Alı-hımmet ne demek? | Alı-hımmet anlamı nedir? | Alı-hımmet

Alı-hımmet anlamı nedir?

Alı-hımmet ne demek?

Alı-hımmet anlamı nedir?

Alı-hımmet | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ali himmet

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A.Alî yüksek A. himmet). Himmeti çok ve büyük olan, yüksek himmetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Alâ’lar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Abası olan, aba giymiş olan. 2. Hırpalanan veya hakkı çiğnenen kise: Vur abalıya!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombast. tall. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah’ın kulu. Ali kelimesi Kur’an’da Allah’ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah’ın kulu. Alim kelimesi Allah’ın 99 isminden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratan, yoktan vareden, yaratıcı Allah’ın kulu. - Halik, Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah’ın kulu. - (bkz.Halim). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah’ın kulu. - Malik; Allah’ın isimlerindendi. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah’ın kulu. - Vali, Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Vali).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annotated. annotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kir çıkarmaya mahsus sabun ve saire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) Yunus familyasından yırtıcı bir balık. Bazılarının boyu yirmi beş metreyi bulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ada ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adaliye, anatomi). Sinirli etlere, balıketine mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hormondur. Böbrek üstü bezleri tarafından çıkarılır. Hekimlikte çeşitli amaçlarla kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenaline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenalin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crystalline substance, C9H13O3N, obtained from suprarenal extract, of which it is regarded as the active principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is used in medicine as a stimulant and hemostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a catecholamine secreted by the adrenal medulla in response to stress ; stimulates autonomic nerve action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenalin , adrenaline , adrenin , adrenine , epinephrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adrenalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

African. inhabitant of Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağa unvan ve hal ve sıfatı. 2. Mec. Kerem, fazi, yüksek makam. 3. Kibir, gurur, azamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality of an agha. being an agha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آغالش] kışkırtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağdalanmış. 2. İfadesi ağır, anlaşılması güç yazı : O muharririn yazıları çok ağdalıdır. Yabancı olduğundan anlaşılması güç (deyiş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semi-solid. consistent. coagulated. florid. of rich elaborated style. bombastic. highflown. flowery. redundant. syrupy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously wounded. badly wounded. badly injured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the habit of using a particular expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Ağlayacak hale gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hâl, özellikle aybaşı kanamasının başladığı ilk gün görülür. Bazı kimselerde, ağrılar aybaşı kanamasının başlamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve kanamanın başlamasıyla kesilir. Bir kısmında da kanama başlamadan, kanama görülen günlerde ve sonraki birkaç gün içinde hissedilir. Bu çeşit ağrılara, çoğunlukla 18-24 yaşları arasındaki kadınlarda rastlanır. Ağrı, göbek altında veya bacakların üst kısmında kasılmalar şeklinde başlar. Kusma görülebilir. Yüz, sararır ve terleme artar.

Tedavi için gerekli malzeme : Kimyon, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya; 1 kahve kaşığı kimyon konur. Ilındıktan sonra içilir. Günde, iki kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud mouthed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ehl» lisanımızda başka şekilde kullanılır). 1. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar. Anadolu, Rumeli, İstanbul ahalisi. 2. Halk, umum, nâs: Ahali için, ahalinin rahatını düşünmeli, (bk.) Ehl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk. population. inhabitants. people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the people. the inhabitants of. population. the public. community. resident community. resident population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهالی] halk, ahali, insan topluluğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ö-mer Paşa). Türk hekim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kefala benzer bir cins göl balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Paraya bağlı, paralı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, zengin.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل بالغ] ergin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hısımlık, yakınlık: Aramızda akrabalık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. alliance. blood. kindred. relationship. kinship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinship. cognation. blood. connection. kindred. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connecting. indirect. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Günün hadiseleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. actualité

güncellik

Güncel olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newsreel. topicality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. actualisme

fel. edimselcilik

Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıntısı sert, soğuk, tatlı sularda bulunan bir cins leziz balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout. salmon trout. grilse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renklerde, rengârenk. Alacalı bulacalı = istenmiyecek, hoşa gitmiyecek surette çok renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mottled. pied. motley. multicoloured. speckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley. speckled. mottled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having many bright colours. spotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renkler taşıyan şeyin hali. mec. Sebatsızlık, mizaç değişikliği, karaktersizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation of European ways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Münasebet ve ilişiği olan: O da bu işte alâkalıdır. 2. Aşık, gönül vermiş: Bir kıza alâkalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. related.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. having a claim. pertinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konuşma kabiliyetinin yok oluşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

losing altitude. going down. losing esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster mold. gypsum mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Arası kesilmeksizin, arka arkaya, birbiri ardınca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی التوالی] peşpeşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Uluv» dan smüş.) (mü. Aliyye) (c. aliyyât). Yüksek: (Başlıca müennesi kullanılıp, müzekkeri yerine Alî» denir). Evâmir-i aliyye = Yüksek (makamdan gelen) emirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Uluv» den if.) (mü. Alîye). 1. Yüksek, yüce: Alî bir bina, Alî bir kasır. 2. Yüksek değerli, yüksek mertebe sahibi: Cânib-i Alîlerine; makamât-ı Alîye, fermân-ı Alî. Bâb-ı Alî. (bk.) bâb. Mekteb-i Alî, mekâtib-i Aliyye = Yüksek okullar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the fourth caliph of Islam who is considered to be the first caliph by Shiites; he was a cousin and son-in-law of Muhammad; after his assination Islam was divided into Shiite and Sunnite sects United States prizefighter who won the world heavyweight champ

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States prizefighter who won the world heavyweight championship three times. the fourth caliph of Islam who is considered to be the first caliph by Shiites; he was a cousin and son-in-law of Muhammad; after his assination Islam was divided into Shii

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cousin and son-in-law of Mahomet, the beauty of whose eyes is with the Persians proverbial; insomuch that the highest term they employ to express beauty is Ayn Hali - Chardin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Annual Limit on Intake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cousin and son-in-law of Muhammad; one of orthodox caliphs; focus for Shi'is. the name given to the Marshall amplifiers that came after the plexi's and had aluminum front panels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ATM Line Interface Interface between ATM and 3G systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

N: they ; everything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acer Laboratories Inc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Law Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fourth of the four Rightly-Guided Caliphs and the cousin and son-in-law of Muhammad He was raised by Muhammad and was the second to embrace Islam after Khadeejah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی] yüce; yüksek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yüce, ulu, yüksek. 2.Hz.Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Yüce han.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bahtı yüksek, çok tâlihli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek F. câh = mansıb). Büyük mesnet ve mansıpta bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Ali = Yüksek F. cenâb = cânib). Haysiyetli, yüksek karakterli, küçüklüğe düşmeyen, hasis olmayan, cömert, açık elli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A.Alî yüksek A. himmet). Himmeti çok ve büyük olan, yüksek himmetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek kadr = derece, mertebe). Kıymet ve derecesi yüksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek makam = yer), yeri yüksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek mekân = yer). Yeri ve rütbe ve makamı yüksek olan (mecazen de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksekşan = şanlı). Şan ve şerefli yüksek olan: Nişân-ı Alî-şân; vezîr-i Alî-şân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek tebâr = soy). Büyük bir nesil ve soya mensup olan, şerefli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) «Abâ ehli» demektir. Hz. Muhammed’in aile üyelerine (kızı Hz. Fatma, damadı Hz. Ali ve torunları Hz. Hasan ve Hüseyin’e) denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (Lat). namı diğer, diğer ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (huk). suç işlendiği anda zanlının başka yerde bulunduğunu ispat etmesi; ABD, (k).dili özür, mazeret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî erik çeşitlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thorn apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawthorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Ekşimuşmula): Gülgillerden; kırlarda yabani olarak yetişen bir ağaçtır. Meyveleri; küçük muşmulaya benzer, kırmızı renklidir. Tadı mayhoştur. Hekimlikte meyvesi kullanılır. Kullanıldığı yerler: Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالی جاه] yüksek dereceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i) (Erkek İsmi) - Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. - (bkz.Ali ve Can).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی جناب] cömert. 2.haysiyetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eli açıklık, cömertlik, Alîcenâb olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

sıfat, eskimiş (a:li:cenap) Arapça 1. Cömert. 2. Onurlu, şerefli: "Senin annen mert, doğru ve alicenap bir kadındır."- Halide Edip Adıvar. 3. zarf Onurlu, şerefli bir biçimde: "Başkalarını tesir altında bırakması, zamanında alicenap davranması onun hakikaten kuvvetli bir kadın olduğunu ispat etmektedir."- Asaf Hâlet Çelebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurnazca ve haince tertip. «Alicengiz oyunu» tâbirinde geçer: Öyle bir alicengiz oyunu oynadı ki adamcağız mahvoldu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Akla gelmez, şeytanca, beklenmedik ve umulmadık tarzda anlamlan ile “Alicengiz oyunu” deyiminde geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Alan, Ahiz. 2. Satın alan, müşteri, tâlib: Bu malın alıcısı yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipient. buyer. consumer. customer. purchaser. client. taker. addressee. receiver. receiving set. acceptor. accepter. consignee. distributee. pickup. recipient. set. sounder. vendee. wireless receiving set. wireless set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addressee. buyer. client. customer. purchaser. recipient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buyer. addressee. receiver. sink. taker. client. consignee. purchaser. shopper. recipient. customer. emptor. film camera. getter. motion picture camera. perquisitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receive transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transceiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameraman. operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yabancı, yabancı uyruklu, ecnebi; başka Irktan olan kimse; bazı hak veya imtiyazlardan mahrum olan kimse; hariçte bırakılan kimse; (f). başkasına devretmek (mal v.b.) ; muhabbetini soğutmak. alienable (s). satılabilir, ferağı kabil. un

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yabancı uyruklu; yabancı özellikleri olan; yerleşmemiş; uymamış, intibak etmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). diğerine feragat ve temlik etmek, ferağ etmek; soğutmak, vazgeçirmek (aşk). aliena,tion (i). aşktan vazgeçirme , soğutma; diğerine feragat ve temlik etme; dini müesseselere ait mülkü ellere verme; akli dengesizlik. alienator (i). diğerine f

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akıl hastalıkları uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kanat şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aydınlanmış, ışıl ışıl, ışıkları yanmakta olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). konmak (kuş v.b.); at veya arabadan inmek; on i/e birdenbire bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıraya dizmek, sıraya koymak. alignment (i). sıraya dizme; hiza çizgisi; iki nokta arasında muhayyel bir doğru çizgi çekme; (müh). aynı hizada olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek, F. güher = cevher, tıynet). Karakteri, cevheri yüksek, karakter sahibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Yaratılışı ve mayası yüce ve değerli olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ilâh), (bk.) İlâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آلهه] ilahlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی همت] yüce himmetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «almak» tan). Çalık, meczûb, budala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. stupid. nimcompoop. ninny. purblind. simpleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی قدر] saygıdeğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yüksek kıymette olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğ(Erkek İsmi) 2.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). benzer, aynı; (z). birbirinin aynı olarak, farksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Son derece zorba» anlamındaki «alikıran baş kesen» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be astounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Çalıklık, meczupluk, budalalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. imbecility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir müddet için bir yerde tutmak: Beni yatıya alıkoydular. 2. Bir kimsenin yapmakta olduğu veya yapmak istediği işe engel olmak: Adamcağızı yolundan alıkoydular. 3. Bir maksatla ayırıp bir kenarda tutmak: Bu defteri arkadaşım için alıkoydum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be detained. to be set aside as a reserve. to be held in for a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detainment. detention. keeping back. retaining. retention. withholding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detain. keep from. keep. hold up. hold. delay. withhold. restrain. retain. check. constrain. deforce. disable. hinder. incapacitate. intercept. keep in. preclude. retard. stay. stick. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debar. detain. deter. stop. to keep. to keep back. to detain. to delay. to hinder. to stop. to prevent. to deter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold in for a while. to detain. to keep from doing sth. to set aside. delay. hold. hold back. intern. keep. retain. stay. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «illet» den smüş.) (mü. alîle). 1. Hasta, marîz, sayru, üzgün. 2. Sakat, bedeninin bir uzvu kusurlu veya noksan: Zavallı alîldir çalışamıyor. 3. Kör, gözleri sakat, Amâ, gözü görmeyen: İki gözden alîl. 4. Kendisine musallat olup rahat bırakmaz sar’a gibi bir illeti olan, illetli: Alîl olduğu için askerlikten muaf tutuldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليل] hasta, hastalıklı, illetli. 2.sakat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «almak» tan). 1. Almak fiili. 2. Mübayaa, iştirâ: Alım satım = Alış veriş. 3. Mermilerin yetiştiği mesafe, atım, menzil. 4. Gözün yetişebildiği, gördüğü mesafe: Alımlı zağar = Uzağı gören köpek. 5. Göz ve gönlü çeken hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. «ilim» den). Bilir. Alîmallah = Allah bilir. Yemin yerine kullanılan bu tâbir, Arapça’ya mahsustur. «Alîm-aliah» suretinde dahi yazılıp o halde «Allah alîm» de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. glamour. purchase. buying. glamor. capacity. volume. intake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking. buying. purchase. attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erudite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savant. knowing. who knows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. learned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالم] bilgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليم] çok bilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok okumuş, bilgin.,2.Çok bilen. 3.Sonsuz. İlim sahibi. Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’an’da Cenab-ı Hakk’ın ismi olarak 13 yerde geç(Erkek İsmi) “Abd” takısı alarak da kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase and sale. business. trade. commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Trading in Securities)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی مقام] yüksek makamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Allah bilir. (Yemin sözü olarak kullanılır): Dediğimi yapmazsan alimallah seni döverim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alime yakışır surette: Alimâne bir tavırla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who collects payments. collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Alim).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yiyecek, gıda, beslenme; maişet, nafaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beslenmeye ait, besleyici alimentary canal hazım borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beslenme, besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaplı. aluminum, ing

