Alış, Alışmak ne demek? | Alış, Alışmak anlamı nedir? | Alış, Alışmak

Alış, Alışmak anlamı nedir?

Alış, Alışmak ne demek?

Alış, Alışmak anlamı nedir?

Alış, Alışmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: alis alismak

Türkçe Sözlük

(bk.) Alış vesaire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آغالش] kışkırtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the habit of using a particular expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

losing altitude. going down. losing esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Almak fiili ve tarz ve sureti, (bk.) Almak. 2. Satın alma, mübayaa, iştira. Alış veriş = Alım satım, ahz-ü İtâ, dâd-ü sitâd. 3. Bir mevkiin bir noktadan görünüşü, nezareti:’ Buranın alışı çok güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buying. taking. receiving. reception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking. receiving. purchase. buying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase. buying. taking. receiving. buy. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase price. buying price. buying rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alış vesaire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Hükümdarların en yücesi. Alişah Taceddin. (?-1324). İlhanlı veziri.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی شان] şanı yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Şan ve şerefi yüce ve yüksek olan çok değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ülfet etmiş: Ben soğuğa alışığım. 2. Vahşilikten kurtarılıp evcilleştirilmiş: Alışık hayvan. 3. Adet etmiş devamlı: Alışık müşteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiar. accustomed. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed to. used to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. skill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ülfet ve ünsiyet peyda edilmek: Dünyada her şeye alışılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become customary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastard. extraordinary. newfangled. novel. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the common. exotic. unaccustomed. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed. customary. frequent. habitual. ordinary. orthodox. routine. usual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usual. ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye alışmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. routine. custom. consuetude. habitude. practice. praxis. use. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. custom. habit. practice. ritual. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. convention. consuetude. custom. groove. habituation. practice. second nature. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir şeye alışmış olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed. trained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed to. accustomed. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming accustomed. breaking in. orientation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Ülfet etmek, uyuşmak, Adet etmek: Erken kalkmaya alışamadım. 2. Öğrenmek: Biniciliğe alışmalı. 3. Vahşetten kurtulup evcil olmak: Tilki insana alışmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in the habit of doing. get used to. get accustomed to smth. accommodate oneself. addict. acclimate. acclimatize. accommodate. adjust. drop into a habit. become inured to. orient oneself. orientate oneself. become reconciled to. reconcile oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be used to. to be accustomed to. to get used to. to become accustomed to. to accustom oneself. to acclimatize oneself. to be in the habit of. to become addicted. to become reconciled to. to inure oneself to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used to. to become familiar with. to grow used to sth. to be accustomed to. to accustom oneself to sth / to do sth. adjust oneself. get into. orient oneself. orientate. orientate oneself. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaccustomed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alıştırmak işi. 2. Herhangi bir işe iyice alışmak için yapılan veya yaptırılan çalışma, temrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. lapping. practice. shakedown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ülfet ettirmek, Adet ettirmek: Doğru adamı yalana alıştı ramazsı n . 2. Öğretmek, tâlim etmek: Herkesi biniciliğe alıştırmalı. 3. Vahşeti yok edip evcilleştirmek, ünsiyet peyda ettirmek : Dağda tutulan yabanî hayvanı da alıştırmak mümkündür. 4. İmtizaç ettirmek, kolay işleyecek hale getirmek: Anahtarı kilide alıştırmak. 5. (Sıcak suyu) Mülâyim ve ılık etmek. (Bu beşinci mânâda kelimenin aslı: «ılıştırmak» olsa gerektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regrind. accustom. familiarize. addict. adjust. condition. break in. train. accommodate. attune. conform. dovetail. enure. exercise. habituate. harden. inure. school. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustom. attune. condition. drill. familiarize. readjust. season. to accustom. to habituate. to acclimatize. to familiarize. to inure sb to. to train. to tame. to break in. to run sth in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to train. to allow sb to become addicted to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Satınalma işi: Ben alışverişe çıkıyorum. 2. Alım satım işi: Geçen ay alışveriş çok durgundu. 3. Münasebet: Benim, seninle bir alışverişim yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shopping. buying and selling. trading. deal. connection. dealing. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealings. shopping. trade. buying and selling. relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. shopping. dealing. custom. trading. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyste

