Allı ne demek? | Allı anlamı nedir? | Allı

Allı anlamı nedir?

Allı ne demek?

Allı anlamı nedir?

Allı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: alli

Türkçe Sözlük

(I.). Al renkte bulunan Allı pullu = Göz alıcı süsler ve renklerle süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Budalalık, ahmaklık. 2. Kalenderlik, safderunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Halk ağzında: En az.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Azınlık, azlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showingly dressed. jazzed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarımsak veya soğan gibi olan yahut kokan; sarımsaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşma, birleşme, uyuşma , ittifak; evlenme ile hâsıl olan akrabalık, dünürlük; (zool). birbirine benzeyen bir takım familyalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). müttefik, aralarında anlaşma olan; hısım olan, akraba olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Müttefikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika timsahı. alligator pear perse ağacı veya meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Koyu ve parlak pembe renk, al rengi. 2. Kadınların yüze sürdükleri al düzgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blusher. rouge. redness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rouge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir satır veya cümlecikte aynı sesi tekrar etmek. allitera'tion (i). bir cümlecikte aynı sesi tekrar etme. alliterative (s): aynı sesin tekrar edildiği par,ca veya cümleciğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Allium familyasından bir çeşit bitki .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahriye kumandanlığı, kaptanlık, deniz generalliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görgüsüz ve bön kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon. yokel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormality. anomaly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptal olma hali veya aptalca iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock. crime. folly. foolery. idiocy. insanity. stupidity. foolishness. tomfoolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly. foolishness. imbecility. stupidity. vacuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act like a fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bakkal İşi ve ticareti: Bakkallık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business of a grocer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bal ile yapılmış, bal sürülmüş, Ar. muassel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeyed. jammy. unusually lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeyed. containing honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milk and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ballıbabagillerden bir bitki (lamium). Başlıca çeşitleri benekli ballıbaba ve ak ballıbabadır. Ak ballıbabaya arılar çok konar.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(laminum): Ballıbabagiller familyasından bir çeşit bitkidir. Benekli ballıbaba ve arıların çok sevdiği ak ballıbaba gibi türleri vardır. Kullanıldığı yerler: Kabakulak, mayasıl ve kanlı basurda faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) iki çenekli ve bitişik taçyapraklılardan bir bitki familyası. Nane, lavanta çiçeği, kekik gibi kokulu bitkiler bu familyaya girer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağlarda görülen külleme hastalığının bir adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ.-tae) mancınık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balistik ilmi, askerlikte atış ilmi. ballistic (s). atılan gülleyle ilgili. ballistic curve bir güllenin çizdiği eğri. ballistic missile ask. roket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki madenden meydana gelmiş; iki maden esasına dayanan para sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor kadife üzerine sırma ile kabartma çiçek, yaprak vs. işlenmiş elbise veya örtü.

Türkçe Sözlük by

Ülke

(United Kingdom) Başkent: Londra.

Nüfus: 56.7 milyon.

Yüzölçümü: 244.100 km2.

Komşuları: Batıda Atlas Okyanusu, İrlanda Denizi, İrlanda Cumhuriyeti, Kuzeyde ve Doğuda Kuzey Denizi, Güneyde Manş Denizi.

Önemli Şehirleri: Birmingham, Glasgow Leeds, Sheffield, Liverpool, Brondford Manchester, Edinburg, Bristol, Coventry, Belfast, Nottingham, Leicester.

Din: Anglikan %57, Katolik %13, Presbiteryen %7, Metodist %4, diğer %19.

Dil: İngilizce.

Yönetim Biçimi: Çok Partili Meşruti Monarşi.

Siyasal Partiler.

Muhafazakar Parti, İşçi Partisi, Liberal Parti, Sosyal Demokrat Parti, Büyük Britanya Komünist Partisi, İskoç Ulusal Partisi, Galler Milliyetçi Partisi, Ülster Birleşikleri Sosyal Demokrat ve İşçi Partisi.

