Allah Lafzı | Allah Lafzı ne demek? | Allah Lafzı anlamı nedir?

Allah Lafzı | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(A.). Aziz etsin mânâsiyle duada kullanılır: Aazzekallah = Allah seni aziz etsin!

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Allaha itaat ve ibadet eden, kulluğunu hakkıyla yerine getiren. Yasaklarından kaçınan. -Abbad b. Bişr. Ashab’dan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. ibâd).

1.Kul, köle, bende: Abd-i kadîm, abd-i sâdık, abd-ı memlûkleri (eski nezaket tabirleri).

2.Mahluk, Allah’ın yarattığı, insan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix used in many Muslim male names in conjunction with a divine attribute of God, meaning 'servant ' Examples include Abd-Allah , Abd al-Rahman , and Abd al-Khaliq. 'All but degree' or 'all but dissertation' - Not a formal degree; applies to someone

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Köle, hizmetçi, itaat edici. Kul. Sonuna Allah’ın isimleri getirilince bazı isimler meydana gelir. Abdullah, Abdurrahim, Abdulmelik gibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zararlı şeyleri ve sebeblerini bir hikmete mebni olarak yaratan Allah’ın kulu. ed-Dar. Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şey üzerinde tasarruf ve hükmeden tek hükümdar Allah’ın kulu. el-Melik, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Geniş Avf ve mağfiret sahibi yüce Allah’ın kulu. Allah’ın isimlerinden, (bkz.el-Afuv).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En yüksek, en yüce ve yücelikte eşi olmayan Allah’ın kulu. A’la kelimesi Kur’an-ı Kerim’in sıfatı olarak geçmektedir. Ünlü bir İslam bilgini.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah’ın kulu. Ali kelimesi Kur’an’da Allah’ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah’ın kulu. Alim kelimesi Allah’ın 99 isminden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Azamet ve büyüklük sahibi Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden, (bkz.el-Azim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Allah’ın kulu. (bkz.Aziz). Aziz Allah’ın isimlerindendi r. - Sultan Abdülaziz: 32.Osmanlı padişahının adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı. Allah’ın kulu-Allah’ın isimlerinden, (bkz.Baki).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratan, yaratıcı Allah’ın kulu. Bari ismi, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyi görüp gözeten ve gizliliğin kendisi için söz konusu olmadığı yüce Allah’ın kulu. - (bkz.el-Basir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Genişlik, ferahlık ve kolaylık verici olan Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden (bkz.el-Basıt).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın isimlerinden.- Bedi’nin kulu. (bkz.el-Bedi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Berr’in kulu. Cömert ve ihsan edicinin kulu.-Berr, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Berr).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cebredici, zorlayıcı, kuvvet ve kudret sahibi Allah’ın kulu. Cebbar, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük, ulu, yüce Allah’ın kulu. Celil, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzellikleri kendinde toplayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömert olan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şeriki ve ortağı bulunmayan, tek olan Allah’ın kulu. Ehad, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Herşe-yin evveli, ilk olan, varlığının başlangıcı bulunmayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ezelden beri var olan varlığı için başlangıç söz konusu olmayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah’ın kulu. (bkz.Ferid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Zafer kazanmış, üstün gelmiş, fetheden-açan, kullarınının kapalı-müşkil işlerini açan Allah’ın kulu. (bkz.Fettah). Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kullarının günahlarını affeden Allah’ın kulu. - (bkz.Gaffar). Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kullarının günahlarını tekrar tekrar bağışlayıcı olan Allah’ın kulu. - (bkz.Gafur). “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zengin, varlıklı, bol, doygun olan Allah’ın kulu.- Allah’ın isimlerinden, (bkz.Gani).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyin iç yüzünden, gizli ve saklılıklarından haberdar olan Allah’ın kulu. (bkz.el-Habir). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hidayet eden, doğru yolu gösteren Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden, (bkz.Hadi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Herşeyi bütün ayrıntı ve inceliğiyle kayıtlayıp tutan ve dilediği zamana kadar bela ve afetlerden koruyan Allah’ın kulu. -(bkz.el-Hafız). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hak ve gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran Allah’ın kulu. - Hak, Esmau’l-Hüsna’dandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Bütün işlerin kendisine döndürüldüğü, onun adalet ve kararına baş vurulduğu yüce Hakem Allah’ın kulu. - (bkz.el-Ha-kem). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeye hükmeden Allah’ın kulu.- Hakim, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratan, yoktan vareden, yaratıcı Allah’ın kulu. - Halik, Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah’ın kulu. - (bkz.Halim). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın diliyle övülmüş Allah’ın kulu. - Hamid; Allah’ın isimlerindendir. (bkz.Hamid).- Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün varlıkların takdir edilen hayatları boyunca yaptıkları bütün işlerin ayrıntılarıyla hesabını en iyi bilen Hasib’in kulu. - Hasib; Allahın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Daima diri olan, ebedi hayat sahibi, her şeye gücü yeten Cenab-ı Allah’ın kulu. -(bkz.el-Hay). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya gücü yeten Allah’ın kulu.-Kadir; Allah’ın isimlerindendir. (bkz.Kadir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah’ın kulu. -Kaviy kelimesi Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Kaviyy).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan, baki, kaim Allah’ın kulu. - Kayyum, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Kayyum).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kebir’in, büyüklük ve Azamette eşsiz olan Allah’ın kulu. - Kebir; Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Kebir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Allah’ın kulu. - Kerim; Allah’ın isimle -rindendir. (bkz.Kerim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın kulu. Peygamber (s.a.s)’in en sevdiği isimlerden aynı zamanda babasının adıdır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Latif, güzel, yumuşak, hoş, nazik olan bütün olayların ve eşyanın inceliklerini bilen Allah’ın kulu. - el-Latif; Allah’ın isimlerindendi. (bkz.Latif).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah’ın kulu. - Macid kelimesi, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Ma-cid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah’ın kulu. - Malik; Allah’ın isimlerindendi. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şanı büyük ve yüksek olan, şan ve onur sahibi yüce Allah’ın kulu. - Mecid kelimesi Allah’ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31.Osmanlı padişahı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah’ın kulu. - Mennan kelimesi, Allah’ın sıfatlarındandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Metanetli, sağlam, dayanıklı olan Allah’ın kulu. - (bkz.Metin). Allah’ın isimlerin-dendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren, onların dua ve tevbelerine icabet eden yüce Allah’ın kulu. Mucib, Esmau’l-Hüsna’dandır. - (bkz.el-Mucib).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün varlıkların sayısını tek tek bilen Allah’ın kulu. - Muhsi, Esmau’l-Hüsna’dandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hayat veren, can ve ruh veren, bütün canlıları ve hayatı diri tutan Allah’ın kulu. - Muhyi, Allah’ın 99 isminden birisidir, (bkz.Muhyi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratılmışları yokettikten sonra tekrar dirilten Allah’ın kulu. - Muid Allah’ın 99 isminden birisidir, (bkz.el-Muid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Muiz’in, izzet veren, şereflendiren Allah’ın kulu. - (bkz.el-Muiz). Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gönüllerde iman nurunu yerleştiren, kendisine yönelenlere, iman nasib ederek onları hidayetine alan, koruyan yüce Allah’ın kulu. - Mü’min, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid’in kulu. Vacid, Allah’ın isimlerindendir. -(bkz.el-Vacid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan Allah’ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz.el-Vahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah’ın kulu. - Vali, Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Vali).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah’ın kulu. - Varis kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Varis).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vasi’nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münezzeh olan Allah’ın kulu. - Vasi kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vasi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vedud’un kulu.- Allah’ın isimlerinden. Vedud; iyi amel sahibi kullarını seven, onlara rahmet ve rızasını yönelten, sevilmeye ve sayılmaya, dostluğu kazanılmaya yegane layık olan yüce Allah anlamındadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah’ın kulu. Vehhab, Allah’ın isimle-rindendir. - “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine tevekkül edilen, kudretiyle kullarının işlerini halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah’ın kulu. - Vekil. Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vekil).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine iman edenlerin dostu ve yardımcısı. Yarattıklarına mütevelli ve nazar edici olan Allah’ın kulu. - el-Veliyy kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Veli).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yararlı şeyleri ve sebeplerini kudretiyle yaratan Allah’ın kulu. - Nafı kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.en-Nafı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yardım eden, Yardımcıların en hayırlısı, mü’minlere nusrct ve zafer veren Allah’ın kulu. - Nasır, Allah’ın sıfatla-rındandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yardımcı, yardım eden Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Nur sahibi, aydınlık, parlaklık sahibi olan Allah’ın kulu. - Nur, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rafı’nin kulu. (bkz.er-Rafi). Allah’ın isimlerinden

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhametli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah’ın kulu.- er-Rahim, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahman’ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü’min-kafir ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah’ın isimlerindendir. Abdurrahman İbn Avf: Sahabedendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rauf olan Allah’ın kulu. (bkz.er-Rauf).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok lütuf, şevkat ve rahmet eden. Onları belli nimetlerle dengeli yaşatan, seviyelendiren Allah’ın kulu. (bkz.Rauf).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın isimlerinden. Reşid’in kulu.- (bkz.er-Reşid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün mahlukların rızkını veren Allah’ın kulu. - Rezzak, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz sabır ve genişlik sahibi Allah’ın kulu. Allah’ın isimlerinden, (bkz.es-Sabur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şahid’in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bulunduran Allah’ın kulu. - Şahid, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.eş-Şahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kimseye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Allah’ın kulu. - Samed, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Allah’ın kulu. - Şekür, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah’ın kulu. - es-Selam kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılamaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyden arınmış olarak bütün sesleri, sözleri ve kelimeleri işitip ayırdeden yüce Allah’ın kulu. (bkz.es-Semi’).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Günahları örten, gizleyen Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delillerle belli olan Allah’ın kulu. - ez-Zahir, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.ez-Zahir).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Allah’a ibadet eden, çok ibadet eden, zahid. Kullar, kölel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok eskiden Yemen taraflarında bulunan ve Hud peygamber tarafından imana getirilemediği için Allah tarafından yok edildiğine inanılan bir kavmin adı. Kur’an-ı Ke-rim’de bu kavim aynı isimle anılmış ve başlarından geçen hadiseler genişçe ele alınmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Allah daim ve bakî etsin mânâsiyle kullanılan Arapça duadır: Adâmellâhü devletehu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İb.h.i.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın yarattığı ilk insan, insan soyunun atası ve ilk peygamberi. 2.Adam. 3.İyi, temiz kimse. Âdem (a.s.) ilk insan ve ilk isimlendirilen varlık. Kur’an’da Hz.Adem’in 25 yerde ismi geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Allah nizamı, Allah töresi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın kanunu, ilahi sünnet.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem (i). Allah'a Ismarladık, elveda , Allah'a emanet olunuz; (i), (gen) (çoğ). veda, Allah'a emanet etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Doğruluk gösteren. Doğru. 2.Eşit, eş, müsavi. 3.Adaletli davranan. Kur’anî bir isimdir. Allah’ın emirlerini hakkıyla uygulayan anlamına gelir. Raşid halifelerin 2.cisi Ömer b. el-Hattab’ın meşhur lakabı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Allah'a Ismarladık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Allah rızası için diye rica etmek, istirham etmek adjura'tion (i). ciddi tembih veya dilek; yemin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Saf, halis, ka-rışımsız. 2.İyi yürekli, temiz kimse. 3.Kur’anî ıstılahta, Allah’a halis olarak yönelip ihlaslılıkta ileri bir dereceye varmış kul.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). her şeye kadir; argo dehşetli, müthiş, çok büyük. the Almighty Kadiri Mutlak, Allah, Tanrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ukûl).

1.Düşünme ve anlama hassası, insana mahsus olan, şahıslarda çeşitli derecelerde bulunan, manevî kuvvet ki, ruh gibi, halli müşkül bir muamma ve tamamıyle anlaşılması imkânsız bir sırdır. Us, hûş, hıred, zihin: İnsandaki Tanrı mevhibelerinin en büyüğü akıldır. Bu çocukta akıl pek çok vardır.

2.Anlama, fehm, idrâk, zekâ: Onun böyle şeylere aklı ermez. Buna akıl erdiremedim.

3.Düşünme, tefekkür, mülahaza, fikir: Bunu akledemedim.

4.Kuvve-i hafıza, hatır, hafıza: O vaka el’an aklımdadır. Aklımda kalmadı. Aklıma gelmiyor. Şimdi aklıma geldi. 5.Rey, tedbir, tavsiye, yol: Bana bir akıl öğret. Bu aklı size kim öğretti? Akıl almak = fikir kuvveti dahilinde olmak: ‘Bunu aklım almıyor. Akıl öğrenmek = Uslanmak, ibret veya nasihat alıp yola gelmek. Akl-ı evvel:

1.Yaratılıştan olan akıl ve zekâ.

2.(eski felsefede): Allah.

3.Fevkalade zekâ ve anlayış. Akletmek = Düşünmek, mülahaza etmek, tefekkür etmek. Akıl ermek, akıl erdirmek = Anlayabilmek: Buna aklım ermedi. Bu işe akıl erdiremedim. Akıl başta olmak = zihin rahatlığı içinde olmak, hiç telâş ve üzüntüye duçar olmamak, yaptığını bilmek: O vakit benim aklım başımda yoktu. Akıl başa gelmek = T. Ayılmak, kendine gelmek: Aklı başına gelince hepimize Aşinâlık etti. 2.Uslanmak, akılsızca fiil ve hareketlerden vazgeçmek: Bu delikanlının elbette bir gün aklı başına gelecek. Akıl baştan gitmek = Kendini kaybetmek, şaşırmak: Bunu işitince aklım başımdan gitti. Akl-i bâlîğ = bülûğ yaşına vasıl olma hali. Akıl dişi = Yirmi yaşlarında çıkan kenar azı dişi. Akıl kutusu: Bir adama daima akıl öğreten ve her iş için kendisine danışılan adam: Onun akıl kutusu falandır. Akl-ı kül = Tabiatın bütün iş ve şubelerinde eserleri görülen zekâ, umumî ve ezelî nizam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c Alemîn, avâlim).

1.Kâinat, mahlûklar, bütün gök cisimleri, cihan: Cenab-ı Hak Alemi yaratmıştır; bütün Alemin yaradanı ve sahibidir.

2.Bir güneş ile ona tâbî olan yani onun etrafında dönen gezegenlerin teşkil ettikleri daire: Alem-i şems = Güneş sistemi, Rabb-ülAlemîn = Alemlerin, kâinatın Tanrısı (Allah).

3.Dünya, arz: Devr-i Alem, Alemin her tarafı dolaşıldı.

4.insanlar, halk: Alem bilir, Alem işitti. 5.Cemiyet, cemaat, ayrıca bir hal ve sûret gösteren topluluk ve keyfiyet: Bir eğlence Alemi yaptık, çocukluk Alemi, mektep Alemi başka bir haldir; Alem-i mânâ = Rüya hali; Alem-i Ab = içki meclisi, kendi Aleminde = Kendi halinde; Alem-i ervah = Ruhlar Alemi, Alem-i melekût = Melekler Alemi, Alem-i lâhut = Öteki dünya, Fahr-i Alem = Peygamberimiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Arapça’da zamir olup

1.Onun üzerine, ona mânâsiyle kullanılır: Aleyhisselâm = Ona selâm olsun. Rahmetullahı aleyh = Ona Allah’ın rahmeti olsun. Aleyhürrahme = Ona rahmet olsun.

2.Yine onun üzerine mânâsiyle bazı fiillere katılarak birlikte birleşik bir kelime teşkil eder: Mebnî-i aleyh = Üzerine bina olunan şey. 3.Onun zıddına ve ona karşı mânâsiyle yine böyle terkiplerde kullanılır. Müddei aleyh = Kendisine karşı dava olunan. (Mü. Aleyhâ. Tes. Aleyhimâ).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. «ilim» den). Bilir. Alîmallah = Allah bilir. Yemin yerine kullanılan bu tâbir, Arapça’ya mahsustur. «Alîm-aliah» suretinde dahi yazılıp o halde «Allah alîm» de denir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok okumuş, bilgin.,2.Çok bilen. 3.Sonsuz. İlim sahibi. Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’an’da Cenab-ı Hakk’ın ismi olarak 13 yerde geç(Erkek İsmi) “Abd” takısı alarak da kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Allah bilir. (Yemin sözü olarak kullanılır): Dediğimi yapmazsan alimallah seni döverim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Al = harf-i tarif ilâh = mabûd). Kâinatı yaratan vücûd-ı mutlak, Tanrı, Rab, Mevlâ, Hudâ, Allahu a’lem = Allah daha iyi bilir, galiba, zannederim. Allahu ekber = Allah büyüktür (hayır temennisi). Allah Allah = Hayret ve hiddet ifade eder. Allah ıslâh etsin = Islaha muhtaç bir kimse hakkında denilir. Allah encâmını hayreyleye = Neticesi tehlikeli görünen bir iş hakkında. Allah için, Allah hakkı için = Yemindir; doğrusu: Hakkâ. Allah etmesin = Maazallah. Allah inandırsın = Hilâfım yoktur. Allah iyilik versin = Allah belâ vermesin beddua niyetiyle acıyarak dua. Allah bir = Yemin makamında. Söz bir Allah bir = Sözden dönülmiyeceğini temin makamında. Allah belâ versin = Beddua. Allah bilir = Allahu Alem, Hudâ Alem. Allah’tan bul, bulsun = Beddua. Allah’tan kork = Yapma, günahtır. Allah’tan korkmaz = ZAlim, insafsız. Allah selâmet versin = Yola çıkanlara dua. Allah sabır versin; Allah sabır ecir ihsan eyleye = Bir acı ve Afet halinde söylenilir teselli duası. Allah aşkına = Allah hakkı için; Allahı seversen = Yemin. Allah akıllar versin = Yolsuz bir harekette bulunanlar hakkında. Allah ömürler versin = Dua ve teşekkür makamında. Allah kavuştursun = Sevdiğinden ayrılana olunan dua. Allah kerim = Bir mahrumiyet ve ihtiyaç halinde söylenilir teselli ve ümit duasıdır. Allahım, rabbim, ilâhî; Allah versin = Bir nimete nail olanlar hakkında sevinç ifadesi ve olmıyanlar hakkında duadır. Allahı seversen = Allah aşkına; yemin. Aman Allah, aman Allahım = Aman ya rabbî. El-hükmullah = Emir Allah indir, rızâ ve tevekkül tâbiri. El-hamdüllllah = Şükür Allaha, itmam duasıdır. El-iyazübillah = Allaha sığındık. İnşallah — Allah isterse. Billahi; tallahi; vallahi = Allah hakkı için, yemin. Bismillah Allah’ın emriyle. Tecâvüzullah-i anhü, ann-seyyiate = Allah kusurunu affetsin. Taalallah = Makam-ı hayrette denilir. Hasbin-allah = Allah bize kâfidir. Rahmallah (müz.) rahmeallah (mü.) rahmehümallah (tes.), rahmehimallah (c.) ve rahmetullahı aleyhe, aleyhâ, aleyhimâ, aleyhim = Allah rahmet eyleye; ölüler hakkında dua. Radiallahü-anhü, anhâ, anhümâ, anhüm — Allah râzı olsun; sahabe ve tabiîn vesair millet büyükleri hakkında dua. Subhânallah = Takdis ve hayret makamında müstameldir. Şehdullah = Allah şahidimdir. Afaallah-ı anhu, anhâ, anhümâ, anhüm = Allah affetsin. Ilmullah = Allah bilir, yemin. Gufrullahu lehO, lehâ, lehümâ, lehüm = Allah affetsin. Kudusullah-ı sırre = Allah sırrını takdis etsin, evliyâ ve sofular hakkında dua. Kef-i billahi şehiden = Allahın şehadeti kâfidir. Maşallah = Makam-ı tahsin ve takdirde ve nazardan koruma duası. Meded-ullah = Ya rabbi meded. Maazallah, neüzu-billah = Allaha sığındık. («AlIahî» ve «Allahiyân» dememeli; «ilâhî» ve «ilâhiyûn» denir. Halk dilinde «elâlem» kelimesi Allah-u Alem terkibinden galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Islamic name for God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allah. God. lord. the creator. the almighty. the infinite. king of kings. the supreme. the eternal. the godhead. the providence. heaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allah. lord. the creator. father. the almighty. the infinite. king of kings. the supreme. the eternal. the godhead. the providence. heaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the Supreme Being, in use among the Arabs and the Mohammedans generally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muslim name for the one and only God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godhead. heaven. lord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic for GOD: if from earlier Semitic languages perhaps the God Before the birth of Muhammad, ALLah was known as a supreme, but not the sole, God Muhammad became aware, early in his life, of conflict between religions and of contest, therefore, between

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is an Arabic word which means 'the One True God' Muslims in the West use Allah and God interchangeably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The one, supreme, and only God, the creator of the world and the universe The term 'Allah' is used by Muslims and many Arabic-speaking Christians alike to refer to the God of Abraham, Isaac, and Jacob whom adherents of Christianity, Islam, and Judaism wor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Arabic word for god.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allah is the Arabic word for God For Muslims, the word signifies the one true God Arabic-speaking Christians and Jews also often use the word Allah, with the exact meaning of God Muslims do not believe that Jesus is God; instead they respect him and follo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic for God It derives from Ilah: God, but has the distinct notion that Allah is the true God, etymologically formed by the use of 'Al,' the Arabic definite article and 'Ilah;' and then combined into 'Allah '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Muslim name for God used in the Holy Qur'an Allah [CE] is equivalent to the monotheistic God of the Hebrew scriptures and the pre-trinitarian God of Christianity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The One Creator is known in Arabic and in Islam as Allah He is also known in other monotheistic religions as the Lord, God and Jehovah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allah is the Arabic name for the only creator of all existents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The One True God, Creator of the Universe, and the only God to be worshipped Muslims believe that Allah is the same God worshipped by the Judeo-Christian prophets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Arabic name for God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Islamic name for God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic name for 'the God'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muslim name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic, Proper name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God; the Greatest Name of God Literally 'The God' Allah designates the Source from which all things seen and unseen emanate and return The name encompasses all the Divine Names such as al-Awwal , al-Akhir , al-Zahir , al-Batin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is the proper name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supreme God in strictly monotheistic Islam. 'God,' in Arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Derives from the word 'Ilah' which means 'the One deserving of all worship' All of Allah's creations have been ordained to call him by this name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muslim name for the one and only God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الله] Tanrı, Allah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Allah

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Allah’ın varlığına inanmayan. Tanrısız, dinsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hilekâr, müzevir, dubaracı.

2.Sözünde durmaz, dönek. Allah bullak, allak mallak = Karma karışık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ilim» den imüb.). Çok bilen. (Sıfât-ı Allah’tan olup, insana itlâk olunmaz, (bk.) allâme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

«Allahı seversen» sözünün aşınmış şekli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., Hawaii Hoş geldiniz; Allaha ısmarladık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Korkusuzluk, güven, emniyet: Emn ü Amân ber kemâldir.

2.Af, müsaade: Aman vermek.

3.Istiman, sığınma: Aman istemek. El-aman = Af, merhamet, medet. Aman vermemek = Müsaade etmemek, asla merhamet etmeyip cezasını vermek. Fi aman Allah = Allah selâmet versin, (bk.) Amân.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (Aslı Arapça olup, medsiz elifledir).

1.İmdat ve feryat makamında kullanılır: Amân efendim; Amân Allahım.

2.Af istemek için kullanılır. Amân; bir daha yapmam.

3.Rica ve yalvarmaya delalet eder: Aman; gitmeyin bugün; Amân öyle söyleme.

4.Sabırsızlıkla hiddet ve infial beyan eder: Uf Amân; bırak beni. 5.Tenbih ve sakınma alâmetidir: Amân; çocuğa bak. Cem’e hitap olundukta «amanın» suretinde dahi kullanılır, (bk.) Aman.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın bağışlaması. Allah’ın koruması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. A.) (Bazı Arapça tabirlerde bulunur). An asi = Aslından. An cehl = Bilmeyerek. An samîm-ül-kalb = Yüreğin içinden, gönülden. An-gıy&b = Gıyaben, hazır olmaksızın, görmezsizin. An kasdin = Kasıtla, isteyerek. An karîb = Yakında, An yed = Elden ele. Anhu (mü. anhâ) (tes. anhamâ) (c. anhüm): Ondan, onlardan. Radıyallahüanhüm = Allah onlardan razı olsun. Anhâ = Bizden. Anküm = Sizden. Radiyallâhu, anhâ ve anküm Allah bizden ve sizden hoşnut olsun. Anhâ mlnhâ = Şundan bundan, şu bu, öte beri, şöyle böyle ederek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfan» dan if.) (mü. Arife). Bilen, bilgi sahibi, dânâ, Aşinâ, vâkıf: Arif-i esrar = Sırlar bilen: Hüner ve fende Ariftir. Arif-i billâh = Allah’ı hakkıyle anlamış. Mürşid-i Arif = Tanrı sırlarını bilen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahib’in çoğulu. 2.Hz.Muhammcd (s.a.s)’i görüp ona tabi olan kişil(Erkek İsmi) İnsanlık aleminin en seçkin simaları ve örnek neslidirl(Erkek İsmi) Haklarında varid olan naslarla korunmuşlar, Allah’ın yardımını müşahade etmişler ve büyük peygamberin öğretilerini harfiyyen yaşamışlardır. Ashab-ı Kiram: Yüce sahabel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bir başkasını aşkla seven. 2.Dalgın, unutkan. 3.Tasavvufta Allah’a muhabbet duyan kişi. Aşık Çelebi (1520-1572) Osmanlı şair ve yazarlardan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Sütun, direk, kolon. 2.Mersingiller, mersin ağacı türünden ağaçlar. 3.İsyan eden, itaatsiz, başkaldıran, serkeş, bagi. 4.Allah’ın emirlerini yerine getirmeyen, günahkar. 5.Haydut, şaki. -Bu isim Rasulullah tarafından yasaklanmıştır. İçerdiği anlam İslami anlayışa terstir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. Aslı: Işk). Sevgi, sevda, muhabbet, alâka, ibtilâ: Kays ile Leylâ birbirlerine olan aşklariyle destan olmuşlardır. Aşk-ı hakiki = Gerçek olan Tanrı aşkı. Aşk-ı mecazi = Nefis ve şehvet esası üzerine dayanan aşk. Allah aşkına = Allah’ı severseniz, Aşkolsun = Bir şey içene denir. Bazen «aferin» mânâsiyle de kutlanılır ve aksi mânâyı kasdederek alay yoluyla da kullanılır. Pîr aşkına= Karşılıksız, mükâfatsız, meccanen: Biz iki ay pîr aşkına çalışmış olduk. Aşkınıza, falanın aşkına = Muhabbetinize, falanın muhabbetine (içki sırasında söylenen sözlerden). Aşka gelmek = Şevk ve heyecana kapılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aslahake Allah, aslahüm Allah, aslahuna Allah, aslahaküm, Allah suretlerinde «Allah ıslah eyleye» mânâsıyle ve ekseriya ıslaha muhtaç olanlar hakkında alay yoluyla söylenen dua tabirleridir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Birleşik isim. - Allah’ın bağışladığı, hediye ettiği, ihsanı, lütfü. Ataullah Efendi. (Arapzade). Osmanlı Şeyhülislamı (1719-1785) Şam, Mekke, İstanbul kadılıklarında bulundu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Allahın varlığını inkâr; Allahsızlık. atheist (i). Tanrının varlıgını kabul etmeyen kimse, ateist. atheistic, -al (s). Allahsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah’a karşı sevgi duyan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (Al). Allaha ısmarladlk; güle güle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). Allaha ısmarladık; güle güle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yardım imdat, nusret: Avn-ı Hudâ ile: Allah’ın yardımı ile. Blavn-lllah, biavnihi-taâlâ = Tanrı’nın avn ve inayetiyle.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Allah’ın yardımı. - Birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Verse of the Qur'an; also, a sign in the natural world or in prophetic history by which humanity is alerted to the truths of Allah. a six legged 'horse'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın ayetleri. 2.Özellikle Şii mollalarının kullandığı isimlerdendir. Allah’ın göndrermiş olduğu yasalar ve emirl(Erkek İsmi) 3.Mucizeler, hikmetl(Erkek İsmi) 4.İz, nişan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

veya AZAMETLÜ (i.).