çözümleyici

Çözümleme yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayvanilik, hayvan oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihi olayları kaydeden kimse tarihçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالش] yastık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Eski, köklü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. askerlik). Merminin ateşlendikten sonra hedefe varıncaya kadar uğradığı tesirleri İnceleyen bilim. BâLİŞ (i. F.). Yüz yastığı. BâLKABAĞI (i.), (bk.) Kabak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para birimi olarak altın ve gümüşü veya diğer iki madeni birbirlerine olan nispetlerini tespit ederek kullanma sistemi; bu sistemi destekleyen doktrin veya siyaset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» tan) (mü. câllse). Oturan: Cilis-i taht-ı saltanat oldu = Saltanat tahtına oturdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çiftleşme. 2. Nâz ile salınan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çalışılmak, gayret ve ikdam olunmak: Ne kadar çalışılsa bu iş olmaz. 2. İş işlenmek: Sıcakta çok çalışılmaz. 3. Ders ve tahsile devam etmek: Gençlikte çalışılırsa sonra pişmanlık çekilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «çalışgan»), 1. çalışan, gayret eden. Ar. mukdim: Çalışkan adamdır. 2. Çok işleyen, çok iş gören: Çalışkan rençber. Dersine ve tahsile ehemmiyet vererek devam eden çalışkan talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardworking. diligent. industrious. studious. active. full of action. earnest. arduous. assiduous. energetic. labored. laborious. laboured. sedulous. strenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligent. energetic. industrious. sedulous. studious. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard working. industrious. hard-working. assiduous. diligent. energetic. hard. laborious. operose. sedulous. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışkan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industriousness. diligence. assiduity. sedulity. strenuousness. studiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. assiduity. energy. industry. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çalışmak işi. (bk.) Çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working. work. study. job of work. labor. labour. working. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working. work. study. job of work. labor. labour. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting. employment. field. motion. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

study. work. action. endeavour. labour. labouring. operation. performance. tempo. toil. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of employment. employment certificate. work permit / license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful / working day. workday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den. study. workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working hour. study hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work habit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çabalamak, emek ve gayret etmek: Filân işi görmeye çok çalıştımsa da muvaffak olamadım. 2. işlemek, iş görmek, uğraşmak: insan günde sekiz saat çalışmalıdır. 3. Derse ihtimam ve tahsile devam etmek, okuyup yazmak: Talebe çalışırsa, öğretmenlerine de heves gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. study. operate. function. endeavor. endeavour. labor. labour. practise. practice. serve. start up. struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. catch. endeavour. function. go. labour. operate. ply. practise. serve. start. strive. study. try. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. to study. to work. to strive. to try. to run. to operate. attempt. belabour. endeavour. to have a go at sth. go. keep at sth. ply. toil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedeneğitimi, jimnastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be run. to be employed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalıştırmak işi: Çocuk fizikten pek zayıf, çalıştırmadan olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employment. manipulation. startup. operating. running. training. start-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuation. crank. starting. operation. running / operating of a machine. tutoring. employment. driving. running. manipulation. priming. startup. operating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Emek verdirmek, çabalatmak: Bu işe ne kendisi çalışıyor ve ne de bizi çalıştırıyor. 2. İşletmek, iş vermek, işte kullanmak, görevlendirmek: Her gün on, on beş işçi çalıştırıyor. 3. Okutmak, tahsil ettirmek, tahsil ile uğraştırmak: Yazın sıcak aylarında çocukları çaIıştırmak sıhhatlerine zarar vericidir; oğlunu Almanca’ya çalıştırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make smth. work. set to work. actuate. operate. run. power. start up. start. employ. have smb. on the payroll. drive. drill. exercise. make things hum. put on. switch on. task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. coach. employ. engage. groom. operate. recruit. start. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. to operate. to run. to use. to employ. to tutor. actuate. start running. start up. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Zürafa takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapitalizm, anamalcılık. capitalist (i). kapitalist, anamalcı. capitalis'tic (s). kapitalistliğe ait, anamalcıIıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merkezileştirme, santralizasyon; hükümet idaresinde merkezileştirme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krizalit, böceğin kelebek olmadan evvel koza içinde veya dışmdaki hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). politikada kilisenin nüfüsu; bu nüfüsu destekleme; kilise mevzuatı, kilise yararları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolonicilik, sömürgecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ticari gelenekler; ticari tutum; ticari terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her eyaletin ayrı bir devlet olarak idare edildiği idari sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). kavramcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güneysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuzeysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dive. diving. plunge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dive. plunge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dive. plunge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea; (ecza). yüksükotunun kalp kuvvetlendirici olarak kullanılan yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikilik; (fels.) düalizm, evrenin zihin ve madde olarak iki prensipten meydana geldiği görüşü. dualist (i). ikilik prensibi taraftarı. dualis'tic (s). ikilik prensibine ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dualiste