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alımı olan: Onun pek alımlı hali vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. charming. comely. endearing. engaging. fetching. prepossessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaging. attractive. charming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nafaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alımı olmayan: Alımsız bir taze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başın ön tarafının üst kısmı, göz ve kaşların üstüne gelen ciheti: Osm. Nâsiye, cebîn, pîşânî. 1. Her şeyin ön ciheti, cephe: Binanın alnı 2. Yüz, veçhe, çehre. 3. Gösteriş, dış görünüş. 4. Cür’et, hayasızlık, küstahlık. Alnı açık = Utanacak işi olmıyan, afif, namuslu. Alnı ak = Kabahatsiz, mâsum. Alın teri = Meşakkatli ve namuskârane iş ve çalışma. Alın derisi, damarı = hayâ: Alnının damarı patlamış = hayâsız. Alın karışlamak = İnkâr makamında Aferin demek, beğenmek: Bu işi yapabilenin alnını karışlarım. Alınyazısı = Kader, mukadderat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Alınlık, alınlı (bk.) Alın vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frontal. forehead. brow. front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brow. forehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forehead. brow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğru, güvenilir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی نظر] yüksek görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Makbuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. acknowledgement. quittance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. receipt makbuz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgement. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered post / mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyden alınan, her sözü kendi aleyhine tefsir edip gücenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift to take offence. easily offended. touchy. sensitive. fragile. susceptive. susceptible. sore. pettish. petulant. squeamish. stuffy. edgy. irritable. techy. tender. testy. tetchy. ticklish. tickly. umbrageous. thin skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. irritable. petulant. sensitive. squeamish. touchy. thin-skinned. quick to take offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alnı enli, geniş alınlı. 2. Hayâsız, küstah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadınların alına taktıkları altınlı ve emaslı süs. 2. Binaların cephesine takılan levha ve kitabe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fronton. frontal. pediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

façade. frontal. hand plate. front plate. scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclusion. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reception. umbrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ahzolunmak. 2. Söylenilen bir sözü kendi üstüne alıp gücenmek, zanna düşüp çabuk müteessir olmak: Bu adam çok alınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be offended. get the needle. take offense. take offence. take umbrage at. be enrolled. be enroled. gain admission. resent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resent. passive of almak. to resent. to take offence. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bought. to take offense at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borrowing. citation. excerpt. quotation. quote. extract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quoted passage. quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Alın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (mat), bir sayıyı tam bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Almak fiili ve tarz ve sureti, (bk.) Almak. 2. Satın alma, mübayaa, iştira. Alış veriş = Alım satım, ahz-ü İtâ, dâd-ü sitâd. 3. Bir mevkiin bir noktadan görünüşü, nezareti:’ Buranın alışı çok güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buying. taking. receiving. reception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking. receiving. purchase. buying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase. buying. taking. receiving. buy. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase price. buying price. buying rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alış vesaire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Hükümdarların en yücesi. Alişah Taceddin. (?-1324). İlhanlı veziri.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی شان] şanı yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Şan ve şerefi yüce ve yüksek olan çok değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ülfet etmiş: Ben soğuğa alışığım. 2. Vahşilikten kurtarılıp evcilleştirilmiş: Alışık hayvan. 3. Adet etmiş devamlı: Alışık müşteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiar. accustomed. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed to. used to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. skill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ülfet ve ünsiyet peyda edilmek: Dünyada her şeye alışılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become customary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastard. extraordinary. newfangled. novel. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the common. exotic. unaccustomed. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed. customary. frequent. habitual. ordinary. orthodox. routine. usual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usual. ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye alışmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. routine. custom. consuetude. habitude. practice. praxis. use. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. custom. habit. practice. ritual. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. convention. consuetude. custom. groove. habituation. practice. second nature. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir şeye alışmış olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed. trained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed to. accustomed. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming accustomed. breaking in. orientation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Ülfet etmek, uyuşmak, Adet etmek: Erken kalkmaya alışamadım. 2. Öğrenmek: Biniciliğe alışmalı. 3. Vahşetten kurtulup evcil olmak: Tilki insana alışmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in the habit of doing. get used to. get accustomed to smth. accommodate oneself. addict. acclimate. acclimatize. accommodate. adjust. drop into a habit. become inured to. orient oneself. orientate oneself. become reconciled to. reconcile oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be used to. to be accustomed to. to get used to. to become accustomed to. to accustom oneself. to acclimatize oneself. to be in the habit of. to become addicted. to become reconciled to. to inure oneself to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used to. to become familiar with. to grow used to sth. to be accustomed to. to accustom oneself to sth / to do sth. adjust oneself. get into. orient oneself. orientate. orientate oneself. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaccustomed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alıştırmak işi. 2. Herhangi bir işe iyice alışmak için yapılan veya yaptırılan çalışma, temrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. lapping. practice. shakedown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ülfet ettirmek, Adet ettirmek: Doğru adamı yalana alıştı ramazsı n . 2. Öğretmek, tâlim etmek: Herkesi biniciliğe alıştırmalı. 3. Vahşeti yok edip evcilleştirmek, ünsiyet peyda ettirmek : Dağda tutulan yabanî hayvanı da alıştırmak mümkündür. 4. İmtizaç ettirmek, kolay işleyecek hale getirmek: Anahtarı kilide alıştırmak. 5. (Sıcak suyu) Mülâyim ve ılık etmek. (Bu beşinci mânâda kelimenin aslı: «ılıştırmak» olsa gerektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regrind. accustom. familiarize. addict. adjust. condition. break in. train. accommodate. attune. conform. dovetail. enure. exercise. habituate. harden. inure. school. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustom. attune. condition. drill. familiarize. readjust. season. to accustom. to habituate. to acclimatize. to familiarize. to inure sb to. to train. to tame. to break in. to run sth in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to train. to allow sb to become addicted to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Satınalma işi: Ben alışverişe çıkıyorum. 2. Alım satım işi: Geçen ay alışveriş çok durgundu. 3. Münasebet: Benim, seninle bir alışverişim yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shopping. buying and selling. trading. deal. connection. dealing. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealings. shopping. trade. buying and selling. relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. shopping. dealing. custom. trading. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sağ, canlı, hayatta, diri; şevkli, sevinçli, faal; heyecanlı; hassas, haberdar, uyanık, farkında. alive with bees arı dolu. Man alive I argo Hey mübarek I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Derhal almak, hemen alıp geçmek. 2. Derhal satın almak, hemen mübayaa etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elde edildiği vakit teslim edilmek üzere, bir mahsul üzerine önceden yapılan satış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. à livrer

ekon. önceden satış

Ürün daha tarladayken, yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden pey verilerek yapılan satış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short sale. sale for the account. time bargain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüksek, büyük, necip, meşhur, ünlü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Yar, dost, sevgili. 2.Alinin dostu, sevgili adı. 3.Yüce dost. - Birleşik isim

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Bir şeyin en yukarısı, tepesi. Mekâtib-i Aliye = Yüksek mektepler, okullar. Tedrisât-ı Aliye = Yüksek öğretim. 2. Halvetî tarikatı şubelerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاليه] yüce, yüksek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüce, yüksek, bir şeyin en yukarısı, tepesi. - (bkz.Ali).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). En iyi, en Alâ, en yüksek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاعلا] en iyisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. «usare» den). Eskiden kök boyası denilen bitkiden çıkarılırken şimdi kimya usulleriyle hazırlanan boya maddesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coloring principle, C14H6O22, found in madder, and now produced artificially from anthracene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It produces the Turkish reds. an orange-red crystalline compound used in making red pigments and in dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an orange-red crystalline compound used in making red pigments and in dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kökboyası, alizarin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tropikal bölge denizlerinde sürekli esen rüzgârların adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade winds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (A. Kimya). Kimyasal özellikleri sut ve potasa benzeyen maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alkali. alcali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alkali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Soda ash; caustic soda, caustic potash, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a class of caustic bases, such as soda, potash, ammonia, and lithia, whose distinguishing peculiarities are solubility in alcohol and water, uniting with oils and fats to form soap, neutralizing and forming salts with acids, turning to brown severa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Soluble mineral matter, other than common salt, contained in soils of natural waters. a mixture of soluble salts found in arid soils and some bodies of water; detrimental to agriculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In glassmaking, a soluble salt consisting mainly of potassium carbonate or sodium carbonate It is one of the essential ingredients of glass, generally accounting for about 15-20 percent of the batch The alkali is a flux, which reduces the melting point of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In chemistry, a substance capable of forming hydroxyl ions when dissolved in water Alkaline materials may be added to materials to neutralise acids or as an alkaline reserve or buffer for the purpose of counteracting acids which may form in the future Whi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any chemical substance that forms soluble soaps with fatty acids Alkalis are also referred to as bases They may cause severe burns to the skin Alkalis turn litmus paper blue and have pH values from 8 to l4. any substance having basic properties In a restr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance having basic properties In a restricted sense it is applied to the hydroxides of ammonium, lithium, potassium and sodium Alkaline materials in lubricating oils neutralize acids to prevent acidic and corrosive wear in internal combustion engi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called base - A Class of compounds which will react with an acid to give a salt Alkali is the opposite of acid. Any of various BASEs, which neutralize ACID to form SALT Bases are important in maintaining the chemical balance in a BIOGAS DIGESTER F -

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Base A substance which dissolves in water and releases a hydroxyl ion ; it has the ability to neutralize an acid and form a salt Strong alkalis are irritating and may damage tissue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A soluble mineral salt. an acid-neutralizing substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical that: 1) is usually corrosive to human tissue and must be handled with care; 2) has a pH of more than 7 0; 3) neutralizes acids to form salts; 4) dissociates in water yielding hydroxide ions; 5) turns litmus paper blue; and 6) may also be calle

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mineral salt found in soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any compound having highly basic properties; i e , one that readily ionizes in aqueous solution to yield OH anions, with a pH above 7 0, and turns litmus paper blue Common commercial alkalis are sodium carbonate , caustic soda and caustic potash, lime, ly

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A soluble hydroxide of a metal substance which can be used to neutralizes acids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance that in water solution is bitter, more or less irritating, or caustic to the skin Strong alkalies in solution are corrosive to the skin and mucous membranes. a soluble mineral salt or a mixture of soluble salts, present in some soils, esp in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any strongly basic substance of hydroxide and carbonate, such as soda, potash, etc , that is soluble in water and increases the pH of a solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that is the chemical opposite of an acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Historically, a compound that neutralizes acids Now known as a base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alkaline, or 'basic,' chemical substance such as lime or lye Generally present in fresh cement, concrete, or plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical substance which effectively neutralizes acid material so as to form neutral salts A base The opposite of acid Examples are ammonia and caustic soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecular or ionic substance that can combine with a proton to produce a new compound A compound having highly basic properties, that readily ionises in aqueous solutions to yield OH anions, with a pH of above 7.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Substance which neutralizes acids; calcium, potassium or sodium. any base or hydroxide having the following properties: solubility in water, the power of neutralizing acids, and the property of altering the tint of many coloring matters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any chemical substance that forms soluble soaps with fatty acids Alkalis are also referred to as bases They may cause severe burns to the skin Alkalis turn litmus paper blue and have pH values from 8 to 14. any of various water-soluble compounds capable o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). alkali, kalevi. alkales'cent (s). alkalisi biraz fazla. alkaline (s). alkalik, kalevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kimya) İçinde alkali bulunan veya alkali ile ilgili olan, kalevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Alkalilerin sağlık derecesini göstermeye yarayan alet, alkalölçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcalimètre

kim. alkalölçer

Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anberbalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Amca olma hali. 2. Uvey amca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unclehood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika kıtasından olan kimse. Daha çok Amerika Birleşik Devletleri halkı için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yankee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be americanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (bk.) ahlâkdışçılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amoralisme

fel. töre dışıcılık

Töreyi inkâr eden öğretilerin genel adı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). badem gibi, bademe ait yahut bademden yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queen mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anası olan. Analı kuzu, kınalı kuzu deyimi, annesi hayatta olan çocukların mutluluğunu anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Ana hal ve sıfatı, validelik. 2. Ana yerini tutan kadın, ahret anası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity. motherhood. stepmother. foster-mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity. motherhood. step mother. adoptive mother. woman acting as a mother to a child. maternal love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mother to a child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyste

çözümleyici

Çözümleme yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analytique

çözümlemeli

Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytic. analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahlil.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyse

fiz. çözümleme

Bir maddenin birleşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan işlem.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysis. anatomy. breakdown. decomposition. post-mortem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysis. analogous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyseur

çözümler

Analiz yapan cihaz, aygıt veya organ.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer. analyser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anber.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayvanilik, hayvan oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayvanlaştırmak: hazım yoluyla besinleri hayvani madde haline getirmek. animaliza'tion (i). hayvanlaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arranged by agreement. working under an agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keepsake. souvenir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihi olayları kaydeden kimse tarihçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Nizam, kaide, usul ve genel olarak alışılagelen şeylerden ayrılık gösteren hal.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anomalie

ruh b. sapaklık

Hastalık niteliğinde olmamakla birlikte, normalden belirgin durumda sapma gösterme durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tuhaflık. 2. Antika olma hali. (i.). Antika eşya satıcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eccentricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoş görünen, hitap eden, cazip, çekici, albenisi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public ferry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arabaların konduğu yer. 2. Bir arabayı dolduracak miktarda eşya vesaire. Burada bir arabalık odun var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coach house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cart shed. garage. carload. wagonload. truckload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide iki ses (perde) arası. Do re aralığı gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iki şey arasındaki boşluk, fâsıla, mesafe: Tahta aralığı. 2. Birkaç oda vesaire arasındaki ufak açıklık: Kapı aralığı. 3. Vakit, zaman, fırsat: Aralık bulamadım, bir aralıkta. 4. Fâsıla, kesme, inkıtâ: Aralık vermek. Aralık aralık = Vakit vakit. Aralıkta = Diğer işler arasında. Aralığa gitmek = Nafile yere mahvolmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Seyrek, açık, fâsılalı: Aralık diş. 2. Yarı kapalı: Kapıyı aralık etmek. 3. Yılın 12. ayı: Kânûn-ı evvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ajar. half-open. crack. dec. december. space. gap. interval. interspace. separation. time. aperture. daylight. gangway. hiatus. interstice. lacuna. rift. spacing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ajar. half-open. crack. dec. december. space. gap. interval. interspace. separation. time. aperture. daylight. gangway. hiatus. interstice. lacuna. rift. spacing. corridor. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gap. interval. space. opening. time. moment. passageway. corridor. toilet. watercloset. ajar. half open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

December. slot. chasm. lag. leeway. joint. deadspace. hiatus. aperture. break. cranny. dead space. distance. intermission. interspace. lacuna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaced-out. sparse. discontinuous. episodic. fitful. intermittent. scattered. spasmodic. sporadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. spasmodic. spaced. at intervals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spaced. at intervals. intermittent. sporadic. periodic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, her resim arasında belirli bir geckmeyle çekilmiş kısa resim dizileri kaydedilir. Kayıt, belirli bir bekleme süresinden sonra başlatılabilir (30 saniye, 1 dakika, 5 dakika, 10 dakika) ve kısa bir süre devam eder (0,2 saniye, 0,5 saniye, 1 saniye, 2 saniye). Kullanıcıların, büyüyen bitkiler ya da açan çiçekler gibi yavaş hareket eden nesnelerin dinamik kayıtlarını yapmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceaseless. incessant. on. perpetual. solid. continuous. continuously. nonstop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in between.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Arsal).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban koyunu, dağ koyunu, vaal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of wild sheep , remarkable for its large horns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It inhabits the mountains of Siberia and central Asia. wild sheep of semidesert regions in central Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). helezon gibi dışarıya kıvrık boynuzları olan bir cins yabani koyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arızası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. faulty. defective. out of order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. broken-down. out of order. defective. uneven. rough. rugged. broken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of order. defective. rugged. rough. uneven. broken. damaged. accidented. undulating. hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sırtı kuvvetli. 2. Koruyucusu olan, iltimaslı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamal semeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bedenin yukarısını örten bir çeşit elbise ki, yeleğin üstüne giyilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. porter's saddle. hod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back carrier. backpad. backrest. porter's saddle. hod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvan dişlerinde yaşla silinen ve binaenaleyh yaşını gösteren nişan: Arpalığı silinmiş at, pek yaşlı. 2. Osmanlı devrinde ilmiye sınıfı büyüklerine aynen veya nakden verilen tahsisat. 3. Toprağı kuvvetli (tarla).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley field. a person from whom a sponger benefits. benefice. sinecure. spoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji). Pek irilik; cins ve soy icabından çok ziyade iri olma (fr. geantisme).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). oksijen vasıtasıyla ciğerlerdeki pis kanı temiz kan haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapmacık tavırlar; sunilik; taklit şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pest tarafına bemol yahut tiz tarafına diyez konarak yarım ses genişletilmiş musiki aralığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgi, mekanik bir deklanşör kullanılarak bir bir her satırdan toplanır ve işlenir. Benzer sonuçlar sağlayan Aşamalı Tarama Sistemine benzer bir işlemdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu terim, sırayla her bir satırın verilerini toplayan ve işleyen bir görüntü sensörünü tanımlamak için kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gözle görülür çizgiler içermeyen daha iyi resim kalitesi için 60 alan yerine 60 çerçeve çıkışı. Yalnızca NTSC (National Television Standards Committee) sinyallerinde kullanılır (yalnızca ABD).

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Aşinâ» dan). 1. Tanışıklığa delâlet eden selâm ve selâmlama gibi alâmet (iltifattan hafiftir). Aşinalık etmek = Selâm vermek, selâmlamak, merhaba demek: Bana Aşinâlık etmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance. familiarity. proficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintedness. familiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ata lıal ve sıfatı: Babalık, pederlik, Ar. ubııvvot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemikli balıklar sınıfından, uzun boylu, büyük başlı, eti yenir bir tatlı su balığı (Silurus glanis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardalya balığı, daha çok konservesi yapılır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir ve bu sayede 64 mm’lik diske 80 dakikalık yüksek kaliteli stereo ses kaydedilmesine olanak sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avustralya. Australian (i)., (s). Avustralyalı; (s). Avustralya'ya ait. Australian ballot üzerinde bütün adayların isimleri basılmış gizli oy pusulası. Australian crawl kulaclama yüzüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alem). Alemler. (bk.) Alem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوالم] âlemler, dünyalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avrupa ahalisinden olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europeanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Avrupalı bir hale gelmek. Avrupalılar’ın çalışma ve yaşayış tarzını benimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become europeanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avustralya ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

australian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avusturya halkından olan kimse. Almanca konuşurlar ve Katolik mezhebindendirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flipper. seal. seal fok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayna veya aynalarla süslü. Aynalı çarşı, gazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a mirror. with a mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted with mirror. paneled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerin kıçı tarafındaki az yuvarlak veya düz kısım. Buraya geminin bağlı bulunduğu limanın adı yazılır. Aynalık tahtası —Sandalların kıç tarafına. oturanın dayanması için konulan tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concessionairy. privilege. concession. speciality. eligibility. favor. favour. benefit. cachet. charter. faculty. franchise. immunity. incident. oracle. peculiar. prerogative. refusal. royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession. franchise. prerogative. privilege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privilege. concession. honour. prerogative. tenure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferential. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privileged. concessive. franchised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayva ağaçları olan yer, ayva bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir meclis veya heyet üyelerinin hal ve sıfatı: Danıştay Azâlığına tayin olundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sar’ası ve bir çeşit cinneti olan (zenci).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a father. in a rage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Babalık, pederlik, übüvvet. 2. Ahiret babası. 3. Uveypeder. 4. Kayınpeder. 5. Doğru ve saf, hile bilmez, mutedil fikirli ve safderun: Babalık adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhood. parenthood. paternity. pop. pops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhood. paternity. stepfather. father-in-law. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherhead. stepfather. adoptive father. father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a father to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F). Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrâzamların (başbakanların) resmî makamlarının adı. Daha önce Paşakapısı denirken, I. Abdülhamid zamanından itibaren BAb-ı Alî (Yüksek Kapı) denmeye başlanmıştır. Bâbıâlî, XVIII. yüzyılın sonlarına kadar, Veılr kapısı, Mİrî saray, Paşa sarayı, Bâb-ı Asafî, Sadrâzam kapısı diye de anılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Baküs şenliği; (k).(h). içki âlemi, içki meclisi. bacchanalian (s). içki eğlencesi kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badanalı. Badana sürülmüş, kireç veya aşı boya şerbetiyie boyanmış: Badanalı duvarlar sıhhate elverişlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapma sedef veya kehribar sedef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakelite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakalite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Bakkal dükkânında satılacak cinsten eşya. 2. Büyük bakkal dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groceries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groceries. grocery store. grocer's wares. grocery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Eski, koca, köhne.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Osmanlı beylerinden. Bosna beyi olarak Kanuni’nin Belgrad Seferine katıldı. Mohaç savaşında (1526) düşmanı iki yandan çevirerek zaferin kazanılmasında büyük payı oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. cbülOğ» dan) (mü. baliğa). 1. Erişmiş, vasıl: Yaşı yetmişe baliğ oldu. 2. Rüşt ve bulûğ yaşına erişmek: iki oğlundan biri bâliğ ve diğeri sabîdir. Câriye-i bâliğa = Rüşt yaşında cariye. 3. Varan, bir miktarı bulan (meblâğ): Maaşı üç bin kuruşa baliğ oldu. 4. Nihayet mertebeyi bulan, faik, kâmil: Hikmet-i bâliğa, Kudret-i bâliğa. 5. Yekûn, mecmû, toplam. Bâliğan mâbelâğ = Fazlasıyla, ferah ferah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amounting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالغ] erişkin. 2.tutan, varan. bâliğ olmak 1.erişkin olmak. 2.tutmak, ulaşmak, varmak

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su içinde yaşayıp solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen omurgalıların genel adı. Ar. semek, Fars. mâhî: Deniz balığı, tatlısu balığı. Balık cinsinden olmayıp memeli oldukları halde suyun içinde yaşayan bazı hayvanlara dahi denir: Kadırga balığı gibi. Atbalığı = Suaygırı. Adabalığı = Kadırga balığı. Ayıbalığı = Fr. phoque (fok) denilen bir cins deniz hayvanı. Ak, alabalık = Bir nevi balık. Balık avcısı = Balıkçı. Balıketli = Narin olduğu halde Azâsı etle örtülü ve eti sıkı (şahıs), şişmana yakın. Balıkotu = BAhizühre denilen bir cins nebat, balıkları avlamıya mahsus bir terkip. Balıksırtı = Ortası yüksekçe kabarık yol. Balıkyağı = Morina balığından çıkan ve semirmek için içilen yağ. Balık baştan kokar = Kötülüklerin başta olanlardan başladığını anlatan atasözü. Baltknefesi = Balinagillerin başından çıkarılan bir çeşit yağ. Balık istifi gibi = Son derece sıkışık bir durumda. Balık kavağa çıkınca = Olmayacak işler için söylenir. Balık yumurtası = Bazı cins balıkların, eritilmiş balmumuna bandırılarak saklanan yumurtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish. finny. piscine. fish. ichthyo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curry. fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish. hack. pate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ichthyology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish. plump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osprey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hablülhilal): Cava’da ve Malabar’da yetişen ve zehirli meyvesiyle balıkları sersemleterek yakalamaya yarayan zehirli bir bitkidir. 50 santim boyundadır. Dalları yeşil ve tüylüdür. İlaç olarak yaprak ve çiçekleri kullanır. Kullanıldığı yerler: Terletir, idrar söktürür. Vücudu rahatlatır. Had bronşit ve nezlede, bütün bulaşıcı hastalıklarda kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cod liver oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cod oil. cold-liver oil. codfish oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Beslenme uzmanları olumsuz hiçbir yanı bulunmayan balık etini hararetle tavsiye ederler. Balıkta bol miktarda protein, vitamin ve mineral tuzlar vardır. Tuzlu suda yaşamasına rağmen balık etinde çok az tuz vardır. Hatta balıkların birçok türünü doktorlar tuzsuz yemek rejimlerinde önerirler.

Yağlı balıklarda bulunan lipitlerin insan sağlığı üzerine hiçbir zararları olmadığı gibi vücudu kalp ve damar hastalıklarına karşı da korurlar. Bol miktarda balık tüketilen ülkelerde yapılan sağlık ve yaşam suresi istatistikleri de bu görüşü destekler.

19. yüzyılda iki Alman kimya mühendisi, beynin zihinsel aktivitesini yürütebilmesi için gerekli kimyasal elementin ‘fosfor’ olduğunu ileri sürdüler. Hatta bu düşüncelerini ‘fosfor olmadan bir beyin sağlıklı çalışamaz’ diyerek çok iddialı bir biçimde sundular.

Bu arada bir başka bilimci de balık etinin fosfor bakımından çok zengin olduğunu ortaya çıkarınca, bu iki fikir birleşti ve balık etinin beyine dolayısıyla zeka gelişimine çok faydalı olduğu gibi genel bir inanış doğdu.

Aslında fosfor insan organizması için gerçekten gereklidir. Gereken miktar et, süt, tahıllar ve sebzelerin yanında balıklardan da sağlanır. Fosfor vücutta kemiklerde ve dişlerde kalsiyumla birleşmiş halde bulunur. Fosforun eksikliği çocuklarda kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına, yetişkinlerde ise kemik yumuşamasına neden olur.

Eczacılıkta kullanılan fosfor ise beyaz fosfordur. Eskiden fosforlu bitki yağı ve fosforlu balık yağı şeklinde insanlara sinir kuvvetlendirici ilaç olarak verilirdi. Zamanla bu tip ilaçların zehirlenmelere yol açtıkları tespit edildi ve kullanımdan kaldırıldılar.

Günümüze kadar yapılan araştırmalarda fosforun, beynimize gerekli diğer kimyasal elemanların yanında fazladan bir faydasının olduğu ve beynin fonksiyonlarını arttırdığı saptanmamıştır.