1.Büyük, ulu, celâl sahibi: Ey azametli Allahım.

2.Kibirli, kibirlenen, mağrur: Azametli adamdan kimse hoşlanmaz.

3.Tantanalı, debdebeli: Azametli bir alayla.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. azîme). (c. ızâm).

1.Büyük, ulu. Ar. kebîr, cesîm, Fars. büzürg: Bir cebel-i azîm = Büyük bir dağ. Ebniy»-i azîme = Büyük yapılar.

2.Yüksek, derece ve mertebesi büyük: Vallahül’azîm. Selitîn-i izim = Büyük sultanlar. Vüzeri-yı izim = Büyük vezirler, sadrâzamlar.

3.Ehemmiyetli, mühim: Emr-i azîm = Büyük iş. Harb-ı azîm = Büyük savaş Azîmüş-şân = Şan ve mertebesi büyü: Kur’8n-ı azîm-üş-şân.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Muhterem, sayın. 2.Sevgili. 3.Veli, evliya, ermiş. 4.Az bulunur. 5.Allah’ın izzetli kıldığı, mü’min. - Aziz (İmadettin Abulfeth Osman el-Aziz): Selahaddin Eyyubi-’nin II. oğlu. Kardeşi el-Efdal, Melik iken kendisi Şam’ı terkederek Mısır Eyyubileri hükümdarlığını ilan etti. Fakat daha sonra kardeşiyle barıştı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. Allah’ın sıfatı). Aziz ve celîl olan (Allah).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(M1Karşılıksız vermek, hediye ve ihsan eylemek, bahşetmek: Kendisine bir çiftlik bağışladı.

2.Alacağından vazgeçmek, sarf-ı nazar ve terk etmek: Birçok alacağım vardı lâkin bağışladım.

3.Ceza ve intikam istemekten geçip affetmek: Kabahatimi bağışladı.

4.(Cenâb-ı Hak) almamak, yaşatmak: Ne güzel çocuk Allah bağışlasın, anasına, babasına bağışlasın!


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.)(Erkek İsmi) - Allah katında değer ve kıymet sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın isimlerindendir. Genellikle “abd” takısı alarak kullanılır, (bkz.Abdülbaki). Kalıcı, sürekli, devamlı. Varlığının sonu olmayan. Ölümsüz. 2.Artan, kalan, geriye kalan. 3.Korunmuş. Baki: - Ünlü Türk şairlerinden olup asıl adı Abdülbaki Mahmud’dur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'grace' or spiritual energy emanating from Allah through the silsillah of the Tariqa through which all practices are accomplished. physical manifestation of personal blessing It can be transferred from person-to-person, or from an object to a person M

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. terkip). Allah mübarek etsinl Övme ve şaşma maksadıyle maşallah ve levhaşallah gibi söylenen duadır. Ekseriya altında «zehî» kelimesi bulunur: Bârek-allah! Zehî kevkebe-i Alül-Al!

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Göz. 2.Görme. 3.Allah’ın sıfatlarından, herşeyi gören (“Abd” takısı almadan kullanılmaz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Gönderme, yollama, irsal.

2.Allah’ın bir peygamberi, halkı Hak dinine davete memur buyurması.

3.Diriltme, ihyâ, kıyamet gününde ölülerin canlanması: Ba’s-ı bâdel-mevt = Ölümden sonra dirilme. Yevm-ül-ba’s = Diriliş günü. Biset-i nebeviyye = Hazret-i Peygamber’in misyonu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). -e, -ye, -ile, -için: Destbe-dest, yed-be-yed = Elden ele. Sâat-besâat = Saattan saata. Mâh-be-mâh = Aydan aya. Tâ-be-sabâh = Sabaha dek. Behakk-ı Hudâ = Allah hakkı için. Be-kavl-i filân = Filânın sözünce. (Gün-be-gün gibi Türkçe kelimelere katılması büyük hatâdır. Günden güne demeli).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyi örneği olmadığı halde meydana getiren. 2.Yoktan vareden. Allah’ın 99 isminden birisidir. 3.Söz estetiği, halin muktezasına uyan delilleri açık şekilde belirtme ve sözü güzelleştirme yollarına ait bilgiler toplamı. 4.Güzel, güzellik. Bedi b. Mansur. Hanefi fıkıh alimi (Sivas-1223). El-Bahru’1-Muhit adlı bir fıkıh eseri vardır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oluş, varoluş, mevcudiyet; varlık; var olan şey; insan, beser. Supreme Being Allah, Tanrı, Cenabı Hak. call into being yaratmak, halketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berekât).

1.Nimet, Tanrı ihsanı, Osm. mevhibe-i subhâniyye.

2.Bolluk, feyz: Bu sene tarımda çok bereket var.

3.Mübareklik, uğur, saadet: Filân zâtın sohbeti bereketiyle, duanızın bereketiyle.

4.Azı çok yerine geçecek surette Tanrı’nın takdirini elde etmek: Helâl kazanılmayan malda bereket yoktur. Bereket versin.

5.Hamdolsun, Allaha şüKürler olsun, hele, bari: Bereket versin hava bulutlu idi, yoksa sıcaktan bayılırdık.

6.Alınan bir şey için dua makamında söylenir; cevabında «bereketini gör» derler.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bolluk. 2.Meymenet, saadet, mutluluk, Allah vergisi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Müjde getiren müjdeci. 2.Güleryüzlü güleç adam. Kur’ani bir kavramdır. İnsanlara Allah’ın emir ve nimetlerini, cennet ve mükafatı haber veren peygamberler ve Kur’an için kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «bed-ter»den muhaffef). Daha kötü, daha fena: O, iyi değildi, bu, ondan beterdir. Daha kötü hal: Beterine uğramak, Allah beterinden saklasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). He, ye, ile, için mânâlariyle bazı Arapça tertiplerde bulunur: NeÜzu billâh = Allaha sığındık. Bismillâh = Allahın adiyle. Billâh = Allah için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’ın, Tanrı’ nın izniyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’ın, Tanrı’ nin izniyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalın) (F. b = e. kasem, A. hak). Hakkıçün: Bihakkı Hudâ = Allah hakkı için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalın) (F. b = e. kasem, A. hak). Hakkıçün: Bihakkı Hudâ = Allah hakkı için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd = şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحمدالله] Allah’a şükürler olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = edat, Allah). Hak Taâlâ hakkı için; billâh-il-azîm, billâh-il-kerîm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Nazlı. 2.Cilveli. 3.Allah’a yalvaran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si). Sayının en küçüğü ve ilki. Ar. ahad, vâhid, Fars. yek: Bir adam, bir ev, bir taş.

1.Tenkir (bilinmezlik) beyan eder, Arapça’deki tenvîn veya bazı kelimesi ve Farsça’da isimlere kalılan (ye) gibi: Bir adam ki nasihat kabul etmez, bir iş ki elde değildir.

2.Fiillerin başlarında «bir kere» den hafifletilmiş olarak lüzum ifade eder: Bir gidelim. Sıfat halinde

1.Tek, Ar. vahîd: Allah birdir.

2.Müsavi, eşit, mümâsil, benzer, farksız: İkisi birdir, hep bir.

3.(Cümlede) hiç bir, asla: Bir türlü kanmıyor, bir türlü razı olmadı.

4.Mübalağa beyan eder: Bir gidiş gitti kl. Bir vakit, bir zaman, hiynen: Bir var imiş, bir yokmuş. Biraz = Azıcık, az vakit: Biraz ekmek, biraz su, biraz bekleyin. Bir uğurdan = Hep birden, Ar. defaten. Bir iki = Birkaç, az ve belirsiz miktarda: Bir iki kuş vurdular, bir iki taş atmış. İkide birde = Pek sık, çok defa, daimâ. Blrbir =etraflıca ve tafsilâtıyle bir bir sayarak: Kabahatlerini kendisine bir bir söyledim. Birbirine, birbirini, birbirinin = Ortaklaşa birbirini gördüler, birbirine haber verdiler, birbirinin işini görürler. Birbiri üstüne = Cümlesi bir ve eşit sayılarak, bir seviyede: Bu çantaları birbiri üstüne yirmişer liraya aldık. Biroblr = Asla yanılmaz, pek müessir: Bu ilâç filân hastalığa birebir gelir. Birçok = Hayli, hayli miktar, fazla. Ar. kesir, müteaddid: Birçok kitap toplamış. Bir türlü:

1.Bir çeşit: Bu, bir türlü ottur.

2.(Cümlede) hiçbir suretle: Bir türlü razı olmuyor. Birden = Bir defada, birlikte, beraber: Bir bardak suyu birden içti, hepsi birden geldiler. Birdenbire = Ansızın, Ar. vehleten: Birdenbire kalkıp gitti. Bir de = Hem de, şurası da var ki, velev ki: Bir de o size haber vermeye mecbur değildir, bir de haber vermemiş, ne olur. Bir daha ss Bir kere daha, tekrar: Bir daha söyleyin, bunu bir daha yapmayın. Bir zaman = Bir vakit, vaktiyle. Birkaç = Belirsiz miktarda, bir miktar, bazı: Birkaç adam geldi, buna birkaç kuruş verin. Bir kere, bir defa =

1.Defa, kere: Ben lakırdıyı bir kere söylerim, sen bir defa git.

2.Vaktiyle, günün birinde: Bir kere gitmiştim, bir defa görüştüm.

3.Hele: Sen bir defa vazifeni ifa et. Ben bir kere söyleyeyim de istersen dinleme. Birle =

1.Anîde, ansızın, derhal: Beni gördüğü birle kalkıp gitti. 2.Vasıtasiyle: llm-i hendese birle (geometri yoluyla) ispat etti (Bu iki tâbir eskimiştir). Bir nice = Miktarı müphem hâle getirir. Bir nice Ademler. Nice bir = Ne vakte dek, daha ne kadar? (eskimiştir). Bir vakitler = Vaktiyle, eski zamanda: Bir vakitler insanlar mağaralarda barınırlardı. Biri, birisi = Tenkir (bilinmezlik) beyan eder, kim olursa: Kapıya biri gelmiş, sizi istiyor, bugün birisini gördüm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir ve tek olma, Ar. ahadiyyet, vahdâniyyet: Allah’ın birliği hakkı için.

2.Toplanma, anlaşma, içtima, ittihat. Ağız, dil, söz birliği: Söz bir etme, El birliği = Müşterek çalışma, müşterek iş: El birliği ile şu işi bitirelim.

3.Uyuşmuş, müttefik, müttehit: Onlar birlik olmuşlar.

4.Bir lira vesaire kıymetinde olan.

5.Bir kilo vesaire ağırlığında veya bir arşın vesaire boyunda olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Aslı: biism = adiyle). Bismillah — Allah’ın adiyle. Bisme sübhâne = Tanrı’nın adiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(E.A.) Allah'ın adı ile. Bir işe başlarken ve hayret veya endişe duyulduğu zaman söylenir. Bismillah demek = Bir işe başlamak. Nihayet bismillâh dedi.

Euzü ve Besmele’nin manası nedir?

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

SÖZLER

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin.Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum.Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim.Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim.Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz

Bismillah her hayrın başıdır.Biz dahi başta ona başlarız.Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır.Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!.Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin.Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin.Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar.Onlardan birisi mütevazi idi.Diğeri mağrur...Mütevazii, bir reisin ismini aldı.Mağrur, almadı...Alanı, her yerde selâmetle gezdi.Bir kâtıü’t-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî defolur, ilişemez.Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez.Daima titrer, daima dilencilik ederdi.Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın.Şu dünya ise, bir çöldür.Aczin ve fakrın hadsizdir.Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir.Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al.Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur.Devlet namına hareket eder.Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz.Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der.Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi.Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı.Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket “etmiyor.Belki o bir askerdir.Devlet namına hareket eder.Bir padişah kuvvetine istinad eder.Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk’ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.Demek herbir ağaç, Bismillah der.Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.Her bir bostan, Bismillah der.Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur.Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi “bir gıdayı takdim ediyorlar.Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.Sert olan taş ve toprağı deler geçer.Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor.Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder.Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a’zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der.Allah namına Allah’ın ni’etlerini getirip bizlere veriyorlar.Biz dahi Bismillah demeliyiz.Allah nâmına vermeliyiz.Allah nâmına almalıyız.Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz.Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.Biri: Zikir.Biri: Şükür.Biri: Fikir’dir.Başta “Bismillah” zikirdir.Âhirde “Elhamdülillah” şükürdür.Ortada, ‘’bu kıymettar hârika-yi san’at olan nimetler Ehad-ü Samed’in mu’cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek’’ fikirdir.Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imlere medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki’yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle.Vesselâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Islamic culture, meaning 'in the name of Allah'. 'In the name of God'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The invocation of the name of Allah in the form: 'In the Name of God, the merciful Lord of mercy ' It precedes every act of Muslim piety and every surah except surah 9.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah [biss-mih-LAH] What Muslims say before engaging in most anything, especially before reading Qur'an, before eating, when entering a room [before entering toilet area, ask for protection from the male and female jinn], when leaving and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means 'In the name of Allah'. 'In the name of God ' It's used by Muslims to ask for God's blessing on any action, and is found at the start of almost every surah of the Holy Qur'an.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. z = edat, el = harf-i tarif, hayr = iyilik). İyilikle, iyiliğe, hayırlısiyle: Allah muvaffak-ı bi’l-hayr eyleye

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanmış; mahvolmuş, tahrip edilmiş; Allahın belâsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takdis etmek, kutsamak, mübarek kılmak; Allahtan niyaz etmek; inayet etmek; mesut etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mübarek; Allahın cezası: We didn't catch a blessed fish Allahın cezası bir balık bile tutamadık. blessed event k.dili doğum blessed thistle kalkan dikeni, bot. Carduus benedictus. bless edness i kutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. kanlı; kan gibi; kana susamış, gaddar, zalim; Ing., (argo) Allahın belası, uğursuz, alçak; f. kana bulamak, kanla lekelemek. bloody flux dizanteri, kanlı ishal. bloody Mary votka ve domates suyundan yapılan bir içki. bloody minded hunhar, zalim, ga

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(müzari: bulur) (f.) (Çağatay lehçesinde olmak yerine yardımcı fiil gibi kullanılır: Bolmak).

1.Arayarak veya tesadüfen bir şey elde etmek: Bahçede güzel bir çiçek buldum. Filân bir define buldu.

2.Kaybolmuş bir şeyi tekrar ele geçirmek: Kaybolan atı buldular. Düşürdüğünüz parayı buldunuz mu?

3.Varmak, erişmek: Yetmişi buldu, sağlıkla baharı bulalım.

4.Nâil olmak, ele geçirmek, zafer kazanmak, hâsıl etmek, şifâ, iyilik bulmak.

5.Uğramak, kötülüğe yakalanmak: Belâsını bulmak: İnsan ettiğini bulur.

6.Tedarik etmek: Bize biraz yemek bulmalı.Raslamak, tesadüf etmek, rasgelmek, görüşmek: Dün filânı buldum.Keşf, icat, ihtirâ etmek: Kristof Kolomb Amerika’yı, Gutenberg matbaayı buldu. Filân yeni bir makine, bir usûl buldu. Aralarını bulmak = Uyuşturmak, uzlaştırmak, barıştırmak. Aralık bulmak = Fırsat düşürmek. Arayıp bulmak = Aradığını bulmak, lâyık olduğu cezaya uğramak. Allah’tah bulmak = Tanrı gazabına uğramak. Vücut bulmak = Vücuda gelmek, mevcut olmak. Vuku bulmak = Meydana gelmek. Yerini bulmak = Yerine gelmek, icra olunmak. Yüz bulmak = Yüz verilmek, iyi muameleden azmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, çocuk veya (k). dili Allaha ısmarladık; güle güle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Cebreden, zorlayan. 2.Galip gelen. 3.Aziz ve kuvvetli olan. Allah’ın hükümlerini uygulamada güç kullanan. 4.Kırıkçı, kırık sancı. Cabir b. Abdullah b. el-Ensari: Sahabedendir (603-697). Birinci Akabe Bey’atından sonra müslüman oldu. Rasulullah’ın bulun savaşlarına katıldı. Sahabenin bilginlerindendi. Kendisinden çok sayıda hadis rivayet edilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - (Erkek İsmi) - Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan. Bu kelime Kur’an-ı Kerim’de “cihad et”. “Allah yolunda savaşa çık” anlamında kullanılmıştır. - Dil kuralında “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a yakın. Allah dostu. Carullah Zemahşeri: Müfessir, alim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cebreden, zorlayıcı. 2.Kuvvet, kudret sahibi Allah, Allahın isimlerinden. 3.Becerikli. 4.Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yıldız kümesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kibir, azamet, celâl. (Allah’a mahsus bir sıfat olup, insana yakışmadığı için, insan hakkında ancak kötüleme niyetiyle kullanılır). Alem-i ceberOt = Bu dünyanın ötesi, yücesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Peygamberlere vahiy getiren dört büyük melekten biri. 2.Cibril, İbranice Allahın kulu. 3.Az çok zorla olgunlaştırmak. Cebrail b. Öm(Erkek İsmi) Batı Karahanlı hükümdar (1099-1102).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Büyüklük, ululuk azamet. 2.Hiddet, öfke. 3.Allah’ın “Kahhar, cebbar, mütekebbir” gibi sertlik ve büyüklük ifade eden sıfatları. Kur’an’da Rahman suresi 27, 78.ayetlerde geçmektedir. Zül Celali; Celal sahibi Allah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Büyük, ulu. (bkz.Celal). Allah için sıfat olarak kullanılır. 2.Osmanlı devletinde vezir ve müşir rütbelerinde bulunanlara hitapta bu sıfat kullanılırdı. 3.Güzel sanatlarda bir yazı stili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüz güzelliği, zahiri ve batıni güzellik. Allah’ın rahmetle tecellisi. Allah’ın lütuf, ihsan, rıza sıfatlarının karşılığı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü, bağışı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - “Yan”manasına gelir. Şeref, onur ve büyüklük terimi olarak kullanılır. Hazret, Cenab-ı Hakk, Cenab-ı Halik, Allah. - Dil kuralı açısından “b/p” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Uçmak. 2.Bahçe. 3.Çok ferah ve havadar y(Erkek İsmi) 4.Firdevs. - Allah’ın insanlara müjdelediği, ölümden sonraki alemde bulunan, Allah’a inanan, günah işlememiş veya günahlarından temizlenmiş olanların gireceği fevkalade güzel y(Erkek İsmi) 8 cennet olduğu rivayet edilmiştir. Daru’1-Celal, Daru’s-Selam, Cennetü’l-Me’va, Cennetü’1-Huld, Cennetü’n-Naim, Cennetü’l-Firdevs, Cennetü’l-Karar, Cennetü’1-Adn.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da hem iyi ve hem kötü karşılık mânâsına gelip mükâfat yerine de kullanılırsa da, dilimize yalnız kötülüğe karşılıktır).

1.Cürüm, kabahat ve cinayet sahibine gerek dünyada ve gerek Ahirette verilen karşılık. Ar. ukûbet, azap. Ceza vermek = Müstahak olanın cezasını tertip ve icra etmek. Allah cezasını versin = Beddua, cezasını bulmak, cezaya uğramak, ceza çekmek, ceza. Ceza kanunu = Ceza derecelerini tayin eden kanun. Ceza mahkemesi = Cezayı gerektiren suçlara bakan mahkeme. Cezâ-i nakdî, nakdi ceza, para cezası = Bir kabahate karşı sahibinin vermeye kanunen mecbur olduğu para. Rûz-ı cezi = Kıyamet günü, mahşer günü.

2.Biri diğerine bağlı olan iki cümleden meydana gelen sözün ikincisi ki «cevap» da denilip diğeri «şart» tır. «Haber verirseniz gelirim» cümlesinde «gelirim» kelimesi ceza ve «haber verirseniz» şarttır.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ünlem, (ing). , (k.dili). merhaba; Allaha ısmarladık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Cihanı, dünyâyı gören, Allah.

2.Göz.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ,şaşırtmak, zihnini karıştırmak; utandırmak, mahcup etmek karmakarışık bir hale sokmak; kahretmek. confounded (s). şaşırmış; (k).dili Allahın cezası. confusion worse confounded karmakarışık bir vaziyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaradılış, hilkat, yaratma; acun, kozmos, âlem, evren, kâinat. creative (s). yaratıcı. creatively (z). yaratıcı bir şekilde. creativ'ity (i). yaratıcılık. creator (i) . yaratıcı kimse, mucit; meydana getiren kimse, yapan kimse. the Creator Allah

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Vergi, ihsan: Dâd-ı Hudâ = Allah vergisi: Bu çocuğun zekâsı bir dâd-ı Hudâl

2.Veriş, satış, İtâ: Dâd ü sitad = Alış veriş.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). lanet etmek, takbih etmek; sövmek, Iânet okumak, beddua etmek; (i). Iânet. Damn!, Damn itl, Damn himl Allah belâsını versin. I damning evidence mahkum edici delil. damn with faint praise istemeyerek ve zorla birisini methetmek. damyankee (i).,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). melun; mahkum; Allahın belâsı. Damned if I know. Bilmem, Biliyorsam kahrolayım damnedest (s)., (i)., (k).dili en lânetli; çok şaşırtıcı; (i). en iyisi, en gayretlisi. He did his damnedest to please them. Onları memnun etmek için elinden geleni yapt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tanrılaştırmak, ilah derecesine çıkarmak; Allah gibi tapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Allahın inayeti ile ; (kıs). D.G.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahyi inkar etmekle beraber Allahın varlığına inanma, deizm; bu itikadın mezhebi felsefesi; dinitabii deist (i). bu itikadı kabul eden kimse. deistic (s). bu itikada ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanrı, ilah, mabut; ilahi varlık. the Deity Allah, Cenabı Hak, Ulu Tanrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Allah için alçakgönüllülüğü ve fukaralığı kabul eden veya bir tarikata bağlı bulunan kimse. 2.Fakir ve muhtaç kimse. 3.Daha çok lakap olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytan, iblis; cin, ifrit; habis kimse; delicesine cesur veya öfkeli kimse; Allah'ın belâsı; kör şeytan; zavallı kimse; matbaacı çırağı. devil's advocate Katolik Kilisesinde aziz adayı aleyhinde münakaşa eden savcı; karşı tarafı tutarak münakaşa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili şeytan. What the dickens! Ne var Allah aşkına?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.insan ve hayvanların ağzındaki organ ki, besini yutmaya ve bilhassa insanda konuşmaya yarar. Ar. lisân, Fars. zebân: insan dili, koyun dili. 2.İnsanların konuştukları lehçelerin beheri. Lügat, lisan, zebân: Dünyada binlerce dil konuşulur. Türkçe eski ve geniş bir dildir.

3.Çeşitli Aletlerin uzunca, yassı ve çok defa oynak kısımları: Terazi, düdük, kilit dili. 4.Denizin içine uzanmış uzun, kumluk, üstü düz ve alçak kara parçası (dağlık ve taşlık olanına burun denir).

5.mec. Dedikodu, aleyhte söz söyleme: Allah, dilinden kurtarsın. Ağzı var dili yok, ağzında dili yok = Ses çıkarmaz, dayanıklı, tahammül eden, utangaç, masum, mahçup. Edirne dili = Başlıca bu şehirde yapılan sığır dili pastırması. Dilaltı = Tavuklarda görülen bir hastalık, kurbağacık. Dil ucunda olmak = Hemen söylenecek gibi hatıra gelip yine kaçmak: Onun adı dilimin ucundadır. Dil uzatmak = Haddini aşarak birinin aleyhinde söylemek. Dili uzun = Edepsiz Dil oğlanı = Vaktiyle Avrupa elçiliklerinde tercüman yamağı. Dil bağlamak = Susmaya mecbur etmek. Osm. iskât etmek. Dil balığı — Yassı bir cins balık. Dil burmak, dil çıkarmak = Eğlenmek, alay, istihzâ etmek. Dil peyniri = Uzun parçalı bir cins taze peynir. Dil tutmak = Düşmanın durumunu söyletecek esir tutmak. Dilini tutmak = Sözüne hâkim olmak, sır vermemek, her şeyi söylemekten sakınmak. Dillere düşmek = Kötü şöhret bulmak, kötülüğü yayılmak. Sığır dili = Uzun yapraklı bir bitki. Ar. lisân-üssevr. Kuş dili =

1.Kelimelerin her hecesi arasına diğer bir hece katarak ve tekrar ederek veya diğer bir suretle söylenmek ve bilmeyenler tarafından anlaşılmamak üzere birkaç kişi arasında uydurma dil.

