Alın Teri ne demek? | Alın Teri anlamı nedir? | Alın Teri

Alın Teri anlamı nedir?

Alın Teri ne demek?

Alın Teri anlamı nedir?

Alın Teri | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: alin teri

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). geçici, muvakkat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hormondur. Böbrek üstü bezleri tarafından çıkarılır. Hekimlikte çeşitli amaçlarla kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenaline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenalin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crystalline substance, C9H13O3N, obtained from suprarenal extract, of which it is regarded as the active principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is used in medicine as a stimulant and hemostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a catecholamine secreted by the adrenal medulla in response to stress ; stimulates autonomic nerve action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenalin , adrenaline , adrenin , adrenine , epinephrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adrenalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir çeşit ney’in ve bir çeşit düzenin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ö-mer Paşa). Türk hekim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başın ön tarafının üst kısmı, göz ve kaşların üstüne gelen ciheti: Osm. Nâsiye, cebîn, pîşânî. 1. Her şeyin ön ciheti, cephe: Binanın alnı 2. Yüz, veçhe, çehre. 3. Gösteriş, dış görünüş. 4. Cür’et, hayasızlık, küstahlık. Alnı açık = Utanacak işi olmıyan, afif, namuslu. Alnı ak = Kabahatsiz, mâsum. Alın teri = Meşakkatli ve namuskârane iş ve çalışma. Alın derisi, damarı = hayâ: Alnının damarı patlamış = hayâsız. Alın karışlamak = İnkâr makamında Aferin demek, beğenmek: Bu işi yapabilenin alnını karışlarım. Alınyazısı = Kader, mukadderat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Alınlık, alınlı (bk.) Alın vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frontal. forehead. brow. front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brow. forehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forehead. brow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğru, güvenilir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی نظر] yüksek görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Makbuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. acknowledgement. quittance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. receipt makbuz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgement. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered post / mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyden alınan, her sözü kendi aleyhine tefsir edip gücenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift to take offence. easily offended. touchy. sensitive. fragile. susceptive. susceptible. sore. pettish. petulant. squeamish. stuffy. edgy. irritable. techy. tender. testy. tetchy. ticklish. tickly. umbrageous. thin skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. irritable. petulant. sensitive. squeamish. touchy. thin-skinned. quick to take offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alnı enli, geniş alınlı. 2. Hayâsız, küstah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadınların alına taktıkları altınlı ve emaslı süs. 2. Binaların cephesine takılan levha ve kitabe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fronton. frontal. pediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

façade. frontal. hand plate. front plate. scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclusion. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reception. umbrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ahzolunmak. 2. Söylenilen bir sözü kendi üstüne alıp gücenmek, zanna düşüp çabuk müteessir olmak: Bu adam çok alınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be offended. get the needle. take offense. take offence. take umbrage at. be enrolled. be enroled. gain admission. resent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resent. passive of almak. to resent. to take offence. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bought. to take offense at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borrowing. citation. excerpt. quotation. quote. extract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quoted passage. quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Alın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). her iki cinsten; her iki yönden etkili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). badem gibi, bademe ait yahut bademden yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). evvelki, önceki, mukaddem , eski; ilerde, önde; (biyol). ön, öndeki, ön tarafta bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Barsak iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Tecrübeyi takip ederek, tecrübeden sonra mânâsındaki bu kelime, muhakemenin tecrübeye dayanması prensibini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

fel. sonsal

Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). (man). aposteriori, sonsal .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoş görünen, hitap eden, cazip, çekici, albenisi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kuş ile sürüngen arası bir hayvan fosili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). atardamarlardaki temiz kanla ilgili; atardamarlarla ilgili; atardamarlara benzer. arterial blood temiz kan. arterial highway ana şose, anayol, büyük yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). oksijen vasıtasıyla ciğerlerdeki pis kanı temiz kan haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). damar sertliği, arterioskıleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yıldız şeklinde yansıtan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldız işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., astr. yıldız kümesi; matb. uç yıldız işareti; bazı kristalleşmiş madenlerin i çinde yıldız şeklinin belirmesi özelligi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). bakteriler. bacterial (s). bakteriye ait, ondan ibaret olan veya ondan ileri gelen bacterially (z). bakteriyle ilgili olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakterileri yok eden bir madde, bakterisid. bacterici'dal s bakterileri yok eden maddeye ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteriyoloji, bakterileri tetkik ilmi, mikrop ilmi, bakteri bilgisi. bacteriolog'ical (s). bakteriyoloji ilmine ait. bacteriolog'ically (z). bakteriyolojiyle ilgili olarak. bacteriol'ogist (i). bakteriyoloji uzmanı, bakteriyolog

