Alg ne demek? | Alg anlamı nedir? | Alg

Alg anlamı nedir?

Alg ne demek?

Alg anlamı nedir?

Alg | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: alg

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga suyosunu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz yosunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alan, fetheden, fatih.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya oraya indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. 2. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cebir ilmi. algebra'ic (s). cebir ilmine ait, cebirsel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cezayir. Algiers (i). cezayir (cezayirin başkenti) algerian (i). (s) Cezayirli. Algerine (i). (s). Cezayirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Cezayirli Algerine (i)., (s). Cezayirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağrıya hassasiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Afyon toplamakta kullanılan kaşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) idrâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception. sense. sensation. feeling. apprehension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception. perception idrak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceptional. perception. sensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceive. sense. comprehend. pick up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceive. to perceive. to sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense. to perceive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli. 2.Sevdalı, aşık, vurgun. 3.Hızlı akan su. 4.Renksiz, cılız, zayıf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). IX. yüzyıl Türk matematikçilerinden Musa oğlu Harezmli Muhammed’e, Araplar’ın verdiği «Alharezmî» kelimesinden, Batılılar’ın yaptığı bir terimdir. Ortaçağ’da ondalık sayı sistemine göre yapılan, sonraları ise, herhangi bir kaideye bağlı bulunan her çeşit hesap işlemine ad olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorithm. algorithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağatay hanlığı hükümdarı. (1266). Orta Asyayı ele geçirip Harezmden Afganistan’a kadar sınırlarını genişletti. Cengiz’in yasalarını şiddetle uyguladı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kırmızı gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Aklı alınmış. 2.Al renginde, koyu ve parlak pembe. 3.Tümsek, tepe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nev’i yabanî acı vişne.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Serap. 2.Allık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amalgam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy of mercury with another metal or metals; as, an amalgam of tin, bismuth, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture or compound of different things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native compound of mercury and silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To amalgamate. a combination or blend of diverse things; 'his theory is an amalgam of earlier ideas' an alloy of mercury with another metal used by dentists to fill cavities in teeth; except for iron and platinum all metals dissolve in mercury and chemist

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantages-color, breaks down in mouth releasing mercury and other trace metals Stains

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- color, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy or union of mercury with another metal; gold or other metal that has been coated with mercury by adhesion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver colored filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantages- expansion/contraction of metallic substance, color, breaks down in 10-20 y

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dental filling material, composed of mercury, silver and other metals, used to fill teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of different elements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture with mercury and silver, gold, copper or another metal, known since classical times A major use is in dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver filling material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver colored dental filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- color, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typical silver coloured filling made of mix of silver, tin, mercury, and some other trace elements like copper Advantages- placement easier than other materials, cost Disadvantage- colour, breaks down 10-20 years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy containing mercury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A physical alloy of mercury with one or more other metals. a mixture of silver and mercury that has been used for fillings since the mid 1800s Expands and contracts over time eventually damaging or fracturing the tooth Definitely not part of 21st century

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of silver, mercury, and other metals that is used to fill cavities in teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The combination of mercury with one or another metals after milling, generally gold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Silver-colored filling material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tooth filling. the most common material used for fillings, also called silver fillings; a mixture of mercury , silver, tin, copper and zinc used for fillings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Silver-mercury alloy used for dental purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dental filling material, composed of mercury and other minerals, used to fill decayed teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alloy containing mercury. an alloy of mercury with another metal used by dentists to fill cavities in teeth; except for iron and platinum all metals dissolve in mercury and chemists refer to the resulting mercury mixtures as amalgams. a combination or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). malgama, cıva ile başka bir madenin karışımı; karışım, mahlut; iki şeyin birbirine karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cıva ile başka bir madeni birbirine karıştırmak: karıştırmak; karışmak, bileşmek. amalgama'tion (i). cıva ile bir madeni birbirine karıştırma; karışma; millet, firma, ırk veya ailelerin karışması; halita, karışım, alaşım, imtizaçtan hasıl o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). analjezi, ağrı duymazlığı. analgesic (i)., (s)., (tıb). ağrı kesen ilâç; (s). analjeziye ait, analjezi hâsıl eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ağrı kesici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski tıpta ahlât-ı erbaanın (4 hılt’ın) biri. (bk.) Hılt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Solunum yollarında tahriş ve iltihap dolayısıyle meydana gelen, çok defa öksürerek çıkarılan sümüklü madde. Balgam çıkarmak. Balgam sökmek. Balgam atmak = Yapılmakta olan bir iş hakkında şüphe uyandıracak şekilde konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sümüksü, cerahatli veya kanlı görünüşte bir maddedir. Bronşitin işareti olabilir. Aşağıdaki reçeteler balgam söktürücü olarak kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tere tohumu.