Tarih: II. Dünya Savaşı’na kadar Avrupa’nın ve dünyanın başat gücü olan ülke savaş sonrası yeni bir rol edinmiş, gerek üçüncü dünyadaki ulusçu hareketin etkisiyle, gerekse uluslararası baskıların artmasıyla denizaşırı sömürgelerine bağımsızlıklarını vererek dünyadaki öncü rolünü kaybetmiştir. 1956 Süveyş Krizi’nden sonra Birleşik Krallığın etkisini yitirdiği iyice ortaya çıktı. Bunun İngiliz Uluslar Topluluğu’na yansıması 1970’li yıllarda olmuş, bu yıllardan sonra, topluluk bağımsız üyelerin biraraya geldiği serbest bir birlik halini almıştır. Avrupa bünyesinde oluşturulan örgütlenme hareketlerinin de içinde olan Birleşik Krallık NATO’ya üyeliğinden başka 1973’te de AT’ye dahil olmuştur. Dünya Savaşı’ndan sonra Clemat Attlee’nin liderliğindeki İşçi Partisinin iktidarına rağmen 1951 yılında savaş sırasında başbakanlık yapan Sir Winston Churchill’in oluşturduğu muhafazakarların yönetimine geçerek 13 yıl böyle kalmıştır. 1979 yılına kadar İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti arasında el değiştiren iktidar o tarihten 1990’a kadar Margaret Thatcher’in liderliğindeki muhafazakarların elinde bulunmuştur. Thatcher’in 1990’da istifasıyla boşalan muhafazakar parti liderliği ve başbakanlığa Jon Major seçilmiştir. Birleşik Krallık yönetiminin ülke içindeki en önemli sorunları genel olarak ekonomik nedenlerle dayanmakla beraber Kuzey İrlanda’nın statüsü ve IRA militanlarının yarattıkları terör olayları da yönetimi zor durumda bırakmıştır. Uluslararası alanda en önemli sorun 1982 yılında yaşanan Falkland Krizi olmuş Arjantin Birleşik Krallık yönetiminin başarılı bir sınav verdiği bu olaylar Arjantin’in yenilgisi ile sona ermiş, hemen yapılan genel seçimler sonrasında da Thatcher liderliğindeki Muhafazakarlar iktidarlarını iyice sağlamlaştırmışlardır. Güney Afrika ile geleneksel bağlarına karşın bu ülkede sürdürülmekte olan “apartheid” politikasıyla çeşitli ekonomik yaptırımlar uygulamakta olan Birleşik Krallık yönetimi, 1990’da Nelson Mandela’nın serbest bırakılması üzerine uyguladığı yaptırımlara son verdiği gibi Güney Afrika’ya yatırım yasağını da kaldırılmıştır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplumbağanın üst kabuğundan çıkan et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çap pergeli ile öIçmek; (i)., (gen). (çoğ). çap pergeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedeneğitimi, jimnastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hattat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yazısı, hüsnühat, hattatlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla sirklerde kullanllan ve buhar ile çalınan org. c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatalı olan, ikiye, üçe bölünmüş: Yılanların dili çatallıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forked. spiny. furcate. pronged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forked. difficult. cracked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin ikiye ayrılıp çatal olması. Çatal olan şeyin hali, çatallanma. Ar. teşâ’ub: Yolun çatallığı. 2. mec. Kargaşalık. Ar. meşkûkiyyet, teşevvüş: Meselenin çatallığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Celâllenmiş kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün veya suni ipekten yapılmış desenli ve düz dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cırdaval denilen uzun ciritle silâhlı (asker).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmesidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmemesi, gizlenmesidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). koralina, bir çeşit deniz yosunu; (s). mercandan, mercana benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). mercanın tek polipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kristal gibi, parlak, temiz, şeffaf; billurdan yapılmış, kristal halinde. crystalline aggregate (jeol). granit taşında olduğu gibi bir arada bulunan karışık kristaller. crystalline lens (anat). göz merceği, lens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). billurlaştırmak billurlaşmak, kristal şekline koymak, kristal haline gelmek; belli olmak, sabit olmak; belirli bir şekil vermek veya almak; şekerle kaplamak; (çelik) müteaddit gerilmeler ile mikrostrüktürünü değiştirmek. crystalliza'tion (i). billu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalları olan: Dallı ağaç. Dallı, budaklı = Dalları ve budakları çok. Ar. müteşâib. mec. Müşkül iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branched. furcate. ramose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oynaşma, eğlenme cilveleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kız öğretmen okulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Erkek öğretmen okulu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالمعلمات] kız öğretmen okulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالمعلمين] erkek öğretmen okulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tellâllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturalness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturalness tabiilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensuality. sensibility. romanticism. emotionality. sensuousness. sentiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensibility. sensuality. sentimentality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentimentality. being emotional. psychographics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Akalliyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقليت] azınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanılabilir, hataya düşebilir,yanlış olabilir. fallibil'ity (i). yanılma payı. fal'libly (z). yanılarak, hata ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i hareketli bir dans; bu dansın müziği galliass bak galleass