fel. ikici

İkicilik felsefesini kabul eden.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

MP3 çalarınızla müzik dinlerken ses düzeyinin şarkılar arasında değişmesi keyfinizi kaçırabilir. Dynamic normaliser, WALKMAN® MP3 ve MP4 çalarlarda bulunan ve ses düzeyini otomatik olarak dengeleyip eşit ses kalitesi sağlayan bir Sony teknolojisidir. Böylece bir şarkıdan diğerine geçerken sesi ayarlamaya gerek kalmaz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. iblis). İblisler, şeytanlar, (bk.) İblis.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. existentialiste

fel. varoluşçu

Varoluşçuluk yanlısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Emperyalizmi gaye edinen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialiste

yayılmacı, yayılımcı

Emperyalizm yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic. imperialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kader ve kısmete boyun eğme, tevekkül; her şeyi kadere bağlama inancı, fatalizm, kadercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fataliste

fel. yazgıcı

Yazgıcılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who maintains that all things happen by inevitable necessity. anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking' believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny. believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist person'. relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her şeyi kader ve kısmete bağlayan kimse, fatalist. fatalistic (s). her şeyi talih veya kadere bırakan. fatalistically (z). mukadderata bırakarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (pol). federasyon halinde birleşme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advocate of confederation; a friend of the Constitution of the United States at its formation and adoption; a member of the political party which favored the administration of president Washington. an advocate of federalism a member of a former politic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

federalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a former political party in the United States that favored a strong centralized federal government. an advocate of federalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). federal sistem taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the players who meet in the final round of a tournament in which the losers in any round do not play again. a contestant who reaches the final stages of a competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who goes to the finals. finalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a contestant who reaches the final stages of a competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor finale kalan yarışmacı, finalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimselcilik, şekilcilik, dış görünüşe ve davranışlara önem verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. formaliste

1. biçimci, 2. bürokrat

1. Alışılmış kural, tutum, davranış veya belli biçimin dışına çıkmayan. 2. Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One overattentive to forms, or too much confined to them; esp., one who rests in external religious forms, or observes strictly the outward forms of worship, without possessing the life and spirit of religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimci kimse; resmiyet taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İlk kaset sürücülerde, kaset mekanizmasını fiziksel olarak hareket ettirmek için çalıştırma anahtarları kullanılırdır. Full logic kontrol ile tuşlar elektronik işlevleri kontrol ederek daha yumuşak dokunmaya duyarlı çalıştırma sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Pro testanllkta aşırı tutuculuk; Kitabı Mukaddesi harfi harfine tefsir etme fundamentalist i dini akidelerde aşırı tutucu kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentaliste

top. b. kökten dinci

Kökten dincilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of fundamentalism of or relating to or tending toward fundamentalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who thinks that a corporation's security prices are determined by its future earnings and dividend abilities Besides studying a corporation's financial data, they will also examine its industry and how the economy will affect the company's core b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. başkumandan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûs» tan if.). (mü. hâlise). Karışık ve sahte olmayan, saf, temiz, doğru, hilesiz: Hâlis yağ, hâlis gümüş. Mahabbet-i hâlise = Hilesiz sevgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. sheer. true. utter. unmixed. genuine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. unmixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خالص] katışıksız, saf, som.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hilesiz, katkısız. 2.Karışmamış, katışıksız, saf, hilesiz. Temiz. 3.Yalnız, sadece. - (bkz.Muhlis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Temizlik, doğrulukla, bir maksat altında olmayarak: Hâlisâne fikrimi söyledim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خالصانه] içtenlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hâlislik, saflık, temizlik, doğruluk, hilesizlik: Benim sözümün, kalbimin hâlisiyyeti açıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( HALİSÜ’D-DEM) (i. A.). Saf kan, kanına başka kan karışmamış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dünyada iyilik yapma hevesi, ideal uğruna çabalama hevesi; fels. üIkücülük, idealizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Ülkücü. 2. idealizm görüşüne bağlı filozof.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idéaliste

ülkücü

Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aktawi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes that Truth with a capital T can be discovered and known as in a unified field theory of physics Numbers are discovered. someone guided more by ideals than by practical considerations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üIkücü, idealist, mefkureci idealis'tic s. üIkücü, idealizme ait, fazla ümitli; kendi çıkarını düşünmeyip kamu yaranna çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorluk sistemi, imparatorluk hükümeti; emperyalizm, sömürgecilik. imperialist i. imparator veya imparatorluk taraftarı; emperyalist, sömürgecilik taraftan imperialis'tic s. emperyalizme ait, sömürgeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fikir ve harekette şahsi bağımsızlık; ferdiyetçilik, bireycilik; benlik, kendini beğenmişlik; ferdin hususi menfaatlerini arama; hususiyet, ferdiyet. individualist i. ferdiyetçi, bireyci, erkin kimse. individualistic s. ferdi, bireysel, ferdiyete ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualiste

fel. ve top. b. bireyci

Bireycilikten yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanayii temel olarak kabul eden iktisadi sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanayide mevki sahibi, fabrika sahibi, fabrika yöneticisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) münevverlik, anlıkçılık, ilmin mantıktan çıktığını ileri süren kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akla fazla kıymet veren kimse; ilmin mantıktan çıktığını iddia eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) milletler arasında birlik ruhu veya fikri, enter - nasyonalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) enternasyonalizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irrationaliste

fel. us dışıcı

Us dışıcılık yanlısı olan (kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mantıksız düşünce veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irréaliste

gerçek dışı

Gerçeğin dışında olan, gerçek olmayan.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Parça seçme ya da metin girme gibi işlemlerin kolayca ve hızla yapılmasını sağlayan çok işlevsel ergonomik bir kumanda.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetecilik, gazete yazarlığı; gazete ve mecmua yayını, basın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabala ile uğraşan kimse. (bk.) Kabala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kalmak işi, kalma. bk. Kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Sermaye sahibi. 2. Kapitalizmi benimseyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. capitaliste

ekon. anamalcı

1. Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse. 2. Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist. capitalistic. moneyed man. plutocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. İng.). Bir gaye için birleşen kuvvetler yahut partiler topluluğu. Koalisyon kabinesi = Çeşitli partilere mensup bakanlardan mürekkep kabine

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition government. coalition ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colonialiste

sömürgeci

Sömürgesi olan, sömürge elde etmek amacında olan kimse veya ülke.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr. T.)) (musiki), bk. Koma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlara aşırı riayet, kanunlan sayma; dinin ruhundan ziyade şeriat kaidelerine aşırı riayet. legalist i. kanunlara aşırı derecede riayet eden kimse. legalis'tic s. kanuna tıpatıp riayet eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahalli şive veya adet; belirli bir yer için beslenilen sevgi; yerli şeye rağbet; belirli bir yere bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sürme, sürüş, oğma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (Arnavutça = dağlı). Arnavutluk’ta bazı dağ ahalisi ve onlara bağlı bazı ovalılar: Işkodra, Debre, Yakova Malisorları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i özdekçilik, maddecilik, materyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Materyalizm doktrinine bağlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matérialiste

fel. maddeci

Maddecilikten yana olan (kimse veya görüş).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(t. A. c.) (m. mâclis). Meclisler. (bk.) Meclis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجالس] meclisler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madalya yapan kimse; madalya kazanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para için tek maden standardı; para kıymeti için altın gibi tek maden kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moraliste