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteriler vasıtasıyla meydana getirilen kimyasal ayrışma; bakteri hücrelerinin imhası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakterileri yok eden küçücük cisimler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteri yoskopi, mikroskopla bakterileri inceleme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacillus. bacteria. bacterium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacterium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakterileri içine alan bir bitki ailesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İstenmeyen bakterileri öldürmek için kullanılan kimyasal bileşik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakteriyoloji dalında ihtisas yapmış hekim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakterilerin ve umumiyetle mikropların biçimlerini, hususiyetlerini inceleyen bilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacteriology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakteriologie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yastık. İskemle yerine kullanılır yuvarlak yastık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالين] başucu. 2.yastık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Balım).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. L.). 1. Balinagillerden, denizlerde yaşayan bir memeli hayvan. Balinanın uzunluğu 25 metreyi, ağırlığı da 15 tonu geçebilir. Bunlara kadırga balığı denir (balena mistycetus). 2. Gömlek yakası, korse v.s. nin düzgün durması için kumaşın altına dikilmek üzere balina çubuğundan yahut sert ve esnek başka maddelerden yapılan dar ve uzun safiha. Balina çubuğu = Balinanın ağzına aldığı suyu dışarıya süzüp içindeki deniz hayvanlarını tutmasına yarayan ve üst çenesinin iki yanında tarak dişleri gibi sıralanmış bulunan safihalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale. whalebone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whalebone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whale oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Denizde yaşayan memeli hayvanlar familyası. Bunlar balık biçiminde olur. Başlıca örneği balinadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Caz orkestralarında davul, zil, vurma sazların meydana getirdiği grup.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. batterie

müz. davul

Orkestrada vurmalı çalgı takımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. drums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. batteriste

müz. davulcu

Orkestrada vurmalı çalgı takımını kullanan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drummer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kale duvarlarını ve kapılarını yıkmak için kullanılan kalın kütük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برترین] en üstün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). En iyi, alâ, enfes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). En iyi, alâ, enfes.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - En iyi, pek iyi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. mücevherat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bijouterie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery. jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafeterya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilferage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurulmak, darbolunmak, çarpılmak. 2. Yere vurulmak. 3. Hareket ettirilerek, veya vurularak ses çıkarmak: Çan, davul çalınmak. 4. (musiki Aleti) İcra olunmak: Piyano, düdük, ut çalınmak. 5. Ses vermek, ses çıkarmak, (ses) vasıl olmak: Kulağıma çalındı. 6. Dakkolunmak, vurulmak: Kapı çalındı. 7. Kapılmak, hırsızlığa maruz kalmak: Gece bütün eşyası çalınmış, çalınan at bulundu. 8. Bir şeyin lezzetini veya kokusunu vermek: İs, bakır çalınmak, tencereyi ocağın yanına bırakmışsınız, is çalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be stolen. be played. sound. rattat. smite upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stolen. to be played.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolen. stolen goods. plagiarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolen goods. plagiarism. stolen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalay cevheri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. catering

yemek hizmeti

Bir kuruluş tarafından yemeğin hazırlanması ve dağıtılması işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing)-ise (f)., (tıb). yakmak, dağlamak cauteriza'tion (i). dağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket almanac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). diğerleri eşit olmak üzere; (kıs). cet. par.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). diğerlerinden aylrıcı nitelikte olan, tipik; kendine has; (i). özellik, hususiyet, vasıf; logaritma karakteristiği. characteristically (z). ayırıcı nitelikte olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavsif, tanımlama, tarif, nitelendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tanımlamak, tavsif etmek. characterizer (i). tanımlayan şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). buhranlı yaş devresi; menopoz, adet kesilmesi; (s). buhranlı devreye ait. climacter'ical (s). buhranlı, buhranlı devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Artı veya eksi işaretleriyle birbirine bağlı birçok terimlerden meydana gelen cebir ifadesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kompüter ile hesaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zümre, heyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (pol). gerillacılarla savaşmak için yetiştirilmiş.(asker,komando).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). counterespionage.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). taharrüşe mani olan ilaç; ilgiyi başka yöne çekmek için yaratılan olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ criteria) öIçüt, kriter, tenkitçinin kullandığı ölçü, değer birimi, mikyas; denektaşı mihenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Adâleti yayıcılık, adâletlilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. dealing

tic. satım

Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iş, alışveriş; muamele, alaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Deftere mensup. 2. Defterdâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sağlıga zararlı, muzır, fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullanılır hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fenalaşmak, bozulmak, alçalmak, gerilemek. deteriora'tion (i). fenalaşma, gerileme, bozulma, çürüklük, çürüme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atom ağırlığı 2 olan hidrojen. Buna ağır hidrojen de denir; simgesi D’dir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hüner, maharet, el çabukluğu, beceriklilik, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Kuşpalazı hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diphtheria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diphtheria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kanlı basur.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bulaşıcı ve salgın bir hastalıktır. Hastada, ishal görülür. Dışkısı kanlı ve sümüklüdür. İştahsızlık karın ağrısı ve ateş de vardır Su veya besinlerle bulaşır. İki çeşit dizanteri vardır.

- Amipli Dizanteri : Vücuda mikrop girmesinden 10-21 gün sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastada kanlı ishal, ateş, karın krampları, kilo kaybı, ve halsizlik görülür.

- Basilli Dizanteri : Mikrobun vücuda girmesinden 2-7 gün sonra belirtileri ortaya çıkar. Hastalığın salgın halini almasında kara sinekler başrolü oynar. Hastada; kanlı ve balgam kıvamında ishal, karın ağrısı, halsizlik ve ateş görülür.

Yapılacak ilk iş; hastayı, sağlamlardan ayırmaktır. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Su, tuz.