2.Dişbudak tohumu. Dillerde gezmek = Fenalıkla şöhret bulmak. Dilini kesmek = Susmak, sükût etmek. Dile gelmek =

1.Kötü şöhret kazanmak.

2.Sevilmek. Köpek dili = Kızıllık otu. Küçük dil = Boğazda yukardan aşağıya sarkan küçük et parçası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. edyân). Allah’a ibadet ve mânevîyata inanma hususunda insanların tuttuğu yol: İslâm dini. Dîn-i mübîn, dtn-i Hak = İslâm dini. Yevm-üd-dîn = Kıyamet günü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Allah’a inanmış, bağlanmış olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hiçbir dine bağlı olmayan veya dinin hükümlerine riayet etmeyen. Ar. mülhid: Dinsiz adam.

2.mec. Merhametsiz. Allahtan’ korkmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Imek fiilinin müzari (geniş zaman) müfred üçüncü şahsı, c. dırlar. D harfinden sonra gelen kelimenin son hecesine göre kalın veya ince okunur: Nerededir, buradadır, gibi. Menfisi, değildir, değildirler, yahut değillerdir. Allah büyüktür, gök cisimleri hesapsızdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). niyetlendirmek; dağıtmak; düzenlemek, tanzim etmek; idare etmek, kullanmak, tasarruf etmek; uydurmak, kandırmak; son şeklini vermek; of ile satmak, vermek, elden çıkarmak. Man proposes, God dis poses Muratinsandan,takdir Allahtan Takdir tedbiri b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (A.B.D.)., k.dili Hay Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ed’iye).

1.Allah’a yalvarma, niyaz: Ellerini kaldırmış dua ediyordu.

2.Birinin iyiliği için Allah’a yalvarma: Duanızla meşgulüm. Hayır duâ, duâyi hayr = Birinin lehinde yapılan duâ. Bed-duâ = Birinin aleyhinde yapılan duâ: Babasının bedduâsına uğradı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supplication to Allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah ebedi eylesin, daim eylesin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ücûr).

1.Bir iş karşılığı verilen şey, karşılık (bu mânâ ile ücret kelimesi daha uygundur).

2.Bir iyi iş yahut sabır ve tevekkülle karşılanan bir musibete karşı verilen mânevî mükâfat, sevap: Allah ecir ve sabır versin, (hukuk) Ecr-i misil = Bir iş için ehli vukuf tarafından tayin olunan ücret. Osm. ücret-i hakikiye. Ecr-i müsemmâ = Mukavele ve pazarlıkla tayin olunmuş ücret.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Cümlesi, hepsi: Radyallahü anhüm ecmaîn (yalnız böyle dua tâbirlerinde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). «Allah devâm ettirsinl» mânâsına gelen duâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Bir, tek. 2.İlk sayı. 3.Allah’ın isimlerinden, bir ve tek olan Allah. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın adamı, veli, evliya. 2.Allah’a teveccüh etmiş, kulluğunu yanlız ona yöneltmiş. Küfür ehlinden, ve şirkten kaçınan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F). Zerdüşt dinine mensup eski Iranlılar’ın inandıkları iki kuvvetin biri ki, kötülük ve karanlık kaynağı idi. Diğeri iyilik ve aydınlık kaynağı idi, İzd denilirdi. İslâm’dan sonra İzd ismi Allah’a ve Ehrimen, Şeytan’a verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kebîr’den itaf.) (mü. kübrâ) (c. ekâbir).

1.Daha yahut pek büyük, en büyük. Ar. Azam: Ekber evlâd = En büyük oğul. Allahü Ekber = Hak teâlâ hazretleri her şeyden büyüktür. Şeyh-i Ekber = Muhiddîn Ibni’l-Arabî. Hadîcet-ülKübrâ = Müminlerin annesi Hazreti Hadice.

1.(c.). Büyük adamlar, yüksek makamlarda bulunanlar. Ar. rüesâ, eşrâf: Ek8bir-i ümmet = Milletin büyükleri. Mantık, (bk.) Kübrâ.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Daha büyük, çok büyük, en büyük, pek büyük, azam. -Allah’ın sıfatlanndandır. Kur’an-ı Kerim’de 23 yerde geç(Erkek İsmi) İsim olarak kullanılması iyi değildir. Hindistan’a hakim olan Türk hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i tarif, hamd = şükür, lillâh = Allah’ındır). Şükür Allah’a, Cenabı Hakk’a şükürler olsun. El-hemdü-lilllh alâ külli hâl = Her halde Allah’a şükürler olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i târif, hüküm, lillâh = Allah’ındır). Hüküm Allah’ındır (tevekkül ve teselli tâbiridir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’a sığındık, Allah esirgesin, maâzallah, neûzübillâh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Başka bir devlet nezdinde devletini temsil eden kişi. 2.Sefir. 3.Allah’ın gönderdiği rasul ve nebil(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i târif, vedâ = ayrılma). Allaha ısmarladık, Allaha emanet olunl

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Allah’a ısmarladık. Allah’a emanet olun yollu ayrılık hitabı, (bkz.el-Firak, el-Veda). - Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Korkusuzluk, Ar. emn, emniyet: O ülkede emn ü emân vardır.

2.Af, müsaade: Eman vermek (aman vermek).

3.Sığınmak, teslim olmak: Emân istemek: El-emân (el aman) = Af, merhamet, medet. Emân vermemek = Müsaade etmemek, aslâ merhamet etmeyip cezasını vermek. Fi-emân-Allâh = Allah selâmet versin, (bk.) Aman.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. emn’den) (c. emânât).

1.Birine bir şeyi bırakma tevdi etme: Bunu size emanet edeceğim, emanet bırakacağım.

2.Birine emniyet edilip bırakılan şey: Emanetimi iade ediniz.

3.Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim: Rüsûmat emaneti, şehremaneti. Allaha emanet olun = Sizi rabbime emanet ederim, Allaha ısmarladık. Emanetullah = Tanrıca emanet Hükmünde vatandaşlar, bilhassa tab’anın himayeye muhtaç olan takımları. Sandık emaneti = Sandık eminliği, sandıkkârlık.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın emaneti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın emaneti. Devletin tebası, halk, millet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(EMR) (i. A.) (c. evâmir).

1.Buyurma, buyruk, ferman: Filân emretti. Gitmeye emir aldım. Emr-i Ali = Sadâret emri. Emr-i nezâret-penâhi (Osmanlı devrinde) = Emir sizindir. Emr ü ferman hazret-i men-leh-ül-emrindir = Eskiden resmi mektupların sonuna yazılması Adet nezâket tabiri. 2.Bir makamdan bir iş hakkında emri ihtiva eden yazı; emirnâme: Bakanlıktan bir emir geldi. Memuriyetiniz hakkındaki emri aldınız mı? Menfi şekliyle de: Bana gitme diye emrettiler, yani beni gitmekten men’ ettiler.

3.(tıp) Doktorun tertip ve tenbihi; reçete.

4.(gramer) Fiilin yap veya yapsın gibi emir mânâsını ifade eden sığası. Emr-i İlâhî = Allahın emri. Emr-i Hak vâkî olmak = Ölüm, vefat. Emr-i bil mâruf nehy-i anil münker = Şer’an yapılması lüzumlu olan işleri destekleme, yapılmaması gerekenleri de önlemeye çalışma. Emr-i Hak = Ölüm, vefat: Emr-i Hak vukuunda. Ulul-emr = Şer’ an halka emretmekle ve halkın emirlerine itaatle mükellef bulunan devlet otoriteleri. Emir kulu = Aldığı emri yapmaya mecbur bulunan ve o hususta fikir beyan edemeyen adam. Emre muharrer senet = Bono.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Allah’ın emri, ölüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Allah’ın emri, ecel, ölüm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın emri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.), Son, nihayet, akıbet: iş encama erdi; Allah encamını hayreyleye. Encâm-ı kâr = İşin sonu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., with ile irat bağlamak; bahşetmek, ihsan etmek, vakfetmek. endowed with malik, haiz. endowment i. Allah vergisi, doğuştan gelen özel kabiliyetler; bağış, teberru, vakıf, okul ve hastane gibi kurumların iane olarak toplanmış sermayesi. endowment i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah yolunda Rasûlullah (s.a.s)’a yardım edenl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Allah’a yönelmiş ve bu yolda merhale katetmiş kimse. 2.Veli, aziz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (Allah’ın arslanı) Hz.Ali, Hayber’in fethinde gösterdiği kahramanlıktan dolayı Rasûlullah (s.a.s), Hz.Ali’ye bu ismi vermiştir. Astronomi’de: Güneşin rumi, temmuzun 9’unda ve Efrenci temmuzun 23’ünde içine girdiği ve semanın kuzey yarımküresi eteğinde bulunan birçok parlak yıldızdan müteşekkil 5.burç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şefikten itaf.). Daha veya pek şefkatli, muhabbetli ve merhametli: Eşfak olan Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı esremek ve Çağatay imlâsınca ısramak, ısragamak).

1.Korumak, saklamak, Osm. hıfzetmek.

2.Acıyıp, muhafaza, himaye etmek, korumak: Allah esirgesin!

3.Acıyıp vermemek, kıyamamak. Osm. imsâk etmek: Ben, sizden parayı esirgemem, malını çok esirger. Sözü esirgemek = Çok konuşmamak, az ve düşünerek söylemek.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.En selamatli, en emin, en doğru yol. 2.Kendisini bütünüyle Allah’ın dinine adamış, Silm’e girmiş mü’min. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Adlar. 2.Kulaklar, işitme. - Esmaü’l-Hüsna: Allah’ın güzel isimleri. - Hz.Esma: Hz.Ebu Bekir’in kızı, Hz.Aişe’nin ablasıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. A.). «Allah’tan af ve mağfiret isterim» mânâsiyle dua olup ikram ve saygı gösterisine karşı dahi tevazu için ve sanki o sözle günaha girilmiş de istiğfar olunuyormuş gibi söylenen nezaket kelimesidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ebedi ve ezeli, başı ve sonu olmayan; daimi, baki, ölümsüz; (i.), (b.h.) ebedi varlık, Tanrı, Allah. the Eternal City Roma the eternal triangle evli bir çift ile bunlardan birinin sevgilisi. eternally (z.) ebediyen, daima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Velil(Erkek İsmi) 2.Allah’ın dostları. 3.İman edip salih amel işleyenl(Erkek İsmi) 4.Allah yolunda mallan ve canlarıyla cihad edenl(Erkek İsmi) 5.Allah’ın emaneti olan dinini ve hükümlerini yeryüzünde tevelli ederek korumaya çalışanlar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.İlk başlangıç, ilkin. 2.Allah’ın 99 isiminden biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e.).

1.Nidâya (ünleme) yani çağırmaya yarar: Ey dostum; ey benim canım kardeşim; ey Allah’ım (Farsça ile müşterektir).

2.icap edatıdır, evet, peki, olur (bu mânâ ile eh telâffuz olunur).

3.Nidâya cevap için kullanılır, efendim, ne var: Çağırdım, ey, dedi. 4.Sual ve sorgu için kullanılır: Ey, sonra? Ey, söyle bakalım.

5.Tasdik edatıdır: Ey, orası öyle.

6.Sabırsızlık gösterir: Ey, canım, elverir; ey, artık çok oldu.Hey, yahû: Ey, kimdir o?


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sabırlı. 2.Dönen, pişman olan, günahlarına tevbe eden demektir. Kur’an’da adı geçen peygamberlerden. Güzel sabır sahibi. Allah’ın imtihanına güzellikle sabredip mükafat ve ihsana ulaşmıştır. -Türk dil kuralı açısından “b/p” olarak okunur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. A. ey = tasdik edatı, vallah = yemin). Evet, Ar. naam, Fars. beli, öyle olsun.

2.Teşekkür ederim, Allah râzı olsun.

3.Allaha ısmarladık. Eyvallah demek = Her şeye razı olmak, dervişçesine boyun eğip tevekkül etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. teyyid masdarından olup, dua yerine kullanılan bazı Arapça terkiplerde geçer). Eyyed-allah = Allah müeyyed etsin I Eyyed-allah-ı meleke = Allah mülkünü müeyyed etsin!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ezeliyye). Ezele ait, başlangıcı olmayacak surette eski, başlangıçsız: Allah’ın ilm-i ezelîsi, kudret-i ezeliyyesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inanç, itikat, iman; güven, itimat,emniyet, tevekkül; din; sadakat, vefa. faith cure itikatla şifa bulma. faith healer itikatla hastalığı iyi ettiğini iddia eden kimse. faith in God Tanrıya inanış, Allaha iman. bad faith kötü niyet, bozuk niyet, hıya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). uzak; (s). uzak, uzun,,, daha uzun olan; ilerlemiş. far and away pek çok. far and near, far and wide her yerde. far be it from me. Allah esirgesin. Bana göre değil. Ben yapmam. few and far between seyrek. Far East Uzak Doğu. Far from it. Ne mün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baba, peder; ata, cet, soy, icat eden kimse, bani, pir; (b.h). Cenabı Hak, Allah; (kil)., (b.h). papaz; (çoğ). büyükler, ihtiyarlar. father confessor günah çıkaran papaz. fatherinlaw (i). kayınpeder. father of lies şeytan. Holy Father Papa. the Churc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fâtıra). Yaratıcı, hâlik. Fars. Aferînende. Fâtır-üs-semâvât v«l arz = Yer ve gökleri yaratan Hazret-i Allah. Kudret-i fâtıra Cenab-ı Hakk’ın yaratış kuvveti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın fazlı, erdemi, lütfü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, dehşet; kuruntu, endişe, vehim. fear of God Allah korkusu. for fear of korkusundan. fearless (s). korkusuz, gözüpek, yılmaz. fearlessly (z). korkusuzca, yılmadan. fearlessness (i). korkusuzluk, gözüpek oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) l. Canını esirgemeyen, mühim bir maksat uğrunda canını vermeye hazır bulunan. 2.Allah yoluna başkoymuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’ın varlığı içinde yok olma (tasavvufta).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., eski esirgemek, muhafaza etmek, korumak. Heaven forfend ! Allah esirgesin! Allah korusun! Maazallah!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FERYAD) (i. F.).

1.Bağırıp, çağırma. Osm. vâveyla. Figan: Bir kadının feryâd ettiğini işittim; bir feryat koptu.

2.İmdat isteme, sızlanma: Feryadına yetişen olmadı; feryada takati yoktu.

3.Şikâyet, sızlanma: Vapurun yolsuzluğundan yolcular feryat ediyorlar.

4.El-aman, İllallah: Bir yaramaz çocuk ki, elinden feryat.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin açılması. Yaşamaya başlamak. Allah’ın nusreti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. feyz’den imüb.). Son derece feyz ve bereket veren. Ar. kerîm: Feyyiz-ı Mutlak = Allah.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın feyzi, bolluğu, bereketi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(Arapça terkip). Allah’ın himayesi altında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah yolunda. mec. Karşılık beklemeksizin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetenek, kabiliyet, Allah vergisi; anlayış, seziş, hissediş; (k).dili gösterişli uslup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bade, bidden, bidding) menetmek, yasaklamak, yasak etmek. God forbid ! Allah esirgesin ! forbidden (s). yasak, yasaklanmış. Forbidden City Tibet deki Lhasa şehri; Pekin'deki eski yasak bölge. forbidden degrees nikâh düşmeyen akrabalık dereceleri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). talihli, bahtiyar, mesut. fortunately (z). iyi ki çok şükür, Allahtan, bereket versin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gufrân’dan gelir ve yalnız şu Arapça tâbirlerde geçer): Gaferallah lehü = Tanrı ona af ve merhamet etsin! Gaferaliah zunûbihi = Tanrı günahlarını affetsin!

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kullarının günahlarını affeden, Allah. 2.Çok merhamet eden. Allah’ın isimlerinden. -(bkz.Abdülgaffar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. gufran’dan if). Bağışlayıcı, af ve merhamet eden: Cenâb-ı Allah gafir-üz-zunûb’dur = Tanrı, günahları bağışlayıcıdır (gaffâr daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (gufrân’dan imüb.). Fazla mağfiret, af ve merhamet eden, pek bağışlayıcı: Allah gafur ve rahîmdir (Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Tanrı’nın 99 adından biridir ve başkası hakkında kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Mağfiret eden, yarlığayan, affeden, bağışlayan, merhamet eden Allah. Allah’ın isimlerinden. - (bkz.Gaffar).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Zengin varlıklı, bol doygun. 2.Sahip olduğunda fazlasını istemeyen. Allah’ın isimlerinden. - (bkz.Abdülgani).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Suya dalma, dalgıçlık. 2.Yardım muavenet. 3.Yardım istemek için bağırmak. 4.Yardımcı, imdada yetişen. 5.Allah’ın velileri, hakkında kullanılır. Daha çok ünvan olarak verilir. - Gavs-ı Azam: Tarikat kurucusu, özellikle Abdülkadir Geylani için kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Hazır ve göz önünde olmama, var’ın zıddı: O adam gaybdadır.

2.Bellisiz ve meçhul şeyler, görünmez ve bilinmez haller, sır ve gizli olan şeyler: Alem-i gayb, gaybdan haber vermek. Alim-ül-gayb = Görünmez şeyleri bilen Allah.

3.Gözle görünmez olan rûhânî ve mânevî Alem: Imân-ı bi’l-gayb, hızâne-i gayb = Tanrı’nın mânevî hazinesi. Lisân-ül-gayfa = Büyük Iran şairi HAfız-ı Şİrâzî’nin lakabıdır. (bk.) Kayıp, gaib.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GAZAB) (i. A.). Öfke, hiddet, kızma, kızgınlık: Gazap etmek: Gazaba gelmek. Gazaba uğramak = Büyük bir adamın hiddetine duçar olmak. Allah’ın gazabı = Afet, felâket.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah yolunda savaşan kişi. 2.Gaza sırasında yaralanan kimse. 3.Gaza sırasında yararlıklar gösteren kumandanlara verilen unvan. 4.2.Mahmud zamanında çıkarılan altın sikke.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem hayret ifade eden ünlem: Ya ! Öyle mi? Allah Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ar. Ati, müstakbel, öndeki, ilerdeki: Gelecek sene, gelecek yaz.

2.Gelmesi beklenilen: Gelecek adam. Eve gelecek gelinin nasıl çıkacağı meçhul.

3.Atî, müstakbel, istikbal: Geleceği ancak Allah bilir.

4.Kaza, kader, yazılı olan şey: Gelecek bozulmaz. Geleceği var ise = Eğer gelecekse. Geleceği tutarsa = Gelmeye kalkışırsa.

5.Gelecekler = Bizden sonrakiler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tazelik, Osm. civanlık, şebâb: Dünyada gençlik gibi nimet yoktur. Gençlik kuvveti. 2.Gençlik zamanı, Osm. ahd-i şebâb: Gençliğim hatırıma geldi. Gençlik bir daha gelmez. Allah gençliğini bağışlasın. Gençliğe doymak — Gençlik, zamanını hoş geçirmek. Gençliğine doymadı = Genç iken öldü.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek ismi. By George ! Maşallah ! Vallahi ! St. George's Day eski takvimde 23 nisana tesadüf eden Sen Jorj yortusu, Hıdrellez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. aslı geidirmek).

1.Gelmesini sağlamak, uzak yerden yakına sevk ve nakletmek. Osm. celb ve ihzar, sevk ve İsâl eylemek: Yemeği getirin. Çeşmeden su, çarşıdan kumaş getirdiler. Avrupa’dan hayli hediyeler getirmiş.

2.Beyan etmek, nakletmek, zikretmek: Her kaideye bir misal getirmek: Her sözde bir hadîs-i şerif getirir. İddiasını isbat etmek için Mevlânâ’nın bir beytini, filânın bir sözünü getirdi. 3.Koymak, vaz’etmek; sokmak: Yoluna getirmek, fiile, kuvveden fiile getirmek, meydana, vücuda getirmek.

4.Uydurmak, tatbik etmek: Kumaşı dalı dalına getirmek, yazıyı satırı satırına getirmek: Terzi şu paltonun yakasını iyi getirmemiş.

5.Kalbetmek, çevirmek, döndürmek: Kuraklık, ekinleri bu hale getirdi. Araplar vaktiyle bütün Kuzey Afrika ve Doğu ahalisini İslâm’a getirmişlerdir.

6.icab etmek, meydana gelmesine sebep olmak, ortaya çıkarmak, vermek: Bu rüzgâr kar getirir. Bu hava sıtma getirir. Ham meyve hastalık getirir. Bu ilâç bana bir sersemlik getirdi.Hâsıl ve peydâ etmek, uğramak, dûçâr olmak: Pişmanlık, merak, sevda getirmek. İmana getirmek -İnandırmak. mec. Yoluna koymak, ıslah etmek. Bir yere getirmek: Toplamak, cem’etmek, biriktirmek. İki ucunu bir yere getirmek = idare etmek, gelirini giderine dengeli hâle getirebilmek. Hak getire = Allah vere, yok. Hatıra, zihne, akla getirmek = Hatırlamak, düşünmek. Dört ayağını bir yere getirmek = Var kuvvetini vermek, elden geleni uzak etmemek. Dünyaya getirmek = Doğurmak. Dile getirmek = Teşhir etmek, aleyhinde söz söylenmesine sebebiyet vermek. Sonunu getirememek = Nihayette başarısız olmak, varını kaybetmek. Geri getirmek = İade etmek. Geviş getirmek = (geviş getiren hayvanlar) Yediklerini tekrar ağza getirip çiğnemek. Yerine getirmek = İcra, ifâ etmek, yapmak: O, vaidlerini yerine getirir.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hediye, armağan; istidat, hüner, kabiliyet; Allah vergisi, atiye, ihsan; huk. hibe, hediye verme hakkı; f. hediye vermek, hibe etmek. Don't look a gift horse in the mouth. Bahşiş atın dişine bakılmaz. gifted s. kabiliyetli, hünerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilâh, mabut; put, sanem; (b.h.) Allah, Tann, Cenabı Hak; ilah mertebesine çıkarılmış kimse veya şey; büyük kudret sahibi kimse. God forbid! Allah esirgesin! Allah korusun ! Maazallah ! God knows ! (k.dili) Vallahi ! God only knows ! Allah bilir !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah tarafından terkedilmiş; vicdansız; kahrolası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Allah, mabut .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allahı tanımaz, Allahsız, dinsiz; günahkâr. godlessly (z.) Allahsızca. godlessness (i.) Allahsızlık, dinsizlik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah gibi, Allah'a benzer, tanrısal; fevkalade iyi godlikeness (i.) tanrısal oluş; üstünlük, fevkalâdelik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah'a saygı duyan, dindar; ilâhi . godliness (i.) dindarlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) beklenilmedik zamanda vaki olan iyi bir şey, tam vaktinde Allah'tan gelen yardım .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Allah yardımcın olsun !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah'a doğru, Allah'a yönelmiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (k.dili) Allah Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (s.), (i.) Allaha Ismarladık. Hoşça kal. Güle güle. Selametle; (s.), (i.) veda .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ünlem iyilik, güzellik; erdem, mükemmellik; cömertlik, ne- zaket; fazilet; faydalı kısım; ünlem Allah! Goodness knows! Allah bilir! For good ness' sake! Allah aşkına ! Thank good ness! Allaha şükür! have the goodness to lütfen, nezaketen . I wis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Hay Allah!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gördürmek, Osm. izhâr, ibrâz etmek: Size bir kitap göstereyim. Aldığı atı bana gösterdi. 2.Öğretmek, anlatmak, İlâm etmek: Bana yolu gösterdiler. Ders gösteriyor. Bilmeyenlere doğruyu göstermeli. 3.Çıkarmak, gözüktürmek, takdim etmek, kaçırmamak: Akrabasına kızlarını gösteriyor.

4.Tanıtmak: Kendini göstermek istiyor.

5.Delâlet etmek, delil olmak: Birtakım viraneler orada vaktiyle bir şehir bulunmuş olduğunu gösteriyor.

6.İspat etmek, kabûl ve takdir ettirmek: Bu sözümün doğruluğunu size göstereceğim. Cesaretini gösterdi.Tayin etmek: Kendisine yer gösterdi. Bana iş göstermediler.Karşısında tutmak: Ateşe göstermek, aydınlığa göstermek.Saklamamak, meydana koymak: Hiçbir kitabını göstermez.Güzellik ve yakışıklığını meydana çıkarmak veya arttırmak: Kadını kıyafet gösterir. Atı takım gösterir. Ahşap yapıları gösteren boyadır.Vermek, hasıl etmek, Osm. ikaa eylemek: Allah göstermesin. Kader bana sonunda onun hastalığını da mı gösterecekti?Olduğundan genç görünmek: Elli yaşında vardır ama göstermiyor.Belirtmek, şekil ve biçimini ortaya koymak: Bu ayna iyi gösteriyor. Bu dürbün İyi göstermiyor. Bakalım Aytne-i devran ne sûret gösterir? Parmakla göstermek = Şöhreti olmak: Onu parmakla gösterirler.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ünlem cana yakın, şirin, hoşsohbet, mültefit; merhametli, kerim, rahim; ünlem Hayret! Good gracious! Allah Allah ! His most gracious Majesty Haşmetmeab Kral Hazretleri. graciously (z.) zarif olarak; sıcakkanlılıkla, cana yakınlıkla. graciousnes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Eyvallah ! Sağol ! Çok teşekkür ! Allah Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A.) Allah'ın af, merhamet ve rahmeti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Çiçek. 2.Bilinen çiçek, gül çiçeği, gülağacı. 3.Tasavvufta Allah’ın birliğinin remzi. 4.Başına ve sonuna ek ve isimler getirilerek yeni isimlerin türetilmesinde kullanılan bir isimdir. - (Ayşegül, Gülay, vb).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(GÜNAh) (i. F.). Öbür dünyada cezalandırılmayı icab ettiren i;, suç. Ar. ism, cürm: Günah etmek, günah işlemek, Allah günahlarımızı affetsin! Hayvanlara eziyet etmek günahtır. Günahı boynuma = Günahı varsa bana ait olsun. Günaha girmek = Günahkâr olmak. Günahına girmek = Birini haksız itham etmek veya hakkında kötü düşünmek: Günahıma girme. Bi-günâh = Günahsız, günahı olmayan, kabahatsiz, mâsum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Gür olma hâli. Son gürlüğü = ihtiyarlıkta kavuşulan mühim bir muvaffakiyet, mes’ut hal: Allah son gürlüğü verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahbâr). I. Bir vakanın tebliği, bir hâdiseden, hazır bulunmayanlara verilen malûmat, bilgi, havâdis, asıl Türkçe’si: Salık. Haber gelmedi; o işden bize haber veren olmadı; bir şey olursa ben size haber ederim.