Sonuç olarak, balıkta ciddi bir oranda fosfor yoktur, olsa bile fosforun fazlası insan zekasını arttırmaz sadece çok ciddi zehirlenmelere yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishpool fish return. spawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık tutan ve satan adam, balık avcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fisherman. fishmonger. fisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fisherman. fishmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fisherman. fishmonger. fisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrick bend. sheet bend. fisherman's bend. clove hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polo neck. turtle neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turna çeşidinden, balıkla beslenir bir çeşit kuş, butimar, ebülhazin, sebiter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ichthyophagous. piscivorous. heron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heron. fish-eating. piscivorous. egret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heron. tern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçı sanatı. Sayd-ı mâhî = Balık avcılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing. fishery. fishing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishery. fishing. fisheries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık yiyerek beslenen bir cins küçük deniz kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişman denmiyecek, zayıf da sayılmayacak derecede toplu vücut yapısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who is neither thin nor fat. plumpish. fleshy. buxom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neither fat nor thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Balık saklamaya mahsus büyük depo. 2. Vaktiyle balık avcılığı emininin idarehanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centre for the marketing and taxation of fish. fish market. fishstore. fishhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başaşağı olarak suya dalma tarzı. Bu atlayışta vücut dümdüz ve gergin olur, kollar baş hizasında birleşmiş durumdadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Balık gibi gerinip sıçramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BALIKLAĞA) (i.). Deniz veya gölün balık yatağı olan tarafı, sahili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Balık pulu gibi parıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Balık kılçığı şeklinde, yol yol iç içe geçmiş açılar biçimindeki çizgilerden meydana gelen kumaş deseni. 2. Ortası yüksek olup iki tarafa doğru hafifçe alçalan: Balıksırtı yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herringbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herrignbone. diagonal. round-up. crossfall. herringbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Kardeş. 2.Çok sevgili, samimi arkadaş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yastık. İskemle yerine kullanılır yuvarlak yastık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالين] başucu. 2.yastık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Balım).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. L.). 1. Balinagillerden, denizlerde yaşayan bir memeli hayvan. Balinanın uzunluğu 25 metreyi, ağırlığı da 15 tonu geçebilir. Bunlara kadırga balığı denir (balena mistycetus). 2. Gömlek yakası, korse v.s. nin düzgün durması için kumaşın altına dikilmek üzere balina çubuğundan yahut sert ve esnek başka maddelerden yapılan dar ve uzun safiha. Balina çubuğu = Balinanın ağzına aldığı suyu dışarıya süzüp içindeki deniz hayvanlarını tutmasına yarayan ve üst çenesinin iki yanında tarak dişleri gibi sıralanmış bulunan safihalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale. whalebone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whalebone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Denizde yaşayan memeli hayvanlar familyası. Bunlar balık biçiminde olur. Başlıca örneği balinadır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالش] yastık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Eski, köklü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. askerlik). Merminin ateşlendikten sonra hedefe varıncaya kadar uğradığı tesirleri İnceleyen bilim. BâLİŞ (i. F.). Yüz yastığı. BâLKABAĞI (i.), (bk.) Kabak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoldan engelleri kesip defetmek için balta taşıyan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahalinin yakacak ihtiyaçları için odun kesmelerine tahsis olunmuş ve vergiden muaf küçük orman ve koruluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aykırılık, ihtilâf, muhalefet, karşı olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissimilarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. alteration. change. dissimilarity. diversity. exception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodblock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

template.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype. conventional. cliche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating by pushing/pressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. tabur, müfreze, kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müşkülât, eziyet ve sıkıntıyı mucib, müşkül: Belâlı bir iştir. 2. Bir Aşüfteye cebren ve tehditle kendini dost tutturan haşarı adam: Bir belâlısı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaguesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamitous. troublesome. toughy. bully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamitous. troublesome. quarrelsome. pimp who lives off a prostitute. thorny. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Belçika ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belgian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu’l-Kasım b. Muhammed. - Arap tarihçilerinden-dir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vahşilik, canavarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white-collar workers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Halk arasında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para birimi olarak altın ve gümüşü veya diğer iki madeni birbirlerine olan nispetlerini tespit ederek kullanma sistemi; bu sistemi destekleyen doktrin veya siyaset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan dolayı, bunun üzerine.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ali’nin oğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for once only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentminded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty- headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya sürülmüş, renklendirilmiş. Ar. mülevven: Sarı, yeşil boyalı bir ev, boyalı elbise, boyalı saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painted. dyed. coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painted. dyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısakafalı, brakisefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayvanca veya gaddarca davranmak, böyle bir davranışa sebep olmak. brutaliza'tion i. vahşileştirme, vahşileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahmaklık. Ar. hamâkat, belâhat: Onun budalalığı Aşikârdır. Bir budalalık etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. stupidy. madness. idiocy. imbecility. jig. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicable disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious disease. communicable disease. contagion. infectious disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues. depression. the megrims. melancholy. down. megrims. crisis. dismay. moody. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisis. depression. despondency. juncture. stress. collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. emotional upset. anxiety. crisis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native of this place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmuş ve kıvrılmış gibi helezon şeklinde: Burmalı direk, minare, sarık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır ve develeri zabt için burunlarına vurdukları tahta kıskaç. Isırmayı önlemek için köpeklerin ağız ve burunlarına takılan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Caka ile yapılan, cakalı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. ostentatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «câl» den) (Arapça’da yoktur, Osmanlılar yapmışlardır). Yapma, sahte, uydurma, doğru ve samimî olmayan: Câlî bir muhabbetle, câlî bir zarafet göstermek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: «çalık). Ağaç ile ot arasında ve ekseriya dikenli bitki. Çalı çırpı = Çalı çeşidinden şeyler: Çalı çırpıdan bir kulübe. Kara çalı = Çalının bir nevi, Isa çalısı. Çalı fauslyesi = Çalıya sarılan fasulye nevi. Çalı horuzu = Tavukgillerden bir yaban kuşu (Tetrao urogallus). Çalıkuşu = Serçegiîlerden çalılık yerleri seven ötücü bir kuş (Troglodytes). Çalı süpürgesi = Süpürge çalısından yapılan süpürge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tenth avatar or incarnation of the god Vishnu. city in southwestern Colombia in a rich agricultural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city in southwestern Colombia in a rich agricultural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bush. shrub. briar. tod. brier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. bush. hedge. shrub. thicket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bush. shrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sticks and twigs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sepetçilikte kullanılan bir kavak çeşidi, sepetçi kavağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrub bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broom made from heath. besom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “celb”den) (mü. câlib). Celbeden, kendine doğru çeken, çekici, cezbeden: CSlib-i merhamet = Merhamet çekici. Cilib-i nazar-ı dikkat = Dikkat nazarını çekici.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جالب] ilginç, çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çekici, celbedici, cazib.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جالب دقت ]dikkat çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Shakespeare'in ,'Tempest'' adlı oyunundaki çirkin ve hayvana benzeyen köle; vahşi tabiatlı insan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kendine çeken, celbeden, çekici.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çap, kalibre; kabiliyet, yetenek, kapasite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayar etmek. calibra'tion (i). ayarlama; öIçü işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bazı çiçeklerde küçük kese, kesecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). (çoğ. calicoes, calicos) pamuklu bez, basma; (ing). patiska, amerikan; (s). patiskadan yapılmış; benekli. calico cat beyaz, siyah ve turuncu renkli dişi kedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). California.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). simgesi Cf olan radyoaktif sentetik bir eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karanlık, loş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «çalmak» tan). 1. Bir tarafa eğilmiş, çarpık: Ağzı, burnu çalık. 2. Donmuş, oynamış, bozulmuş: Rengi çalık = Solmuş. Aklı çaJık = Budala. 3. Doğru yürümeyip yan yan giden: Çalık at. 4. İsmi çizilmiş, çıkarılmış, terkedilmiş: Defterden çalık sipâhî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاليک] çelik çomak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalı ile dolu ve örtülü, fundalık: Çalılık bir yer. Çalı ile örtülü yer, çalı ormanı: Orada bir çalılık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bushy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. bush. bushy. copse. heath. scrubby. shrubbery. thicket. brushwood. scrub. coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thicket. bushes. brushwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «çalmak» tan). 1. Kılıcın keskin tarafı, ağzı. 2. Tavır. 3. Sahte tavır, kurulma, caka: Çalımından geçilmez, çaltm satmak. Çalımına getirmek = Biçimine uydurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swagger. air. pass. side. feint. trick. ostentation. strut. strutting. swank. airs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentation. swagger. strut. swank. dash. dribble. rake. ribband line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected dignity. swagger. adroit movements designed to foil one's opponents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalımı olan, çalım satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pompous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilferage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurulmak, darbolunmak, çarpılmak. 2. Yere vurulmak. 3. Hareket ettirilerek, veya vurularak ses çıkarmak: Çan, davul çalınmak. 4. (musiki Aleti) İcra olunmak: Piyano, düdük, ut çalınmak. 5. Ses vermek, ses çıkarmak, (ses) vasıl olmak: Kulağıma çalındı. 6. Dakkolunmak, vurulmak: Kapı çalındı. 7. Kapılmak, hırsızlığa maruz kalmak: Gece bütün eşyası çalınmış, çalınan at bulundu. 8. Bir şeyin lezzetini veya kokusunu vermek: İs, bakır çalınmak, tencereyi ocağın yanına bırakmışsınız, is çalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be stolen. be played. sound. rattat. smite upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stolen. to be played.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolen. stolen goods. plagiarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolen goods. plagiarism. stolen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın üst kabuğundan çıkan et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın alt kabuğundan çıkan et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çap pergeli ile öIçmek; (i)., (gen). (çoğ). çap pergeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halifelik, hiIâfet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» tan) (mü. câllse). Oturan: Cilis-i taht-ı saltanat oldu = Saltanat tahtına oturdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çiftleşme. 2. Nâz ile salınan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çalışılmak, gayret ve ikdam olunmak: Ne kadar çalışılsa bu iş olmaz. 2. İş işlenmek: Sıcakta çok çalışılmaz. 3. Ders ve tahsile devam etmek: Gençlikte çalışılırsa sonra pişmanlık çekilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «çalışgan»), 1. çalışan, gayret eden. Ar. mukdim: Çalışkan adamdır. 2. Çok işleyen, çok iş gören: Çalışkan rençber. Dersine ve tahsile ehemmiyet vererek devam eden çalışkan talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardworking. diligent. industrious. studious. active. full of action. earnest. arduous. assiduous. energetic. labored. laborious. laboured. sedulous. strenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligent. energetic. industrious. sedulous. studious. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard working. industrious. hard-working. assiduous. diligent. energetic. hard. laborious. operose. sedulous. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışkan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industriousness. diligence. assiduity. sedulity. strenuousness. studiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. assiduity. energy. industry. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çalışmak işi. (bk.) Çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working. work. study. job of work. labor. labour. working. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working. work. study. job of work. labor. labour. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting. employment. field. motion. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

study. work. action. endeavour. labour. labouring. operation. performance. tempo. toil. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of employment. employment certificate. work permit / license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful / working day. workday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den. study. workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working hour. study hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work habit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çabalamak, emek ve gayret etmek: Filân işi görmeye çok çalıştımsa da muvaffak olamadım. 2. işlemek, iş görmek, uğraşmak: insan günde sekiz saat çalışmalıdır. 3. Derse ihtimam ve tahsile devam etmek, okuyup yazmak: Talebe çalışırsa, öğretmenlerine de heves gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. study. operate. function. endeavor. endeavour. labor. labour. practise. practice. serve. start up. struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. catch. endeavour. function. go. labour. operate. ply. practise. serve. start. strive. study. try. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. to study. to work. to strive. to try. to run. to operate. attempt. belabour. endeavour. to have a go at sth. go. keep at sth. ply. toil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedeneğitimi, jimnastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be run. to be employed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalıştırmak işi: Çocuk fizikten pek zayıf, çalıştırmadan olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employment. manipulation. startup. operating. running. training. start-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuation. crank. starting. operation. running / operating of a machine. tutoring. employment. driving. running. manipulation. priming. startup. operating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Emek verdirmek, çabalatmak: Bu işe ne kendisi çalışıyor ve ne de bizi çalıştırıyor. 2. İşletmek, iş vermek, işte kullanmak, görevlendirmek: Her gün on, on beş işçi çalıştırıyor. 3. Okutmak, tahsil ettirmek, tahsil ile uğraştırmak: Yazın sıcak aylarında çocukları çaIıştırmak sıhhatlerine zarar vericidir; oğlunu Almanca’ya çalıştırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make smth. work. set to work. actuate. operate. run. power. start up. start. employ. have smb. on the payroll. drive. drill. exercise. make things hum. put on. switch on. task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. coach. employ. engage. groom. operate. recruit. start. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. to operate. to run. to use. to employ. to tutor. actuate. start running. start up. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). calyx.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Zürafa takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crucial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kanalcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kanal açmak, çıkıs yolu açmak; kanallara sevketmek; (tıb) kanal açarak cerahati akıtmak. canaliza'tion (i). kanal açma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life-boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir diğerini tamir etmek için bozulmuş araba, uçak vb'nden parçalar almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapitalizm, anamalcılık. capitalist (i). kapitalist, anamalcı. capitalis'tic (s). kapitalistliğe ait, anamalcıIıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sermaye miktarı; faiz vb. gelirleri sermayeye katma, kapitalizasyon; majüskül harf kullanma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sermayeye katmak, kapitalize etmek; büyük harf ile yazmak. capitalize on kendi menfaatine çevirmek, faydalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehvet carnally z cinsel bir şekilde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanistan'daki Parnas dağında bulunan ilham çeşmesi. Castalian (s) bu ceşmeyle ilgili, ilham verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nedensellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). atlı, şövalye; ,şövalye ruhlu kimse, centilmen; kavalye;(bh). ingiltere kralı 1.Şarl taraftarı; (s). kendini beğenmiş, kibirli, mağrur serbest, laubali. cavalierly (z). önemsemeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thorny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. celâliyye). Selçukoğlu Sultan Celâleddin Melikşâh’ın zamanında vezir Nizâm-ül-Mülk’ün. himmetiyle düzeltilen ve ıslâh olunan ve 471 Hicri yılında başlayan güneş takvimi. Târîh-i Celâli, Azer-i Celâli = Celâlî takvimi yılı. Şuhûr-ı Celâliye = Celâlî takvimine ait aylar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çabuk parlar, sert tabiatlı: Celâlî adam. 2. Asî, serkeş. Bilhassa XVII. asırda Anadolu’da ortaya çıkan bir zümre hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merkezileştirme, santralizasyon; hükümet idaresinde merkezileştirme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merkeziyet, merkezde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). merkezileştirmek, merkezde toplamak; hükümetin eli altında toplamak; merkezde toplanmak, merkezlenmek. centraliza'tion (i). merkezileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başa ait, kafa ile ilgili; baş gibi, kafa cinsinden. cephalic index kafatasının en uzun ve en geniş noktaları arasındaki oranın yüz ile çarpımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Belirli bir arazinin topografik, hidrolojik, jeolojik ve kültürel özellikleri gibi çevresel özelliklerinin incelenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir çevrede bir kirletici için izin verilebilir en yüksek düzey ya da çevrenin bazı vasıfları için kabul edilebilir en düşük düzey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cezalandırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. punished. fined. penalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punished. penalized. fined. a person who is punished. on jankerss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (şiir). kadeh; ayin esnasında kullanılan kadeh; kadeh biçiminde gonca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şövalye, atlı süvari; lejyon donör gibi nişan veya rütbe sahibi; kahraman ve mert kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krizalit, böceğin kelebek olmadan evvel koza içinde veya dışmdaki hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gül