Hazırlanışı : Bir gün boyunca, hiç bir şey yenmez. Sadece tuzlu su içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dysentery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kızlık, bekârlık.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekranda gösterimin büyük karakterleri ve çubuklu grafikleri, TV alıcının tüm önemli çalıştırma durumunu temsil etmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Vizörde ya da LCD monitörde görünür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. müshil olarak kullanılan eşek hıyarı özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bağırsaklara ait. enteric fever bağırsak humması, tifo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bağırsak iltihabı, anterit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı ak, dürüst erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) belirli bir grup tarafından anlaşılan veya onlara hitap eden, hususi, özel,anlaşılması zor; gizli, saklı, mektum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). harici,zâhiri; genel, umumi; kolay anlaşılır; (fels). dışrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dış, harici, zahiri; hariçten gelen; yabancı memleketlere ait; (i). hariç, dış taraf dış, gösteriş, görünüş. exterior angle dış açı. exterior planets (astr). dünyanın yörüngesi dışında kalan gezegenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb.) rahmin dışında olan veya oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ésotérique

fel. içrek

Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yalnızca sınırlı, dar bir çevreye aktarılan (her türlü bilgi, öğreti).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esoteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit süpürge darısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i havlıcan, kulunç otu, bot Alpinia officinalis; zencefile benzer ko kulu bir kök; kırk boğum, bot Cyperus longus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i mazı, yumru Gallo onek Fransa veya eski Gal'e ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mide ve bağırsakların iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrecoverable. irreversible. irrevocable. unrecallable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Dikkati çekecek şekilde yapılan hareket veya gösterilen hüner, oyun vs. 2. Bir topluluğun kendi duygusunu gösteren davranışı, tezahürat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing. performance. show. play. program. programme. demonstration. demo. showing. parade. entertainment. exhibition. house. shew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing. performance. show. play. program. programme. demonstration. demo. showing. parade. entertainment. exhibition. house. shew. display. pageant. pomp. spectacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rioter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicative. projector. indicator. projector projektör. demonstrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrator. projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arz edilmek, teşhir edilmek, herkesin görüşüne sunulmak, Osm. irâe edilmek: Sorana yol gösterilir. Müzedeki eserler herkese gösterilmek içindir. Parmakla gösterilmek = Meşhur olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shown. to be projected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection. run. presentation. staging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection. showing. variety show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notation. representation. projection. variety show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, projektör lensleriyle projektörün üzerine yansıttığı ekranın merkezi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Göstermek işi, tavır ve şekil, Ar. irâe. 2. Dış görünüş, görünüş, şekil ve bütün: Bu binanın gösterişi güzel. Bu atın gösterişi yoktur. 3. Yalandan meydana koyma, yapmacık; göz boyama: Onunki bir gösterişten ibarettir. Bu hizmetçi yeni geldiğinde gösteriş için epey çalıştı. Bir gösteriş yaptı. 4. Yakışık, parlak, şan: Kendisi cesur adamdır ama hiç gösterişi yoktur. Onun gösterişine aldanmayın, koftur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put-on. show-off. ostentation. pomposity. show. display. showing-off. showiness. affectation. array. blazon. blazonry. dash. flashiness. flourish. frill. furbelows. gaiety. glitter. glossiness. panache. parade. pretension. pride. shew. splendidness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. airs. flourish. ostentation. panache. parade. pretension. show. splash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. ostentation. show. showing. vanity. demonstrating. showing off. imposing appearance. striking appearance. pomp. show-up. presentation. indication. challenge. magnificence. splendure. reading. manifestation. exposition. prospection. parade. moonsh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş yapmayı seven, gösteriş peşinde koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentatious. pretentious. poseur. show off. spread eagle. swanky. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentation. showing off. exhibitionism. showmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve dış görünüşü güzel, kılıklı: Gösterişli adam, at, bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. thoroughbred. ostentatious. flashy. spectacular. bombastic. artsy. arty. arty-crafty. baronial. dashing. declamatory. dressy. flamboyant. flash. flatulent. flossy. garish. gingerbread. glossy. meretricious. nobby. polished. posh. sleek. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressy. flamboyant. flashy. florid. garish. gaudy. grandiose. meretricious. posh. pretentious. rakish. smart. sporty. swanky. swish. imposing. dashing. showy. poshy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of striking appearance. imposing. brilliant. dashing. deluxe. florid. gallant. garish. grandiose. lush. magnificent. mouth- filling. ornate. portly. pretentious. showy. smart. splendiferous. stilted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,). Şekil ve dış görünüşü uygun olmayan, sevimsiz, kılıksız, kıyafetsiz: Hakikatte cesur olan adamlar gösterişsiz olur. Sağlam bina ise de gösterişsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. homely. humble. modest. quiet. severe. simple. sober. unassuming. unpretentious. unimposing. inconspicuous. plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor-looking. unimposing. inconspicuous. homely. homely atmosphere. quiet. sober. unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve bütün uygunsuzluğu, kılıksızlık, biçimsizlik, sevimsizlik: Gösterişsiğliği değerinin düşmesine sebep oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unattractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display of power. show of force. demonstration of power (in order to impress others. tour de force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاکستری] kül rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