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s Galya ile ilgili; Fransa'ya ait Gallican s Galya veya Fransa'ya ait; Fransız Katolik kilisesine an Gallicism i Fransızcaya mahsus veya Fransızcadan alın mış terim Gallicise f Fransızlaştırmak, Fransızlaşmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, çog gen saka bol çorap veya pantolon; getir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i karmakarışık şey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s tavuk cin sinden gaIliot bak galiot

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Gelibolu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i eczacıların kullandlğı ufak toprak merhem kavanozu; bak galipot

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kim galyum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f gezip tozmak, zevk peşinde koşmak, gününü gün etmeye bak mak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölü yıkama işi: Gassallık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. halliyye). Fennî meselelerin halline ait: Hendese-i halliye = Tahlilî hendese, Fr. geometrie analytique.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) halyard.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T ). Daha iyice: İç güveyisinden hallice.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) kandilisa, abli, çördek, bazı yelken ve serenleri veya bayrağı yerine kaldıran halat .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamal iş ve sıfatı, mec. Kaba iş, fikir ve hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a porter. hard work. toiling and slaving. unnecessary burden. portage. porterage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gawkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness. coarseness. bulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zevce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evlenmesi helâl olan, şer’an evlenilebilen. Helâlliğe almak = Evlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Hakkını helâl etmesini dilemek» mânâsındaki «helâllik dilemek» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هيئت معلمين] öğretmenler kurulu