Hazırlanışı : Çiçek döküntülerinin üzerine dövülmüş kuru gül sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Sigara içmeye mehsus ağızlık, (bk.) Sigaralık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Girift çalıları çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cilâsı olan, cilâ İle parlatılmış. Cilâlı taş devri = Tarih öncesinin demir, tunç ve bakır çağlarından daha önceki çağı, neolitik çağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polished. finished. glazed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polished. glazed. varnished. shiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polished. shined. finished. coated finish. glazed. glossy. lustrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çırası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercurial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). politikada kilisenin nüfüsu; bu nüfüsu destekleme; kilise mevzuatı, kilise yararları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koalisyon, birleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolonicilik, sömürgecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriksizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ticari gelenekler; ticari tutum; ticari terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). -ise (f).ticarileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her eyaletin ayrı bir devlet olarak idare edildiği idari sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir şeyi mahalli halka mal ettirmek; mahalli idare altına sokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). kavramcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çorba yapmaya mahsus, çorbaya yarar: Çorbalık irmik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güneysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuzeysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçluluk, mücrimlik; suç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cuma günü doğan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Cuma gününe veya cuma selâmlığı alayına mahsus: Cumalık üniforma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

D-Aralık Geliştirici işlevi, yüksek kontrastlı çekim koşullarının etkilerine karşı görüntünün pozlama ve kontrastını ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültülü, patırtılı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir. Dalak ağrısı, dalak büyümesi, dalak şişmesi ve dalak zafiyetinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pazı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 tutam pazı konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalgası olan. Ar. mütemevvic: Dalgalı deniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy. undulating. rough. choppy. alternating. waved. undulated. corrugated. billowy. flowing. restless. undate. undated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choppy. corrugated. rough. rough. wavy. undulating. watery. corrugated. alternating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating. wavy. rough. undulating. corrugated. moiré. harmonic. fluctuating. oscillating. surging. rolling. curly. floating. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate current, alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arka, geri. (bk.) Dal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dive. diving. plunge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dive. plunge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dive. plunge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Dahlia denilen çiçeğin bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. d ve daha doğrusu Yunan harflerinden delta şeklinde olan Fr. delto’ide. 2. Nil nehriyle başka büyük nehirlerin denize döküldükleri yerde denizin içine uzattıkları üçgen şeklinde arazi. Fr. delta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renkleri, bilhassa kırmızı iie yeşili yanlış görme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne dama çizilmiş olan: Damalı elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chequered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Damgalanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamped. marked. franked. stigmatized. branded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealed. stamped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Damın saçağı altına gelen aralık yer ki damın yağmuru oraya damlar. 2. Damla hesabiyle alınacak ilâcı damlatıp damlalarını saymaya mahsus lastik ve şişe borucuklardan mürekkep veya birer damladan fazla akıtmayan küçük bir şişeden ibaret Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropper. medicine dropper. draining board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosimeter. medicine dropper. drip pin. drip tray. drip box. drip band. hoodmold. dripstone. coping. window silt. stactometer. weather moulding. nosing. pipette. lable. window sill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Danimarka ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane. danish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow-minded. narrow- minded. petty minded. small minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. parochialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışı zayıf, kavrayışı az.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hakkında dava olunan: O, davalı bir çiftliktir. 2. İddiası büyük. Müddeî = Davacı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defendant. respondent. defendant. defence. defense. libelee. libellee. respondent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defendant. respondent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defendant. litigant. respondent. in dispute. contested. impleaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

requiring a lawsuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaslanmış, dayanmış. Ar. müttekâ: Döşeli dayalı = LAzım olan eşya iyice yerleşmiş ve dayanmış. Döşemesi, mobilyası güzel: Döşeli, dayalı bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottomed on. against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliant. leaning against. propped up. based on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaning against. propped up. shared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully furnished. furnished. fitted and arranged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. dealing

tic. satım

Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iş, alışveriş; muamele, alaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekalitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sorumluluğun dağıtılması,bir merkezden idare edilmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sorumluluğu dağıtmak, bir merkezden idare etmemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value analysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running cost. variable cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dehliz). Holler, koridorlar, dehlizler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دهاليز] dehlizler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekalitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). On litrelik hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decaliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decaliter. decalitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad cow disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tellâl vasıtasıyla satılan bir şey için satıcı ve müşteri tarafından tellâla belli bir yüzde nisbetinde verilen ücret, tellâl hakkı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démoralisation

moral çöküntüsü

Manevi dirençsizlik, ruhsal yönden direnememe, cesareti yitirme.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. démoralise

morali bozulmuş

Manevi gücü azalmışi


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ahlakını bozmak, ifsat etmek; cesaretini kırmak, moralini bozmak, maneviyatını bozmak, gözünü korkutmak, yıldırmak. demoraliza'tion (i). maneviyatın bozulması, ahlakın bozulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ulusal haklardan mahrum etmek; milli vasıflarını yitirmek; devlet kontrolundan çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tabii halinden çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kişisel ilişkilerini kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullanılır hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cansızlaştırmak; hevesini kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Osmanlı İmparatorluğu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea; (ecza). yüksükotunun kalp kuvvetlendirici olarak kullanılan yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc için Dijital Seviye Ayarı, en iyi seviye kontrolü için hassas ayarlamalara olanak verir. Doğrusal, logaritmik ve sinüs çalıştırma yapılabilir. Ses seviyesi, MiniDisc’e dijital olarak kayıt yaparken kalite kaybı olmaksızın yükseltilebilir ya da alçaltılabilir. Ayrıca kısılma ya da kısıktan yükselme efektleri kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinate. pigheaded. bul headed. headstrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opinionated. recalcitrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonguefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). selden ileri gelen, tufani; (jeol). diluviyuma ait. di luvium (i)., (jeol). tufan çöküntüsü, diluviyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi veya video kameranın aşırı gölge (düşük ışık) ve parlaklıkları (aşırı ışık) aynı anda yakalayabilme yeteneği ölçümü.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Diploması olan. Osm. şehadetnâmeli, mezun: Diplomalı öğretmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduated. qualified. having a license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr.). Müsabaka dışı bırakılmış. Diskalifiye etmek = Bir kusur yüzünden müsabaka dışı bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. disqualifié

1. sp. yarış dışı, 2. dışlanma.

1. Kural dışı hareketleri dolayısıyla oyundan atılan. 2. Dışarıda tutulma, bir yere veya topluluğa alınmama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disqualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disqualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetkisiz kılma, yetkisizlik, salâhiyetsizlik, ehliyetsizlik; oyundan çıkarma cezası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yetkisini elinden almak (ceza olarak); oyun oynama hakkını elinden almak; ödul alma hakkını iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bakanları, yargıtay, danıştay üyeleri ve cumhuriyet başsavcısını, vazifeleriyle alâkalı suçlardan ötürü muhakeme etmek için Yargıtayla Danıştay üyelerinden kurulan fevkalâde mahkeme, yüce divan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Bazı cisimlerin gözenekli zarlardan geçebilmesi esasına dayanan bir tahlil usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doliko sefal, uzunkafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolma yapmaya yarayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit for stuffing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikilik; (fels.) düalizm, evrenin zihin ve madde olarak iki prensipten meydana geldiği görüşü. dualist (i). ikilik prensibi taraftarı. dualis'tic (s). ikilik prensibine ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dualiste

fel. ikici

İkicilik felsefesini kabul eden.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. dualisme

fel. ikicilik

Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında veya karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Duka unvanı ve asaleti: Kendisine dukalık tevcih olundu. 2. Bir dukanın idaresinde olan yer: Orası bir dukalıktır; Almanya’da birkaç dukalık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

john dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dünyaya mahsus veya lâyık: Dünyalık adam: Dünya adamı. 2. Mal, servet: Dünyalığı nasıldır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Dursunali).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Erkek çocuğu olmayan ailelerin en son doğan kız çocuklarına verdikleri ad.*

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim.*

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, seslerin çeşitli biçimlerde kaydedilmesine izin vermektedir. Bir DVD’de geleneksel stereo sesin yanı sıra, çok kanallı ya da çok dilli birden fazla ses kaydı bulunmaktadır. 5.1 kanal dijital surround sistemler, en iyi sinemalarda olduğu gibi yüksek kaliteli film sesleri sağlamaktadırlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD, MPEG-2 olarak adlandırılan bir video-veri sıkıştırma yöntemi kullanır. Bu sistemde elde edilen görüntü kalitesi, profesyonel video masterlerinde kullanılan Digital Video Format D1’in kalitesine yakındır. DVD Video, VHS (250 satır), Video CD (250 satır) ve Lazer Disk (420 satır) sistemlerine göre daha yüksek bir yatay görüntü çözünürlüğü sunar (yaklaşık 500 TV satırı).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MP3 çalarınızla müzik dinlerken ses düzeyinin şarkılar arasında değişmesi keyfinizi kaçırabilir. Dynamic normaliser, WALKMAN® MP3 ve MP4 çalarlarda bulunan ve ses düzeyini otomatik olarak dengeleyip eşit ses kalitesi sağlayan bir Sony teknolojisidir. Böylece bir şarkıdan diğerine geçerken sesi ayarlamaya gerek kalmaz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. iblis). İblisler, şeytanlar, (bk.) İblis.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbn Sina). Ali Sina’nın babası anlamında. Ünlü Türk bilgini.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik.) anlamsız sözlerin üst üste tekrarlanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kendisine has edası olan. 2. Tavırları güzel olan, nazlı: Edalı bir kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charming. coquettish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Öl: 1325). Osman Gazi’nin kayınpederi ve hocası. Osmanlı imparatorluğunun kuruluşunda önemli bir rolü oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Daha faziletli olma. Ar. rüchân: Sünnîler, Hazret-i Ebûbekir’in halifeler arasında efdaliyyetine karar vermişlerdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). siyasal ve sosyal eşitlikle ilgili; (i). siyasal ve sosyal eşitliğe inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. existentialiste

fel. varoluşçu

Varoluşçuluk yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. existentialisme

fel. varoluşçuluk

Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهالی] ahali, halk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (tarih) Haçlılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل صليب] haçlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e uzun okunur) (i. A. c.) (m. iklîm). İklimler, (bk.) iklîm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقاليم] ülkeler. 2.büyük toprak parçaları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écholalie

ruh b. yankılı konuşma

Başka birinin kullandığı söz veya cümleleri anlamsız olarak yankı gibi tekrarlama.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Ekran Üstü Talimat Kılavuzu, BRAVIA TV’nizi kolay ve sorunsuz şekilde ayarlamanızı sağlar. BRAVIA talimat kılavuzunu istediğiniz zaman ekranda görüntüleyebilirsiniz; böylece basılı kılavuzu nereye koyduğunuzu düşünmenize gerek kalmaz. Cihazların bağlanmasına kılavuzluk etmek ve TV’nizin tam istediğiniz gibi ayarlanmasına yardımcı olmak amacıyla grafikler eklenmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Mutlak hürriyeti esas alan, kadere inanmayan ve insanın hür iradesiyle kendi kaderini çizdiğine inanan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expérimentalisme

fel. deneyselcilik

Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palmistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suyun tuzunun giderilmesinde kullanılan elektrokimyasal işlem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elma İle yapılmış. 2. Elma ağacı çok (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Elma ağaçlan bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emperyalizmi gaye edinen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialiste

yayılmacı, yayılımcı

Emperyalizm yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic. imperialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir devletin sınırlarını genişletme politikası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialisme

yayılmacılık, yayılımcılık

Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Osmaıîlı devletinde padişah irâdesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. beyne ait, dimaği. enceph'aloid s. beyin maddesine benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyin iltihabı, ansefalit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. industrialisme

sanayicilik

İnsanın sanayiyi tek amaç olarak benimsediği sistem.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instrumentalisme

fel. araççılık

Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. intellectualisme

fel. anlıkçılık

Duyu ve irade karşısında anlığın üstünlüğünü ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. internationalisme