fel. ahlakçı

Her şeyi ahlak açısından değerlendiren.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahlak ilmi uzmanı, ahlakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). inleyen, inildeyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğacılık; tabii hal, tabii hisse dayanan düşünüş, eğilim veya hareket; ilah. yalnız tabiata dayanan ahlâk ve din veya felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabiat bilgisi uzmanı; natüralizm ögretisine bağlı kimse. naturalistic s. tabiata uygun, doğaca; tabiat bilgisine ait; natüralizm ekolüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fidanlık, fidan yetiştirilen bahçe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) adcılık, nominalizm. nominalist (i.) adcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) odalık, cariye, halayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. orientaliste

Doğu bilimci

Doğu bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazayağı, bot. Oxalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şarampol, parmaklık, çit; savunmada kullanılan siper kazığı; çoğ. kayalık uçurum; f. etrafına kazıklar dikerek çit çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. botanik). Yaprakların üst yüzünde özümleme işine yarayan doku tabakası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oldukça donuk, renksiz gibi, solgunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bir memleket, iş yeri, toplumu) pederane bir şekilde idare etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetede çok fotoğraf kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoğul olma hali; değişik milletlerden meydana gelen toplum; fels. çokçuluk. pluralist i., fels. çokçu. pluralis'tic s. değişik milletlerden olan; bütünlük gerektirmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pluraliste

1. top. b. çoğulcu, 2. fel. çokçu

1. Çoğulculukla ilgili olan (kimse veya görüş). 2. Çokçuluk öğretisini benimseyen.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. profesyonellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşralılık; taşraya özgü âdet veya deyiş özelliği, ağız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. fazla tükürük ifrazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ırkçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köktencilik, radikalizm; radikallerin ilkeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rationaliste

fel. akılcı

Akılcılıktan yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) usçuluk, akılcılık, rasyonalizm. rationalist (i.) usçu, akılcı, rasyonalist rationalis'tic (s.) usçuluk felsefesine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gerçekçilik, realizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Gerçekleri gören, gerçekçi. 2. Realizm akımına uygun şekilde eser veren.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réaliste

gerçekçi

1. Gerçeği gören ve ona göre davranan veya gerçeğe uygun olarak yapılan. 2. Gerçekçilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes in realism; esp., one who maintains that generals, or the terms used to denote the genera and species of things, represent real existences, and are not mere names, as maintained by the nominalists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An artist or writer who aims at realism in his work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Realism, 2. a philosopher who believes that universals are real and exist independently of anyone thinking of them a painter who represents the world realistically and not in an idealized or romantic style a person who accepts the world as it literall

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A designation for an agent or broker who is a member of the National Association of Real Estate Brokers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naive realist is a person who believes that what you see is what you get Scientific realists believe that the laws of science are external to and independant of mind. one who is devoted to what is real rather than imaginary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who seeks to recognize, understand, and acknowledge natural laws and their invincibility to violation. a philosopher who believes that universals are real and exist independently of anyone thinking of them. a person who accepts the world as it literal

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gerçekçi kimse, realist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gerçekçi, gerçeğe uygun. realistically (z.) gerçeğe uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) her teşekkülün kendi kendini idare etmesi; eyaletlere bölme taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayinden ibaret; ayine göre; yapılan âdet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kralcı. royalism i. kralcılık. royalist, royalis'tic s. kralcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davada her iki tarafı da tutmayan, üçüncü şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «süls» den if.) (mü. sâlise). Üçüncü, İkinciden sonra gelen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثالث] üçüncü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Eskiden mülkt rütbelerin üçüncüsü. 2. Saniyenin altmışta biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Üçüncü. 2.Saniyenin altmışta biri. 3.Binbaşılık derecesinde mülki rütbe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(sl. A.). Üçüncü olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثالثا] üçüncüsü, üçüncü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Romatizmaya karşı kullanılan bir ilâcın kısaltılmış adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. duyumculuk; heyecan uyandırıcı yöntemlere baş vurma, sansasyonalizm; iyiliği duygulara bağlı olarak değerlendirme kuramı. sensationalist i. sansasyonalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehvet düşkünlüğü; fels. duyumculuk; güzellik kavramında baş rolü duyuların oynadığını kabul eden kavram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslında kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın yavaşça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salını verirse, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazladır. Kurşunun arkasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslıjda kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın rahatça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salınıverise, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkarmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20 - 30 kat daha fazladır. Kurşunun arasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sosyalizm, toplumculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sosyalist, toplumcu; s. sosyalizme ait. socialistic s. sosyalizme ait, toplumcu. socialistically z. sosyalizme meyilli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ülkemizin her tarafında olmasa bile, kışın çok soğuk geçtiği yerlerde, özellikle sabahları soğuk havada arabaların motorunu çalıştırabilmek sorun olur. Bu sorunun temel üç nedeni vardır ve birleştiklerinde sabahın köründe, soğuk havada insana ter döktürürler.