2.İlim, vukuf, malûmat, bilgi: Fenden, senattan haberi yoktur; bu işden haberim olmadı.

3.Hadîs-i şerif = Peygamberimiz’in sözleri ve fiilleri: Haberde böyle denmiştir.

4.(edebiyat) Gramerde bir isme yakıştırılan sıfat, müsnet: «Allah büyüktür» denildiğinde «Allah» mübtedâ ve «büyük» haberdir.

5.(edebiyat) Olayı bildiren bir fiil veya cümle; mukabili: İnşâ. Bî-haber = Bir işten haber ve bilgisi olmayan, vukufsuz, malûmatsız, gafil (tersi olan «bâ-haber» tâbiri kullanılmayacak kadar soğuktur). İlmühaber =

1.Bir şeyin alındığını gösteren resmî senet.

2.Bir hususu göstermek üzere ekseri muhtarlarca verilen resmî kâğıt. Kara haber — Birinin ölümü hakkında akrabasına verilen haber.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın sevgilisi. Hz.Peygamb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. A.) («hıfz» dan müfred mâzi ve

3.şahıs müzekker olup bazı dua tabirlerinde birleşik zamirler ve Allah kelimesi ile beraber kullanılır). Hafazan-Allah = Allah bizi saklasın. Hafaze-k-Allah = Allah seni saklasın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah bizi korusun (kötü bir ihtimalden bahsedilirken söylenir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıfz» dan if.) (mü. hâfıza) (c. hâfızîn, huffâz).

1.Saklayan, koruyan, muhafaza ve sıyânet eden: Hâfız-ı Mutlak, Cenâb-ı Hayrülhâfızîn = Allah.

2.Kur’an-ı Kerîm’i hıfzedip ezberden okuyabilen: Hâfız-ı Kur’an, hâfız-ı kelâm. Hâfız-ı kütüb = Bir kütüphanede kitapları muhafaza edip, okumak isteyenlere veren adam, kütüphane müdürü, Fr. conservateur. Kuvve-i hafıza — İnsandaki hatırlama kuvveti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saklayan, muhafaza eden, hâfız: Hafîz-Allahl = Allah saklasın (saklayıcıdır) (yalnız bu tâbirde geçer).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın adlarındandır. Muhafaza eden, saklayan, esirgeyen, koruyan. 2.Kur’an’ı ezbere bilen ve usulüne uygun okuyan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah saklasın, Allah korusun!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk).

1.Doğruluk, doğru ve gerçek olan şey, bâtıl mukabili: Hak budur; hakkı söylemeli. 2.Adi, adalet, hakkı koruma, insaf: Haktan katiyen ayrılmamalı.

3.Bir adama ait. olan şey: Hakkımı vermediler, hakkını istiyor; hakk-ı sarîh.

4.Bir iş ve zahmetin karşılığı: Emek hakkı, ayak hakkı.

5.Bir adamın emeğine karşı alacaklı olduğu maddî veya mânevî karşılık: Ana, babanın, öğretmenin hakkı pek büyüktür.

6.Pay, hisse: Makas hakkı = Makas peyi; ateş hakkı.Adalet ve hakkaniyetin kendisi olan veya doğru olup bâtıl olmayan Allah: Hak-Taâlâ; Cenâb-ı Hak’tan dilerim. Bir isme bağlanarak «d» edatı ile beraber dair ve ait mânâsını ifade eder: Onun hakkında birtakım sözler oldu; bu husus hakkında bazı tafsilât verdi; bu, sizin hakkınızda hayırlı oldu. Hakkı olmak = Doğru söylemek, sözü doğru ve haklı olmak: Hakkınız vardır = Doğru söylüyorsunuz; bunu yapmaya, istemeye hakkım yok mudur? Hakketmek = Hak kazanmak, eriştiği bir karşılık ve mükâfata ait bir hizmette bulunmak: Siz bu rütbeyi, bu nişanı hakkettiniz. Hakkı için = Yemin tâbiri: Allah, peygamber hakkı için. Hakkından gelmek = Ustun gelip intikam almak veya birine lâyık olduğu cezayı vermek. Hak kazanmak. = Haklı çıkmak. Hakkuşu = Ishak kuşu. Hakuran (hakkuran) = Penbe kumru. Hak vermek = Tasdik etmek. Hakkını yemek = Alacağını vermemek veya değer ve emeğini kabûl etmemek: O adamın hakkı yenmez, değeri inkâr edilemez. Hak yolu = Doğruluk veya Tanrı yolu, Fars. râh-ı Hudâ. Elhak = Doğrusu, Ar. hakkaa. Bihakkın = Hakkıyle, haklı olarak. Bigayrihakkın = Haksız yere, hakkaniyete aykırı olarak. Nâhak = Haksız. Su hakkı = Kadınlar hamamında sarfolunan su için verilen para. c.

1.Herkesin hakkından, alacağından ve adaletten bahseden ilim: Hukuk ilmi, hukuk fakültesi. 2.Kanunun cinayete ve cezaya ait kısımlarından veya fıkhın itikat ve mezhep kısmından başka, sırf alacak, vereceğe ait kısmı: Hukuk mahkemesi. 3.Ahbaplık, dostluk, her birinden diğerine geçmiş iyilik ve hizmet hakları: Aramızda eski hukuk vardır; onunla hukukum pek eskidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hak, Fars. peresten = tapınmak).

1.Tanrı’ya ibadet eden, yalnız Allah’a tapınan.

2.Hak ve adaleti ve doğruyu tapınma derecesinde seven, doğrudan ayrılmayan.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir uzlaşmazlığın halli için tarafların üzerinde anlaştıkları kimse. 2.Çeşitli yarışmaları, müsabakaları idare eden kimse. 3.Jüri, bir yarışmada değerlendirme yapan kimse. 4.Allah’ın isimlerinden. Hüküm veren, karar veren, bütün meselelerin kendisine döndüğü hüküm sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Her şeye hükmeden, hikmet sahibi olan Allah. 2.Hükmeden, dava yargılama işine memur olan, yargıç. 3.Üstte bulunan. 4.Hekim, akıllı, becerikli. 5.Kadı, vali, amir, hükümdar, emir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Allah’tan gelen, Allah’ın verdiği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(HAL) (I ince) (i. A.) (c. ahvâl).

1.Oluş, bulunuş, Ar. suret, hey’et, keyfiyet: Ne haldesiniz? Kendisini fena bir halde gördüm; onun hâlini göz önüne getirin; o vakitki hâliyle şimdiki hâli arasında çok fark vardır.

2.Şimdiki zaman, mazi (geçmiş) ile istikbal (gelecek) arası: İstikbali hâle feda etmemeli. 3.Mecal, kuvvet, tâkat: Hâlim kalmadı; zavallının ayakta duracak hâli yoktur.

4.Müşkülât, sıkıntı; dert: Bu işi görünceye kadar başıma hal geldi. 5.Tasavvuf ve tarikat mensuplarının geçici olarak eriştikleri cezbe: Vecd ü hâl sahibi. 6.Dert, keder, elem: Herkesin hâlini bir Allah bilir.(Türkçe gramerde): İsmin halleri.(gene Türkçe gramerde) Fiilde bugünkü zaman (hâl-i hâzır) kipi (sigası): Geliyor, gidiyor gibi. Ehl-i hal = Vecd-ü hal sahibi, gönül adamı. Hâl-Aşinâ, halden anlar = İhtiyaç sahiplerinin hâline acıyan kendilerine yardım eden adam. O halde = O takdirde, öyle olursa Behemehal = Her nasıl olsa, mutlaka. Halbuki = Şu kadar var ki, öyle iken: Hanım dışarı çıkmayı istiyor halbuki doktor daha müsaade etmiyor. Hal böyle iken = Böyle olduğu halde. Beyân-ı hâl = İnsanın bulunduğu hal ve durumu ifade etmesi, Osm. ifâde-i merâm, arz-ı hâcet. Derhal = O anda, hemen. Sia-i hâl = Refah. Şimdiki halde = Bugünkü günde, Ar. elyevm. Hal sormak = Birinin nasıl olduğunu anlamak istemek, hatır sormak. Arz-ı hâl =

1.Hâlini arz ve ifade etme.

2.Bir iş için resmî bir yere sunulan istida veya bir kimseye verilen istek mektubu (bu ikinci mânâ ile bitişik olarak «arzıhal» yazılır, (bk.) Arzıhal). Alâhâle = Kendi hâlinde, bulunduğu halde. Alâ-külli-hâl = Her halde, her nasıl olsa. Filhâl = Ansızın. Kendi hâlinde = Görevi dışında işlere karışmaz, sâkin ve uslu adam. Lisân-ı hâl ile = Dil ile söylemediği halde hâli söyler gibi olma. Ne hâl ise, her ne hâl ise — Her ne suretle oldu ise. Herhalde = Her nasıl olsa. «Halde» tâbiri bir fiile eklenirse:

1.Şart ve takdir ifade eder: O, geldiği halde biz de gideriz.

2.Uyuşmazlık ve zıt olma durumu gösterir: Onlar bizi dâvet ettikleri halde biz mukabele etmedik.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sonsuz, daim, ebedi. 2.Bir yıldan çok yaşayan. 3.Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır. Halid b. Velid: Ünlü sahabi. Allah’ın kılıcı olarak anıldı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. halk’tan if.) (c. hâlikıyn). Yaratan, yaratıcı: Hâlık-ı Alem = Alemin yaratıcısı, Tanrı (esmây-ı hüsnâdan yani Allah’ın 99 adından biridir). Hayr-ül-hâlikıyn, ahsen-ül-hâlikıyn = Yaratıcıların en iyisi, en güzeli olan Tanrı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Samimi dost, Allah’ın dostu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın dostu. Hz.İbrahim (a.s.).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sakin, sessiz. 2.Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu. Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı alarak kullanılması tercih edilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. A.) (Ar.’da geçmiş zamanın

3.müfred şahsı olup dua yerinde bazı Ar. tâbirlerde bulunur). Dâim ve bâki etsin: Halled-Allah = Allah dâim ve baki eylesin.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Allaha şükür!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Övme, medih, sitâyiş.

2.Şükür, şükran, teşekkür (yalnız Cenâb-ı Hak hakkında kullanılır): Hamdolsun = Allah’a şükürler olsun. Elhamdülillah = Hamd ve şükür Cenab-ı Hak’ka mahsustur, şükür Allah’a (bu tâbir en fazla bir işin ve yemeğin sonunda ve eski kitapların başında dua yerine kullanılır). Bihamdullah, bihemditaâlâ = Allah’ın inayetiyle. Lehülhamd = Allah’a şükürler olsun.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ı övmek. 2.Allah’a şükretmek. 3.Şükreden, şükredici.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın övgüsü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hamd» den smüş.) (mü. hamîde).

1.Övülmeye değer, beğenilen medhe lâyık, Ar. memdûh: Ahlâk-ı hamîde, evsâf-ı hamîde. Hamîd-ül-hısâl = Her huyu beğenilen.

2.Hamd ü senaya lâyık olan Allah: Rabb-i Hamîd.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Övülmeye değ(Erkek İsmi) - Allah’ın isimlerinden (bkz.Abdülhamid). - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) l. Tek Allah’a, Allah’ın birliğine inanan. 2.İslam inancına sıkı ve samimi olarak bağlanan. 3.Hz.Muhammed (s.a.s)’in tebliğinden önce Mekke’de tek Allah’a inananlar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Çok acıyan, çok merhametli. Allah’ın isimlerinden “abd” takısı alarak isim yapılır. Abdülhannan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Menfî mânâsı vardır. Olmaya, Allah göstermesin, bizden uzak: Hâşâ, ben sizin hakkınızda öyle lâkırdı söylemedim. Hâşâ huzurdan. Hâşâ-an-il-meclis = Meclisten dışarı (nefret ve reddedilen bir şey söyleneceği vakit kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gereğince, göre, cihetiyle, binâen: Hasb-el-lüzûm = Lüzuma göre. Hasb-el-mevsim — Mevsim icabınca. Hasbel-el-karâbe = Karabet, akrabalık cihetiyle. Hasb-el-meslek = Mesleki sebebiyle Hasb-el-İcâb = İcaba göre. Hasbıhâl = Birine hâlini anlatarak kendisinden akıl, fikir sorma, danışma: Sizinle hasbıhâl edelim. Arapçada zamirlere eklenerek: Hasbî, hasbenâ, hasbek gibi tâbirler bana, bize, sana kâfidir mânâsıyla kullanılır: Hasbiyallah, hasbenallah, hasbekallah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah adı ile beraber kullanılır: Hasbeten-lillâh = Yalnız Allah rızası için, başkaca bir maksat için olmayarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسبة لله] Allah rızası için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Allah göstermesin, asla, kat’iyen, hiçbir vakit, hâşâ!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Korkudan, korkarak: Havfen min’Allah = Allah’tan korkarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Teessüf ve azarlama gösterir ve ekseriya küfür ve bedduâ sözlerinin başında kullanılır: Hay budala! Hay Allah bu hırsızın cezasını versin. Hay hay =

1.Öyle ya, şüphesiz, elbette: Hayhay biz de geliriz.

2.Ferah ferah, vızır vızır, kolay kolay: Bu yolda iki araba yan yana hayhay geçer. Hayhuy (hây hûy) = Gürültü, patırtı, düşüncesiz hareket: Hayhuy ile gençliğini geçirdi, malını yedi. Haydan gelen huya gider = Doğrulukla kazanılmayan mal yok olur,


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Canlı, diri. 2.Allah’ın sıfatlarından. - “abd” takısı alarak kullanılır. “Abdülhay”.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) l. Utanma, sıkılma. 2.Ar, namus, edep. 3.Allah korkusu ile günahtan kaçınma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(HAYR) (i. A ). 1 .İyilik: Hayır işlemek, hayrı dokunmak.

2.Fayda: Hayır görmemek, hayır kalmamak, hayır yok. Hayırdır inşallah =

1.Bir rüyayı iyiye yormak için kullanılır.

2.Şaşkınlık ve merak veren hâdiseler karşısında söylenir. Hayrola = Ne var, ne oluyor? Merak edildiğini anlatır mânâsına.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’ın hayırlı ettiği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın hayırlı ettiği erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hayye) (c. ihyâ). Diri, zinde, canlı, hayatta olan. Allah’ın sıfatlarındandır: Cenâb-ı Hayy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bazı Arabca duâ tâbirlerinde kullanılan fiil). Yaşatsın! Hayya-k-Allah = Allah seni yaşatsın! Allah ömürler versin!

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Terketmek. 2.Allah ilminde, Allah’ın insanı lütuf ve nusretinden mahrum etmesi. İsim olarak kullanılmaması daha uygundur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hazerât) (huzûr’ dan). On, huzûr, Fars. pîş-gâh: Hazret-I sadrâzama hâlini arz etti. Bu tâbir eski devirde huzur mânâsından ayrılarak sırf saygı tâbiri olarak ve Farsça veya Türkçe kaidesince izafet hâlinde kullanılmıştır; «cenâb» gibi ve yerine göre ondan daha kuvvetlidir: Hazret-i Allah’a yalvardım, Hazret-i Allah acıdı. Tanzimat’tan sonraki Osmanlı protokolünde birinci ferik (orgeneral), mülkî ve ilmî rütbelerde karşılığı olan bâlâ ve istanbul pâyesi mensuplarının isimleri sonuna resmen «hazretleri» getirilirdi: Kazasker Mustafa izzet Efendi Hazretleri, Enver ve Cemal Paşalar Hazerâtı, Sadrâzam Alî Paşa Hazretleri, Şehzâde Abid Efendi Hazretleri, Ayşe Sultan Hazretleri («cenâb», gayr-i müslim büyükler hakkında kullanılırdı: Sefir cenâbları).’Hazretiniz ve cenâbınız gibi muhâtap için kullanılması uygun değildir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cennet; gök, sema; (b.h). Allah, Cenabı Hak; saadet, mutluluk. For heaven's sake ! Allah aşkına ! Good Heavens! Aman yarabbi ! in seventh heaven çok mutlu. move heaven and earth mümkün olan her şeyi yapmak. smell to high heaven pis kokmak. Whe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hediye, armağan. 2.Karşılıksız verilen şey. - Hediyetullah: Allah’ın hediyesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın bağışlaması, bağışı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Saklama, koruma: Bu kitabı iyi hıfzediniz. Bu kâğıdın dosyada hıfzı lâzımdır.

2.Himaye, koruma, muhafaza: Allah hıfzeyleye.

3.Hatırda tutma, unutmama: Bu sözü hıfzediniz.

4.Kur’an-ı Kerîm’in ezber öğrenilmesi: Hıfza çalışıyor. Taht-el-hıfz = Muhafaza altında, kaçmasın diye yanına polis, jandarma katılarak: Taht-el-hıfz filân yere gönderildi. Hıfzıssıhha = Tıbbın sıhhati koruma kaidelerinden bahseden dalı, ijyen.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın koruması, saklaması.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhamet eden, acıyan. Allah’ın koruyuculuğu. Allah’ın uhdesinde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Hakimlik, feylesofluk. 2.Sebeb, gizli, Allah’ın hikmeti. 3.Felsefe. 4.Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ancak Allah’ın bileceği iş. 2.Allah’ın hikmeti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a inananlar topluluğu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., ünlem düşüncesiz; kibirli, kendini beğenmiş; ünlem Maşallah ! (hoşnutsuzlukla karışık hayret ünlemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümitli, ümit verici. hope fully z. ümitle, ümit verici bir şekilde; k.dili inşallah. hopefulness i. ümit verici durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, i. hamdolsun, Allaha şükür, osanna; i. şükretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (A. teklik müzekker

3.şahıs zamirinden). Baksan a, bana bak, ey, hey: HÜ! Neredesin? HÜ çekmek = «HÜ» Allah adını biribiri arkası sıra tekrar etmek ve bir şeye girişirken bu ismi tekrar ile gülbank çekmek. HÜ-keşân = Vaktiyle yeniçeri ortalarında bulunan Bektaşî dervişleri. Yâhû =

1.Baksana: Yâhûl Neredesin?

2.A canım: Yâhû! Bu adamın hiç aklı yok; etme yâhûl


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Allah.

2.Efendi, sahip (bu mânâ ile yalnız bazı terkiplerde bulunur): Ged-hudâ (kethudâ) = Ev sahibi, kâhya.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Doğru yol gösteren, hidayet eden. 2.Allah’ın isimlerinden. 3.Kur’an-ı Kerim. Ek almadan isim olarak kullanılmaz. Hudanur gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. Hudâ = Allah, dâden = vermek). Allah verdi, Allah vergisi, Ar. Atâ-ullah, Tanrı ihsânı çeşidinden olan: Hudâdâd bir istidatla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Hudâ = Allah, peresten = tapınmak). Allah’a tapınan, Allah’a ibadet eden. Ar. muvahhit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خداداد] Allah verdi. 2.Allah vergisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدانکرده] Allah göstermesin, Allah etmesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودآرا] Allah aşkına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Sahip, hükümdar, bay. 2.Fars edebiyatında Allah manasında kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Allah’a mensup, Allah’ın yarattığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Nasıl ? Hay Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah dâim ve bâkı etsin!

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın kullan, insanlar, (bkz.Abdullah). 2.Çok, pek çok.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Jinn who disobeyed Allah and was expelled from his mercy He is also known as Shaytan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Talep, istek, arzu: Allah’ın rızasını ibtigaen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.).

1.Sebep ve gaye gösterir: Sizi görmek için buraya geldim. Herkes geçinmek için çalışır.

2.Sebep gösterir: Hasta olduğu için gelemedi. Olduğundan, olduğu sebepten. Onun için ağlıyor: Ondan dolayı, o sebepten.

3.Uğrunda, yolunda: Herkes evlâdı için çalışır, sizin için yorulmuyorum. Onun için hayatını tehlikeye koydu.

4.Yemin: Allah için, evlâdınızın başı için. Niçin (ne için) = Ne meksatla: Niçin oturmuyorsunuz? Bunun için = Binaenaleyh: Bu sebepten dolayı. İsim ve zamirlerle beraber de kullanılır: “Ahmed için, kardeşim için, benim için, senin için, onun için, sizin için. Yalnız

3.şahıs zamirinin çokluğu müstesna olup: Onlar için denilir.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baglaç, i. eğer, ise, şayet, rağmen; i. şart If he hasn't done it again ! Hay Allah yine aynı şeyi yaptı. If I only knew! Keşke bilseydim! if not aksi taktirde, degilse, olmazsa as if güya, sözde, sanki, gibi. As if you didn't know! Muhakkak biliyors

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gınâ» dan masdar).

1.Zengin etme, zenginlik verme, ihtiyaçtan kurtarma: Allah kimsesiz olanları ignâ edebilir.

2.Muhtaç bırakmama, kanaat ettirip beşka bir şeye İhtiyaç bırakmama, istiğnaya sebep olma: Tamahkâr, bir şeyle iğnâ olunmaz. Bu kitap talebeyi benzerlerinden igna eder.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Diriltme, diriltilme, canlandırma. 2.Taze can verircesine iyilik lütfetme. 3.Yeniden kuvvetlendirme. 4.Uyandırma, canlandırma, tazelik verme. 5.Allah’ın sıfatlarından. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Allah’a dua etme, yalvarma. 2.İnkisar etme. 3.Namazda kıyamı uzatma ve hacca devam etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(İKRAM) (i. A. «kerem» den masdar) (c. ikrâmât).

1.Ağırlama, hürmet, saygı. Ar. İzâz, tâzîm: Kemâl-i ikrâm ile, ikrâmât-ı lâzıme ile kabûl etti. Misafirlerine ikrâm eder.

2.Saygı ve iltifat şeklinde bir şey verme: Size ne ikrâm ettiler? Bir şerbet, bir sigara, bir tütün tabakası ikrâm etti. 3.İhsan, kerem: Zü’l-Celâl-i vei-ikrâm olan Allah.

4.Pazarlığın dışında olarak, satıcı tarafından müşteriye yapılan tenzilât: Bana biraz ikrâm etmeyecek misiniz? Uç lira ikrâm edebilirim.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın ikramı, nimeti, bağışı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a tabi olma, uyma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Nihayet bildirir: -Ye, -ye kadar, -ye değin, -ye dek, tâ (bazı Arapça terkiplerde tesadüf olunur). III Ihlre = Sonuna dek. İli mtaşallah = Allah’ın istediği vakte dek. III gayri nlhlye = Sonu olmayan vakte kadar, ebediyyen. Ilelebed = Aynı mânâ. Mln evvele III Ahır = Başından sonuna kadar. Minelbtb, llel-mlhrlb = Kapıdan mihrâba kadar, başlangıçtan sonuna kadar. Uç III beş = Uç İle beş, üçten beşe kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ilâh» tan imen.). (mü. ilâhiyye). Ulûhiyete, Allah’a mensup ve ait, Tanrı tarafından olan: Emr-I ilahi = İlâht emir. Evâmlr-i ilâhiyye = İlâhi emirler. Eltâf-ı ilâhiyye = İlâhi lutuflar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Allah tarafından insanın gönlüne doldurulan şey. 2.Peygamberin gönlüne gelen ilahi düşüncel(Erkek İsmi) 3.Günlük, olağan şey. 4.İçe-gönüle doğma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Sığınma, birine kaçıp kendisinden himaye isteme: Allah’ın merhametine iltica etmekten başka çare yoktur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a sığınma, iltica etme.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Allah’a kavuşma, hidayete erme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leader In the specific sense, Imam refers to those 12 successors appointed by the prophet, on Allah's instructions, to lead the Muslims after him The first of them being Imam Ali and the last of them Imam Mahdi, who has been promised by the prophet to eme

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Faith, specially in its subjective meaning, the faculty of believing the revelations of Allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Faith, trust, belief, acceptance From amana, to believe; and amina, to be tranquil in heart and mind, to become safe or secure, to trust; amana to render secure, grant safety Iman is being true to the trust with respect to which Allah has confided in one

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Faith and trust in Allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Allah ve peygamberine inanmayan, dinsiz, Ar. mülhid.

2.mec. Merhametsiz, insafsız, gaddar.

3.Yağsız, yavan, kuru: İmansız peynir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|.).

1.Yardım eden, yardımcı: Allah imdatşınız olsun.

2.Yardıma gönderilen asker: imdatçı bölük, imdatçı asker.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Allaha karşı hürmetsizlik; dinsizce davranış; büyüklere karşı saygısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Allaha karşı hürmetsiz, kâfir. impiously z. dinsizce bir davranışla. impiousness i. dinsizlik, inançsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.) (şart edatı olup bazı Arapça terkiplerde bulunur): İn-şâ-Allah = Allah isterse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın nimeti, iyiliği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.inanmaya sevketmek, zorlamak, kandırmak, inanmasını temin etmek, Osm. ikna etmek: Ben sizi inandıramadım, Allah inandırsın.

2.(yalanı) kabûl ettirmek, aldatmak, bk. İnanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Halis Türkçe bir kelime olduğu halde birinci hecesinin ince okunmasıyle ahenk kaidesine uymayışı gariptir. Aslının ı ile olacağından şüphe yoktur).

1.Doğru gözüyle bakmak, doğru diye kabûl etmek; kabûl ve tasdik etmek: İnsan her işittiğine inanmamalı.

2.İmân getirmek, itikat etmek kalb ile tasdik ve dil ile ikrar etmek: Allah’ın birliğine ve Hazret-i Muhammed’in peygamberliğine inanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. inâyât).