USB cihazlarının birbirleri arasında doğrudan veri aktarımı yapmasını sağlayan USB 2.0 özelliğini tamamlayan harika bir sistem.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary. journal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İsteri.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Histogram ekranı, bir görüntüde her bir aydınlık değerinin kaç kez gösterildiğini belirtilen bir grafiktir. Aydınlatma koşullarını açık ve doğru biçimde gösterdiğinden pozlamanın ayarlanması için mükemmel bir araçtır. Bu işlev bir çok kayıt ve oynatma modunda kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. cam gibi, şeffaf; i., biyokim, hiyalin; anat. gözde bir zar; ,şiir cam gibi şeffaf yüzey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. isteri, peri hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isterik, isteriye ait. hysterics i., çoğ. isteri nöbeti. hysterically z. isterik bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binomial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binomial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, ehemmiyetsiz; ilgisi olmayan; maddi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm çekilen resimlere genel olarak bakmanızı sağlar. Resimleri seçebilir, korumaya alabilir, silebilir ya da baskı için işaretleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) aralık, fasıla (zaman); (s.) muvakkat; geçici. ad interim muvakkaten, geçici olarak, aradaki zaman müd- detince. in the interim aradaki zamanda .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) içerideki, iç yerlere ait, dahili; sahil veya huduttan uzak; içten, manevi; (i.) iç, dahil; iç yerler, iç kısım. interior decoration iç dekorasyon. interior planet güneş ile dünya arasında bulunan gezegen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) hamileliği önlemek için kullanılan ve dölyatağı yoluna yerleştirilen küçük alet, spiral .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). His bozuklukları, çeşitli ruhî şaşkınlıklar, çırpınma, kasılmalar ve bazan inmelerle kendisini gösteren bir sinir bozukluğu.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Psikonevrozlar grubuna giren bir çeşit hastalıktır. Tıp dilinde babinski hastalığı veya pithiatisme adı verilir. Hastalığın belirtileri; hastanın sosyal ve entellektüel seviyesine göre değişir. Hastanın gayesi, çevresinin ilgisini üzerine çekmektir. Bunun için aşağıdaki şikayetlerin biri veya birkaçı birden görülebilir. Hastada; ağrılar, baş dönmesi, bayılma, iştahsızlık, titreme, boğazında düğümlenme duygusu, kaslarda gerilme, geçici körlük, sağırlık, herhangi bir uzuvda uyuşma, hafıza kaybı görülür. Tedavinin temeli telkindir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kediotu, bal, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 30 gram kediotu konur. Kaynatılıp süzülür. 1 çay bardağı kediotu suyuna, 1 tatlı kaşığı süzme bal konulup, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria. hysteria histeri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İsteri halleri gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysterical. hysteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysterical. hysterical histerik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysterical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çapı ve derinliği fazla olan, yoğun, tok, kaba, Ar. kesif, galîz: Kalın ağaç, tahta, İp, kumaş, duvar. 2. Koyu, sulu olmayan, kıvamlı: Kalın yoğurt, pekmez. 3. mec. Terbiye olmamış, kaba, galîz, sert: Kalın adam. 4. Zekâsı olmayan: Kalın zihin, kalın kafa, kalın kafalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick. stout. coarse. dense. grave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. leathery. rich. stout. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldface. thick. bold. coarse. fat. full. murky. stout. c family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dense. obtuse. slow. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick headed. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lubricating oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade bağırsakları zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez. Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Martıya benzeyen eti lezzetli bir cins dere kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha kalın olmak: Bu fanilalar yıkandıkça kalınlaştı. 2. mec. Servet ve kuvvet kazanmak: Ahmed Bey son zamanlarda kalınlaştıkça kalınlaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thicken. to thicken. to become thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken. to become thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çap ve derinIiğini artırmak, daha kalın etmek: Bu ipi biraz daha kalınlatmalı, kalınlaştırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thicken. to thicken. to make thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken. to make sth thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalınlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çap ve derinlik fazlalığı, yoğunluk, Ar. gılzet: Bu ipin, bu ağacın kalınlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickness. stoutness. thick. crassness. denseness. density. diameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickness. coarseness. deepth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickness. coarseness. deepness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalma işi mümkün oliTrak oturulmak, dinlenilmek, vakit geçirilmek: Buraıft kaç gün kalınacak?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay. to stop. to rest. to spend the night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. R.). Levreğe benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Artmış miktar. Ar. bakıyye. 2. Nişan, alâmet, eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remainder. rest. residue. ruins. carcase. carcass. end. hangover. relic. remnant. residual. rump. waif. spoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. hangover. oddment. relic. remains. remnant. residue. ruin. rump. trace. wreckage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remainder. remnant. leftovers. ruin. ruins. remains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Ayırıcı vasıf. 