Benzin de diğer sıvılar gibi soğuk havada daha az buharlaşır. Bunu yazın güneş gören bir kaldırıma su döktüğünüzde görebilirsiniz. Buradan hemen buharlaşan su, gölgedeki kaldırıma döküldüğünde kolayca buharlaşamaz, bir süre orada kalır. Benzin de soğuk havada kolayca buharlaşamayınca, buji ateşlediğinde tutuşması da zor olur.

Motor yağı soğuk havada kalınlaşır. Buna örnek olarak reçeli gösterebiliriz. Sıcak havada daha akıcı olan reçel, buz dolabına konulup çıkartıldığında kavanozdan daha zor akar. Böylece anahtarı çevirdiğinizde motorunuz, döner kısımlarının olduğu yataklarda kalınlaşmış yağın direnci ile karşılaşır.

Soğuk havalarda akü de sorun çıkartır. Esasında akla şu soru gelebilir. Cep radyonuzun pillerinin ömrünü uzatmak için buz dolabında saklanılması tavsiye edilir, yani soğuk ortam pil için iyidir. Öyleyse bir çeşit pil olan akü soğuk havada doğru dürüst niçin çalışmaz?

Araba aküsünden elektrik elde edilmesi de diğer pillerde olduğu gibi kimyasal bir reaksiyondur. Ancak soğuk havada bu reaksiyon yavaşlar ve marş motorunuza gerekenden daha az güçte elektrik gelir. Bu da motorun ilk hareketi için gerekenden daha yavaş dönmesine neden olur.

Yeri gelmişken söyleyelim. Kalem pillerin içindeki de bir çeşit kimyasal reaksiyondur. Özellikle kuru pillerin kullanılmadıkları zamanlarda bile çok az da olsa elektrik kaçırdıkları bilinir. Bu nedenle bu kaçak kimyasal reaksiyonu en aza ve yavaşa indirebilmek için, pillerin kullanılmadıkları zamanlarda buz dolabında muhafaza edilmeleri tavsiye edilir.

Pillerin buz dolabına konulmaları ömürlerini artırabilir ancak kullanma sırasında tam performans alabilmek açısından piller oda sıcaklığında olmalıdırlar. Zaten günümüzün gelişmiş pilleri, o kadar uzun muhafaza ömrüne sahiplerdir ki, buzdolabına konulup konul mamaları pek bir şey fark ettirmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ülkemizin her tarafında olmasa bile, kışın çok soğuk geçtiği yerlerde, özellikle sabahları soğuk havada arabaların motorunu çalıştırabilmek sorun olur. Bu sorunun temel üç nedeni vardır ve birleştiklerinde sabahın köründe, soğuk havada insanater döktürürler.

Benzin de diğer sıvılar gibi soğuk havada daha az buharlaşır. Bunu yazın güneş gören bir kaldırıma su döktüğünüzde görebilirsiniz. Buradan hemen buharlaşan su, gölgedeki kaldırıma döküldüğünde kolayca buharlaşamaz, bir süre orada kalır. Benzin de soğuk havada kolayca buharlaşamayınca, bji ateşlendiğinde tutuşması da zor olur.