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Talihi uygun, bahtı açık, işleri yolunda.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanılmaz, şaşmaz, hata yapmaz. infallibil'ity i. yanılmazlık. infal'libly z. yanılmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middleman's business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz hekimliği, göz hastalıklarına mahsus doktorluk: Kehhâllık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Çok ince bir boru, bir sıvıya daldırıldığı zaman, bu sıvı, boruyu ıslatıp ıslatmadığına göre, boru içine geçen sıvının üst yüzü dıştaki sıvının sathından ya daha yukarıda ve çukur veya daha aşağıda ve tümsek bir durum alır; sıvıların denge prensiplerine aykırı olan bu hususuiyete kılcallık denir. Lambalarda petrolün fitilde yükselmesi, süngerin suyu çekmesi, birer kılcallık hadisesidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capillarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice-admiralty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hıristiyan hükümdarlığı, hükümdarlık hâl ve sıfatı: İsveç hükümdarı krallık unvanını hâizdir. 2. Bir kralın idaresinde bulunan ülke, krallık unvanıyla idâre olunan devlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regal. kingship. kingdom. the crown. royalty. realm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown. kingdom. realm. royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingdom. kingship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Kaideye uygun. 2. (gramer). Belli bir kaideye göre yapılmış, kıyasî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which conforms to a rule regular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiness. sanctity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiness. sanctity. sacredness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mahalliyye). Bir mahalle, bir yere mahsus, yerli, bir yerin malı veya mahsûlü olan. Hükûmet-i mahalliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local. endemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محلی] yerel. 2.yerli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local administration. local government. local administrative. municipal / local / city administration. municipal corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local administration. local government. local administrative. municipal / local / city administration. municipal corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محليه] yerel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orgeneralliğin üstündeki son askerî rütbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mazgal denilen ve içerden dışarıya kurşun atıp dışardan kurşun gelmesine pek müsait olmayan dar delikleri olan: Mazgallı duvar, eski derebeyleri şatolarının, kalelerin duvarları mazgallıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük madalya; madalyon, daire içinde kabartma veya resim gibi süs; A.B.D. taksi ehliyeti; ehliyetli taksi şöförü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sıkıntılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendisine uygun olmayan birisiyle evlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. madeni, madene benzer, madenden yapılmış; maden hâsıl eden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. madeni; maden tuzu ile dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uygunsuz izdivaç, yanlış evlilik; uygunsuz bir birlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ilm», «tâlîm» den İf.) (c. muallimîn). 1. Bir şey öğreten, Osm. tâlîm eden. 2. Ders veren, ilim okutan, müderris, hoca, öğretmen: Mektep muallimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A knowledgeable professional who can guide the pilgrim during Hajj Also called a Mutawwif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A knowledgeable professional who can guide the pilgrim during Hajj; also called a Mutawwif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلم] öğretmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلمات] bayan öğretmenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. muallimât). Ders veren kadın, kadın hoca: Ortaokul muallimesi. Dâr-ül-muallimât — Muallime yetiştirmeye mahsus mektep, kız öğretmen okulu (erkek öğretmen okulu: dâr-ül-muallimîn).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلمه] bayan öğretmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلمين] öğretmenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Muallimlik sıfat ve görevi, hocalık, öğreticilik, öğretmenlik: Filân mektepte muallimlik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halâ» dan if.) (mü. muhalliyye). Boşaltan, tahliye eden. (fizik) Muhailiyyet’ül-havâ = Bir kabın içinden havayı boşaltmaya mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hail» den İf.) (mü. muhallile). 1. Tahlil eden, kimyada mürekkep bir cismi basitlerine ayıran. 2. Haram bir şeyi helâl eden (bu mânâ ile üç boşama ile boşanmış bir kadını kocasının tekrar alabilmesi için muvazaa şeklinde nikâh edip hemen boşayen erkeğe de denir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محلل] hülleci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halâs» dan if.) (mü. muhallise). Kurtaran, tahlîs eden, kurtarıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den if.) (mü. mukallibe). Kalbeden, başka kalıba sokan, değiştiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mukallit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقلد] taklitçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mukallidlikle, taklid ederek, taklitçiye yakışır şekilde: Bir tavr-ı mukallidâne ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUKALLİD) (i. A. «kalb» den if.) (mü. mukallide). 1. Taklid eden, bir şeyin aynını yapmaya çalışan: O şâir Nef’İ’nin mukallididir. 2. Birinin tavırlarının aynını yaparak veya onun gibi söyleyerek maskaralık eden ve bu işiyle herkesi eğlendiren: O, mukallit bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mukallit, taklitçi insanın hâli ve işi, taklit, taklitçilik: Mukallitlik o adama vergidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salât» tan if). Namazını terketmeyen, beş vakit namaz kılan, dindâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb» den if.) (mü. mutasallibe). 1. Sertleşmiş, katılaşmış: Cism-i mutasallib. 2. mec. Salâbeti olan, metin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salt» tan if.) (mü. mutasallıta). Çatan, sataşan, musallat olan, zorba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zili» den if.) (mü. mutazallile). Gölgede bulunan, gölgeli: İki taraftan ağaçlarla mutazallil bir cadde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zulm» den if.) (mü. mutazallime). Kendisine olunan zulüm ve haksızlıktan şikâyet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «alâka» dan if.) (mü. müteallika). 1. Asılı, bağlı, münasebetli, mensup. 2. Ait, dair: Bu iş bana müteallik değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

