Alo ne demek? | Alo anlamı nedir? | Alo

Alo anlamı nedir?

Alo ne demek?

Alo anlamı nedir?

Alo | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: alo

Türkçe Sözlük

(I ince söylenir). Telefon konuşmalarında dikkati çekmek için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello. hello!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ATO-AUSTRAC Liaison Officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At Least Once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alumina Oxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i,) (zool) kabuklu bir deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başsız, reissiz; (zool). asefala sınıfından; (bot). başsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). pahasına göre, kıymeti üzerinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). striknin ve morfin gibi kuvvetli ve tehlikeli bir grup ilâçlardan her biri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Hususiyetleri alkalileri andıran organik madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.), (bk.) Alkalimetre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarısabır, ödağacı, (bot). Aloexylon agallocum. aloeswood (i). kartal ağacı, (bot). Aquilaria agallocha. American aloe agave, sabır ağacı, süreyya, (bot) Agave americana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yukarı, yukarıya yukarda; (den). yukarda, armada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. allogamie

bit. b. tozlaşma

Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb).. konuşamazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., Hawaii Hoş geldiniz; Allaha ısmarladık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). yalnız tek başına. Iet alone kendi haline bırakmak, meşgul olmamak, karışmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat boyunca, müddetince; yanı sıra, yakın. alongside (z)., edat yanına , yanında, bordasında, bordasına. alongshore (z). kıyı boyunca. along about esnasında, sularında. be along varmak, vasıl olmak. all along öteden beri; hep böyle, h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). soğuk (davranış), uzak, uzakta, ayrı, açıkta. aloofness (i). uzaklık, kendini uzak tutma, araya mesafe koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Kim.). Kimya bakımından bir değişiklik olmadığı halde bir cismin ayrı hususiyetler göstermesi hali: Kırmızı ve beyaz fosfor arasında, birleşim farkı yoktur. Buna rağmen renklerinin ayrı oluşu bir alotropi halidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Alotropiden ileri gelen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yüksek sesle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (jeol). badem gibi tanelerle dolu bir çeşit taS; (s). badem Seklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogue. analogous. analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Analog refers to electronic transmission accomplished by adding signals of varying frequency or amplitude to carrier waves of a given frequency of alternating electromagnetic current Broadcast and phone transmission have conventionally used analog technol

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mode of transmission in which information is represented by a continuously variable electrical signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Describes any device that represents changing values by a continuously variable physical property such as voltage in a circuit, fluid pressure, liquid level, and son on An analog device can handle an infinite number of values within its range By contrast,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information presented in the form of a continuously varying signal See Digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A continuously varying electronic signal Audio and video analog signals stored on tape deteriorate with each copy or generation In contrast see digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The simple way to transmit speech, which is translated into electronic signals of different frequency and/or amplitude The first networks for mobile phones, as well as broadcast transmissions, were analog Due to being longer established in some countries,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adjective referring to the use of information in a continuous, rather than discrete , form For example, an analog telephone transmits and receives voice as a continuous voltage wave form See Digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information represented continuously Because computers require digital information, analog-to-digital converters are available to 'condition' analog data before it is sent to a computer A watch with hands is usually analog One with only numbers is digital

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic signals based on a variable that move up and down continuously and are found in products such as analog radios and clocks Analog products are not as common as digital because the mathematical description is more complex, as opposed to digital s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A format in which information is transmitted by modulating a continuous signal, such as a radio wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to continuous values As opposed to digital or discrete quantities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The traditional method of modulating radio signals so that they can carry information AM and FM are the two most common methods of analog modulation Is a Circuit-Switched system that divides geographic areas into small areas called cells A cellular tower