2. (matematik) Bir logaritmanın tam birimler ifade eden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. characteristical. typical. significative. distinctive. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook for rough drafts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash book. cashbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blotter. register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book of record. inscription book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kemtere ait (Osmanlı yazı dilinde tevâzu tâbirlerindendi): İş’Ar-ı kemterî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «kemter» den mübalağa kipidir). En küçük veya alçak ve hakir: Bende-i kemterîn; kemterîn-i bendegân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modest. unobstructed. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Bir noktanın gemiden bakılınca pusula kertelerine nazaran kaldığı yön. Kerteriz almak = Bir yerin yönünü pusula kertesi vasıtasıyle tâyin etmek. Kerteriz pusulası = Kerteriz almaya mahsus hedefeli pusula. Kerteriz noktaları = Geminin yer ve yönünü kerteriz vasıtasıyle tâyine yarayan fener kulesi veya dubası ve şamandıra gibi kıyıda bulunan bilinen noktalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point where bearing is taken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr. jeoloji). İçinde demir yumrukları bulunan bir toprak çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir cins kırmızı kil; bu kilden meydana gelen verimsiz toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harflerle işaret etme; tabela üzerine yazılan harfler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Luther mezhebine olan, Protestan Hıristiyan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcının, ekranda gösterimli menülerle uzaktan kumanda aracılığıyla yönetilmesini sağlayan bir grafik kullanıcı arayüzü (GUI).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakime ait, hakimane, amirane; tumturaklı; salâhiyetli maggisterially z. hâkimane surette. magisterialness i. amirane tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalandan kendini hasta göstermek, hasta pozu yapmak, hastalık taslamak. malingerer i. hasta pozu yaparak vazifeden kaçan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce’den). Turunçgillerden Çin menşeli, kabuğu kolay soyulan bir meyve, mandarin (Lat. citrus nobilis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandarin. tangerine. mandarin orange. tangerine orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangerine. mandarin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangerine. satsuma. mandarin orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mandarin): Turunçgiller familyasından; 5-6 m yüksekliğinde mandalina ağacının meyvesidir. Tatlı, kokulu, lezzetli, vitamince zengin bir meyvedir. Kabuğundan esans çıkarılır. Kullanıldığı yerler: Kanı temizler. Sinirleri yatıştırır. Damar sertliği, felç ve gripte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıbbi maddeler; tedavide kullanılan maddelerle ilgili tıp dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. maddi, özdeksel, cismani; bir şeyin esasına ait; bedensel; önemli, mühim, gerekli; to ile değgin, etkili; i. madde, malzeme; çoğ. gereçler; bez, dokuma, kumaş. material wellbeing maddi refah. materials science maddelerin kullanım ve nitelikleri i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i özdekçilik, maddecilik, materyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maddilik, cismanilik; maddiyet; lüzum, önem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. maddileşmek, cisim haline girmek, cisimleşmek; gerçekleşmek; maddileştirmek; maddi bir nitelik vermek; cisim vermek (ruh), tecelli ettirmek. materializa'tion i. maddileştirme,maddileşme, cisimlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. levazım, malzeme, materyel, gereç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yol alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. meskalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakanlık veya orta elçilik görevine ait; papaz veya vaizin görevine ait; yöneticiliğe ait; zorunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «feriy’» den if.) (mü. müfteriyye). Başkasına, aslı olmayan bir töhmet ve suç isnad eden, iftiracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calumniator. slanderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «fers» ten if.) (mü. müfterise). Yakaladığı, diğer hayvanları yırtıp paralayarak yiyen, yırtıcı: Hayvânât-ı müfterise. mec. Kindar, azgın kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hareye» den if.). 1. icat eden, bulan, meydana koyan, mucit: Dikiş makinesinin muhterîi. 2. Birine aslı olmayan şeyler isnad eden, iftira atan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hark» den if.) (mü. muhterika). Yanmış: Geçen günkü yangında üç ev muhterik oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hırs» tan if.). ihtirası olan, hırsı olan, çok istekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hırz» dan if.) (mü. muhterize). Sakınan, çekinen, ihtirâz eden: Ben, böyle iftiralardan pek muhterizim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محترز] kaçınan, uzak duran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kurb» den if.) (mü. mukteribe). Yaklaşan, Osm, takarrüb eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜŞTERİ) (i. A. «şirâ» dan if.). 1. Satın alan, bir şey satın almak için başvuran. 2. Bir tacirle veya diğer esnaftan bir adamla her vakit muamele yapan. 3. İsteyen. 4. Güneşin çevresinde dönen gezegenlerin en büyüğü olup beşinci gezegendir ve semada pek parlak bir yıldız şeklinde gözükür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customer. client. buyer. patron. purchaser. shopper. patronizer. taker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buyer. client. clientele. connection. custom. customer. purchaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buyer. client. customer. shopper. taker. purchaser. patron. consumer. delegatus non potest delegare. demander. emptor. punter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Customer (client) Orders)