uluslararasıcılık

Uluslararasındaki ilişkileri benimseme, uluslararasındaki ilişkilerden yana olma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) piskoposlara ait piskopos idaresi usulüne ait episcopalianism (i.) piskoposlarla idare usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşitlik müsavat; akranlık, aynılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) eşitlemek, birbirineeşit hale getirmek equalizer (i.) eşitlik sağlayan araç veya kimse; argo tabanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı ak, dürüst erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Üstün, yenen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(çayırmelikesi): Gülgillerden dalları sağlam ve sert kırmızımtırak bir bitkidir. Çiçekleri kar taneleri gibidir ve dalların ucunda toplanmışlardır. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Bitkinin her yeri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Böbrek mesane ve idrar yollarındaki iltihapları giderir. Soğuk algınlığını geçirir. Kanı temizler. Sinirleri yatıştırır. Kalbi kuvvetlendirir. Nefes darlığı ve astımda faydalıdır. Diş ağrılarını keser. Diş eti ve boğaz iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üslûb). Üslûblar. (bk.) Üslûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuddy-duddy. fusty. square. stodgy. straight. stuffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. old hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haydutluk, fesatçılık, yol kesicilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigandage. banditry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banditry. brigandry. brigandage. highway robbery. thuggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bahç.) meyva ağacı dallarının yelpaze şeklinde büyümesi için tek yüzeyli kafes; böyle açılmış ağaç veya ağaç sırası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) incelik, şeffaflık, havailik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ruh haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın kafalı, anlayışsız, dangalak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihtimal, netice, işin sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sainthood. saintliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). maddileştirmek, haricileştirmek, cismanileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Faal olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

action. bustle. activity. business. doing. doings. service. strenuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

action. bustle. activity. business. doing. doings. service. strenuousness. movement. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. working order. action. agency. energy. goings on. play. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acıklı, tesir edici ve ağlatıcı bir hikâyesi olan: Fâcialı bir vaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (felc’den imef). Vücudun bir kısmının tutmaz hale getirilip battal edennüzûl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلج] felç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Toprak ekici. 2. Başarılı ve bahtiyar. 3. Şöhret, ün.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Felaha eren, başarı kazanan, muradına eren. 2.Toprağı süren, eken.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(FAL-i HAYR) (i. F. A.) Hayır falı, iyiye yorulan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif mizaç, sebatsızlık, savrukluk, oynaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arası kesilen, arada kesintisi olan: Fasılalı demiryolu ile seyahat pek zahmetlidir. Fasılalı dersten faydalanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. interrupted. discontinuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kader ve kısmete boyun eğme, tevekkül; her şeyi kadere bağlama inancı, fatalizm, kadercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fataliste

fel. yazgıcı

Yazgıcılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who maintains that all things happen by inevitable necessity. anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking' believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny. believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist person'. relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her şeyi kader ve kısmete bağlayan kimse, fatalist. fatalistic (s). her şeyi talih veya kadere bırakan. fatalistically (z). mukadderata bırakarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza sonucu olan ölüm; felâket, musibet, uğursuzluk; kader, kısmet. fatalities (i). ölenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadercilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fatalisme

fel. yazgıcılık

Her şeyin, alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an invoice/bill. having a rabbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAİDELİ) (i.). Menfaat veren, faydası dokunan, yararlı, müfîd, asıllı, kârlı, kazançlı: Faydalı iş, faydalı kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useful. profitable. helpful. of use. advantageous. beneficial. benignant. favorable. favourable. rewarding. salutary. serviceable. utilitarian. utility. valuable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive. useful. beneficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useful. worthwhile. advantageous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de trop. residuary. supernumerary. excess. overplus. overage. excrescence. bulge. glut. margin. more. overbalance. oversupply. plus. super. superfluity. supernumerary. surplus. surplusage. superfluities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. interloper. surplus. superabundance. superfluity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overage. excess. superabundance. surplus. amount in excess. certificate of gains , losses and discrepancies. exorbitance. increment. outgrowth. overgrowth. overmeasure. overplus. oversupply. redundancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فعاليت] hareketlilik, çalışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (pol). federasyon halinde birleşme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advocate of confederation; a friend of the Constitution of the United States at its formation and adoption; a member of the political party which favored the administration of president Washington. an advocate of federalism a member of a former politic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

federalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a former political party in the United States that favored a strong centralized federal government. an advocate of federalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). federal sistem taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). devletleri birleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Muhtelif müstakil devletlerin hükümranlık haklarından bir kısmını müşterek bir üst otoriteye bırakmalarından İbaret siyasî sistem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.) (Arapça terkip). Şimdi, şunun için, binaenaleyh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kötülük: Bu malın fenalığı bellidir: Bunda ne fenalık görüyorsunuz? 2. Zarar, ziyan: Ben kimseye fenalık etmedim, kimsenin fenalığını istemem; o adam kimsenin fenalığında değildir. 3. Hastalık, keyifsizlik, neşesizlik: Bugün bende bir fenalık var. 4. Bayılma, bayılıp düşme veya bayılacak gibi olma: Yazı yazarken ansızın bir fenalık geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil. badness. injury. fainting. mischief. harm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

badness. evil. injury. harm. fainting. misdeed. misdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. féodalité

tar. derebeylik

Orta Çağda özellikle Batı Avrupa’da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudality. feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism derebeylik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Tâlihi yâver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoksulluk.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Özellikle bacakların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalığa halk arasında gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir. Nedeni lenf kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Peynir suyu.

Hazırlanışı : 1 hafta süreyle, her gün birer su bardağı peynir suyu içilir. Bir hafta ara verilir sonra yine aynı şekilde devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the players who meet in the final round of a tournament in which the losers in any round do not play again. a contestant who reaches the final stages of a competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who goes to the finals. finalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a contestant who reaches the final stages of a competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor finale kalan yarışmacı, finalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik, katiyet; nihai oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bitirmek, son şeklini vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Varılacak en son bir hedefin varlığını kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. finalisme

fel. erekçilik

Her şeyin bir erekle belirlendiğini, bir ereğe yöneldiğini, her şeyin bir ereklik yasasına göre olup bittiğini benimseyen görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finn. finlander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fırtınası olan, fırtına ile karışık: Fırtınalı hava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty. foul. gusty. heavy. inclement. rough. stormy. tempestuous. turbulent. boisterous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stormy. tempestuous. dirty. gust. inclement. rough. turbulent. ugly. windy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. nifty. swanky gösterişli. cakalı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Price Range)

Her hisse senedi için, seans içinde önerilebilecek en düşük ve en yüksek fiyatlar o hisse senedi için fiyat marjını oluşturur. Mevcut uygulamada bu limitler baz fiyatın % 10 altı ve üstüdür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mihraka getirmek, bir merkezde toplamak, mihrakı ayar etmek: (tıb). bir noktada toplanmak (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fonctionnalisme

ruh b. ve top. b. işlevcilik

Toplumu, her bir ögesi belli bir işlev yapan karşılıklı bağlılıklar ve etkileşmeler düzeni olarak gören, toplumu tek başına belirleyen herhangi bir temelin bulunmadığını savunan akım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimselcilik, şekilcilik, dış görünüşe ve davranışlara önem verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. formaliste

1. biçimci, 2. bürokrat

1. Alışılmış kural, tutum, davranış veya belli biçimin dışına çıkmayan. 2. Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One overattentive to forms, or too much confined to them; esp., one who rests in external religious forms, or observes strictly the outward forms of worship, without possessing the life and spirit of religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimci kimse; resmiyet taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Resmî işlerin gerektirdiği muameleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. circumstance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. red tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resmi olma, resmiyet; biçimcilik; formalite, usul, âdet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmileştirmek; şekil vermek; resmi olmak, teklifli olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. formalisme

fel. biçimcilik

Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren görüş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). küçük istihkâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Fransa ahalisinden olan, Fransız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoksulluk, Ar. fakr: Fukaralık ayıp değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destitution. poverty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İlk kaset sürücülerde, kaset mekanizmasını fiziksel olarak hareket ettirmek için çalıştırma anahtarları kullanılırdır. Full logic kontrol ile tuşlar elektronik işlevleri kontrol ederek daha yumuşak dokunmaya duyarlı çalıştırma sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). Çalı çırpı ile kaplı yer, çalı ormanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake. brush. health. scrub. shrubbery. thicket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Pro testanllkta aşırı tutuculuk; Kitabı Mukaddesi harfi harfine tefsir etme fundamentalist i dini akidelerde aşırı tutucu kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentaliste

top. b. kökten dinci

Kökten dincilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of fundamentalism of or relating to or tending toward fundamentalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who thinks that a corporation's security prices are determined by its future earnings and dividend abilities Besides studying a corporation's financial data, they will also examine its industry and how the economy will affect the company's core b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentalisme

top. b. kökten dincilik

1. Kurulu düzenin temellerini dinî kural ve inançlar doğrultusunda değiştirip uygulamadan yana olan tutum veya öğreti. 2. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Amerika’da ortaya çıkan protestan kökenli dinî akım.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak başlı, bir çeşit Karadeniz yelkenlisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Alçak ve altı düz bir nevi gemi ki, vaktiyle Akdeniz’de yelken ve kürekle kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. galiyye) (gılâ’dan if.). Pahalı, ağır kıymetli: Orada yiyecek pek galidir. Gali mallar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. galeyan’dan if.). Kaynayan, coşan, coşup taşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غالب] ağır basan. 2.galip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Galebe çalan, muzaffer, yenen. 2.Güçlü kuvvetli, kudretli, hükmeden. 3.Üstün baskın. Şeyh Galip: Meşhur divan şairlerinden. 1757-1798 yıllan arasında yaşamıştır. - Türk dil kurallarına göre «b/p» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a’lar uzundur) (i. A.). En kuvvetli ihtimele göre, sandığıma göre: Bugün galiba yağmur yağacaktır. Bu yaz galiba yazlığa gidemeyeceğiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probably. presumably. presumedly. likely. methinks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daresay. presumably. probably. likely. i think. i daresay. apparently. seemingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

most probably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I think so. presumably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غالبا] sanırım, belki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzundur) (i. F.). Galip sıfatiyle, üstün gelen adama yakışır sûrette, galebe çalmışcasına: Galibâne bir tarzla, galibâne hareket ediyor, söz söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Mora çalan, kırmızı renkte boya.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Galib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzundur) (i. A.). Galiplik, galip gelme, yenme, üstünlük, kazanma, mağlûbiyet mukabili: Galibiyet bizim tarafta kaldı. Biz galibiyete nâil olduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victory. win. triumph yengi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victory. predominance. triumph. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غالبيت] zafer, ağır basma, yenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Galile'li; eski devir lerde Musevilerin Hıristiyanlara verdikleri isim the Galilean Hazreti isa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ingiltere'de buyuk kilise lerin antresinde bulunan oda veya avlu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i karışık ve an lamsız söz, saçma ve boş laf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i havlıcan, kulunç otu, bot Alpinia officinalis; zencefile benzer ko kulu bir kök; kırk boğum, bot Cyperus longus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i mazı, yumru Gallo onek Fransa veya eski Gal'e ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, galliot i, den eski bir savaş gemisi, hafif kadırga, çektirme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GALİB) (a’lar uzun) (i. A. galebe’den if.) (mü. galibe). 1. Yenen, üstün, galebe çalan: Japonlar, Çinliler’e galip geldiler. Güreşen pehlivanlardan hangisi galip geldi? Oyunda galip geldi. Devlet-i galibe = Galip devlet. 2 Daha kuvvetli, daha ümid edilir: İhtimâl-i galib, zann-ı galib. 3. Harpte galebe çalan taraf: Galip, mağlûba sulh şartlarını teklif etmek hakkını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victorious. victor. winner. triumphant. champion. conquering. prevailing. victor. winner. vanquisher. top dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victor. victorious. winner. overwhelming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winner. triumphant. victorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. F.). Misk ve anberden yapılan güzel kokulu siyah bir mâcun ki, saça ve kaşa sürülür (siyah renk dahi kastedilir): Galiye-fâm = Galiye renkli, siyah. Galiye-i misk = Yine o macundan olup, yanlış olarak «kalemis» de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gılzet’ten smüş.) (mü. galize). 1. Kaba, çirkin sözler. 2. Edep dışı: Şütûm-ı galize = Kaba küfürler. 3. Sık, yoğun, kalın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غليظ] koyu, yoğun, kaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uçları Yunan alfabesindeki gamma harfi şeklinde kıvrılmış olan (haç).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ghanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerator pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas pedal. accelerator pad / pedal. foot accelerator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İslam aleminin büyük mütefekkirlerinden. - Babası “Gazzal-iplikçi” sanatçısı olduğu için kendisine Gazali adı verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. başkumandan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genellik, umumiyet, umumilik. generalities i. genel konular, kesinlik ifade etmeyen söz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelleştirme, umumileştirme, genellik, umumilik, hepsini bir tutma, genel sonuç çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genelleştirmek, umumilestirmek, tamim etmek, genel bir fikir vermek; herkese teşmil etmek; güz. san. ayrıntılarını belirtmeden genel olarak tamamlamak; tıb. hastalığı umumi bir hale koymak; tıb. yayılmak; umumileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. tenasül organları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrecoverable. irreversible. irrevocable. unrecallable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back number. behind the times. reactionary. conservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cretin. feebleminded. imbecile. retarded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Besleyen, besleyici: Gıdalı yemektir. Hurma gıdalı bir meyvedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gırbâliyye) (anatomi). Kalbur gibi olan. Gırbaliyy-üşşekl = Kalbur şeklinde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmaz sesler veya sözler; bilinmeyen veya hayali bir dilde konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye catching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glamorous. inviting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. glaring. dazzling. brilliant. glamorous. grandiose. splashy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a slight acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindfolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfunctorily. automatically. without hesitation. blindly. unaware. ignorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemalan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her hafta ve haftada bir vâki olan: Haftalık gazete = Haftada bir çıkan. 2. Hafta itibariyle verilen ücret veya aylığa karşılık her hafta verilen para: Bu mürettibin haftalığı ne kadardır? Bugün, haftalık dağıtma günüdür. Mağaza haftalığı kesti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. hebdomadal. sennight. wage. wages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. weekly wages. a weekly. once a week. lasting. weeks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. occurring once a week. weekly wage. lasting weeks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worker paid by the week.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haftalık ücretle çalışan: Haftalıklı rençber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pamuk ve bürümcükten imal edilmiş buruşuk yerli bez: Halâli bez. 2. Yaldızlı bakırdan veya meşin kaplı tahtadan mahfazası olan büyük saat, eski zaman saati: Halâli saat. 3. Halâli bezden yapılmış: Halâli gömlek, (bk.) Hilâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hâliyye) (müzekkeri dilimizde «hâl» suretinde kullanılıyor, (bk.) Hal). Şimdiki, hâzır: Sene-i hâliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halâ» dan if.) (mü. hâliye). 1. Boş, Fars. tehî, içinde bir şey olmayan: Hâlî bir ev, hâlî sandık. 2. Sahipsiz, ıssız, kimsesiz, tenha: Hâlî yer, hâlî sahralarda. 3. Bir şeyden Arî, müstesna, beri: Bu hareketi bir sebepten hâlî değildir; iki şıkkın birinden hâlî olamaz. 4. Meşguliyetsiz, uğraşılmayan, boş geçirilen: Hâlî bir vaktinizde; benim hiç hâlî vaktim yoktur: Eyyâm-ı hâliyede = Boş günlerde. 5. Açık, boş olan: Hâlî yer, memuriyet. ... den hâlî olmak, durmak = Yapmamak, etmemek: Çalışmaktan bir. gün hâlî olmaz, durmaz. Hâlî yerler, arazi-i hâliye = Sahipsiz, işlenmemiz arazi ve toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet. rug. floor covering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet. rug. carpeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish word meaning Carpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Carpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Turkish word for carpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خالی] boş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) geri durmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölkerli oda kilimi: Halı döşetmek: Uşak, Gördes halısı, halı seccade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çapkın, edepsiz, açık meşrep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حليب] süt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kalkana benzeyen yassı bir balık, (zool.) Hippoglossus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HALİÇ) (i. A.). 1. Koy, körfez. 2. Boğaz, kanal: Halîc-i Kostant’ıniyye = İstanbul’da, KAğıthane’ye doğru giden körfez: Halîc-i Fars -Basra Körfezi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estuary. armlet. golden horn. firth. frith. mouth. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