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A way of sending data in which the signal is similar, or analogous, to the original signal Analog signals are continuos expressions of electricity, as opposed to digital signals in which there is an alternating absence and presence of signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is the traditional method of telecommunications A transmission method employing a continuous electrical signal that varies in amplitude or frequency in response to changes in sound impressed on a transducer in the sending device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As used in the National Ocean Service, a continuous measurement or a continuous graphic display of data See ADR gauge and marigram. is a continuous signal that constantly varies In contrast, digital transmission has specific intervals or values that are u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In sound system applications, an analog electrical signal represents the measured sound level in its exact continuous form Likewise, an analog device is an electronic device that processes analog signals in their continuous form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An analog voltage or signal refers to the continuous nature of valid voltage potentials in analog circuits An analogy of the difference between digital and analog signals is like the difference between real numbers and integers; real numbers are continuou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In telecommunications, analog refers to a transmission standard that uses variable frequencies and amplitudes of electrical impulses to emulate the audio wave form of sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The transmission of sound and visual information in the form of waves in the frequency spectrum For example, in an analog telephone transmission the human voice is transmitted as sound waves that can be detected by the ear 'Analog' transmission is now bei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method that uses variations in frequency to carry signals Analog means 'analagous' or 'copy of' Analog technology transmits voice signals in the form of electrical signals whose frequency and amplitude are proportional to the vibrations in the voice Tra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quantities or representations that are variable over a continuous range such as output of an amplitude-modulated, single-sideband transmitter The amplitude as such a signal fluctuates over a continuous range from zero to the maximum, or peak, output.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A transmission mode in which data is represented by a continuously varying electrical signal. something having the property of being analogous to something else. of a circuit or device having an output that is proportional to the input; 'analogue device';

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogical , analogous , analogue , analog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir HD15 konektör kullanılarak PC’den standart çıkış