Müşterilerin Borsa’da menkul kıymet alıp satmak amacıyla Borsa üyelerine yazılı ya da sözlü şekilde ilettikleri emirlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customer service. service to customer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Customer Name Based Custody System)

Takasbank sisteminde Müşteri kodlarıyla takip edilem alt hesapların Takasbank’ın yapacağı düzenleme ile isme çevrilmesini, her bir yatırımcı için verilecek sicil numarası ile takip edilerek yatırımcının kimlik bilgilerinin tespitinin mümkün hale getirilmesini ve müşterilerin menkul kıymetlerini bloke edebilmesini amaçlayan sistemdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râhat» tan if.) (mü. müsterîha). Rahatlayan, rahat eden, gaileden kurtulup gönlü rahat olan: O cihetten siz müsterih olunuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at ease. relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has been set at ease. whose worries have vanished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirket» ten if.) (mü. müşterike). Bir işe iştirak eden, başkaları ile beraber bir işte bulunan, katılan, ortak, Osm. zî-medhal (Arapça’da «abone» mânâsiyle de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clients. customers. clientele. patronage. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy book. waste-book. rough book. waste book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfân» dan if.) (mü. mûterife). Kendi kusur ve kabahatini bilip söyleyen, itiraf edip gizlemeyen: Ben aczimi mûterifim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «arz» dan if.) (mü. mûterize). Karşı gelen, itiraz eden, engel ve müşkilât çıkaran, başkalarının fikrine bahane bulup muhalefet eden: Kendisi dalma mûteriz bulunuyor. Cümle-i mûterize = Asıl sözle münasebeti olmayıp bir münasebetle veya bir ibareyi izah için söz arasına katılan ve ekseriya parantez içine alınan cümle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir) (matbaacılık). Parantez işereti: ( ).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفتری] iftiracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستریح] gönlü rahat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizemli, esrarengiz, akıl ermez, anlaşılamaz, garip. mysteriously z. gizemli bir şekilde; anlaşılmaz surette. mysteriousness i. gizemlilik; anlaşılmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Maden kömürü katranından elde edilen, özel kokulu beyaz,antiseptik bir hidrokarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphthaline. naphthalene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mothball. naphthalene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphthalene. moth balls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put naphthalene among woolens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NALİN) (i. A.). Bir çift ayakkabı, bir çift sandal, (m. Türkçe) Hamamda ve sulu yerlerde giyilen tahtadan, yüksekçe ve tesmalı ayakkabı: Nalın giymek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath clog (usually worn in a Turkish bath. clog. patten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NALİNCİ) (i.). Tahtadan yüksekçe tasmalı ayakkabı yapan ve satan adam. mec. Nalıncı keseri = Hep kendi menfaatini düşünen adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. naftalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ağustos gülü, yaban gülü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copybook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary. jotter. pocketbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook. blank book. copybook. jotter. memo book. memorandum book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. opale benzer, opale özgü; i. opale benzer değerli bir sarı taş; yarı şeffaf cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Dürüst, doğru iyi tanınmış kimsel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tersinden de aynı şekilde okunabilen kelime, cümle veya mısra. msl. makam, radar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çit yapmaya mahsus kazıklar; çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden doğma; tenasuh, ruh göçü, ruh sıçraması; biyol. üremede atasal özelliklerin yeniden meydana çıkması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şairin evvelce yazdığı bir şiirdeki ifade veya fikrin aksini savunduğu şiir; tekzip, inkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırma, dantela, boncuk gibi elbise süsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satır başına bir peni ücret alan yazar, kalitesiz yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Üstünde tek kabuğu olan küçük bir yumuşakça (patella).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kefal balığının büyücek bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avcı ıslığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.sıcak memleketlere mahsus ve çiçeklerinin altında iri kırmızı yaprakları olan bir bitki,bot.Euphorbia heterophylla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sonra gelen, sonraki; gerideki; anat. kıça yakın; i., çoğ. insan kıçı, kaba etler. posterior chamber anat. ardoda. posteriorly z. sonradan gelerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zürriyet; gelecek nesiller, halefler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cevizli şekerleme, pralin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ihtiyarlar meclisince yönetilen kilise sis- temine ait; i., b.h. bu sistemle yönetilen kilisenin üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. geçmiş zamanı gösteren; i. geçmiş zaman kipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ria) zool. geviş getiren hayvanların üçüncü midesi, kırkbayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. pityalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avcı ıslığı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyanın kendisi, çekirdeğindeki soğumamış kısımlarından dolayı dev bir mıknatıstır. Bu büyük mıknatısın artı ve eksi uçları kuzey ve güney kutuplarındadır. Ancak bildiğimiz coğrafi kutuplarda değil. Pusulanın minik ucu tam kuzeyi göstermez, gösterdiği noktaya magnetik kutup denir.

Pusulanın gösterdiği kuzey yönünü devamlı takip ederseniz kuzey kutbuna hiçbir zaman ulaşamazsınız. O noktadan 7 derece yani kilometrelerce uzaklıktaki magnetik kutba varırsınız. Olayın ilginçliği bu kadarla da bitmiyor. Bilimin kesin olarak saptadığı bir sürpriz daha var. Bu magnetik kutupların yerleri de sabit değil, zamanla değişiyor, kuzey güneye, güney kuzeye geliyor.

Eğer elinize bir pusula alıp zaman yolculuğu yapabilseydiniz, birkaç milyon yıl önce pusulanızın kuzey gösteren ucuna bakarak seyahat edince sizi penguenlerin büyük atalarının karşıladığım, yani güney kutbuna vardığınızı şaşırarak görürdünüz.

Magnetik kutupların niçin ve nasıl yer değiştirdikleri henüz tam bilinmiyor. Bu olayın dünyada kraterlerin oluşması, iklimlerin değişmesi, bazı canlı türlerinin yok olması gibi olaylarla yakın ilgisi olduğu sanılıyor. Bilim insanları magnetik kutupların yer değiştirmesinin 170 milyon yılda yaklaşık 300 defa tekrarlandığını, bugünkü konumuna en son 750 bin yıl önce geldiğini ileri sürmektedirler.