golden horn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خليج] körfez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Bodrum, Halikarnas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük halı, kilim, seccade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halı yapan ve satan veyahut döşeten. Halıcılar = Halıcı esnafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet maker. carpet seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet maker / seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halı dokuma san’atı veya ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rug business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in oğlu İehzade Mustafa’nın sünnet düğününde bir cambaz Haliç’i gemi direkleri üzerinde gerilen bir ipte geçti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûd» dan if.) (mü. hâlide) (c. hâlidîn, hâlidât). Dâim dâimî, sürekli, Ar. sermedi. Ceziir-i hâlidât = Araplar’ın Kanarya adalarına verdikleri isim olup, o vakit bu adalar dünyanın en batı noktası kabul edilerek boylam dairelerinin başlangıcı sayılmıştı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خالد] sonsuz, ebedî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sonsuz, daim, ebedi. 2.Bir yıldan çok yaşayan. 3.Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır. Halid b. Velid: Ünlü sahabi. Allah’ın kılıcı olarak anıldı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin sonsuzluğu ölümsüzlüğü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) klor grupundan bir unsurla meydana gelen tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hulefâ). 1. Vekil, halef, birinin yerine geçen adam. 2. Peygamberimizin vekili ve halefi olan zat: Halîfe-i Resûlullah, halîfe-i islâm. 3. Eskiden BAbıâlî kalemlerindeki kâtiplere denirdi: Hacı halife = KAtib Çelebî’nin lâkabı (bu mânâ ile sonradan yalnız cem’i kullanılmıştır): Mektûbî-i sadâret hulefâsından = Başbakanlık hususî kalem kâtiplerinden. 4. (Türkçe: kalfa) (bk.) Kalfa. Hulefây-ı râşidîn = ilk dört Halîfe: Hz. EbûBekr, Ömer, Osman ve Ali. Ser-halîfe = Eskiden BAbıâlî kalemlerindeki kâtiplerin başı ve en kıdemlileri: Filân kalemde serhalîfe oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خليفه] halife. 2.kalfa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Halef, naib. 2.Hz.Peygamber’in vekili ve dünyadaki müslümanların başı olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Halîfenin görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present. extant. present-day. the present time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the present time. the present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حال حاضر] şimdiki durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the present time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten if.) (mü. hâlike). Helâk olan veya olabilen, fânî, bekasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. halk’tan if.) (c. hâlikıyn). Yaratan, yaratıcı: Hâlık-ı Alem = Alemin yaratıcısı, Tanrı (esmây-ı hüsnâdan yani Allah’ın 99 adından biridir). Hayr-ül-hâlikıyn, ahsen-ül-hâlikıyn = Yaratıcıların en iyisi, en güzeli olan Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خالق] Yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خالق] Tanrı. 2.yaratan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. halâik). Yaratılmış canlı, insan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خالقيت] yaratıcılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yaratıcılık, yaratmak hal ve sıfatı: Halıkıyyet yalnız Tanrı’ya mahsustur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HALİL) (i. A.) (mü. halîle) (c. hullân, ahillâ). Dost, muhib, yâr: Halîlullah, Halil-ür-rahmân = Hazret-i İbrahim’in lâkabıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâl» den smüş.). Koca, zevc.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Samimi dost, Allah’ın dostu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Zilsiz def ki, bilhassa bazı tarîkatlerde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halâ!» den smüş.). Karı, zevce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. musiki). Halîle çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın dostu. Hz.İbrahim (a.s.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hilm»den smüş.) (mü. halîme). Uysal huylu, yumuşak; sert ve hiddetli olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mild. lenient. gentle yumuşak huylu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حليم] yumuşak huylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sakin, sessiz. 2.Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu. Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı alarak kullanılması tercih edilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housebroken. meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yumuşak huylu olana yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halim). Peygamberimizin (s.a.s) süt annelerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûs» tan if.). (mü. hâlise). Karışık ve sahte olmayan, saf, temiz, doğru, hilesiz: Hâlis yağ, hâlis gümüş. Mahabbet-i hâlise = Hilesiz sevgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. sheer. true. utter. unmixed. genuine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. unmixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خالص] katışıksız, saf, som.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hilesiz, katkısız. 2.Karışmamış, katışıksız, saf, hilesiz. Temiz. 3.Yalnız, sadece. - (bkz.Muhlis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Temizlik, doğrulukla, bir maksat altında olmayarak: Hâlisâne fikrimi söyledim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خالصانه] içtenlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hâlislik, saflık, temizlik, doğruluk, hilesizlik: Benim sözümün, kalbimin hâlisiyyeti açıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( HALİSÜ’D-DEM) (i. A.). Saf kan, kanına başka kan karışmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Birkaç şeyin karışmasından meydana gelen, karma, alaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy. mixture. admixture. aggregate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خليطه] karışım. 2.alaşım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pis kokan nefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şimdiki zamanda, şimdiki halde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاليا] şimdi, şu anda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Boş olarak: Evi hâliyen bırakmışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Olduğu gibi. 2. Tabiî bir netice olarak: Bu şekilde çalışmakta devam edersen haliyle sınıfını geçersin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daire ve kangalları olan, birçok daireler teşkil edecek şekil ve biçimde bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annulate. annulated. ringed. cyclic. cyclical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished with rings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Eklembacaklılarla solucanları içine alan hayvan şubesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hammâliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hammal ücreti, bir yük ve eşyanın taşınması ücreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hardaliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (konuşma dilinde: hardaliye). Hardal ile terbiye edilmiş şıra ki, hardal kuvvetiyle, ekşitilmeksizin de dayanabilir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

USB cihazlarının birbirleri arasında doğrudan veri aktarımı yapmasını sağlayan USB 2.0 özelliğini tamamlayan harika bir sistem.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu yeni parazit giderme teknolojisi, hareketli nesnelere herhangi bir etkide bulunmadan artalandaki parazitini azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hızlı çalıştırma için kullanılan düşük sürtünmeli bir tuştur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Organizmada meydana gelen bazı anormal değişiklikler neticesinde başgösteren fizyolojik bozukluklar. Maraz, illet: Cild hastalığı, sinir hastalığı, kalb hastalığı. Salgın hastalık = Yaygın ve sârî hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illness. disease. sickness. affection. ailment. bad blood. distemper. ill. infirmity. invalidism. invalidity. malady. patho-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illness. disease. sickness. affection. ailment. bad blood. distemper. ill. infirmity. invalidism. invalidity. malady. patho-. complaint. disorder. fetish. infection. mania. passion. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disease. illness. sickness. ill health. addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünden hastalık eksik olamayan, sıhhati bozuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morbid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diseased. sickly. unhealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickly. ailing. diseased. invalid. morbid. out of health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrong. false. erroneous. inexact. inaccurate. amiss. delinquent. errant. erring. faulty. illegitimate. improper. incorrect. mistaken. solecistic. unsound. wet. amiss. out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. defective. errant. erroneous. fallacious. faulty. imperfect. inaccurate. mistaken. false. incorrect. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. defective. flawed. in the wrong. at fault. amiss. errant. erroneous. faulty expression. inaccurate. incorrect. inexact. wry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iyi hava alan, havadar: Pek havalı bir yer, bir evdir. 2. Bir türlü havası olan: Güzel, sıcak, soğuk havalı yer. 3. Derece ve perdesi olan: Havalı, nişan, çalgı, harfler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Etraf, civar, çepeçevre olan yerler: Bu havâlîde hiç yağmur yağmadı. O havâlînin ahalisi pek çalışkan olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. showy. stylish. dashing. flash. flatulent. hot-air. jaunty. la-di-da. la-di-dah. nifty. nobby. ostentatious. pneumatic. posh. rakish. swagger. swanky. swell. swish. tonish. show-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. flamboyant. pneumatic. posh. showy. swanky. breezy. attractive. eye-catching. flashy. stuck-up. pneumatically actuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airy. well-ventilated. attractive. eye-catching. pneumatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighborhood. vicinity. envircns. suburbs. regions. districts. neighbourhood. environs. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourhood. vicinity. environ. district. region. vicinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حوالی] yöre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power assisted steering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air servo-assisted steering gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pneumatic brake. air / pneumatic brake. air brake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. havsaliyye). Havsalaya dair, ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goldfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hayâliyye). Vehim ve hayâle ait. Hayal denilen gölge oyununu oynatan adam, hayalci, karagözcü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimerical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary. fantastic. utopian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic. imaginary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خيالی] hayalî, hayal ürünü. 2.Karagöz oynatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Hayal niteliğinde ya da hayal ürünü olan. 2.Kanuni Sultan Süleyman devrinin büyük şairlerinden biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictitious export. fictitious exports. export of a dummy company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhatfezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hilâliyye). Yeni ay şeklinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Bir bitki: Kırlangıçotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. himem) (cemül-cem’i = çokluğunun çokluğu: himemât). 1. Kasit, niyet, zihin ve kalple olan çalışma: İnsan himmetle pek büyük işlere muvaffak olur. Alî-himmet, bülend-himmet = Büyük ve yüksek işlere girişen. 2. Çalışma, ceht, gayret: Yolların tesviyesine himmet etti, bu okul ancak onun himmetiyle vücuda geldi. 3. Lutuf, lutufkâr muamele: Himmet buyurun, himmetinizle. 4. Mânevî teveccüh, rûhânî imdât: Pİrin, şeyhin himmeti üstümüzden eksik olmasın (bu son iki mânâ Arapça’da yoktur. Arapça terkiplerde himme suretinde de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endeavor. effort. influence. help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

help. auspices. protection. work. effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [همت] çaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gayret, emek, çalışma, çabalama. Yüksek irade. 2.Ermiş kimsenin tesiri. 3.Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çaba göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoca olma hâli veya işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank and duties of a hodja. teaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Felemenk ahalisinden olan, Felemenkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch. dutch. hollander. dutchman. netherlander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchman. dutch. dutchwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoppa olma hâli, hoppaca davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frivolity. levity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do sth frivolous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konukseverlik, misafirperverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hastaneye yatırmak. hospitaliza'tion i. hastaneye yatırma; A.B.D hastane sigortası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapkınlık, sefâhet, zevk, safa ve sefahet yolunda müsriflik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. extravagance. womanizing. squandermia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend money profligately. to chase women. to womanize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hülya kuran veya hülya veren; hülyası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreamy. romantic. fanciful. moony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Humması olan, ateşli. 2. Sürekli, hareketli ve sıkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feverish. intensively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with fever. febrile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشک سالی] kuraklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. cam gibi, şeffaf; i., biyokim, hiyalin; anat. gözde bir zar; ,şiir cam gibi şeffaf yüzey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. bir cins şeffaf opal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısa, topluca, tafsilâtsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجمالی] derli toplu, özet halinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İktidar ve liyakat davasında bulunan, kendine çok güvenen: İddialı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious. disputed. artsy. arty. assertive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertive. pretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious. presumptuous. assertive. where much is at stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dünyada iyilik yapma hevesi, ideal uğruna çabalama hevesi; fels. üIkücülük, idealizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Ülkücü. 2. idealizm görüşüne bağlı filozof.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idéaliste

ülkücü

Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aktawi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes that Truth with a capital T can be discovered and known as in a unified field theory of physics Numbers are discovered. someone guided more by ideals than by practical considerations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üIkücü, idealist, mefkureci idealis'tic s. üIkücü, idealizme ait, fazla ümitli; kendi çıkarını düşünmeyip kamu yaranna çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ideal oluş, üIkücü vasıf veya karakter; yaratılcılık; fels. yalmz kavram halinde mevcut olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consider or render as ideal; 'She idealized her husband after his death'. form ideals; 'Man has always idealized'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. idealleştirmek idealiza'tion i. idealleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Bilgide düşünceyi temel olarak alan ve varlığı, insan düşüncesinin kurduğunu kabul eden felsefe görüşü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idéalisme