1.Dikkat, gayret, çalışma, yardım.

2.Lutuf, iyilik, Osm. kerem, ihsan: Lutuf ve inayetinize sığınıyorum. İnayet ola = Sadaka verilmeyen dilencileri uzaklaştırmak için kullanılır. «Allah’tan sana inâyet olsun» mânâsındadır.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü. Allah’ın ihsanı. İnayetullah Kenbu: Şah Cihan dönemini anlatan, Şahcihanname isimli yapıtın sahibi. Hintli tarihçi, yazar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Allah’ın yardımı, nafakası, infakı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a boyun eğme, teslim olma, kendini teslim etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

İNŞAALLAHI TAALA (A. ibare). Allah isterse, Allah’ın emri olursa mânâsıyle çok kullanılan dua tabiridir ki, gelecekten bahsolunurken kullanılır: Yarın inşaallah erkenden çıkıp gideriz. Yarın gelecek misiniz? -inşaallah. Bazen inşael-mevlâ da denilir (doğrusu «inşâ Allâh» suretinde ayrı yazılmaktır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın yapması, meydana getirmesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. irâdât).

1.İsteme, dileme, meram etme, Fars. hâhîş.

2.Bir büyük kimsenin emri, hüküm, ferman: Nasıl irade buyurursanız öyle yapalım. Iride-i İlâhiyye = Allah’ın emrj. İrâde-i cüz’iyye = Allah tarafından insanlara verilmiş olan akıl ve irade, Mukabili: Irâde-i külliyye ki, Allah’ın elindedir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzakta bulunan, uzak, Ar. baîd, Fars. dûr: Ankara buradan ıraktır, ırak memleketlerde. Uzak, uzakta: Bizden ırak oturuyor. Üstümüzden ırak = Bizden uzak olsun. Allah esirgesin!

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın irşadı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın göndermesi, yollaması, Allah’tan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: İSM) (i. A.) (e. esmâ, esâmi). Ad, nam: İsminiz nedir? İsim söylemek = Birinin ismini, yani kim olduğunu haber vermek. İsim koymak — Ad takmak, Osm. tesmiye etmek. İsim vermek = Birinin adını söyleyip kim olduğunu haber vermek. İsmiyle = Adını söyleyerek. Gramerde bir kelime çeşidi: Adam, arslan, ağaç, taş, yel, akıl, sabır gibi. İsm-i hâs, ism-i Am, ism-i cins, ism-i zât, ism-i fâil, ism-i mef’Ül, ism-i zamân, ism-i mekân, ism-i Alet, ism-i’ tafdîl, ism-i mübâlağa, ism-i mensûb, ism-i tasgîr, ism-i işâret, ism-i mevsûl: Osmanlı gramerinde ismin çeşitleri. İsm-i Azam = Allah ismi. Esmâ-i hüsnâ = Cenâb-ı Hakkin 99 adı. Esmâyı üzerine sıçratmak = Darıltmak, gücendirmek, kötü kimseler bulaşmak. Bismillâh = Allahın adiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» den masdar) (c. ıslâhât).

1.İyi bir hâle koyma, iyileştirme, düzeltme: İşlerini ıslâha muvaffak oldu.

2.Kusur ve eksikliklerini tamamlama, mükemmel hâle koyma: Yargı sisteminin ıslâhı lâzımdır (bu mânâ ile en fazla çokluğu olan ıslâhât kullanılır): Mülkt ıslâhât, askerî ıslâhât, adlî ıslâhât. Rumeli’ nin Manastır taraflarında «iyi, hoş» mânâsiyle sıfat gibi kullanılır. IsISh-ı hâl = Kendi hâlini İyileştirme: Islâh-ı hâl ederse bir görev alabilir. Islâh-ı zât-ül-beyn = Barıştırma, aralarını bulma. Allah ıslâh eyleye = Islâha muhtaç olanlar hakkında söylenen duadır.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Muhammed(s.a.s)’e nazil olan ve kendisi tarafından insanlığa tebliğ edilen din, Allah’ın en son dini. 2.Allah’a teslim olma, onun emirlerine uyup, yasaklarından kaçınma. 3.İyi geçinme, barış içinde olma.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.İbrahim (a.s.)’in oğlu. İbrahim (a.s.) O’nu Allah’a kurban olarak adamış ve sözünde durmak için harekete geçmiştir. Fakat Allah (c.c.) O’nu son anda Cebrail aracılığıyla durdurmuş ve bu imtihanı kazandığını bildirmiştir. İsmail (a.s.) Kur’an’da ismi geçen peygamberlerdendir ve babasıyla beraber Ka’be’yi inşa etmişlerdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyin yapılması için o işlerle uğraşan birini vazifelendirmek: Masayı, marangoza ısmarladım.

2.Kendi hesabına başkalarına yedirip içirmek: Dün akşam arkadaşlara yemek ısmarladım.

3.Emanet etmek: Allahaısmarladık = Allah’a emmanet ettik.

4.Bir işin yapılmasını başkasına havale etmek: Acele etme, sana ısmarladığım şeyler var.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ibrânîce’de Allah’ın kulu demektir). Hazret-i YAkub’un lakabı olup, onun on iki oğlundan gelen Ibrânîler’e bu münasebetle «Benî isrâil» denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استغنا] kimseye muhtaç olmama. 2.eyvallah etmeme. 3.tokgözlülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «kabl»den masdar).

1.Gelecek zaman, mazi zıddı ve hâl olmayan zaman. Ar. Ati: İstikbalde ne olacağını ancak Allah bilir; istikbalden haber vermek iddiesı.

2.Karşılama, gelmekte olan kimseyi ağırlamak için önüne çıkma: Pek parlak bir istikbâle mazhar oldu; onu merasimle istikbal ettiler; istikbâline çıktılar.

3.(astronomi) Güneş ve Ayin birbirine karşı bulunması: İstikbâl-i kamer.

4.Fiilde gelecek zaman kipi ki, dilimizde «cek» ve «cak» edatiyle son bulur: Gelecek, yazacak gibi. Istikbâl-i mâzt = Geçmiş zamanın içinde bir gelecek gösteren kip: Gelmiş olacak gibi. Hikâye-i istikbâl — Nakil ve rivâyet olunan bir geçmiş zamana göre gelecek gösteren kip: Gelecekmiş gibi. İstikbâl-i kıble = Kıbleye yönelme, doğrulma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kuvvetli birine sığınma: İyâzen. El-iyâzü-billâh = Allaha sığındık, maazallah!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.İyi olan şeyin hâli, hoşluk.

2.Hayır, menfaat, fayda: Bunda bir iyilik var ki...

3.Lutuf, kerem, ihsân, muavenet, yardım: Bana bir iyilik etmek ister misin? Kendisine büyük bir iyilik etti; çok iyiliği dokundu.

4.Sıhhat, Afiyet: Hasta iyiliğe yüz tuttu; Allah iyilik versin.

5.İyi muamele, yavaşlık, yumuşaklık: İyilikle kandırmalı; iyilikle söylerseniz kabul eder. İyilik bilir = Müteşekkir, minnettar, iyilik gördüğünü unutmayan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (c. izâfât) Biribirine bağlı iki isim arasındaki nisbet ve bağlılık: izâfetle okumak; izâfet kaideleri. Türkçe izâfet: «Allah’ın kulu» ve «mektep hocası» gibi. Arapça izâfet: «Abdullah» gibi. Farsça izâfet: «Merd-i hudâ» (gramerde) isim tamlaması.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a boyun eğme, Allah’ın terbiyesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yehova, Allah (Tanrının İbraniceden İngilizceye geçen bir ismi) Jehovah's Witnesses Yehova Şahitleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti İsa. Jesus! (ünlem) Allah Allah! Jesus Christ İsa Mesih. Society of Jesus Cizvit cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili Allahın cezası. I'll be jiggered! Hayret!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -goes) ulusçuluk duygularını bağnazlık derecesine getiren kimse, savaş taraftarı. by jingo vallahi. jingoism i. aşırı milliyetçilik. jingoistic s. bu siyasete uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. Jüpiter, baş tanrı. By Jove! İng. Vallahi! Allah Allah! Jovian s. Jüpiter gibi, Jüpitere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Allahın bağışladığı hak ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah, mukaddes ve mübârek eylesin!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Kuds» tan geçmiş zaman kipinin

3.müfret erkek şahsı). Muazzez ve mübarek etsin! Kaddes-Ailah sırrehu = Allah sırrını muazzez etsin! (Evliyâ ve büyük mutasavvuflar hakkında söylenir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bütün mahlukların, Allah nezdinde tesbit edilmiş olan hallerinin cereyan şekli: Kaderde bu da varmış; kader böyleymiş; kaderde ne varsa o olur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İman esaslarından, Allah’ın bütün yaratıklar için hüküm ve irade ettiği hallerin oluş şekli, alın yazısı, takdir. 2.Talih, baht. 3.Kötü talih. 4.Güç kuvvet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. felsefe). Hâdiselerin Allah tarafından önceden ve değişmez bir şekilde tesbit edildiğine inanan felsefî görüş, cebriye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Değer, kıymet, itibar. 2.Parlaklık. 3.Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü. 4.Allah’ın isimlerinden. Kur’an-ı Kerim’de 50’ye yakın yerde geçmektedir. Başına”abd” takısı olarak “Abdülkadir” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’la güçlenen. Gücünü Allah’tan alan. 2.Ebu’l-Ahmed b. İshak. Abbasi halifesi (Öl. 1031). Halife Muktedir’in torunu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kahr» den imüb.). Fazlasıyle hakreden, yerlere, batıran, mahveden, kahredici kudret sahibi. Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Allah’ın 99 adından biridir. Allah seni «Kahhâr» ismiyle kahretsin: Mâruf bedduâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Ziyadesiyle kahreden, kahredici, yok edici batırıcı. 2.Allah’ın isimlerinden. - İsim olarak kullanılmaz. - (bkz.Abdülkahhar).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’an-ı Kerim’de iki yerde geç(Erkek İsmi) 2.Kahredici, zorlayan. 3.Yok eden. 4.Ezici kuvvet. Kahir Billah: Abbasi halifesi. (Ebu Mansur Muhammed el-Mutezid). Muktedir’in kardeşi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Zorlama, zorla bir iş yaptırma, Ar. cebir, icbâr.

2.Galip gelip batırma, mahv ve helâk etme, yok etme, tenkil: Düşmanlarını kahretti; kötü adamları Allah kahreder.

3.(Türkçe) Bir mahrumiyet ve mağduriyetten dolayı kendisini yiyecek surette keder etme, böyle bir keder ve infialden müteessir olma, keder içine işleme: Çalışmasının mükâfatını görmediğinden kahretti; kahrından telef oldu.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Duran, ayakta duran. 2.Bir şeyi yapan icra eden. 3.Allah’ın emrini ifa eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. A.). (Kevn masdarından geçmiş zaman kipi

3.şahıs): «Oldu» mânâsındadır ve bazı Arapça terkiplerde geçer). Mâşâ’ Allah kâne = Allah’ın istediği oldu!


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan ve hayvanın belden aşağısında, mide ile barsakları ve böbreklerle mesaneyi ve kadında rahmi içine alan boşluk, Ar. batn, Fars. şikem: Karnı şiş. Karın ağrımak, karın acıkmak, karın doymak.

2.Her şeyin boşluğu, boş yeri: Geminin karnı. İki gemi karın karına gelmek: Yan yana bitişik durmak.

3.Rahim: Beni dokuz ay karnında taşıyan annem. Bir karından doğan kardeşler.

4.iç, batın: Herkesin karnındakini Allah bilir.

5.Arap harflerinde bazı harflerin içi: Cİm’in karnı (nûn ve sâd gibilerininkine kâse denir). Karın ağrısı =

1.Karındaki ağrı, sancı.

2.(halk dilinde: karnaksı) bedduâ tâbiri olup seslenen ve çağırıp bağıran adama cevaben söylenir. Aç karnına = Aç iken, bir şey yemezden. Karnı burnunda = Dokuz aylık gebe, doğurması yakın (kadın). Karnı geniş = Tahammüllü, Ar. mütehammil, hazımlı: Cim karnında bir nokta = Cahil. Karnıyarık = Ortadan yarılmış ve içine kıyma konmuş patlıcan yemeği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müdahale olunmak: Allah’ın işlerine karışılmaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Beni İsrail’de zenginliğiyle meşhur olan ve bu yüzden kendisini herşeyin sahibi gibi görmeye başlayıp Allah’a karşı büyüklenen, belki de dünya kapitalistlerinin en eskisi ve en büyüğü olan kişi. Hz.Musa dönemlerinde yaşamış bu müstekbir, ilahi kahır ve intikama uğrayarak bütün servetiyle birlikte ani bir zelzele ve tufan sonucu yerin dibine geçmiştir. 2.Hunnan ile Beni İsrail’e zulmeden Fir’avun’un müşrik nazırlarından. 3.Çok zengin kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birleştirmek, yan yana getirmek, temas ettirmek, Osm. ilsak etmek: Etekleri, önünü kavuşturmak, ellerini göğsü üzerinde kavuşturmak.

2.Mülâkat ettirmek, bir yere getirip görüştürmek. Ayrılıktan sonra birleştirmek: Allah sizi sevdiklerinize kavuştursun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıyâm» dan imüb.). Zâtiyle var olan, ezelden ebede kadar var olan Tanrı (Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Allah’ın 99 adından biridir) (kayyum yerine kayyim demek yanlıştır, bk. Kayyim).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Gökleri, yeri ve herşeyi tutan. Herşeyin varlık sahibi olabilmesi için gerekeni veren. Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Büyük, ulu azim. 2.Yaşça büyük yaşlı. 3.Çocukluktan çıkmış genç. 4.Allah’ın isimlerinden. Abdülkebir şeklinde kullanılmalıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kelimât, kilem).

1.Mânâlı söz, bir dilde kullanılan sözlerin her biri. Gramerde kelime, isim ve fiil ve edat olarak üçe ayrılır.

2.Söz, lâkırdı, kelâm: Kelime-i tayyibe = Hatır alacak güzel söz. Kelime-be-kelime = Her sözü ayrıca ve hiçbirini atlamaksızın (tercüme etmek). Kelime-be-kelime tercüme = Meâlan (mânâ bakımından) tercümenin zıddı. Kelimetu’llah, Kelime-i Tevhîd =

1.«LAilâhe illallah Muhammed-en-resûl’ullah» cümlesi. Ilâ-yi kelimetu›llah = Hak dininin (İslâm dininin) yayılması ve şerefinin yükseltilmesi. 2.Allah›ın nefhi (üfürmesi) ile doğan Hazret-i Isâ. c. Mevsuk-ul-kilem = Sözüne inanılır, mutemet. Nâfizü’l-kilem = Sözü geçer, nüfuzlu.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Birine karşı ikramda bulunmak. 2.Allah’ın bir kimseye cömertliği, lütfü, himayesi ve yardımı olarak ele alınır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerem» den smüş) (mü. kerîme) (c. kirâm).

1.Asalet ve şeref sahibi, zıddı: leîm: Kerîm bir adamdır.

2.Kerem ve cömertlik sahibi, cömert, lutuf ve ihsan sahibi: Kerîm olan adam vâdini borç sayar.

3.Büyük, yüksek, şan ve şeref sahibi, saygıdeğer, Ar. muhterem, azîz, muazzez: Kur’an-ı Kerîm; Ayet-i kerîme. Allah kerîm = Allah kerem ve ihsan sahibidir; Allah verir. Yokluğa karşı teselli tâbiridir.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kerem sahibi, cömert, verimcil. 2.Ulu, büyük. 3.Lütfü, ihsanı bol, ihsan yönünden ulu. 4.Allah’ın isimlerinden, “abd” takısı alarak kullanılır, (bkz.Abdülkerim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Büyüklük, Ar. azamet, celâl.

2.Allah: Huzûr-ı Kibriyâ’da.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. one. soul. cad. thing. wallah. wight. somebody. anybody. anyone. someone. one. no one. nobody. no man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık, hükümdarlık; hükümet; saltanat; krallık ülkesi; biyol. âlem. kingdom come öteki dünya, cennet, ahret.kingdom of heaven Allahın hâkim oldugu ülke. the United Kingdom Büyük Britanya ile Kuzey İrlanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Dört kere on. Ar. erbain, Fars. çihil, 40: Kırk gün; kırk kişi; kırk kilo; kırk beş; yüz kırk. Çok: Kırk kere söyledim. Kırkayak =

1.iki taraftan pek çok ayağı olan ufak bir kurt ki, çiyanın küçüğü ve zararsızıdır, Fars. çihil-pâ.

2.Başlıca kasıkta biten, pek çok olan ayaklarını tene kenetleyip yapışan bir cins küçük kene ki, çabuk çoğalır, kasık-biti. Kırkanbar =

1.Çok şeyleri içine alan yer veya mahfaza: Onun çantası, zihni kırk andır.

2.(denizcilik) Geminin çeşitli yükler taşıması. Kırkanbar balığı = Bir cins balık, büyük vatoz. Kırkbayır, kırkbayır barsağı = Geviş getiren hayvanların üçüncü midesi. Kırk bir kere = Çok: Kırk bir kere mâaşallahi Kırkta bir — Kırk eşit parçada bir parça. Kırk sual = Çok sorma, uzun uzadıya sorguya çekme. Kırk geçit = Yolun üstünde olup birçok defa bir kıyısından diğerine atlanması lâzım gelen nehir, dolambaçlı ırmak. Kırkkilit otu = Bir cins bitki. Kırkmerdiven = Dik yokuş. Kırk yılda bir = En sonunda pek seyrek olarak. Artık kırkına gelmiş = Yaşını başını almış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual. soul. self. head. persona. cad. poll. wallah. wight. one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (konmak’ten). Misafir. Tanrı konuğu = Allah’ın gönderdiği misafir. Kendiliğinden gelen yersiz yurtsuz misafir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Korkuya uğramak, Osm. havf etmek: Gece vakti yalnız dışarıya çıkmaya korkar, çok korkan adam muharebeye gitmemeli. 2.Çekinmek, sakınmak: Allah’tan korkmalı, ben yetimin malına el sürmekten korkarım, korktuğuma uğradım.

3.Ürkmek, dehşet duymak, Osm. tevahhuş etmek: Örümcekten korkan adamlar vardır.

4.Cesaret edememek, itaat etmek, tâbî olmak: Babasından çok korkuyor.

5.Vehim ve endişe etmek, hoşlanılmayacak bir zanda bulunmak: Korkarım siz giderseniz geri dönmeyeceksiniz, korkarım şu ayna yolda kırılacaktır, korkma, ben, seni bırakmam. Korktuğuna uğramak = Korktuğu tehlikeye düşmek. Başından korkmak = Mesuliyetten çekinmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuds» ten imüb.). Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Allah’ın 99 adından biridir. Pek aziz ve mübarek, pek mukaddes: Yâ Kuddûsl

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, pak. 2.Hatadan, gafletten, eksiklikten uzak. 3.Çok aziz, mübarek. - Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Kuddus olan Allah’ın nimetine mazhar olan 2.19.yy. Bor’lu meşhur mutasavvıf Türk şairi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kuvvet, takat, güç. 2.Allah’ın ezeli gücü. 3.Varlık, zenginlik. 4.Allah yapısı, yaratılış, insan eliyle yapılamayan şeyl(Erkek İsmi) 5.Ehliyet kabiliyet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın gücü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «kuds» ten imen.) (mü. kudsiyye). Kutsal, mukaddes, muazzez, azîz, Tanrı’ya ve meleklere ait. Alem-I kudsî = Tanrı katı. Hadîı-i kudsî = Peygamberimizin Allah’ın iihâmıyla söylediği sözler ki, kendiliğinden söylediği hedîs-i şeriflerden ayrılır. Fars. Kudsiyân = Tanrı katında oturanlar, yani melekler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kutsal, muazzez, mukaddes. - Allah’a mensup, ilahi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(KÜFR) (i. A.). T. Allah’a inanmama ve ortak koşma yahut yakışmayacak sıfatlar yakıştırma: Küfretmek, o söz küfürdür.

2.Dinsizlik, imansızlık, Ar. ilhâd: Bir adamın küfrüne hükmetmek.

3.Müşriklik, putperestlik. Semâvî olmayan çok tanrılı dinler: ASya ile Afrika’nın birer büyük kısımları hâlâ küfr içinde bulunuyor.

4.Ekseriya küfür kelimeleri olan ağır, çirkin ve ayıp sözler, Ar. seb: Küfretmek, küfür atmak = Kızdığı vakit kantarla küfür atıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Esir, tutsak, eskiden savaşta esir edilip satılan adam.

2.Hizmet için satın alınmış, adam, köle, Ar. abd, Fars. bende, çâker: Kulları çok bir zengin.

3.Yaratık, Ar. mahlûk, Fars. Aferîde, Tanrı kulu: Allah, kullarına dünyada nice nimetler vermiştir.

4.Vaktiyle başlıca esir ve kölelerden teşkil olunan padişahın şahsına bağlı asker: Kapıkulu. Kuloğlu = Cezâyir, Tunus ve Trablusgarb’de Osmanlı idaresinde Türk baba ve yerli anadan doğmuş melez ki, Türkçe konuşur ve bir askerî sınıf teşkil ederlerdi. Kulunuz, kulları = Tevâzu maksadıyla konuşan şahsın kendisi hakkında kullandığı tâbir; bendeniz, bendeleri, abd-i memlûklerî ile aynı mânâdadır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kulun hâl ve sıfatı.

2.Tanrı’ya karşı kulluk görevi, ibâdet, tâat: İnsan Allah’a karşı kulluğunu bilmelil


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KURBAN) (i. A.) (c. karâbîn).

1.Tanrı yolunda kesilen ve Allah’a yaklaşma vesilesi sayılan, koyun ve başka eti yenen hayvan: Kurban kesmek.

2.mec. Bir uğura feda olma: Kurbanın olayım, size kurban olsun. Kurban bayramı = En büyük Müslüman dinî bayramı, Ar. lyd-i adhâ.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan şey. 2.Eti. fakire parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vacib, ve sünnet olarak kesilen hayvan. 3.Bir gaye uğruna feda olma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kırâat» ten). Kuran sözcüğü Arapça’da QRE (kare’e/okudu) sözcüğünün sülasi (üç harfli kelime kökü sistemine göre) mastarıdır. “Anlam vermek” veya “anlayarak okumak”, anlamlarını ifade eder. İslâm’ın kutsal kitabının özel adı olan Kuran kelimesi, 58 âyette geçer. Ayrıca “kur’an” “okunan, okuyuş, okuma” “ekli, katlı, derli” anlamında özel ad olmayarak 12 ayette (Yusuf Suresi 12/2, Rad Suresi 13/31, İsra Suresi 17/106, Taha Suresi 20/113, Zümer Suresi 39/28, Fussilet Suresi 41/3,44; Şura Suresi 42/7, Zuhruf Suresi 43/3, Cin Suresi 72/1, Kıyame Suresi 75/17,18) geçer. Kur’ân veya Kur’ân-ı Kerîm, (Arapça : القرآن) İslam aleminde İslam peygamberi Muhammed’e (S.A.V.) , ayetleri Allah tarafından Cebrail aracılığıyla vahiyler şeklinde gönderildiğine inanılan kutsal kitap. İlk olarakyüzyılda kitap haline getirilmiştir. Kuran ayrıca Furkan, Kelamullah, Kitabullah gibi isimlerle de anılır. Fatiha Sûresi ile başlayıp, Nas Sûresi ile sona erer. Okunuşunun kutsal olduğuna inanılarak, ilave işaretlemeler ve özel okunuşu tecvid ile birlikte nesilden nesile aktarılmıştır. Peygamberimiz’e nâzil olan, sıra bakımından dördüncü sayılan semâvî kitap. Mushaf-ı Şerif, Fürkan-ı Kerîm. Hâfız-ı Kur’an = Kurân-ı Kerîm’i ezberden bilen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Vallahi hayır!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Zâil olmaz, zevalsiz, ebedî, sermedi. Hudây-i lâyezâl = Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir tek söz ve kelime. Lafza-i Celâl = «Allah» ismi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. lâfziyye). Lâfza yani kelimenin suret ve ses şekline ait, lâfızda olan, lâfızdan ibaret olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لفظی] lafız ile ilgili, söz ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın isimlerindendir. 2.Yumuşak, hoş, güzel, nazik. 3.Bütün inceliklere vakıf. -”abd” takısı alarak kullanılabilir. (Abdüllatif).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: LâİK) (i. A.) (mü. lâika) (liyâket’ten). Yakışan, yakışık, münasip, Fars. şâyân, şâyeste: Bu, size lâyık değildir. Lâyık görmek = Uygun, münasip görmek. Yakışan iş ve hareket, yerinde ceza: Allah lâyığını versin! LAYIN, -LEYİN Benzetme gösteren «ci», «ce» edatıyla beraber isimlere eklenir: Oncılayın, buncılayın, sencileyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.) («lâ’n» dan geçmiş zaman teklik

3.şahıs). Lâ’nallâhu, La’nallahu aleyhi = Allah af ve rehmetinden mahrum ve lânet eylesin (yalnız bu beddua tabirinde kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lem = menfilik edatı, yezel = zevâl’den). Yok olmaz, Osm. zevâl bulmaz, ziil olmaz, Ar. bâkt, dâimi, sermedi (Allah’ın sıfatlarındandır). Hudây-ı lem-yezel = Zevalden uzak olan Tanrı (lâ-yezâl gibidir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). (Arapça terkip) (lâ-ev-haşallah tâbirinden kısaltılmış ki, «Allah onu uzaklaştırmasın» demektir). Mâşallah ve bârekallah gibi övme tâbiridir: Levhaşallah!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). İçin, sebebinden, den dolayı. li-sebebin = Bir sebepten dolayı. Lihikmetin = Bir sebebe bağlı. Lil-lâh = Allah için (yalnız böyle bazı terkiplerde bulunur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip) (Li edatıyla Allah’tan mürekkep tertip). Lillâh için = Allah rızası için. Elhamdülillâh = Allah’a şükür. EI-minnet-iMAh = Minnet Allah’a mahsustur. El-hükmiliâh = Hüküm Allah’ indir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. efendi, sahip, mal sahibi; hakim, hükümdar; lord (bir asalet unvanı); b.h. Rab, Allah, Tanrı; Hazreti İsa; f. lord payesi vermek. Lord bless me! Aman ya Rabbi! Lord Chamberlain İngiltere'de baş mabeyinci. lord it over someone gururlu dav- ranm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü. Allah’ın iyi, hoş ve letafet sahibi kıldığı kişi demektir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eşyaya mahsus olup «o şey ki» mânâsiyle ve bazı Ar. terkiplerde bulunur. Mâ-kabl = Üstteki, mâ-bâd = Alttaki. Mâ-dâm (halk dilinde mâdem) = Oldukça, bulundukça. Maşallah = Allah’ın istediği. Mâbeyn = Aradaki. Mâcerâ = Cereyan eden. Mâ-hasal = HAsıl olan. Mâsadak = Uygun. MânahnCfih = Bahsini ettiğimiz. Mâ-hazar = Hazır ne varsa. Mâbihiliftihâr = Kendisiyle iftihar olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağ ed., fi = harf-i cer, el = harf-i târif, zamir = yürek, iç). Kalpdeki şey, gönülden niyet ve arzu duyulan şey: Herkesin mâfi’z-zamtrini Allah bilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mâ = bağ, halak = halak’dan geçmiş zaman, Allah).