Sadece magnetik kutupların yer değiştirmelerinin değil dünyanın magnetik alanının bile başlangıçta nasıl oluştuğu tam açıklığa kavuşmuş değil. Teorilere göre dünyanın merkezindeki sıvı halindeki çekirdek bölümündeki ısı, dış demir katmanlara ulaşarak dünyanın dönüşü ile beraber bir dinamo etkisi yaparak magnetik alanı meydana getirmiştir.

Yerkürenin magnetik alanının şiddet ve doğrultusunu ölçmek için 1979 Ekim’inde uzaya gönderilen ‘Magsat’ uydusu 3 yıla yakın görev yapıp da yanmadan önce gönderebildiği en önemli bilgi, magnetik alanının şiddetinin gittikçe azaldığı, her on yılda şiddetinden yaklaşık yüzde birini yitirdiği, böyle giderse muhtemelen bin yıl sonra magnetik kutupların yerlerinin tekrar değişebileceği bigisiydi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. kıç omuzluğuna doğru esen, kıçlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Birinci Dünya Savaşı süresince birçok ülke saatlerini yılın belli aylarında yeniden ayarlamaya başladı. Bunun amacı günün aydınlık saatlerini, insanların uyanık oldukları zamana uydurmak, dolayısıyla evlerde ve sokaklarda yanan lambalar için gerekli enerjiden tasarruf sağlamaktı.

Bugün de aynı uygulamaya devam edilmekte, Nisan ayının ilk pazar gününde saatler bir saat ileri, Ekim ayının son pazar gününde ise bir saat geri alınmaktadır. Diğer bir deyişle ilkbaharda size kaybettirilen bir saat, sonbaharda geri verilmektedir.

ABD’de kış aylarında standart zaman, yazları ise gün ışığından tasarruf zamanı uygulaması kongre kararı olarak kabul edilmiş olmasına rağmen bazı eyaletler bu uygulamayı reddetmiştir. Bu eyaletlerde halen yaz-kış standart zaman uygulaması devam etmektedir.

Yaz günlerinde gün ışığı, yani aydınlık saatler çok daha uzun olmasına rağmen hala tasarruf için saatlerin niçin bir saat ileriye alındığı çoğunlukla anlaşılmaz. Bunun en kısa açıklaması ‘gece zamanını da gündüze katmaktır’ ama bizler zaten karanlık olan saat 24:00’de değil de 23:00’de yatmamızın ülkemize ne kazandıracağını genellikle anlayamayız.

Saatleri ileri almanın kış mevsimi ile alakası yoktur. Kış aylarında standart zaman uygulanır. Ancak yaz günlerinde çok uzun aydınlık geçen bir zaman süresi vardır. Amaç bu sürenin başlangıcını ileri kaydırarak, akşam olma süresini bir saat uzatmaktır.

Yaz günleri hava çok erken aydınlanır. Eğer çiftçi değilseniz saat 05:00’de uyanmanıza gerek yoktur. Ancak gün ışığından tasarrufa gerek duymayarak saatlerimizi ileri almasaydık, bakın ne olurdu?

Dünyada güneşin 21 Haziranda 04:43’de doğduğu bir yer seçelim. Siz burada yaşıyorsunuz ve saat sekizde işte olmak için saat altıyı çeyrek geçe yataktan kalkmak zorundasınız. Bu seçtiğimiz yerde güneş ufukla 6 derece açı yaptığında, standart saat ile saat 05:11 civarlarında etraf tamamen aydınlanır. Bu durumda ileri alınmış saatler 06:15’I gösterir yani gerçekte siz işe bir saat erken gitmiş olursunuz ama ışığı yakmadan saate bakar, tıraş olup kahvaltı yapabilirsiniz.

Akşamları ise, her zaman 24:00’de yatmaya vücudunu alıştırmış bir insan, bir saat önce yatmak zorunda kalmış olur ama hava kararınca gece evde ve sokakta lambaların yanma süresi bir saat kısalmış olur.

Gün ışığından tasarrufun sanayinin kullandığı elektrikle alakası yoktur. Onlar gece de, gündüz de olsa zaten aynı elektrik enerjisini harcarlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tuzlu bataklık; tuzla, tuz ocağı, tuz madeni; tuzlu pınar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğlence veya jimnastik maksadiyle sallanmak üzere bir ağaca veya dikilmiş direklere asılı tahta. 2. Küçük çocukları uyutmada kullanılan iki ucundan iple asılı yatak. 3. Yine bu şekilde ve ekseriya ipten ağ hâlinde büyükler için yatak (hamak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir çeşit maden tuzu ile dolu; tuzlu, tuz gibi; tuz hassası olan; i., tıb. birkaç çeşit maden tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). 1. (fizik) Bir noktanın art arda ve müsavi zaman aralıklarında hep aynı hareketi tekrarlaması: Sarkacın hareketi bir salınımdır. 2. Ay yüzünün yarısından biraz fazlasının dünyadan görülebilmesini sağlayan hâdise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation. libration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation. oscillation. beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağa sola eğilerek yürüme, Fars. hırâm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzluluk, tuzluluk miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Salınış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yürürken hafifçe sağa, sola eğilmek, Osm. hırâmân olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawdle. meander. oscillate. roll. to swing. to wave. to sway. to oscillate. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillate. to sway. to oscillate. to be sent to. to be snatched to. to be put out. to pasture in. to be lowered into a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. salinomMre) (denizcilik). Buhar kazanlarındaki suyun tuzunu ölçmeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oynama, hareket. 2. Dalga. Salıntıda = Sağlam olmayan, şüpheli: işimiz salıntıda, (bk.) Sallantı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam ve oturaklı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swaying motion. undulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Domuz etinden yapılma salam, sucuk ve sosis gibi çeşitli et mamulleri satan dükkân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicatessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicatessen. delikatessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. az miktar; serpinti; dağılış, saçılma; s. serpilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سفالين] topraktan yapılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Saklanan görüntülerin sürekli çalınmasını sağlar. Kayıtlı görüntülerin, tümleşik renkli LCD ya da ayrı bir monitörde görülebilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ilah. Hazreti İsa'ya itikat ederek kurtulma doktrini. soteriologic(al) s. bu doktrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stérile

