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meymenetsizlik, bereketsizlik, hayırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill omen. ill luck. inauspiciousness. bad luck. evil. hoodoo. jinx. hex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jinx. bad luck. curse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hex. ill- omen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless. desperate. despairing. despondent. bereft of hope. remediless. bleak. dead-end. futureless. heavy-hearted. past hope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. blue. desperate. hopeless. despondent ümitsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I'm not too hopeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopelessness. desperation. despondancy. self-despair. bleakness. despair. despond. dismay. slough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despair. despondency. desperation. hopelessness. despondency ümitsizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless case. hopelessness. despair. dismay. distraction. qualm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unvoiced. surd. consonant. surd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consonant. unknown. obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inglorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tertib ve nizama aykırı, nizamsız. 2. (musiki). Ölçüsüz veya usûlü, ölçüsü bozuk musiki eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. unmethodical. illegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improperly done.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of method. inconsistency with the established rules of procedure. unlawfulness. irregularity. infraction of rules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uymaz: Bana uygunsuz geliyor. 2, LAyık ve münasip olmayan: Uygunsuz bir iştir. 3. Kötü harekette bulunan, terbiyesiz: Uygunsuz bir adam. 4. Yoldan çıkmış: Uygunsuz kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuitable. inconvenient. improper. wrong. indecent. unhandsome. incorrect. unseemly. derogatory. illegitimate. impolitic. inapposite. inappropriate. incongruous. indecorous. indelicate. ineligible. inexpedient. infelicitous. near the knuckle. malapr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. improper. inappropriate. inconvenient. indecent. inept. inexpedient. inopportune. obnoxious. undue. unearthly. unfortunate. unhappy. unseemly. untimely. wrong. unsuitable. out of turn. out of place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill- assorted. ill- matched. impolitic. improper. inapposite. inconvenient. inimical. inopportune. off. out of the way. ratty. tasteless. unapt. unbecoming. undue. unearthly. unfit. unhappy. unseemly. unsuitable. unsuited. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uymazlık. 2. Münasebetsizlik, uygun olmayan iş ve hareket. 3. Kötü hareket, kötü muamele, yaramazlık: Bu adamın uygunsuzluğu mâlûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuitability. unseemliness. impropriety. indecency. disorderliness. inexpediency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impropriety. inconvenience. mismatch. unsuitability. unfitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord. inaptitude. inconvenience. indelicacy. ineptitude. inexpediency. unfitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyumayan, uyuyamamış: Uykusuzum; bu gece uykusuz kaldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleepless. wakeful. unsleeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insomniac. sleepless. wakeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wakeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyumama, uyuyamama: Uykusuzluk adamı sersem eder.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde insomnia denilen uykusuzluğu doğuran nedenler çeşitlidir. Örneğin yorgunluk, mide şişkinliği, hazımsızlık, zayıflatıcı veya uyarıcı ilaçlar, fazla sıcak, rahatsız edici ışık, gürültü sinir bozukluğu, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, ağrılar, kalp veya akciğer hastalıkları, ateş, kaşıntı, günlük olayların etkisi, yatağın uygun olmaması, tedirginlik gibi nedenler uykusuzluğa neden olur. Uykusuzluğu doğuran nedeni bulmak gerekir. Basit uykusuzluklarda yatmadan önce sigara, çay, kahve gibi şeyler içmemek, müzik dinlemek, yatak odasını havalandırmak, bir bardak sıcak süt içmek ve sıcak banyo yapmak çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kakule, su.

Hazırlanışı : Yatmadan 1 saat önce kabukları çıkarılmış 5 tane kakule yenip üzerine bir bardak su içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insomnia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insomnia. sleeplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. discordant. maladjusted. inharmonious. incompatible. not adaptable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissonant. inadaptable. incongruous. inharmonious. square peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disharmony. discord. discordance. maladjustment. clash. disparity. dissonance. divided counsel. inadaptability. incompatiblity. inconsistency. inconsonance. mismatch. unconformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord. discrepancy. disparity. dissonance. lack of harmony. disharmony. discordance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disharmony. dissonance. disunity. incongruity. incoordinate. incoordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unclouded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bilgisiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of information. ignorance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir kalemde, birden: İsteklerini yek-kalem aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yolunda olmayan, münasip ve lâyık olmayan, münasebetsiz, Fars. nâ-hemvâr: Yolsuz iş, yolsuz hareket. 2. Nizam ve usûle aykırı. 3. Eskiden esnaf arasında veya kâhyaları tarafından işten men’olunmak cezasına uğratılmış: Filân arabacıyı yolsuz ettiler. 4. (argo) Parasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawless. unlawful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improper. irregular. trackless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Münasebetsizlik, münasebetsiz hâl. 2. Nizamsızlık, usûle aykırı hareket. 3. Esnaf arasında işten menetme cezası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defraudation. graft. lawlessness. malpractice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graft. illegality. malpractice. lack of roads. pennilessness. being broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregularity/corruption. corrupt practices. fraudulent conversion. graft. irregularity. malpractice. malversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arsız, utanmaz, yüzü pek: Arsız, yüzsüz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bare faced. barefaced. bold-faced. brash. brassy. brazenfaced. cheeky. fresh. gay. hard-bitten. hard-boiled. hardy. impudent. pushful. pushing. ribald. saucy. shameless. unabashed. unashamed. unblushing. conscience-proof. hard-nosed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. barefaced. brazen. cheeky. impudent. shameless. unabashed. impertinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefaced. brash. brassy. brazen. cheeky. hard- faced. unabashed. unblushing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arsızlık, hayâsızlık, utanmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. cheek. effrontery. lip. temetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suyun arıtılmasında, tuzunun giderilmesinde ve ayrıca sınai süreçlerde kullanılan, zardan yapılma filtreler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle’li sûznâk.

Türkçe Sözlük by