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukayese edilebilen herhangi bir şey, benzeyen herhangi bir şey. analog computer aralıksız olarak, ortaya konulan problemin değerlerine benzer nicelikler (gerilim, direnç v.b.) veren elektronik hesap makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıyaslanabilen,münasebeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). benzer, paralel, muvazi; (biyol). kuş ve böcek kanatları gibi aynı vazifeyi gören analogously (z). benzer şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). benzerlik, benzeşme; karşılaştırma, mukayese, kıyas; benzeyen şey. analogous (s) benzer, paralel, muvazi; (biyol). kuş ve böcek kanatları gibi aynı vazifeyi gören. analogously (z). benzer şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kural dışı, kaidelere uymayan, istisna teşkil eden; tabiR olmayan , anormal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapraksız (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Avustralya'nın asıl yerlilerine ait veya benzeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kil). kendi kendini idare eden, müstakil, başına buyruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lise tahsilinden sonra sınavla kazanılan olgunluk. Olgunluk imtihanı ve diploması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(it.). 1. Alafranga raks: Balo oynamak. 2. Eğlenmek üzere yapılan umumî veya hususî içtima ve bunun için olunan davet ve eğlence: Bu akşam filan yerde balo vardır, baloya gitmek. Balo vermek = Balo eğlencesi tertip edip davet etmek. Maskeli balo = Davetlilerin yüzleri maskeli gitmeye mecbur oldukları balo, toplantı. Açık balo = Maskesiz gidileni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball. dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball. dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. ballon). 1. Havadan hafif bir gaz kuvvetiyle havada yukarıya kalkan taşıt ki, gazı içine alan büyük ve hafif bir mahfaza ile ona bağlı, adamların oturmasına mahsus sandal gibi bir sepetten mürekkeptir. Osm. sefinetül-havâ. 2. Çocuk oyuncağı olarak gazla dolu, havada durur lastikten top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balloon. aerostat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balloon. bubble. lie. empty words. balloon. retort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balloon. retort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balloon tyre. baloon tire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balon kullanan, balonla uçan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balon yapan ve kullananın sanatı. Balonla uçmak işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo saçma sey; bir cins salam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir seçimde herhangi bir adayın oyların mutlak çoğunluğunu alamaması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden ayak takımının eğlenmek için gittiği içkili, danslı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birtakım çiçeklerin içinde bulunan ve bal yapmak için arılar tarafından emilen tatlı sıvı, nektar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting room. waiting hall. entry hall. lobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. iki başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poolroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poolroom. billiard saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. iki taç yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içinde çeşitli etler bulunan iri bir cins salam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. birkaç cins yaban sığırı; kara sığır, zool. Bos bubalus; f. gözdağı vermek. buffalo grass boğa otu. buffalo moth bir cins bokböceği tırtılı. buffalo robe bizon derisinden yapılmış diz örtüsü. bull buffalo kara boğa. water buffalo manda, dombay, cam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bungalow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bungalow. chalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek katlı ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit balina, kadırga balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «cadı» dan). Ağız kalabalığı ile herkesi susturup haksız yere hak kazanan, şarlatan: Pek cadaloz adam, cadaloz karı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. shrew. vixen. old trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irascible / shrewish woman. nagging woman. hag. harridan. shrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kalabalığı ile haksız yere hak kazanma ve sözünü geçirip nüfuzunu yürütme, şarlatanlık: O, ancak cadalozlukla iş görmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl taşlarından ibaret mermi atan bir çeşit top.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ecza). tatlı süIümen, kalomel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ısı, hararet; eski fizik kuramlarına göre ısı maddesi; (s). ısıya ait, ısıyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalori, Isı birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ısı meydana getiren, ısıtıcı. calorifica'tion (i). ısıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ısıölçer, kalorimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalot, Katolik papazlarınınkine benzer başın yalnız tepe kısmını örten takke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kantalup kavunu, üstünde dilim çizgileri olan çok lezzetli küçük bir kavun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). katalog yapmak, kataloğunu hazırlamak; bir kitap hakkında bibliyografik veya teknik bilgi vermek; kitabı tanltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katalog, alfabe sırasına göre yapılmış eşya listesi. cataloger, catalogist (i). katalog şeklinde düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harpsichord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).çembalo, piyanoya benzer bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kefalonya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kafadanbacaklı. Cephalopoda (i)., (çoğ)., (zool)., kafadanbacaklılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kabuklular ve örümcek gibi eklembacaklılarda baş ve göğüs kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başlı, kafası olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük horoz; büyüklük taslamaya özenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). On Emir, Evamir-i Aşere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diyalog; karşılıklı konuşma ve tartışma; diyalog tarzında edebi eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). ara beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ultra gerçekçi surround için stereo müzik kaynaklarından ses çalma. Sony’den Dijital Konser Salonu bir konser salonunda bulacağınız akustik türünü oturma odanıza taşır. Daha zengin müzik çalma için gelişmiş DSP teknolojisini kullanarak ses ekosu ekleyerek her bir enstrümanın sıcaklığını yakalayan benzersiz bir üç boyutlu ses alanı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Piyes, roman, hikâye gibi eserlerde iki yahut daha fazla kimsenin konuşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialog. dialogue. script. duologue. colloquy. interlocution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialogue. dialog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyin, dimağ, ansefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) shallot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard. exemplar. model (for defining a weight or measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Büyük su vesaire şişesi. 2. 277 pus3 olan sıvı ölçüsü. 3. (denizcilik) Uç veya dört güverteli eski bir çeşit harp gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallon. container for gasoline. gas can. tank car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of lively dance, in 2-4 time; also, the music to the dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fast 19th-century ballroom dance in 2/4 time, used frequently by the Strauss family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hungary seems to take credit as the birthplace of the Galop It was an old time dance, often introduced at the Country dances or following a Volte and Contra Danse as a contrast to their slow and somewhat monotonous steps In 2/4 time, it was a springy step