1. tıp arınık, 2. biy. kısır

1. Her çeşit mikroptan arınmış. 2. İçinde hiçbir üreme olayı geçmeyen (canlı hücre, çekirdek vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean , sterilely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısır, ürün vermeyen, verimsiz, semeresiz; biyol. tohum veya meyva vermeyen; mikropları olmayan; neticesiz, faydasız. sterility i. kısırlık, ürün vermeyiş, verimsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stérilisation

arınıklık

Cansız yüzeylerdeki yararlı ve zararlı mikroorganizmaların kimyasal madde, ısı, ışın gibi etkenler kullanılarak tamamen yok edilmesi işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) 1. Mikropları öldürülmüş. 2. Kısırlaştırılmış, Ar. muekkam.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stérilisé

1. tıp arınık, 2. biy. kısırlaştırılmış

1. Her çeşit mikroptan arınmış. 2. Kısır duruma getirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make sterile or unproductive; to impoverish, as land; to exhaust of fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deprive of the power of reproducing; to render incapable of germination or fecundation; to make sterile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To destroy all spores or germs in , as by heat, so as to prevent the development of bacterial or other organisms. make infertile; 'in some countries, people with genetically transmissible disbilites are sterilized' make free from bacteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

What you do to your first baby's pacifier by boiling it and to your last baby's pacifier by blowing on it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The use of a physical or chemical procedure to destroy all microbial life including highly resistant bacterial endospores.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To destroy microorganisms by heating with steam, dry heat, or by boiling in a liquid for 20 to 30 minutes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To destroy microorganisms with boiling water, dry heat or steam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cleanse and purify through exposure to intense heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To neutralize all resistance in an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sterilizing is done to eliminate any microorganisms from contact with the beer as it is being made, to avoid spoilage It is accomplished by proper use of sterilizing solution and proper rinsing. make free from bacteria. make infertile; 'in some countries,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( İng) -ise f. sterilize etmek, mikroplarını öldürmek; kısırlaştırmak, verimsiz hale getirmek. steriliza'tion i. kısırlaştırma, sterilizasyon sterilizer. i. sterilize eden kimse; sterilizator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Tirit, et suyuna ekmek doğrayarak yapılan bir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terylene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrylene. made of terrylene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). ilim ve sanat mefhumlarından birini anlatan kelime; ıstılah (Fr. terme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

term. locution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

term. technical word or expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Bilim ve sanat kavramlarından birini anlatan sözcük. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ortası arena şeklindeki tribünlü tiyatro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıymetli taş gibi kullanılan ve birçok renkleri bulunan şeffaf bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tourmaline.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca). Eğreltiotu, kuzgunekmeği çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.sonraki; açığa vurulmamış, itiraf edilmemiş, gizli; uzakta, öt yanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zevksiz, cazip olmayan, nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahme ait, rahimde bulunan; anası bir babası ayrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bazı bitkilerden çıkarılan ve sade yağ yerine kullanılan yağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. baytarlığa ait; i. baytar, veteriner. veterinar'ian i., A.B.D. baytar, veteriner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Baytar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary. horse doctor. vet. veterinarian. veterinary surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vet. veterinarian. veterinary surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinarian. vet. veterinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sulama; suvarma; hareleme; s. sulayan, sulayıcı; sahildeki; kaplıcaya yakın. watering place içmeler, maden suları bulunan yer; plaj; kaplıca. watering pot bahçe sulama kovası, süzgeçli kova. watering trough yalak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. batıya doğru yönelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salkım, bot. Wistaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oynayan, alev, şûle. 2. Parlaklık. 3. Şimşek, çakın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Tek, sade. Yalın kat = Bir kat. 2. Çıplak, açık: Yalın ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bare. naked. nominative. plain. severe. simple. simplex. simplificative. unvarnished. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artless. austere. bald. bare. chaste. conservative. homely. literal. lowly. modest. nominative. plain. quiet. simple. sober. stark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simple. naked. flame. clean and spare. bare. uncovered. steep. simple. austere. bald. frugal. proper. spartan. stark. uncoloured. uncolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Gösterişsiz, sessiz, sade. 2.Alev, ateş. 3.Taş, büyük kaya. 4.Çıplak, örtüsüz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yalın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Yalın). Ayın en görkemli ve sade görüntüsü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakları çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefooted. barefoot. unshod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büsbütün tek ve tenha. 2. Büsbütün çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yalınca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kavak gibi kabuğu soyulur (ağaç).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek kat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlamak.

Türkçe Sözlük by