Motor yağı soğuk havada kalınlaşır.Buna örnek olarak reçeli gösterebiliriz. Sıcak havada daha akıcı olan reçel,n buz dolabına konulup çıkartıldığında kavonazdan daha zor akar. Böylece anahtarı çevirdiğinizde motorunuz, döner kısımlarının olduğu yataklarda kaslınlaşmış yağın direnci ile karşılaşır.

Soğuk havalarda akü de sorun çıkartır. Esasınnda akla şu soru gelebilir. Cep radyonuzun pillerinin ömrünü uzatmak için buz dolabında saklanılması tavsiye edilir, yani soğuk ortam pil için iyidir. Öyleyse bir çeşit pil olan akü soğuk havada doğru dürüst niçin çalışmaz?

Araba aküsünden elektrik elde edilmesi de diğer pillerde oldğu gibi kimyasal bir reaksiyonndur. Ancak soğuk havada bu reaksiyon yavaşlar ve marş motorunuza gerekenden daha az güçte elektrik gelir. Bu da motorun ilk hareketi için gerekenden daha yavaş dönmesine neden olur.

Yeri gelmişken söyleyelim. Kalem pillerin içindeki debir çeşit kimyasal reaksiyondur. Özellikle kuru pillerin kullanılmadıkları zamanlarda bile çok az da olsa elektrik kaçırdıkları bilinir. Bu nedenle bu kaçak kimyasal reaksiyonu en aza ve yavaşa indirebilmek için, pillerin kullanılmadıkları zamanlarda buz dolabında muhafaza edilmeleri tavsiye edilir.

Pillerin buz dolabına konulamaları ömürlerini artırabilir ancak kullanma sırasında tam performans alabilmek açısından piller oda sıcaklığında olmalıdır. Zaten günümüzün gelişmiş pilleri, o kadar uzun muhafaza ömrüne sahiplerdir ki, buzdolabına konulup konulmamaları pek bir şey fark ettirmez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. sosyolo|i). Sosyalizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. socialiste

top. b. toplumcu

Toplumculuktan yana olan kimse veya görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist. socialistic. socialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist. socialist toplumcu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mütehassıs, uzman. specialism i. ihtisas, uzmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spécialiste

uzman

Belli bir bilim dalında lisansüstü öğrenim derecesine sahip kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispritizma. spiritualist i. ispritizmaya inanan kimse. spiritualistic s. ispritizma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. structuraliste

yapısalcı

Yapısalcılık görüşü ve yöntemini benimseyen.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. özdekçilik. substantialist i. özdekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturaliste

doğaüstücü

Doğaüstücülük yanlısı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. sürrealizm, gerçeküstücülük. sürrealist i., s. sürrealist, gerçeküstücü (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. surréaliste

gerçeküstücü

1. Gerçeküstücülükten yana olan. 2. Gerçeküstücülükle ilgili olan (görüş, eser vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist. surrealistic. surrealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle genel greve giderek üretim vasıtalarını işçi örgütlerine devretmeye çalışan siyasi hareket. syndical s. bu hareketle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik cihaz algılamasıyla donanım bileşenlerinin otomatik olarak yüklenmesi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrudan ve kolay ürün kullanımı. İlk kullanımdan önce uzun zaman alan ürün kurulumu kılavuzu gerekmez.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mans) tılsım. talismanic(al) s. tılsımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contributed work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nihayette her kesin ilâhi affa uğrayacağına inanan kimse veya mezhep. Universalism i. bu yolda inanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük el bavulu, valiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz; anlatım; boş laf; laf kalabalığı. verbalist i. kelimelere önem veren kimse; laf ebesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels., biyol. dirimselcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkıcı, okuyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

‘Polygraph’ denilen bir alet ile sanığa 4-6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, o Nefes alış hızı. o Nabzı. o Kan basıncı (tansiyonu). o Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yalan makinesi testi başladığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulmaya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test süresince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylendiğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insanların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan söylerken farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

“Polygraph” denilen bir alet ile sanığa 4 - 6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, • Nefes alış hızı.

• Nabzı.

• Kan basıncı (tansiyonu).

• Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yaln makinesi testi başlasığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulamya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test sürsince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylediğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insnların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by