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually done with partner, slide one foot forward bring other foot up in a scissor action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i süratli bir dans, galop dansı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z bol bol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaloş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overshoe. rubbers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galosh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galosh. overshoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kaloş, kısa çizme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soy veya şecereye ait, şecereli. genealogical tree şecere. genealogically z. nesep şeceresi bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nesep, şecere, silsile, soy; nesep tetkiki. genealogist i. nesep mütehassısı, şecereci. genealogize f. nesep tetkiki ile meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yatay bir direkten aşağıya doğru asılan bir çeşit bayrak. gon falonier' (i.) bu bayrağı taşıyan adam; orta çağda İtalya'da yüksek bir rütbe .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty parlour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. los, loes) hale, ağıl, ışık halkası; (güz.) (san.) azizlerin başı etrafına konulan hale; şeref nuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (kim.) halojenli, halojenimsi; (i.) bir halojenle meydana gelen tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Tuz veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kimyasal yapı açısından benzerlik gösteren ve hepsi çok çabuk tepkimeye giren, kimi zaman bilinen en zehirli kimyasallar olan klorine hidrokarbonlar ve sentetik organik kimyasallar gibi yeni bileşenler oluşturan ve beş elementten oluşan grup. Florin, klorin, bromin, iyot ve astatin bu gruba dahildir. Bir veya birden fazla hidrojen atomunun yerine halojen atomun geçtiği bileşiklere halojenleşti denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halogene. halogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) halojen, tuzveren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürültü, velvele, yaygara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cam gibi şeffaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. beyinde su toplanmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo külüstür otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), Fr. Venedik usulü pancur, jaluzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıskanç, günücü, hasetçi; aşırı titiz. jealously z. kıskançlıkla, hasetle. jealousy i. kıskançlık, günü, haset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audience chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu deneyi ilk olarak ABD Caiifornia’da Larry Walters, bildiğimiz çocuklar için olan uçan balonlarla değil meteoroloji balonları ile yapmıştır. Larry 42 tane balonu kendine bağlamış, kendisi de alimünyum bir sandalyeye oturmuş, emniyet olsun diye de yere bir halatla bağlanmış.

Tam yükselmeye başlarken yere bağlı halat kopmuş ve kontrolsuz bir şekilde 5 bin metreye kadar yükselmiş. Bundan sonra yanında bulunan tabanca ile yüksekliği kontrol için balonları tek tek patlatmaya başlamış. Bu arada yanında bulunan telsizle yakından geçebilecek uçakları ikaz etmeyi de ihmal etmemiş.

Balonları tek tek patlatarak inerken biraz da şanssızlığından, balonları bağlayan teller elektrik hatlarına takılmış ama sonunda yere sağ salim inmeyi başarmış. Bu üstün başarısından dolayı takdir bekleyen Larry’e ulusal havacılık kurallarını ihlal etti diye ilgililer çok kızmışlar ve cezalandırmaya karar vermişler. Bu hikayenin gerisi bilinmiyor ama biz hesap yolu ile kaç uçan balon bir insanın ayağını yerden kesebilir bulabiliriz. Bir litre helyum 0,18 gramdır. Bir litre hava l gramdır diye bilinir ama onun yüzde 80’inin nitrojen olduğunu düşünürsek bir litre hava, hemen hemen saf nitrojen kadar yani 1,25 gramdır diyebiliriz. Yani bir litre helyum, bir litre havadan yaklaşık l gram daha hafiftir.

30 santimetre çapındaki bir balonu tam küresel düşünüp hacmini hesap edersek 14.137 santimetreküp yani 14 litre eder. Helyumun bir litresi havadan l gram hafif olduğuna göre bu balon ucuna bağlanan 14 gram ağırlığı havaya kaldırabilir (balonun kendi ağırlığı ve ip ihmal edilerek).

Diyelim ki çocuğunuz 30 kilogram ağırlığında. Her biri 14 gram kaldırma gücündeki balonlardan 2.150 tanesini alıp eline verirseniz, bir anda yanınızdan kaybolup havalandığını görebilirsiniz, tabii teorik olarak.

Eğer daha büyük, 3 metre çapında bir kaç balon bulabilir ve helyumla şişirebilirseniz 55 kilogram ağırlığındaki eşinizi kaldırmaya 4 tanesi yetecektir.