1.Tanrının her yarattığı, bütün yaratıkları.

2.Büyük kalabalık: Pazar yerine mâhelakallâh toplanmışlardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «avz, iyaz» dan im.).

1.Sığınacak yer, Ar. melce’, Fars. penâh: Melce’ ve maâzı yoktur.

2.(masdar-ı mîmî) Sığınma, ilticâ, penâh. Maazallah = Allaha sığındık! Ellylzübillah = Allah saklasın!


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah korusun, Allah esirgesin, Allaha sığındık!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معاذ الله] Allah esirgesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (gufrân’dan mimli masdar: hareket ismi). Tanrı’nın kullarının günahlarını af buyurması, yarlıgama, rahmet: Allah’tan mağfiret istemek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Allah’ın kullarının günahlarını bağışlaması, örtmesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havf» dan). Korku. Mahâfetullah = Allah’tan korkma, Tanrı korkusu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Muhabbet olunmuş, sevilmiş, sevilen, sevgili. 2.Mahbub-i Hûda, (Allah’ın sevgilisi) Hz.Muhammed (s.a.s).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapan şey veya kimse; b.h. Allah; huk. bono imzalayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ayrılmış, bölünmüş. Kısmet. Rızk-ı Maksum; Allah tarafından takdir edilmiş rızık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mülk» ten if.). (mü. mâlike).

1.Sahip, efendi: Bir kölenin mâliki; kitabın, mülkün mâliki. Mâliki yevmi’d-dîn = Kıyâmet gününün sahibi olan Allah.

2.Sahip olan, tasarruf ve idare eden: Kendine mâlik değildir; ben daha o çiftliğe mâlik olamadım. Bu kelime ile Fransızca «avoir» fiilini tercüme etmek Adettir ve bu tesirle yersiz şekilde kullanılır: Üç oğla mâlikim, iyi bir doktora mâlik olamadık... gibi.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahip, bir şeye sahip olan, bir şeyi olan. Malikii’l-Mülk, Allah. 2.Yedi cehennemin hakimi ve kapıcısı olan melek. 3.Zebanileri idare eden melek. İmam Malik, Maliki mezhebinin kurucusu. Ashab bu ismi kullanmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. M.S.

3.ve

5.yüzyıllar arasında rağbet bulan ve Zerdüştlük mezhebinden esinlenip hem Allaha hem Seytana inanan bir mezhep; s. bu mezhebe ait. Manich(a)eism i. bu mezhep ve inançları.


İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nusret» den İmef.) (mü. mansûre). Allah’ın Inayetiyle galip ve muzaffer olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yardım olunmuş, Allah’ın yardımıyla galip, üstün gelmiş. 2.Türk musikisinde bir düzen. 3.Bir ney çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (yeni kelime). Allah’ın Inayetiyle galip ve muzaffer olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilhassa Kuzey Afrika'da Allahın adamı sayılan derviş; derviş türbesi; derviş inzivagâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), (eski) Ya! Acayip! Aman Allahım !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip).

1.Allahın istediği, Cenâb-ı Hak her ne isterse (tâbirin tamamı böyledir: Mâşâ-Allâhü kâne: Allah’ın istediği olur).

2.Takdir ve övmeyle beraber nazardan korumak için kullanılır: Mâşallah ne terbiyeli çocuk, mâşallah ne güzel binal

3.Varlığı memnuniyet veren bir şahıs veya şey görüldüğü zaman söylenilir: Mâşallah, buyrun. Mâşallah, siz burada mısınız?

4.Ekseriya küçük çocuklara takılan yassı ve ince, yürek biçiminde «Maşallah» kelimesi yazılı altın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mecd»den smüş.). Şanlı, şeref ve şan sahibi. Esmây-ı Hüsnâ’ dan, yani Allah’ın 99 adından biridir: Rabb-i mecîd.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok ulu, yüce, şan ve şeref sahibi. Allah’ın sıfatlarından. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. Abdülmecid, Allah’ın (Mecid’in) kulu..

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yardım, imdat: Allah’tan meded isterim.

2.(nidâ): Eyvah, aman, hayf, yazık: Meded yârabbil Meded Allah.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kendisine rehberlik edilen. Allah tarafından hidayet verilmiş olan. - Doğru yolu tutan. 2.Şiilere göre 12 imamın sonu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Allah’ın nurdan yarattığı varlıklar. Allah’ın emirlerine tam itaat eden varlıklar. 2.Halim, selim güzel huylu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Padişah, hakan, hükümdar. 2.Mal sahibi. 3.Allah’ın isimlerinden, (bkz.Abdülmelik). Melikşah: Sultan Sencer’in babası olan büyük Selçuklu hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Allah verdi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «menn» den imüb.). Mübalâğa ile minnet ve ihsan eden Tanrı (Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Allah’ın 99 adından biridir): Hazret-i Mennân’ın lutuf ve ihsanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok ihsan eden, verici, ihsanı bol. - Abd takısı alarak kullanılır. Allah’ın isimlerinden (bkz.Abdülmennan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merhamet, inayet, lütuf; rahmet, mağfiret, af; bereket; insaf. Mercy!, For mercy's sake ! Aman ! Allah aşkına ! at the mercy of insafına (kalmış), elinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sürür» dan imef.) (mü. mesrûre).

1.Sevinmiş, şen, şâd: Bu haberden çok mesrûr oldu.

2.isteğine erişmiş: inşâllah siz de mesrûr olursunuz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. minen).

1.İhsan, cömertlik, lutuf ve kerem. Canıma minnet = Canıma bir lutuf ve ihsan sayıp memnuniyetle kabûl ederim.

2.Edilen bir iyiliği başa kakmak: Ben ortağımın minnetini artık çekemem.

3.Şükür: Allah’a minnet olsun.

4.Görülen bir iyiliğe karşı yük altında kalma. Bî-mlnnet = Ettiği iyiliği başa kakmaz, kerem sahibi: Velî-nîmet-i bî-minnetimiz (bu tâbir ekseriya padişah hakkında kullanılırdı).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ömr» tâmîr’den imef.) (mü. muammere). Yaşayan, hayatta olan: Uzun zaman muammer oldu; Allah sizi muammer eyleyel

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bed’» dan imef.).

1.Başlangıç, baş.

2.(Arap gramerinde) İsim cümlesinin iki parçasından biri ki, cümlenin başında olur: «Allahü Ekber» cümlesinde «Allah» mübtedâ ve «ekber» haber’dir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «eyd» den imef.) (mü. müeyyede).

1.Kuvvet ve metanet verilmiş, sağlam: Kavl-i müeyyed.

2.İmdad ve yardıma erişen, imdad gören. Müeyyed-i min-Allah = Tanrı’nın yardımına erişmiş.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Feyizlendiren, feyiz veren. Allah’ın isimlerinden. -”Abd” takısı alarak kullanılır. Abdulmufiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıfz» dan). I. Saklama, kayırma, koruma: Allah muhâfaza etsin; ormanları muhâfaza etmek lâzımdır; orasını muhâfaza altına aldılar.

2.Yürürlükte tutma, terk etmeme: Bu usûlü muhâfaza etmeli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. "harâm" dan imef.) (mü.muharreme).

1. Yasaklanmış, Osm. tahrîm edilmiş, harâm edilmiş.

2. Hicrî yılın birinci ayı: Mâh-ı muharrem; muharremü’l-harâm (câhiliyet devrinde bu ayda savaş yasaklandığı için bu ad verilmiştir).

«Şehrullahi’l-Muharrem» olarak meşhur olan, yani «Allah’ın ayı Muharrem» olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. «Şehrullahi’l-Muharrem» olarak meşhur olan, yani «Allah’ın ayı Muharrem» olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.

Âşura Günü ise Muharrem’ingünüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.

Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayınıngünü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.

Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan «On geceye yemin olsun» ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.

Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem’in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.

Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.

Bugüne «Âşura» denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:

1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.

2. Hz.Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.

3. Hz.Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.

4. Hz.Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.

5. Hz.Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.

6. Hz.İsa (a.s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.

7. Hz.Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.

8. Hz.İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.

9. Hz.Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.

10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

Hz. Âişe’nın belirttiğine göre, Kabe’nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Birini korkudan koruyan. Allah’ın isimlerinden. -”Abd” takısı almadan kullanılmaz. Abdulmüheymin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - İhya eden, dirilten, canlandıran, hayat veren. - Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı alarak kullanılır. Abdulmuhyi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Ağırlayıcı, izzet ve ikram edici. Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı alarak kullanılır. Abdulmuiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kurb» dan imef.) (mü. mukarrebe). Yaklaşmış, yakın. Melek-i mukarreb = Allah’a yakın olan melek. ( A. c. mukarrebîn) Hükümdarın yakın hizmetinde bulunanlar, mâbeynciler, musâhibler vs.: Mukarrebîn-i hazret-i pâdişâhîden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «necv»den masdar).

1.Allah’a dua edip yakarma.

2.Türk şiir ve musikisinde bu mevzuda şiir ve eser.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnabe eden, asiliği, azgınlığı bırakarak Allah’a yönelen. 2.Güzel yağan, faydalı yağmur. 3.Taze ve verimli bahar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İrtiza edilmiş, beğenilmiş seçilmiş. Güzide. 2.Allah’ın razı olduğu kişi, kendisinden razı olunan kişi. - Aliyyü’l-Murtaza: Hz.Ali’nin lakabı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vasiyet edilmiş. Vasi nasbolunmuş, vasiyeti yerine getirmekle vazifelendirilmiş. Tavsiye olunmuş. Sina yarımadısında, Eymen vadisinde Tur dağında Allah’ın lütfuna mazhar olarak, kavmine “on emir” adı altında Allah’ın şeriatını bildiren peygamb(Erkek İsmi) Büyük kitaplardan Tevrat ona indirilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sebeb» den İf.) (mü. müsebbibe).

1.Sebep ve vesile olan, icap ettiren.

2.Kuran, vücuda getiren, icat eden, tertip ve teşkil eden. Müsebbib-i hakîkî, müsebbibü’l-esbâb = Allah.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. müşkil = güç, Fars. küşâden = açmak). Müşkülleri gideren. Hallâl-ı müşkilât = Her türlü müşkülleri çözen. mec. Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünûd» den imef.) (gramer). Bir İsim cümlesinde isnâd olunan parça ki, gramerde «haber» ve mantıkta «mahmul» da denilir: «Allah kadîmdir» cümlesindeki «kadîm» müsneddir. Müsned-ün-ileyh = Cümlenin diğer parçası ki, müsned ona dayanır. Gramerde «mübtedâ» da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hakk.dan imef.) (mü. mustahakka).

1.Hak kazanmış, haklı, istihkakı olan, lâyık: O adam mükâfata müstahaktır. Cezaya müstahak bir adam.

2.Hak edilen şey, bir adamın lâyık olduğu mükâfat veya ceza: Allah müstahakını versin (ekseriya ceza, şaka için kullanılır).


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Kendisinden yardım beklenen, yardım istenen. -Allah’ın sıfatlarındandır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İtisam eden, eliyle tutan, yapışan. 2.Günahtan çekinen. 3.Allah’ın ipine sımsıkı sarılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ulüvv» den if.). Yüksek: Hudây-ı müteâl, Rabb-i müteâl (Allah’ ın sıfatlarındandır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vekl»den İf.) (mü. mütevekkile). Her İşi Tanrı’nın iradesine bırakıp Allah’tan gelene razı olan, Allah’a tevekkül eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İttika eden, sakınan, çekinen. Allah’tan korkan, abid, zahid. - Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın yardımına ulaşmış, işi rast gitmiş kimse. 2.Başaran beceren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vefk» den if.). Muvaffak eden (Allah’ın sıfatlarındandır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahdet» ten if.) (mü. muvahhide) (c. muvahhidîn).

1.Allah’ın birliğine inanan.

2.(hi.) Fas ve ispanya’da saltanat sürmüş büyük bir Arap hanedanı.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Allah’ın birliğine inanan. Allah’tan başka hiçbir ilah ve kanun koyucu tanımayan, yalnız Allah’tan gelen emirleri kabul eden.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zayafe» den imef.) (mü. muzâfe).

1.İzâfe olunmuş, takılmış, katılmış, eklenmiş: O nahiye filân kasabaya muzâftır.

2.Diğer bir isme dahil ve bağlı isim ki, diğerine de muzâfün-ileyh derler. Türkçe’de muzâf, muzâfün-lleyhten sonra. Ar. ve Fars.’da önce gelir: Allah’ın kulu, Abdullah, bende-i Hudâ gibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ziyâdet» ten if.). (mü. müzdâde). Artmış, çoğalmış, ziyadeleşmiş: Allah müzdâd eyleye!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستغنی] doygun, eyvallah etmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Allah’tan korkmayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Yararlı, kârlı. Şifalı, hayır ve fayda verici şeyler yaratan Allah. - Esmaü’l-Hüsna’dandır. “Abd” takısı alarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NA-HUDA) (i. F.).

1.Allah’a inanmayan, Ar. mülhid. (i. F.) (belki aslı: nâv-hudâ).

2.Kaptan, gemi süvarisi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناخدا] Allahsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Kanun nizam. 2.Ar, edep, haya, ırz. 3.Temizlik, doğruluk. 4.Allah’a yakın olan büyük melek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.i) (Erkek İsmi) - Pay hisse. Birinin elde ettiği şey. Allah’ın kısmet ettiği şey. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yardım. - Üstünlük (zafer). - Kur’an-ı Kerim’in 110.suresi. Nasrullah: Allah’ın yardımı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın nusreti, yardımı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Allah’ın yardımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Farsça fiillerde menfilik edatıdır. Hudâ nekerde = Allah etmesin.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın kurtuluş verdiği kişi. Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip). Allah’a sığındık!

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Birini doğru yola (Sırat-ı Müstakim’e) yöneltmek için Allah’ın azabıyla gözdağı vererek korkutmak. 2.(Fıkıh’ta) Adak, dilek, tahsis. 3.Kendisini Allah yoluna adayan kişi. Kur’an’da 40’tan fazla yerde geçmektedir. Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Boncuk, kemik, taş gibi küçük parçaların bir ipe dizilmesi insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insanlar avladıkları avın parçalarını ip benzeri şeylere dizer, bir sonraki avda başarı getirmesi için üzerlerine takarlardı. Daha sonraları bu tip takılar kötülüklerden ve düşmanlardan koruması için savaşlarda da takılmaya başlandı. Bugün bile bazı taşların özel uğurlar getirdiklerine inananlar vardır.

Boncukların dini amaçla ve duaları saymada kullanılmasına ilk olarak Hindistan’da, Hindu inanışında rastlanıyor. Tespihin ataları Hindistan’dan doğuya, sonra Ortadoğu’ya, en sonunda da Avrupa’ya yayılıyor. Tespihin kullanış amacı Müslümanlık, Hıristiyanlık (Katolik), Hinduizm ve Budizm’de aynı olup hepsinde de duaları ve dualar arası bölümleri saymada kullanılır.

Tespihin İslam dünyasında ne zamandan beri kullanıldığı kesin olarak belli değildir. Hz. Muhammed’in tespih taşıdığına dair bir kayıt yoktur. Hatta belki Osman Gazi, belki de Fatih Sultan Mehmet’de tespih kullanmadılar. Arşivlerde tespih ile ilgili bilgilere ancak 16. yüzyılın sonlarına doğru rastlanmaktadır.

Ne var ki, Hz. Muhammed zamanında namaz ve dua sırasında hurma çekirdeği veya çakıl taşı kullanıldığı bazı hadislerden anlaşılmaktadır. İslam’da Peygamber’in namaz kılarken sünneti olan ‘Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahüekber’ kelimelerini 33’er defa tekrarlamanın hangi tarihte başlayıp, yayıldığı da bilinmiyor.

Yüce Yaratıcı’ya 99 ayrı isim veren İslami anlayış, onu anarken, her isim için bir işaret olmak üzere ipe dizdiği bu 99 taneli şeye de ‘tespih’ adını vermiştir. Çeşitli malzemelerden yapılan tespihteki tane sayısı 33, 99, 500 veya 1000 olabilir.

500 ve 1000’lik tespihler daha ziyade tekkeler ve dergahlarda zikr için kullanılırlardı. Tekke şeyhleri, hastaları veya bir muradı olanları, iyileşmeleri veya muratlarının olması için bu tespihlerin içinden geçirirlerdi.

Tespih çekmek, tespih tanelerini birer birer işaret parmağı ile baş parmak arasından geçirmektir. Ancak günümüzde tespihi bir oyuncak veya el alışkanlığı olarak kullananlara, sallayarak veya çeşitli figürler meydana getirerek dolaşanlara, hatta tuttukları futbol takımının renklerine göre yapılmış tespihleri çekenlere sıkça rastlanmaktadır.

Aslında tespih çekmek din adamlarına özgü bir davranışmış gibi algılanır ama halk arasında da neredeyse bir alışkanlık haline gelmiştir. Tespih çekmenin daha çok kırsal kesimlerde yaygın olmasının nedeninin tespihin boş elleri meşgul edebilme özelliği olduğu ileri sürülüyor. Sıcak ayları tarımsal çalışma ile geçiren, sürekli ellerini kullanmaya alışmış kişilerin kış aylarında bu boşluğu tespihle doldurduklarına inanılıyor.

Günümüz biliminin tespih çekme alışkanlığına bakış açısı biraz değişik. Bilim insanları, beynimizin, çalışma yaşamının güçlükleriyle, sorunlar, endişeler ve korkularla sürekli baskı altında tutulduğunu, bunun sonucunda sinir hücrelerinin aşırı yorulup yıprandığını ve beynimizi rahatlatmak, onu özgür bırakmak, dikkatimizi başka tarafa yöneltmek için tespih çekmenin çok etkili ve faydalı olduğunu söylüyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(NİMET) (i. A.) (c. niâm).

1.İyilik, ihsan: Bana olan nimetini inkâr edemem.

2.iyi yaşamak için lâzım olan şeyler, servet, refah: Çok nimete nail oldu.

3.Allah’ın nimeti olan yiyecek ve içeceğe ait şeyler ve bilhassa ekmek: Nimete hürmet lâzımdır. Velî-nîmet = İhsan sahibi, bir adamı geçindiren, geçimini sağlayan: O, benim velî-nîmetimdir.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın nimeti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NÜR) (i. A.) (c. envâr, nîrân) (tes. nûreyn).

1.Aydınlık, ışık: Güneşin nûru etrafı kapladı.

2.Parlaklık. Nûr-efşân, nûr-pâş = Etrafa aydınlık veren, ortalığı nûr içinde bırakan. Nûr-bahş = Parlatan. Nûr-ı çeşm, nOr-ı dîde, nûr-ı ayn = Pek sevgili şahıs. Nûrtopu, nûr damlası — Pek güzel çocuk. Nûr içinde yatsın = Allah rahmet eylesinl NÜr-ün ali-nûr = O, daha iyi. Göznûru == Okuyup yazmakla veya dikişle görülen iş: Göznûru dökmek (tesniye) NÜreyn — Ay ve Güneş. Zu’n-nûreyn = İki nûrun sahibi.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın nuru.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Yardım. 2.Allah’ın yardımı. 3.Zafer, muzafferiyet. Basan, üstünlük. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e.). Keder, şikâyet, yorgunluk, bezginlik ünlemi: Of, bu nasıl iş? Of aman of aman of, bırak Allah aşkına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ölmek» ten). Vefat, ecel: Öiüm Allah›ın emri. Ölüm dirim = Hayat ve memat; yaşamak veya yok olmak; var olmak veya olmamak. Ölümüne susamak = Bilerek büyük tehlikeye atılmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her şeyi bilen, âlim. the Omniscient Allah, Alimimutlak, omniscience i. her şeyi bilme. omnisciently z. her şeyi bilerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÖMR) (i. A.).

1.Yaşayış, yaşamak, hayat: Ömür sürmek, Allah ömürler versin.

2.Hayat müddeti, insan veya hayvanın yaşadığı müddet: Bütün ömrünce.

3.Tatlı yaşayış, hakkıyle yaşama: Havası güzel bir yerde gailesiz yaşamak ömürdür. (Türkçe).

1.Garip, tuhaf gülünç: Kendi macerasını anlatması pek ömürdür.

2.Şen, nükteci: Herif ömürdür.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İslam’ın beş şartından birisidir. Tan yerinin ağarmasından güneş batana kadar Allah rızası için yiyip içmekten cinsi münasebetten sakınmak. İbadet. Savm. -Oruç Reis; Önceleri Cezayir’de olup daha sonra Osmanlı donanmasına katılan ünlü denizci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Beğenme edatı olup ekseriya alay yollu kullanılır: Peh peh maşallah!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Sığınma.

2.Sığınacak yer: Allahtan başka melce ve penâhım yoktur.

3.(Fars. sıfat terkiplerinde) Bir şeyin melcei, hâmîsi. Risalet-penâh = Hz. Muhammed. Hılâfet-penâh = Halîfe. Nezâret-penâh = NAzır. Adâlet-penâh — Adil.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «peresten» fiilinden olup birleşik kelime teşkiline girer). Tapan, tapınan, ibâdet eden. Hudâ-perest = Allaha tapan. Ateş-perest = Ateşe tapan. Büt-perest = Puta tapan. Mey-perest = İçkiye çok düşkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün mahlûkatı besleyen ve yetiştiren, yaşatan Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. peygamberin). Allah’ın verdiği emir ve haberleri getirip insanlara tebliğ eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Allah tarafından kullarına haber götürmekle görevlendirilmiş seçkin insan. Nebi, Rasul. - Yalnız Peygamberlere mahsus bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Allaha karşı hürmet; kendini Allaha adama; dindarlık; takva; ana babaya hurmet; dindarca davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Allaha saygı gösteren; dindar, takva ehli; dindarlık perdesi altında yapılmış. piously z. takva ile, dindarca piousness i. takva, dindarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. acıma merhamet, şefkat; acınacak şey; f. acımak, merhamet etmek. feelpity for acımak. for pity's sake Allah aşkına out of pity merhameten, acıyarak. take pity on merhamete gelmek. What a pity! Ne yazık! Vah vah!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. belâ musibet; taun, veba; k.dili baş belâsı, dert; f. uğraşmak, rahatsız etmek; eziyet vermek, başına bela kesilmek; belâsını vermek. Plague take it I Plague on it! Allah belâsını versin! black plague kara veba. white plague verem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazır bulunan yemek, Allah ne verdiyse .take potluck bulunan yemeği yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamber, nebi, resul; bilhassa Allah için söz söyleyen kimse, kâhin, kehanet sahibi. prophetess i. kadın peygamber, nebiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Allah’ın inayeti,,ihsanı ve lutfu üzerine kurulmuş felsefe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tanrı inayeti, ilâhi takdir; basiret, sağgörü; vaktinde tedbir alma; b.h. Allah, Tanrı. provident s. ihtiyatlı, basiretli, tedbirli. providently z. ihtiyatla, tedbirli olarak; tam zamanında, tam yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Allahtan, Allahın lütfuna bağlı. providentially z. Allahtan; talihli olarak, kısmetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رب] Tanrı, Allah. 2.efendi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “rab”den) (mü. rabbâniyye).

1.Rabbe, Tanrı’ya ait: Mukadderât-ı Rabbâniyye

2.(i. A. c. Rabbâniyyûn). Gönlünü Allah’a vermiş.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allahla ilgili. 2.Kendini bütün varlığıyla Allah’a teslim eden. Putçu inanıştan uzak, şalin amel işleyen, Allah’tan geleni kabul edip, O’nun dinine muhalif olana karşı çıkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça «Rabbim» demek olduğu hâlde dilimizde «Rab» yerine de kullanılıyor). Tanrı, Allah: Aman ya Rabbî! Sizi Rabbî’ye emanet ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.) (bazı dua tâbirlerinde kullanılan mazi fiilidir). Razı olsun. Radiyallahü anh = Allah ondan razı olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ref’» den if.) (mü. râfia).

1.Kaldıran, yükselten (Allah’ın 99 adından biridir). Yâ râfî.

2.(anatomi). Gözkapağı gibi bazı organları yukarı kaldırmaya yarayan (kas ve sinir).


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kaldıran, yücelten, yükselten. Allah’ın isimlerinden, (bkz.Abdürrafi’). Rafi’ b. Hadic, sahabeden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahmet» ten) (mü. rahîme). Esirgeyen, acıyan, merhametli (aynı zamanda Allah’ın 99 adından biridir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahm» dan) (mü. râhlme) (c. râhimîn). Rahmeden, acıyan ve esirgeyen, merhametli. Erhamü’r-râhimîn = Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Esirgeyen, acıyan, koruyan, merhametli. Kur’an’da 220 yerde zikredilmiştir. Allah’ın isimlerinden, (bkz.Abdürrahim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahmet» ten). Rahmeti bol (yalnız Allah hakkında kullanılır ve Allah’ın 99 adından biridir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün canlılara merhamet eden, koruyan. Kur’an-ı Kerim’de 55’ten fazla yerde zikredilmiştir. Yine Kur’an-ı Kerim’in 55.suresinin adıdır. - Allah’ın isimlerinden “abd” takısı alarak isim olarak kullanılır, (bkz.Abdürrahman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rahmâniyye). Rahmân’e, Allah’a ait, zıddı: şeytânî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’tan gelen, kutsal, Allah’a özgü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Esirgeme, merhamet.