Hazırlanışı : 1 tatlı kaşığı tere tohumu, havanda dövülür, az su ile içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pituitary. mucus. phlegm. expectoration. sputum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mucus. phlegm. sputum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (mü. balgamiye). 1. (tıp) Balgama mensup ve müteallik: Mizâc-ı balgamî. 2. Balgam renginde, kehriba gibi dalgalı taş. Buna Hacıbektaş Can da denir. Vazo, sigara tablası v.s. yapımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mucous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bal’a doymuş. 2.Çok tatlı, bal gibi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mantık ve elektronik hesap makinelerine uygulanan bir çeşit cebir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yatağı taşlık olan ve gürültüyle akan su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «çalmak» tan. Eski Türkçe’si: çalav). 1. Musiki Aleti, saz: Piyano güzel bir çalgıdır. 2. Musiki, Ahenk, nevâ: Çalgı çalmak, çalgıyı sever misiniz? 3. Musiki takımı, saz takımı, hânende ve sâzendeler: Filân evde çalgı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. musical instrument. music instrument. ax. axe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. musical instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musical instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalgı çalan, bir saz çalmayı sanat edinen adam, sâzende, mutrıb. Çalgıcı otu = Turpgillerden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir saz çalan adamın sanatı, sâzendelik, mutrıblık: Çalgıcılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). kalp ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Cezayir.

Nüfus: 27.895.000.

Yüzölçümü: 919.595 km2.

Komşuları: Batıda Fas, Güneyde Moritanya, Mali ve Nijerya; Doğuda Libya ve Tunus.

Önemli Şehirleri: Cezayir, Wahran, Qacentina.

Din: %99 Sunni Müslüman.

Dil: Arapça ve Berberi Fransızcası.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Ulusal Kurtuluş Cephesi, İslami Kurtuluş Cephesi, Sosyalist Güçler Cephesi, Cezayir’de Demokrasi Hareketi.