30 metre çapındaki bir balon ise 14 ton ağırlığı kaldırabilir. Bu nedenle balon, zeplin türü hava araçlarının hacimleri çok büyüktür. Aslında bir litresinin ağırlığı 0,09 gram olan hidrojen bu işler için idealdir ama çok yanıcıdır, en ufak bir kıvılcım, patlamasına neden olabilir.

Hindenburg zeplininin bu nedenle başına gelenlerden dolayı zeplinle yolculuk tarihe karışmıştır. Helyum gazı kullanılarak tekrar eski günlerine dönmesi ümitle beklenmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Demir üzerinde bulunan gemilerin zincirinin denizde bulunan kısmı. Kaloma vermek = Demirin zincirini koyuvermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Tıpta kullanılan zehirli cıva birleşimi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calomel

kim. tatlı sülümen

Cıva birleşimlerinden, hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. L. fizik). 1. Bir kilogram suyun sıcaklığını bir derece yükseltmek için gereken ısı miktarı. Isı birimi kaloridir. Besinlerin, vücutta yanarak sıcaklık ve kuvvet sağlama değerleri kalori ile ölçülür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorie. calory. therm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.r). Merkez ve depo durumunda olan bir kazandan çıkan sıcak su, hava, yahut buharı, borularla bir binanın yahut taşıtın içinde dolaştırmak suretiyle ısıtan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater. central heating. radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator. central heating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

central heating. central heating unit. furnace. central heating system. radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnace room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler of a central heating unit. furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalorifer tertibatı yapan yahut kaloriferi yakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. fizik). Isı ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calorimètre

fiz. ısıölçer

Cisimlerin ısınma ısısını ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calorimétrie

fiz. ısı ölçümü

Çeşitli olaylar sırasında açığa çıkan, ısı miktarının ölçülmesini konu alan fizik dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. galoche). Eskiden ayakkabıları çamurdan muhafaza için üstten giyilen kundura (Fransızca’da başlıca lâstiklere denildiği halde bizde yalnız kunduracı işi olan . dikişlilerine denilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kartlaşmış, yaşı geçkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sperm whale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Belli bir tertibe göre yapılmış eşya listesi: Kitap kataloğu. Otomobil kataloğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. catalog. beadroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalog. catalogue. catalog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue , catalog , newsletter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .bin kalori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy-dress ball. costume ball. fancy dress ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(peucedanum ostruthium): Dantela gibi güzel yeşil yapraklı bir bitkidir. Çiçekleri pembe ve beyaz renkte olup, dallarının ucuna toplanmıştır. Yaprakları ilkbahar, kökü ise sonbahar aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser. Kanı temizler. Damar sertliği ve nikriste faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Billûra benzeyen, billOrî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ödagacı, Hint ödağacı, botı Aquilaria agallocha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dişçi alt ve üst dişlerin kusurlu kapanlşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fena kokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Menekşe çiçeği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanat ilminin memeliler dalı. mammalogist i. memeliler uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. muskellunge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. büyük kafalılık. megalocephal'ic, megalo ceph'alous s., tıb. büyük kafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomaniac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomaniac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Büyüklük, kendini büyük görme hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mégalomani