2.Tanrı’nın rahmedip ölülerin günahlarını af buyurması: Allah rahmet eyleyel

3.mec. Tanrı’nın kullarına merhametinin açık bir nişânesi olan yararlı yağmur: Rahmet düştü, rahmete tutulduk, rahmet başladı.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın esirgemesi, koruması.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Herhangi bir alanda üstünlük sağlamaya çalışan taraflardan herbiri. Koruyucu. “Görüp gözeten” Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bağlama, iliştirme.

2.Cümleleri edatlarla birbirine bağlayarak düzenleme, nizam, irtibat: Bu cümlenin raptı yerinde değil.

3.Hasretme, tahsis etme, ait kılma: Kalbini Allah’a raptetmiş. Zapt u rapt — Memleketin nizam ve asâyişi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki Farsça kelimeden).

1.Tesadüf, raslama.

2.Başarı, uygunluk. Rastgetirmek = Muvaffak etmek: Allah işinizi rastgetirsin. Rastgelmek = Tesadüf etmek: Bugün filâna rastgeldim; kendisine rastgelirsem söylerim. Rastgele = Tesadüfi (çok zaman t yazılmaz, söylenmez).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «re’fet» ten). Fazlasıyle merhametli ve esirgeyici (Allah’ın 99 adından biridir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Esirgeyen acıyan, çok merhametli. - Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı alarak kullanılır. -(bkz.Abdürrauf). Kur’an-ı Kerim’de 10’dan fazla yerde geçmektedir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(RAZİ) (i. A. «rızâ» dan if.) (mü. râziyye).

1.Rızâ veren, kabûl eden, engel olmayan: Sahibi razı oldu. Buna razı değilim.

2.Hoşnutluk: Allah senden râzı olsun.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İsteyen, rica eden, yalvaran. Allah’a yalvaran. As-hab’ın kullandığı isimlerdendir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Huzur içinde yatsın. Allah rahmet eylesin. (kıs. R.l.P.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. rüsül).

1.Elçi. 2.Kitap sahibi peygamber (kitap sahibi olmayanına «nebî» derler). Resulullah = Allah’ın Resûlü, Hz. Peygamber,


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir kimsenin sözünü başka bir kimseye tebliğ eden kişi. Elçi, Allah elçisi peygamb(Erkek İsmi) Yeni bir kitap ve şeriatle gönderilen peygamb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizli şeyi gösterme veya söyleme; gizli şeyin meydana konması; ifşa, açığa vurma, keşif; ilah. Allah tarafından verilen ilham, vahiy; b.h. Kitabı Mukaddes'in son cüz'ü, Vahiy Kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «rızk» dan). Rızk veren. mec. Allah.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün canlıların rızkını veren , onları nimetlendiren anlamında. Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı alarak kullanılır, (bkz.Abdürrezzak).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hoşnudluk, rızâ. Rıdvân-AII»hu aleyh = Allah ondan razı olsun!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Hoşnutluk, memnunluk: Allah rızâsı için!

2.Razı olma: Bu işe rızânız var mı?

3.İstek, irâde: Kendi rızâsıyle gitti. 4.Kadere baş eğme, tevekkül: İnsan için dünyada rızâ ve tevekkülden başka çare yoktur. Rızâen li’llaıh = Allah rızâsı İçin. Rızâ vermek = RAzı olmak, muvafakat etmek.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın verdiği nimet. Nimetler veren Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. requiescat in pace Huzur içinde yatsın, Allah rahmet eylesin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAADET) (i. A.) (terkiplerde: saâde). Bahtiyarlık. BâbüVsaâde = MAbeyn-i HümSyûn kapısı. Bâb-ı Hümâyûn. Vakt-i saâdet, zamân-ı saâdet = Peygamberimiz’in yaşadığı çağ. Saadetle = «Allahaısmarladık» diyenlere söylenen nezaket tâbirlerinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.).

1.Dirilik, hayat: Bana sizin sağlığınız lâzım.

2.Hastalık ve sakatlığı olmama, sıhhat, Afiyet: Vücut sağlığı. Sağlığa yüztutmak — İyileşmeye başlamak. Üstünüze sağlık = Allah sizi esirgesin I Başsağlığı = Hayat. Başınız sağolsun = Siz sağolun (tâziye tâbiri). Sağlığınıza = Sıhhatınıza, sıhhatiniz için (içki içerken söylenen temenni tâbirlerinden) Eline, elinize sağlık = Aferin, (beğenme ve övme tâbiri). İyilik, sağlık olsun = Fayda görünüz (iyi dua). Üstüme iyilik sağlık = Şaşma tâbiri: (AA) üstüme iyilik sağlık!


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Mübarek, kutlu, uğurlu. Mübarek, mesut. Sevap kazanmış, Allah katında makbul tutulmuş. Sahabe isimlerinden

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hatır, uğur. for heaven's sake Allah aşkına. for my sake hatırın için. for the sake of argument farzedelim ki. for the sake of clarity anlaşılsın diye. for the sake of peace barış uğruna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şükreden, durumundan memnun olan. Allah’a şükreden. Kur’an’da çok sık geçen kelimelerden biridir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. «sağ» dan).

1.Gizlemek: Hırsızları evinde saklamıştı.

2.Beklemek, gözetmek, korumak: Allah saklasınl

3.Bir tarafa kaldırmak, biri için yahut bir vakit için bırakmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The invocation 'Assalam o Alekum wa rahmat Allahu wa barakatuhu' recited at the termination of Salat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. salât). Müfred gibi «Allahümme salli alâ seyyldinâ Muhammedin ve alâ Alihi Muhammed» duAsı. Salavât getirmek, okumak = Bir tehlike hâlinde bu duânın okunması Adet olduğundan, pek sert adam hakkında: Yanına salavâtla varılır, denilir, (bk.) Salât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. «tasliye» den). «Sallallâhü aleyhi ve sallem» duasında geçer. bk. Tasliye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hz. Muhammed’in adı anıldıkça söylenmesi mûtad olan «Sallallâhü aleyhi ve sellem» duasının kısaltılmışı olup böyle yazılırsa da yine «Sallallâhü aleyhi ve sellem» suretinde okunur. Başka peygamberler hakkında ekseriya «aleyhisselâm» duası söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan, mutlak mâlik ve mutlak müstakil olan: Allah.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ezeli, ebedi ve yüce olan ve hiç kimseye veya şeye ihtiyacı olmayan, mutlak malik olan yüce Allah. - Allah’ın isimlerindendir. “abd” takısı almadan kullanılmaz. Abdüssamed.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., (argo) cehennem. What the Sam Hill is he doing here? Hay Allah, burada işi ne yahu?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İkinci. 2.Yapan, işleyen, meydana getiren. 3.Yaratan. Allah’ın isimlerinden. Saniullah veya Abdüssani şeklinde isim olur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeryüzünü açan: Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Adanmış: Allah’a satılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sübül).

1.Yol, cadde. Ebnây-i sebil = Yolcular. Fi sebîl-Ullah = Hak yolunda, sevap için, hayrat olarak.

2.Allah rızası için her zaman parasız su dağıtılan hususî yapı: Lâleli Camii’nin sebili. 3.Hayır maksadıyla sokakta parasız dağıtılan su. Sebil etmek = mec. Parasız olarak dağıtmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Allah rızası için gelip geçenin su içmesine mahsus bina.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

MARİFETNAMEDEN

• Başın üst kısmının seğirmesi: İyi bir makam ve mevkiden haber verir.

• Başın ön tarafının seğirmesi: İyi bir devlet bulmaya işarettir.

• Başın yan tarafının seğirmesi: Sağı ve solu hayırlı eyler.

• Alnın seğirmesi: Sağda ise eğlence – Solda ise habere işarettir.

• Kaşın seğirmesinden: Sağ ve sol her yer dostlukla dolar.

• Kaşın ortası seğirirse: Sağı zevk – solu kederdir.

• Dil seğirirse: sağı hüzün – solu coşkunluktur.

• Gözün dışı seğirirse: Sağda kötüleme – Solda ziynettir.

• Gözbebeğinin seğirmesi: sağ gözde olursa sıkıntı - solda sevinçtir.

• Göz kuyruğunun seğirmesinde: sağ göz için sevinç - solda maldır.

• Gözün altı seğirirse: Sağdaki iyiliğe – soldaki mevkiye alamettir.

• Yanağın seğirmesi: sağda olursa hayır – solda olursa mala işarettir.

• Burundaki seğirme: sağ tarafta kahır – sol taraftaki mevkiye alamettir.

• Dudağın üst kısmındaki seğirme: Sağda olursa rızık – solda şenliktir.

• Dudağın uç kısmının seğirmesi: Sağda zarar – solda esenliktir.

• Dudak altının seğirmesi: Sağda ve solda daima güzellik alametidir.

• Seğiren çene: Sağda eğlence – solda güzellik işaretidir.

• Kulağın seğirmesi: Sağda ve solda güzel habere işarettir.

• Boğazın seğirmesi: sağda mala – solda üzüntüye işarettir.

• Arka omuzların seğirmesi: Sağda üzün – solda keder alametidir.

• Kol pazularının seğirmesi: Sağda olursa rızık – solda olursa mala çıkar.

• Bilek seğirirse: Sağda ve solda iyi habere işarettir.

• Kolların seğirmesi: Sağda kötüleme – solda ayıptır.

• Elin bilekleri seğirirse: Sağda mala – solda meşakkate delildir.

• Elin sırtı seğirirse: Sağdaki üzüntüye soldaki şerefe alamettir.

• Avucun seğirmesi: Her ikisinde de rızık ve mala işarettir.

• Başparmak seğirmesi: Sağda yük – solda üzüntüdür.

• Şahadet parmağı titreyip seğirirse: Sağ ve solda yeni sebeplere çıkar.

• Ortak parmak seğirirse: Sağda olursa üzüntü – solda olursa neşedir.

• Serçe parmak seğirirse: Sağda makam – solda gam işaretidir.

• Yüzük parmağının seğirmesi: Sağda mal – solda hayır.

• Göğüs seğirmesi: Sağda hüzün – solda sevinç olur.

• Meme seğirmesi: Sağda makam – solda sevinç işarettir.

• Karnın seğirmesi: Sağda kavuşma – solda neşedir.

• Göbek seğirmesi: Sağda üzüntü – solda esenliktir.

• Böğür seğirmesi: Sağda mevki – solda rızık alametidir.

• Oyluğun seğirmesi: Sağda güzellik - solda oğul işarettir.

• Kasık seğirmesi: Sağda olursa cima – solda yolculuktur.

• Husyelerin seğirmesi: Sağda çocuk doğumuna – solda kedere işarettir.

• Makatın seğirmesi: Sağda mal – solda yola işarettir.

• Baldır seğirmesi: Sağda olursa eğlence – solda yolculuk işaretidir.

• Diz seğirmesi: Sağda üzüntü – solda sevinç alametidir.

• Diz altı seğirmesi: Sağda yola – solda kedere çıkar.

• Bacak seğirmesinden: Sağda mal – solda mevki görünür.

• Sırtın ortasının seğirmesi: Sağda yol – solda erzak işaretidir.

• Karın arkasının seğirmesi: Sağda mal – solda ayrılık alametidir.

• Topuğun seğirmesi: Sağda mal – solda yolculuk alametidir.

• Ayak arkasının seğirmesi: sağda hüzün – solda esenliğe çıkar.

• Elin kemiği seğirmesi: Sağda yolculuk – solda mal demektir.

• Avuç seğirirse: Sağda yola - solda şeref kazanmaya delildir.

• Başparmak seğirmesi: Sağda mal – solda murada çıkar.

• İkinci parmak seğirmesi: Sağda ve solda iyi habere işarettir.

• Ortak parmaklar seğirirse: Sağda ve solda çekişmeye sebep olur.

• Yüzük parmağı seğirirse: Sağda çekişme – solda sevinç vardır.

• Küçük parmak seğirirse: Sağda ve solda rızık ve mal demektir.

Eğer bir yerin seğirirse bak ve bu söylediklerimizi hatırla ve şüpheye düşmeden inan.

Bir damar yerinden oynuyorsa onu hareket ettiren mutlaka ALLAHU Tealadır.

Damarın sana vermek istediği işareti anla ve arkasından gelecek olanı bekle.

Erzurumlu İbrahim HAKKI Hazretleri (Kuddise Sirruh)

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Allah yolunda canını feda eden müslüman, İslam uğruna ölen müslüman, şehadet mertebesine erişen kimse. 2.Fikri, inancı, ülkesi uğruna ölenler için de teşmilen kullanılmaktadır. Vatan şehidi. 3.Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Ayrıca isimlerde ek yapılabilir. Şehidcan, Şehidnur, Şehidhan. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şükreden, şükredici. Allah’ın isimlerinden, (bkz.Abdüşşekûr).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Sulh, barış, asayiş.

2.Tehlikelerden uzak olma, selâmet, sonu iyi ve hayırlı çıkma (bu mânâ ile selâmet daha çok kullanılır).

3.Allah’ın isimlerindendir: Ya Selâml

4.Aşinâlık. Esselâmü aleyküm = Selâm üstünüze olsun! Ve aleykümselam = Bu selâmın cevabı. Aleyhisselîm = Peygamberler ve bazen sahabelerin adı geçince söylenen dua tâbiridir: Hazret-i NÜh aleyhisselâm. Vesselam = işte o kadarl DArü’s-Selâm =

1.Cennet.

2.Vaktiyle Bağdad şehri. 3.Tanzanya’nın başkenti. Medînetii’s-Selâm = Yine Bağdad şehri.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnsanların birbirleriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık dostluk, saygı ifade eden söz, yaptıkları işaret veya hareket. 2.Emniyet, huzur, selamet, esenlik, sağlık, sağlamlık. 3.Selam: Yüce Allah’ın isimlerinden, Fani olmama, ze-valsizlik, her çeşit arıza ve hadiseden salim olmak. Her türlü tehlikeden koruyup selamete çıkaran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). T. Kusur, eksiklik ve ayıptan veya hastalıktan sâlim, uzak olma, sağlık.

2.İyi son, iyi netice: Allah selâmet versin!

3.Kurtulma, Ar. halâs, rehâ, necât: Selâmet buldu. Artık ötesi selâmet.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın selamı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Selâm etsin, selâmet versin: Sallallahü aleyhi ve sellem.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bal. 2.Büyük bıldırcın. Tih çölünde bulundukları sürece, israiloğullarına Allah tarafından kudret helvasıyla birlikte, karınlarını doyurmak için gönderilen kuş. 3.(İsp.) Ekvator da sık balta girmemiş orman

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Semaya, göğe havaya ait. 2.Gökten düşmüş. Allah tarafından olan, ilahi. 3.- İşitme esasına dayalı olarak öğrenilen, (bkz.Semavi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İşiten, işitme kuvveti olan. Allah’ın isimlerinden, (bkz.Abdüssemi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Örten. Günahları örten, Allah. - Allah’ın isimlerinden “abd” takısı alarak kullanılır. Abdüssettar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.İyi bir davranışa karşı Allah tarafından verilen mükâfat.

2.Allah’ın rızâsına uygun ve ahret mükâfatına lâyık iyi iş: Sevâb işlemek; şu yetime yardım etmek sevapdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sevgisi olmak, sevgi duymak, gönülden bağlı olmak, dostluk ve sevgi göstermek: Her ana evlâdını sever.

2.Aşık olmak: Mecnûn, Leylâ’yı sevmekle şöhret bulmuştur.

3.Mâil olmak, beğenmek, tercih etmek, arzu göstermek: Eti çok severim, balığı hiç sevmem.

4.Okşamak, taltif etmek: Çocuğu seviyordu.

5.Hoşlanmak, muvafık ve uygun bulmak, hazzetmek: Söğüt ağacı sulak yerleri sever; bu ağaç yerini sevmiş, çabuk büyüdü. Allah’ı seversen = Allah aşkına!


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın kılıcı. - Ali (r.a.)’nin ve Hz.Halid b. Velid’in lakabı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Allahın tecellisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ünlem, kaba bok; ünlem Hay Allah ! Kahrolası!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ünlem değersiz şey; ünlem Öf! Allah Allah!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratıcı gücü, kuvveti olan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hastalıktan kurtulma, iyi olma, Afiyet kazanma. Şifa bulmak = Hastalıktan iyi olmak, arılmak. Allah şifilar versin = Hastalara edilen dua. Şifi olsun = Bir şey ve bilhassa bir iliç veya yiyenlere edilen dua. Dirü’ş-şifi =

1.Hastahane.

2.Tımarhane.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dayanmak, ilticâ etmek: Şeytan’ın şerrinden Allah’a sığını■ıml

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arap yarımadasının Mısır ile birleştiği yerde bir üçgen oluşturan yanmada. 2.Bu yarımadada bulunan dağ. 3.Hz.Musa’ya Allah’tan levhaların (sözlerin) geldiği dağ.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şükür, hamd: Allah’a hamd-ü sipâs olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Allah’ın arslanı, Hz. Ali.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dosdoğru yol. Allah’ın yolu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanrı’ya ortak koşma, Allah’tan başka yaratıcıya inanma, çok tanrılığa inanma, müşriktik. Ar. küfr. Ehl-i şirk = Müşrikler, puta tapanlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oğul, erkek evlât, çocuk, evlât; b.h. Hazreti İsa. son of a bitch, kıs. s.o.b. (kaba) it oğlu it, kancık, piç oğlu piç. son of a gun it kırıntısı; Hay Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Söz, lâkırdı etmek.

2.Demek: Ne söylediniz?

3.Anlatmek, haber vermek, ifade ve beyan etmek: Hâlini söyledi; gezdiği yerlere dair çok şeyler söylüyordu; bunu size kim söyledi?

4.İhtar ve tenbih etmek, uyarmak: Çocuklara söyleyin derslerini hazırlasınlar; Ben ona söylerim siz merak etmeyin.

5.Haber vermek, gammazlık etmek: Çocuklara tenbih etmeli bu meseleyi kimseye söylemesinler. Açık söylemek = Kapalı ifadeyle değil, doğrudan doğruya söylemek. Allah için söylemek = Tanrı aşkına doğrusunu söylemek. İyi söylemek = Övmek: Hakkınızda çok iyi söylüyordu. Büyük söylemek = Övünmek. Türkü, şarkı söylemek = Tegannî ve terennüm etmek, okumak. Çok söylemek = Gevezelik etmek, sözü uzatmak. Doğru söylemek = Sözünde isabet etmek. Yabana söylemek = Saçma, yersiz ve haksız konuşmak, yalancı çıkmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kelime: «Bülbül» Fersça’dan alınma bir sözdür.

2.Kelimelerden mürekkep, İsteklerin ifedesine yarayan lâkırdı, Ar. kelâm, kavi: Atalarımızdan kalma bir sözdür.

3.Haber, havâdis, şâyia: Bir söz işittim; bir söz dolaşıyor.

4.Vaad, taahhüt: Kendisi söz verdi; o sözünde durmaz adam değildir.

5.Uyuşma, Ar. mukavele, muvafakat, karar: Aramızda söz ettik; önler söz bağlamışlar; söz alıp vermişler.

6.Bahis: Onun sözü geçti; ondan söz açıldı.Dedikodu, Fars. güft-ü gû, Ar. kıyl-u kaal: Söz olmasın diye çekmiyorum.Hüküm, nüfuz. Atalarsözü = Ar. Darb-ı mesel. Söz atmak = Sözle sataşmak, Osm. harfendâzlık etmek. Acı söz = Hoşe gitmeyecek söz. Söz açılmak = Bahsi geçmek. Söz anlamak = Anlayış göstermek. Söz anlatmak = İnandırmak. Söz almak = VAdettlrmek. Söz ayağa düşmek = Küçük büyüğü dinlememek, her kafadan bir ses çıkmak. Sözebesi = Durmadan konuşan, laf yetiştiren. Söz eri = Baş, reis. Sözünün eri = Sözünde durur, vâdine sadık. Söz ehil = Güzel söz söylemeye muktedir, Osm. mîr-i kelâm. Söz etmek = Bir şeyden bahsetmek. Söz başı = Bahis başı. Söz bir Allah bir = Söylediğim söyledik, kararımdan dönmem. Söz bir etmek = Söz birliği etmek, ittifak etmek. Söz bitmek = Karar verilmek, muvafakat hâsıl olmak. Söz birliği = İttifak. Büyük söz = Kibirle söylenilen söz. Söz aramızda, beynimizde = Gizli kalsın, kimse işitmesin. Söz çıkarmak = Haber yaymak. Düşman sözü — İftira. Söz düşmek = Bahsi geçmek. Sözde = Sanki, güya. Sözden dönmek = Vaadden caymak. Söz dinlemek = Kanmak, itaat etmek. Söz tutmak = Dediğini yapmak. Söz kaldırmak = Sert söze tahammül etmek. Söz kesmek = Karar vermek. Sözü kesmek — Sözü tamamlamadan bırakıp sükût etmek. Söz geçirmek — Sözünü dinletmek. Söz gelişi = Meselâ, farazâ. Söz götürmek = Kesin olmamak. Söz götürmez = Diyecek yok. Söz girmek, karışmak — Bir bahse başka lâkırdı karışmak. Sözüm ona, sözüm yabana = Biri hakkında ağır veya edebe aykırı bir şey ileri sürülünce söylenen nezaket cümlesi. Sözüm sözdür, sözüm söz olsun = VA’dimden dönmem. Söz vermek = Vaad ve taahhüt etmek. Sözü yabana atmak = İtibar etmemek. Yabana atılacak söz değildir = Doğrudur. Söz yok = Diyecek yok, uygun, doğru. Saz ve söz = Eğlenceli meclis. Söz alıp vermek = Bir işi kararlaştırmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ruhsal, ruhanı, manevi, tinsel, bâtıni; Allah tarafından ilham edilmiş; kutsi, ruhani, kiliseye veya kutsal şeylere ait; i. Amerika zencilerine özgü ilâhi. spiritually z. manen, ruhani olarak. spiritualness i. manevilik, ruhanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. subhâniyye). Subhân’a, Allah’a ait, ilâhî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞÜKR) (i. A.). T. Görülen iyiliğe karşı minnettarlık, teşekkür: Allah’a şükretmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın koyduğu nizam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın yarattığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en yüksek, ulu, yüce; hakim; en yüksek mertebede; en yüksek derecede, en mükemmel; son. Supreme Being Hak Taalâ, Allah. Supreme Court Anayasa Mahkemesi. supreme good en büyük iyilik, en yüksek hayır gayesi. Supreme Soviet en üst Sovyet. supreme t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., leh. yemin etmek. I swan ! Çok şaştım ! Aman Allahım !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıyâz»dan mas.). Eûzübillah deme, Allah’a sığınma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.“Allah ömür versin” demek. Selam verme, hayır dua etmek. 2.Mülk, malikiyyet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uttering the formula of faith: 'La ilaha illa Allah', i e.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Namaza başlarken “Allahu ekber” deme.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tevbe eden. Günahlarından dolayı pişmanlık duyup Allah’tan af dileyen, müslüman.- Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Beğenme, değer verme. 2.Allah’ın isteği, Allah’ın yazdığı. İnsan için tesbit edilen hayat çizgisi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinde muttaki, Allah’tan hakkıyla korkan kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vikaaye» den). Allah’tan korkup günahlardan çekinme, perhiz. Ehl-i takvâ = Aşırı, fakat samimî dindar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Allah korkusuyla dinin yasak ettiği şeylerden çekinme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.isteme, dileme, arama: Hakkını taleb ediyor.

2.Arzu, meyil, rağbet: Allah’ın rızasını taleb ediyorum. Arz ve taleb = (ticaret) Ticarî piyasada bir mala karşı gösterilen istek ve aranan malın piyasaya sürülmesi, Fr. offre et demande.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabiliyet, yetenek, hüner, Allah vergisi; yetenekli kimseler; eski ibrani veya Yunan altın veya gümüş parası; tarb a talent for music müzik kabiliyeti. talent scout sin. yıldız adayı seçen kimse. local talent bir mahallin yerlilerinden olan kabili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) MAnâyı kuvvetlendirmek için vallahi ve billâhi’den sonra söylenir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), f. Haydi ! Yallah ! (köpekleri ileri sürmek için avcının seslenmesi); f. Yallah ! diyerek köpekleri koşturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - Bakara suresinde İsrailoğulları hükümdarlığına Allah tarafından tayin edilen ve az bir askerle Calut’un ordularını yok eden komutan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birisini bilmek: Ben, bu adamı tanımıyorum; kendisi beni tanıyor.

2.Fark etmek, ayırmak, kim olduğunu seçmek, teşhis etmek: Sizi birdenbire tanıyamadım.

3.Kabûl ve tasdik etmek, inanmak: Allah’ı tanımayan adamdan ne umulur?

4.İtaat etmek: Küçük, büyüğü tanımazsa onunla iş görülemez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bildirmek, kim olduğunu anlatmak: Onu bana siz tanıttınız; kendisini tanımıyordum, kimse de tanıtmadı.

2.Kabûl ve tasdik ettirmek, İtiraf ettirmek: Bize Allah’ın birliğini tanıtan Peygamberimiz’dir («tanıttırmak» yanlıştır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Allahlık.

2.Ulûhiyyete ait, ilâhî. Tanrılık söz = Doğru ve insaflı söz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rızâ» dan masdar).

1.Râzı ve hoşnud etme.

2.Bir tecavüzde bulunan kimsenin, pişmanlığını söyleyip affını dilemesi: Tarziye talebinde ısrar ediyor.

3.Sahâbe ve din büyükleri için «Radiyallâhüanh» duâsını okuma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Lezzetine baktırmak, çeşnisine baktırmak, lezzetine bakacak kadar yedirip denetmek: Şu reçeli size tattırayım.