Tarih: Ülkenin bilinen ilk yerlileri, Berberilerin, Romalıların, Vandalların ve son olarak da Arapların atalarıdır. 1518’den Fransa’nın yönetimi devraldığını 1830 yılına kadar, ülkeyi Türkler yönetti. Geniş ölçekli Avrupa göçleri ve Fransızların kendi kültürlerini yerleştirmeye çalışmaları, Arap milliyetçiliğinin bir gerilla savaşına atılmasını önleyemedi. Barış ve Fransızların geri çekilmeleri Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle ile müzakere edildi. Bağımsızlık 5 Haziran 1962’de geldi. 1965’te askeri bir darbe olup da Albay Hovari Boumedienne liderliğe gelinceye kadar, bu iç savaşın galibi ve ülkeyi yöneten Ahmet Ben Beila idi. 1967’de Cezayir İsrail’e savaş ilan etti. ABD ile bağlarını kopardı ve SSCB ile askeri siyasi bağlar kurdu. 1988’deekonomik sıkıntıları protesto eden ayaklanmalarda 500 kişi öldü. 1989’da ise seçmenler, çok partili sisteme geçişi düzenleyen yeni bir anayasayı onayladılar. Hükümet islam kökten dincilerinin kazanacağı tahmin edilen 1992 Ocak seçimlerini iptal etti ve cezayiri 10.000 camisinde yürütülen tüm din dışı faaliyetleri yasakladı. 29 Haziran 1992’de devlet başkanı Muhammed Boudiaf uğradığı suikast sonucu öldü. Gruplar arası çatışmalar halen devam etmektedir.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultrashort wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Deniz suyunun veya başka suların rüzgârın tesiriyle oynayıp sallanması ve köpürmesi. Ar. mevc. 2. (fizik). Akışların devirli hareketlerinde bir devir içindeki hareket: İstanbul Radyosu orta dalga üzerinden yayın yapar. 3. Gizli iş, dalavere: Bu işte bir dalga var, ama ne olduğunu anlayamadım. 4. Esrar, eroin gibi uyuşturucu maddelerin verdiği keyif hali. 5. Dalgınlık. Dalga boyu uzunluğu (fizik) = Devirli hareketlerde bir devir içindeki hareketin yayıldığı uzaklığın ölçümü: Kırmızı ışığın dalga boyu 0,7 mikrondur. Dalga dalga = Açıklı koyulu: Badana dalga dala olmuş. Dalga geçmek = Ortadaki işle uğraşmayarak aklı başka yerde olmak. Dalga gibi gelmek = Birbiri ardınca, çok çok gelmek. Dalgayı başa almak = Gemi veya sandalın başını dalgaların geldiği yöne çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave. undulation. crimp. sea. thingumabob. thingumajig. thingummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. gadget. wave. undulation. trick. intrigue. jigger. affair. sweetie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave. band. crimp. sea. swell. hidden catch. billow. surge. oscillation. undulation. jaw. corrugation. absent-mindedness. love affair. upsurge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Denizin yel esince oynayıp kabarması. 2.Denizde hareketli su kütlesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength. wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Deniz suyu devinimlerinin oluşturduğu gücün enerji üretiminde kullanılabileceği, potansiyel yenilenebilir enerji kaynağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işine ciddiyet ve dikkatle sarılmayan, teobel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remiss. daydreamer. woolgatherer. shirker. slacker. malingerer. tricky fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who does not take his / her work seriously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir limandaki tekneleri dagalarm tesirinden korumak için denizde yapılan set.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir limanı akıntılardan ve gelgitlerden korumak amacıyla gelgite açık koylarda, göllerde yada ırmaklarda gerçekleştirilen yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater. jetty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jetty. mole. breakwater. wave braker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalgalı hale getirmek, dalga çıkarmak, talazlandırmak. Osm. temvîc etmek: Lodos denizi dalgalandırdı. 2. Dalgalı göstermek. Osm. temevvüc ettirmek: Rüzgâr, çayırları dalgalandırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave. to agitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make waves in. to wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undulation. fluctuation. ripple. roll. ruffle. surge. surging. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. surge. fluctuation. undulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluctuation. undulation. waviness. surging. waving. rolling. undulating. oscillating. wave motion. surge. oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalga peyda etmek, dalgalı olmak. Ar. temevvüc. Osm. telâtüm etmek: Lodostan deniz dalgalandı. 2. Dalgalı görünmek, temevvüc etmek: Rüzgârdan saçları dalgalanıyordu. 3. Dalgalar peyda ederek yürümek veya koşmak: Koyun sürüsü dalgalanıyordu. Bayrak dalgalanmak = (bayrak) Rüzgâr tesiriyle kıvrılıp açılmak. Mecâzen de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billow. surge. to wave. to undulate. to billow. to become rough. to float. to fluctuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rough. to be waved. to float. to change with the market. fluctuate. oscillate. roll. surge. undulate. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalgası olan. Ar. mütemevvic: Dalgalı deniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy. undulating. rough. choppy. alternating. waved. undulated. corrugated. billowy. flowing. restless. undate. undated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choppy. corrugated. rough. rough. wavy. undulating. watery. corrugated. alternating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating. wavy. rough. undulating. corrugated. moiré. harmonic. fluctuating. oscillating. surging. rolling. curly. floating. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate current, alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. still. not rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mercan, inci vesaire avlamak veya denizin dibine düşmüş şeyleri çıkarmak için denizin dibine dalmaya alışık adam: Denizin dibine dalgıç indirmek, dalgıç daldırmak. Dalgıç kuş = Balık tutmak için suyun içine dalıp yine çıkan kuş çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diver. frogman. plunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diver. plunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aqualung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dalmış, kendinden geçmiş adamın hâli. Osm. bîhûşluk, medhûşluk, istiğrak: Sıtmadan sonra bir dalgınlık geldi. 2. Alıklık, unutkanlık: Küçükken zeki idi, sonra kendisine bir dalgınlık geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-minded. plunged in thought. absent. vacant. lost. far-off. dreamy. woolgathering. abstracted. deep. distrait. engrossed. faraway. glassy. meditative. moony. pensive. preoccupied. reflective. ruminant. ruminative. self-absorbed. thoughtful. unh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. abstracted. contemplative. dreamy. faraway. pensive. vacant. woolgathering. absent-minded. preoccupied. distracted. lost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-minded. lost in thought. abstracted. contemplative. forgetful. glassy. lost. moony. pensive. wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be lost in thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstractedness. absence. absence of mind. abstraction. woolgathering. kef. pensiveness. reverie. thoughtfulness. vacancy. vacuity. wandering. absent-mindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. oblivion. oversight. woolgathering. absent-mindedness. absence of mind. abstraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-mindedness. abstraction. contemplation. detachment. distraction. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DALIŞ) (i.). Suyun altından yüzme, dalma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karın ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedenin ve özel likle başın bir tarafının ağrıması, yarım baş ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İspanyol asılzadesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak mevsimde buharın çukurca ovalara yaslanıp uzaktan su gibi görünmesi, serap (İstanbul şivesinde kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalgay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırım Hanlığı’nın veliahtlerine verilen unvan: Kalgay Murad Giray.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İzci kumandanı. 2.Kırım hanlığında veliahta verilen unvan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalkımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(.). Sıçramak, fırlamak, hoplamak, şaha kalkmak: At, balık kalkıdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıçratmak, fırlatmak, şahlatmak: Seğirtip atını kalkıtan şehsüvar. Çobankalkıtan = Bir bitki, Fr. tribulus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalkıyanotu = Kolgan dahi denilen bir cins diken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Civanın başka bir madenle karıştırılmasından meydana gelen madde.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışken, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonra da yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullanılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ ve şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildin Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırınına, giysilerinizden birini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırının içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacak ve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışkenn, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonrada yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullnılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ, şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildir. Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırına, giysilerinizdenbirini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırını içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının

çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacakve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kas ağrısı, kasınç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., böbrek sancısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. şiddetli sinir ağrısı, nevralji. neuralgic s. nevraljiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özlem; vatan hasreti, sıla hastalığı. nostalgic (s.) vatan hasreti kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) diş ağrısı. odontalgic (s.) diş ağrısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kulak ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (min.) kırmızı zırnık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Turpgillerden kökü sebze olarak kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnip. cole-seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swede. turnip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnip. rape. colza.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(brassica napus): Turpgiller familyasından; toprak altında şişkin bir yumru yapan, topaç biçiminde etli ve tatlı yumrumsu, iki yıllık bir bitkidir. Yaprakları parçalı ve tüylü, çiçekleri sarıdır. Yurdumuzda kökü basık ve yuvarlak olanlar makbüldür. İçeriğinde B vitamini ve madeni maddeler vardır. İdrar söktürür. Romatizma ve nikriste faydalıdır. Mafsal şişliklerini indirir, şikayetleri giderir. Böbrek kumu ve taşının düşürülmesine yardımcı olur. Kullanıldığı yerler: Apse, dolama, kan çıbanı ve donmalarda kullanılır. Ergenlik sivilcesi ve egzama gibi cilt hastalıklarında faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Akciğerleri ve bronşları temizler, vücuda rahatlık verir. Boğaz iltihaplarını giderir. Nekahat devresini kısaltır. Kabızlığı giderir. Vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır. Şeker hastalarının susuzluğunu giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Vücuttaki bezler tarafından yapılarak kana veya başka organlara salınan sıvı madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretory. secretion. excretion. discharge. humor. humour. juice. liquor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretion. slime. secretion ifraz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretion. ejection. excretion. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrete. to secrete. to excrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to secrete. excrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Salar, hücum eder: Salgın köpek. 2. Herkese kolaylıkla geçen, salgın hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious. epidemic. rife. epidemic. epidemical. outbreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outbreak. contagious. epidemic. invasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic. outbreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Menegokok adı verilen bir çeşit mikrobun; beyin zarına yerleşmesi ve orada iltihaplanmalar meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalıktır. Hastalık, boğazlarında mikrop taşıyan hastalar veya kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında menenjit mikrobu taşıyan sağlam kimseler tarafından bulaştırılır. Hastalık çoğu kere üşüme, titreme ve ateşin birdenbire yükselmesiyle başlar. Halsizlik, başağrısı, ve kusma görülür. Dudak ve burun deliklerinin kenarlarında uçuklar belirir. Gözlerini açmakta zorluk çeker. Bir süre sonra, ensesi sertleşmeye ve başını öne eğememeye başlar. Hiç vakit geçirmeden tedaviye başlamak şarttır. Aksi halde, ölümle sonuçlanabilir. Bu günkü tedavi yöntemleri sayesinde hastanın sağlığına kavuşması mümkündür. Salgın menenjit salgını sırasında sağlıklı kimseler hastalarla görüşmemelidir. Kalabalık yerlere gidilmemelidir. Bütün vücudun, özellikle ağız ve burunun temiz tutulması gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Senkronize algılama, AM istasyonlarındaki kısılma ve parazitleri azaltmak için kullanılan bir demodülasyon yöntemidir. LW, MW ve SW bantlarını en iyi koşullara ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Üşütmekten meydana gelen keyisizliği gidermek amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Toz şeker, karabiber, su.

Hazırlanışı : Bir tatlı kaşığı toz şeker ile 1 tatlı kaşığı toz karabiber karıştırılır. 1 bardak suda eritildikten sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catarrh. chill. cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold. common cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dahili lens motoru, daha hızlı otomatik odaklamanın yanı sıra daha sessiz ve sorunsuz bir çalışma sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string instruments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Elektromanyetik enerjinin bulunmasıyla sözgelimi havadan fotograf çekme gibi, fiziksel özelliklerle ilgili uzak mesafelerden bilgi toplama yöntemi. ( Remote sensing )

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i, tlb çarpık bacaklı: i bacak çarpıklığı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

percussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serap.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Serap, ılgın. 2.Alev.

İsimler ve Anlamları by