tıp büyüklük hastalığı

Kendini olduğundan daha büyük ve önemli görme, gösterme hastalığı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. büyüklük kuruntusu, megalomani. mega lomaniac i. büyüklük veya büyük şeyler delisi, megaloman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birleşik şehirler, nüfus artışıyle büyük şehirlerin yayılarak birbirine bitişmesiyle meydana gelen yerleşme sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız fosilleri bulunan çok büyük kertenkele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Maden ve maden filizlerinin yüzeylerini, kesitlerini, billûrlaşma özelliklerini inceleyen ilim dalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. ufak kafalı, kafası normalden küçük, mikrosefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. Fr.). Mineralleri inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineralogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineralogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madenler ilmi, mineraloji; mineraloji elkitabı. mineralog'ical s. maden ilmine ait. mineralogist i. madenler ilmi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek başlı, monosefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. bitişik taçyapraklı, simpetal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. göbek; kalkan göbeği; orta yer, merkez. omphalic göbeğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz yele ve kuyruklu altın rengi at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. (argo) beceriksiz boksör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. pantalon). Belden aşağı giyilen ve bacaklar için iki ayrı kısmı olan giyecek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (tiyatro) çağdaş pandomimde soytarının yerini alan ihtiyar bunak adam. pantaloons i. eski moda pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mantığa aykırı düşünüş, yanlış ifade olunan muhakeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. mantık). Muhakemede bilmeyerek düşülen hata, mantığa uymazlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çok taç yaprağı olan (çiçek), polipetal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. salon). 1. Evlerin misafir kabûl etmeye mahsus en büyük ve en güzel odası, başoda, divan, arz odası. 2. Sergi yeri, hususî müze: Resim salonu. Salon adamı = Cemiyet içinde yaşama kaidelerini, görgü kaidelerini lâyıkıyle bilip icra eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room. lounge. sitting room. hall. drawing room. hippodrome. parlor. parlour. salon. saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lounge. parlour. salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An apartment for the reception of company; hence, in the plural, fashionable parties; circles of fashionable society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An apartment for the reception and exhibition of works of art; hence, an annual exhibition of paintings, sculptures, etc., held in Paris by the Society of French Artists; sometimes called the Old Salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room. sitting room. large room used for meetings. parties. exhibitions. drawing room. gallery. lounge. parlour. salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallery where works of art can be displayed. a shop where hairdressers and beauticians work. elegant sitting room where guests are received.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the 18th and 19th centuries, a government-sponsored exhibition named after a room in the Louvre where court painters exhibited their works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Closed body style appellation first used by Cadillac with new 1915 V8 production; Fr word meaning 'lounge' or 'drawing room' In England the equivalent term was 'saloon'; the 'salon' gave way to the 'sedan' in America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The official annual or biannual French art exhibition in nineteenth-century Paris organized by a body of judges who tended to award academic style and subjects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A commercial establishment offering a product or service related to fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reception room or drawing room in a large house Also, the exhibition of work by living painters held in Paris at first biennially and since the mid-eighteenth century annually; so called because it was formerly held in the Salon Carre of the Louvre in P

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing-room , parlor , salon , saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salon, misafir odası; sergi salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransız Krallık Resim ve Heykel Akademisi üyelerinin sergilerine verilen ad. Sözcük, bu sergilerin Louvre`daki Apollon Salonu`nda açılmasından kaynaklanmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man about town. man-about-town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Selanik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. meyhane; ing. bar; büyük salon; galeri; gemi salonu; lokanta. saloon deck gemi salonunun bulunduğu güverte. saloonkeeper i. meyhaneci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik, Fr. chaloupe). Osmanlılar tarafından kullanılan iki direkli hafif tekne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Salak, sersem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaşkınlara hakaret yollu söylenir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rezalet kabilinden, rezilane, kepazece, iftira kabilinden, lekeleyici. scandalously z. rezilcesine. scandalousness i. rezalet, kepazelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibition hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salon. exhibition hall / room showroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolar için analog radyolarda bulunan ayarlama düğmelerine benzer bir ayarlama sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. salya akıtıcı ilâç veya madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slalom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a downhill race over a winding course defined by upright poles race on skis around obstacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of whitewater race in which the paddlers have to pass through gates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A timed snowboard race in which competitors turn around gates set in a particular configuration Slalom competitions demand fast, accurate turning, speed and great balance. a downhill race over a winding course defined by upright poles. race on skis around

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük bayraklarla işaretlenmiş dönemeçli bir inişte yapılan kayak yarışı, slalom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakımsızlık, pislik, miskinlik, sefalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pençe; kilit anahtar yatağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Talon)

Hisse senedinin kuponlarından oluşan kısmına verilen isimdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dram dörtlüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) dört taçyapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Selanik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium. hall. assembly room. meeting room. assembly / meeting hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çiçeği üç yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bazen çocuğa alınan bir uçan balon elinden kaçabilir. Hep beraber havada yükselen balona bakakalınır. Bu balon havada ne kadar yükselecektir acaba?