2.Duyurmak, hissettirmek: Allah kimseye evlât acısını tattırmasın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). «Yüksek olsun»: Allah Taâlâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). «Mübarek etsin». Tebâreke-llâh = Allah mübarek etsin, mâşallahl

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Görünme, belirme. 2.Kader, talih. 3.Allah’ın lütfuna erişme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A «ferd» den) (tasavvuf). Dünyadan ayrılıp yalnız Allah ile meşgul olma: Ehl-i tefrîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tehlîlât). «LAilâhe illallâh» cümlesini söyleme: Tehlîl ile meşgul idi. Tehlîl-hân = Tehlîl okuyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKBİR) (i. A. «kibr» den) (c. tekbîrât). Allah’ın azametini anarak «Allahu ekber» deme. Tekbir getirmek, almak = Allahu ekber demek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکبير] Allahuekber deme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

Allahuekber demek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ululama, ağırlama. 2.Sabah ezanından sonra okunan, Allah’ın ululuğunu anlatan dua.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. on; i. on rakamı veya sayısı, 10, X; onlu veya onluk bir şey. Ten Commandments Hazreti Musa'ya Allah tarafından verilen on emir. count in tens onar onar saymak. I'll lay you ten to one on that Bu işte bire karşı on ile bahse girerim. take ten

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüzhet» ten) (c. tenzîhât).

1.Kabahat ve eksikliklerden arıtma: Nefsini tenzîh etmek.

2.Allah’ın bütün eksikliklerden münezzeh olduğuna inanıp bunu ikrar ve itiraf etme: Cenabı Hakk’ı tenzih eylemek.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. théologie

tanrı bilimi

Allah’ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «subhan»dan) (c. tesbîhât).

1.Subhân-allâh diyerek Allah’ı tenzih ve takdis etme.

2.Duaları saymak için hazırlanmış taneler dizisi: Tespih çekmek. Tesbihağacı = Teşbih tanelerine benzeyen ve ipliğe geçirilip teşbih gibi kullanılan taneler veren büyük bir ağaç. Tesbihböceği = Teşbih tanesine benzer bir böcek, kanfeşe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Günah ve kabahatten vazgeçerek Allah’a yönelme; bir günah ve kabahatten pişman olup bir daha yapmamaya karar verme. (bk.) Tövbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ), işlerin gidişini Allah’a terk ve havale edip kadere razı olma: Allah’a tevekkül ettim, erbab-ı tevekkül.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyi Allah’a bırakarak, yargıya boyun eğme.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Uydurma, uygun düşürme. 2.Başarıya ulaştırma. 3.Allah’ın yardımına kavuşma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «vefk» ten) (c. tevfîkaat). T. Uydurma, uygun ve mutabık getirme: Kanuna tevfik hareket etmek.

2.Allah tarafından verilen doğru yolu bulma arzusu.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Birkaç şeyi bir araya getirme. 2.Allah’ın birliğine inanma. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahdet» ten) (c. tevhîdât).

1.Birkaç şeyi bir araya getirme, birleştirme: Tevhid-i düyun, tevhid-i efkâr.

2.Bir sayma, bir gözüyle bakma, birliğine inanma.

3.Lâ ilâhe illâllâh sözünün söylenmesi ve tekrarı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tevbe» den). Kullarının tövbesini kabûl ile affeden (Allah).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a hizmet eden, itaat eden.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) teşekkür etmek; mesul tutmak. Thank goodness, Thank God Allaha şükür. Çok şükür. Hamdolsun. Thank you. Teşekkür ederim. He has only his forgetfulness to thank for the loss. Kaybının sebebi kendi unutkanlığı. I'll thank you to mind your own busines

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teşekkür, minnet; şükran duası, şükür; alenen Allaha şükretme; (bh) Amerika'da şükran günü, hindi bayramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hem Allaha hem insana ait, hem ilahi hem insani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Allahın veya bir ilahın saltanatı; ilâhlar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Allaha veya ilahlara itikat; Allaha inanma; tektanrıcılık. theist (s.), (i.) Allaha inanan, tektanrıcı (kimse). theis'tic(al) (s.) Allaha iman kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek Allah, ilah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allahı her şeyin merkezi olarak tanıyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teokrasi, dincierki; Allah namına papazlar idaresi; böyle idare olunan memleket. the'ocrat (i.) böyle bir idarenin reisi; Allahın verdiği şeriata göre işleri idare eden kimse. theocrat'ic(al) (s.) teokratik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) en yüksek iyiliğin meydana gelebilmesi için fenalığın gerekli olduğunu iddia ederek Allahın tedbirlerini haklı çıkaran felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Allahın veya bir ilâhın tecellisi veya görünmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teosofi, bireyle Allah veya melekler arasında doğrudan bağlantı kurmayı amaçlayan dini sistem; Budist ve Brahman sistemine benzer yeni bir din ve felsefe sistemi. theosophist (i.) bu felsefe taraftarı. theosoph'ical (s.) bu felsefeye dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Allah kahretsin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hz.Nuh zamanında Allah’ın kötülüğe sapmış insanları cezalandırmak için gönderdiği bütün dünyayı su ile kaplayan yağmur. 2.Şiddetli yağmur ve sel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Coşma, taşma. İsyan. 2.Kur’an’da, Allah’a asi olanların yaptıkları eylemin adı. Tuğyancıların vasfedilişi de tağut kelimesiyledir. İsim olarak kullanmak uygun değildir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmez, çok: Allah, tükenmez ömürler ihsân eylesin!

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.)(Erkek İsmi) - Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bitiştirmek.

2.Görüştürmek, kavuşturmak: Allah, sevdiklerinize ulaştırsın.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Allaha karşı itaatsiz, dinsiz; kötü, günahkâr; k.dili. pek uygunsuz, pek fena; pek çok. ungodliness i. dinsizlik günahkarlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) üstüne, üzerine, üstünde, üzerinde; -e,-de , ile; vukuunda, hususunda; şartıyle, göre; takdirde. tier upon tier tabaka tabaka, sıra sıra. upon my word vallahi, alimallah; Hay Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yukarı, Ar. fevk, bir şeyin yukarı kısmı, alt mukabili: Üstünde olmak, üstünü toplamak, evin, yolun üstü.

2.Dış, bir şeyin dışarısı, hârici, yüzü: Yerin üstü, portakalın üstü.

3.Kaymak ve köpük gibi, bir şeyin üzerinde bulunan kısmı: Pekmezin, yoğurdun üstü.

4.Kıyafet: Ustü pek pis, üstüne bakılmaz.

5.Amir: Memur, üstünden aldığı emre itaat etmeli. 6.Yukarı olan, yukarda bulunan: Ust mahalle, üst dudak, üst kat.Diğerinden yukarı olan: Üst çıkmak, o ev bu evden üsttür.Üste, üstüne, üstünde: Üzere, üzerine, üzerinde. Üstüne çıktı = Üstünde oturdu. Alt üst = Karma karışık. Alt üst böreği = Yalnız kalın ve iki parça hamurdan yapılan bir çeşit kaba börek. Ayaküstü = Ayakta, oturmaksızın, acele olarak. Üstüne almak =

1.Deruhde, taahhüt etmek.

2.Ben yaptım diye iddia veya itiraf etmek. Uste vurmak = Zam ve ilâve etmek. Ust üste, birbiri üstüne = Birbiri üzerine, hepsi bir sayılarak. Ust baş = Kıyafet. Üstümüzden ırak = Allah esirgaye! Üste vermek = iki şeyi değiştirirken birine diğer bir şey daha ilâve etmek. mec. Bir fayda umarken zarara uğramak. Üst çıkmak, üst gelmek = Galip gelmek. Üstüne varmak = Bir şeyi yapmak istemeyene karşı ısrarda bulunmak. Üstüne yatmak = Aldığı bir şeyi iade etmemek. Üst yan = Yukarıya doğru bitişik taraf. Üstüne yürümek = Üzerine hücum etmek. El-üstü = Amir. Başüstüne = Emredersiniz! Baş üstünde yeri var = itaat ve saygım yerindedir. Tepeüstü = Başaşağı. Kalburüstü = Bir şeyin seçkin kısmı. Yolüstü = Yol üzerinde bulunan ve yolda tesadüf edilen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vücûb» dan) (mü. vacibe). t. Terki câiz veya mümkün olmayan, elzem, Ar. muktezî, lâbüd: Ana babaya hürmet vaciptir.

2.(fıkıh) Şer’an çok lüzumlu olan, farz derecesinde olan. Vâcib-ül-edâ = İfâsı lâzım. Vâcib-ül-vücûH = Allah.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vahdâniyye). Allah’ın birliğine ve bir olan Allah’a mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’ın birliği ve varlığı: Vahdâniyete inanmak, vahdâniyet hakkı için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Birlik, bir ve tek olma.

2.Yalnızlık, Ar. inzivâ, uzlet, halvet.

3.(tasavvuf) Allah’a yakınlık, vuslat, kesret mukabili.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yalnızlık, teklik, birlik. 2.Allah’ı birlemek, şirkten uzaklaşmak. 3.Hakimiyet ve teşri’i (yasa koyuculuğu) yalnız Allah’a ait olarak görmek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir, tek, yalnız. Allah’ın sıfatlarındandır. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir fikir veya emrin Allah tarafından bir peygambere ilham olunması: Hz. Muhammed’e vahy, kırk yaşlarında iken nâzil olmuştur. İlâhî emirler, peygamberlere vahy ile bildirilmiştir (evliyâya olursa ilham denilir). Emînü’lvahy = Allah tarafından vahy getirmeye memur olan Cebrâil-,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah için, Allah hakkı için.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Cenab-ı Hakk’ın 99 isminden birisi. Mal ve mülkün, bütün değerlerin son ve gerçek sahibi yüce Allah. 2.Varis kelimesi, müslümanlar kastedilerek de kullanılmıştır. 3.Mirasçı, kendisine miras düşen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Vasiyeti yerine getiren, vesayeti yüklenen kimse, henüz reşid olmamış çocuğun işlerine bakmakla mükellef kimse. 2.Geniş, açık, enli, bol, kapsayıcı. 3.Her şeyi ihata edici. Bilgisinin boyutları sınırsız. 4.Allah’ın isimlerinden (bkz.Abdülvasi). Kur’an-ı Kerim’de zikredilen isimlerdendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vüs’at’ten) (mü. vâsia). Geniş, enli, bol. Arzullâh-ı vâsia — Allah’ın yeri geniştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Yemin edatı. İçin, hakkı için. Vallâhl = Allah için, Allah hakkı

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İki kişinin birbirine «Allahaısmarladık ve Allah’a emanet olunuz» deyip ayrılmaları, ayrılma, esenleşme, Ar. mufârakat. El-vedâ = Allaha ısmarladık, selâmetle kal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vedâ» dan smüş.) (c. vedâyî). Saklanmak için emanet bırakılan şey, emanet. Vedîa-t-ullâh = Allah’ın emaneti hükmünde olan şey.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Allah’ın emaneti, dini. Kadınlar da Allah’ın emaneti olarak nitelenmişlerdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vedd» den imüb.). Pek fazla sevgi ve şefkati olan (Allah’ın sıfatlarındandır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok muhabbetli, çok şefkatli. 2.Allah’ın isimlerinden. İyi kullarını sevip onlara rahmet ve rızasını irade eden yüce Allah. -(bkz.Abdülvedud). Kur’an’da Hud, ayet: 90; Buruc, ayet: 14’te zikredilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın ihsanı sonucu olan. Allah vergisi, fıtri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vehbiyye). Allah’ın vergisi neticesi olan, Allah vergisi, Fars. hudâ-dâd: Onun terbiyesi vehbîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vehb» den imüb.). Fazlası ile bağışlayan ve veren (Allah’ın sıfatlarındandır). Abd-ül-vehhâb as İhsan sâhibi olan Allah’ın kulu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok hibe eden, bağışlayan. Sayısız nimetler veren yüce Allah. Bu isim Esmau’l-Hüsna’dan-dır. Kur’an-ı Kerim’de, Al-i İmran, ayet: 8; Sa’d suresi ayet: 9 ve 35’te geçmektedir. - (bkz.Abdülvehhab).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Başkasının yerine ve adına hareket eden veya konuşan. 2.Asıl vazifelinin yerine çalışan, bir vazifeyi geçici olarak idare eden. 3.Hükümet üyesi olan kimse, bakan, nazır. 4.Kur’an’da Allah’ın ismi olarak da geçmektedir, (bkz.Abdülvekil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vely» den smüş.) (mü. veliyye) (c. evliyâ).

1.Sahip. Veliyyü’l-emr = Emir sahibi, Amir. Velî-nîmet = Nimet sahibi; bir kimseye çok büyük iyilikte bulunan kimse, Ar. mün’im.

2.Bir çocuk veya kadının gerek ana babadan, yakın akrabasından, gerek vasisi olup işlerine karışan, hâlinden mesul bulunan adam.

3.Allah’a yakınlığı olan kimse, aziz.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çocuğun bakımı ve idaresi üzerinde olan, hal ve hareketlerinden sorumlu bulunan kimse. 2.Dost, yakın. 3.Allah’ın sevgili kulu, ermiş evliya. Allah’ın isimlerinden. (bkz.Abdulveli).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın sevgili kulu. Allah’a teslim olmuş, onun hakimiyet ve sultasının dışında hakimiyet ve sulta tanımayan. Yalnızca Allah’ı, rasulünü ve mü’minleri dost edinen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evliyâ-ullâh). Allah’a yakınlık kazanmış olan zat: Evliyâ-ullâhtan bir zat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. veliyyât). Allah’a yakınlık kazanmış kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vermek, teslim etmek, Osm. İtâ etmek: Paketi bana verin, parayı kime verdiniz?

2.Hediye ve ihsan etmek, bağışlamak: Fakirlere verir, o kimseye bir şey vermez.

3.Ödemek, Osm. tediye etmek: Aldığınız eşyanın parasını verdiniz mi?

4.Çıkarmak, neşretmek: Islanınca fena bir koku veriyor.

5.Hâsıl etmek, meydana getirmek; verimi olmak: Bu tarla senede ne veriyor? Bankaya yatırılan para ne kadar faiz verir?

6.Yormak, tefsîr etmek: Bu sözünü neye veriyorsunuz? Bana olan dargınlığına veriyorum. Yardımcı fiil olarak, sür’at bildirir: Alıvermek, gidivermek, yazıvermek ki, hemen alıp geçmek vesaire demektir. Ateşe vermek = Yakmak. Ara vermek = Fasıla vermek, kesmek. Ara vermeksizin = Fasılasız. Arka vermek = Dayanmak. Arka arkaya vermek = Birbirine dayanmak, yardımlaşmak. Elvermek = Yetmek. Ele vermek — Haber verip teslim etmek, sırrını meydana çıkarmak. Aman vermek =

1.Affetmek.

2.Zaman vermek, müsaade etmek. Uste vermek =

1.Değiştirilen bir şey için fazla bir şey vermek.

2.Fayda beklerken zarar görmek: Paramı almadıktan başka kaybettiğim şemsiyeyi de üste vermiş olduk. Baş vermek =

1.Canını feda etmek, baş koymak.

2.Başaklanmak, baş bağlamak. Başbaşa vermek = Konuşmak. Bereket versin = Allah bolluk versin. Bereket versin ki = İyi ki, Allah’a şükrolsun ki. Bel vermek = Eğilmek, öne doğru kanburlaşmak, beli çıkmak: Bu duvar bel vermiş. Boy vermek = Uzamak. Boyun vermek = İtaat, baş eğme. Pay vermek, payını vermek = Paylamak, çıkışmak, sövmek. Pey vermek = Satın aldığını temin için bir şeyin kıymetinden bir miktarını önceden vermek. Teminat vermek = Sağlamlaştırmak İçin bir karşılık göstermek. Can vermek =

1.Ölmek.

2.Pek fazla istemek. Hak vermek = Haklı bulmak. Renk vermek = Belli etmek. Zahmet vermek = Yormak. Senet vermek = Taahhüt etmek. Söz vermek = VAd ve taahhüt etmek. Falan şey süsünü vermek = Ona benzetmek, onun gibi tanıtmak: Adam kendine tüccar süsü verdi. Şan vermek = Şöhret kazanmak. Kaçamak vermek =

1.Firar etmek.

2.Vazifesi başına gitmemek. Kulak vermek = Dinlemek. Mânâ vermek = Tevil etmek, başka bir maksada yormak: Benim sözüme, buraya gelişime mânâ vermiş.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Vay! A! Aman! Hay Allah ! Uf be !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). I. Ey, hey: Yâ Allah! Ya Rabbi!

2.İmdat ve üzüntü ifade eder: Yâ medet Allah!


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YA HÜ) (e. A.).

1.Ey Allah! Allahım.

2.Ey sen, baksan a! Bana bak: Yâhû, buraya gel.

3.Adam; adamlar! A canım: Etmeyin yâhû! Yavaş yürüyelim yâhû! ‘


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - ‘Allah lütufkardır” anlamında. Kur’an-ı Kerim’de 5 yerde ismi geçen ve Zekeriyya (a.s.)’nın oğlu olan peygamb(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Hatâ etmez, Ar. lâyuhtî: Yanılmaz bir Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. yârân).

1.Dost, Ar. muhib. YSr-ı vefâdâr, yâr-ı vefâ şiir, yâr-ı cân = Yakın, candan dost.

2.Sevgili. 3.Bildik, tanıdık, Aşinâ: Yâr ve ağyâr nazarında.

4.Yardımcı, Ar. muîn: Allah’tan başka yârim yoktur. Cihir-yâr = ilk dört halîfe. Yâr-ı gaar Hz. Muhammed’e mağarada refakat eden Hz. Ebûbekir. mec. Sâdık dost.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YA RAB) (i. A ). Ey Rabbim, Ey Mevlâ’m, Allah’ım: Aman YArabbi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoktan var eden, Allah, Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaratan, Allah, Ar. halik, hallâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yoktan var etmek, Osm. halketmek: Allah, yeri ve göğü yarattı.

2.Meydana getirmek, Osm. ibdâ etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yardım eden, Ar. refik, muâvin: Bu işte hiç yardımcım yoktu.

2.Imdâda gelen, koruyan: Allah yardımcın olsun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (eski Zerdüştiler’de).

1.Hayır ilâhı.

2.Müslümanlık’ta Allah.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars) 1.Zerdüştlerin iyilik tanrısı. 2.Allah. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yok olma, bulunmama, Ar. adem, fikdân, noksan.

2.İhtiyaç, varlık mukabili, Ar. fakr, zarûret: Allah yokluk göstermesin.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zühd sahibi, şüpheli şeyleri bile terkederek günahtan kaçan, Allah korkusuyla dünya nimetlerinden el çeken (kimse) muttaki.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Parlak, parlak yıldız. Allah’ın isimlerindendir. Kur’an-ı Kerim’de Hadid suresi 3.ayette geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zikreden, ,anan. Allah’ı gerektiği gibi teşbih ve tehmid eden. Kur’an’ı öğüt verici, gerçek bir zikir olarak gören.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zevât) (dilimizde ekseriya yanlış olarak müzekker sayılır).

1.Kendi, nefs: Bizzat geldi, kendisi, ZİH mes’ele = Meselenin esası.

2.Asıl, cevher, Ar. ayn; sıfat mukabili. Ism-i zât = Has isim, özel isim.

3.Muteber, tutulan, itibar edilen, şahıs. Zât-ı Kibriya = Allah. Bizzat = Kendisi, vekil vasıtasıyle olmayarak: Bizzat gidip ziyaret etti. Zâtü’l-beyn = İki veya daha fazla şahıs arasındaki münasebetler. Islâh-ı zâtü’l-beyn etmek = Aralarını bulmak. Hadd-i zâtında — Aslında, sonradan geçici olmayarak: O, haddi zâtında cesur bir adamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) Kâbe’nin yanında meşhur bir kuyu ki, suyu kutsal sayılıp İslâm ülkelerinin her tarafına naklolunur.

ZEMZEM’İN ÖZELLİKLERİ

- Zemzem Cennet pınarlarındandır. - Cenab- ı Hakkın İbrahim´e (a.s.) ikram ettiği bir nimettir. - Harem- i Şerif´deki Ayat- ı Beyyinat´dandır. - Hacıların muşahede ettikleri en büyük nimet ve menfaatlerdendir. - Yeryüzündeki en hayırlı sudur. - Cibril- i Emin vasıtasıyla zuhur etmiştir. - Yeryüzünde en mukaddes topraktan kaynayan sudur. - Peygamber Efendimiz´in (s.a.v.) kalb- i şerifinin defalarca yıkandığı sudur. - Rasulullah Efendimizin mübarek tükürüğü ile bereketlenen sudur. - Açları doyuran sudur. - Dünya devam ettiği müddetçe bu vasfı devam edecektir. - Her derde devadır. - Hususiyle humma’ya (sıtma) şifadır. - Baş ağrısını giderir. - Gözün görmesini ziyadeleştirir. - Ne niyetle içilirse ona devadır. - Ona bakmak ibadettir. - Ondan içmek günahlara keffarettir. - Kaburgalarını gerdirinceye kadar içmek iman alameti ve nifaktan kurtulmaktır. - Misafirlere ikram edilecek en güzel hediyedir. - Mekke’yi Mükerreme´den diğer beldelere taşınması sünnettir. - Ebrar´ın içeceğidir. - İçilmesi sünnettir. - Misafire önce ikram edilir. - Onunla abdest almak sünnettir. - Kücük çocukların ağzına vermek sünnettir. - İçmekte büyük sevap vardır. - Ne kadar içilir ve ne kadar taşınırsa taşınsın bitmez. - Bedene kuvvet verir.

ZEMZEM’İN ESRARI

- Avrupa`da labaratuarlarda yapılan araştırmaya gore zemzem suyu diğer sulara göre çok daha az kükürt taşımaktadır. - Yine aynı araştırmaya göre diğer sulara göre çok daha besleyicidir ve cok daha fazla mineral barındırmaktadır. - Kaynağı henüz bulunamamıştır. Nereden geldiği şu anki teknolojiye göre bile bilinememektedir. Yakınlarında hiçbir kuyu yoktur ve denize de 80 km uzaklıktadır. Bu şartlarda suyunu denizden veya başka bir kuyudan alması imkansızdır. - Yıllardır suyun bitmiyor olması araştırmacıları çok şaşırtmaktadır. - Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu gidermek içiniçenin susuzluğunu giderir. - Sadece 1, 5 metre derinliğindeki ufacık bir kuyudan çıkan su, hac ve umre mevsimi boyunca milyonlarca kişinin tüm su ihtiyacını karşılamaktadır. - Hiçbir zaman ne azalma ne de kuruma göstermemektedir. - Dünya Sağlık Örgütü`nün (WHO) raporlarına göre dünyadaki en içilebilir ve sağlıklı sulardan biridir. - Amerika`da yapılan test sonuçlarına göre dünyada içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan tek sudur.

ZEMZEM DUASI

- Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. Zemzem suyundan içen şifa bulur. Ben de ondan içiyorum ve şöyle dua ediyorum. Allahumme innî es’eluke ılmen nâfia ve rızgan vâsia ve şifâen min kulli dâe. Manası: Allahım! Senden faydalı ilim, bol rızk ve her türlü dert için şifa niyaz ediyorum. - Allahumme edhılnî el- cennete biğayri azâbin velâ hısâbin ve erzıknî murâfigati nebiyyike ve seyyidinâ Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme fi’l- firdevsi’l- a’lâ. Manası: Allahım! Beni, azap görmeden ve hesaba çekmeden Cennetine koy ve Fi

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.).

1.Tatma, tât, lezzet: O meyvenin zevki nasıldır?

2.Hoşlanma, lezzet duyma, Osm. mütelezziz olma, haz, mahzûziyyet: Şu bina, şu söz, şu beyit, şu yazı zevkime gitti. Bunda ne zevk vardır? Bunun bir zevki var mıdır?

3.İyiyi kötüden farketmek, ayırmak kabiliyet ve iktidarı: O adamda Allah için zevk vardır.

4.Eğlence, cünbü}, sof d: Son zerkin e bak, o herif zevkimizi bozdu, zevk ve sefasıyle meşgul adam, zevk etmek. Zevkine bakmak = Zevk ve safâsıyle meşgul olup işe karışmamak. Zevkini çıkarmak = Hakkıyla sâfâsını sürmek: Oranın zevkini o çıkardı. Zevki çıkmak = Hakkıyla’ Safâsı sürülmek, lezzeti duyulmak: Gezmenin böyle zevki çıkmaz. Zevke gitmek = Hoşa gitmek, memnuniyyet sebebi olmak, beğenilmek: Bu söz zevkime gitti. Zevkine mecbur = Zevk ve safâya düşkün.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın süsü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ezkâr).

1.Anma, hatıra getirme.

2.Ağza alma, ismini söyleme, sözlü veya yazılı olarak ismini belirtme: Bir şairin ismini zikretmeksizin şiirini nakletmemeli; onu, tarihçiler arasında zikretmiş.

3.Beyan, ifade: Onu yukarıda zikrettik, bunun zikri geçmedi. 4.Teşbihle ve muhtelif şekilde Allah’ın isimlerini söyleme, Osm. vird çekme: Her namazdan sonra bir saat zikreder.

5.Övme, iyilikle anma. Ar. medh, senâ, Fars. sitâyiş: Sizin son muharebedeki yararlıklarınızı zikrediyorlardı. Zikr-i cemîl =

1.Övme, övüş, sitâyiş, övülerek ismi anılma: Geçen gün filân yerde zikr-i cemîliniz geçti. 2.Eskiden öğrencilere mükâfat dağıtım sırasında mükâfata hak kazanamayıp da büsbütün mahzun bırakılmaları da istenmeyenlere verilen basıIj bir kâğıt ki, mükâfata hak kazanmaya yaklaştıklarını gösterir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZINDİK) (i. A.) (c. zenâdık, zenâdıka). Allah’a ve ahrete inanmayan, dinsiz. Ar. münkir, mülhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZİYADE) (i. A.).

1.Artma, çoğalma.

2.Artan miktar, fazla, Ar. bâkî, küsûr: Bunun ziyadesini ne yapalım? Ziyadesi kalsın.

3.Çok, çok miktarda olan: Allah ziyade etsin, ziyade olsun = Yemek yediren kimseye söylenen nezaket tâbiri. Ziyadesiyle = Lüzumundan fazla.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Azamet, büyüklük, celâl sahibi olan Allah,

Türkçe Sözlük by