related to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.). Akraba, taallukat, mensuplar: Filânın mütealllkatından bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ilm»den if.) (mü. müteallime) (c. müteallimîn). İlim öğrenen, okuyan, ders alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Zorla, galip gelerek, zorbalıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tâife-i mütegallibe’den kısaltılmış olarak çokluk şeklinde kullanılır). Haksız ve yolsuz kuvvetle hükmetmeye çalışanlar. Zorbalar, derebeyleri: Mütegallibeden bir adam,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huly» den if.) (mü. mütehâlliye). Donanmış, süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «hulk» tan if.) (mü. mütehallika). Tabiatlanmış, iyi, güzel huylar edinmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hail» den if.) (mü. mütehallile). 1. Erimiş. 2. Çözülmüş, sökülmüş. 3. (kimya) Mürekkep olan bazı cisimler birbirinden ayrılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hllm» den if. (mü. mütehallime). Yalandan yumuşaklık, uysallık gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûs» tan if.) (mü. mütehalllse). 1. Kurtulmuş, halas bulmuş. 2. Mahlası olan, şiirde kullanılan bir mahlası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kılâde» den İf.) (mü. mütekallide). 1. Boyna takan. 2. Kuşanan, beline bağlayan. Mütekailid-i seyf = Kılıç kuşanmış. 3. mec. Üstüne alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kulûs» tan if.). Takallüs eden, gerilen, kasılan, kasılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعلق] ilgili, ilişkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعلم] öğrenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متغلب] zorba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normalcy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normalcy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle-class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle-class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hafifletmek (hastalık, zorluk), teskin etmek, yatıştırmak; (kaba hat veya hakareti) mazur göstermek. palliation i. özür; hafifletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hafifletici; özür kabilinden; i. hafifletici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solgun, benzi atmış, sararmış, silik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money paid for the goodwill of a business. goodwill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.erkeklik uzvuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. penisle sembolize edilen doğanın verimliliğine tapınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pırnarlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. erimiş magmadan kristalleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. su tavuğuna benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. su tavuğuna özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) haylaz kimse, çapkın kimse, serseri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ABD, (k.dili) gerçek hayata dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearded. with a beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearded. whiskered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sal gibi yayvan ve açık: sallı bina. 2. Sal gibi esner ve eni ne, boyuna büyük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeşil soğan; pırasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damızlık at, aygır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerin ayrıldığı dört şubeden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halâvet ve hulvân» dan). Donatma, süsleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halâ» dan masdar). Tenhaya çekilme, yalnız kalma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seesaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seesaw. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevilerin bilhassa ibadet zamanında kullandıkları atkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk ağzında: tellallık). Tellâl hâl, sıfat ve vazifesi: Tellâllık ediyor, (bk.) Tellâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a town crier. hawker. brokerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Meksikalılara özgü ve kesik piramit şeklinde tapınak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) talyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ayağın diğerinden kısa veya sakat olması, aksaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior rear admiralship. commodorship. rear admiralship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier generalty. brigadier generalship. brigadiership. air commodorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutkal sürülmüş, tutkalla yapıştırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uysal olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenability amenableness. good feeling. flexibility. resignation. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bîçare. 2. Miskin, Aciz, İktidarsız, (bk.) Zeval.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miserable. nebbish. piteous. pitiable. pitiful. poor. poverty-stricken. sorry. wretched. nebbish. poor thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. wretched. miserable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. miserable. pitiful. helpless. powerless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Poorman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Poor Woman ! Poord kid ! Poor thing. unfortunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by