Uçan balonların doldurma uçları ne kadar iyi bağlanmış olursa olsun, çok az da olsa hava daha doğrusu helyum kaçırırlar. Havadan çok daha hafif helyum gazı ile şişirilen bu balonların ağızlarından kaçırdıklarını eve getirdiğimiz ve tavana yapışıkmış gibi havada duran balonun sabah olunca porsuyup yere inmiş olduğunu görünce anlarız.

Balonun ağzının ideal bir biçimde bağlanmış olduğunu kabul etsek bile havada yükselebileceği mesafe yine de sınırlıdır. Yükseldikçe hava basıncı azaldığından ve balonun iç basıncı dışındakinden daha yüksek kaldığından balon yükseldikçe şişmeye başlar. Sonunda balonun yapıldığı malzemeye, hacmine ve malzemenin kalınlığına bağlı olarak belirli bir yükseklikte patlar.

Küçük uçan balonlar en çok 10 bin metreye, sepetinde insan taşıyan büyük balonlar 30 bin metreye, bilim insanları tarafından içinde ölçüm aletleriyle birlikte yollanan araştırma balonları da 40 bin metreye kadar yükselebilirler.

Balonların belirli yükseklikte dış basıncın azlığına dayanamayıp patlamalarından bazı bilimsel gözlemlerde de faydalanılır. Hava tahmin balonlarına bağlı hava sıcaklığını, basıncını ve nem oranını ölçen aletler vardır. Bu balonlar yaklaşık 30 bin metre yükseklikte patlayacak şekilde yapılmışlardır. Aletler açılan bir paraşütle yere yumuşak iniş yaparlar. Hem üzerlerindeki değerler kaydedilir hem de oldukça pahalı olan bu ölçüm aletlerinin tekrar kullanılabilmeleri sağlanır.

Bu ölçüm aletleri bir tarlanın ortasına, bir ağacın tepesine veya bir vadi yatağına da düşebilirler. Onları bulanların ilgili makamlara götürmeleri artık aletlerin ne olduklarını anlamalarına veya insaflarına kalmıştır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Arnavutluk'ta Avlonya şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşe palamudu, sepicilikte kullanılan palamut. valonia oak pelit ağacı, bot. Quercus macrolepis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. valeur

1. değer, 2. geçerlik, 3. dil b. anlam

1. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, kıymet, paha. 2. Yürürlükte olma, değerini sürdürme durumu. 3. Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbers. value date. official date when money is transferred. becomes good funds to the depositor. valuta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Value Date)

İşlem sonucu oluşan yükümlülüklerin yerine getirildiği, başka bir ifade ile menkul kıymet ve nakdin el değiştirdiği (takas) tarihtir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

Bir tonun göreceli şiddeti veya bir tona ait kuvvet. Bir tondaki ışık ve gölgelerin derecesinin getirdiği fark. Renklerin içlerindeki siyah ve beyaz ile ilgilerinden doğan koyu-açık farklarına, değerlerine renklerin valörleri denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yiğitlik, cesaret, mertlik, bahadırlık, kahramanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümetçe fiyat tespiti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hükümetçe fiyat tespit etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yiğit, cesur. valorously z. yiğitçe. valorousness i. yiğitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gayretli kimse ; aşırı partizan kimse; b.h. Roma hakimiyetime karşı ayaklanmış Musevi partizan.zealotry i. partizanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayretli, hareketli.zealously z. gayretle, şevkle. zealousness i. gayret, şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by