ülkücülük

Bir ülküyle belirlenmiş olan, bu ülküye çıkar gütmeden bağlı kalan yaşama biçimi ve dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İdealizm en basit deyişle standartlaşmış biçim anlamına gelir. Sanat alanında maddesel bir nesneyi değil de onun zihinsel kavramının tasarımını karşılayan sanat yapıtı, aslında bir “idea” nın tasarımıdır. Platon` a göre idealar tek gerçekliklerdir ve sanatın gerçek işlevi de tek gerçeklikler olan bu ideal biçmlerin yansıtılmasıdır. Böylece mimesis (öykünme, taklit) kuramı oluşur. Mimesis kuramının oranlara, klasik armoni kurallarına ve geometriye dayalı ilgisinin yüzyıllardır insan zihninde yer alması, sanatçıları seçme yapmaya zorlamış ve mutlak güzellik anlayışına ulaşmak için ideal biçimler yaratılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vast. having many meanings. knowledgeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumlu, lâzım, gerekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İlâliyye) (edebiyat). Arapça fiillerin İlâl şekline ait: Kaviid-i İlâliyye = İlâl kaideleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Üstü kapalı, örtülü bir şekilde söylenen söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connotational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allusive. containing a hint or implication. suggestive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. immoralisme

fel. töretanımazlık

Toplumca benimsenmiş töre ile ilgili değerleri değiştirmek isteyen öğretilerin genel adı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ebedileştirmek, ölümsüzleştirmek; ebedi şöhrete nail etmek, unutulmaz hale getirmek. immortaliza'tion i ebedileştirme, ölümsüzleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarafslzllk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorluk sistemi, imparatorluk hükümeti; emperyalizm, sömürgecilik. imperialist i. imparator veya imparatorluk taraftarı; emperyalist, sömürgecilik taraftan imperialis'tic s. emperyalizme ait, sömürgeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmza edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahibinin tasarrufundan çıkması yasak, satılamaz, devrolunamaz, alınamaz. inalienability i. elden çıkaralamayış. inalienably z. elden çıkarılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turşusu yapılan bir nevi yaban sarmısağı veya soğanı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İnce nokta aralıklı resim tüplerinde, daha yoğun biçimde bir araya getirilmiş pikseller bulunur. Elde edilen renkli resimde daha yüksek çözünürlük, daha fazla ayrıntı ve daha net konturlar bulunur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fikir ve harekette şahsi bağımsızlık; ferdiyetçilik, bireycilik; benlik, kendini beğenmişlik; ferdin hususi menfaatlerini arama; hususiyet, ferdiyet. individualist i. ferdiyetçi, bireyci, erkin kimse. individualistic s. ferdi, bireysel, ferdiyete ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualiste

fel. ve top. b. bireyci

Bireycilikten yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ferdiyet, başkasına benzemeyiş, hususiyet; erkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ferdiyet vermek, ferdiyetini belirtmek, bireyleştirmek, ayırmak; ayrı tutmak. individualization i. ferdileştirme, bireyleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Cemiyet yerine ferdi esas alan ve ona büyük ehemmiyet veren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualisme

fel. ve top. b. bireycilik

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanayii temel olarak kabul eden iktisadi sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanayide mevki sahibi, fabrika sahibi, fabrika yöneticisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sanayileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşitsizlik, farklılık; değişebilirlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misafir sevmezlik, soğuk muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çiğnerken (yemeğe) tükürük katmak. insalivation i. tükürük katma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

human nature. human nature is just that way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasıta, araç; vasıta olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). İdrakin -duygu ve iradenin üstünde olduğunu kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) münevverlik, anlıkçılık, ilmin mantıktan çıktığını ileri süren kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akla fazla kıymet veren kimse; ilmin mantıktan çıktığını iddia eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) âlimce ifade etmek; düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) milletler arasında birlik ruhu veya fikri, enter - nasyonalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) enternasyonalizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) milletlerarası kontrola sokmak, enternasyonal hale koymak, beynelmilel kılmak. internationalization (i.) milletlerarası bir hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. intertextuality

ed. metinler arasılık

Bütüncül bir yapıya kavuşturulması amacıyla bir edebî metnin dokusuna hem edebiyat alanından hem de başka alanlardan metin parçalarının katılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geçersiz, hükümsüz, battal, muteber olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) hasta zayıf, hastaIıklı, yatalak, sakat; hastaya mahsus; (i.) hasta kimse, yatalak kimse; sakat kimse; (f.) çürüğe çıkarmak, hastaneye göndermek; malul kılmak; hasta olmak, malul olmak; (ing.) hasta sayarak memleketine göndermek. invali

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hükümsüz kılmak, battal etmek. invalidation (i.) hükümsüz bırakma, iptal .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hükümsüzlük, muteber olmayış, battallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin yeni model DVD kaydedicilerinde kullandığı bu sistem görüntü ayarlarını ve diğer uygulamaları kendi yapay zekasıyla en uygun hale getirerek kullanmanızın önünü açıyor.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Irish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Irisman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Irishwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irrationaliste

fel. us dışıcı

Us dışıcılık yanlısı olan (kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. irrationalisme

fel. us dışıcılık

Yaşamda ve bilgilerde us dışı ögelere tek yanlı olarak ağırlık veren, sezgi, sevgi, duygu ve içgüdüleri bilginin kaynağı sayan görüş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mantıksız düşünce veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irréaliste

gerçek dışı

Gerçeğin dışında olan, gerçek olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch note. waybill. consignment note. despatch note. forwarding note. freight bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waybill. dispatch list. forwarding paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch list. way bill. shipping papers. bill of consignment. bill of conveyance. bill of carriage. declaration of shipment. delivery note. despatch note. forwarder's receipt. forwarding note. freight bill. letter of conveyance. letter of safe conduct. l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extemporaneous. extempore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İskoçya halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaddy goods. catchpenny article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: iştahlı). 1. Yemeğe isteği olan, boğazı, midesi açık: Bu hava ile insan daima iştihalı olur. 2. İstekli, arzulu: Lâkırdı söylemeye iştihalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. istikbâliyye). Gelecek zamana veya karşılamaya alt: Te’ mînât-ı istikbâliyye, teşrîfât-ı istikbâliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. istiklâliyye). İstiklâle, bağımsızlığa, kendi başına olmaya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müstakil olma, istiklâl halinde bulunma, başlı başına buyruk olma, bağımsızlık (Türklerin yanlış yaptıkları bir Arapça kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevre kirlenmesi sonucunda besin zincirine geçmiş bulunan kadmiyumun, bu besinlerle sürekli olarak alınması sonucunda, vücudun önemli fonksiyonları zarara uğrar, özellikle kemiği oluşturan maddeler çözünür ve insan vücudu eğilip, bükülür. Itai itai hastalığı denilen bu rahatsızlık insanı sonunda ölüme götürür. Bu hastalık ilk olarak Japonya’da görülmüş, ismini de bu ülkede almıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) İtalya, İtalyanlar ve İtalyanca ile ilgili veya onlara ait; (i.) İtalyan; İtalyan dili, İtalyanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) italik harflere ait; italik yazı gibi; (i.), (gen.) (çoğ.) italik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) italik harflerle basmak; el yazısında kelime veya satırın altına çizgi çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). El yazısında olduğu gibi, üstten sağa doğru yatık matbaa harfi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. italique

eğik yazı

Üstten sağa doğru eğik olan basım harfi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italic. italics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italic. italic. c family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), itina ile, özenerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful. painstaking özenli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful. painstaking. dainty. thoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(izlandayosunu): Dağlarda ve ormanlardaki kayalar üzerinde bulunur. Zeytinyeşili renginde, dantel gibi tırtıllı parçalar halindedir. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Müsilajlı ilaç yapmakta kullanılır. İçeriğinde “Lichenin”, “Dekstrolikenin” ve “Cetrarin” vardır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Bağırsak bozukluğunu giderir, ishali keser. Nefesdarlığını giderir. Bronşitin sebep olduğu şikayetleri giderir. Veremde faydalıdır. Şeker hastalarına ekmek yapmakta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Bir kompozisyonda tüm figürlerin boy ve önem farkı gözetilmeksizin başları aynı hizaya gelecek biçimde yerleştirilmesi. Özellikle Yunan sanatının Klasik Dönem kabartmaları için kullanılan bu terim, resim ve grafik sanatında da geçerlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the duty of a gendarme. policing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Parça seçme ya da metin girme gibi işlemlerin kolayca ve hızla yapılmasını sağlayan çok işlevsel ergonomik bir kumanda.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetecilik, gazete yazarlığı; gazete ve mecmua yayını, basın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. journalise f. yevmiye defterine geçirmek; muhtıra defteri tutmak veya bu deftere kaydetmek; gazetecilik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağır olmadığı halde hacmi büyük olan şeyin hâli, az ağırlıkta hacim büyüklüğü: Bu şiltenin kabalığı insanı rahatsız eder. 2. Zarafet ve naziklikten uzak muamele ve davranış, terbiyesizlik, yakışıksız söz ve iş: Bu adamın kabalığı çekilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asperity. audacity. bestiality. discourtesy. disrespect. faux pas. gall. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudeness. abruptness. asperity. crudity. discourtesy. incivility. indelicacy. roughness. unrefinement. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabala ile uğraşan kimse. (bk.) Kabala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabara denilen çivilerle süslenmiş kabaralı sandık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamented with brasses. having hobnails.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embossed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endless questioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecological diseases. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kafası olan: Koca kafalı = Aptal, anlayışsız. 2. Bilgili, anlayışlı: Kafalı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. headed. brainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caucasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caucasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Caucasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune told by inspecting the grounds remaining in one's coffee cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kethudâlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde kakma işi bulunan: Sedef kakmalı dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorated with. inlaid work. inlaid. embossed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İzdiham, çokluk, kesret, Osm. cemm-i gafîr: Çok kalabalık vardı: Bu kadar kalabalığı ne ile doyuracağız? 2. Gürültü, patırtı, şamata: Çocuklar kalabalık etmesinler. 3. Bağlı olanlar, maiyette bulunanlar: Yanında çok kalabalığı var mıdır? 4. Yük ve eşya, ağırlık veren şeyler: Kalabalığı hana gönderip bizfilâna misafir olduk. 5. Kesretll, izdihamlı, çokluk: Biz hayli kalabalık idik. 6. Ahalisi çok, nüfus kesafeti fazla: Orası kalabalıktır. Ağız kalabalığı = Çok söyleyip söze boğma: Ağzı kalabalık bir adam. Kalabalık etmek = Lüzumsuz ve fazla olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowded. multitudinous. thronged. populous. congested. rush-hour. cohort. crowd. throng. multitude. army. assemblage. concourse. congestion. cram. crop. crush. drove. flock. gaggle. gathering. hive. horde. host. huddle. legion. mob. press. regiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowded. multitudinous. thronged. populous. congested. rush-hour. cohort. crowd. throng. multitude. army. assemblage. concourse. congestion. cram. crop. crush. drove. flock. gaggle. gathering. hive. horde. host. huddle. legion. mob. press. regiment. dense

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowdedness. assemblage. concourse. confluence. congested. congestion. cram. crammed with people. crew. crowd. crowded. crush. dense. flock. heap. horde. host. legion. mob. numerous. peopled. press. ruck. squash. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congest. overcrowd a room. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get crowded. to get cluttered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalçası geniş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalfa olma hâli, kalfa ücreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. work or pay of an experienced apprentice workman or master builder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hinduizmde dört kollu tanrıça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindistan’ın Kalikat şehrinde yapılan bir çeşit bez ve bunun Avrupa’da yapılan taklidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Halı, haliçe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قالب] kalıp. 2.beden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calibrage

ayarlama

Ayarlamak işi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. calibration

1. ölçümleme, 2. ölçülüleme

Bir ölçü aletinin veya ölçme sisteminin gösterdiği değerler ile ölçülenin bilinen değerleri arasındaki ilişkiyi belli koşullar altında inceleme işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. calibre). Tüfeğin çapı, çap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. caliber. gauge. gage. bore. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. boreinternal diameter. bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calibre. bore. gauge. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük halı, kilim, seccade, bk. Halı, kalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasting. permanent. residual. stable. consistent. lingering. perdurable. perennial. persistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasting. perpetual. stable. permanent. resident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonvolatile. permanent. lasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuance. permanence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. qualification

niteliklilik

Nitelikli olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yetişmiş usta, işçi vs.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. qualifié

nitelikli

Bir şeyi yapabilme niteliğini ve ustalığını kazanmış olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualified. skilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualified. skilled. fitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled worker. skilled workman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «California» adından). Cf senbolü ile gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calligraphie

güzel yazı sanatı

Harflere güzel biçimler vererek yazma sanatı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Noksan, eksik, bitmemiş: Cümlenin orası kalık görünüyor; kalık fıkra, cümle. 2. Eksiklik, noksan: Bu ibarenin kalıkları çok; kalıklarını düzeltmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıllet» ten smüş.) (mü. kaltle). Az, miktar veya sayısı çok olmayan, kesir zıddı, kem, noksan: Mâl-i kalîl; aded-i kalîl; müddet-i kalîle. izâfet yoluyla terkiplerde çok geçer: Kalil-ül-akl = Aklı az. Kalîl-il-himme Himmeti kıt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قليل] az.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Az olarak, azlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yok olmamak, mevcut olarak kalma hâli: Ölüm kalım savaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

survival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. lasting. permanent. immortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanence. immortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by